Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 289

DeepSeek, yapay zeka modelleri için yeni dosya sistemini yayınladı!

Çinli yapay zeka şirketi DeepSeek, yapay zeka dünyasında bir başka dikkat çekici atılımını duyurdu. Geçtiğimiz hafta, beş farklı yazılım reposunu açık kaynak topluluğuna sunduğunu açıklayan şirket, bu hamlesiyle, daha önce batılı organizasyonlar tarafından “şaibeli” ve “güvenilmez” gibi eleştirilerle karşılaşmıştı. Ancak, DeepSeek bu kez şeffaflık vurgusu yaparak toplulukla işbirliği yapmak istediğini gösterdi. Bu yazılımlar arasında en çok ilgi çeken ise, AI eğitimi ve çıkarım işlemleri için tasarlanan Fire-Flyer Dosya Sistemi (3FS) oldu.

DeepSeek, yapay zeka modelleri için yeni dosya sistemini duyurdu

3FS, DeepSeek’in AI iş yükleri için özel olarak geliştirdiği Linux tabanlı bir dosya sistemi. Bu sistem, modern katı hal sürücülerinin (SSD) ve RDMA ağlarının (Remote Direct Memory Access) özelliklerinden yararlanarak, dağıtık uygulamaların dağıtımını çok daha basit hale getiriyor. Yüksek performans sunan bu dosya sistemi, özellikle GPU’larda çalışan AI modellerinin sürekli veri erişim taleplerini karşılayacak şekilde optimize edilmiş. 3FS, rastgele okuma taleplerine öncelik vererek verimli bir okuma işlemi sunarken, okuma önbellekleme kullanmıyor.

DeepSeek eğitim

DeepSeek’in tasarımı, yüksek performans standartları ile dikkat çekiyor. 180 düğümden oluşan bir küme ile kullanıldığında 6,6 TiB/s okuma bant genişliği sağlanabiliyor. Ayrıca, 25 düğümle gerçekleştirilen GraySort benchmark testinde 3,66 TiB/dakika okuma hızına ulaşarak büyük bir başarıya imza attı. Startup şirketi Perspective AI, DeepSeek’in bu performansını “bir sonraki seviye” olarak nitelendirerek, 3FS’in AI ve veri yoğun iş yükleri için devrim niteliğinde bir çözüm sunduğunu belirtti.

Geçtiğimiz yaz, DeepSeek Fire-Flyer 2 adlı yüksek performanslı AI mimarisinin özelliklerini de açıklamıştı. Bu mimari sayesinde, Nvidia’nın DGX-A100 sunucularının performansının yüzde 80’ini yüzde 50 daha düşük bir fiyatla ve yüzde 40 daha az enerji kullanarak elde edebilmişti. Fire-Flyer 2, her biri 16 TB SSD’ye sahip 180 depolama düğümü ve 10.000 Nvidia A100 GPU kullanarak büyük bir performans sağlıyor.

DeepSeek’in yaptığı bu atılım, yapay zeka alanındaki yüksek performanslı sistemlerin geliştirilmesinde yeni bir dönemi işaret ediyor. 3FS’in sunduğu hızlı ve verimli dosya sistemi, özellikle AI ve veri yoğun iş yüklerinde önemli bir fark yaratacak gibi görünüyor.

Infinix, güneş panelli akıllı telefonunu tanıttı!

Infinix, Barcelona’da düzenlenen MWC 2025 fuarında, güneş enerjisini telefonlara entegre etmeyi amaçlayan yenilikçi ürünlerini sergiledi. Firma, arkasında entegre bir güneş paneli bulunan bir telefon ve bir güneş panelli telefon kılıfı prototipini tanıttı. Bu konsept aşamasındaki modeller, güneş enerjisinden faydalanarak telefonlara ek pil ömrü sağlama imkânı sunuyor. Infinix’in SolarEnergy-Reserving olarak adlandırdığı teknoloji, geleneksel silikon tabanlı güneş hücrelerinden daha ince ve ucuz üretilebilen perovskit güneş panellerini kullanıyor.

Infinix, güneş panelli akıllı telefonunu duyurdu

Bu paneller, Maximum Power Point Tracking (MPPT) adı verilen bir sistemle güç yönetimi sağlıyor. MPPT, voltajı düzenlemeye yardımcı olarak telefonun aşırı ısınmasını engelliyor ve en verimli şekilde güç üretimini sağlıyor. Güneş paneli, maksimum 2 W güç üretebiliyor, bu da telefonun güneş altında ek enerji almasını sağlıyor.

Infinix, güneş panelli akıllı telefonunu duyurdu.

Infinix’in tanıttığı bir diğer ürün ise güneş panelli telefon kılıfıydı. Bu kılıf, telefonun yan tarafında birkaç küçük temas noktası bulunan bir prototipe bağlanarak, güneş enerjisini telefona aktarıyor. Güneş altında, kılıf, telefonun bataryasını şarj etmeye yardımcı oluyor.

Ayrıca, Infinix ikinci nesil renk değiştirebilen E Ink ekranlı arka panele sahip bir telefonunu da fuarda sergiledi. Önceki modelde, arka panel yalnızca telefona bağlıyken renk değiştiriyordu, ancak bu yeni versiyon, telefonun dahili pilinden güç alarak çalışıyor. Artık daha fazla özelleştirme seçeneği sunuluyor ve örneğin hava durumu gibi etmenlere göre ekranın rengi ve desenleri otomatik olarak değişebiliyor. Bu yeni teknoloji, telefonu kişiselleştirmek için daha fazla seçenek sunuyor.

Rus kripto para borsası ele geçirildi!

Rus kripto para borsası Garantex kolluk kuvvetleri tarafından ele geçirildi. ABD Gizli Servisi, uluslararası kolluk kuvvetlerinden oluşan bir koalisyonla iş birliği yaparak, karanlık ağ pazarları ve fidye yazılımı korsanlarıyla bağlantısı olduğu iddia edilen Rus kripto para borsası Garantex’in web sitesini çökertti ve ele geçirdi.

Rus kripto para borsası Garantex için beklenen son

Garantex’in resmi web sitesi, ABD Doğu Virginia Bölgesi Savcılığı’nın emriyle borsanın alan adının Gizli Servis tarafından ele geçirildiğine dair bir duyuru ile değiştirildi. Bu, Batılı hükümetlerin Moskova merkezli borsaya karşı attığı son adım. Geçtiğimiz ay Avrupa Birliği de Garantex’e yaptırım uyguladı ve şirketin “AB yaptırımı altındaki Rus bankalarıyla yakın ilişkisi” olduğunu söyledi . Bu, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali nedeniyle uygulanan yaptırım paketinin bir parçasıydı.

ABD Hazine Bakanlığı, 2022 yılında Garantex’e yaptırım uygulayarak , borsada yapılan 100 milyon dolardan fazla işlemin “yasadışı aktörler ve karanlık ağ pazarlarıyla ilişkili olduğunu” iddia etti; bu şirketler arasında kötü şöhretli Rus fidye yazılımı çetesi Conti ve karanlık ağ pazarı Hydra da yer alıyordu.

ABD Gizli Servisi sözcüsü Nate Herring, TechCrunch’a yaptığı açıklamada, kurumun “devam eden bir soruşturmanın parçası olarak Rus kripto para borsası Garantex’in yönetimi ve işletimiyle ilişkili web sitesi alan adlarına el koyduğunu” doğruladı ancak daha fazla yorum yapmayı reddetti.

Operasyonun ABD Adalet Bakanlığı, Federal Soruşturma Bürosu, Europol, Hollanda Ulusal Polisi, Almanya Federal Kriminal Polisi (Bundeskriminalamt veya BKA), Frankfurt Başsavcılığı, Finlandiya Ulusal Soruşturma Bürosu ve Estonya Ulusal Kriminal Polisi ile koordinasyon halinde yürütüldüğü belirtildi.

