Boris Manev, Epson Europe Kurumsal Sürdürülebilirlik Direktörü oldu

0

Epson Europe, Kurumsal Sürdürülebilirlik Direktörü olarak Boris Manev’in atandığını duyurdu. Tüm dünyada Çevresel Vizyon 2050 ile karbon negatif olarak yeraltı kaynaklarından bağımsız hale gelmeyi taahhüt eden Epson, Avrupa’da Boris Manev ile birlikte sürdürülebilirlik dönüşümünü hızlandıracak.

Boris Manev, Epson‘a 2011 yılında bir çevre uzmanı olarak katıldı ve 2018 yılında Epson EMEAR için Sürdürülebilirlik ve Hükümet İlişkileri Başkanı olarak atandı. Epson’a katılmadan önce, AB’de sürdürülebilir teknolojileri teşvik eden Norveç merkezli bir çevre STK’sında çalıştı ve Makedonya’da gençlerin sürdürülebilirlik konusundaki farkındalığını artırmayı amaçlayan bir çevre gençlik hareketi ve STK kurdu.

Boris Manev atama hakkında şöyle konuştu: “Epson, enerji verimli, kompakt ve hassas ürünleri üretme konusundaki uzun geçmişe sahip ve şimdi sürdürülebilir teknolojinin lideri olarak tanınıyor. İşletmemizin tüm alanlarında sürdürülebilirlik yolculuğumuza daha da hız kazandırmayı, özellikle 2050 çevresel vizyonumuzu karbon azaltma yönünde bir gerçeklik haline getirmeyi ve ürün ve hizmetlerimizin sürdürülebilirlik değer önerisini iletmeyi dört gözle bekliyorum. Epson’da harika, özverili, tutkulu ve yüksek nitelikli bir sürdürülebilirlik ekibimiz var ve Avrupa genelinde hizmet verdiğimiz topluluklarda ve toplumlarda yaşam kalitesini artıran daha sürdürülebilir teknoloji sunmak için birlikte çalışırken birbirimizin becerilerini kullanmayı bekliyorum. Özellikle kârın ve sürdürülebilirliğin karşılıklı olarak iç içe geçebileceğini ve kısa vadeli ekonomilerin sürdürülebilirlik hedeflerini desteklemek için sürdürülebilirliği kurumsal iş modelleri ve programlarına entegre ederek nasıl hizalanabileceğini göstermeye hevesliyim.”

Boris Manev, Amerikan Üniversitesi’nden Uluslararası Ekonomi ve Uluslararası İletişim lisans derecesine ve Amsterdam’daki Vrije Üniversitesi’nden Çevre ve Kaynak Yönetimi yüksek lisans derecesine sahip. İş dışında ilgi alanları arasında geleneksel karate, crossfit, dağcılık ve kayak bulunuyor.

Ovesis, unicorn olmayı hedefliyor!

Metaverse teknolojisi, geçtiğimiz yıl beklediği ilgiyi göremese de 2024’ün öne çıkan kavramları arasında yerini aldı. Güncel araştırmalar, metaverse’ün 2030’a kadar 700 ila 900 milyar dolar arasında bir pazar büyüklüğüne ulaşacağını gösterse de, teknolojinin ölçeklenebilmesi için en az 5 yıla ihtiyaç olduğunu ortaya koydu.

Metaverse teknolojisi, 2023’te yapay zeka rüzgarının etkisiyle beklediği ilgiyi göremese de, 2024 itibarıyla iş dünyasının gündeminde yeniden yerini aldı. Araştırma ve danışmanlık şirketi Bain & Company tarafından yürütülen tahminler, metaverse pazarının 2030’a kadar 700 ila 900 milyar dolarlık bir büyüklüğe ulaşacağını gösterdi. Yeni bir internet ve etkileşim biçimini tanımlayan metaverse teknolojisinin potansiyeline inanan ve 2017’den bu yana artırılmış gerçeklik (AR), sanal gerçeklik (VR) ve metaverse teknolojileri geliştiren Ovesis, 2024 itibarıyla Türkiye’deki şirketleri sanal evrene taşıyacak platformu için çalışmaya başladı. 

Konuyla ilgili değerlendirmelerini paylaşan Ovesis CEO’su Eser Memişoğlu, “Metaverse, sürükleyici oyun ve deneyim platformlarıyla ulaştığı yüksek kullanıcı sayılarının etkisiyle 2022’de kazandığı popülariteyi geçtiğimiz yıl kaybetmiş olsa da, gerçek dünya senaryoları ortaya çıktıkça yeniden önem kazanacak. Ovesis, Web3 ve metaverse teknolojilerine adım atma konusunda zorlanan şirketler için kolay anlaşılır ve entegre çözümler sunuyor. Özellikle yayında olan Ovesar projesiyle web sitelerine 2 kolay adımda artırılmış gerçeklik desteği veriyor” dedi.

Metaverse’ün ölçeklenmesi için 5-10 yıla ihtiyaç var

Söz konusu araştırmada, metaverse teknolojisinin gelişim süreci, akıllı telefonlar, oyun konsolları, kişisel bilgisayarlar gibi dönemine göre yeni ve benzersiz sayılan teknolojilerin gelişim süreci karşılaştırıldı. Buna göre, metaverse’ün ölçeklenmesinin 5 ila 10 yıl alabileceği öngörüldü. Öte yandan, şirketlerin metaverse’le tanışmak için bu ölçeklenme sürecini beklemesinin, çok geç olabileceği kaydedildi. Yeni teknolojilerin kullanım alanlarının anlaşılmasının, o teknolojiye dair bir kavramsal çerçeve oluşmasının zaman aldığını kaydeden Eser Memişoğlu, “Ovesis olarak 2017’den bu yana AR Mağaza, VR Spor, VR Fuar, VR Konser gibi farklı çözümleri geliştirdik. Bu çözümler, özellikle e-ticaretin son yıllarda yakaladığı ivmenin de etkisiyle, pek çok işletmenin kullanıcı odaklı alışveriş deneyimleri sunmasını sağladı. İnternet sitelerini Ovesis çözümleriyle üç boyutlu bir sanal mağazaya çeviren işletmeler, sanal dünyanın gerçeğe yakın sürükleyici deneyimlerle konser, fuar, spor karşılaşması gibi etkinliklerde de kullanılabileceğini, üstelik bunun için kendi altyapılarının yeterli olduğunu, büyük ölçekli yatırımlar yapmaya gerek olmadığını keşfetti” ifadelerini kullandı.

Ovesis CEO’su Eser Memişoğlu
Ovesis CEO’su Eser Memişoğlu

2017’den bu yana bu alanda faaliyet gösteriyor 

Aynı zamanda Türkiye Metaverse Platformu’nun da kurucularından olan Eser Memişoğlu, “Meta, 2016’da Oculus VR gözlüğünü duyurduktan sonra, dünyanın sanal gerçeklik tabanlı ilk fuar alanı VR Fuar çözümümüzü geliştirdik. Savunma, Havacılık, Uzay ve Sanayi Fuarı SAHA Expo kapsamında da kullanılan VR Fuar’ı VR Spor ve VR Konser gibi çözümlerimiz izledi. 2017’den bu yana metaverse’te alışveriş ve yaşam alanları inşa ediyoruz. Bu yolculuğumuz, bugüne kadar yapılmış en güçlü meta evren olan Ovesis Metaverse ile devam ediyor. Mobil cihazlardan, webden ve sanal gerçeklik donanımlarından yararlanılarak, tüm platformlarda erişilebilen Ovesis Metaverse, yepyeni bir sosyalleşme, eğlenme, alışveriş ve ticaret deneyimi sunacak. Kurumsal ihtiyaçlar için özelleştirilebilen, endüstri özelinde uygulamalarla sektörlere uyarlanabilen teknolojilerimiz, Türkiye’yi bir metaverse ülkesi yapacak” diye konuştu.

Türkiye’yi metaverse ekonomisine dönüştürmeyi hedefliyor 

Bugüne dek yürüttükleri Ar-Ge çalışmalarıyla metaverse teknolojisinin temellerini öğrendiklerini ve Türkiye’de metaverse’ün ölçeklenen bir teknoloji olabilmesi için çalıştıklarını kaydeden Ovesis Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Kuzey Çağdaş Eroğlu ise değerlendirmelerini şu ifadelerle sonlandırdı: 

“Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeler, metaverse ekonomisine önem veriyor ve bunu bir ülke politikasına dönüştürüyor. Biz de bu teknolojiye olan inancımızla hem yazılımcı geliştirmek üzere yatırım yaptık, hem de özel şirketleri ve üniversiteleri metaverse kavramıyla tanıştırdık. Şimdi, AR/VR ve metaverse sektörlerindeki bilgi ve deneyimimizle unicorn olma yolculuğuna çıktık. Bu hedefi münferit bir hedeften ziyade, toplumsal bir görev olarak görüyoruz. ‘Meta Dünyadaki Pazaryeriniz’  mottosuyla faaliyet gösteren Ovesis’in esas amacı, Türkiye’yi bir metaverse ekonomisine dönüştürmek, metaverse evreninde başarıya ulaşabilecek, unicorn olabilecek iş modelleri ve bu iş modellerini hayata geçirebilecek iş insanları yetiştirmek.”

Windows 11’i 100 MB’a düşürdüler!

Ne yazık ki, küçültülmüş Windows 11 zar zor çalışıyor ancak yine de çoklu görev yapabiliyor ve Batch komutlarını kısmen destekliyor.

Tiny11 projesiyle Windows 11’in en küçük işlevsel değişikliklerinden birini oluşturduktan sonra NTDEV, son Microsoft işletim sistemiyle farklı bir şey yapmaya çalışıyor. Bir hayran tarafından önerilen bir fikri temel alan geliştirici, Windows 11’i ne kadar küçük ve ön yüklenebilir tutabileceğini öğrenmek istedi.

