Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 1766

Cisco Kurucusu: “CEO maaşı adil değil!”

0

Teknoloji sektöründe patronlarla ilgili şirket stratejilerini konuşabilecek birkaç kişiden biri de, eski eşiyle birlikte Cisco Systems’i kuran Sandy Lerner olsa gerek. Şirketin sermayecisi ve aynı zamanda Sequoia Capital’in kurucusu Don Valentine, CEO olarak kendi adayını konumlandırınca, Lerner ve kocası şirketteki yerlerinden edilmişti.

Lerner iş hayatı boyunca pek çok ilginç girişimle gündeme geldi; kozmetik şirketi kurup daha sonra bunu Louis Vuitton’a satmak, organik ürünler üreten bir çiftlik işletmek ve bir zamanlar Jane Austin’in kardeşine ait olan bir malikaneyi onarmak bunların arasında sayılabilir.

Inc. ile girişimcilik üzerine yaptığı bir röportajda Lerner’a CEO maaşlarının ne derece adil olduğu ve işçi maaşlarıyla arasındaki farkın bu kadar çok olmasının doğruluğu soruldu. Lerner’in yanıtına geçmeden önce, Cisco’nun en uzun süredir CEO’su olarak görev yapan John Chambers’ın 2015’te 19 milyon dolar kazandığını, şirketteki ortalama bir çalışanın ise 138,861 dolar ile “ev geçindirdiğini” tam bu noktada hatırlatalım.

Böyle CEO maaşı olmaz!

“CEO maaşı işini çok karıştırdılar.” diyen Lerner, CEO primlerinin uzun vadeli, yıllar hatta on yıllar süresince ölçülebilecek hedeflere dayandırılması gerektiğini öne sürdü.

“Bir CEO’nun görevi nedir? Şirketi kendi devraldığından daha karlı ve daha iyi durumda bırakmaktır. CEO’lara ücretlerini bunu baz alarak ödemiyoruz. CEO’lara bir önceki çeyreğin karını baz alarak ödeme yapıyoruz. Eskiden CEO’lar şirket için karar alırken, kendi konumlarının da risk altında olduğunu bilerek hareket ederdi. Artık her şey tam tersine döndü.”

Cisco kurucu ortağı, özellikle Silikon Vadisi’nde teknoloji balonunun yanı sıra bir de CEO balonu olduğunu düşünüyor. Yakın zamanda benzer şikayetleri diğer şirketlerde de duyduk. Örneğin Salesforce CEO’su Marc Benioff geçtiğimiz yıl 1,55 milyon dolarlık maaşının yanında 40 milyon dolara yakın prim alması yatırımcıları rahatsız etti ve bu ödemede daha sonra kesintiye gidildi.

Öte yandan Lerner’in hikayesini tamamlayacak olursak, kendisi servetinin çoğunun Cisco’yu bıraktıktan sonra, kendisinin ve kocasının şirketteki hisselerinden elde etti. Cisco halka açıldı, hisseleri 85 milyon değerindeydi ve bunu satarak nakde çevirdiler.

Türkiye Bankalar Birliği kredi takip oranını açıkladı

0

Türkiye Bankalar Birliği, 2016 yılının ilk üç ayına ait temel bankacılık verilerini açıkladı. Buna göre kredi alımları Ocak ayından bu yana yüzde 12 oranında artarken, takipte olan (kaba tabiriyle “borç takan”) kredi oranı geçen yılın aynı dönemine oranla artış gördü. Bu alanda en yüksek artış ise kredi kartlarında gerçekleşti.

Ajans Press’in yazılı basında yaptığı incelemeye göre, 2016 yılının ilk çeyreğinde kredi borçlarını konu alan 2 bin 806 haber saptandı. Geçen senenin aynı dilimindeki haberleri de inceleyen Ajans Press, 2 bin 597 adet haber yapıldığını tespit etti. Türkiye’ye yapılan yatırımlar çerçevesinde ticari kredilerde yaşanan artış ve beraberinde getirdiği büyüme hızının medyanın gözünden kaçmadığı görülüyor.

Türkiye yüzde 3,3 takipteki kredi oranıyla halen birçok Avrupa ülkesinin gerisinde. Uzmanlara göre takipteki kredi oranının yüzde 4’ün üzerine çıkması ekonomi için alarm seviyesi anlamına geliyor. Şu an için çok ciddi bir tehdit oluşturmayan kredi seviyesinde, iyileşme için büyüme rakamlarının açıklanması bekleniyor.

Avrupa, Google’ı neden dava etti?

0

Bugün mobil cihaz pazarında sadece Apple ve Google’ı konuşuyorsak, bunda Google’ın parmağı var. En azından Avrupa Komisyonu böyle düşünüyor. Bu nedenle Komisyon, sunduğu açık kaynaklı Android platformunu, üreticilere yeterli serbestliği sağlamadığı gerekçesiyle Google’ı tekelcilikle suçluyor. Üstelik bu suçlamalar artık yasal bir zemin kazandı, Google antitröst davası başladı.

Antitröst davası olarak da bilinen bu tip davalar, teknoloji devlerinin yabancı oldukları süreçler değil. Daha önce Apple e-kitap alanında, Microsoft ise işletim sistemleri pazarında dominant rolünü suistimal ettiği gerekçesiyle benzer davalarla yargılanmıştı. Google’a açılan davada da yine şirketin, Android ile elde ettiği baskın konumu kullanarak kendi uygulamalarını rakipsiz hale getirmesinden şikayet ediliyor.

Avrupa Rekabet Komisyonu Şefi Margarethe Vestager’in yaptığı açıklamada, Google’ın mobil pazarda kendi dominant pozisyonunu korumak ve genişletmek için genel bir strateji yürüttüğüne dikkat çekilirken, şirketin bu konumu suistimal ettiği ve bu nedenle rekabete zarar vererek, inovasyonun önünü kestiği belirtiliyor. Komisyonun yayınladığı basın bildirisinde ise üç maddeyle tekel kurma iddiaları somut örneklere dayandırılıyor.

