Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 428

Akıllı ev sistemleri: Konfor ve güvenlik bir arada

0

Akıllı ev teknolojisi, ev sahiplerine akıllı ev sistemleri sayesinde akıllı ev uygulamalarını veya ağa bağlı başka bir cihazı kullanarak akıllı cihazlarını kontrol etme olanağı sağlayarak güvenlik, konfor, kolaylık ve enerji verimliliği sağlar.

Akıllı ev sistemleri ve konfor ihtiyacı

Nesnelerin internetinin (IoT) bir parçası olan akıllı ev sistemleri ve cihazları çoğu zaman birlikte çalışarak tüketici kullanım verilerini kendi aralarında paylaşıyor ve ev sahiplerinin tercihlerine göre eylemleri otomatikleştiriyor.

Tüm cihazlar genellikle akıllı ev merkezi olarak adlandırılan ana ev otomasyon kontrolörü tarafından kontrol ediliyor. Bu merkez, akıllı ev sistemlerinin merkezi noktası olarak hareket eden ve verileri algılayabilen, işleyebilen ve kablosuz olarak iletişim kurabilen bir donanım aygıtıdır. Tüm farklı uygulamaları, ev sahiplerinin uzaktan kontrol edebileceği tek bir akıllı ev uygulamasında birleştirir. Akıllı ev merkezlerine örnek olarak Amazon Echo, Google Home ve Wink Hub verilebiliyor. Birçok akıllı ev ürünü akıllı ev ağına bağlanmak için Wi-Fi ve Bluetooth kullanıyor. Bununla birlikte Zigbee veya Z-Wave gibi kablosuz protokoller de tercih ediliyor. Akıllı ev cihazları çok çeşitli sistemlerle iş birliği yaparak mükemmel bir ekosistem oluşturur.

Akıllı ev cihazları belirli programları veya komutları takip edecek şekilde programlanabiliyor. Ayrıca asistanları aracılığıyla sesli komutlara yanıt verecek şekilde ayarlanabiliyor. Örneğin, akıllı bir termostat ev sahibinin alışkanlıklarını öğrenebilir. Bununla birlikte bir akıllı ev sistemine bağlı olarak sıcaklığı belirli programına göre otomatik olarak ayarlayabilir.

Zigbee ve Z-Wave, günümüzde kullanılan en yaygın ev otomasyonu iletişim protokollerinden ikisidir. İkisi de örgü ağ teknolojileri ve kısa menzilli, düşük güçlü radyo sinyalleri kullanıyor. Her ikisi de aynı akıllı ev uygulamalarını hedefliyor. Ancak Z-Wave’in menzili Zigbee’nin 10 metresine kıyasla 30 metre. Zigbee genellikle ikisinin daha karmaşık olanı olarak algılanıyor. Zigbee çipleri birçok şirketten temin edilebiliyor. Z-Wave çipleri yalnızca Sigma Designs’dan temin edilebiliyor. Ayrıca, Kasım 2022’de piyasaya sürülen en yeni akıllı ev standardı olan Matter ivme kazanıyor.

Kripto paraların geleceği: Yatırımcılar için stratejiler

0

Önümüzdeki birkaç yıl içinde kripto para piyasasına tam olarak ne olacağını söylemek imkansız. Hala cevaplardan çok sorular var. Ancak birkaç genel kripto temasını takip ederek, piyasa geliştikçe daha iyi yatırım kararları verebileceksiniz.

Kripto paraların geleceği

Özellikle birkaç önemli ayrıntıya dikkat etmelisiniz:

  • ABD ve yurtdışında kripto düzenlemesi
  • Kripto para ödemelerinin ve merkezi olmayan finansın kitlesel pazarda benimsenmesi
  • Bitcoin, Ethereum ve muhtemelen diğer dijital para birimlerine dayalı kripto para ETF’lerinin piyasa tarafından benimsenmesi
  • Bitcoin veya diğer kripto paraları yasal ödeme aracı olarak benimseyen ülkeler

Bu sorunlar gelişip çözüldükçe, kripto para sektörünün uzun vadeli geleceği şekillenecektir. Hükümetler ve blok zinciri geliştiricileri uzun vadeli kripto planlarını zorladıkça resim oldukça yakında netleşmeye başlayacak. Bitcoin’in 2009’da yaratılmasıyla başlayan düzenleyici ve teknik küçük adım muhtemelen daha uzun yıllar devam edecektir.

Uzun vadede en iyi senaryoda, dünya çapındaki düzenleyiciler kripto düzenlemesi için küresel bir çerçeve üzerinde bir araya gelecek. Ancak, kriptoya ilişkin uluslararası görüşler El Salvador’da “Bitcoin resmi bir para birimidir”den Çin’de “Kripto işlemleri yasadışıdır”a kadar uzandığından, bugün bu pek olası görünmüyor. Konuyla ilgili küresel birlik kısa vadede olası görünmüyor.Ancak kripto düzenlemeleri federal düzeyde ilerliyor.

ABD hükümeti, kripto düzenleme sürecini yönlendirmek için son derece nitelikli bir ekip oluşturdu. Ayrıca spot Bitcoin ETF’lerinin ve benzeri Ethereum fonlarının piyasaya sürülmesi de etkili oldu. Hem kurumsal yatırımcıları hem de kripto paraya şüpheyle yaklaşan kişileri blockchain piyasasına davet etti.

Kripto alanında yasal ve düzenleyici netlik artıyor. Ancak bu sürecin kat etmesi gereken daha çok yol var. Gelecekteki düzenlemeler için tonu belirleyen son derece bilgili kişilerle birlikte, yatırımcılar, tüketiciler, kripto para işletmeleri ve geleneksel bankalar için uygulanabilir bir sistemin geliştirilebileceğine dair umut var.

Hükümet kuruluşları yasal bir çerçeve ve vergi sistemi üzerinde çalışıyo. Bununla birlikte, kripto paralar büyük ölçekte ABD tüketicilerinin dijital cüzdanlarına girebilir. Bitcoin 2021’de El Salvador’da yasal ödeme aracı haline geldi. Ancak ABD’nin yakın zamanda bu yolu izlemesi pek olası değil.

2025’te teknoloji trendleri: Neler bekleniyor?

Yapay zeka önümüzdeki yıl en önemli teknoloji olacak. 2025’te teknoloji trendleri arasında yapay zeka en üst sıralarda yer alacak. Yapay zeka IEEE’nin Teknolojinin Etkisi yıllık anketinde zirveye yerleşti. Peki yapay zeka en çok hangi sektörü etkileyecek?

2025’te teknoloji trendleri

Bu yılın eylül ayında Brezilya, Çin, Hindistan, İngiltere ve ABD’deki 350’den fazla CIO, CTO, BT yöneticisi ve diğer teknoloji liderlerinin katılımıyla IEEE anketine yapıldı. Katınlanlardan, 2025’te teknoloji trendleri arasında en önemli olmasını bekledikleri ilk üç teknolojiyi seçmeleri istendi.

Yaklaşık %60’ı yapay zekayı, %26’sı bulut bilişimi ve %24’ü robotiği seçti. Katılımcıların %91’i, 2025’in üretken yapay zeka için bir hesaplaşma yılı olacağını seçti. Teknoloji trendleri arasında yapay zekanın önem kazanacağını belirtti. Ayrıca “kamuoyunun hayranlığının ve algısının, teknolojinin neler yapabileceği ve yapması gerektiği konusunda daha fazla anlayış ve beklentiye doğru kayacağını” belirtti.