NTDEV deneylerinin sonucu; boyutu 100 megabayttan küçük bir Windows görüntüsüne sahip, GUI’yi veya diğer herhangi bir grafik öğesini salt metin köklerine geri dönmek için bir kenara atan, zar zor çalışan bir işletim sistemi. Microsoft, Windows 95 ile istem tabanlı paradigmayı emekliye ayırdı; ancak Windows 11, yavaş hareket eden bir metin kabuğuna dönüştürülmüş olsa bile görünüşte hala Windows.

NTDEV, “temel” kullanıcı arayüzü olarak çalışan, minimalist, bağımsız bir Windows Vista (ve daha sonra Windows 7) bileşenleri kümesi oluşturan “MinWin” adlı eski bir Microsoft projesinden ilham aldı. NTDEV yeni moda “NT-DOS” adını verdi. İzleyiciler bu barebone metinsel kabuğun Windows Server’ın en başından beri olması gerektiği gibi olduğunu öne sürdü.

NT-DOS” modu minimal bir kabuğa önyükleme yapar ve yalnızca hızlı komutlarla çalışır. Bazı temel toplu iş dosyalarını desteklemesine rağmen, sadeleştirilmiş işletim sistemi hala Windows ve hatta bazı çoklu görevleri bile sağlayabilir.

NTDEV bir süredir Windows’ta ince ayar yapıyor ve modlama yapıyor. Geliştirici, standart Windows 11 kurulumunu (64 GB) Tiny11 ile yalnızca 2 GB’a sıkıştırdı, işletim sistemini 4 GB’lık bir USB flash sürücüye (Live11) kurdu ve GeForce RTX 3050 GPU’nun çerçeve arabelleğinden çalıştırdı. Winception deneyi, iç içe Windows sanallaştırmasını benzeri görülmemiş sınırlara zorladı.

Tiny11’den farklı olarak NT-DOS’un henüz halka açık bir indirmesi yok. NTDEV blogu, projelerinin Windows işletim sistemi ailesinin en derin işleyişini bilen bir geliştirici tarafından seçildiğini ve “sıkıntıdan yapıldığını” açıklıyor. 

Tiny11 ve Tiny10, NTDEV’in en “kullanıcı dostu” ürünleri ve standart kurulumun “fazlalıkları” olmadan son Windows sürümlerini denemek isteyenler için halka açık indirmelere sahip.

Organize Sanayi Bölgeleri için dijital dönüşüm!

0

KOBİ ve işletmelerin yoğun rekabet ortamında hedeflerine ulaşması için dijital dönüşümlerine öncülük eden Vodafone Business’ın Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kuruluşu ile yaptığı “OSB Dijital Dönüşüm Programı”nda ikinci dönem başlıyor. Yıldız Teknik Üniversitesi iş birliği ile gerçekleşecek eğitimlere, Türkiye’nin 81 ilindeki OSB’lerde faaliyet gösteren şirket, yönetici ve çalışanlarının katılması bekleniyor.

İşletmelerin dijitalleşmesine liderlik etme vizyonuyla faaliyet gösteren Vodafone Business, organize sanayi bölgeleri (OSB) ve orada yer alan şirketlerdeki yönetici ve çalışanların dijital bilgi seviyesini anlamak, güncel dijital gündem hakkında onları bilgilendirmek ve Türkiye’deki organize sanayi bölgeleri genelinde işletmelerin güvenilir danışmanı olmak hedefine kaldığı yerden devam ediyor. Bu hedef doğrultusunda, Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kuruluşu (OSBÜK) ve Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) akademisyenleri ile birlikte “OSB Dijital Dönüşüm Programı” geçen yıl hayata geçirilmişti. Bu program kapsamında, ilk senede 1000 dijital elçi yetiştiren Vodafone Business, programın ikinci döneminin Ocak ayında yeniden başladığını duyurdu. Üç ay sürmesi planlanan eğitimlerin sonrasında ise eğitimi başarıyla tamamlayan katılımcılara YTÜ akademisyenleri ve OSBÜK tarafından sertifikaları takdim edilecek.

Dijital elçi sayısı 2000’e ulaşacak

 Artan rekabet ve dijitalleşme çağında OSB’lerde faaliyet gösteren işletmelerin, yenilikçi teknolojileri iş yapış şekillerine adapte etmesi büyük önem arz ediyor. Bu noktada Vodafone Business da OSB’lerde faaliyet gösteren şirketlerin, OSB Dijital Dönüşüm Programı’yla bu yeni dijitalleşmeye hızlı ve güvenilir bir şekilde uyum sağlamasına öncülük ediyor.

Eğitim programının ikinci döneminde verilecek eğitimlerde, Dijital Dönüşümün Sanayi ve KOBİ’lere etkisi, Dijital Strateji ve Dijital İş Modelleri, Endüstri 4.0, Nesnelerin İnterneti (IoT), Bulut Bilişim ve 5G, Siber Güvenlik, Yapay Zekâ, Makine Öğrenmesi, Derin Öğrenme, Üç Boyutlu Yazıcı, Blok Zincir, Dijital Liderlik, Dijital Kültür ve Dijital Pazarlama gibi konular yer alacak.

Programın yeni döneminde OSB’ler ve kapsamındaki KOBİ ve işletmelerin dijitalde var olmayı öğrenmesi amacıyla; dijital kanalların uygun ve nitelikli olarak kullanılması, nesnelerin interneti, yapay zekâ, bulut uygulamaları, iş sürekliliği ve Endüstri 4.0’a giden yolda dijital altyapının oluşturulması konularında farkındalık yaratılması hedefleniyor. Vodafone Business, Türkiye’nin 81 ilindeki 400 organize sanayi bölgesinde faaliyet gösteren şirket yönetici ve çalışanlarının katılacağı üç ay boyunca sürdürülecek olan eğitimler ile 2024 yılında yaklaşık 500’den fazla KOBİ ve işletmenin yanında 1000 kişinin dijitalleşmesine öncülük etmeye hazırlanıyor. 2023 yılında ilk dönemde 1000 dijital elçi yetiştirilen eğitim programının ardından, bu dönemde de yetiştirilmesi planlanan 1000 kişiyle birlikte, toplamda 2000 dijital elçiye ulaşılması planlanıyor.

OSB’lerdeki işletmelerin dijitalleşme süreçlerinde çözüm ortağı

Tüm işletmelerin dijitalleşmesinde çözüm ortağı olarak yanlarında olmaya devam etmeyi hedeflediklerini aktaran Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Özlem Kestioğlu, dijitalleşme çağında OSB’lerdeki şirketlerin, yenilikçi teknolojileri iş yapış şekillerine adaptasyonunun önemine vurgu yaptı:

“Vodafone Business olarak KOBİ ve işletmelerin güvenilir teknoloji danışmanı olmak için çıktığımız yolda, OSBÜK ve YTÜ akademisyenleri ortaklığında başlattığımız ve ilk dönemini başarıyla tamamladığımız Dijital Dönüşüm Programı’nın devamı için heyecanlıyız. Programımızın ilk döneminde OSB’lerde şirketlerin dijitalleşmesine katkı sağlayarak, işletmelerimizi geleceğe taşımada çözüm ortağı olmuştuk. Bu paralelde Türkiye’nin çeşitli bölgelerindeki OSB’lerde 400’den fazla işletme, bulut teknolojilerinden IoT’ye, Endüstri 4.0’dan 5G’ye kadar uzanan bir skalada birçok inovatif teknolojiyi işine adapte etme konusunda adım attı. Programımızın ikinci dönemindeyse OSB’lerin dijital çağa ayak uydurmasını hızlandırmak ve şirketlerimizi çağın gerekliliğine hazırlamak hedefiyle 1000 kişiye eğitim verirken, 400’ün üzerinde de işletmeye dokunmak istiyoruz. Yeni dönemde hedefimiz, büyük ya da küçük çaplı olması fark etmeksizin OSB’lerdeki tüm işletmelerimizin yanında olabilmek. Vodafone Business olarak OSB’lerde faaliyet gösteren her ölçekteki işletmenin bu yeni dijitalleşme çağına hızlı bir şekilde geçmelerini desteklemeye; şirketlerin daha akıllı, daha hızlı ve daha esnek olmalarına katkı sunmaya devam edeceğiz.”

 OSB’ler Türk sanayisinin dijitalleşmesine liderlik edecek

Türkiye’deki sanayi üretiminin yüzde 45’inin OSB’ler tarafından gerçekleştirildiğinin altını çizen Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kuruluşu (OSBÜK) Başkanı Memiş Kütükcü de planlı sanayileşmede OSB’lerin çok önemli bir rol üstlendiğini vurguladı.

Türkiye’de OSB olmayan il kalmadığının altını çizen Kütükcü, “81 ilimizde toplam 400 organize sanayi bölgemiz var. 67 bin sanayi işletmesinin faaliyet gösterdiği organize sanayi bölgelerimiz, ülkemizin toplam sanayi üretiminin yüzde 45’ini gerçekleştiriyor. Organize sanayi bölgelerimiz 2 milyon 620 bin kişiye de doğrudan istihdam sağlıyor. Türkiye’nin üreten gücü organize sanayi bölgeleri olarak üretiminin yanı sıra, mesleki eğitimden teknolojiye, ihracattan dijitalleşmeye kadar çok geniş bir yelpazede ülkemizin kalkınmasında kritik bir rol üstleniyoruz. Bu noktada dijitalleşme de en önemli çalışma başlıklarımız arasında yer alıyor. OSBÜK olarak devreye aldığımız OSBÜKnet ve yüzde 100 yerli ve milli OSBÜKbulut gibi projelerimizin yanı sıra, Vodafone Business ve Yıldız Teknik Üniversitesi gibi kıymetli kuruluşlarla yaptığımız programlar, bunun bir göstergesi. Beraber hayata geçirdiğimiz “Dijital Dönüşüm Programı” ile de OSB’lerde yer alan şirketlerdeki dijital elçi sayısı 2000’e ulaşacak. Hedefimiz, organize sanayi bölgelerimizin, Türk sanayisinin dijitalleşmesine liderlik etmelerini sağlamak” şeklinde konuştu.

