Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 273

Uber otonom sürüş hizmeti için geri sayıma başladı

Uber, May Mobility ile yaptığı anlaşmayı doğrulayarak platformunda daha fazla otonom aracı kullanıma sunmaya hazırlanıyor. Michigan eyaletinin Ann Arbor kentinde bulunan girişim, önümüzdeki birkaç yıl içinde platformda binlerce sürücüsüz taksinin konuşlandırılmasını sağlayacak olan yolculuk paylaşım deviyle stratejik bir ortaklık kurmayı kabul etti.

Uber otonom sürüş hizmeti başlamaya hazır

Operasyonlar bu yılın sonuna doğru Arlington, Teksas’ta başlayacak ve 2026 ve sonrasında Amerika Birleşik Devletleri’ndeki daha fazla şehre genişletilecek. May Mobility 2021’den beri orada faaliyet gösteriyor. Uber kullanıcılarına ilk etapta sunulacak araçlar, firmanın patentli Çoklu Politika Karar Verme (MPDM) teknolojisiyle donatılmış May Mobility’nin Toyota Sienna Autono-MaaS minivanları olacak.

MPDM, verileri gerçek zamanlı olarak yorumlamak için yapay zekayı kullanır ve bu sayede zorlu senaryolara sürekli olarak evrilip uyum sağlayabilir. Bu da ona, örneğin geleneksel olarak otonom araçlar için zor olduğu kanıtlanmış öngörülemeyen “uç durumlarda” avantaj sağlar. May Mobility şu anda belirli lokasyonlarda sürücüsüz operasyonlar sunsa da , Arlington’da sürücüsüz hizmetler aşamalı olarak devreye girmeden önce otonom araçlar, araç içi insan güvenlik operatörleri ile birlikte hizmete sokulacak. Anlaşma, otonom sürüş teknolojisi şirketinin bugüne kadar itibarını inşa ettiği “mikro toplu taşıma” operasyonlarının ötesine geçme arzusunu yansıtıyor.

Şu ana kadar Amerika’daki konuşlandırmalarının çoğu , Arizona’daki Sun City’deki bir emekli topluluğu gibi küçük coğrafi olarak sınırlandırılmış alanlardaki belirli rotalara veya Minnesota’daki Eden Prairie gibi mevcut toplu taşıma seçeneklerini tamamlayıcı yerlere odaklandı. Ancak bu tür operasyonların ötesine geçme isteği, geçen yıl Atlanta’da Sienna’larını sunmak için Lyft ile ortaklık kurduğunu duyurduğunda açıkça ortaya çıktı. Bu durum, şirketin Waymo’nun otonom taksilerini orada sunmak için bir anlaşma yapan yeni ortağı Uber ile rekabete girmesine neden oldu.

May Mobility CEO’su ve kurucu ortağı Edwin Olson, yeni ortaklığıyla ilgili: “Uber platformunda lansman yapmak, May Mobility’nin önde gelen özerklik hizmeti sağlayıcısı olarak büyük pazarlara hızla açılmaya hazır olduğunun pazara büyük bir sinyali” dedi.

“Yapay Zekâ Yıldızları” projesi birinci yılını tamamladı!

Vodafone Vakfı ve Habitat Derneği’nin dijital geleceğe hazır nesiller yetiştirme hedefiyle başlattığı “Yapay Zekâ Yıldızları” projesi birinci yılını tamamladı. Projeyle 36 bini aşkın öğrenciye ulaşılırken, projeye yapılan her 1 TL’lik yatırım 5,34 TL değerinde sosyal geri dönüş sağladı. Projenin yeni döneminde 55 bin öğrenciye ulaşılması hedefleniyor.

Toplumsal değişim ve gelişimin öncüsü olma hedefiyle faaliyetlerini sürdüren Vodafone Vakfı, genç nesilleri dijital geleceğe hazırlamaya devam ediyor. Vakıf, geçen yıl Habitat Derneği işbirliğiyle hayata geçirdiği “Yapay Zekâ Yıldızları” dijital eğitim projesiyle, 12 ilde 58 farklı lokasyonda 183 gönüllü öğretmenin katkısıyla 36 bini aşkın öğrenciye ulaştı. Türkiye’nin 81 ilinde 11-14 yaş arası ortaokul ve 14-18 yaş arası lise öğrencilerine yapay zekâ eğitimlerinin verildiği projeye yapılan her 1 TL’lik yatırım 5,34 TL değerinde sosyal geri dönüş sağladı. Projenin yeni döneminde 55 bin öğrenciye ulaşılması hedefleniyor.

Türkiye Vodafone Vakfı Başkanı Hasan Süel genç girişimcileri destekleyen Yapay Zekâ Yıldızları projesini anlatıyor.

Yapay Zekâ Startup Studio inkübasyon programı başlıyor

Türkiye Vodafone Vakfı Başkanı Hasan Süel, şunları söyledi: “Yapay zekâ, geleceğin dijital teknolojileri arasında kritik rol oynayacak. Global Vodafone Vakfı’nın hazırladığı ‘Eğitim Alanında Yapay Zekânın Artan Rolü’ raporuna göre, ülkemizde okullarda yapay zekâ kullanımı söz konusu olduğunda, öğrencilerin %27’si geri kaldığını hissediyor. Geçen yıl Habitat Derneği işbirliğiyle başlattığımız ‘Yapay Zekâ Yıldızları’ projesiyle amacımız, genç nesillerin teknolojik bakımdan donanımlı olmalarını sağlamak, günümüzde her alanda gördüğümüz yapay zekâ teknolojisini öğrenip kullanarak yaratıcı fikirlerini yeni teknolojilerle birleştirmelerini mümkün kılmak. 12 ilde yürüttüğümüz projenin ilk yılında hedefimizin de üzerine çıkarak toplam 36 bini aşkın öğrenciye ulaştık. Yaptığımız sosyal etki analizinde gördük ki, projeye yapılan her 1 TL’lik yatırım 5,34 TL değerinde sosyal geri dönüş sağladı. Proje kapsamında, gençlere global bir hackathon’a katılım imkânı da sunduk.. Yeni dönemde hedefimiz 55 bin öğrenciye ulaşmak. Süregelen çalışmalarımızın yanında yeni bir oluşuma da imza atacağız. Yapay Zekâ Startup Studio ile lise öğrencilerinin yapay zekâ odaklı fikirlerinin girişime dönüşmesini sağlayacak bir inkübasyon programı başlatacağız. Vodafone Vakfı olarak, genç nesillerin geleceği için çalışmaya devam edeceğiz.”

Habitat Derneği İcra Kurulu Başkanı Bora Caldu ise şöyle konuştu: Gençleri geleceğin diliyle, üreten yapay zeka ile buluşturuyoruz. Vodafone Vakfı ile beraber hayata geçirdiğimiz Yapay Zeka Yıldızları projesiyle, ortaokul ve lise öğrencilerini yapay zekayla buluştururken tüketen değil, üreten bireyler olarak yetişmelerini destekliyoruz. Yapay zekâ, makine öğrenimi, sanal gerçeklik ve dijital denge gibi alanlarda gençleri bilinçlendiriyor; dijital dönüşüm yolculuklarında onlara eşlik ediyoruz. Türkiye’nin dört bir yanındaki teknoloji sınıflarında, köy okullarında ve gezici eğitim çadırlarında çocukların ve gençlerin potansiyelini yapay zekayı kullanarak birlikte ortaya çıkarıyoruz. Geçtiğimiz dönemde Romanya’da dalgalandırdığımız bayrağımızı bu yıl da yapacağımız hackathon yoluyla uluslararası arenalarda temsil etmeye çalışacağız. Aynı zamanda bu yıl gezici aracımızın il sayısını 12’den 15’e çıkararak kırsal alanda daha fazla çocuğa ulaşmayı hedefliyoruz. Son olarak Yapay Zeka Startup Studio ile liseli genç girişimcilerin hayallerine ortak olacak, yerel ve global yarışmalarda onların yanında yer alacağız. “Üreten yapay zeka” yaklaşımıyla yalnızca bilgi aktarmakla kalmayacak; gençlerin üretmesini, denemesini ve fark yaratmasını destekleyeceğiz. Bu yolculukta başta Vodafone Vakfı olmak üzere tüm paydaşlarımıza ve gönüllülerimize teşekkür ediyoruz, birlikte üretecek birlikte güçleneceğiz.

