Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 545

ABD, Çin’e yarı iletken ihracatını kısıtlıyor!

Reuters’in haberine göre, bu yeni kurallar İsrail, Tayvan, Singapur ve Malezya gibi ülkeleri de etkileyecek. Ancak, Reuters’in kaynaklarına göre, Japonya, Güney Kore ve Hollanda gibi ABD müttefiklerinden yapılan sevkiyatlar bu kuraldan muaf tutulacak.

Bu haberi takiben, yarı iletken endüstrisinin önde gelen tedarikçilerinden biri olan Hollandalı ASML firmasının hisseleri Çarşamba günü %10’a kadar yükseldi.

Japon yarı iletken ekipman üreticisi Tokyo Electron’un da hisseleri bu gelişme sonrasında yükseliş gösterdi. Bu tablo, ABD’nin Çin’e karşı teknoloji rekabetini artırdığı bir dönemde ortaya çıktı ve küresel çip endüstrisindeki güç dengesini etkileme potansiyeline sahip.

ABD, Çin’in yapay zeka alanındaki gelişmelerini bir süredir engellemeye çalışıyor ve Çin’in güçlü AI çiplerine erişimini kısıtlıyor. Bu çabalar, Çin’in yapay zeka teknolojisinde dünya liderliği hedefleyen politikalarına karşı bir önlem olarak değerlendiriliyor.

Yapay zeka, Çin lideri Xi Jinping‘in ülke ekonomisini canlandırma amacıyla üzerine yoğunlaştığı teknolojiler arasında yer alıyor. Ancak, Pekin hükümeti, büyük dil modelleri gibi teknolojilere sıkı sansür yasaları getirerek ChatGPT gibi araçları engellemiş durumda.

Çin’de bilgiye erişimi sınırlayan Büyük Güvenlik Duvarı’na benzer şekilde, Çinli chatbotlar da 1989 Tiananmen Meydanı katliamı ve Xi Jinping’in Winnie the Pooh ile karşılaştırılmaları gibi konulardan kaçınıyor.

Bu tür sansür uygulamaları, Çin hükümetinin teknoloji üzerindeki sıkı kontrolünü sürdürme çabalarının bir parçası olarak görülüyor. Bu bağlamda, ABD’nin Çin’e yönelik bu yeni ihracat kısıtlamaları, küresel teknoloji rekabetinin daha da kızışmasına yol açabilir.

ChatGPT ile gelen siber güvenlik risklerine dikkat!

Microsoft ve LinkedIn tarafından yayımlanan bir rapora göre, dünya çapında 4 beyaz yakalı çalışandan üçü, ChatGPT’yi aktif olarak kullanıyor. Verimlilik ve üretkenlik açısından katkıları yadsınamasa da ChatGPT gibi araçlar, siber güvenlik ekiplerinin yeni korkulu rüyası oldu.  

BT ekiplerinin bilgisi olmadan kullanılan ChatGPT güvenlik riski oluşturuyor

Nisan 2024’te yayımlanan bir araştırmaya göre ChatGPT, şirket içinde bilgi güvenliği ve BT ekiplerinin bilgisi olmadan kullanılan hizmet olarak yazılım çözümlerinin başında geldi. Bu duruma literatürde “gölge BT” adı verildiğini söyleyen Privia Security Kıdemli Siber Güvenlik Uzmanı Onur Oktay, “Bir kurumsal şirkette kullanılan her türlü bulut tabanlı ya da lokal yazılımın BT ekipleri veya siber güvenlik ekipleri tarafından denetlenmesi gerekir. Söz konusu yazılımların nasıl, hangi koşullarda kullanılacağına, hangi olağandışı durumlarda ekiplerin bilgilendirilmeleri gerektiğine dair yönetişim ilkelerini benimseme görevi BT ve siber güvenlik ekiplerinindir. Başka bir deyişle şirket içinde bu ekiplerin bilgisi olmadan kullanılan herhangi bir yazılım, riskleri de beraberinde getirir.

ChatGPT gibi, büyük veri setlerini kullanarak gelişen ve daha iyi sonuçlar veren üretken yapay zeka çözümleri, şirketler için bu açıdan büyük bir risk teşkil ediyor. Çalışanların gerçek verileri, iş verilerini, ticari sırları verimli çıktılara dönüştürmek için ChatGPT gibi ürünleri güvenlik kriterlerine dikkat etmeden kullanması, bu sırların açığa çıkması veya şirkete yönelik organize siber saldırılar gerçekleştirilmesi risklerini artırıyor. Öte yandan kişisel bilgilerin şirket dışına çıkarılması, şirketler için KVKK ve GDPR gibi kişisel veri odaklı kanunları da delmeye ve regülatif yaptırımlarla karşılaşmaya sebep olabiliyor” diye konuştu.

Üçüncü taraf uygulamalar riski artırıyor

ChatGPT’nin bireysel geliştiricilere de yeni ve özel amaçlara hizmet eden GPT’ler geliştirme olanağı sunduğunu hatırlatan Onur Oktay, “ChatGPT, farklı amaçlar için geliştirilmiş eklentiler ve üçüncü taraf yazılımlara da erişme olanağı sunuyor. Üçüncü taraf geliştiricilerin devreye aldığı eklentileri kullanmanın riskleri daha da artırma olasılığı, bilimsel nitelikteki çalışmalarla kanıtlanıyor. Üçüncü taraflar, işletmelerin veya kullanıcıların hassas verilerini bir biçimde ele geçirebiliyor. Herhangi bir siber saldırgan için yalnızca bir kişisel ve hassas bilgiye sahip olması dahi tüm saldırı planını değiştiriyor ve başarı şansını artırıyor. Öte yandan bu eklentiler kişiden onay isteyerek yüklenebiliyor ve bu onayın kötü amaçlı kullanılma olasılığı var. Bir bilgisayara zararlı yazılım yüklendiği anda saldırgan, kurumsal ağa sızmış demektir. Bu durumda risklerin gerçek zarara dönüşmesi neredeyse kaçınılmaz hale gelebilir” ifadelerini kullandı.

Kimlik avı dolandırıcılığı da riskler arasında

ChatGPT gibi araçları, bilgi güvenliği konusunda farkındalık olmadan kullanmaya dair risklerin, üçüncü taraf uygulamalarla sınırlı olmadığını vurgulayan Oktay; “ChatGPT’nin siber saldırganlara çok sofistike saldırı vektörleri kodlama veya kimlik avı dolandırıcılığı / sosyal mühendislik odaklı materyaller sağlama yeteneklerinin olduğunu da akılda tutmak gerekiyor. Platform her ne kadar bu konuda politika geliştirse de ChatGPT’nin kötüye kullanımı hâlâ mümkün. Herhangi bir kişisel bilgi kullanılarak oluşturulacak bir oltalama e-postası, şirket için kritik verilerin paylaşılmasına, şirket ağlarının kilitlenmesine ve fidye talebine kadar uzanabilen ciddi riskler doğuruyor. 2022’nin son çeyreğinden 2024’ün ilk çeyreğine kadar kimlik avı saldırısı e-postalarının %1.265 artmasında ChatGPT’nin hızının etkisi yadsınamaz” dedi.

Geliştiriciler ChatGPT tarafından yazılan kodlara güvenmiyor

Yazılımcıların da kodlarını düzeltmek veya kontrol etmek için ChatGPT’den veya yazılımcılar için geliştirilmiş üretken yapay zeka araçlarından yararlanabildiğini dile getiren Onur Oktay, “Öte yandan yılın başında yayımlanan bir araştırmada, 10 geliştiriciden neredeyse 9’u, yapay zeka kodlama araçlarını kullanmanın, güvenlik açısından yaratabileceği sonuçlardan endişe duyacağını dile getiriyor. Bu doğru bir yaklaşım, zira kod parçası satır satır okunmadan gizlenen zararlı bölümün keşfedilmesi mümkün olmayabiliyor. İnternete bağlı bir bilgisayarla etkileşime geçen herhangi bir ticari veya kişisel bilgi ise siber saldırganların hedeflerine ulaşması anlamına geliyor” ifadelerini kullandı.

