Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 230

Çin kuantum kriptografi sistemi hacklenemiyor

0

China Telecom Quantum Group, yeni teknolojisini kullanarak Pekin ile Hefei arasında 1.000 km’den fazla mesafeyi kapsayan bölge ötesi kuantum şifreli telefon görüşmesini tamamladığını duyurdu.

Kuantum bilişimi ilerledikçe, geleneksel şifreleme güçlü yeni algoritmalardan kaynaklanan artan risklerle karşı karşıyadır. Bu sorunları ele almak amacıyla, Çin’deki bir hükümet şirketi, kuantum bilgisayar saldırılarına bile dayanıklı olduğunu iddia ettiği dünyanın ilk ticari kriptografi sistemini tanıttı.

Çin kuantum kriptografi sistemi

China Telecom Quantum Group, geçen hafta iki temel teknolojiyi birleştiren dünyanın ilk kendi kendini ilan eden dağıtılmış kriptografi sisteminin lansmanını duyurdu. Şirket ayrıca, Pekin ile Hefei arasında 600 milden fazla mesafeyi kapsayan bu sistemi kullanarak dünyanın ilk bölge ötesi kuantum şifreli telefon görüşmesini tamamladığını duyurdu.

South China Morning Post’un (SCMP) haberine göre, iki gelişmiş yaklaşımı birleştiren sistem, şifreleme anahtarlarını kuantum mekaniği aracılığıyla güvenli bir şekilde iletmek için Kuantum Anahtar Dağıtımını ve karmaşık matematiksel algoritmalar kullanarak verileri korumak için Kuantum Sonrası Kriptografiyi kullanıyor.

China Telecom Quantum Group ayrıca bu birleşmenin gerçek zamanlı iletişim, veri koruması ve güvenilir kimlik doğrulaması gibi temel uygulamalar için tasarlanmış uçtan uca kuantum güvenli bir mimari oluşturduğunu belirtti.

China Telecom’un baş kuantum bilimcisi ve Çin Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nde profesör olan Peng Chengzhi’ye göre, kuantum hesaplama teknolojisi dünya çapında ilerledikçe açık anahtar tabanlı şifreleme sistemleri giderek artan risklerle karşı karşıya kalacak.

Bilim insanı, ilerleyen kuantum teknolojilerinin ortaya çıkardığı yeni tehditlerin önünde kalmak için kuantum dirençli yeni siber güvenlik altyapısının geliştirilmesi ve dağıtımının hızlandırılmasının acil gerekliliğini vurguladı. Şirket, yeni sisteminin sağlam üç katmanlı bir mimariye sahip olduğunu açıkladı. Grup, teknolojisinin gerçek dünya koşullarında başarıyla test edildiğini ve artık büyük ölçekli ticari kullanıma hazır olduğunu, pratik, kuantum güvenli iletişimlere doğru önemli bir adım olduğunu bildirdi.

Horizon Aircraft eVTOL ile bir ilki başardı

0

Kanada merkezli havacılık mühendisliği şirketi Horizon Aircraft, büyük ölçekli prototip uçağı Cavorite X7 ile kanat içinde fan tasarımı kullanarak istikrarlı kanat uçuş geçişini gerçekleştiren ilk eVTOL geliştiricisi olarak önemli bir dönüm noktasına ulaştı.

Horizon Aircraft eVTOL tarafında iddialı

Cavorite X7 göstericisi, esasen geleneksel bir uçak olarak tasarlanmıştır ancak benzersiz bir değişiklikle: Helikopter gibi dikey olarak kalkış ve iniş yapabilir, geleneksel sabit kanatlı performansı eVTOL yeteneğinin çok yönlülüğüyle birleştirir. Uçak, dikey kalkış ve iniş sağlamak için gövdesine gömülü 14 pervane kullanır: her ana kanatta beş ve her ön kanatta iki.

Horizon Aircraft, kanat yüzeylerinin kayarak açılmasını sağlayan ve dikey uçuş sırasında pille çalışan kaldırma fanlarını açığa çıkaran patentli bir mekanizma geliştirdi. Uçak ileri uçuşa geçtiğinde, kanat yüzeyleri kapanarak onu arka itme pervanesini çalıştıran bir gaz türbini motoruyla çalışan geleneksel bir sabit kanatlı uçağa dönüştürdü.

Patentli fan-in-wing sistemi, basitlik, güvenlik ve verimliliği ön planda tutan  yeni nesil eVTOL platformuna güç sağlamak için modern elektrik motorları ve piller kullanan yerleşik teknolojiler üzerine inşa edilmiştir.

Gerçek dünya performansı için tasarlanan hibrit-elektrikli Cavorite X7’nin, 400 km/saate kadar seyir hızına ulaşması ve yakıt rezervleriyle 800 kilometreden fazla yol kat etmesi bekleniyor; bu da onu hızla büyüyen Bölgesel Hava Taşımacılığı (RAM) pazarında potansiyel bir oyun değiştirici konumuna getirecek. Horizon Aircraft’ın CEO’su ve kurucu ortağı Brandon Robinson bir basın bülteninde: “Başından beri, en iyi mevcut teknolojiyle en operasyonel anlamı olan yeniliklere odaklandık. Bunu, şu anda inşa halinde olan tam ölçekli, pilotlu teknik göstericimizde kanıtlamayı dört gözle bekliyoruz” dedi.

Qualcomm Kıdemli Başkan Yardımcısı Kedar Kondap’tan Computex 2025’te özel açıklamalar

0

Computex 2025’te Qualcomm Kıdemli Başkan Yardımcısı Kedar Kondap ile özel bir basın toplantısı gerçekleştirdik. ShiftDelete.Net kurucusu Hakkı Alkan’ın da bizzat katıldığı bu toplantıda daha önce Qualcomm Başkan Yardımcısı Alex Katouzian ile özel röportaj yapan Alkan, Kondap’ın Qualcomm’un yapay zeka, PC vizyonu ve oyun alanındaki stratejileri hakkında paylaştığı önemli bilgileri de ilk elden dinleme fırsatı buldu.

Toplantının başında söz alan moderatör, Qualcomm’un premium PCM’ler için yüzde 40’lık bir büyüme ve Alex Katouzian’ın da bahsettiği genişleme planlarını hatırlattı. 2029 mali yılına kadar 4 milyar dolarlık gelir elde etmeyi ve önemli miktarda hacim yaratmayı hedeflediklerini vurguladı.

Qualcomm Bilgi İşlem ve Oyun Birimi Kıdemli Başkan Yardımcısı ve Genel Müdürü Kedar Kondap
Qualcomm Bilgi İşlem ve Oyun Birimi Kıdemli Başkan Yardımcısı ve Genel Müdürü Kedar Konda

Kondap, bir gün önce gerçekleşen ana konuşmada yeni duyurular yapmadıklarını, ancak eylül ayında yeni ürün duyuruları yapacaklarını belirtti. Son 12 ayda bilgi işlem alanındaki ilerlemelerini göstermek istediklerini söyleyerek Microsoft’un bir önceki yıl mayıs ayında yeni nesil işletim sistemini duyurduğunu ve ürünlerin haziran ayında raflarda yerini aldığını hatırlattı.

