Geçen yılın sonlarında Nikkei Asia, Japonya’nın askeri siber savunma birimine binlerce personel eklemeyi planladığını bildirdi. Artık, bunun nedenini biliyoruz. The Washington Post’un bir raporuna göre, Çin’deki bilgisayar korsanları Japon savunma ağlarına “derin, sürekli erişime” sahipti.
Ulusal Güvenlik Ajansı’nın ihlali 2020’nin sonlarında ilk kez keşfettiği söylendiğinde, Amerikan Ulusal Güvenlik Ajansı (NSA) Başkanı ve ABD Siber Komuta Komutanı General Paul Nakasone, ihlali yetkililere bildirmek için Beyaz Saray ulusal güvenlik danışmanı yardımcısı Matthew Pottinger ile Japonya’ya uçtu.
Japonya başbakanı kadar yükseğe ulaşan brifinglere rağmen, The Post, Çin’den gelen hacklemenin birkaç ay boyunca bir sorun olmaya devam ettiğini ve Trump yönetiminin sonuna kadar ve 2021’in başlarına kadar devam ettiğini bildirdi.
ABD Siber Komutanlığı başlangıçta sistemlerini kötü amaçlı yazılımlardan arındırma konusunda yardım teklif etti, ancak ülkenin başka bir ülkenin ordusunun sistemlerine erişmesinden memnun olmadığı için reddedildiği bildirildi. Bunun yerine, güvenlik açıklarını bulmak için yerel ticari güvenlik firmalarını kullanmayı seçti ve yalnızca bu firmaların buldukları konusunda rehberlik için ABD’ye güvendi.
Ülke sonunda, ağları günün her saati izlemek için yeni bir siber komuta ve 4.000 kadar aktif siber güvenlik personeli içerdiği söylenen daha aktif ve çağa uygun bir ulusal güvenlik stratejisi benimseme yolunu seçti.
Teknoloji alanındaki hızlı ilerlemelerle birlikte yapay zeka konusundaki tartışmalar gün geçtikçe daha geniş bir kitle tarafından gündeme taşınıyor. Bu konuyla ilgili en son ses Vatikan’dan geldi. Papa Francis, Salı günü yayımlanan bir bildiriyle Dünya Barış Günü 2024 temasını “Yapay Zeka ve Barış” olarak duyurdu ve yapay zekanın insan hayatı üzerindeki potansiyel etkisine dikkat çekti.
Dünya genelindeki Katoliklerin ruhani lideri olan Papa Francis, yapay zeka teknolojisinin olumsuz sonuçlarına karşı insanları uyararak sorumlu kullanım, etik değerlerin yansıtılması ve bilinçli yaklaşım çağrısında bulundu. Papa, “Yapay zekanın etik olarak yönlendirilmesi ve insanlığın hizmetine sunulması, ortak evimizin korunması ve güçlendirilmesi için önemlidir” ifadelerini kullandı.
86 yaşındaki Papa Francis, teknolojinin gelişimi ve kullanımı konusundaki düşüncelerini daha önce de dile getirmişti. Teknolojinin, iyi kullanılması durumunda insanlık için bir armağan olduğunu söyleyen Papa, yapay zeka konusunda da benzer bir bakış açısını paylaşıyor. Ancak, bu teknolojinin üretiminde ve kullanımında ayrımcılık mantığının engellenmesi gerektiğinin altını çiziyor.
Papa, geçtiğimiz yıllarda yaptığı açıklamalarda yapay zeka ve dijital teknolojilerin ahlaki yönlerini vurgulayarak dikkat çekmişti. 2019’da Vatikan’da gerçekleşen bir konferansta Silikon Vadisi yöneticilerine hitaben yaptığı konuşmada teknolojinin ahlaki sonuçlarına dikkat çeken Papa Francis, bu alandaki hızlı gelişmelerin insanlar için taşıdığı önemi ve beraberinde getirdiği etik sorunları vurgulamıştı.
Vatikan, Papa Francis’in endişelerine pratik bir adım atarak 2020’de, özellikle kişisel gizliliği tehdit eden teknolojilerin düzenlenmesi amacıyla Microsoft ve IBM gibi dev teknoloji şirketleriyle işbirliği yapmıştı. Papa’nın bu çabaları, teknoloji dünyasının etik ve ahlaki sorunlarına dikkat çekme konusundaki kararlılığını yansıtıyor.
Papa, yapay zeka konusu hakkında söyledikleri hakkında siz ne düşünüyorsunuz? yorumlarda belirtebilirsiniz
Kuzey Amerika’da Hyundai ve Kia yangın riski ile karşı karşıya kaldı. Toplamda 113.000 adet otomobil için açık alana park uyarısı yapıldı.
Kia ve Hyundai son zamanlarda en yeni araçlarıyla çok sayıda övgü ve ödül kazanıyor. Ancak Kuzey Amerikalı araç sahipleri için bazı kötü haberler var. Şirketler, yangın riskleri nedeniyle 113.000’den fazla yeni modeli geri çağırdı ve insanları dışarı park etmeleri konusunda uyarıyor.
Amerika Birleşik Devletleri’nde yaklaşık 52.000 Hyundai aracı ve yaklaşık 40.000 Kia aracının, Kanada’da 11.000 Hyundai aracı ve 10.700 Kia aracının geri çağrıldığı açıklandı. Etkilenen modeller arasında Hyundai’nin 2023-2024 Palisade ve Tucson, Sonata, Elantra ve Kona’nın 2023 versiyonları yer alıyor. Kia’nın etkilenen araçları arasında 2023-2024 Seltos modelleri ve 2023 Kia Soul ve Sportage yer alıyor.
Yangın sorunları, pompanın aşırı ısınmasına neden olabilecek hasarlı elektrikli bileşenler içerebilen Rölantide Durdur & Kalk yağ pompası grubunun elektronik kontrolörlerinden kaynaklanıyor. Kia araçlarında potansiyel olarak arızayla ilgili altı aşırı ısınma vakası ve Hyundai’den dört rapor paylaşıldı.
Herhangi bir kaza veya yaralanma bildirilmemekle birlikte, otomobil şirketleri, araç sahiplerini araçlarını açık havada ve yapılardan ve diğer araçlardan uzağa park etmeleri konusunda uyararak riski ciddiye alıyor. Bu da motor kapatıldığında bile yangın tehlikesinin devam ettiğini gösteriyor. Yangın riski ilk olarak Ulusal Karayolu Trafik İdaresi (NHTSA) tarafından Mart ayında yarım milyondan fazla eski aracın geri çağrıldığı zaman bildirildi. Şimdi bazı yeni modellerin de etkilendiği doğrulandı. Koreli otomobil üreticileri, NHTSA’ya sorunlu parçanın Mart ayından beri üretimde olmadığını söyledi.
Hyundai, araçlarını sürerken kendini güvende hissetmeyen müşterilere, bir onarım bulunana kadar bir bayiden kiralama yapılması gerektiğini söylüyor. Ayrıca, yangın riskine ek olarak, ısı hasarının diğer yerleşik araç kontrolörlerini etkileyen bir kısa devreyi tetikleyebileceği konusunda da uyardı.
JD Power’ın yakın tarihli Otomotiv Performansı, Uygulaması ve Düzeni (APEAL) Çalışmasında, Hyundai Motor Group kendi segmentlerinde en üst sıralarda yer alan modeller için en çok ödülü alırken, Kia yedi ile tek bir yılda en çok marka ödülü rekoru kırdı. İki büyük markanın bu şekilde bir sorun yaşaması, kullanıcılardaki güven algısına zarar veriyor.
Siber saldırılar, şirketlerin başına birçok farklı şekilde gelebiliyor. Geçmişte siber güvenlik, doğru önlemlerin uygulanarak siber suçluların engellenebildiği basit ve kolay bir savunma sistemiydi ancak günümüzde kuruluşların tamamen güvende olmaları için saldırıları önleyen, karşı savunma yapabilen ve tehlikeye girdiklerinde hızlı onarım sağlayan katmanlı güvenlik çözümlerine uyum sağlamaları gerekiyor. Bu sistem siber güvenlik çözümlerinde, birden fazla çözümü entegre bir şekilde kullanarak katmanlar arası iletişim kuran proaktif bir yaklaşım sunuyor. Birçok işletmenin siber saldırılar nedeniyle telafi edilemeyen saldırılara uğradığını ifade eden Bitdefender Antivirüs Türkiye distribütörü Laykon Bilişim’in Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, şirketlerin neden katmanlı güvenliğe yatırım yapmaları gerektiğini paylaşıyor.
Kötü niyetli aktörler, şirket sistemlerinin belirli bir bölümünü tehlikeye atmaya ve potansiyel olarak sisteme girmeye odaklanabiliyor. Bu durum, saldırı yüzeyi olarak da biliniyor. Saldırı yüzeyi ne kadar büyükse, bir şirket o kadar fazla riske maruz kalıyor. Katmanlı güvenlik çözümleri, yalnızca güçlü bir dış koruma değil, tüm sistemle entegre ve proaktif yaklaşımıyla gelişmiş saldırıları savunan güvenilir bir koruma sağlıyor. Bitdefender Antivirüs Türkiye distribütörü Laykon Bilişim’in Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, çalışan temelli spear phishing ve BEC saldırıların evrimleştiğini ifade ederek, “Kimlik avı saldırıları ardından kötü niyetli kişiler, şirketlerdeki kilit kişilerin kimliğine bürünerek diğer çalışanlardan faydalanır. Bu durum gizli verilerin saldırganlara geçmesine neden olarak birçok işletmenin telafi edemeyeceği önemli mali kayıplara neden olabilir.” açıklamasında bulunarak şirketlerin katmanlı güvenliğe yatırım yapmalarının önemini paylaşıyor.