Geleceğin yayıncıları Konya’da yetişiyor!

0

İlim şehri Konya’mızda yayıncılık ve matbuat alanına olan ilgi, genç yeteneklerin bu alanda yetişmesine olanak sağlıyor. Bu kapsamda, Konya’da düzenlenen ve yayıncılık alanında önemli bir yere sahip olan “Yayıncılık Yaz Okulu” etkinliği, bu yıl üçüncü kez kapılarını açıyor. “Nitelikli Bilimsel Yayıncılık” temasıyla gerçekleşecek olan bu program, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü, Konya Büyükşehir Belediyesi ve Necmettin Erbakan Üniversitesi iş birliğiyle, Sosyal İnovasyon Ajansı yürütücülüğünde düzenleniyor.

Yayıncılık Yaz Okulu, genç yayıncı adaylarına ilham verici bir öğrenme yolculuğu sunuyor. Yayıncılık alanında uzman eğitmenler eşliğinde gerçekleştirilecek eğitimlerde, katılımcılar sektöre dair derinlemesine bilgi edinme fırsatı bulacaklar. Yayıncılık, kültür endüstrilerinin önemli bir kolu olup, kitap ve dergi basımından editörlüğe, dijital yayınlardan yayınevi işletmeciliğine kadar geniş bir yelpazede meslekleri bir arada tutan önemli bir sektördür.

Konya’da düzenlenen bu etkinlik, gençlerin bu alanda kendilerini geliştirmeleri ve profesyonel bir kariyer yolunda ilk adımlarını atmaları için eşsiz bir fırsat sunuyor. Yayıncılık Yaz Okulu, sadece teorik bilgiyle sınırlı kalmayıp, katılımcılara pratik deneyimler de kazandıracak.

Başvurular 26 Temmuz – 11 Ağustos 2024 tarihleri arasında kabul edilecek. Bu önemli etkinliğe katılmak ve yayıncılık alanında uzmanlaşmak isteyen gençler, www.yayincilikyazokulu.com adresinden başvurularını gerçekleştirebilirler.

Yayıncılık Yaz Okulu’na katılarak, geleceğin yayıncıları arasında yerinizi alın. Yayıncılık dünyasında kariyer yapma hayali kuran tüm gençleri bu eşsiz eğitim programına başvurmaya davet ediyoruz. Konya’nın tarihi ve kültürel atmosferinde, uzman eğitmenler eşliğinde nitelikli bilimsel yayıncılık eğitimi alarak, geleceğin başarılı yayıncıları arasında yer almak için bu fırsatı kaçırmayın!

Başvuru Detayları:

Konya Büyükşehir Belediyesi, Necmettin Erbakan Üniversitesi ve Sosyal İnovasyon Ajansı’nın iş birliğiyle gerçekleşecek bu programda siz de yerinizi alın. Geleceğin yayıncıları arasında yer almak için hemen başvurun!

Japonya, paylaşımlı yolculuk manipülasyonunu engellemeye çalışıyor!

0

Bakanın paylaşımlı yolculuk ile ilgili düşünceleri, 29 Temmuz’da sektörü tartışmak üzere düzenlenen bir çalışma grubu toplantısında vekili tarafından okunan bir konuşmada dile getirildi.

Kono, bu yorumları düzenleyici reform teşvik konseyine sunulmak üzere önceden hazırlamıştı ancak toplantıya katılamadı.

Kono’nun vekili, “Araç boş olmasına rağmen doluymuş gibi göstererek, şoförler geleneksel taksi taleplerini daha kolay geri çevirip, paylaşımlı yolculuk uygulamalarından gelen talepleri kabul edebiliyor ve böylece daha yüksek bir eşleşme oranı elde ediyor.” dedi.

Japonya, yıllardır paylaşımlı yolculuk hizmetlerinin yaygınlaşmasına karşı direndi ancak Uber gibi uygulamalar aracılığıyla taksilerin çağrılmasına izin verdi. Bu yılın başında ise ülke, yalnızca geleneksel taksi şirketlerinin uygulamaları aracılığıyla erişilebilen ve sadece belirli bölgelerde, sınırlı saatlerde hizmet veren paylaşımlı yolculuk hizmetlerine kapılarını açtı.

Bu sınırlı hizmetin sunulmasının bir nedeni, Japonya’nın hızla yaşlanan nüfusunun yarattığı işgücü sıkıntısı nedeniyle yollara daha fazla araç çıkarmak istemesiydi. Bu nedenle, taksi şoförlerinin daha yüksek gelir arayışıyla paylaşımlı yolculuk platformlarını manipüle etmeleri hoş karşılanmıyor çünkü bu durum, arzı artırma stratejisini baltalıyor.

Japonya’nın yeni yolculuk deneyimi, şimdiden bazı düzenlemeler gerektirdi. Temmuz ayında, yoğun yağış sırasında daha fazla aracın hizmet verebilmesi için değişiklikler yapıldı. Dünyanın her yerinden düzenleyiciler, bu yeni sahanın sınırlarını belirlemeye yönelik adımlar atıyor.

Ülkemizde de, yakın zamanda Martı ile başlayan akımın düzenleyicilerin adımları doğrultusunda nasıl bir boyuta ulaşacağını zaman içerisinde göreceğiz.

Nvidia, sadece bir günde 329 milyar dolar değer kazandı…

0

Nvidia, mütevazı bir grafik kartı üreticisinden, teknoloji endüstrisinin yapay zeka çılgınlığına binerek inanılmaz yeni zirvelere ulaştı. Şirket, Wall Street’te rekor bir günün ardından piyasa değerine 329 milyar dolar ekledi. Nvidia’nın bu olağanüstü yükselişi, yapay zeka ve makine öğrenimi konusundaki heyecanı yeniden alevlendirdi.

Nvidia’nın devasa değer artışı: Bir günde 329 milyar dolar!

Nvidia, birçok kişi tarafından Android telefonları, Nintendo Switch’leri ve üst düzey PC oyun makinelerini güçlendiren çiplerin üreticisi olarak biliniyor. İlk büyük çıkışını Microsoft’un orijinal Xbox’ı için ekran kartı tasarlayarak yaptı ve Sony’nin de PlayStation 3 için grafik işlemcisini tasarlamasına yardımcı oldu. Yıllarca oyuncuları etkileyen ancak çoğu kişinin parasının yetmediği güçlü ekran kartlarıyla bilindi. Şimdi ise şirket, hızla bambaşka bir şey haline geliyor.

2023 yılının başında Nvidia hisseleri 15 doların altında işlem görüyordu. İki yıl geçmeden 100 doların üzerine çıktı. Bu değişimin ardındaki neden neydi? Microsoft ve diğerleri, yapay zeka hedeflerini gerçekleştirmek için hızla ekran kartları satın alıyor.

Üretken yapay zeka ve makine öğrenimi konusundaki şüphecilik dalgasına rağmen, Microsoft’un yapay zeka hesaplama için sunucu çiftliklerine milyarlarca dolar yatırmaya devam edeceğini açıklamasıyla Nvidia hisseleri, sekiz saatten kısa bir sürede birçok şirketin toplam değerinden daha fazla arttı.

Şirketin bu değer artışı, Netflix, Coca-Cola ve Bank of America’nın toplam değerinden daha fazla. Sekiz Electronic Arts ve 12 Take-Two’nun değerine eşdeğer olan bu artış, Nvidia’nın sadece bir günde ne kadar büyük bir değişim geçirdiğini göstermektedir.

