Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 1067

Radyo şirketi SiriusXM işgücünü azalttı

SiriusXM Holdings, uydu radyo şirketi yavaş abone artışından darbe aldığı için işgücünün yüzde 8’ini veya yaklaşık 475 çalışanını işten çıkaracağını söyledi.

Şubat ayında podcast platformu Stitcher’ın sahibi, tüketiciler bir durgunluğa hazırlanırken bu yıl abone kaybetmeyi beklediğini söylemişti. Zayıf otomobil satışlarının da radyo operatörünün abone tabanına zarar vermesi bekleniyor. Şirket ayrıca pazarlama bütçesini de kısacak.

31 Aralık 2022 itibariyle, SiriusXM’nin 5.869 tam zamanlı ve yarı zamanlı çalışanı var. İcra kurulu başkanı Jennifer Witz personele yazdığı bir duyuruda: “Bugünkü iş gücümüzü azaltma kararı, sürdürülebilir kârlı bir şirketi sürdürmemiz için gerekliydi” dedi. İşten çıkarmalar neredeyse tüm departmanları etkileyecek.

SiriusXM, Microsoft Corp ve Google-parent Alphabet Inc gibi teknoloji devlerine katılıyor. Benzer şekilde Ocak ayında, müzik akışı platformu Spotify Technology de iş gücünü yüzde 6 oranında azalttı.

Yapay zekayı yönetmek için ileri beceri gerekiyor

0

Rackspace Technology’nin 1.420 BT lideriyle yaptığı ankete göre, yapay zeka yapay zeka beceri gelişimine katkı sağlıyor.

Çoğu durumda, AI/ML, daha önce insanlar tarafından gerçekleştirilen işlerin yerini alıyor. Yanıt verenlerin yüzde 62’si, AI/ML uygulamasının kuruluşlarında çalışan sayısının azalmasına yol açtığını söylüyor. Ayrıca, yüzde 69’u yapay zekanın yeni yetenekleri işe alma ve işe alma becerisini geliştirmeye yardımcı olduğunu söylüyor.

Yanıt veren yöneticiler ana engelin, daha fazla yapay zeka ve makine öğrenimi yeteneğine ve verileri etkin bir şekilde yönetmek için gereken yeteneğe duyulan ihtiyaç olduğunu belirtiyor. En sık karşılaşılan sorun veya engel, yüzde 67 ile vasıflı yetenek eksikliği, ardından algoritma veya model hatası (yüzde 61) ve uygulama maliyeti (yüzde 57) geliyor.

Anket raporunun yazarları, “Yapay zeka ve makine öğrenimi akıllı ancak kendi kendini uygulamaya hazır değil. Sonuçları optimize etmek için teknoloji ve verilerle çalışabilen yetenekli insanlar bulmak zor” diyor.

Bu sorunları ele almak için, yanıt verenlerin yüzde 82’si son 12 ayda yapay zeka ve makine öğrenimi becerilerine sahip çalışanları işe almak için çaba sarf ettiklerini, yüzde 86’sının ise son 12 ayda yapay zeka ve makine öğrenimi iş gücünü büyüttüğünü söyledi.

Çin Verilerini Düzenlemek İçin Yeni Bir Ajans Oluşturacağını duyurdu!

0

Wall Street Journal’ın haberine göre, Çin, ülke içindeki ve dışındaki veri akışını yönetmek için merkezi bir ajans oluşturmayı planlıyor ve konuya atıfta bulundu.

Derginin bildirdiğine göre, Pekin, verilerle ilgili konuların en üst düzey gözetmeni olacak yeni bir ulusal veri bürosu kurmayı planlıyor. Hareket, Çin Siber Uzay İdaresi de dahil olmak üzere bilgi yönetimini denetleyen birden fazla organ yerine gücü tek bir ajans altında merkezileştiriyor.

Çinli yetkililer son yıllarda, internet endüstrisi de dahil olmak üzere ekonominin alanları tarafından üretilen değerli veriler üzerindeki kontrollerini güçlendirme ihtiyacını vurguladılar. Küresel olarak, hükümetler, özellikle yapay zeka gibi yeni veriye bağımlı teknolojiler ortaya çıktıkça, bilgi akışına daha fazla görünürlük ve kontrol sağlamaya çalışıyorlar.

Başkan Xi Jinping, Komünist Parti’nin dünyanın en büyük ikinci ekonomisi üzerindeki hakimiyetini pekiştirmek için harekete geçiyor ve Çin’in bürokrasisinde kapsamlı değişiklikler ve özel şirketler içinde daha fazla etki yaratma planlarını lanse ediyor. Değişim, yıllarca süren sıkı Covid kısıtlamalarının ve ABD ile ileri teknolojiye cezalandırıcı tarifeler, yaptırımlar ve ihracat kısıtlamaları getiren daha geniş bir jeopolitik tükürüğün ardından on yıllardır en yavaş hızına yaklaşan Çin ekonomisi için çok önemli bir zamanda geliyor.

Pekin, son yıllarda, özel firmaların mobil çağda topladığı muazzam miktarda veriden şüphe duyduğunu, 2020’nin sonlarında başlayan Ant Group Co. ve Didi Global Inc. gibi şirketlere yönelik kapsamlı bir hükümet baskısının arkasındaki kilit bir neden gibi görünüyor.

Rekabet Kurumu’ndan Elon Musk’a Twitter cezası!

Rekabet Kurumu, dünyanın en zengin insanı ve Twitter patronu Elon Musk’a para cezası kararı aldı. Twitter’ın sahibi Elon Musk’a, Twitter’ı tek kontrolünün devralınmasına yönelik işlemini Rekabet Kurulu’nun izni olmaksızın gerçekleştirdiği nedeniyle Türkiye’deki gayrisafi gelirinin binde biri oranında para cezası verildi.

