Spotify, yapay zeka destekli o özelliği doğruladı!

Spotify’ın bu “AI çalma listeleri” özelliği, kullanıcıların AI odaklı çalma listesi oluşturmaya nasıl tepki vereceğini görmek için yapılan bir testin parçası olarak ortaya çıktı. Şirket, testi doğruladı ancak teknoloji ve nasıl çalıştığı hakkında daha fazla ayrıntı paylaşmadı ve bir lansman zaman dilimi taahhüt etmedi.

Özellik, bir kullanıcı tarafından bir TikTok‘ta  şöyle gösterildi: “Spotify’ın ChatGPT’sini rastgele mi keşfettim?“. Paylaştığı ekran görüntülerine göre AI çalma listeleri özelliğine Spotify’ın uygulamasındaki “Kütüphaneniz” sekmesinden ekranın sağ üst köşesindeki artı (+) butonuna basılarak ulaşılıyor. Burada bir açılır menü beliriyor ve AI çalma listesi özelliği, mevcut “Çalma Listesi” ve “Karışım” seçeneklerinin altındaki yeni bir seçenek.

Özelliğin açıklamasında “Fikirlerinizi AI kullanarak çalma listelerine dönüştürün.” yazıyor ve şu anda yalnızca İngilizce olarak mevcut olduğu belirtiliyor.

Seçeneği seçtikten sonra kullanıcılara, istemlerini AI sohbet robotu tarzı bir kutuya yazabilecekleri veya başlamak için önerilen istemlerin listesine göz atabilecekleri bir ekran sunuluyor. Videoda “enstrümantal elektronika ile işe odaklanın“, “sessizliği arka plandaki kafe müziğiyle doldurun” ve “eğlenceli, iyimser ve pozitif şarkılarla gaza gelin” gibi seçenekler sunuldu.

Kullanıcı ikinci istemi seçti ve AI sohbet robotu “İsteğiniz işleniyor…” yanıtını verdi ve ardından örnek bir oynatma listesi sundu.

Spotify podcast

Ekim ayında Spotify mobilde bu yeni AI özelliğine ilişkin referansların, “istemlerinize göre çalma listeleri” oluşturacak bir özelliğin ekran görüntülerini paylaşan teknoloji uzmanı Chris Messina tarafından keşfedildiği zaten bildirilmişti. Ancak Spotify o dönemde yeni özelliklerle ilgili spekülasyonlar hakkında yorum yapmayacağını söyleyerek AI çalma listeleriyle ilgili planlarını onaylamayı reddettmişti.

Şirket bugün hala AI çalma listeleri özelliğiyle ilgili kullanıcı beklentilerini, heyecanını küçümsemeye çalışıyor ve bunun şimdilik bir test olduğunu doğruluyor.

Bir Spotify sözcüsü, “Rutin olarak bir dizi test yapıyoruz. Bu testlerden bazıları daha geniş deneyimlerimize giden yolu açıyor, bazıları ise yalnızca önemli bir öğrenme işlevi görüyor.” dedi. “Şu anda paylaşacak başka bir şeyimiz yok.” diye eklediler.

Şirket henüz AI çalma listelerini kullanıma sunmaya hazır olmasa da yayıncı, kişiselleştirilmiş çalma listeleri ve yorumlar sunan AI DJ’in piyasaya sürülmesi de dahil olmak üzere AI’e yatırım yapıyor. 

DJ’in lansmanı hakkında konuşan Spotify Kişiselleştirme Başkanı Ziad Sultan, şirketin “Geniş Dil Modelleri, üretken ses ve kişiselleştirme genelindeki tüm olasılıkları anlayan büyük bir araştırma ekibine” sahip olduğunu belirtti. Bir demeçte, Spotify’ın “Yapay Zeka uzmanlığı” ile tanınmak istediğini söyledi.

Spotify CEO’su Daniel Ek ayrıca Spotify’ın podcast’leri özetlemek ve otomatik olarak sesli reklamlar oluşturmak için üretken yapay zekayı kullanmayı düşünebileceğini söyleyerek şirketin yapay zekayı şirkette kullanmaya başladığı diğer yollarla da alay etti. 

Ayrıca yapay zekanın müzik yaratmadaki rolünü de öne sürerek sanatçıların yeni şarkılar yaratırken yapay zeka araçlarını kullanabileceğini hayal edebileceğini söyledi. Spotify ayrıca gerçek kişi gibi ses çıkaran sunucu tarafından okunan podcast reklamları oluşturmak için yapay zekayı kullanmayı da araştırdı ve kişiselleştirme teknolojilerini desteklemek için kullanıyor. 

Yeni AI özelliğinin halka açık olup olmayacağı ve ne zaman yayınlanacağı henüz bilinmiyor. 

Fidye çeteleri, medya aracılığıyla kurbanları ödemeye zorluyor

Fidye çeteleri, bilgisayar korsanlarının geleneksel olarak ketum olmalarına rağmen, artık medya stratejilerini fidye almak için daha etkili bir araç olarak kullanıyor. Sophos X-Ops tarafından yapılan analize göre, fidyeciler, taleplerini yerine getirmeleri için mağdurlar üzerinde baskı oluşturmak amacıyla saldırılarının medyada yer almasından faydalanıyor.

Analiz, fidye çeteleri ile medya arasındaki giderek artan ilişkiye dikkat çekiyor. Bazı bilgisayar korsanlarının, şantaj tekniklerini geliştirmek için tanıtımlarını kullanma potansiyelini gördüğü belirtiliyor. Bu strateji, mağdurların veri ihlali durumunda uğrayabilecekleri itibar kaybından ve para cezalarından endişe duymalarını sağlıyor.

Sophos X-Ops‘un araştırmasına göre, fidyeciler saldırıları medya kanalları aracılığıyla açıkça duyurarak mağdurları uyarmakta ve tehditlerini güçlendirmektedir. Bu taktik aynı zamanda olumlu tanıtım yapmak ve eleman kazanımını artırmak için de kullanılıyor.

Fidye çeteleri, medyanın etkisiyle birlikte kamusal imajlarını geliştirmek ve profesyonelleştirmek amacıyla ortak bir çaba içerisine girmiş gibi görünüyor. Sophos X-Ops‘a göre, bu gruplar arasında medya ile işbirliği yaparak olumlu bir ışık altında faaliyetlerini sunanlar da bulunuyor.

Ancak, medyada yer almak istemeyen fidye çeteleri de var. Bu gruplar, kendi faaliyetleri hakkında yanlış haber yapan medya kuruluşlarına ve gazetecilere karşı kavgacı bir tutum takınıyor. Medyanın saldırıları doğru bir şekilde yansıtmadığını düşündükleri durumlarda, bu gruplar açıkça itiraz ediyor ve kendilerini savunuyor.

Örneğin, bazı fidye çeteleri, sızıntı siteleri aracılığıyla doğrudan gazetecilere mesaj göndererek kendilerini savunma ve bilgi paylaşma fırsatı sunuyor. Ancak, bu tür iletişim stratejileri, hem medya hem de fidyeciler arasında karmaşık bir ilişkiyi ortaya çıkarıyor.

Sonuç olarak, fidye çetelerinin medya stratejileri, siber suç dünyasının giderek karmaşık hale gelmesini ve bu grupların hem kamusal imajlarını hem de suç faaliyetlerini yönetme şekillerini değiştirdiğini gösteriyor.

iPhone 16 ve 16 Pro’nun tasarımı sızdı!