Ankete katılanların çoğu, kuruluşlarının jeneratif yapay zekayı daha fazla benimsemesini bekliyor. Yaklaşık %20’si genAI benimsemesinde zorluklarla karşılaştıklarını belirtiyor. Ayrıca teknolojiye yönelik yaklaşımlarını yeniden gözden geçireceklerini söylüyor.

AI’dan en çok hangi endüstrilerin etkileneceği konusunda, en çok tercih edileni %45 ile telekomünikasyon oldu. Bu, geçen yılki ankete göre %4’lük bir artış anlamına geliyor. Bankacılık ve finans, medya ve eğlence, imalat, AI’dan en çok etkilenmesi beklenen önemli dikeyler arasındaydı.

Peki 2025’te AI için en önemli potansiyel kullanım durumları neler? Gerçek zamanlı siber güvenlik kullanımları seçeneklere öncülük etti (%48 katılımcı). 2025’te teknoloji trendleri içinde güvenlik uygulamaları ön planda olacak. Ardından özel öğrenme ve akıllı eğitim gibi eğitim faaliyetleri geldi. Ayrıca %35’i AI’nın yazılım geliştirmeyi hızlandırmak veya desteklemek için kullanıldığını gördü.

Anket ayrıca insan işgücünün AI ile ilgili rollerde hangi becerilere ihtiyaç duyduğunu da sordu. 2025’te teknoloji trendleri hakkında bilgi sahibi olmak isteyenler için en iyi dört anket yanıtı yazılım geliştirme becerileri, AI etik uygulamalarının anlaşılması, veri analizi becerileri ve veri modelleme/işleme becerileriydi.

Dell Technologies Forum 2024, teknoloji dünyasını bir araya getirdi

0

12 Kasım’da “Yapay Zeka Destekli İnovasyonu Hızlandırma” temasıyla gerçekleştirilen Dell Technologies Forum 2024, teknoloji dünyasının liderlerini ve profesyonellerini İstanbul’da bir araya getirdi. Bu yılki forumda, yapay zekanın iş dünyasındaki dönüştürücü etkisi üzerinde duruldu. Katılımcılar, yapay zekanın sektörel dönüşüme nasıl ivme kazandırdığı, verimliliği nasıl artırdığı ve iş süreçlerini nasıl dönüştürdüğü üzerine derinlemesine tartışmalar yaptı.

Dell Technologies Forum 2024, teknoloji dünyasının liderlerini buluşturdu

Forumda, yapay zeka, uç bilişim, bulut teknolojileri ve siber güvenlik gibi alanlarda en son gelişmeler ele alındı. Ayrıca, perakende, sağlık, eğitim ve telekomünikasyon gibi çeşitli sektörlerden profesyoneller, dijital dönüşüm süreçlerini başarıyla yönetmek için pratik öneriler aldı. Uzmanlar, dijital dönüşümün her aşamasında işletmelere rehberlik edecek bilgiler sundu.

Dell Technologies Türkiye ve eCIS Genel Müdürü Işıl Hasdemir, forumda yaptığı açıklamada, yapay zekanın iş yapış biçimlerini köklü bir şekilde değiştiren bir teknoloji olduğunu vurguladı. Dell olarak, yapay zeka destekli depolama ve ağ çözümlerinden hızlandırılmış işlem gücüne kadar geniş bir teknoloji yelpazesi sunduklarını belirtti. Şirketin amacı ise, müşterilerine inovasyon yapma ve potansiyellerini ortaya çıkarma gücü sağlamak olarak öne çıktı. Dell Technologies Forum’da, masaüstünden veri merkezine ve buluta kadar sundukları yapay zeka çözümlerinin işletmelere dijital geleceği benimsemelerinde nasıl katkı sağlayacağını gösterdiklerini ifade etti.

Forumun açılış oturumunda, Dell Technologies EMEA CTO’su Elliott Young, Dell Technologies Türkiye ve eCIS Genel Müdürü Işıl Hasdemir ve yapay zeka uzmanı Deniz Türkeri’nin yanı sıra pek çok uzman isim ve konuk konuşmacılar da yer aldı.

Singapur, pasaportsuz geçiş teknolojisini kullanmaya başlıyor!

0

Singapur, yakın zamanda ülkeye giriş ve çıkışlarda pasaport kullanma zorunluluğunu ortadan kaldıran yenilikçi bir biyometrik geçiş sistemi kullanmaya başladı. Bu teknoloji, yüz ve iris taramasıyla kimlik doğrulaması yaparak pasaporta olan ihtiyacı büyük ölçüde azaltıyor. Ülkeye gelen veya ülkeden ayrılan yolcular, pasaport göstermeye gerek kalmadan bu biyometrik doğrulama teknolojisi sayesinde daha hızlı bir şekilde işlemlerini tamamlayabiliyor. 30 Eylül 2024’te Singapur Changi Havalimanı’ndaki tüm terminallerde aktif hale getirilen sistem, her bir yolcunun sınırdan geçiş süresini ortalama 25 saniyeden 10 saniyeye düşürerek işlemleri önemli ölçüde hızlandırdı. Bu süreç, özellikle yoğun yolcu trafiği yaşanan dönemlerde bekleme sürelerini kısaltmak ve seyahat deneyimini iyileştirmek için büyük bir adım olarak değerlendiriliyor.

Singapur, pasaportsuz geçiş teknolojisini kullanmaya başladı

Singapur Göçmenlik ve Kontrol Kurumu’nun (ICA) yaptığı açıklamaya göre, 15 Ekim itibarıyla yaklaşık 1,5 milyon yolcu bu pasaportsuz geçiş teknolojisinden yararlanarak işlemlerini başarıyla tamamladı. Biyometrik tarama teknolojisinin temelinde, her bir yolcunun yüz ve iris gibi benzersiz özelliklerinin taranması ve bu bilgilerin kimlik doğrulama amacıyla kullanılması yatıyor. Güvenlik önlemlerine büyük önem veren Singapur, tüm bu verileri yüksek güvenlik standartlarıyla koruma altına aldığını da belirtiyor.

Ancak pasaportsuz geçiş imkanına rağmen, ICA tüm yolcuların yine de pasaportlarını yanlarında getirmeleri gerektiğini vurguluyor. Pasaport, gidilen ülkede göçmenlik işlemleri veya kimlik doğrulaması gerektiğinde kullanılabileceğinden seyahat sırasında her yolcunun yanında bulundurulması önem taşıyor. ICA yetkilileri, yolculuk sırasında beklenmedik durumlar için pasaportun gerekli olabileceği ve biyometrik doğrulama sisteminin bazı durumlarda yeterli olmayabileceği uyarısında bulunuyor.

Pasaportsuz geçiş teknolojisinin sunduğu hız ve kolaylığın yanı sıra bu yeni uygulamanın uluslararası yolculuklarda güvenliği sağlama amacıyla tasarlandığı belirtiliyor. Singapur, bu teknolojiyi uygulayan ilk ülkelerden biri olarak havalimanlarındaki güvenlik ve verimliliği artırırken diğer ülkelerin de benzer uygulamalara geçiş yapmasını teşvik ediyor.