Rekabet Kurumu’ndan yapılan açıklama:

“Yapılan inceleme sonucunda işlemin 4054 sayılı Kanun’un 7. maddesi ve bu maddeye dayanılarak çıkarılan 2010/4 sayılı Rekabet Kurulundan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ kapsamında izne tabi olduğuna, İşlem sonucunda etkin rekabetin önemli ölçüde azaltılmasının söz konusu olmaması nedeniyle işleme izin verilmesine,

Bununla birlikte, dosya konusu işlemin Rekabet Kurulunun izni olmaksızın gerçekleştirilmesi nedeniyle, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 16. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca devralan konumundaki işlem tarafı olan Elon R. MUSK’a 2022 yılına ait Türkiye’de elde edilen gayri safi gelirinin binde biri oranında olmak üzere idari para cezası uygulanmasına oybirliği ile karar verilmiştir.”

Gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 60 gün içinde Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolunun açık olduğu da belirtildi.

Türk teknoloji şirketleri MWC 2023’e damga vurdu

0

Dünyanın en prestijli teknoloji etkinliklerinden biri olan Mobil Dünya Kongresi, dünya çapında yüzlerce teknoloji odaklı şirketin ve binlerce iş profesyonelinin katılımıyla İspanya’nın Barcelona şehrinde gerçekleştirildi.

Bizimde yerinde takip ettiğimiz bu etkinliğe ülkemizdeki deprem felaketi nedeniyle bazı şirketler katılım sağlayamazken, yaklaşık 30 Türk şirketi geliştirdiği çözümleri tüm dünyaya sergiledi.

Mobil Dünya Kongresi (MWC) 2023’te bu yıl metaverse, 5G, 6G ve Wi-Fİ 7 teknolojileri ön plana çıktı. Bunun yanında bu teknolojilerle entegre robotik ürünler de yine ilgi odağı oldu.

İstanbul’da girişimci firmalara destek veren Teknopark İstanbul, BTM ve HTK gibi kurumlarımız da hem kendileri hem de destek verdikleri startup şirketlere yeni kapılar açmak için MWC’de boy gösterdi.

Asist Bilgi Teknolojileri, geçtiğimiz sene küresel lansmanını gerçekleştirdiği ve yoğun ilgi gören Blockchain tabanlı oylama sistemi B-Contract’ın ardından;

Tamamen Türk mühendisler ve yazılımcılar tarafından geliştirilen baştan uca veri entegrasyonu sağlayan çözümü “VEDEG” ve Türkiye’nin en çok kullanılan SMS Gateway altyapısı “Asistan” ile Türkiye Milli Pavilyonunda ürünlerini dünya pazarına sundu.

B-Contract’tan sonra Vedeg ve Asistan

Geliştirdiği yerli ve milli teknolojik çözümlerle Türkiye’nin en önemli bilişim şirketleri arasında yer alan Asist BT, 2 binden fazla kurumsal müşterisine sunduğu teknoloji çözümlerini dünyanın dört bir yanından gelen yüzlerce profesyonele tanıttı.

MWC Barcelona fuarında ürünleriyle dikkat çeken Asist BT CEO’su Erkan Gül; “Las Vegas’ta B-Contract ürünümüz ile yakaladığımız çıkışı VEDEG ve Asistan ürünlerimiz ile bir üst seviyeye taşıyarak uluslararası pazara hızlı ve güçlü bir giriş yapmak istiyoruz” dedi.

Baştan Uca Veri Orkestrasyonu Sağlıyor

Vedeg sayesinde, işletmelerdeki karar alma süreçlerini analitik çözümler ile destekleyerek, veri odaklı stratejiler oluşturmak ve içgörüler elde etmelerine destek olmak için veri ambarı alanında baştan uca özel çözümler sunduklarını belirten Gül;

“Farklı platformlarda bulunan verilerin analiz, temizleme ve anlamlandırılması için veri ambarı yapısı oluşturan bir veri motoru ile kurumların bu veriler üzerinde hızlı ve kolay analizler yapmasını sağlayarak, işin ihtiyaç duyduğu tüm gerekliliklerin tespiti, pazar analizi yapmalarını, fırsat ve tehditleri anlamalarını ve rekabeti lehine çevirme konusunda  iş zekası uygulamalarına yardımcı oluyoruz” dedi.

 

Hızlı, Esnek ve Güvenli SMS Altyapısı; Asistan

SMS iletişiminde daha fazla güvenliğe ve hıza ihtiyaç duyan kurumların yüksek performansla çalışmalarını sağlayan, sade ve pratik arayüzüyle tüm GSM operatörleri ile uyumlu SMS Gateway ürünü Asistan, kurumların SMS ve MMS gönderimlerini bir üst seviyeye çıkarıp kişilerinizle daha hızlı ve güvenli bir iletişim kurmanızı sağlamakta.

Dünyanın ilk yapay enerji adası inşa ediliyor!

Danimarka, Kuzey Denizi’nde ilk aşamada üç milyon konutun elektrik ihtiyacını karşılayacak dev bir enerji adası inşa edecek.

Dünyanın ilk enerji adasıyla ilgili proje ülkedeki siyasi partilerden onay aldı. Denizde öncü bir elektrik şebekesi olan Princess Elisabeth Adası , açık deniz rüzgar çiftliklerini anakaraya bağlayan dünya için önemli bir adadır.  Belçikalı elektrik iletim sistemi operatörü Elia, dünyanın ilk açık deniz yapay enerji adasını geliştiriyor.

Ada, Belçika’nın ikinci açık deniz rüzgar bölgesi olan Princess Elisabeth Zone’dan ve İngiltere ve Danimarka gibi diğer Avrupa ülkeleriyle ara bağlantı noktalarından güç alarak elektrik iletimi için bir merkez görevi görecek. Rüzgar türbinlerinin ürettiği enerji, deniz altı kablolarıyla adaya iletilecek ve burada yüksek voltajlı elektriğe dönüştürülerek bu enerji, Belçika anakarasına ve diğer Avrupa ülkelerine dağıtılacak. 200 dev rüzgâr türbini için bir merkez olarak hizmet verecek ada kıyıdan 80 kilometre uzaklıkta inşa edilecek.