Şirketlerin Her Zamankinden Daha Fazla Korunmaya İhtiyacı Var
Şirketlerin dijital hacmi son birkaç yılda çok fazla artış gösteriyor. Bu durum ortalama saldırı yüzeyini artırarak, şirketleri hedef haline getiriyor. Laykon Bilişim Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu’ya göre saldırganların en çok hedef aldığı cihaz ve sistemler şöyle:
1. Dizüstü bilgisayarlar, sunucular ve ofis cihazları gibi uç noktalar ile şirket ağına bağlanan çalışanlar, cep telefonu gibi uzak ve kişisel cihazlar ile sıradan güvenlik ağında tehdit oluşturabiliyor.
2. Office 365, Slack, Zoom ve Google Drive gibi araçları içeren bulut tabanlı hizmetlerin yanı sıra bulut kullanımı da artmaya devam ediyor. Daha küçük şirketlerin hizmetleri ve departmanları düzene sokmak için bulut tabanlı hizmetleri ve iş ortaklarını kullanma olasılığı daha yüksek oluyor.
3. Akıllı ekranlar, buzdolapları, yazıcılar, kameralar gibi Nesnelerin İnterneti (IoT) kullanan cihazlar, internete bağlı olması nedeniyle güvenlik açıkları oluşturuyor.
4. Şirketi siber saldırganlardan korumak söz konusu olduğunda, çalışanlar en zayıf halka oluyor. Bu durum şirket için her bireyin potansiyel risk teşkil etmesi anlamını taşıyor.
5. Evden veya hibrit çalışan personellerin, şirket dışındaki bir ağ aracılığıyla veri paylaşımı yapmaları, artırılmış güvenlik önlemleri gerektiriyor.
Gelişmiş Saldırılar Uç Nokta Güvenliğinden Fazlasını Gerektiriyor
Saldırganların, kuruluşlara saldırmak ve sistem ağına sızmak için kullanabileceği alanlar nedeniyle, işletmeler gelişmiş saldırıların tehdidi altında kalıyor. “Bu tür saldırılar, genellikle popüler bulut tabanlı uygulamalardaki güvenlik açıklarını veya bir şirketin bulut altyapısını hedef alarak hassas verilere ve varlıklara doğrudan ulaşmayı amaçlıyor.” diyen Laykon Bilişim Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, bir şirketin verilerini riske atan giriş noktalarını hesaba katmak için önleyici kontroller, proaktif eylemler, tespit ve müdahale stratejilerini içeren katmanlı bir güvenlik oluşturmanın önem taşıdığını söylüyor..
1. Görünürlük: İşletmedeki önemli verilerin ve mali birikimlerin çevredeki tüm tehlikelere karşı açık olduğunu bilmek, gelişmiş önlemlerin alınmasına yardımcı oluyor.
2. Tespit Etme: Tehlikelere karşı daha geniş bir bakış açısına sahip olmak için Bitdefender EDR (Uç Nokta Algılama ve Yanıt) ve Bitdefender XDR (Genişletilmiş Algılama ve Yanıt) gibi araçlar kullanılabiliyor. Bunlar, sistemde meydana gelen yetkisiz kullanıcıları veya kötü niyetli saldırıları doğru bir şekilde tespit etmek için tüm sistem ağını ve herhangi bir bulut altyapısını kapsayan analitik araçlardır.
3. Güçlendirme: Siber saldırılara karşı güçlendirme yapılması, bilinen güvenlik açıklarından yararlanılmasını önlüyor. Güçlendirme aynı zamanda e-posta güvenliği, istenmeyen e-posta filtreleri ve virüsten koruma araçları gibi sistemleri koruyan yama yönetimi, tam disk şifreleme güvenlik denetimlerini ve araçlarını da içeriyor.
4. Bulut Güvenliği: Bulut sistemini içeren Office 365, One Drive ve Google Apps gibi benzer yazılımları korumak için şirketlerin kendi güvenlik önlemlerini uygulaması gerekiyor. Bunlar bulut tabanlı dosyaların, sunucuların ve servislerin güvenliğini sağlamaya yardımcı olabilecek hedefli güvenlik araçlarıdır.
5. Yanıt Verme: Olası bir saldırıya nasıl karşılık verildiği, saldırıyı önlemek kadar önem taşıyor. Müdahale araçları bir saldırganın ortadan kaldırılmasına veya verebileceği zararın en aza indirilmesine yardımcı olabiliyor. Buna EDR, XDR gibi araçların yanı sıra yönetilen tespit ve müdahale ya da yönetilen güvenlik sağlayıcıları (MDR) sunan iş ortaklarından alınan müdahale hizmetleri de dahil oluyor.
Hepsiburada’da satıcı olmak farklı satıcı tipleri ile özelleştirilmiş avantajlar sağlıyor. Peki bunun için ne gerekiyor?
Aşağıdaki satıcı olma şartlarını karşılayabilen satıcılar, şirket bilgilerini doldurup ürünlerini ekleyerek müşterilere ulaşabiliyor. Hepsiburada’da satıcı profili açmak için şirket kurmanız gerekiyor. Anonim, limited veya şahıs şirketiniz varsa Trendyol pazaryerinde satış yapmak için kolayca başvuru yapabilirsiniz. Hepsiburada’da satıcı profili açmak için aşağıdaki adımları izlemeniz gerekiyor:
Hepsiburada İş Ortağım platformunda size neler sunuyor?
Ücretsiz bir şekilde mağazanızı açabilirsiniz.
Anlaşmalı bankalar üzerinden satış gerçekleştirebilirsiniz. Ödeme koşullarını ve taksit imkanlarını anlaşmalı bankalar üzerinden sağlayabilirsiniz.
Hepsiakademi ile ücretsiz bir şekilde e-ticaret eğitimlerine ulaşabilirsiniz.
Anlaşmalı kargo şirketleri aracılığıyla avantajlı fiyatlarla teslimat gerçekleştirebilirsiniz.
İhtiyacınıza uygun reklam araçları seçebilirsiniz. Bu şekilde görünürlüğünüzü ve satışlarınızı artırabilirsiniz.
Hepsiburada’nın aylık 250 milyondan fazla ziyaret ediliyor oluşu satıcılar için önemli avantajlar sunuyor. Ayrıca 82 binden fazla mağaza sayısı, müşteriler için Hepsiburada’yı bir numaralı tercih yapıyor. 39 milyondan fazla kayıtlı kullanıcısının bulunması ise mağaza ve müşteri etkileşiminin artmasını sağlıyor.
Bununla birlikte ürün çeşidi ve kategoriler için de mağazalar önemli avantajlara sahip. 32 farklı ürün kategorisi ile ürünlerinizi en uygun kategoriyi seçerek listeyelebiliyorsunuz. Ayrıca 100 milyondan fazla ürün çeşidi sayesinde farklı ürünlerinizle ön plana çıkma şansı yakalıyorsunuz.
Hepsiburada ekosisteminde 3 farklı satıcı tipi yer alıyor. Mağazanızın yüzde 51 ve üzeri hisse sahibi kadın ise “Girişimci Kadın” tipini seçebilirsiniz. Böylelikle özel komisyon, reklam desteği, indirimli kargo gibi özelliklerden faydalanabilirsiniz. Ürünleriniz yüzde 100 yerli üretim ise veya yöresel ürünler satmak istiyorsanız “HepsiTürkiyeden” satıcı tipini seçebilirsiniz. Böylelikle ürünlerinizi daha geniş kitleler ile buluşturabilirsiniz. Belirtilen bu özel durumlar dışında Hepsiburada platformunda satış yapmak istiyorsanız “Standart” satıcı tipini seçebilirsiniz. Böylelikle satıcı tipi seçimi ile farklı avantajlardan da yararlanabilirsiniz.
Yapay zeka kullanım alanları ile kullanıcılar için günlük rutinleri ortadan kaldırıyor. İş süreçlerinde verimlilik ve hız kazandırıyor.
Yapay zeka teknik sistemlerin çevrelerini algılamasını, algıladıklarıyla ilgilenmesini, sorunları çözmesini ve belirli bir hedefe ulaşmak için hareket etmesini sağlıyor. Yapay zeka sistemleri, önceki eylemlerin etkilerini analiz ederek ve otonom olarak çalışarak davranışlarını belirli bir dereceye kadar uyarlama yeteneğine sahip. Bazı yapay zeka teknolojileri 50 yılı aşkın bir süredir var. Ancak bilgi işlem gücündeki gelişmeler, muazzam miktarda verinin kullanılabilirliği ve yeni algoritmalar, son yıllarda büyük yapay zeka atılımlarına yol açıyor.
Yapay zeka, kullanıcıların önceki aramalarını ve satın alma işlemlerini analiz ediyor. Bununla birlikte diğer çevrimiçi davranışlarına dayalı olarak insanlara kişiselleştirilmiş öneriler sağlıyor. Yapay zeka ürünleri optimize etme, envanter planlama, lojistikte bir hayli etkili.