Basından gelen “PC’yi nasıl tanımlarsınız” sorusuna PC’nin geçmişteki tanımı ile geleceğe yönelik vizyonun çok farklı olduğunu belirtti. Kullanıcı ile PC arasındaki etkileşimin dramatik şekilde değişeceğini vurgulayarak PC’nin tarihsel olarak önce programlar etrafında, ardından uygulamalar etrafında şekillendiğini, şimdi ise yapay zekanın yeni kullanıcı arayüzü (UI) olacağına inandıklarını söyledi.

Yapay zeka ajanlarıyla birlikte, tüketici ile PC arasındaki duygusal etkileşim çok daha zengin olacak. PC’niz ne yapmak istediğinizi önceden bilecek,” diyen Kondap, form faktörünün zamanla değişeceğini, kullanıcı girişinin nasıl olacağının da dönüşeceğini belirtti.

Kendi Copilot deneyimlerini de paylaşarak bu aracı e-posta yazımında, toplantı notlarının özetlenmesinde ve belgelerin hazırlanmasında aktif olarak kullandığını belirtti. “Bu, gördüğümüz şeyin sadece başlangıcı. Fiziksel etkileşimden ajan temelli etkileşime geçtiğimizde, kullanıcı girişi ses olabilir veya PC’ye farklı şekillerde giriş olabilir, ama kesinlikle değişecek,” dedi.

Ayrıca PC’nin belirli bir donanım veya yazılımdan ziyade bir etkileşim yöntemi olarak görülmesi gerektiğini vurguladı. “Kullanıcının, PC’si ile etkileşime girip bu cihazı daha akıllı hale getirirken, bunun donanım veya gigahertz hakkında olmaması gerekiyor. Elbette Snapdragon olmasını isteriz, cihazları bizim güçlendirdiğimizi anlamalarını isteriz, ancak asıl önemli olan yapay zeka ajanı ile tüketici arasındaki etkileşimdir. Bu yüzden ‘yapay zeka yeni kullanıcı arayüzüdür’ diyoruz,” açıklamasında bulundu.

Kondap, yapay zeka ile etkileşim konusunda kişisel deneyimlerini de paylaştı. Sunumları için yapay zeka ajanlarını kullanarak görseller oluşturduğunu, komut istemlerine daha akıllı yaklaşarak istediği sonuçları elde etmeyi öğrendiğini anlattı. E-posta iletişiminde de Copilot’un kendi iletişim tarzını öğrenerek kendisine daha uygun yanıtlar üretmeye başladığını belirtti.

Yapay zeka kullanım örneklerine dair ilginç bir anekdot paylaşan Kondap, bir analistin 8-10 yaşlarındaki çocuğunun yazdığı 10-15 sayfalık bir hikâyeyi yapay zeka uygulamasına girdiğini ve uygulamanın tüm hikâyeyi bir videoya dönüştürdüğünü anlattı. Uygulama, çocuğun hayal ettiği karakterleri ve sahneleri görselleştirerek, okul projesi için kullanılabilecek bir video oluşturmuş.

Basından gelen yapay zeka teknolojilerinin yaygın benimsenmesi hakkındaki soruya Kondap, “Bu bir yaşam tarzı değişimi. Kolayca benimsenecek bir şey değil,” yanıtını verdi. Yapay zeka ajanına seyahat planlaması yaptırma konusunda kendisinin bile endişe duyabileceğini itiraf ederek 15 yıl önce bir uygulamanın rastgele bir kişinin sizi havaalanından alıp gideceğiniz yere bırakması fikrinin (bugünkü Uber veya Lyft) çılgınca görünebileceğini ancak şimdi bunu benimsediğimizi hatırlattı.

Kondap, yapay zeka modellerinin çok hızlı ilerlediğini ve henüz bir dengeye ulaşmadığını belirtti. “İSV’lerin (Bağımsız Yazılım Satıcıları) bu modelleri alıp kullanım durumlarına dönüştürmesi ve tüketicilere pazarlaması için iyi bir karışım henüz oluşmadı,” dedi.

Modellerin hızla geliştiğini vurgulayan Kondap, “Bir yıl önce X Elite’de int8’de 13 milyar parametreli bir model çalıştırabileceğimizi söylüyorduk. Bugün Microsoft’un Snapdragon ile duyurduğu ve bizimle optimize ettiği Phi Silica 4’e bakın. Şimdi çok daha optimize edilmiş int4 modellerinden ve muhtemelen 20-25 milyar parametreden bahsediyoruz,” açıklamasında bulundu.

Yapay zeka teknolojisinin yaygınlaşması için gerekli zamanın ne kadar olacağı sorusuna Kondap, “Daha entegre olacak, kullanım örnekleri anlaşılacak ve biz bunu basitleştireceğiz. Fakat tüm bu süreç zaman alacak,” dedi.

Bir gazeteci, yaşlı kuşakların (30 yaş ve üzeri) bu teknolojileri benimsemekte zorlanabileceğini belirttiğinde Kondap, “Evet, belki de o kadar entegre olmalı ki kullanıcı bunu fark etmemeli” yanıtını verdi.

Kondap, Qualcomm’un 2016’dan beri telefonlarda NPU (Sinirsel İşlem Birimi) kullandığını hatırlattı. “O zamanlar, bugün hepimizin Teams ve görüntülü aramalarda kullandığı arka plan bulanıklaştırmasını (o zaman bokeh olarak adlandırılıyordu) akıllı telefonlarda NPU üzerinde çalıştıran ilk bizdik. NPU’dan hiç bahsetmedik, kullanım durumundan bahsettik: Fotoğraflarda arka plan bulanıklaştırma elde edebilirsiniz.

Basından gelen Snapdragon PC’lerde NPU’nun şu anda yeterince kullanılmadığı şeklindeki eleştiriye Kondap, “Dün 50’den fazla uygulamanın NPU üzerinde çalışmak üzere uyarlandığından bahsettik ve bu liste hızla büyüyor,” yanıtını verdi.

Qualcomm AI Hub’ın ISV’lerin çalışmalarını kolaylaştırmak için binlerce farklı model içerdiğini belirten Kondap, bulut tabanlı yapay zeka uygulamalarının ekonomik açıdan uzun vadede uygun olmadığını, bu uygulamaların cihaz üzerinde çalışmasının daha avantajlı olacağını vurguladı.

Toplantıda oyun konusu da gündeme geldi. Kondap, Snapdragon X serisi dizüstü bilgisayarlarda AAA oyunların iyi çalıştığını göstermek istediklerini, ancak tüketiciyi bu cihazların oyun PC’si olduğu konusunda yanıltmak istemediklerini söyledi. “Şu anda 1400 oyunu optimize ediyoruz ve daha fazla duyuru göreceksiniz. Ancak konumlandırmamızda dikkatli davranıyoruz,” dedi.

Kondap, Snapdragon Zirvesi’nde yapay zeka ve oyun konusunda yeni duyurular yapacaklarını belirterek toplantıyı sonlandırdı. “Eğer bir şey diğer platformlarda iyi çalışıyorsa, özellikle tüm pil ömrü ve diğer avantajlarla birlikte Snapdragon cihazlarda gerçekten çok iyi çalışmalı” dedi.

Microsoft, Windows’ta yapay zekâ geliştiriciler için yeni araçlar sunuyor!

Bu platform, geçen yıl duyurulan Windows Copilot Runtime’nin yeniden markalanmış ve kapsamı genişletilmiş hâli olarak dikkat çekiyor. Microsoft açıklamasına göre Foundry, Windows uygulamalarında kullanılan AI modellerinin yerel olarak optimize edilmesini, eğitilmesini ve dağıtılmasını sağlayan birleşik bir geliştirme ortamı sunuyor.