Elia, Belçika merkezli offshore inşaat şirketleri DEME Group ve Jan De Nul Group’un Princess Elisabeth Island’ı inşa etmek için ortak girişim TM EDISON’u kurduğunu duyurdu. İnşaat 2024’ün başlarında başlayacak ve 2026’nın ortalarında tamamlanması planlanıyor. 2030 yılına kadar tüm rüzgar çiftliklerine ve anakaraya tamamen bağlanması bekleniyor. Enerji adasının, Belçika’nın yenilenebilir enerji hedeflerine ulaşmada ve sera gazı emisyonlarını azaltmada önemli bir rol oynaması bekleniyor.

Şirketlerin yüzde 98,6’sı bulutta hatalı yapılandırmalara sahip

0

Zscaler platformunda küresel olarak 260 milyardan fazla günlük işlemden elde edilen bulut iş yükü istatistiklerini analiz eden Zscaler Threatlabz’ın Cloud (In)Security araştırması bulut ortamlarında hatalı yapılandırmalara ışık tutuyor.

Rapora göre, kuruluşların yüzde 98,6’sında veri ve altyapı için kritik risklere neden olan ilgili yanlış yapılandırmalar var. Bu istatistik endişe verici çünkü genel bulutlardaki siber saldırıların çoğunun güvenlik açıklarından çok yanlış yapılandırmalardan kaynaklandığı ortaya çıktı. Depolama gruplarına genel erişim, hesap izinleri, parola depolama ve yönetimi vb. ile ilgili bulut yanlış yapılandırma hataları, milyarlarca kaydın açığa çıkmasına neden oldu.

Yanlış yapılandırmaların ve güvenlik açıklarının ötesinde, güvenliği ihlal edilmiş hesaplar, Çok Faktörlü Kimlik Doğrulama (MFA) zorlaması olmadan ayrıcalıklı kullanıcı erişim denetimleri kullanan kuruluşların yüzde 97,1’ini oluşturuyor. Buluta ayrıcalıklı hesap erişimi elde etmek, bilgisayar korsanlarının algılamayı atlamasına ve çok sayıda saldırı başlatmasına olanak sağlayabilir. Ancak birçok kuruluş halen kullanıcılara ve hesaplara hizmet verme ayrıcalıklarını veya erişimini gerektiği gibi sınırlamaz veya MFA doğrulamasını zorunlu tutmaz.

Ek olarak, kuruluşların yüzde 59,4’ü bulut depolama için MFA Silme ve sürüm oluşturma gibi temel fidye yazılımı kontrollerini uygulamıyor. Amazon S3 Sürüm Oluşturma, birden çok nesne varyantının aynı klasörde tutulmasını sağlar, böylece bir dosya değiştirildiğinde her iki kopya da gelecekteki kurtarma, karşılaştırma ve aslına uygunluk doğrulaması için kaydedilir.

Telekom sağlayıcıları verilerden para kazanabilir mi?

Data Cloud şirketi Snowflake, kendisi ve iş ortakları tarafından sağlanan çözümleri ve sektöre özel veri setlerini birleştiren Telecom Data Cloud’u piyasaya sürdü.

Telecom Data Cloud, telekomünikasyon hizmet sağlayıcılarının şirketler içindeki ve ekosistemdeki veri silolarını ortadan kaldırmasına yardımcı olarak kuruluşların verilere neredeyse gerçek zamanlı olarak kolay ve güvenli bir şekilde erişmesine, bunları makine öğrenimi (ML) modelleriyle zenginleştirmesine ve ardından paylaşıp analiz etmesine olanak tanıyor. Telecom Data Cloud ile Snowflake ve iş ortaklarından oluşan ekosistem, telekomünikasyon hizmet sağlayıcılarının dijital dönüşümü hızlandırmasına, üstün müşteri deneyimleri sağlamasına, operasyonel verimliliği en üst düzeye çıkarmasına ve yeni veri hizmetlerinden para kazanmasına yardımcı olabilir.

Mobil cihazlar ve geniş bant bağlantısı artık günlük yaşamın her yönünün bir parçası. Bu nedenle telekomünikasyon sektörü, özellikle video akışı, Nesnelerin İnterneti (IoT) ve sanal ve artırılmış gerçeklik gibi hızla büyüyen endüstrilerde, tüm küresel işletmeler için büyümenin, yeniliğin ve kesintinin itici gücü olmaya devam ediyor. Gelirin geleneksel ürünlerden yenilikçi sektörler arası işbirliği çözümlerine kayması, telekomünikasyon iş modelinde bir evrim geçirmeyi gerektiriyor. Telekomünikasyon şirketleri, önde olmak için ağlarını modernize etmek ve farklı sektörlerdeki ortaklarına değer sağlamak amacıyla karmaşık eski teknolojilerden uzaklaşmalıdır.

Snowflake Telekomünikasyon Sektörü Küresel Başkanı Phil Kippen: “Telekomünikasyon endüstrisindeki bir sonraki büyüme ve yenilik dalgası şüphesiz verilerle desteklenecek ve işletmeler ve endüstriler arasında işbirliği gerektiriyor. Snowflake’in Telekom Veri Bulutu, birleşik bir platform oluşturarak bu fırsatları ortaya çıkarıyor ve telekomünikasyon hizmet sağlayıcılarını zengin bir uygulama, veri ve teknoloji ortakları ekosistemiyle bağlayarak güvenli veri işbirliğini mümkün kılıyor” diyor.

Reid Hoffman OpenAI yönetiminden ayrıldı

LinkedIn’in kurucu ortağı Reid Hoffman OpenAI yönetim kurulundan ayrıldığını duyurdu.

2015 yılında kuruluşundan bu yana girişime yatırım yapan ve danışmanlık yapan Hoffman, girişim sermayesi şirketi Greylock’un ChatGPT sansasyonu ChatGPT’nin yaratıcısı OpenAI’nin araçları için ödeme yapan sunum oluşturucu Tome gibi şirketlere fon sağladığını söyledi.

Hoffman ayrıca, OpenAI’ye benzer teknolojiler üzerinde çalışan en yüksek profilli girişimlerden biri olan Inflection AI’ın kurucu ortaklarından biri. OpenAI’nin bugüne kadar çatışmalardan kaçındığını belirterek, “Yönetim kurulundan ayrılarak, hem OpenAI hem de desteklediğim tüm Greylock portföy şirketleri için aşağı yönlü potansiyel sorunları proaktif bir şekilde ortadan kaldırabilirim” dedi.