Google antitröst davası üç ana iddia ile başladı:

  1. Google üreticilere Google Arama ve Chrome tarayıcı uygulamalarını cihazlarında önyüklü olarak sunma ve Google’ın arama motorunu cihazın varsayılan arama servisi olarak kullanma zorunluluğu getiriyor.
  2. Android açık kaynak kodlarını kullanarak geliştirilen diğer işletim sistemlerinin yüklü olduğu akıllı telefonların satışa sunulmasını önlüyor.
  3. Üreticilere ve mobil ağ operatörlerine, cihazlara sadece Google Arama uygulamasını önyüklü sunmaları karşılığında mali teşvik sağlıyor.

Avrupa Komisyonu tarafından öne sürülen bu üç iddia da oldukça ciddi görünüyor. Peki, bu iddialara karşı Google tarafı ne diyor? Teknoloji devinin kıdemli başkan vekili Kent Walker, Android’in açık kaynaklı yazılım ve açık inovasyonu esas alan kayda değer ve sürdürülebilir bir ekossitem oluşmasına destek olduğunu belirtiyor ve ekliyor: “Avrupa Komisyonu ile birlikte çalışarak, Android’in hem rekabete hem de tüketicilere fayda sağladığını göstermeyi umuyoruz. İş modelimizin üreticilere düşük maliyetli cihazları yüksek esneklik ile pazara sunma olanağı sağladığına da inanıyoruz. Aynı zamanda son kullanıcılar da kendi mobil cihazları üzerinde benzersiz bir kontrole sahip oluyor.”

Bir yıllık soruşturma tamamlandı

Davaya kaynak olan soruşturma tam bir yıl önce, Nisan 2015’te başlamıştı. Google eğer suçlu bulunursa, 2015 yılının toplam gelirlerinin yüzde 10’una denk gelen 7,4 milyar dolarlık bir ceza ödemek durumunda kalacak. Teknoloji devinin yasal savunmasını sunması için 12 hafta süresi bulunuyor.

Android ile geliştirilen iş modelinde, Google mobil işletim sistemini ücretsiz olarak sunuyor. Bu sistemi kullanan cihazlarda önyüklü gelen YouTube, Google Haritalar, Gmail ve Arama gibi uygulamalarda görüntülenen reklamlardan gelir elde ediyor. Suçlu bulunması durumunda sadece ceza ödemesi değil, aynı zamanda bu sistemi (en azından Avrupa genelinde) değiştirmesi gerekecek.

TROY için geri sayım başladı

1

Türkiye’nin fintech benimseme alanında dünya lideri olduğu haberini sizlerle henüz paylaşmıştık ki, Bankalar Arası Kart Merkezi (BKM) Türkiye’nin ödeme yöntemi (TROY) için tarih verdi. Visa ve MasterCard gibi global ödeme sistemi devlerine yerli bir rakip olmanın yanı sıra, Türkiye’nin finansal teknolojiler (fintech) alanındaki en büyük değerlerinden biri olması beklenen bu yöntem, 28 Nisan Perşembe günün yapılacak basın toplantısıyla hayatımıza girecek.

İlk olarak geçtiğimiz yılın eylül ayında duyurulan TROY’un 2016 yılı içerisinde kullanıma açılacağı belirtilmişti. 28 Nisan’daki toplantının ardından ise bu bekleyişin çok sürmeyeceğine inanıyoruz. BKM Genel Müdürü Dr. Soner Canko, ShiftDelete.Net‘e verdiği özel röportajda yeni ödeme yöntemi ile birlikte 2023 yılında yüzde 100 nakitsiz topluma ulaşmayı hedeflediklerini belirtmişti. Röportajın tamamını aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz:

Bir sonraki konferansı Messenger’a taşıyın

0

Android ve iPhone üzerinde Facebook’un anlık mesajlaşma uygulaması Messenger’ı kullanıyorsanız, yayınlanan son güncellemeyle birlikte artık herhangi bir grup sohbetinde sesli görüşme başlatmanız mümkün; Messenger sesli grup arama dünya genelinde yayınlandı. Bunun için telefon simgesine tıkladıktan sonra, konferansa eklemek istediğiniz arkadaşları seçmeniz yeterli. Messenger her birini aynı anda arıyor ve yanıt verdikçe ilgili görüşmeye dahil ediyor.

Facebook’un VoIP ile ilk imtihanı, yaklaşık iki yıl önce hayata geçirilen kullanıcılar arası sesli görüşmelerle başladı. Bugün çıkan güncellemeyle birlikte 50 kişiye kadar arkadaşı aynı grup çağrısına eklemek mümkün. Elbette 50 ayrı arkadaştan gelecek ses ile tam bir curcuna yaşanabilir. Ancak topluluğa hitap etmeyi düşünüyorsanız bundan iyi fırsat bulmanız da zor. Öte yandan, eğer 3-4 kişilik bir grup görüşmesi planlıyorsanız, Messenger’ın oldukça kaliteli bir kullanıcı deneyimi sunduğunu belirtmekte fayda var.

Şimdilik sadece sesli aramalar için hayata geçirilen grup aramalarının yakın zamanda görüntülü aramalarda da yayınlanması bekleniyor. Her zamanki gibi yığılmaları önlemek adına Facebook bu özelliği kademeli olarak kullanıcılara sunuyor. Diğer bir deyişle App Store veya Google Play mağazasında henüz Messenger uygulaması için bir güncelleme göremediyseniz telaş etmeyin; bugün yarın sesli aramalar size de gelecektir.

Apple, Mercedes ve BMW ile neden anlaşamadı?

0

Apple henüz bir elektrikli otomobil geliştirdiğini kabul etmiş değil. Buna karşın Almanya’da ilginç olaylar döndüğü de her geçen gün farklı bir kaynak tarafından teyit ediliyor. Yakın zamanda ortaya çıkan Berlin’deki süper gizli laboratuvarın ardından, şimdi de ünlü Alman yayıncı Handelsblatt, iPhone üreticisinin BMW ve Mercedes’in ana şirketi Daimler ile potansiyel bir iş ortaklığı üzerinde görüştüğünü belirtiyor.

Habere göre bu görüşmelerin odağında tabii ki Apple’ın elektrikli otomobilini üretmek yer alıyor. İlk olarak geçtiğimiz BMW ile iletişime geçen şirket, sonuç alamayınca Daimler ile temas kurdu. Ancak iki görüşmeden de netice çıkmadı. Orta yol bulunamamasının sebebi ise her iki tarafın da kullanıcı verilerine sahip olmak istemesi.