İnternet aramaları
Arama motorları, kullanıcıları tarafından alakalı arama sonuçları sağlamak için sağlanan geniş veri girişinden öğreniyor.
Dijital kişisel asistanlar
Akıllı telefonlar, mümkün olduğunca alakalı ve kişiselleştirilmiş hizmetler sağlamak için yapay zekayı kullanıyor. Soruları yanıtlıyor, önerilerde bulunabiliyor. Günlük rutinleri düzenlemeye yardımcı olan sanal asistanlar her yerde erişilebilir hale geldi.
Makine çevirileri
Yazılı veya sözlü metne dayalı dil çeviri yazılımı, çevirileri sağlamak ve iyileştirmek için yapay zekaya güveniyor. Bu, otomatik altyazı gibi işlevler için de geçerli.
Akıllı evler, şehirler ve altyapı
Akıllı termostatlar, enerji tasarrufu yapmak için davranışlarımızdan ders alıyor. Bununla birlikte Akıllı şehir geliştiricileri, bağlanabilirliği iyileştirmek ve trafik sıkışıklığını azaltmak için trafiği düzenlemeyi umuyor.
Arabalar
Kendi kendini süren araçlar henüz standart olmasa da arabalar zaten yapay zeka destekli güvenlik işlevlerini kullanıyor. Örneğin AB, olası tehlikeli durumları ve kazaları tespit eden otomatik sensörler olan VI-DAS’ın finanse edilmesine yardımcı oldu.
Siber güvenlik
Yapay zeka sistemleri, sürekli veri girişi, kalıpları tanıma ve saldırıları geri izleyebiliyor. Böylelikle siber saldırıları ve diğer siber tehditleri tanımaya ve bunlarla mücadele etmeye yardımcı olabiliyor.
Dezenformasyonla mücadele
Bazı yapay zeka uygulamaları, sosyal medya bilgilerini inceleyebiliyor. Böylelikle sansasyonel veya endişe verici kelimeleri arayarak ve hangi çevrimiçi kaynakların yetkili kabul edildiğini belirliyor. Daha sonra sahte haberleri ve dezenformasyonu tespit edebiliyor.
her yıl Ağustos ayında gerçekleşen ve görsel bir şölen sunan Perseid Meteor Yağmuru ile parlıyor. Bu büyüleyici doğa olayı, kuzey yarım kürede bulunan ülkelerde ve Türkiye’de de gözlemlenebiliyor. Bu meteor yağmuru, Swift-Tuttle kuyruklu yıldızının dünya yörüngesini kesmesi sonucu ortaya çıkar ve atmosferimize giren toz ve partiküllerin yanmasıyla gökyüzünde ışık saçan izler oluşturur.
Perseid meteor yağmuru nedir
Adını, gözlem yaptığınızda izlerin çoğunun Perseus takımyıldızının yönünden gelmesinden alır. 12 ve 13 Ağustos tarihlerinde gerçekleşecek olan Perseid Meteor Yağmuru, bu yıl Türkiye’nin dört bir yanında gözlemlenmeyi bekliyor. Bu tarihlerde gece yarısından sabaha kadar saatte yaklaşık 100 göktaşı atmosfere girecek ve gökyüzünde büyülü bir dans sergileyecek.
Gözlem yaparken en uygun zaman, ışık kirliliğinin daha az olduğu gece yarısı ve sabahın erken saatleridir. Kırsal bölgeler, ışık kirliliğinin daha az olduğu için gökyüzünü en iyi şekilde gözlemlemek isteyenler için idealdir. Gözlem yaparken özel ekipmana ihtiyaç yok, sadece çıplak gözlerinizle bu görsel şölenin tadını çıkarabilirsiniz.
Perseid Meteor Yağmuru’nun, Swift-Tuttle kuyruklu yıldızının yörüngesini kestiği anlarda gerçekleşmesi, bu doğa olayının kozmik bir dansın sonucu . Yıldız kaymalarının izleri, gökyüzünde iz bırakarak anlık bir güzellik sunuyor ve izleyenlere unutulmaz bir deneyim
Perseid meteor yağmuru Türkiye’de görülecek mi?
Türkiye’nin kuzey yarım kürede bulunması, Perseid Meteor Yağmuru’nun ülkemizden de gözlemlenebileceği anlamına geliyor. Bu görsel şölen, doğa meraklıları için harika bir fırsat sunuyor. Gökyüzüne bakarak, gökyüzünde parlayan bu dansı izlemek, günlük hayatın stresinden uzaklaşmanın mükemmel bir yoludur.
Perseid meteor yağmuru ne zaman?
12 ve 13 Ağustos tarihleri arasında Türkiye’de gerçekleşecek olan Perseid Meteor Yağmuru, gökyüzünün büyülü bir dansını sunacak. Gece yarısı saatlerinde dışarı çıkarak, gökyüzündeki bu eşsiz gösteriyi yakından izlemeye hazır olun. Gözlerinizi gökyüzüne dikerek, yıldızların atmosferde iz bıraktığı bu dansın tadını çıkarabilirsiniz. Perseid Meteor Yağmuru, doğanın muhteşem bir hediyesi ve gözlerinize inanamayacağınız bir görsel şölen sunuyor.
Dijital cüzdan uygulamaları temassız ve hızlı bir şekilde para transferi sağlıyor. Bu uygulamalar ile mobil ödemeler yapılabiliyor.
Dijital cüzdan uygulaması, mobil cihazınızla ödeme yapmanızı kolaylaştırıyor. Bunun için kredi kartınızı, banka kartınızı veya diğer ödeme bilgilerinizi saklayan uygulama olarak görev yapıyor. Bunları çevrimiçi, mağaza içi veya şahsen satın almak için kullanabiliyorsunuz. Eskiden gittiğiniz her yere cüzdanınızı taşımak zorunda kalıyorduk. Artık dijital cüzdan uygulamalarıyla telefonunuzu yanımızda taşıyabiliyoruz.
Dijital cüzdanlar giderek daha popüler hale geliyor. Dijital cüzdanların avantajları, her yerde kullanılabilmesi, nakit gerektirmemesi ve kişiye özel olması. Mobil cüzdan, dijital cüzdan veya e-cüzdan olarak da bilinen banka kartınızın, kullanıcıların dijital olarak satın alma işlemleri yapmasını sağlıyor. Aldığı ödemeleri arkadaşlarına ve ailesine göndermesine olanak tanıyan kredi kartı bilgilerinizi saklıyor. Banka hesap bilgilerinizi saklamanın yanı sıra, sanal biniş kartları, hediye kartları, sadakat ödül kartları ve ehliyetler gibi öğeleri saklayabiliyor. Samsung Pay, Google Pay ve Apple Pay gibi mobil cüzdanlar en güvenli ödeme yöntemlerinden biri olarak kabul ediliyor. Müşteriler ayrıca dijital cüzdanlarla anında kişisel krediler ve öğrenci kredileri alabiliyor. Bununla birlikte, dijital cüzdanlar, kullanıcıların hizmetlerini kullanmak için şartlara uymasını gerektiriyor. Bazı mal ve hizmetlerin alım satımına karşı hakları saklı tutuluyor.
Banka hesabı ayrıntılarınızı satıcıya bağlayan dijital cüzdan yazılımını akıllı telefonunuza, dizüstü bilgisayarınıza, tabletlerinize veya iPad’lerinize indirebiliyorsunuz. Bankanız tarafından oluşturulan dijital cüzdanları veya üçüncü taraf dijital cüzdanları kullanabilirsiniz. Farklı mobil uygulamalar, farklı erişime izin veriyor.Örneğin, çoğu perakende işletmesinde kabul edilen açık cüzdanlar, kullanıcıların çevrimiçi satın alma, temassız ödeme ve geri ödeme yapmasına olanak tanır. Walmart Pay gibi bazı yarı kapalı ve kapalı cüzdanlar, kullanıcıların cüzdanı çıkaran bir dizi perakendeciye ödeme yapmasına izin verir.
Bazı dijital cüzdan uygulamaları
Apple Pay
Apple Pay, iPhone veya Apple Watch kullanıcıları için tasarlanmış temassız bir dijital cüzdan uygulaması diyebiliriz. Kredi kartlarını, banka kartlarını kullanarak hem mağazada hem de çevrimiçi ödeme yapmanızı sağlayan bir dijital ödeme platformu. ABD’de perakende mağazalarının ve restoranların yüzde 75’inden fazlası Apple Pay’i kabul ediyor. Avustralya’da mağaza ve restoranların yaklaşık yüzde 99’u Apple Pay’i destekliyor.
Android için Google Pay
Google Pay, iOS ve Android mobil cihazlar aracılığıyla mağaza içi ve uygulama içi satın almalar yapmanızı sağlıyor. Google Pay ile kullanııclar NFC’den de yararlanarak temassız bir şekilde ödeme yapabiliyor.
Venmo
PayPal’ın sahibi olduğu Venmo Wallet, arkadaşlar ve aile arasında para transferi yapmanıza izin veriyor. Üstelik Venmo ücretsiz şekilde kullanılabiliyor.
Türkiye’nin yenilikçi girişim sermayesi şirketi Boğaziçi Ventures (BV) yeni teknoloji yatırımını duyurdu. BV’nin iştiraklerinden olan ‘BV Dijital’ şirketi, merkeziyetsiz uygulama çözümleri üreten ‘Waves Tech’ şirketi ile Türkiye’de ortak bir blokzincir teknoloji şirketi kurmaya karar verdi.
