Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 1765

SUSE kurumsalda ilerliyor

0

SUSE, 12 Mart’ta Point Otel Barbaros’ta düzenlediği etkinlikle müşterilerine yeni ürün ve çözümleri hakkında bilgiler aktardı.

Türkiye Yazılım Kalite Raporu açıklandı

0

TestIstanbulBilişim sektörünün gelişimi için, yazılım test ve kalite alanında dünyanın en saygın gönüllü organizasyonu olan International Software Testing Qualifications Board’a (ISTQB) bağlı olarak çalışan Yazılım Test ve Kalite Derneği, Türkiye Yazılım Kalite Raporu’nu yayınladı. Raporda kullanıcı davranışının değişim gösterdiği ve bu sebeple de bilgi mimarisinden görsel tasarıma kadar birçok faktörün de değişiklik içerisinde olduğuna değiniliyor. Buna göre, mobil telefonların boyutundan çok mobilize olabilmesi, kullanılabilirliğinin artışı ön plana çıkıyor.

Teknolojiye bağlı devamlı değişime ayak uydurmak amacıyla yapılması gerekenlerin ortaya konduğu raporda, şirketlerin her geçen gün müşterilerinin ihtiyaçlarını daha çok dinledikleri ve kullanıcı deneyimine daha fazla önem verdikleri belirtiliyor. Sektör profesyonellerinin katılımı ile toplanan veriler, bilişim sektörünün geleceğine ışık tutuyor.

Mobil performans kriteri: Tepki süresi

Mobil sistemlerin gündelik hayatın bir parçası olmasıyla birlikte, mobil performansının artırılması için önemli adımlar atılıyor. Eskiden yalnızca masaüstü ortamda yazılım testi yapılırken şimdi testin önemi dünya çapında kavranmış durumda ve her türlü ortam için gerçekleştiriliyor. Sektör profesyonelleri, mobil performansı ölçerken belli başlı kriterlere göre değerlendirmelerde bulunuyor. Rapora göre, profesyonellerin yüzde 78’inden fazlası, kullanıcının yaptığı işlem ile o işleme karşı cevabı alana kadar geçen süre anlamına gelen tepki süresini mobil performansın temel kriteri olarak görüyor.

Sektör profesyonellerinin neredeyse yarısı, mobil testinin en büyük zorlukları arasında artan platform sayısı, test ekipmanı, ortamı ve test uzmanı eksikliğini dile getiriyor.

Artan platform sayısı, farklı platformlarda farklı testler gerçekleştirme zorunluluğunu da beraberinde getiriyor. Test uzmanlarının kullandığı platformlarda Android’in iOS’u geçtiği göze çarpıyor. Uzmanların yüzde 79’u Android’de test yaparken, yüzde 72’si iOS’ta yapıyor.

Mobil test uzmanları, mobil hayatın daha etkili, daha az zahmetsiz yaşanabilmesi için, testler ile yazılım süreçlerini destekliyorlar. Raporun sonuçlarına göre, mobil testler mobil uygulamaları ve siteleri daha fonksiyonel, daha kullanılabilir ve daha verimli hale getirmek amacıyla yapıyor. Test uzmanlarının yüzde 78’e yakını fonksiyonelliği öncelikleri olarak gösterirken, yüzde 77’si de kullanılabilirliği ön plana koyuyor.

Geriye pek az mobil işletim sistemi kalacak

Mobildeki hızlı gelişmenin tüm firmaları mobil ortamlara geçiş için finansal ve kritik operasyonlarını gözden geçirmeye sevk ettiğini söyleyen Yazılım Test ve Kalite Derneği Başkanı Koray Yitmen, “Mobil kullanıcıların beklentileri giderek artıyor ve uygulamalar iş hayatı için çok büyük önem taşımaya başlıyor. Bu sebeple, firmalar rekabetçi bir pazarda ayakta kalabilmek için mobil ortamlarda uygulama performansını yüksek tutmaları gerektiğinin farkına varıyor. Bu sebeple de, mobil test ve performans testi yükselen bir trend konumunda” diye konuştu.

“Mobil işletim sistemlerinin gelecekte azalarak belli bir dengeye ulaşacağını düşünüyoruz. Önümüzdeki beş yıl içinde geriye pek az mobil işletim sistemi kalacak” diyen Yitmen sözlerini şöyle sürdürdü: “Geçtiğimiz sene düzenlediğimiz Testİstanbul konferansında mobil test üzerine önemli paneller gerçekleştirmiştik. Genel anlamıyla performansın yüksek tutulmasının öneminin giderek artmasıyla beraber, Testİstanbul 2015’i performans testi üzerine yapmaya karar verdik.”

İTÜ Okulları öğrencilerini Ar-Ge ve inovasyonla tanıştırıyor

0

ITU_ArGeİTÜ Geliştirme Vakfı Okulları (GVO), öğrencilere bilimi yaşatmak, fen bilimleri okuryazarlığını geliştirmek, bugünün dünyasının vazgeçilmez kavramları Ar-Ge ve inovasyonu öğretmek amacıyla önemli bir adım attı. Beylerbeyi Anaokulu, İlkokulu ve Ortaokulunda “Yaratıcı Uygulamalar Merkezi”, Ekrem Elginkan Lisesinde ise “Bilim Merkezi” kuruldu.

İTÜ GVO Bilim Merkezi ve Yaratıcı Uygulamalar Merkezi, teknolojik destekli sınıfların yanı sıra anaokulundan liseye kadar tüm kademelerde öğrencilerin deney ve gözleme dayalı uygulamalı fen bilimleri eğitimi yapması ve Ar-Ge çalışmaları yürütmesi amacıyla kuruldu.

Öğrencilere inovatif düşünmeyi de aşılayacak bu merkezlerde; Fizik-Kimya-Biyoloji Modülleri, Teknoloji ve Bilgisayar Modülleri, Modern Teknoloji ve Elektronik Sistemleri Modülleri, Enerji Modülleri, Temel İletişim Modülleri, Hareketli Robot Modülleri, 3D Robot Modülleri ve Robotik Eğitim Modülleri yer alıyor. Öğrencilerin bilimsel çalışmalarının; elektronik, çevre, yazılım, mekatronik-robotik ve haberleşme alanlarına yoğunlaşmasını amaçlanıyor.

Beylerbeyi Anaokulu, İlkokulu, Ortaokulu Yaratıcı Uygulamalar Merkezi ile öğrencilerin deney ve gözlem yaparak yaratıcılıklarının geliştirilmesi hedefleniyor. Öğrencilerin fen bilimlerine karşı olumlu davranışlar geliştirmesini, bilgilerin kalıcı olması ve daha iyi kavranması amacıyla kurulan Yaratıcı Uygulamalar Merkezi sayesinde öğrencilerin fen bilimleri okuryazarlığı konusunda kendilerini geliştirmesine olanak sağlanıyor.

Yaratıcı Uygulamalar Merkezinde, enerji üzerine de çalışmalar yapılacak. Güneş ve rüzgar gibi iki önemli yenilenebilir enerji kaynağına ilişkin hesaplama ve deneylerin yapılabileceği merkez, yazılım dünyasına da kapı açıyor. Bilgisayar ve yazılım temelli çalışmaların yanı sıra 3D robot modülü, yeni teknolojilerle iç içe olmayı sağlıyor.

Geliştiriciler, haydi buluta

0

IBM’in geliştiriciler için hazırladığı Bluemix çözümleri buluta entegre bir sistem sunuyor.

Teknosa’da yeni isim: Bülent Gürcan

0

Atamayla ilgili olarak bir açıklama yapan Sabancı Holding Perakende ve Sigorta Grup Başkanı Haluk Dinçer: “Bir dönem Teknosa’nın üst yönetiminde görev yapan Sayın Bülent Gürcan’ın yeniden aramıza katılmasından büyük memnuniyet duyuyor ve kendisiyle Teknosa’nın başarılarına yenilerinin ekleneceğine inanıyorum. Bu vesile ile 1 Nisan tarihinden itibaren kariyerini TeknoSA dışında sürdürecek olan Necil Oyman’a da, TeknoSA’daki hizmetleri için teşekkür ediyorum” dedi.

1 Nisan 2015 tarihinde Teknosa Genel Müdürü olarak göreve başlayacak olan Bülent Gürcan,  1988 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünden mezun oldu. 1992-1993 yılları arasında Sony Gulf’da Satış Müdürlüğü, 1993-2000 yılları arasında Max Mara’da Yönetici Ortaklığı, 2000- 2002 yılları arasında Topshop Topman/Giysa‘da Operasyon Müdürlüğü ve 2002-2004 yılları arasında Başer Holding’de Perakende Direktörü olarak görev yaptı. 2004-2013 yılları arasında Teknosa Satış Direktörü ve TeknoSA Operasyon Genel Müdür Yardımcılığı pozisyonlarında çalışan Sn. Gürcan,  son olarak 2013-2015 yılları arasında Media-Saturn CEO’su olarak görev yapmaktaydı.

