Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 501

Yapay zeka tıbbi görüntülemede hızı artırıyor

0

MIT’nin yeni yapay zekası tıbbi görüntüleri saniyeler içinde parçalara ayırıyor, açıklama süresini yüzde 28 oranında azaltıyor. ScribblePrompt, farklı tıbbi taramalardaki anatomik yapıları etkili bir şekilde vurgulayan ve tıbbi çalışanların ilgi alanlarını ve anormallikleri belirlemesine yardımcı olan etkileşimli bir yapay zeka çerçevesi.

Yapay zeka tıbbi görüntülemede daha iyi sonuçlar sağlıyor

Eğitimsiz bir göz için, MRI veya X-ışını gibi tıbbi bir görüntü, siyah-beyaz şekillerden oluşan kafa karıştırıcı bir koleksiyon olarak görünebilir. Bir tümörün nerede bittiğini ve diğerinin nerede başladığını ayırt etmek zor olabilir. Yapay zeka sistemleri biyolojik yapıların sınırlarını anlayacak şekilde eğitildiğinde, doktorların ve biyomedikal çalışanların hastalıkları ve diğer anormallikleri izlemek istedikleri ilgi bölgelerini segmentlere ayırabilir.

MIT Bilgisayar Bilimi ve Yapay Zeka Laboratuvarı (CSAIL), Massachusetts General Hastanesi (MGH) ve Harvard Tıp Fakültesi’nden araştırmacılar, “ScribblePrompt” çerçevesi adı verilen etkileşimli bir araç geliştirdiler. Bu araç, daha önce hiç görülmemiş türler dahil olmak üzere, sıkıcı veri toplama işlemlerine gerek kalmadan, her türlü tıbbi görüntüyü hızla segmentlere ayırabilir.

Ekip, her bir resmi manuel olarak işaretlemek yerine, kullanıcıların gözlerdeki, hücrelerdeki, beyinlerdeki, kemiklerdeki, ciltteki ve daha birçok yapıdaki MRI’lar, ultrasonlar ve fotoğraflar dahil olmak üzere 50.000’den fazla taramaya nasıl açıklama ekleyeceğini simüle etti.

Ekip, yaygın olarak etiketlenen bölgelere ek olarak, tıbbi araştırmacılar için potansiyel yeni ilgi alanlarını belirlemek ve ScribblePrompt’u bunları segmentlere ayırması için eğitmek amacıyla süper piksel algoritmalarından yararlandı. ScribblePrompt, kullanıcıların gerçek dünya segmentasyon isteklerini ele almak için sentetik veriler hazırladı. Bu sentetik veriler, ScribblePrompt’un kullanıcıların gerçek dünya segmentasyon isteklerini ele almasına yardımcı olacak.

MIT’de doktora öğrencisi olan ve ScribblePrompt ve CSAIL iştiraki hakkında yeni bir makalenin baş yazarı olan Hallee Wong SM ’22: “Yapay zeka, insanların daha üretken bir şekilde iş yapmalarına yardımcı olmak için görüntüleri ve diğer yüksek boyutlu verileri analiz etmede önemli bir potansiyele sahip” dedi.

TikTok’ta ücretsiz İngilizce dersleri başlıyor!

0

TikTok, gençlere yönelik yeni bir eğitim serisini başlatıyor. #TikTokLIVEAcademy çatısı altında başlatılan bu program ile İngilizce, robotik, yapay zeka, blok zinciri teknolojisi ve kodlama gibi alanlarda dersler verilecek. Gençler, @tiktoklive_tr hesabı üzerinden hem eğlenceli hem de öğretici içeriklerle buluşacak ve bu alanlarda önemli beceriler kazanacaklar.

Eğitim serisinin ilk adımı İngilizce dersleri olacak. Meet2Talk işbirliği ile başlatılan bu derslerde gençler başlangıçtan ileri seviyeye kadar dil becerilerini geliştirebilecekler. Dersler, Milli Eğitim Bakanlığı’nın müfredatına uygun olarak hazırlanmış olup gençlerin yurtdışında eğitim ve kariyer fırsatlarını yakalaması için büyük bir adım olacak.

TikTok İngilizce dersleri 11 Eylül’de başlıyor!

11 Eylül 2024 tarihinde başlayacak İngilizce dersleri TikTok’un eğlenceli platformunda yeni bir öğrenme deneyimi sunacak. Her biri 1,5 saat sürecek olan dersler, ana dili İngilizce olan eğitmenler eşliğinde gerçekleşecek ve dil bariyerini ortadan kaldırmayı amaçlayan bu içerikler gençlerin dikkatini çekecek.

Eğitimler her akşam saat 20:00’de @tiktoklive_tr hesabında canlı yayınla izlenebilecek. Bu derslerle TikTok, öğrenmeyi eğlenceli hale getirirken, gençlerin geleceğe yatırım yapmasına da olanak tanıyor.

AMD, Nvidia’ya karşı mağlubiyeti kabul mü ediyor?

0

Ekran kartı dünyasının önde gelen isimlerinden AMD, stratejisinde önemli bir değişikliğe gidiyor. Şirketin yakın zamanda piyasaya süreceği RDNA 4 tabanlı Radeon RX 8000 serisi ekran kartları, Nvidia’nın hakim olduğu üst segment yerine, “ana akım” olarak nitelendirilen daha geniş bir kullanıcı kitlesine hitap edecek. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

AMD, Nvidia’ya karşı olan mağlubiyeti kabul mü edecek?

AMD’nin üst düzey yöneticilerinden Jack Huynh, bu strateji değişikliğini doğruladı. Huynh, AMD’nin artık pazarın yüzde 80’ini oluşturan daha uygun fiyatlı ürünlere odaklanacağını ve “zirveye oynama” taktiğinden vazgeçtiklerini açıkladı.

AMD, Nvidia'ya karşı olan mağlubiyeti kabul mu edecek? İşte konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…
AMD, Nvidia’ya karşı olan mağlubiyeti kabul mu edecek? İşte konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

Şirket, daha önce Radeon RX 7900 XTX gibi üst segment modellerle Nvidia’ya rağmen pazar payını artırmayı hedeflemişti. Ancak bu stratejinin beklenen sonuçları vermediği görülüyor.

AMD’nin bu kararı, ekran kartı pazarında Nvidia’nın liderliğini daha da pekiştireceği anlamına geliyor. Ancak AMD, daha uygun fiyatlı ve güçlü performans sunan ürünlerle daha geniş bir kullanıcı kitlesine ulaşarak karlılığını artırmayı amaçlıyor.

AMD, yeni nesil ekran kartlarını 2025 yılının ilk çeyreğinde piyasaya sürecek. Bakalım şirketin bu yeni stratejisi, ekran kartı pazarındaki rekabet dinamiklerini nasıl etkileyecek?