Apple sürücü verilerini kendi bulut servisi olan iCloud üzerinde saklamak istedi; buna karşın hem BMW hem de Daimler verinin sahibi olma konusunda ısrarcı oldu. Aynı habere göre projeyi kimin yöneteceği konusunda da anlaşmazlık yaşandı.

Apple rotayı Avusturya’ya çevirdi

Bir başka Alman haber kaynağı olan Frankfurter Allgemeine ise Apple’ın Avusturya merkezli Magna adlı bir “araç mühendislik ve sözleşmeli üretim” şirketiyle görüşmelere başladığını öne sürüyor. Şirketin tanımı tam da elektrikli bir araç üretip üzerine kendi markasını bastırmak isteyen birinin isteklerine yanıt verecek gibi görünüyor.

Her ne kadar şirket bizzat itiraf etmese de, bugüne kadar mobil cihazları ve pahalı bilgisayarlarıyla tanıdığımız teknoloji üreticisi, otomotiv sektörüne güçlü bir giriş yapmak istiyor. Bunun için de özellikle Türkiye’de otomotiv denince ilk akla gelen Alman üreticilerle iş birliği kurma peşinde. Ancak Apple’ın kendi sahasında koyduğu katı kurallar, deplasmana çıktığı otomotiv sanayiinde pek sökmeyecek gibi. Bakalım sürüş verilerinin imtiyazı kimin elinde kalacak…

JDN: En iyi bulut Google’da

0

Amazon Web Services bulut alanındaki aslan payını koruyor, ancak Fransız IT yayını JDN’in en iyi bulut araştırmasına göre Google’ın son dönemde yaptığı büyük ölçekli bulut yatırımları ve stratejik işe alımlar meyvelerini vermeye başladı. Bağımsız araştırma şirketleri CloudScreener ve Cedexis ile birlikte en iyi bulut performansını test etmek için çalışan JDN, bunun için Amazon Web Services, Google Compute Engine, IBM SoftLayer, Microsoft Azure ve Rackspace’i masaya yatırdı.

Cloudscreener tüm bu sağlayıcıları performans, fiyat ve hizmet seviyesi açısından inceledi. Cedexis ise ağ performanslarını test etti. Tümü incelendiğinde dört ayrı kategoride listeleme yapıldı: fiyat, performans, hizmet seviyesi ve genel.

en iyi bulut jdn arastirma

Genel puanlamada ise Google, 100 üzerinden aldığı 85 puanla birinci sırada yer almayı başardı. Amazon 75 puanla ikinci, IBM ise 72 puanla üçüncü oldu. Microsoft Azure 63 puan alırken, Rackspace 62 puanla sonuncu sırada yer aldı.

En iyi bulut, en ucuz bulut oldu

Araştırmanın detaylarına baktığımızda ise Google’ın genel sıralamada lider olmasının altında, fiyat açısından rakipsiz olması yattığını görüyoruz. Zira Google performans sıralamasında üçüncü (bu alanda lider Rackspace, ikinci IBM), hizmet seviyesi alanında da üçüncü (lider AWS, ikinci Microsoft Azure) sırada yer alıyor. Buna karşın fiyat sıralamasında aldığı 100 puanlık kusursuz skor, genel tabloya yansıyor.

Fiyatlandırma testlerinde beş sağlayıcının da bir büyük Windows sunucu, bir büyük Linux sunucu ve cluster sunucu fiyatları kıyaslandı. Aşağıdaki tablodan da göreceğiniz üzere, Google aynı ürünler için en yakın rakibinin bile oldukça altında, agresif bir fiyatlandırma politikası izliyor.

en ucuz bulut

Bulut alanında büyük yatırımlar yapmayı planlayan her şirketin benzer testler ve kıyaslamalar yapacağını düşünürsek, Google için işaretler olumlu görünüyor. Amazon halen bu pazarda lider olsa da, bulutun henüz emekleme döneminde olduğunu düşünürsek her ölçekte yeni oyuncuya yer olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Business Insider, Google CEO’su Sundar Pichai’nin birkaç ay önce söylediği şu sözleri hatırlatıyor: “Dünyadaki her işletme bir gün bulut üzerinde çalışacak. Google bu alanda büyük bir heyecan yaşıyor ve buluta yatırımımızı büyük atılımlarla artırmaya devam edeceğiz.”

Facebook ile para kazanmak mümkün mü?

0

Facebook’ta dolaşırken sıkça gördüğümüz “her like 1 dolar bağış”, “her 500 like bir tekerlekli sandalye” gibi asılsız paylaşımlardan çok daha mantıklı bir sistem yakında kullanıcılara sunulabilir. İlk olarak The Verge tarafından tespit edilen yeni bir kullanıcı anketine göre, yakında kullanıcılar tarafından yapılan paylaşımlara bağış (ya da bahşiş) tuşu eklenebilir.

Yakın dönemde Hızlı Makaleler (Instant Articles) özelliğini tüm yayıncıların kullanımına açan sosyal ağ, içerik üreticilere yeni gelir modelleri oluşturabilmek adına önemli adımlar atıyor. Yayın hayatına veda eden ünlü teknoloji sitesi GigaOM’un kurucusu Om Malik bile yazdığı bir makalede şirketini bugün sıfırdan kuracak olsa, bir web sitesi açmak yerine bir Facebook sayfasının yeterli olacağını belirtiyor. Ancak bunu paraya dönüştürme konusunda sıkıntı yaşadığını da itiraf ediyor. Her bir paylaşım için gelir sağlama imkanı sunulursa, Malik ve daha birçok yayıncının 1,5 milyar kullanıcıya sahip bu dev oyun sahasına akın edeceğine şüphe yok.

facebook para kazanma

Facebook yeni blog cenneti olabilir

Aynı ankette, sosyal medya devinin içerik üreticilere gelir oluşturmak amacıyla farklı yolları da gözden geçirdiği anlaşılıyor. Bu modeller arasında markalı içerikler (yakın zamanda onaylı sayfalar için devreye giren özellik) ve gönderilere Facebook reklamları almak da bulunuyor. Bu yöntemlerden biri bile hayata geçse, başta blogger’lar ve YouTuber’lar olmak üzere internet üzerindeki tüm içerik üreticiler Facebook’a adeta akın edecektir.