İşinize virüs bulaşmasın

0

Kimlik Avı Hırsızlığı, İstismar Önleyici, Güvenlik Açığı Kalkanı gibi pek çok yeni teknoloji ile gelen yeni ESET Kurumsal Çözümler (ESET Business Solutions), farklı sistemler arasındaki güvenlik karmaşasını ortadan kaldırıyor ve yeni uzaktan yönetim konsoluyla güvenliğin her an her yerden denetlenmesine imkan tanıyor.

Dünyanın en büyük antivirüs yazılım kuruluşları arasında yer alan ESET, yeni ESET Kurumsal Çözümler’ini ve bu çözümlerin içerdiği ürünleri, İstanbul’da Divan Taksim Oteli’nde yapılan bir basın toplantısıyla duyurdu.

Dijital dünyada kirlilik artıyor
Toplantıda konuşan ESET Türkiye CEO’su Alain Soria’nın verdiği bilgiye göre dijital dünyada ciddi kirlenme söz konusu. Soria şu bilgileri paylaştı: “2012‘de 50 milyon düzeyinde olan yeni virüs girişi neredeyse 3 kat arttı. 2014 yılında dijital dünyaya en az 140 milyon yeni virüs dahil oldu. Siber dünyadaki zararlı yazılım sayısının 350 milyonu aşmış olduğunu tahmin ediyoruz. Virüs, truva atı, solucan, casus programlar ya da oltalama dalgaları biçimindeki zararlı yazılımlarla gerçekleşen saldırılarda en büyük hedef ise kurumlar ve kurumların parası.”

Zararlıyı algılamak ya da algılayamamak. Bütün sorun bu!
Artan kurumsal saldırılar karşısında şirketler için daha güçlü ve en küçük ayrıntılara kadar kontrol edilebilir savunma mekanizması oluşturmaya odaklanan ESET, yeni kurumsal çözümlerinde pek çok yeni ve geliştirilmiş teknolojiye yer veriyor. Botnet Koruması, Kimlik Avı Hırsızlığı, İstismar Önleyici, Güvenlik Açığı Kalkanı ve Gelişmiş Bellek Tarayıcısı gibi yenilikçi uygulamalarla ESET Kurumsal Çözümler, düşük sistem kaynağı tüketimi ve zararlı yazılımları mükemmel düzeyde algılama oranı sağlıyor.

Karmaşık sistemler, siber suçlular için çekici
Şirketler geliştikçe bilgi işlem altyapılarında farklı farklı ve karmaşık sistemler yer almaya başladı. Karmaşık sistemler siber suçlular için daha çekici. Çünkü bu sistemler arasında güvenlik entegrasyonu sağlamak, sıkıntıya dönüşebiliyor. Yeni ESET Kurumsal Çözümler’in en öne çıkan unsurlarından biri, çoklu platformlarda rahatlıkla kullanılıyor olabilmesi. ESET Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Alev Akkoyunlu’nun verdiği bilgiye göre şirketler, özellikle de çok şubeli yapılara sahip kurumlar pek çok farklı IT sistemi kullanıyor. Farklı sistemler arasında güvenlik açıkları oluşabiliyor. Yeni ürünlerin multiplatform özelliği, farklı IT sistemlerinde dijital güvenliğin aynı güçlü şekilde sürdürülebilmesine imkan tanıyor. ESET, desteklenen tüm platformları korumak için tek birleşik lisanslama sağlıyor.

Kontrol şirkette!
“ESET’in yeni ürün yelpazesinin özünde Uzaktan Yönetim Konsolu yer alıyor” bilgisini paylaşan ESET Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Alev Akkoyunlu, “Mobilleşen dünyada güvenlik ayarlarını da mobil şekilde yapabilmek öne çıkıyor. Yeni ürünlerimizde müşterilerimiz yeni ESET Uzaktan Yönetim Paneli ile web konsolu üzerinden en küçük ayrıntılara kadar inebilir, detaylı ayarlamalarını yapabilir, sistemlerini görüntüleyebilir ve IT güvenlik durumlarını kontrol edebilirler.”

Kurumsal ürünlerin yeni konsepti: Do More
Güvenlik çözümleriyle şirketlere ‘daha fazlasını yapmaları‘ için imkan tanıyan ESET, kurumsal ürürler için yeni marka konseptini de “Do More“ olarak duyurdu. Artan ve karmaşıklaşan dijital sistemler karşısında şirketlerin cesaretle çalışmayı sürdürebilmelerine odaklanan ESET, kurumlar işleri için daha fazlasını yaparken, onlara daha fazla güvenlik sunmayı hedefliyor.

ESET Kurumsal Çözümler (ESET Business Solutions)
şu ürünlerden oluşuyor:

• ESET Remote Administrator® (Uzaktan Yönetim Konsolu)
• ESET Endpoint Security® for Windows
• ESET Endpoint Security® for OS X
• ESET Endpoint Security® for Android
• ESET Endpoint Antivirus® for Windows
• ESET Endpoint Antivirus® for OS X
• ESET File Security® for Microsoft Windows Server®

Türkiye’de KOBİ Tablet dönemi

0

Finansbank, verimliliğini, hizmet kalitesini ve çalışan memnuniyetini artırmak amacıyla gerçekleştirdiği teknoloji yatırımlarına bir yenisini daha ekledi. Microsoft Türkiye işbirliği ile gerçekleştirilen KOBİ TABLET, müşteri bilgilerini 500 farklı parametre ile finansçının bilgisine sunarken, saha ekiplerinin daha çok tüzel müşteri ile buluşarak, ihtiyaca özel çözümler üretmesine olanak sağlıyor.

Finansbank’ın Türk bankacılık sektöründeki “teknoloji öncüsü” misyonunu pekiştiren Basebook uygulaması, Microsoft Türkiye Genel Müdürü Tamer Özmen ve Finansbank Genel Müdürü Temel Güzeloğlu’nun 10 Mart’ta düzenledikleri basın toplantısı ile kamuoyuna duyuruldu.

Teknolojide bir ‘ilk’ adım
Toplantının açılış konuşmasını yapan Finansbank Genel Müdürü Temel Güzeloğlu, Finansbank’ın müşterilerine her zaman klasik bankacılık hizmetlerinden fazlasını sunan ‘Finansçı’ kimliğinin altını çizdi.

Teknolojinin, bankacılık sektöründe rekabetin arttığı günümüzde “verimlilik” için kilit öneme sahip olduğunu belirten Güzeloğlu, “Finansbank olarak, hem müşterilerimize sunduğumuz hizmetin kalitesini arttırmak hem de çalışanlarımızın hayatlarını kolaylaştırmak için birçok teknolojik yeniliğe imza atıyoruz. Yeni teknolojilere yaptığımız bu yatırımlar bize verimlilik olarak geri dönüyor”dedi. Sektördeki Enpara.com gibi ilk uygulamalarına bugün bir yenisini daha eklediklerini vurgulayan Güzeloğlu, Microsoft işbirliği ile geliştirdikleri CRM odaklı Core Finans Mobile uygulaması Basebook’u “KOBİ TABLET” adı ile hayata geçirerek bankacılık sektöründeki iş yapış şekillerini değiştirmeyi hedeflediklerini söyledi.

Verimlilik 5 kat arttı
Finansbank olarak CRM odaklı uygulama ile tüzel müşterilerin geçmişini ve bugününü 500 farklı parametre desteği ile tanıyıp gelecekteki ihtiyaçlarını tahmin edebildiklerini ifade eden Güzeloğlu, “CRM teknolojisi odaklı uygulama, her müşteri ile farklı ilişkilerin geliştirilmesine ve farklı pazarlama stratejilerinin oluşturulmasına olanak veriyor” dedi. Uygulamanın 14 pilot şubede hayata geçirildiği bilgisini de paylaşan Güzeloğlu, “KOBİ Tablet ile standart şubelerin ortalama elde ettiği yeni müşteri sayısını pilot şubelerde 5 katı artırdık. Finansbank’ın pilot şubelerdeki çapraz satış rasyolarını da yüzde 24 yükselttik. Hedefimiz Mart sonunda 180 şubede uygulamayı hayata geçirmiş olmak. 3 aylık bir ön çalışmanın ardından uygulamayı Finansbank’ın tüm şubelerinde saha ve şube çalışanları tarafından aktif hale getireceğiz” dedi.

Temel Güzeloğlu, uygulamanın, dünyanın en prestijli kurumlarından Avrupa Finansal Yönetim ve Pazarlama Birliği EFMA’dan ödül alarak başarısını uluslararası platformda da kanıtladığını kaydetti.

Mobil çözümlerde güvenlik ve yönetilebilirlik
KOBİ TABLET projesini finans sektöründe başlı başına teknoloji temelli üretkenlik ve entegrasyon öyküsü olarak değerlendiren Microsoft Türkiye Genel Müdürü Tamer Özmen, projenin yepyeni bir bankacılık anlayışının temellerini attığının altını çizdi.  Özmen, “Microsoft olarak Finansbank’ın ‘Herkese bir Finansçı lazım’ sloganını aldık ve ‘Herkese bir finansçı, her finansçıya da tablet içinde şube lazım’ diyerek yola çıktık. KOBİ TABLET projesi ile Finansbank, elinde KOBI temelli çok kapsamlı ve geniş veri tabanı bilgisini Microsoft teknolojileri ile çok farklı boyutlarda harmanlıyor. Bu sayede KOBİ müşterilerine sadece finansal ürün satmanın bir adım ötesine geçerek banka şubesini gerçek anlamda onların ayaklarına götüren ve müşteriye değer yaratıp işini kolaylaştıracak esnek finansal çözümler sunuyor.  Burada gerçek anlamda yepyeni bir bankacılık anlayışının temellerini atan bir teknolojik çözüme tanıklık ediyoruz aslında. KOBİ TABLET projesi, mobil çözümlerin güvenlik ve yönetilebilirlikten feragat etmeden kurumlara nasıl katma değer sağlayabildiğimizin somut bir örneği olarak bize heyecan veriyor” dedi.