Garantex’in web alanı artık Gizli Servis tarafından kontrol edildiği bilinen sunuculara işaret ediyor. Aynı sunucu, son yıllarda Gizli Servis tarafından gerçekleştirilen birkaç başka web sitesi ele geçirme bildirimine de ev sahipliği yapıyor.  El koymanın ardından Garantex, resmi Telegram kanallarında kolluk kuvvetlerinin operasyonundan bahsetmed.

OpenAI rakibi Anthropic’in değeri 61 milyar dolara ulaştı!

Anthropic, yapay zeka alanındaki en dikkat çekici şirketlerden biri olarak, son dönemde büyük bir finansal başarıya imza attı. Şirket, bu hafta 3.5 milyar dolarlık yeni bir yatırım aldı ve bu yatırım sayesinde değerlemesi 61 milyar dolara yükseldi. Bu değerleme, OpenAI’ın yaklaşık 300 milyar dolarlık hedefinin gerisinde olsa da Anthropic’i yapay zeka sektöründeki en değerli start-up’lardan biri yapmaya devam ediyor. Şirketin bu denli yüksek bir değere ulaşmasının en büyük nedenlerinden biri, son yıllarda önemli şirketlerden aldığı yatırımlar ve geliştirdiği yenilikçi yapay zeka modelleri.

OpenAI rakibi Anthropic’in değeri 61 milyar dolara yükseldi

Anthropic, 2021 yılında eski OpenAI çalışanları tarafından kuruldu. Şirketin geliştirdiği büyük dil modeli Claude, OpenAI’ın GPT serisiyle kafa kafaya bir rekabet sergiliyor. Claude, özellikle son sürümü olan 3.7 Sonnet ile dikkat çekiyor ve bu model, yapay zeka dünyasında oldukça büyük bir yenilik olarak kabul ediliyor. Claude’un geliştirilen hibrit yapısı, onu benzersiz kılan unsurlar arasında yer alıyor. Anthropic’in geliştirdiği bu modeller, hem dil anlama hem de yaratıcı metin üretme konularında etkileyici sonuçlar ortaya koyuyor.

OpenAI rakibi Anthropic'in değeri 61 milyar dolara yükseldi.
OpenAI rakibi Anthropic’in değeri 61 milyar dolara yükseldi.

Şirketin finansal başarısı da dikkat çekici. Geçtiğimiz yıl yaklaşık 1 milyar dolar gelir elde eden Anthropic, bu yıl gelirlerinde yüzde 30’luk bir artış kaydetti. Bu büyüme, şirketin gelecekte daha fazla yatırımcı çekmesini ve daha fazla teknoloji geliştirmesini sağlayacak gibi görünüyor. Geleceğe yönelik beklentiler, şirketin yapay zeka modellerinin ve teknolojilerinin hızla büyüyeceğini işaret ediyor. Şirket, özellikle Google ve Amazon gibi büyük teknoloji şirketlerinden milyar dolarlık yatırımlar alarak sektördeki güçlü konumunu pekiştirdi.

Anthropic, yaptığı açıklamalarda, aldığı bu yeni yatırımla daha fazla araştırma ve geliştirme yapmayı planladığını belirtti. Şirket, Claude ve diğer yapay zeka modellerini daha da iyileştirerek piyasada daha güçlü bir oyuncu haline gelmeyi hedefliyor. Claude 3.7 Sonnet’in özellikleri, onu piyasadaki diğer yapay zeka modellerinden farklılaştıran unsurlar arasında yer alıyor. Ayrıca, şirketin yapay zeka alanındaki hızlı büyümesi, sektördeki diğer rakiplerle olan rekabetini güçlendiriyor.

Yapay zeka dünyasında, Anthropic’in son dönemdeki yükselişi, OpenAI ve diğer büyük teknoloji şirketleriyle olan rekabeti kızıştırdı. Şirketin yaptığı yenilikler, büyük dil modellerinin geleceğini şekillendiriyor ve bu alandaki gelişmeler, yapay zeka teknolojilerinin daha geniş kullanım alanlarına yayılmasına olanak tanıyacak. Anthropic’in 3.5 milyar dolarlık yeni yatırımı, bu hedeflere ulaşmak için önemli bir adım olacak ve şirketin sektördeki konumunu daha da güçlendirecek.

Fransa’daki Tesla mağazasında yangın çıktı!

Fransa’nın Toulouse kentinde, Tesla’nın Plaisance-du-Touch bölgesindeki satış ve servis merkezinde gece saatlerinde büyük bir yangın çıktı. Olayda en az 12 araç ciddi şekilde hasar gördü. Yangın, sabaha karşı saat 04:00 civarında itfaiye ekiplerinin müdahalesiyle kontrol altına alındı, ancak sekiz araç tamamen kullanılamaz hale gelirken, dört araçta ağır hasar meydana geldi. Toplamda yaklaşık 700.000 euro (760.000 dolar) değerinde maddi hasar oluştu.

Fransa’daki Tesla mağazasında yangın meydana geldi

Polis, olay yerinde bir çit üzerinde açılmış bir delik tespit etti ve son haftalarda Tesla’ya yönelik tehditlerin arttığı bilgisi geldi. Bu bulgular, yetkililerin yangının kasıtlı olarak çıkarılmış olabileceği şüphesini güçlendirdi. Tesla mağazası, yangının ardından gün boyunca kapalı kaldı.

Fransa'daki Tesla mağazasında yangın meydana geldi.

Tesla, son zamanlarda dünya genelinde artan protestoların hedefi olmuş durumda. Elon Musk’ın siyaset sahnesine çıkması ve hükümetle olan ilişkileri, özellikle ABD’de çeşitli gruplar tarafından protesto ediliyor. Fransa’da da benzer protestolar düzenleniyor ve bazı radikal grupların Tesla mağazalarına yönelik kundaklama çağrıları yaptığı biliniyor. Bu tür saldırılar, kapitalizmi eleştiren bazı çevreler tarafından ‘kolay ve maliyetsiz’ eylemler olarak tanımlanıyor. Ancak yetkililer, bu tür saldırıların kamu güvenliği açısından büyük riskler taşıdığını ve ciddi maddi zararlara yol açtığını vurguluyor.

Tesla ve Fransız yetkililer, olayın sorumlularını tespit etmek amacıyla kapsamlı bir soruşturma başlattı. Bölgedeki güvenlik kameraları inceleniyor ve olayla ilgili görgü tanıklarının ifadelerine başvuruluyor. Şu ana kadar herhangi bir tutuklama yapılmamış olsa da soruşturma devam ediyor.

Samsung, valize dönüşebilen laptop konseptini tanıttı!

0

Samsung, 2025 Mobil Dünya Kongresi’nde (MWC) yenilikçi konseptlerini sergilemeye devam ediyor ve bunlar arasında dikkat çeken en önemli ürünlerden biri, katlanabilir ekranlı dizüstü bilgisayar “Flexible Briefcase” oldu. Bu şık ve kullanışlı cihaz, hem bir dizüstü bilgisayar hem de bir valiz işlevi görebiliyor.

Samsung, valize dönüşebilen laptop konseptini duyurdu

18,1 inç boyutunda ve 2.000 x 2.664 piksel çözünürlüğünde QD-OLED ekranla donatılmış olan Flexible Briefcase, kapatıldığında bir valize dönüşerek kolayca taşınabiliyor. Ekranın katlanabilir yapısı sayesinde, cihazı kapatıp açmak oldukça pratik hale geliyor. Kapatıldığında, cihaz kulplarından tutularak taşınabiliyor, böylece günlük kullanımda büyük bir taşınabilirlik avantajı sağlanıyor.

Samsung, valize dönüşebilen laptop konseptini duyurdu.

