Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 434

Turkcell yerli teknolojiye yatırım yapıyor!

İstanbul’da gerçekleştirilen Turkcell Tedarikçi Zirvesi 2024, yerli ve yenilikçi teknolojilere olan vurgu ile öne çıktı. Turkcell’in her yıl düzenlediği zirve, bu yıl 170 tedarikçi firmanın katılımıyla dikkat çekti. Etkinlikte konuşan Turkcell Genel Müdürü Dr. Ali Taha Koç, Turkcell’in yerlilik oranını artırmaya yönelik hedeflerinin altını çizerek, zirvenin bu stratejinin bir parçası olduğunu ifade etti.

Dr. Ali Taha Koç, zirvede yaptığı konuşmada, yerli KOBİ ve start-up’ların desteklenmesinin önemine değindi. Bu zirve sayesinde yerli firmaların teknoloji ekosistemine daha fazla entegre olmasının sağlandığını belirten Koç, şunları söyledi: “Bu zirvedeki temel motivasyonumuz, yenilikçi ve verimli projelerin geliştirilmesi için uygun bir ekosistemin oluşmasına katkıda bulunmak. Ayrıca yerli tedarikçilerimizin Turkcell’e rekabet avantajı sağlayacak teknolojiler geliştirmesinin de önünü açmak. Altyapı çalışmalarında ve yeni ürünlerde yerlilik oranını artırmayı çok önemsiyoruz. Her yıl düzenlediğimiz Tedarikçi Zirvesi, teknoloji ekosisteminde kilit bir rol oynayan KOBİ ve start-up’lara destek sağlamakla kalmıyor; aynı zamanda Turkcell’in vizyon ve stratejilerini aktarmak için de önemli bir fırsat sunuyor.

2 Binden fazla tedarikçiye sahip bir ekosistem

Turkcell’in insan ve iş destek süreçlerinden sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Erkan Durdu ise konuşmasında, Turkcell’in geniş tedarikçi ekosistemine vurgu yaptı. Durdu, Turkcell’in 2 binden fazla tedarikçisi olduğunu ve bu ekosistemin yönetilmesinin şirketin başarısında kritik bir rol oynadığını ifade etti. Durdu, sözlerine şöyle devam etti: “Turkcell olarak, 2 binin üzerinde tedarikçiye sahip bir ekosistemi yönetiyoruz. Bu ekosistemle ortak hedeflere ulaşmak, sürdürülebilir büyüme için güçlü bir temel oluşturuyor. Tedarikçilerimizle kurduğumuz bu iş birliği, yerli teknolojilerin gelişmesi adına da büyük önem taşıyor.”

İş dünyası trendlerini şekillendirecek teknolojiler keşfediliyor

Turkcell Tedarikçi Zirvesi 2024, iş dünyası trendlerini şekillendirecek yeni teknolojilerin tedarikçilerle birlikte keşfedilmesi ve rekabet avantajı sağlayacak yenilikçi çözümlerin hayata geçirilmesi amacıyla önemli bir platform sağlıyor. Turkcell, bu zirve aracılığıyla hem tedarikçilerine kendi vizyonunu aktarıyor hem de sektördeki yenilikçi çözümleri destekleyerek ülke ekonomisine katkıda bulunmayı amaçlıyor.

Yerli ve yenilikçi teknoloji vurgusuyla gerçekleşen zirve, Turkcell’in yerlilik hedefleri doğrultusunda gelecekteki projelere yön vermeye devam edeceğini gösteriyor.

Pentagon, yapay zekayla nükleer silah geliştirecek!

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), nükleer silah sistemlerinin güvenliğini ve etkinliğini artırmak amacıyla yapay zeka teknolojisini entegre etme çalışmalarını hızlandırmaya başladı. ABD, nükleer silahlar üzerindeki kontrolün daima insanlarda olacağı konusunda geçmişte kesin bir taahhüt vermiş olmasına rağmen, Pentagon’un nükleer komuta, kontrol ve iletişim sistemlerini geliştirmek için yapay zeka kullanımına yönelmesi kamuoyunda endişelere yol açtı. Bu endişelerin temelinde, yapay zekanın hata yapabilme ihtimali ve kontrolün kısmen dahi olsa insan faktöründen uzaklaşması halinde doğabilecek potansiyel riskler yatıyor.

Pentagon, yapay zekayla nükleer silah geliştirebilir!

ABD Stratejik Komutanlığı lideri Hava Kuvvetleri Generali Anthony J. Cotton geçtiğimiz ay yaptığı bir açıklamada, nükleer komuta ve kontrol sistemlerinin modernizasyonu için tüm teknolojik yeniliklerin incelendiğini ifade etti. Cotton, yapay zekanın karar alma süreçlerinde hızlı ve güçlü katkılar sağlayabileceğini belirtmekle beraber, bu süreçlerde nihai kararın insanlarda kalması gerektiğini vurguladı. Cotton’ın bu açıklamaları, yapay zekanın hızla gelişen yetenekleri ile ABD’nin nükleer üstünlüğünü korumak için bu teknolojiyi kullanma eğilimine dikkat çekiyor.

Pentagon, siber güvenlik tehditlerinin ve artan global risklerin, yapay zekayı nükleer sistemlerde zorunlu bir ihtiyaç haline getirdiğini savunuyor. Bu bağlamda, yapay zekanın rolü, stratejik veri analizleri ve bu analizleri hızlıca üst yönetime sunma işlevi gibi destekleyici alanlarla sınırlandırılabilir. Ancak bu dahi bazı kesimlerde, sistemlerin insan denetiminden çıkma riskini taşıyabileceği yönünde kaygılara yol açıyor.

Dışişleri Bakanlığı silah kontrol yetkilisi Paul Dean, Mayıs ayında çevrimiçi bir brifingde, ABD’nin nükleer silahların kontrolünü daima insanlarda tutmaya yönelik kesin bir bağlılığı olduğunu ifade etmişti. Pentagon yetkilileri ise yapay zekanın entegre edilmesinin planlanan şekliyle, karar alma süreçlerini hızlandırarak daha etkili sonuçlar almayı ve operasyonel tehditleri erken tespit edebilmeyi amaçladığını belirtiyorlar.

Son yıllarda yapay zeka kontrollü insansız hava araçları, savaş uçakları, otomatik silah sistemleri gibi birçok yeni askeri sistemin savaş alanlarında kullanımına başlandı. Ancak bu tür sistemlerin etkinliği ve güvenilirliği konusundaki tartışmalar hala devam ediyor, zira yapay zeka temelli sistemlerin hata payı ve tahmin edilemezliği oldukça ciddi bir risk faktörü oluşturuyor.

Özellikle nükleer silah sistemleri gibi yüksek riskli alanlarda hata yapma ihtimali kabul edilemez görüldüğünden, Pentagon, bu teknolojinin olası tehlikelerini minimuma indirmeye yönelik önlemler üzerinde çalışıyor. Pentagon, şimdilik yapay zekanın rolünü daha çok veri analizleri ve istihbaratın işlenmesi gibi alanlarla sınırlı tutmayı hedefliyor. Gelecekte ise, yapay zekanın karar destek sistemleri olarak daha geniş roller üstlenebileceği ifade ediliyor.