308 milyar dolarlık potansiyel pazar
Teknolojide son yıllarda yaşanan gelişmelerin finans sektörüne sağladığı katma değere de değinen Özmen şöyle konuştu: “Global araştırma şirketi IDC’nin öngörülerine göre, büyük veriyi doğru analiz eden bankaları, önümüzdeki 4 sene içerisinde 308 milyar dolar değerinde bir potansiyel pazar bekliyor. Bu da teknolojiye yatırım yapan bankaların sektörde açık ara rekabet avantajı elde edeceğini gösteriyor.”

Price Waterhouse Coopers’ın (PwC) bu sene yayınladığı bir araştırmadan örnekler veren Özmen, günümüzde finans sektöründeki müşterilerin yüzde 69’unun online bankacılık hizmetlerinden faydalandığına dikkat çekti. Microsoft olarak finans sektöründe gerçekleşen dijital dönüşümün sadece mobil bankacılık ile sınırlı kalmayacağının altını çizen Tamer Özmen konuyla ilgili olarak Accenture’ın 2016 Global Bankacılık araştırma raporundan örnekler sundu.

Özmen, “Bankalar, çok kanallı deneyim, interaktif ara yüz bağlantıları, artırılmış gerçeklik, mobil ve sosyal medya uygulamalarını yaygınlaştırarak yıllık gelir artış oranını ikiye katlarken masraflarını yüzde 20 ya da daha fazla oranda azaltma fırsatı yakalıyor” dedi.

Dünyada 1,5 milyar kişi Windows kullanıyor
Bugün dünya üzerinde 1,5 milyar kişinin Windows kullandığına vurgu yapan Microsoft Türkiye Genel Müdürü Tamer Özmen, Forrester Consulting’in Windows tablet kullanan şirketler arasında yaptığı toplam ekonomik etki araştırma sonuçlarını paylaştı. Araştırmadaki verilere göre, Windows tablet kullanan kurumların üretkenlik seviyelerinin yüzde 46, satışlarının ise yüzde 44 arttığını; yatırım getirilerinin ise yüzde 128’e ulaştığını ifade etti. Tamer Özmen, ayrıca IDC Türkiye’ye göre kurumsal pazarda en çok kullanılan tabletlerin Windows tablet olduğunu ifade etti. Gelecek sene tahminlerinde büyük kurumsal segmentte her 4 tabletten 3’ünün Windows tablet olacağının ön görüldüğünü sözlerine ekledi.

KOBİ TABLET nedir?
Microsoft’un farklı sektörlere yönelik geliştirdiği teknolojilerden biri olan ve Finansbank’a özel dünyada ilk defa kullanılan CRM odaklı Core Finans Uygulaması, bankacılık sektöründeki dengeleri değiştirmeye hazırlanıyor. Sadece finans sektöründe değil tüzel müşteri ağı ile çalışan birçok sektörde kullanılabilen uygulama, Finansbank’ın operasyonel süreçlerini optimize etmesine destek olurken verimlilik, hız çapraz satış ve yeni müşteri artışı sağlıyor. Ayrıca zaman tasarrufu ve maliyet yönetimini eş zamanlı elde etmesini mümkün kılarak bankacılık sektöründeki iş yapış şekillerini ve iş kültürünü değiştirmeyi amaçlıyor.

KOBİ TABLET içinde yer alan Basemap modülü, mevcut ve potansiyel tüm şirketlerin konumlarının harita üzerinde görüntülenmesini sağlayarak saha ekiplerinin müşteri ziyaretlerini daha verimli ve koordineli planlamasını sağlıyor. Böylece saha çalışanları öngörülen müşteri ihtiyaçlarını Windows tabanlı tabletler yardımıyla hızla karşılayarak, Bankanın ve müşterilerinin sektördeki rekabet avantajlarını yüksek bir konuma taşıyor.

Finansçılar şubeye gitmeden müşterilerinin her ihtiyacını hızla karşılıyor
Uygulama, saha çalışanlarına şubeleri, konumları veya seçecekleri herhangi bir bölge çevresinde aktif, pasif ve potansiyel müşterileri anında görebilmelerine imkan tanıyor. Core Finans Mobile uygulamasının bazı fonksiyonları konum bazlı olarak çalışıyor ve müşteri konumuyla tablet konumu örtüştüğünde kullanıma açılıyor. Böylece çalışanlar, bulundukları konumda uygulayabilecekleri aktiviteleri en ideal şekilde planlayarak şube dışında daha verimli ve satış şansı yüksek ziyaretlere öncelik verebiliyor. Finansçılar Basebook uygulamasına konulan birçok filtreleme ve seçim kriterleri sayesinde kendi bölgelerinde müşteri segmentleri yaratarak harita üzerinde ziyaret etmek istedikleri müşterileri belirleyebiliyor. Ayrıca, şube çalışanlarının, yazılımın bazı fonksiyonlarının tabletlere taşınması ile şubede yapabilecekleri bankacılık işlemlerini müşteri konumunda rahatlıkla yapabiliyormel

Technopc B200 ile hepsi bir arada

0

B200-4Technopc’nin yeni Hepsi Bir Arada bilgisayarı B200, yenilikçi tasarımı sayesinde kurumlara ve son kullanıcılara esnek kullanım olanakları sunmasıyla dikkat çekiyor. Tam 19.5 inç büyüklüğünde ve 1600 x 900 piksel çözünürlüğünde IPS ekranı bulunan B200 serisinin içinde hem Android 4.4 KitKat hem de Windows 8.1 işletim sistemi birlikte yer alıyor. Kullanıcılar açılış esnasında diledikleri işletim sistemini seçebiliyor. Bu sayede hem Windows ortamında çalışan yazılımlar hem de Android ortamında çalışan uygulamalar ve oyunlar rahatlıkla çalıştırılabiliyor.

Gücünü Intel’in 4 çekirdekli yeni nesil işlemcisi Celeron N2930’dan alan Technopc B200 serisinde 2 GB, 4 GB ve 8 GB bellek seçenekleri bulunuyor.  Depolama alanı olarak da 500 GB ve 1 TB’lık kapasitelerin yanı sıra dileyen kullanıcılar 60 GB, 120 GB ve 240 GB SSD seçeneği bulunan modelleri tercih edebiliyor. Technopc B200’ün farklı konfigürasyon seçenekleri sayesinde kullanıcılar tek bir modele bağlı kalmadan ihtiyaçlarına en uygun çözüme ulaşabiliyor.

10 noktadan çoklu dokunmatik ekrana sahip olan Technopc B200’de 2W gücünde iki adet dâhili stereo hoparlör bulunuyor. Ön kısmındaki kamera ile de HD kalitede görüntülü görüşme yapılabiliyor. Technopc B200’ün standart Hepsi Bir Arada bilgisayarlara göre en önemli avantajlarından bir tanesi ise dâhili bataryası sayesinde herhangi bir güç kaynağına ihtiyaç olmadan bir tablet olarak kullanılabilmesi. Sadece 29 mm kalınlığa ve 3.2 kg. ağırlığa sahip olan B200, ihtiyaca göre istenilen mekana kolayca taşınabiliyor.

Technopc B200’ün arka kısmında bulunan açılabilir stant ayağı, 20 derece ve 70 derece olmak üzere iki farklı açıda kullanım olanağı sunuyor. Stant ayağı tamamen kapatıldığında ise bilgisayar bir tablete dönüşmüş oluyor. Siyah ve beyaz olmak üzere iki renk seçeneği bulunan B200’ün tüm giriş çıkış portlarının kasanın sağ tarafında toplu halde bulunması sayesinde kullanıcılara erişim kolaylığı sağlanmış oluyor.

Kurumların müşterileri ile doğrudan temas kurdukları satış noktalarında, kiosklarda ve mekân içi bilgilendirme ekranlarında kullanılabilen Technopc B200, asansör içi ekranlar ya da araç içi uygulamalar gibi farklı kullanım senaryolarını hayata geçirmek için de uygun bir çözüm sunuyor.

Hepsi Bir Arada bilgisayar almak isteyen kullanıcılara çift işletim sistemi seçeneği ve tablet olarak da kullanılabilme olanağı sunan Technopc B200, kurumların da kendilerine özel ihtiyaçlarına yaratıcı çözümler getiriyor. Technopc B200 serisi 699 dolardan başlayan fiyatlarla satın alınabiliyor.