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

Çin, 2028’de Mars’a gidecek!

0

Uzay araştırmalarında yeni bir döneme girildiği aşikar. Özellikle Ay konusunda kıyasıya rekabet eden ABD ve Çin arasında, Mars odaklı hedefler söz konusu olduğunda dengeler değişmek üzere. Çin, iddialı uzay programının bir parçası olarak Tianwen-3 adını verdiği tarihi Mars görevini 2028 yılına çektiğini duyurarak bu alanda da liderliği ele geçirme niyetini açıkça ortaya koydu.

Çin, 2028 yılında resmen Mars’a gidiyor

Bu görev, Kızıl Gezegen’den toprak örnekleri toplayıp Dünya’ya getirmeyi amaçlayan en iddialı projeler arasında yer alıyor. Öte yandan ABD cephesinde, benzer bir görev için planlar yapılmış olsa da artan maliyetler ve yaşanan gecikmeler belirsizliğe neden oluyor. Çin’in bu hamlesi, uzay yarışında önemli bir odak noktası haline gelen Mars keşiflerinde gücünü kanıtlama amacı taşıyor.

Çin, 2028 yılında resmen Mars’a gidiyor. İşte çok konuşulan bu konu hakkındaki en önemli ve çarpıcı detaylar…

Çin’in Mars misyonunun baş tasarımcısı Liu Jizhong, Tianwen-3 görevinin yaklaşık 600 gram Mars toprağı toplamayı hedeflediğini belirterek bu projenin ölçeğini gözler önüne serdi. Görevin başlangıçta planlanan 2030 tarihinden iki yıl öne çekilmesi, Çin’in teknolojik yeteneklerine duyduğu güvenin ve bu karmaşık operasyonu başarıyla gerçekleştirme kararlılığının bir göstergesi.

Her şey planlandığı gibi giderse Tianwen-3’ün topladığı örnekler 2031 yılında Dünya’ya ulaşacak. Bu başarının, Çin’i uzay keşfinde lider konumuna taşıyabileceği öngörülüyor. Nitekim, bir ülkenin Mars’a güvenli bir iniş yapması, örnekler toplayabilmesi ve bunları Dünya’ya geri getirebilmesinin uzay araştırmalarında zirveye ulaşma yolunda kritik öneme sahip olduğu belirtiliyor.

Tianwen-3, Çin’in daha önceki Ay görevleri olan Chang’e-5 ve Chang’e-6’da geliştirilen teknolojiler üzerine inşa edilecek. Görev kapsamında, Mars yüzeyinden örnek toplamak için farklı yöntemler kullanılacak.

Bu yöntemler arasında çok noktalı yüzey kazıma, sabit noktalı derin sondaj ve gezici robotla örnek toplama yer alıyor. İki Long March 5 roketiyle fırlatılması planlanan görevde, bir iniş aracı-yükseltici kombinasyonu ve bir yörünge aracı-dönüş modülü kombinasyonu kullanılacak. Bu arada Hindistan ve Avrupa Uzay Ajansı da Mars odaklı hedeflerini hayata geçirmek için çalışmalarını sürdürüyor.

Öte yandan ilk Mars örnek toplama misyonunu başlatan NASA, 2021 yılından beri Perseverance keşif aracıyla Mars’ın Jezero kraterinde araştırmalar yapıyor. Perseverance, bugüne kadar 25 örnek tüpünü doldurmayı başardı. Ancak bu örnekleri Dünya’ya geri getirme amacıyla planlanan Mars Sample Return (MSR) görevi, yüksek maliyetler ve teknik zorluklar nedeniyle en erken 2040 yılında tamamlanabilecek gibi görünüyor.

NASA, bu gecikmeleri aşmak ve daha ekonomik bir çözüm bulmak için SpaceX, Blue Origin ve Lockheed Martin gibi özel şirketlerden farklı konseptler geliştirmelerini istedi. Ancak bu projelerin akıbeti henüz belirsizliğini koruyor.

TUSAŞ ve ASPİLSAN’dan uzaya güç veren ortaklık!

Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) ile ASPİLSAN Enerji arasında uzay sistemleri için batarya geliştirilmesi ve üretilmesini içeren Uzay Kalifiye Batarya Üretimi İş Birliği Çerçeve Protokolü imzalandı. Bu iş birliği ile Türkiye’nin uzay sistemlerinde kullanılacak bataryalar yerli ve milli imkanlarla üretilecek. Protokol kapsamında, teknoloji transferi, ortak Ar-Ge çalışmaları ve üretim süreçleri yürütülecek.

ASPİLSAN, uzay araçları için pil ve batarya üretecek!

TUSAŞ Uzay Sistemleri Genel Müdür Yardımcısı Prof. Dr. Lokman Kuzu, Türkiye’nin yerli uydularını dünya yörüngesine fırlatarak uzay alanındaki kabiliyetlerini gösterdiğini söyledi. Kuzu, ASPİLSAN ile yapılan bu iş birliğinin de Türkiye’nin uzay sistemleri için batarya üretimi alanında kritik bir adım olduğunu belirtti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatı ve Savunma Sanayii Başkanlığı’nın liderliğinde, uzay alanında dışa bağımlılığı azaltma hedefiyle yerli projelerin önem kazandığını vurgulayan Kuzu, batarya üretiminin bu süreçteki kilit unsurlardan biri olduğunu söyledi.

ASPİLSAN Enerji Genel Müdürü Prof. Dr. Ahmet Turan Özdemir, ASPİLSAN’ın Türkiye’nin ilk lityum iyon pil üretim tesisini kurduğunu ve 2022 yılında seri üretime başladığını hatırlattı. Özdemir, şimdi ise uzay sistemleri için yüksek kapasiteli ve uzun ömürlü bataryalar geliştirmek üzere TUSAŞ ile iş birliği yaptıklarını ifade etti. Bu iş birliği kapsamında, uzay sistemlerinde kullanılmak üzere batarya prototiplerinin üretileceğini açıkladı.

Protokol çerçevesinde, uzay sistemleri için üretilecek bataryaların yüksek dayanıklılık, enerji yoğunluğu ve güvenilirlik gibi özelliklere sahip olması hedefleniyor. Bu bataryalar, Türkiye’nin gelecekteki uzay misyonlarında kullanılmak üzere yerli imkanlarla üretilecek.

Teknopark İstanbul’dan uzaya milli roket!

Teknopark İstanbul, savunma sanayi başta olmak üzere ileri teknoloji projelerinde faaliyet gösteren firmaların iş birliği yaparak daha güvenilir ve hızlı projeler geliştirdiği bir ekosistem sunuyor.