AMD, bu alanda da Intel’i geride bıraktı!

0

AMD, veri merkezi işlemci pazarında ilk kez Intel’i geride bırakarak tarihi bir başarıya imza attı. Uzun yıllardır Intel’in hakimiyetinde olan bu pazar, AMD’nin EPYC serisi işlemcilerinin yüksek performansı ve rekabetçi fiyatları sayesinde hızla değişim gösterdi.

AMD, bu alanda da Intel’i geride bırakmayı başardı

2024’ün üçüncü çeyreğinde AMD’nin veri merkezi segmenti 3.549 milyar dolarlık gelir elde ederken, Intel‘in veri merkezi ve yapay zeka grubunun geliri 3.3 milyar dolarda kaldı. Bu değişim, Intel’in pazar payını korumak için Xeon işlemcilerinde ciddi indirimler yapmasına yol açtı, bu da kâr marjlarını düşürdü.

AMD, bu alanda da Intel'i geride bırakmayı başardı.
AMD, bu alanda da Intel’i geride bırakmayı başardı.

Intel’in en güçlü modeli olan 128 çekirdekli Xeon 6980P ‘Granite Rapids’ işlemcisi 17.800 dolarlık fiyat etiketiyle dikkat çekse de, AMD’nin 96 çekirdekli EPYC 6979P modelinin 11.805 dolarlık fiyatıyla rekabeti sürdürmesi, AMD’nin daha geniş bir müşteri kitlesine ulaşmasını sağlıyor. Intel’in Granite Rapids serisinin üretimini artırması ve fiyatları dengelemesi, şirketin pazarda yeniden toparlanması için kritik bir adım olabilir.

Ancak bu süreçte Nvidia, veri merkezi ve yapay zeka alanlarında her iki firmayı da geride bırakıyor. Nvidia, 2024’ün ikinci çeyreğinde veri merkezi GPU ve ağ ürünlerinden yaklaşık 42 milyar dolarlık gelir elde ederek yapay zeka çözümlerinde rakipsiz olduğunu gösterdi ve yılın ikinci yarısında bu gelirlerin daha da artması bekleniyor.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

Dünyanın ilk ahşap uydusu uzaya gönderildi!

Japonya, uzay araştırmalarında çığır açacak bir adım atarak dünyanın ilk ahşap uydusu olan “LignoSat”ı SpaceX roketiyle uzaya gönderdi. Bu deneysel uydu, 400 km yükseklikteki yörüngede Uluslararası Uzay İstasyonu’na (ISS) yapılan ikmal göreviyle yörüngeye ulaşarak bir dizi dayanıklılık ve işlevsellik testine tabi tutulacak.

Dünyanın ilk ahşap uydusu uzaya fırlatıldı

Kyoto Üniversitesi’nden bilim insanları, Sumitomo Forestry ile iş birliği yaparak bu projeyi gerçekleştirdi. Honoki ağacından üretilen ve geleneksel Japon el sanatları teknikleriyle monte edilen bu uydu, metal parçaların atmosfere yeniden girişte yanması ve çevresel risk oluşturması problemlerine alternatif bir çözüm sunmayı hedefliyor. LignoSat’ın, altı ay süresince yörüngede kalarak sıcaklık değişimlerine verdiği tepkiler ve yapısal dayanıklılığı incelenecek. Bu süreçte Dünya’ya veri göndererek ahşap malzemelerin uzay koşullarındaki performansını detaylı bir şekilde gözlemleme fırsatı sağlanacak.

Dünyanın ilk ahşap uydusu uzaya fırlatıldı.
Dünyanın ilk ahşap uydusu uzaya fırlatıldı.

LignoSat, sürdürülebilir ve çevre dostu uydu teknolojilerinin geliştirilmesinde önemli bir adım olarak görülüyor. Projenin başarılı olması durumunda, Kyoto Üniversitesi’nde astronot Takao Doi önderliğindeki araştırma ekibi, ahşap malzemeyi uzay yaşamı için daha geniş bir alanda kullanmayı planlıyor.

Ay ve Mars gibi yerlerde ağaç dikme ve ahşap yapılar inşa etme vizyonuna sahip olan ekip, ahşabın Dünya’dakine kıyasla uzayda daha dayanıklı olduğunu, çürüme veya yanma gibi olumsuzluklara neden olacak faktörlerin burada bulunmadığını belirtiyor. Önceki deneyler, manolya türü olan honoki ağacının uzay araçları için en uygun malzeme olduğunu gösterdi. LignoSat projesiyle birlikte, gelecekte ahşap kullanımıyla uzayda sürdürülebilir yapılar inşa etme olasılığı üzerine çalışmalar hız kazanabilir.

Star Wars’taki Ölüm Yıldızı’na benzeyen enerji silahı tasarlandı!

0

Çinli bilim insanları, Star Wars’taki Ölüm Yıldızı’na benzeyen, yüksek güçlü mikrodalga ışınları birleştirerek tek bir hedefe yoğunlaştırabilen bir enerji silahı geliştirdi. Batı Çin’deki askeri testlerde, çeşitli noktalara yerleştirilen mikrodalga yayıcı araçlarla bu yeni sistemin askeri potansiyeli değerlendirildi. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

Star Wars’taki Ölüm Yıldızı’na benzeyen enerji silahı dizayn edildi

Sistemin başarısı, elektromanyetik dalgaların aynı anda ve aynı noktaya ulaşması gibi teknik olarak zor bir görevde, milimetrik hata payı ve pikosaniye düzeyinde zamanlama gerektiriyor. Çin’in GPS sinyallerine karşı etkili bir baskılama yeteneğine sahip bu yeni teknoloji, milimetre seviyesinde konumlandırma doğruluğu ve ultra hassas zaman senkronizasyonu sağlıyor.

Star Wars’taki Ölüm Yıldızı’na benzeyen enerji silahı dizayn edildi.
Star Wars’taki Ölüm Yıldızı’na benzeyen enerji silahı dizayn edildi.

Sistem, yedi mikrodalga yayıcı araç ve lazer menzilli konumlandırma cihazlarıyla donatılmış durumda. Bu yayıcıların “1+1>2” etkisiyle güçlerini birleştirerek daha büyük hasar kapasitesine ulaşabildiği bildiriliyor.

Araştırmalar, bu tür bir silahın güç çıkışının 1 gigawatt’a ulaşması durumunda Dünya yörüngesindeki uydulara zarar verebileceğini gösterse de, gezegenleri yok edecek güce sahip değil. Sistem, Çin’in askeri elektronik teknolojilerinin ana tedarikçilerinden biri olan Xian Navigation Technology Research Institute tarafından geliştirilmiştir ve dağıtık yapısı sayesinde enerji gücünü artırarak askeri kabiliyetini genişletebileceği düşünülüyor.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

Evrenin en hızlı büyüyen kara deliği tespit edildi!