Hoffman’ın ayrılışı, içerik üretimini ve tüm endüstrileri yapay zeka aracılığıyla yeniden şekillendirmeyi amaçlayan artan sayıda şirket arasındaki rekabetin altını çiziyor. Aynı zamanda Hoffman, OpenAI’nin “müttefiki” olarak kaldığını ve istenirse sektörler arası ortaklıklar da dahil olmak üzere teknoloji aracılığıyla “insanlığı yükseltmek” için çalışmak istediğini söyledi.

TSMC 2023’te 6 binden fazla personel işe alacak

0

Şirket, Tayvan’ın dört bir yanındaki şehirlerde elektrik mühendisliği veya yazılımla ilgili alanlarda lisans, yüksek lisans veya doktora derecesine sahip genç mühendisler alacak.

TSMC, yüksek lisans derecesine sahip yeni bir mühendisin ortalama toplam maaşının 65.578 dolar olduğunu da belirtti. Elektronik ürünlere olan talepteki düşüş ve bazı çiplerdeki kıtlığın ardından yüksek stok seviyeleri, yarı iletken endüstrisi için bir düşüşe yol açtı.

2022’nin sonlarından bu yana dünya çapında bir dizi çip şirketi yatırımlarını dizginledi. Intel Corp kısa süre önce orta düzey personel ve yöneticilere yapılan ödemeleri yüzde 25’e düşüreceğini duyurdu.

TSMC’nin Apple Inc gibi üst düzey müşteriler için en gelişmiş yongalardan bazılarını yapmadaki hakimiyeti, şirketi gerilemeden korudu. Şirket, 2023 için yıllık sermaye harcamalarını biraz azalttı ve ilk çeyrek gelir düşüşü öngörüyor, ancak talebin bu yılın ikinci yarısında toparlanmasını beklediğini söyledi.

Rivian üretim hedefine bağlı olduğunu söyledi

0

RIVIAN Automotive, 2023 için resmi 50.000 elektrikli araç üretim tahminine bağlı kaldığını söyledi.

Rivian sözcüsü, Bloomberg’te çıkan haberlerde 62.000 sayısının bir iç toplantıda söylendiğini ve bağlamından çıkarıldığını söyledi. Bloomberg daha sonra sayının, yıl için bir “üretim ana planının” parçası olarak herkesin katıldığı bir toplantıda verildiğini söyledi. Rivian sözcüsü, numaranın verildiği bağlam veya şirketin ana planı hakkında yorum yapmaktan kaçındı.

Bu haftanın başlarında, Irvine, California merkezli elektrikli kamyonet ve SUV üreticisi, Visible Alpha’ya göre analistlerin 67.170 adetlik tahmininin altında, bu yıl 50.000 otomobil üretmeyi hedeflediğini söyledi.

Şirket, üretimi engelleyen pandemi ve kötü hava koşullarının yol açtığı ısrarlı tedarik zinciri sıkıntılarına atıfta bulunarak, sorunların 2023 yılına kadar devam etmesini beklediğini de sözlerine ekledi. Yatırımcılar ayrıca, faiz oranları yükseldikçe ve yaklaşan bir durgunluk korkusu müşterileri anlaşma aramaya ve hatta satın alma işlemlerini ertelemeye zorladığından elektrikli araçlara olan talebin zayıflamasından endişe duyuyor.

İşten ayrılan teknoloji profesyonelleri kendi girişimlerini kuruyor

Yeni bir ankete göre, teknoloji çalışanlarının yüzde 63’ü işten çıkarıldıktan sonra kendi şirketlerini kuruyor.

Clarify Capital tarafından yayınlanan ve pandemi yıllarında işten çıkarılan 1.000 profesyonelle yapılan yakın tarihli bir ankete göre, teknoloji çalışanlarının yüzde 63’ü işten çıkarma sonrasında kendi şirketlerini kurduklarını bildiriyor . Bu yeni girişimlerin yüzde 83’ü ise teknoloji endüstrisindeydi.

Ayrıca yüzde 93’ü artık kendilerini bırakan şirketle rekabet halinde olduklarını bildiriyor. Yahoo Finance’ten Aran Richardson tarafından bildirildiği üzere, startup uygulamalarının bir önceki yıla göre 2022’de yüzde 20 ve Ocak 2023’te beş kat arttığını bildiren teknoloji startup inkübatörü Accelerator Y Combinator ile startup faaliyetlerinde kayda değer bir sıçrama oldu.

Niche.club’ın kurucu ortağı ve Facebook’un eski bir mühendislik yöneticisi olan Zaven Nahapetyan:  “Genellikle en zorlu zamanlar en yenilikçi fikirlerin ortaya çıkmasına neden olur. Merkeziyetçilik, yapay zeka ve sanal/artırılmış gerçeklik aracılığıyla hem inanılmaz teknolojik ilerlemeye hem de derin sosyal ve kültürel değişime aynı anda tanık oluyoruz. Bu kombinasyon, yeni işletmeler için sayısız fırsat yaratıyor. Risk almayı ve katılmayı göze alabiliyorsanız veya veya Yeni bir girişime başlayın. Öğrenmenin yapmaktan daha iyi bir yolu yok” diyor.

Clarify Capital’a yanıt veren profesyoneller, yıllık gelirlerinde ortalama 13.000 dolarlık bir artış bildirdi.

Homster, Keiretsu Forum Türkiye’den yatırım aldı

Müşterilerine, bulut tabanlı, tam otomatik ve gerçek zamanlı kişiselleştirilebilir bir iç mimari dizayn servisi sağlayan Homster, bu servis aracılığı ile müşterilerinin emlak, mobilya ve ev dekorasyon ürünleri satışlarına da yardımcı oluyor.

Homster Kurucu Ortağı Arda Kaya, ABD’de bir Delaware C-Corp olarak 2022 Ocak ayında resmi olarak faaliyete geçtiklerini, teknolojileriyle ilgili ABD Patent ofisi (USPTO) tarafındaki patent başvurularının da 2022 Temmuz ayında yapıldığını belirtti. 