Yıldız Teknik Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Halit Keskin ise gerçekleştirilen iş birliği ile ilgili şunları söyledi:

“Yıldız Teknik Üniversitesi olarak, KOBİ’lerin dijitalleşme yolculuğunu desteklemek için yaratılan “Dijital Dönüşüm Programı”nın ikinci kez bir parçası olmaktan ve akademik anlamda hizmet sunmaktan gurur duyuyoruz. Bu programla, katılımcılarımızın dijital stratejiden üretken yapay zekâya ve dijital pazarlamadan dijital liderliğe kadar uzanan kapsamlı içeriklerle dijital yetkinliklerini geliştirmeyi hedefliyoruz. Dijitalleşme sürecini anlamak ve yönetmek konusunda güçlü bir temel oluşturarak, 1000 kişi ve 400’ün üzerinde işletmenin dijital geleceğini daha verimli ve etkin bir şekilde inşa etmesine katkı sağladığımız için mutluyuz.”

Vision Pro, harici bir bilgisayara ihtiyaç duyacak mı?

0

Vision Pro benzeri pek çok AR ve VR cihazının güç ve bilgi işlem için ayrı bir cihaza ihtiyaç duyması nedeniyle bu sorulması gereken adil bir soru.

Peki Apple Vision Pro nasıl çalışıyor ve onu uzamsal bilgisayar olarak kullanmak için neye ihtiyaç var? İyi haber şu ki, bu 3.500 dolarlık cihaz kutudan çıktığı anda tamamlanmış durumda. Kullanmak için iPhone veya Mac satın almanıza gerek yok. İçinde bir M2 işlemci var, kontroller için el hareketlerini kullanıyor ve işletim sisteminin tamamı bağımsız.

Bu, iki yüksek çözünürlüklü ekranın işlem taleplerini karşılamak için hızlı, ayrı bir grafik kartına sahip bir oyun bilgisayarının performansını gerektiren bazı VR kulaklıklardan farklı. Örneğin Valve Index ve Varjo Aero bilgisayar olmadan çalışmıyor. Qualcomm Snapdragon XR2 Gen 2 yongası gibi düşük güçlü işlemcileri kullanan, Vision Pro ile daha fazla ortak noktaya sahip olan Meta Quest 3 gibi başka bağımsız VR kulaklıklar da var.

Tüm özelliklerin etkinleştirilmesi için çoğu akıllı gözlüğün bir telefona bağlanması gerekiyor. Ray-Ban Meta Akıllı Gözlükler, telefon olmadan da video kaydedebiliyor ancak çağrıları yanıtlamak, görüntüleri aktarmak ve Meta AI kullanmak için bağlanmaları gerekiyor. 

Xreal Air 2 gibi akıllı gözlüklerin, güç ve video sinyali alabilmesi için bir telefona veya başka bir cihaza bağlanması gerekiyor.

Apple Vision Pro

Mac ve Vision Pro

Vision Pro başlı başına tam bir uzamsal bilgisayar ancak macOS’u çalıştırmıyor. Bu, daha hızlı yazmak ve üretkenlik için Mac veya MacBook’unuzu yine de bağlamak isteyebileceğiniz anlamına geliyor. Apple, Mac masaüstünüzü uzak masaüstü uygulaması gibi Vision Pro penceresinde görmenizi sağlıyor. 

Pencereyi yansıtarak onu tamamen kontrol etmenize olanak tanıyor; ancak pencereyi harici bir monitörde olduğu gibi genişletemiyorsunuz. Bir ek not olarak, bunun yerine kablosuz bir Bluetooth klavye bağlamayı da tercih edebilirsiniz.,

Yani Vision Pro’nuzu kullanıyorsanız ve henüz Vision App Store’da bulunmayan bir uygulamayı açmak istiyorsanız, kulaklığınızı takarken bilgisayarınıza bağlanarak uygulamayı kullanmaya devam edebilirsiniz. Bu, kulaklığınızın Mac’iniz aracılığıyla iPhone ve iPad uygulamalarını, yerel Vision uygulamalarını ve macOS uygulamalarını çalıştırabileceği anlamına geliyor.

Başka Apple ürünleriniz varsa Apple ekosisteminin keyfini çıkarmaya bir adım önde başlayabilirsiniz. Vision Pro’nuzu kurduğunuzda tıpkı iPhone veya Mac’te olduğu gibi fotoğraf kitaplığınıza, müzik listelerinize, kişilerinize ve mesajlarınıza erişmek için iCloud’da oturum açabilirsiniz.

Ticaret Bakanlığı’ndan 58 Firmaya 86 Milyon Lira Ceza!

Ticaret Bakanlığı, tüketicilerle yapılan mesafeli sözleşmelerde mevzuata aykırı davranışlar nedeniyle 58 firmaya toplamda 86 milyon 274 bin 994 lira para cezası kesti. Bakanlık, elektronik ticaret yöntemiyle çalışan bazı firmaların kötü niyetli ve hukuka aykırı uygulamalarını mercek altına aldı.

Bakanlık açıklamasında, enflasyonist ortamda yaşanan hızlı fiyat dalgalanmaları nedeniyle, firmaların “stokta ürün bulunmaması” gibi gerekçelerle haksız sipariş iptalleri ve taahhüt edilen sürelerin aşılması gibi konuların öne çıktığı belirtildi. Tüketicilerin haklarını zedeleyici bu tür eylemler, Bakanlık ve CİMER gibi kanallar aracılığıyla gelen şikayetler üzerine sıkı denetimlerle incelendi.

Halihazırda 25 firmanın daha inceleme ve denetim sürecinde olduğu, 2024 yılında da mesafeli sözleşmelere ilişkin denetimlerin etkin ve yaygın olarak devam edeceği vurgulandı.

Ticimax-E-ticaret-Sistemleri-Kurucu-CEOsu-Cenk-Cigdemli
Ticimax-E-ticaret-Sistemleri-Kurucu-CEOsu-Cenk-Cigdemli

TOBB E-ticaret Meclisi Üyesi ve Ticimax E-ticaret Sistemleri Kurucu CEO’su Cenk Çiğdemli, satıcıların maliyet artışları gibi gerekçelerle fiyat artırımı yapmak istediklerini, ancak stokta olmayan ürünlerin satışını yaparak tüketicileri mağdur ettiklerini ifade etti. Çiğdemli, tüketicilerin bu durumda hakem heyetlerine başvurabileceklerini ve zararlarını tazmin edebileceklerini belirtti.

Çiğdemli ayrıca, stokta olmayan ürünlerin satışının yasal olarak mümkün olmadığını, bazı satıcıların tüketicilerin ödemelerini faizsiz kredi gibi kullanarak iade etmek için geciktirdiklerini ya da ürünü daha yüksek fiyattan tekrar sattıklarını dile getirdi.

Firmaların cezai yaptırımlardan kaçınmak için stoklarını her gün kontrol etmeleri ve pazaryeri entegrasyon yazılımları aracılığıyla stoklarını güncel tutmaları gerektiği vurgulandı. Özellikle yüksek adetli satış yapan işletmeler için “emniyet stoğu” uygulamasının önemi de altı çizildi.

Türk girişimciler Çinli iş insanlarıyla bir araya geldi!

Bahariye Mevlevihanesi’nde gerçekleştirilen toplantının açılışında konuşan GİV Başkanı Mehmet Koç, “Türkiye ile Çin arasında ticarette büyük dengesizlik var. Çin’den ne getirir satarız dosyasını kapatın, ihracata bakın” dedi.

Girişimci İşadamları Vakfı (GİV) tarafından düzenlenen Girişimcilik Köprüsü toplantısı “Çin İş Arenasının Liderleriyle Buluşun” başlığı ile 23 Ocak 2024 tarihinde Bahariye Mevlevihanesi’nde gerçekleştirildi.

Çinli iş insanlarının Türk girişimcilerle bir araya geldiği ve iki ülke iş insanlarının çok sayıda sektörde B2B görüşme gerçekleştirdiği toplantının açılışında konuşan Girişimci İşadamları Vakfı Başkanı Mehmet Koç, Türkiye ve Çin kültürlerinin birbirine yakın olduğunu belirterek, “Ticaret için iyi bir partner olacağımıza inanıyorum” dedi. 

Ticarette büyük dengesizlikler var

Türkiye’nin Çin’e yılda 3,5 milyar dolarlık ihracat yaptığına, bunun karşılığında da 40 milyar dolarlık ithalat gerçekleştirdiğine dikkat çeken Mehmet Koç, şöyle konuştu:

“3,5 milyar dolarlık mal satıyoruz. Dengesiz bir ticaret var. Cumhurbaşkanımız Erdoğan ile Pekin’e gittik. Orada her iki ülkenin Cumhurbaşkanı ticari ilişkilerin geliştirilmesini teşvik etkiler. Bunun sonucunda ticaretimizde canlanma oldu. Ancak dengesizliğin giderilmesi gerekir. Türkiye’nin 2. büyük ticaret ortağı 45 milyar dolara yaklaşan ticaret hacmi ile Çin’dir. Misafirlerimizin geldiği Çin’in Xian bölgesi savunma sanayi ve elektronik ağırlıklı bir bölge. Arkadaşlarımıza Xian bölgesini öncelemelerini öneriyoruz. Yakın gelecekte Xian Ticaret Odası ile daha geniş kapsamlı bir toplantı gerçekleştireceğiz. Bu toplantıları yapmak güzel, ancak önemli olan sonuç almaktır. Bunun için de iki tarafın hevesli olması lazım. Trendin de doğru olması lazım. Çin ile ticari ilişkilerin trendi bu ilişkinin gelişmesi yönünde devam ediyor. Çin’in yurt dışından aldığı yatırım 250 milyar dolar seviyesindeydi, bu yıl 10 milyar dolara düştü. Batı ilişkiyi daralttı. Çünkü Çin’den korkuyorlar. Bizim bir korkumuz yok. 3 bin yıllık ilişkimiz var.”