Kurucularının teknoloji alanındaki tecrübesi ve geniş uluslararası ağı ile ülkemizdeki teknoloji girişimlerini çok yönlü desteklemek üzere 2015 yılında yola çıkan Boğaziçi Ventures, 2019 yılında blokzincir teknolojileri alanında faaliyet göstermek üzere ‘BV Dijital’ şirketini kurmuştur. Teknolojik gelişmelere yön vermek ve katkıda bulunmak amacıyla kurulan BV Dijital, yeni internet altyapısı Web 3.0, Metaverse, NFT gibi hızla gelişen alanlarda dönüşüm, merkeziyetsiz finans ve kripto para piyasaları dikeyinde faaliyet göstermekte olup, Türkiye’nin ilk dijital varlık yönetimini sunan kripto fonunu kurmuştur.
Yayınlanan kripto varlık hizmet sağlayıcılarına ilişkin yönerge ve düzenlemelere tam olarak uyan BV Dijital, ilgili tüm resmi kurum ve kuruluşlar tarafından yayınlanan düzenlemeleri takip ederek ülkemizde yatırımcılarına sürdürülebilir ve güvenli alternatifler sunmaktadır. BV Dijital, Waves Tech blokzincir protokolünü kullanarak yapacağı yeni yatırımı ile kurumsal blokzincir yazılımları üreten ‘Waves Enterprise’ ürünlerinin Türkiye ve yakın coğrafi bölgesindeki satış ve entegrasyonundan sorumlu olacaktır. Kurulacak yeni şirket, özellikle Waves teknolojisini kullanarak reel dünya varlıklarının (RWA) tokenizasyonu üzerine uzmanlaşarak bu tür dijital varlıklara lansman platformu ve merkeziyetsiz borsa listeleme hizmetleri sunacaktır. Blockchain alanında dünyanın en iyi teknolojileri arasında gösterilen Waves platformu, sunduğu kullanıcı deneyimi, merkeziyetsiz yapısı, geliştirilmiş en hızlı, birinci basamak blokzincir protokollerinden biri olmasıyla uzun yıllardır önde gelen dağıtık defter teknoloji sağlayacılarından biridir. ‘Waves’ sağlam bir blokzincir mimarisi ve eşsiz bir konsensüs mekanizması kullanarak, saniye başı işlem hızı yüksek onaylama ve ölçeklenebilirlik sağlar. Waves teknolojisi üzerinde koşan dağıtık yazılımlar hızlı ve yüksek verimle işlem sonlandırma yanında düşük işlem maliyeti avantajına sahip oldukları için özellikle kurumsal blokzincir yazılımlarında tercih edilmektedir.
Aynı zamanda kolay arayüzlü akıllı sözleşme geliştirme imkani sunan Waves, blokzincir geliştiricilerine kendi ‘programlanabilir para’ projelerini Waves üzerinden hızla oluşturma faydası sunar. Ethereum ile eş zamanlı olarak en yüksek değerle ilk token arzını tamamlayarak fonlanmış blokzincir platformlarından biri olan ‘Waves’, adını Einstein’ın İzafiyet Teorisini oluştururken öne sürdüğü tüm evrenin yerçekimi ‘dalgaları ile kaplandığı’ kuramından almaktadır. Waves Tech global çapta 300.000’den fazla aktif kullanıcıya sahip olup tanınmış uluslararası kuruluşlar ile ortaklıklar kurarak pek çok kurumsal blokzincir projelerine ev sahipliği yaparak teknoloji alanında büyük ilerlemeler kaydetmiştir. Bünyesinde kullanıcıları için dijital varlık takası, kitle fonlaması (ICO) ve tokenizasyon gibi farklı çözüm yollarını da barındıran Waves, ‘kimlik çözümü’ teknolojisi ile kullanıcılarına dijital kimlik yönetimi gibi yenilikçi uygulamalar da sunmaktadır.
BV Dijital’in Waves Tech ile ortak kuracağı bu yeni şirkette yönetim kurulu üyelerinden biri olarak görev alacak olan Waves Tech kurucusu Sasha Ivanov yaptığı açıklamada şunlara değindi: “Waves’in kanıtlanmış teknolojisi ve ürünleri ile ilgili sahip olduğu tüm know-how ve deneyimi yeni kurulacak şirkete aktarıyor olacağız. Türkiye pazarını yıllardır yakından takip ediyorum ve BV Dijital gibi bir iş ortağı ile Türk kullanıcılarına ürün ve hizmetlerimizi sunacak olmaktan dolayı oldukça heyecanlıyım. Hedefimiz 12 ay içerisinde öncelikli olarak bir dijital varlık lansman platformunu hayata geçirerek yeni nesil token projelerinin merkeziyetsiz alım-satım borsasını kullanıcılarımızla buluşturmak olacaktır.”
Türkiye’nin lider alternatif varlık yönetimi şirketi olarak faaliyet gösteren Boğaziçi Ventures, geleneksel yatırım yönetimi anlayışı yerine geleceğe teknoloji ile değer katacak projelere odaklanarak yatırım yapmayı hedeflemektedir. 500.000 Amerikan Doları tohum yatırım ile kurulacak bu yeni şirketin de destekçilerinden olma kararı alan Boğaziçi Ventures, küresel olarak yatırımların devam ettiği blokzincir teknolojisi dikeyinde yenilikçi çözümlere yatırım yapma stratejisi doğrultusunda ilerlemeye devam ediyor.
Decentralized Autonomous Organization baş harflerinden oluşan Decentralized Autonomous Organization, blockchainde önemli bir yer tutuyor. Peki DAO ne demek?
DAO, blockchain teknolojisi ile oluşturulmuş yeni bir tür organizasyon yapısı olarak tanımlanıyor. En saf haliyle DAO’lar, yeni kurulan şirketlere yatırım yapmak, bir stablecoin’i yönetmek veya bir grup NFT satın almak için oluşturulmuş gruplar diyebiliriz. Blockchain kuruluşu ConsenSys, DAO’ları “ilgili oldukları projelere bağlı kaynakların tahsisini denetleyen yönetim organı olarak tanımlıyor. Aynı zamanda destekledikleri projenin uzun vadeli başarısını sağlamakla görevli olduklarını belirtiyor.
DAO oluşturulduktan sonra üyeleri tarafından, genellikle kripto paraların kullanılması yoluyla çalıştırılıyor. Bu belirteçler genellikle, ortak bir hazineyi yönetme veya belirli kararlarda oy kullanma yeteneği gibi belirli haklarla birlikte geliyor. En iyi bilinen DAO, 45 milyon dolardan fazla para toplayan binlerce kripto hayranından oluşan bir grup olan ConstitutionDAO diyebiliriz. DAO ne demek sorusunu cevapladıktan sonra, DAO uygulamalarına geçiyoruz.
DAO’nun nasıl çalışacağını belirleyen temel çerçeveyi oluşturan akıllı sözleşmeler temelinde çalışıyor. Bu akıllı sözleşmeler, herhangi bir insan müdahalesi gerektirmeden bir DAO’nun işleyişinden sorumlu. Topluluk üyelerinden oluşan çekirdek ekip, akıllı sözleşmeyi oluşturmak için bir araya geliyor. Akıllı sözleşmeler, doğrulanabilirliği ve görünürlüğü karakterize ediyor. Her potansiyel üyenin her adımda protokolün işleyişi hakkında tam bir anlayış kazanmasına olanak tanıyan halka açık olarak denetlenebiliyor.
Decentralized Autonomous Organization’ın sorunsuz çalışması için finansmana ihtiyaç duyuluyor. Finansman genellikle, protokolün fon karşılığında belirteç sattığı belirteç verme yöntemi kullanılarak toplanıyor. Coin alan kişilere, sahip oldukları varlıklara göre belirli oy hakları veriliyor. Decentralized Autonomous Organization’ın paydaşları kurallara karar veriyor. Bu kurallar ve işlem kayıtları, tam şeffaflıkla bir blok zincirinde saklanıyor.
Decentralized Autonomous Organization’ların en dikkat çekici yönlerinden biri, kodlar yazıldıktan ve uygulandıktan sonra değiştirilememeler. Hiçbir üyenin bunu gerçekleştirmek için özel bir yetkisinin olmaması. Yapılacak herhangi bir değişiklik, önce üyelerin oylarını içermeli. Fikir birliğine varıldıktan sonra, ilgili spesifik değişiklikler yapılıyor. Bir değişiklik yapılmasına ihtiyaç varsa, genellikle teklifler yoluyla öneriliyor. Teklif, paydaşların çoğunluğundan oy topladığında veya teklif, değişikliklerin uygulandığı ağ mutabakat kurallarındaki belirli bir dizi kuralı yerine getirdiğinde gerçekleşiyor. Decentralized Autonomous Organization’ı işini çoğu geleneksel kuruluştan farklı kılan şey, merkezi olmayan bir şekilde işlemesi.