Samsung Display, ekranın katlanabilirliğini güvenli bir şekilde sunabilmek için 4,5R katlama yarıçapı kullanıldığını belirtiyor. Bu, ekranın uzun süreli kullanımda deforme olmasını engellemek için tasarlanmış. Ekranın piksel yoğunluğu ise 184 PPI (pixel per inch) ve bu, Galaxy Book4 Ultra modelindeki 212 PPI paneline göre biraz daha düşük olsa da hala keskin ve canlı görüntüler sağlıyor. Bu özellik, cihazın görsel performansını yüksek tutmayı başarıyor.

Ancak, cihazın bir ürün olarak piyasaya çıkıp çıkmayacağına dair kesin bir bilgi bulunmuyor. Samsung, bu konsepti yalnızca bir fikir ve teknoloji gösterisi olarak sunmuş olabilir. Samsung’un MWC 2025’te sergilediği diğer ilginç ürünler arasında, Galaxy Z Flip serisine benzer “Asymmetric Flip” adlı konsept ve üçe katlanabilen Flex G’nin yeni versiyonu da bulunuyor. Ayrıca, katlanabilir ekranlı taşınabilir oyun konsolu “Flex Gaming” de fuarda tanıtıldı. Bu yenilikçi tasarımlar, Samsung’un gelecekteki taşınabilir cihazlar konusunda ne kadar iddialı olduğunu gösteriyor.

Getac, Yeni Nesil Dayanıklı Dizüstü Bilgisayarlarını tanıttı

Zorlu koşullara dayanıklı bilgisayar çözümleriyle tanınan Getac, saha hizmeti, kamu hizmetleri ve savunma sektörlerine yönelik yeni nesil B360 ve B360 Pro dizüstü bilgisayarlarını duyurdu. En yeni Intel® Core™ Ultra Serisi 2 işlemciler ve Intel® AI Boost teknolojisi ile donatılan bu cihazlar, güçlü yapay zeka destekli performans sunuyor.

Yeni Nesil Yapay Zeka Performansı

B360 ve B360 Pro, Edge AI teknolojisi sayesinde gerçek zamanlı veri işleme, çevrimdışı kullanım ve üst düzey güvenlik sağlıyor. Yapılan testlerde, cihazların Llama 3.1 8B kullanarak uzun metinleri saniyeler içinde rapora dönüştürebildiği görüldü.

Bu modeller ayrıca Thunderbolt™ 4 bağlantıları, WiFi 7 desteği ve çalışırken değiştirilebilir LifeSupport pil teknolojisi ile donatıldı. B360 Pro, çift yüksek kapasiteli pil ve isteğe bağlı NVIDIA Quadro RTX A500 4GB grafik kartı ile yüksek grafik gücü gerektiren görevler için optimize edildi.

Her Sektöre Uygun Özelleştirme Seçenekleri

sektöre özel konfigürasyonlar ve kişiselleştirme seçenekleri

Getac, sektöre özel konfigürasyonlar ve kişiselleştirme seçenekleri sunarak kullanıcıların cihazları kendi ihtiyaçlarına göre özelleştirmesine olanak tanıyor.

  • Saha hizmetleri profesyonelleri, cihazları güvenli veri erişimi, uzaktan iletişim ve istihbarat toplama için kullanabiliyor. Akıllı kart okuyucu, RFID ve parmak izi okuyucu gibi kimlik doğrulama seçenekleriyle güvenlik en üst düzeye çıkarılıyor.
  • Kamu hizmetleri çalışanları, MIL-STD-810H, MIL-STD-461G ve IP66 sertifikaları sayesinde zorlu koşullarda güvenle çalışabiliyor. Yüksek doğruluklu GPS modülü sayesinde hassas konum belirleme sağlanabiliyor.
  • Savunma sektöründeki profesyoneller, güçlendirilmiş batarya, araç montajı ve PCMCIA okuyucular gibi özelliklerle sahada kesintisiz ve güvenli bir deneyim elde edebiliyor.

Getac’tan Sektörlere Özel Çözümler

Getac Technology Corporation Başkanı James Hwang, yapay zekanın endüstride hızla yaygınlaştığını belirterek, “Yeni nesil B360 ve B360 Pro, saha hizmetleri, kamu hizmetleri ve savunma sektörlerinde AI teknolojisinin benimsenmesini hızlandıracak,” dedi.

Yeni nesil B360 ve B360 Pro, Nisan 2025’te satışa sunulacak. Daha fazla bilgi için www.getac.com adresini ziyaret edebilirsiniz.

Dünyanın ilk evcil hayvan telefonu görücüye çıktı!

0

Dünyanın ilk evcil hayvan akıllı telefonu olan PetPhone, 2025 Mobil Dünya Kongresi (MWC) kapsamında tanıtıldı. GlocalMe adlı teknoloji firması tarafından geliştirilen bu yenilikçi cihaz, evcil hayvan sahiplerine evcil hayvanlarının durumunu daha yakından izleme ve onlarla interaktif bir şekilde iletişim kurma imkânı sunuyor. PetPhone, görsel olarak klasik bir akıllı telefona benzemiyor, çünkü aslında evcil hayvanların boynuna takılabilecek kadar kompakt ve hafif bir yapıya sahip. Bu cihaz, evcil hayvanları sürekli takip edebilmek için gerekli tüm teknolojik donanımları sunuyor.

Dünyanın ilk evcil hayvan telefonu resmen tanıtıldı

PetPhone, GPS, Wi-Fi ve Bluetooth bağlantı teknolojileriyle donatılmış bir cihaz olarak, evcil hayvanların konumunu anlık olarak takip edebilmenizi sağlıyor. Bu özellik sayesinde, hayvanınızın nerede olduğunu her an görebiliyorsunuz. Ayrıca, PetPhone’un içinde bulunan CloudSIM adı verilen bir eSIM modülü, kullanıcıların dünya çapında bağlantı kurabilmelerine olanak tanıyor. Bu modül sayesinde, cihaz yerel SIM kartlar olmadan global bir ağda çalışabiliyor, yani internet bağlantısının olduğu her yerde evcil hayvanınızı izleyebilirsiniz.

PetPhone’un sunduğu en dikkat çekici özelliklerden biri, cihazın çift yönlü iletişim kapasitesidir. Bu özellik sayesinde, evcil hayvanınızla interaktif bir şekilde iletişim kurabilirsiniz. Cihaz, evcil hayvanınızın ruh halini algılayabilen sensörler ve yapay zeka tabanlı bir yazılım kullanıyor. Örneğin, eğer hayvanınız stresli veya tedirginse, cihaz önceden programlanmış sakinleştirici sesler çıkararak onu rahatlatmaya çalışıyor. Ayrıca, evcil hayvanınızın durumunu dinleyebilmeniz için PetPhone, sesli komutlar ile hayvanınıza seslenmenizi sağlıyor. Böylece, evcil hayvanınızın dikkatini çekebilir ve onunla daha kolay iletişim kurabilirsiniz.

PetPhone’un bir diğer önemli özelliği, belirli hareketlerin algılanabilmesidir. Örneğin, evcil hayvanınız bir yere gitmeye başladığında veya alışılmadık bir hareket sergilediğinde, cihaz bu hareketi otomatik olarak algılar ve sahibine bildirim gönderir. Ayrıca, bu hareketler, önceden ayarlanmış parametrelerle bir çağrı başlatmak için de kullanılabilir. Bu, özellikle evcil hayvan sahiplerinin hayvanlarını izlerken endişe etmelerini engelleyen bir özellik olarak öne çıkıyor.