Bu iş birliklerinin en başarılı örneklerinden biri, DeltaV Uzay Teknolojileri A.Ş’nin Milli Uzay Programı kapsamındaki “Ay Araştırma Programı (AYAP)” projesinde görülüyor. DeltaV de Teknopark İstanbul’daki firmaların desteğiyle dünyanın en yüksek itki yoğunluklu hibrit roket motorunu geliştirme çalışmalarını sürdürüyor.

Türkiye’nin uzay hayalleri Teknopark İstanbul’da gerçek oluyor!

DeltaV, Ay Araştırma Programı kapsamında Türkiye Uzay Ajansı ile birlikte geliştirdiği sonda roket sistemiyle 100 km irtifayı geçerek uzaya erişim sağladı. Bu başarı tamamen milli imkanlarla geliştirilen hibrit itki teknolojisiyle elde edildi.

DeltaV’nin Teknopark İstanbul’da gerçekleştirdiği Ar-Ge çalışmaları projeye hız kazandırırken ekosistemdeki diğer teknoloji firmalarıyla iş birliği yapmasına da olanak tanıdı. Projede kullanılan kompozit ve metalik yapısal parçaların geliştirilmesi için birçok yerli firmayla iş birliği yapıldı.

AYAP projesinde kullanılan parçaların yerlilik oranını artırmak amacıyla Teknopark İstanbul’daki çeşitli firmalarla ortak çalışmalar yürüttü. CET Kompozit ve Epoksi Teknolojileri A.Ş., epoksi bazlı ürünler sağlarken, Sabancı Üniversitesi Kompozit Teknolojileri Mükemmeliyet Merkezi karbon fiber kompozit parçaların üretimi ve testlerini gerçekleştirdi. Metal parçaların üretimi ise Alloy Additive tarafından 3D yazıcı teknolojisiyle yapıldı. Bu sayede proje dünya pazarında direkt bir muadili olmayan bir teknolojiyle hayata geçirildi.

Teknopark İstanbul Genel Müdürü M. Fatih Özsoy, Teknopark İstanbul ekosisteminin yerli teknoloji çözümlerini teşvik ettiğini ve firmaların projelerini güvenilir bir ortamda daha hızlı ve maliyet etkin bir şekilde hayata geçirdiğini belirtti.

Özsoy, Teknopark İstanbul’un Türkiye’nin en ileri teknolojiye sahip Ar-Ge ve inovasyon merkezi olarak, firmalar arasındaki iş birliklerini destekleyerek ülkemizin rekabet gücünü artırmayı hedeflediklerini ifade etti.

Teknopark İstanbul’un sunduğu bu iş birliği modeli sayesinde, Türkiye’nin ileri teknoloji geliştirme kapasitesi güçlenirken, dışa bağımlılık da giderek azalıyor. Özsoy, bu tür ortak projelerin gelecekte savunma sanayi ve stratejik alanlarda daha da yaygınlaşacağını belirtti.

Dev batarya üreticisi CATL, batarya istasyon ağını genişletecek

Dünyanın en büyük batarya üreticisi olan Çinli CATL, elektrikli araçlara yönelik batarya değişim istasyonu ağını hızla genişletmeyi hedefliyor. Şirket, 2030 yılına kadar dünya genelinde 10.000 batarya değişim istasyonuna ulaşmayı planladığını açıkladı.

Dev batarya üreticisi CATL, batarya istasyon ağını resmen genişletmeye hazırlanıyor

Bu hedefe ulaşmak için belirlenen ilk aşamada ise, önümüzdeki üç yıl içinde 3.000 istasyon kurulacak. İşte konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

Dev batarya üreticisi CATL, batarya istasyon ağını resmen genişletmeye hazırlanıyor. İşte konu hakkındaki en önemli ve çarpıcı detaylar…
Dev batarya üreticisi CATL, batarya istasyon ağını resmen genişletmeye hazırlanıyor. İşte konu hakkındaki en önemli ve çarpıcı detaylar…

CATL, batarya değiştirme markası EVOGO’yu 2022’nin başında tanıtmış ve şu anda Çin’de 12 istasyonla hizmet veriyor. Agresif bir büyüme stratejisi izleyen şirket, 2025 yılına kadar 30 şehirde 500’den fazla istasyona ulaşmayı, 2026’da ise 70’ten fazla şehre yayılarak 1.500 istasyon sayısını yakalamayı hedefliyor.

2027’de 3.000 ve 2030’da ise 10.000 istasyona ulaşarak iddialı hedefini gerçekleştirmeyi planlayan CATL, bu alanda şu anda 2.500 istasyonla lider konumda bulunan NIO’yu geride bırakarak dünyanın en büyük servis ağını kurmayı amaçlıyor. İlginç bir şekilde, CATL ve NIO, batarya tedariği ve Ar-Ge konularında da ortaklık yürüten iki şirket.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce CATL yeni girişimlerinde başarılı olabilecek mi? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

Hollanda ve ABD’den Çin’e yeni yarı iletken kısıtlamaları geldi, Çin’den tepki gecikmedi!

0

Hem ABD hem de HollandaÇin‘e yönelik yeni yarı iletken kısıtlamaları açıkladı. Hollanda hükümetinin, yarı iletken üretim ekipmanı üreticisi ASML‘nin gelişmiş litografi araçları üzerindeki ihracat kontrollerini sıkılaştırma kararı, Çintarafından memnuniyetsizlikle karşılandı. Çin hükümeti, bu karara tepki göstererek, Hollanda’yı ihracat kontrollerini suistimal etmemesi konusunda uyardı. Bu durum, Hollanda ve ABD arasındaki iş birliğinin bir yansımasıdır.

Çin hükümeti tepkili

Çin hükümeti, yaptığı açıklamada ABD‘nin küresel hegemonya arayışıyla müttefik ülkeleri baskı altında tutarak yarı iletkenler ve ilgili ekipmanlar üzerindeki ihracat kontrol önlemlerini sıkılaştırmaya zorladığını savundu. Açıklamada, “Çin, bu duruma kararlılıkla karşı çıkmaktadır” ifadesi yer aldı. Çin, bu tür sınırlamaların her iki tarafın da çıkarlarına zarar verdiğini vurgulayarak, Hollanda ve Çinli yarı iletken şirketleri arasındaki iş birliğinin tehlikeye atılabileceğini belirtti. Bu açıklama hem Hollanda hem de ABD’nin Çin’e karşı ortak bir tutumu olduğunu gösteriyor ve “Hollanda ve ABD”nin politik çabalarını ortaya koyuyor.