Şirket, geçen ay 3 trilyon doları aşarak en yüksek değerine ulaştı ancak bu tek günlük dalgalanma, Nvidia’nın yakın geçmişinden veya mevcut pazar gerçekliğinden ne kadar kopmuş olduğunu gösteriyor. Meta’nın VR’dan yapay zeka çip yarışına geçiş yapması ve diğerlerinin yakalamaya çalışmasıyla birlikte şirket, hızla teknoloji ve finans dünyasının merkezi haline geldi.

Qualcomm’un 3. çeyrek geliri belli oldu!

0

Qualcomm, yılın üçüncü çeyreğine ilişkin finansal raporunu açıkladı. Bu kapsamda şirket, akıllı telefon satışlarındaki toparlanmanın etkisiyle yatırımcı beklentilerini aştı ve üçüncü çeyrek mali sonuçlarında sevindirmeyi başardı.

Qualcomm son çeyrek kazancı 9,3 milyar dolar oldu

Haziran ayında sona eren çeyrek için Qualcomm; 9,39 milyar dolar gelir elde ettiğini duyurdu. Bu da hisse başına 2,33 dolar kazanç açıkladığı anlamına geliyor. Analistler 9,22 milyar dolar gelirle hisse başına 2,25 dolar kazanç yaşanmasını bekliyorlardı.

Qualcomm için en önemli yatırımların başında akıllı telefon çipi bulunuyor. Buna göre çip satışları geçtiğimiz yıla kıyasla yüzde 12 artarak 5,9 milyar dolara ulaştı. Şirket, akıllı telefonlara yönelik talebin birkaç yıllık düşüşün ardından toparlanmaya başladığını dile getirdi.

Qualcomm en yeni Snapdragon çiplerinin yapay zeka özelliklerine dikkat çekiyor. Bu kapsamda AI telefon için Snapdragon’un varlığına işaret ediyor. Qualcomm, IoT gelirinin yıllık bazda yüzde 8 düşüşle 1,4 milyar dolara gerilediğini söyledi.

Qualcomm’un otomotiv segmentinden elde ettiği gelir yüzde 87 artışla 811 milyon dolara yükseldi ve 641,7 milyon dolarlık tahminleri aştı. Şirket, akıllı telefonların ötesine geçmeye çalışırken otomotivi önemli bir büyüme faktörü olarak görüyor.

Şirket ayrıca geçtiğimiz aylarda Snapdragon X işlemcisiyle dizüstü bilgisayar pazarına girdi. Qualcomm açısından dönüm noktası olan bu ürün, ilk aşamada beklentileri karşıladı.

Qualcomm, içinde bulunduğumuz çeyrek için 9,5-10,3 milyar dolar gelir ve hisse başına 2,38-2,58 dolar kazanç öngörüyor. Yatırımcılar ise 9,71 milyar dolar gelir ve 2,45 dolar kazanç bekliyor. Raporların iki ay sonra açıklanacağını belirtelim.

Dosya paylaşım servisi WeTransfer satıldı!

0

İtalyan uygulama geliştiricisi Bending Spoons, dosya paylaşım platformu WeTransfer’i satın aldığını duyurdu. Milano merkezli teknoloji şirketi, yazılım şirketleri için bir dizi anlaşmaya imza atmaya devam ediyor.

Mali detayları açıklanmayan anlaşma, Şubat ayında sermaye artırımıyla 155 milyon dolar toplayan ve şirketin değerlemesini 2,55 milyar dolara çıkaran Bending Spoons’un bu yılki beşinci satın alması oldu.

2009 yılında Hollanda’da kurulan WeTransfer’in sahibi, 2022 yılında 716 milyon avro değerleme ile halka arz talebinde bulunmuştu ancak sonrasında piyasa oynaklığı nedeniyle bu plandan vazgeçilmişti.

WeTransfer kullanıcı tabanı

WeTransfer hizmeti, kullanıcılarına büyük dosyaları çevrimiçi olarak aktarma olanağı sağlıyor. Açıklamada yer alan verilere göre, 600 bin abonesi ve aylık 80 milyon aktif kullanıcısı bulunuyor.

Temmuz ayının başlarında Bending Spoons, basılı dergiler ve kitaplar gibi belgeleri çevrimiçi olarak okunabilen dijital yayınlara dönüştüren dijital yayın platformu Issuu’yu satın almıştı. Firma öncesinde, canlı yayın uygulaması StreamYard’ı ve 60 milyon üyesi olan, yüz yüze ve sanal etkinlikler ve toplantılar düzenlemek için kullanılan bir sosyal ağ olan Mosaic Group ve Meetup’ın dijital varlıklarını bünyesine katmıştı.

Temu satıcıları isyanda! Genel merkezin önünde protesto düzenlediler!

Reuters’a konuşan bir Temu satıcısı, bu cezaların Shein gibi düşük maliyetli rakiplerle olan zorlu fiyat rekabetinin bir sonucu olduğunu belirtti.

Guangzhou’dan bir giysi satıcısı ise, Temu’nun Nisan ayında müşteri iadeleri için yeni cezalar getirdiğini ve bu cezaların satış bedelinin beş katına kadar çıkabileceğini belirtti. Satıcı, “Müşterilere geri ödeme yapmak zorunda kalmamı anlayabilirim, ancak satıcıların talebi Temu’nun haksız yere ceza kesmeyi bırakması.” dedi. Guangzhou’daki Temu genel merkezine protesto amacıyla gittiğini de ekledi.

Satıcı, durumu sakinleştirmek için Temu’nun, satıcıların ödemesi gereken ceza miktarlarını kaydetmelerini istediğini, ancak sonrasında herhangi bir adım atmadığını belirtti. Bu nedenle, 29 Temmuz’da daha fazla satıcı (yaklaşık 400-500 kişi) toplandı. Durumun hassasiyeti nedeniyle adının açıklanmasını istemeyen satıcı, bu protestonun nedeninin haksız yere uygulanan cezalar olduğunu vurguladı. Çevrimiçi yayılan videolar da binanın önünde toplanan yüzlerce protestocuyu belgeler nitelikte.

Temu, yaptığı açıklamada, çoğu protestocunun Shein’de de faaliyet gösteren giysi satıcıları olduğunu; satıcılarla bir çözüm bulmak için aktif olarak çalıştıklarını belirtti. Açıklamada, “Bu satıcılar, satıcı sözleşmelerinde belirtilen normal arabuluculuk yollarıyla ve yasal kanallarla sorunları çözmeyi reddettiler.” denildi. Şirket, satıcıların ürün kalitesi ve uygunlukla ilgili satış sonrası sorunların ele alınmasından memnun olmadıklarını söyledi.

Temu satıcıları iflasa mı sürüklüyor?

Giysi satıcısı, şirketin bu cezaları uygulamaya başlamasından bu yana birçok satıcının iflas ettiğini veya işlerini kapattığını belirtti. Ayrıca, yanlış beden gibi çeşitli sorunlar nedeniyle de cezaların uygulandığını ifade etti.

Küçük bir satıcı olduğunu belirten bu kişi, başlangıçta 15.231 $ ceza ödeyeceğini tahmin ederken, sonucun yaklaşık 40.171,21 $ olduğunu öğrendiğini söyledi. Yaklaşık 2-3 dolarlık ürünler sattığını ve henüz kar elde edecek duruma gelmediğini de ekledi.

Penny adında başka bir Guangzhou’lu satıcı, protestoya katılmasına rağmen Temu’dan ayrılma lüksünün olmadığını belirtti. Penny, “Temu’dan basitçe ayrılamam çünkü ödeme yapmam gereken işçilerim ve depoda birkaç milyon yuan değerinde giysim var. Başka bir çıkış yolum yok.” dedi.