Homster, 4 milyon dolar değerleme ile yatırım aldı

ABD, Uzakdoğu ve Türkiye’deki 10’un üzerinde müteahhit firma, mobilya ve Home Decor perakendecisi ile iş geliştirme süreçlerinde olduğunu belirten Kaya;

 “Satışlarımız Mart ayı içerisinde başlayacak. Otomasyon sayesinde, manuel metotlara göre yüzde 99’un üzerinde maliyet ve yüzlerce katlık hız avantajı sağlıyoruz. Bunun yanında, manuel metotlar ile mümkün olmayan, gerçek zamanlı olarak kişiselleştirilebilir bir dizayn hizmeti sağlıyoruz.” dedi. 

Gelir modellerinin, tek seferlik satışlar, periyodik hizmet abonelikleri, ürün reklamları ve pazaryeri komisyonlarından oluştuğunu da sözlerine ekleyen Kaya;

“Vizyonumuzu, Homster olarak “Stylish Living for Everyone” sloganımızla belirlediğimiz yönde ilerleyip, herkesin iç mimari hizmetine rahatlıkla ve çok ekonomik bir şekilde ulaşabilmesini sağlayacak bir platform olmak şeklinde belirledik.

Keiretsu Forum Türkiye melek yatırımcılarından aldığımız yatırım ile 2023’ün 3. çeyreği ile birlikte SEED round’umuzu tamamlayıp, şirketimizin merkezini birincil hedef pazarımız ve şirketimizi kurduğumuz ülke olan ABD’ye taşımak istiyoruz. Bunun sonrasında da global operasyonumuzu hem emlak hem de perakende tarafında agresif bir şekilde geliştirmek arzusundayız.” şeklinde konuştu.

Rackle, 500 bin euro yatırım aldı!

 Kobaküs kurucuları tarafından İngiltere merkezli olarak kurulan servis bankacılığı (BaaS) sunan Rackle, tohum yatırım turunu tamamladı ve toplamda 500 bin euro yatırım aldı.

Rackle’ın 500 bin euroluk yatırımı Arz Portföy ve Deniz Türkkan’dan geldi. Rackle, aldığı yatırımla birlikte yeni nesil bankacılık hizmetini müşterilerine sunmayı hedefliyor.

Yurt içi veya yurt dışında bankacılık hizmeti vermek isteyen şirketleri tak-çalıştır çözümler ile buluşturan Rackle, birçok şirketin herhangi bir lisansa ihtiyaç duymadan kendi bankacılık çözümünü birkaç hafta içerisinde müşterilerine sunmasına olanak sağlıyor.

Yatırımı Arz Portföy ve Deniz Türkkan sağladı

Türkiye’deki şirketleri Avrupa’da yeni nesil bankacılık hizmetlerinin sunulmasına olanak sağlayan Rackle, Avrupa’da yaşayan Türklere bankacılık hizmeti vermek isteyen spor kulüplerinden, turizm şirketlerine, havayolu şirketlerinden, büyük zincir markalara kadar birçok firmanın Avrupa’da bankacılık hizmeti vermesinin önünü açıyor.

Avrupa’da Solarisbank; Türkiye’de QNB Finansbank ile partnerliği bulunan Rackle, Solarisbank ve QNB’den aldığı servis bankacılık API’lerinin üzerine geliştirdiği teknoloji sayesinde şirketlere hazır paket yeni nesil bankacılık uygulamaları sunuyor. Rackle, ayrıca müşterilerine IOS, Android ve Huawei uygulamaları da sağlıyor.

Aldığı yatırımla beraber kısa süre içerisinde yeni nesil bankacılık hizmetini ilk defa müşterileri ile buluşturacaklarının altını çizen Rackle Kurucu Ortağı Doğukan Gözeten,  “Rackle bankacılık ekosisteminin bileşenleri olan pazarlama, teknoloji ve risk birimlerini bir araya getiriyor.

Rackle’dan servis alıp kendi bankacılık uygulamasını müşterilerine sunmak isteyen firmalar, hiçbir teknoloji geliştirmesine gereksinim duymadan müşterilerine bankacılık hizmeti sağlayabiliyor. Ayrıca Rackle ekosisteminde bulunan diğer şirketlerle çapraz pazarlama da yaparak müşteri sayısını çok hızlı bir şekilde büyütebiliyor” dedi.

Yapay zeka afet yönetimini de değiştirecek

0

Birleşmiş Milletler Afet Risk Azaltma Ofisi (UNDRR) rakamlarına göre deprem, sel, kasırga, kuraklık ve orman yangınları gibi doğal afetler her yıl ortalama 160 milyon insanın hayatını derinden etkiliyor. Can kayıplarına ve maddi zarara yol açan doğal afetlerin şiddetinin ve sıklığının yaşanan küresel iklim krizi nedeniyle ilerleyen yıllarda daha da artması bekleniyor.

Bu nedenle doğal afetlere karşı yerel, ulusal ve uluslararası düzeylerde kurulacak afet yönetimi sistemleri büyük önem taşıyor. Son yıllarda yapay zeka uygulamaları ve dijital teknolojilerde yaşanan ilerlemeler afet yönetimi konusunda da etkin çözümlere kapı aralıyor.

Sürdürülebilirlik odağında yapay zeka, siber güvenlik, metaverse ve akıllı şehirler teknolojileri üzerine faaliyet gösteren yeni nesil teknoloji şirketi Cerebrum Tech’in Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Erdem Erkul, etkin bir afet yönetimi için teknolojiden azami seviyede faydalanılması gerektiğini ve dünyada da afet öncesi ve sonrası süreçlerde yapay zeka uygulamalarının hızla arttığını söyledi. 

Erken uyarı sistemleri için çalışmalar yapılıyor

Teknoloji ve yapay zekanın afet öncesinde ve sonrasındaki kullanım alanları hakkında bilgi veren Dr. Erdem Erkul, “Yenilikçi teknolojilerden yararlanılması afet sonrasında olduğu kadar, afet öncesinde de riskin azaltılması adına oldukça önemli kazanımlar sağlıyor.