Şirket, bulutta ya da yerelde çalışan yapay zekânın uzun vadeli kârlılık potansiyelini yüksek görüyor. Microsoft CEO’su Satya Nadella, ocak ayında yaptığı açıklamada şirketin yıllık yapay zekâ gelirinin 13 milyar doları aştığını belirtmişti. Bu rakamda OpenAI ile yapılan stratejik iş birliğinin büyük payı olduğu vurgulanmıştı.

Her ne kadar Microsoft, üçüncü parti yapay zekâ uygulamalarından doğrudan gelir elde etmese de, geliştiricilerin bu uygulamaları Windows ortamında rahatça oluşturmasını sağlayarak ekosistemini güçlendirmeyi hedefliyor. Bu yaklaşım, Apple ve Google gibi rakiplere karşı önemli bir avantaj sağlamayı amaçlıyor.

Windows AI Foundry’nin dikkat çeken bileşenlerinden biri de Foundry Local. Bu yeni hizmet, Windows ve macOS sistemlerde çalışan cihazlara doğrudan yapay zekâ gücü kazandırmayı amaçlıyor. Foundry Local, açık kaynaklı ONNX Runtime altyapısını kullanarak modellerin cihaz üzerinde çalışmasını mümkün kılıyor. Bu, geliştiricilere internet bağlantısına ihtiyaç duymadan düşük gecikmeli yapay zekâ deneyimi sunma olanağı veriyor.

Yapay zeka artık stratejik bir oyuncu

Ayrıca Foundry Local, komut satırı arayüzü desteğiyle birlikte geliyor. Geliştiriciler, yerel sunucuda çalışan modelleri listeleyip test edebiliyor. Sistem, bilgisayarın CPU, GPU ve NPU gibi donanım bileşenlerini otomatik olarak algılıyor ve uyumlu modelleri öneriyor. Foundry Local SDK sayesinde bu altyapı, geliştirilen uygulamalara kolaylıkla entegre edilebiliyor.

Windows AI Foundry ile Microsoft, Windows’u sadece bir işletim sistemi olmaktan çıkarıp, güçlü bir yerel yapay zekâ geliştirme platformuna dönüştürmeyi amaçlıyor. Bu hamle, hem bireysel geliştiriciler hem de büyük yazılım firmaları için AI projelerini Windows ekosistemine taşıma sürecini oldukça kolaylaştıracak gibi görünüyor.

Call of Duty: Warzone mobil güncellemesi almayacak

0

Activision, Call of Duty: Warzone Mobile oyununun resmi X hesabında güncellemeleri sonlandıracağını ve oyunu Google Play mağazasından ve App Store’dan kaldıracağını duyurdu. Activision, oyunculara bugün sonuna kadar kaldırılacak olan oyunu indirmeleri için son bir şans veriyor.

Call of Duty: Warzone mobil geliştirmeleri artık gelmeyecek

Activision’a göre, Call of Duty: Warzone Mobile “PC ve konsol kitlelerinde olduğu gibi mobil öncelikli oyuncularda beklentilerimizi karşılamadı.” Oyunun sorunlu lansmanı düşünüldüğünde, bu devam etmeme kararı oyuncu tabanı için sürpriz olmadı. Activision’ın battle royale oyununun mobil uyarlaması, ilk duyurulmasından iki yıl sonra, Mart 2024’te piyasaya sürüldü. Call of Duty: Warzone Mobile’ın genel zaman çizelgesine bakıldığında, hayranlar piyasaya sürülmesini iki yıldan fazla bekledi ve yalnızca kötü optimizasyon ve ciddi pil ömrü talepleri olan yaklaşık bir yıllık oyun deneyimi elde ettiler.

Call of Duty: Warzone Mobile’ı 19 Mayıs 2025’ten önce yüklerseniz , Activision’ın X gönderisinde yazdığına göre, “mevcut içerik kullanılarak paylaşılan envanterlerin çapraz ilerlemesinin devam etmesiyle” oyuna erişiminiz devam edecek. Yayıncı, sunucuların çevrimiçi kalacağını ve oyuncuları herhangi bir değişiklikten haberdar edeceğini ekledi. Sıkı hayranlar için Warzone Mobile sunucularının sonsuza dek aktif kalacağının pek de garantisi yok.

Mevcut oyuncuları diğer oyunlarına geçmeye teşvik etmek için Activision, Call of Duty: Mobile’a Activision hesabınızla giriş yaparak hesabınızdaki COD puanlarının iki katını ve “diğer harika ödülleri” talep edebileceğinizi söyledi. Ancak Activision, kullanılmayan COD puanlarının ve Call of Duty: Warzone Mobile’da daha önce satın aldığınız her şeyin iade edilemeyeceğini de sözlerine ekledi.

Güneş enerjili otoparklar için Closura yeni tasarım yaptı

0

Fransız bir tasarımcı ve kapı ve dış mekan barınak üreticisi olan Closura alüminyumdan yapılmış güneş enerjili otoparklar sunuyor. Fransa’da İklim ve Dayanıklılık Yasası 2021’de yürürlüğe girdiğinden ve ardından 2023’te APER Yasası yürürlüğe girdiğinden beri, 1.500 metrekarenin üzerindeki tüm açık otoparklar, 2026 ile 2028 yılları arasında yüzey alanlarının en az %50’sini kaplayan fotovoltaik kanopilerle donatılmalıdır. Bu yasal gereksinimi karşılamak için, güneybatı Fransa’daki Le Thou’da bulunan Closura, kuruluma hazır veya tak-çalıştır versiyonunda bir dizi özel yapım güneş kanopisi sunuyor. Benzersiz özellikleri, yapımında kullanılan malzemede yatmaktadır: dayanıklılığı ve hafifliğiyle ünlü deniz sınıfı alüminyum.

Güneş enerjili otoparklar için yeni konstrüksiyon

Otopark işletmecileri, yerel yönetimler ve büyük ticari alanlar için geliştirilen, %100 Fransa’da üretilen Closura kanopileri, sağlamlık, estetik (standart olarak RAL 7016 veya RAL 9010 mat) ve performansı bir araya getirir. Carport’un boyutlarına bağlı olarak 7,5 kWp’ye kadar güç çıkışına sahip olan modülerlikleri, park düzenlerine göre optimize edilmiş kuruluma da olanak tanıyor.

25 yıl garantili olan carportun alüminyum yapısı, iki olası kurulum yöntemiyle dört adet 110 mm kesitli direk üzerine oturmaktadır: doğrudan ankraj veya takviyeli plakalar. Çatı eğimi, geliştirilmiş üretim verimliliği için optimize edilmiştir (5 ila 10 derece). İsteğe bağlı özellikler arasında köşe direklerinin çıkarılması, elektrikli araç şarj soketi, enerji izleme geçidi, yağmur suyu oluklarının entegrasyonu ve alüminyum muhafaza ekranı bulunuyor.

