Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 558

Bethesda, Microsoft’un ilk tam sendikalaşmış oyun stüdyosu oldu!

Bethesda Game Studios, Microsoft’un ilk tam sendikalaşmış oyun stüdyosu olarak sektörde yeni bir standart belirledi. Fallout, Starfield ve Elder Scrolls gibi popüler oyunların arkasındaki geliştirici Bethesda, Communication Workers of America (CWA) altında birleşen 241 geliştirici ile sendika haline geldi.

Bethesda’nın sendikalaşma süreci

Bethesda Game Studios’un sendikalaşma süreci, Montreal ofisinin Haziran ayı sonunda sendikalaşmasının ardındanDallas, Rockville ve Austin stüdyolarındaki 241 geliştirici ile tamamlandı. Bu adım, Zenimax içindeki yaklaşık 300 kalite kontrol çalışanının sendikalaşmasının ardından gerçekleşti. Microsoft, Bethesda çalışanlarının sendika kurma isteğini kabul etti ve şimdi bu yeni sendika, Microsoft ile bir sözleşme müzakere etmeye hazırlanıyor.

Geliştiricilerden birlik mesajı

Şirketin geliştiriciler, sanatçılar, mühendisler, programcılar ve tasarımcıları içeren bu sendikalaşma hareketi, oyun endüstrisinde önemli bir dönüm noktası olarak görülüyor. “OneBGSUSA” adı altında birleşen grup, Twitter’da yaptığı açıklamada, “Birlikte, her BGS çalışanının iyileştirilmesi için mücadele ediyoruz ve endüstrimizde yeni bir standart belirliyoruz,” dedi.

Şirketin kıdemli sistem tasarımcısı Mandi Parker, yaptığı basın açıklamasında, “İşyerine demokrasi getirmek ve işte korunan bir ses sağlamak her çalışanın faydasına olacaktır. Çalışma koşullarımızı, hayatlarımızı ve şirketimizi olumlu yönde şekillendirmek için bir güç kaynağı olduğumuzu kanıtlamak için adil bir sözleşme kazanmak adına çok heyecanlıyız,” ifadelerini kullandı.

Artan sendikalaşma eğilimleri

Bethesda’nın sendikalaşma süreci, Sega of America’nın bu yılın başlarında bir sözleşme onaylaması ve Activision’un kalite kontrol çalışanlarının kendi sendikalarını ilan etmesi gibi sektörde artan sendikalaşma eğilimlerinin bir parçası. Microsoft, daha önce Activision Blizzard’ın sendikalaşma ihtimalini engellemeyeceğini belirtmişti ve bu tutum Bethesda Game Studios için de geçerli.

Bu gelişme, oyun endüstrisinde sendikalaşma hareketlerinin gücünü ve önemini bir kez daha gözler önüne serdi. Bethesda’nın bu adımı, diğer oyun stüdyoları ve teknoloji şirketleri için de bir örnek teşkil edebilir.

Tamamen esnek lityum iyon pil için geri sayım

0

Bir pil düşündüğünüzde, muhtemelen esnek olduğunu düşünmezsiniz. Ancak pillerin, giyilebilir sağlık monitörleri için ivme kazanan esnek elektroniklere dahil edilmesi için bu şekil değiştirme özelliğine ihtiyacı olacak. ACS Energy Letters’daki araştırmacılar yüzde 5000 oranında genişleyebilen bir elektrolit tabakası da dahil olmak üzere tamamen esnek bileşenlere sahip bir lityum iyon pil bildiriyor ve yaklaşık 70 şarj/deşarj döngüsünden sonra şarj depolama kapasitesini koruyor.

Tamamen esnek lityum iyon pil

Bükülüp esneyebilen elektronik cihazların benzer özelliklere sahip pillere ihtiyacı var. Bu tür pilleri üretmeye çalışan araştırmacıların çoğu, bunları dokunmuş iletken kumaşlardan veya origamiye benzer şekilde genişletilebilir şekillere katlanmış sert bileşenlerden oluşturdu. Ancak gerçek anlamda esnek bir pil için, yükü toplayan elektrotlar ve yük dengeleyici orta elektrolit tabakası dahil her parçanın elastik olması gerekiyor.