Öğrenciler yapay zekâyla tanışıyor

“Yapay Zekâ Yıldızları” projesi kapsamında, 11-14 yaş arası ortaokul ve 14-18 yaş arası lise öğrencilerinin yapay zekâ ile buluşması sağlanıyor. Öğrenciler, yapay zekâ konusunda çeşitli araçlarla içerik üretebiliyor, yapay zekâyı kapsamlı bir şekilde öğreniyor ve kendi projelerini geliştirebiliyor. Aynı zamanda, global içerik ve etkinliklerle de gençler için farklı gelişim alanları sunuluyor. Projeye katılan 744 öğrenciyle gerçekleştirilen araştırmaya göre, ilk yılda öğrencilerin %85’i yapay zekânın ne olduğunu tanımlayabilmeye başladı; %60,5’i tarif komutlarını nasıl yazacağını öğrendi; %79,5’i eğitimi çok yararlı ve öğretici buldu; %64,2’si ise öğrendiklerini hemen kullanmaya başladı.

Kırsalda yapay zekâ eğitimleri

Projenin yeni döneminde de yüz yüze, online ve web sitesi bazlı eğitimler devam edecek. Yeni dönemde 55 bin öğrenciye ulaşılması hedefleniyor. Ayrıca, eğitmen ve gönüllü sayısı da artacak. Gezici Teknoloji Çadırı ile 15 ilde kırsal ilçelerdeki liseler ve köylerdeki okullarda bilim, teknoloji ve yapay zekâ odaklı eğitim aktiviteleri düzenlenecek. Köy Teknoloji Ağı ile 45 lokasyonda bulunan teknoloji sınıflarında eğitim ve etkinliklerin yürütülmesi sağlanacak. Konteyner Teknoloji Sınıfları ile 4 ilde kodlama ve yapay zekâ eğitimleri verilecek. Toplumsal fayda, sürdürülebilirlik ve teknolojiyle iyilik temalarında hackathon düzenlenecek.

İnkübasyon programı başlatılacak

Proje kapsamında yeni bir program da hayata geçirilecek. Yapay Zekâ Startup Studio adı altında, lise öğrencilerinin yapay zekâ odaklı fikirlerinin girişime dönüşmesini sağlayacak bir inkübasyon programı başlatılacak. Toplam 3 ay sürecek programda, 20 girişim eğitim programı, 10 girişim hızlandırıcı program ve 5 girişim demo günü düzenlenecek. Eğitim programları fiziksel ve online olmak üzere hibrit modelde gerçekleştirilecek. Eğitim programı, yapay zekâ odaklı fikir geliştirme, teknik beceriler, yalın kanvas ve ürün geliştirme süreçlerini kapsayacak. Hızlandırıcı programın ön şartı, tüm eğitim programlarının başarıyla tamamlanması olacak. Ardından, hızlandırıcı programda yatırım, finans ve destekler gibi konular başta olmak üzere girişimcilik süreçlerini inşa eden eğitim-mentorluk alınacak. Demo gününün ön şartı, hızlandırıcı programın başarıyla tamamlanması olacak. Jüri karşısında fikirler yarışacak ve tüm takımlara çeşitli ödüller verilecek. Yarışmayı dereceyle bitiren girişim adayları, Uluslararası Telekomünikasyon Birliği tarafından her yıl Cenevre’de yapılan AI for Good etkinliğine katılacak. Proje kapsamında yarışmayı tamamlayan 20 girişimin de UNICEF tarafından gerçekleştirilecek Generation Unlimited ve GN tarafından gerçekleştirilecek Entrepreneurship World Cup global yarışmalarına doğrudan başvuru hakkı olacak.  

Chatbotlar arama motoru üzerinde düşük etkiye sahip

0

OneLittleWeb’in yaptığı bir araştırmaya göre, yapay zeka sohbet robotları son iki yılda popüler arama motoru sitelerine gelen trafiği neredeyse hiç etkilemedi. Çalışmada Nisan 2023’ten Mart 2025’e kadar küresel web trafiği analiz edildi. En son yılda, chatbot siteleri arama motorları tarafından alınan ziyaretlerin yalnızca %2,96’sını oluşturuyordu.

Chatbotlar arama motoru üzerinde beklenen etkiyi yaratmıyor

Arama trafiğindeki mütevazı düşüş, patlayıcı büyümeye rağmen yapay zeka sohbet robotlarının henüz geleneksel arama davranışını anlamlı bir şekilde yerinden edemediğini gösteriyor. Çalışmanın yazarı ve OneLittleWeb’in kurucusu Sujan Sarkar: “ChatGPT’nin muazzam büyümesine rağmen, Google’dan günlük yaklaşık 26 kat daha az ziyaret alıyor. Yapay zeka sohbet robotları hızla büyürken, arama motorları günlük kullanıcı etkileşiminde baskın konumunu korumaya devam ediyor” diye ekledi.

Sarkar ayrıca Google ve Microsoft Bing gibi arama motorlarının 2025’in başlarında trafiği artırmak için AI Genel Bakışları ve Arama Üretken Deneyimi (SGE) gibi AI özelliklerini kullandığını belirtti. Sarkar: “Geçici bir düşüşe rağmen, bu entegrasyonlar ilgi ve kullanımın yeniden canlanmasına yardımcı oldu” diye yazdı.

Oregon eyaletinin Bend kentinde bulunan bir danışmanlık hizmetleri firması olan Enderle Group’un başkanı ve baş analisti Rob Enderle, çalışma süresinin uzunluğunun mevcut sohbet robotu ile arama motoru arasındaki resmi çarpıtabileceğini iddia etti.

Verdiği demeçte: “Yapay zekayı arama için kullanmak nispeten yeni bir şey ve insanlar henüz doğru şekilde nasıl yönlendirme yapacaklarını öğrenmediler, bu nedenle iki yıllık verileri inceleyen bir anket, çoğunlukla yapay zeka aramalarının olmadığı ve anket döneminin sonunda araçların yeni kullanılmaya başlandığı bir dünyayı yansıtacaktır; bu da sonuçları yapay zekanın zayıf kullanımına doğru yönlendirecektir” dedi.

Hyundai fabrikalarında Atlas Robotlar çalışmaya başladı!

Hyundai Motor Group, ABD’deki üretim tesislerinde çığır açan bir adım atıyor. Şirket, Georgia’daki Metaplant America fabrikasında Boston Dynamics’in Atlas humanoid robotlarını kullanmaya başlıyor. Bu robotlar, insan işçilerin yaptığı görevleri yerine getirmek için tasarlandı. Hyundai, 2025 sonuna kadar araç montajının %40’ını otomatikleştirmeyi hedefliyor. Bu hamle, şirketin 21 milyar dolarlık ABD yatırım planının bir parçası. Yatırımın 6 milyar doları inovasyon ve stratejik ortaklıklara ayrıldı.

Atlas Robotlar karmaşık görevlerde öne çıkıyor

Atlas robotları, özellikle parça sıralama gibi karmaşık görevlerde öne çıkıyor. Bu süreç, araç montajı için parçaların doğru sırayla hazırlanmasını sağlıyor. Robotlar, gelişmiş yapay zeka ve sensörlerle donatıldı. Kamera sensörleri, binlerce parçayı hızlı ve hatasız şekilde organize ediyor. Boston Dynamics, Atlas’ın elektrikli versiyonunu Nisan 2024’te tanıttı. Yeni model, hidrolik versiyona göre daha güçlü ve esnek. Ağır ve düzensiz nesneleri taşıma yeteneğiyle dikkat çekiyor.

Hyundai, Boston Dynamics’i 2021’de 880 milyon dolara satın aldı. Bu satın alma, şirketin robotik alanındaki liderlik hedefini güçlendirdi. Şu anda Hyundai tesislerinde dört ayaklı Spot robotları denetim ve bakım için kullanılıyor. Atlas robotları ise üretime doğrudan katkı sağlayacak. Şirket, küresel tesislerinde robot kullanımını artırmayı planlıyor. Bu strateji, üretim süreçlerini hızlandırıyor ve verimliliği artırıyor.

Otomotiv sektöründe rekabet artacak

Hyundai’nin bu adımı, otomotiv sektöründe rekabeti kızıştırıyor. Tesla, Optimus robotlarını fabrikalarında test ediyor. BMW ise Figure 02 robotlarını deniyor. Hyundai, Atlas ile bu yarışta öne geçmeyi amaçlıyor. Uzmanlar, humanoid robot pazarının 2035’e kadar 38 milyar doları aşacağını öngörüyor. Hyundai, bu büyüyen pazarda lider konum hedefliyor.