Technopc B200 Teknik Özellikleri
Ekran: 19.5 inç (1600 x 900 piksel), 10 noktadan çoklu dokunmatik IPS
İşletim sistemi:
Android 4.4 KitKat ve Windows 8.1
İşlemci:
4 Çekirdekli Intel Celeron N2930
Ekran kartı: Intel HD Graphics
Bellek:
2 GB / 4 GB / 8 GB
Depolama alanı:
500 GB / 1 TB / 60 GB SSD / 120 GB SSD / 240 GB SSD
Pil:
16000 mAh
Portlar: HDMI, USB 2.0, USB 3.0, RJ-45 Ethernet, SD Kart Okuyucu, 3.5 mm kulaklık
Kablosuz Bağlantılar: 801.11 b/g/n/ac, Bluetooth 4.0
NFC: Opsiyonel
Kamera:
1.3 Megapiksel (720p HD çözünürlük)
Hoparlör: 2 X 2 Watt
MicroSD kart desteği:
32 GB’a kadar
Boyutlar:
499 X 301 X 29 mm
Ağırlık:
3.2 kg

Arena, Polycom yetkili distribütörü oldu

0

Video, ses ve içerik alanında iletişim çözümleri ve işbirliği (UC&C) sunan üreticiler arasında endüstri lideri öncü markalardan olan Polycom,  çözümleri sayesinde şirketlerin coğrafi olarak dağınık iş güçlerini biraraya getiriyor. Arena, organizasyonların seyahat masraflarını azaltmanın yanı sıra verimliliği artıran çözümler sunan Polycom ürünlerinin, distribütörlük anlaşması kapsamında dağıtımını gerçekleştirecek.

Özel sektörden kamuya, farklı sektörel ve yapılardaki organizasyonlar Polycom’un sunduğu çözümleri kullanarak;

  1. Çalışanların lokasyon bağımsız “yüz yüze” elde ettikleri iletişim sayesinde yapılan yatırımların geri dönüşü hızlıca geri kazanılır.
  2. Doğru insanları bir yere toplamak için harcanan zaman, masraf ve karbon salınımı gibi etkenlere direk pozitif katkısı bulunur.
  3. Eldeki kaynakların doğru ve en verimli şekilde kullanılmasını sağlar.
  4. Telepresence, video, ses, services ve people connect çözümleri sayesinde birçok farklı lokasyonda farklı ara birim cihazları ile çalışanlar karşılıklı olarak online veya offline etkileşimde bulunma fırsatına sahip oluyor.

Arena Satış ve Pazarlama’dan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Atıf Büyüksoy “Katma değerli iş modeli ile; yazılım, donanım ve servis ile uçtan uca çözüm sunan bir yapıda, güçlü markalarımız ve çözümlerimiz ile sektöründe öncü markalara hizmet vermenin hedefi ve heyecanı içerisindeyiz.

20 yılı aşkın süredir hizmet verdiğimiz iş ortaklarımıza, %80’i mühendislerden oluşan teknik kapasitesi yüksek güçlü kadromuz ile satış öncesi ve sonrası teknik destek sunuyor, ihtiyaç olan her noktada hem kendilerine hem de müşterilerine eğitimler gerçekleştiriyoruz.  Yaygın servis ve kurulum ağımız ile iş ortaklarımıza güç katıyoruz. Tüm bunların yanında, sorumluluğunu taşıdıgımız tüm markalarımızda demo ürünlerimizi iş ortaklarımızın hizmetine sunuyor ve Arena bünyesinde bulunun demo merkezimiz ile de tüm iş ortaklarımıza ve müşterilerine kendilerini evinde gibi hissedecekleri bir demo ortamı da sunmaktayız.

Dünya’da ve Türkiye’de sunduğu bütünleşik iletişim çözümleri ile önemli bir fark yaratan Polycom ile el ele ortaklarımıza ve iş ortaklarımızın değerli müşterilerine, uçtan uca yeni bir çözüm sunacak olmaktan dolayı heyecan duyuyoruz. Arena olarak, bünyemizde kurduğumuz uzman Polycom mühendis kadrosu ve KOBI odaklı bakış açımız ve KOBI ekbimiz ile de iş ortaklarımıza Bütünleşik İletişim ve Video Konferans Çözümleri özelinde de önemli katma değerler sunacağız. Aynı zamanda ortaklarımızın işlerinin geliştirilmesi yönünde değerli bir adım atmış bulunmaktayız” dedi.

Autodesk’ten şehir plancılarına tüyolar

0

autodesk_arBugün küresel ekonominin itici gücünü şehirler oluşturuyor. McKinsey danışmanlık şirketinin gerçekleştirdiği bir araştırmaya göre küresel gayri safi hasılanın yüzde 60’ı yaklaşık 600 şehirden geliyor. 2010 yılında 3,1 milyar olan şehirlerde yaşayan insan nüfusunun, 2050 yılında 6,3 milyara yükseleceği beklentileri, şehirlerin dünya ekonomisindeki rolünün daha da artacağını gösteriyor.

Peki dünya genelinde milyonların gelir kapısı olan şehirlerin geleceği nasıl olacak? Ekonomik büyüme ve inovasyonun merkezi olmak, rakiplerinden bir adım öne çıkmak için şehir yöneticilerinin nasıl stratejiler uygulaması gerekecek? Şehir planlamacıları gelecekte teknoloji yatırımlarını hangi alanlara yoğunlaştırmalı? 3D tasarım yazılımı şirketi Autodesk, şehirlerin geleceğine dair öngörülerini paylaşıyor.

Geleceğin şehirleri için yeni trendler

  • Bir şehrin başarısı en temelde o şehrin altyapı kalitesine bağlı. Enerji, su, atık yönetimi tedariki, ulaşım, yiyecek ve işlenmiş ürünlere sorunsuz erişim gibi özellikler sunan şehirler, ekonomik ve kültürel büyümede öne çıkacak. Çünkü altyapısı gelişmiş şehirler sadece temel yaşam ihtiyaçlarını destelemekle kalmıyor, bireyler ve kurumlar arası etkileşimi ve fikir paylaşımını da mümkün kılıyor.
  • Şehirli insan için yaşam kalitesi gelecekte çok daha önemli bir kriter olacak. Yaşam kalitesini etkileyen başlıca etkenler arasında yer alan sürdürülebilirlik, dayanıklılık, enerji verimliliği, kaliteli konut ve okullar, güvenlik, hatta mutluluk gibi kriterlerde vatandaşlarına sunduğu hizmetlerle öne çıkan “akıllı” şehirler, en hızlı büyüyen şehirler olacak. Bu da gelecekte şehirlerin daha uyarlanabilir, işbirlikçi, yayalar için yürümeye daha elverişli hale geleceği ve herkesin kamu hizmetlerine ve toplu taşımaya daha kolay erişebileceği bir şehir hayatına işaret ediyor.
  • Geleceğin şehirlerinde bina çatılarına kurulan bahçeler ve dikey tarımcılık faaliyetleri, daha yeşil bir şehir hayatı vaat ediyor. Şehir planlamasındaki karışık bölgeleme sistemi de, ofis ve paylaşılan alanlar arasında işbirliği için en uygun ortamı sağlayacak. Bağlantının yaygınlaşmasıyla mobilite ve serbest mesleklerde artış yaşanacak. Gelişen şehirler vatandaşlarına minimum enerji ile bir noktadan diğerine kolaylıkla ulaşım fırsatı sunacak. Ayrıca şehirler artık yakınlığa göre erişimi, mobiliteye yönelik erişime tercih edecekler. Bu da daha yüksek vergi sağlanması, daha sağlıklı şehir sakinleri, var olan altyapının daha iyi kullanımı ve fosil yakıtlara yönelik talebin azalması anlamına gelecek.

Şehir canlılığı için dört altyapı yatırımı kritik
Geleceğin şehirlerini bugün aldığımız yatırım kararlarının şekillendirdiği bilgisinden hareketle, teknolojinin gücünden en erken yararlanmaya başlayan şehirlerin toplumsal, ekonomik ve çevresel avantajlardan en çabuk faydalanan şehirler olacağını söyleyebiliriz. Bu anlamda teknolojik yatırımlarda dört ana alan öncelik taşıyor:

  • Binalar: On yıllar önce çelikten inşa edilen binalar gelecekte de var olmaya devam edecek. Ancak bilgiişlem gücünde sağlanan çağdaş gelişmeler, binaların enerji ve hammadde açısından çok daha verimli şekilde inşa edilmesini sağlayacak.
  • Su: Şehirlerde geliştirilecek parklar ve yeşil koridorlar, yağmur suyu yönetimine yardımcı olarak yeraltı ve yerüstü altyapı bakım maliyetlerini azaltacak, daha sağlıklı ve güzel bir çevre yaratılmasına imkan sağlayacak. Borulara yerleştirilen sensörler, su kullanımını ölçecek, sızıntıları tespit edip hızlıca tamir edilmelerini sağlayacak. Özellikle kıyılarda konuşlanan şehirler; yükselen deniz seviyesi, sıklaşan fırtınalar, depremler ya da sadece şehirleşmenin artan baskısı ile daha etkin dayanıklılık stratejileri geliştirmek zorunda olacak. Bu noktada güçlü bulut bilişim imkânlarıyla geliştirilen simülasyonlar, şehir planlamacılarının ve tasarımcılarının yenilikçi ve daha uygun maliyetli alternatiflere yönelmesini ve zamana dayalı simülasyon sayesinde bu yaklaşımların geleceği nasıl değiştireceğini öngörmelerini sağlayacak.
  • Ulaşım: Ulaştırma makamları da modern tasarım ve sonsuz sanal bilişim araçlarından faydalanarak, ulaşım seçeneklerini simüle edip seyahat sürelerini kısaltacak, trafik sıkışıklığını en aza indirgeyebilecekler. Bu sayede yakınlığa göre erişim stratejisi teşvik edilirken karbon emisyonu da düşürülebilecek.
  • Enerji: Güneş ve rüzgâr gibi yenilenebilir enerji kaynaklarından üretilen enerji, şehirde sera gazı salınımını azaltıp daha istikrarlı enerji maliyetleri sağlayacağı gibi, şehrin ithal enerji bağımlılığından da kurtulmasını sağlayacak. Böylece sık sık dalgalanan emtia fiyatları ve doğal felaketler gibi tehditlere karşı şehrin dayanıklılığı da artacak.