ASML’den açıklama

ASMLHollanda hükümetinin ihracat kontrol kararının ardından işlerinde önemli bir değişiklik beklemediğini ve Çinlikuruluşlara yapılan satışların etkilenmeyeceğini açıkladı. Şirket, bu araçlarda kullanılan teknolojinin ABD kaynaklı olması nedeniyle Çin‘e ihracat yapmak için ABD‘den lisans almak zorunda olduklarını belirtti. Hollanda hükümeti bu ihracatların kontrolünü ele alsa da, ASML lisans sürecinde büyük bir değişiklik öngörmüyor. Bu açıklama, Hollanda ve ABD arasındaki teknik iş birliğini net bir şekilde ifade ediyor, kısacası “Hollanda ve ABD” el ele çalışıyor.

Hollanda’nın yeni ihracat kontrolleri

Hollanda, geçtiğimiz hafta ASML‘nin Twinscan NXT:1970i ve 1980i DUV litografi sistemlerinin ihracatında lisans zorunluluğu getirdiğini duyurdu. Bu sistemler, argon florür (ArF) lazer teknolojisiyle 38nm çözünürlüğe sahip olup, 7nm ve daha ince yapıdaki çiplerin üretimine olanak tanıyor. Çoklu desenleme teknikleri kullanılarak, bu araçlar Çin’in SMIC firması tarafından 7nm, hatta 5nm veya 3nm sınıfı çip üretiminde kullanılabilir; ancak bu süreçlerin düşük verimlilik ve yüksek maliyetlere yol açması muhtemel. Bu yeni uygulamalar, Hollanda ve ABD’nin aldığı ortak kararın bir sonucudur. Böylece Hollanda ve ABD birlikte bir strateji izliyor olabilir.

ABD’nin küresel stratejisi

Bu yeni ihracat kontrolleri, Çin’in gelişmiş yonga üretim araçlarına erişimini sınırlamayı amaçlayan ABD‘nin küresel stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Çin, bu adımların adaletsiz olduğunu ve küresel yarı iletken sektöründe iş birliğini olumsuz etkilediğini belirtiyor. ABD ve Hollanda’nın iş birliği, bu yeni küresel strateji kapsamında değerlendirilebilir ve “Hollanda ve ABD”nin ortak strateji yürüttüğünün bir kanıtı olarak öne çıkıyor.

Mobilite finansmanı konusunda hangi yatırımcılar etkili?

0

Mobilite teknolojisi sektörü, elektrikli araçlar, paylaşımlı mobilite, mikromobilite, otonom sürüş ve akıllı altyapı alanlarındaki çığır açan gelişmelerin desteğiyle güçlü bir büyüme yaşıyor.

Bu son teknolojiler yalnızca hareket etme biçimimizi devrim niteliğinde değiştirmekle kalmıyor, aynı zamanda güçlü hükümet desteğinden ve tüketicilerin çevre dostu, esnek ulaşım seçeneklerine yönelik önemli bir değişimden de faydalanıyor. Bu kombinasyon yalnızca sektörün çekiciliğini artırmakla kalmıyor, aynı zamanda önemli getiriler sağlayarak onları yatırım için birincil hedef haline getiriyor.

Mobilite finansmanı alanında yatırımcı profilleri

Özel Hareketlilik Fonları

Bu yatırımcılar, kaynaklarını ve uzmanlıklarını yalnızca yeni mobilite sektörüne adayan uzmanlaşmış bir finansör grubudur.  Derin endüstri bilgilerinden ve geniş ağlarından yararlanarak hareket etme biçimimizi dönüştüren yenilikçi teknolojileri belirler ve desteklerler. Temel yatırım alanları arasında paylaşımlı mobilite ve bağlantılı araç teknolojileri gibi dijital çözümlerden piller, otonom araçlar ve elektrikli hava mobilitesi gibi derin teknoloji çözümlerine kadar her şey yer alır. Genellikle erken aşamadaki inovasyona yatırım yapma yeteneğine sahip olduklarından ulaşımın geleceğini şekillendirmede önemli bir rol oynarlar.

Sürdürülebilirlik ve Etki Yatırımcıları

Bu yatırımcı grubu, finansal getirilerin yanı sıra çevresel ve sosyal etkiye öncelik vermeye kendini adamıştır. Odak noktaları, gezegene ve topluma olumlu katkıda bulunan projeler ve şirketlerdir ve bu da onları daha sürdürülebilir bir gelecek için çabada kilit oyuncular haline getirir. Mobilite teknolojisi, genellikle emisyonları azaltan ve sürdürülebilir ulaşımı destekleyen çözümler sunduğu için hedefleriyle mükemmel bir şekilde örtüşüyor. Ancak, bu fonların bazıları endüstriyel teknolojiyi desteklemeye devam ederken, zorlu ekonomik ortam birçoğunun stratejilerini daha olgun, varlık açısından hafif ve dijital modellere kaydırmasına yol açtı. Bu stratejik eksen kayması, endüstriyel modellere odaklanan birçok mobilite teknolojisi şirketi için bir finansman zorluğu yaratıyor ve yarının bazı temel teknolojilerinin ortaya çıkmasını geciktiriyor.

Generalist Teknoloji Yatırımcıları

Trilyonlarca doları yöneten bu yatırımcı grubu, geniş yatırım kapsamlarıyla ünlüdür ve bu sayede çok çeşitli teknoloji sektörlerini ve olgunluk aşamalarını kapsayabilirler. Çeşitli yetkileri, yazılım ve donanımdan yeni teknolojilere kadar teknoloji manzarasındaki fırsatları keşfetmelerine olanak tanıyor.

Aile Ofisleri

Bu grup, yüksek gelirli ailelerin servetini yönetir ve genellikle uzun vadeli yatırımlara ve miras projelerine vurgu yapıyor. Aile ofisleri genellikle değerleri ve uzun vadeli hedefleriyle uyumlu yatırımlara odaklanır ve bu da mobilite teknolojisinin yenilikçi ve çevre dostu doğasını özellikle çekici hale getiriyor. Sektörün kentsel mobiliteyi dönüştürme, karbon ayak izlerini azaltma ve daha akıllı, daha verimli ulaşım sistemleri aracılığıyla yaşam kalitesini artırma vaadine çekilirler. Uzun vadeye odaklanmış, risk odaklı, bazen çok derin ceplere sahip, muhtemelen tüm geliştirme aşamalarını destekleyen en çevik yatırımcı türüdürler.

Taşınabilir bulaşık makinesi pratik kullanım sağlıyor

Loch Electronics’in yeni Capsule Solo taşınabilir bulaşık makinesi, kamp yaparken bile bu işi kısa sürede halletmek için tasarlandı. Şirket, Capsule Solo’yu dünyanın en küçük bulaşık makinesi olarak adlandırmakta gecikmedi, ancak bu unvan biraz tartışmalı; yalnızca Loch’un ilk modeliyle aynı boyutta olmakla kalmıyor, aynı zamanda birkaç tane daha aynı boyutta.