Gerçekten esnek pil prototipleri şu ana kadar orta düzeyde esnekliğe, karmaşık montaj süreçlerine veya özellikle tekrarlanan şarj ve deşarjlarla zamanla sınırlı enerji depolama kapasitesine sahipti. İkincisi, elektrolit tabakası ile elektrotlar arasındaki bağlantının zayıf olmasından veya pilin şekli değiştiğinde hareket edebilen sıvı elektrolitin kararsızlığından kaynaklanabilir.

Bu nedenle Wen-Yong Lai ve iş arkadaşları sıvı kullanmak yerine, elektroliti iki esnek elektrot filmi arasına kaynaştırılmış bir polimer tabakasına dahil ederek tamamen katı ve esnek bir pil oluşturmak istediler. Ekip, tam elastik pil için elektrotları yapmak amacıyla, gümüş nanoteller, karbon siyahı ve lityum bazlı katot veya anot malzemeleri içeren ince bir iletken macun tabakasını bir plaka üzerine yaydı.

Daha sonra macunun üstüne, kontakt lenslerde yaygın olarak kullanılan esnek bir madde olan polidimetilsiloksan tabakası uygulandı. Araştırmacılar, doğrudan bu filmin üzerine, yüksek iletkenliğe sahip bir sıvı olan lityum tuzu ve esnek bir polimer oluşturmak için gereken malzemeleri eklediler. Işıkla aktive edildiğinde bu bileşenler birleşerek orijinal uzunluğunun yüzde 5000’ine kadar uzayabilen ve lityum iyonlarını taşıyabilen katı, kauçuksu bir tabaka oluşturuyor. Son olarak, yığının üstü başka bir elektrot filmiyle kapatıldı ve tüm cihaz koruyucu bir kaplamayla kapatıldı.

Tesla’nın en büyük anlaşması: Intersect Power’a 15,3 GWh Megapack batarya sistemi

Tesla, Kaliforniya merkezli Intersect Power şirketine 15,3 GWh büyüklüğünde Megapack batarya sistemi sağlamak üzere devasa bir sözleşme imzaladı. Bu anlaşma, Tesla’nın bugüne kadar imzaladığı en büyük anlaşma olma özelliği taşıyor.

Tesla’nın enerji kolunun hızla büyüdüğünü ve geçtiğimiz çeyrekte 9,4 GWh kapasite ekleyerek çeyrek rekoru kırdığınısizlere aktarmıştık. Yeni imzalanan bu sözleşme ile Tesla, gelecekte yeni rekorlar kırmaya hazırlanıyor.

Teslimatlar 5 yıla yayılacak

Intersect Power, Tesla ile önümüzdeki 5 yıl boyunca güneş + depolama projeleri için 15,3 GWh büyüklüğünde Megapack sağlamak üzere bir sözleşme imzaladığını duyurdu. Bu anlaşma, önceki taahhütlerle birleştirildiğinde, Intersect Power’ı en büyük alıcılardan ve operatörlerden biri haline getiriyor.

Intersect Power’ın 2027 yılı sonuna kadar 10 GW kapasiteli büyük ölçekli depolama sistemine ulaşması bekleniyor. Dolayısıyla Tesla’nın yıllık 40 GWh üretim kapasitesinin önemli bir kısmı Intersect Power’a ayrılacak. Intersect Power’ın şu anda yalnızca 2,2 GW güneş enerjisi ve 2,4 GW depolama projesi işletmede veya inşa halinde. Bu yeni anlaşma, şirketin kısa sürede büyük bir atılım yapmasını sağlayacak.

Tesla’nın yıllık üretim kapasitesi düşünüldüğünde, bu anlaşmanın şirket için ne kadar önemli olduğu ortaya çıkıyor. Tesla’nın enerji sektöründeki büyümesi ve Megapack batarya sistemlerinin popülaritesi, şirketin gelecekteki projelerinde büyük rol oynayacak.

Teslimatlar başlıyor

Teslimatların önümüzdeki yıl yapılmaya başlanacağı açıklandı. Bu süreçte, Tesla’nın enerji depolama çözümleri ile Intersect Power’ın yenilenebilir enerji projeleri bir araya gelerek sektörde önemli bir sinerji yaratacak. Tesla’nın, enerji sektöründe yeni rekorlara imza atmaya devam edeceği öngörülüyor.

Bu anlaşma, Tesla’nın enerji sektöründeki konumunu daha da güçlendirirken, Intersect Power için de büyük bir fırsat yaratıyor. Tesla ve Intersect Power arasındaki bu dev işbirliği, gelecekteki enerji projelerinde önemli bir rol oynayacak ve yenilenebilir enerji alanında yeni standartlar belirleyecek.