Bilim insanları, evrenin başlangıç dönemlerinde son derece hızlı büyüyen bir kara delik keşfetti. “LID-568” adı verilen bu kara delik, Büyük Patlama’dan yalnızca 1,5 milyar yıl sonra var olmuş ve 7,2 milyon Güneş kütlesine ulaşmış durumda. Olağanüstü bir hızla büyüyen LID-568, Eddington sınırının tam 40 katı hızla maddeyi kendine çekiyor. Bu keşif, evrendeki süper kütleli kara deliklerin nasıl oluştuğunu ve büyüdüğünü anlamada büyük bir adım olarak değerlendiriliyor.

Evrenin en hızlı büyüyen kara deliği keşfedildi

Eddington sınırı, astronomide, gök cisimlerinin kütle çekim gücü ile radyasyon basıncı arasındaki dengeyi ifade eder ve kara deliklerin madde biriktirme hızını sınırlar. Normalde, bu sınır aşıldığında radyasyon basıncı o kadar artar ki, yeni madde kara deliğe çekilmek yerine dışa itilir. Ancak LID-568, bu sınırı aşarak çok daha hızlı bir büyüme gösteriyor.

Bu ilginç kara delik, James Webb Uzay Teleskobu’nun eski verileri üzerinde yapılan bir analiz sırasında keşfedildi. Webb’in kızılötesi algılama yeteneği sayesinde görünmez durumda olan bu kara delik, X-ışını spektrumunda parlak bir şekilde gözlemlendi. LID-568’in yerini belirlemek için Webb’in NIRSpec cihazındaki tümleşik alan spektrografı kullanıldı. Bu araştırmaya katılan Dr. Emanuele Farina, Webb olmasaydı LID-568’in tespit edilmesinin mümkün olmayacağını belirtti.

Bu keşif, süper kütleli kara deliklerin küçük “tohumlardan” nasıl büyüyebileceğine dair önemli bilgiler sağlıyor. Dr. Hyewon Suh, bu kara deliğin Eddington sınırını aşarak büyümesinin, kara deliğin başlangıçta hafif veya ağır bir tohumdan başlamasına bakılmaksızın, kütlesinin büyük bir kısmını tek bir hızlı beslenme süreciyle kazanabileceğini gösterdiğini ifade etti. Bilim insanları, LID-568’in emilim sonucu ortaya çıkan enerjiyi serbest bırakma yeteneği sayesinde, aşırı dengesiz hale gelmesini engellediğini düşünüyor ve gelecekte Webb ile bu kara deliğin nasıl Eddington sınırını aştığını anlamak üzere daha fazla gözlem yapmayı planlıyor.

Silikon anot bataryalar otomobillere geliyor!

0

Kaliforniya merkezli Amprius Technologies, elektrikli araçlar için geliştirdiği silikon anotlu batarya hücreleriyle dikkat çekiyor. Şirketin sunduğu bu yenilikçi batarya, enerji yoğunluğu ve şarj hızı bakımından çığır açan özelliklere sahip. 360 Wh/kg enerji yoğunluğuna sahip olan batarya hücresi, yalnızca 15 dakikada %90 doluluk seviyesine ulaşabiliyor. Aynı zamanda 1200 W/kg güç yoğunluğu sunan bu batarya hücrelerinin 1000 şarj döngüsüne kadar dayanabildiği belirtiliyor. Amprius, bu pilin -30 ila 55 derece arasındaki geniş sıcaklık aralığında sorunsuz çalışabildiğini ve dayanıklılık testlerinden başarıyla geçtiğini ifade ediyor.

Silikon anot bataryalar otomobillere gelecek

Geleneksel lityum iyon bataryalardan farklı olarak, grafit yerine anot kısmında silikon kullanan Amprius’un bu bataryaları, son yıllarda akıllı telefonlarda daha yaygın hale gelen silikon anot teknolojisini şimdi elektrikli araçlara taşıyor. Bu özellikler, elektrikli araçların menzil ve şarj süresi konularında yaşanan endişeleri giderebilecek potansiyele sahip.

Amprius’un geliştirdiği bu yeni pil hücreleri, Amerika Birleşik Devletleri Gelişmiş Pil Konsorsiyumu’na (USABC) sunuldu. Ford, General Motors ve Stellantis’in ortak çalıştığı ABD Otomotiv Araştırma Konseyi’ne bağlı olan USABC, ABD Enerji Bakanlığı’nın desteğiyle elektrikli araçlar için gelişmiş batarya teknolojileri üzerine araştırmalar yürütüyor. Amprius’un bu proje kapsamında USABC ve DOE ile yakın bir iş birliği içinde çalıştığı ve teslim edilen örnek hücrelerin proje için önemli bir kilometre taşı olduğu belirtiliyor.

Ayrıca Amprius, teknolojisinin yaygınlaşması adına büyük otomobil üreticileriyle görüşmeler yapmaya devam ediyor ve artan talebi karşılayabilmek için 500 MWh üzerinde sözleşmeli üretim kapasitesini güvence altına almış durumda.

Amazon, Phoenix’te seçili ürünlerde drone ile teslimat yapacak!

Bugünden itibaren, Phoenix’in Batı Vadisi bölgesindeki müşteriler, belirli Amazon ürünlerini drone aracılığıyla sipariş edebilecekler.

Amazon, drone teslimatıyla günlük ihtiyaç ürünleri, güzellik ve sağlık ürünleri, ofis malzemeleri ve teknoloji ürünlerini kapsayan yaklaşık 50.000 farklı ürünü müşterilere sunuyor. Ancak, teslim edilecek ürünlerin yaklaşık 2.3 kilogram veya daha hafif olması gerekiyor.

Müşteriler, sipariş sırasında drone’un ürünlerini teslim edeceği konumu belirleyebiliyor. Amazon, Tolleson’daki kalkış merkezinden yapılan drone teslimatlarının bir saat içinde müşterilere ulaşacağını belirtiyor.

Amazon, drone teslimatlarını yalnızca gündüz saatlerinde ve elverişli hava koşullarında gerçekleştiriyor. Şirket, gece saatlerinde, şiddetli rüzgar veya yoğun yağmur durumlarında drone ile teslimat yapmadığını vurguluyor. Ayrıca, belirlenen teslimat bölgesindeki müşterilere, hizmetin aktif hale geldiğinde bilgi verileceği ifade ediliyor.

Yeni drone ile daha sessiz ve etkili teslimat

Amazon, teslimatlarda yeni nesil MK30 drone modelini kullanıyor. Bu drone, Federal Havacılık Dairesi (FAA) tarafından, drone operatörünün görüş alanı dışında uçuş yapabilmesi için onay aldı.

MK30 modeli, önceki drone modeline göre iki kat daha uzağa uçabiliyor ve yaklaşık %50 daha sessiz çalışıyor. Ayrıca, yağışlı havalarda uçmak üzere tasarlanmış olması, teslimat sürecinde hava koşullarından kaynaklanan aksaklıkları en aza indirmeyi hedefliyor.