Afet öncesi süreçlere yönelik yapay zeka destekli sistemler, uydu görüntüleri, hava tahminleri gibi çeşitli kaynaklardan gelen büyük miktarlardaki verileri analiz ederek erken uyarı sistemlerinin kurulmasını sağlayabiliyor.

Sel, kasırga, heyelan, tsunami gibi doğa olaylarına karşı başarıyla çalışabilen erken uyarı sistemleri, deprem gibi daha sofistike doğa olaylarına yönelik de çalışmaların konusu haline geldi. Çin ve İsrail’de iyonosferdeki elektrik yüklü parçacıklardaki dalgalanmaların analiz edildiği örnek çalışmalar var.

Avrupa ve Japonya’da ise deprem gerçekleşmeden 10-15 saniye öncesinde uyarı verebilen sistemler mevcut. Böylece bir nebze de olsa insanların güvenli alanlara yöneltilmesi ve enerji santralleri gibi riskli yapıların kullanım dışı bırakılması mümkün oluyor” dedi.

Yapay zeka ile tüm afet senaryolarına hazırlık yapılmalı

Afet yönetimi süreçlerinin karmaşık ve dinamik bir yapıya sahip olduğunu vurgulayan Dr. Erkul, “Afet yönetim sürecinde hızlı planlama, karar verme ve doğru uygulamaların hayata geçirilmesi kritik bir öneme sahip.

Verilerin depolanması, işlenmesi, haritalandırılması ve değerlendirilmesi için teknolojinin sağladığı olanaklara ihtiyaç var. Yapay zeka yardımıyla afetler daha gerçekleşmeden tüm senaryolar hazırlanıp, üzerinde çalışılabilir. Bu senaryolara karşı olası eylem planları hazır tutulur.

Ayrıca bu sistemlerde etkin rol alacak görevliler metaverse ortamında sanal simülasyonlar yardımıyla eğitilebilir. Uydu görüntülerinden ve sahadan gelen verilerin analizleriyle oluşturulan karar destek sistemleri yöneticilere yol gösterebilir. Afet yönetimi sistemleri sel, orman yangını, deprem gibi farklı konu başlıklarında da özelleştirilebilir” diye konuştu.

Afet sonrası süreçte yapay zekanın hızından faydalanılmalı

Yapay zekanın en etkili olduğu alanın afet sonrasındaki zamanla yarışılan arama-kurtarma ve lojistik evresi olduğunun altını çizen Dr. Erkul, “Yapay zeka algoritmaları ile uydu görüntüsü verilerini işleyerek hasarın boyutunu ivedilikle tespit edebiliyoruz. Böylece gerekli kol gücü ve malzeme ihtiyacı hızla seferber edilebilir.

Bu veriler üzerinden oluşturulacak haritalamalar ile arama kurtarma ekipleri için öncelikli konumlar belirlenebilir. Yapay zeka tabanlı sistemler, afet sonrası yol ve köprülerin durumunu analiz ederek en hızlı rotayı belirleyebilir.

Aynı zamanda, acil durum depolarındaki malzemelerin stok durumu takip edilerek, eksik olan malzemelerin en kısa sürede tamamlanması sağlanabilir. Sosyal medya verilerini toplayarak insanların konumu belirlenebilir.

Bu tip çalışmalar yaşanan büyük can kaybı ve yıkımla hepimizi yasa boğan Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat deprem felaketinin ardından kısıtlı da olsa uygulandı. Biz de Cerebrum Tech olarak uydu görüntülerinin analizi ve haritalama çalışmalarına elimizden geldiğince destekte bulunduk” diye konuştu. 

Robotlar enkaz altına ulaşmakta en önemli yardımcılar

Arama-kurtarma çalışmalarında drone ile görüntüleme ve robotik gibi teknolojilerden de faydalanmak gerektiğinin altını çizen Dr. Erkul, “Dünyada afet sonrası çalışmalarda robotların öne çıktığı örnekleri daha sık görmeye başladık.

Ekiplerin erişemediği alanlara robotlarla ulaşarak enkaz altına ilkyardım ve gıda gibi malzemelerin teminini sağlamak mümkün olabiliyor. Bu robotların karada, havada ve suda çalışan farklı versiyonları bulunuyor. Sese, ısıya duyarlı görüntüleme sistemleri de enkaz altındaki canlı varlığının tespitinde çok önemli bir rol oynuyor. Bunlar bilinen ancak ülkemizde pek yaygın kullanılmayan ekipmanlar. 

Afetlerde teknoloji kullanımında ABD ve Çin lider

Her ne kadar son dönemlerde dünya genelinde afetler karşısında bilgi teknolojilerinin kullanımının gerekliliğine yönelik farkındalık artmış olsa da uygulamaların beklenen düzeyde olmadığı görülüyor. Bu konuda 2020 yılında yapılmış bir istatistik çalışmasında, afet risklerinin azaltılması amacıyla teknolojinin olanaklarından yararlanma oranının ABD ve Çin’de yüzde 14-15 seviyelerinde olduğu pek çok ülkede bu ortalamanın yüzde 3-5’i geçemediği tespit edilmiş durumda.

Afetlerden fazlasıyla canı yanmış bir ülke olarak devlet kurumlarımız, özel sektör ve üniversitelerimiz ile afet yönetiminde teknolojik yatırımlarımızı artırmamızın ileriki dönemlerde aynı acıları tekrar yaşamamamız için oldukça önemli olduğunu düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

Volvo yeni teknoloji merkezini Polonya’da açıyor

0

Volvo Cars, Polonya’nın en büyük ikinci şehri olan Krakow’da yepyeni bir teknoloji merkezi “Tech Hub” açacağını duyurdu. Önemli bir yazılım geliştirme merkezi olması planlanan Tech Hub, Volvo Cars’ın 2030 yılı itibariyle sadece elektrikli otomobiller üreten bir marka olma ve yeni teknolojilere liderlik etme hedeflerine ulaşmasına büyük katkıda bulunacak.