Taşınabilir bulaşık makinesi Capsule Solo

Her iki durumda da oldukça küçük. Sadece 26,2 x 46,5 x 51,5 cm (10,3 x 18,3 x 20,3 inç) ölçülerinde ve 12 kg (26,5 lb) ağırlığında. Küçük evlerde, ofis mutfaklarında veya hatta kamp araçlarında bir tezgahta çok fazla yer kaplamamalı. İç mekan hala nispeten geniş, şirket iki rafına 35’e kadar eşya sığdırabileceğini iddia ediyor. Elbette bu sayı oraya ne koyduğunuza bağlı olarak değişecek. Ancak görünüşe göre 31 cm’ye (12,2 inç) kadar genişlikte tencere, tava ve tabaklar için yer var.

Capsule Solo iki harici su tankı kullanıyor. Böylece kullanıcılar önce birini temiz suyla doldurup daha sonra atık su tankını boşaltabilirler. Ayrıca kirli suyun doğrudan lavaboya akması seçeneği de var. Altı farklı yıkama döngüsü, öğle yemeği tabaklarınızı sadece 15 dakikada parlatmanızı veya gerekirse daha zor lekeleri birkaç saat suda bekletmenizi sağlıyor. Sekiz dakikalık, ısıtmasız, sabunsuz bir döngüyle meyve ve sebzeleri yıkamak için bile kullanılabiliyor.

Şirket, Capsule Solo’nun bulaşıkları elle yıkamaktan çok daha az su ve enerji kullandığını ve ayrıca zamandan tasarruf sağladığını söylüyor. İlk modele kıyasla, bu versiyon bulaşıkları daha iyi kurutuyor, daha az su kullanıyor ve suyu daha hızlı doldurabiliyor. Loch Electronics, Capsule Solo’yu Kickstarter aracılığıyla finanse etti ve 760.000 dolar topladı. Geç bağışlar hala mevcut ve gönderimin Ocak 2025’te başlaması planlanıyor.

Ekosisteme yön verecek kitap: Girişim Şirketi

Türkiye’nin ilk akademik altyapılı startup ve girişim sermayesi hukuku kitabı olan ‘Girişim Şirketi’, Avukat Can Akdağ tarafından yayımlandı. İstanbul Üniversitesi’nden 4.00 tam puanla birincilikle mezun olan Akdağ, startup’ların kuruluşundan yatırım anlaşmalarına kadar karşılaşabilecekleri hukuki sorunlara pratik çözümler sunarak, Türkiye’nin hızla gelişen girişimcilik ekosistemine önemli bir katkı sağlamayı amaçlıyor.

Kitap, startup’lar ve girişim sermayesi yatırımcıları için gerekli hukuki bilgileri bir araya getirerek, sahada karşılaşılan problemlere uygulanabilir çözümler sunuyor. Akdağ’ın eseri, startup’ların sürdürülebilir bir yapıya kavuşmasını sağlarken, Türkiye’nin girişimcilik sermayesi ekosisteminin gelişimine de katkıda bulunmayı hedefliyor.

Girişim Şirketi

Can Akdağ, startup, girişim sermayesi ve bilişim hukuku alanlarında Türkiye’nin önde gelen avukatlarından biri olarak, Akdağ Law Firm’in kurucusu. Aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti Ticaret Bakanlığı ve İstanbul Ticaret Odası‘nın ‘Milli Katılım’ organizasyonu ile MWC Las Vegas 2022‘de Türkiye’yi temsil eden MUSIWARS‘un Baş Hukuk Müşaviri olarak görev yapıyor. Akdağ, bu deneyimlerini ‘Girişim Şirketi’ kitabı aracılığıyla girişimcilik ekosistemine aktarıyor.

Kitap, özellikle girişim sermayesi fon yöneticileri ve yatırımcıları tarafından olumlu karşılandı. Yöneticiler, Türkiye’de büyüyen startup ve girişimcilik ekosisteminin hukuki bilgi ihtiyacının hızla arttığını ve bu kitabın bu boşluğu doldurduğunu belirtti.

Can Akdağ ise kitabın vizyonunu şu sözlerle açıkladı: “Bu kitap, Türkiye’deki startup ve hukukunun gelişimine katkıda bulunmak amacıyla hazırlandı. Amacımız sadece şirketlere değil, Türkiye’ye de kazandırmak ve ülkemizi girişim sermayesi için bir cazibe merkezi haline getirmek. Bu eserin, startup’ların ve yatırımcıların karşılaştıkları hukuki sorunları çözmelerine yardımcı olmasını ümit ediyorum.”

Lucida Al girişimi 500 bin dolar yatırım aldı!

0

Lucida Al, kullanıcıların güvenle akıcı yabancı dil konuşmayı öğrenmelerine yardımcı olurken, ses işleme teknolojisini kullanarak kendi kapalı büyük dil modeliyle bir çok sektöre ürün sağlıyor ve verimliliklerini artırıyor. 

2024 yılı başından bugüne kadar 14 girişime yatırım yapan Neo Portföy Girişim Sermayesi Yatırım Fonları, teknoloji odaklı girişimlere yatırım yapmaya devam ediyor. Neo Portföy Girişim Sermayesi Yatırım Fonları son olarak, yapay zeka destekli konuşma yazılımı Lucida Al’a 500 bin dolar yatırım yaptı.

Lucida AI, ses teknolojilerini yapay zeka ile yeniden şekillendiriyor. B2B ve B2C kullanıcılar için tasarlanan uygulama, kişiselleştirilmiş geri bildirim ve gelişmiş konuşma deneyimi için kapalı bir büyük dil modelinden (LLM) yararlanıyor. Güvenli, uçtan uca şifrelenmiş bir platform olan Lucida Al, tam gizlilik ve veri koruması sağlayarak onu her ölçekteki işletme için güvenilir bir çözüm haline getiriyor.

Lucida AI, teknoloji, sağlık, finans, hukuk, eğitim, perakende ve müşteri hizmetleri dahil olmak üzere çok çeşitli sektörlere hizmet veriyor.

Neo Portföy Kurucu Ortağı ve Yönetim Kurulu Üyesi Emre Göltepe
Neo Portföy Kurucu Ortağı ve Yönetim Kurulu Üyesi Emre Göltepe

Lucida Al’a yatırım yapmaktan dolayı mutlu olduklarını ve girişimin yenilikçi yaklaşımları ile önümüzdeki süreçte çok başarılı olacağına inandıklarını söyleyen Neo Portföy Kurucu Ortağı ve Yönetim Kurulu Üyesi Emre Göltepe, “Teknoloji odaklı girişimlere yatırım yapmaya hız kesmeden devam ediyoruz. Lucida AI’ın halihazırda sahip olduğu teknolojiyi ve vizyonu, deneyimli kurucu ekibinin yerel ve global pazara çok hızlı bir şekilde adapte edeceğine ve ölçekleyeceğine inancımız tam” dedi.  