Elon Musk, Hükümet Verimliliği bakanı oluyor!

0

Elon Musk, Donald Trump’ın başkanlık seçim sürecine verdiği büyük destekle dikkat çekmişti. Hem maddi hem de manevi katkılarıyla Trump’ın ABD Başkanlık Seçimi’ni kazanmasında önemli bir rol oynayan Musk, bu desteğin karşılığını kısa sürede alarak dünyanın en zengin iş insanları arasında yerini sağlamlaştırmıştı. Şimdi ise Musk’ın, Trump’ın yönetiminde alacağı görev belli oldu.

Elon Musk, resmen Hükümet Verimliliği bakanı olacak

Donald Trump, ikinci dönem için Başkanlık görevine hazırlanırken, yönetim kadrosunu oluşturma sürecine hızla devam ediyor. Musk, Trump’ın seçim sürecinde sağladığı destek nedeniyle hükümette önemli bir pozisyona getirilecek. Trump, Musk’a, Hükümet Verimliliği Departmanı (Department of Government Efficiency – DOGE) başkanlığı görevini vereceğini açıkladı. Bu yeni görevde Musk, ABD hükümetinin bürokratik süreçlerini sadeleştirerek daha verimli hale getirmeyi hedefleyecek.

Elon Musk, Hükümet Verimliliği bakanı olacak.

Musk, bu departmanı, Vivek Ramaswamy ile birlikte yönetecek. Trump, bu iki ismin, aşırı düzenlemeleri azaltmak, devlet harcamalarındaki israfı sonlandırmak ve federal kurumları daha etkili hale getirmek adına büyük bir dönüşüm gerçekleştireceklerine inandığını ifade etti. Ayrıca Trump, bu değişimlerin ABD’nin Bağımsızlık Bildirgesi’nin 250. yılı olan 2026’ya kadar tamamlanarak Amerikan halkına büyük bir “hediye” sunacağını belirtti.

Trump, hükümetteki bir diğer önemli atamasını da CIA Direktörlüğü için yaptı. John Ratcliffe, birinci başkanlık döneminde Trump’ın Ulusal İstihbarat Direktörü olarak görev yapmıştı. Şimdi ise CIA’nın başına geçerek bu önemli görevi üstlenecek. Trump, Ratcliffe’in bu görevde etkili bir liderlik sergileyeceğinden emin olduğunu belirtirken, atamanın Senato onayını beklediğini de ekledi.

Bu yeni atamaların, Trump’ın ikinci dönem yönetimi üzerindeki etkileri ve Musk ile Ramaswamy’nin hedefledikleri reformları nasıl gerçekleştirecekleri, zamanla daha net bir şekilde ortaya çıkacak. Musk’ın bu yeni görevinde gerçekten fark yaratıp yaratmayacağı ise büyük merak konusu.

Elektrikli araçların yükselişi: Sürdürülebilir gelecek

0

Otomotiv endüstrisi, iklim değişikliği ve hava kalitesiyle ilgili endişelerin etkisiyle hızla dönüşüyor. Benzinli arabalara daha temiz bir alternatif sunan elektrikli araçlar sıfır egzoz emisyonu üretiyor. Ayrıca sera gazlarını önemli ölçüde azaltıyor. Elektrikli araçların yükselişi, bu değişimin sadece bir trend olmadığını gösteriyor. Aynı zamanda uzun vadeli sürdürülebilirliğe ulaşmak için önemli bir adım olduğunu gösteriyor.

Elektrikli araçların yükselişi

Hükümetler ve otomobil üreticileri teşvikler, şarj altyapısı ve filoları elektriklendirme planlarıyla elektrikli araç geçişini hızlandırıyor. Elektrikli araçların yükselişi devam ediyor. Çünkü pil teknolojisi ilerledikçe ve temiz enerji çözümleri gelişiyor. Böylelikle elektrikli araçlar daha pratik ve erişilebilir hale geliyor. Ayrıca fosil yakıt bağımlılığını azaltmaya ve daha temiz bir çevreyi teşvik etmeye yardımcı oluyor. Şirketler daha verimli, istikrarlı ve güvenilir bir güç kaynağı sağlamak için çeşitli yenilenebilir enerji kaynaklarını entegre ediyor. Bu ekosistemde hayati bir rol oynuyor ve EV’lerin sürdürülebilir bir şekilde çalıştırılabilmesini sağlıyor.

Bu çabalar, fosil yakıtsız bir geleceğe doğru değişimi yönlendiriyor. Elektrikli araçların yaygın olarak benimsenmesi, elektrikli araçların daha yeşil bir dünyaya doğru ilerlediğini gösteriyor. Böylelikle daha yenilikçi bir gelecek şekillendirme konusunda ön saflara yerleştiriyor.

EV’lere yönelik artan talebi değerlendirmek isteyen işletmeler için bol miktarda ticari fırsat mevcuttur. Elektrikli mobiliteye geçişten faydalanmaya hazır çok çeşitli sektörler var. Sürdürülebilirliği benimseyerek ve elektrikli araçlara yatırım yaparak süreç ilerliyor. Şirketler yalnızca karbon ayak izlerini azaltmakla kalmıyor. Aynı zamanda kendilerini ortaya çıkan yeşil ekonomide lider olarak konumlandırabilirler.

McKinsey, lityum-iyon (Li-ion) pil zincirinin  2022’den 2030’a kadar yıllık yüzde 27 oranında büyüyebileceğini belirtiyor. Ayrıca 400 milyar doları aşan bir değere ve yaklaşık 4.700 gigawatt-saatlik (GWh) bir pazar büyüklüğüne ulaşabileceğini öngörüyor. Elektrikli araçların yükselişi bu süreçte önemli bir rol oynuyor.

Yapay zeka ile geleceğin iş dünyası: Değişim ve fırsatlar

0

Yapay zeka (AI) bir süredir ortalıkta dolaşıyor. Ancak geçen Kasım ayında ChatGPT’nin lansmanı, yapay zekayla geleceğin iş dünyası hakkında büyük tartışma başlattı. Eşit ölçüde heyecan ve şüphe uyandırdı. Sadece iki ayda 100 milyon kullanıcıya ulaşarak şimdiye kadarki en hızlı büyüyen internet hizmetlerinden biri haline geldi. Ancak ChatGPT’nin insan benzeri metinler üretme, soruları yanıtlama ve daha fazlasını yapabilme yeteneği, insanların şu soruyu sormasına neden oldu: İşlerimizi değiştirebilir mi?

Yapay zeka ile geleceğin iş dünyası

Tarih boyunca insanlar yeni teknolojilere karşı şüpheci olmuştur, eski yöntemler genellikle en iyisi olarak kabul edilmiştir. Telefonun insanları tembel ve asosyal yapacağı, televizyonun radyoyu olumsuz etkileyeceği (benzer eleştirilere maruz kalmıştı), okuma ve sohbetin yerini alacağı ve aile hayatını mahvedeceği yönünde endişeler vardı. Araba, asansör, buzdolabı – bugün hafife aldığımız birçok şey ilk başta reddedildi.