Netflix ucuz reklamsız abonelik seçeneğini kaldırıyor!

Netflix, bir süredir yeni abonelere yönelik olarak belirli ülkelerde uyguladığı en ucuz reklamsız abonelik seçeneğinin kaldırılması kararını artık mevcut aboneler için de hayata geçiriyor. Kullanıcı yorumları ve spekülasyonların ardından, firma mali dönem toplantısında bu gelişmeyi resmi olarak duyurdu.

NetflixABD ve Fransa‘da en ucuz reklamsız abonelik seçeneğinin sona erdiğini açıkladı. Firma, daha önce Kanadave İngiltere‘de test sürecine başlamıştı. Böylece, toplamda dört ülkede mevcut kullanıcılar ya reklamlı seçeneği ya da Standart seçeneği tercih etmek zorunda kalacaklar. Bu durum, önceden sadece yeni aboneler için geçerliydi.

Netflix, abone sayısını arttırmasına rağmen gelirleri beklentileri karşılamıyor. Firma, 40 milyondan fazla reklamlı aboneye sahip ve reklamlardan önemli bir gelir kalemi oluşturmak amacında. Ayrıca, daha pahalı seçeneklere geçen aboneler sayesinde gelirlerini artırmayı hedefliyor.

Bu değişiklik, Netflix’in mali performansını iyileştirme stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Kullanıcılar, daha yüksek maliyetli seçeneklere yönlendirilirken, Netflix’in gelir yapısını güçlendirmesi bekleniyor.

NASA’nın Europa Clipper görevi tehlikede

NASA’nın 5 milyar dolarlık Europa Clipper görevi, Jüpiter’in zorlu ortamına dayanıklılık konusunda yaşanan transistör şüphesi nedeniyle tehlikede. Ekim ayında bir SpaceX Falcon Heavy roketiyle fırlatılması planlanan Europa Clipper, Jüpiter’in buzla kaplı okyanus uydusu Europa’nın yaşamı destekleme potansiyelini değerlendirmek üzere tasarlandı. Ancak, uzay aracındaki transistörlerin Jüpiter’in yoğun radyasyonuna dayanıp dayanamayacağıkonusunda ciddi endişeler ortaya çıktı.

Europa Clipper görev ekibi, sonda üzerindeki elektrik akışını kontrol eden transistörlerde bir sorun keşfetti. NASA yetkilileri, transistörlerin beklenenden daha düşük radyasyon seviyelerinde arızalanmasının bildirilmesiyle sorunun fark edildiğini belirtti. Bu durum, Jüpiter’in manyetik alanının Dünya’nın manyetik alanından 20.000 kat daha güçlüolması ve yüklü parçacıkları hızlandırarak Europa gibi iç uyduları yoğun radyasyonla bombardımana tutmasınedeniyle kritik bir endişe kaynağı oluşturuyor.

Testler devam ediyor, sonuçlar umut vermiyor

Europa Clipper’ın 2030 yılında Jüpiter sistemine ulaşması ve Europa’nın yörüngesinde döneceği 3,5 yıllık görev süresince yaklaşık 50 uçuş gerçekleştirmesi planlanıyorNASA, halihazırda transistör testlerine devam ediyor, ancak sonuçlar pek de umut verici değil. Test verilerine göre bazı transistörlerin Jüpiter ve Europa yakınlarındaki yüksek radyasyonlu ortamda arızalanabileceği belirtiliyor. Ajans, bu ayın sonuna kadar ön analizin tamamlanmasınıbekliyor.

Clipper aracında kullanılan metal oksit yarı iletken alan etkili transistörler (MOSFET’ler), Infineon Technologies tarafından üretilmiş durumda. Eğer testler sonucunda transistörlerin görev üzerinde yıkıcı bir etkisi olmayacağı tespit edilirse, fırlatma planlarında bir erteleme olmadan mevcut planlarla devam edilecek. Ancak, etkilenen transistörlerin ciddi bir sorun oluşturması halinde görevin ertelenmesi de ihtimaller arasında.