Meta eski ismi ile Facebook’un mesajlaşma uygulması Messenger‘dan SMS Desteğini Eylül ayında kaldırıyor. Messenger, Android işletim sisteminde SMS uygulaması olarak kullanılabiliyordu. Kullanıcılar, Android veya örneğin Samsung’un Veya Google’ın kendi SMS uygulamaları yerine Messenger’ı tercih edebiliyorlardı. Ancak alınan yeni bir kararla birlikte bu özellik yakında sona erecek. Geçtiğimiz Mayıs ayının sonunda Facebook Messenger’ın Apple Watch uygulamasının da desteğinin sonlandırıldığı duyurulmuştu
Eylül ayı itibariyle kullanıcılar, Facebook Messenger’ı SMS uygulaması olarak kullanma yeteneğini kaybedecekler. 2016 yılında başlatılan bu özellik, Eylül 2023’te kullanımdan kaldırılacak. Facebook’un resmi destek belgesine göre, kullanıcılar “28 Eylül 2023’ten sonra uygulamayı güncellediklerinde, artık Messenger aracılığıyla hücresel ağ üzerinden gönderilen SMS mesajlarını gönderip alamayacaklar.
Meta, duyurduğu Facebook Messenger’dan SMS desteğini çekme kararıyla birlikte kullanıcılarına yeni bir değişiklik yapma önerisinde bulunuyor. Şirket, kullanıcıların telefonlarının varsayılan mesajlaşma uygulamasını Facebook Messenger’dan farklı bir seçenekle değiştirmelerini tavsiye ediyor. Özellikle Google Mesajlar veya benzeri SMS uygulamaları bu değişiklik için öneriliyor.
Varsayılan mesajlaşma uygulamasını değiştirmek isteyen kullanıcılar, Ayarlar menüsünde ilerleyerek Uygulamalar bölümüne ulaşabilirler. Ardından Varsayılan uygulamalar seçeneğine tıklayarak SMS uygulamasını değiştirme seçeneğine erişebilirler. Eğer 28 Eylül 2023 tarihine kadar bu değişikliği yapmazlarsa, telefonlarının otomatik olarak varsayılan mesajlaşma uygulamasına geçeceğini unutmamaları gerekiyor.
Facebook Messenger SMS özelliğini kullanıyor muydunuz ? bu konu hakkında siz neler düşüyorsunuz? yorumlar kısmında bizimle paylaşabilirsiniz.
Meta CEO’su Mark Zuckerberg, Facebook ve Instagram üzerinden duyurduğu bu yeni özellik sayesinde, belgelerinizi, fotoğraflarınızı ve hatta alışveriş sepetinizi görüntülü görüşmelerdeki kişilerle paylaşma imkanı sunulacağını açıkladı.
Yeni ekran paylaşımı özelliği Mayıs ayı sonunda Android beta test kullanıcıları için kullanıma sunuldu. Kullanıcılar, ‘Paylaş’ simgesine dokunarak ya da tıklayarak ekran paylaşımına erişebilirler. Bu özellik sayesinde belirli bir uygulama veya tüm ekranlar paylaşılabiliyor, bu da Google Meet ve Zoom gibi platformlardaki ekran paylaşımı işleyişine benziyor.
WhatsApp, ekran paylaşımı özelliğini aşamalı olarak Android, iOS ve Windows Masaüstü platformlarında sunmaya başladığını belirtti. Yani, özelliği hemen görmeseniz bile çok yakında kullanabilir olacak.
Yatay modda görüntülü arama desteği de getirilen bir diğer yenilik.
BU özellik, görüntülü aramaların daha geniş ve etkileyici bir deneyim sunmasını sağlıyor. Yatay mod, özellikle ekran paylaşımı sırasında daha fazla kullanışlılık hale getirecek.
Görüntülü arama, Kasım 2016’da platformdaki tüm kullanıcılar için kullanıma sunulduğundan bu yana altı yılı aşkın bir süredir WhatsApp’ın bir parçası. Bununla birlikte, anlık mesajlaşma uygulaması rekabette ilgili kalmak için yeni özellikler ekliyor. Kısa bir süre önce WhatsApp, iOS’a görüntülü aramalar için resim içinde resim desteği getirmişti. 2021 yılında Apple, FaceTime hizmetini SharePlay ile geliştirerek iOS kullanıcılarının ekranlarını paylaşabilmelerini sağladı.
WhatsApp’a gelen yeni özellik hakkında siz ne düşürsünüz? yorumlar kısmında bizle paylaşabilirsiniz
Okulların tatil olmasıyla birlikte çocuklar yaz tatilini cihazlarıyla geçirmeye başladılar. Tatil dönemi çocuklar için gün içinde internette geçirilecek daha fazla saat anlamına geliyor. Siber güvenlik şirketi ESET çocuklar için en önemli yedi internet güvenliği riskini belirledi ve bu riskleri en aza indirebilmek için yapılması gerekenleri sıraladı.
Siber zorbalık
Pew Research’e göre, ABD’deki 13-17 yaş arası gençlerin neredeyse yarısı (%46) altı siber zorbalık davranışından en az birine maruz kalıyor. Bu davranışlar, lakap takma, dedikodu yayma, istenmeyen müstehcen görüntüler yayımlama, fiziksel tehditler ve özel görüntülerin izinsiz paylaşılması olabilir. Özellikle daha büyük yaşlardaki gençlerin bu tür tacizlere maruz kalma olasılığı daha yüksektir ve bu gençlerin ruh sağlığı üzerinde ciddi bir etki yaratabilir.
Dolandırıcılar
Dolandırıcılar, genellikle çevrimiçi ortamda takma adlar kullanır ve seçtiği kurbanla aynı yaştaymış gibi davranır. Bazı durumlarda kurbanla bir ilişki kurar ve onu müstehcen içerik göndermeye ikna ederler (cinsel zorlama olarak bilinir). İlerleyen aşamalarda, kurban daha fazla içerik göndermezse veya para vermezse görüntüleri arkadaşlarına ve ailesine göstermekle tehdit ederler. Bazı durumlarda ise, dolandırıcılar bir kurbanın bilgisayarını veya cihazını uzaktan ele geçirebilir ve kurbanları gizlice kaydetmek için web kamerasını açabilir.
Uygunsuz içerik
İngiltere’deki çocukların neredeyse yarısı internette kendileri için zararlı olan içerikler görmüştür. Pornografi veya şiddet içeren görüntülerin yanı sıra kendine zarar verme ve intiharı teşvik eden içerikler de söz konusudur. Bunlar az da olsa trajik sonuçlar doğurabilir. Çocuklarımızı aşırı korumak ile çok küçük yaşlarda potansiyel olarak zararlı içeriklere maruz kalmalarını engellemek arasında bir denge kurulmalıdır.
Nakit/pazar dolandırıcılığı
Çocuklar aynı zamanda çok iyi çevrimiçi tüketicilerdir. Bu da Facebook Marketplace gibi sitelere, ucuz ürün almak veya ihtiyacı olmayan ürünleri satarak para kazanmak için sık sık girebilecekleri anlamına geliyor. Bu siteler aynı zamanda kusurlu ve sahte ürünlerden, satın alınan ancak asla teslim edilmeyen ürünlere kadar uzanan dolandırıcılık faaliyetlerinin de yuvasıdır.
Korsan oyunlar
Çocuklar oyunları sever. Tahminlere göre 6-10 yaşındakilerin %68’i ve 11-14 yaşındakilerin yüzde 79’u bu oyunları oynuyor. Ancak oyun platformları ve hizmetleri çocukların siber zorbalık, sahtekarlık, dolandırıcılar ve uygunsuz içerik gibi risklere de maruz kalmasına neden olabilir. Kötü amaçlı yazılımlar genellikle oyuncular için yem olarak kullanılan korsan yazılımlarda gizlenir. Ayrıca oyun hesapları, genellikle toplanabilecek çok sayıda kişisel ve olası finansal bilgi içerdiğinden, kimlik hırsızları için kazançlı bir hedeftir.
Bağlı oyuncaklar
Akıllı oyuncaklar için küresel pazar milyarlarca dolar değerindedir. Ancak bu cihazlar çocukların oyunlarını ve gelişimlerini artırmanın yanı sıra gizlilik ve güvenlik riskleri de barındırır. Oyuncaklar tarafından kaydedilen içerik ve hesapları korumak için kullanılan parolalar, satıcılar tarafından güvenli bir şekilde saklanmayabilir. Bazı durumlarda, güvenlik açıkları bilgisayar korsanlarının oyuncak aracılığıyla çocukları ve ebeveynlerini gözetlemesine olanak tanıyabilir.
Kimlik avı
Sosyal mühendislik taktikleri hem çocuklar hem de yetişkinlerde işe yarar. Genellikle kimlik avına yönelik e-postalar, mesajlar veya sosyal medya iletileri şeklinde gerçekleşir ve dolandırıcılar hedeflerine ulaşmak için güvenilir bir kuruluşun veya bazen bir arkadaşın kimliğine bürünür. Bunlar genellikle alıcının oturum açma bilgilerini veya kişisel/finansal verilerini vermesi için kandırmak ya da farkında olmadan cihazlarına kötü amaçlı yazılım yüklemelerini sağlamak içindir. Bu genellikle fidye yazılımı veya bilgi çalan kötü amaçlı yazılımlardır.
Çocuklar internette nasıl güvende kalabilir?
İnsanlar göründükleri gibi değildir. Çevrimiçi iletişimde dikkatli olun.
Sosyal medya profillerinizi gizli tutun ve tanımadığınız kişilerden gelen istekleri kabul etmeyin. Tanımadığınız kişilere kesinlikle gizli ve özel içerikler göndermeyin.