Teknoloji merkezi “Tech Hub”; Volvo Cars’ın tam elektrikli otomobil üretiminde kullanılacak tamamlayıcı ve önemli özellikler geliştirilmesinden sorumlu olacak. 

Volvo Cars’ın Krakow’daki mühendisleri, kazaların sebeplerine dair temel güvenlik teknolojilerinden, sürüş yardımı algoritmalarına ve hatta otonom sürüş yazılımlarına kadar pek çok kilit alanda yazılımlar geliştirecekler. Küresel yetenek havuzunda yer alacak mühendislerin çalışmaları sayesinde şirketin inovasyon hızının daha da artması hedefleniyor.

Mühendislik alanında ayrıca, yeni nesil bağlantılı özelliklerin geliştirilmesi ve bu çalışmaların veri analitiği yoluyla desteklenmesi gibi zorlu projeler de yer alıyor. Mobilitenin geleceğini şekillendirmek isteyenler için Krakow’daki bu merkez önemli fırsatlar sunuyor.

Yaklaşık 120 başarılı mühendise ev sahipliği yapacak Volvo Cars’ın yeni teknoloji merkezi Tech Hub’ın 2023 yılı sonuna kadar faaliyete geçmesi planlanıyor.

Volvo Cars’ın Çin ve İsveç’teki temel mühendislik merkezlerinin yanı sıra dünya çapındaki diğer teknoloji merkezleriyle de bağlantılı olan Tech Hub’da istihdamın önümüzdeki on yıl içerisinde 500 ila 600 kişiye çıkarılması hedefleniyor.

Yazılım tanımlı otomobiller!

Volvo Cars’ın yakın zamanda tanıttığı tam elektrikli Volvo EX90 SUV’da görülebileceği üzere, otomotiv endüstrisi hızla değişiyor. Önümüzdeki süreçte çıkacak tam elektrikli tüm Volvo otomobiller, yazılım tanımlı olacak.

Tamamen elektrikli olması hedeflenenen geleceğin Volvo modellerinin, online kanallar üzerinden yapılan satış adedinin her geçen gün daha da artması bekleniyor.

Şirket içi geliştirilmiş yazılımlarla ve onları çalıştıran son teknoloji bilgisayarlarla desteklenecek yeni otomobillerde yapılacak düzenli kablosuz yazılım güncellemeleri sayesinde teknolojik gelişim hız kesmeden devam edecek. 

Bu durum, şirket içi yazılım geliştirmeyi; 2030 yılına kadar yeni teknolojilere liderlik etmek ve sadece tam elektrikli otomobiller üreten bir marka olmak gibi stratejik hedeflere ulaşmanın anahtarı haline getiriyor.

Volvo Cars, dönüşümünü hızlandırmak için dünya çapında binlerce yetenekli mühendisi işe almaya başladı. Krakow’da yer alan Tech Hub da bu resmin bir parçası olacak.

Volvo Cars CEO’su Jim Rowan, “Amaç ve teknoloji odaklı bir şirketiz .Yeni nesil Volvo otomobillerimiz bizlere ulaşımdan daha fazlasını sunacaklar. Onlar, yeni yazılımlarla kablosuz olarak güncellenmek üzere tasarlanmış, tekerlekler üzerinde hareket eden yeni bilgisayarlar olacaklar. Krakow teknoloji merkezimiz ve her geçen gün büyüyen şirket içi yazılım geliştirme yeteneklerimiz, gelecekte başarıya ulaşmamız için anahtar rol üstlenecek” dedi.

Volvo Cars, Tech Hub için detaylı değerlendirmelerden sonra Krakow’a karar verdi. Şirketin Polonya’yı iyi tanıması, yaklaşık 30 yıldır Polonya’da faaliyet göstermesi, şehrin gelişmekte olan bir teknoloji merkezi olması, bölgede geniş bir teknoloji ağı yer alması gibi faktörler bu kararın alınmasında etkili oldu. 

Volvo Cars, büyük küresel teknoloji şirketlerinin henüz önemli bir yatırımın yer almadığı Krakow’da mühendislik varlığına sahip ilk otomobil üreticisi olmayı planlıyor. Tüm bu özellikler Krakow’un Tech Hub için doğru bir seçim olduğunu gösteriyor. Gerekli bağlantıların kurulmaya başlandığı ve yetenek arama çalışmalarının yapıldığı yeni ofisin, yıl sonuna kadar faaliyete geçmesi hedefleniyor.

Vovlo Cars İnsan Kaynakları Direktörü Hanna Fager, “Amacımız, stratejik açıdan önemli konumlarda yer almak ve dünya çapında en iyi yetenekleri çekerek işe almak. Krakow’daki yeni Tech Hub’ımız bunun mükemmel bir örneği. Teknoloji geliştirmede ön saflarda yer alan, güçlü kültür ve değerlere sahip bir markanın parçası olmak istiyorsanız, mobilitenin geleceğini şekillendirmekle ilgileniyorsanız, Volvo Cars sizin için en uygun yer olacaktır” diye konuştu.

Volvo Cars’ın şu anda, İsveç’in Stockholm ve Lund şehirlerinde ve ayrıca Hindistan’da Bangalore’da Tech Hub’ları yer alıyor.

Ayrıca Çin’in Şangay kentinde ve İsveç’in Göteborg kentinde de büyük mühendislik merkezleri bulunuyor. Her lokasyonun kendine ait bir odak alanı olsa da, birlikte stratejik olarak dünya çapında yayılmış çok önemli bir inovasyon merkezleri ağı oluşturuyorlar.

Krakow’daki yeni Tech Hub ekibine katılmak isteyen mühendisler, Volvo Cars’ın iş sayfasından hemen başvurabilirler. Sayfada şu anda yazılım mühendisleri, sistem mimarları ve test uzmanları için aktif işe alımlar yapılıyor.

Arvis Teknoloji’yi tanıyoruz!

0

ArVis, ileri görüntü işleme, görüntü veri analizi, biyometrik tanıma, kimlik doğrulama, RKYC, NFC, anomali tespiti ve finans teknolojileri, Endüstri 4.0 ve derin teknoloji uygulamaları için dolandırıcılık uygulamaları gibi yapay zeka ve yapay görme teknolojilerine odaklanmış.