PetPhone, evcil hayvanların sağlık durumu hakkında da önemli bilgiler sunuyor. Cihaz, hayvanın sağlık takibini yapmak için sensörler kullanarak, vücut sıcaklığı, kalp atışı gibi biyometrik verileri toplayabiliyor. Bu veriler, kullanıcıya anlık bildirimler olarak sunulabiliyor. Sağlık verilerinin izlenmesi, veteriner ziyareti sırasında evcil hayvanın geçmiş sağlık durumu hakkında daha doğru bilgiler sağlıyor.

Henüz bir fiyat açıklaması yapılmayan PetPhone, teknolojik altyapısıyla evcil hayvan sahiplerinin hayatını kolaylaştırmayı hedefliyor. Cihazın piyasaya sürülmesiyle birlikte, evcil hayvan sahiplerinin daha güvenli ve verimli bir şekilde hayvanlarını takip etmeleri, onların ruh hallerine uygun çözümler sunmaları mümkün olacak. Bu yenilikçi akıllı telefon, hayvanlarla daha derin ve anlamlı bir bağ kurmayı amaçlayan kullanıcılar için devrim niteliğinde bir adım olarak görülüyor.

Turkcell ve ULAK, 5G altyapısı için işbirliğine gidiyor!

0

Turkcell ile ULAK arasında, Türkiye’nin mobil iletişim altyapısına yönelik önemli bir işbirliği anlaşması imzalandı. Anlaşma, Barselona’da düzenlenen Mobil Dünya Kongresi’nde, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun katılımıyla duyuruldu. Bu işbirliği çerçevesinde, Turkcell’in Türkiye genelindeki 3.250 baz istasyonunda yerli ve milli baz istasyonu üreticisi ULAK’ın 4.5G ve 5G destekli yeni nesil ürünlerinin kullanılacağı belirtiliyor. Bu projeyle, mevcut baz istasyonlarının modernize edilmesi ve yeni nesil ürünlerle donatılması hedefleniyor.

Turkcell ve ULAK, 5G altyapısı için işbirliği yapıyor

ULAK’ın geliştirdiği yeni nesil ürünler, Açık Radyo Erişim Şebekesi (Open RAN) mimarisini destekleyecek. Bu mimari, daha açık, esnek ve uyumlu bir yapı sunarak, gelecekte daha verimli bir 5G şebekesinin kurulmasına olanak tanıyacak. Turkcell, bu sayede 5G teknolojisinin sunduğu yüksek hız ve düşük gecikme avantajlarını daha geniş kitlelere ulaştırmayı planlıyor.

Turkcell ve ULAK, Türkiye'nin 5G altyapısı için işbirliği yapıyor.

Turkcell Genel Müdürü Ali Taha Koç, anlaşmanın Türkiye’nin 5G ve diğer yeni nesil iletişim teknolojileri konusunda dünya çapında söz sahibi olabilmesi için önemli bir adım olduğunu belirtti. Ayrıca, yüksek teknolojiyi yalnızca tüketmekle kalmayıp, yerli ve milli çözümlerle dünyada rekabetçi bir konuma gelmeyi amaçladıklarını ifade etti. ULAK ile 10 yıldan uzun süredir işbirliği içinde olduklarını ve Türk mühendislerinin geliştirdiği teknolojilerin global alanda rekabet edebilecek düzeye ulaşacağına inandıklarını vurguladı.

ULAQ Haberleşme AŞ Genel Müdürü Ruşen Kömürcü ise, Turkcell’e verdikleri desteği ve güveni takdir ettiklerini belirterek, 5G ve ötesi için Türkiye’nin markası olma yolunda kararlılıkla ilerlediklerini söyledi. Türkiye’nin iletişim altyapısında yerli ve milli çözümlerle önemli bir rol oynamayı hedeflediklerini ve bu hedef doğrultusunda çalışmalarını sürdürdüklerini dile getirdi.

BYD, ultra şarj hızı sağlayan şarj platformunu duyuracak!

Çinli otomobil ve batarya üreticisi BYD, elektrikli araçlarda yeni bir dönemi başlatacak olan 1000V şarj platformunu Mart ayının ortasında tanıtmayı planlıyor. Bu yeni platform, 5C şarj hızının üzerinde ultra hızlı şarj sağlamak için tasarlanmış olup, 2025’ten itibaren BYD’nin araçlarında kullanılmaya başlanacak. Yeni platform, özellikle şarj süresi konusunda devrim yaratma potansiyeline sahip. 1000V mimarisi sayesinde, sadece 5 dakikalık bir şarj ile araçlar 300 km menzil kazanabilecek. Bu, elektrikli araç kullanıcıları için büyük bir kolaylık sağlayacak, çünkü araçlar çok kısa bir sürede uzun yolculuklar için yeterli menzile ulaşacak.

BYD, ultra şarj hızı sağlayan şarj platformunu duyurmayı planlıyor

Bu yeni platformun avantajlarından biri, her 100V artışla birlikte şarj hızının 25 kW artma özelliği oldu. Yüksek voltajlı sistemler, bataryaların daha az ısı üretmesine yardımcı olurken, bu da bataryaların ömrünü uzatır ve daha hızlı şarj edilmesine olanak tanır. Yüksek voltaj, aynı zamanda elektrik motorunun boyutunu büyütmeden daha yüksek hızlarda çalışmasını sağlar. Bu durum, daha verimli enerji kullanımını ve gelişmiş performansı destekleyecektir.

BYD ayrıca, BOX kod adı verilen saf elektrik mimarisi üzerinde çalışarak enerji verimliliğini ve sistem entegrasyonunu daha da iyileştirmeyi hedefliyor. Yeni platformun ilk modelleri arasında, 1000V şarj özelliğine sahip olması beklenen BYD Han L ve Tang L yer alacak. Bu araçlar, çift DC şarj girişine sahip olabilir. Öne çıkan diğer bir gelişme ise, şirketin gelecekteki süper şarj istasyonları için 1500V ve 6C şarj hızına sahip bataryalar geliştirmesi. Bu bataryalar, elektrikli inşaat makineleri gibi farklı uygulamalarda da kullanılabilecek.

Bu yenilikler, BYD’nin elektrikli araçlar ve batarya teknolojisi konusundaki liderliğini pekiştirirken, sektördeki diğer oyuncuları da benzer hızda inovasyon yapmaya zorlayacak gibi görünüyor.

Google, uBlock Origin’i engellemeye başladı!

0

Google, 2025 yılı itibarıyla tarayıcı uzantıları için yeni standart olan Manifest V3’e geçiş sürecini hızlandırırken, birçok kullanıcının uBlock Origin gibi reklam engelleyici uzantıları devre dışı bırakılmaya başlandı. Manifest V3, tarayıcı güvenliğini ve kullanıcı gizliliğini artırmayı hedefleyen bir standart olarak öne çıkıyor. Ancak bu geçiş, özellikle reklam engelleyiciler gibi bazı uzantıların işlevselliğini sınırlıyor. Bu durum, uBlock Origin gibi reklam engelleyicilerin çalışma biçimini doğrudan etkiliyor.

Google, uBlock Origin’i resmen engellemeye başlıyor

Google’ın bu değişikliği, özellikle Chrome ve diğer Chromium tabanlı tarayıcılar için geçerli. Kullanıcılar, tarayıcılarının uzantılar sekmesinde, güncel olmayan uzantıların artık devre dışı bırakıldığını ve desteklenmediğine dair uyarılar alıyor. Bu değişiklik, yalnızca uBlock Origin’i değil, aynı zamanda Manifest V2’yi desteklemeyen tüm uzantıları da etkiliyor. Chrome, Chromium tabanlı diğer tarayıcılar ve Microsoft Edge gibi tarayıcılar, Manifest V2 desteklemediği için bu tür uzantıların çalışmasını engelleyecek.