Büyük Veri, Teknoloji ve İnsanlar
Şehri teknolojinin değil insanların oluşturduğu gerçeğinin unutulmaması gerekiyor. Bir şehrin ekonomik rekabet gücünün artması için önerilen yeni projeler ya da rehabilitasyon çalışmalarının onay sürecinde, o şehirde yaşayan vatandaşların bilgi sahibi olması kritik önem taşıyacak. Günümüz teknolojisinin desteklediği “Büyük Veri”, şehir yöneticileri ve ticari şirketleri yeni tasarım ve çözümler geliştirme ve kamuya sunma konusunda teşvik ediyor. Nüfus artışı, meteorolojik etkiler gibi birçok faktör de Büyük Veri sayesinde kolayca analiz edilebiliyor. İnsanların veriye erişimine olanak tanınması, iletişimin kolaylaşmasını ve onay süreçlerinin hızlanmasını da sağlayabilir.

En büyük zorluk, geleceğimizin nasıl olmasını istediğimizi şimdiden netleştirmek. Hedefleri gerçekleştirmek için, net amaçlar koymak gerekiyor. Bilgi önemli, çünkü tükenebilir kaynakları harcamak söz konusu olduğunda, bunu sosyal, çevresel ve ekonomik faktörlere dayanarak yapmak gerekiyor. BIM (Yapı Bilgi Modellemesi) gibi gelişmiş modelleme teknolojilerinin yükselişiyle birlikte artık şehir kalkınmasıyla ilgili yatırımlar çok daha sağlam öngörülerle gerçekleştirilebiliyor, sonuçları çok daha etkin bir şekilde duyurulabiliyor ve daha kârlı işlere dönüşebiliyorlar. Bu teknolojileri, sosyal ve mobil platformlarla birlikte etkin şekilde kullanan şehirler, vatandaşlardan profesyonellere kadar şehir hayatıyla ilgili tüm paydaşları çok daha kolay bir şekilde etkileşime sokabilecek.

Son olarak, Büyük Veri ve simülasyon teknolojilerinin kullanımı geniş kitlelere yayıldıkça, şehirde yaşayan ve çalışan vatandaşlar da şehirlerinin ihtiyaç duyduğu altyapı yatırımlarının tasarım ve üretim sürecine dahil olabilecek. Şehirlerin ekonomik ve çevresel canlılığında, o şehirde yaşayan vatandaşların da katkısı olacak.

Apple Watch tanıtıldı hisseler çakıldı

0

apple-Apple‘ın dün akşamki etkinliğinde, yeniMacBook modeli, güncellenmiş MacBook Air ve Pro modelleriyle beraber, Apple Watch’ı tanıttı. Ayrıca etkinlikte Apple TV’nin 69 dolar seviyesine indirildiği açıklandı. Etkinlik, Apple hissedarlarını pek etkilememiş olacak ki firma etkinlik sonrası borsada, 1 dakikada 1 milyar dolar kaybetti.

22 milyar dolar kayboldu
Etkinlik sonrası 1 dakikada 1 milyar dolar kaybeden şirket, borsadaki düşüşün ardından toplamda 22 dolar kaybetmiş oldu. Apple Watch’un çok büyük yenilikler getirmemesi hatta pil ömrü olmak üzere bazı özellikleriyle rakiplerin gerisinde olması ve yüksek fiyatları, borsadaki yatırımcıları cezbetmedi. Pek ışık göremeyen yatırımcılar ise Apple hisselerinden uzaklaştı.

Apple Watch tanıtılana kadar hisse başı 129.45 dolar ile toplamda 753 milyar dolar değere ulaşan Apple’ın hisseleri, özellikle 17 bin dolarlık modelden sonra tepe taklak oldu. Şirketin hisseleri 20 dakikada 22 milyar dolar değer kaybederek, hisseleri 125.50 dolara kadar geriledi. Apple etkinliğinin bitmesi ile Apple hisseleri biraz toparlansa da günü seans sonrası işlemlerde yüzde 0.60 civarında değer kaybetmeye devam etti.

Etkinlik boyunca neler değişti?
Etkinlik başlangıcı (19.00) 127.17 dolar
Yeni MacBook tanıtımı (19.30) 128.38 dolar
Apple Watch tanıtımı başladı (20.00) 129.45 dolar
Apple Watch fiyatları açıklandı (20.20) 125.50 dolar
Seansların kapanmasından sonra (23.00) 127.14 dolar

Yeni ürünler, eskileri gibi iddialı değil
Mesela Apple’ın MacBook Pro ya da Air modellerini ele alalım. Kullandığı işlemciler, batarya performansları ve giriş çıkış birimleriyle mobil arenadaki en iddialı modellerden. Yeni MacBook, tasarım olarak çok iyi olsa bile, tek başına USB-Cbağlantısının kulllanılması, bir bilgisayar için giriş çıkış eksikliği olarak yorumlanıyor. Ayrıca Core M işlemcisinin performansı da şüpheli.

Yani MacBook Air’den daha az yetenekli ve daha pahalı, ama şık bir cihaz karşımızda. Aynı şekilde Apple Watch ise asla rakipsiz değil ve oldukça pahalı. Kısaca Apple’ın önceki ürünleri, segmentlerinde çok iddialı modellerden. Fakat geçtiğimiz gün tanıtılan ürünleri almazsanız, hayatınızda hiç bir şey değişmez. Hisselerin düşmesi ve global anlamdaki beklentilerin altında kalınmasının temel nedeni de bu.

Kaynak: ShiftDelete.Net

Index Grup 3 milyar TL barajını aşmayı hedefliyor

0
Index Grup CEO'su Erol Bilecik
Index Grup CEO’su Erol Bilecik

Bilişim sektöründe 25 yılı geride bırakan ve bünyesinde İndeks Bilgisayar, Datagate Bilgisayar, Despec Bilgisayar, Neteks İletişim, Artım Bilişim, Homend Elektrikli Cihazlar ve Teklos Lojistik’i bulunduran Index Grup, 2014 yılı mali sonuçlarını ve 2015 hedeflerini açıkladı.

Grubun 2014 performansının ve 2015 hedeflerinin kamuoyuyla paylaşıldığı toplantıda konuşan Index Grup CEO’su Erol Bilecik, “Index Grup olarak 25. yaşımızı kutladığımız 2014 yılı, uzun süredir adım adım ilerlettiğimiz yatırımların meyvelerini toplamaya başladığımız, önemli atılımların kaydedildiği ve pozitif rakamların ortaya çıktığı bir yıl oldu. Gerek 2014 yılı içinde yaptığımız ve gerekse 2015 yılında hedeflediğimiz yatırımlarla geleceğe emin adımlarla yürüyoruz” dedi.

Telekom sektörüne giriş yapma hedeflerini 2014’te gerçekleştirdiklerini söyleyen Bilecik, “Grup şirketlerimizden Datagate’in Avea’nın dağıtıcısı olması, hem Telekom sektörüne adım atmamızı sağladı hem de her yıl önemli büyümelere katkıda bulunabilecek kritik bir gelişme olarak Index Grup tarihinde yer etti. Bu anlaşma ile birlikte Index Grup olarak 10 akıllı cep telefonu üreticisiyle distribütörlük anlaşması yaparak mobil dünyanın güçlü oyuncuları içinde yer almayı başardık” diye konuştu.

Bilecik, grup iştiraki İndeks Bilgisayar’ın 2013 sonunda dünyanın en değerli markalarından biri olan Apple ile imzaladığı iPhone distribütörlük anlaşmasının ise, 2014 içerisinde akıllı mobil ürünler alanında Index Grup’un büyümesine çok olumlu katkılarda bulunduğunu ve 2015’te Apple ürünlerinin Index cirosuna önemli artılar kazandıracağını vurguladı: “Son dönemlerde distribütörlüğünü yaptığımız birçok önemli BT üreticisinin akıllı cep telefonu üretmeye başlaması ile grubumuz ileriki dönemlerde mobil pazarda daha güçlü bir oyuncu olacaktır.”