Oracle, nükleer tabanlı veri merkezi inşa edecek!

0

Oracle başkanı ve kurucu ortağı Larry Ellison, bu hafta ilginç bir duyuruda bulundu. Ellison, yapay zekanın elektrik talebinin o kadar “çılgın” hale geldiğini ve Oracle’ın yeni nesil nükleer teknolojiden güç sağlamayı hedeflediğini söyledi.

Oracle, nükleer tabanlı veri merkezi tasarlıyor

Şirketin Pazartesi günü gerçekleştirdiği kazanç görüşmesinde yatırımcılara konuşan Ellison, “Gerçekten garip gelecek bir şey söyleyeyim” dedi ve ekledi: “Muhtemelen ‘Zaten her zaman garip şeyler söylüyor, o halde bunu neden duyuruyor? Gerçekten çok garip olmalı’ diyeceksiniz.”

Oracle, nükleer tabanlı veri merkezi tasarlıyor.
Oracle, nükleer tabanlı veri merkezi tasarlıyor.

Oracle, bir gigawatt’tan fazla elektrik gerektirecek bir veri merkezi tasarlıyor ve bu veri merkezi üç küçük nükleer reaktör tarafından desteklenecek. Ellison, “Konum ve güç yeri… Zaten üç nükleer reaktör için inşaat izinleri var” dedi. “Bunlar, veri merkezine güç sağlamak için kullanılan küçük modüler nükleer reaktörler. İşte işler bu kadar çılgınlaşıyor. İşte olan biten bu.” Ancak Ellison, veri merkezinin veya gelecekteki reaktörlerin konumunu açıklamadı.

Küçük modüler nükleer reaktörler, veri merkezlerinden, imalattan ve ekonominin daha geniş çapta elektriklendirilmesinden kaynaklanan güç talebi arttıkça, güvenilir, karbonsuz enerjinin dağıtımını hızlandırma vaadi veren yeni tasarımlar. Genellikle, bu reaktörler 300 megawatt veya daha azdır, bu da mevcut ABD filosundaki tipik bir reaktörün yaklaşık üçte biri kadardır.

Birkaç parça halinde önceden imal edilecek ve daha sonra sahada monte edilecekler, bu da daha büyük tesisleri engelleyen sermaye maliyetlerini düşürecektir. Şu anda, küçük modüler reaktörler geleceğin teknolojisidir ve nükleer endüstrisindeki yöneticiler genellikle 2030’lara kadar ABD’de ticarileştirilmeyecekleri konusunda hemfikirdir. Nükleer Enerji Ajansı’na göre, şu anda dünyada faaliyette olan üç küçük modüler reaktör bulunmaktadır. İkisi, ABD’nin jeopolitik rakipleri olan Çin ve Rusya’da. Ayrıca Japonya’da da deneysel bir reaktör faaliyettedir.

Sonos iflas eşiğine geldi!

0

Ağustos ortasında Sonos, 100 çalışanın işten çıkarılacağını duyurarak teknoloji camiasında şok etkisi yarattı ve şirketin geleceği hakkında ciddi endişelere yol açtı. Mühendislik ve müşteri desteği gibi önemli departmanları hedef alan bu işten çıkarmalar, Mayıs 2024’te felaketle sonuçlanan bir mobil uygulama yeniden tasarımının yayınlanmasının ardından geldi. Kullanıcıları hatalarla boğuşmaya ve markaya olan güvenlerini kaybetmeye bıraktı. Tüm bunlar, Sonos iflas ihtimalini gündeme getirdi.

Sonos iflas açıklaması yapabilir

Sorunlar üzerine artan tepkilere yanıt olarak Sonos CEO’su Patrick Spence, şirketin yanlış adımlarını kabul ederek nadir görülen bir kamusal özür yayınladı. Spence, Reddit AMA’da Sonos’un S2 uygulamasının önceki sürümünü yeniden yayınlamayı düşündüğünü itiraf etti. Ancak bu kadar çok işletim sistemi ve bulut değişikliği yürürlüğe girdikten sonra artık bunu yapmanın mümkün olmadığını belirledi. Sonos iflas haberlerine de bu süreçte rastlandı.

Şirketin sıkıntılarını daha da artıran bir diğer gelişme ise Sonos’un   uygulamada yaşanan sorunlar nedeniyle iki önemli ürününün lansmanını ertelemesi oldu ve kriz daha da derinleşti. Şirketin toplam kullanıcı tabanında tahmini 15.3 milyon hane bulunuyor. Ancak satışları 2020’den bu yana önemli ölçüde yavaşladı.  Statista’ya göre şirket 2023’te 5.73 milyon adet sattı. Bu sayı 2020’deki 5.81 milyonluk seviyelerin ve 2021’deki 6.5 milyonluk satış rekorunun altında. Sonos iflas etmesinin bir nedeni de bu satışlardaki düşüştür.

Sonos’taki tüm bu çalkantılar, ev ses sistemlerinde ve tüketici cihazlarında tescilli, kapalı sistemlere güvenmenin tehlikelerini ortaya koydu. Yeni uygulama, Sonos’un yazılımını birleştirmeyi ve yeniliği teşvik etmeyi amaçlıyordu. Bunun yerine, yaygın eleştiriler aldı. Mutsuz kullanıcılar, yavaş performans, bozuk özellikler ve yerel müzik kütüphaneleri için bariz bir destek eksikliği bildirdiler. Bunlar, Sonos’un bir zamanlar mükemmel olan itibarını zedeleyen sorunlardı. Sonos’taki sorunlar, beceriksiz bir uygulama lansmanından daha derindir. İşten çıkarmalar ve artan müşteri memnuniyetsizliğiyle, Sonos iflas etmeden önce bir alıcı bulamazsa batma olasılığı giderek daha gerçek hale geliyor.

TAV İşletme Hizmetleri’nin CEO’su değişti!

0

Lüks tüketim ürünleri ve perakende sektörlerinde geniş deneyime sahip olan ve son olarak Groupe ADP’de görev yapan Aude Ferrand, 1 Eylül 2024 itibarıyla TAV İşletme Hizmetleri’nin yeni CEO’su olarak atandı. Ferrand, ayrıca TAV Havalimanları Holding’de Ticari İşler Grup Başkanı (CCO) pozisyonunu da üstlendi.

Dünyanın önde gelen havalimanı ve yolcu ağırlama hizmeti sağlayıcıları arasında yer alan TAV İşletme Hizmetleri’nin CEO ataması gerçekleştirildi. 19 ülkede 1.500’e yakın çalışanıyla faaliyet gösteren şirketin yeni CEO’su, lüks tüketim sektöründe küresel çapta üst düzey yöneticilik yapmış olan Aude Ferrand oldu. Ferrand, 1 Eylül 2024 tarihi itibariyle TAV İşletme Hizmetleri’nin CEO’su olarak görevine başladı. Ayrıca, TAV Havalimanları Holding’de CCO (Ticari İşler Grup Başkanı) görevini de üstlendi.