https://www.techinside.com/facebook-icerige-para-odemeye-mi-basliyor/

Mark Zuckerberg’in kurduğu sosyal ağın, reklam alanında son yıllarda yakaladığı ivme sayesinde Google seviyesinde bir deve dönüşmesiyle birlikte kıymetli içeriklerden gelir elde etmek ve bunu üreticilerle paylaşmak için pek çok fikri olduğu ortada. Bakalım hem şirkete hem de kullanıcılara faydalı olacak bir orta yol bulunabilecek mi…

Eski CEO Yahoo için teklif verdi

0

Yahoo’nun 2012 yılındaki buhran döneminde, Marissa Mayer öncesi belirsizlikte geçici CEO olarak kısa bir süre görev yapan Ross Levinsohn, şimdi şirketi satın almak için çalışıyor. CEO görevine en yakın konumdayken, aktivist yatırımcıların koltuğa Marissa Mayer’i uygun görmesi sonucu pozisyonu kaybeden Levinsohn, Yahoo’nun satışa çıkardığı temel işi için teklif veren bir grup yatırımcının arasında yer alıyor.

Re/Code haberine göre Ross Levinsohn, yine kendisi gibi eski Yahoo yöneticileri olan Ken Fuchs ve Bill Wise ile birlikte; Bain Capital ve Vista Equity Partners’ın liderliğinde bir müşterek yatırım grubunu oluşturuyor. Verizon ve TPG’nin yanı sıra satışa katılan bu üçüncü grubun sunduğu teklifin detayları ise bilinmiyor. Ancak öngörülen fiyatın 6 ila 8 milyar dolar arasında olduğu tahmin ediliyor.

Ross Levinsohn’un en büyük rakibi Verizon

Yahoo kötü gidişatı tersine çeviremeyince geçtiğimiz yıl şirketin temel işi olan internet aramalarını satışa çıkaracağını açıklamıştı. Teklifler için son tarih Pazartesi günüydü. Daha önceden teklif verme ihtimali konuşulan Microsoft ve Google katılım göstermese de, Verizon ve TPG’nin yanı sıra İngiliz yayıncı Daily Mail ve yatırım şirketleri Yahoo için yarışa girdi. Bitiş çizgisine en yakın görünen şirket şimdilik Verizon gibi görünse de, süreç ilerledikçe her türlü olasılık gerçeğe dönüşebilir.

Analistler, Yahoo’nun online operasyonlarının değerinin kullanılan değerlendirme ölçeklerine göre 1 ila 10 milyar dolar arasında değişebileceğini belirtiyor. Buna Tumblr, Yahoo Finans ve Yahoo News da dahil. Bakalım bir zamanların Google’ı olan internetin eski nostaljik markası Yahoo kimin elinde kalacak…

Tesla Model X’in mimarı Apple’a geçti

0

Apple henüz elektrikli otomobile ilişkin en ufak bir ipucu bile vermedi. Buna karşın perde arkasında bir iOtomobil için çalışmaların tüm hızıyla devam ettiği söyleniyor. Son yapılan transfer de bu yönde bulguları kuvvetlendiriyor. Apple, yılbaşında şirketle yollarını ayıran 16 yıllık çalışanı Steve Zadesky yerine “özel projelerde” çalışmak üzere Tesla’nın araç mühendisliğinden sorumlu başkan vekili Chris Porritt’i renklerine bağladı.

Önce Aston Martin One-77 süper otomobilinin, sonra da Tesla Model S ve Model X’in geliştirilmesinde önemli rol oynayan Porritt, BI haberine göre Apple’da elektrikli otomobil işinin başındaki isim olacak. Birkaç ay önce Tesla’dan ayrılan Porritt’in eski şirketindeyken CEO Elon Musk ile haftada üç veya dört kez görüştüğü ve tam bir uyum içinde çalıştığı belirtiliyor.

Apple tarafıysa halen elektrikli otomobil ile ilgili yaptığı çalışmaları sır gibi saklıyor. Ayrı bir otomobil departmanı yerine, araçla ilgili çalışmalarını (her ne yapıyorsa) “özel projeler” biriminde gerçekleştirdiği belirtiliyor. Bu bölümde aynı zamanda Watch için geliştirilen tıbbi uygulamalar ve sağlık çalışmaları da bulunuyor.

Şirketin uzun bir süre daha herhangi bir otomobili piyasaya sürmesi beklenmiyor. Geçtiğimiz yıl Mercedes ve BMW gibi büyük oyuncular, iPhone ve Mac serisiyle yüksek kar elde etmeye alışık teknoloji devinin, düşük kar marjıyla çalışan otomotiv sektörüne girmesinin şirkete zarar getireceğini öne sürmüştü.

Öte yandan Tesla CEO’su Elon Musk, Apple’ın otomobil ile ilgili çalışmalarını “açık bir sır” olarak nitelendirmişti. Chris Porritt bu anlamda Tesla’dan ayrılarak Apple’a geçen ilk kıdemli yönetici oldu. Bakalım bundan sonra iPhone üreticisinin elektrikli araç hedefleri nasıl bir rota izleyecek.

12 bin Intel çalışanı iş arıyor

0

Donanım teknolojilerinde yaşanan büyük dönüşüm Intel’i de vurdu; PC pazarının giderek küçülmesi neticesinde odağını bulut, nesnelerin interneti ve mobil gibi yeni anahtar kelimelere çeviren teknoloji devi 12 bin çalışanıyla yollarını ayıracağını açıkladı. Yapılan duyurunun ardından şirketin hisseleri yüzde 3 değer kaybetti.

2016 yılı için ilk çeyrek mali verilerini açıklayan şirketin gelirleri, beklenen değerin yarım milyon dolar altında; 13,80 milyar dolar olarak kaydedildi. Buna karşın bu oran geçtiğimiz yıl aynı döneme oranla yüzde 7 büyümeye denk geliyor. İkinci çeyrek ikin ise beklentiler düşüyor. Intel Q2’de 13,5 milyar dolar gelir beklediğini duyurdu.

