Windows 11 testi, Copilot uygulamasına yapay zeka dosya arama özelliğini getiriyor. Microsoft ayrıca Copilot Vision ile ‘rehberli yardım’ oturumlarına katılmayı da kolaylaştırıyor.
Windows 11 Copilot ile dosya arama kolaylığı sağlayacak
Microsoft, dosyalarınızda ve resimlerinizde doğrudan Copilot uygulamasından yapay zeka kullanarak arama yapmanıza olanak tanıyan bir Windows 11 güncellemesini test ediyor. Bu test şu anda Copilot Plus bilgisayarlarda Windows Insider kullanıcılarına sunuluyor ve aramanızı yaparken daha açıklayıcı bir dil kullanmanıza olanak tanıyor.
Şu anda Copilot uygulamasını kullanarak bir dosyayı adına, en son ne zaman açıldığına veya dosya türüne göre arayabilirsiniz. Bu güncelleme, “tavuklu tostada tarifi içeren dosyayı bul” gibi aradığınızı açıklamanıza olanak tanıyarak işleri bir adım öteye taşıyor. Microsoft, bu yılın başlarında Copilot Plus bilgisayarlarında yapay zeka destekli Windows arama özelliğini kullanıma sundu.
Microsoft, son uygulamalarınızı, dosyalarınızı ve konuşmalarınızı gösteren yeni bir Copilot ana ekran deneyimi üzerinde de denemeler yapıyor. “Rehberli yardım al” bölümünde bir uygulama seçerseniz, Copilot otomatik olarak bir Vision oturumu başlatacak ve ekranınızdaki her şeyi tarayıp sizi bir uygulamada yönlendirecektir. Ayrıca, ekranın sol tarafından yeni bir fotoğraf seçip yapay zeka asistanından daha fazla bilgi isteyerek Copilot’a yeni bir fotoğraf yükleyebilirsiniz.
Bu özellikler Microsoft Store üzerinden tüm Insider kanallarında kullanıma sunuluyor.
Bloomberg, Oracle’daki operasyonlara dair derinlemesine bir inceleme yayınladı. Yazılım devinin bulut bilişimdeki yükselişini ve yapay zeka projelerini destekleme konusundaki mevcut çabalarını anlattı. Yayın, Oracle’ın on milyarlarca dolarlık veri merkezleri geliştirme sözü verdiğini ve bu merkezlerin giderek popüler hale geldiğini bildirdi.
Oracle veri merkezi gaz jeneratörü kullanmak durumunda kalıyor
Oracle, özellikle yapay zeka şirketine 4.5 GW işlem gücü sağlayacak bir ortaklık kapsamında OpenAI operasyonlarını desteklemek için bir anlaşma imzaladı. Bloomberg’e göre bu, “milyonlarca Amerikan evine” güç sağlamaya yetecek kadar enerji anlamına geliyor.
Şimdiye kadar Oracle, ihtiyaçlar ne kadar pahalı veya sorumsuz olursa olsun, yapay zeka veri merkezi projelerine para harcamaya istekli görünüyor. Örneğin, bir kaynak şirketin, bir elektrik şebekesi bağlantısı kurulmasını beklemek yerine, Teksas’taki tek bir veri merkezine gaz jeneratörleriyle güç sağlamak için yılda 1 milyar dolardan fazla harcamayı planladığını söyledi. Tamamlandığında, bu veri merkezinin 1.4 GW işlem gücüyle bilinen en büyük tesislerden biri olması bekleniyor.
Böyle bir projenin yüksek maliyetinin yanı sıra, insan ve çevre üzerinde olumsuz etkileri de olabilir. Elon Musk’ın sahibi olduğu xAI, yapay zeka operasyonları için kullandığı bir süper bilgisayarın, metanla çalışan türbinler nedeniyle Memphis’te hava kirliliğinin başlıca kaynağı haline gelmesinin ardından eleştirilerin hedefi oldu. Google, Microsoft ve Meta gibi diğer büyük şirketler de veri merkezi projeleri için nükleer enerjiyi denemeyi tercih etti; ancak bu da beraberinde potansiyel zorluklar ve riskler getiriyor.
Tamamen finansal açıdan bakıldığında, Oracle’ın bu kadar hızlı yatırım yapma kararı, şirketin 1990’dan bu yana ilk kez negatif yıllık nakit akışı bildirmesine neden oldu. Mevcut yapay zeka yatırım oranları bir balona dönüşürse, milyarlarca doların riske girmesi çok kötü bir haber olabilir.
Google, yapay zekasının Gemini Live avatarını tanıttığında, tam bir aydınlanma yaşandı Telefonunuzun kamerasıyla etrafınızdaki dünyayı görüp anlamlandırabilen bir yapay zekayla özgürce sohbet edebilme halen hayrete düşürüyor. Şimdi ise, telefonunuzda yüklü Android uygulamalarıyla sorunsuz bir şekilde çalışmaya hazırlanıyor.
Gemini Live AI mobil uygulama tarafında güç kazanıyor
Google, Pixel 10 lansman etkinliğinde Gemini Live’ın artık Takvim, Keep ve Görevler ile çalışabileceğini duyurdu. Diyelim ki yapay zeka ile konuşuyorsunuz ve hızlıca bir not kaydetmek istiyorsunuz, bunu sadece görevi söyleyerek yapabilirsiniz. Üstelik bunu yaparken Keep uygulamasını açmanıza gerek yok.
Gemini Live ile konuşurken, “Mağazadan lahana almakla ilgili bir not kaydet” veya “Bu Cumartesi saat 16:00’da John ile yapılacak bir toplantı için Takvim’e bir giriş ekle” gibi şeyleri doğrudan söyleyebilirsiniz. Amaç, Gemini Live’ı uygulamalarla kusursuz bir şekilde bağlamak; tıpkı Gemini’nin Google Dokümanlar, Gmail, Arama ve daha fazlası gibi araçlara derinlemesine entegre edildiği gibi. Gemini Live ile tıklamanız, yazmanız veya başka bir uygulamaya geçmeniz gerekmiyor. Tek yapmanız gereken komutu söylemek; komut arka planda kusursuz bir şekilde yürütülecek.
Gemini, bağlayıcı bir sistem kullanarak WhatsApp gibi üçüncü taraf yazılımların yanı sıra Google’ın kendi uygulamalarıyla da çalışıyor. Google şimdi, sesli aramaların getirdiği ek kolaylık için Gemini Live aracılığıyla bu kolaylığı mobil uygulamalarına da getirmeye odaklanıyor.
Google, Takvim, Keep ve Görevler’in yanı sıra, bu özelliği temel iletişim uygulamalarına da getiriyor. Şirket, bir blog yazısında: “Mesajlar, Telefon ve Saat uygulamalarını ekliyor ve Google Haritalar entegrasyonumuza ek özellikler getiriyoruz, böylece Gemini Live size daha da fazla şekilde yardımcı olabilecek” dedi. Google, Gemini Live sohbetlerinin daha doğal duyulmasını sağlamak için temel modelleri güncellediğini söylüyor. Kullanıcılar ayrıca, Gemini Live’ın yavaş konuşması ve not alma hızlarına uyum sağlaması için talimat verebilecekler.
Henüz Çinli şirket ByteDance ile anlaşma sağlanmadan Beyaz Saray’ın resmî TikTok hesabı @WhiteHouse kullanıma açıldı. Hesaptan yapılan ilk paylaşım, Trump’ın siyasi başarılarını öne çıkaran bir video oldu.