Bilinmeyene karşı temkinli olmak doğaldır. Ancak işletmeler yapay zekaya olan güvensizliklerinin onları potansiyelini keşfetmekten alıkoymasına izin vermemelidir. Yapay zeka ile geleceğin iş dünyası için deneyler yapmak, liderlerin teknolojinin yeteneklerini ve sınırlamalarını değerlendirirken korkularıyla yüzleşmelerinin en iyi yolu.

Yapay zekanın işletmelere sağladığı en belirgin faydalardan biri de tekrarlayan, zaman alıcı süreçlerin otomasyonudur. İşletmeler tarafından gerçekleştirilen görevlerin çoğu insanların zamanını tüketir. Aynı temel çalışan sorularını yanıtlamak zorunda kalan tipik bir İK departmanını ele alalım. Yapay zeka ile geleceğin iş dünyası için dijital bir asistanla, iş açısından kritik görevlere odaklanabiliyoruz. Ayrıca çalışanlar ihtiyaç duydukları bilgileri hızla bulabiliyor. Bununla birlikte üretkenliği artırabiliyor. Aynısı satış ve müşteri hizmetleri için de geçerlidir. Bir temsilciyle konuşmayı beklemek yerine, AI müşterilerin ihtiyaç duydukları bilgilere ihtiyaç duydukları anda erişmelerini sağlar.

Yapay zeka, insan unsurunu otomatikleştirerek idari süreyi azaltabiliyor. Ayrıca iş operasyonlarının birçok başka yönünü optimize edebiliyor. Bazı işletmeler yeni işe alımları başlatmak için halihazırda yapay zekayı kullanıyor. Yapay zeka, gerekli evrakların, şirket politikalarının ve oturum açma bilgilerinin teslimini ve alınmasını otomatikleştirerek gecikmeleri ortadan kaldırıyor. Bir çalışanın görev süresi için tonu belirlemeye yardımcı olan olumlu bir deneyim yaratır. Dijital asistanlar ayrıca yeni çalışanları oryantasyonları boyunca yönlendirebiliyor. Proaktif olarak bir sonraki adımları önerebiliyor. Ayrıca yapay zeka ile geleceğin iş dünyasında yeni rollerinde hızla ilerlemelerini sağlamak için öğrenme materyalleri ve arka plan okumaları önerebiliyor.

Intel Core Ultra 200S işlemcilerde performans sorunu yaşanıyor!

0

Intel‘in büyük bir iddia ile piyasaya sürdüğü Core Ultra 200S işlemciler, başlangıçta hedeflenen elit oyun performansını maalesef sunamadı. İlk sürümler beklenen hız ve verimliliğe ulaşamazken, Intel performansı artırmak amacıyla bir yama üzerinde çalışmaya başladı. Uzun yıllar boyunca işlemci tasarımında adeta zirvede olan Intel, son dönemlerde doğru stratejiler izleyemediği için zorlu bir süreçten geçiyor ve bazı kesimler firmanın eski gücünü kaybettiğini düşünüyor.

Intel Core Ultra 200S işlemcilerde performans sorunu ortaya çıktı

Özellikle yonga üretimi ve yapay zekâ alanlarında beklenen atılımları gerçekleştiremeyen şirket, Core Ultra 200S ile yeniden dikkat çekmeyi planlasa da yaşanan performans sorunları bu hedefe ulaşmayı geciktiriyor.

Intel Core Ultra 200S işlemcilerde performans sorunu ortaya çıktı.

Intel’in yeni Arrow Lake mimarisini temel alan Core Ultra 200S serisi, elit oyunculara yönelik üstün performans vadetse de şimdilik beklentilerin altında kalmış durumda. Intel Başkan Yardımcısı Robert Hallock, işlemcilerin yeterli performansa ulaşamamasının işletim sistemi ve BIOS seviyesindeki bazı eksikliklerden kaynaklandığını belirtti. Şirket, yıl sonuna kadar bu sorunları detaylandırmayı ve performans sorununu giderecek bir yama yayımlamayı planlıyor. Bu yama ile işlemcinin vaat edilen performansa yaklaşması amaçlanıyor.

Ancak bazı uzmanlara göre, Intel ilk sunumlarında vurguladığı performans düzeyine ulaşsa bile Core Ultra 200S’in etkileyici bir seviyeye ulaşamayabilir. Özellikle Intel Core i9 14900K’yı geride bırakması beklenen bu yeni serinin, AMD Ryzen 7 9800X3D gibi güçlü rakiplerle karşılaştırıldığında yetersiz kalabileceği düşünülüyor.

Dünyanın en büyük yüzer güneş enerjisi santrali inşa edildi!

Dünyanın en büyük yüzer güneş enerjisi santrali, 373 MW’lık kapasiteyle hizmete açıldı. Singapur merkezli enerji şirketi HEXA Renewables, Tayvan hükümetiyle iş birliği yaparak Tayvan’ın Changhua bölgesinde bu devasa açık deniz enerji tesisini faaliyete geçirdi. Küresel altyapı fonu I Squared Capital’in desteğiyle gerçekleştirilen proje, yüzer güneş enerjisi alanında önemli bir dönüm noktası olarak kabul ediliyor.

Dünyanın en büyük yüzer güneş enerjisi santrali kuruldu

Projenin ilk aşaması, I Squared Capital’e bağlı Chenya Energy tarafından 2020 yılında 181 MW’lık kapasiteyle başlamıştı. Ancak Chenya Energy’nin devrinden sonra HEXA Renewables devreye girerek kapasiteyi 192 MW daha artırdı ve toplamda 373 MW kapasiteye ulaşıldı. Bu özellikleriyle tesis, dünya çapında açık denizde kurulan en büyük yüzer güneş enerjisi tesisi unvanını elde etti.

Bu dev yüzer santral, Tayvan’ın 2025 yılına kadar 20 GW yenilenebilir enerji kapasitesine ulaşma hedeflerine katkı sağlamakla kalmayıp, ülkenin 2050 yılına kadar net sıfır emisyon hedeflerine de önemli bir destek sunuyor.

HEXA Renewables’ın açıklamasına göre, bu tesis her yıl yaklaşık 136.000 ton karbondioksit salınımını engelleyerek çevreye büyük bir katkı sağlayacak ve aynı zamanda 74.000 konutun elektrik ihtiyacını tek başına karşılayabilecek. Yüzer güneş enerjisi santralleri, özellikle sınırlı veya uygun olmayan araziye sahip bölgelerde önem kazanmaya başladı. Güneydoğu Asya bölgesi de bu anlamda ciddi bir potansiyele sahip ve bu tür projeler, bölgenin sürdürülebilir enerji çözümlerine olan bağlılığını güçlendiriyor.

Van’da izinsiz dron krizi yaşandı!

Van Ferit Melen Havalimanı’na iniş yapmaya hazırlanan iki yolcu uçağı, izinsiz bir dron uçurulması nedeniyle iniş gerçekleştiremedi ve Diyarbakır Havalimanı’na yönlendirilmek zorunda kaldı. Olay, Antalya-Van seferini yapan SunExpress ve İstanbul-Van seferini yapan Türk Hava Yolları uçaklarının inişe geçtiği sırada meydana geldi. Pilotlar, havaalanı çevresinde izinsiz bir dronun havada olduğunu fark ederek durumu hava trafik kontrolüne bildirdi. Güvenlik gereği, uçaklar Van Gölü üzerinde bir süre bekledi ancak yakıt seviyelerinin kritik düzeye düşmesiyle Diyarbakır’a yönlendirildiler.