Geçtiğimiz yıl yayılan yüzde 3 işgücü tasarrufu söylentilerinin ardından bu oranın yüzde 11 olarak açıklanması, ki bu 12 bin Intel çalışanına denk geliyor, hiç kuşkusuz sadece şirketin değil, genel anlamda PC ve donanım sektörünün de geçirdiği zor günleri yansıtıyor. Sadece personel tarafında değil, yönetim kademesinde de önemli değişiklikler yaşanıyor. Şirketin finansal faaliyetlerinin başında bulunan Stacy Smith, CFO görevinden ayrılarak satış ve operasyonları yönetmeye başlayacak.

Mobil pazarda ARM ve Qualcomm gibi rakiplerinden pazar payı almak için vizyon yenileyen Intel, ayrıca Nesnelerin İnterneti alanında da lider olmak için vargücüyle çalışıyor. Elbette milyonlarca ev içinde ve sokaklarda, çalışma alanlarında, AVM’lerde kullanılacak milyarlarca aygıtın içine kendi çiplerini yerleştirmek, Intel için hafife alınmayacak bir hedef olmalı.

İşten çıkarmalar ise önümüzdeki 60 gün içinde gönderilecek ihbarnamelerle başlayacak ve bazı departmanlarda çıkarmalar 2017 ortasına kadar sürecek. Bu kesinti sonrası şirkete 1,2 milyar dolar tazminat yükü getirecek. Ancak bu yıl 750 milyon dolar, toplamda ise 1,4 milyar dolar tasarruf elde edileceği belirtiliyor.

Selfie çılgınlığı estetikçilere yaradı

0

Türkçe’ye elbirliğiyle “özçekim” olarak çevirdiğimiz selfie, sadece akıllı telefon pazarını değil, ilk bakışta alakasız görünen pek çok endüstrinin de dudak uçuklatıcı şekilde palazlanmasına neden oldu. Hayır, o tuhaf çubuklardan bahsetmiyoruz. İnsanlar çektikleri fotoğraflarda daha iyi görünebilmek için spor yapmaya başladı ve spor salonları benzersiz bir dönüşüm geçirdi örneğin.

Bir başka veri ise Amerikan Plastik Cerrahları Topluluğu tarafından yayınlandı; selfie çekimlerinde daha iyi gülümsemek (ya da dudak büzmek) isteyen kadınlar (ve hatta erkekler) bu uğurda bıçak altına yatmaktan çekinmedi. Yayınlanan verilere göre 2015, dudak estetiğinde rekorların yılı oldu. ABD’de 2000 yılından ve Nip Tuck’tan bu yana en hızlı büyüyen ikinci yüz operasyonu selfie sayesinde dudak estetiği oldu.

Selfie sadece kadınları değil, erkekleri de daha iyi görünmeye teşvik ediyor

Yayınlanan veriler arasında bir diğer ilginç detay ise, kadınlar kadar erkeklerin de daha çekici dudaklar için çareyi tıbbın nimetlerinde bulduğu oldu. Buna göre geçtiğimiz yıl toplamda 27 bin 449 dudak estetiği yapıldı ve bu her 19 dakikada bir operasyon anlamına geliyor.

Raporu yayınlayan Amerikan Plastik Cerrahları Topluluğu Başkanı Dr. David Song, özçekim çağında yaşarken sosyal medyada sürekli olarak kendi görüntümüzle karşı karşıyayız diyor ve ekliyor; “Bu nedenle dudaklarımızın görünümü daha fazla dikkatimizi çekiyor.”

Kozmetik amaçlı operasyonların 2000 yılından bu yana yüzde 10 düşüş yaşadığı ABD’de dudak estetiğinin patlama yapmasını sağlayan selfie, göğüs estetiğini de aynı şekilde etkilemiş görünüyor: Geçtiğimiz yıl neredeyse 280 bin kadın daha iddialı geniş açı çekimleri için silikona “evet” demiş.

Akıllı şehirler lüks değil, ihtiyaç olacak

0

Bugün başlayan 4. Uluslararası İstanbul Akıllı Şebekeler ve Şehirler Kongre ve Fuarı, temasını “Akıllı Şebekelerin Yol Haritası” olarak belirlemiş. Akıllı şehir olmanın en önemli temellerinden birini de enerjiyi doğru ve verimli kullanmak oluşturuyor. Nüfus bu hızla artmaya devam ederse, geleneksel yöntemlerle yönetilen enerji kaynakları yakın gelecekte yetersiz kalacak. Buna bir de Birleşmiş Milletlerin 2030 tahminini ekleyin; Dünya nüfusunun yüzde 60’ı şehirlerde yaşayacak. Bu yüzden şehirlere bir yönetim elastikiyeti gerekiyor.

Akıllanan şehirler yönetim elastikiyetine kavuşuyor. Rutin hizmetlerin aksamadan devamı sağlanırken acil durumlarda yönetim elastikiyeti ile sahip olunan kaynaklar daha akıllı kullanılırken, kriz durumlarında hasarın en aza inmesi de sağlanacak. Böylece akıllı şehirler enerjiyi doğru yerde ve doğru biçimde kullanacak. Hane ve işletmelerin tüketimleri daha doğru okunup fatura edilecek.

Depart Satış Direktörü Ahmet Sinan Ekinci şehirlerde akıllı şebekelerin gittikçe artacağını, bu artışla birlikte elde edilen verinin nasıl kullanılacağı ve güvenliğin nasıl sağlanacağı noktasında daha fazla çözüm ve uygulamaya ihtiyaç duyulacağını söyledi. Ahmet Sinan Ekinci şehirlerin daha da akıllanacağını işaret ederken kriz durumlarının daha rahat yönetileceğine de dikkat çekti.

Ekinci “Etrafımızı saran dijital ağlar sayesinde hızla büyüyen hacimde veri toplamak mümkün. Asıl sorun bunların doğru yazılımlarla okunup kayıt altına alınması, akıllı şehir merkezlerinde işlenmesi, binlerce sensörden gelen veriler günlük yaşam güvenliğini arttırırken, yeni iletişim teknolojileri kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve vatandaş arasındaki koordinasyonu da arttıracak. Toplumun bilgilendirilmesi gereken durumlarda insanlara, kurumlara hızla ve aynı anda ulaşmak mümkün olacak. Bu yazılımlar, şehrin sahip olduğu kaynakları en iyi şekilde kullanmasına imkan sağlarken, kriz durumundaki hasarları da en aza indirecek. Anlık gelişmelere uyum sağlayan, yönetim elastikiyeti kazanmış Akıllı Şehirlerde olası tüm tehlikeler daha esnek ve hızlı yönetilebilecek.” dedi.