TikTok’un ABD’deki geleceği belirsizliğini koruyor. Başkan Joe Biden döneminde imzalanan yasa, ByteDance’in platformdaki hisselerini satmaması halinde platformun yasaklanmasını öngörüyor. Ancak Trump göreve geldikten sonra bu süreci üç kez erteledi. Ocak, Nisan ve Haziran aylarında verilen ek süreler, Çin ile ticari gerilimler ve olası anlaşmalar üzerinden şekillendi. Son olarak yasak için belirlenen tarih 17 Eylül olarak açıklandı.
Trump’ın TikTok’a yaklaşımı da yıllar içinde değişti. 2020’de platformu yasaklamak isteyen Trump, yeniden seçim kampanyası döneminde sosyal medya platformunun etkili bir araç olduğunu fark etti. 2024’te açılan @TeamTrump hesabı, 2.8 milyar izlenmeyle rakibi Kamala Harris’in kampanya hesabını geride bıraktı. Uzmanlara göre Trump’ın televizyon geçmişi, TikTok’ta viral içerik üretme konusunda ona avantaj sağlıyor.
Trump, ocak ayında Truth Social üzerinden yaptığı bir paylaşımda, “Neden TikTok’tan kurtulmak isteyeyim?” sözleriyle tutumunu özetledi. Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt de açılan yeni hesapla ilgili, “Başkan Trump’ın mesajı seçim kampanyasında TikTok’ta üstünlük sağladı. Şimdi bu başarıyı devam ettirerek, hiçbir yönetimin yapmadığı şekilde halka ulaşacağız.” ifadelerini kullandı.
Platformun ABD’deki yasal geleceği hâlâ belirsizliğini korurken, Trump yönetiminin uygulamayı aktif biçimde kullanmaya devam etmesi, siyasi iletişimde sosyal medyanın önemini bir kez daha gözler önüne seriyor.
Uzmanlara göre Beyaz Saray’ın TikTok’ta yer alması, sosyal medyanın siyasi iletişimde vazgeçilmez bir araç haline geldiğini gösteriyor. Yasağa ilişkin belirsizlikler sürse de, yönetimin bu platformu kullanmaya devam etmesi hem genç seçmenlere ulaşma çabasının hem de dijital kampanyaların öneminin altını çiziyor.
Google tarafından 41 mm ve 45 mm boyut seçenekleriyle piyasaya sürülecek olan Pixel Watch 4, kubbeli ekran tasarımı, bağımsız uydu iletişimi desteği ve daha gelişmiş sağlık-fitness özellikleriyle dikkat çekiyor.
Pixel Watch 4, 10% daha büyük aktif alan sunan Actua 360 ekranıyla geliyor. Çerçeveler yüzde 16 küçültülürken, ekran parlaklığı da 3000 nit seviyesine çıkarıldı. LTE destekli modeller, kullanıcıları mobil kapsama alanı dışında bile acil durum servislerine bağlayan uydu iletişim özelliğine sahip. Qualcomm Snapdragon W5 Gen 2 işlemciden güç alan cihaz, bileği kaldırarak Gemini’ye erişim, akıllı yanıtlama ve daha hızlı yapay zekâ destekli işlemler sunuyor.
Batarya tarafında ise önceki nesle kıyasla yüzde 25 daha uzun kullanım ömrü vaat ediliyor; 41 milimetrelik model 30 saat, 45 milimetrelik model ise 40 saat pil ömrüne sahip olacak. Ayrıca cihaz, yeni hızlı şarj standıyla birlikte geliyor. 50 metreye kadar suya dayanıklı olan Pixel Watch 4, değiştirilebilir pil ve ekran özelliğiyle servis edilebilir ilk model olma özelliğini taşıyor.
Google, sağlık ve fitness özelliklerini güçlendirdi
Google, bu modelde sağlık ve fitness özelliklerini de güçlendirdi. Saat, uyku evrelerini yüzde 18 daha doğru sınıflandırabiliyor ve cilt sıcaklığı sensörüyle kullanıcının genel sağlık durumundaki değişimleri takip edebiliyor. Çift frekanslı GPS ise yoğun şehir ortamlarında veya ormanlık arazilerde daha doğru rota takibi sağlıyor. Ayrıca yapay zekâ desteği sayesinde kullanıcı bir egzersizi manuel başlatmasa bile aktiviteyi otomatik algılayabiliyor. Yeni spor seçenekleri arasında basketbol da yer alıyor.
Google’ın dikkat çeken bir diğer yeniliği ise kişisel AI sağlık koçu. Kullanıcılara uyku ve egzersiz konusunda kişiselleştirilmiş öneriler sunan bu koç, günlük hedeflere göre rehberlik edecek. Ekim ayında ABD’de ön izleme olarak başlayacak olan hizmet, tüm Pixel Watch ve Fitbit kullanıcılarına açılacak.
TikTok ve Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi (TMOK) başlattıkları uzun soluklu işbirliği kapsamında sporu dijital dünyayla buluşturuyor. 2028 Los Angeles Olimpiyatları’na kadar devam edecek bu stratejik ortaklık, ülkemizde daha az görünür olan spor dallarını özellikle gençler arasında yaygınlaştırmayı ve spor kültürünün dijital içeriklerle daha geniş kitlelere ulaşmasını hedefliyor. Olimpiyatevi’nde düzenlenen basın toplantısında TMOK Başkanı Ahmet Gülüm, TMOK Yönetim Kurulu Üyesi Birsel Vardarlı Demirmen, TikTok Türkiye, Orta ve Güney Asya Küresel İş Çözümleri Lideri Barış Aldanmaz ve TikTok Türkiye, Doğu Avrupa ve Orta Asya Operasyon Lideri Melis Çağlar bu önemli işbirliğinin ayrıntılarını anlattı.
Bu işbirliği sayesinde Olimpiyatlardaki tüm branşlar artık TikTok’ta çok daha fazla görünür olacak. Tüm dünyadan kullanıcılar okçuluktan yelkene, yüzmeden jimnastiğe birçok farklı branşı yaratıcı içerikler ve canlı yayınlarla daha yakından tanıyacak, takip edecek ve sporcuları destekleyecek. Hedef, sporu daha görünür, daha kapsayıcı ve daha ilham verici hale getirirken sporcularımıza da destek olmak! Bu stratejik ortaklık yalnızca gençleri spora teşvik etmekle sınırlı kalmıyor; aynı zamanda Türkiye’nin spor turizmi potansiyeline de katkı sağlamayı amaçlıyor.
TikTok’un küresel erişimi ve içerik gücü sayesinde, Türkiye’nin ev sahipliği yaptığı spor etkinlikleri de dünya genelinde daha görünür hale geliyor. Bu işbirliğinin ilk ayağı olarak 24 Ağustos’ta TMOK tarafından 37’nci kez düzenlenecek Boğaziçi Kıtalararası Yüzme Yarışı, @trtsporyildiz hesabından canlı yayınlanacak, dileyenler aynı yayını @tiktoklive_tr hesabı üzerinden de izleyebilecek. Yarış günü yapılacak tüm yayın ve paylaşımlarla TikTok kullanıcıları hem yarışın heyecanını paylaşacak hem de Boğaz’ın benzersiz güzelliğine tanık olacak.
Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi Başkanı Ahmet Gülüm, bu anlamlı işbirliği için “Bizim en önemli görevimiz, bu potansiyeli spor yoluyla gerçeğe dönüştürmek. Olimpik felsefenin, azmin, takım ruhunun ve fair play’in gençlerin hayatında yer bulmasını sağlamak.
Bu anlaşma dört yıllık bir işbirliği olacak ve Los Angeles 2028 Olimpiyat Oyunları da dahil olmak üzere 2029 yılına kadar sürecek. Bu süre boyunca, olimpik sporları ve sporcularımızı Türk toplumu ile daha yakından tanıştıracağız. En büyük hayalimiz olan spor kültürünü geliştirmek için ürettiğimiz içerikler, gençlerle ve toplumun tüm kesimleriyle buluşacak. TikTok, bu vizyoner projenin en önemli paydaşlarından biri olacak” dedi.
TikTok’la yürütecekleri işbirliğinin yalnızca nicelikten ibaret olmadığını, ilham verecek hikâyeleri görünür kılmaya odaklandığını da vurgulayan Gülüm, “2026 Şubat ayında Milano Cortina’da Kış Olimpiyat Oyunları olacak. Aralık ayında oynanacak bir eleme müsabakasıyla Kış Olimpiyat Oyunları’na katılma hakkı elde edebilecek bir takımımız var. Bu takım, Erzurumlu genç kızlardan oluşan curling kadın milli takımımız. Dünya çapında başarıya doğru yol alıyorlar. Eğer Milano’ya giderlerse bu çok büyük bir başarı olacak ve arkasında müthiş bir hikâye var. Erzurum’da Curling Federasyonu Başkanı Kenan Şebin’in gayretiyle kızların emeği birleşti ve müthiş bir takım oluşturuldu. Hedefimiz, Boğaziçi Yüzme Yarışı’ndan sonra, Kanada’da yapılacak eleme turnuvasına kadar curling milli takımının iletişimi için çalışmak. Burada genç kızlarımızın mücadelesini, Erzurum’dan çıkıp dünya çapında nasıl başarıya ulaşabileceklerini tüm Türkiye’ye anlatacağız. Bu çok değerli bir içerik. Kaç kişiye ulaştığımızdan daha değerli bir içerik” diye konuştu.
Bu işbirliğinin bir içerik planlamasından ibaret değil olmadığını vurgulayan TikTok Türkiye, Orta ve Güney Asya Küresel İş Çözümleri Lideri Barış Aldanmaz ise “Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi ile yürüdüğümüz bu yol bizim için, TikTok’un Türkiye’deki spor kültürüne duyduğu saygının ve bu kültürü daha geniş kitlelere ulaştırma tutkusunun da bir ifadesi. Biz TikTok olarak sadece içerik üretmiyoruz. Sporu ve sporcuları görünür kılarak, onların kariyerlerine dijital bir destek sunmayı da önemsiyoruz. Bugün platformumuzda 10 binin üzerinde markamızla birlikteyiz. Tüm seviyeden sporcularımıza sponsor olunabilecek bir ekosistem yaratmayı hedefliyoruz. Bunun da sürdürülebilir bir başarıyı ve sporun kitlesel dönüşümünü mümkün kılacak bir vizyonun parçası olduğuna inanıyoruz” diye ekledi.
Birsel Vardarlı Demirmen ise şöyle konuştu: “Bir sporcu olarak en iyi bildiğim şey, ilhamın çoğu zaman bir hikâyeden, bir görüntüden ya da küçük bir örnekten doğduğudur. Bu işbirliği sayesinde gençlerimiz, olimpik sporcuların azim ve emek dolu yolculuklarını kendi dünyalarına çok daha yakın bir dille görecek. Sporun yalnızca sahada değil, dijital dünyada da gençlere ulaşabilmesi, onları harekete geçirebilmesi çok kıymetli. TMOK ve TikTok’un bu işbirliğinin, yeni nesillere sporun değerlerini aktaracak güçlü bir köprü olacağına inanıyorum.”
TikTok Türkiye, Doğu Avrupa ve Orta Asya Operasyon Lideri Melis Çağlar da konuşmasına TikTok’taki spor içeriklerinin hem globalde hem de Türkiye’de büyük ilgi gördüğünü anlatarak başladı. “Kullanıcılar yalnızca takip etmiyor; aynı zamanda ilham alıyor, içerik üretiyor, öğreniyor, deneyimliyor. Özellikle Z kuşağı için TikTok, yeni ilgi alanlarıyla tanıştıkları, kendilerini ifade ettikleri, hatta kariyer yönlerini belirledikleri bir dijital keşif alanı. Düşünsenize bu işbirliğiyle, belki de bir gencin TikTok’ta izleyip ilgi duyduğu bir branşta yıllar sonra milli takıma seçildiğini görürüz, neden olmasın ki? Benim ilk günden beri hayalim bu!” diyen Çağlar, tüm dünyanın takip ettiği Paris 2024 Olimpiyat Oyunları boyunca TikTok’ta 1,9 milyondan fazla gönderi paylaşıldığını ve bu içeriklerin toplamda 49 milyar kez görüntülendiğini vurguladı.
Paralympics hesabı TikTok üzerinde 4,7 milyon takipçiye ulaştı
TikTok, Paralimpik Oyunlar ve EURO 2024 gibi küresel ölçekte ses getiren organizasyonlardaki güçlü varlığıyla da sporun dijitaldeki yeni adresi olduğunu kanıtladı. Paralimpik Oyunları sırasında @paralympics hesabının takipçi sayısı 4,7 milyona ulaştı ve 120 milyonluk görüntüleme sağlandı, ayrıca platform kullanıcılarının katkılarıyla Uluslararası Paralimpik Komitesi’nin spor gelişim programlarına 500 bin dolar bağış toplandı.
TikTok’ta, kullanıcıların yüzde 89’u spora ilgi duyuyor, üçte biri de içerik üretimini ulusal ya da kültürel aidiyetle sürdürüyor. Bugün 60 milyona yakın kişi futbol temalı içerik paylaşıyor; global çapta en çok takip edilen 25 spor kulübünün 19’u TikTok’ta da en çok içerik üreten yayıncılar arasında yer alıyor.
TikTok, Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi’yle birlikte, sporun evrensel dilini dijital dünyanın enerjisiyle buluşturmaya devam edecek.
Google, etkinlik için seçtiği tarihle, Apple’ın yakın gelecekte tanıtacağı iPhone 17 serisinin şimdiden önüne geçmiş durumda. Şirket, yeni modelinde iPhone’un küçük tasarım ve kamera iyileştirmelerinin aksine daha agresif ve AI odaklı yeniliklerle kullanıcıların karşısına çıkıyor.
Geçtiğimiz yıl Pixel 9 serisi ile Gemini Live’ın sesli modu, görsel üretim araçları, çağrı notları ve ekran görüntüsü aramalarını sunan Google, bu yıl çıtayı yükseltiyor. Pixel 10 serisi; kamera için Visual Overlays, günlük yaşamı kolaylaştıracak Magic Cue, fotoğraf çekimlerinde yardımcı olacak Camera Coach, gerçek zamanlı çeviri özelliği Voice Translate, Take a Message asistanı ve yeni Pixel Journal uygulamasıyla geliyor. Bu yeniliklerin kalbinde, Google’ın yapay zekâ deneyimlerine özel geliştirdiği Tensor G5 işlemcisi bulunuyor.