Ancak, robotların yaygınlaşması iş gücü tartışmalarını da beraberinde getiriyor. Bazı işçiler, iş kayıplarından endişe ediyor. Hyundai, robotların insanlarla birlikte çalışacağını vurguluyor. Şirket, güvenli ve ergonomik bir üretim ortamı yaratmayı taahhüt ediyor. Atlas robotlarının denemeleri bu yıl sonunda başlayacak. Başarılı olursa, Hyundai diğer tesislerinde de bu teknolojiyi yaygınlaştıracak.

Bu gelişme, otomotiv endüstrisinde yeni bir dönemin habercisi. Hyundai, Atlas robotlarıyla üretimi yeniden şekillendiriyor. Georgia’daki fabrika, bu teknolojik devrimin öncüsü olacak.

Modüler robotlar depo düzeni sağlıyor

0

Alman bir lojistik firması tarafından geliştirilen bir yenilik, malların nasıl sıralanıp taşınacağını yeniden şekillendiriyor. Cellumation’ın Celluveyor sistemi, paketlerin her yöne tam olarak hareket etmesini sağlayan, çok yönlü tekerleklerle donatılmış küçük, altıgen hücrelerden oluşan modüler bir tasarıma sahip. Modüler robotlar depo düzeninde de etkili hale geliyor.

Modüler robotlar depo düzeni için kullanılıyor

Kompakt ve çevik olan sistemin yerden tasarruf sağlayan üçgen benzeri yapısı, onu dar depo ortamlarında karmaşık yönlendirme ve sıralama için ideal hale getirerek geleneksel konveyör bantlarına esnek bir alternatif sunar. Modüler robotlar depo alanlarında yeni fırsatlar yaratmaktadır. Şimdi, tedarik zinciri otomasyon firması Daifuku, Celluveyor’u paketlerin paletlerden verimli bir şekilde çıkarıldığı ve daha fazla işleme veya teslimat için yönlendirildiği robotik palet boşaltma sistemine entegre etmek için Cellumation ile ortaklık kurdu.

Cellumation’ın yenilikçi hücresel taşıyıcı sistemi, benzersiz modüler tasarımı ve yapay zeka destekli hassasiyetiyle malzeme taşımayı dönüştürüyor. Her biri üç yönlü tekerleğe sahip altıgen robot hücreleri sistemi oluşturuyor. 360°’de ayrı ayrı kontrol edilen bu çok yönlü tekerlekler, en dar alanlarda bile düzgün, çarpışmasız nesne hareketi sağlıyor. Modüler robotlar depo içindeki akışı mükemmelleştiriyor.

3B kamera tabanlı bir görüş sistemi, her nesnenin yüksekliğini, boyutunu ve yüzeyin üzerindeki konumunu sürekli olarak izliyor. Otoyollarda seyreden otonom arabalar gibi, bu veriler gerçek zamanlı olarak en iyi rotaları belirleyen karmaşık algoritmalara aktarılıyor. Sonuç olarak, çıkış noktalarındaki nesneler mükemmel şekilde hizalanmış ve yönlendirilmiş olduğundan, aşağı yönde değişikliklere gerek kalmıyor.

Yeniliğin merkezinde, hareketi anında izleyebilen, değiştirebilen ve düzeltebilen Cellumation’ın uyarlanabilir yazılımı yer alıyor. Dijital ikizler, yalnızca yazılım yükseltmeleriyle kurulum sonrası hız kazanımlarını sağlayarak verimliliği artırıyor. Celluveyor’ın açık yapısı, yeni işler için kolay yeniden yapılandırmaya olanak tanıyor ve bu da onu sürekli değişen sektörler için uygun hale getiriyor. Şirkete göre, bu akıllı, ölçeklenebilir çözüm manuel süreçleri otomatikleştiriyor ve geleneksel konveyör sistemlerini modernize ederek lojistik otomasyonu güçlendiriyor. Modüler robotlar depolarda geleceği temsil ediyor.

TeleMessage uygulaması faaliyetlerini askıya aldı

Trump yetkilisinin kullandığı mesajlaşma uygulaması, saldırının ardından faaliyetlerini askıya aldı. ABD Başkanı Donald Trump’ın o dönemki ulusal güvenlik danışmanı Mike Waltz’un geçen haftaki Kabine toplantısında kullandığı şifreli mesajlaşma uygulaması, iddiaya göre hack’lenmesinin ardından geçici olarak hizmetini durdurdu.

TeleMessage uygulaması faaliyetlerine ara verdi

Siber saldırıyı ilk olarak pazar günü duyuran 404 Media’ya göre, Signal’in değiştirilmiş versiyonu gibi davranan İsrail merkezli bir uygulama olan TeleMessage’ın hacker’ı, Waltz’un veya görüştüğü kişilerin mesajlarını ele geçiremedi. Ancak bildirilen ihlal, üst düzey hükümet yetkililerinin kullandığı, müşterilerin uyumluluk amacıyla mesajları arşivlemesine olanak tanıyan uygulamanın güvenli olup olmadığı konusunda soruları gündeme getiriyor.

Uygulamayı yöneten Smarsh’ın sözcüsü yaptığı açıklamada: “TeleMessage olası bir güvenlik olayını araştırıyor” dedi. “Tespit edildiğinde, olayı kontrol altına almak için hızlı bir şekilde harekete geçtik ve soruşturmamızı desteklemek için harici bir siber güvenlik firmasıyla anlaştık” dedi.

404 Media’nın haberine göre, hacker tarafından çalınan veriler arasında TeleMessage’ın Signal, WhatsApp, Telegram ve WeChat versiyonları kullanılarak gönderilen mesajların içerikleri de yer alıyor. Smarsh, Mart ayında, “devlet kurumları arasında güvenli ve uyumlu iletişim çözümlerine yönelik artan ihtiyacı karşılamayı” amaçlayan bir Kamu Sektörü Birimi’nin kurulduğunu duyurdu.

Massachusetts merkezli bir uygulama güvenliği şirketi olan Black Duck’ın altyapı güvenliği uygulamaları direktörü Thomas Richards yaptığı açıklamada: “Bu ihlal birçok düzeyde endişe verici” dedi.

TeleMessage, hükümet kurumları ve işletmelerin sohbetlerin yedek kopyalarını alarak bu yasalara uymasını sağlayan bir yol olarak pazarlanıyor. Ancak 404 Media geçen hafta TeleMessage’ın, mesajların gizliliğini koruyan Signal’in uçtan uca şifrelemesini zayıflatabileceğini bildirdi.

Apple, App Store davasında mahkeme kararına direnmeye devam ediyor!

0

Apple, Fortnite’ın geliştiricisi Epic Games ile süregelen davasında Yargıç Yvonne Gonzalez Rogers’ın sert eleştirilerine maruz kalmıştı.

Teknoloji devi, mahkemenin emrine uyduğunu belirtse de, kurallarına yönelik değişiklikleri sınırlandırıcı şartlara bağlaması nedeniyle yargı tarafından ciddi şekilde uyarıldı.

Rogers, “Bu bir müzakere değil, tedbirdir.” diyerek Apple’ın kararı uygulamaktan kaçınmak için aşırı kurallar koyduğunu vurguladı. Mahkeme ayrıca, Apple Mali İşler Başkan Yardımcısı Alex Roman’ı yemin altında yanlış beyanda bulunmakla suçlayarak durumu ABD Savcılığı’na sevk etti. Bu gelişme, Apple için sadece ticari değil, aynı zamanda hukuki açıdan da tehlikeli bir süreci işaret ediyor.

Apple kuralları değiştirdi ama direnişi bitmedi

Apple, mahkeme kararının ardından teknik anlamda uyum sağlayarak geliştiricilerin uygulamalarda dış ödeme seçeneklerine yönlendirme yapmasına izin verdi. Spotify gibi uygulamalar bu yeni açılımdan faydalanmaya başladı. Ancak Apple, bu izni yalnızca belirli koşullarda veriyor. Geliştiricilerin özel bir talepte bulunmaları gerekiyor ve dış ödemelerden hâlâ %27 oranında komisyon alınıyor. Ayrıca kullanıcıları uyaracak Korku Ekranları adı verilen tam sayfa bilgilendirme mesajlarının gösterilmesi zorunlu tutuluyor.