0

iPhone 15 serisi hala gündemde olsa da, teknoloji dünyası şimdiden iPhone 16 ve 17 modelleri hakkında bilgilerle çalkalanıyor. Apple’ın yeni modelleri için heyecan verici özellikler keşfedilmeye devam ediyor. Son sızıntılar, özellikle iPhone 16 ve 16 Pro’nun tasarımında beklenen değişikliklere dair ilk ipuçlarını sunuyor. İşte bu muhtemel tasarım değişikliklerinin ayrıntıları.

Kamera ve düğme tasarımı:

Sızdırılan görüntülere göre, iPhone 16’nın genel tasarımı, bir önceki model olan iPhone 15’e benzerlik gösteriyor. Ancak, önemli değişiklikler arka kamera sensörlerinde ve düğme tasarımında kendini gösteriyor. Üç farklı prototip içerisinde, birinde iPhone 15’in çıkıntılı kamera tasarımı devam ederken, diğerinde ise özellikle iPhone X’e benzer entegre bir tasarım tercih edilmiş. Ayrıca, pembe modelde mekanik düğmeler yerine birleşik ve kapasitif tuşlar bulunuyor.

Dinamik ada ve eylem düğmesi:

Apple mühendislerinin planlarına göre, iPhone 16 serisinde Dinamik Ada ve Eylem Düğmesi standart hale gelecek. Bu, kullanıcılara daha kullanıcı dostu bir deneyim sunmayı amaçlıyor. Bu özellikler, telefonun ergonomisini artırarak günlük kullanımı daha etkileşimli hale getirecek.

iPhone 16

Gelecekteki Değişiklikler: Sızdırılan görüntülerin erken tasarım örnekleri olduğunu unutmak önemlidir. Apple’ın tasarım süreci henüz başlangıç aşamasında ve iPhone 16 serisinin piyasaya sürülmesine bir yıl gibi bir süre var. Bu nedenle, nihai sürümde bazı değişiklikler yaşanabilir. Takvimler 2023’ü gösterirken, teknoloji severlerin bu muhtemel yenilikleri bekleyişleri daha da artıyor.Sonuç: Özetle, iPhone 16 ve 16 Pro modelleri, tasarımında yapılan potansiyel değişikliklerle dikkat çekecek gibi görünüyor. Ancak, kesin bilgiler için resmi lansmanı beklemek gerekecek.

Apple, iTunes için güvenlik güncellemesi yayınladı!

Teknoloji devi Apple, Windows işletim sistemine yönelik popüler müzik ve medya oynatıcılarından biri olan iTunes için önemli bir güvenlik güncellemesi yayınladı. Kullanıcıların cihazlarını güvende tutmak amacıyla önerilen güncelleme, Windows için iTunes’un 12.13.1 sürümünü içeriyor.

iTunes, genellikle iPhone, iPad ve Mac kullanıcıları tarafından kullanılan bir program olmasına rağmen, Windows platformundaki kullanıcıları da düzenli olarak güncellemelerle buluşturuyor. Yayınlanan güncelleme, özellikle güvenlik odaklı olup, kullanıcıları potansiyel tehditlere karşı koruma altına almayı amaçlıyor.

Son güncelleme olan iTunes 12.13.1, Mart 2023’te Windows için kullanıcılara sunulmuştu. Bu sürümde, güvenlik iyileştirmelerine ek olarak, yeni cihazlar için destek de eklenmişti. Apple, sürüm notlarında belirttiği üzere, bu güncellemeyle birlikte dikkate değer yeni özellikler sunmamakla birlikte, güvenlik konusunda yapılan iyileştirmelerle kullanıcıların koruma seviyesini artırıyor.

Mac kullanıcıları için önemli bir not, iTunes’un uzun bir süre önce yerini Finder ve TV uygulamalarına bırakmış olmasıdır. Ancak, Apple, Windows platformundaki kullanıcıları için düzenli güncellemeler sağlamaya devam ediyor.

iTunes’un güncel sürümü, kullanıcılar tarafından Microsoft Store üzerinden veya Apple’ın resmi web sitesinden indirilebilmektedir. Güvenlik önlemlerini en üst düzeye çıkarmak isteyen kullanıcılar, mümkün olan en kısa sürede bu güncellemeyi gerçekleştirmeleri önerilmektedir.

Bu güncelleme, Apple’ın sürekli olarak yazılım ve uygulamalarını güncel tutma çabalarının bir parçası olarak değerlendirilebilir. Kullanıcılar, düzenli olarak güncellemeleri kontrol etmeli ve güvenlik açıklarını kapatmak adına güncellemeleri hemen gerçekleştirmelidir.

Meta, Arizona’daki veri merkezlerini güneş enerjisiyle besleyecek

Sosyal medya devi Meta, Facebook, Instagram ve WhatsApp’ın çatı şirketi olarak bilinen şirket, Orsted ile gerçekleştirdiği anlaşma kapsamında 300MW güneş enerjisi ve enerji depolama sistemi için önemli bir adım attı. Yenilenebilir enerjiye yapılan bu büyük yatırım, şirketin sürdürülebilirlik hedeflerine güçlü bir katkı sağlayacak.

Meta‘nın Orsted ile imzaladığı sözleşme kapsamında, ABD’nin Arizona eyaletinde inşaatı devam eden 300MW güneş enerjisi çiftliği ve 300MW batarya enerji depolama sisteminin çıktısının büyük bir kısmına sahip olacak. Bu tesisin, ABD’li Salt River Project (SRP) ve Danimarkalı enerji şirketi Orsted ile birlikte geliştirildiği ve önümüzdeki yıl tamamlanması planlandığı belirtiliyor.*

Meta, sadece bu projeyle değil, aynı zamanda bu yılın başlarında başka bir güneş enerjisi tesisinden 50MW’lık bir kısmı satın alarak ve 2024 yılında faaliyete geçmesi planlanan 200MW’lık bir diğer güneş enerjisi tesisinin üretimine de katkıda bulunarak yenilenebilir enerjiye olan bağlılığını gösteriyor.*

Arizona’daki dev Mesa kampüsünü besleyecek olan bu yatırım, Meta‘nın sürdürülebilirlik taahhütlerine büyük bir destek sağlayacak. Şirket, 2020 yılında faaliyetlerinin tamamında net sıfır emisyona ulaşmış ve enerji talebini tamamen yenilenebilir enerjiyle karşılamıştı. Ancak, iş büyüdükçe Meta, temiz enerji projelerine yönelik yatırımlarını sürdürerek 2025 yılına kadar yalnızca ABD’de 9,8 GW rüzgar ve güneş enerjisi kapasitesine yatırım yapmayı hedefliyor.

Meta’nın bu hamlesi, teknoloji şirketlerinin sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmak için yenilenebilir enerjiye yatırım yapma konusundaki kararlılığını gösteriyor.

Spontane hareket yapabilen insansı robot: Alter3

Teknoloji dünyası, OpenAI tarafından geliştirilen ChatGPT-4 modeli ile Tokyo Üniversitesi’nden bir ekip tarafından ortaklaşa geliştirilen tüyler ürpertici insansı robot Alter3 ile çalkalanıyor. Bir yıldan kısa bir süre içinde, ChatGPT‘nin piyasaya sürülmesiyle başlayan bu işbirliği, yapay zeka ve robot teknolojilerinde çığır açan bir gelişmeye dönüştü.

Alter3, GPT-4‘ün güçlü dil modelini kullanarak, önceden programlanmış verilere ihtiyaç duymadan çeşitli pozları dinamik olarak taklit edebilen bir insansı robottur. Selfie duruşundan hayalet taklidine kadar geniş bir yelpazede hareketler sergileyebilen Alter3, GPT-4‘ün gelişmiş dil yeteneklerini kullanarak konuşma içeriğine yüz ifadeleri ve jestlerle yanıt verebilmektedir.