Google’ın Ekim ayında başlattığı bu süreç, şu anda daha geniş bir çapta uygulanmaya başladı. uBlock Origin’in eski sürümü, Manifest V3’e uyum sağlamakta zorlandığı için, kullanıcılar bu uzantı yerine daha sınırlı özelliklere sahip olan uBlock Origin Lite’a geçiş yapabiliyor. uBlock Origin Lite, eski sürümünün aksine, bazı reklam engelleme filtrelemelerini devre dışı bırakıyor ve kullanıcılar daha az kişiselleştirilmiş engelleme deneyimiyle karşı karşıya kalıyorlar.

Manifest V3’ün etkisi yalnızca Google Chrome’la sınırlı kalmıyor. Microsoft Edge gibi diğer Chromium tabanlı tarayıcılar, V2 desteğini kaybedecek ve eski uzantılar çalışmayacak. Brave tarayıcısı, Chrome Web Mağazası’ndan Manifest V2 uzantılarının kaldırılmasının ardından yalnızca sınırlı destek sunabileceğini belirtti. Bu da Brave kullanıcılarının eski uzantıları kullanmaya devam edemeyecekleri anlamına geliyor. Ancak Mozilla’nın Firefox tarayıcısı, her iki uzantı standardını da desteklemeye devam edeceğini açıkladı, bu da Firefox kullanıcıları için eski uzantıların çalışmaya devam edeceği anlamına geliyor.

Google’ın bu adımı, daha fazla güvenlik ve gizlilik vaadiyle gelmiş olsa da, özellikle reklam engelleyicileri kullanan kullanıcılar için önemli bir değişiklik yaratıyor. Reklam engelleyicilerin devre dışı bırakılması, kullanıcıların daha fazla reklama maruz kalmasına ve dolayısıyla çevrimiçi deneyimlerinin olumsuz etkilenmesine yol açabilir. Bu gelişmeler, tarayıcılar arasında uzantı desteği açısından ciddi bir bölünmeye yol açarken, kullanıcıların yeni standartlara uyum sağlamaları için alternatif çözümler araması gerekecek.

Türk Telekom ve TP-Link’ten Wi-Fi 7 hamlesi

Türk Telekom, kablosuz internet teknolojisinde yeni bir dönemi başlatıyor. GSMA Dünya Mobil Kongresi’nde TP-Link ile yaptığı iş birliğiyle, Türkiye’de Wi-Fi 7 teknolojisini müşterilerine sunan ilk operatör olacak. Wi-Fi 7, yüksek hız, düşük gecikme ve çoklu cihaz desteği ile internet deneyimini üst seviyeye taşıyacak.

Türk Telekom, güçlü fiber altyapısını en yeni kablosuz internet teknolojileriyle desteklemeye devam ediyor. Yeni nesil Wi-Fi 7 cihazlarıyla, kullanıcılara daha yüksek nominal hızlar ve gelişmiş bağlantı deneyimi sunulacak. TP-Link ile yürütülen ortak çalışmalar sonucunda geliştirilen Wi-Fi 7 fiber modemler portföye dahil edilerek kullanıma hazır hale getirildi.

Türk Telekom Pazarlama ve Müşteri Deneyimi Genel Müdür Yardımcısı Zeynep Özden, Türkiye’nin 81 ilinde yüksek hızda erişilebilir internet sunma hedefiyle çalıştıklarını belirterek, Wi-Fi 7 teknolojisini müşterilere sunan ilk operatör olmanın dijital dönüşüme önemli katkılar sağlayacağını ifade etti. Türk Telekom Ar-Ge mühendisleri ve TP-Link mühendislerinin ortak çalışmasıyla Wi-Fi 7 fiber modemlerin geliştirildiğini ve Türkiye’nin en geniş Wi-Fi ürün portföyüne sahip operatörü olarak kullanıcı deneyimini sürekli iyileştirmeye devam edeceklerini vurguladı.

TP-Link SPBU Genel Müdürü Martin Zhu, Wi-Fi 7’nin önceki nesillere göre 4.8 kata kadar daha yüksek hız sunduğunu ve düşük gecikme ile çoklu cihaz desteği sağladığını belirtti. Yeni teknoloji, akıllı evler, endüstriyel IoT, otonom araçlar ve kurumsal ağlar gibi yüksek veri ihtiyacı olan alanlarda büyük avantaj sağlayacak. 6 GHz bandının sunduğu ekstra kapasite ve Multi-Link Operation (MLO) teknolojisi sayesinde, birden fazla bandın aynı anda kullanımıyla menzil kaybı en aza indirilecek.

Türk Telekom ve TP-Link’in iş birliğiyle hayata geçirilen Wi-Fi 7 teknolojisi, kablosuz bağlantı deneyiminde yeni bir standart belirleyerek internet kullanımını daha hızlı ve verimli hale getirecek.

Çin, ülke genelinde RISC-V çip kullanımını yaygınlaştıracak!

Çin, Batı dünyasına ait teknolojilere olan bağımlılığını azaltma amacıyla önemli bir adım atıyor. Ülke, açık kaynaklı RISC-V çiplerinin kullanımını yaygınlaştırmak için yeni bir politika kılavuzu yayımlamaya hazırlanıyor. Çin hükümetinin, bu kılavuzu en erken bu ay içinde duyurması bekleniyor. Bu çalışma, Çin Siber Uzay İdaresi, Sanayi ve Bilgi Teknolojileri Bakanlığı, Bilim ve Teknoloji Bakanlığı ve Çin Ulusal Fikri Mülkiyet İdaresi gibi sekiz devlet kurumu tarafından ortaklaşa hazırlanıyor.

Çin, ülke genelinde RISC-V çip kullanımını yaygınlaştırıyor

RISC-V, açık kaynaklı bir çip mimarisi olup, akıllı telefonlardan yapay zeka sunucularına kadar geniş bir kullanım alanına sahip. ABD merkezli Intel ve AMD’nin x86 mimarisi ile SoftBank’a ait Arm Holdings’in Arm mimarisiyle rekabet eden bu teknoloji, Çin için büyük önem taşıyor. Çünkü Çin, jeopolitik açıdan tarafsız olan RISC-V’yi benimsemeye başladı ve özellikle düşük maliyetler nedeniyle özel sektör de bu mimariyi tercih ediyor.

Çin, ülke genelinde RISC-V çip kullanımını yaygınlaştırıyor.

Ancak Çin hükümeti bugüne kadar RISC-V’ye dair resmi bir politika açıklamamıştı. Bu nedenle, hükümetin bu alandaki hamlesi, ülkenin yarı iletken sektöründe bağımsızlık arayışına önemli katkı sağlayacak. Çin’de RISC-V tabanlı işlemciler geliştiren önde gelen firmalar arasında Alibaba’nın XuanTie birimi ve Nuclei System Technology gibi girişimler yer alıyor. Bu şirketler, çip tasarımcılarına RISC-V tabanlı çözümler sunuyor. Ancak, RISC-V çipler şu anda Nvidia ve diğer büyük şirketlerle rekabet edebilecek düzeyde değil. Buradaki ana vurgu ise maliyet avantajları üzerinde.

Çin’in bu hamlesi, Washington’da dikkatle izleniyor. 2023 yılında bazı Amerikalı milletvekilleri, Çin’in RISC-V’yi kullanarak kendi yarı iletken endüstrisini güçlendirmesinden endişe duymuştu. Bu gelişme, Çin’in teknolojik bağımsızlık hedefine ne kadar yakın olduğunun bir göstergesi olabilir.

Gartner veri ve analitik alanında trendleri belirliyor

0

Gartner, 2025’te veri ve analitik alanındaki en önemli trendleri belirliyor. Veri ve analitik liderleri, önümüzdeki yıl stratejilerinde bu dokuz trendi dikkate almalı. Gartner’ın belirlediği dokuz trendden, şaşırtıcı olmayan bir şekilde, listenin yarısından fazlasını AI ile ilgili teknolojiler oluşturdu. Buna zamanın en büyük AI trendi olan ajanlar da dahildi. Agentic AI, kuruluşların AI ajanlarının sunduğu otonom yardımı uygulamanın yollarını bulmasıyla her iş sektörüne nüfuz etmeye başladı. 