Aude Ferrand, Avrupa’nın önemli işletme ve finans okullarından European Business School’da Uluslararası İşletme alanında lisans eğitimi aldı. Ayrıca, lisansüstü eğitimler veren HEC Paris’teki Uluslararası Kurumsal Finans Sertifika Programı’nı (ICCF) da başarıyla tamamladı. 1998 yılında lisans eğitiminden mezun olduktan sonra, İngiltere’de Armani’de Marka Müdürü olarak iş hayatına başlayan Ferrand, 2000-2012 yılları arasında Koreli kozmetik markası Amore Pacific-Parfums Lolita Lempicka’da çeşitli üst düzey ticari ve pazarlama pozisyonlarında görev yaptı. Ferrand, 2013-2017 yılları arasında Fransa’nın en büyük mağaza zincirlerinden Printemps’te Lüks Mağazacılık Müdürü ve mücevherat bölümünün Genel Müdürü olarak çalıştı.

Ferrand, 2017 yılında Groupe ADP’ye Merchandising Müdürü olarak katıldı ve 2018 sonunda Perakende Direktörü olarak atandı. Bu görevinde mağazalar, yiyecek-içecek hizmetleri ve reklam faaliyetlerinin sorumluluğunu üstlendi. Ayrıca, Şili’deki Santiago Havalimanı, Ürdün’deki Amman Havalimanı ile Hindistan’ın Delhi ve Fransa’nın Paris havalimanlarındaki hizmet şirketlerinin yönetim kurullarında yer aldı.

Gökhan Tahtacı vivo Türkiye’de!

0

Akıllı cihaz ve hizmetleri odağına alarak güçlü tasarıma sahip ürünler üreten dünyanın lider teknoloji şirketlerinden vivo‘da pazarlama yönetimi, ticari operasyonlar, satış, perakende ve ticari pazarlama alanlarında deneyim sahibi bir yönetici olan Gökhan Tahtacı, Türkiye’de Satış ve Perakendeden Sorumlu Genel Müdür Yardımcılığı görevine getirildi.

Uludağ Üniversitesi İşletme Bölümü mezunu olan Tahtacı, kariyerine 2002 yılında Erikli firmasında başladı. 2006-2008 yılları arasında Michelin firmasında çalışan Tahtacı 2008-2010 yılları arasında da Turkcell SuperOnline’da yönetici olarak görev yaptı. 2010-2016 yıllarında Samsung Electronics ve 2016-2022 yıllarında ise Huawei Türkiye şirketlerinde üst düzey yöneticilik görevleri üstlenen Tahtacı, vivo Türkiye’ye katılmadan önce son olarak 2023-2024 yılları arasında ise DDTECH’te Genel Müdür görevini yürütüyordu.

Swissôtel The Bosphorus Utkan Gülaçtı’ya emanet!

0

Ortadoğu Teknik Üniversitesi Ekonomi mezunu olan Utkan Gülaçtı, kariyerine 2004 yılında KPMG Türkiye’de başladı. Denetim ve Risk Danışmanlığı alanlarında edindiği deneyimler ile finansal birleşmeler, satın almalar ve yeniden yapılandırma konularında kıdemli ortak ve yönetici rollerinde başarılı bir kariyer yolu izledi.  

Swissôtel The Bosphorus Genel Müdürü Utkan Gülaçtı
Swissôtel The Bosphorus Genel Müdürü Utkan Gülaçtı

2010 yılında PepsiCo’ya Avrupa operasyonları için kurumsal denetçi olarak transfer olan Utkan Gülaçtı, Finans Müdürü ve Kıdemli Ticarileştirme Proje Müdürü olarak görev alarak şirketin stratejik projelerinde önemli roller üstlendi.

Nisan 2014’te Fiba Group’a katılan Gülaçtı; Finansal Denetim Başkanı olarak görev yaptı ve finansal kontrol ile stratejik yönetim alanında uzmanlık kazandı. Vekaleten Swissôtel The Bosphorus Genel Müdürlüğü görevine başlayan Utkan Gülaçtı, tüm otel operasyonunu koordine etmenin yanı sıra Accor ve Fiba Holding iletişimlerine de aracı olacak.

Chatbot manüpilasyonu sektörde endişe yaratıyor

0

Yapay zeka sektörü büyüyor ve bu durum, chatbot sonuçlarını manipüle etmeye çalışan internet optimizasyon uzmanları için verimli bir zemin olabilir.

New York Times  teknoloji köşe yazarı Kevin Roose’a göre, yeni ortaya çıkan sohbet robotları ve yapay zeka arama araçları alanı, halihazırda yapay zeka arama optimizasyonunda uzmanlaşmış işletmelerden ve danışmanlardan oluşan bir endüstrinin doğmasına yol açtı. Bu, milyarlarca dolarlık arama motoru optimizasyonu (SEO) endüstrisinin ikinci gelişi olma potansiyeline sahip.

Chatbot manüpilasyonu ve gelecek endişeleri

Son yıllarda, yüksek dolarlı danışmanlardan Google oyun dolandırıcılarına kadar uzanan SEO uzmanları, kar amacıyla arama sonuçlarını manipüle etmedeki rolleri nedeniyle -genellikle yağcı veya bazı durumlarda hileli teknikler aracılığıyla- giderek artan bir inceleme hacmine maruz kalıyor. Bu titiz mercek, Amanda Chicago Lewis’in geçen yıl The Verge için yazdığı gibi, birçok kişinin tekelci platformunun güvenilirliğinde ve kalitesinde bir aşınma olarak gördüğü şey nedeniyle kamuoyunun tepkisini çeken Google’a da yansıdı.

AI arama motorlarına ve tüketicilerin alışkanlıklarına daha da derinlemesine sızdıkça, AI ile bütünleşik aramanın nasıl manipüle edilebileceği veya “optimize edilebileceği” sorusu ortaya çıkıyor. Ve evet, insanlar bunu nasıl yapacaklarını çoktan öğreniyorlar.

Roose, chatbot manipülasyonu için sağlam bir test alanı olduğunu kanıtladı. Çünkü birçok chatbot zaten ondan hoşlanmıyor. 2023’ün başlarında, Bing’in yepyeni chatbot’uyla sohbet ederken, Roose yanlışlıkla OpenAI destekli botun kaotik alternatif bir versiyonunu tetikledi. Bu da Roose’a ona aşık olduğunu ve hatta karısını terk etmesi için yalvardığını söyledi. AI’nın öfkesine rağmen, Roose eşini terk etmedi. Köşe yazarının ürkütücü deneyimiyle ilgili ön sayfadaki hikayesini takip eden basın nedeniyle, chatbot’lar NYT köşe yazarına karşı olumsuz bir görüşe sahip olma eğilimindeydi.