Temu, çoğu satıcının kuralları dahilinde başarıya ulaştığını, artan satışlar ve olumlu müşteri geri bildirimleri aldığını ifade etti. Şirket, “Cezalar, yüksek kaliteli bir pazar yeri sağlamak için gereklidir, ancak adil bir uygulama ve anlaşmazlık çözümüne kararlıyız.” dedi.

Çin yapay zeka patentlerinde dünya lideri!

Çin, yapay zeka teknolojilerindeki hızlı yükselişini bir kez daha kanıtladı. Ülkedeki ulusal fikri mülkiyet idaresininaçıklamasına göre, Çin’de yapay zeka temelli buluş patentlerinin sayısı 2023 sonunda 378 bine ulaştı. Bu rakam, Çin’in yapay zeka alanındaki inovasyon kapasitesini gözler önüne sererken, ülkenin bu alandaki küresel liderliğini pekiştirdi.

Çin Ulusal Fikri Mülkiyet İdaresinin üst düzey yetkilisi, düzenlenen basın toplantısında yaptığı açıklamada, yapay zeka patentlerindeki bu önemli artışın, Çin’in dijital ekonomideki hızlı büyümesinin bir yansıması olduğunu belirtti. Ülkedeki temel dijital ekonomi sektörlerinde onaylanan patentlerin sayısının 406 bine ulaştığı ve bu rakamın toplam buluş patentlerinin yüzde 45’ini oluşturduğu ifade edildi. Bu durum, yapay zekanın Çin ekonomisine olan katkısınıngiderek arttığını ve teknolojik ilerlemenin ekonomik büyümeye etkisini gösteriyor.

Çin’in yapay zeka alanındaki bu başarısı, ülkenin bu teknolojiye yaptığı büyük yatırımların bir sonucu olarak değerlendiriliyor. Çin hükümeti, yapay zeka alanındaki araştırma ve geliştirme çalışmalarını destekleyici politikalar ile bu alandaki inovasyonu hızlandırdı ve sektördeki rekabet gücünü artırdı. Ayrıca, devletin desteklediği çeşitli stratejik projeler ve finansal teşvikler, yapay zeka teknolojilerinin hızla gelişmesini sağladı.

Çin’in yapay zeka alanındaki bu başarıları, dünya genelinde dikkatleri üzerine çekiyor ve diğer ülkelerde benzer adımların atılması gerekliliğini gündeme getiriyor. Bu gelişmelerin küresel teknoloji pazarı üzerindeki etkileri büyük olabilir; Çin’in teknoloji alanındaki bu liderliği, uluslararası rekabeti artırabilir ve diğer ülkelerin yapay zeka teknolojilerindeki yatırımlarını ve araştırma çabalarını yeniden değerlendirmelerine neden olabilir. Ayrıca, Çin’in bu alandaki başarısı, uluslararası işbirliklerini ve teknoloji transferlerini de şekillendirebilir.

Skype artık reklamsız olacak!

Microsoft, bu adımın kullanıcı geri bildirimlerine yanıt olarak atıldığını ve “Skype deneyimini daha temiz ve kullanıcı dostu” hale getirmeyi amaçladığını belirtti.

Günümüzde birçok şirketin reklam odaklı stratejiler benimsemesi göz önüne alındığında, bu karar Skype kullanıcıları için memnuniyet verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

Skype’ın “bugün” bölümü ve mevcut haber akışı ise kalmaya devam edecek, ancak bu akışta artık reklamlar yer almayacak. Kullanıcılar, haber akışı sekmesini de ayarlar menüsünden kaldırabilecekler.

Bu güncelleme aynı zamanda yapay zeka meraklıları için de bazı yenilikler getiriyor. Skype, masaüstü uygulamasında yenilenmiş bir yapay zeka görüntü oluşturma sistemi sunacak. Bu özellik, kullanıcıların sohbet penceresinden veya üst bardan görüntü oluşturucuya erişmesine olanak tanıyor. Yeni arayüz “daha sezgisel ve görsel olarak daha çekici” olacak ve görüntüler üzerine tıklanıldığında büyüyecek. Bunun dışında, görüntü oluşturucu standart işlevini sürdürecek.

Skype yakınlaştırma özelliği

Son olarak, güncellemeyle birlikte iOS uygulamasına OneAuth kimlik doğrulayıcısı entegrasyonu getiriliyor. Bu özellik Androidde zaten mevcut. OneAuth, eski oturum açma sisteminin yerini alacak ve kullanıcılar, Teams gibi diğer Microsoft uygulamalarında oturum açmışlarsa otomatik olarak Skype’a da giriş yapacaklar. Bu özellik, zaten fazlasıyla karmaşık olan şifre yönetimi süreçlerinde kullanıcılar için oldukça kullanışlı olacak.

Bu güncelleme, Skype Insider Programı’na kayıtlı olan herkes için kullanıma sunuldu. Güncellemenin tüm kullanıcılara ulaşması birkaç gün sürecek ve Microsoft, tüketicilere güncellemeyi henüz görmedikleri takdirde kontrol etmeye devam etmeleri çağrısında bulunuyor.

DRAM ve NAND gelirlerinde yapay zeka talebi ile büyük atış bekleniyor!

2024 yılı, DRAM ve NAND flash endüstrileri için büyük bir dönüm noktası olabilir. Yapay zeka kaynaklı talebin etkisiyle, DRAM gelirlerinin 90,7 milyar dolara ve NAND flash gelirlerinin ise 67,4 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Storage Newsletter‘ın bildirdiğine göre, bu yıl DRAM ve NAND flash gelirlerinde sırasıyla %75 ve %77oranında artış öngörülüyor. Bu artışın başlıca nedenlerinden biri, Yüksek Bant Genişlikli Bellek (HBM) gibi yüksek gelir getirici ürünlere olan talebin hızla artması.

DRAM gelirlerinin 2023 yılına kıyasla %75 artarak 90,7 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Bu eğilim, 2025 yılında DRAM gelirlerinin %51 artışla 136,5 milyar dolara çıkacağı tahmin edilen dönemle de devam edecek. Gelirdeki bu büyük patlama, 2024 yılında %53 oranında artan ve 2025 yılında %35 daha artabileceği tahmin edilen ortalama DRAM fiyatlarından kaynaklanıyor. HBM bellek talebiDRAM gelirlerini artıran diğer büyük bir faktör. HBM, üretimi en pahalı sistem belleklerinden biri olup, büyük talep görüyor. 2024 yılında HBM, toplam DRAM gelirlerinin %20‘sini oluşturabilirken, DRAM bit sevkiyatlarının sadece %5‘ine katkıda bulunacağı öngörülüyor.

DDR5 ve LPDDR5/LPDDR5X gibi diğer yüksek hızlı bellek türleri de DRAM kârlarının artmasına yardımcı oluyor. DDR5‘in sunucu pazarındaki benimsenmesi artmaya devam ederken, 2024 yılına kadar toplam DRAM sunucu pazar payının %40‘ına ulaşması, 2025 yılında ise %65‘e yükselmesi bekleniyor. LPDDR5 ve LPDDR5X‘in 2024 ve 2025 yıllarında mobil DRAM bit sevkiyatlarının sırasıyla %50 ve %60‘ına katkıda bulunacağı tahmin ediliyor. Intel‘in Lunar Lake yongaları da bu trende katkıda bulunacaktır.

NAND flash gelirlerinin ise bir önceki yıla göre %77 artarak 2024 yılında 67,4 milyar dolara ulaşacağı tahmin ediliyor. 2025 yılında NAND flash gelirlerinin %29 artışla 87 milyar dolara çıkması bekleniyor. Bu gelir artışı, kurumsal SSD‘lerde QLC flash‘ın ve akıllı telefonlarda UFS depolamanın benimsenmesinin yanı sıra, sunucu talebindeki toparlanma ve üreticilerin arzı sınırlamasından kaynaklanan kısıtlı sermaye harcamalarından kaynaklanacak.