Gartner veri ve analitik trendleri

Gartner, D&A liderlerine kuruluşlarının verilerine uygulamalar arasında erişmek ve bunları paylaşmak için aracılar kullanmalarını tavsiye etti. Analist ayrıca, D&A liderlerinin, veri odaklı içgörülerin sürekli olarak kararları bilgilendirdiği ve optimize ettiği kapalı devre iş sonuçlarını otomatikleştirmek için AI aracıları kullanmalarını önerdi. Üretken yapay zeka ilk kez ana akım haline geldiğinde , birçok veri ve araştırma liderinin ve kuruluşlarının odak noktası büyük dil modelleri (LLM) geliştirmek ve uygulamaktı. Ancak, o zamandan beri küçük dil modellerinin (SLM’ler) değerine daha fazla vurgu yapıldı.

Bu küçük modeller hafif, özel olarak tasarlanmış, daha ucuz ve eğitilmesi daha hızlıdır, bu da belirli kullanım durumları için daha iyidir. Sonuç olarak, Gartner D&A liderlerine daha doğru ve bağlamsal olarak uygun AI çıktıları için SLM’leri dikkate almalarını tavsiye etti.

D&A liderlerinin kullanabileceği çok sayıda farklı araç olduğu için Gartner, teknolojik etkinliği artırmak için birden fazla AI tekniğinden yararlanma süreci olan bileşik AI’yı  da önerdi. Bu yaklaşım, makine öğrenimi ve veri bilimi gibi ilgili disiplinlere daha derinlemesine bakmak için üretken AI ve LLM’lerin ötesinde teknolojiyi keşfetmek anlamına geliyor.

Gartner’ın tanımladığı trendlerden bazıları dolaylı olarak AI ile ilişkilidir. Örneğin, analist, içgörünün eksik veya tamamlanmamış olduğu alanları tamamlamak için sentetik verilerin kullanılmasını teşvik etti. Bu yaklaşım, özellikle AI girişimleri için veri kullanırken değerlidir, çünkü bu projeler eğitim ve dağıtım için düzenli, eksiksiz veri temelleri gerektirir . Sentetik verilerin bir diğer avantajı, özellikle AI için önemli olan gizliliğe öncelik vererek hassas verilerin yerini alabilmesidir. Gartner tarafından vurgulanan diğer önemli eğilimler arasında, kuruluşların yalnızca veri kullanmaktan daha akıllı, karar odaklı stratejiler oluşturmaya geçişine yardımcı olan karar zekası platformları yer alıyor.

Apple veri erişim iznine itiraz ediyor

0

Apple, İngiltere’nin iCloud şifreleme arka kapı emrine itiraz ediyor. Apple, Financial Times’ın haberine göre, Birleşik Krallık Hükümeti’nin Araştırma Yetkileri Mahkemesi’nde (IPT) bir veri erişim emrine itiraz ediyor. Emir, uçtan uca şifrelemeyle korunan iCloud yedeklemelerini hedef alıyordu.

Apple veri erişim kararıyla ilgili itirazda bulunuyor

Geçtiğimiz ay basına sızan bilgiler, Apple’ın iCloud’un şifreli yedeklerine arka kapı yerleştirmesini isteyen Ocak ayındaki emrin varlığını ortaya çıkardı. İngiltere yetkilileri, iPhone üreticisini verileri kolluk kuvvetlerine açık bir şekilde vermeye zorlamak için ulusal güvenlik gözetim mevzuatı aracılığıyla sahip oldukları yetkileri kullanıyorlar.

Apple, Birleşik Krallık kullanıcılarının iCloud depolama özelliğinin güçlü bir şekilde şifrelenmiş sürümüne erişimini sonlandıracağını duyurarak yanıt verdi. FT’ye göre, IPT aracılığıyla yapılan itiraz aynı zamanda şirketin Gelişmiş Veri Koruması (ADP) özelliğine karşı verilen emri bozmak için saldırıya geçtiğini ve güvenlik teklifini Birleşik Krallık pazarından çektiğini gösteriyor.

Önemli bir unsur, Apple’ın güçlü bir şekilde şifrelenmiş iCloud yedeklerini diğer pazarlarda sunmaya devam etmesi. Financial Times’a göre, İngiliz Hükümeti Apple’ın bu nedenle özelliği yerel olarak kapatmasına rağmen uymadığını düşünüyor. Ayrıca, İngiltere’nin şifreleme kırma yetkilerinin güvenlik hizmetlerini denetleyen kurum önünde ilk kez test edilebileceği bildiriliyor, ancak duruşmanın gizli yapılmasının muhtemel olduğu belirtiliyor.

Apple gelişme hakkında yeni bir açıklama yapmayı reddetti, ancak bir sözcü geçen ay yaptığı açıklamalara işaret etti. O zamanlar şirket, İngiltere kullanıcılarının artık güvenlik özelliğine erişemeyecek olmasından “çok hayal kırıklığına uğradığını” söylemişti.

Turing ödülü yapay zeka alanında sahibini buldu

0

1977’de Massachusetts Üniversitesi, Amherst’te araştırmacı olan Andrew Barto, nöronların hedonistler gibi davrandığına dair yeni bir teoriyi keşfetmeye başladı. Temel fikir, insan beyninin her biri hazzı en üst düzeye çıkarmaya ve acıyı en aza indirmeye çalışan milyarlarca sinir hücresi tarafından yönlendirildiğiydi. Bir yıl sonra, bir başka genç araştırmacı Richard Sutton ona katıldı. Birlikte, bu basit kavramı kullanarak insan zekasını açıklamak için çalıştılar ve bunu yapay zekaya uyguladılar. Sonuç, AI sistemlerinin dijital haz ve acı eşdeğerinden öğrenmesinin bir yolu olan “pekiştirmeli öğrenme” oldu.

Dünyanın en büyük bilgisayar profesyonelleri topluluğu olan Bilgisayar Makineleri Derneği, Dr. Barto ve Dr. Sutton’ın takviyeli öğrenme konusundaki çalışmalarından dolayı bu yılki Turing Ödülü’nü kazandığını duyurdu. 1966’da tanıtılan Turing Ödülü, genellikle bilgisayar biliminin Nobel Ödülü olarak anılır. İki bilim insanı, ödülle birlikte gelen 1 milyon dolarlık ödülü paylaşacak.

Turing ödülü yapay zeka ile taçlandı

Son on yılda, takviyeli öğrenme , Google’ın AlphaGo ve OpenAI’nin ChatGPT gibi çığır açan teknolojiler de dahil olmak üzere yapay zekanın yükselişinde hayati bir rol oynamıştır . Bu sistemleri güçlendiren teknikler, Dr. Barto ve Dr. Sutton’ın çalışmalarına dayanmaktadır.

Washington Üniversitesi’nde bilgisayar bilimi alanında emekli profesör ve Allen Yapay Zeka Enstitüsü’nün kurucu başkanı olan Oren Etzioni: “Onlar takviyeli öğrenmenin tartışmasız öncüleridir. Temel fikirleri onlar üretti ve konu hakkında kitap yazdılar” dedi.