Nükleer atıklar enerji üretiminde büyük öneme sahip

0

Fransa-Hollanda ortaklı derin teknoloji girişimi Thorizon, temiz enerji üretirken aynı zamanda nükleer atık bertarafının giderek artan zorluğuna yönelik yenilikçi bir çözüm önerdi. Şirketin CBDO’su Titus Tielens, “Thorizon One, uzun ömürlü nükleer atıkları yenilenebilir kaynakları tamamlayan istikrarlı, uygun fiyatlı ancak esnek bir enerji kaynağına dönüştürerek gelecekteki karbonsuz enerji sisteminde büyük bir varlık olacak. Bu, nükleer yakıt döngüsünü kapatan eksik bir parça” dedi.

Nükleer atıklar enerji rekabetinde güç sağlayacak

Şirket, mevcut kullanılmış nükleer yakıt stoklarını toryumla karıştırarak 100 megavat elektrik üretecek küçük bir modüler erimiş tuz reaktörü (MSR) inşa etmeyi planladığını duyurdu. Bu elektrik, 250.000 haneye 40 yıldan uzun süre yetecek. Özellikle kullanılmış nükleer yakıt, orijinal enerjisinin yaklaşık %90’ını korur. Thorizon’un MSR teknolojisi, bu kalan enerjiyi farklı bir fisyon süreciyle çıkarmak için bir yol sağlar.

Thorizon yakın zamanda erimiş tuz reaktör teknolojisinin gelişimini ilerletmek için önemli bir 20 milyon avroluk yatırım sağladı . Bu, şirketin toplam finansmanını 42.5 milyon Euro’ya çıkarıyor. Şirket, bir basın bülteninde: “Sermaye, nükleer atıkları geri dönüştürerek güvenli ve uygun maliyetli bir şekilde enerji üretmek üzere tasarlanan Thorizon One’ın çığır açan ‘kartuş’ yakıt sisteminin prototiplenmesi ve tanıtımı için kullanılacak” ifadelerine yer verdi.

Ülkeler nükleer santrallerini beslemek için çoğunlukla uranyuma güvenirler, bu da büyük miktarda radyoaktif atıkla sonuçlanır. Binlerce yıl boyunca tehlikeli kalabilen bu malzeme önemli bir çevresel ve lojistik ikilem yaratır. Thorizon’un yenilikçi yaklaşımı potansiyel olarak iki yönlü bir çözüm sunuyor: Bu atığı azaltmak ve gizli enerji potansiyelinden yararlanmak. Uzmanlar, Avrupa’nın mevcut nükleer atık rezervlerinin tüm kıtaya 40 yıldan fazla yetecek kadar enerji sağlayabileceğini tahmin ediyor.

Su altı enerji depoları yeni bir güç kazanıyor

0

Almanya’nın su altı enerji depoları dünyanın bir sonraki enerji depolama devi olabilir. Okyanusların derinliklerine gömülen beton küreler, yenilenebilir enerjiyi büyük ölçekte depolayarak arazi kullanımını azaltmak için yeni bir çözüm sunabilir.

StEnSea projesi ile su altı enerji depoları yaygınlaşacak

Almanya’daki Fraunhofer Enstitüsü’ndeki araştırmacılar tam da bunu araştırıyor; okyanusa devasa beton küreler batırarak, karada depolanan enerji depolama çözümlerine deniz tabanlı bir alternatif sunma planları yapılıyor. Ünlü enstitü, StEnSea (Denizde Depolanan Enerji) projesinin bir parçası olarak, kısa ve orta vadede derin deniz basıncının enerji depolamak için nasıl kullanılabileceğini araştırıyor.

Ekip 2011’den bu yana bu yeni sınırda suları test etmek için okyanus yüzeyinin yüzlerce metre altına batırılan dev içi boş beton küreler yerleştirmeye odaklandı. Boş bir küre, tamamen şarj edilmiş bir depolama birimi olarak işlev görür. Vanası açıldığında, deniz suyu içeriye akar ve şebekeye elektrik veren bir jeneratöre bağlı bir türbini çalıştırır. Yeniden şarj etmek için, şebekeden gelen enerji kullanılarak su, çevredeki basınca karşı geri pompalanır.

Her küre yaklaşık 30 fit (9 metre) çapında, 400 ton ağırlığındadır ve optimum verimlilik için 1.970 ila 2.625 fit (600-800 metre) arasındaki derinliklere sabitlenmiştir. Fraunhofer, Ren Nehri yakınlarındaki Avrupa’daki Konstanz Gölü’nde daha küçük bir modelin başarılı bir şekilde test edilmesinin ardından, 2026 yılı sonuna kadar ABD Enerji Bakanlığı’nın 4 milyon dolarlık projesi kapsamında Kaliforniya’nın Long Beach kıyılarında tam ölçekli 3 boyutlu yazdırılmış bir prototip konuşlandırmayı planlıyor. Bu ünitenin 0,5 MW üretmesi ve 0,4 MWh depolama yapması bekleniyor. Bu miktar, ortalama bir ABD hanesinin yaklaşık iki haftalık elektrik ihtiyacını karşılamaya yetecek.

Enstitü, bu teknolojiyi 30 metre çapa yaklaşan çok daha büyük küreleri işleyebilecek şekilde daha da ölçeklendirmek gibi iddialı bir hedef belirledi. Fraunhofer araştırmacıları, StEnSea sisteminin yaklaşık 817.000 GWh’lik muazzam bir küresel enerji depolama kapasitesi sunabileceğini, bunun da Almanya, Fransa ve İngiltere’deki yaklaşık 75 milyon evin bir yıllık enerji ihtiyacını karşılayabileceğini tahmin ediyor.

Microsoft Command Palette web aramalarını kolaylaştırıyor

0

Microsoft, Command Palette başlatıcısıyla kendi Spotlight benzeri özelliğine kavuşuyor. Microsoft Command Palette web üzerinden erişim sağlayarak PowerToys Run’ının devamı niteliğinde. Artık Mac’in Spotlight’ı gibi çalışıyor ve artık uygulamaları, tüm klasörleri ve tek tek dosyaları aramanıza, arama çubuğuna yazarak hesaplamalar yapmanıza ve bir arama motoru açmadan web aramaları yapmanıza olanak sağlıyor. Web sitelerini doğrudan size verdiği sonuçlardan başlatabilir ve Microsoft Command Palette web aracılığıyla sistem komutlarını çalıştırmanıza da olanak tanır. Şirket, bu yılki Build geliştirici konferansı öncesinde yeni başlatıcıyı kullanıma sundu.

Microsoft Command Palette web aramalarında kolaylık sağlayacak

Microsoft, uzantılara olan desteği sayesinde favori uygulamalarınız için Komut Paletine komutlar ve özellikler eklemenize izin verecek. XDA Developers yakın zamanda başlatıcıyı bir tur attı ve WinGet ve Microsoft Store’dan kendi arama işlevi aracılığıyla uzantıları arayabileceğinizi söyledi. Kendiniz oluşturduğunuz yeni bir uzantı için bir proje oluşturma seçeneği bile var.

Windows’ta Komut Paletine Win + Alt + Space tuşlarına basarak erişebilirsiniz. Açılan Komut Paleti penceresinden yapabileceğiniz çeşitli eylemleri görebilirsiniz. Ayrıca, klavye kısayolunu Paleti göstermek veya gizlemek için ayarlamanıza, Backspace tuşunu sizi önceki sayfaya geri götürecek şekilde programlamanıza ve liste öğelerinin tek bir tıklamayla etkinleştirilmesini ayarlamanıza olanak tanıyan Ayarlar’a da erişebilirsiniz.