QLC‘nin 2024 yılında NAND flash bit sevkiyatlarının %20‘sine katkıda bulunacağı ve 2025 yılında benimsenmenin daha da artacağı bildiriliyor. Bu artışın ana nedenlerinden biri, QLC‘nin akıllı telefon endüstrisinde benimsenmesi ve Apple‘ın 2026 yılına kadar iPhone‘larına QLC depolamayı uygulayacağı yönündeki haberlerdir.

Dark Angels fidye çetesi, 75 milyon dolar rekor fidye aldı!

2024 Zscaler Fidye Yazılımı Raporu’na göre, bir Fortune 50 şirketi, Dark Angels fidye yazılımı çetesine tam 75 milyon dolar fidye ödemesi yaptı. Bu rekor ödeme, kamuoyunda bilinen en yüksek fidye miktarını geride bıraktı ve saldırganların ilgisini çekti.

Zscaler ThreatLabz ekibinin hazırladığı raporda, “2024 yılının başlarında ThreatLabz, Dark Angels’a 75 milyon dolar ödeyen bir kurbanı ortaya çıkardı; bu, kamuoyunda bilinen tüm miktarlardan daha yüksekti – bu başarı, temel taktiklerini (aşağıda açıkladığımız) benimseyerek bu başarıyı tekrarlamak isteyen diğer saldırganların ilgisini çekecektir,” ifadeleri yer alıyor. Bu ödeme, kripto istihbarat şirketi Chainalysis tarafından X platformunda yapılan bir paylaşımda da doğrulandı. Daha önce bilinen en büyük fidye ödemesi, sigorta devi CNA‘nın Evil Corp fidye yazılımı saldırısına maruz kaldıktan sonra ödediği 40 milyon dolar olarak kayıtlara geçmişti.

Hangi şirket ödedi?

Zscaler, 75 milyon dolarlık fidyeyi hangi şirketin ödediğini paylaşmazken, bu şirketin Fortune 50’de yer aldığını ve saldırının 2024’ün başlarında gerçekleştiğini belirtti. Şubat 2024‘te siber saldırıya uğrayan Fortune 50 şirketlerinden biri de listede 10. sırada yer alan ilaç devi Cencora idi. Hiçbir fidye yazılımı çetesi saldırının sorumluluğunu üstlenmediği için potansiyel olarak bir fidye ödendiği düşünülüyor. BleepingComputer, Dark Angels’a fidye ödeyip ödemediklerini sormak için Cencora ile iletişime geçti.

Dark Angels’ın taktikleri

Dark AngelsMayıs 2022‘de dünya çapındaki şirketleri hedef almaya başlayan bir fidye yazılımı operasyonu olarak biliniyor. İnsanların yönettiği çoğu fidye yazılımı çetesi gibi, Dark Angels operatörleri de kurumsal ağları ihlal eder ve sonunda yönetici erişimi elde edene kadar yanlara doğru hareket eder. Bu süre zarfında, güvenliği ihlal edilmiş sunuculardan veri çalarlar ve bu verileri daha sonra fidye talep ederken ek koz olarak kullanırlar.

Windows etki alanı denetleyicisine erişim sağladıklarında, tehdit aktörleri ağdaki tüm cihazları şifrelemek için fidye yazılımını dağıtır. Operasyonlarını başlattıklarında, Babuk fidye yazılımı için sızdırılan kaynak koduna dayanan Windows ve VMware ESXi şifreleyicilerini kullandılar. Ancak zaman içinde, 2021‘den beri Ragnar Locker tarafından kullanılanla aynı olan bir Linux şifreleyicisine geçtiler. Ragnar Locker 2023 yılında kolluk kuvvetleri tarafından etkisiz hale getirilmişti.

Johnson controls saldırısı

Bu Linux şifreleyiciJohnson Controls‘e yönelik bir Dark Angels saldırısında şirketin VMware ESXi sunucularını şifrelemek için kullanıldı. Bu saldırıda Dark Angels, 27 TB kurumsal veri çaldığını iddia etmiş ve 51 milyon dolar fidye ödemesi talep etmişti.

Zscaler‘ın raporu, bu tür saldırıların tehlikelerini ve şirketlerin karşı karşıya olduğu fidye yazılımı tehditlerini gözler önüne seriyor. Bu tür olaylar, siber güvenlik önlemlerinin önemini bir kez daha ortaya koyuyor ve şirketlerin bu tehditlere karşı daha dikkatli olmaları gerektiğini gösteriyor.

OpenAI GPT-5’i tanıtmaya hazırlanıyor!

OpenAI, yapay zeka dünyasında yankı uyandıran yeni modeli GPT-5’i piyasaya sürmeye hazırlanıyor. GPT-5’in, Anthropic, Meta ve yeniden canlanan Google gibi devlerle rekabet ettiği bir dönemde, en büyük ve en gelişmiş yapay zeka modeli olma iddiasında olduğu belirtiliyor. Şirket, 2022’de piyasaya sürdüğü ChatGPT ile dikkatleri üzerine çekmiş ve yapay zeka teknolojilerinde yeni bir standart belirlemişti. Ancak, rakiplerinin de hızla gelişmesi ve bazı modellerin OpenAI’nin teknolojisine oldukça yaklaşması, rekabeti daha da kızıştırıyor.

Yeni modelin beklentileri

OpenAI, GPT-5’i geliştirirken, bu modelin yapay zekanın geleceğini şekillendirecek bir adım olmasını hedefliyor. Enders Analysis’ten Hamish Low ve diğer analistler, OpenAI’nin bu yeni modelle birlikte büyük bir etki yaratma potansiyeline sahip olduğunu belirtiyor. “Eğer OpenAI, yapay zekanın ne olabileceğine dair iddialı vizyonuna uygun bir teknoloji sunabilirse, bu hem kendi beklentileri hem de ekonomi için dönüştürücü olabilir. Ancak, bu hedefe ulaşamamak, şirket için büyük bir risk teşkil edebilir,” diyor.

GPT-5’in çıkışı, OpenAI’nin büyük teknoloji şirketlerinin desteğine bağımlı olduğu bir dönemde gerçekleşiyor. Analistler, yapay zekanın en ileri noktasında kalmanın, OpenAI’nin bu destekçilerine kendini kanıtlaması açısından kritik olduğunu vurguluyor. Ancak, milyarlarca dolar zarar eden bir şirket olarak OpenAI’nin, rakiplerinin sunduğu giderek daha etkileyici modellerle başa çıkıp çıkamayacağı konusunda soru işaretleri bulunuyor.

Kullanıcı beklentileri ve potansiyel

GPT-5’in yeni özellikleri, kullanıcıların ve geliştiricilerin ilgisini çekiyor. Casetext CEO’su Jake Heller, GPT-5’in daha karmaşık ve çok aşamalı görevleri yerine getirme kapasitesine sahip olmasını umuyor. Heller, bu yeni modelin hukuk gibi alanlarda daha derinlemesine analizler yapabileceğini, bu sayede avukatların iş yükünü hafifletebileceğini belirtiyor. Ayrıca, GPT-5’in daha geniş bir bağlam penceresi sunarak, daha büyük metin bloklarını işleyebilme kapasitesine sahip olması bekleniyor.

Ekonomik gerçeklik ve gelecek beklentileri

OpenAI’nin yeni modeliyle ilgili heyecan verici özellikler olsa da, bu teknolojinin maliyeti ve kullanıcılar için değer yaratma potansiyeli üzerine tartışmalar devam ediyor. Collective CEO’su Hooman Radfar, yeni bir modelin getireceği maliyetin, şirketler için kabul edilebilir olup olmadığının dikkatlice değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Radfar, “Her yeni model çıktığında, testlerimizi yeniden yapıyoruz ve maliyet-etkinliği değerlendiriyoruz,” diyor.