Geleceği belirsiz görev

NASA’nın Europa Clipper görevi, uzay araştırmaları açısından büyük bir öneme sahip. Jüpiter’in buzlu uydusu Europa’nın yaşamı destekleme potansiyelini değerlendirmek, bilim dünyası için devrim niteliğinde olabilir. Ancak, transistörlerde yaşanan bu sorun, 5 milyar dolarlık misyonun geleceğini belirsiz hale getiriyor. NASA, önümüzdeki haftalarda yapılacak testler sonucunda daha net bir tablo çizebilecek.

Europa Clipper’ın Jüpiter’in zorlu radyasyon ortamına dayanıklılığı, görev ekibi tarafından büyük bir titizlikle inceleniyor. NASA, transistörlerde yaşanan bu kritik sorunun görev üzerindeki etkisini minimize etmek ve planlanan fırlatma tarihini korumak için yoğun çaba sarf ediyor. Görevin başarıya ulaşması, hem NASA hem de bilim dünyası için büyük bir zafer olacak.

Küresel elektrik talebinde rekor artış: Güneş enerjisi kilit rol oynayacak

Küresel elektrik talebi, son yirmi yılın en hızlı artışını yaşıyor ve bu artışı karşılamak için güneş enerjisi kilit bir rol oynayacak. Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) yeni yayımlanan raporuna göre, 2024 ve 2025 yıllarında küresel elektrik talep artışının yarısını güneş enerjisi karşılayacak.

Rapora göre, küresel elektrik talebi 2023’teki yüzde 2.5’lik artıştan sonra 2024’te yaklaşık yüzde 4 oranında artacak. Bu, 2007’den bu yana en yüksek yıllık büyüme oranını temsil edecek. elektrik tüketimindeki bu artışın 2025’te de yaklaşık yüzde 4 oranında devam etmesi bekleniyor.

Yenilenebilir enerji kaynakları yükselişte

Yenilenebilir enerji kaynaklarının bu yıl ve gelecek yıl hızla büyümesi ve küresel elektrik arzındaki paylarını 2023’te yüzde 30’dan 2025’te yüzde 35’e yükseltmesi bekleniyor. Özellikle güneş ve rüzgar enerjisinin, 2025 yılında dünya genelinde kömürden üretilen elektriği geçeceğine dikkat çekiliyor. Güneş enerjisinin 2024 ve 2025 yıllarında küresel elektrik talep artışının yaklaşık yarısını tek başına karşılaması bekleniyor. Güneş ve rüzgar enerjisi birlikte ise bu artışın yüzde 75’ini karşılayabilir.

Kömürün rolü devam ediyor

Yenilenebilir enerjilerin hızlı artışına rağmen, küresel elektrik üretiminde kömürün rolü hemen azalmayacak. Özellikle Çin ve Hindistan‘daki yüksek talep artışı, kömür kullanımını sabit tutuyor. Bu nedenle, küresel elektrik sektöründen kaynaklanan CO2 emisyonları sabit kalıyor. 2024’te hafif bir artış ve 2025’te ise bir düşüş bekleniyor. Ek olarak, Çin’deki hidroelektrik üretiminin güçlü bir toparlanma göstermesi, kömürle çalışan elektrik üretimini sınırlayıp bu yıl küresel elektrik sektörü emisyonlarında hafif bir düşüşe yol açabilir.

Bölgesel elektrik talebi artışları

Hindistan‘da, güçlü ekonomik faaliyetler ve yoğun sıcak hava dalgaları nedeniyle bu yıl elektrik talebinin yüzde 8 oranında artması bekleniyor. Çin‘de ise çeşitli sanayi sektörlerindeki güçlü faaliyetler nedeniyle talep artışı yüzde 6’yı geçecek. İklim değişikliği kaynaklı hava sıcaklığındaki artış elektrik tüketimini de doğal olarak artırıyor.

ABD‘deki elektrik talebi ise 2023’teki düşüşün ardından 2024’te yüzde 3 oranında toparlanacak. Bu toparlanma, sürekli ekonomik büyüme, artan soğutma talebi ve genişleyen veri merkezi sektörü ile desteklenecek. AB‘de ise enerji krizinin ardından elektrik talebinin yüzde 1.7 oranında büyümesi bekleniyor.

Uluslararası Enerji Ajansı’nın raporu, elektrik talebinin hızla artarken, yenilenebilir enerji kaynaklarının bu talebi karşılamak için önemli bir rol oynayacağını gösteriyor. Ancak kömür kullanımının devam etmesi, sürdürülebilir enerji hedeflerine ulaşmada zorluklar yaratabilir.