Yeni Magic Cue özelliği, kullanıcının e-posta, takvim veya mesajlar gibi uygulamalarında gerçek zamanlı öneriler sunarak günlük hayata entegre oluyor. Eski Google Now yaklaşımının modern bir versiyonu olarak nitelendirilen bu özellik, günlük rutinleri daha akıllı hâle getirmeyi amaçlıyor.
Google, kamera ve çeviri özelliklerini de öne çıkarıyor
Google, Pixel 10 serisinde özellikle fotoğrafçılık deneyimine büyük önem veriyor. Camera Coach kullanıcılara kadraj önerileri sunarken, Auto Best Take özelliği saniyeler içinde yüzlerce kareyi analiz ederek en iyi sonucu seçiyor. Bunun yanı sıra, yapay zekâ destekli Ask Photos aracı ile fotoğraflar kolayca düzenlenebiliyor. Pro modellerde sunulan Pro Res Zoom ise kullanıcıların 60x’e kadar net yakınlaştırma yapabilmesini sağlıyor.
En dikkat çekici yeniliklerden bir diğeri de Voice Translate. Bu özellik, telefon görüşmelerini anlık olarak farklı dillere çevirirken konuşan kişinin ses tonunu da taklit edebiliyor. İş seyahatleri ve uluslararası görüşmelerde devrim niteliği taşıyabilecek bu özellik, İngilizce’den Türkçe dahil birçok dile destek sunuyor.
Google’ın Pixel 10 serisiyle yaptığı hamle, yapay zekâyı yalnızca bir araç değil, cihazın merkezine yerleştiren bir yaklaşımın işareti olarak görülüyor. Şirket, bu adımıyla Apple’ın gelecek planlarını erkenden gölgede bırakmayı hedefliyor.
iPhone kullanıcılarının merakla beklediği birçok yeni özellik bu kez listede yer almasa da, güncelleme kritik güvenlik iyileştirmeleriyle dikkat çekiyor.
Bir önceki sürüm olan iOS 18.6.1, Apple Watch için yeniden aktif edilen Kandaki Oksijenin Ölçümü desteğiyle öne çıkmıştı. Ancak iOS 18.6.2, tamamen güvenlik odaklı bir güncelleme olarak geliyor. Apple’ın yayınladığı notlarda, “Bu güncelleme önemli güvenlik düzeltmeleri içerir ve tüm kullanıcılar için önerilir.” ifadelerine yer verildi. Şirket, güncellemenin detaylı güvenlik içeriğini merak edenler için resmi destek sayfasına yönlendirme yapıyor. Bu durum, Apple’ın yeni sürümü daha çok olası açıkları kapatmak ve kullanıcı verilerini koruma altına almak için hazırladığını gösteriyor.
Apple cephesinde gözler bir yandan da gelecek ay tanıtılması beklenen iOS 26 sürümüne çevrilmiş durumda. Şirket, bu yeni işletim sistemiyle birlikte “Liquid Glass” adını verdiği tasarım yeniliğini tüm ekosistemine taşımayı planlıyor. iPhone modellerinin yanı sıra Mac, iPad ve Apple Watch’ta da görülecek olan bu tasarım, iOS 26’nın en çok konuşulan yeniliklerinden biri olacak.
Şu an için iOS 18.7 sürümüne dair herhangi bir iz bulunmuyor. Bu nedenle iOS 18.6.2’nin, iOS 26 çıkmadan önceki son güncelleme olabileceği düşünülüyor. Beta sürecinde olan iOS 26 henüz test aşamasında hatalardan arındırılmaya çalışılırken, iOS 18.6.2 kullanıcılar için en istikrarlı seçenek olarak öne çıkıyor.
Apple, iOS 18.6.2 ile büyük değişiklikler sunmasa da, iPhone kullanıcılarının cihazlarını korumak adına önemli bir adım atıyor. Yakında çıkacak olan iOS 26’ya geçiş yapmayı düşünmeyenler için bu güncelleme, güvenli ve kararlı bir tercih olacak gibi görünüyor.
Uzmanlar, iOS güncellemelerinin yalnızca yeni özellikler için değil, güvenlik açısından da kritik olduğuna dikkat çekiyor. Özellikle internet üzerinden artan saldırı girişimleri ve zararlı yazılımlar düşünüldüğünde, Apple’ın düzenli aralıklarla yayınladığı güvenlik odaklı güncellemeler cihazların korunmasında büyük rol oynuyor.
iOS 18.6.2 de bu anlamda kullanıcıların verilerini güvence altına almayı hedefliyor. Kullanıcıların güncellemeyi ihmal etmemesi, hem kişisel bilgilerin korunması hem de cihaz performansının istikrarlı şekilde devam etmesi için önem taşıyor.
Nvidia, Çin’de şu anda sattığı H20 modelinden daha güçlü olabilecek yeni bir yapay zeka çipi üzerinde çalışıyor. Çip, şirketin en yeni Blackwell tasarımına dayanacak. ABD Başkanı Donald Trump, daha gelişmiş Nvidia çiplerinin Çin’de satılabileceğini öne sürmüştü. Ancak ABD yetkilileri, Pekin’e Amerikan yapay zeka teknolojisine çok fazla erişim sağlama konusunda temkinli davrandıkları için onay belirsizliğini koruyor.
Nvidia Blackwell çipi için beklentiler artıyor
Şirket içinde B30A olarak adlandırılan yeni çipin, tek kalıplı bir tasarım kullanması bekleniyor. Bu, çipin tüm çekirdek parçalarının Nvidia’nın amiral gemisi B300’deki gibi iki kalıba bölünmek yerine tek bir silikon parçası üzerine inşa edildiği anlamına geliyor. Detaylara aşina olan kişiler, bunun B30A’ya B300’ün yaklaşık yarısı kadar güç vereceğini, ancak yine de onu H20’den daha güçlü kılacağını söyledi.
H20 gibi, B30A da yüksek bant genişliğine sahip bellek ve Nvidia’nın işlemciler arasında verileri hızlı bir şekilde aktarma teknolojisi olan NVLink ile donatılacak. Kesin teknik özellikler henüz açıklanmadı, ancak şirket, önümüzdeki ay gibi erken bir tarihte Çinli müşterilere test için numune göndermeyi umuyor.
Nvidia, Çin stratejisi hakkında yaptığı açıklamada: “Hükümetlerin izin verdiği ölçüde rekabet etmeye hazır olabilmek için yol haritamız kapsamında çeşitli ürünleri değerlendiriyoruz. Sunduğumuz her şey, ilgili makamların tam onayıyla sunulmakta ve yalnızca ticari amaçlar için tasarlanmıştır.” dedi.
ABD Ticaret Bakanı Howard Lutnick verdiği demeçte, Nvidia CEO’su Jensen Huang’ın onay için baskı yaptığını söyledi. Elbette Çin’e yeni bir çip satmak ister diyen Lutnick, Huang’ın bu fikri sık sık doğrudan başkana sunduğunu da sözlerine ekledi. Lutnick: “Başkan, büyük teknoloji şirketlerimizi dinler ve nasıl kullanmak istediğine kendisi karar verir. Ancak Jensen’ın yeni bir çip sunması kimseyi şaşırtmamalı” dedi.