Çin’den ne getiririz dosyasını kapatın, ihracata bakın

Çin’in Türkiye’ye daha fazla yatırım yapmasını sağlamak için çalışmak gerektiğini kaydeden Mehmet Koç, konuşmasına şöyle devam etti:

“Türkiye’nin Çin’e daha fazla ihracat yapmasını sağlamalıyız. Türk işadamlarının ‘Çin’den ne alırım’ yerine ‘kaliteli ve pahalı ne satarım’ hesabını yapması gerekir. Dünyanın en ucuz yatlarını Çinliler yapar, ama dünyanın en pahalı yatlarını da Çinliler alır. Türk işadamlarına sesleniyorum, mümkün mertebe Çin’e ne satacağınıza bakın. Çin’den ne getirir satarız dosyasını kapatın, ihracata bakın. Oraya ne satarız noktasına bakın. Şimdi de Çinli konuklarımıza sesleniyorum, sadece ‘ne satarız için değil Çin’e ne alırız’ diye de bakın. Kaliteli yapılmış her ürün Çin’e satılabilir. Ali İhsan Seçer beyin bu işbirliğinin gelişmesinde çok büyük katkıları oldu.”

Erdoğan Cinping dostluğu ticaretimizi geliştiriyor

Girişimci İşadamları Vakfı’nın, Türkiye’de gençlerin işadamı olması için çalışan bir kurum olduğuna işaret eden Mehmet Koç, “Çin ile gençlere yönelik de işbirliği yapabiliriz. Xian Ticaret odası ile bir işbirliği protokolü yapabiliriz. Girişimciliğin kuralı, sebat etmek, inatçı olmak, sabırlı olmaktır. Sabırlı olanların Xian ile işbirliğine başlayıp büyük gelişme göstereceklerine inanıyorum. Cumhurbaşkanımız Erdoğan ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in dostluğunun ticarete yansımasını umut ediyorum” dedi.

Shenli:  Çinliler Türk ürünlerini beğeniyor

Xian Uluslararası e-Ticaret Derneği Başkan Yardımcısı Zhang Shenli de toplantının açılışında yaptığı konuşmada, Çin-Türkiye dostluk hastanesi kurulmasının ardından, Çin-Türkiye eğitim ve çocuk festivalinin oluşması gibi ortak etkinlikler olduğunu anlatarak, “Ticari ve sanayi işbirliğinin gelişmesi yönünde çabalarımız oldu” diye konuştu.

İstanbul-Xian arasında büyük bir platform kurulmasını arzu ettiğini belirten Zhang Shenli,

“İpek yolunun başladığı ülkeyiz. Çin’den başlayacak hızlı trenin başlangıcı Xian olacak, Türkiye’den ve İstanbul’dan geçecek. Türkiye’den orijinal ürünlerin Çin pazarına girmesini arzu ederim. Türkiye’nin birçok kaliteli ve doğal ürünlerini keşfettim. Çinli tüketiciler bunları beğeniyor” dedi.

Çin’in Xian bölgesinin sanayi, eğitim ve ticarette çok ilerlediğini, Xian Uluslararası e-Ticaret Derneği ile Shaanxi Minshang Ticaret ve Sanayi Odası’nın birlikte, Türkiye ile yeni işbirlikleri için girişimlerde bulunacaklarını anlatan Shenli, şunları söyledi:

“Xian’da, İstanbul’daki İstiklal Caddesi’ne benzer bir yerde Türkiye Ticaret Merkezi kurmak istiyoruz. Orada nihai tüketim ürünleri sergilemek istiyoruz. Umut ediyorum yakın zamanda GİV üyelerini Çin’de misafir ederiz. Derneğimizin ana hizmeti ipek yolu üzerindeki işadamlarına yardımcı olmaktır. Verdiğimiz hizmetlerin arasında lojistik, marketing, reklamcılık, finans gibi alanlar da var.”

Baohua: Türkiye’ye nasıl yatırım yapılacağı ile ilgileniyoruz

Shaanxi Minshang Ticaret Odası Başkan Yardımcısı Luo Baohua da, iki ülke arasındaki ilişkilerin daha fazla gelişeceğine umudu olduğunu belirtti. Luo Baohua, “80’li yıllardan sonra Çin’in gelişimi çok hızlı oldu. Her alanda yükselme oldu. Türkiye’ye nasıl yatırım yaparız konusuyla ilgileniyoruz. İkinci beklentimiz de Temmuz ayında Xian’e gelmenizi isteriz” dedi.

Xu Zengde: Türk gıda ürünleri çok kaliteli

Shaanxi  Minshang Ticaret Odası Danışmanı Xu Zengde de açılıştaki konuşmasında, Türkiye’nin gıda ürünlerinin çok kaliteli olduğunu ifade ederek, “bal peteği, fıstık, çikolata ve kuruyemiş gibi ürünlere Çin’de büyük talep var. Çin halkının Türkiye’nin güzel ürünlerini yemesini arzu ediyorum” diye konuştu.

Seçer: Çin ile işbirliği gelişecek

İki ülke iş insanlarının bir araya gelmesini sağlayan etkinlikle ilgili bilgiler veren GİV İcra Kurulu Üyesi Ali İhsan Seçer de, toplantı sunumunda, şu bilgileri verdi:

“Bu yıl Girişimcilik Köprüsü’nün ilk toplantısını Çin ile yapıyoruz. Daha önceki yıllarda Mısır, Çin, Almanya, Makedonya ve İran gibi ülkelerin iş insanları ile görüşmelerde bulunduk. Çin’e daha önce bu amaçla bir ziyaret gerçekleştirmiştik. Yine bu mekânda Çin’den gelen iş insanlarıyla görüşmeler yapmıştık. Umut ediyoruz ki Çin ile güzel ticaret yaparız. Başlangıç noktası Xian ve bitiş noktası İstanbul olan ticari ilişkilerin gelişmesini istiyoruz. Önümüzdeki aylarda yeni toplantılar yapılacak ve ilginin devam etmesini sağlayacağız. İnşallah başarılı işler çıkaracağız. B2B görüşmelere katılanlara sesleniyorum, İşbirliğini geliştirmek için sabırlı olmak ve çok çalışmak gerekir.”

B2B görüşmeler

Açılış konuşmalarından sonra Kurum yöneticileri arasında hediye takdimleri yapıldı. GİV Başkanı Mehmet Koç, konuk heyet temsilcilerine Fatih Sultan Mehmet Han’ın İstanbul’u fethi ile gemileri karadan yürüterek Haliç’e indirmesini konu alan tablolar hediye etti.

Çin tarafı ise Mehmet Koç’a, Çin takvimine göre bu yılın Dragon yılı olması dolayısıyla bereketi temsil eden dragon kabartmalı bir plaket sundu.

Plaket töreninden sonra, B2B görüşmelere geçildi. B2B görüşmelere Çin tarafından, Shaanxi Minshang Ticaret Odası ile Xian Uluslararası e-Ticaret Derneği yöneticileri başta olmak üzere çok sayıda Çinli iş insanı katıldı.

Türkiye tarafında ise GİV Başkanı Mehmet Koç ve Yönetim Kurulu üyeleri ile GİV üyesi iş insanları görüşmelerde hazır bulundu.

İki ülke iş insanları arasında; elektrik elektronik, gıda, kültür-turizm, çocuk ve spor eğitimi, cam elyaf ürünleri, enerji, e-ticaret, inşaat, çay, yaş meyve sebze, temizlik, kozmetik başta olmak üzere çok sayıda sektörde B2B görüşmeler gerçekleştirildi.

Mobil strateji ve simülasyon oyunları geliştiren Yuyuto Games yatırım turuna çıkıyor!

90.000.000,00 TL değerleme üzerinden, %8.5 oranındaki hisselerini yatırımcılara sunacak olan şirket, fonangels.com platformu üzerinde yatırıma açılan ilk oyun geliştirme şirketi olma özelliği taşıyor. Ayrıca, kampanya başlangıç tarihinden itibaren ilk 14 gün (14 Şubat 2024 saat 23.59’a kadar) yatırım yapan yatırımcılara özel yatırılan tutarlarına %10 bedelsiz hediye pay verilecek.

Yuyuto Games, Ocak 2023 yılında uzun yıllar yazılım ve teknoloji sektöründe deneyime sahip 4 kurucu ortak tarafından kurulmuş bir mobil oyun geliştirme şirketidir. Mobil strateji ve simülasyon oyunları geliştiren ve yayınlayan şirket, yayınladığı ilk oyun olan Ticarium: Business Tycoon ile Apple AppStore ve Google Playstore üzerinde bugüne kadar 450.000 üzerinde indirme rakamına ulaştı. Bu başarının ardından büyüme odaklı bir strateji benimseyen şirket, kitlesel fonlamadan elde edeceği yatırım ile şirketin pazarlama ekibini ve faaliyetlerini güçlendirmek, ikinci oyununu geliştirilmesi adına çalışmalarda bulunmak, oyunlarını global pazarlarda daha geniş kitlelere ulaştırmak ve uluslararası alanda varlık göstermek için altyapısını güçlendirmeyi hedefliyor.