Vakumlu robot köpek temizlik yapıyor

0

Araştırmacılar, atık parçacıklarını ortadan kaldırmak ve çevresel dengeyi yeniden sağlamaya yardımcı olmak için özel bir otonom robot geliştirdiler. Cenova’daki İtalyan Teknoloji Enstitüsü’ndeki (IIT) bir ekip, bu asil girişimin daha da geliştirilmesine yardımcı olmak için VERO (Elektrikli süpürgeyle donatılmış RObot) adında yeni bir platform yarattı.

Vakumlu robot köpek

Robot insanların parkları, plajları temizlemesine yardımcı oluyor ve tekerlekli ve paletli robotların erişmesinin zor olduğu alanlardaki dar sokaklarda görev yapabiliyor. (özellikle sigara izmaritlerinden kurtulma söz konusu olduğunda) Dört bacak, hortumlar kullanılarak yerleşik elektrikli süpürgeye bağlanır. Her ayakta, robotun hareket halindeyken sadece algıladığı şeye doğru yürüyüp süpürgeyi açarak etkili bir şekilde sigara toplamasını sağlayan bir elektrikli süpürge başlığı takılıdır.

Çöp, özellikle deniz ortamlarında birçok ekosistemin dengesi için önemli bir tehdit oluşturmaktadır. Kıyılardaki ve kentsel çöpler oluklardan, sokaklardan ve su yollarından geçerek en sonunda denize ulaşıyor. Bu çöp ayrıştıkça toksik kimyasallar ve mikroplastikler açığa çıkararak çevreyi daha da kirletir. Geleneksel olarak çöpün kaldırılması, etkili bir şekilde toplanabilecek atık miktarını sınırlayan manuel emeğe dayanıyor.

Ekip, dünya çapında ikinci en yaygın çöp maddesi olan sigara izmaritlerini (CB’ler) otonom olarak toplamak için tasarlanmış yenilikçi dört ayaklı robot prototipini tanıttı. 4 olduğu tahmin ediliyor. Her yıl 5 trilyon sigara çevreye atılıyor. Araştırmacılar, robotun doğal hareket kabiliyeti sayesinde tekerlekli ve paletli robotların erişemeyeceği arazilerde gezinebileceğini ve temizleyebileceğini iddia ediyor.

Prototip, arkasına takılı ticari bir vakumla donatılmış, Unitree’nin AlienGo platformu üzerine inşa edildi. Özel 3D, IEEE Spectrum’un raporuna göre, vakumdan her bacaktan ayaklara kadar uzanan hortumların ucuna baskılı püskürtme uçları takılıyor ve robotun hareketini engellemeden yer seviyesindeki emiş maksimuma çıkıyor. Gerçekten yeni olan şey, sistemin çöpleri tespit etmek için evrişimli bir sinir ağı kullanması ve ardından tespit edilen tüm nesneleri toplamanın en iyi yolunu hızlı bir şekilde bulmak için bir planlayıcı kullanması. Hassas temizlik için görsel servis sistemi, robotun bacaklarından birine takılı vakum nozulunu doğrudan belirlenen sigara izmaritinin üzerine yönlendiriyor.

Nükleer enerjide ölçeklendirme neden önemli?

0

Nükleer enerji endüstrisindeki sessiz devrim, odağı küçük modüler reaktörlere (SMR’ler) kaydırıyor. Bu reaktörler, geleneksel nükleer santral maliyetlerinin çok altında bir maliyetle daha ucuz ve esnek enerji vaat ediyor. 300 megawatt’a kadar üretim yaparak fabrikalara veya mahallelere enerji sağlayabilirler ve entegre edilmeleri daha kolay. Fosil yakıt bağımlılığını azaltma ve güvenliği artırma potansiyelleri, onları gelecekteki enerji karışımının hayati bir parçası haline getirebilir.

Nükleer enerjide ölçeklendirme

Arevolution, odağı devasa, maliyetli tesislerden daha küçük, daha uygun fiyatlı çözümlere kaydırarak nükleer enerji endüstrisini sessizce dönüştürüyor. Genellikle milyarlarca dolar ve uzun yıllar gerektiren geleneksel nükleer enerji projeleri, tarihsel olarak yalnızca en zengin ulusların erişebileceği düzeyde olmuştur. Fakat, fosil yakıtlara olan küresel bağımlılığın azaltılmasına yönelik acil ihtiyaç nedeniyle nükleer enerji, sürdürülebilir enerji geleceğinin kritik bir bileşeni olarak yeniden değerlendiriliyor.