Oracle, Fusion Cloud Applications, NetSuite ve Oracle Health gibi sektöre özel araçlar da dahil olmak üzere veritabanlarında ve SaaS ürünlerinde OpenAI’nin GPT-5’ini kullanıma sundu. Güncelleme, şirketlerin yapay zekanın muhakeme yeteneklerini ve iş akışları içinde kodlama desteğini kullanabilmeleri için iş verilerini yapay zekaya daha yakın bir şekilde bağlamayı amaçlıyor.
Oracle GPT-5 entegrasyonunu iş uygulamalarında artırıyor
GPT-5, kod oluşturma, hata ayıklama ve düzenleme işlemlerini yönetmek ve daha derin akıl yürütme gerektiren aracı odaklı süreçleri desteklemek üzere tasarlanmış OpenAI’nin en yeni modelidir. Model, farklı ihtiyaçlara uyacak şekilde üç API boyutunda sunulur ve ChatGPT Enterprise’a da dahildir. OpenAI, GPT-5’i ücretsiz planda bile tüm ChatGPT kullanıcılarına sunmuştur, ancak ücretsiz erişim zamanla daha hafif bir “mini” sürüme geçecektir. Ücretli aboneler ve kurumsal müşteriler daha gelişmiş seçeneklere sahip olur.
OpenAI, GPT-5’in önceki sürümlere kıyasla daha hızlı, daha doğru ve halüsinasyon görme olasılığının daha düşük olduğunu ve 5.000 saatten fazla güvenlik testinden geçtiğini belirtiyor. Yeni model, birçok hassas soruyu engellemek yerine, sınırlarını belirtirken daha güvenli ve daha net yanıtlar sunmak üzere tasarlandı. Şirket, lansmanında GPT-5’in yeni diller öğrenmek için bir bilgi kartı uygulaması gibi kısa komutlardan nasıl çalışan yazılımlar oluşturabileceğini gösterdi. Microsoft ayrıca GPT-5’i Microsoft 365 Copilot ve Azure AI’ya da getiriyor; Box gibi şirketler ise karmaşık görevlerde daha iyi sonuçlar bildiriyor.
Bu sürüm aynı zamanda OpenAI’nin GPT-2’den bu yana ilk kez açık kaynaklı modellere dönüşünü de simgeliyor; gpt-oss-120b ve gpt-oss-20b aynı anda yayınlandı. Bu, Alibaba, Zhipu ve Moonshot AI gibi firmaların açık kaynaklı lisanslar altında daha güçlü modeller sunduğu Çin’deki rekabetin kızıştığı bir dönemde atılan bir adım. Çin artık hem açık hem de kapalı yapay zeka modellerinin sayısında lider konumda ve bu da ABD’li geliştiriciler üzerindeki baskıyı artırıyor.
OpenAI ayrıca, şirketin değerini 500 milyar dolara çıkarabilecek potansiyel bir hisse senedi satışı için erken görüşmeler yürütüyor. CEO Sam Altman, GPT-5’i “yapay zekada büyük bir sıçrama” olarak nitelendirerek, basit fikirlerin işe yarar sonuçlara dönüştürülmesini kolaylaştırdığını söyledi.
Çinli araştırmacılar, en az yarım yüzyıl radyasyona dayanabilen ve geleneksel tasarımlara göre üç kat daha fazla enerji verimliliği sağlayan yeni bir nükleer pil geliştirdiler. Xiamen Üniversitesi’nden Profesör Haisheng San ve Çin Atom Enerjisi Enstitüsü’nden araştırmacı Xin Li liderliğindeki ekip, pil performansını aşırı ortamlarda iyileştirmeyi amaçlıyor.
Nükleer pil uzun süre çalışma gerektiren yerlerde kullanılabilecek
Bilim insanlarına göre, özellikle uzay veya derin deniz altyapısı gibi aşırı koşullarda kullanılan geleneksel güç sistemleri, uzun vadeli güvenilirlik konusunda zorluk çekiyor. Araştırmacılar: “Geleneksel güç kaynakları (örneğin kimyasal piller, yakıt hücreleri ve fotovoltaik hücreler) uzun vadeli dayanıklılık, bakım gerektirmeyen çalışma ve sürekli kendi kendini idame ettirme yetenekleri gibi zorlu ortamların sıkı operasyonel taleplerini karşılayamıyor” dedi.
Sınırlı enerji yoğunlukları, çevresel faktörlere karşı duyarlılıkları ve periyodik bakıma ihtiyaç duymaları, uzun yıllar boyunca sürekli, gözetimsiz güç gerektiren görevler için bunları kullanışsız hale getiriyor. Şimdi, bu zorlukların üstesinden gelmek amacıyla araştırmacılar, dalga kılavuzu ışık konsantrasyonu (WLC) yapısı üzerine inşa edilmiş stronsiyum-90 radyo-fotovoltaik hücreleri (RPVC’ler) geliştirdiler.
enilikçi tasarım, çok katmanlı yığılmış GAGG: Ce (Seryum katkılı gadolinyum alüminyum galyum garnet) sintilasyon dalga kılavuzlarını stronsiyum-90 radyoizotoplarıyla birleştiriyor. GAGG: Ce, mükemmel foton algılama yetenekleriyle bilinen tek kristalli bir sintilatördür. 520 nanometre (nm) emisyon tepe noktasıyla, piyasadaki en parlak sintilatörlerden biridir. Kurulum, radyoaktif enerjiyi ışığa dönüştürüyor ve daha sonra bu ışığı elektrik üreten fotovoltaik hücrelere yönlendiriyor.
Performans denemelerinde, tek bir RPVC ünitesi mevcut RPVC tasarımlarından önemli ölçüde daha yüksek olan %2,96’lık bir enerji dönüşüm verimliliğine ulaştı. Ayrıca ekip, tek bir üniteden 48,9 mikrowatt (μW) çıkış elde edildiğini, çok modüllü versiyonun ise 3,17 miliwatt’a (mW) ulaştığını bildirdi. Prototip ayrıca 2,23 miliamper (mA) kısa devre akımı ve 2,14 volt (V) açık devre voltajı gösterdi. Bilim insanları: “Verimlilik ve kararlılık arasında denge sağlayan bir RPVC tasarladık ve ürettik” dedi.
Paylaşımlı mobilite platformu Bolt, Kenya’da türünün ilk örneği olan araç kamerasını piyasaya sürdü ve sürücülere %75 indirimle gelişmiş güvenlik teknolojisine erişim imkanı sağladı.
Bolt araç kameraları ile güvenliği ön planda tutuyor
Araç içi kamera ve güvenlik teknolojisi sağlayıcısı Driver Technologies ile iş birliği içinde sunulan teklif, Bolt sürücü ortaklarının cep telefonlarını, yolculuk sorumluluğunu artırmak ve ek açıklama gerektiren durumlarda daha net kanıtlar sunmak için ileriye dönük dış ve sürücüye dönük iç araç içi kameraya dönüştürmelerine olanak tanıyor. Tüm videolar bulutta güvenli bir şekilde yedekleniyor.
Bolt sürücü ortakları, premium araç kamerası uygulamasını bir ay ücretsiz olarak kullanacak ve aylık Ksh386 karşılığında %75 indirimli premium uygulamaya erişebilecek. Bu uygulama, sınırsız seyahat depolama, erişim ve Driver Cloud aracılığıyla araç kamerası görüntülerini paylaşma olanağı sağlıyor.