Alter3

Ekip, Alter3‘ün insan hareketini anlamak için özel bir kod geliştirerek, robotun zaman içinde eylem dizileri oluşturmasını sağlayan bir yöntem kullanmaktadır. Bu, geliştiricilerin her bir vücut parçası için ayrı ayrı programlama yapmasına gerek kalmadan robotun spontane hareketler üretmesine olanak tanır.

Şu an için sadece üst gövdesinden oluşan Alter3, GPT-4 tabanlı yeni metinden harekete yetenek kazanarak, bir dizi isteği anlayabilecek ve geliştiricilere yönlendirebilecek seviyede bir akıl sergilemektedir. Örneğin, “iPhone’unla bir selfie çek” dediğinizde, robot bu isteği anlar ve GPT-4 tarafından dönüştürülen Python kodu ile gerekli hareketleri gerçekleştirir.

Alter3‘ün arkasındaki ekip, bu metinden hareket keşfinin diğer insansı robotlarda da kullanılabilir hale getirilmesi için çalışmalarını sürdürüyor. Bu, insansı robot teknolojisinin önemli bir ilerleme kaydetmesini sağlayacak gibi görünüyor. Teknoloji dünyası, ChatGPT-4 ve Alter3 işbirliği sayesinde daha da heyecan verici bir geleceğe doğru ilerliyor.

TikTok, kullanıcıların desteğiyle 10 milyar doları geçti

0

Sosyal medya platformu TikTok , yeni bir başarıya imza atarak kümülatif gelirini 10 milyar doları aşan ilk oyun dışı uygulama oldu. Kullanıcıların satın aldığı ve içerik oluşturuculara gönderdiği parasal hediyelerle büyük bir ilgi gören TikTok, mobil uygulamaların gelir potansiyelinin sınırlarını zorluyor.

2021 yılında 2.7 milyar dolar kümülatif gelire ulaşan TikTok, 2022’de bu rakamı 6 milyar dolara çıkardı. 2023 yılı itibarıyla ise geliri 10 milyar doların üzerine çıkarak yüzde 61’lik bir artış kaydetti. Bu başarı, mobil oyun endüstrisinin liderlerini geride bırakarak uygulama ön plana çıkarıyor.

en fazla geliri, ABD kullanıcıları ve Çin’deki iOS kullanıcılarından elde ediliyor. Suudi Arabistan, Almanya, İngiltere ve Japonya gibi ülkeler de platformun önemli gelir kaynakları arasında yer alıyor. Kullanıcılar, TikTok paralarını satın alarak içerik oluşturuculara gönderiyor ve platform da bu işlemde yüzde 50’lik bir kesinti yapıyor. Kullanıcıların yaptığı harcamaların toplamı ise 20 milyar dolar civarında.

Mobil dünyada daha önce 10 milyar dolar kümülatif geliri aşan oyunlar arasında Candy Crush Saga, Honor of Kings, Monster Strike ve Clash of Clans bulunuyordu. TikTok, bu seçkin listeye dahil olarak sosyal medya arenasında gelecek yıl 15 milyar doları aşmayı hedefliyor.

TikTok’un bu finansal başarısı, mobil uygulama pazarının giderek çeşitlenerek gelir elde etme potansiyelini artırdığını gösteriyor. Sosyal medya devi, kullanıcılarına sunduğu eğlenceli ve etkileşimli içeriklerle birlikte ekonomik anlamda da büyük bir çekim merkezi haline gelmeye devam ediyor.

Elon Musk, Teksas’ta üniversite kuruyor

0

Dünyanın en zengin insanı ve Tesla ile SpaceX’in CEO’su Elon Musk, ABD’nin Teksas eyaletinin Austin şehrinde, “en üst düzeyde eğitime adanacak” bir üniversitenin inşasını finanse etmeyi taahhüt etti. Bloomberg tarafından elde edilen vergi dosyalarına göre, Musk, bu eğitim kurumuna 100 milyon dolarlık bir kaynak sağlayacak.

Kurulacak üniversitenin, öğrencilere “deneyimli öğretim üyeleri” tarafından sunulan ve “simülasyonlar, vaka çalışmaları, imalat/tasarım projeleri ve laboratuarlar” gibi uygulamalı öğrenme deneyimlerini içeren geleneksel bir müfredat sunması bekleniyor.

Elon Musk üniversite

Elde edilen bilgilere göre, Musk’ın finanse etmeyi planladığı eğitim kuruluşu, üniversite öncesi aşamada 50 kişilik bir STEM (Fen, Teknoloji, Mühendislik ve Matematik) odaklı ilk ve ortaokul açmayı planlıyor. Bu okul, “en üst düzeyde eğitime adanmış” olacak ve STEM alanında öğrencilere öncü bir eğitim sunmayı amaçlıyor.

Kuruluş, Musk’ın geçen yıl 2,2 milyar dolarlık Tesla hissesini yatırdığı hayır kurumu The Foundation’dan alınacak harç ve bağışlarla finanse edilecek. Başvuruda, okulun “harçsız” olma niyetinde olduğu belirtilse de, harç alabilir ve ihtiyaç temelli burslar sunabilir. Öğrenci seçiminde liyakate önem verilecek ve okul, vakıf mütevellilerine, memurlarına, çalışanlarına veya aile üyelerine kabul garantisi vermiyor.

Elon Musk’ın net serveti 243,5 milyar dolar olarak tahmin ediliyor ve yaşamı boyunca hayır kurumlarına 410 milyon dolar bağışta bulundu. Bu yeni eğitim kurumuyla Musk, eğitimde çığır açmayı ve STEM alanında yetenekli gençleri desteklemeyi amaçlıyor.

Ronaldo UFL tarafında yer aldı!

0

Cristiano Ronaldo, EA Sports FC’ye karşı mücadelede Lionel Messi’ye katıldı. Portekizli futbol süperstarı artık yeni bir video oyunu olan UFL’nin yatırımcısı. Video oyunu hayranları, şirketlerin EA Sports’un bir süredir birçok farklı cephede sahip olduğu tekelini kırmaları için haykırıyor. Madden, futbol video oyunu tutkunlarının gözünde her yıl sürekli olarak yeni dip seviyelere ulaşıyor ve sevilen FIFA serisi de çok geride değil.

Ronaldo UFL ile çalışıyor

Bu yıl EA, FIFA serisini yeniden markalaştırdı ve yeni yönün ilk yinelemesi EA Sports FC 24 olarak adlandırıldı. Bu oyun şu anda metacritic’te 10 üzerinden 2,4 kullanıcı puanına sahip . Şirketin son birkaç yılda spor video oyunlarını keyifli hale getirme konusunda yaptığı kötü işe rağmen, hayranların tek bir temel nedenden dolayı bu oyunları satın almaktan başka seçeneği yok: geçerli bir rekabet yok.

Futbol video oyunları söz konusu olduğunda, EA’nın tek gerçek rakibi , Pro Evolution Soccer serisini geçmişte, özellikle Avrupa’da ve yurt dışındaki diğer pazarlarda başarılı olan Konami. PES’te yakın zamanda yeniden markalaştı ve 2021’de eFootball adını aldı. Dürüst olmak gerekirse, hayranlar o zamandan beri seriden nefret ediyor. Artık pazara yeni bir rakip girecek gibi görünüyor. Strikers Inc. tarafından geliştirilen ve “UFL” olarak adlandırılan futbol fanatikleri, oynaması ücretsiz oyunun EA ve Konami’ye meydan okuyabileceği ve gerçekçi ve eğlenceli bir oyun sunabileceği konusunda büyük umutlar besliyor. Ancak bunun gerçekleşmesi ve oyunun piyasaya sürülmesi için paraya ve kaynaklara ihtiyaçları var.