2015 hedefleri

2015 yılındaki yatırımlarını üç ana başlıkta yürütmeyi planladıklarını ifade eden Bilecik, yapacakları yatırımları ve hedeflerini ise şu şekilde özetledi:

“Öncelikle lojistik sektöründeki yatırımlarımıza devam edeceğiz. Aynı zamanda mobil ürün ve teknolojilere yönelik odağımızı genişleteceğiz. 2014 yılında Index Grup olarak önce Apple, daha sonra Avea distribütörlük işbirlikleriyle mobil ve telekomünikasyon sektörüne giriş yapmıştık. Şimdi Telekom sektörünün önemli oyuncularından biri olma yolunda emin adımlarla ilerliyoruz ve 2015’te bu alandaki yatırımlarımıza devam edeceğiz. Üçüncü olarak da ‘value added’ dediğimiz katma değer yaratacak alanlarına odaklanmayı 2015 yılında arttırmış olacağız. Bu noktada özellikle katma değerli dağıtım yapısına uygun bir şekilde kendi kurumsal yapımızı da yeniden yapılandırıyoruz. Özellikle ‘4S’ olarak adlandırılan Software (yazılım), Server (büyük sunucular), Storage (büyük bilgi depolama ürünleri) ve Services (servisler), bizim 2015’te sıkı bir şekilde tutunacağımız katma değerli alanlar olacaktır. Bu doğrultuda 2015 yılındaki büyüme hedefimizi %22, ciro hedefini ise 3,3 milyar TL olarak planlamış bulunmaktayız. 2023’e yönelik hedefimiz ise, teknoloji kulvarında Avrupa’nın ilk beş büyük grubu içinde olmak.”

Her 3 BT yöneticisinden 2’si karma buluta ihtiyaç duyuyor

0

EMC_arastirma_TREMC Corporation, araştırma şirketi Vanson Bourne tarafından dünya çapında 33 ülkeden BT konusunda karar verme yetkisine sahip 10 bin 451 BT yöneticisinin katılımıyla gerçekleştirilen ve BT’nin günümüzde kurumlar içindeki değişen rolü hakkındaki global algıları ölçen araştırmanın sonuçlarını açıkladı.

Araştırma, bulut bilişimin dünya çapında her geçen gün daha fazla benimsendiğini ortaya koydu. Araştırmaya katılanların çoğu karma bulutun daha fazla çeviklik ve güvenlik sağlaması sebebiyle tercih ettikleri seçenek olduğunu belirtti.

Araştırmaya katılanlar, BT departmanlarının iş hedeflerine ulaşmada daha önce hiç olmadığı kadar etkin rol oynadığına, ancak harcamalar konusundaki kontrolü kaybettiğine inanıyor. Katılımcıların çoğunluğu BT departmanlarının işte büyümeyi desteklemeye yardımcı olmak için talebe bağlı hizmetlerin kurum içi aracı sağlayıcısı olarak görev görmesi gerektiğini düşünüyor. BT departmanları üzerindeki bu baskı ve BT becerilerindeki eksiklik, BT uzmanlarının karma buluta yönelik ilgilerinin artmasında rol oynuyor gibi görünüyor.

Araştırmanın öne çıkan sonuçları ise şöyle sıralanıyor;

Karma bulutun benimsenmesindeki zorluklar ve etkenler

* Araştırmaya katılanların yüzde 71’i BT departmanlarının talebe bağlı hizmetleri sağlayacak kurum içi bir aracı görevi görmesine yönelik bir stratejiyi onaylarken, araştırmadan elde edilen bulgular BT departmanlarının işte büyümeye yardımcı olma konusundaki becerilerine güvenilmediğini ortaya koydu.

* Yüzde 35’i parçası oldukları BT departmanının işle ilgili kilit önem taşıyan öncelikleri yerine getirme konusunda uygun düzeyde bilgi ve beceriye sahip olmadığına inanıyor.

* Araştırmaya katılanların yüzde 69’u BT çalışanlarının bulut, mobil teknolojiler, sosyal medya ve Büyük Veri gibi mega trendlerin olası sonuçları konusunda eğitilmesinin önümüzdeki 1-2 sene içinde BT departmanları için aşılması gereken bir zorluk olacağını düşünüyor.

Karma bulut ve otomasyonun artan önemi

* Karma bulutun benimsenme oranı 2013’ten günümüze yüzde 9 artış gösterdi. Tüm dünyada ise yüzde 27’lik bir yükselme gösteren Karma Bulut en yüksek EMEA bölgesinde (yüzde 28) ardından da Güney Amerika (yüzde 24) ve Asya Pasifik ve Japonya bölgelerinde (yüzde 24) benimsendi.

* Araştırmaya dünyanın dört bir yanından katılanların yaklaşık üçte ikisi (yüzde 64) sunduğu çeviklik ve güvenlik nedeniyle karma buluta ihtiyaç duyduklarını ifade etti.

* Yüzde 74’ü altyapılarında otomasyonu artırmanın işte büyüme için elzem olduğuna inanıyor.

Bulutun geleceği ve genel buluta şüpheci yaklaşım

* İşletmelerin buluta geçişi gün geçtikçe artarken, katılımcıların yalnızca yüzde 16’sı genel bulut üzerine herhangi bir uygulamayı koyma konusunda istekli olduğunu ifade etti.

* Katılımcıların genel buluta koyma konusunda en çok çekince gösterdikleri uygulamalar, finansal planlama (yüzde 39), insan sermayesi yönetimi (yüzde 35) ve ERP (yüzde 32) oldu.

* Daha ileri düzeyde BT ekonomisine sahip gelişmiş pazarlar bulut bilişimin benimsenmesine öncülük ederken, gelişmekte olan pazarlar riskten daha çok kaçınıyor ve buna bağlı olarak da bulut platformlarının benimsenme düzeyinin daha düşük olduğu görülüyor.

* Ancak gelişmekte olan pazarlar BT departmanları ve karma bulut konusunda daha olumlu. Yüzde 79’u bulut, mobil teknolojiler, sosyal medya ve Büyük Veri  gibi mega trendlerden rekabet avantajı sağlamayı bekliyor (bu oran gelişmiş ülkelerde yüzde 75). Yüzde 67’si ise genel ve özel bulut platformlarını bir araya getirerek güvenliği ve çevikliği artırabileceklerini düşünüyor (gelişmiş ülkelerde bu oran yüzde 60).

Learn more about Hybrid Cloud Trends – EMC Survey Results Summary

Hastaneler için çare mobil

0
Graphic-04022015
Görseli büyütmek için üzerine tıklayınız.

Aruba Networks, sağlık hizmeti veren kuruluşların verimlilik alanında büyük iyileştirmelere imza atabileceklerini ve tüm seviyelerde mobil teknolojiyi benimseyerek yanlış tanıları azaltabileceklerini öne sürüyor.

Aruba Networks, 2025 yılına kadar hastane sistemlerinin kâğıttan ziyade öncelikli olarak, mobil cihazlarla erişilen ve giyilebilir cihazlar dâhil çok çeşitli tüketici mobil cihazlarından gelen gerçek zamanlı verilerle beslenen bulutta işletileceğini tahmin ediyor.

Şirket, bu mobil altyapıyı daha ilk benimseyenlerin deneyimlerine dayanarak, verimliliğin yüzde 50 oranında artırılabileceğini, yanlış tanıların dörtte üç oranında azaltılabileceğini, bir yandan da halkın sağlık hizmetlerine yönelik sürekli artan beklentilerinin karşılanmasına yardımcı olunabileceğini öngörüyor.

Aruba Networks önümüzdeki on yılda aşağıdaki eğilimlerin ortaya çıkacağını tahmin ediyor.

  1. ‘mCloud’ uygulamasının doğuşuyla hastanelerde verimlilik yüzde 50 oranında artacak. mCloud, dünyanın her yerinden her zaman erişilebilen, hasta kayıtlarının saklanmasında kullanılan merkezî, güvenli bir hub olacak. Bu araca sahip olmak, tıbbi kayıtların bütünüyle özel ve güvenli bir bulut servisinde saklanacağı, dolayısıyla personelin herhangi bir konumdan her türlü durumla ilgili olarak tam bilgi alabilmesi anlamına gelecektir.
  1. Gerçek zamanlı veriler ile mobil teknolojilerin ortaklığıyla yanlış tanılar yüzde 75 oranında azalacak. Mobil yazılımlar ile giyilebilir cihazların kullanımı sayesinde, geleceğin hastaneleri tıbbi bilgiler de dâhil gerçek zamanlı verilerden faydalanabilecekler. Bu veriler, daha doğru tanı konmasına olanak tanırken, danışmanlara bir hastanın hastalıkları hakkında daha fazla görünürlük sağlar ve ilgili semptomların bilgilerine erişim sağlaması ile yanlış tanıları yüzde 75’in üzerinde azaltır.
  1. Gizliliği ve işbirliğini daha da iyileştiren gerçek anlamda kâğıtsız ve kablosuz bir dünya oluşacak. Teknolojik yeniliklerin son on yıldaki hızı göz önüne alındığında, kâğıt ve belge depolama için harcanan paranın ciddi ölçüde azalacağı gerçekçi bir tahmindir. Kablosuz çalışma alanlarında kaydedilen ilerleme ile birlikte kâğıt kullanımı da azalıyor; belgeler tek bir tuşla paylaşılabildiği için de iletişim ve işbirliğinde kazanımlar oluyor.
  1. Özelleştirilmiş ve akıllı bir hasta deneyimi. Hem hastalar hem de ziyaretçiler açısından, hastanelerin uzun bekleme sürelerinin olmadığı yerler olması gerekiyor. Yarının hastanesi tam mobil, kişiselleşmiş bir mekân olacak ve modern bir gündüz oteline benzeyecektir. ‘Akıllı odaların’ geliştirilmesiyle, hasta ve danışmanları arasında hem hastanede hem de uzaktan etkileşim kurma kolaylığı sağlanacaktır. Mobil uygulamaların kullanımı sayesinde, hastalar randevu alabilecek; hatta hastane içindeki imkânların yerini belirleyebileceklerdir. Röntgen gibi testler anında paylaşılabildiği ve sonrasında alınacak kararlar bugüne kıyasla çok daha hızlı alınacağı için, yatan hasta bakımı doğrudan etkilenecektir.

