Sierra Space şişirilebilir uzay habitatı deneylerine bir yenisini ekledi

Türk girişimciler Eren ve Fatih Özmen’in sahibi olduğu Sierra Space, geliştirdiği şişirilebilir uzay habitatı prototipini havaya uçurarak ne kadar basınç kaldırabileceğini test etti. Büyük Entegre Esnek Ortam anlamına gelen ve LIFE olarak adlandırılan bu yaşam alanı, şişirildiğinde sert bir yapı gibi davranan “softgoods” ya da dokuma kumaşlardan oluşuyor.

Test, LIFE’ın maruz kaldığı basınç ne olursa olsun habitatı sağlam tutması beklenen basınç kabuğuna odaklandı. Bu katman, “yörüngede şişirildiğinde çelikten daha güçlü hale gelen” Vectran kayışlarından (Mars Rovers için kullanılan malzemeyle aynı) ve diğer yüksek mukavemetli kumaşlardan oluşuyor. Nihai Patlama Basıncı (UBP) testi, modülün patlayana kadar şişirilmesini gerektiriyordu ki bu da NASA’nın tavsiye ettiği 60.8 psi seviyesinin yüzde 27 üzerinde, 77 psi’de gerçekleşti. NASA rakamı, 15.2 psi’lik olağan maksimum çalışma basıncının dört güvenlik faktörü ile çarpılmasına dayanmakta  (patlama aşağıda yer alan videoda 5:55’te başlıyor).

Türk girişimciler Eren ve Fatih Özmen’in sahibi olduğu havacılık şirketi, ABD’de 6 farklı lokasyonda 5.000’in üzerinde personel çalıştırıyor. ABD Savunma Bakanlığı ve NASA başta olmak üzere savunma sanayi ve devlet kurumlarına projeler geliştiren havacılık firması, LIFE’ın uzayın zorlu koşullarına maruz kaldığında ne kadar dayanıklı olabileceğini test ediyor ve yıl boyunca yapının diğer kısımlarını değerlendirecek daha fazla test yapmayı planlıyor.

Tüm testleri geçerse, LIFE 2025’ten itibaren uzay görevlerinde kullanıma sunulabilir. Sierra Space, LIFE’ın kolayca bir roketin içine yerleştirilebileceğini ve “üç katlı bir apartman boyutuna” şişirilebileceğini söyledi. Birkaç LIFE modüler ünitesini bir araya getirmek, Uluslararası Uzay İstasyonu’ndan daha büyük bir yaşam ve çalışma alanı yaratıyor.

Sierra Space ayrıca ISS’ye kargo götürüp getirebilen ve bir pist kullanarak Dünya’ya geri dönebilen kanatlı bir yük gemisi olan Dream Chaser uzay aracıyla da dikkat çekiyor. İlk araç olan Tenacity, bir Vulcan Centaur roketi üzerinde fırlatılacak. İlk fırlatmanın bu yılın sonlarına doğru yapılması planlanıyor. Sierra Space’in CEO’su Tom Vice, “Biz Dünya’dan kaçmaya çalışan bir şirket değiliz; gezegeni terk etmemiz gerektiğini düşünen bir şirket değiliz. Kendini bu eve ve onu daha iyi hale getirmeye adamış bir şirketiz,” sözleriyle firmanın felsefesini özetliyor.

Nokia ve Oppo 5G patent anlaşması imzaladı!

Bir açıklamada Nokia, Oppo’nun anlaşmazlık dönemleri boyunca yapılmayan ödemeleri kapsayacak şekilde telif ve geriye dönük ödemeler yapacağını belirtti ve tarafların anlaşmanın şartlarını gizli tutmayı kabul ettiğini belirtti.

Anlaşma, Nokia’nın mobil teknolojilerde temel patentlerini kapsıyor ve şirket, geriye dönük ödemeler dahil olmak üzere, anlaşmadan elde edilen net satışları mevcut çeyrekte tanımaya başlayacak.

Nokia Technologies Başkanı Jenni Lukander, Oppo ile yapılan anlaşmanın ve geçtiğimiz 12 ay içinde yapılan diğer anlaşmaların, lisanslama işlerine uzun vadeli mali istikrar sağlayacağını belirtti.

Oppo’nun Baş Fikri Mülkiyet Sorumlusu Feng Ying, anlaşmanın 5G standart-temel patentler için karşılıklı lisanslamayı içerdiğini ve gelecekteki işbirlikleri için temel oluşturduğunu ekledi. “Oppo, makul telif ücretleri ve fikri mülkiyetin değerine karşılıklı saygı gösteren dostane müzakereler ve uzun vadeli bir yaklaşımı savunmaya devam ediyor.”

Nokia, 2021 yılında Avrupa’nın birçok ülkesinde Oppo’ya karşı dava açmıştı. Aralık 2023’te, bir Çin mahkemesinin 5G telif ücretleri üzerine karar vermesinin ardından Oppo, Nokia’ya uzun süredir devam eden anlaşmazlığı sonlandırma çağrısında bulunmuştu.

Türksat 6A’nın fırlatma hazırlıkları sürüyor

Türksat, yerli imkanlarla geliştirdiği Türkiye’nin ilk haberleşme uydusu Türksat 6A’nın son aşamaya geçtiğini duyurdu. uydunun dayanıklılık testleri başarıyla tamamlandı ve şu anda Türkiye’nin en büyük AR-GE projesi olan bu milli haberleşme uydusu, tamamlanma aşamasına gelmiş durumda.

Türksat 6A’nın montaj, entegrasyon ve testlerinde Türksat ve TUSAŞ işbirliğiyle ülkeye kazandırılan Uzay Sistemleri Entegrasyon ve Test Merkezi (USET)‘nde son aşamaya gelindiği belirtiliyor. Uydunun tasarım doğrulama süreci, mühendislik modeli üretim, entegrasyon ve testleri ağustos 2022’de tamamlandı. Yörüngede görev yapacak uçuş modelinde ise entegrasyon, sistem seviyesi testleri ve son hizalama ölçümleri de başarıyla tamamlandı.

Türksat 6A’nın dayanıklılık testleri de geçilerek, uydunun fırlatma süreci ve uzay ortamına dayanıklılığı test edildi. Sistem seviyesi testler arasında işlevsel testler, ısıl vakum testleri, sinüs ve akustik testleri başarıyla tamamlandı.

Mart ayı sonuna kadar ise kompakt alan anten testi (CATR), kütle özellikleri ölçümü ve son kontrolleri tamamlanacak, ardından fırlatma için nakliye hazırlıklarına başlanacak. Türksat 6A, bu aşamadan sonra ABD’li SpaceX‘e teslim edilecek ve mevcut planlamalara göre Haziran 2024’te Falcon 9 roketiyle fırlatılacak.

Uydunun hizmete alınmasıyla birlikte, mevcut uydular yedeklenirken kapasite de artırılacak. 35 bin 786 kilometre yüksekliğe konumlanacak olan Türksat 6A, 7,5 kilovat güce sahip olacak ve Güney-Doğu Asya gibi bölgelere de hizmet verecek.