Futbol efsanesi Cristiano Ronaldo’nun 40 milyon dolarlık bir yatırımcı olarak açıklanmasıyla oyun büyük bir ivme kazandı. Bu büyük bir değişimin yanı sıra UFL’nin güvenilirliğinde de büyük bir artış anlamına geliyor. Ronaldo ve Lionel Messi uzun zamandır sahada rakiplerdi ve şimdi de video oyun endüstrisinde rakip olacaklar. Messi bir süredir Konami’nin oyunlarının elçisi konumundaydı. PES 2009, 2010, 2011 ve 2020’nin kapaklarında yer aldı . Sadece bir ay önce Messi, Instagram’da hayranlarını eFootball 2024 oynamaya çağıran bir video yayınladı.

Ronaldo ve Messi’nin karşıt takımlarda yer almasıyla EA’nin artık endişelenmesi gereken iki rakibi var. Anahtar, holdingin teklifini tahttan indirecek bir video oyunu sağlamak olacak. Ronaldo UFL ile artık Messi’yle aynı tarafta yer alıyor.

Log4Shell tehlikesi devam ediyor!

0

İki yıl geçmesine rağmen her dört uygulamadan biri halen Log4Shell’e karşı savunmasız durumda. Tüm zamanların en kötü şöhretli hatalarından biri olmasına rağmen ilgisizliğin giderilmesinde halen farkındalık eksikliği suçlanıyor.

Açık kaynaklı Java tabanlı Log4j kayıt yardımcı programında Log4Shell güvenlik açığının ortaya çıkmasından iki yıl sonra, yaklaşık dört uygulamadan biri güncelliğini yitirmiş kitaplıklara bağımlı hale geldi ve bu da onları istismara açık hale getirdi. Güvenlik mağazası Veracode’un araştırması, savunmasız uygulamaların büyük çoğunluğunun Log4j kitaplığını geliştiriciler tarafından uygulandıktan sonra hiçbir zaman güncellememiş olabileceğini, çünkü yüzde 32’sinin 2015 öncesi EOL sürümlerini çalıştırdığını ortaya çıkardı.

Log4Shell tehlikesi ile yaşanan sorunlar

Veracode’un önceki araştırmaları ayrıca tüm geliştiricilerin yüzde 79’unun üçüncü taraf kitaplıklarını projelere ilk kez dahil ettikten sonra asla güncellemediğini gösterdi ve Log4j2’nin 2014 yılına kadar uzandığı göz önüne alındığında, bu durum büyük güvenlik açığını açıklayabilir. Log4Shell tehlikesi bu kadar eski olmasına rağmen halen güncelliğini koruyor.

Çok daha küçük bir azınlık, Log4j güvenlik açığının Aralık 2021’de açıklandığı sırada savunmasız olan sürümleri çalıştırıyor. Yalnızca yüzde 2,8’i hala 2.0-beta9’dan 2.15.0’a kadar olan sürümleri kullanıyor. Sektör Log4Shell’e maruz kalan EOL sonrası sürümler. güvenlik açığından yararlanmanın takma adı. Yaklaşık yüzde 3,8’i hala Java günlükçüsünün Log4Shell saldırılarına açık olmayan ancak ayrı bir uzaktan kod yürütme (RCE) hatasına (CVE-2021-44832) karşı savunmasız olan yama sonrası sürümü olan 2.17 sürümünü çalıştırıyor.

Araştırmacılar bunun, güvenlik açığı ilk kez ortaya çıktığında hızlı hareket eden ve o zamanki tavsiyelere uygun olarak kütüphanelere dokunmama yönündeki eski alışkanlıklara geri dönen bir azınlık geliştiriciyi gösterdiğine inanıyor. Toplamda yalnızca yüzde 35’lik bir kesim Log4Shell’e karşı savunmasız kalıyor ve yaklaşık yüzde 40’ı da RCE kusurlarına karşı savunmasız. Veracode baş araştırma sorumlusu Chris Eng , “Yüzeysel düzeyde, yukarıdaki rakamlar Log4Shell güvenlik açığını düzeltmeye yönelik büyük çabanın sıfır gün güvenlik açığından yararlanma riskini azaltmada etkili olduğunu gösteriyor. Bu şaşırtıcı olmamalı” diyor. Ortadaki en büyük sorun yalnızca yamaların uygulanmaması değil. Sonatype’a göre , yalnızca son yedi günde güvenlik açığı bulunan sürümleri içeren Log4j indirmelerinin sayısı, toplam 3,7 milyonun yüzde 26’sını oluşturuyor.

Pubinno dünyanın en iyi içecek teknolojisi ödülü aldı!

0

Restoran ve bar sektörü için yapay zekâ ve robotik tabanlı akıllı içecek teknolojileri geliştiren Pubinno’nun yenilikçi çözümleri tüm dünyanın ilgisini çekmeye devam ediyor. Pubinno son olarak, içecek endüstrisinin en prestijli ödül organizasyonlarından olan World Beverage Innovation Awards’da (Dünya İçecek İnovasyonu Ödülleri) “En İyi İçecek Teknolojisi” ödülüne layık görüldü.

İngiltere menşeili FoodBev Media tarafından düzenlenen ödül töreni, sektörün en büyük fuarı olan ve bu yıl 28-30 Kasım tarihleri arasında Almanya’nın Numberg şehrinde organize edilen BrauBeviale Fuarı’nda gerçekleştirildi. Pubinno, Dünya İçecek İnovasyonu Ödülleri’nde aynı kategoride yarıştığı 100 milyar dolarlık şirket değerine sahip olan ABinBev gibi dev rakiplerini geride bırakarak birincilik ödülünün sahibi oldu.

Braubeviale’de birincilik ödülü geldi

2015 yılında kurulan Pubinno, yapay zekâ ve patentli robotik teknolojileriyle, içecek sektörüne yönelik yüksek kalite standartlarında, daha verimli, daha hijyenik ve daha sürdürülebilir çözümler üretiyor. Yenilikçi şirketin geliştirdiği patentli teknolojiler ve çözümler, Amerikan Restoranlar Birliği’nin raporuna göre fıçı başına %23 olan zayiatı %2-3 seviyesine indirerek %20 ye varan verim artışı sağlıyor.

Kuruluşundan bu yana İngiltere’de Hospitality Tech Expo İnovasyon ödülü ve Milano A Tasarım Ödülü gibi birçok prestijli ödül kazanan Pubinno, FoodBev’in En İyi İçecek Teknoloji İnovasyonu Ödülü’nü de alarak kendi kategorisinde dünyanın en iyisi oldu. 20 yılı aşkın süredir devam eden FoodBev Media ödül programları, gıda ve içecek endüstrileri tarafından en güvenilir ve saygın platformlardan biri olarak kabul görüyor.