Van’da izinsiz dron kriz yarattı!

Sivil havacılık kuralları uyarınca havaalanı çevresinde izinsiz bir dronun tespit edilmesi durumunda yolcu güvenliği ön planda tutulur ve uçaklar ya inişten vazgeçerek havada bekletilir ya da başka bir havalimanına yönlendirilir. Bu tür olaylarda, hava trafik kontrolörleri hemen ilgili güvenlik birimlerine bilgi vererek gerekli önlemlerin alınmasını sağlar.

Van’da izinsiz dron kriz yarattı!
Van’da izinsiz dron kriz yarattı!

Türkiye’de dron kullanımı ise Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM) tarafından belirlenen kurallar çerçevesinde izinle yapılmaktadır. İzinsiz uçuş yapan dronlar, yalnızca hava trafiğini riske atmakla kalmaz, aynı zamanda yüksek para cezaları ve gerekirse hapis cezalarıyla karşı karşıya kalınmasına yol açar. Özellikle uçuş izni olmadan dron uçuran kişilere 60 bin lira idari para cezası uygulanmakta olup, bu kişiler genel kolluk kuvvetleri tarafından tespit edildiğinde mahallin en büyük mülki idare amirleri tarafından cezalandırılmaktadır.

İHA kullanıcıları, SHGM’nin internet sitesinden kendilerine kullanıcı hesabı açarak cihazlarını sisteme kaydetmek zorundadır. Basit bir kullanım arayüzüne sahip olan SHGM web sayfasında, kullanıcı oluşturulduktan sonra “Uçuş İzni Talep Formu” doldurularak başvuru yapılır ve onay süreci yaklaşık bir hafta sürebilir. Bu kuralların amacı, hava trafiğinde güvenliği sağlamak ve izinsiz dron uçuşlarının yol açabileceği riskleri minimuma indirmektir.

ChatGPT ABD seçimlerinde deepfake’i engelledi

Geçtiğimiz ay ABD’de düzenlenen başkanlık seçimleri sırasında yapay zeka teknolojisinin kullanımıyla ilgili önemli gelişmeler yaşandı. OpenAI, popüler yapay zeka modeli ChatGPT ABD başkanlık seçim gününe kadar 250.000’den fazla deepfake görüntü isteğini reddettiğini açıkladı. Bu adım, OpenAI’ın yapay zekanın yanlış veya zararlı amaçlarla kullanılmasını önleme konusundaki kararlılığını bir kez daha gösterdi.

Seçimlerin sonucunda, Donald Trump ve Kamala Harris arasındaki uzun süren çekişme sona erdi ve Trump Amerika’nın 47. başkanı oldu. Trump’ın zaferi, ABD’nin siyasi sahnesinde büyük yankı uyandırırken, başkan yardımcısı seçilen isim ise Vance oldu. Seçim süreci boyunca birçok kullanıcı, ChatGPT ABD başkan adaylarının sahte görüntülerini oluşturmak amacıyla kullanmaya çalıştı, ancak OpenAI, deepfake üretim taleplerini engelleyerek bu tür içeriklerin yayılmasını önledi.

Güvenlik önlemleri devrede

OpenAI, ChatGPT ABD başkan adayları dahil olmak üzere gerçek kişilerin sahte görüntülerini oluşturmaya yönelik talepleri reddettiğini duyurdu. Şirket, “ChatGPT ABD’ye siyasetçiler de dahil olmak üzere gerçek kişilerin görüntülerini üretme taleplerini reddetmesi için güvenlik önlemleri uyguladık. Bu engeller özellikle seçim bağlamında önemli; araçlarımızın aldatıcı veya zararlı amaçlar için kullanılmasını önleme yönündeki çabalarımızın önemli bir parçası.” şeklinde açıklamada bulundu.

Seçim sürecinde tarafsız bilgilendirme

ChatGPT ABD, yalnızca deepfake içeriklerini engellemekle kalmadı, aynı zamanda seçim sonuçlarına ilişkin sorulara tarafsız ve güvenilir yanıtlar sağladı. Kullanıcıların oy kullanma süreciyle ilgili bilgi edinmelerini sağlamak amacıyla Ulusal Dışişleri Bakanları Birliği (NASS) ile iş birliği yapan OpenAI, ChatGPT ABD aracılığıyla kullanıcıları güvenilir kaynaklara yönlendirdi. Bu doğrultuda, ABD’de oy kullanmak hakkında bilgi almak isteyen kullanıcılar, CanIVote.orgplatformuna yönlendirildi.

OpenAI’ın bu adımları, yapay zeka kullanımının etik sınırlarını ve toplum yararına nasıl kullanılabileceğini yeniden gündeme getirdi.

SpaceX Mars’a internet getiriyor

Elon Musk’ın öncülüğünde devrim yaratan projelere imza atan SpaceXNASA‘ya Mars için özel bir Starlink versiyonuolan “Marslink” projesini tanıttı. Bu, SpaceX Mars’a internet götürme girişimi olarak da biliniyor. Mars’a yönelik olarak geliştirilen bu sistemin, 4 Mbps bağlantı hızı sunması hedefleniyor. MarslinkKızıl Gezegen üzerinde bir internet altyapısı oluşturarak, uzayda veri aktarımı için yeni bir çağ başlatmayı amaçlıyor.

NASA‘nın Mars Keşif Programı Analiz Grubu toplantısında gündeme gelen Marslink, uzayda 4 Mbps veya daha yüksek hızlarda veri aktarımı sağlayabilecek yeni nesil röle hizmetleri arasında öne çıkıyor. SpaceX Mars’a internet sunmayı hedefliyor. SpaceX, hâlihazırda Dünya üzerindeki 4 milyondan fazla kullanıcıya Starlink aracılığıyla sunduğu uydu internet hizmetini, Mars’a taşımayolunda önemli adımlar atıyor.

SpaceXNASA’nın Mars misyonlarına destek amacıyla sunduğu Marslink projesi kapsamında Mars yörüngesine birçok uydu yerleştirmeyi hedefliyor. SpaceX Mars’a internet hizmeti için çalışmaktadır. Bu uydular Mars’ın tamamında görünürlük sağlayarak, veri aktarımı ve gezegenin izlenmesi gibi hizmetler sunacak. Marslink’in kurulumu, Elon Musk’ın Mars’ta bir koloni kurma hayalini destekleyen adımlar arasında görülüyor. SpaceX’in Starship roketi ile Mars’a gönderilmesi planlanan bu uydular, Starlink’in lazer iletişim teknolojisi ile donatılarak Dünya ile Mars arasındaki veri iletişimini gerçekleştirecek.

NASA ve özel sektör işbirliği

NASA, Mars projelerinde özel sektörden hizmet sağlamaya giderek daha fazla önem veriyor. SpaceX Mars’a sunmada öncü rol oynuyor. Marslink projesi gibi yenilikçi öneriler, Mars keşif görevlerine yönelik yeni nesil röle hizmetleri sağlayabilecek ticari çözümler arasında yer alıyor. Önümüzdeki yıl NASA‘nın, sektördeki diğer önemli şirketlerle bu konuda görüşmelerini sürdüreceği belirtiliyor.