Texas ve diğer bölgelere genişleme planları

Amazon, Phoenix’in yanı sıra Texas, College Station’da da MK30 drone modeli ile teslimat yapmaya başladı. Burada, özellikle 2023’ten beri drone ile ilaç teslimatı gibi farklı hizmetler test ediliyor.

Şirket, drone tabanlı teslimat hizmetlerini Birleşik Krallık ve İtalya gibi ülkelere de 2024 yılı sonuna kadar taşımayı planladığını daha önce açıklamıştı, ancak bu konuyla ilgili yeni bir güncelleme paylaşmadı.

Zorluklar ve gelecek planları

Amazon’un drone ile teslimat programı, gürültü şikayetlerinden düzenleyici engellere ve işten çıkarmalara kadar çeşitli zorluklarla karşı karşıya kaldı. Şirketin CEO’su Andy Jassy’nin yürüttüğü geniş kapsamlı maliyet düşürme hamleleri de bu hizmetin yaygınlaşmasını yavaşlattı.

Amazon, gelecekteki teslimat hizmetlerini daha ekonomik hale getirmek için, drone sistemlerini bağımsız tesisler yerine mevcut aynı gün teslimat ağına entegre etmeyi planlıyor. Bu strateji, teslimat sürecini daha hızlı ve maliyet açısından daha verimli hale getirmeyi amaçlıyor.

Amazon’un Phoenix’te başlattığı bu yeni drone teslimat hizmeti, şirketin lojistik alanında yenilikçi çözümler arayışında önemli bir adım olarak görülüyor. İlerleyen dönemde, daha fazla bölgede ve farklı ülkelerde bu hizmetin genişlemesi bekleniyor.

Japonya, şoför eksiğini yeni sistemiyle kapatacak!

Sistemin bütçesi henüz belirlenmemiş olsa da, bu proje Japonya genelinde giderek artan lojistik ihtiyaçlarına bir çözüm olarak değerlendiriliyor.

Japon Hükümeti tarafından hazırlanan bir tanıtım videosunda, büyük tekerlekli kutuların üç şeritli bir koridor boyunca hareket ettiği görülüyor. İlk deneme sürüşlerinin 2027 ya da 2028’de başlaması ve sistemin 2030’ların ortasında tam kapasite çalışması hedefleniyor.

Proje sorumlusu Yuri Endo, Japonya’nın yol ağında lojistik için özel alanlar oluşturmayı planladıklarını belirtti. “Auto flow-road” adı verilen bu yol, 24 saat kesintisiz çalışan otomatik ve insansız bir taşımacılık sistemi sunacak.

Japonya’nın “2024 Problemi”

Japonya, şoför eksikliğini, şoförlerin çalışma saatlerine sınırlama getiren yeni yasal düzenlemeler nedeniyle daha da derinden hissetmeye başladı.

“2024 Problemi” olarak bilinen bu durum, lojistik sektöründe çalışma koşullarının iyileştirilmesi için atılmış bir adım olarak görülse de, taşımacılık kapasitesinin ciddi şekilde düşmesiyle sonuçlanacak. Devlet verilerine göre, mevcut şartlar devam ederse Japonya’nın taşımacılık kapasitesi 2030’a kadar %34 oranında azalacak.

Japonya’da taşımacılık büyük ölçüde kamyonlar aracılığıyla yapılıyor. Japon Kamyoncular Derneği’ne göre, ülkenin toplam taşımacılık kapasitesinin %91’inden fazlası kamyonlar tarafından karşılanıyor.

Pandeminin getirdiği talep artışı ve şoför eksikliği

Pandemi dönemi boyunca Japonya’da çevrim içi alışverişlerde ciddi bir artış yaşandı; 2020 öncesinde çevrim içi alışveriş yapan hanelerin oranı %40 civarındayken, bu oran %60’a kadar çıktı.

Bu durum, taşıma sektöründe artan bir talebe yol açarken aynı zamanda iş gücü açığını da büyütmüş durumda.

Yeni sistem, hem güvenliği hem de çevreyi gözetecek

Japonya’da taşımacılık sektörü, yüksek iş yükü ve şoförlerin uzun yolculuk yapması gibi zorluklarla boğuşuyor.

2010’da yaklaşık 2.000 olan yıllık kargo kamyonu kazalarıyla ölümler, son yıllarda 1.000 seviyelerine düşse de, Japon Kamyoncular Derneği, taşımacılık sektörünü daha güvenli hale getirmek istiyor.

Bu nedenle, otomatik kargo taşıma sistemi, yalnızca şoför açığını gidermek değil, aynı zamanda çevreye daha duyarlı ve güvenli bir taşıma modeli oluşturmak için de büyük önem taşıyor. Ayrıca sistem, havaalanları, limanlar ve tren istasyonları gibi lojistik merkezlerle uyumlu çalışacak şekilde tasarlanacak. Kutuların yüklenmesi, otomatik forkliftlerle yapılacak ve insansız taşıma hattının belirli duraklarına eşgüdümlü olarak ulaştırılacak.

Son olarak, kargonun nihai varış noktalarına teslimi için bazı durumlarda şoförler devreye girebilir; ancak gelecekte bu kısımda da sürücüsüz teknolojiler kullanılması planlanıyor.

Örnek alınabilecek bir proje

Bu tür bir otomatik kargo taşıma sistemi, Japonya gibi düşük suç oranına ve yüksek nüfus yoğunluğuna sahip ülkelerde başarı şansı yüksek olarak değerlendiriliyor. Benzer projeler, İsviçre’de yeraltı tünellerinde ve İngiltere’de düşük maliyetli lineer motorlarla işletilen otomatik sistemlerde de düşünülüyor.

Bu proje, Japonya’nın yalnızca bir taşımacılık sorunu değil, aynı zamanda bir halk sağlığı ve çevre sorunu olarak da görülen kargo teslimat taleplerine yenilikçi bir çözüm sunma arzusunu yansıtıyor.

Güney Kore, kullanıcı verilerini izinsiz toplayan Meta’ya 15 milyon dolar ceza verdi!

Bu ceza, Meta’nın Güney Kore özelinde aldığı son yaptırımlardan biri olarak dikkat çekiyor ve şirketin kullanıcı gizliliği konusunda daha sıkı denetlenmeye başladığını gösteriyor.

4 yıllık soruşturmanın sonucu

Güney Kore Kişisel Bilgi Koruma Komisyonu’nun dört yıl süren soruşturması, Meta’nın yaklaşık 980.000 Facebook kullanıcısının dini inançları, siyasi görüşleri ve aynı cinsiyetten birliktelikleri gibi hassas bilgileri izinsiz topladığını ortaya koydu.

Soruşturmaya göre, Meta bu verileri 2018 Temmuz ve 2022 Mart tarihleri arasında yaklaşık 4.000 reklam verene iletti. Güney Kore yasalarına göre, kişisel inançlar, siyasi görüşler ve cinsel yönelim gibi hassas veriler özel koruma altına alınmakta ve kişilerin açık rızası olmadan bu tür bilgilerin işlenmesi yasaklanmakta.