İstenmeyen mesajlardaki bağlantılara asla tıklamayın veya ekleri açmayın.
İstenmeyen bir mesajı yanıtlamak istiyorsanız, içeriğin yasal olup olmadığını, göndereni ayrıca kontrol edin (ancak doğrudan yanıt vermeyin veya e-postada verilen telefon numaralarını kullanmayın).
Her hesap için her zaman güçlü ve benzersiz parolalar kullanın ve çok faktörlü kimlik doğrulamayı (MFA) etkinleştirin.
Asla üçüncü taraf bir uygulama mağazasından yazılım indirmeyin.
Herhangi bir konuda emin değilseniz veya birisi size internette zorbalık yapıyorsa her zaman ebeveynlerinizle konuşun.
Ebeveynler neler yapabilir:
Çocuğunuzun cihazının/bilgisayarının güncel olduğundan ve saygın bir satıcıdan kötü amaçlı yazılım karşıtı bir yazılım kullandığından emin olun.
Aileye ait banka kartlarını çocuklarınızın oyun hesaplarına kaydetmeyin, böylece fazla harcama yapamazlar.
Bağlı oyuncakları satın almadan önce iyice araştırın ve kullanmadığınız zamanlarda bu oyuncakları her zaman kapalı tutun.
Ekran süresi ve uygunsuz içerik hakkında temel kurallar belirleyin.
Yukarıdakiler başarısız olursa, bazı içeriklere erişimi engellemek ve kullanım için zaman sınırı koymak için ebeveyn denetimlerini kullanabilirsiniz.
Rus medyasının yaptığı habere göre, Rusya’da Türk dizilerine olan büyük ilgi, hem korsan yayın sayısını ciddi şekilde artırıyor hem de telif hakkı sahibi şirketlerin korsanla mücadelesini yoğunlaştırıyor.
Rus gazetesi Vedomosti verilerine göre, 2023’ün Ocak-Haziran döneminde Rusya’da Türk dizilerinin korsan yayınlarını yapan yaklaşık 2,7 milyon internet sitesi tespit edilmiş. Bu rakam, bir önceki yılın aynı dönemine göre 3,2 kat, 2021’e göre ise 27 kat daha fazla. Öte yandan, rus korsan basılı yayınların toplam sayısı 2022’nin ilk yarısının sonundan itibaren yüzde 26,5 azalarak 19,7 milyon sayfaya geriledi.
İnternet-video alanının genel müdürü Aleksey Bırdin’e göre, “Türk dizileri uzun süre Hollywood yapımlarıyla rekabet edemedi, içerik sağlayıcıları ve TV kanalları Türk dizilerinin yayın haklarını satın almıyordu. Dolayısıyla diziler Rusya’da neredeyse tamamen korsan olarak yaygınlaştı. Geçen sene Hollywood yapımları azalınca, Türk dizilerinin yayın haklarına olan talep arttı” açıklamasında bulundu. İstatistiklere göre, Rusya’da Türk dizilerini izleyenlerin yüzde 80’ini genç kadınlar oluşturuyor.
Medya şirketleri, yapımcılar ve internet şirketleri, 2018 yılında korsanla mücadele kapsamında bir anlaşma imzaladı.
Belgeye göre, eserlerinin yasa dışı kopyalarını içeren sayfaların bağlantılarını ve münhasır haklara sahip oldukları satın alınmış içerikleri, arama sonuçlarından yargısız bir şekilde kaldırma yetkisine sahip olacaklar. Bu bağlantılar özel bir sicil tutan Medya Kontrol Servisi (MKS) tarafından kaydedilecek.
Siz konu hakkında ne düşünüyorsunuz? görüşlerinizi yorumlarda paylaşabilirsiniz.
Ticaret Bakanlığı tarafından verilen yetki belgesiyle belirlenmiş teknolojik ürünleri baştan aşağı yenileyerek tüketiciye 1 yıl garantili şekilde sunan Mobilfon, Re-Pie Portföy Yönetimi A.Ş. Turkcell Yeni Teknolojiler Girişim Sermayesi Yatırım Fonu’ndan yatırım aldı. Sürdürülebilir geleceğe katkıda bulunan Mobilfon’un Genel Müdürü İlker Tekin, “Çekmecelerde unutulmuş bir hazine kadar değerli olan başta cep telefonları olmak üzere teknolojik ürünlere yeniden hayat vererek tüketiciyle buluşturuyoruz. Yıllık 100 milyon doları bulmasını hedeflediğimiz yenilenmiş teknoloji pazarındaki öncü konumumuzu güçlendirmeye devam edeceğiz” dedi.
Tüketici elektroniği yenileme pazarının lider oyuncularından Mobilfon, Re-Pie Portföy Yönetimi A.Ş. Turkcell Yeni Teknolojiler Girişim Sermayesi Yatırım Fonu’ndan yatırım alarak hedefleri doğrultusunda güçlü bir adım attı. Mobilfon, Ticaret Bakanlığı tarafından sadece belirlenmiş kriterleri sağlayan kuruluşlara verilen Yenileme Merkezi ve Yenileme Yetki Belgesi’ne sahip olmasıyla sektörde ayrıcalıklı konumda yer alıyor. Bu stratejik yatırım, Mobilfon’un odağını istihdama ve mağazalaşmaya yönlendirmesine olanak tanıyor. Mobilfon, hedef kitlesine daha yakın olmak ve müşteri deneyimini en üst düzeye çıkarmak için güçlü bir mağaza ağı oluşturma vizyonuyla hareket ediyor.
Mobilfon, tüketici elektroniği yenileme pazarını yeni yatırımlarla büyütüyor
Türkiye’de her yıl 10 milyon yeni cep telefonu, milyonlarca tablet, bilgisayar ve akıllı saat satışı gerçekleşiyor. Bu yoğun talep, ithalat faturalarının milyarlarca dolarlık büyüklüğe ulaşmasına neden oluyor. Ancak, çoğu ürün sadece ortalama 1 yıl kullanılıyor ve yeni versiyonları piyasaya sürüldüğünde eski cihazlar yedekte tutulmak üzere çekmecelerde unutuluyor. İthalat maliyetlerinin artışıyla birlikte, yüksek fiyatlar nedeniyle birçok tüketici yeni ürünleri satın almakta güçlük çekiyor. Bu durum, yenilenmiş ve garantili tüketici elektroniği satışını dünya genelinde ve Türkiye’de de önemli bir çözüm olarak ortaya çıkarıyor.
Cep telefonu kategorisindeki fiyat artışları ve vergi yükleri, tüketicileri alternatif çözümler aramaya yönlendiriyor. Bu bağlamda, 12 ay taksit ve 1 yıllık garanti seçeneği sunan yenilenmiş telefon kategorisi büyük bir ilgi görüyor. Mobilfon, bu alanda sunduğu güçlü altyapı, sektöründeki öncü şirketlerle yaptığı iş ortaklıkları, uzman kadro ve gelişmiş satış ağıyla Türkiye ekonomisine yılda yüz milyonlarca dolarlık önemli bir katkı sağlamaya hazırlanıyor. Mobilfon Genel Müdürü İlker Tekin, Turkcell Yeni Teknolojiler Girişim Sermayesi Yatırım Fonu’nun güven duyarak gerçekleştirdiği yatırımın, diğer yatırımcılardan sağlayacakları ekonomik katkının habercisi olduğunu belirtiyor. Mobilfon, sektördeki güçlü konumu ve Turkcell Yeni Teknolojiler Girişim Sermayesi Yatırım Fonu’nun yatırımıyla birlikte, yenilenmiş tüketici elektroniği alanında liderliğini daha da pekiştirerek geleceğe yönelik umut vaat ediyor. Tüketiciler için cazip fırsatlar sunarken, Türkiye ekonomisine sağlayacağı katkılarla da dikkat çekiyor.
Yeni yatırım turunda, göreceğimiz büyük ilgi önemli bir finansal kaynağa dönüşecek.
2023 yılını Mobilfon için yatırım, istihdam ve mağazalaşma açısından önemli bir yıl olarak ilan ettiklerini belirten ve Mobilfon Genel Müdürü İlker Tekin, “2023 yılını, yatırım, istihdam ve mağazalaşma adına Mobilfon için önemli bir kilometre taşı olarak görüyoruz. Bu hedefler doğrultusunda, Turkcell Yeni Teknolojiler Girişim Sermayesi Yatırım Fonu’ndan aldığımız yatırım, markanın yenilenmiş elektronik cihaz sektörüne olan ilgisini aynı zamanda da Mobilfon’a olan güvenini ortaya koyuyor. İleride Mobilfon özelinde diğer yatırımcıların da ilgisinin artacağını düşünüyoruz. Ayrıca, yılın son çeyreğinde belirlediğimiz illerde ve ilçelerde franchise modeliyle mağazalaşma adımları atmayı planlıyoruz. Bu ilerlemelerle birlikte, cep telefonu sahibi tüketiciler, cihazlarını değerinde Mobilfon’a satarak ekonomilerine katkı sağlayabilecekler. Aynı zamanda, telefon almak isteyenler de uygun koşullarda Mobilfon ürünlerine sahip olabilecekler. Bu yenilikçi yaklaşım, tüketicilerin ihtiyaçlarını karşılarken, Mobilfon’un büyüme ve genişleme yolculuğuna güçlü bir ivme kazandırmayı hedefliyor.” dedi.