Şu anda 31 derece, 42 derece ve 50 derece doğu yörüngelerinde faaliyet gösteren Türksat, Türksat 3A, 4A, 4B, 5A ve 5B olmak üzere toplam 5 haberleşme uydusuyla dünyada 3,5 milyar nüfusa ulaşıyor. Türksat 6A’nın hizmete alınmasıyla birlikte kapsama alanı genişleyecek ve Hindistan, Tayland, Malezya ve Endonezya gibi ülkeler de Türkiye’nin kapsama alanına girecek. Böylece, kapsama alanındaki nüfus 3,5 milyardan 5 milyarın üzerine çıkacak.

Yapay zeka ile dil öğretmeni yetiştirilecek!

0

Dünya genelinde yabancı dil alanı başta olmak üzere, farklı alanlarda nitelikli öğretmen yetiştirmek için çalışmalar sürdürülürken Ankara’daki bir üniversite, uluslararası işbirliğiyle gerçekleştirdiği proje için 250 bin euro fon almaya hak kazandı. 2 yıl devam edecek projede, İngilizce sınıflarından en az 100 saat boyunca veri toplanacak. Elde edilen bulgular yapay zeka desteğiyle incelemeye hazır hale getirilecek, Konuşma Çözümlemesi araştırma yöntemiyle analiz edilecek. Böylece dil öğretmeni yetiştirme süreçlerine kanıta dayalı bilgilerle katkıda bulunulacak.

Dünya genelinde farklı alanlarda nitelikli eğitmen yetiştirmek için birçok çalışma sürdürülürken bunların başında yabancı dil geliyor. Çünkü, yabancı dil eğitiminde dil yetkinliğinin önemi kadar farklı öğrenme metotlarına da hakim olmak kritik bir rol oynuyor. Bu doğrultuda İngilizce öğretmeni yetiştirmek amacıyla harekete geçen TED Üniversitesi’nin (TEDÜ) öncülüğünde, Bartın Üniversitesi’nin yanı sıra, İsveç’teki Linköping University, Almanya’daki Potsdam University ve İspanya’daki International University of Catalonia ortaklığında hazırladığı proje, Türkiye Ulusal Ajansı’ndan 250 bin euro fon almaya hak kazandı.

TEDÜ Eğitim Fakültesi, İngiliz Dili Eğitimi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ufuk Balaman koordinatörlüğünde sürdürülecek “Digital Transformation of Language Teacher Education with Data-Informed Evidence (DigiLTE)” (Veriye Dayalı Kanıtlarla Dil Öğretmeni Eğitiminin Dijital Dönüşümü) başlıklı Erasmus+ KA220 HED projesinde, paydaşların sınıf içi söylem ve dil öğretmeni yetiştirme konularındaki araştırma ve uygulama yetkinliklerinden yararlanılacak. İngilizce eğitimi verilen sınıflar, en az 100 saat boyunca izlenecek ve görüntülü kayıt alınacak. 2 yıl boyunca devam edecek projede yapay zekâ, elde edilen verilerin transkripsiyonunu, filtrelenmesini ve analize hazır hale getirilmesini otomatik olarak yapacak. Böylece lisans düzeyinde dil öğretmeni yetiştirme süreçlerine, kanıta ve veriye dayalı çıktılarla katkıda bulunulacak.

Yapay zekayla dil öğretmeni yetiştirilmesini destekleyecekler

TEDÜ’nün DigiLTE projesinde farklı ülkelerden kurumların yer almasıyla, çeşitli demografilerin ve eğitim süreçlerinin en efektif biçimde amaca yönelik olarak birleştirilmesine olanak tanınacak. İlk adımda sınıf içi etkileşimi baz alan video arşivi oluşturulacak. Söz konusu bulgular, konuşma çözümlemesi araştırma yöntemiyle incelenecek. Dijital ortamlarda açık erişimli etkileşimsel kataloglar ortaya konulacak. İlgili kataloglar, video inceleme ve ders planlama toplantıları yoluyla gruplar halinde aday eğitmenlere sunulacak.

Projeyle birlikte dijital dönüşüme yönelik veriye dayalı kanıtlarla bilimsel verilerle öğretmen yetiştirilmesi desteklenecek. Öte yandan, uygulanan kurguyla benzer mesleklerdeki gelişim süreçleri için de bir model oluşturulacak. Projenin açılış toplantısı, önümüzdeki aylarda TED Üniversitesi Eğitim Fakültesi ev sahipliğinde gerçekleştirilecek.

Sürdürülebilir büyüme için dijital çözümler

Sürdürülebilirlik günümüzde, yalnızca çevresel faktörleri değil, aynı zamanda ekonomik ve sosyal kalkınmayı da içeren bütüncül bir perspektifi kapsıyor. Bu anlamda sadece çevre üzerindeki etkileriyle değil sorumlu üretimden kapsayıcılığa, dijital erişimden üretim ve hizmet modellerine kadar geniş bir çerçeve sunuyor. Şirketler ve organizasyonlar bu kapsamda üretim veya hizmet süreçlerine daha akıllı ve dijital teknolojileri entegre ederek sürdürülebilirliğe katkı sağlamak için yeni iş modelleri geliştiriyor. Geçtiğimiz 10 yılda dünya genelinde dijitalleşme alanındaki çalışmaların artması bu etkinin gücünü gösterir nitelikte. Türkiye’nin ilk SAP Gold Partner’ı Nagarro + MBIS ise bu süreçte veri analitiği araçları ve kaynak optimizasyonu çözümleriyle şirketlere en etkili dijital iş modellerinin üretilmesinde yol haritası çiziyor.

Sektörlerin geleceğine yön veriyor

Dünya Ekonomik Forumu’na göre gelecek 10 yıl içinde ekonomide yaratılan yeni katma değerin yüzde 70’inin dijital platforma dayalı iş modellerinden oluşacağı tahmin ediliyor. Nagarro + MBIS, bu öngörüden hareketle hizmet verdiği sektörlerde, sunduğu SAP odaklı çözümleriyle şirketlerin geleceğin iş modellerine yatırım yapmasına rehberlik ediyor.

Dijital teknolojiler ve yazılımlar, şirketleri daha sürdürülebilir politikalara yönlendirirken iş yapma biçimlerini de değiştiriyor. Örneğin finans sektöründeki dijital dönüşümü desteklemek amacıyla geliştirilen yazılımlar ve teknolojiler müşterilere daha erişilebilir hizmetler sunmada kritik rol oynuyor. Bu anlamda son dönemde finans sektöründe büyüme gösteren “fintech”lerin payı hem dünya hem Türkiye’de hızla yükseliyor.

Dijital çözümler yaygınlaşıyor

Bunun yanı sıra üretim odaklı sektörlerde tedarik zinciri yönetiminde sunulan dijital çözümler, ürün yaşam döngüsü boyunca sürdürülebilirliği desteklemeye katkı sağlıyor. Dijital çözümlerin yaygınlaştırılması sektörlerdeki sera gazı emisyonlarının azaltılmasını da sağlarken topluma değer katan yeni teknolojilerin ortaya çıkmasına da önayak oluyor.

