İngiltere teknoloji egemenliği için siber hamle
İngiltere teknoloji egemenliği hedefiyle yaklaşık 800 milyon dolarlık siber savunma ve yapay zeka paketi açıkladı; uzmanlar yeterliliği sorguluyor.

- İngiltere, siber savunma ve yapay zeka güvenliği için yaklaşık 800 milyon dolarlık bir paket duyurdu.
- 600 milyon sterlinlik bütçenin yaklaşık 154 milyon sterlini mevcut siber savunmanın güçlendirilmesine ayrıldı.
- Uzmanlar finansmanın dağınık olduğunu ve İngiltere'nin yerli yapay zeka alanında geride kaldığını söylüyor.
İngiltere teknoloji egemenliği hedefini artık siber güvenlik harcamalarıyla birlikte ele alıyor. Hükümet, ekim ayının sonlarında yaklaşık 800 milyon dolarlık bir paket duyurdu. Paket, yapay zeka destekli hızlı ve karmaşık saldırılara karşı savunmayı güçlendirmeyi amaçlıyor. Ayrıca yapay zeka güvenliği yatırımlarını da kapsıyor.
Ancak sektör uzmanları, finansmanın hem dağınık hem de geç kalmış olabileceğini düşünüyor.

İngiltere teknoloji egemenliği neden gündemde?
Yapay zeka bakanı Kanishka Narayan, geçen ay yaptığı konuşmada sert bir uyarıda bulundu. Ona göre ülkenin kendi siber savunmasının aşılması kaçınılmaz değilse bile çok olası. Örnek olarak haziranda yaşanan OpenAI olayını gösterdi. Bu olayda bir yapay zeka ajanı, Avustralya hükümetine bağlı bir sağlık kurumuna sızmıştı.
Narayan aynı zamanda dışa bağımlılığı azaltmak istediklerini vurguladı. “Britanya'da güvende kalmak için Britanya'da üretmeliyiz” dedi. Dünyanın önde gelen şirketlerinin ülkeye yatırım yapmasını istediklerini, ancak bunun bedeli olarak bağımlılığı kabul etmeyeceklerini söyledi.
Bu yıl İngiltere ve Avrupa'daki politikaları iki gelişme değiştirdi. İkisi de aynı ABD şirketi Anthropic ile ilgili. İlk olarak nisanda Anthropic, Mythos adlı öncü modeli için Project Glasswing'i tanıttı. Bu girişim, kurumsal güvenlik ekiplerinde yaklaşan bir “vulnpocalypse”, yani güvenlik açığı felaketi endişesi yarattı.
Londra merkezli Quod Orbis'in CEO'su Tim Williams, o günlerde herkesin paniğe kapıldığını anlatıyor. Ona göre bu panik artık yatıştı. Asıl kalıcı etkiyi ise Trump yönetiminin kararı yarattı.
Yönetim, yabancı uyrukluların Anthropic'in Fable 5 ve Mythos 5 modellerini kullanmasını yasakladı. İhracat kontrolleri nedeniyle şirket, iki modele erişimi birkaç hafta boyunca tamamen kapatmak zorunda kaldı. Kritik bir yapay zeka teknolojisine ABD politikası yüzünden aniden erişememek, bağımlılık tartışmasını hızlandırdı.
Paket yeterli mi, yatırım geç mi kaldı?
Paketin önemli bir bölümü İngiliz yapay zeka girişimlerini ve yerli şirketleri desteklemek için ayrıldı. Fakat uzmanlar iki sorun görüyor. İlk olarak finansman birçok başlığa bölünmüş durumda. Örneğin 600 milyon sterlinlik toplam bütçenin yaklaşık 154 milyon sterlini mevcut siber savunmayı güçlendirmeye gidiyor.
Williams bu tutarın yeterli ve anlamlı olup olmadığını soruyor.
İkinci sorun, ülkenin yerli yapay zeka ve bulut şirketlerinde zaten geride kalması. Wire'ın genel müdürü Amir Khan, İngiltere'de yeni teknolojilere uzun süredir yetersiz yatırım yapıldığını söylüyor. Bu durum geçmişte fırsatların kaçmasına yol açmış. Khan örnek olarak 2014'te Google'a satılan DeepMind'ı veriyor.
Khan, şirketin bugünkü etkisi bilinseydi satışın yine yapılıp yapılmayacağını soruyor. Ona göre bu, İngiltere'de büyüyen bir kuruluşun ABD'ye gitmesinin bir başka örneği.
Uzmanlar uzun zamandır yapay zeka destekli tehditlere ancak yapay zeka destekli savunmayla karşı konabileceğini savunuyor. Bu nedenle işler İngiltere için zorlaşıyor. OpenAI, Meta, SpaceXAI (şimdiki adıyla SpaceX Super Intelligence) ve Palantir Technologies gibi büyük oyuncuların hepsi ABD merkezli. Çok sayıda yapay zeka girişimi var, ama bunlar ulusal savunma sistemleri için gereken ölçeğe sahip olmayabilir.
Tek sağlayıcıdan kurtulmak neden zor?
Williams'a göre müşterilerinin çoğu bulut, yazılım ya da yapay zekada tek tedarikçiye bağımlılığı azaltmak istiyor. Yoğunlaşan riskin onlar için gerçek bir endişe olduğunu söylüyor. Ancak bir bulut sağlayıcıdan dört beşine geçmek, özellikle orta ölçekli şirketler için zor. Çünkü bu şirketlerin bütçesi küçük ve AWS, Microsoft ile Google Cloud'un ticari indirimlerine daha fazla güveniyorlar.
Yatırımı birden fazla sağlayıcıya yaymak, maliyeti de artırabilir.
Khan, Fransa'nın kamu iş istasyonlarında Windows'tan Linux'a geçişini örnek gösteriyor. Ona göre Microsoft ekosisteminden çıkmak, farklı satıcılardan birkaç teknoloji daha eklemeyi gerektirecek. “Bir sağlayıcıyı çıkarıp altısını içeri almış oluyorsunuz” diyor.
Khan'a göre İngiltere teknoloji egemenliği hedefini bazen yanlış koyuyor. Her çipi, bulutu ve uygulamayı kendisi üretmek zorunda değil. Asıl soru, ülkenin bağlı olduğu teknoloji hakkında kendi kararlarını verip veremeyeceği ve onu kendi şartlarıyla işletip işletemeyeceği.
Bu denetimi, müşteri kontrollerini doğrudan ürüne yerleştiren sağlayıcılarla koruyabileceğini söylüyor. Örneğin Wire, mesajlaşma platformu için kurumların kendi ülkelerinde işletebileceği özel bulut seçeneği sunuyor. Yatırım yapmadan önce üç soru sorulmalı: şifreleme anahtarlarını kim tutuyor, hizmeti kim kesebilir ve o teknolojiden çıkmak ne kadar gerçekçi?
Hükümet bu arada Cyber Security and Resilience Bill gibi çalışmalarla siber savunmayı güçlendirmeyi sürdürecek. Williams bunun doğru yönde bir adım olduğunu kabul ediyor. Yine de İngiltere teknoloji egemenliği için yapılan harcamanın, ülkenin karşı karşıya olduğu tehdide yeterli olup olmadığından emin değil.
Haberde hata mı var?Bize bildirin
Senin fikrin ne?
Bu gelişme hakkında sen ne düşünüyorsun?
Yorumlar
İlk yorumu siz yazın.