GPT-5’in piyasaya sürülmesi, yapay zeka dünyasında önemli bir gelişme olarak görülüyor. Ancak, bu yeni modelin sunduğu yeniliklerin, kullanıcıların beklentilerini karşılayıp karşılamayacağı ve bu gelişmiş yeteneklerin ek maliyete değip değmeyeceği, yapay zeka sektöründeki rekabetin geleceği açısından belirleyici olacak.

Kuzey koreli hacker ABD güvenlik firmasına sızdı!

0

ABD merkezli güvenlik firması KnowBe4, 15 Temmuz 2024’te Kuzey Kore bağlantılı bir Kuzey koreli hacker’ın şirket sistemlerine sızma girişiminde bulunduğunu açıkladı. Söz konusu Kuzey koreli hacker, şirketin dahili BT yapay zeka ekibinde yazılım mühendisi olarak çalışıyordu ve pozisyonu güvence altına almak için çalıntı bir kimlik ve yapay zeka ile geliştirilmiş bir fotoğrafkullandı.

Kuzey koreli hacker, KnowBe4’te işe başladığında şüpheli faaliyetler göstermeye başladı. Bunlar arasında oturum geçmişi dosyalarını manipüle etmek, zararlı dosyalar aktarmak ve kötü amaçlı yazılım indirmeyi kolaylaştırmak için bir Raspberry Pi kullanarak yetkisiz yazılım çalıştırmak yer alıyordu. KnowBe4’ün Güvenlik Operasyon Merkezi (SOC), bu olağandışı davranışı fark etti ve hızla müdahale etti.

Şirketin blog yazısında “XXXX” olarak anılan hacker, ilk etapta etkinliklerinin bir yönlendirici sorunu gidermekten kaynaklandığını iddia etti. Ancak, SOC’nin takip çabalarına tepki vermemesi üzerine, ekip hacker’ın cihazını kontrol altına aldı. Soruşturma sonucunda, hacker’ın Kuzey Kore’den uzaktan çalıştığı ve ABD mesai saatleri içinde çalışıyormuş gibi görünmek için bir VPN kullandığı tespit edildi. Bu kişinin amacı, Kuzey Kore’ye fon aktarmak ve yasadışı faaliyetleri desteklemekti.

KnowBe4, güvenlik protokollerinin ve yeni çalışanlara sağlanan kısıtlı erişimin, önemli bir hasarı önlediğini belirtti. Olay, ulus-devlet aktörlerinin siber uzaydaki tehditlerinin devam ettiğini bir kez daha gözler önüne serdi. KnowBe4, olayla ilgili soruşturma sürecinde FBI ve Mandiant’taki siber güvenlik uzmanlarıyla işbirliği yapıyor. Şirket, bu olayın diğer kuruluşlar için bir uyarı niteliğinde olmasını umuyor.

Nvidia’dan insansı robot geliştirme için kritik hamle!

Nvidia, robotik geliştiricilerin insansı robotların gelişimini hızlandırmalarını sağlamak için bir dizi yapay zekâ modeli ve hizmetini tanıttı. Colorado’da her yıl düzenlenen Siggraph etkinliğinde Nvidia, üreticilerin ve geliştiricilerin “yeni nesil insansı robotları inşa etmelerine” yardımcı olacak bir çözümlerini duyurdu.

Nvidia’nın kurucusu ve CEO’su Jensen Huang, etkinlikte yaptığı konuşmada “Yapay zekânın bir sonraki dalgası robotik ve en heyecan verici gelişmelerden biri de insansı robotlar” dedi ve ekledi: “Nvidia robotik yığınının tamamını geliştirerek dünya çapındaki insansı robot geliştiricilerine ve şirketlere, ihtiyaçları için en uygun platformları, hızlandırma kütüphanelerini ve yapay zekâ modellerini kullanmaları için erişim sağlıyoruz.”

Sunulanlar arasında, yapay zekâ görevleri için önceden oluşturulmuş kapsayıcılar sağlamak üzere tasarlanmış bir mikro hizmet paketi olan Nvidia NIM’in yeni sürümleri de yer alıyor. Duyurulan hizmetlerden MimicGen NIM mikro hizmeti, Apple Vision Pro gibi uzamsal hesaplama cihazlarından kaydedilen tele-operasyon verilerine dayalı sentetik hareket verileri üretiyor. Bir diğer hizmet olan Robocasa NIM mikro hizmetiyse OpenUSD’de robot görevleri ve simülasyona hazır ortamlar oluşturarak robotik geliştiricilerin 3D test ortamları oluşturmasını sağlıyor.

Siggraph’ta ayrıca, kullanıcıların karmaşık robotik geliştirme iş akışlarını şirket içi veya buluttaki dağıtılmış bilgi işlem kaynaklarında düzenleyip ölçeklendirebilecekleri buluta özgü yönetilen bir hizmet olan Osmo da tanıtıldı.

Kullanıcılar, bu hizmetler sayesinde insansı robotlar için ek öğrenme gibi görevleri büyük ölçekte görselleştirebilir ve yönetebilir. Nvidia, Osmo’nun dağıtım ve geliştirme sürelerini aylardan bir haftanın altına düşürmek için kullanılabileceğini söyledi.

Yeni araçlar, Project GR00T ve Issac Sim’e erişim sağlayan yeni Nvidia İnsansı Robot Geliştirici Programı aracılığıyla kullanıma sunuluyor. Boston Dynamics’in baş teknoloji sorumlusu Aaron Saunders, konuyla ilgili olarak “Boston Dynamics ve Nvidia, robotikte mümkün olanın sınırlarını zorlamak için uzun bir yakın işbirliği geçmişine sahip” diyor ve ekliyor: “Bu çalışmanın meyvelerinin sektörün geneline ivme kazandırdığını görmek bizi gerçekten heyecanlandırıyor ve erken erişim programı sınıfının en iyisi teknolojiye erişmek için harika bir yol.”

Nvidia çözümleri birlikte çalışıyor

Siggraph’ta Nvidia, yeni araç paketinin pahalı insansı geliştirme maliyetlerini ve süresini azaltmanın bir yolu olduğunu, çünkü geliştiricilerin eğitim verilerini sentetik olarak oluşturmak için simülasyon teknolojilerini kullanabileceğini söyledi. Apple Vision Pro gibi bir cihaz takan geliştiriciler, daha sonra sentetik veri kümeleri oluşturmak için verileri kullanan yeni MimicGen NIM mikro hizmetine beslenebilen gösterileri yakalayabilir.

Daha sonra, Nvidia’nın Project GR00T modeli MimicGen NIM tarafından üretilen veriler üzerinde eğitilebilir ve Robocasa NIM daha sonra robot modelini yeniden eğitmek için deneyimler oluşturmak üzere devreye sokulabilir

Intel Lunar Lake, 3 Eylül’de geliyor!

Intel, Lunar Lake kod adlı yeni nesil mobil Core Ultra işlemcisini 3 Eylül’de Berlin’de düzenlenecek IFA’da TSİ 09:00’da canlı yayınlanacak bir etkinlikle tanıtacak. Bu etkinlik sırasında yöneticiler “yeni işlemcilerin çığır açan x86 güç verimliliği, olağanüstü çekirdek performansı, grafik performansındaki büyük sıçramalar ve gelecek nesil Intel ürünlerini yönlendirecek yapay zekâ bilgi işlem gücü hakkındaki ayrıntıları açıklayacak” dedi.