“Self ödeme deneyimi ile sektörü yeniden şekillendireceğiz”

Pubinno’nun kurucu ortağı ve CEO’su Can Algül

Pubinno’nun kurucu ortağı ve CEO’su Can Algül şirketin New York ofisinden hem kazanılan ödülü hem de Pubinno’nun gündemindeki yenilikleri şöyle değerlendirdi: “Yenilikçi olmak şirket olarak bizim DNA’ımızda var. Dünya çapındaki en büyük 10 bira markasından 4’ü ile çalışmak da bu konuda bizi daha fazla motive ediyor. Bununla birlikte teknolojilerimiz ticari anlamda da müşterilerimizi memnun ediyor. Kurulduğumuz günden bu yana toplamda 1,5 milyar dolarlık bira Pubinno teknolojileriyle servis edildi. Kullanıcılarımız yatırdığı her 1 dolar için 7 dolar kâr elde ettiler. Son olarak Apple Pay, Google Pay ve Bitcoin gibi ödeme altyapılarını ürünlerimize entegre ederek kullanıcılarımızın self ödeme yapabilecekleri çözümümüzü New York’ta sunduk. Yeni teknolojilerimiz, rakamsal olarak önümüzdeki pozitif tablo ve Braubeviale’deki gibi şu ana dek bizi takdir eden birçok ödül bana ve ekibime gurur veriyor.”

Uzayda ilk kez nükleer fisyon görüldü!

Uzun bir süre önce, bilim insanları uzayın derinliklerinde benzersiz bir keşfe imza attı. Yıldızlar arasında meydana gelen nükleer fisyonun izlerini bulan araştırmacılar, bu olayın, nötron yıldızlarının çarpışmasıyla “süper ağır” elementlerin oluştuğu ve nükleer fisyon yoluyla altın gibi elementlere dönüştüğü bir süreci desteklediğini açıkladı.

Nükleer fisyon, temelde nükleer füzyonun tam tersi olarak tanımlanabilir. Füzyon hafif elementlerin birleşerek ağır elementler oluşturduğu bir süreci ifade ederken, fisyon ağır elementlerin parçalanarak enerji açığa çıktığı bir süreci temsil eder. Nükleer fisyon, nükleer bombalar ve enerji tesisleri gibi uygulamalarda bilinirken, uzayda bu fenomen daha önce gözlemlenmemişti.

Kuzey Carolina Eyalet Üniversitesi’nden Ian Roederer liderliğindeki bilim ekibi, nötron yıldızlarının birleşmesi sırasında nükleer fisyonun etkisi olabileceğine dair ilk kanıtları keşfetti. Bu keşif, evrendeki ağır elementlerin kökenini anlamak adına önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

Bilim insanları, büyük yıldızların çökmesi sonucu oluşan nötron yıldızlarının, çeşitli elementleri oluşturmak için nükleer fisyonu kullandıklarını** düşünüyor. Bu nötron yıldızları, özellikle çarpışarak birleştiklerinde, süper ağır elementlerin oluşmasına neden olan bir süreci tetikliyorlar.

Nötron yıldızları, normalde bir ila iki katı kütleye sahip olan çekirdekleri 20 kilometre genişliğe kadar çöktükleri inanılmaz hızlı çöküşlerle oluşur. Bu çökme sırasında serbest kalan nötronlar, r-süreci adı verilen bir süreçle diğer atomlar tarafından yakalanarak süper ağır elementleri oluşturabilir.

Yapılan yeni araştırmada, 42 yıldız incelenerek teorik bilgilerle kesin bir korelasyon bulundu. Bu, nötron yıldızı çarpışmalarının demirden daha ağır elementlerin oluştuğu yerler olduğunu doğrulayan açık bir imza olarak kabul ediliyor. Araştırmanın ortak yazarı Matthew Mumpower, “r-süreci” ile zenginleşmiş yıldızlardaki verilerin doğruluk açısından sağlam bir temel sunduğunu belirtti.

Mumpower, açıklamasında şunları söyledi: “Yeterli veriye sahip olduğumuz “r-süreci” ile zenginleşmiş yıldızlarda korelasyon çok sağlam. Doğa ne zaman bir gümüş atomu üretse, orantılı olarak daha ağır nadir toprak çekirdekleri de üretiyor.”

Gemini Pro geliştiricilere ne getiriyor?

Geçtiğimiz hafta duyurduğu yapay zeka modeli Gemini ile dikkatleri üzerine çeken Google; Ultra, Pro ve Nano olmak üzere üç farklı seçeneği kullanıcılara sunuyor. Gemini Pro’nun mevcut sürümü; işlev çağırma, yerleştirme, anlamsal erişim ve özel bilgi temeli gibi özellikler içeriyor. Ücretsiz kullanımın yanı sıra rekabetçi bir fiyatlandırmaya sahip olan model; dünya genelinde 180’den fazla ülke ve bölgede, 38 dili destekliyor. 32 binlik bir bağlam penceresiyle gelen ve ilerleyen dönemlerde bunun büyüyeceği vaadini veren model, ücretsiz olarak kullanılabiliyor. Gemini Pro, metni girdi olarak kabul edip çıktı olarak üretebilmesinin yanı sıra, metin ve görüntüleri bir araya getirerek çıktı üretebilen özel bir Gemini Pro Vision uç noktasını da içeriyor. Geliştiriciler için sunulan yazılım geliştirme kitleri aracılığıyla da Python, Android (Kotlin), Node.js, Swift ve JavaScript dilleri destekleniyor.

Google AI Studio Gemini ile hızlı geliştirme yapmaya imkân veriyor

Ücretsiz bir web tabanlı araç olan Google AI Studio, kullanıcıların istekleri hızlı bir şekilde geliştirmelerine ve ardından API anahtarı alarak uygulama geliştirmelerine olanak tanıyor. Google AI Studio’ya Google hesapları ile kolayca giriş yapılabilir ve dakikada 60 isteğe kadar ücretsiz olarak kullanılabilir. Bu ücretsiz kota, diğer benzer tekliflere göre 20 kat daha fazla imkan sunarak geliştiricilere geniş bir kullanım alanı açıyor. Kullanıcılar, çalışmalarını tamamladıklarında tercih ettikleri IDE’ye aktarabilir veya Android Studio, Colab veya Project IDX’te bulunan hızlı başlangıç şablonlarından birini seçebilirler.

Platform, ürün kalitesini artırmak amacıyla ücretsiz kota kullanıldığında API ve giriş/çıkış verilerinin eğitimli incelemeciler tarafından erişilebilir olduğunu belirtiyor. Bu sayede kullanıcı verileri, gizlilik ve güvenlik prensipleri çerçevesinde korunmuş oluyor.

Derlemeler bulutta yapılabiliyor

AI Studio’dan Vertex AI’ya sorunsuz bir geçiş sağlama imkanı sunan Google, bu geçişte Gemini’nin tam veri kontrolüyle özelleştirilmesine olanak tanıyor. Platform ayrıca kurumsal güvenlik, emniyet, gizlilik ve veri yönetimi için ek Google Cloud özelliklerinden yararlanma fırsatı da veriyor.

Vertex AI ile kullanıcılar, aynı Gemini modellerine erişebilecek ve şu işlemleri gerçekleştirebilecekler:

  • En güncel bilgileri içerip ve gerçek dünyada etkili bir şekilde kullanıma olanak tanıyan Gemini’yi şirketler, kendi verileriyle ayarlayıp ve temellendirebilir.
  • Erişimle artırılmış nesil (RAG), harmanlanmış arama, yerleştirmeler, konuşma taktik kitapları gibi desteklerle, düşük kodlu veya kodsuz bir ortamda Gemini destekli arama ve konuşma araçları oluşturulabilir.
  • Modellerini hiçbir zaman Google Cloud müşterilerinin girdilerine veya çıktılarına göre eğitmeyen Google, kullanıcı verileri ve IP’leri her zaman koruma altına alır.