Aruba Networks Türkiye Ülke Müdürü Bülent Tekkaya şunları söyledi: “Mobil teknoloji, kritik bilginin sağlık sektöründe bugün daha hızlı, doğru ve güvenli biçimde iletilmesini sağlamaktadır. Çalışanlarının, hastaların ve ziyaretçilerin yararına olacak şekilde, altyapılarının temeline mobil teknolojileri oturtan kuruluşları hâlihazırda görüyoruz. Zamanla, mobil teknoloji Sağlık Sektöründe temel iletişim aracı olacaktır.”

En popüler 18 uygulama saldırılara açık

0

social-media-tebesirIntel Security, mobil dünyadaki tehdit ile potansiyel olarak milyonlarca mobil telefon kullanıcısını etkileyen, mobil uygulama geliştiricilerinin kritik güvenli yuva katmanı (SSL) hassasiyetlerini yamayamamasına dair değerlendirmelerle birlikte McAfee Labs Tehditler Raporu: Şubat 2015’i yayınladı.

Ocak ayında, McAfee Labs CERT’in listesinde yer alan, girişte kimlik bilgilerini güvenli olmayan bağlantılardan yollayan açıklı mobil uygulamalar listesindeki en popüler 25 uygulamayı test etti ve bunlardan 18’inin, kamunun bilgilendirilmesine, satıcı bildirimine ve bazı durumlarda güvenlik dışındaki sorunları düzelten birçok sürüm güncellemesine rağmen halen yamalanmadığını ortaya çıkardı.

McAfee Labs araştırmacıları, mobil uygulama sağlayıcıların, uygun olmayan dijital zincir doğrulaması gibi en temel SSL açıklarını kapatmada yavaş olduklarını tespit ettiler.  Eylül 2014’te, Carnegie Mellon Üniversitesindeki Bilgisayar Acil Durum Yanıt Ekibi (CERT), milyonlarca kez indirilen uygulamaların da aralarında bulunduğu, bu zaafa sahip mobil uygulamaların bir listesini yayınladı.

McAfee Labs tarafından yakından izlenen bir başka 4üncü çeyrek gelişmesi de, bir hizmet olarak bilişim suçları ekonomisinin hiç olmadığı kadar kötü amaçlı işlevler sunan kullanıma hazır araçlara en son katkılarından biri olan Angler istismar kitinin yükselişi oldu. Araştırmacılar bilişim suçlularının 2014’ün ikinci yarısında, istismar kitleri arasında popülarite bakımından Blacole’u geçen Angler’e transfer olduğunu gözlemledi.  Angler, sanal makineler, kum kutuları ve güvenlik yazılımlarınca fark edilmemek için çeşitli kaçınma tekniklerine başvuruyor ve varlığını bazı güvenlik ürünlerinden saklamak için sıkça model ve yüklerini değiştiriyor.

Bu suç yazılımı paketi kullanımı kolay saldırı özellikleri ve dosyasız bulaştırma, sanal makine ve güvenlik ürününden kaçınma gibi yeni kapasiteler ile bankacılık Truvaları, korsanlık amaçlı programlar, fidye yazılımlar, CryptoLocker ve sisteme izinsiz erişim yapan Truvalar dâhil çok çeşitli yükleri getirme konusunda yeni imkanları içeriyor.

İnternet Güvenliği konusunda 2014 yılının son çeyreğinde meydana gelen gelişmeler  

 –Mobil Kötü Amaçlı Yazılım. McAfee Labs, 2014 yılının son çeyreğinde mobil kötü amaçlı yazılım numunelerinin, Asya ve Afrika’nın en yüksek enfeksiyon oranlarını kaydetmesiyle birlikte yüzde 14 oranında arttığını bildirdi. McAfee tarafından izlenen tüm mobil sistemlerin en az yüzde 8’inde 2014 son çeyreğinde bir enfeksiyon tespit edilirken, faaliyetlerin çoğu AirPush reklam networkü ile ilişkilendirilmiştir.

Potansiyel Olarak İstenmeyen Programlar. Dördüncü çeyrekte, McAfee Labs her gün 91 milyon sistemde PUP tespit etti. McAfee Labs, PUP’ların bir yandan yetkisiz eylemlerde bulunup örneğin amaçlanmayan reklamları görüntüler, tarayıcı ayarlarını değiştirir veya kullanıcı ve sistem verilerini toplarken bir yandan da kendilerini meşru uygulama gibi göstererek, gittikçe daha saldırgan hale geldiklerini görüyor.

Fidye Yazılım. Üçüncü çeyrekte başlayarak, yeni fidye yazılım numunesi sayısı dört çeyrek süren bir gerilemenin ardından yükselmeye başladı. Dördüncü çeyrekte, yeni numune sayısı yüzde 155 arttı.

İmzalı Kötü Amaçlı Yazılım. Yeni kötü amaçlı imzalı ikililerde kısa süren bir düşüşten sonra, toplam imzalı ikililerde yaşanan yüzde 17’lik artışla büyüme hızı yeniden arttı.

Toplam Kötü Amaçlı Yazılım. McAfee Labs bugün dakikada 387 veya saniyede altı yeni kötü amaçlı yazılım numunesi tespit ediliyor.

Z kuşağı parmak iziyle ödeme yapmak istiyor

0

medya-point-parmak-mediaVisa Europe tarafından İngiltere’de yapılan bir araştırmaya göre, 16-24 yaş aralığından oluşan Z Kuşağı, yüz tanıma, parmak izi, retina taraması gibi biyometrik güvenlik uygulamalarını ilgiyle takip ediyor ve bu uygulamaları şifre kullanımı gibi geleneksel kimlik doğrulama yöntemlerinin yerine kullanma eğilimi gösteriyor.

Tüketicilerin kullandıkları yeni ödeme yöntemleri arasında, parmak izi taraması Z Kuşağı’nın en çok ilgisini çeken kimlik doğrulama yöntemi olarak öne çıkıyor. Z Kuşağı’nın yaklaşık yüzde 70’i, 2020 yılına kadar şifre kullanmak yerine parmak iziyle ödeme yapmak istediğini belirtirken, retina taraması yüzde 39 ile ikinci sırada, yüz tanıma yüzde 27 ile üçüncü sırada, ses tanıma yüzde 12 ile dördüncü sırada yer alıyor. DNA örnekleri ve vücuda yerleştirilmiş çipler ise daha az ilgi çekiyor.

Farklı kuşakların alışkanlıklarını ortaya koyan ve 2088 kişinin katıldığı araştırma sonuçlarına göre Z Kuşağı’nın yüzde 32’si kişisel verilerinin güvenliğini sağlamak için sadece tek bir PIN kodu, yüzde 14’ü de tek bir şifre kullanıyor.

Araştırmada yer alan Z Kuşağı üyelerinin yüzde 64’ü, ödeme yaparken kullandıkları mevcut güvenlik uygulamalarından rahatsız oluyor. Öyle ki Z Kuşağı’nın yarısından fazlası şifre ya da PIN kodu gibi uygulamaların önümüzdeki 10 yıl içinde çok da gerekli olmayacağına inanıyor.

Z Kuşağı, biyometrik güvenlik uygulamalarının geleneksel güvenlik yöntemlerinin yerini almasını heyecanla bekliyor ve yüzde 76’sı biyometrik güvenlik ile ödeme yaparken kendilerini daha rahat hissedeceklerini, yüzde 69’u ise bunun hayatlarını daha hızlı ve kolay bir hale getireceğini söylüyor.

“Şifreler yük olarak görülüyor”

Z kuşağının, şifre gibi klasik güvenlik sistemlerini bir yük olarak gördüğüne dikkat çeken Visa Europe Dijital Ödemeler Başkan Yardımcısı Jonathan Vaux, önümüzdeki dönemde ürünlerin biyometrik güvenlik uygulamaları ile entegre edilmesiyle sektör standardı olan şifre kullanımında azalma olacağını öngördüklerini dile getirdi. Vaux, sözlerini şöyle sürdürdü:

Banka ve ürün sağlayıcılar açısından değerlendirdiğimizde bu durumun beraberinde iki konuyu gündeme getireceğini öngörüyoruz. İlki, Z Kuşağı’nın bu yöndeki taleplerini karşılamak için biyometrik alandaki çalışmaları devam ettirmek ve hızlandırmak. İkincisi ise, artan kimlik doğrulama seçeneklerini iyi değerlendirerek, ödemelerde güvenlik ve kolaylık açısından iyi bir müşteri tecrübesi yaratmak.”