Apple, bu uygulamalarla yasal süreci şeklen yerine getirdiğini savunsa da, mahkeme ve teknoloji sektörü temsilcileri bu yaklaşımı açık bir dolaylı direnç olarak yorumluyor. Apple için en büyük risklerden biri, App Store’un gelir modelinin temelden sarsılması. Şirket, uygulama içi satın alımlardan milyarlarca dolar kazanç sağlıyor ve bu sistemin dışına çıkılması Apple’ın finansal yapısını doğrudan etkileyebilir.

App Store AB

Gözler WWDC 2025’te olacak

Mahkeme süreci devam ederken Apple bir yandan da geliştiricileri kendi sisteminde tutmanın yollarını arıyor. İddialara göre, Haziran ayında gerçekleşecek Dünya Geliştiriciler Konferansı’nda Apple, yalnızca Küçük İşletme Programı kapsamında olanlara değil, tüm geliştiricilere yönelik genel bir komisyon indirimi duyurabilir. Bu, geliştiricilerin uygulama içi ödeme sistemini kullanmaya devam etmeleri için bir teşvik mekanizması olabilir.

Apple’ın bu karara karşı sergilediği tutum, yalnızca Epic Games ile olan mücadelesinin değil, dijital platformların genel olarak nasıl düzenlenmesi gerektiği sorusunun da merkezinde yer alıyor. Önümüzdeki aylarda alınacak kararlar, yalnızca App Store’un değil, dünya genelinde benzer mağaza modellerinin işleyişine dair önemli birer örnek teşkil edecek.

Pulsar modülü füzyon koşulları için teste alındı

0

Amerika Birleşik Devletleri’nden iki firma, üretim ölçeğinde, türünün ilk örneği bir pulser modülünü test etmek için bir araya geldi. Bu, elektrik enerjisini depolamak ve onu güçlü, hassas bir şekilde kontrol edilen patlamalarla iletmek ve nihayetinde küçük yakıt kaplarını yüksek verimli (>100 megajul) füzyon koşullarına taşımak için tasarlanmış bir sistemdir.

Pacific Fusion Corporation ve General Atomics, yeni nesil empedans eşleştirilmiş Marx jeneratörü (IMG) olan modülün testini gerçekleştirecek. Pacific Fusion’ın birden fazla IMG modülü birleştirildiğinde, bir pulser oluşur. Bu, bir füzyon hedefini füzyon için gereken yüksek sıcaklıklara ve basınçlara sıkıştırmak için güçlü bir elektrik akımı üreten bir sistemdir. Pacific Fusion’ın kurucu ortağı ve Baş Teknoloji Sorumlusu Keith LeChien: “Düşük maliyetle seri üretilebilen modüler bileşenler kullanarak füzyon tarihindeki en yoğun güç üreten, hat değiştirilebilir üniteyi sunuyoruz ” dedi.

Pulsar modülü füzyon koşullarında test ediliyor

Pacific Fusion, her bir pulser modülünün tek bir hızlı pulse’da yaklaşık 2TW tepe gücü, yani tüm ABD elektrik şebekesinin sağladığı ortalama güçten yaklaşık dört kat daha fazla güç sağlayacağını açıkladı; tüm bunlar bir nakliye konteynerinin kapladığı alana sığan bir cihazdan geliyor. Net tesis enerji kazanımı sağlamak ve bol miktarda sabit gücü açığa çıkarmak üzere tasarlanan PF’nin Gösterim Sistemi için bu modüllerden yaklaşık 150 tanesi gerekiyor.

General Atomics Energy Group’un kıdemli başkan yardımcısı Dr. Anantha Krishnan: “Uzun füzyon inovasyonu geçmişimizle General Atomics, Pacific Fusion gibi hızlı hareket eden yeni başlayan şirketler için güçlü bir fırlatma rampası sunuyor” dedi. Geçtiğimiz yıl, Fremont Test Merkezi’ndeki bir Pacific Fusion ekibi, her modülün temel bileşenlerinin performans standartlarını karşıladığını başarıyla gösterdi; sistem güvenilirliğini doğrulamak için tek bir günde 100’den fazla ardışık testi tamamladı. Bu iş birliği, yeni nesil füzyon test tesislerinin ilerlemesinde önemli bir adım teşkil ediyor. Pacific Fusion’ın cesur yaklaşımını GA’nın bilimsel ve mühendislik liderliği mirasıyla birleştirerek, ortaklık, füzyon enerjisini ticari gerçekliğe daha da yakınlaştırmayı hedefliyor.

General Atomics, prototip testlerinde Pacific Fusion’a destek verdi ve şimdi ilişki, sistem operasyonları, kriyojenik, üretim ölçeğinde üretim ve hedef üretimi gibi tam ölçekli füzyon santrali bileşenleri üzerinde iş birliğini de kapsayacak şekilde gelişiyor.

Dünyanın ilk otonom demir yolu kamyonu hizmete giriyor

0

Sürdürülebilir demir yolu ulaşımının öncüsü Glid ve geleneksel yük operatörü Mendocino Railway, Altın Eyalet’in en simgesel ve doğal manzaralı demir yolu koridorlarından birinde çığır açan otonom ve hibrit yük pilot projesini başlatmak için güçlerini birleştirdi. Dünyanın ilk otonom demir yolu projesi olması planlanan bu girişim, yılın sonlarına doğru başlaması planlanan pilot projenin, hibrit motorlu GliderM ve otonom kardeşi AR2RV (Otonom Yol-Demiryolu Aracı) dahil olmak üzere Glid’in yeni nesil karayolu-demiryolu araçlarını aktif yük operasyonlarına entegre edeceği bildiriliyor.

Dünyanın ilk otonom demir yolu kamyonu

Bu araçlar, Willits ve Fort Bragg’ı birbirine bağlayan 64 km uzunluğundaki tarihi bir koridor olan California Western Railroad boyunca çalışacak. Dünyanın ilk otonom demir yolu kamyonu bu hat üzerinde hizmet verecek. Bu hat, yüzyıllık mirası, nefes kesen sekoya manzaraları ve Kaliforniya’nın tarihi kerestecilik ve yük ekonomisindeki önemli rolü nedeniyle Skunk Tren güzergahı olarak biliniyor. 1885’te kurulan rota, Kuzey Kaliforniya’nın sekoya ormanları arasında ilerlerken engebeli arazisi ve muhteşem manzarasıyla ünlendi. 1920’lerde, yolcuların tren görüş alanına girmeden çok önce fark ettikleri, benzinle çalışan ilk vagonlarının güçlü kokusu nedeniyle bu takma adını aldı.

Girişim, kırsal kesimlere ve yeterince hizmet alamayan topluluklara daha akıllı, daha temiz lojistik hizmeti sunma yolunda önemli bir adım atarak, çevresel etkiyi azaltırken erişilebilirliği ve ekonomik fırsatları iyileştiren sürdürülebilir bir çözüm sunuyor. Dünyanın ilk otonom demir yolu bu hedefler doğrultusunda geliştirilmiştir.

Glīd Technologies CEO’su Kevin Damoa, ortaklığı yalnızca teknoloji alanında atılmış bir adım olarak değil, aynı zamanda mirasa saygı gösterme, fırsat yaratma ve Mendocino Demiryolu tarafından uzun süredir korunan bölgesel bir yaşam hattını dönüştürme taahhüdü olarak nitelendirdi. Proje yalnızca teknolojik yenilikçiliğiyle değil, aynı zamanda az kullanılan altyapının canlandırılması, karbon emisyonlarının azaltılması ve tarihsel olarak yeterince hizmet alamayan bölgelerde ekonomik büyümenin desteklenmesi gibi daha geniş hedefleriyle de öne çıkıyor.

Hem karayollarında hem de demiryollarında çalışabilen hibrit GliderM, tamamen otonom AR2RV ile birlikte çalışarak akıllı ulaşım sistemlerinin ilk ve son mil lojistiğini nasıl dönüştürebileceğini gösterecek.

Anduril, satın alımlarıyla AI destekli savaş sistemlerini güçlendiriyor!

Anduril satın alma bedelini açıklanmazken, anlaşmanın yürürlüğe girmesi için düzenleyici kurumların onayı bekleniyor.

Anduril, yazılım devi Palantir ve Elon Musk’un sahibi olduğu SpaceX ile birlikte ABD’nin füze savunma sistemi projesi Golden Dome’nin kritik bir bölümünü üstlenmeye aday şirketler arasında gösteriliyor. Reuters’in geçen ay yayımladığı bir haberde, bu üç şirketin projede öne çıktığı belirtilmişti. Şimdi gerçekleştirilen bu satın almayla, Anduril’in özellikle otonom savaş sistemlerinde donanım tabanlı kapasitesini artırması hedefleniyor.