Akıllı Şehirlerde en fazla kullanılan uygulamaların yüzde 25 ile endüstriyel otomasyon olduğuna dikkat çeken Ekinci bu sektörün son 5 yılda liderliği hiç bir sektöre kaptırmadığının da altını çizdi. Ekinci “ Bu sektörü güç kaynakları, güvenlik ve eğitim takip ediyor. Özellikle güvenlik alanındaki talep oldukça dikkate değer bir artış gösteriyor.” şeklinde konuştu.

Hacker’lar WordPress ile neler yapıyor?

0

İnternetteki tüm içeriğin bulunduğu hatırı sayılır miktarda site WordPress tabanlı olarak çalışıyor. Kişisel bloglardan tutun, milyonlarca kullanıcıya ulaşan popüler sitelere kadar hem kişiler hem de kurumlar kolay içerik yönetimi ve SEO desteği için WordPress’i tercih ediyor. Kullanan kurumlar arasında büyük çaplı haber ve e-ticaret siteleri de bulunuyor. Hatta Anadolu Ajansı da yeni sitesinde ücretli bir WordPress temasını alarak kendine göre özelleştirmişti.

Ancak kullanım konusundaki yoğun ilgi, beraberinde hacker’ların da farklı işler için WordPress’ten faydalanmasını sağlıyor. WordPress geliştiricileri sürekli güvenlik güncellemesi yayınlasa da iş aslında o kadar basit değil. WordPress tabanlı sitelerin güvenliğini sağlamada pek çok site yöneticisinin tercihi olan Wordfence eklentisini geliştiren ekip, sitelerinde yayınladıkları bir blog yazısında tam da bu duruma işaret ediyor.

Hacker’ların WordPress’i farklı işler için kullandığı belirtilen yazıda 11 farklı tehlikeye yer verilmiş. Bu tehlikeler, Wordfence ekibinin tespit ettiği 873 farklı vaka incelenerek listelenmiş. Buna göre ilk sırada hacker’ların mevcut bir siteyi alıp kendi içeriklerini yerleştirmeleri bulunuyor. İçeriği yerleştirenler site ismini değiştirmeyi de genelde ihmal etmiyor. Bu durum, tüm vakalar içinde yüzde 25’in üzerinde bir payı temsil ediyor. Yani her dört hacker’dan birinin WordPress tabanlı sitelerde yaptığı işlem bu.

İkinci ve üçüncü sırada ise spam gönderme ya da SEO için spam yapma yer alıyor. Her iki kategoride yüzde 20’ye yakın bir orana sahip. Dördüncü sırada ise risk hack’lenen sitenin dışarı çıktığını gösteriyor. Vakaların yüzde 15’inde zararlı uygulama indirmek için link yerleştirme yapıldığı görülüyor. Beşinci sıra ise doğrudan bir dolandırıcılık vakası. Hacker’lar, WordPress tabanlı bir site ile phishing ya da oltalama tabir edilen işlemi gerçekleştiriyor. Bu örnekte, bir bankanın internet bankacılığı giriş ekranı vb. şekilde görüntülenen bir sitede kullanıcıların şifre ve gizli bilgilerini hacker’lara doğrudan emanet etmesi olayı yaşanıyor.

what_attackers_do_to_wordpress_sites-1024x573

Kullanıcı bilgilerinin çalınması, site ataklarında kullanılması, zararlı içeriklerin yayınlanması, ransomware adı verilen, bilgisayarınızı şifreleyip açmak için sizden para isteyen uygulamaların dağıtımı listedeki diğer tehlikeler.

Bu tür tehlikelerden korunmak için yapılması gerekenler arasında WordPress’in ve eklentilerin güncel versiyonlarının kullanılması, Wordfence tipi güvenlik odaklı eklentilerden yararlanılması ilk akla gelenler. Ancak her şeyden önce o siteyi ziyaret edenlerin de özellikle phishing benzeri bir sayfa olup olmadığına bakmak gibi basit önlemleri alması gerekiyor.

Wordfence ekibinden Dan Moen tarafından hazırlanan yazının orijinaline bu linkten ulaşabilirsiniz.

Blesh bir kez daha dünyada ön sıralarda

Google’ın önderlik ettiği Physical Web projesinin bir ürünü olan Eddystone formatı için duyurulan Eddystone-EID geliştirmesi ile birlikte daha güvenli beacon deneyiminin kapıları aralandı. Ephemeral Identifier olarak adlandırılan (Geçici Opak ID) geliştirmesi ile beacon’ların yaydığı sinyaller sürekli değişerek, başkaları tarafından kontrol edilemez hale geliyor. Bu sayede kullanıcıların gizliliği daha iyi korunuyor. Yeni format, akıllı ev ve mobil ödeme gibi güvenliğin ön planda olduğu uygulamalar için yeni bir döneme işaret ediyor.

Google’ın önderlik ettiği Physical Web projesinin bir ürünü olan Eddystone formatını dünyada destekleyen sayılı şirketlerden olan Blesh, yeni formata da tüm özellikleriyle, tam destek veren birkaç şirket arasında yer alıyor. Blesh CEO’su Devrim Sönmez, sundukları desteğin kapsamıyla ilgili şu yorumu yapıyor:

“Eddystone-EID güvenlik desteği ile Eddystone uygulamalarında hızlı bir artış göreceğiz. Özellikle mobil ticaret, bagaj takibi, anahtar bulmak veya mobil ödeme yapılabilen vending makinaları gibi noktalarda kullanım senaryolarını artık daha çok duyacağız. Hem akıllı ev uygulamaları hem de mobil ödeme konusunda yeni bir döneme gireceğimizi söyleyebiliriz. Blesh olarak Google ile tekrar işbirliği yaptığımız için gururluyuz. Physical Web projesinin ilk temsilcilerinden biri olarak Eddystone gelişmelerini çok yakından takip etmeye ve önümüzdeki dönemde kullanımını artıracak konularda çalışmaya devam edeceğiz”.