Elon Musk’ın serveti Trump’ın zaferinin ardından büyük artış yaşadı!

ABD’nin yeni başkanı seçilen Donald Trump ile yakın ilişkileri olan Tesla ve SpaceX CEO’su Elon Musk’ın serveti, 2024 seçimlerinin ardından 300 milyar doları aşarak dikkat çekici bir artış yaşadı. Bloomberg Milyarderler Endeksi’ne göre, Musk’ın varlıkları Trump’ın zaferinden sonra Tesla hisselerindeki hızlı yükselişle birlikte önemli bir ivme kazandı. Bu artış, Musk’ın dünyanın en zengin insanı unvanını pekiştirirken, seçim sonrası sadece birkaç gün içinde servetini 313,7 milyar dolara taşıdı. Tesla hisselerindeki yüzde 28’lik artış, Trump yönetiminin Musk ve şirketlerine olan yakınlığının Tesla ve SpaceX’e olumlu yansıyacağı beklentisiyle açıklanıyor.

Elon Musk’ın serveti Trump’ın zaferinin ardından önemli bir artış yaşadı

Musk’ın servetinin büyük bölümü, dünyanın en büyük elektrikli araç üreticisi Tesla’dan geliyor ve şirketin güçlü mali performansı seçim öncesinde de Musk’ın varlıklarına katkı sağlamıştı. Ekim ayında Tesla’nın kazanç raporlarıyla birlikte Musk, bir günde servetine 34 milyar dolar eklemeyi başarmıştı. Bu gelişmelerle birlikte, Musk 2021’de ulaştığı 340,4 milyar dolarlık servet rekoruna bir kez daha yaklaşmış durumda.

Trump, seçim sürecinde Musk’ın projelerine destek sinyalleri vererek, özellikle elektrikli araçların yaygınlaşması konusundaki politikalarını gözden geçireceğini belirtti. Aynı zamanda, Mars misyonu ve SpaceX’e verdiği destekle, Musk’ın uzay projelerine katkı sağlayacak politikalar uygulamaya yönelik planlarını ifade etti. Trump, Musk’ın kendi yönetiminde daha etkin bir rol alabileceğine de işaret ederken, yeni yönetimin elektrikli araç sektöründe Musk’ın projelerine hız kazandırabileceği yorumları yapılıyor.

Wedbush Securities analisti Dan Ives, Musk’ın Trump’a verdiği desteği “stratejik bir hamle” olarak nitelendirerek, Trump’ın başkan seçilmesiyle en büyük kazancı elde edenin Musk olduğunu belirtti. Musk, başkanlık seçimlerinin son haftalarında Trump’ın yanında yer almış ve özellikle bazı eyaletlerde kampanyalara finansal destek sağlayarak Trump’ın zaferine katkıda bulunmuştu.

Kunpeng sistemi elektrikli araç menzilini artırıyor

0

Xpeng yakın zamanda Kunpeng Süper Elektrikli Sistem adı verilen gazla çalışan bir menzil genişleticiyi tanıttı. Şirketin uzatılmış menzilli elektrikli araç güç aktarma organı, yalnızca elektrikle 430 km’ye kadar, hem batarya hem de gaz kullanıldığında ise 1.400 km’ye kadar menzil sunuyor. Inside EVs’in haberine göre Çin’in menzil tahminleri ABD rakamlarına kıyasla daha iyimser olsa da etkileyici bir menzil sunuyor.

Kunpeng sistemi elektrikli araçlarda nasıl çalışıyor?

Hibritler, menzil genişletici olarak içten yanmalı bir motor ekleyerek, özellikle uzak bölgelerde güvenilir olmayan şarj olan alanlar için pratik bir çözüm sunar. Bu, hibrit modelleri, aksi takdirde geleneksel arabalardan geçiş yapmaktan çekinebilecek kişiler için daha erişilebilir hale getirir.

Yani Xpeng, menzil uzatıcı versiyonunda MX-30 elektrikli aracın pil kapasitesini yarı yarıya azaltan Mazda’nın aksine, tam boyutlu bir EV pili kullanıyor. Xpeng’in menzil genişleticileri, büyük bir bataryayı hızlı yakıt ikmalinin rahatlığıyla bir araya getirerek çekiciliğini artırıyor. Xpeng ayrıca, tüm AI işlevlerinin Seviye 4 yeteneğine sahip otonom sürüş sistemlerine güç veren 40 çekirdekli bir işlemci tarafından yönetilmesiyle batarya ömrünü %30’a kadar uzatmak için bir AI Batarya Doktoru eklemeyi planlıyor.

Xpeng, saniyede yaklaşık 1 km menzil sağlayan 960 kW’a kadar hızlı şarj kabiliyetini öne çıkarıyor. Uyumlu bir su soğutmalı şarj cihazıyla, araç 800 voltluk sistemi sayesinde yaklaşık 12 dakikada yüzde 80 şarja ulaşabiliyor. Çinli şirket ayrıca bu hızı desteklemek için şarj istasyonları üretmeyi planlıyor.

Xpeng, menzil genişleticinin motoru etkinleştirildiğinde yolcuların bunu fark etmeyeceğini, çünkü iç gürültüyü yalnızca bir desibel artırdığını iddia ediyor. Ana dezavantajı maliyet olabilir, çünkü yanmalı güç aktarma organı eklemek Xpeng’in arabalarının üretimini daha pahalı hale getirebilir.Şimdiye kadar sadece elektrikli araçlarla bilinen Xpeng, Çin yapımı EV’lere uygulanan yeni AB tarifelerinden kaçınmak için hibritlere yöneliyor olabilir. %21,3’lük tarife tamamen elektrikli araçlar için geçerli ancak hibrit modeller muaftır, bu da Xpeng’in araçlarını hibrit olarak sınıflandırabilmesi durumunda bu ücretleri aşmanın bir yolunu sağlayabilir.

Ayrıca, Xpeng’in kurucusu He Xiaopeng, az gelişmiş güç altyapısının yaygın sorununa dikkat çekti. Bu sorunu ele almak için, Xpeng’in genişletilmiş menzilli hibriti, çeşitli pazarların ihtiyaçlarını karşılamak için esnek şarj çözümleriyle tasarlanmıştır.

Huawei sülfür bazlı batarya ile menzili artıracak

0

Çinli teknoloji devi Huawei, sürdürülemez sıvı bileşenlerin yerini alarak lityum iyon pilleri geliştirmeyi amaçlayan sülfür bazlı katı elektrolit için yeni bir patent başvurusunda bulundu.’Katkılı Sülfür Malzemeleri ve Hazırlama Yöntemleri, Lityum İyon Piller’ başlıklı patent, lityum iyon hücrelerinin performansını, ömrünü ve güvenliğini artırmayı amaçlayan gelişmiş bir katı hal pil tasarımını tanıtıyor.

Huawei sülfür bazlı batarya çalışmalarına ağırlık veriyor

Bu teknoloji, pil endüstrisindeki kalıcı bir zorluğun üstesinden geliyor: sıvı elektrolitlerin bozulması. Huawei, sıvı bileşenleri katı elektrolitlerle değiştirerek, özellikle EV’ler için enerji depolama sistemlerini yükseltmeyi amaçlıyor.