Küçük modüler reaktörlere (SMR’ler) girin. Bu yenilikçi reaktörler, geleneksel nükleer santrallerin maliyetinin çok altında bir maliyetle daha ucuz ve daha esnek enerji üretimi sağlamayı vaat ediyor.

300 megawatt’a kadar üretim yapabilen SMR’ler, bir fabrikaya veya yerleşim alanına güç sağlayacak kadar küçük olabilir ve aşamalı inşaata ve mevcut altyapıya daha kolay entegrasyona olanak tanıyan modülerlik sunuyor. Dünya çapında altmıştan fazla şirket şu anda SMR’ler geliştiriyor.

Rolls Royce ve Westinghouse gibi endüstri devlerinden Last Energy gibi startuplara kadar çeşitlilik gösteriyor. Bu şirketler, SMR’lerin üretimini ve dağıtımını kolaylaştırmak için otomotiv ve gemi inşası gibi sektörlerdeki modüler inşaat tekniklerinden yararlanıyor.

Kamu güvenliğiyle ilgili kaygılar ve düzenleyici engeller hâlâ önemli engellerdir. Fakat, onlarca yıllık operasyon boyunca yalnızca üç büyük nükleer kaza ve geliştirilmiş güvenlik tasarımları nedeniyle, savunucular modern reaktörlerin öncekilerden çok daha güvenli olduğunu savunuyorlar. Atık yönetimini ele almak ve halkın güvenini sağlamak, SMR’lerin yaygın şekilde benimsenmesi için çok önemli olacaktır.

İklim değişikliği hızlandıkça nükleer enerji, özellikle SMR’lerin devreye alınması yoluyla, fosil yakıtlara güvenilir ve düşük karbonlu bir alternatif sunarak küresel enerji karışımının vazgeçilmez bir parçası haline gelebilir.

İki rotorlu motorlar menzil artışı sağlayacak mı?

0

Otomotiv şirketi olan Münih merkezli DeepDrive, daha pratik, seri üretime hazır bir tekerlek içi elektrik motoru üzerinde yoğun bir şekilde çalışıyor. Benzersiz radyal akılı motor konsepti, özellikle kompakt, hafif ve uygun maliyetli bir paketten bol miktarda tork üretmek için çift rotorlu bir konfigürasyon kullanıyor.

İki rotorlu motorlar için testler

2021’de kurulan DeepDrive, elektrikli araç aralığını artırabileceğine ve elektrikli araç sahip olma maliyetinin genel maliyetini düşürebileceğine inandığı, daha verimli, seri üretime hazır bir göbek motoru yaratmayı amaçlıyor. Bu iyimserliğin kökeni şirketin patentli Çift Rotor teknolojisi. Tipik motorlar rotoru statorun dışında veya içinde çalıştırıyor. Ancak DeepDrive motoru, statorunu aynı anda çalışan iç ve dış rotorlar arasına sıkıştırarak her ikisini de yapar ve kompakt muhafazanın içinden üretilen torku ve gücü büyük ölçüde artırıyor.

DeepDrive, her motordan devasa bir 1.770 lb-ft (2.400 Nm) torka kadar tork tahmin ediyor. Motorun şanzımana ihtiyacı yok. DeepDrive’ın günümüzün elektrikli motor teknolojilerine göre yüzde 20’lik bir verimlilik artışı beklemesine yetecek kadar verimli çalışıyor. Şirket ayrıca motorlarının 500 mil (800 km) veya daha fazla sürüş mesafesini destekleyeceğine inanıyor.

Tekerlek içi motorlar kesinlikle yeni bir konsept değildir ve avantajları iyi bilinmekte. Ancak aşırı yaysız ağırlık ve pahalı üretim maliyetleri gibi sorunlar, onları hiçbir zaman tam olarak başaramayan prototiplere göre çok daha fazla güç sağlamaktan alıkoymuş. DeepDrive, motorlarının en başından itibaren seri üretim hedefiyle geliştirildiğini ve çok daha az manyetik ve mineral içeriği kullanılarak üretimin uygun maliyetli olacağını söylüyor. Motorlar, kompakt araçlardan büyük SUV’lara kadar çeşitli araçlar için kolaylıkla ölçeklendirilebiliyor.