Uygulama, diğer uygulamaların arka planında çalışarak, sürücüyü kayıt yaptıkları konusunda bilgilendirmek için Resim İçinde Resim (PiP) özelliğini görüntüler ve bu durum Bolt uygulamasının işlevselliğini etkilemez.
Bolt’ta Rides Genel Müdürü Dimmy Kanyankole: “Sürücü ortaklarımız, araç içi kameraların yalnızca gelişmiş güvenlik ve gönül rahatlığı sağlamakla kalmayıp aynı zamanda yolculuklarında daha fazla sorumluluk da sağladığını sıklıkla dile getiriyor. Ne yazık ki, güvenilir bir cihaz edinmenin maliyeti çoğu zaman bir engel teşkil ediyor. Driver Technologies ile iş birliğimiz sayesinde, premium araç içi kamera özelliklerine indirimli erişim sunarak bu zorluğun üstesinden geliyoruz. Bu, sürücülere güvenliği artıran, olayların doğru bir şekilde açıklanmasını destekleyen ve sürücüler ile yolcular arasında daha fazla güven oluşturan araçları daha düşük bir maliyetle sunuyor, dedi.
Süper bilgisayarların gücünden yararlanan bilim insanları artık bir depremin nasıl gelişeceğini ve ne kadar büyük bir hasara yol açabileceğini tahmin edebiliyor. Süper bilgisayarlar deprem dayanıklı altyapı oluşturmak için büyük bir avantaj sağlıyor. Proje, kıdemli araştırma bilim insanı David McCallen liderliğinde, Lawrence Berkeley ve Oak Ridge ulusal laboratuvarlarından ekiplerle iş birliği içinde yürütülüyor.
Süper bilgisayarlar deprem dayanıklı altyapı için yardımcı olabilir mi?
Ekip, deprem dinamiklerini incelemek için bugüne kadarki en yenilikçi ve gelişmiş simülasyonları geliştiriyor. Bu simülasyonlar, jeolojik koşulların deprem şiddetini ve bina altyapısını nasıl etkilediğine dair yeni bilgilere ışık tutuyor. Süper bilgisayarlar deprem dayanıklı altyapı oluşturmanın anahtarı olabilir.
McCallen: “Amacımız depremleri başından sonuna modellemek ve sismik dalgaların Dünya’da yayılmasını izlemek. Bu dalgaların binalar ve kritik enerji altyapılarıyla nasıl etkileşime girdiğini anlayarak, bunların kırılganlığını değerlendirmek istiyoruz ki, bir sonraki depremden önce mümkün olduğunca hazırlıklı olabilelim” dedi.
Geleneksel deprem simülasyonları, geçmişte deprem yer hareketlerini incelemek için kaba verilere dayanıyordu. Bunun nedeni, bilim insanlarının belirli konumlardaki depremlerin yeterli doğruluktaki modellerini oluşturmak için gereken hesaplama gücüne sahip olmamalarıydı. Süper bilgisayarlar deprem dayanıklı altyapı için gereken inovasyonların kapısını açmaktadır.
Bu araştırma projesi olan Exascale Computing Project (ECP) başlatıldığından beri McCallen ve ekibi EQSIM’i (Deprem Simülasyon Kodlayıcısı) geliştirdi. EQSIM, sismik dalgaların toprak, dağ ve vadilerle nasıl etkileşime girerek deprem enerjisini nasıl artırdığını veya azalttığını göstermektedir. Bu simülasyonlar, binaların ve kritik altyapıların (su ve elektrik sistemleri gibi) depremler sırasında nasıl tepki verebileceğini veya nasıl başarısız olabileceğini ortaya koymaktadır.
McCallen ayrıca, küçük depremlerin bazı durumlarda büyük depremlerden daha fazla hasara yol açabileceğini de ortaya koydu. McCallen’a göre bu, altta yatan jeolojik koşullara bağlı. Bunun neden meydana geldiğini anlamak için deprem sırasındaki yoğun sarsıntı olan yer hareketinin nasıl meydana geldiğini anlamak önemlidir. Bu, üç jeolojik faktör tarafından belirlenir: fay tipi, toprak bileşimi ve yüzey topografyası. EQSIM şu anda ABD’nin üç büyük fay hattındaki deprem aktivitesini modellemek için kullanılıyor: San Francisco Körfez Bölgesi, Los Angeles Havzası ve Doğu Ortabatı’daki New Madrid bölgesi.
İngiltere’ye ’20 yılda bir gelen’ yapay zeka çipi tasarım fırsatını değerlendirmesi çağrısı yapıldı. Bilim ve Teknoloji Konseyi ( CST), İngiltere’yi dünya standartlarında bir yapay zeka çipi tasarım endüstrisi kurmak için “20 yılda bir gelen fırsatı” değerlendirmeye, aksi takdirde geleceğimizi belirleyecek teknolojiyi üretmek yerine sadece tüketen bir ülke olma riskini almaya çağırıyor.
İngiltere çip tasarımı için umutlu
Konsey yayınlanan bir raporda, Birleşik Krallık’ın kendi yapay zeka çiplerini tasarlama konusunda ciddi olması gerektiğini savunuyor. Bu sadece ekonomik büyümeyle ilgili değil; aynı zamanda ulusal güvenlik ve egemenlikle de ilgili. Uzmanlaşmış yapay zeka çiplerine yönelik pazar hızla büyüyor ve her yıl %30 oranında büyüyerek 2030 yılına kadar küresel yarı iletken endüstrisinin yarısından fazlasını oluşturması bekleniyor.
CST, çip tasarımını çip üretimiyle sıklıkla karıştırdığımızı ve bunların tamamen farklı iki oyun olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Bir fabrika bir servet tutarken, çip tasarımı, Birleşik Krallık’ın güçlü yönlerini ortaya koyan yaratıcı ve bilgi yoğun bir süreç. Raporda: “Dünyanın en hızlı büyüyen endüstrilerinden biri olan çip tasarımını, dünyanın en pahalı endüstrilerinden biri olan çip üretimiyle karıştırma yönünde ulusal bir eğilim var” ifadelerine yer veriliyor.
Hedef iddialı ama ulaşılabilir: Birleşik Krallık şirketlerinin önümüzdeki beş yıl içinde 50 yeni yapay zeka çipi ürünü tasarlayabilmeleri için doğru koşulları yaratmak. Ancak bu hedefe ulaşmak için beceri, finansman ve strateji alanlarındaki bazı ciddi boşlukları kapatmak gerekiyor.
WIRobotics, insan benzeri tepkiselliğe sahip genel amaçlı insansı robot ‘ALLEX’i tanıttı. Küresel robotik lideri WIRobotics Kore Teknoloji ve Eğitim Üniversitesi’nin (KOREATECH) Birinci Kampüsü’nde bulunan Robot İnovasyon Merkezi’nde (RIH) ilk genel amaçlı insansı robotu ALLEX’in üst gövdesini tanıttı.
WIRobotics insansı robot tanıtımı yaptı
Görsel tanıma ve konum kontrolünün yanı sıra, gerçek dünyadaki kuvvet, temas ve darbe gibi fiziksel uyaranlara da yanıt verir. İnsan benzeri etkileşim yetenekleri sunarak ALLEX, mevcut robotik biliminin sınırlarını aşarak insansı robotlar için yeni bir standart belirliyor.