Nagarro + MBIS, sunduğu veri analitiği araçları ve kaynak optimizasyonu çözümleriyle şirketler için doğru rotaların belirlenmesinden, enerji verimliliği sağlayan teknolojilere geçişe kadar bir dizi sürdürülebilir uygulamayı destekliyor. Bu şekilde müşterilerine çevresel etkilerini azaltma konusunda yardımcı oluyor. SAP çözümleri başta olmak üzere iş ortaklarının yazılım ve teknoloji yatırımlarından mümkün olan en iyi getiriyi elde etmelerini sağlayan çözümler geliştiriyor. Kaynak planlaması, tedarik zinciri, finans yönetimi ve ileri düzey analitik gibi alanlarda verimli iş süreçleri yaratılmasını mümkün kılarak organizasyonların sürdürülebilir bir geleceğe katkı sunmasına yardımcı oluyor.

Nagarro + MBIS Genel Müdürü Cenk Salihoğlu, “Sürdürülebilir büyümeyi ön planda tutarak, dijital araçlarımızla şirketlere değer katacak çözümler sunuyoruz. Nagarro + MBIS olarak müşterilerimize daha etkili ve çevreci iş süreçleri oluşturmaları konusunda yardımcı oluyor, sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmaları ve dijital dönüşümle geleceğin iş dünyasına şimdiden hazır olmaları konusunda çalışıyoruz. Teknolojiyi, sürdürülebilir büyümenin temel taşı olarak görüyor ve bu doğrultuda önümüzdeki süreçte de müşterilerimize en iyi dijital çözümleri sunmak konusunda çalışmalarımızı sürdürüyoruz” dedi.

ABD seçimlerinde yapay zeka skandalı: Biden’ın sesi taklit edildi!

Yapay zeka destekli ses taklidi ile Demokrat seçmenlere yapılan sahte aramaların ardında kim veya hangi yapay zeka aracının olduğu belirsizliğini korurken, seçim sürecinde kötü niyetli yapay zeka kullanımı endişe yaratıyor.

ABD seçimlerinde yapay zeka teknolojisinin etik dışı ve yasadışı kullanımına dair endişeler artıyor. New Hampshire Başsavcılığı’nın yaptığı açıklamaya göre, yapay zeka destekli bir ses, ABD Başkanı Joe Biden’ın konuşma tarzını taklit ederek, seçmenlere ulaşarak oy kullanmamaları yönünde telkinlerde bulunuyor.

Başsavcılık, bu ses taklidi girişimini, seçimlere müdahale olarak değerlendirirken, özellikle Demokrat seçmenin oy kullanmaktan vazgeçirilmeye çalışıldığı sahte telefon aramaları dikkat çekiyor. Sahte aramalarda, Cumhuriyetçilerin Donald Trump’ı desteklemek için oy kullanmaları gerektiği belirtilerek, Demokratların ise oy kullanmaktan kaçınmaları isteniyor.

ABD seçimlerinde yapay zeka hakkında Başsavcılık, bu tür telefon aramalarını soruştururken, yapılan sahte aramaların “yasadışı bir girişim” olduğunu belirtiyor. Ancak, şu an için bu yapay zeka seslerinin hangi araç veya platform tarafından oluşturulduğu netlik kazanmış değil. Sektörde faaliyet gösteren birçok firma, kısa süreli ses örnekleri kullanarak son derece gerçekçi yapay zeka destekli sesler üretebiliyor.

Bu gelişme, seçim sürecinde yapay zeka teknolojisinin kötüye kullanılmasına dair endişeleri artırırken, olayın politik bir bağlamda ele alınması da dikkat çekiyor. Ancak, Trump’ın kampanya sözcüsü, kendilerinin bu olaya karışmadıklarını belirtti. Yapay zeka teknolojisinin seçimlerdeki potansiyel kötü niyetli kullanımı, güvenlik ve etik konularında yeni tartışmalara yol açabilir.

THY yurt içi uçuşlarında sınırsız internet hizmeti başladı!

0

Türk Hava Yolları(THY) Genel Müdürü Bilal EKŞİ, X’te yurt içi uçuşları için önemli açıklamalarda bulundu. Ekşi ve THY’nin sosyal medyada yaptığı açıklamaya göre artık yurt içi uçuşlarda internet kullanımı sunulacak. İşte detaylar…

THY yurt içi internet hizmet ücreti ne kadar?

THY Genel Müdürü Bilal Ekşi, X’te yaptığı duyuruyla yurt içi uçuşlarda internet hizmetini sunmaya başladıklarını duyurdu. Ekşi, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Yurt içi uçuşlarda sizlere internet imkanını sunmaktan memnuniyet duyuyoruz.” açıklamasında bulundu.

THY internet ücreti

Uçuş sırasında internet hizmeti almak isteyen THY yolcuları, sınırsız mesajlaşma paketini 150 lira, sınırsız internet paketini ise 350 lira ücret karşılığında satın alabilecek.

Paket türüÜcret
Sınırsız mesajlaşma150 TL
Sınırsız internet350 TL

Türk Hava Yolları ineternet ve mesajlaşma hizmetleri neler?

Türk Hava Yolları Business Class yolcuları ve Miles&Smiles program üyelerine ücretsiz internet hizmeti sunuyor. Üye olmayan yolcuların ise uçuş öncesinde veya uçuş esnasında internet giriş sayfasında yer alan form üzerinden Miles&Smiles program üyeliklerini yapabiliyor. Hizmetler ise şu şekilde:

Paket türüÜcretsiz kota
Miles&Smiles Elite veya Elite Plus Program Üyesi Business Class Yolcularısınırsız internet
Business Class Yolcuları1 GB ve sınırsız mesajlaşma
Miles&Smiles Elite ve Elite Plus Program Üyeleri400 MB ve Sınırsız Mesajlaşma
Miles&Smiles Classic Plus Program Üyeleri250 MB ve sınırsız mesajlaşma
Miles&Smiles Classic Program Üyelerisınırsız mesajlaşma
THY internet ücreti

Türk Hava Yolları yurt dışı internet ücreti ne kadar?

Miles&Smiles program üyeliği bulunmayan veya ücretsiz internet kotasını tüketen yolcular için ayrıca ücretli internet paketleri de mevcut. Bu paketler yalnızca uçuş esnasında satın alınıyor. Ücretler ise şu şekilde:

Paket türüÜcret
Sınırsız Mesajlaşma5 USD
100 MB8 USD
250 MB15 USD
Sınırsız İnternet (Kısa Uçuşlar)15 USD
Sınırsız İnternet (Uzun Uçuşlar)35 USD

Türk Hava Yolları internet bağlantısı yapmak için yolcuların internete bağlanma adımlarını içeren yardım videosuna uçuşları esnasında PLANET uçak içi eğlence platformundan ulaşabilirler.

SEC’in Bitcoin ETF onayı skandalı: SIM değiştirme saldırısı ile gerçekleşti!

ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (SEC), sahte bir Bitcoin ETF onayı açıklamasının arkasında SIM değiştirme dolandırıcılığı olduğunu resmi olarak duyurdu. 9 Ocak’ta SEC hesabı üzerinden yapılan açıklamada Bitcoin ETF onayının verildiği belirtilmişti. Ancak, SEC Başkanı, kendi hesabından yaptığı açıklamada, bu duyurunun gerçeği yansıtmadığını ve bir saldırıya uğrandığını bildirdi. Peki, SEC’in kurumsal hesabı nasıl hacklendi? Bitcoin fiyatındaki dalgalanmaya neden olan bu siber saldırının detayları açığa çıktı.

SEC'in Bitcoin

SIM değiştirme saldırısı gerçekleşti

SEC’in Bitcoin , saldırganların “SIM swapping attack” yöntemiyle SEC telefon numarasının kontrolünü ele geçirdiklerini belirtti. SIM değiştirme saldırısı, kötü niyetli bir kişinin sosyal mühendislik gibi tekniklerle kurbanın telefon numarasını ele geçirmesiyle gerçekleşiyor. Saldırgan daha sonra kurbanın hesaplarına giriş yapmak için kullanabileceği iki faktörlü kimlik doğrulama kodları dahil, kurbanın arama ve mesajlarına müdahale edebilir.

İki adımlı kimlik doğrulama neden işe yaramadı?

SEC’in Bitcoin skandalındaki kötü niyetli kişi, X hesabına bağlı telefon numarasının kontrolünü ele geçirdikten sonra hesap şifresini sıfırladı. SEC, çok faktörlü kimlik doğrulamanın açık olduğunu belirtse de, bu güvenlik özelliği hesaba erişim sorunları nedeniyle Temmuz 2023’te bir çalışanın talebi üzerine X desteği tarafından devre dışı bırakılmış. SEC, 9 Ocak’ta hesabın ele geçirildiğini fark ettikten sonra bu özelliği yeniden etkinleştirmiştir. SEC’in kurumsal hesaba bağlı telefon numarasının nasıl öğrenildiği ve hackerların operatörün SIM’leri değiştirmesini nasıl sağladığı konuları hala araştırılmaktadır.

RTX Remix, Açık Beta’da Kullanıma Açıldı!

0

 NVIDIA tüm mod yapımcılarına, yeni NVIDIA RTX Remix Açık Beta‘yı denemek, deneyimlemek ve geri bildirimde bulunmak amacıyla tam sürüm yayınlanana kadar ücretsiz olarak indirilebildiğini duyurdu.

Ayrıca GeForce.com adresinde ayrıntılı bir ‘Başlangıç Kılavuzu‘ da yer alıyor. 

RTX Remix Modlama Oyununu Değiştiriyor

NVIDIA, NVIDIA RTX Remix ile, modderlara, favori klasik oyunlarını ışın izleme, NVIDIA DLSS, NVIDIA Reflex, modern fizik tabanlı render (PBR) varlıkları ve üretici yapay zeka dokusu araçlarıyla yeniden tasarlamalarına olanak tanıyor.

NVIDIA Omniverse üzerine inşa edilen NVIDIA RTX Remix, DirectX 8 ve 9 oyunlarını sabit işlevli işlem hatlarıyla yeniden düzenlemeye yönelik uçtan uca bir platform. Uyumlu oyunlar ise ModDB’deki topluluk listesinde yer alıyor. Uyumlulukla ilgili teknik bilgileri Remix belgelerinde bulabilirsiniz.

Remix, iki ana bileşenden oluşuyor: Birinci bileşen, ışıklar oluşturmak ve yeniden tasarlanmış varlıkları oyun sahnesine eklemek amacıyla kullanılan bir uygulama. İkinci bileşen ise klasik oyun sahnelerini yakalamak ve yeniden tasarlanmış varlıkları oyun oynatılırken tekrar oyuna enjekte etmek için kullanılan bir runtime.

RTX Remix İş Başında

RTX Remix, NVIDIA’nın kendi Portal  oyununda RTX ile yapılan etkileyici remasterları ve modderlar tarafından oluşturulan Portal: Prelude RTX’yi başarıyla kullanıldı. Şimdi ise Orbifold Studios, RTX Remix’i kullanarak Half-Life 2An RTX Remix Project‘i geliştiriyor. Bu, tüm zamanların en yüksek puanlı oyunlarından birinin topluluk tarafından yapılan bir düzenlenmiş hali. Ravenholm için yapılan Remix güncellemelerini sergileyen en son Half-Life 2 RTX oynanış fragmanına göz atın.

RTX Remix uygulamasının Açık Beta’da yayınlanmasıyla, modcular bir sonraki seviye RTX modları geliştirebilecek.

Sandviç devi Subway de fidye yazılım kurbanı!

Ünlü Amerikan çok uluslu fast-food zinciri Subway, kendisini bir siber felaketin içinde buldu. LockBit fidye yazılımı çetesi, Subway veri ihlalinin sorumluluğunu üstlenerek dahili veri tabanını hedef aldı ve çalışan maaşları, franchise telif ödemeleri, ana franchise komisyon ödemeleri, restoran ciroları gibi pek çok şirket verisini ele geçirdiklerini duyurdu.

Tehdit aktörünün Subway veri ihlali duyurusu, Tor veri sızıntısı sitesindeki bir gönderi aracılığıyla kamuoyuna duyuruldu ve fidye ödemesi için son tarih olarak 02 Şubat 2024’ün seçildiği bildirildi. Subway’in önemli bir güvenlik açığı olduğunu ima eden mesaj, sandviç devini durumun ciddiyetini küçümsemekle suçluyor. LockBit fidye yazılımı çetesi toplamda yüzlerce gigabaytlık veriyi dışarı sızdırdığını iddia ediyor ve bir ültimatom ekliyor: Subway ya ele geçirilen verileri korumak için derhal adım atar (fidye öder) ya da çalınan bilgiler rakiplere satılabilir.

Ülkemizde de faaliyet gösteren fast-food zinciri Subway henüz iddia edilen ihlali ele alan resmi bir açıklama yayınlamadı. Firma sadece iddiaları araştırmak için bir iç güvenlik incelemesi başlattığını duyurmakla yetiniyor. Subway’e yönelik siber saldırıyla ilgili belirsizlik devam ederken, şirketin web sitesi çalışır durumda görünüyor ve bildirilen ihlalle ilgili herhangi bir belirti göstermiyor.

2023’te pik yapan fidye yazılım saldırıları devam ediyor

2023’ün özellikle son 3 aylık diliminde çığ gibi büyüyen fidye yazılım saldırılarında dünyanın en büyük ticari bankasından Fransız basketbol takımına, Las Vegas’taki kumarhane devlerinden dünyanın en büyük kütüphanelerine dek bir dizi şirket, kurum ve kuruluş fidye yazılım çetesi saldırılarından nasibini almıştı. Kurumsal siber güvenlik pazarının önemli oyuncularından Fortinet ise fidye yazılım saldırılarındaki artışa karşın kötücül yazılımları tespit eden kurum sayısındaki düşüşe dikkat çekmişti.