Komisyon yetkililerinden Lee Eun Jung, Meta’nın kullanıcıların beğendikleri sayfalar veya tıkladıkları reklamlar üzerinden hassas bilgiler topladığını ve kullanıcıları belirli dini, siyasi ya da sosyal konularda kategorize ettiğini açıkladı. Meta’nın veri politikasında bu tür veri toplama süreçlerinden bahsettiği ancak kullanıcılardan açık bir onay almadığı vurgulandı.

Güvenlik açıkları da gözden kaçmadı

Lee ayrıca, Meta’nın temel güvenlik önlemlerini almadığı için kullanıcıların mahremiyetini riske attığını belirtti.

Meta’nın hareketsiz sayfaları kaldırmaması veya engellememesi nedeniyle, bilgisayar korsanları bu sayfaları kullanarak kullanıcıların kimliklerini sahte olarak oluşturabildi ve diğer kullanıcıların hesaplarının şifrelerini sıfırlama taleplerini gerçekleştirebildi. Bu güvenlik açığı nedeniyle en az 10 Güney Koreli Facebook kullanıcısının bilgileri ifşa oldu.

Siber güvenlik

Daha önceki cezalar

Meta, Güney Kore’de daha önce de benzer nedenlerle cezalandırılmıştı. 2022 yılında, Google ile birlikte kullanıcıların çevrim içi davranışlarını izinsiz izlemek ve hedeflenmiş reklamlar için kullanmak nedeniyle toplamda 72 milyon dolar cezaya çarptırılmıştı. 2020 yılında ise, üçüncü taraflara kullanıcı verilerini izinsiz ilettiği için şirkete 4,8 milyon dolar ceza verilmişti.

Metanın Güney Kore ofisi, bu yeni ceza ile ilgili kararı dikkatle inceleyeceğini açıkladı ancak henüz daha fazla açıklama yapmadı. Avrupa Birliği düzenleyicileri de 2019’daki bir güvenlik açığı nedeniyle Meta’ya 100 milyon doların üzerinde bir ceza kesmişti.

Gizlilik ihlalleri ile mücadelede artan yaptırımlar

Güney Kore’nin, kullanıcı gizliliği konusunda Meta ve diğer teknoloji devlerine uyguladığı cezalar, ülkede veri gizliliği ihlallerine karşı tavizsiz bir duruşun sinyallerini veriyor.

Kişisel Bilgi Koruma Komisyonu, özellikle kullanıcıların çevrim içi davranışlarının izinsiz olarak toplanmaması ve bu süreçlerde şeffaf bir onay mekanizması kurulması gerektiğini belirterek, kullanıcıların gizlilik haklarını koruma çabalarını sürdürüyor.

Bu durum, dijital platformlarda güvenlik ve gizlilik standartlarının yükseltilmesi gerektiğine dair küresel bir mesaj olarak değerlendiriliyor.

Hindistan, Wikipedia yönetimini uyardı!

Kullanıcı şikayetleri doğrultusunda iletilen uyarıda, Wikipedia platformunun aracı konumunun yeniden değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.

Hükümet kaynaklarına göre, Wikipedia’nın yönetimiyle yapılan görüşmeler, platformdaki belirli içeriklerin taraflı ve eksik bilgi içerdiği yönündeki şikayetler doğrultusunda başlatıldı. Yetkililer, Wikipedia’da az sayıda editörün içerik üzerinde orantısız bir kontrol sahibi olmasını eleştirerek bu durumun platformda bazı hassas konularda yanlı anlatılara yol açabileceğini savundu.

Aracı mı, yayıncı mı?

Hindistan, platformun hukuki statüsü üzerinde de duruyor. Ülkedeki bilgi teknolojisi düzenlemelerine göre, “aracı” statüsündeki platformlar kullanıcı içeriklerinden sorumlu tutulmuyor; ancak belirli kılavuzlara uymaları gerekiyor.

Hükümet, Wikipedianın “yayıncı” olarak sınıflandırılmasının gerekip gerekmediğini sorguluyor. Böyle bir durumda, platformun içeriklerden sorumlu tutulması ve daha fazla hesap verebilirliğe sahip olması gündeme gelebilir.

Sosyal medyada artan denetim

Hindistan, sosyal medya platformlarında yanlış bilgi, zararlı içerik ve dijital egemenlik konularında daha sıkı denetim uyguluyor. Twitter, Facebook ve Instagram gibi popüler platformlar da daha önce benzer düzenlemeler ve uyarılara tabi tutulmuştu. Hükümet, Wikipedia’nın içerik kontrol sürecindeki bazı eksikliklerin giderilmesi gerektiğini belirtiyor.

wikipedia

Topluluk tabanlı modelin zorlukları

Wikipedia’nın içerik üretimi gönüllü editörler tarafından sağlanıyor ve dünya genelindeki kullanıcılar bu platformda içerik oluşturup düzenleyebiliyor. Ancak Hindistan hükümetinin bu girişimi, topluluk odaklı içerik üretiminin tarafsızlık ve doğruluk sağlamadaki zorluklarına dikkat çekiyor.

Henüz Wikipedia tarafından bir yanıt verilmemiş durumda; bu nedenle platformun Hindistan’ın taleplerine nasıl karşılık vereceği belirsizliğini koruyor.

Tencent, Bosch ile yapay zeka ortaklığını genişletiyor!

Çinli teknoloji devi Tencent, yapay zeka tabanlı hizmetlerini elektrikli otomobil sektöründe yaygınlaştırma hedefi doğrultusunda, Alman otomotiv tedarikçisi Bosch ile ortaklığını daha da genişletme kararı aldı. İki şirketin imzaladığı yeni mutabakat anlaşmaları kapsamında, bulut bilişim ve akıllı sürüş teknolojilerindeki iş birlikleri derinleştirilecek. Bu anlaşmalar, otonom sürüş için haritalama çözümlerinin geliştirilmesi, bulut bilişim altyapısının oluşturulması ve akıllı kokpitlere büyük dil modellerinin entegrasyonu gibi konuları kapsıyor. Ayrıca, Çinli otomobil üreticilerinin küresel pazarda daha rekabetçi bir konuma ulaşması için çeşitli destekler sunulacak.

Tencent, Bosch ile yapay zeka ortaklığını genişletecek

Tencent’in sağladığı özel bulut hizmetleri ve bilgi işlem kümeleri, Bosch’un 2023 yılı sonu itibarıyla gelişmiş akıllı sürüş çözümlerini seri üretim seviyesinde sunabilen ilk uluslararası tedarikçi olmasına katkı sağladı. Bosch Mobility Board Çin Başkanı Wang Weiliang, bu dört yıllık iş birliği sürecinde büyük başarılar elde ettiklerini ve şimdi stratejik ortaklıklarını yeni bir aşamaya taşıdıklarını belirterek, Tencent ile birlikte Çin’de ve dünya genelinde otomotiv sektörünün akıllı dönüşümüne katkı sunmayı hedeflediklerini ifade etti.

Tencent, Bosch ile yapay zeka ortaklığını genişletecek.
Tencent, Bosch ile yapay zeka ortaklığını genişletecek.