Marketing Meetup profesyonelleri bir araya getiriyor

0

Pazarlama dünyası, Türkiye’de dijital dönüşümün adeta bayraktarlığını yapmış bir sektör; bu nedenle Marketing Meetup, işi dijitale yatkın olan herkesin ilgisini çekebilir. Doğuş Üniversitesi Acıbadem Kampüsünde 30 Nisan Cumartesi günü gerçekleşecek olan etkinlikte pazarlama trendleri, yenilikçi pazarlama stratejileri ve son dönemin popüler kavramlarından “bütünleşik pazarlama” konunun uzmanları tarafından ziyaretçilere anlatılacak.

Aynı zamanda bir “networking” etkinliği olan Marketing Meetup, girişimcilere ve bu alanda kariyer yapmak isteyen öğrencilere de sektörün içinden isimlerle bir araya gelme ve sohbet etme olanağı tanıyacak. Gün boyu sürecek, katılımın ücretsiz olduğu etkinlikte koltuk sayısı ise sınırlı. O nedenle önce aşağıdaki videoyu izleyin, ardından ilginizi çektiyse bu sayfadan kaydınızı yaptırın.

https://www.youtube.com/watch?v=MwXD_DGWv0M

 

Teknoloji bağımlılarına özel etkinlik

0

Yeşilay’ın ismini son yıllarda çok daha fazla duyduğumuz bir gerçek. 1920’de Hilal-i Ahdar adıyla, alkollü içkiyle mücadele için kurulan, daha sonra ismi Yeşil Hilal olarak değiştirilen ve son olarak Yeşilay ismini alan kurum, bugün alkollü içeceklerle mücadele konusunda başlattığı yolculuğunu farklı türdeki bağımlılıklarla mücadele olarak genişletmiş durumda.

Yeşilay’ın mücadele ettiği güncel bağımlılıklar listesinde sigara, alkol, madde (uyuşturucu vb.) ve kumar bağımlılığı haricinde TechInside okurlarını daha yakından ilgilendiren bir konu daha var: Teknoloji Bağımlılığı. Bu kapsamda uluslararası nitelikte bir kongre de düzenleyen Yeşilay’ın 3-4 Mayıs 2016 tarihlerindeki etkinliğinin adı “3. Uluslararası Teknoloji Bağımlılığı Kongresi” olarak belirlenmiş.

Yeşilköy’de bulunan WOW İstanbul Hotel & Convention Center’da düzenlenecek olan  3. Uluslararası Teknoloji Bağımlılığı Kongresi’nin başlıkları arasında patolojik internet kullanımı, video oyunu bağımlılığı, televizyon bağımlılığı, siber zorbalık, sosyal medya, siber güvenlik, çevrimiçi kumar bağımlılığı, cep telefonu bağımlılığı ile çevrimiçi alışveriş bağımlılığı bulunuyor.

Teknolojinin bilinçli kullanımı konusunda farkındalığı yüksek nesillerin yetişmesine katkı sağlama amacıyla düzenlenen kongrenin, teknolojinin kötüye kullanımı, dünya genelindeki son araştırmalar ve klinik uygulamalar, önleme ve politika alanındaki iyi uygulama örnekleri ve okul temelli çalışmalar gibi başlıklarda bilimsel ve kanıta dayalı çalışmaların ele alınacağı önemli bir mecra olması hedefleniyor.

Katılımın ücretsiz ve herkese açık olduğu organizasyonda bu yıl Türkiye dışında ABD, Güney Kore, İngiltere ve Kuveyt’ten gelecek alanlarında uzman konuşmacılar yer alacak. Kongreye bilim insanları, karar alıcılar, rehber öğretmenler, psikologlar, sosyal hizmet çalışanları ve aileler olmak üzere yaklaşık 1200 kişinin katılımı bekleniyor.

Ödeal İşyerim cirosunu ikiye katladı

1

Fevzi Güngör, Turkcell’in kontörlü hatlarına telefon ile yükleme yapan Mobilnet ve ardından ülkenin en büyük mobil ödeme şirketlerinden 3Pay ile edindiği tecrübeyi Ödeal isimli yeni bir girişime dönüştüreli üç yıl oldu. O günden bu yana fintech dünyasında hızlı bir dönüşüm yaşanıyor. Hem son kullanıcılar hem de finans profesyonelleri, finans teknolojileri alanında yaşanan yıkıcı dönüşümlere ayak uydurmaya çalışıyor.

Ödeal ise erken davranmanın avantajını yaşıyor; cep telefonlarıyla banka kartı ya da kredi kartıyla tahsilat olanağı sunarak yepyeni iş modelleri gelişmesine olanak tanıyan Ödeal İşyerim servisi, ilk çeyreği neredeyse iki kat ciro artışıyla kapattı.

Özellikle sabit maliyetleri, ciro hedefleri, aylık kotalar gibi kriterler nedeniyle POS cihazı alamayan ya da almak istemeyen günlük işlem hacmi küçük işletmeler ve bireysel girişimlere kredi kartı ve banka kartıyla tahsilat imkanı sunan Ödeal İşyerim, 72 ilde 60’dan fazla sektörde hizmet veren 7.500’ü aşkın kullanıcıya ulaştı. Kullanıcı sayısını her geçen gün artırmaya devam eden Ödeal İşyerim, 2015 son çeyrek rakamlarına göre 2016 ilk çeyrek sonunda üye işyeri sayısını %50, cirosunu ise %97 artırarak, istikrarlı büyümesini sürdürdü.

ödeal fevzi güngör

Ödeal İşyerim kullanımı yaygınlaşıyor

Türkiye’de mobil tahsilat uygulamaları alanında Türkiye’de büyük bir potansiyel olduğunu ifade eden Ödeal İşyerim Kurucusu Fevzi Güngör, “Ödeal İşyerim ile sunduğumuz mobil tahsilat hizmeti çok hızlı kabul gördü ve kullanıcı sayımızı artırmaya devam ediyoruz. Ödeal İşyerim olarak orta vadede finansal teknolojiler alanında bölgesel bir şirket haline gelmek için çalışmalarımızı hızla sürdürüyoruz. Bu doğrultuda 2016’da aylık 50 milyon TL hacme ulaşmayı, ürün ve hizmet çeşitliliğimizi artırmak adına çalışmalar da yürüteceğiz” dedi.