Bu özellik ile komutlara, uygulamalara ve geliştirme araçlarına hızlı erişim sağlayan Windows için Spotlight benzeri güncellenmiş bir başlatıcı uygulamasını sessizce başlatmıştı. Yazılım üreticisi, PowerToys Run başlatıcısını Windows 10 için yaklaşık beş yıl önce başlattı ve güncellenmiş sürüm artık uygulamalar, klasörler ve dosyalar, hesaplamalar, sistem komutları ve çok daha fazlasını içeriyor.

DoorDash sürücüsü şirketi nasıl dolandırdı?

Eski bir DoorDash teslimat sürücüsü bu hafta, şirketin 2,5 milyon dolardan fazla dolandırılmasına yol açan bir telgraf dolandırıcılığı komplosundan suçlu bulundu, Kaliforniya Kuzey Bölgesi ABD Savcılığı duyurdu. O ve diğerleri bunu aylarca sahte müşteri hesapları, hiç gerçekleşmeyen teslimatlar, sürücü hesapları ve DoorDash çalışan kimlik bilgilerine erişim kullanarak gerçekleştirdiler.

DoorDash sürücüsü şirketi zor durumda bıraktı

Savcılık bürosu planı şöyle anlatıyor. Sürücü Sayee Chaitainya Reddy Devagiri, DoorDash uygulamasındaki sahte bir müşteri hesabından pahalı siparişler verdi. Daha sonra, DoorDash çalışan kimlik bilgilerini kullanarak siparişleri kendisi ve dahil olan diğer kişilerin oluşturduğu sürücü hesaplarına manuel olarak atadı. Devagiri daha sonra teslim edilmeyen siparişleri tamamlanmış olarak işaretledi ve DoorDash’in sistemini sürücü hesaplarına ödeme yapmaya yönlendirdi. Daha sonra aynı siparişleri tekrar “işlemde” durumuna alıp her şeyi tekrar yaptı. ABD Savcılığı, bunun “beş dakikadan az sürdüğünü ve birçok sipariş için yüzlerce kez tekrarlandığını” yazıyor.

Devagiri 20 yıla kadar hapis ve 250.000 dolar para cezasıyla karşı karşıya ve Eylül ayında bir durum duruşması planlanıyor. Kendisi ve dört kişi, savcıların Kasım 2020 ile Şubat 2021 arasında yürütüldüğünü söylediği plandaki rolleri nedeniyle Ağustos ayında suçlandı. İçeriden bilgi veren kimlik bilgilerini kullandıkları DoorDash çalışanı Tyler Thomas Bottenhorn, 2022’de ayrı olarak suçlandı ve ertesi yıl suçunu kabul etti, Savcılık Ofisi Ekim ayında yazdı.

Satya Nadella podcast alışkanlığının değiştiğini söyledi

0

Microsoft’un Satya Nadella’sı podcast’ler yerine chatbot’ları tercih ediyor. Microsoft CEO’su Satya Nadella podcast’leri sevdiğini söylüyor ancak aslında artık onları dinlemiyor olabilir.

Bu bilgi, Microsoft’un AI stratejisine ve OpenAI ile karmaşık ilişkisine odaklanan Nadella’nın daha uzun bir Bloomberg profilinin sonuna doğru geliyor. Nadella, günlük hayatında şirketin Copilot AI asistanını ne kadar kullandığını göstermek için, podcast’leri dinlemek yerine artık transkriptleri Copilot’a yüklediğini ve ardından ofise giderken içerik hakkında Copilot ile konuştuğunu söyledi.

Satya Nadella podcast metinlerini Copilot’a ekliyor

İşini şakayla “e-posta daktilosu” olarak tanımlayan Nadella, e-postaları ve mesajları özetlemek, toplantılara hazırlanmak ve ofisteki diğer görevleri yerine getirmek için Copilot Studio’da geliştirilen en az 10 özel temsilciye güvendiğini söyledi.

Yapay zekanın Microsoft’u daha önemli şekillerde dönüştürdüğü görülüyor; Nadella’nın şirket kodunun %30’unun yapay zeka tarafından yazıldığını açıklamasından kısa bir süre sonra yapılan işten çıkarmalarda en çok programcıların etkilendiği bildiriliyor. Microsoft’un kendi eyaletinde işten çıkarmaların yükünü en çok programcılar çekti; çünkü yapay zeka, şirketin kodunun %30’una kadarını yazıyor. Microsoft’un ana vatanı Washington’da 2.000 kişiyi işten çıkarması en çok kodlayıcıları etkiledi.

Bloomberg, eyalet dosyalarına dayanarak işten çıkarılan kişilerin %40’tan fazlasının yazılım mühendisliğinde olduğunu ve bunun açık ara en büyük kategori olduğunu buldu. Bloomberg, nispeten az sayıda satış veya pazarlama pozisyonunun etkilendiğini ekledi. Kodlayıcılar Microsoft’un iş gücünün büyük bir kısmını oluşturuyor, ancak tam oranı açıklamıyor. Kesintiler, Microsoft’ta yaklaşık 6.000 kişiyi etkileyen son işten çıkarmaların bir parçası oldu.

Amazon Alexa Plus’a kullanıcı topluyor

0

Amazon, Alexa Plus’a sürekli olarak yeni müşteriler davet ettiğini iddia ediyor. Şirket, yapay zeka destekli dijital asistanına halihazırda ‘yüzbinlerce müşterinin’ erişebildiğini söylüyor.

Amazon.com’dan altı haftadan fazla bir süre sonra, yeni sekme açar Alexa+ adlı yeni yapay zeka destekli sesli asistanı yüz binlerce kişiye sunmaya başlasa da , bunun düzenli müşterilerin elinde olduğuna dair çok az kanıt var. Yeni hizmet, ChatGPT gibi yapay zeka sohbet robotlarının çağında Alexa’yı yenilemede yaşanan birkaç gecikmeden sonra Amazon için bir zafer olacaktı. Şirket, Alexa+’ın yeteneklerini sergilediği ve müşterilere Mart ayı sonlarında davetli erişim sağlamaya başlayacaklarına söz verdiği Şubat ayında New York’ta düzenlenen bir basın etkinliğine CEO Andy Jassy’yi getirerek önemini vurguladı.

Amazon Alexa Plus’a kullanıcı çekiyor

Alexa+ duyuru etkinliğine katılan Techsponential’ın baş analisti Avi Greengart: “Gerçekten buna sahip olan kimse yok gibi görünüyor,” dedi. “Bu, birçok şirketin hizmet veya ürünlerini hazır olmaya çok yakınken duyurmasıyla uyuşuyor, ancak tam olarak değil. O son kilometre tahmin ettiklerinden çok daha uzakta” dedi.

Alexa+’nın gerçek dünyadaki kullanıcılarını bulma çabası sonuçsuz kalarak, Reuters düzinelerce haber sitesi, YouTube, TikTok, X, BlueSky ve Meta’nın Instagram ve Facebook’unun yanı sıra Amazon’un Twitch’ini ve Amazon.com’daki Echo sesli asistan cihazlarının incelemelerini aradı. Reddit’te paylaşım yapan iki kişi hizmeti kullandığını iddia etti ancak Reuters’a kesin kanıt sunmadı ve kimlikleri doğrulanamadı.