WIRobotics’in tescilli mekanizmaları ve kontrol teknolojileriyle geliştirilen yeni ALLEX, tepki kuvvetlerini insan gibi algılayan ve dış yüklere uyumlu bir şekilde uyum sağlayan yeni bir yüksek serbestlik dereceli (DOF) robotik el; geleneksel işbirlikçi robot kollarına göre 10 kat daha düşük sürtünme ve dönme ataleti sağlayan, son derece geri itilebilir bir robot kolu ve yerçekimi dengeleme mekanizmasına sahip bir üst gövdeden oluşuyor. Hassas kuvvet kontrolü ve esnek hareket kabiliyetiyle ALLEX, hizmetler, üretim ve ev işleri gibi insanlarla doğrudan etkileşim gerektiren alanlarda uygulanabilirliğini önemli ölçüde artırıyor.
Yüksek serbestlik derecesine (DOF) uyumlu robotik ele sahip. 15 serbestlik derecesine sahip, insan eli boyutunda bir uç efektör, hassas hareketler ve çeşitli görevler sağlar. İnsan benzeri uyumluluğu sayesinde, dokunsal sensörler olmadan bile 100 gf kadar küçük kuvvetleri algılar ve tepki verir; parmak ucu tekrarlanabilirliği 0,3 mm veya daha azdır. 40 N parmak ucu kuvveti ve 30 kg’ın üzerinde kanca kavraması sağlar; yüksek serbestlik derecesine sahip, insan boyutundaki robotik eller arasında dünya standartlarında kavrama performansı sunar.
Yeni tahrik ve kontrol teknolojileri kullanıyor. Yeni geliştirilen ultra düşük sürtünmeli, yüksek yük aktüatörü, insan seviyesinde uyum ve kuvvet kontrol performansı sağlar. Aktüatöre, hassas konum kontrolünü kuvvet ve sertlik kontrolüyle birleştiren bir motor kontrol algoritması uygulanır. Yerçekiminden etkilenen bel kısmıyla birlikte tüm gövde tasarımı, güvenli etkileşim, yüksek yük çalışması ve hassas kontrol sağlar.
Yeni kriptografi, giyilebilir internet cihazlarının kullanıcılarını korumayı amaçlıyor. Fitbit verilerinizin bilgisayar korsanları tarafından dark web’e gönderilmesinden endişeleniyor musunuz?
ABD’li bir bilgisayar bilimcileri ekibi, “ağ bağlantılı en küçük elektronik cihazları bile” parazitten korumak için bir plan geliştirerek bu tür endişeleri gidermeye çalıştı. Ulusal Standartlar ve Teknoloji Enstitüsü’nün (NIST) “yeni tamamlanan hafif kriptografi standardı”, RFID etiketleri ve tıbbi implantlar gibi internete bağlı küçük elektronik cihazları hedef alan siber saldırılara karşı koruma sağlıyor.
Giyilebilir cihazlarda kriptografi
NIST’e göre amaç, “Nesnelerin İnternetini oluşturan milyarlarca cihaz tarafından iletilen” büyük miktardaki kişisel ve sağlık verilerini daha iyi korumak. NIST’ten Kerry McKay: “Kaynak kısıtlamalarının kriptografinin benimsenmesini engellediği her yerde bu yeni hafif kriptografi standardının kullanımını teşvik ediyoruz” diyor. McKay, yeni standardın “akıllı ev aletlerinden araç üstü gişe kayıt cihazlarına ve tıbbi implantlara kadar çeşitli cihazlar üreten endüstrilere fayda sağlayacağını” da ekliyor.
McKay, “Bu elektroniklerin ortak noktası, kriptografi yapmak için gereken enerji, zaman ve alan miktarını hassas bir şekilde ayarlama gereksinimidir” diyor ve NIST ekibinin “kolayca takip edilebilecek ve uygulanabilecek bir standart” oluşturmayı hedeflediğini ekliyor.
Siber güvenlik şirketi CrowdStrike, yakın zamanda üretken yapay zekanın (GenAI) “giderek artan silahlanmasının” eski siber güvenlik ve virüs tarama yöntemlerini geçersiz kılabileceği konusunda uyarıda bulundu. CrowdStrike, daha önce parası ve bilgi birikimi olan sendikaların tekelinde olan dolandırıcılık ve bilgisayar korsanlığının, daha küçük ölçekli operatörlerin virüs geliştirmek için yapay zekayı kullanmasıyla çok daha yaygın hale gelebileceğini söylüyor.
MIT’nin yeni nesil yapay zekası, ilaç çalışması için milyonlarca molekülü süper bilgisayar hızında tarıyor. Birleşik yapı ve afinite modeli, laboratuvar darboğazları olmadan Ar-Ge döngülerini kısaltarak tek geçişte poz ve etkinliği tahmin ediyor.
Süper bilgisayar ilaç taraması için kullanılıyor
MIT’nin Jameel Clinic ve CSAIL’in Utah merkezli biyoteknoloji girişimi Recursion ile iş birliği içinde geliştirdiği yeni nesil biyomoleküler temel modeli Boltz-2, ilaç keşfini süper bilgisayar hızında gerçekleştiriyor. İki ay önce açıklanan yapay zeka modeli, karmaşık yapı tahminini birleştiriyor.
Tek bir pakette bağlanma-afinite tahmini, araştırmacıların haftalar yerine saatler içinde geniş moleküler kütüphaneleri taramasına yardımcı oluyor. Boltz-2, daha önce çok fazla zaman ve maliyet gerektiren araştırma ve geliştirme döngülerini sıkıştırarak tüm süreci hızlandırıyor.
Özünde Boltz-2, moleküllerin ne kadar sıkı bağlandığını tahmin etmede altın standart olan fizik tabanlı serbest enerji bozulması (FEP) simülasyonlarının doğruluğuna yaklaşırken, 1.000 kata kadar daha hızlı. Dünyanın en güçlüleri arasında yer alan Recursion’ın BioHive-2 süper bilgisayarında Boltz-2, milyonlarca ligand-protein çiftini paralel olarak işleyebiliyor ve tek bir NVIDIA A100 GPU’da çift başına yaklaşık 20 saniyede bağlanma sonuçları döndürebiliyor.
Bu hız, ilaç araştırmaları için köklü bir değişim anlamına geliyor. Bilim insanları, ıslak laboratuvarlarda bileşikleri tek tek zahmetli bir şekilde test etmek veya fizik simülasyonlarının tamamlanmasını haftalarca beklemek yerine, artık molekülleri süper bilgisayar ölçeğinde dijital olarak sınıflandırabiliyor.
Yapılan kıyaslamalarda Boltz-2, geleneksel yerleştirme yöntemlerini ve önceki makine öğrenmesi yaklaşımlarını geride bıraktı, hatta MF-PCBA gibi yüksek verimli ekranlarda ortalama hassasiyeti iki katına çıkardı.
Boltz-2’nin ileriye doğru atılımının büyük kısmı biyoloji kadar mühendisliğe de dayanıyor. NVIDIA’nın H100 Tensor Core GPU’lu DGX SuperPOD’u üzerine inşa edilen Recursion’ın BioHive-2 süper bilgisayarı, modele hem duruşu hem de etkiyi tek bir ileri geçişte öğretmek için gereken üç milyondan fazla deney etiketli örnekten oluşan büyük eğitim verilerini işleyecek şekilde optimize edildi.