Yaysız ağırlığa gelince, çok hafif, kompakt, yoğun güç gerektiren motor tasarımına odaklanmanın yanı sıra DeepDrive, motorlarının frenleme donanımının boyutunun küçültülmesine izin verdiğini ve sürücüden gelen ek yaysız ağırlığı en azından kısmen dengelediğini belirtiyor. Yeni girişim aynı zamanda Continental ile hem motor hem de frenleme donanımını tek bir tak ve çalıştır bileşeninde birleştiren ödüllü bir Tahrik-Fren Ünitesi üzerinde çalışıyor. Şirketler hidrolik fren donanımını keşfederek işe başladılar ve aynı zamanda kuru frenleme versiyonunu geliştirmeyi ve tahrik-fren ünitesini daha büyük bir sisteme entegre etmeyi planlıyor.

Cybertruck liderliği ele geçirdi!

0

Tesla Cybertruck, ABD’nin en çok satan elektrikli kamyonu olarak Ford’un F-150 Lightning’ini tahtından indirdi. Sahibinin uzuvlarını kesmekten, suya tuğla örmeye ve temel kamyon görevlerinde başarısızlığa kadar bildirilen çok sayıda soruna rağmen, Cybertruck’ın meteorik yükselişi engellenmedi. Yakın zamanda 100.000 doların üzerinde en çok satan araç seçildi. Elektrikli dev artık Amerika’nın en çok satan elektrikli kamyonu unvanını aldı.

Elektrikli kamyon Cybertruck lider oldu

Tesla’nın 2023 yılı sonunda otoyollara çıkmaya başlayan yeni amiral gemisi elektrikli kamyonu, geçtiğimiz ay satışlarda Ford’un F-150 Lightning’ini geride bıraktı. Bu başarı Tesla için önemli bir dönüm noktası oldu. Elektrikli araç pazarındaki hakimiyetini daha da sağlamlaştırıyor. Tesla, Amerika ve dünyanın geri kalanına ilişkin ayrı satış rakamlarını açıklamadığından istatistikler ABD’deki yeni araç kayıtlarından elde ediliyor.

Tesla’nın Haziran 2024’te sona eren üç aylık dönemi kapsayan son beyanına göre şirket, dünya çapında 422.405 Model 3 ve Model Y aracı sattı. Muhtemelen Cybertruck’un da dahil olduğu “diğer modeller” aynı dönemde 21.551 teslimata karşılık geldi.

Bu geniş kategori, satılan Cybertruck birimlerinin kesin sayısını belirlemeyi zorlaştırıyor ancak genel satış artışı, Tesla’nın yeni elektrikli kamyonunun önemli bir katkı sağladığını gösteriyor. Zorluklarına rağmen Cybertruck’un benzersiz tasarımı ve Tesla markasının gücü, onun popülaritesini artırdı.

Bu trend, bir zamanlar Ford gibi geleneksel otomobil üreticilerinin hakim olduğu bir pazar olan elektrikli kamyonlara yönelik artan tüketici ilgisinin altını çiziyor. Tesla’nın, önemli eleştirilere maruz kalan bir ürüne rağmen pazarı büyüleme yeteneği, markanın müthiş etkisini ve otomotiv endüstrisindeki değişen dinamikleri vurguluyor.

Elektrikli araç sektöründeki rekabet yoğunlaşırken Tesla’nın Cybertruck’u, elektrikli kamyon kategorisinde en çok satan ürün olmanın ne anlama geldiği konusunda yeni bir standart belirliyor.

Japon şirketler yapay zeka planına sahip değil

0

Yakın zamanda yapılan bir anket, Japon şirketleri arasında yapay zekanın benimsenmesi konusunda önemli bir ayrım olduğunu ortaya koyuyor.

Nikkei Research’ün gözetiminde 3-12 Temmuz tarihleri ​​arasında gerçekleştirilen anket, başvurulan 506 şirketten yaklaşık 250’sinin yanıtlarını içeriyordu ve tamamı isimsiz olarak yanıt verdi. Bu şirketlerin yaklaşık yüzde 24’ü zaten operasyonlarına yapay zekayı entegre ettiklerini, yüzde 35’i ise bunu yapmayı planladığını bildirdi. Bununla birlikte, ankete katılanların yüzde 41’i yapay zekayı benimseme niyetinde olmadığını belirtti; bu da Japonya’daki kurumsal şirketlerde teknolojik inovasyona yönelik değişen heyecan düzeylerini ortaya koyuyor.