Klas’ın donanımı, şirketin Lattice sistemiyle entegre edilecek

Klas, elektrik veya cep telefonu sinyali olmayan ortamlarda dahi askerlerin iletişim kurmasını ve insansız hava araçlarını kontrol etmesini sağlayan kompakt bilgisayarlar ve internet altyapı ekipmanları üretiyor. Bu teknoloji, modern muharebe alanlarında esneklik ve dayanıklılık açısından kritik bir rol oynuyor.

Anduril, Klas’ın donanım çözümlerini kendi yapay zekâ destekli yazılım platformu Lattice ile entegre etmeyi planlıyor. Lattice, çeşitli insansız sistemlerden gelen sensör verilerini gerçek zamanlı olarak işleyerek savaş alanına dair bütünsel bir görünüm sunuyor ve insan-makine iş birliğini daha verimli hale getiriyor. Bu sayede otonom sistemlerin karar alma süreçleri daha hızlı ve etkili bir şekilde yönetilebiliyor.

Klas’ın 150 çalışanıyla İrlanda ve ABD’deki mevcut tesislerinde faaliyet göstermeye devam edeceği ve artan talebi karşılamak için üretim kapasitesini artırmayı planladığı bildirildi.

Anduril, 2017’den bu yana dokuzuncu satın almasını yaptı!

2017 yılında kurulan Anduril, bu hamleyle birlikte toplamda dokuzuncu satın almasını gerçekleştirmiş olacak. Şirket, kısa süre önce 28 milyar dolar değerlemeyle yeni bir yatırım turuna çıkmayı planladığı yönündeki haberlerle de dikkat çekmişti.

Savunma sanayisinde yapay zekâ ve otonom sistemlerin rolü giderek büyürken, Anduril’in bu stratejik satın alması, hem ABD savunma projelerinde daha etkin rol oynamasını hem de küresel pazardaki konumunu güçlendirmesini sağlayabilir.

Sence yapay zekâ destekli bu tür savunma sistemleri gelecekte savaş alanlarını tamamen değiştirecek mi?

Pinterest görsel arama için yapay zeka kullanıyor

Pinterest, görsel aramayı daha fazla yapay zeka destekli özelliklerle güncelliyor. Şirket, kullanıcıların metin yerine bir resim kullanarak arama yapmalarına olanak tanıyan özelliğini iyileştirmek için yeni bir işlevsellik yayınladığını duyurdu. Bu, aramaları daha kesin bir şekilde daraltmak ve iyileştirmek için yeni araçların yanı sıra Pinterest’in web sitesinde görsel aramayı daha erişilebilir hale getiren araçları da içeriyor.

Pinterest görsel arama için yenilik yapıyor

Şirket, yeni eklemelerin Pinterest’in kullanıcıların kelimelerle tanımlamakta zorluk çekebileceği şeyler (örneğin, bir his, stil veya estetik) için bir arama motoru olarak öne çıkmasına yardımcı olacağına inanıyor.

Yeni bir geliştirme, kullanıcıların belirli bir Pin’de neyi beğendiklerini daha iyi anlamalarına yardımcı olacak; bu özellik başlangıçta ABD, Kanada ve İngiltere’deki kadın modası kategorisinde olacak.

Burada, kullanıcılar bir Pin’e dokunduğunda hareketli bir parıltı görecekler ve Pinterest daha sonra insanların Pin’i neden ilk etapta beğendiklerini belirlemelerine yardımcı olacak kelimeler üretecek. Şirket, bu özelliğin bir tür üretken AI olan Görsel Dil Modelleri (VLM’ler) tarafından desteklendiğini söylüyor. Bu ekleme, metin ve görselleri tek bir sorguda birleştiren Google’ın çok modlu aramasına benzer. Ancak bu durumda, Pinterest kullanıcıların arama sorgularını genişletmek ve daraltmak için kullanılabilecek kelimeleri üreterek onlara yardımcı oluyor.

Başka bir güncelleme, kullanıcıların gösterilen öğeye farklı bir renk, stil veya kumaşta alternatifler arayarak moda aramalarını daraltmalarına olanak tanıyacak. Örneğin, Pinterest bunu daha çok “Y2K” estetiğine sahip benzer bir stil bulmak veya beğendiğiniz bir blazer’a benzer ancak resmi bir durum için daha uygun bir şey bulmak için kullanabileceğinizi öneriyor.

Pinterest ayrıca görsel aramayı uygulamada daha fazla alana yayacağını, kullanıcıların Ana Akış’taki herhangi bir Pin’e uzun basarak görsel aramayı başlatabileceklerini söylüyor. Güncelleme , Pinterest’in AI tarafından oluşturulan görselleri etiketlemeye başlayacağı ve çok sayıda kullanıcı şikayeti sonrasında kullanıcıların yakında gösterilecek AI görsellerinin sayısını sınırlamasına izin vereceği duyurusunun hemen ardından geldi.

Apple Siri tazminatı için yöntem belli oldu

0

Apple’ın Siri’sinin geçmişte özel konuşmalarınızı dinlediğini mi düşünüyorsunuz? Eğer öyleyse, Apple’ın toplu dava için ödediği 95 milyon dolardan bir pay kapabilirsiniz. Apple Siri tazminatı almak için başvuruda bulunmalısınız.

Apple Siri tazminatı yapılması gerekenler

Lopez v. Apple Inc. davasında yayınlanan bir uzlaşma sayfası, Apple Siri tazminatı için dava açmak isteyen kişiler için adımları ve son tarihleri ​​açıklıyor. Uzlaşma, ABD’de Siri cihazının mevcut veya eski kullanıcılarına yönelik olup, sesli asistanla olan görüşmeleri Apple tarafından kaydedildi veya “istenmeyen Siri aktivasyonu” nedeniyle üçüncü taraflarla paylaşıldı. Bu kampanyadan yararlanabilmeniz için cihazı 17 Eylül 2014 ile 31 Aralık 2024 tarihleri ​​arasında kullanmış olmanız gerekiyor.

İlgili gruptaysanız, sizi Apple Siri tazminatı anlaşmasına dair uyaran bir Talep Tanımlama Kodu ve Onay Kodu içeren bir e-posta veya kartpostal almalısınız. Bu durumda, talep gönderme sayfasına gidin, her iki kodu da girin ve ardından devam etmek için oturum açın. E-postayı almazsanız, yine de bir talep oluşturmayı deneyebilirsiniz. Bunu yapmak için, gönderim sayfasında yeni bir talep girin. Siri cihazı veya satın alma belgesi için bir seri numarası ve model adı ile birlikte iletişim bilgilerinizi sağlamanız istenecektir. iPhone, iPad, Mac, Apple Watch, AirPods, HomePod veya Siri kullanan herhangi bir başka aygıt dahil olmak üzere beş farklı aygıta kadar ekleyebilirsiniz.

Her iki durumda da, Apple Siri tazminatı ödemenizi doğrudan banka hesabınıza mı yoksa elektronik çekle mi almak istediğiniz sorulacaktır. Talepte bulunmak için çok uzun süre beklemeyin; son tarih 2 Temmuz 2025’tir. Hiçbir şey yapmamayı da seçebilirsiniz, bu durumda hiçbir şey toplamazsınız. Başvuru süresinin ardından, mahkemenin ödemeler başlamadan önce anlaşmayı onaylaması gerekiyor. Son onay duruşması 1 Ağustos’ta Kaliforniya, Oakland’daki federal mahkemede ABD Bölge Yargıcı Jeffrey White ile planlandı.

Geliştiricilere yönelik Linux dağıtımı dikkat çekti

Windows’dan uzaklaşmanızı sağlayacak bir Linux dağıtımı arıyorsanız, birçok seçeneğiniz var. Windows 10 veya 11 gibi görünmeyen ve hissettirmeyen dağıtımlar bile Microsoft’un işletim sistemine benzeyecek şekilde ayarlanabilir. Kutudan çıktığı haliyle Windows’a benzeyen bazı Linux dağıtımları var. Bu dağıtımlar arasında sahada oldukça yeni bir oyuncu var: AnduinOS. 1.3 sürümü.