Yeni dönemde Tencent, otomobil sektöründe Hunyuan adlı büyük dil modelini kullanarak otonom sürüşe yönelik akıllı mobilite çözümleri geliştiriyor. Bu çözümler, özellikle dünya genelinde sürücüsüz araç teknolojisinin hızla geliştiği ve fiyat rekabetinin arttığı bir ortamda öne çıkıyor.

Tencent, Mercedes-Benz, Toyota, Guangzhou Automobile Group ve Changan Automobile gibi birçok önemli otomotiv markasıyla iş birliği yaparak, 2024 yılı sonuna kadar 15 milyon aracın Tencent’in akıllı mobilite çözümleriyle donatılmasını hedefliyor. Bu iş birliği sayesinde Tencent, elektrikli ve otonom araçlar için dünya genelinde önemli bir oyuncu olma yolunda ilerliyor.

ABD seçimlerinin en büyük kazananı Elon Musk oldu!

Dünyanın en zengin insanı Elon Musk, 2024 ABD başkanlık seçimlerinde önemli bir figür haline geldi ve seçim sürecinin ardından Amerikan siyasetinde etkisini sürdürmeyi planlıyor. SpaceX, Tesla, X, Boring Company, xAI ve Neuralink gibi dev projelerin başındaki Musk, sosyal medya platformu X’te yaptığı açıklamada, seçimlerin ardından da siyaset sahnesinde olacağını duyurdu.

Trump’a dev destek

Musk, eski başkan Donald Trump’ın en büyük mali destekçilerinden biri olarak dikkat çekiyor. Trump için düzenlediği “America PAC” aracılığıyla seçmen katılımını teşvik eden kampanyalara önemli katkılarda bulunan Musk, 26 Ekim itibarıyla Trump kampanyasına 132 milyon dolar bağış yaptı. Hatta, America PAC üzerinden başlattığı kampanyayla seçmenleri motive etmek için günde 1 milyon dolar ödüllü çekilişler düzenliyor. Musk, yaptığı açıklamada America PAC’in ara seçimlerde ve adli düzeydeki seçimlerde de aktif olacağını belirtti.

Musk için büyük avantajlar

Musk’ın ABD siyasetindeki etkisi, özellikle Trump’ın tekrar başkan seçilmesi halinde büyük faydalar sağlayabilir. Musk’ın şirketleri, azalan düzenlemeler, düşük vergiler ve daha fazla devlet sözleşmesi ile Trump döneminde ekonomik açıdan kazançlı çıkabilir. Musk’ın iş stratejileri ise Çin’le olan bağları ve ABD’nin askeri ve uzay politikalarındaki rolü nedeniyle etik ve güvenlik endişelerini beraberinde getiriyor.

Özellikle Tesla’nın Çin pazarındaki gücü ve Musk’ın Tayvan’a dair Çin yanlısı duruşu, ABD dış politikasıyla çelişen bir çizgiye işaret ediyor. Ayrıca, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşmeleri de dikkat çeken Musk, ABD dış politikasına aykırı hamlelerde bulunmasıyla biliniyor.

Trump’ın başkanlık dönemi, Musk’ın şirketlerini federal düzenlemelerden büyük oranda muaf kılabilir. Tesla ve SpaceX gibi şirketleri işçi hakları, güvenlik standartları ve çevresel düzenlemeler konusunda federal baskılarla karşı karşıya kalıyor. Ancak Trump’ın düşük düzenleme vaatleri, Musk’ın bu alanlarda daha az engelle karşılaşması anlamına gelebilir.

Elon Musk, Amerikan siyasetinde ses getiren isimlerden biri olarak, gelecek yıllarda da gündemde kalmaya devam edecek gibi görünüyor.

Akaryakıt devi BP, Türkiye’den resmen çekildi!

0

Petrol devi BP, Türkiye’deki uzun ve köklü geçmişini sonlandırarak, 1912 yılından bu yana sürdürdüğü faaliyetlerine son verdi. Şirket, geçtiğimiz yıl Türkiye pazarından çekilme kararı almış ve bu kararının arkasında sürdürülebilir enerji çözümlerine odaklanma stratejisi yatıyor. BP, Türkiye’deki tüm akaryakıt ve terminal operasyonlarını Hollandalı Vitol Grubu’na ait olan Petrof Ofisi’ne devretti. Rekabet Kurumu, bu devrin onayını 12 Eylül’de vermişti.

Akaryakıt devi BP, Türkiye’den resmi olarak çekildi

BP, Türkiye’de 770 akaryakıt istasyonuna ve lisans hakkına sahipti. Şirketin pazarından çekilmesiyle, BP’nin adını taşıyan tüm akaryakıt istasyonlarının isimleri değişecek. Ayrıca, BP Turkey Refining Limited ve BP Petrolleri AŞ hisseleri ile ATAŞ, Çekisan ve Ambarlı ortak girişim terminallerindeki paylar da Petrol Ofisi’ne geçecek. Petrol Ofisi Grubu CEO’su Mehmet Abbasoğlu, bu anlaşmanın sektöre referans teşkil edecek bir işlem olduğunu belirterek memnuniyetini dile getirdi.

Akaryakıt devi BP, Türkiye'den resmi olarak çekildi.
Akaryakıt devi BP, Türkiye’den resmi olarak çekildi.

BP’nin Türkiye pazarından çekilme kararı, şirketin dünya genelinde sürdürülebilir enerji çözümlerine yönelme stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Özellikle Avrupa ve Asya pazarlarında karbon ayak izini azaltmaya yönelik çabalarına odaklanan BP, bu hedef doğrultusunda bazı bölgelerdeki operasyonlarını devretmeyi tercih etti.

Şirket, operasyonel maliyetleri azaltmayı ve Avrupa’daki yeşil enerji projelerine daha fazla kaynak ayırmayı amaçlıyor. Bu gelişmeler, BP’nin global enerji stratejisinin bir yansıması olarak öne çıkıyor.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

Türkiye Ar-Ge rekoru kırdı!

0

Türkiye, 2023 yılında Ar-Ge faaliyetlerinde önemli bir başarıya imza atarak, Ar-Ge harcamalarını 16 milyar dolara yükseltti. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, bu artışı sosyal medya platformu X üzerinden duyurdu.

Türkiye 2023’te Ar-Ge rekoru kırdı: Ar-Ge Harcamalar 16 milyar dolara yükseldi

Bakan Kacır, Türkiye’nin küresel bir Ar-Ge üssüne dönüşme yolunda hızla ilerlediğini ve Ar-Ge harcamalarının 2022 yılında 12 milyar dolar seviyesinden 2023’te 16 milyar dolara çıktığını belirtti. Bu artışla birlikte, Türkiye’nin Ar-Ge alanındaki insan kaynağı da 19 bin kişilik bir artış göstererek 291 bine ulaştı.

Bakan Kacır’ın açıklamasında, özel sektörün Ar-Ge yatırımlarındaki artan payına dikkat çekildi. Özel sektörün Ar-Ge harcamalarındaki etkinliğinin, Türkiye’nin teknolojik ve yenilikçi projelerde uluslararası rekabette öne çıkmasını sağladığı ifade edildi.