Fast food zincirlerine siber saldırı kısmen yeni bir gelişme olsa da kısa süre önce benzer saldırılar gerçekleşti. Subway’e yönelik bu siber saldırı olayı, kısa bir süre önce Yum! Brands, KFC, Pizza Hut, Taco Bell ve The Habit Burger Grill’in ana şirketi olan ve İngiltere’deki yaklaşık 300 restoranın bir fidye yazılımı saldırısından etkilendiği saldırı ile benzerlik gösteriyor. Yum! Brands, etkilenen restoranları bir günlüğüne kapatarak hızlı bir şekilde aksiyon almış ve müşterilere kişisel bilgilerin tehlikeye atılmadığı konusunda güvence vermişti.

İş Bankası ve F-Ray FinTech’ten sermaye piyasalarına yönelik iş birliği!

İş Bankası, Workup Girişimcilik Programı 10. dönem mezunlarından F-Ray FinTech ile finansal okuryazarlığın artırılmasına ve borsa yatırımcılarına nitelikli, hızlı bilgi sunmaya katkıda bulunacak bir iş birliğine imza attı.

F-Ray FinTech tarafından geliştirilen “İş’in Temeli Analiz Platformu”, hisse senetlerinin detaylı bilanço analizlerine, kapsamlı filtreleme ve puanlama seçeneklerine, sektörel analizlere, halka arz ve temettü bilgileri gibi onlarca farklı analiz aracına görselleştirme teknikleriyle, hızlı ve kolay erişim sağlıyor. Böylelikle yatırım kararlarının bilgiye dayalı olarak şekillendirilmesine katkıda bulunuyor.

Türkiye İş Bankası ile F-Ray FinTech arasındaki iş birliğiyle tüm İş Bankası müşterileri, Borsa İşlem Platformu’na giriş yaptıktan sonra “İş’in Temeli” uygulamasına ücretsiz olarak erişebiliyor.

İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran konuyla ilgili yaptığı açıklamada, finansal teknoloji alanındaki yenilikçi yaklaşımlarını sürdürdüklerini belirterek, yatırımcılara finansal okuryazarlık konusunda destek olmak, finansal bilgiye erişimi artırmak ve yatırım kararlarını bilinçli bir şekilde alabilmelerine yardımcı olmak amacıyla bu platformu hayata geçirdiklerini söyledi. Platformda iş birliği yaptıkları teknoloji girişiminin aynı zamanda İş Bankası Workup Girişimcilik Programı mezunu olmasından iftihar duyduklarını ifade eden Aran, “Girişimcilerimizin, yol arkadaşlarımızın başarıları bizi gururlandırıyor ve iş birliğimizin bu tür inovatif çözümlerle meyvesini vermesi, Türkiye’nin finansal teknoloji alanındaki ilerlemesine katkıda bulunuyor. Kendisi de bir girişim olarak hayata geçen ve bu yıl 100. Kuruluş yıldönümünü kutlayacak olan Bankamız hem girişimcilik ekosistemini besliyor hem de ekosistemden besleniyor” dedi.

Riot Games, 530 çalışanını işten çıkardı: Oyun sektöründe yeni bir kriz mi?

Riot Games, League of Legends’un geliştiricisi olarak bilinen şirket, son günlerde aldığı radikal kararlar ve yaşadığı stratejik değişikliklerle gündemi meşgul ediyor. Toplam iş gücünün yaklaşık yüzde 11’ine denk gelen 530 çalışanını işten çıkaran Riot Games, bu adımın “hissedarları yatıştırmak için” değil, “bir gereklilik” olduğunu açıklıyor.

Şirketin CEO’su A. Dylan Jadeja, paylaşılan bir mektupta, Riot Games‘in 2019 yılından bu yana büyük yatırımlar yaptığını, portföyünü genişlettiğini ve hızlı bir şekilde büyüdüğünü vurguluyor. Ancak, bu büyümenin beklenen getiriyi sağlamadığını belirten Jadeja, şirketin odak noktasının belirsiz olduğunu ve maliyetlerin sürdürülemez bir seviyeye ulaştığını ifade ediyor.

Riot Games, işten çıkarılan her çalışana en az altı aylık maaş, nakit ikramiye ve bir dizi yan hak ve destek sunarak, bu zorlu süreci bir nebze olsun hafifletmeye çalıştığını duyuruyor. Bu “ayrılık paketi“, işten çıkarmaların etkilerini en aza indirmeyi amaçlıyor.

Şirketin stratejik değişiklikleri kapsamında, Riot Forge adlı şirketin de kapatılacağı açıklanıyor. Forge, Riot IP’sini kullanarak üçüncü taraf stüdyolardan oyunlar üretmeyi amaçlayan bir yayıncılık şirketiydi. Riot Games, gelecekte odaklanacağı projeler arasında ise League of Legends, Valorant, Teamfight Tactics ve Wild Rift‘i vurguluyor.

İşten çıkarmaların yanı sıra, Legends of Runeterra oyununa devam edilecek ancak ekibin küçültülerek Path of Champions‘a odaklanılacağı açıklanıyor. Riot Games‘in aldığı bu kararlar, zaten zor durumda olan oyun sektörüne bir darbe daha vurarak geçtiğimiz yılki toplu işten çıkarmaların etkilerini artırıyor. Sektör genelindeki iş kayıpları 2024’ün ilk ayında hızla artarken, Riot Games‘in bu adımları, oyun dünyasında yaşanan trajik eğilimi daha da derinleştiriyor. Konuyla ilgil Riot Games’in açıklamasına ulaşmak için tıklayın

Yapay zekâ ve bulut yarışında AWS’den dev Japonya yatırımı!

0

Amazon’un bulut bilişim kolu AWS geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada Japonya ve Asya bölgesindeki bulut altyapısını, bilgi işlem hizmetlerini ve yapay zekâ kapasitesini artırmak için Japonya’ya 15 milyar dolar yatırım yapacağını duyurdu. Seattle merkezli bulut devi AWS, Japonya’nın Tokyo ve Osaka şehirlerinde AWS ürün ve hizmetlerinin kullanılabilirliğini artırmak için milyarlarca dolar harcayacak.

AWS Japonya Başkanı Tadao Nagasaki Tokyo’da düzenlenen bir basın toplantısında, “AWS’nin yatırımlarını genişletmesi, Japonya’daki verileri denizaşırı ülkelere götürmeden kullanmayı mümkün kılacak” dedi ve ekledi: “Ülkede veri merkezleri olduğunda tüm bulut hizmetleri çok düşük gecikme süreleriyle kullanılabilecek.”

AWS’nin ülkeye 15 milyar dolar yatırım yapmasının en önemli nedenlerinden biri, Japonya merkezli işletmeler için üretken yapay zekâ kullanılabilirliğini desteklemek ve GenAI müşterilerinin benimseme sağlamalarına yardımcı olmak. AWS’nin amiral gemisi GenAI teklifi Amazon Bedrock, Ekim ayında Tokyo bölgesinde kullanıma sunuldu. Şirket ayrıca bazı müşterilere teknik yapay zekâ eğitimi sağlayan bir destek programı başlattı. AWS Japonya merkezli müşterilerin büyük dil modelleri (LLM’ler) oluşturması ve eğitmesi için bulut kredisi şeklinde 6 milyon dolarlık bir yatırım da gerçekleştirdi.