1 Şubat 2024 Perşembe günü saat 10.00’da başlayacak olan Yuyuto Games kitle fonlama kampanyası hakkında daha fazla bilgi buradan alınabilir

Trump merkez bankası dijital para birimini engelleme sözü verdi

0

ABD’nin eski başkanı ve Kasım 2024 seçimlerinde Cumhuriyetçi Parti potansiyel başkan adayı Donald Trump dijital doları “özgürlüğe yönelik tehlikeli bir tehdit” olarak eleştirdi. 77 yaşındaki eski başkan, Kasım ayındaki seçimlerde Cumhuriyetçi Parti’nin adayı olmak ve Beyaz Saray’a dönmek için kampanya yürütüyor. Geçtiğimiz hafta New Hampshire eyaletinde konuşan eski başkan, destekçilerinden oluşan bir kalabalığa şunları söyledi “Başkanınız olarak, bir merkez bankası dijital para biriminin oluşturulmasına asla izin vermeyeceğim.”

Trump’ın bu çıkışı, merkez bankası dijital para birimi kavramı olan CBDC’lerin dünya çapında hükümet yetkilileri için giderek daha önemli bir konu haline gelmesinden kaynaklanıyor. Bugüne kadar sadece bir avuç ülke resmi olarak bir CBDC ihraç etti. Ancak CBDC’lere ilgi oldukça fazla. Örneğin Çinli yetkililer dijital yuan çıkarma çalışmalarını sürdürürken, Hindistan dijital rupi çıkarma yolunda ilerliyor ve Avrupa Merkez Bankası potansiyel bir dijital euro için ‘hazırlık aşamasına’ girmiş durumda. Hatta Uluslararası Para Fonu (IMF) Genel Müdürü Kristalina Georgieva, geçtiğimiz aylarda dünyanın en büyük Fintech konferans etkinliklerinden birisi olarak görülen Singapur Fintech Festival’de CBDC’yi merkezine alan bir konuşma gerçekleştirdi.

ABD’de Federal Rezerv, iki yıl önce potansiyel bir dijital doların artıları ve eksileri üzerine merakla beklenen bir çalışma yayınladı. Ancak merkez bankası başkanı Jerome Powell, dijital doların geleceği konusunda herhangi bir taahhütte bulunmadı.

New Hampshire’da 17 Ocak’ta “Make American Great Again!” sloganı eşliğinde konuşan Trump, “Bu gece Amerikalıları hükümetin zorbalığından korumak için bir söz daha veriyorum” dedi ve ekledi: “Başkanınız olarak, bir merkez bankası dijital para biriminin oluşturulmasına asla izin vermeyeceğim. Onların (mevcut hükümet) ne yaptığını biliyorsunuz. Böyle bir para birimi federal hükümete paranız üzerinde mutlak kontrol sağlayacaktır. Paranızı alabilirler, gittiğini bile anlamazsınız. Bu, özgürlüğe yönelik tehlikeli bir tehdit olacaktır – ve ben bunun Amerika’ya gelmesini engelleyeceğim.”

Geçtiğimiz hafta Cumhuriyetçi adaylık mücadelesinden çekilen Florida valisi Ron DeSantis de CBDC’ye karşı çıkanlardan. Geçtiğimiz yıl Florida’da CBDC kullanımını yasaklayan bir yasa tasarısını imzaladı ve ‘Big Brother’s Digital Dollar’ sloganını savundu. Dolayısıyla Cumhuriyetçi Parti’nin CBDC’ler konusunda genel tavrının olumsuz olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

CBDC (merkez bankası dijital para birimi) nedir?

CBDC’ler bir ülkenin itibari para biriminin dijital formudur ve ülkenin merkez bankası tarafından düzenlenir. Blok zinciri teknolojisi tarafından desteklenirler ve merkez bankalarının hükümet ödemelerini doğrudan hane halklarına yönlendirmesine olanak tanırlar. Türkiye’de 2021 yılında başlayan Merkez Bankası Dijital Türk Lirası projesi, geçtiğimiz yıl sonunda birinci faz çalışmalarını tamamlayarak ikinci faz çalışmalarına geçmişti. Dijital Türk Lirası İşbirliği Platformu’nun 2023 yılında seçili bankalar ve finansal teknoloji firmalarının katılımıyla genişletilmesine yönelik çalışmalar devam ediyor.

Tesla hacklendi, Pwn2Own Automotive 2024 heyecanlı başladı

Trend Micro firmasına bağlı Zero Day Initiative ekibinin Tokyo’da düzenlediği ve 3 gün sürecek olan siber güvenlik zirvesi Pwn2Own Automotive başladı. Etkinliğin ilk gününde Synacktiv Ekibi (@Synacktiv), bir Tesla Modem üzerinde kök izinleri almak için üç sıfırıncı gün hatasını başarıyla zincirledikten sonra 100.000 dolar ödülü eve götürdü. Ayrıca, bir Ubiquiti Connect EV İstasyonu ve bir JuiceBox 40 Akıllı EV Şarj İstasyonunu hacklemek için iki benzersiz bug kullananan ekip ek 120.000 dolar daha kazandı.

ChargePoint Home Flex EV şarj cihazını hedef alan üçüncü bir istismar zinciri zaten biliniyordu, ancak yine de başarılı bir biçimde istismar edilebildiği gösterilen bu açık Synacktiv Ekibi’ne 16.000 dolar daha nakit para kazandırdı ve ekip yarışmanın ilk gününde toplam 295.000 dolar ödül kazanmış oldu.

Güvenlik araştırmacıları ayrıca tamamen yamalanmış birden fazla elektrikli araç şarj istasyonunu ve bilgi-eğlence sistemini başarıyla hackledi ve NCC Group EDG ekibi, Pioneer DMH-WT7600NEX bilgi-eğlence sistemini ve Phoenix Contact CHARX SEC-3100 elektrikli araç şarj cihazını hacklemek için kullandıkları sıfır gün hatalarıyla 70.000 dolar kazanarak liderlik tablosunda ikinci sırayı aldı.

Sıfır gün hataları Pwn2Own yarışması sırasında istismar edilip raporlandıktan sonra TrendMicro’nun Sıfır Gün Girişimi bunları kamuya açıklamadan önce ilgili firmaların güvenlik düzeltmeleri geliştirip yayınlamak için 90 günleri var.

Otomotiv teknolojilerine odaklanan Pwn2Own Automotive 2024 hack yarışması bu hafta Japonya’nın başkenti Tokyo’da, 24 Ocak – 26 Ocak tarihleri arasında düzenlenen Automotive World otomobil konferansı sırasında gerçekleştiriliyor. Yarışma boyunca güvenlik araştırmacıları Tesla araç içi bilgi-eğlence (IVI) sistemlerini, elektrikli araç (EV) şarj cihazlarını ve araç işletim sistemlerini (yani Automotive Grade Linux, BlackBerry QNX, Android Automotive OS) hedef alabilecekler.

Ayrıca güvenlik ekipleri bilgi-eğlence sistemi, modem, tuner, kablosuz ve otomatik pilot dahil olmak üzere Tesla Model 3/Y (Ryzen tabanlı) veya Tesla Model S/X (Ryzen tabanlı) sistemlerini hedef alan sıfır gün açıklarını da gösterecekler. En büyük ödül olarak VCSEC, ağ geçidi veya otopilot sıfırıncı gün açığı için 200.000 dolar nakit para ödülü ve bir Tesla araba ile verilecek.

Bu yılki otomotiv hack yarışmasının tam programına buradan ulaşabilirsiniz. İlk günün tam programına ve her bir yarışmanın sonuçlarına buradan ulaşabilirsiniz. Geçtiğimiz yıl Mart ayındaki Pwn2Own Vancouver 2023 yarışması sırasında güvenlik araştırmacıları 27 sıfırıncı gün (ve birkaç hata çarpışması) gösterdikten sonra 1.035.000 dolar ve bir Tesla Model 3 araba kazanmışlardı.

Revo Capital’den yeni bir yatırım daha alan Bluedot hızla gelişiyor!

Elektrikli araçlar, 2022 yılında ABD’de satılan tüm yeni otomobillerin yaklaşık %6’sını oluşturarak bir önceki yıla göre %3,1’lik bir artış gösterdi. Artış hızı biraz yavaşlasa da 2023’te de aynı oranın yani satılan tüm yeni araçlar içerisinde elektrikli araçların payının %9’a yaklaştığı rapor ediliyor. Henüz genç bir endüstri olmasına rağmen, elektrikli araçların etrafını saran ekosistem ise (elektrikli araç şarjı ve kurulumundan satış sonrası hizmetlerine, sigorta ürünleri ve park imkanlarından ödeme sistemlerine kadar çok geniş bir alan) kimileri için karmaşık olsa da pek çok fırsatı da beraberinde getiriyor. Bu fırsatları değerlendirmek üzere Selinay Filiz Parlak ve Ferhat Babacan adlı iki genç Türk girişimci tarafından 2018’de kurulan Bluedot firması ise yeni yatırım çekmeye devam ediyor.

2019 ve 2020’de çeşitli yarışmalara katılan ve KPMG raporlarına göre 2022 yılında Kalyon grubuna bağlı Kalyon Venture Capital’den 250.000 dolarlık tohum yatırımı alan firma, 2023 yılının başında aldığı bir başka tohum yatırımına ek olarak Haziran ayında Y Combinator, Leap Forward, Samsara Ventures, Operator Stack, LACI Impact Fund, Ford Driventure ve ScaleX gibi firmaların katıldığı bir yatırım turunda 5 milyon dolar yatırım almıştı. Şimdi ise firmanın Türkiye’nin en büyük girişim sermayesi Revo Capital’den yeni bir yatırım daha çekmeyi başardığı duyuruluyor.