Yılda 100 milyon dolar değerindeki teknolojiyi ekonomiye yeniden kazandıracağız
Mart 2023 verilerine göre Türkiye’de cep telefonu abone sayısının 91 milyonu geçtiğini ve akıllı telefon kullanımının ise abonelerin yüzde 95’ini kapsadığını açıklayan İlker Tekin, “Akıllı telefonlar, kullanım yoğunluklarına bağlı olarak 1-2 yıl içinde eskiyen, bozulan ve yetkili servis tarafından elden geçirilmesi gereken noktaya geliyor. Geçmişte tüketiciler cep telefonlarını yılda bir kez değiştirme eğilimindeydi. Ancak 2016 ile pandeminin ve ekonomik krizin etkisinin yoğun yaşandığı 2021 yılı arasında Türkiye, 13 milyar dolarlık cep telefonu ithalatına ek olarak tablet, dizüstü bilgisayar ve son birkaç yılda akıllı saat ile bileklikleri de ekledi. Bu da rakamı daha da büyümesine neden oldu. Her yeni alınan cep telefonu, daha eski modelin çekmecelere kaldırılmasına yol açtı. Sonuç olarak, Türkiye’de kullanılmayan çok büyük sayıda cep telefonu birikimi oluştu. Sektör olarak yılda 100 milyon dolar değerindeki telefon, tablet, bilgisayar, akıllı saat gibi ürünleri ekonomiye yeniden kazandırma potansiyeline sahibiz.” dedi.
Her ekonomik koşula uygun kaliteli ürünler
Atıl durumda bulunan ürünlerin ekonomiye kazandırılmasını amaçladıklarını belirten İlker Tekin, “Mobilfon olarak, Ticaret Bakanlığı tarafından verilen Yenileme Merkezi ve Yenileme Yetki Belgesi sahibi olmanın gururunu yaşıyoruz. İstanbul’daki merkezimizde, sektörün en üstün tecrübeye sahip uzman ekibimizle faaliyet gösteriyoruz. Cep telefonları başta olmak üzere teknolojik ürünleri yenileyerek, tüketiciye 1 yıl garantili şekilde sunmayı ve en uygun fiyatlarla tüketiciyle buluşturmayı hedefliyoruz. Yenileme sistemimiz sayesinde cep telefonu değiştirme oranları 48 aya kadar çıkmış olsa da, artan cihaz sayısı ve garantili satış seçeneğiyle bu süreler daha da kısalacak. Bu durum, her türlü ekonomik koşula uygun cep telefonları ve tabletlerin çok daha kolay bir şekilde erişilebilir hale gelmesini sağlayacak.” dedi.
Apple Music Discovery Station ile yeni müzikler keşfetmenizi sağlayacak. Böylelikle Apple Music, Spotify’a karşı önemli bir güç kazanıyor.
Apple Music, Spotify’ın kişiselleştirilmiş listeleriyle rekabet edecek şekilde ‘Discovery Station’ adlı uygulamaya yeni bir algoritmik radyo istasyonu ekledi.
Apple’ın İsveç merkezli rakip servisi, yıllardır imzası olan “Keşfet” çalma listelerini sunuyor. Buna yanıt olarak Apple Music, insanların yeni müzik bulmaları için yeni istasyonu kullanıma sunmaya başladı. Discovery Station çalma listelerinizde olmayan, sizin tarafınızdan beğenilmeyen veya kitaplığınızda olmayan şarkıları çalışıyor. Apple Music’in zaten bir “Yeni Müzik Karışımı” bulunuyor. Ancak haftalık olarak güncellenir ve yalnızca 25 parça ile sınırlı.
Apple ayrıca, favorilerinizin ve birkaç benzer parçanın bir karışımını çalan ‘[Your Name’s] station adlı kişiselleştirilmiş bir istasyon da sunuyor. Şirket, yeni algoritmik keşif oynatma listesi hakkında resmi bir açıklama yapmadı ancak Apple Music’te web ve uygulamalarda insanların karşısına çıkmaya başladı. MacRumors’un belirttiği gibi, uygulamada henüz göremiyorsanız, oynatma listesine doğrudan bir bağlantı bulunuyor.
AppleInsider tarafından belirtildiği gibi radyo istasyonu, kişisel kitaplığınızdaki ve geçmişte dinlediğiniz ve beğendiğiniz şarkılara benzer tarzda şarkılar çalıyor gibi görünüyor. Ancak çalma listelerinde veya kitaplığınızda olmayan şarkıları seçiyor. Henüz Discovery Station hakkında bir belge yok, bu nedenle algoritmanın müzik önermek için nasıl çalıştığına dair tüm ayrıntılar bilinmiyor. Apple, gelecekte bir noktada Discovery Station’ı tanıtabilir. Ancak testlerimize göre, kişisel zevkinize uygun müziği keşfetmenin iyi bir yolu gibi görünüyor.
Discovery Station, kullanıcının duymadığı ancak beğenebileceği müzikleri çalmak için oluşturulmuş, algoritmik olarak oluşturulmuş bir istasyon gibi görünüyor. Böylece New Music Mix çalma listesi gibi çalışır ancak sürekli olarak çalabilir. Bir algoritma üzerine kurulu müzik keşfi için bu tür sürekli dinleme deneyimi, şimdiye kadar Apple Music’te yoktu. Kullanıcılar türe, sanatçılara veya şarkılara göre istasyonları çalıştırabilirdi, ancak bunlar kullanıcının zevklerini hesaba katmıyordu. Apple, Discovery Station’ı resmi olarak duyurmamış olsa da, şu anda çoğu kullanıcı için Apple Music’in mobil, masaüstü ve web uygulamalarında yayında. Yeni istasyon, dinlediğiniz ancak daha önce duymadığınız şarkılara göre seçilmiş bir şarkı seçkisi çalacak.
Avrupa Komisyonu, Adobe’nin 20 milyar dolarlık Figma satın almasına yönelik derinlemesine soruşturmayı onayladı. Komisyon, bu anlaşmanın rekabeti olumsuz etkileyebileceğini belirterek, interaktif ürün tasarım yazılımları ve dijital varlık oluşturma araçlarının küresel pazarındaki rekabeti azaltabileceğinden dolayı soruşturma başlattığını duyurdu.
Eylül ayında duyurulan Adobe’nin Figma’ya devasa teklifi, dünya genelindeki dikkat çekmişti. ABD Adalet Bakanlığı (DoJ) ve Birleşik Krallık, anlaşmanın rekabete zarar verebileceği gerekçesiyle soruşturma başlatmışlardı. Avrupa Komisyonu, Şubat ayında da satın alma işlemini rekabet açısından inceleyeceğini duyurmuştu; bu nedenle son gelişmeler bekleniniyordu.
Soruşturmanın temel noktası, Figma’nın satın alınmasının Adobe’nin ana rakiplerinden birini ortadan kaldırıp kaldırmayacağı ve tasarım yazılımı pazarını nasıl etkileyebileceği konusuna odaklanacak. Komisyon, Figma’nın interaktif ürün tasarım araçlarında “açık ara pazar lideri” olduğunu vurgulayarak, satın alma sonrasında alternatif oyuncuların pazarda yer bulmasının zorlaşabileceği uyarısında bulundu. Adobe dijital varlık oluşturma araçlarında lider olsa da, Figma şu anda Adobe üzerinde “kısıtlayıcı bir etki” oluşturuyor. Bu durum, Figma’nın satın alınmasıyla birlikte etkili bir rekabetçi konumunun tehlikeye girebileceği anlamına geliyor.
Avrupa Komisyonu’nun rekabet politikasından sorumlu başkan yardımcısı Margrethe Vestager, “Adobe ve Figma, dijital alanda yaratıcı topluluklar için önde gelen iki yazılım sağlayıcısıdır. Pek çok kullanıcı ve işletme, dijital tasarım araçlarıyla işlerini geliştiriyor. Soruşturmamızın amacı, kullanıcıların geniş bir dijital yaratıcı araç havuzuna erişmeye devam etmelerini sağlamak” dedi.
Anlaşma, AB birleşme yönetmeliklerindeki ciro eşiklerini aşmasa da, rekabetin azalabileceği yönünden endişeli. Son dönemde, Avrupa, büyük teknoloji satın alımlarını incelemek konusunda kararlı bir tutum sergiliyor. Ancak engelleme yerine uygun şartlar ve gözetim koşulları getirmeyi tercih ediyor.
AB, Microsoft’un Activision’ı satın almasını onaylamıştı
Geçtiğimiz aylarda AB Komisyonu, Microsoft’un Activision Blizzard’ı satın almasının rekabet incelemesini tamamladı. AB kuralları çerçevesinde, Komisyon’un satın almayı Microsoft’un taahhütlerine bağlı olarak onayladığı belirtildi. Microsoft, PC ve konsol oyunlarını 10 yıl süreyle bulut akış hizmetleriyle dağıtma taahhüdü sundu. Bu taahhütler, Avrupa’daki tüketicilerin Activision Blizzard oyunlarını istedikleri bulut hizmeti aracılığıyla kullanmalarına imkan tanıyacak şekilde tasarlandı. AB Komisyonu, bu taahhütlerin rekabet endişelerini giderdiğini vurguladı. Microsoft, yaklaşık 69 milyar dolarlık Activision Blizzard satın alma planını geçen yıl duyurmuştu.