Amazon, yeni hizmete yönelik doğrulanabilir kamu incelemeleri veya tepkiler olmamasının nedenini söylemedi ve herhangi bir aktif Alexa+ kullanıcısıyla röportaj yapmayı reddetti. Şirketin bir sözcüye göre Alexa+ erişimi karşılığında gizlilik anlaşmaları talep etmediğini söyledi.

Konuya yakın üç kaynak, Amazon AI destekli Alexa+’nın dağıtımının yavaş ilerlediğini ve hizmetin bazı soruları veya istemleri yanıtlamada hızla mücadele ettiğini söyledi. Ayrıca, diğer AI modelleri gibi zaman zaman yanlış veya uydurma bilgiler ürettiğini ve çalıştırılmasının pahalı olduğunu söyledi. Çoğunlukla Amazon televizyonları ve Echo cihazları üzerinden erişilen Alexa, zamanlayıcılar ayarlayabilir, arama sorgularını yanıtlayabilir ve bir kullanıcı yüksek sesle talep ederse hava durumunu söyleyebilir.

eVTOL yarışı ilklere sahne oldu!

0

Jetson ONE eVTOL yarışı, fütüristik teknolojiyi yüksek oktanlı rekabetle harmanlayarak insanlı elektrikli havacılık için çığır açan bir anı işaret etti. Gerçek pilotlar, elektrikli dikey kalkış ve iniş (eVTOL) uçaklarını zorlu bir kapalı parkur hava pistinde manevra yaptı. Bu bir tanıtım uçuşu veya drone gösterisi değildi; “her saniyenin ve her manevranın önemli olduğu” yüksek bahisli bir yarıştı. Jetson ONE eVTOL yarışı sadece gösteriş yapmakla ilgili değildi; tam teşekküllü bir rekabetti ve performansa hazır uçan arabaların çağının geldiğinin sinyalini veriyordu.

eVTOL yarışı ile bir ilk gerçekleşti

Her yarış pisti, hem insanı hem de makineyi sınırlarına kadar zorlamak için tasarlanmış, yükselen direkler, dik dönüşler ve dar hava koridorlarıyla tasarlandı. Ultra hafif şasisi ve sekiz motorlu tahrik sistemiyle Jetson ONE, pilotların hassas, yüksek hızlı hava manevralarını güvenle yapmasını sağlayan olağanüstü çeviklik ve kontrol sergiledi.

Etkinliğin en belirgin özelliklerinden biri, insanlı uçaklara odaklanmasıydı. Otonom dronların aksine, bu eVTOL’lerin kokpitinde gerçek pilotlar vardı ve gerçek dünya uçuşunun yoğunluğuyla karşı karşıyaydılar. Katılımcılar, kompakt iç mekana rağmen uçağın mükemmel görüş ve tepki kabiliyeti sunduğunu belirttiler. Bir pilot, deneyimi “yoğun ve zorlu” olarak tanımlayarak, rekabet etmek için gereken beceri ve konsantrasyonun altını çizdi.

Jetson Aero, etkinlik boyunca bu yarışın havacılıkta sadece bir dönüm noktası olmadığını, “dünyanın ilk insanlı eVTOL uçan araba yarışması” olduğunu ve “küresel hava yarışları için yeni bir emsal oluşturduğunu” vurguladı. Bu açıklama, yarışın temsil ettiği yenilikçilik ve meydan okuma ruhunu yansıtıyordu.

Uçuş süreleri ortalama 20 dakika civarındaydı, bu da sadece hızı değil aynı zamanda Jetson ONE’ın yarış koşullarındaki sürdürülebilir performansını ve dayanıklılığını da sergilemek için yeterliydi. Hızlı geçişler, sıkı kontroller ve pilot geri bildiriminin birleşimi, uçan arabaların rekabetçi ortamlarda kendi başlarına ayakta kalabileceğini kanıtladı.

Hindistan Uzay Ajansı fırlatma görevini yapamadı

0

Hindistan Uzay Ajansı’nın uydu görevi fırlatma aracındaki teknik sorun nedeniyle başarısız oldu. Hindistan Uzay Ajansı’nın yörüngeye yeni bir Dünya gözlem uydusu fırlatma görevi, fırlatma aracının uçuşun üçüncü aşamasında teknik bir sorunla karşılaşması sonrasında başarısızlıkla sonuçlandı. Yetkililer Pazar günü yaptıkları açıklamada, uydunun yörüngeye yeni bir Dünya gözlem uydusu fırlatma görevinin başarısızlıkla sonuçlandığını söyledi.

Hindistan Uzay Ajansı fırlatma ile rekabette yer edinmeye çalışıyor

EOS-09 Dünya gözlem uydusu, Pazar sabahı Güney Hindistan’daki Sriharikota Uzay Merkezi’nden PSLV-C61 fırlatma aracıyla fırlatıldı. Hindistan Uzay Araştırma Örgütü Başkanı V. Narayanan: “Üçüncü aşamada … motor kutusunun hazne basıncında bir düşüş oldu ve görev tamamlanamadı” dedi.

1960’lardan bu yana uzay araştırmalarında faaliyet gösteren Hindistan, kendisi ve diğer ülkeler için uydular fırlattı ve 2014 yılında bunlardan birini Mars yörüngesine yerleştirmeyi başardı. 2019’da aya iniş girişiminin başarısız olmasının ardından Hindistan, bilim insanlarının donmuş su rezervleri barındırabileceğine inandıkları keşfedilmemiş topraklara doğru tarihi bir yolculukta 2023’te ayın güney kutbuna yakın bir yere uzay aracı indiren ilk ülke oldu. Görev, dünyanın en kalabalık ülkesi için teknolojik bir zafer olarak adlandırıldı.

Hindistan’la birlikte Çin ve ABD önemli bir uzay rekabeti sürdürüyor. Bu rekabette Hindistan da önemli bir yer edinmeye çalışıyor. Özellikle bu fırlatma da rekabette önemli bir rol oynayacaktı. Ancak teknik tarafta yaşanan sorun bu rekabette daha ileri gidilmesinde gecikmeye neden oldu.

GM LMR pil hücreleriyle menzil artıracak

0

GM, elektrikli araç menzilini artırmak ve maliyetleri düşürmek için LMR prizmatik pil hücrelerine güveniyor. General Motors ve LG Energy Solution, lityum manganez açısından zengin (LMR) prizmatik pil hücrelerini üretime sokma planlarını duyurdu. Hücreler, GM’nin Ultium platformunun bir parçası olarak gelecekteki tam boyutlu kamyonlarda ve SUV’larda kullanılacak.

GM LMR pil hücreleri

Verimlilik kazanımlarına ek olarak, LMR prizmatik hücrelerinin daha uygun maliyetli olduğu da iddia ediliyor. LMR teknolojisi, katotta kullanılan pahalı kobalt ve nikel miktarını azaltarak, bunları daha az maliyetli manganezle değiştiriyor. Ayrıca pil bileşenlerinin sayısını %50 oranında azaltıyor.

LG Energy Solution, LMR hücrelerinin ön üretimine 2027 yılı sonlarında başlamayı ve tam üretime 2028 yılında geçmeyi planlıyor. Üretim, GM ve LG’nin Ohio ve Tennessee’deki Ultium Cells tesislerinde gerçekleştirilecek.