Arvis Teknoloji’yi tanıyoruz!

Arvis Teknoloji’ye ulaşmak için buraya tıklayın

ArVis, Fintech, Endüstri4.0 ve Deeptech segmentlerinde yer alan yeni nesil dijital teknolojilerde özellikle büyük veri analizi, ileri görüntü işleme, bilgisayarlı görü, makine öğrenmesi, derin öğrenme (yapay zeka), biyometrik tanıma (örneğin yüz tanıma), RKYC- uzaktan müşteri edinimi, NFC’li kimlik doğrulama, nesne tanıma, anomali tespiti, hasar ve sahtecilik tespiti konularında ar-ge çalışmaları yapıyor.

Şirket, modüler, ölçeklenebilir ve güvenilir kurumsal ürünler geliştirerek yapay görü teknolojilerinde öncü bir konumda yer alıyor.

Yeşil teknoloji kullanımında ne durumdayız?

Sürdürülebilirlik birçok işletmenin gündeminde yükseliyor. Ancak teknoloji söz konusu olduğunda, destek bulmak ve projelere başlamak halen zor.

Teknoloji analisti Gartner, sürdürülebilirlik önlemlerinin önümüzdeki birkaç yıl içinde şirketlerin ilk üç önceliği arasında yer alacağını söylüyor. Bu değişimde tüketicilerden (yüzde 80) ve düzenleyicilerden (yüzde 55) gelen baskı önemli faktörler olarak görülüyor.

Şirketlerin harekete geçmesi gereken kilit alanlardan biri, teknoloji kullanımını daha sürdürülebilir hale getirmektir. Tahminler, BT sektörünün  küresel karbon emisyonlarının yaklaşık yüzde 4’ünü oluşturduğunu ve veri merkezlerinin BT sektöründeki sera gazlarına  en önemli katkıyı yaptığını  gösteriyor. İş liderlerinin sürdürülebilirlik konusunda harekete geçme girişimleri, BT kaynaklarının nasıl tüketildiğine ve bu kullanımın çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) hedeflerine uyumu nasıl etkilediğine ilişkin ayrıntılı bilgiler gerektirecektir.

Bununla birlikte bu veri odaklı iç görü, olumlu eylemde bulunmak için kritik öneme sahip olsa da, dijital liderlerden gelen mesaj, BT şirketlerinin kaynaklarını sürdürülebilir bir şekilde sağlamaya nasıl çalıştıklarına dair derinlemesine bir anlayış geliştirmenin zor olabileceğidir.

Geliştiriciler projelerinde ChatGPT’yi kullanabilecek

0

Chatbot’un arkasındaki şirket olan OpenAI, geliştiricilere ChatGPT’nin yeteneklerine erişim sağlayan  yeni bir API duyurdu.

OpenAI ayrıca, yapay zeka araştırma şirketinin Eylül 2022’de açık kaynaklı olarak sunduğu konuşmadan metne model olan Whisper için bir API tanıttı. OpenAI; Snapchat , Instacart ve Shopify  dahil olmak üzere bir dizi büyük şirketin zaten ChatGPT API’sini kullandığını söyledi .

Instacart müşterilerin “Çocuklarım için sağlıklı bir öğle yemeği nedir?” gibi açık uçlu sorulardan alışveriş listeleri oluşturmasına yardımcı olmak için sohbete dayalı yapay zeka teknolojisini kullanacak. Bu arada Shopify, ChatGPT teknolojisini alışveriş yapanların farklı ürün ve markaları bulmak için kullandıkları tüketici uygulaması Shop’a entegre edecek. Öğrenme platformu Quizlet, bir AI eğitmenine güç sağlamak için ChatGPT API’sini de kullanıyor.

ChatGPT API, ChatGPT ürününde kullanılan modelin aynısı olan GPT 3.5 Turbo’ya erişim sağlar. OpenAI bir blog yazısında, “ChatGPT API kullanıcıları, sürekli model geliştirmeleri ve modeller üzerinde daha derin kontrol için özel kapasite seçme seçeneği bekleyebilir” dedi.

En popüler programlama dilleri hangileri?

O’Reilly Media, geliştiricilerin 2022’de neleri öğrenmeye hevesli olduğunu anlamak için platformunun 2.8 milyon kullanıcısıyla ilgili verileri analiz etti.

O’Reilly’nin 2023 Teknoloji Trendleri’ne göre, doğal dil işleme (NLP) ile ilgili içerikte yıldan yıla yüzde 42’lik bir artış görülürken, derin öğrenmenin altında yatan kategori yüzde 23’lük bir büyümeyle en yoğun kullanılan ikinci konu oldu. O’Reilly’nin öğrenme eğilimlerine ilişkin anlık görüntüsü, BT çalışanlarının ve geliştiricilerin temel konu alanları hakkında e-kitapları, videoları ve canlı eğitim kurslarını kaç kez görüntülediğinin bir ölçüsü olan dahili “görüntülenen birim” metriğine dayanmaktadır.

Bazı konularda önemli bir yavaşlama da yaşandı: Takviyeli öğrenmeye ilgi yüzde 14 azalırken, sohbet robotlarıyla ilgili içerik yüzde 5,8 azaldı.

O’Reilly’de gelişmekte olan teknoloji içeriği başkan yardımcısı Mike Loukides, OpenAI’nin ChatGPT ve GPT-3 ve -3.5 büyük dil modellerine ilgi göz önüne alındığında, chatbot öğrenme modülleri hakkındaki görüşlerdeki düşüşün “mantıklara aykırı göründüğünü” ancak geriye dönüp bakıldığında mantıklı olduğunu belirtiyor.

Ayrıca analize göre Java ve Python açık ara liderdi ve küçük kazançlar elde ederken, Rust ve Go’ya ilgi yüzde 20 arttı. Go üçüncü en popüler dildi ve onu C++, JavaScript, C#, C, Rust, Microsoft’un JavaScript üst kümesi TypeScript, R, Kotlin ve Scala izledi.