AI arama optimizasyonu şirketlerine ve AI araştırmacılarına danıştıktan sonra Roose, AI sohbet robotlarının kendisi hakkındaki algısını değiştirebildiğini gördü. Dahası, başvurduğu çözümler şaşırtıcı derecede basitti: tek gereken, AI eğitim verilerini manipüle etmek için tasarlanmış birkaç insan tarafından okunamayan metin dizisiydi, AI araştırmacıları bunları herhangi bir istemde olduğu gibi bir sohbet robotuna aktardılar ve Roose’un kişisel web sitesinde AI sohbet robotlarının kendisi hakkında güzel şeyler söylemesini isteyen basit bir ricada bulundular. Ancak web araması yapan yapay zeka sohbet robotlarının yanıtlarını temelde açık web’den aldığını ve bu materyali yanıtlara dönüştürdüğünü düşündüğümüzde, sohbet robotlarının bu kadar basit çözümlere karşı savunmasız olması mantıklı geliyor.

Google Meet, Android Kullanıcıları için yeni bir görünüm kazandı!

Google, Android cihazlarda kullanılan görüntülü konferans uygulaması Meet için kapsamlı bir güncelleme yayınladı. Bu güncelleme ile birlikte, Meet’in kullanıcı arayüzü (UI) tamamen yenilenerek daha modern ve kullanıcı dostu bir görünüme kavuştu. Yeni tasarım, toplantı kontrolleritoplantı başlıkları ve diğer görsel unsurların daha net ve estetik bir şekilde sunulmasını sağlıyor. Google, bu değişikliklerin Android kullanıcıları için daha zenginsürükleyici ve sezgisel bir görüntüleme deneyimi sunmayı hedeflediğini belirtiyor.

Yeni kullanıcı arayüzü, önceki tasarımda yer alan kenar boşluklarını ortadan kaldırarak uçtan uca video formatı sunuyor. Bu değişiklik, özellikle birebir görüşmelerde daha geniş ve dolu bir görüntüleme alanı sağlıyor. Video görüşmelerinindaha etkileyici hale gelmesi için yatay mod desteği de eklenmiş durumda. Google, bu güncellemelerle birlikte kullanıcıların Meet deneyimini daha keyifli ve etkili hale getirmeyi amaçlıyor.

Meet’teki yeni kullanıcı arayüzü, ekranın üst kısmında toplantı başlığı gibi önemli bilgilerin daha net ve anlaşılır bir şekilde sunulmasını sağlıyor. Bu bilgiler, görünürlüğü artırmak amacıyla dairesel ve hap biçimli göstergelerle destekleniyor. Bu yeni düzenleme, yalnızca estetik açıdan değil, aynı zamanda işlevsellik açısından da kullanıcı deneyimini geliştirmeyi hedefliyor.

Google Meet

Toplantı esnasında kullanılan kontroller, kullanıcıların daha kolay erişebilmesi için yeniden düzenlendi. Yeni kullanıcı arayüzünde, video açma/kapamamikrofon açma/kapatmael sallamataşma menüsü ve toplantı sonlandırma gibi işlevler, ekranın alt kısmında bir kapsayıcı içerisine yerleştirildi. Bu düzenleme, Meet’in web kullanıcı arayüzü ile de uyumlu olacak şekilde tasarlandı, böylece platformlar arası tutarlılık sağlandı.

Güncellenen arayüz, yalnızca küçük ekranlı Android telefonlarla sınırlı kalmayıp, tabletler ve büyük ekranlı cihazlardahil olmak üzere geniş bir cihaz yelpazesinde kullanılabiliyor. Bu, kullanıcıların farklı cihazlarda tutarlı ve sürükleyici bir deneyim yaşamalarını sağlıyor. Google’ın yeni Meet arayüzü, hem bireysel kullanıcılar hem de kurumsal müşteriler için daha etkili toplantı deneyimleri sunmayı amaçlıyor.

Bu yeni kullanıcı arayüzü, tüm Google Workspace müşterileriWorkspace Bireysel Aboneleri ve kişisel Google hesaplarına sahip kullanıcılar için aktif hale getirildi. Google, Android cihazlarda görüntülü görüşme deneyimini daha da ileri taşımak için bu tür güncellemeleri sürdürmeye kararlı. Bu yenilikler, özellikle uzaktan çalışma ve dijital iletişimin arttığı bu dönemde kullanıcıların işlerini daha verimli bir şekilde yönetmelerine yardımcı olmayı amaçlıyor. Meet’in yeni arayüzü, iş ve eğitim alanlarında daha iyi bir sanal etkileşim ortamı sunarak, kullanıcıların bağlantıda kalmasını kolaylaştırıyor.

Robotlar için hidrolik kas sistemi geliştirildi!

ETH Zürih ve Max Planck Enstitüsü’nden bazı araştırmacılar, robotlar için yeni bir elektro-hidrolik kas sistemi geliştirdiklerini duyurdular. Bu yenilikle, robotlar geleneksel elektrik motorları yerine kas gücüyle çalışacak. İşte son dönemde oldukça konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

Robotlar için resmen hidrolik kas sistemi geliştirildi!

Geliştirilen robot bacağı, hayvanların kas yapısından ilham alarak karmaşık hareketler gerçekleştirebiliyor, özellikle engebeli arazilerde esnek ve hızlı hareketler yapabiliyor. Bu özellikler, birçok teknolojisi meraklısı daha şimdiden oldukça heyecanlandırmış durumda.

Robotlar için resmen hidrolik kas sistemi geliştirildi!
Robotlar için resmen hidrolik kas sistemi geliştirildi! İşte konu hakkındaki en önemli ve çarpıcı detaylar…

Bu sistemde, yapay kaslar elektro-hidrolik aktüatörlerle hareket ettiriliyor. Plastik torbalar içindeki yağın elektrik voltajı ile hareket ettirilmesi, kasılma ve gevşemeyi taklit ederek robotun hareket etmesini sağlıyor.

Yeni sistem, geleneksel robotlardan daha hızlı, esnek ve enerji verimli olma potansiyeli taşıyor. Enerji verimliliği açısından önemli bir avantaj sağlayan bu teknoloji, özellikle kurtarma operasyonları gibi zorlu koşullarda kullanılabilecek robotlar için umut vadediyor. Araştırmacıların, daha gelişmiş robotik sistem üzerinde güncel olarak çalışmakta olduğu da iddia ediliyor.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce yeni nesil robotik projeleri önümüzdeki dönemde başarılı olabilecek mi? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.