1998 yılında yayınlanan “Takviyeli Öğrenme: Giriş” adlı kitapları, birçok uzmanın potansiyelinin ancak yeni yeni ortaya çıkmaya başladığını söylediği bir fikrin kesin incelemesi olmaya devam ediyor. Psikologlar uzun zamandır insanların ve hayvanların deneyimlerinden öğrenme yollarını inceliyorlar. 1940’larda öncü İngiliz bilgisayar bilimcisi Alan Turing, makinelerin de benzer şekilde öğrenebileceğini öne sürdü. Ancak bunun nasıl çalışabileceğinin matematiğini keşfetmeye başlayanlar Dr. Barto ve Dr. Sutton’dı, hükümet için çalışan bir bilgisayar bilimcisi olan A. Harry Klopf’un önerdiği bir teori üzerine inşa ettiler. Dr. Barto, UMass Amherst’te bu fikre adanmış bir laboratuvar kurdu, Dr. Sutton ise Kanada’daki Alberta Üniversitesi’nde benzer bir tür laboratuvar kurdu.

Bu, 2016’da AlphaGo’nun ortaya çıkışına kadar akademik bir uğraş olarak kaldı. Çoğu uzman, Go oyununda dünyanın en iyi oyuncularını yenebilecek bir yapay zeka sisteminin inşa edilmesinin 10 yıl daha süreceğine inanıyordu. Ancak Güney Kore’nin Seul kentindeki bir maç sırasında AlphaGo, son on yılın en iyi Go oyuncusu Lee Sedol’u yendi. İşin püf noktası, sistemin deneme yanılma yoluyla öğrenerek kendisine karşı milyonlarca oyun oynamış olmasıydı. Hangi hareketlerin başarı (zevk) ve hangilerinin başarısızlık (acı) getirdiğini öğrendi.

Sistemi geliştiren Google ekibine, Alberta Üniversitesi’nde Dr. Sutton’ın danışmanlığında takviyeli öğrenmeyi inceleyen araştırmacı David Silver liderlik ediyordu. Pek çok uzman, takviyeli öğrenmenin oyunların dışında işe yarayıp yaramayacağını hâlâ sorgulamaktadır. Oyun kazançları puanlarla belirlenir, bu da makinelerin başarı ile başarısızlığı ayırt etmesini kolaylaştırır. Ancak takviyeli öğrenmenin çevrimiçi sohbet robotlarında da önemli bir rolü var.

ABD’nin Çin ambargosu, Nvidia hisselerini olumsuz etkiliyor!

ABD ile Çin arasındaki yapay zeka rekabeti, son dönemde daha da kızışırken, Çin’in GPU temini konusunda karşılaştığı engeller Nvidia’nın hisselerini olumsuz etkiliyor. ABD’nin GPU satışlarına getirdiği ambargo, Çin’in bu ambargoyu aşabilmek için kullandığı yolları da daraltmış durumda. Singapur’daki şirketlerin, Nvidia’dan gelişmiş GPU’ları alıp, paravan şirketler aracılığıyla Çin’e ulaştırması, ABD’nin radarına girdi ve bu durum, Nvidia’nın satışlarını ve dolayısıyla hisse değerini düşürdü.

ABD’nin Çin ambargosu, Nvidia hisselerini negatif etkiledi

Nvidia’nın hisse değeri, bu hafta yüzde 8.7 oranında bir düşüş yaşadı ve şirketin değeri eylül ayından bu yana en düşük seviyesine geriledi.

ABD'nin Çin ambargosu, Nvidia hisselerini negatif etkiledi.

ABD’nin özellikle DeepSeek yapay zeka projesi sonrasında Çin’in GPU temin etme yöntemlerini araştırması, Singapur’daki şirketlerin kritik rolünü ortaya koydu. Singapur’da faaliyet gösteren şirketler, Nvidia’dan alınan çipleri, genellikle Malezya üzerinden Çin’e aktarıyorlar. Bu tedarik zinciri, ambargonun sıkılaştırılmasıyla daha fazla dikkat çekiyor. Singapur hükümeti, Dell ve Super Micro Computer (SMCI) gibi Nvidia’nın büyük müşterilerine karşı soruşturma başlatarak, bu şirketlerin Çin’e GPU temin etmesini engellemeyi hedefliyor.

Bu gelişmeler, Nvidia’nın hisse değerini olumsuz etkilerken, Dell ve SMCI gibi diğer teknoloji şirketleri de kayıplar yaşadı. Dell hisseleri yüzde 7, SMCI hisseleri ise yüzde 13 oranında düştü. Nvidia’nın düşüşü, piyasalarda daha büyük endişelere yol açtı çünkü bu sıkı ambargo, şirketin gelecekteki gelirlerini ve pazar payını önemli ölçüde etkileyebilir.

Nükleer enerjiyi ışığa çevirerek elektrik üreten pil tasarlandı!

0

Ohio Eyalet Üniversitesi’nden araştırmacılar, nükleer enerjiyi ışık yoluyla elektriğe çeviren yeni bir pil geliştirdi. Optical Materials: X dergisinde yayımlanan çalışmaya göre, bu yenilikçi teknoloji, çevredeki gama radyasyonunu kullanarak mikroelektronik cihazlara güç sağlıyor ve aynı zamanda nükleer atıkların yeniden kullanımına olanak tanıyor. Prototip pilin hacmi yalnızca dört santimetreküp olup, sintilatör kristalleri ile güneş panellerinin birleşimiyle çalışıyor. Sintilatör kristalleri gama radyasyonuna maruz kaldığında ışık yayıyor ve bu ışık, güneş panelleri tarafından elektriğe dönüştürülüyor.

Nükleer enerjiyi ışığa çevirerek elektrik üreten pil geliştirildi

Bu teknolojinin ilk testleri, Ohio Eyalet Üniversitesi’nin nükleer reaktör laboratuvarında gerçekleştirildi. Kullanılan başlıca radyoaktif izotoplar arasında sezyum-137 ve kobalt-60 bulunuyordu. Sezyum-137 ile yapılan testlerde pilin 288 nanowatt, daha güçlü bir radyoaktif kaynak olan kobalt-60 ile ise 1,5 mikrowatt enerji ürettiği belirlendi. Bu değerler, düşük güç tüketen sensörleri çalıştırmaya yetecek düzeyde. Çalışmayı yürüten ekipten Prof. Raymond Cao, teknolojinin ölçeklendirilmesi halinde watt seviyelerinde enerji üretmenin mümkün olacağını ve böylece daha büyük sistemlerin de bu pil ile çalıştırılabileceğini ifade etti.

Araştırmacılar, bu pillerin özellikle nükleer atık depolama alanlarında, su altı keşiflerinde ve uzay araştırmalarında kullanılabileceğini düşünüyor. Pilin en dikkat çekici özelliği, içinde doğrudan radyoaktif malzeme bulunmaması. Yalnızca çevredeki gama radyasyonunu enerjiye dönüştürdüğü için güvenli bir kullanım sunuyor. Çalışma ayrıca sintilatör kristallerinin şekli ve boyutunun elektrik üretimi üzerinde önemli bir etkisi olduğunu ortaya koydu. Daha büyük hacimli kristaller daha fazla radyasyon emilimi sağlarken, yüzey alanının artırılması da güneş panelinin güç üretim kapasitesini yükseltiyor.

Çalışmanın ortak yazarlarından ve Ohio Eyalet Üniversitesi’nde araştırma görevlisi olan İbrahim Öksüz, sürecin henüz erken aşamada olduğunu ancak enerji üretim kapasitesini artırmak için ölçek büyütme çalışmalarına odaklandıklarını belirtti. Bununla birlikte, bu teknolojinin büyük ölçekli üretime geçişi önünde bazı engeller bulunuyor. Özellikle üretim maliyetleri ve uzun vadeli verimlilik, daha fazla araştırma gerektiren konular arasında yer alıyor. Ancak araştırmacılar, nükleer enerjiyi ışığa çeviren pillerin gelecekte enerji üretimi ve sensör teknolojisinde önemli bir rol oynayacağına inanıyor.