Giyilebilir teknoloji, akıllı saatlerle tavan yapacak

1

AppleWatchMobil Dünya Kongresi’ndeki yenilikler konuşulmaya devam ede dursun, mobil dünyanın parlayan yıldızları arasında giyilebilir teknoloji ürünlerine olan talep dikkat çekiyor.

GfK’nın yaptığı bir araştırmaya göre, bu ürünlerin satışlarında 2015’te ciddi bir hareketlilik bekleniyor. Ürünleri sağlıkla ilgili olanlar (bileklik vb.) ve akıllı saatler olarak iki farklı segmentte değerlendiren GfK’nın verilerine göre 2014’te sağlık amaçlı kullanılan cihazlardan tüm dünyada 13,5 milyon adet satıldı. Aynı dönemde ise akıllı saatlerin satışı ise 4 milyonda kaldı.

Ancak 2015’te ibre tersine dönecek ve akıllı saat satışlarının sağlık amaçlı olanları geçeceği öngörülüyor. GfK’nın tahminlerine göre bu yılın sonunda akıllı saat satışları 26,1 milyona ulaşırken, diğer grup iki kat artışla 25 milyona çıkmasına rağmen geride kalacak.

Araştırmanın alt detaylarına inildiğinde ise akıllı saatlerdeki bu artışın Kuzey Amerika, Batı Avrupa ve gelişmekte olan Asya Pasifik ülkelerinden kaynaklanması bekleniyor. Bu pazarlarda 2014’te 2,4 milyona ulaşan akıllı saat satışlarının 2015’te 18 milyonu aşması bekleniyor. Saat segmentindeki bu ciddi artışta bu akşam Türkiye saati ile 19:00’da tanıtımı yapılacak olan Apple Watch’ın payının büyük olacağını tahmin etmek zor değil. Meraklıları için Apple Watch etkinliğinden anlık gelişmeleri ShiftDelete.Net’ten takip edebileceğinizi ekleyelim.

Turkcell’den trafik kazalarını önleyecek adım

0

HeEroTurkcell makineler arası iletişim teknolojisi sayesinde kazanın ardından araç, kaza konumu ve hasar hakkındaki bilgileri anında 112 acil merkezine gönderebilecek. Bu sayede kazalara anında ve hızlı şekilde müdahale edilerek olası can ve mal kayıplarının önüne geçilebilecek.

İçişlerini Bakanlığı’nın 14 Avrupa ülkesiyle yürüttüğü “HeERO” Projesi’nde yer alan tek mobil operatör olan Turkcell, projenin tüm mobil iletişim alt yapısını sisteme entegre hale getirdi. Proje kapsamında Turkcell M2M alt yapısı kullanılarak araç içindeki özel cihaza yerleştirilecek M2M SIM kartlar, kaza sonrası araçla 112 acil merkezinin haberleşmesi sağlanacak. Uygulamayla, GPS sistemi sayesinde 112 acil merkezi aracın konumunu belirlerken, araçtaki sensörler de hasarın büyüklüğünü merkeze iletecek. E-call çağrısını alarak durum tespiti yapacak 112 merkezi; polis, jandarma, ambulans ve itfaiye birimlerine bilgi vererek olay yerine yönlendirebilecek. Sistem sayesinde araçta bulunanlar da 112 görevlileriyle konuşabilecek.

Avrupa Birliği’nde yapılan teknik analizlerde projenin hayata geçmesiyle şehir dışındaki kazalarda müdahale süresinin yüzde 50 ve şehir içindeki kazalarda yüzde 40 daha kısaldığı görülüyor. Yine aynı analizlerde yıllık 160 Milyar Euro’luk olan toplam kaybın 20 Milyar Euro azalacağı tahmin ediliyor.

Siber tehdit takip hızı saniyede 120 TB’a çıktı

0

SiberSaldiriGorsel1En zorlu siber saldırılar için özel savunma çözümleri sunan Amerikan siber güvenlik kuruluşu Arbor, kuruluşunun sekizinci yıl dönümünde saniyede 120 terabaytlık trafik istihbaratı elde edebilme kapasitesine ulaştı. Dünya genelinde 330 ağ operatöründen gelen verileri Atlas ismini verdiği platform üzerinden anlık olarak izleyen Arbor, siber tehditleri bu yolla anında tespit edebiliyor.

Konuyla ilgili açıklama yapan Arbor Networks Türkiye Ülke Müdürü Serhat Atlı, “Atlas, hemen yanı başlarında ve dünya genelinde ne olup bittiğini anlamak isteyen siber güvenlik ekiplerine müthiş bir değer sunuyor. Atlas üzerinden artık saniyede 120 terabaytlık veri trafiği izlenebilecek, tehdit unsurları henüz saldırının ilk anından itibaren tespit edilebilecek. Birçok güvenlik çözümünün ‘öngörü’ vaadi var, ancak Atlas programı şirketlerin kendi ağlarının yanı sıra tüm dünyada olup bitene ilişkin ‘öngörü’ sahibi olabilmelerini mümkün kılıyor” dedi.

Atlas verileri aynı zamanda Google Ideas ile ortaklaşa hizmete sunulan Dijital Saldırı Haritası‘nın da temelini oluşturuyor.

Danıştay’dan, Erişim Sağlayıcıları Birliği tüzüğüne durdurma

0
TELKODER Başkanı Yusuf Ata Arıak
TELKODER Başkanı Yusuf Ata Arıak

Geçtiğimiz sene Şubat ayında 5651 sayılı internet kanununa torba yasayla eklenen bir madde ile “Erişim Sağlayıcılar Birliği” kurulması zorunlu hale getirilmişti. Bu Birliğin Tüzüğünü onaylayan BTK kararının iptal edilmesi için TELKODER tarafından Danıştay’da açılan davada, Danıştay yürütmeyi durdurma kararı aldı.

TELKODER Başkanı Yusuf Ata Arıak Danıştay 13. Daire Başkanlığı’nın aldığı yürütmeyi durdurma kararına ilişkin, “Kanun yoluyla Erişim Sağlayıcıları Birliği adında bir Sivil Toplum Kuruluşunun zorunlu olarak kurulmasını ve zorunlu olarak üye olunmasını doğru bulmuyoruz. Ancak, Kanun gereği kurulacak olan söz konusu Birliğin gerçekten sivil karakterde olması, öncelikle orta ve küçük cirolu işletmeciler olmak üzere tüm işletmecilerin beklenmedik yatırım/harcama risklerinden korunması, adil temsilin sağlanması, TELKODER üyelerinin de aralarında bulunduğu 116 işletmecinin bir araya gelerek oluşturduğu ve “Serbest Grup” olarak adlandırılan işletmecilerin kabul ettiği temel ilkelerdi. Bu ilkeler doğrultusunda hazırlanmış olan Serbest Grup ESB Tüzüğü, 116 işletmecinin imzası ile birlikte BTK onayına sunulmuştu. Ancak BTK çoğulcu yaklaşımla hazırlanmış olan bu Tüzük yerine, 12 büyük cirolu işletmeci tarafından imzalanmış olan bir Tüzüğü onaylamayı tercih etmişti.” açıklamasını yaptı.

TELKODER, 12 büyük cirolu işletmeci tarafından imzalanmış olan Tüzük’te yasaya uygun olmaması, geniş tabanlı olarak hazırlanmayarak işletmecilerin büyük çoğunluğunun göz ardı edildiği ve üyelere eşit oy hakkı verilmediğine yönelik itirazlarda bulunmuştu.

Tüzük’te yönetime seçilme hakkının adil olmadığını da vurgu yapan Telkoder, 11 kişilik Yönetim Kurulu üyeliklerinin 9’unun büyük cirolu işletmecilere verilmesinin zorunlu tutulduğuna dikkat çekmişti.

TELKODER Başkanı Yusuf Ata Arıak, konuyla ilgili olarak sözlerini şöyle sürdürdü:

Kanun zoruyla da olsa bu Birliğin kurulması ilk defa 116 işletmecinin aynı amaç doğrultusunda bu büyüklükte bir araya gelmesine sebep olmuştur. Serbest Grup çatısı altında 116 işletmeci kendi hakkına sahip çıkmıştır ve çıkmaya devam edecektir. TELKODER bu mücadelede sadece öne düşmüş ve yol göstermiştir. Küçük ve orta ölçekli işletmecileri, yani bu sektörün fidanlığını, görmezden gelen bu anlayışı değiştirmek için hep birlikte ve her ortamda kararlı mücadelemize devam edeceğiz.

Danıştay kararını verdi ve 12 büyük cirolu işletmeci tarafından hazırlanmış olan tüzüğü onaylayan BTK kararının yürütmesini durdurdu! Bu kararla birlikte Erişim Sağlayıcılar Birliği’nin yasal dayanağı ortadan kalkmıştır. Biraz geç alınmış bir karar olsa da yanlışa dur diyen bu kararın alınmasından dolayı mutluyuz.”