Fiyatlandırma nasıl olacak?

Google şu anda geliştiricilere Google AI Studio aracılığıyla Gemini Pro ve Gemini Pro Vision’a dakikada 60’a kadar istekle ücretsiz erişim sunuyor. Bu sayede platform çoğu uygulama geliştirme ihtiyacına uygun hale geliyor. Vertex AI geliştiricileri de aynı modelleri, aynı hız limitleriyle, gelecek yılın başında genel kullanıma sunulana kadar ücretsiz olarak deneyebilecek. Sonrasında Google AI Studio ve Vertex AI platformlarında 1.000 karakter başına veya görüntü başına ücret alınacak.

Gemini’nin artık geliştiricilerin ve kuruluşların kullanımına sunulmasından heyecan duyan Google yetkilileri, kullanıcılardan gelen geri bildirimlerin çok yardımcı olacağının altını çizdi. Google gelecek yılın başlarında, daha fazla ince ayar, güvenlik testi ve geri bildirimleri topladıktan sonra, son derece karmaşık görevler için en büyük ve en yetenekli modeli olan Gemini Ultra’yı piyasaya sürecek. Son olarak Google, Gemini’yi Chrome ve Firebase gibi daha fazla geliştirici platformlara da getirecek.

Gemini Pro’nun entegrasyonu ve Vertex AI kullanımı hakkında daha fazla bilgi ai.google.dev adresinde bulunuyor.

Samsung Türkiye’de yeni dönem! Başkan değişti

0

Samsung Electronics Türkiye, yönetim kadrosunda önemli bir değişikliğe imza attı. 25 yıldan uzun süredir şirket bünyesinde çeşitli kilit roller üstlenen Jeff Jo, 11 Aralık 2023 tarihi itibariyle Samsung Electronics Türkiye Başkanı olarak göreve getirildi.

Samsung Electronics Türkiye Başkanlık görevine Jeff Jo getirildi!

Samsung Electronics Türkiye, yeni başkan olarak Jeff Jo’nun atandığını duyurdu. Görevi Philip Choi’den devralan Jeff Jo, 1997 yılında Samsung Electronics’in Güney Kore’deki genel merkezinde Kurumsal İlişkiler departmanında kariyerine başladı. Şirket içinde yükselerek 2004’te Mobil Dış Satışlar bölümünde görev aldı.

2009’da Tayland’da, ardından 2014’te ise Avustralya’da Mobil İş Birimi Müdürü olarak başarılı bir performans sergileyen Jo, 2017 yılında Mobil Perakende Operasyonu Başkanlığı görevine getirildi. Bu görevde, şirketin mobil ürünlerinin perakende sektöründeki operasyonlarını ve müşteri deneyimini geliştirdi.

2019 yılında Kanada’da Samsung Electronics Başkanı olarak atanan Jo, Kuzey Amerika pazarında şirketin etkinliğini ve pazar payını artırmada önemli başarılara imza attı. 2021’de Mobil Deneyim Perakende Grubu Başkanı olarak atanan Jeff Jo, Samsung Electronics Türkiye Başkanı olarak göreve atanıncaya kadar bu pozisyonda kritik roller üstlenerek önemli başarılar elde etti. Jeff Jo, 11 Aralık 2023 itibariyle Samsung Electronics Türkiye Başkanı olarak çalışmalarına başladı.

Türkiye’nin inovasyona ve teknolojik gelişmelere yüksek adaptasyon gücüyle Samsung için potansiyeli yüksek bir pazar olduğunu vurgulayan Jeff Jo, yeni göreviyle ilgili şunları söyledi: “Bir teknoloji tutkunu olarak 2024 yılını önemli bir dönüm noktası olarak görüyorum. Samsung olarak inovatif çözümlerimiz, yapay zeka entegre edilmiş ürünlerimiz ile sektördeki trendleri belirleyeceğimize inanıyoruz.

Yapay zekanın gündelik hayatımıza daha derinden entegre olmasıyla, akıllı cihaz ekosistem deneyimi köklü bir dönüşüm yaşayacak. Yapay zeka, teknolojinin etkin kulllanımının yanı sıra özellikle çevresel sürdürülebilirliğe önemli katkılar sunan bir olgu. Bu açıdan bakıldığında, 2024 yılı yapay zekanın gündelik yaşantımızı dönüştürdüğü bir yıl olacak. Samsung olarak yapay zeka özellikli ürünlerimiz ve SmartThings ekosistemimizle bu dönüşümün önemli bir parçasıyız. Ben de bu dönüşümü Türkiye’yle birlikte takip edeceğim için çok heyecanlıyım” dedi.

Jeff Jo ayrıca Türkiye’nın genç nüfus yapısının altını çizerek, “Innovation Campus ve Solve for Tomorrow kurumsal sosyal sorumluluk programlarımız ile, Türk gençlerinin geleceği şekillendiren teknolojiler ve sürdürülebilir kalkınma konusunda yetkinliklerini geliştirerek toplumsal fayda sağlamaya devam edeceğiz” dedi.

ChatGPT-4 Turbo rekabette üstünlük kuruyor

0

Chatbot Arena, 45 yapay zeka modeli için kitle kaynak derecelendirmesi yapıyor. 130.000’den fazla kör derecelendirme, ChatGPT-4 Turbo’nun rekabette üstünlük sağladığını gösteriyor.

Yapay zeka ortamı düzinelerce farklı büyük dil modelini (LLM) kapsayacak şekilde genişledikçe, herhangi bir soruya hangi modelin “en iyi” yanıtları sağlıyor. Dolayısıyla buna dair tartışmalar da çoğaldı artıyor. Çeşitli modelleri karşılaştırmanın daha titiz bir yolunu arayanlar için Büyük Model Sistemler Organizasyonu’ndaki (LMSys) kişiler, kitle kaynaklı bir kör test web sitesine dayalı olarak LLM’ler için Elo tarzı sıralamalar oluşturmaya yönelik bir platform olan Chatbot Arena’yı kurdu.

ChatGPT-4 Turbo rekabette öne çıkıyor

Chatbot Arena kullanıcıları, rastgele seçilen iki modelden gelen yanıtları yan yana görmek için akıllarına gelen herhangi bir istemi sitenin formuna girebiliyor. Her modelin kimliği başlangıçta gizlidir ve model, yanıtın kendisinde kimliğini ortaya çıkarırsa sonuçlar geçersiz kılınıyor. Kullanıcı daha sonra “berabere” veya “her ikisi de kötü” gibi ek seçeneklerle birlikte “daha iyi” sonuç olarak değerlendirdiği modeli seçiyor. Kullanıcı ancak ikili bir sıralama sağladıktan sonra hangi modelleri değerlendirdiğini görebiliyor. Ancak sitenin ayrı bir “yan yana” bölümü kullanıcıların karşılaştırma için iki belirli modeli seçmesine olanak tanıyor.

LMSys, Mayıs ayındaki halka açık lansmanından bu yana, 45 farklı modelde (Aralık başı itibarıyla) 130.000’den fazla kör çift derecelendirme topladığını açıkladı. OpenAI’den Andrej Karpathy’nin yakın zamanda LMSys’in sunucuları için “süper stres testi” olarak tanımladığı duruma yol açan olumlu incelemesinin ardından bu sayıların hızla artacağı görülüyor.