Geliştiricilere yönelik Linux dağıtımı

AnduinOS’un son sürümü Ubuntu 25.04’e dayanmaktadır. Bu nedenle Canonical’ın ünlü dağıtımıyla aynı temellere sahiptir. Bu, sağlam donanım desteği, kullanıcı dostu bir paket yöneticisi, sağlam ve kararlı bir temel ve 2026’ya kadar destek anlamına gelir. AnduinOS, GNOME 48 ile Windows 11 benzeri görünümüne kavuşuyor ve bunu olağanüstü bir şekilde başarıyor. Aynı zamanda, GNOME masaüstünde genellikle bulamayacağınız birkaç dokunuş eklemeyi tercih ediyor. Ancak AnduinOS ile ilgili bir konu var: Windows’dan göç eden geliştiricilere yönelik bir dağıtım olarak tanıtılsa da, aslında günlük kullanım için yeterince iyi.

GNOME’un piyasadaki en iyi performans gösteren (tam teşekküllü) Linux masaüstlerinden biri haline geldiği bir sır değil ve AnduinOS bunu oldukça iyi gösteriyor. Bir uygulamaya takıladığınızda hemen açılıyor, bu da Geliştiricilere yönelik bir Linux deneyiminin ne kadar akıcı olabileceğini gösteriyor. Güncellemeler ve yükseltmeler hızla gerçekleşiyor ve animasyonlar tereyağı gibi akıcı. GNOME 48, kullanıcıya her şeyin tam olarak beklendiği gibi gideceğine dair güzel bir güvenlik hissi veriyor.

Geliştiricilere göre AnduinOS geliştiricilere yöneliktir, “AnduinOS, geliştiricilerin Windows’tan Linux’a geçişini kolaylaştırmayı amaçlayan, Ubuntu tabanlı özel bir Linux dağıtımıdır, bilindik operasyonel alışkanlıkları ve iş akışlarını korur.” Geliştirici projesi önceden yüklenmiş olarak işe koyulmak için ihtiyaç duyduğunuz tüm araçları bulacağınız anlamına gelmez; AnduinOS bilindik bir iş akışı sunuyor. Bunun anlamı AnduinOS kullanıcı arayüzünün hemen tanıdık geleceği ve geliştirme iş akışlarınızın kolayca çevrilebileceğidir.

Google, sinema hamlesi ile gençlerin teknolojiye bakış açısı şekillendirecek!

Bu girişimin temel amacı, genç izleyicilerin Google ürünlerine ve genel olarak teknolojiye dair daha olumlu hisler geliştirmesini sağlamak.

Apple’ın dizilerinde MacBook ve iPhone’ların öne çıkmasına benzer şekilde, bu yapımlarda da Android telefonlar ve Google hizmetleri doğal bir şekilde sahneye taşınacak. Google, bu yolla hem kullanıcı algısını olumlu yönde etkilemeyi hem de yaratıcı sektörleri kendi teknolojilerini kullanmaya teşvik etmeyi planlıyor.

Google’ın bu projeleri YouTube üzerinden paylaşmak gibi bir planı bulunmuyor. Şirketin hedefi, yapımları bağımsız stüdyolarla iş birliği yaparak dağıtmak. Yani Google, Apple TV+ gibi kendi platformunu oluşturmak yerine, halihazırda izleyiciye ulaşan geleneksel dağıtım kanallarını tercih edecek.

Googledan resmi bir açıklama henüz gelmiş değil; ancak proje, teknoloji şirketlerinin halkla ilişkilerde ne denli yaratıcı yöntemlere başvurduğunu gösteriyor. Teknoloji dünyasında yaşanan güven erozyonu, veri gizliliği tartışmaları ve yapay zekâya yönelik etik kaygılar göz önünde bulundurulduğunda, bu tür duygu yönetimi odaklı yapımların arkasındaki motivasyon daha da netleşiyor.

Son yıllarda teknoloji şirketlerinin marka algısını güçlendirmek adına medya ve eğlence alanında adımlar attığı görülüyor. Apple, kendi platformu üzerinden Emmy ödüllü diziler üretirken, Amazon da Prime Video aracılığıyla içerik üretimini ciddi biçimde genişletti. Google’ın bu yeni adımı, teknoloji devlerinin yalnızca ürün değil, duygu da sattığının bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.

Ancak bu girişim, bazı çevrelerde endişeyle karşılanabilir. Medyada ürün yerleştirme ve algı yönetimi, özellikle genç izleyiciler söz konusu olduğunda etik açıdan tartışmalı bulunabiliyor. Google’ın yapımlarında teknoloji eleştirisine ne kadar yer verileceği ya da sadece parlak bir dünya mı sunulacağı ise şimdilik belirsiz.

Google’ın 100 Zeroes projesi, yalnızca bir medya yatırımı değil, aynı zamanda teknoloji ile toplum arasındaki güven krizine verilen yaratıcı bir yanıt olabilir.

Anthropic, bilim insanlarına yapay zeka desteği verecek!

AI for Science adı verilen bu program, özellikle biyoloji ve yaşam bilimleri alanında çalışan araştırmacılara odaklanacak. Anthropic, seçilecek araştırmacılara altı ay boyunca toplam 20 bin dolara kadar API kullanım kredisi sağlayacak.

Anthropic’ten yapılan açıklamada, desteklenecek projelerin bilime katkısı, potansiyel etkisi ve yapay zekanın bu projeleri hızlandırmadaki rolü gibi kriterlerle değerlendirileceği belirtildi. Destekten yararlanacak bilim insanları, Claude model ailesi de dahil olmak üzere şirketin tüm halka açık yapay zeka modellerine erişim hakkı kazanacak.

Anthropic, blog gönderisinde yapay zekanın gelişmiş akıl yürütme ve dil işleme yeteneklerinin bilim insanlarına veri analizi, hipotez üretme, deney tasarımı ve sonuçların etkili şekilde paylaşımı konularında yardımcı olabileceğini vurguladı. Özellikle karmaşık biyolojik sistemlerin anlaşılması, genetik verilerin analizi, küresel hastalık yüklerine yönelik ilaç keşfi ve tarımsal verimliliğin artırılması gibi alanlar öne çıkarıldı.

Google, OpenAI, FutureHouse ve Lilia Sciences gibi şirketler de benzer şekilde bilimsel süreçlerde yapay zekanın potansiyelini vurgulayan girişimlerde bulunmuştu. Google‘ın AI co-scientist adını verdiği sistem, araştırmacılara hipotez geliştirme ve deney planlama konularında yardımcı olmayı amaçlıyor. Ancak tüm bu girişimlere rağmen, birçok bilim insanı günümüzdeki yapay zekanın henüz bilimsel süreçlerde güvenilir bir ortak olmadığını düşünüyor. Özellikle yapay zekanın özgün problem çözme kapasitesinin sınırlı olduğu ve beklenen atılımları sunamadığı yönünde eleştiriler var.

Geçmiş örnekler de bu konuda temkinli olunması gerektiğini gösteriyor. 2023 yılında Google, GNoME adını verdiği yapay zeka ile 40 yeni materyal sentezlendiğini duyurmuştu. Ancak yapılan bağımsız analizler, bu materyallerin hiçbirinin gerçek anlamda yeni olmadığını ortaya koydu.

Anthropic, bu olumsuz örneklerin aksine, kendi programlarının bilimsel keşiflerde anlamlı katkılar sağlayacağını umuyor. Program başvuruları her ayın ilk Pazartesi günü değerlendirilecek. Başvurular bilimsel değer, potansiyel etki, teknik uygulanabilirlik ve biyogüvenlik kriterlerine göre uzmanlar tarafından incelenecek. İlgi duyan araştırmacılar, başvuru formuna Anthropic’in resmi internet sitesinden ulaşabiliyor.

Bu tür girişimlerin, yapay zekanın bilim dünyasında daha somut katkılar sunması adına önemli bir dönüm noktası olup olmayacağı ise zamanla netlik kazanacak.

Yangın söndürme robotları göreve hazır

0

Unitree, yangınları söndürmeyi amaçlayan B2 dört ayaklısının modifiye edilmiş bir versiyonunu piyasaya sürdü. Çeşitli kullanım-özel modüllere ev sahipliği yapabilen robodog, yüksek akışlı güçlü bir su topu taşıyor ve aşırı ortamlarda çalışabiliyor. Yangın söndürme robotları bu anlamda büyük yenilikler sunmaktadır.

Yangın söndürme robotları

Dört ayaklı robotlar teftiş, haritalama ve gözetleme görevlerini üstlenebilseler de, insanların yapmak zorunda kalmaması için tehlikeli ortamları da keşfedebilirler. Unitree’nin yangın kurtarma robotları için de durum böyledir. Yangın söndürme robotları uzaktan erişim ile tehlikeli görevlerde güvenliği artırabilir. Bu robotlar, uzaktaki itfaiyecilere canlı video akışı sağlamak için gözetleme modülleriyle donatılabilir ve içeri girmeden önce bir durumu değerlendirmelerine olanak tanır.