Google Gemini, daha etkileşimli hale geliyor! İşte yenilikler

Google, yapay zeka destekli asistanı Gemini’yi daha etkileşimli hale getirmek amacıyla ekran paylaşımı ve video yanıt özelliklerini duyurdu. Barselona’da gerçekleştirilen Mobile World Congress (MWC) 2025 etkinliğinde yapılan açıklamaya göre, kullanıcılar artık doğrudan ekranlarını paylaşarak veya video çekerek Gemini’ye sorular yöneltebilecek. Bu özellikler, Gemini’nin görsel analiz yeteneklerini daha da geliştirerek, kullanıcılara çok daha kapsamlı bir deneyim sunmayı hedefliyor.

Google Gemini, daha etkileşimli hale gelecek

Ekran paylaşımı özelliği sayesinde, kullanıcılar telefonlarındaki içerikleri doğrudan yapay zeka ile paylaşabilecek ve görseller üzerinden yanıt alabilecek. Örneğin, Google’ın etkinlik sırasında yaptığı bir tanıtımda, bir kullanıcı satın aldığı bol kesim bir kot pantolonun ekran görüntüsünü paylaşarak “Bu pantolonla hangi kıyafetler uyumlu olur?” sorusunu yöneltti. Gemini, ekrandaki görselleri analiz ederek farklı kombin önerileri sundu. Bu özellik, yalnızca moda alanında değil, yemek tariflerinden teknik problemlere kadar birçok farklı senaryoda kullanıcılara yardımcı olabilir.

Google Gemini, çok daha etkileşimli hale gelecek.

Bununla birlikte, geçen yıl Google I/O etkinliğinde duyurulan video arama özelliği de nihayet kullanıma sunulmaya hazırlanıyor. Kullanıcılar, doğrudan bir video kaydederek Gemini’ye danışabilecek ve anlık analizlerle yanıt alabilecek. Örneğin, bir cihazın nasıl çalıştığını gösteren bir video çekildiğinde, Gemini bu görüntüleri işleyerek adım adım açıklamalar sunabilecek. Google, bu gelişmiş video işleme sürecinin Gemini 2.0 ile entegre edilen “Stream Realtime” teknolojisi sayesinde daha hızlı ve detaylı hale getirildiğini belirtiyor. Bu sayede, kullanıcılar yapay zekadan anlık olarak daha doğru ve anlamlı geri bildirimler alabilecekler.

Google’ın açıklamalarına göre, ekran paylaşımı ve video çekimi özellikleri Mart ayından itibaren Android kullanıcıları için sunulacak. Ancak bu özelliklere erişebilmek için Google One AI Premium planına abone olmak ve Gemini Advanced sürümünü kullanmak gerekecek. Bu, Google’ın yapay zeka destekli premium hizmetlerine daha fazla kullanıcı çekmeyi hedeflediğini gösteriyor. Yeni özelliklerin, yapay zeka ile insan etkileşimini daha doğal ve sezgisel hale getireceği düşünülüyor. Özellikle, teknik destek, eğitim ve günlük yaşamda pratik çözümler sunma açısından büyük bir yenilik olarak değerlendiriliyor. Google’ın bu hamlesi, Gemini’yi yalnızca bir metin tabanlı sohbet asistanı olmaktan çıkararak, çok daha geniş bir kullanım alanına yayılmasını sağlayabilir.

Xiaomi, beyaz eşyada global pazara açılıyor!

0

Xiaomi, teknoloji dünyasında akıllı telefonları ve akıllı ev çözümleriyle kazandığı güçlü konumunu şimdi de büyük ev aletleri sektörüne taşıyor. Şirket, MWC 2025 kapsamında yaptığı duyuruyla, beyaz eşya kategorisinde klima, buzdolabı, çamaşır makinesi ve kurutucu gibi ürünleri küresel pazarda satışa sunacağını açıkladı. Bu hamle, Xiaomi’yi uzun yıllardır sektörde lider konumda bulunan Samsung, LG ve Bosch gibi dev markalarla doğrudan rekabete sokarken, tüketicilere de daha fazla seçenek sunmayı vaat ediyor.

Xiaomi, beyaz eşyada global pazara açılacak

Xiaomi, akıllı telefon ve giyilebilir cihazlardan ev aletlerine kadar geniş bir ürün yelpazesine sahip olmasıyla biliniyor. Şirket, yıllar içinde oluşturduğu ekosistem sayesinde kullanıcılarına entegre bir deneyim sunarak büyük bir müşteri kitlesi kazanmış durumda. Şimdi ise benzer stratejiyi büyük ev aletleri segmentine taşıyarak, uygun fiyat ve yenilikçi teknoloji kombinasyonuyla fark yaratmayı amaçlıyor. Xiaomi’nin akıllı ev sistemleriyle uyumlu çalışan beyaz eşyalar sunması beklenirken, enerji verimliliği, IoT (nesnelerin interneti) desteği ve yapay zeka tabanlı otomasyon gibi özelliklerin bu yeni ürünlerde öne çıkacağı düşünülüyor.

Şirketin yeni ürünlerini hangi ülkelerde piyasaya süreceği henüz tam olarak açıklanmış değil, ancak ilk aşamada Avrupa ve Güneydoğu Asya pazarlarının hedeflendiği tahmin ediliyor. Avrupa, güçlü bir tüketici elektroniği pazarı olmasının yanı sıra enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik konularında katı düzenlemelere sahip olduğu için, Xiaomi’nin bu bölgedeki stratejisi yakından takip edilecek. Güneydoğu Asya ise hızlı büyüyen orta sınıf ve uygun fiyatlı teknolojilere olan yüksek talebiyle, Xiaomi’nin büyümesi için önemli bir pazar konumunda.

Xiaomi’nin küresel beyaz eşya sektörüne adım atması, rekabeti önemli ölçüde kızıştırabilir. Özellikle fiyat-performans odaklı ürünleriyle tanınan marka, büyük ev aletleri segmentinde de agresif fiyatlandırma politikası izleyerek rakiplerini zorlamayı hedefleyebilir. Bu durum, Samsung ve LG gibi büyük oyuncuların fiyat politikalarını gözden geçirmelerine ve inovasyonu daha da hızlandırmalarına yol açabilir. Tüketiciler açısından bakıldığında, Xiaomi’nin pazara girişi daha geniş ürün seçenekleri, rekabetçi fiyatlar ve akıllı teknolojilere erişimin artması anlamına geliyor.

Öte yandan, Xiaomi’nin büyük ev aletleri sektöründe başarılı olup olamayacağı merak konusu. Şirketin akıllı telefon pazarında elde ettiği başarı büyük ölçüde agresif fiyatlandırma, geniş dağıtım ağı ve yüksek performanslı cihazlara dayanıyordu. Ancak beyaz eşya segmentinde, marka bilinirliği, servis ağı, uzun vadeli dayanıklılık ve müşteri güveni gibi faktörler büyük önem taşıyor. Xiaomi’nin bu alanda ne kadar başarılı olacağı, ürünlerinin kalitesi, satış sonrası hizmetleri ve tüketicilerden alacağı geri bildirimlerle şekillenecek.

Sonuç olarak, Xiaomi’nin büyük ev aletleri pazarına giriş yapması, teknoloji dünyasında büyük yankı uyandıran bir gelişme olarak öne çıkıyor. Şirket, akıllı ev ekosistemini daha da genişleterek kullanıcılarına daha kapsamlı bir deneyim sunmayı amaçlıyor. Ancak, beyaz eşya sektöründe Samsung, LG, Bosch ve Electrolux gibi yıllardır güçlü konumda olan markalarla rekabet etmek kolay olmayacak. Xiaomi’nin bu alandaki başarısını, ürünlerin piyasaya sürülmesiyle birlikte ortaya çıkacak satış rakamları, müşteri geri bildirimleri ve markanın uzun vadeli stratejisi belirleyecek.