Şarj istasyonlarında indirim, mağazalarda nakit geri ödeme

Özetle elektrikli araç sahipleri için satış sonrası deneyimi geliştirmeyi amaçlayan bir bankacılık ve ödül platformu olan Bluedot ödeme sistemi ilk fark yaratmayı başarmış durumda. ABD’de verilen hizmette bireysel araç sahipleri veya filo yöneticileri Bluedot’un banka kartına kaydoluyor ve bu kartı otomobille ilgili tüm satın alımlar için, ancak ağırlıklı olarak elektrikli araç şarjı için kullanıyorlar. Bluedot şu anda müşterilere, katılımcı EV şarj istasyonlarında kilovat saat başına 0,30 ABD doları sabit ücret ve katılımcı olmayan şarj ağlarında ücretler için% 20 nakit geri ödeme imkanı sunuyor. Müşteriler, Bluedot’un uygulamasında istasyonları buluyor ve ortak şarj şirketleriyle ücretler için doğrudan ödeme yaparak birden fazla uygulama indirme ihtiyacından kurtuluyor.

Bluedot kullanıcıları ayrıca tüm otomotiv harcamalarında %5 nakit geri ödeme ve diğer tüm harcamalar için %2 nakit geri ödeme alıyorlar. Buna ek olarak, şirket kullanıcılara yakındaki alışveriş ve yemek mekanlarında ödüller sağlıyor. Örneğin, bir müşteri arabasının şarj olmasını beklerken yerel bir kahve dükkanına gidip bir kahve içebilir ve bu alışverişten %10 nakit iadesi alabilir ya da başka bir anlaşmalı mağazada biraz alışveriş yapıp %15 nakit iadesi daha kazanabilir.

Bluedot’ın ödeme sistemleri ve sadakat kartı uygulamasına ek olarak ne gibi çözümler sunabileceği merak konusu olmakla birlikte, hala son derece genç ve dinamik bir pazar olan elektrikli araç ekosisteminde şimdiden adından söz ettirmeye başladığını belirtmek yanlış olmaz.

İngiliz şebeke suyu ve atık su firması fidye yazılım kurbanı oldu!

Fidye yazılım çeteleri, son dönemde çok farklı sektörlerden kurban seçmeye devam ediyor. Şebeke suyu, elektrik ve doğalgaz gibi kritik sistemlerin hedef alınması ise endişe verici. Black Basta adlı bir fidye yazılım grubu, İngiltere’de milyonlarca abonesi bulunan bir şebeke ve atık su firmasını hedef alırken, Southern Water adlı firma suçluların BT sistemlerine girerek “sınırlı miktarda veri” çaldıklarını doğruladı. Fidye yazılım çetesi ise çaldığını iddia ettiği pasaport ve ehliyet gibi kimlik verileri ile ev adresi, ofis adresi, doğum tarihleri, uyruklar ve e-posta adresleri dahil olmak üzere çeşitli verilerin bir kısmını yayınladı.

Southern Water konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada “Siber suçluların bazı BT sistemlerimizden veri çalındığına dair iddialarının farkındayız” diyor ve ekliyor: “Daha önce şüpheli bir faaliyet tespit etmiş ve bağımsız siber güvenlik uzmanları tarafından yürütülen bir soruşturma başlatmıştık. O zamandan bu yana sınırlı miktarda veri yayınlandı. Ancak bu noktada müşteri ilişkilerimizin ya da finansal sistemlerimizin etkilendiğine dair herhangi bir kanıt bulunmamaktadır. Hizmetlerimiz etkilenmemiştir ve normal şekilde çalışmaktadır.”

İhlalin temel nedeninin nerede yattığı belli değil. İnternete sızan bazı belgelerin üzerinde Southern Water’ın ana şirketi Greensands logoları bulunuyor. Black Basta fidye yazılım çetesi ise kişisel veriler ve kurumsal belgelerden oluşan toplam 750 GB değerinde veri çaldığını ve bunun internete sızan küçük örnekle tutarlı olduğunu söyledi. Çete, fidye ödenmediği takdirde altı gün içinde verilerin tamamen açığa çıkacağını söyledi.

Su ve atık su sektörünün geçtiğimiz yıl siber suçlular ve fidye yazılım çeteleri için giderek daha popüler bir hedef haline gelmesi, ABD Siber Güvenlik ve Altyapı Güvenliği Ajansı’nın (CISA) sağlık ve eğitim sektörleriyle aynı derecede bu sektörle etkileşime öncelik vermesine yol açtı. Ajansın su sektörüne özel sayfasında, “EPA’nın devam eden çabalarını desteklemek ve güçlendirmek için CISA, bu sektörle ilişkili önemli düzeydeki siber ve fiziksel risk ile bu riskleri ele almak için nispeten kaynak eksikliği nedeniyle katılımlarında ve çabalarında su sektörüne öncelik vermektedir” ifadesi yer alıyor.

Türkiye, Uzay Kanunu hazırlıklarına başladı!

0

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Milli Uzay Programı çerçevesinde Uzay Kanunu’yla ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Bakan Kacır, TBMM’ye Uzay Kanunu’nu götürmek istediklerini ve taslağının hazır olduğunu ifade etti.

Bakan Kacır: Uzay Kanunu taslağı hazır, yakında TBMM’de görüşülecek

Bakan Kacır, Türkiye’nin uzay alanında önemli bir başlangıç yapacağını söyledi. “Biz bunun peşinden Meclis’e Uzay Kanunu götürmek istiyoruz, taslağımız var. TUA’nın çalışmalarını da daha güçlü şekilde yapmasını sağlayacak bir taslağı hazırlamıştık” dedi.

Kacır, Uzay Kanunu’nun Türkiye Uzay Ajansı’nın (TUA) çalışmalarını daha güçlü bir zemine oturtacağını, böylece uzay sanayisinde yapılacak yatırımları ve projeleri destekleyeceğini aktardı. Kanunla birlikte Ankara’da uzay teknolojileri geliştirme bölgesi kurulacağı bilgisini paylaştı.

Kacır ayrıca ikinci astronotumuz Tuva Cihangir Atasever’in 2-3 ay içinde bir yörünge altı uçuş yapacağını açıkladı. “İlk defa zannediyorum Türkiye’de bir bilimsel olay bu kadar toplumsallaştı” ifadelerini kullandı.

Gezeravcı ile önümüzdeki günlerde 6-7 kez daha bağlantı kurulacağını ifade eden Bakan Kacır, Cuma günü de onunla birlikte Bursa’daki Uzay Merkezi’nden bağlanacaklarını söyledi. Gezeravcı’nın tecrübelerini öncelikle Türk milletine aktaracağını, sonraki aylarda ise Türkiye’nin farklı şehirlerini gezeceğini aktardı.

Alper Gezeravcı, Türkiye’nin en hızlı insanı unvanını kazanarak SpaceX’in Falcon 9 roketiyle Axiom Space’in Ax-3 göreviyle Uluslararası Uzay İstasyonu’na (ISS) doğru unutulmaz bir yolculuğa çıktı. Uluslararası Uzay İstasyonu’nda 14 gün kalacak ve 13 farklı bilimsel deneye imza atması bekleniliyor.

Fransa’dan Amazon Lojistik birimine 32 milyon euroluk ceza!

Fransa Veri Koruma kurumu CNIL, Amazon lojistik birimi depolarında çalışanlara “sürekli baskı” uygulandığını belirttiği “aşırı müdahaleci” işçi gözetimi nedeniyle Amazon’a 32 milyon euro para cezası verdi. Amazon ise şirketin AB Genel Veri Koruma Yönetmeliği’ni (GDPR) ihlal ettiği sonucuna varan komisyon kararlarını “gerçeklere aykırı” olarak nitelendirdi.

Basında çıkan haberlerin yol açtığı 2019 yılına dayanan bir soruşturmanın ardından CNIL, Amazon’un lojistik depolarında tarama hızını ölçen ve kısıtlayan sistemlerinin (çalışanlar depolardaki ürünleri çok hızlı tarama yaptığında veya bir süre tarama yapmadığında devreye giren bir gösterge dahil) ve şirketin veri toplama ve saklama uygulamalarının “aşırı” olduğunu ve GDPR’nin çeşitli maddelerini ihlal ettiğini söyledi. CNIL, Amazon depolarında çalışanların bir dakika kadar kısa olanlar da dahil olmak üzere her ürün tarama kesintisini gerekçelendirmeleri gerektiğini, bunun açık bir biçimde çalışanlar üzerinde baskı yarattığı ve bir performans değerlendirme kıstası şeklinde kullanılamayacağını belirtiyor.

CNIL ayrıca Amazon Fransa Lojistik birimi depolarındaki güvenlik kamera sistemleri hakkında da çalışanların ve ziyaretçilerin yeterince bilgilendirilmediğini bunun da mahremiyet hakları ihlaline yol açtığı görüşünde. 32 milyon euroluk cezaya sebep olan en önemli etmen ise gerek çalışanların kullandığı tarama cihazları aracılığıyla elde edilen verilerin gerekse de kamera sistemlerindeki görüntü kayıtlarının makul ve gerekli sürenin çok üzerinde (örneğin günlük veya haftalık değil 1 aylık sürelerde) saklanıyor olması.    

Amazon ise ceza kararına depo yönetim sistemlerinin aslında sektör için standart bir uygulama olduğunu belirten ve bu sistemlerin kullanım yöntemlerini gerekçelendiren uzun bir açıklama ile yanıt verdi. E-ticaret devi bırakın hata yaptığını kabul etmeyi, sistemlerin “çalışanlarının günlük hayatlarını kolaylaştırmak” ve onları “güvende ve verimli tutmak” için gerekli olduğunu iddia ediyor. Firma bir yandan da depolarındaki otomasyonu artırmaya çabalıyor.