Dünyanın önde gelen yenilikçi finansal teknoloji şirketlerinden biri olan Colendi, dijital bir mevduat bankası kurmak için BDDK’dan kuruluş izni aldı. Faaliyet izni sonrası hayata geçecek olan ColendiBank, İstanbul Finans Merkezi’nin dijital bankacılıkta da dünyanın sayılı noktalarından biri olması hedefi ile yola çıkıyor. Tüm servislerini ihraç etmek için kendi teknolojisini üreten ColendiBank, Türkiye’nin güçlü bankacılık alt yapısı ve regülasyonları ile hızla küresel bir oyuncu olma yolunda.
Finans dünyasının geleceği olarak görülen ve Türkiye’de de Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun (BDDK) verdiği kuruluş izni ile yetkilendirilerek fiziksel şubeleri olmaksızın tamamen dijital ortamda hizmet sunan dijital bankalar, sağladıkları dijital deneyim ile kullanıcılarının hayatını kolaylaştırıyor. Dünyanın en hızlı büyüyen ve en güçlü fintek şirketlerinden biri olan Colendi, BDDK’dan kuruluş izni aldı ve ColendiBank’ı hayata geçirmeye hazırlanıyor.
BDDK’nın 03.08.2023 tarihli ve 10639 sayılı kararı ile 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 7. ve 8. maddeleri kapsamında yapılan değerlendirme sonucunda, Kanunun 6’ncı maddesi uyarınca, Dijital Banka yönetmeliğinde dijital bankalar için belirtilen faaliyet esaslarına uygun olarak faaliyet göstermek üzere Türkiye’de 2 milyar TL kuruluş sermayeli ColendiBank dijital mevduat bankasının kurulmasına izin verdi. Faaliyet izni sonrası hayata geçecek olan ColendiBank, İstanbul Finans Merkezi’nin dijital bankacılıkta da dünyanın sayılı noktalarından biri olması hedefi ile yola çıkıyor.
Colendi Kurucu Ortağı ve CEO’su Bülent Tekmen, öncü finansal teknolojiler geliştiren Colendi’nin, ColendiBank ile dijital mevduat ve servis bankacılığı ile erişilebilen finansal ürün ve hizmetler sağlayacağını belirterek, teknoloji odaklı yenilikçi ürünler, yeni nesil, benzersiz ve kişiselleştirilmiş kullanıcı deneyimi sunmayı amaçladıklarını söyledi. Tüm servislerini ihraç etmek için kendi teknolojisini üreten ColendiBank, Türkiye’nin güçlü bankacılık alt yapısı ve regülasyonları ile hızla küresel bir oyuncu olma yolunda.
Bülent Tekmen, “Dijital mevduat bankası kuruluş izni almaktan ve platformlarımız ve kullanıcılarımız için bankacılığa yeni bir bakış açısı ve erişilebilirlik düzeyi getirmekten dolayı heyecan duyuyoruz” dedi. Öncü ve yenilikçi finansal teknolojiler geliştirme konusundaki deneyimlerini şimdi de dijital bankacılık alanında değerlendireceklerini belirten Tekmen, ‘Şimdi Al, Sonra Öde’, menkul kıymetler ve sigorta ürünleri gibi geniş bir alanda hizmet verme gücüne sahip olan Colendi ekosisteminin, bundan sonra ColendiBank ile dijital bankacılık hizmetleri de sağlayarak kullanıcılarının finansal ihtiyaçlarını uçtan uca karşılayacağının da altını çizdi.
1 milyar kullanıcı hedefine hızla ilerliyor
2021 yılında 120 milyon dolar değerleme ile Seri A yatırım turunda 30 milyon dolar toplayarak değerlemesini 150 milyon dolara çıkaran Colendi, bankaların yanı sıra yerli ve yabancı fonlardan büyük ilgi gören ve halen devam eden Seri B yatırım turunda 700 milyon dolar değerlemeye ulaşmıştı. 18 milyon kullanıcıya sahip olan, Turkcell (Paycell), Migros (MoneyPay) ve Limak Holding gibi büyük markalarla iş birliği yapan Colendi’nin, bölgedeki en ciddi yatırım alan fintek oyuncularından biri olduğunu hatırlatan Tekmen, dijital mevduat bankacılığında da ColendiBank’ın hayata geçmesiyle birlikte 1 milyar kullanıcıya ulaşma ve en yenilikçi küresel finans teknolojileri oyuncusunu yaratma yönündeki iddialı vizyonlarına hızla ulaşmakta olduklarını söyledi.
ColendiBank’ın arkasındaki iki fintek devi: Colendi ve SETL
SETL’ın yatırımcıları arasında çok güçlü grupların olduğunu hatırlatan Tekmen, bir çok bankaya teknolojik alt yapı sağladıklarını, bankaların da burada kullandığı alt yapı ve teknoloji sayesinde ülke ve dinamikler fark etmeksizin dijital olarak tek bir sistem içerisinde saniyede 1 milyon işlemi gerçekleştirebildiğini söyledi. Tekmen, Colendi’nin yerel ve global olarak sahip olduğu tüm bu yetenekler ve finansman gücü ile ColendiBank’ın kısa sürede müşterisini finans dünyasının geleceği ile buluşturacağının altını çizdi. Tekmen, son olarak ColendiBank’ın arkasında Colendi ve SETL gibi iki fintek devinin olduğunu hatırlatarak, küresel bir oyuncu olma hedeflerinin çok kısa sürede gerçekleşeceğine olan inancını tekrarladı.
Doğuş Teknoloji, 2012 yılında Doğuş Grubu bünyesinde kurularak sektörün lider şirketlerinden biri haline geldi. Şirket, bilgi teknolojileri alanında hizmet vermekten büyük bir heyecan duyuyor. İhtiyaca yönelik yazılım, data ve altyapı yönetimi ve siber güvenlik hizmetleri sunan Doğuş Teknoloji, 2017’den bu yana Türkiye’nin sayılı Ar-Ge merkezlerinden biri olarak hizmet veriyor.
Doğuş Teknoloji Grubu’nun yeşil veri merkezini gezdik, Doğuş Teknoloji Teknoloji Operasyonları ve Siber Güvenlikten Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Eray Gözener ile İhtiyaca yönelik yazılım, data ve altyapı yönetimi ve siber güvenlik hizmetleri sunan Doğuş Teknoloji’nin hizmetlerini, yatırımlarını ve gelecek planlarını mercek altına aldık.
Sürdürülebilirlik, Siber Güvenlik ve Yeni Nesil Teknolojilere Yöneliş
Doğuş Grubu’nun geniş sektör yelpazesi ve bünyesinde yer alan dijital pazarlama şirketi Euro Message ile gayrimenkul fiyat endeksi üreten Reidin’in 2022 yılında birleşmesi, grup adına büyük bir ilerleme oldu. Bu birleşme sonrası grup, beş yüzden fazla çalışanıyla ve ortalama yaşının 33 olduğu genç ve dinamik bir kadro ile sektörde adını duyurmayı sürdürüyor.
Merkezinin bulunduğu binada 2014 yılından bu yana faaliyet gösteren Doğuş Teknoloji, Grup’a uçtan uca altyapı ve siber güvenlik hizmeti veriyor. Sektöre özel yazılım ve data çözümlerinin altyapısını 7×24 kesintisiz yöneterek, kesintisiz hizmet anlayışını benimsiyor.
Yurt içindeki başarısını yurtdışına da taşıyarak, 2018’den bu yana grup dışındaki markalara hizmet vermeye başladı. 2022 yılı itibarıyla Dubai ve Katar’daki ofisler ile bu bölgelerde hizmet vermeye başlayan şirket, büyüme stratejisini sürdürüyor.
Sürdürülebilirlik konusunda da aktif çalışmalar yapan Doğuş Teknoloji, “Doğuştan İyi bir gelecek Doğuş ile gelecek” yaklaşımı ile sektörün sürdürülebilirliği adına çalışmalar gerçekleştiriyor. Bu kapsamda, 2021 yılında Sürdürülebilirlik Kalkınma Amaçlarından beş tanesini odak alanına alarak projeler yürütüyor.
Günümüzün en önemli konularından olan İş Sürekliliği ve Siber Güvenlik alanlarında da yoğun çalışmalar yapan şirket, 2020 yılından bu yana olağanüstü durum merkezi düzenlemeleri ve altyapı düzenlemeleri ile risk yönetimini gerçekleştiriyor. Siber güvenlik konusunda da risklere dayalı yaklaşım ile grubun ve hizmet verdiği diğer şirketlerin güvencesini sağlıyor.
Doğuş Teknoloji’de genç çalışan profili, kuvvetli bir partner ekosistemi
Doğuş Teknoloji, yaptığı etkinlikler ve ortaklıklar ile sektördeki varlığını her geçen gün daha fazla hissettiriyor. Şirket, güçlü ve genç çalışan profilinin yanında kuvvetli bir partner ekosistemine sahip. Bu ekosistem, yeni teknolojilere dönük çalışmalar gerçekleştiriyor.
Geleneksel teknolojiler alanında uzun süredir hizmet veren Doğuş Teknoloji, yeni nesil teknolojilere de yatırım yapmaya devam ediyor. Blockchain teknolojisi, IoT, VR Glass ve ChatGPT gibi konularda çalışmalar yürüten şirket, teknolojik gelişmeleri yakından takip ederek, ihtiyaca yönelik çözümler sunmaya devam ediyor.