Kacır, teknoparklar, Ar-Ge ve tasarım merkezlerinin yanı sıra yetkin araştırma-geliştirme insan kaynağının Türkiye’nin Ar-Ge ekosistemini güçlendirdiğini vurguladı. Türkiye’nin yüksek teknolojiye geçiş hedefini destekleyen HIT-30, Hamle ve Yeşil – Dijital Dönüşüm Destek Programları ve yatırım teşvikleri gibi projelerle Türkiye, yüksek teknoloji alanında ivme kazanıyor.

Bakan Kacır, bu tür destek programlarıyla Ar-Ge faaliyetlerinin ülke ekonomisi için sürdürülebilir bir büyüme sağlayacağını belirterek, Türkiye’nin yüksek teknoloji alanındaki yükselişinin hız kesmeden devam edeceğini ifade etti.

Huawei, HarmonyOS ile yüzde 15 pazar payına ulaştı!

0

HarmonyOS, Huawei’nin geliştirdiği ve kullanıcıların büyük desteğiyle hızla yükselen bir mobil işletim sistemi olarak dikkat çekiyor. Son verilere göre HarmonyOS, pazar payını yüzde 15 seviyesine çıkararak, üçüncü en büyük mobil platform olma yolunda önemli bir adım atmış durumda. Bu başarı, Huawei’nin ABD’nin uyguladığı ambargolar sonrası kendi ayakları üzerinde durma kararlılığının bir sonucu olarak değerlendiriliyor. Şirket, Android tabanlı HarmonyOS’u piyasaya sürdükten sonra, HarmonyOS Next adında bağımsız bir işletim sistemi üzerinde de çalışmalarına devam etti.

Huawei, HarmonyOS ile yüzde 15 pazar payına ulaşmayı başardı

Son çeyrek raporlarına göre, HarmonyOS, yüzde 15 pazar payı elde ederek, mobil işletim sistemleri arasında önemli bir yer edinmiş durumda. Bu süreçte iOS’un pazar payını korumaya çalıştığı, Android’in ise yüzde 70 seviyelerine gerilediği gözlemleniyor. HarmonyOS’un güçlü bir yerleşik uygulama ekosistemine sahip olması, kullanıcı deneyimini geliştirmiş ve bu durum, platformun Android karşısında daha da güçlenmesine yardımcı olmuştur.

Huawei, HarmonyOS ile yüzde 15 pazar payına ulaşmayı başardı.
Huawei, HarmonyOS ile yüzde 15 pazar payına ulaşmayı başardı.

Çin, dünyanın en büyük akıllı telefon pazarı olmaya devam ederken, Huawei‘nin yanı sıra Vivo, Oppo, Xiaomi ve Honor gibi markalar da pazar payını artırmaya çalışıyor. Vivo, yüzde 19 ile lider konumdayken, Oppo ve Xiaomi her biri yüzde 15.5, Honor ve Huawei ise yüzde 15 pazar payına sahip.

Yıl sonuna doğru, HarmonyOS’un iOS’u geride bırakması bekleniyor. Bu gelişmeler, Huawei’nin mobil teknolojideki iddiasını artırırken, HarmonyOS’un global ölçekteki rekabet gücünü de pekiştiriyor.

SİPER Ürün-2 Hava Savunma Füzesi, görücüye çıktı!

Roketsan tarafından geliştirilen ve Türk savunma sanayiinin önemli projelerinden biri olan SİPER Ürün-2 Hava Savunma Füzesi, ilk kez Fransa’da düzenlenen Euronaval 2024 Deniz Savunma Fuarı’nda sergilendi. SİPER Ürün-2, katmanlı hava savunma sistemi Çelik Kubbe’nin kritik bir bileşeni olarak öne çıkıyor. Bu projenin hayata geçirilmesi, Savunma Sanayii Başkanlığı’nın koordinasyonunda ASELSAN, ROKETSAN ve TÜBİTAK SAGE iş birliğiyle gerçekleştiriliyor.

SİPER Ürün-2 Hava Savunma Füzesi resmen tanıtıldı

SİPER Ürün-1’in Türk Silahlı Kuvvetleri envanterine girmesinin ardından, SİPER Ürün-2’nin geliştirme ve test süreçleri devam ediyor. Ürün-1, 100 kilometrenin üzerinde bir menzil sunarken, SİPER Ürün-2’nin 150 kilometreden fazla menzil kapasitesine sahip olması planlanıyor. Ürün-2, yaklaşık 6.3 metre uzunluğunda ve 420 mm çapında olup, savaş uçağı, insansız hava aracı (İHA), helikopter, seyir füzesi ve havadan karaya mühimmat gibi çeşitli tehditlere karşı etkili bir şekilde savunma yapma yeteneğine sahip.

SİPER Ürün-2 Hava Savunma Füzesi resmen tanıtıldı.
SİPER Ürün-2 Hava Savunma Füzesi resmen tanıtıldı.

SİPER Ürün-2’nin teknik özellikleri arasında 150 km menzil, veri bağı ile desteklenen küresel konumlama sistemi ve ataletsel güdüm, aktif radar ve arayıcı başlık gibi gelişmiş güdüm sistemleri yer alıyor. Ayrıca, yüksek infilaklı parçacık tesirli harp başlığı ile donatılan füze, taktik tekerlekli araçlar üzerinde konuşlandırılabiliyor.

Bu füzelerin sunduğu yenilikçi çözümler, Türkiye’nin hava savunma kabiliyetlerini artırmayı hedeflerken, uluslararası savunma pazarında da önemli bir rekabet avantajı sağlaması bekleniyor. SİPER Ürün-2’nin tanıtımı, Türk savunma sanayisinin gelişiminde önemli bir adım olarak değerlendiriliyor ve önümüzdeki dönemde daha fazla test ve geliştirme aşamasından geçmesi planlanıyor.

Netflix interaktif içerikleri neden kaldırıyor?

0

Netflix, kullanıcı deneyimini yeniden şekillendirmek amacıyla 1 Aralık itibarıyla interaktif dizi ve filmlerinin büyük bir kısmını platformdan kaldırma kararı aldı. Bu içerikler arasında, özellikle dikkat çeken “Black Mirror: Bandersnatch” ve “Unbreakable Kimmy Schmidt: Kimmy vs. the Reverend” gibi yapımlar da yer alıyor. Ancak, bu iki dizi ile birlikte “Ranveer vs. Wild with Bear Grylls” ve “You vs. Wild” gibi sadece dört interaktif içerik, platformda kalacak. Diğer tüm etkileşimli içerikler ise listeden çıkarılacak.

Netflix, interaktif içerikleri kaldıracak

Netflix, etkileşimli içeriklere ilk adımını 2017 yılında “Puss in Book: Trapped in an Epic Tale” ile atmış ve bu format, izleyicilere hikayenin yönünü belirleme şansı sunarak yenilikçi bir deneyim yaratmıştı. “Bandersnatch” gibi yapımlar, bu tür içeriklerin en popüler örneklerinden biri olarak geniş bir kitleye ulaşmış ve izleyicilerin hikayenin sonucunu doğrudan etkileyebilmesini sağlamıştı. Ancak, şirketin bu alanda yaşadığı sıkıntılar sonucunda interaktif içeriklerin sayısının azalmasına karar verildi.