Chatbot Arena’nın binlerce ikili derecelendirmesi , hangi modelin diğerine karşı doğrudan rekabette kazanma olasılığının en yüksek olduğunu tahmin eden Elo tarzı bir derecelendirme oluşturmak için rastgele örnekleme kullanan bir Bradley-Terry modeli aracılığıyla hesaplanıyor. İlgilenen taraflar ayrıca kendileri için on binlerce insan istemi/yanıt derecelendirmesinin ham verilerini inceleyebiliyor. Ayrıca modeller arasındaki doğrudan ikili kazanma oranları ve bu Elo tahminleri için güven aralığı aralıkları gibi daha ayrıntılı istatistikleri inceleyebiliyor.

BTM yeni girişimcilerini bekliyor!

İstanbul Ticaret Odası tarafından 6 yıl önce girişimciliğin desteklenmesi amacıyla kurulan ve günümüzde dünyanın en iyi 5 kuluçka merkezi arasında yer alan BTM yeni yılın ilk dönemi için başvuru almaya başladı. Tüm dikeylerdeki girişimlere açık olan ve girişimlerin seviyelerine göre içerikleri farklılaştırılan Ön Kuluçka, Kuluçka ve Post Kuluçka programlarına 21 Ocak 2024 Pazar gününe kadar BTM’nin web sitesi www.btm.istanbul adresinden başvurulabilecek. Fikir aşamasındaki girişimcilere yönelik oluşturulan BTM Kamp ise yıl boyunca başvuru kabul etmeyi sürdürüyor.

Nitelikli hizmetler ve özel ayrıcalıklar girişimcilere ücretsiz sunuluyor

BTM’nin programlarına dahil olan girişimciler dünyada ilk defa bir ticaret odası tarafından kurulan ve ölçek olarak emsalsiz bir girişimcilik merkezinin ayrıcalıklarından yararlanabiliyor. Programlar kapsamında; eğitim ve seminerler, mentor desteği, yatırımcı eşleştirmeleri, yatırımcı karşısında sunum yapılan demo day etkinliklerinde yer alma, 7/24 ofis ve ortak çalışma alanı kullanma imkânı, birebir danışmanlık gibi hizmetler girişimcilere ücretsiz olarak sunuluyor. 81 meslek komitesi ile 700 binden fazla üyesi olan İTO iştiraki olması sebebiyle aynı zamanda organik bir yatırım ağına sahip olan BTM’de girişimciler İTO’nun 81 meslek komitesinden girişimleri ile ilgili olan komitelere giderek sunum yapma hakkına erişebiliyor. İstanbul’un merkezinde, Fulya’da konumlanan BTM Yerleşkesi, Mecidiyeköy ve Beşiktaş’a 5 dakikalık mesafede bulunuyor ve girişimcilere servis olanağı da sunuyor.

BTM Dünyanın en iyi 5 kuluçka merkezinden biri

Girişimcilik ekosisteminde yarattığı değerle bugüne kadar çok sayıda ödül alan BTM, girişimcilik ekosisteminin Oscar’ı olarak kabul edilen UBI Global tarafından hazırlanan endekste bu yıl dünyanın en iyi 5 kuluçka merkezi arasında yer almıştı. UBI Global, 90 ülkeden 2 bine yakın startup merkezinin verileri ile oluşturulan endekse göre bu sıralamayı belirlemişti. Böylece BTM dünyadaki birçok kuluçka merkezinin ulaşmak istediği nihai noktaya 6 yıl gibi kısa bir sürede erişme başarısını göstermişti.

Google, Imagen 2 ile fark yaratacak

0

Google, metin ve logo oluşturma özelliğiyle Imagen 2’yi kullanıma sunuyor. Google, metin istemi verildiğinde görseller oluşturabilen ve düzenleyebilen yapay zeka modeli Imagen’in ikinci neslini, en azından erişim için onaylanmış Vertex AI kullanan Google Cloud müşterileri için daha yaygın olarak kullanılabilir hale getiriyor.

Şirket, yeni modeli eğitmek için hangi verileri kullandığını açıklamıyor ve veri kümesine istemeden katkıda bulunmuş olabilecek içerik oluşturucuların kapsam dışında kalmaları veya tazminat başvurusunda bulunmaları için bir yol sunmuyor. Google’ın Imagen 2 olarak adlandırılan ve teknoloji devinin Mayıs ayındaki I/O konferansında sessizce ön izleme olarak başlatılan gelişmiş modeli, Google’ın amiral gemisi yapay zeka laboratuvarı olan Google DeepMind’ın teknolojisi kullanılarak geliştirildi. Google, birinci nesil Imagen ile karşılaştırıldığında görüntü kalitesi açısından “önemli ölçüde” gelişmiş olduğunu iddia ediyor. Ayrıca metin ve logo oluşturma yeteneği de dahil olmak üzere yeni yetenekler sunuyor.

 [bkz url= https://www.techinside.com/dunya-fosil-yakitlarinin-sonunu-getirmeye-yonelik-adimlar-atmaya-basladi/

Google Imagen 2 neler sunuyor?

Google Cloud CEO’su Thomas Kurian, Salı günü düzenlediği basın toplantısında, “Metin kaplamalı görseller oluşturmak istiyorsanız (örneğin reklamcılık için) bunu yapabilirsiniz” dedi. Metin ve logo oluşturma, Imagen’i OpenAI’nin DALL-E 3 ve Amazon’un yakın zamanda piyasaya sürülen Titan Image Generator gibi diğer önde gelen görüntü oluşturma modelleriyle uyumlu hale getiriyor. Imagen 2, olası iki farklılaşma noktasında metni birden çok dilde (özellikle Çince, Hintçe, Japonca, Korece, Portekizce, İngilizce ve İspanyolca) işleyebiliyor. 2024’te daha fazlası gelecek ve mevcut görsellerin üzerine logolar yerleştirilebiliyor.

Imagen 2, “yeni eğitim ve modelleme teknikleri” sayesinde daha açıklayıcı, uzun biçimli yönlendirmeleri anlayabiliyor ve bir görüntüdeki öğelerle ilgili sorulara “ayrıntılı yanıtlar” sağlayabiliyor. Google, bu tekniklerin aynı zamanda Imagen 2’nin çok dilli anlayışını da geliştirerek modelin bir dildeki bir istemi başka bir dildeki bir çıktıya (örneğin bir logo) çevirmesine olanak tanıdığını söylüyor. Imagen 2, kendisi tarafından oluşturulan görüntülere görünmez filigranlar uygulamak için DeepMind tarafından geliştirilen bir yaklaşım olan SynthID’den yararlanıyor. Elbette, Google’ın sıkıştırma, filtreler ve renk ayarlamaları da dahil olmak üzere görüntü düzenlemelerine dayanıklı olduğunu iddia ettiği bu filigranları tespit etmek, Google tarafından sağlanan ve üçüncü tarafların kullanımına açık olmayan bir araç gerektiriyor. Ancak politika yapıcılar internette yapay zeka tarafından üretilen dezenformasyonun giderek artan hacmine ilişkin endişelerini dile getirdikçe , bu belki de bazı korkuları hafifletebiliyor.

TSMC, 1.4nm üretim teknolojisini geliştiriyor

TSMC (Taiwan Semiconductor Manufacturing Company), teknoloji dünyasında önemli bir oyuncu olarak, mevcut 2nm üretim teknolojisi üzerinde çalışmalarını sürdürürken, bir yandan da gelecek nesil mikroişlemciler için etkileyici bir adım atmaya hazırlanıyor. Şirket, 1.4nm sürecini geliştirerek, endüstri standartlarını zorlamayı ve yüksek performanslı mikroişlemci pazarında liderliğini sürdürmeyi hedefliyor. Bu iddialı hedefe ulaşmak için TSMC, A14 olarak adlandırılan 1.4nm üretim düğümünü 2027 yılında piyasaya sunma planları yapıyor.