Amazon ayrıca ticari sır (lojistik merkezindeki işleyişin detayları) ve güvenlik gerekçeleriyle, 2019 yılında CNIL tarafından gerçekleştirilen yerinde denetim ve soruşturma raporlarının kamuya açıklanmasının da önüne geçmeye çalışmış. CNIL ise bu raporların kamuya açıklanmasında bir sakınca olmadığı gibi, cezanın gerekçesinin tam olarak anlaşılması için elzem olduğunu belirterek tüm soruşturma sürecinin detaylı bir biçimde yayınlamayı tercih etti.

iOS 17.3, iPhone’ları hırsızlara karşı daha güvenli hale getiriyor

Apple, yeni iOS 17.3 güncellemesini kullanıcılara sunarak, iPhone’ların güvenliğini artırmaya yönelik önemli bir adım attı. Bu güncelleme, Çalıntı Cihaz Koruması adını taşıyan özel bir özellikle birlikte geliyor. Aktifleştirildiğinde, bu özellik hırsızların cihaz üzerindeki hassas verilere erişmesini zorlaştırarak, kullanıcıların bilgilerini güvende tutmalarına yardımcı oluyor.

Çalıntı Cihaz Koruması etkinleştirildiğinde, biyometrik kimlik doğrulaması (örneğin Face ID veya Touch ID) olmadan kredi kartı bilgilerine veya hesap şifrelerine erişim mümkün olmuyor. Bu, cihazın şifresini bilen birine bile bu verilere ulaşmayı engelliyor.

Ayrıca, güvenlikle ilgili bazı işlemler için ekstra adımlar eklenmiş durumda. Örneğin, Apple ID şifresini değiştirmek için belirli bir süre beklemek ve ardından ikinci bir biyometrik kimlik doğrulama testinden geçmek gerekiyor. Bu, izinsiz erişim girişimlerini zorlaştırmanın yanı sıra, kullanıcılara cihazlarını kayıp olarak işaretlemeleri veya uzaktan silmeleri için daha fazla zaman tanıyor.

Çalıntı Cihaz Koruması’nı etkinleştirmek için iPhone kullanıcıları şu adımları takip edebilir:

  1. Ayarlar uygulamasını açın.
  2. Face ID & Parola bölümüne gidin.
  3. Parolanızı girin ve Çalıntı Cihaz Koruması’na ilerleyin.
  4. Korumayı Aç seçeneğini seçin.

iOS 17.3 güncellemesini indirmek için Ayarlar uygulamasını açın, Genel > Yazılım Güncelleme‘yi seçin ve eğer güncelleme mevcutsa, talimatları takip ederek cihazınızı güncelleyin.

Çalıntı Cihaz Koruması, sadece cihazın fiziksel olarak çalınması durumunda değil, aynı zamanda parolanın bilinmesi durumunda da verilere erişimi kısıtlamak amacıyla tasarlanmıştır. Bu güvenlik önlemleri, iPhone kullanıcılarının cihazlarını daha güvenli hale getirmelerine ve hassas verilerini korumalarına yardımcı olacaktır.

Bu tür güvenlik özelliklerini etkinleştirmek genellikle önerilir, çünkü kısa vadeli bir çaba ile uzun vadeli güvenlik sağlar. Çalıntı Cihaz Koruması’nı etkinleştirmek, kullanıcıları ciddi güvenlik sorunlarından koruma konusunda önemli bir adım olarak değerlendirilebilir.

Atık sulardan üreyi ayırma ve hidrojen üretme yöntemi geliştirildi!

ABD’deki Worcester Politeknik Enstitüsü (WPI) araştırmacıları, atık sulardan üreyi uzaklaştırmak ve potansiyel olarak hidrojen gazına dönüştürmek için çığır açan bir yöntem geliştirdi. Üre, tarımsal atık suların temizlenmesi için etkili bir çözüm olabilirken, aynı zamanda hidrojen üretimine de katkı sağlayabilir.

WPI’da Kimya Mühendisliği alanında profesör olan Xiaowei Teng liderliğindeki ekip, uzun süredir devam eden üre elektroliz sorununa umut verici bir çözüm getirdi. Üre, çevresel sorunlara yol açabilen yaygın bir tarımsal gübre olan nitrojen açısından zengin bir bileşiktir. Teng’in ekibi, üre oksidasyonunu gerçekleştirecek düşük maliyetli ve yüksek verimli elektrokatalizörler geliştirerek bu soruna çözüm sundu.

Atık sulardan

Üre, hidrojen depolama ve üretimi için potansiyel bir adaydır. Ancak, su yerine seçici olarak oksitleyen elektrokatalizörlerin eksikliği bu potansiyeli sınırlamaktadır. Teng’in ekibi, nikel ve kobalt atomlarından oluşan sinerjistik elektrokatalizörler yaratmayı başararak üre oksidasyonunu artırdı. Bu benzersiz elektronik yapılar, üre oksidasyonunun seçiciliğini geliştirerek istenmeyen su oksidasyonunu azalttı.

Profesör Teng, “Bu elektronik konfigürasyon, üre oksidasyonunun seçiciliğini geliştirmek için çok önemli bir faktördür. Ni3+ gibi daha yüksek nikel değerleri, hızlı bir reaksiyon üretirken, istenmeyen su oksidasyonunu azaltmak için elektrokimyasal aktiviteyi artırıyor” dedi.

Üre, dünya genelinde önemli bir azotlu gübre ve yem katkı maddesi olarak kullanılmaktadır. Ekibin bulguları, atık sulardan verimli bir şekilde hidrojen üretmenin yanı sıra, ekolojik sistemlerin uzun vadeli sürdürülebilirliğine de katkıda bulunarak ürenin kullanım biçiminde devrim yaratabilir.

Bu çığır açan çalışma, atık sulardan hem çevresel sorunları azaltan hem de temiz enerji üreten bir çözüm sunarak gelecekte sürdürülebilir enerji üretimine önemli bir adım atabilir.

Google, AT&T ve Vodafone, AST SpaceMobile’a yatırım yaptı

Dünyanın dört bir yanında genişleyen uydu tabanlı internet hizmeti rekabetinde Google, önemli bir adım atarak Starlink’in rakibi konumundaki AST SpaceMobile’a 206,5 milyon dolarlık yatırım yapma kararı aldı. Bu önemli yatırıma ek olarak, dünya genelinde mobil iletişim sektörünün devleri AT&T ve Vodafone da AST SpaceMobile’a destek vermek için aynı yönde adımlar atmaya karar verdiler.

Uydudan akıllı telefonlara internet hizmeti sunan AST SpaceMobile, alçak Dünya yörüngesindeki uydular aracılığıyla benzersiz bir erişim modeli sunarak kullanıcılarına kesintisiz bir bağlantı vaat ediyor. Bu yeni stratejik ortaklık, AST SpaceMobile’ın hizmet kapasitesini genişletmesi ve dünya genelinde daha fazla kullanıcıya ulaşmasını hedefleyen bir adım olarak öne çıkıyor.

AT&T ve Vodafone‘un, AST SpaceMobile ile işbirliği yaparak planlanan ticari hizmeti desteklemek amacıyla ağ ekipmanı satın alma siparişleri vermiş olmaları, şirketin operasyonel kapasitesini artırmak ve kullanıcılara daha güvenilir bir hizmet sunmak için attığı stratejik adımlardan sadece biridir. Bu gelişmeler, AST SpaceMobile’ın pazardaki konumunu güçlendirmesi ve Google gibi küresel teknoloji devleri ile işbirliği yaparak büyümesini sağlaması açısından büyük öneme sahiptir.

AST SpaceMobile

Google, ise AST SpaceMobile ile ortaklık yaparak Android ve ilgili cihazlarda SpaceMobile ağ bağlantısı için ürün geliştirme, test ve uygulama planları konusunda işbirliği yapmayı taahhüt etti. Bu stratejik ortaklık, Google’ın mobil teknoloji alanındaki varlığını daha da güçlendirmesi ve kullanıcılara daha geniş bir kapsama alanı sunma amacını yansıtmaktadır.

AST SpaceMobile, geçtiğimiz yıl uzay tabanlı 5G telefon görüşmesi gerçekleştirerek teknolojik potansiyelini kanıtlamıştı. Şirket, 243 uyduyu öngörerek 31 Mart’a kadar ilk 5 ticari uydusunu fırlatma hedefini belirledi. Prototip uydular, 5 MHz kanalları üzerinden veri iletiyor ancak planlanan operasyonel uydular, 40 MHz’ye kadar kapasiteyi destekleyecek şekilde tasarlandı. Bu, kullanıcılara potansiyel olarak 120 Mbps’ye kadar veri iletim hızları sunma kapasitesine sahip olacakları anlamına gelmektedir.

Sonuç olarak, uydu tabanlı internet hizmeti alanındaki bu rekabet, kullanıcılara daha geniş kapsama, daha güvenilir bağlantı ve yeni nesil iletişim imkanları sunma yarışını hızlandırmaktadır. AST SpaceMobile’ın büyüme hedeflerini gerçekleştirmesi ve Google, AT&T ve Vodafone gibi devlerle işbirliği yaparak sektörde güç kazanması, gelecekteki mobil iletişim trendlerini şekillendirecek önemli bir gelişme

Zorlu Holding’de CEO değişikliği!