LG Energy Solution’ın Gelişmiş Otomotiv Aküsü bölümünün başkanı ve başkan yardımcısı Wonjoon Suh, “Elektrikli araçlar için ilk LMR prizmatik hücrelerini tanıtmaktan heyecan duyuyoruz. Bu, onlarca yıldır sürdürdüğümüz araştırmaların ve teknolojiye yaptığımız yatırımların doruk noktası” dedi.

LG Energy Solution, bu teknoloji alanında 200’den fazla patent alarak küresel olarak en büyük LMR teknolojisi IP portföyüne sahip. Uzmanlığı, 2010’a dayanan LMR kimyası üzerine ilk patentiyle kapsamlı araştırmayı yansıtıyor. LMR pil teknolojisi, GM’nin pil tedarik zinciri ve hücre üretim süreçlerine entegre olarak, yerel pil üretimine yönelik stratejik yatırımları ve lityum, grafit ve manganez gibi kritik malzemelerin Kuzey Amerika’dan sorumlu bir şekilde tedarik edilmesini güçlendiriyor.

Kriptoda kötüye kullanım artıyor!

Kripto para, siber suçun önde gelen itici güçlerinden biri. Ancak Wall Street Journal’dan gelen yeni bir rapor, gerçek dünyada da giderek daha fazla suçun hedefi haline geldiğini gösteriyor. Daha fazla balina ve kripto paranın büyük sahipleri varlıklarını çevrimiçi erişilemeyen soğuk cüzdanlara kaydırdıkça, gerçek hayattaki hırsızlıkların, kaçırılmaların ve soygunların hedefi haline geliyorlar.

Kriptoda kötüye kullanım önlenemiyor

Dergiye göre, geçtiğimiz yıl içerisinde dünya çapındaki hükümetlere düzinelerce “anahtar saldırısı” (basit araçlar kullanarak kurbanlara acı çektirmek ve onları zorlamak) bildirildi ve bu saldırılarda kurbanlar kripto para varlıklarından dolayı hedef alındı. Bunlardan en az beşi son birkaç ayda Fransa’da gerçekleşti.

Gerçek hayattaki soygun girişimlerinin birkaç yüksek profilli örneği manşetlere taşındı, belki de en dikkat çekeni popüler Twitch yayıncısı Amouranth’ın bu Mart ayında Houston’daki evinde bir soygunun hedefi olmasıydı . Üç kişi kompleksine girdi ve kripto para birimi varlıklarını teslim etmesini istedi. Yayıncının kocası tarafından kovalanmadan önce dizüstü bilgisayarını çaldılar, sonunda kurtarıldı ve saldırganlar dijital para birimine asla erişemediler.

Bu davanın sorumlusunun üç genç olduğu ortaya çıktı. Ancak Journal, organize suç şebekelerinin bazı hırsızlıklarda yer aldığına dair işaretler olduğunu bildiriyor. Geçtiğimiz yıl, Remy St. Felix adlı 24 yaşındaki bir Florida’lı, kripto para sahiplerini hedef alan birden fazla ev işgali gerçekleştiren bir suç şebekesinin lideri olarak hizmet ettiği için 47 yıl hapse mahkûm edildi . Grup, kurbanları bağlayarak, silah zoruyla tutarak ve varlıklarını transfer etmelerini talep ederek toplamda 3,5 milyon dolar değerinde kripto para çalabildi.

Bu saldırganların kurbanlarını nasıl seçtiklerine gelince, çeşitli faktörler var ancak genellikle çevrimiçi profilleriyle başlıyor. Zenginliklerini sergileyen kişiler genellikle hedef alınıyor. Coinbase ve Ledger gibi popüler kripto para ticaret platformlarının bir dizi hack’i, potansiyel kripto para sahipleriyle ilgili bilgileri de saldırganların kullanımına sundu. Ledger durumunda, şirketin pazarlama veritabanından isimler, e-posta ve posta adresleri çevrimiçi olarak yayınlandı ve 270.000’den fazla kişiyi ifşa etti.

Ledger CEO’su David Balland da bu fiziksel saldırılardan birinin kurbanıydı; bu vahşi kaçırılma olayında kendisi ve eşi kaçırılmış ve yaklaşık iki gün boyunca alıkonulmuştu ve kaçıranlar kendilerine kripto para cinsinden fidye ödenmesini talep etmişti. Saldırganlar Balland’ın parmaklarından birini kesip fotoğraflarını Ledge’deki meslektaşlarına göndererek ödemeyi transfer etmeleri için baskı yapmışlardı. İkili, birden fazla ödeme yapıldıktan sonra sonunda serbest bırakıldı.

Stüdyo Toei yapay zeka kullanacak

0

Özellikle shonen türünden anime izliyorsanız, Toei Animation’ı muhtemelen biliyorsunuzdur. Stüdyo, Dragon Ball ve Sailor Moon gibi popüler mangaları uyarlamasıyla tanınır ve çok sayıda işi çıkıyor. Bu diziler ve filmler yayınlandığında, bazıları yapay zeka ile yapılmış olabilir.

Stüdyo Toei yapay zeka ile daha güçlü olacak

Toei’nin yakın zamanda yayınlanan 2024-2025 mali yılı mali brifinginde, bir slaytta stüdyonun “son teknoloji yapay zeka teknolojilerine” sahip bir Japon şirketi olan Preferred Networks’e açıklanmayan bir miktarda para yatırdığı ortaya çıkıyor. İki şirket “yapay zeka ve animasyon üretim teknolojileri arasındaki sinerjilerden yararlanarak yeni iş fırsatları ortaklaşa geliştirmeyi ve üretimimizin verimliliğini ve kalitesini artırmayı” umuyor.

Toei, özellikle yapımlardaki hikaye panoları, renklendirme, arka planlar ve aralar için AI kullanımına göz atıyor. Bahsedilen kullanım örnekleri arasında, teknolojinin araları otomatik olarak düzeltmesi veya doğru renkleri belirlemesi ve seçmesi ve referans alınan fotoğraflardan arka planlar oluşturması yer alıyor. O zamanlar, slayt yalnızca gelecekteki beklentilerden bahsediyor ve stüdyonun One Piece veya yaklaşan Digimon BeatBreak ve Gosu gibi mevcut çalışmalarına dahil edilen teknolojiden hiç bahsetmiyor.

Yapay zekanın eğlence sektöründe kullanımı ve tartışılması tartışmalı olmuştur. Genellikle verimliliğin bir yolu olduğu ve basit işleri azaltmaya yardımcı olduğu iddia edilse de farklı yaratıcı alanlardaki çalışanlar, stüdyoların teknolojiyi benimsemesi ve sanatçıların izni olmadan projelere entegre etmesi nedeniyle geçim kaynaklarının tehdit altında olduğunu düşünüyor. Diğerleri ise bunu üretim sürecine ekstra adımlar ekleyebilecek veya yayın sırasında istenmeyen hatalara yol açabilecek bir hırsızlık veya dijital büyücülük biçimi olarak görüyor. Toei büyük bir şirket ve teknolojiyi nasıl kullandığı, diğer stüdyolardan eserlerini izleyen hayranlara kadar herkesi etkileyecek.