Japonya ve Asya pazarında bulut rekabeti kızışıyor

AWS, Japonya’yı potansiyel olarak büyük bir GenAI pazarı fırsatı olarak gören tek bulut devi değil. Geçtiğimiz yıl Google, Tokyo yakınlarındaki ilk Japon veri merkezini işletmeye başladı. Ayrıca Google, Kanada ve Japonya’yı birbirine bağlayan bir denizaltı kablo projesi başlattı. Google’ın Tokyo ve Osaka’da bulut depolama ve altyapı hizmetleri sağlayan bulut bölgeleri de bulunuyor. Microsoft ise son birkaç yıldır Japonya’daki bulut altyapısını ve Azure ürün kullanılabilirliğini sürekli olarak genişletti. Yazılım ve bulut devi 2023 yılında Japonya’nın batısında yeni Microsoft veri merkezlerini faaliyete geçirdi.

AWS, Google ve Microsoft, ülkenin tüm merkezi ve yerel yönetimleri tarafından kullanılan Japonya’nın Devlet Bulut platformu hizmetleri için bulut sağlayıcıları olarak seçildi. Geçtiğimiz yıl Japonya Başbakanı Fumio Kishida, yapay zekâ teknolojisi ve politikasını görüşmek üzere yapay zekâ yıldızları OpenAI ve Nvidia’nın liderleriyle bir araya geldi. Japonya’nın Liberal Demokrat Parti içindeki dijital topluluk başkanı Takuya Hirai, AWS’nin yeni yatırımıyla ilgili olarak yaptığı açıklamada, “Ülkede dijital altyapının geliştirilmesi, ülkenin endüstriyel rekabet gücünü güçlendirmenin anahtarıdır ve veri merkezleri bu amaçla önemli bir rol oynamaktadır” diyor ve ekliyor: “Bu alandaki yatırımlar yapay zekâ gibi önemli teknolojilerin kullanımını teşvik ediyor ve Japonya’daki araştırma ve geliştirme yeteneklerini geliştiriyor.”

Microsoft, Google ve AWS birlikte dünya çapındaki bulut pazarının yaklaşık yüzde 66’sını kontrol ediyor. Synergy Research Group’un 2023 üçüncü çeyrek pazar verilerine göre AWS şu anda küresel bulut altyapı hizmetleri pazarında yüzde 32’lik bir paya sahipken, onu yüzde 23 ile Microsoft ve yüzde 11 ile Google takip ediyor.

Her üç şirket de 2023’ün başından bu yana üretken yapay zekâya odaklanmalarını artırdı. Google, Microsoft ve Amazon’un her biri son 12 ay içinde düzinelerce yeni GenAI teklifi sunarken, aynı zamanda 2024’te yapay zekânın müşteriler tarafından benimsenmesini sağlamak için Ar-Ge ve eğitime milyarlarca dolar yatırım yaptı.

AWS aslında Amazon’un Tokyo’da bir AWS bulut bölgesi açmasının ardından 2011’den bu yana Japonya’ya hali hazırda yaklaşık 10 milyar dolar yatırım yapmış durumda. Bu 10 milyar dolar, ülke genelinde AWS veri merkezlerinin inşası, işletilmesi ve bakımı için harcandı. Şimdi ise 15 milyar dolarlık ek bir yatırım gerçekleştiren AWS, ülkede finans devi Nomura, bölgesel telekomünikasyon lideri KDDI ve içecek şirketi Asahi gibi geniş bir müşteri tabanına sahip.

OLED iPad Pro ve yeni iPad Air yakında geliyor: İşte muhtemel çıkış tarihi

Apple, uzun süredir beklenen OLED iPad Pro ve 12.9 inçlik iPad Air modellerini tanıtmaya hazırlanıyor. Yenilenmiş tasarımları ve dikkat çekici özellikleriyle kullanıcılarına sunacak olan bu modellerle ilgili muhtemel çıkış tarihi ortaya çıktı.

Apple analisti Mark Gurman, yeni iPad modellerinin önümüzdeki Mart veya Nisan aylarında tanıtılacağını belirtti. Geçtiğimiz yılın iPad lansmanı için beklenen duyuru gelmemişti, ancak 2024 boyunca OLED iPad Pro modellerinden iPad mini 7’ye kadar çeşitli yeni nesil tablet modellerinin tanıtılması bekleniyor. iPad mini 7 ve giriş seviyesi iPad modelleri ise muhtemelen bu yılın sonunda, yani iPhone 16 serisinin lansmanından sonra kullanıcılara sunulacak.

iPad Pro’nun beş yıldan fazla süredir değişmeyen tasarımının, yeni modellerle birlikte değişeceği ve iPad Pro ile iPad Air modellerinin birbirlerinden daha belirgin bir şekilde ayrılacağı söyleniyor. Yapılan CAD görüntülerinin bu değişikliği doğruladığı belirtiliyor.

iPad Pro’da en büyük yenilik olarak OLED ekranlara geçişin öne çıkması bekleniyor. Bu yükseltme, hem 11 inç hem de 13 inç iPad Pro modellerinde geçerli olacak, böylece ürün serisindeki farklılıklar daha da azalacak. Ayrıca, Apple’ın yeni M3 çipinden güç alacak olan yeni tabletler, gelişmiş hesaplama ve grafik performansı sunacak. iPad Pro için cam arka kapak ve MagSafe kablosuz şarj özelliği de beklenen özellikler arasında.

iPad Air 6’nın tasarımının mevcut modelle aynı kalacağı ancak yenilenmiş bir kamera modülüne (iPhone X’e benzer) sahip olacağı belirtiliyor. Her iki iPad Air modelinin de M2 platformu ile tanıtılması bekleniyor.

Son raporlara göre, OLED iPad Pro ve iPad Air 6’nın çıkış tarihi Mart veya Nisan aylarına denk gelecek. Ayrıca iPad mini 7 ve giriş seviyesi iPad modellerinin de muhtemelen iPhone 16 serisinin lansmanından sonra bu yılın sonunda kullanıcılara sunulması bekleniyor.

Uluslararası Uzay İstasyonu görüşmeleri nasıl yapılıyor?

Türkiye’nin ilk uzay yolcusu Alper Gezeravcı Axiom Space şirketinin Axiom Mission 3 görevi dahilinde 19 Ocak 2024 tarihinde uzaya çıktı. Gezeravcı, geçtiğimiz günlerde ise Cumhurbaşkanı Erdoğan ile UUİ’den (Uluslararası Uzay İstasyonu) bir video görüşme gerçekleştirdi. Özellikle son 45 saniyelik bölümü son derece popüler olan bu video görüşmenin tamamını yazımızın devamında izleyebilirsiniz.