Mevcut pil teknolojisi, lityum iyonlarını anot ve katot arasında aktarmak için sıvı veya jel elektrolitler kullanır. Bu, endüstri standardı olmaya devam etse de uzun vadede sürdürülebilir değildir. Bu piller aşırı ısınmaya, termal kaçaklara, yangınlara ve patlamalara eğilimlidir.

Gidilecek çözüm, daha yüksek enerji yoğunluğu, iyileştirilmiş güvenlik, daha yavaş bozulma ve daha hızlı şarj ve deşarj yetenekleri sunan katı hal pillerinin kullanımıdır. Şirketler ayrıca sülfürler, seramikler, polimerler ve grafen gibi çeşitli malzemeleri de araştırıyor. Patentin yenilikçi katkılı sülfür malzemesi, anot ve katot arasındaki iyon hareketini dengelemek için bir tarafta nitrojen katkılı kübik kristal birim hücre kullanır. Bu yapılandırma iyonik iletkenliği artırır ve özellikle verimlilik ve güvenliğin kritik olduğu elektrikli araçlar için avantajlı olan daha uzun pil ömrünü destekler.

Patentli sülfür bazlı katı elektrolit ayrıca yüksek enerji yoğunluğu, hızlı şarj ve deşarj ve düşük sıcaklıklarda güçlü performans gibi etkileyici özellikler sunar. Ek olarak, geleneksel lityum iyon pillerde sık görülen bir sorun olan termal kaçak riskini azaltarak güvenliği artırır.Yeni teknoloji, sıvı kükürtlü pil sistemlerindeki polisülfit (LiSx) çökelmesi nedeniyle oluşan pil kapasitesi azalması gibi önemli bir sorunu ele aldığı için özellikle gelecekteki elektrikli araçlar ve enerji depolama sistemleri için oldukça faydalıdır.

Bu alandaki inovasyon şirketler genelinde sağlamdı. Örneğin, Huawei’nin eski iştiraki Honor, pil anotları için silikon-karbon kullanımına öncülük ederek verimi büyük ölçüde artırdı. Bu yaklaşım artık endüstri standardı haline geldi ve daha fazla şirket benzer pil teknolojilerini benimsiyor.

AMD’nin yeni nesil Zen 6 mimarisi için geri sayım başladı!

0

AMDZen 6 ve Zen 6c mimarilerini duyurarak işlemci dünyasında büyük bir heyecan yarattı. “Medusa” kod adlı AMD’nin yeni nesil Zen 6 masaüstü işlemciler için yeni detaylar ortaya çıkarken, bu gelişme teknoloji dünyasında geniş yankı buldu. Zen 6 tabanlı işlemcilerin 2026’nın sonunda veya 2027’nin başında piyasaya sürülmesi planlanıyor. Bu yeni nesil işlemciler, AM5 soketi ile uyumlu olacak ve kullanıcıların mevcut donanımlarını daha uzun süre kullanabilmesine olanak tanıyacak.

CES 2027’de tanıtılacak

AMD’nin Zen 5 ailesi hala güncellenmeye devam ederken, AMD’nin yeni nesil Zen 6’nın tahmin edilenden daha erken çıkacağı söylentileri gündemde. AMD henüz resmi bir çıkış tarihi paylaşmamış olsa da güvenilir kaynaklardan gelen bilgilere göre, Zen 6 mimarisi 2026’nın son çeyreğinde veya CES 2027 etkinliğinde tanıtılacak. Üstelik hem masaüstü hem de sunucu işlemcilerde 32 çekirdeğe kadar destek sunması beklenen Zen 6, performans artışını zirveye taşıyacak.

AM5 Platformu üç nesil destekleniyor

Zen 6’nın AM5 soketi ile uyumlu olması, AMD’nin bu soket desteğini üç nesil boyunca sürdüreceğine işaret ediyor. Özellikle AM5 platformuna yatırım yapan kullanıcılar için bu önemli bir avantaj sunuyor. AMD’nin bu uyum politikasını sürdürecek olması, Intel’in yeni LGA 1851 platformuna dair belirsizliklerle kıyaslandığında, AMD kullanıcılarını daha uzun ömürlü bir platforma sahip olma konusunda güvenceye alıyor. DDR6 belleklerin ise en erken 2027’den önce piyasaya sürülmeyeceği göz önüne alındığında, Zen 6’nın mevcut bellek uyumluluğunda sorun yaşatmayacağı tahmin ediliyor.

Çekirdek sayısında büyük artış

AMD’nin yeni nesil Zen 6 mimarisi, tek bir çekirdek kompleksi (CCD) üzerinde daha fazla çekirdek barındırabilen ilk AMD mimarisi olacak. Zen 5’te 8 çekirdekli CCD yapısı bulunurken, Zen 6 ile birlikte 8, 16 ve 32 çekirdek seçenekleri sunulacak. Bu çekirdek artışı, özellikle sunucu işlemcilerinde performansı önemli ölçüde artıracak.

Zen 6 mimarisinin performans ve verimlilik iyileştirmeleri için daha gelişmiş üretim teknolojilerinden faydalanacağı belirtiliyor. AMD, önümüzdeki iki yıl boyunca Zen 5 tabanlı yeni X3D modellerini de piyasaya sunarak AM5 platformuna yönelik gelişmeleri sürdürmeyi planlıyor.

AMD’nin yeni nesil Zen 6 ile birlikte rekabetin sınırlarını zorlaması bekleniyor. Zen 6’nın teknoloji dünyasına sunacağı yenilikler heyecanla beklenirken, AMD’nin CES 2027’de sunacağı bu performans odaklı AMD’nin yeni nesil Zen 6 mimarisi merakla takip ediliyor.

Salesforce, yeni yapay zeka hizmeti için 1.000 kişi istihdam ediyor!

Salesforce, yeni üretken yapay zeka hizmeti olan Agentforce’un satışına odaklanmak için 1.000 kişiyi işe alacağını duyurdu. Yaklaşık iki hafta önce piyasaya sürülen Agentforce, işletmelerin kendi özel otonom yapay zeka müşteri temsilcilerini oluşturmalarına imkan tanıyor.

Salesforce, yeni yapay zeka hizmeti için 1.000 kişi istihdam edecek

Şirketin CEO’su Marc Benioff, yapay zekanın hızlı gelişiminden faydalanmak istediklerini belirterek, Agentforce’un lansmanından bu yana müşterilerinden büyük ilgi ve olumlu geri bildirimler aldıklarını ifade etti. Salesforce, müşteri ilişkileri yönetimi ve özel çözümler alanında faaliyet gösteren bir sektör devi olarak, yapay zeka stratejisini insan denetimi gerektirmeyen müşteri desteği ve satış geliştirme gibi görevleri yerine getirebilen ürünler geliştirmek üzerine kuruyor.

Salesforce, yeni yapay zeka ürünü için 1.000 kişi istihdam edecek.
Salesforce, yeni yapay zeka ürünü için 1.000 kişi istihdam edecek.