Sırtına monte edilen diğer modüller arasında bir robot kolu, LiDAR sensörleri, haberleşme ekipmanı ve 60 m’ye (yaklaşık 200 ft) kadar menzile ve saniyede 40 litrelik yüksek akış hızına sahip bir su topu yer alabilir. Hortum arkaya takılırken, iş ucu yangın söndürme ihtiyacına uyacak şekilde 85 dereceye kadar açılı olabilir. Yangın söndürme robotları geliştirilmiş teknolojik özellikleriyle daha verimli hale getirilmiştir. Sistem su veya köpük kullanabilir ve dört ayaklı, hortumu otomatik olarak ayırabilir ve potansiyel olarak bir an bile kaybetmeden diğer görevlere geçebilir.

Bu modül ayrıca yangınları söndürmek için tasarlanmamış, ancak etrafındaki her şey serin olmadığında robotun kendisini serin tutmak için tasarlanmış bir sprinkler sistemi içerir. Bu, dört ayaklının toz ve su geçirmez olduğu anlamına gelirken, gövde için kompozit metal malzemeler de aşırı ortam hazırlığına katkıda bulunur.

Unitree ayrıca standart bir B2’ye göre eklem performansını %170 oranında artırarak robodog’a 40 cm (15 inç) kadar yükseklikteki engelleri ve 45 derece eğimli merdivenleri aşmak için ekstra tırmanma gücü kazandırdı. Ve son olarak, yangın kurtarma botu su geçirmezlikten ödün vermeden sahada uzun süreli kullanım için sıcak değiştirilebilir bir pil sisteminden faydalanır.

Robodog’un yangınla mücadele yeteneğini kanıtlamak için bir dizi tatbikat ve gösteri gerçekleştirildi ve yakın zamanda bir çift Qingdao İtfaiye ve Kurtarma Destek Ekibi’ne resmi olarak katıldı. Yangın söndürme robotları artık satışa sunuldu, ancak fiyatlandırma hakkında bir bilgimiz yok.

Dijital varlık altyapısı şirketi Fuze 12 milyon dolar yatırım aldı!

0

Ortadoğu ve Türkiye girişimcilik ekosistemindeki son yatırım haberlerinden biri, dijital varlık sektöründen geldi. Ortadoğu ve Türkiye’nin hızlı büyüyen dijital varlık altyapısı şirketlerinden Fuze, dijital varlık ve veri merkezi altyapısı sektörünün küresel liderlerinden Galaxy ve Etisalat olarak da bilinen küresel teknoloji grubu e&’in girişim sermayesi ve yatırım kolu e& capital’ın liderlik ettiği Seri A turunda 12,2 milyon dolar yatırım aldı.

Türkiye’nin yanı sıra, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da (MENA) türünün tek örneği olarak regüle dijital varlık altyapısı sunan Fuze’un kurucu ekibinde, daha önce Checkout.com ve Visa’da önemli roller üstlenen Mo Ali Yusuf, Simpl ve Clear gibi fintek şirketlerinin liderlik ekibinde yer alan Arpit Mehta’nın yanı sıra; Goldman Sachs ve Microsoft’ta görev alan Srijan Shetty bulunuyor. Şirket, daha önce Abu Dabi Kalkınma Holdingi’nin desteklediği bir yatırım şirketi olan Further Ventures’tan da yatırım almıştı.

Hizmet olarak dijital varlıklar altyapısı sunuyor

Faaliyetlerine 2023’te başlayan Fuze, MENA ve Türkiye genelindeki finans kuruluşları ile işletmelerin müşterilerine regüle dijital varlıklar sunmasını kolaylaştıran “Hizmet olarak Dijital Varlıklar” (Digital Assets-as-a-Service) altyapısı ve yüksek montanlı alım satım platformu ile faaliyet gösteriyor. Son olarak uçtan uca bir stabil kripto varlık (stablecoin) altyapısı paketi sunan ve FuzePay aracılığıyla ödemeler dikeyinde de genişleyen Fuze’un, piyasaya sürüldüğünden bu yana hedef pazarlarda düzenleyicilerle yakın bir biçimde çalıştığı ve önde gelen finans kuruluşlarıyla ortaklık kurduğu biliniyor.

Geliştirdiği çözümlerle 2024’te toplam 2 milyar doların üzerinde dijital varlık hacmine aracılık eden Fuze, Seri A yatırımıyla birlikte, bölgesel ve uluslararası genişlemesini hızlandırmayı, ürün inovasyonu ve regülasyon uyumluluğunu derinleştirmeyi ve ekibini üst düzey işe alımlarla büyütmeyi planlıyor.

Talepte büyük artış

Yatırım turuna dair görüşlerini paylaşan Fuze CEO’su ve Kurucu Ortağı Mo Ali Yusuf, “Galaxy’nin kapsamlı dijital varlık yeteneklerinin ve e&’in eşsiz iş ağının; bankaların, finansal teknoloji şirketlerinin ve geleneksel işletmelerin dijital varlıkları sorunsuz bir şekilde entegre etmesini hızlandırma misyonumuza katkıda bulunacağına inanıyoruz. Önümüzdeki 1 yıl içinde her finans kuruluşu ve işletmenin, bir tür kripto veya stabil dijital varlık çözümünü entegre etmeye yöneleceğini tahmin ediyoruz. Talepte büyük bir artış görüyoruz. Seri A yatırım turumuzun bölgesel dijital varlık benimsemesine ivme kazandıracağına inancımız tam” dedi.

Fuze Türkiye Ülke Müdürü Ayşegül Şensoy ise, “Yeni yatırımımızla birlikte, stratejik ana pazarlarımızdan biri olan Türkiye’de hızlı bir büyüme hedefliyor, bölgedeki gücümüzü buraya taşıyarak ekosisteme katma değer sağlamayı amaçlıyoruz” ifadelerini kullandı.

SPK’nın faaliyette bulunanlar listesinde

Türkiye’yi de büyüme merkezlerinden biri olarak gören Fuze, Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) Türkiye’de kripto varlık düzenlemelerine uyum ve lisans süreci yürüten platformları sıralayan Faaliyette Bulunanlar Listesi’nde Fuze Teknoloji A.Ş. ticari unvanı ve Fuze TR işletme adıyla yer alıyor. 

Dijital varlıklar ve veri merkezi altyapısındaki küresel liderlerden biri olan Galaxy’nin Fuze ile ortaklık kurmaktan ve Seri A yatırım turuna liderlik etmekten heyecan duyduğunu belirten Galaxy Europe CEO’su Leon Marshall, “Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) dijital varlıklar için kapsamlı düzenleyici çerçeveler geliştirme isteği ve Fuze’un dijital varlık altyapısındaki geliştirme hızıyla BAE, önemli bir inovasyon merkezine dönüşmeye hazır” dedi.

e& Grup Strateji Başkanı Harrison Lung, “Fuze’a yaptığımız yatırım sayesinde, geleceğe hazır, regüle bir dijital varlık ekosisteminin nasıl görünebileceğine dair ölçütleri belirleyen bir ekiple uyum içinde olmaktan heyecan duyuyoruz. Fuze ile fintek portföyümüz arasında doğal bir sinerji var. Bu yatırımla, uzun vadeli oyunu anlayan, finansal hizmetler inovasyonunun bir sonraki dalgasını güçlendirmek için dijital varlık altyapısı inşa eden cesur şirketleri desteklemekten mutluluk duyuyoruz” dedi.

Fuze’un ilk yatırımcılarından Further Ventures’ın Yönetici Ortağı Mohamed Hamdy de “Yatırım turu, Further Ventures’ın kuruluşundan bu yana desteklediği bir şirket olan Fuze için önemli bir dönüm noktası. Galaxy, e& capital ve diğer küresel yatırımcıları aramızda gördüğümüz için gururluyuz. Fuze’un işletmeler için dijital varlık entegrasyonunu kolaylaştırmada küresel anlamda hakim oyunculardan biri olacağına inanıyoruz” ifadelerini kullandı.

Toyota’ya Şok Dava!

Teksas’ta açılan bir toplu dava, otomotiv devi Toyota ve bağlı kuruluşu Connected Analytic Services (CAS)’i suçladı. Davaya göre şirketler, sürücü verilerini izinsiz topladı ve Progressive sigorta şirketi ile paylaştı.