Canlı yayın, Michelle Johnston Holthaus (Intel’in başkan yardımcısı ve İstemci Bilişim Grubu genel müdürü) ve Jim Johnson (kıdemli başkan yardımcısı ve İstemci İş Grubu genel müdürü) tarafından sunulacak ve birçok dizüstü bilgisayar iş ortağının katılımıyla gerçekleştirilecek.

Intel şimdiye dek yaptığı etkinliklerde genellikle işlemcilerini iki aşamada tanıttı: birincisi, yeni çipin özelliklerine ve temel performans karşılaştırmalarına teknik bir genel bakış ve ikincisi, çeşitli işlemci modellerinin yanı sıra saat hızlarıyla birlikte çipin tam lansmanı. Intel’in daha önce Computex’te Lunar Lake’in ayrıntılı bir teknik arka planını yayınladığı göz önüne alındığında, Berlin fuarında tam sürüm ürün dökümünü alacağımızı varsayıyoruz.

Intel ayrıca daha önce ilgili masaüstü çipi Arrow Lake’in 2024 sonundan önce “geleceğini” söylemişti. Şimdiye kadar Intel, IFA ile ilgili olarak bu çipten kamuoyuna hiç bahsetmedi.

Lunar Lake bellek yükseltmesine sahip olmayacak

Lunar Lake dizüstü bilgisayarlar üzerinde iki büyük etki yaratmaya hazırlandığı için büyük önem taşıyor: Birincisi, Lunar Lake paket üzerinde DRAM ile birlikte geliyor, yani Lunar Lake dizüstü bilgisayarlar yalnızca 16GB ya da 32GB RAM ile gönderilecek ve bellek yükseltilemeyecek; ikincisi, Lunar Lake yongaları esnekliklerini sınırlayan dört verimlilik çekirdeğinden (ve dört performans çekirdeğinden ya da P-çekirdeklerinden) oluşan “tuğlalardan” oluşuyor. Intel hyperthreading özelliğini de kaldırdı.

Yine de raporlara göre Lunar Lake dizüstü bilgisayarlar, geliştirilmiş 48 TOPS NPU ve sonunda masaüstü bilgisayarlar için kod adı Battlemage olan ayrı bir GPU’da görünecek olan yeni Xe2 grafik mimarisi ile daha güçlü olacak.

Bulut bilişimin geleceği veri depolama ve işleme teknolojilerinde yeni trendler

0

Veri, herhangi bir işletmeyi, ekonomiyi ve ülkeyi yönlendirme ve ölçeklendirme potansiyeline sahip. Ayrıca değerli stratejik kararlar almada yön veriyor. Bizi çevreleyen kurumsal dijitalleşme çağıyla birlikte, işletmelerin AI/ML ve IoT gibi modern teknolojilerle bozulan verilere olan ihtiyacı artıyor. Bu, iş verilerinizin içgörüler biçiminde muhafaza edilebiliyor. Ayrıca bunun için iyi oluşturulmuş bir veri altyapısı gerekiyor.

Bulut bilişimin geleceği

Tüm işletme veri merkezi ve depolama alanının önemli bir parçası olan veri destek altyapısı üzerine kurulu. Temel işletme veri operasyonlarının sürdürülmesine yardımcı olacak. Bunun için güç, soğutma, güvenlik, izleme ve ölçüm sistemleri var.

Grand View Research’e göre, veri merkezi destek altyapısı için küresel pazar 2021’de 2.1 milyar dolar oldu. Ayrıca 2030’da 7.79 milyar dolara ulaşacak. 2022’den 2030’a yüzde 15,9’luk bir bileşik yıllık büyüme oranına tanık oluyoruz. Modern veri altyapısının büyümesi, verimli bir şekilde depolanması ve yönetilmesi gereken hızla artan veri hacimleriyle destekleniyor. Bulut bilişimin geleceği veri depolama ile belli oluyor.

Ayrıca, bulut veri depolama, çevrimiçi mobil bulut bilişim hizmetleri , veri görselleştirme ve büyük veri analitiğine yönelik sürekli talep var. Bu da veri altyapısı çözümlerinin pazar büyümesine yol açıyor. Gartner’a göre 2027 yılına gelindiğinde, işletmelerin kullandığı temel uygulamaların yarısı merkezi genel bulut platformlarında olmayacak. Bunun yerine, bu kritik uygulamalar özel bulutlarda, şirket içi veri merkezlerinde olacak. Ayrıca uç bilgi işlem ortamlarında veya merkezi olmayan bulut altyapılarında olacak.

Bu değişim, değişen teknolojik ortamda veri varlıklarını etkili bir şekilde yönetmeyi sağlayacak. Böylelikle iş süreçlerini desteklemek için değişecek. Bir veri altyapısına sahip olmanın hayati önem taşıdığı anlamına geliyor. Veri altyapısı, veri varlıklarından oluşuyor. Bununla birlikte iş amaçları doğrultusunda verileri toplamak, depolamak, sürdürmek ve dağıtmak için kullanılan süreçler, teknolojiler ve sistemlerden oluşan bir ekosistem olarak görülebiliyor.

Açık kaynak yazılımların yükselişi teknoloji dünyasında yeni bir çağ

0

Bankalar kod, katkı ve topluluk için açık kaynaklı çözümleri benimsiyor. Açık kaynaklı program ofisinin yükselişi, mükemmellik ve yönetim için bir merkez yaratmayı amaçlıyor. 1990’larda, istemci sunucu devrimi sırasında, birçok banka tescilli işletim sistemleri geliştirmeyi düşünüyordu. Microsoft Windows gibi üçüncü taraf teklifleri, belirli bir küresel erişime ve statüye sahip. Bu, bir bankayı destekleme işlemi için gereken güvenlik seviyesinden yoksun olarak değerlendiriliyor. Bu projelerin tamamlanması zaman içinde kaybolmuştur ve bugün yersiz olarak değerlendirilirdi. 2024’te, bankalar da dahil olmak üzere, yaygın olarak kullanılan üçüncü taraf yazılım ve platformlarına güvenmeyen pek çok kuruluş yok.

Açık kaynak yazılımların yükselişi

Ancak, bu uzun zamandır modası geçmiş görüş. Birçok küresel bankada, tescilli geliştirme ve şirket içi yapılandırmalara yönelik tercihin açık topluluklara, kaynakları paylaşmaya ve başkalarıyla iyi geçinmeye karşı bir isteksizliğe yol açtığı kalıcı bir teknoloji kültürüne ışık tutuyor. Bulut tabanlı mimarilere geçişin finansal hizmetlerde diğer sektörlere kıyasla daha yavaş bir hızda ilerliyor. Açık kaynaklı geliştirmenin kabulü de benzer bir hızda gerçekleşti.

Finos olarak bilinen Fintech Açık Kaynak Vakfı gibi açık kaynak savunucuları önemli bir rol oynuyor. Böylelikle endüstri örgütleri tarafından teşvik edilen açık kaynak topluluğu artık finansal hizmetlerde iz bırakıyor. Geçtiğimiz iki yılda birçok banka, benimsenmeyi kolaylaştırmak istedi. Banka personelini yönetişim, düzenleyici uyumluluk ve güvenlikle ilgili konularda desteklemek için resmi bir “açık kaynak program ofisi” kurdu.

ABD merkezli BT hizmet yönetimi şirketi Percona’nın CEO’su Ann Schlemmer bu konuya açıklık getiriyor. Bu yılın başlarında Londra’da düzenlenen State of Open Con konferansında görüşlerini açıkladı. OSPO ayrıca, açık kaynak yöntemleriyle çalışmaktan çok memnun olan yazılım geliştiricileri ve mühendislerinin artan nüfusuyla karşı karşıya kalan bankalar için resmi bir çözüm. Açık kaynak yazılımların yükselişi uzun bir süre daha devam edecek gibi görünüyor.

Google ve Anthropic ilişkisi inceleme altında!