TSMC’nin A14 teknolojisi, şu anda belirsiz olan yüksek hacimli üretime (HVM) ne zaman başlayacağı ve özellikleri açısından merakla bekleniyor. Ancak, N2’nin (2nm) 2025’in sonlarında ve N2P’nin (2nm+) 2026’nın sonlarında yapılması planlandığı göz önüne alındığında, A14 teknolojisinin bu ikisinden sonra (2027 – 2028) piyasaya sürülmesi muhtemel görünüyor.

Sürecin özellikleri söz konusu olduğunda, TSMC’nin A14 teknolojisinde dikey olarak istiflenmiş alan etkili transistörleri (CFET) benimsemesi pek olası görünmüyor. Bu durumda, A14’ün muhtemelen şirketin 2. veya 3. nesil gate-all-around (GAAFET) transistörleriyle donatılması bekleniyor. N2 ve A14 gibi düğümler, gerçekten fark yaratmak ve yeni performans, güç ve özellik seviyelerini mümkün kılmak için sistem düzeyinde uyumlu optimizasyon gerektiriyor.

TSMC, aynı zamanda 2nm sınıfı üretim sürecini kullanarak seri üretimi 2025’e yetiştireceğini vurguluyor. Bu süreç hakkındaki detaylar henüz açıklanmamış olsa da, şirketin N2 düğümlerinde olduğu gibi A14’te de sistematik bir şekilde optimize edilmiş performans, güç ve özellik seviyelerine odaklanması bekleniyor.

TSMC’nin 2027 – 2028 zaman diliminde A14 süreç teknolojisi için High-NA EUV litografi araçlarını benimseyip benimsemeyeceği henüz belli değil. Ancak, Intel’in (ve muhtemelen diğer yonga üreticilerinin) 0,55 sayısal açıklığa sahip yeni nesil EUV litografi makinelerini benimsemiş ve mükemmelleştirmiş olacağı göz önüne alındığında, TSMC’nin bunları kullanması zor olmayacaktır. Intel, Samsung ve diğerlerinin çip üretimi için yeni teknolojiler geliştirmesiyle birlikte, günümüz ile 1.4nm mikroişlemcilerin gelişi arasında daha çok şey değişecektir.

Gelecekte, TSMC’nin 1.4nm süreciyle birlikte Intel, Samsung ve diğer yonga üreticilerinin yeni teknolojik gelişmeleri, mikroişlemci endüstrisinde önemli değişikliklere yol açabilir. Bu gelişmeler, yüksek teknoloji dünyasında bir çığır açabilir ve bilgi işlem kapasitelerimizi daha da ileriye taşıyabilir.

Yeni nesil Intel Core Ultra işlemciler tanıtıldı!

0

Intel geçtiğimiz gün düzenlediği etkinlik kapsamında mobil için Core Ultra işlemcilerini görücüye çıkardı. Meteor Lake mimarisi üzerine inşa edilen bu modeller, Core “i” olarak adlandırılmayan ilk işlemciler oldu. Peki Intel Core Ultra 9, 7, 5 modelleri neler vadediyor?

Intel Core Ultra 9, 7, 5 neler sunuyor?

Core Ultra mobil işlemci ailesi nihayet ortaya çıktı. Bu seri, yüksek performanslı ve düşük güçlü dizüstü bilgisayarları hedefleyen H ve U serisi işlemcilere yer veriyor. İlk olarak seride dört adet H serisi ve dört adet U serisi modeller bulunduğunu belirtelim.

Intel Core Ultra 7

Intel’in daha önce kullandığı P serisini H serisiyle birleştirmesi dikkat çekiyor. U serisi ise daha hafif dizüstü bilgisayarları hedeflemeye devam ediyor. Tüm yeni Core Ultra işlemcileri, Redwood Cove P ve Crestmont E çekirdeklerini kullanıyor. Şirket ayrıca ilk kez işlemcilerinde düşük güç modu sunan E çekirdeklerine yer veriyor.

H serisi Core Ultra çipler, Intel’in DX12 Ultimate gibi özellikleri destekleyen yeni Arc GPU’suyla birlikte gelecek. Intel, grafiklerin 13. Nesil Core i7-1370P’ye kıyasla iki kat daha hızlı olduğunu iddia etti.

Intel ayrıca Core Ultra mimarisinde yapay zeka özelliklerine odaklandı. Buna göre yeni işlemcilerde ayrık NPU AI bellekleri bulunuyor. CPU ve GPU’dan bağımsız olarak çalışacak bu bellekler, 34 TeraOPS’a kadar performans sunabiliyor.

Ailenin en güçlü modeli Intel Core Ultra 9 185H; 5.1GHz turbo frekansa ulaşıyor. 16 çekirdekli mimariye sahip olan işlemci, 2.35 GHz hızında çalışan Intel Arc GPU’suna yer veriyor. Bir diğer güçlü model ise Core Ultra 7 165H oldu. Maksimum 5 GHz saat hızında çalışan çekirdeklere yer veren işlemci de 16 çekirdekli geliyor.

Intel Core Ultra H serisi mobil işlemcilerin özellikleri şu şekilde:

ÇekirdekP-Çekirdek Maksimum Turbo HızıE-Çekirdek Maksimum Turbo HızıGPU ÖzellikleriTaban GüçMaksimum Turbo Güç
Core Ultra 9 185H165,1GHz3,8GHzIntel Arc (2,35GHz, 8 Xe çekirdek)45W115W
Core Ultra 7 165H165GHz3,8GHzIntel Arc (2,3GHz, 8 Xe çekirdek)28W64/115W
Core Ultra 7 155H164,8GHz3,8GHzIntel Arc (2,25GHz, 8 Xe çekirdek)28W64/115W
Core Ultra 5 135H144,6GHz3,6GHzIntel Arc (2,2GHz, 7 Xe çekirdek)28W64/115W
Core Ultra 5 125H144,5GHz3,6GHzIntel Arc (2,2GHz, 7 Xe çekirdek)28W64/115W

Intel Core Ultra U serisi mobil işlemcilerin özellikleri şu şekilde:

ÇekirdekP-çekirdek Maksimum Turbo HızıE-çekirdek Maksimum Turbo HızıGPU ÖzellikleriTemel GüçMaksimum Turbo Gücü
Core Ultra 7 165U124,9GHz3,8GHzIntel Arc (2GHz, 4 Xe çekirdeği)15W57W
Core Ultra 7 164U124,8GHz3,8GHzIntel Arc (1,8GHz, 4 Xe çekirdeği)9W30W
Core Ultra 7 155U124,8GHz3,8GHzIntel Arc (1,95GHz, 4 Xe çekirdeği)15W57W
Core Ultra 7 135U124,4GHz3,6GHzIntel Arc (1,9GHz, 4 Xe çekirdeği)15W57W
Core Ultra 7 134U124,4GHz3,6GHzIntel Arc (1,75GHz, 4 Xe çekirdeği)9W30W

Intel, önceki nesillere kıyasla hem performans hem de verimlilikte önemli kazanımlar elde ettiğini iddia etti. Örneğin Core Ultra 7 165H’nin yeni tasarımı, Netflix uygulamasında Core i7-1370P’den yüzde 25 daha az güç kullanıyor. Ayrıca AMD Ryzen 7 7840U’yu yüzde 11 civarında geride bırakıyor.

Tüm bu işlemcilerin 2024 yılında raflardaki yerini alması bekleniyor.