Netflix sözcüsü Chrissy Kelleher, interaktif içeriklerin başlangıçta başarılı bir teknoloji olarak değerlendirildiğini, ancak zamanla sınırlayıcı bir yapıya dönüştüğünü belirtti. Şirketin bu değişiklikle birlikte diğer teknolojik alanlara odaklanmayı hedeflediği ifade ediliyor. Bu durum, Netflix’in oyun alanında yaşadığı zorluklarla da ilişkilendiriliyor. Şirket, mobil oyun yelpazesini genişletme çabasında olsa da, AAA düzeyindeki oyun stüdyosunu kapatmış durumda ve oyun akış platformunu henüz tam anlamıyla başlatamamış durumda.

Dahası, Netflix bir daha interaktif içerik yapmamayı da düşünmeye başladı. Eski oyun patronu ve şu anda firmanın Oyunlar için GenAI Başkan Yardımcısı olan Mike Verdu, şirketin artık interaktif yapımlar geliştirmediğini belirtmişti. Bu karar, Netflix’in içerik stratejisindeki büyük değişikliklerin bir parçası olarak değerlendiriliyor ve izleyicilerin gelecekte hangi tür içeriklerle karşılaşacakları üzerinde önemli bir etki yaratması bekleniyor.

Huawei Cloud Türkiye Ülke Müdürü Ray Rui Oldu

0

Huawei Cloud, Türkiye operasyonlarının yönetimini Ray Rui’ye emanet ettiğini açıkladı. Bulut çözümleri ve dijital dönüşüm alanlarında geniş bilgi birikimine sahip olan Ray Rui, Huawei Cloud’un Türkiye’deki projelerini yürütecek. Daha önce Avrupa ve Afrika’da çeşitli üst düzey görevlerde bulunan Rui, şirketin Türkiye’deki bulut bilişim hedeflerini gerçekleştirmeye yönelik çalışmalar yapacak.

Ray Rui bu görevden önce, Huawei Cloud Avrupa’da Pazarlama ve Çözüm Başkan Yardımcısı olarak görev yaparak, şirketin Avrupa’daki pazarlama stratejilerinin ve çözüm satışlarının gelişimine katkıda bulundu. Aynı zamanda dijital dönüşüm alanında kıdemli bir danışman olarak, Avrupa genelindeki dijital stratejilerin oluşturulmasında aktif bir rol oynadı.

 2019-2022 yılları arasında Huawei Cloud Afrika İş Birimi Başkanı olarak, Afrika kıtasındaki bulut çözümlerini yönetti ve bölgenin dijitalleşme çabalarına öncülük etti. Bu dönemde, Huawei Cloud’un Afrika pazarındaki varlığını güçlendirmek için önemli projelere imza attı.

Ray Rui’nin Huawei’deki kariyeri, 2015-2019 yılları arasında Güney Afrika BT Pazarlama ve Çözüm Satış Direktörü olarak görev yaptığı dönemde hız kazandı. Bu pozisyonda, Güney Afrika’daki bulut ve BT çözümlerine yönelik geniş kapsamlı bir sorumluluk üstlendi. Daha sonra, Güney Afrika BT Satış Departmanı Başmühendisi olarak görev yaparak bölgedeki IT altyapısının geliştirilmesine katkı sağladı. Kariyerinin ilk yıllarında ise Çin’de Huawei’in ICT ürünleri ve ana ağ çözümleri üzerine çalışarak yazılım mühendisliği ve proje yönetimi alanlarında derinlemesine tecrübe kazandı.

Amazon Prime Video, yapay zekayla dizileri özetleyecek!

0

Amazon Prime Video, kullanıcıların izledikleri dizilere ara verdikten sonra yeniden kolayca devam edebilmesini sağlamak için üretken yapay zekadan yararlanan yeni bir özellik sunmaya başlıyor. “X-Ray Recaps” adı verilen bu özellik, yapay zekanın desteğiyle kullanıcıların izledikleri dizilerin, bıraktıkları yerden itibaren kapsamlı ama anlaşılır özetlerini oluşturuyor. Özellikle sezon ya da bölüm ortasında diziyi bırakıp geri dönen izleyiciler için hazırlanmış olan bu özetler, diziye kaldıkları yerden devam etmek isteyenler için büyük bir kolaylık sağlıyor.

Amazon Prime Video, yapay zekayla dizileri özetlemeye başlayacak

Amazon’un bu yenilikçi özelliği, Prime Video’nun mevcut X-Ray teknolojisinin bir uzantısı olarak, Amazon’un güçlü AWS hizmetlerinden biri olan Amazon Bedrock tarafından destekleniyor. Bedrock, doğal dil işleme alanında oldukça ileri bir yapay zeka altyapısı sağlıyor ve bu özellik, kullanıcı deneyimine yönelik olarak özelleştirilmiş verilerle çalışıyor. Yapay zekanın oluşturduğu özetler, izleyicinin kaldığı son sezona, bölüme veya sahneye göre otomatik olarak kişiselleştiriliyor ve her kullanıcının izleme deneyimini kesintisiz hale getirmeyi amaçlıyor. Özetlerin kullanıcıya özel olması, belirli bölümlerde neler olduğunu hafifçe hatırlatırken spoiler vermemesi için dikkatle tasarlandı; böylece yapay zeka, kaldığınız yerin ilerisindeki olayları paylaşmıyor ve kullanıcıların diziyle ilgili heyecanını bozmuyor.

Bu yapay zeka destekli özetler, diziyi uzun bir süre izleyememiş kullanıcıların kaldıkları yerden hızlıca adapte olabilmeleri için bölüm bazında kısaca neler yaşandığını anlatıyor. Örneğin, dizinin belirli bir sezonunda önemli bir olayın baş kahramanların hayatını nasıl etkilediğini unutan kullanıcı, kısa bir özet alarak hızlıca diziye bağlanabiliyor. Ayrıca, diziyle ilgili ana karakterler, kilit olaylar ve dönüm noktaları gibi detaylar, özetlerde öne çıkarılarak izleyicinin hafızasını tazeleyici bir işlev görüyor.

Özet özelliği, ilk etapta Amazon’un Fire TV kullanıcıları için beta olarak sunuluyor ve yıl sonuna kadar diğer cihazlara da açılması bekleniyor. Bununla birlikte, özelliğin şimdilik sınırlı sayıda dizi için aktif olduğunu ve platformdaki tüm dizilerde henüz kullanılamadığını belirtmek gerekiyor. Ancak Amazon, özellik geliştikçe bu yapay zeka destekli özetleme işlevinin platformdaki daha geniş bir dizi yelpazesine sunulacağını açıkladı. Böylelikle Amazon Prime Video, dijital içerik tüketiminde kullanıcı deneyimini daha akıcı ve sürükleyici hale getirmeyi hedefliyor.