Peki ama bu video görüşme teknik olarak nasıl gerçekleştirildi? UUİ’nin bir telefon numarası var mı? Uluslararası Uzay İstasyonu astronotlarının akıllı telefonları ya da ahizeleri var mı? Sesli bir arama yapıldığında uzay istasyonundaki herhangi bir cihaz gerçekten “çalıyor” mu? Video görüşmeler nasıl gerçekleştiriliyor?

Öncelikli olarak belirtmek gerekirse ne yazık ki bildiğimiz anlamda UUİ’yi (Uluslararası Uzay İstasyonu) telefonla aramak, Skype veya WhatsApp üzerinden görüşme başlatmak mümkün değil. Uzay istasyonunun geleneksel anlamda bir telefon numarası yok ve astronotların akıllı telefonlarını evde bırakmaları gerekiyor. Gerek görev gereği gerekse özel aramalar için uzay istasyonunda, astronotların Dünya’daki herhangi bir numarayı aramak için kullanabilecekleri bir bilgisayar aracılığıyla çalışan internet bağlantılı bir telefon sistemi mevcut. Dolayısıyla, astronotlar uzay istasyonundan internet aracılığıyla telefon ve video görüşmeleri gerçekleştirebiliyor. Ancak yerdeki telefonlar onları geri arayamıyor.

Uluslararası Uzay İstasyonu astronotlarının ayrıca dilerlerse e-posta göndermek için kullanabilecekleri tablet bilgisayarları mevcut ve her ne kadar bazı astronotlar yörüngeden tweet gönderse de bunlar aslında yerdeki iletişim ekiplerine e-posta ile gönderilir ve daha sonra tweet mesajlarına dönüştürülür.

Uluslararası Uzay İstasyonu Dünya ile nasıl iletişim kuruyor?

Uluslararası Uzay istasyonu yaklaşık her 90 dakikada bir dünya çevresinde tam bir tur attığı için yer istasyonlarını kullanarak iletişim amaçlı olarak UUİ’yi sürekli takip etmek imkansız. Veri bağlantısını sürdürmek için NASA, İzleme ve Veri Aktarım Uyduları (TDRS) olarak bilinen ve yer ile yörüngedeki uydular arasında neredeyse sürekli iletişim sağlayan küçük bir uydu takımyıldızına sahiptir. Bunlar evlerdeki fiber internet bağlantısına benzer veri hızlarına sahiptir. TDRS’den gelen sinyaller Dünya’daki iki NASA tesisinde alınmaktadır: biri New Mexico’daki White Sands’de ve diğeri Pasifik’teki Guam’da. Her ikisi de fiber ile NASA’nın ana iletişim merkezine bağlıdır.

Avrupa’daki etkinlikler için NASA’nın TV masası,  görüntüleri yerel bir uydu aracılığıyla Toronto’ya, oradan da transatlantik bir uydu aracılığıyla etkinlik alanına gönderiyor. Bu tür etkinliklerde görüntülerdeki gecikme, üç set uydu iletimi ve ABD ile Avrupa arasındaki video standartları arasındaki dönüşümün bir sonucu olarak yaklaşık 5 saniyeyi bulabiliyor.  Tüm bu zorlu görünen koşullara karşın sistem oldukça verimli çalışıyor ve dikkat çekici bir şekilde, bağlantının kopması çok çok nadir görülen bir durum.

UUİ ile bir diğer (ve aslında en popüler) iletişim yöntemi ise hams adı verilen amatör radyo kullanımı. Amatör telsizcilik veya Amatör radyo, dünya üzerinde organize olmuş, yapılan sınavlarda başarı göstermiş kişilerce hiçbir menfaat gözetmeksizin kendilerine ayrılmış frekans bantlarında yürütülen amatör bir hobi faaliyeti. Astronotlar boş zamanlarında UUİ’deki radyo ekipmanları aracılığıyla amatör telsiz görüşmeleri başlatabiliyor ve UUİ’nin konumuna göre, tüm dünyadaki amatör radyocular da UUİ ile iletişim kurabiliyorlar.

Fotoğraf erişimi Windows 11’le kolaylaşıyor

Microsoft, telefonunuzun fotoğraflarına erişmeyi daha da kolaylaştıran bir Windows 11 özelliği ekliyor. Windows 11’e, ekran görüntülerini telefonunuzdan PC’nize aktarmayı çok daha kolay hale getirecek yeni özellik geliyor. Microsoft tarafından yapılan testler sayesinde, yakında telefonunuzdan ekran görüntülerinize doğrudan PC’nizden erişme ve bunları düzenleme olanağına sahip olacaksınız.

Geliştiriciler için Windows Insider Programı, özellikleri genel sürüme aktarmadan önce geri bildirim toplamak amacıyla Microsoft’un yakın gelecekte uygulamayı planladığı güncelleştirmeleri veya yeni özellikleri temsil eden Windows 11’in deneysel yapılarını alan bir kanal.

Microsoft fotoğraf erişimi kolay hale gelecek

Geliştirici Kanalında etkinleştirildiğinde, Windows 11 Build 23619 artık mevcut Telefon Bağlantısı özelliğinin yerini alacak bir Cihazlar Arası Deneyim Ana Bilgisayarı Güncellemesi’ne sahip. Bu yeni özelliği telefonunuzu ve bilgisayarınızı bağlamak yerine kullanıyor.

Telefonunuz bağlandıktan sonra, telefonunuzda her ekran görüntüsü aldığınızda masaüstü bildirimlerinizde küçük bir açılır pencere görünecek. Daha sonra ekran görüntünüzü doğrudan bilgisayarınızdan görüntüleme, düzenleme veya paylaşma seçeneğiniz olacak. Bu özelliğin resmi şekilde Windows 11’in genel sürümüne gelmesi beni oldukça heyecanlandırıyor. Çünkü fotoğraflarınızı düzenlemek için kablo, mesajlaşma hizmeti veya bulut depolama hizmeti aracılığıyla bilgisayarınıza gönderme zorluğunu ortadan kaldırıyor. Haftada en az bir kez, bilgisayarınızda açmak için telefonumdan ekran görüntülerini kendinize e-postayla göndermeniz gerekiyor. Bu nedenle, görmezden gelmeyi veya açmayı seçebileceğim yerine masaüstümde küçük bir bildirimin açılması inanılmaz derecede zaman kazandıracak.

Bu özellik aynı zamanda teknolojik açıdan yeterli bilgiye sahip olmayan veya yeni bir fotoğraf aktarmak için acelesi olan bizler için de oldukça iyi olacak. Yardıma ihtiyacı olabilecek birine, telefonunuzu bu özelliği kullanarak PC’nize bağlarsanız, ekran görüntüsünü alabileceğinizi ve açılır pencerenin otomatik olarak görüneceğini açıklamak, daha uzun ve adım adım bir işlemi açıklamak yerine çok daha kolay. Microsoft’un sürekli olarak Windows 11’i geliştirmek için çalıştığını görmek her zaman iyi. Özellikle de bazı kişilerin Windows 10’dan yükseltme konusundaki isteksizliği göz önüne alındığında avantajlı. Bu güncelleme aynı zamanda Ayarlar’daki Anlatıcı’da sesleri değiştirdiğinizde çökmelere neden olan bir hatayı gidermek gibi bazı yararlı düzeltmeler de getirdi.