NVIDIA mühendisleri de hesaplama darboğazlarını ortadan kaldırmak için modeli profilleyerek kritik bir rol oynadılar.
Baidu üç aylık gelir tahminlerini tutturamadı. Baidu gelir tahmini, Çin’deki ekonomik yavaşlamanın etkisiyle zayıf reklam talebinin devam etmesiyle %4 düşüşle 32,71 milyar Yen’e geriledi ve piyasa tahminlerinin altında kaldı. Kurumsal harcamaların azalmasıyla birlikte temel reklam geliri %15 düştü. Baidu’nun yapay zeka bulut işindeki büyüme kayıpları kısmen telafi etse de, hisseler piyasa öncesi işlemlerde %2 değer kaybetti.
Baiudu gelir tahmini sapma gösterdi
Çinli arama motoru devi Baidu’nun üç aylık Baiudu gelir tahmini, düşüş göstererek piyasa tahminlerinin altında kaldı. Bu durum, uzun süredir devam eden ekonomik belirsizlik ortamında reklamcılık piyasasındaki zayıflığın devam ettiğine işaret ediyor.
Şirketin ABD’de işlem gören hisseleri, piyasa öncesi işlemlerde yaklaşık %2 düştü. Emlak piyasasındaki düşüş, zayıf istihdam oranları ve dalgalı tüketici talebiyle sarsılan dünyanın ikinci büyük ekonomisindeki şirketler, maliyetleri düşürmek ve kâr marjlarını korumak için reklam harcamalarını dizginledi.
Arama motorunda reklamlara büyük ölçüde güvenen Baidu da darbe aldı. Şirketin toplam gelirinin genellikle %60’ını oluşturan ana çevrimiçi reklamcılık faaliyeti, Nisan-Haziran çeyreğinde %15’lik bir düşüşle 16.2 milyar Yen’e geriledi. Bu, Baidu’nun çevrimiçi olmayan reklamcılık işinde %34’lük bir artış sağlayan şirketin yapay zeka bulut segmentindeki olumlu büyümeyi gölgede bıraktı. Baiudu gelir tahmini aşılmadı, bu yüzden yatırımcılar temkinli yaklaşıyor.
Şirket, ikinci çeyrekte bir önceki yıla göre %4 düşüşle 32,71 milyar ¥ (4,56 milyar $) toplam gelir bildirdi. Baiudu gelir tahmini aşılması, beklenen bir hedefken gerçekleşmedi. LSEG tarafından derlenen verilere göre, analistler ortalama 32,76 milyar ¥ tahmininde bulundu. (1 $ = 7,1784 Çin yuanı renminbisi)
Vantage Data Centers, Teksas’ta 25 milyar dolarlık yapay zeka kampüsü planlıyor. Vantage Data Centers, yapay zeka altyapısına yönelik artan talebin mega ölçekli gelişmeleri körüklemesiyle birlikte, Teksas’ın Shackelford İlçesi’nde 1.200 dönümlük bir veri merkezi kampüsü inşa etmek için 25 milyar dolardan fazla harcama yapacağını söyledi.
Teksas yapay zeka kampüsü için merkez oldu
Özel sermaye şirketi Silver Lake ve varlık yöneticisi DigitalBridge tarafından desteklenen Vantage, “Frontier” olarak adlandırılan 1.4 GW’lık kampüsün küresel portföyünün en büyüğü olduğunu belirtti. OpenAI’ın ChatGPT’si ve Google’ın Gemini’si gibi sohbet robotları, büyük miktarda işlem gücü gerektirdiğinden, özel olarak inşa edilmiş veri merkezlerine olan talebi artırıyor. Bu tesisler, son teknoloji çipler, sunucular, yeterli güç ve soğutma çözümleri gerektirdiğinden maliyetlidir.
Alphabet, Microsoft ve Meta Platforms gibi şirketler veri merkezi tesislerini genişletmek ve oluşturmak için milyarlarca dolar yatırım yapıyor. Vantage, 10 veri merkezine ev sahipliği yapacak ve her biri 250 kilovatı aşan ultra yüksek yoğunluklu rafları destekleyecek kampüsün inşaatının başladığını belirtiyor. İlk binanın gelecek yılın ikinci yarısında tamamlanması planlanıyor.
Silver Lake, 2010 yılında Vantage’ın kurucu yatırımcılarından biriydi. Vantage CEO’su Sureel Choksi, 2013 yılında Silver Lake’ten şirkete katıldı.
Vantage’ın Teksas’taki büyük bir kampüsü hedef aldığı haberi Temmuz ayında ortaya çıktı ve şirket bu haberi kabul etti ancak daha fazla ayrıntı vermedi. O dönemde şirketin, 604 numaralı Karayolu ile 351 numaralı Karayolu kavşağında bir geliştirme planladığı söyleniyordu.
Google, AB’nin baskısının ardından Google Play koşullarını değiştiriyor. Google’ın Alphabet birimi, Avrupa Birliği rekabet denetleme kurumunun kendisini AB düzenlemelerini ihlal etmekle suçlamasının ardından, uygulama geliştiricilerinin müşterileri Google dışındaki kanallara yönlendirmesini kolaylaştıracağını söyledi.
Google Play koşulları baskıların ardından değişiyor
Mart ayında Google, Büyük Teknoloji şirketlerinin gücünü dizginlemeyi amaçlayan AB’nin çığır açan Dijital Piyasalar Yasası’nı (DMA) ihlal ettiği gerekçesiyle iki suçlamayla karşı karşıya kalmıştı.
Google, 2024’ün başından bu yana uygulama geliştiricilerinin kullanıcıları uygulama mağazası Google Play dışındaki teklifler hakkında bilgilendirmesini kısıtlayıp kısıtlamadığı ve Google Flights gibi dikey arama hizmetlerini tercih edip etmediği konusunda Avrupa Komisyonu’nun hedefi haline geldi. Düzenleyiciler, Alphabet’in teknik olarak uygulama geliştiricilerinin tüketicileri daha iyi teklifler için diğer kanallara yönlendirmesini engellediğini söyledi.
Bir uygulama geliştiricisinin Google Play üzerinden yeni bir müşteri edinme sürecini kolaylaştırmak için şirketin talep ettiği hizmet bedelinin haklı sayılmayacak kadar yüksek olduğunu söylediler.Google, blog yazısında Avrupa Komisyonu, geliştiriciler ve diğer uzmanlarla yapılan görüşmelerin ardından bazı şartları güncellediğini belirtti.
EMEA Kıdemli Rekabet Danışmanı Clare Kelly: “Bu değişikliklerin Android kullanıcılarını zararlı içeriklere maruz bırakabileceği ve uygulama deneyimini kötüleştirebileceği yönündeki endişelerimiz devam ederken, Avrupa Komisyonu ile DMA görüşmelerinin ardından, Android geliştiricileri için revize edilmiş ücretler ve daha fazla seçenekle AB için Harici Teklifler Programımızı güncelliyoruz” dedi. Çeşitli antitröst ihlalleri nedeniyle AB tarafından 8 milyar avronun (9,3 milyar dolar) üzerinde para cezasına çarptırılan şirket, DMA’yı ihlal ettiği tespit edilirse küresel yıllık satışlarının yüzde 10’una kadar para cezası riskiyle karşı karşıya kalabilir.