0

Son 10 yılı Zorlu Holding CEO’luğu olmak üzere 27 yıldır Zorlu Grubu’nda önemli görevlerde bulunan Zorlu Holding CEO’su ve Yönetim Kurulu Üyesi Ömer Yüngül’ün 21 Haziran 2024 itibarıyla kendi isteğiyle emekli olması nedeniyle, bu tarihten itibaren CEO’luk görevini Bekir Cem Köksal devralacak. 2002 yılından bu yana Zorlu Holding CFO’su olarak görev yapan, aynı zamanda halen Zorlu Holding ve çeşitli Grup şirketlerinde Yönetim Kurulu Üyesi olan Köksal, 1 Şubat ve 21 Haziran 2024 tarihleri arasında Zorlu Holding CEO Yardımcılığı görevini de yürütecek. Bekir Cem Köksal Zorlu Holding CFO’luğu görevini ise 1 Mart 2024 tarihinden itibaren Vestel CFO’su Alp Dayı’ya devredecek.

Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Zorlu
Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Zorlu

Konuyla ilgili açıklama yapan Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Zorlu, “1997 yılından bugüne yol arkadaşlığı yaptığımız Ömer Yüngül’e Grubumuza verdiği üstün hizmetlerden dolayı teşekkürlerimizi sunuyorum. Kendisi Grubumuzun bugünkü büyüklüğüne ulaşmasında önemli katkılarda bulundu. Vizyonu ve yenilikçi yaklaşımıyla Grubumuza benzersiz değerler katan ve insan odaklı yaklaşımıyla çalışanlarımızın gönlünde özel bir yer edinen Yüngül, CEO görevini devrettikten sonra da Grup şirketlerimizde Yönetim Kurulu Üyesi olarak tecrübelerini paylaşmaya devam edecek. Yeni CEO’muz Bekir Cem Köksal da Zorlu Holding CFO’luğu görevinin yanı sıra, Holding ve Grup şirketlerimizin Yönetim Kurulu Üyesi olarak Zorlu Grubu’nu ülkemizin en değerli markalarından biri haline getiren stratejik planların oluşmasına büyük katkılar sundu. Bekir Cem Köksal’ın devralacağı bayrağı çok daha ilerilere taşıyacağına gönülden inanıyorum. Bekir Cem Köksal’dan Zorlu Holding CFO’luğu görevini devralacak değerli yöneticimiz Alp Dayı da 25 yıldır elektrik-elektronik sektöründe Türkiye’nin ihracat şampiyonu olan Vestel Şirketler Grubu’nun CFO’su olarak edindiği engin tecrübeyi Zorlu Holding CFO’su olarak tüm Grubumuza aktaracak ve Vestel CFO’luğu görevini Vestel Finans Genel Müdür Yardımcısı olarak çok başarılı bir performans ortaya koyan Bülent Kiracıoğlu’na devredecek.

CEO’muz Ömer Yüngül’e hayatının bu yeni döneminin mutluluk getirmesini dilerken, yeni sorumluluklar üstlenen tüm yöneticilerimizi gönülden tebrik ediyor, bu atamaların kendilerine ve Grubumuza hayırlı olmasını diliyorum” dedi.  

Bekir Cem Köksal kimdir?

Boğaziçi Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü’nden mezun olmasının ardından Bilkent Üniversitesi’nde yüksek lisansını tamamlayan Bekir Cem Köksal, 1990 ve 2001 yılları arasında bankacılık sektöründe görev yapmıştır. 1997 yılında Denizbank’ta Genel Müdür Yardımcısı olarak göreve başlayan Bekir Cem Köksal, Zorlu Grubu’na 2002 yılında Vestel’de Finans’tan Sorumlu Başkan olarak katılmış, 2002 yılında ise Zorlu Holding CFO’luğuna atanmıştır.

1985 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü’nden mezun olan Alp Dayı, 2006 yılında California Üniversitesi, UC Berkeley’den Finans diploması almıştır. 1987 yılından bu yana çeşitli sanayi kuruluşlarında mali işlerden sorumlu üst düzey yönetici olarak çalışan Alp Dayı, 1999 yılında Vestel Şirketler Grubu’na katılmıştır. 2012 yılında bu yana Vestel’in gerek yurt içi, gerekse yurt dışı iştiraklerinden sorumlu Vestel Şirketler Grubu CFO’luğunu yürütmüştür.

2001 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi İngilizce İşletme bölümünden mezun olan Bülent Kiracıoğlu, 2003 ve 2015 yılları arasında yerli ve çok uluslu finansal kuruluşlarda çalışmıştır. 2015 yılında Merkezi Finans Müdürü olarak Vestel Şirketler Grubu’nda çalışmaya başlayan Bülent Kiracıoğlu, 2019 yılından bu yana Finans Genel Müdür Yardımcılığı görevini yürütmüştür.

Beklenen özellik 5 yıl sonra otomobillere geri dönüyor

0

Türkiye otomotiv sektörü, son beş yılın en önemli gelişmesine tanık oluyor. O da otomobillerin yeniden bağlantılı hale gelmesi. Uzun bir aranın ardından, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) ile markalar arasındaki anlaşmalar sayesinde, Türk otomobil sahipleri, araçlarının çok daha fazlasını yapabileceği bir döneme adım atıyor.

Otomobiller tekrar internete erişebiliyor! Artık bağlantı kesilmiyor

Bu dönüşüm yolculuğunun ilk adımını Volvo atmış durumda. Markanın mobil uygulaması üzerinden otomobiller, artık sahipleriyle dijital bir köprü kuruyor. Volvo kullanıcıları, otomobillerinin yerini anlık olarak görebiliyor, batarya durumunu kontrol edebiliyor ve hatta uzaktan klima gibi özellikleri yönetebiliyorlar. Ayrıca, araç içinde YouTube gibi uygulamaların kullanımı da mümkün hale geliyor.

Yenilikler sadece Volvo ile sınırlı değil. Togg, Tesla ve Tofaş gibi pazarın öncü markaları zaten belirli bağlantılı araç özelliklerini sunuyordu. Ancak BTK’nın bu yeni hamlesi ile birlikte diğer markalar da benzer özellikler sunmaya başlıyor. Bu gelişme, Türkiye’deki otomobiller için bir dönüm noktası niteliğinde.

Bu adımlar, Türkiye’nin otomotiv sektörünü global trendlerle uyumlu hale getiriyor. Zira yurt dışında bağlantılı araç özellikleri, modern sürüş deneyiminin ayrılmaz bir parçası haline gelmiş durumda. Türkiye’deki otomobiller de bu dönüşümle sadece bir ulaşım aracı olmanın ötesine geçecek.

BTK ile markalar arasındaki bu anlaşmalar, Türkiye’de otomotiv sektörünün dijital dönüşümünün kapılarını aralıyor. Bağlantılı araçlar, sürücülere yalnızca bir yolculuk sunmuyor, aynı zamanda daha güvenli, konforlu ve eğlenceli bir deneyim vaat ediyor. Bu gelişmeler, Türkiye’nin otomotiv alanında küresel arenada rekabetçi ve yenilikçi bir konuma ulaşmasına katkıda bulunacak gibi görünüyor.

Bağlantılı otomobiller neden bu kadar önemli?

Otomotiv sektörü, internet teknolojilerinin entegrasyonu ile adeta bir dönüşüm yaşıyor. Direkt internet bağlantısına sahip otomobiller, sürücüler için yeni bir çağın kapılarını aralıyor. Bu özellik, sadece konfor ve eğlenceyi değil, aynı zamanda artan güvenlik standartlarını da beraberinde getiriyor. İşte, bağlantılı otomobillerin sağladığı bazı temel avantajlar ve bu teknolojinin güvenlik üzerindeki etkisi:

Konfor ve verimlilik:

  • Uzaktan kontrol imkanı:
    • Sürücüler, mobil uygulamalar üzerinden araçlarını uzaktan kontrol edebilir. Klima sistemini ayarlamak veya aracı uzaktan çalıştırmak gibi özellikler konforu önemli ölçüde artırıyor.
  • Gerçek zamanlı bilgi alışverişi:
    • Trafik durumu, hava durumu gibi bilgilerin araç ekranlarına anlık olarak yansıtılması, sürücülerin daha bilinçli kararlar almasını sağlıyor.
  • Eğlence ve bağlantı:
    • Araç içi eğlence sistemleri şüphesiz ki yolculukları daha keyifli hale getiriyor. Ayrıca sosyal medya ve e-posta gibi platformlara erişim, sürücülerin ve yolcuların hem iş hem de özel hayatlarına her zaman bağlı kalmasını sağlıyor.

Artan güvenlik:

  • Acil durum yanıtı:
    • Bağlantılı araçlar, kazalar sırasında otomatik olarak acil servislere bildirimde bulunabiliyorlar. Bu durum özellikle yaralanmalı kazalarda hızlı müdahalenin hayati önem taşıdığı durumlarda büyük bir avantaj sağlıyor.
  • Araç takibi ve güvenlik uyarıları:
    • Araç çalıntı durumlarında, gerçek zamanlı takip sistemleri sayesinde aracın konumu hızla tespit edilebiliyor. Ayrıca, araç, çeşitli güvenlik uyarılarını sürücüye iletebilir, böylece potansiyel tehlikelerin önüne geçilebiliyor.
  • Gelişmiş sürüş destek sistemleri:
    • Bağlantılı otomobiller, daha gelişmiş sürüş destek sistemlerine ev sahipliği yapıyor. Bu sistemler, çarpışma önleme ve şerit takip gibi özelliklerle sürüş güvenliğini önemli ölçüde artırıyor.

Diğer:

  • Verimlilik artışı:
    • Otomobiller, performans verilerini artık anlık olarak üreticilere geri gönderebiliyor. Bu veriler, araçların daha verimli ve çevreci hale getirilmesi için kullanılıyor..
  • Yazılım güncellemeleri:
    • Direkt internet bağlantısı, araç yazılımlarının uzaktan ve düzenli olarak güncellenmesini sağlıyor. Bu sayede, otomobiller en son özellikleri ve güvenlik güncellemelerini direkt olarak üreticiden alabiliyor.