Qualcomm Snapdragon 8 Gen 4, Apple M2’den daha kararlı!

Qualcomm, 2024 yılında piyasaya sürmeyi planladığı Snapdragon 8 Gen 4 için çalışmalara başladı. Şirket, halihazırda gündemde olan Snapdragon 8 Gen 3’ün ötesine geçerek, yeni amiral gemisi platformunun bazı özelliklerini ve performansını paylaştı. Yapılan açıklamalara göre, Snapdragon 8 Gen 4’ün, önceki M2 işlemcisine göre daha kararlı bir performans sergilediği ortaya çıktı.

En dikkat çekici özelliklerden biri, Snapdragon 8 Gen 4’ün güçlü grafik birimi olan Adreno 830’un, Apple’ın M2 işlemcisi ile karşılaştırılması. Yapılan testlere göre, Adreno 830, 3DMark Wild Life Extreme Stress testinde rakibine göre %10 daha kararlı bir performans sergiledi. Özellikle erken mühendislik örneği üzerinde gerçekleştirilen Genshin Impact testleri, oyunun sorunsuz bir şekilde 45 dakika boyunca çalıştığını gösterdi.

Qualcomm Snapdragon 8 Gen 4

M2’nin daha büyük sistemlerde kullanılmasına rağmen, Qualcomm Snapdragon 8 Gen 4 bu grafik birimi sayesinde önemli bir performans artışı sağlayabileceği ifade ediliyor. Rapora göre, yeni platform TSMC’nin 3nm sürecini kullanacak ve ”2+6” çekirdek tasarımına sahip olacak. Bu tasarımın altında 6 adet orta kademe, 2 adet ise performans çekirdeği bulunacak. Ayrıca, Qualcomm’un akıllı telefonlara getireceği Oryon çekirdeklerinin, Snapdragon 8 Gen 4’ün performansına etkileyici bir katkı sağladığı belirtiliyor.

Ancak, özel Oryon çekirdeklerinin ek bir maliyet getirebileceği ve yeni yonganın fiyatını artırabileceği de raporlarda yer alıyor. Bu durum, üreticiler ve akıllı telefon kullanıcıları için ek maliyet anlamına gelebilir. Nihai sonuca varabilmek için, Snapdragon 8 Gen 4’ün resmi lansmanını beklememiz gerekecek.

Samsung Exynos 2500, Apple’ı geçebilir mi?

Samsung’un gelecek amiral gemisi telefonu Galaxy S25‘in motoru olacak Exynos 2500 işlemcisinin özellikleri merakla bekleniyordu. S24 serisinin satışa sunulmasının ardından ortaya çıkan sızıntılar, Exynos 2500‘ün muhtemel özelliklerini gün yüzüne çıkardı.

Exynos 2500, Galaxy S25 serisinin düz S25 ve S25 Plus modellerine güç sağlayacak. Sızan bilgilere göre, işlemci 10 çekirdekli bir CPU kullanacak ve Exynos 2400‘te olduğu gibi Samsung’un en gelişmiş çip üretim sürecini benimseyecek. İlk kez kullanılacak olan Samsung Foundry’nin ikinci nesil 3nm süreci (3nm GAP/SF3), alan ve verimlilik açısından TSMC’nin 3nm sürecinden daha iyi bir performans sunabilir.

Exynos 2500‘nin CPU yapısı, 3.2GHz veya daha yüksek saat hızına sahip Cortex-X5 CPU çekirdeği, 2.3 GHz veya daha yüksek saat hızına sahip üç Cortex-A720 CPU çekirdeği, üç adet Cortex-A720 CPU çekirdeği ve dört adet Cortex-A530 CPU çekirdeği içerecek şekilde tasarlanmış. Bazı raporlar, yakında çıkacak olan ARM Blackhawk CPU çekirdeğinin, tek çekirdek performansı açısından Apple’ın en son özel CPU çekirdeğini geride bırakabileceğini iddia ediyor.

Grafik tarafında Exynos 2500‘nin AMD’nin RDNA tabanlı Xlipse 950 GPU’suna sahip olabileceği belirtiliyor. Exynos 2400‘teki AMD RDNA3 tabanlı Xclipse 940 GPU, ışın izleme performansında Snapdragon 8 Gen 3’ü geride bırakmıştı.

Exynos 2500‘nin resmi duyurusunun bu yılın sonlarına doğru yapılması bekleniyor. Yonga seti, Galaxy S25 serisinin 2025’in başlarında gerçekleşecek lansmanı için hazır olacak.

Fourth Power, yenilenebilir enerji depolama için yeni bir yöntem geliştirdi

Enerji sektöründeki devrim niteliğindeki gelişmelerden biri olarak öne çıkan Fourth Power firması, Termal Fotovoltaik (TPV) enerjisinin depolanması konusunda çığır açan bir teknoloji geliştirdi. Bu yenilikçi depolama yöntemi, yüksek ısıda parlayan kalayın kullanımını içeriyor.

Günümüzde, güneş ve rüzgar enerjisi gibi yenilenebilir kaynaklardan elde edilen enerjiyi etkili bir şekilde depolamak, elektrik kesintilerinin önlenmesi ve enerji ihtiyacının karşılanması için kritik bir öneme sahip. Ancak, mevcut depolama maliyetleri, bu hedefe ulaşmayı zorlaştırıyor. Fourth Power, bu soruna çözüm getirerek elektriği uygun maliyetlerle depolamayı mümkün kılan bir teknoloji sunuyor.

Fourth Power

Şirketin geliştirdiği TPV panelleri, %40’a varan verimlilik oranlarıyla dikkat çekiyor ve gelecekte %50’ye kadar daha fazla gelişme potansiyeli taşıyor. Bu paneller, yüksek ısıda parlayan metalin yaydığı kızılötesi ışınları elektrik enerjisine dönüştürerek öne çıkıyor. Isı enerjisi, dev ısı yalıtımlı tanklarda depolanan 2400 °C’a kadar ısıtılmış kalay ile saklanıyor.

Grafit pompaların kullanımı, 2400 °C sıcaklıktaki metali taşıyarak endüstri standardını yeniden belirliyor. TPV hücrelerinin %40 verimliliği ise dünya rekorunu kırıyor. Fourth Power’ın sistemi, elektriği depolayıp tekrar ürettiğinde %50 oranında verimlilik elde ediyor ve maliyeti kilowatt-saat başına 25$’a kadar düşüyor.

Şirketin elde ettiği 19 milyon dolarlık Seri A fonuyla, 2026 yılına kadar ilk 1 MWh’lik prototipin tamamlanması planlanıyor. Sistemde kullanılan inert argon gazı sayesinde oksidasyon riski bulunmuyor ve korozyon önlemleri alındığından sistem, en az 30 yıl süreyle dayanıklılık gösterebilecek.

Fourth Power’ın geliştirdiği bu yenilikçi teknoloji, sadece enerji depolama alanında değil, aynı zamanda çevre dostu ve sürdürülebilir enerji çözümleri konusunda da önemli bir adım olarak öne çıkıyor.