Alphabet’in bir yan kuruluşu olan Google, Anthropic’e birkaç turda yatırım yapmıştı. Şu anda resmi bir soruşturma aşamasında olmasa da, Rekabet ve Piyasalar Kurumu (CMA), paydaşlardan ve diğer “ilgili taraflardan” bu ortaklığın “ilgili bir birleşme durumu yaratıp yaratmadığı”, bunun İngiltere’de “rekabetin önemli ölçüde azalmasına” yol açıp açmayacağı konusunda görüşlerini sunmalarını istiyor.

San Francisco’da 2021 yılında kurulan Anthropic, güvenlik, şeffaflık ve risk azaltma odaklı AI sistemleri geliştiriyor.

Kamu yararı gözeten bir şirket olarak rakiplerinden ayrışan Anthropic, büyük dil modelleri (LLM’ler) ve OpenAI’in ChatGPT veya Google’ın Bard‘ına benzer bir sohbet botu olan Claude’u geliştiriyor. Kuruluşundan bu yana yaklaşık 10 milyar dolar fon toplayan Anthropic, ilk olarak geçen yıl Google’dan 300 milyon dolar yatırım aldı ve ardından 2 milyar dolar daha geldi. Ayrıca, Amazon da bu genç AI girişimine 4 milyar dolar yatırım yaptı.

Bu durum, büyük teknoloji şirketlerinin genç yenilikçileri tam anlamıyla satın almak yerine, stratejik yatırımlarla veya kurucuları işe alarak kontrol altına almaya çalıştığına dair endişeleri artırdı. Bu tür “yarı birleşme” yöntemleri, tam bir satın almanın getireceği düzenleyici incelemeden kaçınmayı amaçlıyor.

CMA, Nisan ayında Microsoft’un Fransız startup Mistral AI’e yaptığı yatırım gibi birkaç anlaşmayı araştırdığını duyurmuştu, ancak yatırımın büyüklüğü nedeniyle bu durum mevcut birleşme düzenlemeleri kapsamında soruşturma gerektirmedi. CMA ayrıca Amazon’un Anthropic ile olan bağlarını da inceliyor ve Microsoft’un ChatGPT yapımcısı OpenAI ile yakın ortaklığını tam ölçekli bir soruşturma başlatması bekleniyor.

Google ve Anthropic

Bu ayın başlarında CMA, OpenAI rakibi Inflection AI’in çekirdek ekibini işe aldıktan sonra Microsoft’a yönelik tam bir düzenleyici soruşturma başlatacağını doğruladı. Bugünden itibaren, ilgili tarafların CMA’ya yorumlarını iletmeleri için 13 Ağustos 2024’e kadar süre tanınıyor, ancak düzenleyicinin konuyu resmi bir “1. aşama” soruşturmasına ilerletme garantisi yok.

Bu karar, Google’ın startup üzerindeki hissesi ve kontrolüne bağlı olabilir; eğer Google’ın yatırımının azınlık hissesi olduğu ve startup üzerinde önemli bir kontrol sağlamadığı kabul edilirse, CMA bu durumu da Microsoft’un Mistral AI’e yaptığı yatırım gibi göz ardı edebilir.

Anthropic sözcüsü, “CMA ile iş birliği yaparak Google’ın yatırımı ve ticari iş birliğimiz hakkında tam bilgi sağlamayı amaçlıyoruz. Anthropic bağımsız bir şirket olup stratejik ortaklıklarımız veya yatırım ilişkilerimiz, kurumsal yönetimimizin bağımsızlığını veya diğer ortaklarla çalışma özgürlüğümüzü azaltmaz.” dedi.

Google sözcüsü ise, “Dünyanın en açık ve yenilikçi AI ekosistemini kurmaya kararlıyız.” diyerek Anthropic’in Google Cloud’u kullanma zorunluluğu olmadığını belirtti.

YEO Teknoloji yerli pil üretimi için harekete geçti!

YEO Teknoloji, enerji depolama sistemleri alanında küresel pazarda stratejik bir iş birliğine imza attı. YEO Teknoloji’nin yüzde 100 iştiraki olan Reap Battery, Bloomberg New Energy Finance’in (BNEF) Tier-1 listesindeki dünyanın önde batarya üreticilerinden Great Power ile stratejik bir ortaklık anlaşması imzaladı. Buna göre %51’i Reap Battery ve %49’u Great Power ortaklığı ile yeni bir şirket kurulacak. HIT-30 Yüksek Teknoloji Yatırım Programı kapsamında batarya hücresi üretimi görüşmelerine başlanması da hedefleniyor.

İş birliği kapsamında Reap Battery’nin İstanbul Tuzla’daki enerji depolama sistemleri fabrikasında Reap Battery ve Great Power markası ile üretim yapılacak ve başta Türkiye ve Avrupa pazarı olmak üzere Türki Cumhuriyetler ve Afrika ülkelerine ihracat hedeflenecek.

İleri düzey batarya teknolojisi

Great Power, BNEF tarafından açıklanan Tier-1 firmalar listesinde dünyanın önde gelen batarya üreticilerinden biri olarak biliniyor. Tier-1 üretici, sektörde en yüksek standartlara sahip, en kaliteli ve en güvenilir ürünleri sunan üretici anlamına geliyor. Yeni iş birliği ile YEO Teknoloji ve Reap Battery’nin bilgi birikimi ve tecrübesi, Great Power’ın ileri düzey batarya teknolojisi ve üretim deneyimi bir araya getirilerek fark yaratılması hedefleniyor. 

2001 yılında Çin’de kurulan Great Power hisseleri aynı zamanda Şangay borsasında işlem görüyor. Şirket, 2024 itibariyle 9 farklı tesisinde toplam 65 GWh kapasiteyle elektrikli araçlar, enerji şebekeleri ve diğer endüstriler için yüksek teknoloji ile lityum-ion pil hücresinden konteyner tipi enerji depolama sistemlerine kadar tüm batarya ve batarya sistemlerini üretiyor. 

Hedef HIT-30 ile hücre yatırımı

Piyasadaki gelişmelere göre, Great Power grubu ile birlikte yakın zamanda Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından açıklanan HIT-30 Yüksek Teknoloji Yatırım Programı kapsamında batarya hücresi üretimi görüşmelerine başlanması da hedefleniyor. HIT-30 Yüksek Teknoloji Teşvik Programı’nın, Türkiye’de elektrikli otomobil, çip, yenilenebilir enerji gibi alanlarda yatırım çekmesi bekleniyor.

Reap Battery’nin inşası devam eden İstanbul Tuzla’daki fabrikasının kapasitesi ilk yıl için tek vardiyada 1 GWh olacak. 2024 yılında tamamlanacak fabrika yatırımıyla birlikte Reap Battery’nin ekonomik ve gelişmiş enerji depolama çözümleri, elektrik şebekeleri, yenilenebilir enerji santralleri, endüstriyel, ticari tesisler ve hanelerin enerji dönüşümünü garanti altına alacak.

30 ülkede 400’ü aşkın proje

YEO Teknoloji, 3 kıtada ve 30’dan fazla ülkede 400’den fazla proje tamamladı. Gelişmiş enerji depolama çözümlerinden, elektrik şebekelerine, yüksek voltaj trafo merkezleri, yenilenebilir enerji santralleri, endüstriyel, ticari tesisler ve hanelerin enerji dönüşümünden hidrojene kadar farklı alanlarda projeler yürüten YEO Teknoloji, global bir oyuncu olma yolunda adımlarını hızlandırıyor. YEO Teknoloji, dekarbonizasyon, desantralizasyon ve dijitalizasyon odaklı çalışmalarıyla daha yaşanabilir bir dünya için ‘Bizce mümkün’ sloganıyla büyümeye devam ediyor.