Teksas’ta Toyota’ya Şok Dava: Sürücü Verileri İzinsiz Paylaşıldı mı?

Davacı Philip Siefke, 2021’de aldığı Toyota RAV4 XLE aracının verilerinin rızası olmadan paylaşıldığını ileri sürüyor. Siefke, 2025 yılı Ocak ayında Progressive şirketinin Snapshot programı için başvurdu. Ancak programa katılmayı reddettiği halde, şirketin sürüş verilerine zaten sahip olduğunu öğrendi.

Progressive müşteri hizmetleri, bu verilerin aracındaki izleme teknolojisi ile elde edildiğini belirtti. Toyota ise Siefke’nin farkında olmadan veri paylaşımına katıldığını savundu. Şirkete göre, Siefke paylaşımı durdurmak için ayrıca işlem yapmalıydı.

Dava iddialarına göre Toyota ve CAS, sürücülerin konum, hız, yön, frenleme ve viraj alma verilerini izinsiz olarak topladı. Bu veriler Progressive’in Snapshot programına aktarıldı. Bu durumun gizlilik haklarını ihlal ettiği ve kişisel verilerin değer kaybettiği belirtildi.

Toyota’nın 2022 yılında CAS ile ortaklık duyurusunda, telematik verilerin yalnızca müşterilerin açık talebiyle paylaşılacağı belirtilmişti. Ancak dava, bu taahhüdün yerine getirilmediğini ve verilerin izinsiz paylaşıldığını iddia ediyor.

Progressive şirketi, müşterilerin bağlı hizmetlere kaydolmalarıyla verilerin toplandığını savundu. Şirkete göre müşteriler, bu hizmetlere kaydolduktan sonra verilerin paylaşılmasını onaylamış oluyor. Ancak Siefke böyle bir onay vermediğini ısrarla dile getiriyor.

Sürücülerin verilerinin izinsiz toplanması ve paylaşılması, dava kapsamında ciddi bir sorun olarak görülüyor. Kişisel gizlilik ihlali ve veri güvenliği açısından önemli endişeler ortaya çıkıyor. Siefke ve diğer davacılar, uygulamaların durdurulmasını ve zararlarının tazmin edilmesini talep ediyor.

Bu dava, otomotiv sektöründe veri gizliliği ve sürücülerin onayı konusunda dönüm noktası olabilir. Toyota ve otomobil üreticileri, müşterilerinin verilerini toplama konusunda daha şeffaf ve dikkatli olmalı. Bu dava sektöre ciddi bir uyarı niteliği taşıyor.

Sam Altman’ın Worldcoin projesi durduruldu!

Endonezya hükümeti, Sam Altman’ın kurduğu Worldcoin projesine ani bir müdahalede bulundu. Ülkede faaliyetler resmen askıya alındı. Yetkililer, Worldcoin’in uyguladığı göz taraması teknolojisinin kişisel verileri riske attığını açıkladı. Bu karar, dijital kimlik teknolojileri konusunda küresel bir tartışmayı yeniden alevlendirdi.

Göz Taramaları Verilerinizi Çalabilir mi?

Endonezya yetkilileri, Worldcoin’in gizlilik politikalarını yeterli bulmadı. Halkın göz taramasıyla biyometrik veri toplanmasını son derece riskli gördüklerini duyurdular. Yetkililer, özellikle kullanıcı verilerinin saklanma şekli üzerinde durdu. Sam Altman ve ekibi ise Endonezya’daki bu duruma hızlıca yanıt vereceklerini söyledi.

Worldcoin, “herkes için dijital kimlik” mottosuyla ortaya çıkmıştı. Ancak projenin dayandığı Orb cihazları, insanların göz bebeklerini tarayarak kimlik doğrulaması yapıyor. Bu süreçte toplanan hassas verilerin ne şekilde depolandığı büyük tartışma yarattı. Uzmanlar, “Bu kadar hassas bir bilginin kötüye kullanılması tüm dünyada domino etkisi yaratabilir” uyarısında bulunuyor.

Endonezya yalnız değil. Daha önce Almanya, Fransa ve Kenya gibi ülkeler de benzer kaygılarla Worldcoin’e kısıtlamalar getirmişti. Ancak Endonezya’nın son hamlesi, gelişmekte olan ülkelerdeki dijital hak tartışmalarını bir üst seviyeye taşıdı.

Worldcoin yetkilileri, projelerinin tamamen şeffaf olduğunu savunuyor. “Kullanıcılarımızın verileri en üst düzeyde korunuyor” açıklamasını yaptılar. Ancak Endonezya’daki düzenleyici kurumlar ikna olmadı. Hükümet, şimdilik faaliyetlerin askıya alındığını, tüm sistemlerin kapsamlı bir incelemeye alınacağını duyurdu.

Bu karar, kripto para ve blockchain dünyasında yankı uyandırdı. Birçok analist, Worldcoin’in benzer ülkelerde de sorun yaşayabileceğini düşünüyor. Dijital kimlik pazarında, göz taraması gibi biyometrik doğrulama yöntemleri yeni soruları gündeme taşıyor.

Biyometrik verilerin güvenliğinden endişe ediliyor

Endonezya’daki kullanıcılar, Worldcoin’e büyük ilgi göstermişti. Ancak şimdi binlerce kişi, verdikleri biyometrik verilerin güvenliğinden endişe ediyor. Sosyal medya platformlarında “Verilerimiz güvende mi?” sorusu hızla trend oldu.

Uzmanlar, biyometrik verilerin basit şifrelerden çok daha hassas olduğunu hatırlatıyor. “Bir şifreyi değiştirebilirsiniz. Ama bir göz bebeğini değiştirmek mümkün değil” diyorlar.

Worldcoin’in Endonezya’daki askıya alma kararını nasıl aşacağı belirsizliğini koruyor. Sam Altman ve ekibi, krizi çözemezse projenin küresel güvenilirliği ciddi yara alabilir.

Dijital kimlik ve biyometrik veri tartışmaları önümüzdeki günlerde daha da alevlenecek gibi görünüyor. Gözler, Worldcoin’in Endonezya’daki krizi nasıl yöneteceğine çevrildi.

Starlink bir ülkeye daha geliyor!

Kongo’daki bu gelişme, Afrika’da internet erişiminin genişletilmesi adına önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

Kongo hükûmeti, Mart 2024’te Starlink kullanımını yasaklamıştı. Askeri yetkililer, uydu internet sisteminin özellikle doğudaki güvenlik sorunları nedeniyle tehlike arz ettiğini belirtmişti. Bu endişelerin başında, Ruanda destekli M23 isyancı grubunun Starlink aracılığıyla iletişim kurarak operasyonlarını daha etkili şekilde sürdürebileceği korkusu geliyordu.

M23 grubu, 2024 yılı boyunca doğu Kongo’da bugüne kadarki en büyük toprak kazanımlarını elde etti. Ancak geçtiğimiz hafta alınan yeni bir kararla Kongo hükûmeti, Starlink’e resmi lisans vererek yasağı kaldırdı.

Uluslararası Telekomünikasyon Birliği’ne göre, 2023 itibarıyla Kongo’da internet erişimi olan nüfus oranı yalnızca yüzde 30 civarındaydı. Ülkenin altyapı eksiklikleri ve süregelen çatışmalar, dijital iletişimi büyük ölçüde kısıtlıyordu. Starlink’in sunduğu düşük maliyetli ve kırsal bölgeleri kapsayabilen uydu bağlantısı, bu sorunun çözümünde kritik bir rol oynayabilir.

Starlink, Afrika kıtasında hızla yayılmaya devam ediyor. Hizmet şu anda kıtada 12’den fazla ülkede aktif durumda. Kongo’nun da bu listeye katılmasıyla, bölgedeki dijital uçurumun kapatılması yönünde önemli bir adım atılmış oldu.

Uzmanlar, Starlink’in özellikle okul, hastane ve kırsal kesimlerdeki kamu hizmetlerine internet erişimi sağlama potansiyelinin altını çizerken, bazıları da teknolojinin denetimsiz kullanımının güvenlik riskleri taşıyabileceği uyarısında bulunuyor. Ancak mevcut koşullarda, birçok Afrikalı ülke için Starlink gibi çözümler, dijital dönüşüm sürecinin temel taşı olarak görülüyor.

Bu adımın ardından diğer Afrika ülkelerinin de benzer şekilde Starlink’e kapı açması bekleniyor.