Salesforce, Ocak ayında 72.682 çalışanı bulunduğunu açıklamıştı ve bu yeni işe alımlar, şirketin daha fazla otonom çözüm sunma yolundaki adımlarının bir parçası olarak görülüyor. Benioff, Agentforce’u piyasaya sürerken, bu ürünün yapay zekanın üçüncü dalgasını temsil ettiğini ve müşteri başarısını aktif olarak yönlendiren, yüksek doğruluklu ve düşük hata oranlı akıllı ajanların yeni bir çağına geçişi simgelediğini söyledi.

Agentforce’un, diğer platformların aksine, yapay zekayı her iş akışına sorunsuz bir şekilde entegre ettiğini ve müşteri yolculuğunun kalbine derinlemesine yerleşen devrim niteliğinde bir çözüm sunduğunu vurguladı. Bu çözüm, müşteri ihtiyaçlarını öngörmeyi, ilişkileri güçlendirmeyi, büyümeyi teşvik etmeyi ve her temas noktasında proaktif eylemde bulunmayı amaçlıyor.

iPhone 17 Air beklentilerin altında kalabilir!

0

Ultra ince bir tasarım hedefleyen Apple, bu hedef doğrultusunda cihazın kalınlığını en aza indirgemeyi amaçlamıştı. Ancak, tedarik zincirinden gelen bilgilere göre şirket, bu konuda bazı engellerle karşı karşıya. iPhone 17 Air, beklendiği kadar ince olmayabilir.

Pil teknolojisi engeller yarattı

Sızıntı, Güney Koreli Naver platformunda “yeux1122” adlı bir kullanıcı tarafından paylaşıldı. İddiaya göre, Apple, iPhone 17 Air modelinde daha ince bir pil kullanmayı hedefliyordu. Bu amaçla, pilin iç yapısını yeniden tasarlayarak daha ince bir katman yaratmayı planlayan Apple, maliyet ve üretim zorluklarıyla karşılaştı. Üstelik teknik anlamda ödün vermek istemeyen teknoloji devi, pilin kalınlığını belirli bir seviyede tutmak zorunda kaldı.

Raporlara göre, yeni modelin pil kalınlığı yaklaşık 6 mm olacak. Ancak, bu durum cihazın genel kalınlığı üzerinde nasıl bir etkide bulunacak henüz net değil. Apple’ın piyasadaki en ince telefonu unvanına sahip olan iPhone 6, 6.9 mm kalınlığındaydı. Karşılaştırmak gerekirse; iPad Pro’nun 11 inçlik modeli 5.4 mm kalınlığa sahipken, 13 inçlik model 5.1 mm ile daha da ince.

iPhone 17 Air’in kalınlığı ve diğer modellerle karşılaştırma

Yeni modelin tasarımında yaşanan bu pürüz, iPhone 17 Air’in beklenen kadar ince olmama ihtimalini gündeme getirdi. Mevcut iPhone 16 modellerinin kalınlıkları şu şekilde:

  • iPhone 16: 7.80 mm
  • iPhone 16 Plus: 7.80 mm
  • iPhone 16 Pro: 8.25 mm
  • iPhone 16 Pro Max: 8.25 mm

Yeni iPhone modeli, beklendiği kadar ince olmasa bile bu modellerden daha ince olma ihtimalini koruyor. Böylece Apple, premium tasarım algısını koruyarak, yeni modelde yine göz alıcı bir tasarım sunabilir.

Apple’ın iPhone 17 Air modelini önümüzdeki yılın sonbaharında tanıtması bekleniyor. Bu süreçte şirketin tasarım ve üretim tarafında hangi kararları alacağı teknoloji dünyasında merak konusu.

Silikon Vadisi devi General Catalyst, Suudi fintech girişimine yatırım yaptı!

Lean Technologies, yeni tamamladığı 67.5 milyon dolarlık Seri B fonlama turuyla dikkatleri üzerine çekiyor.

General Catalyst’in yanı sıra Bain Capital Ventures, Stanley Druckenmiller’in Duquesne Family Office ve Arbor Ventures gibi önemli yatırımcıların da katıldığı bu tur, Riyad merkezli şirketin toplam fonunu 100 milyon doların üzerine çıkardı.

Suudi Arabistan’da yatırımlara yönelik güçlü güven

Lean Technologies CEO’su ve kurucu ortağı Hisham Al-Falih, bu yatırımın Suudi Arabistan’ın büyüme potansiyeline duyulan güvenin bir göstergesi olduğunu ifade etti.

Al-Falih’e göre, bu yatırım Suudi Arabistan’ın gelecek on yıldaki ekonomik gelişimine yönelik umutları pekiştiriyor. Ülke, Vision 2030 kapsamında petrol dışı sektörlere yönelerek ekonomiyi çeşitlendirmeyi ve genç nüfusa yeni istihdam alanları sunmayı hedefliyor.

Bu doğrultuda Suudi hükümeti, ülkeye yabancı sermaye çekmeye odaklanarak iş gücü istihdamı, bilgi transferi ve çeşitli sektörlerin gelişimini teşvik ediyor.

Fintech sektörü ekonomik dönüşümde önemli rol oynuyor

Fintech sektörü, Suudi Arabistan’ın ekonomik dönüşümünde önemli bir yere sahip. Al-Falih’e göre, fintech sektörüne yönelik altyapının derinleştirilmesi, ödeme çözümlerinin genişletilmesi, veri hizmetlerinin artırılması ve yerel bankalarla iş birliklerinin güçlendirilmesi gerekiyor.

Bölgedeki fintech geliri, 2022’de 1.5 milyar dolar olarak kaydedildi ve McKinsey & Company’nin raporuna göre 2025 yılına kadar 3.5 ila 4.5 milyar dolara ulaşabilir. Bu rakamlar, daha olgun pazarlara kıyasla düşük kalıyor, ancak bölgedeki büyüme potansiyelini gözler önüne seriyor.

Lean Technologies’in etkili altyapısı

Lean Technologies, bankalar ile uygulamalar arasında güvenli veri paylaşımına imkan veren finansal altyapılar sunuyor. Şirketin, Abu Dabi Global Markets tarafından denetlenen bu altyapısı, doğrudan hesaplar arası ödeme işlemlerini mümkün kılarak aracıların ortadan kalkmasını sağlıyor.

Lean, Emirates Telekom şirketi e& ve süper uygulama Careem gibi büyük müşterilerle iş birliği yaparak 2 milyar doların üzerinde işlem hacmi sağladı. Şirket, Suudi Arabistan’daki faaliyetlerini Suudi Merkez Bankası’nın regülasyonları altında genişleterek çeşitli sektörlere veri çözümleri sunuyor.

Türki fintech şirketleri

Suudi fintech ekosisteminin büyüme rakamları

Suudi Arabistan’daki fintech girişimleri, 2018’den bu yana 1.84 milyar doların üzerinde yatırım aldı. 2023 yılında bu sektördeki yatırım, bir önceki yıla göre %231 artarak 791 milyon dolara ulaştı. “Fintech Saudi” girişimi kapsamında 216 aktif fintech girişimi 6,500’den fazla kişiyi istihdam ediyor.

Ülke, 2030 yılına kadar fintech sektöründe 525 yeni şirket kurulmasını hedefliyor. General Catalyst’in Suudi Arabistan’a yönelik bu ilk yatırımı, ülkenin fintech sektöründeki büyüme ve çeşitlenme çabalarına olan ilgiyi daha da artırıyor.