Fevzi Güngör: Türkiye fintech alanında büyük potansiyele sahip

Türkiye’de öne çıkan Fintech alanlarından olan ödeme sistemlerinin önümüzdeki günlerde en çok yatırım alacak alanlar arasında yer aldığını ifade eden Güngör, “BKM’nin verilerine göre hali hazırda 200’ün üzerinde fintech yatırımının olduğu Türkiye’de fintech işlem hacmi yıllık büyüme beklentisi yüzde 20. 2016 yılı fintech ticaret hacminin 19,6 milyar dolar olacağı bekleniyor. Global ölçekte baktığımızda 2017 yılına kadar mobil ödeme sistemlerine yapılacak yatırımın 823 milyar dolar olacağı tahmin ediliyor. Dolayısıyla fintech sektörü dünyada olduğu gibi Türkiye’de de büyük potansiyele sahip ve bu alanda yatırımlar artacaktır. Biz de Ödeal İşyerim olarak 2016’yı önemli büyüme oranlarıyla tamamlamak üzere çalışmalarımızı sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.

Çin kendi Slack’ini yaptı: WeChat Enterprise

0

WeChat Enterprise ismi Slack’in aksine, servisin ne işe yaradığını tek başına anlatıyor. Bu nedenle Çinli kullanıcılar arasında daha popüler olması mümkün. Slack ile ofis masaları üzerinde ateş dansı yapmaya hazırlanan WeChat, en büyük sosyal ağlardan biri olmasını sağlayan dev Çin pazarı için kendi profesyonel mesajlaşma uygulamasını yayınladı.

İlk olarak mart ayında tanıtılan WeChat Enterprise, grup oluşturma, fotoğraf, ses kaydı ya da diğer dokümanları gönderme ve konum paylaşma gibi standart sohbet özelliklerine bazı küçük ancak plaza insanlarının hoşuna gidecek dokunuşlar getiriyor.

Uygulamada bulunan “kabul etme” tuşu, sürekli “OK” demeye gerek bırakmaksızın bir bildirimi okuduğunuzu (ve anladığınızı) karşı tarafa iletmeye yarıyor. Bu özellik Slack’in tepkilerini andırıyor. Bir diğer ayar ise “kahve molası” adını taşıyor. Bu moda geçtiğinizde, diğer kişiler sizin müsait olmadığınızı kolayca anlayabiliyorlar.

WeChat Enterprise ile yapılan görüşmelerde faturayı şirkete kestirmek de mümkün oluyor. Böylelikle uluslararası görüşmelerin kurum tarafından takibi kolaylaşırken, WeChat de yeni bir gelir kapısı oluşturuyor.

WeChat Enterprise iş hayatını kişisel kullanımdan ayırıyor

Yeni güncelleme dünyanın geri kalanı için sıradan görünse de, bir Çinli gözüyle bakıldığında çok daha önem kazanıyor. Çünkü WeChat profesyonel amaçlarla çoğu Çinli şirket tarafından kullanılıyor ve hal böyleyken çalışanların kişisel yayınlarla profesyonel görüşmeleri bir arada tutması zorlaşıyor. Tamamen ayrı bir uygulamanın olması, iş ve özel hayat arasındaki dengenin kurulması hususunda Çinli beyaz yakalılara kolaylık sağlayacaktır.

Öte yandan Çin’de olsanız dahi WeChat Enterprise’ı kullanmaya başlamak biraz güç. Bizdekine benzer bürokratik süreçleri aşmak gerekiyor. Bunun için de öncelikle ülkeye ait resmi bir işletme lisansına sahip olmalısınız. Uygulamanın dünyanın geri kalanında hizmete girip girmeyeceği henüz bilinmiyor.

LinkedIn taktik değiştiriyor

0

LinkedIn öğrenciler için bugüne kadar ne denediyse tutmadı, şimdi şansını LinkedIn Students ile deneyecek. İki yıl kadar önce sadece öğrencilere özgü bir platform bile yayınlayan şirket, burada üniversite okuyan öğrencilerin diğerleriyle iletişime geçmesine ve yüksek lisans seçenekleri arasında tercih yapmalarına destek olmaya çalıştı.

Tüm bunlar kar etmeyince LinkedIn komple taktik değiştirerek, öğrencilere Facebook varken anlamsız gelen sosyal ağ projeleri yerine gerçek ihtiyaca, istihdama öncelik verme kararı aldı. LinkedIn’in artık öğrencilerle ilgili tek bir hedefi var: Onlara iş bulmak. Bu nedenle de uzun zamandır hizmette olan pek çok öğrenci odaklı servisi ikinci plana atıyor. Çünkü yapılan araştırmalar, öğrencilerin yüksek lisans tavsiyesi yerine uygun bir iş bulmak için profesyonellerin ağına katıldığını gösteriyor.

LinkedIn tarafından yayınlanan yeni LinkedIn Students adlı uygulama tam olarak bu işe yarıyor. Geçtiğimiz yılı öğrenciler ile anket yaparak geçirdiklerini belirten uygulamanın ürün yöneticisi Ada Yu, gençlerin tek beklentisinin iş olduğunu fark ettiklerini anlatıyor. Öncesinde öğrencilerin kampüs hayatlarını daha keyifli hale getirmek için çeşitli uygulama ve servisler sunduklarını belirten LinkedIn yetkilisi, tüm bu hizmetlerin 16 Mayıs itibarıyla tarihe karışacağının da haberini verdi.

LinkedIn Students öğrencileri iş hayatına hazırlayacak

Yeni uygulama ise kullanıcılara hangi okulda okudukları, hangi bölümde oldukları ve mezuniyet tarihleri gibi bir dizi basit soru sorarak, öğrencilere yeni mezun kabul eden işletmelerde çeşitli pozisyonlar öneriyor. Ayrıca gençlerin işine yarayacak kariyer odaklı makaleler de yine uygulama üzerinden öneriliyor.

“Bir öğrencinin LinkedIn profiline ekleyebileceği çok da fazla kariyer basamağı bulunmuyor.” Elbette hal böyleyken profesyonellerle dolu bir ağda öğrencilerin yer almasını beklemek haksızlık olurdu. Ada Yu ayrıca öğrencileri doğru kişilerle iletişime geçirmenin de önemli olduğunun altını çizerek, sektörden birilerini tanımanın daha fazla kapıyı açacağını belirtiyor. LinkedIn Students bu işe yarayacak mı, bekleyip göreceğiz.