Akıllı gözlük rekabeti kızışıyor

0

Akıllı gözlükler şu anda çok popüler ve Google bu trendi daha da artırmaya hazırlanıyor. Kısa bir tanıtımda, Google’ın Android Ekosistemi Başkanı Sameer Samat, şirketin akıllı gözlükler konusunda neler planladığına dair ufak ipuçları verdi. Google’ın Android Show serisinin I/O edisyonunun sonunda, Samat’ın çok utangaç bir şekilde bir gözlük çıkarıp yüzüne taktığı ve Google’ın önümüzdeki hafta I/O’yu izleyenler için “birkaç tane daha gerçekten harika Android demosu” hazırlayacağını ilan ettiği görülebilir.

Akıllı gözlük rekabeti teknoloji sıçraması sağlayabilir

Meta’nın Ray-Ban gözlükleri şık, şaşırtıcı derecede güzel fotoğraflar çekiyor ve çoğundan daha becerikli bir sesli asistana sahip. Ayrıca telefon görüşmeleri ve müzik çalma için şaşırtıcı derecede iyi ses sağlıyorlar, bu da bir şeyler dinlemek istediğinizde ancak kendinizi ANC kulaklıklar veya kulak üstü kulaklıklarla kapatmak istemediğinizde mükemmel bir alet haline getiriyor.

Meta’nın Ray-Ban gözlüklerine ne kadar iyimser olsak d  akıllı gözlükler için alanın tamamen açık olduğunun da tamamen farkındayız. Daha önce de değindiğimiz gibi Meta, nispeten küçük bir havuzda büyük bir balık olma avantajına sahip. Ancak bu düzenleme bir bozulmaya mahküm ve bu sarsıntı Google dahil olmak üzere birkaç şirketin elinden çıkabilir.

Google’ın donanımı, şu anda hakkında pek bir şey bilmesek de, piyasaya sürüldüğünde klasik Ray-Ban silüetine sahip olmayabilir, ancak Meta’nın sahip olmadığı bir şeye sahip olacak. Örneğin, bir Pixel cihazıyla eşleştirildiğinde , Google’ın akıllı gözlükleri Meta’nın sadece hayalini kurduğu yerlere gidebilir. Telefonunuzdaki mesajlaşma, telefon görüşmeleri, ses kayıt uygulamaları veya kamera uygulamasıyla sıkı entegrasyonu hayal edin. Bunlar yüzeyde küçük şeyler, ancak akıllı gözlüklerinizle çekilen fotoğrafların veya videoların doğrudan telefonunuzdaki fotoğraflar uygulamasında görünmesi, birçok kişi için karar verici bir faktör olabilecek yaşam kalitesi iyileştirmeleridir.

Çin uzayda süper bilgisayar birleştiriyor

Çin’in ADA Space şirketi, yapay zeka süper bilgisayarlardan oluşan 2.800 uydudan oluşan planlanan ağının ilkini fırlattı. Space News’in haberine göre Çin, planlanan 2.800 güçlü yörünge süper bilgisayar uydu ağının ilk 12 uydusunu fırlattı. ADA Space’in duyurusuna göre (makine çevirisiyle), ADA Space, Zhijiang Laboratory ve Neijang High-Tech Zone şirketi tarafından oluşturulan uydular, karasal istasyonların bunu onlar için yapmasına güvenmek yerine, topladıkları verileri kendileri işleyebilecek.

Çin uzayda süper bilgisayar projesini hayata geçiriyor

Şirket, uyduların ADA Space’in “Star Compute” programının bir parçası ve “Üç Cisimli Hesaplama Takımyıldızı” adını verdiği şeyin ilki olduğunu yazıyor. 12 uydunun her biri yerleşik 8 milyar parametreli bir AI modeline sahip ve saniyede 744 tera işlem (TOPS) gerçekleştirebiliyor – AI işleme gücünün bir ölçüsü – ve ADA Space toplu olarak saniyede 5 peta işlemi veya POPS yönetebildiklerini söylüyor. Bu, örneğin bir Microsoft Copilot PC için gereken 40 TOPS’tan oldukça fazla. Çin hükümetine göre nihai hedef, 1.000 POP’a ulaşan binlerce uydudan oluşan bir ağa sahip olmak.

Space News’e göre uydular lazerler kullanarak 100 Gbps’ye kadar hızla birbirleriyle iletişim kuruyor ve aralarında 30 terabayt depolama paylaşıyor. Geçtiğimiz hafta fırlatılan 12 uydu, gama ışını patlamaları gibi kısa kozmik olayları yakalamak için bir X-ışını polarizasyon dedektörü de dahil olmak üzere bilimsel yükler taşıyor. ADA Space duyurusunda uyduların ayrıca acil müdahale, oyun ve turizm gibi amaçlar için kullanılabilen 3B dijital ikiz verileri oluşturma kapasitesine sahip olduğunu söylüyor.

MIT, yapay zekâ ve verimlilik üzerine yazılan tezden vazgeçti!

MIT, çalışmanın bütünlüğüyle ilgili ciddi kaygılar nedeniyle, söz konusu makalenin kamusal tartışmalardan çekilmesi gerektiğini açıkladı.

Ekonomi bölümünde doktora yapan bir öğrenci tarafından kaleme alınan ve “Artificial Intelligence, Scientific Discovery, and Product Innovation” başlığını taşıyan makale, büyük fakat ismi verilmeyen bir malzeme bilimi laboratuvarında yapay zekâ kullanımı sonrası daha fazla buluş ve patent başvurusu yapıldığını iddia ediyordu. Ancak çalışmanın dikkat çekici bir sonucu daha vardı: Yapay zekâ destekli süreçler, araştırmacıların iş memnuniyetini azaltmıştı.

Makale geçen yıl önemli isimlerin dikkatini çekmişti. Nobel Ekonomi Ödüllü Daron Acemoglu ve saygın ekonomist David Autor, çalışmayı övgüyle karşılamış, Autor Wall Street Journal’a verdiği demeçte “hayran kaldığını” söylemişti. Ancak MIT’nin 17 Mayıs tarihli açıklamasında bu iki isim geri adım attı. Acemoglu ve Autor, artık çalışmanın “verilerinin kökeni, güvenilirliği ve doğruluğu konusunda hiçbir güvenlerinin kalmadığını” belirtti.

İddialara göre, ocak ayında malzeme bilimi konusunda deneyimli bir bilgisayar bilimci, makaledeki verilerin bilimsel güvenilirliği hakkında şüphelerini Acemoglu ve Autor’a iletti.

Bunun üzerine MIT içinde bir inceleme başlatıldı. Üniversite, öğrenci gizliliği yasaları gereği incelemenin detaylarını açıklamasa da, yazarın artık MIT’de bulunmadığını duyurdu.

Makalenin ön baskısı daha önce arXiv platformunda yayımlanmış ve The Quarterly Journal of Economics dergisine gönderilmişti. MIT, her iki platformdan da makalenin çekilmesini talep etti. Ancak arXiv platformu, yalnızca yazarların çekilme talebini işleme aldığını belirtti. Üniversitenin açıklamasına göre, yazar hâlâ bu adımı atmadı.

Makalenin yazarı MIT tarafından resmi olarak isimlendirilmemiş olsa da, ön baskı sürümü ve medyada çıkan ilk haberler, yazarın Aidan Toner-Rodgers olduğunu gösteriyor.

MIT’nin bu açıklaması, yapay zekânın akademik ve bilimsel araştırmalardaki rolü üzerine süren tartışmalara yeni bir boyut kazandırdı. Akademik çevrelerde, yapay zekâ destekli araştırmalarda şeffaflık ve veri doğruluğunun önemi bir kez daha gündeme geldi.