Japon şirketler yapay zeka konusunda geri kaldı

Yapay zekayı uygulamaya koyma nedenleri sorulduğunda, ankete katılanların yüzde 60’ı işçi açığının giderilmesini, yüzde 53’ü işgücü maliyetlerini azaltmayı ve yüzde 36’sı araştırma ve geliştirmeyi hızlandırmayı amaçladıklarını belirtti. Bu faydalara rağmen çeşitli zorluklar da not edildi. Bir ulaştırma şirketindeki bir yönetici, “çalışanların potansiyel çalışan sayısında azalmaya ilişkin endişeleri” konusundaki endişelerini dile getirdi.

Diğer engeller arasında teknolojik uzmanlık eksikliği, yüksek sermaye harcamaları ve yapay zeka sistemlerinin güvenilirliğine ilişkin endişeler yer alıyordu. Ankette siber güvenlik de önemli bir konu olarak ortaya çıktı. Ankete katılanların yüzde 15’i geçtiğimiz yıl siber saldırılara maruz kaldığını belirtirken, yüzde 9’u hedef alınan iş ortaklarına sahip olduğunu belirtti.

Etkilenenlerin yüzde 23’ü geçici iş kesintileri yaşadı ve yüzde 4’ü bilgi sızıntısına maruz kaldı. Siber güvenliği artırmak için şirketlerin yüzde 47’si savunma önlemlerini dış kaynaklardan alıyor ve yüzde 38’i şirket içi uzmanlara güveniyor.

Anket ayrıca daha büyük bir sosyal sorunu da içeriyordu: Eşlerin aynı soyadını kullanmasını zorunlu kılan yasa. Bu konu, Keidanren iş dünyası lobisinin geçtiğimiz günlerde hükümete evli bireylerin soyadlarını korumalarına izin vermesi yönünde yaptığı çağrının ardından dikkatleri üzerine çekti. Ankete katılanların yüzde 50’si böyle bir mevzuat değişikliğini desteklerken, yüzde 11’i karşı çıktı.

Bir makine firmasının yöneticisi, “Mevcut sistem bireylerin, özellikle de kadınların onuruna ve özgürlüğüne zarar veriyor” dedi. Öte yandan demir dışı metal üreticisinin bir yöneticisi, ayrı soyadlarına izin verilmesinin “aile bağlarını zayıflatabileceği” konusunda uyardı.

Ford, kamyonlarına 3 milyar dolar yatırım yapacak!

ABD’li otomobil üreticisi Ford, 2026 yılından itibaren Kanada, Ontario’daki Oakville Montaj tesisinde F-Serisi Super Duty kamyonetlerinin üretimine başlayacak.

Bu hamle, yıllık yaklaşık 100.000 birimlik ek kapasite sağlayacak. Bu karar, Oakville’de 2027’de üretilmesi planlanan üç sıralı elektrikli araç projesini de erteleyecek.

Ford’un ağır hizmet kamyonlarıyla ilgili planları, Oakville genişlemesinin ötesine geçiyor. Şirket, Kuzey Amerika’daki üç üretim tesisinde Super Duty üretimini artırmak için toplamda yaklaşık 3 milyar dolar yatırım yapacağını açıkladı. Yaklaşık 2,3 milyar dolar, 71 yıllık Oakville Montaj Kompleksi’ne montaj ve entegre damgalama operasyonları kurmak için harcanacak; bu, ilk kez “çok enerjili” bir platformun oluşturulmasını içerecek.

Tüm bunlar, Super Duty’nin gelecekte elektrikli bir versiyonunun sunulacağı anlamına geliyor ancak Ford bu konuda bir zaman çizelgesi vermedi.

Ford, Kentucky Truck Plant ve Ohio Assembly Plants tesislerini de genişletecek. Super Duty montajını artırmak, Oakville Montaj Kompleksi’nde 1.800 Kanadalıya istihdam sağlayacak, bu da başlangıçta üç sıralı elektrikli araç üretimi için gerekli olandan 400 fazla.

Ford, Nisan 2023’te Kanada’daki Oakville tesisini yeni nesil elektrikli araçlar için bir montaj tesisi olarak dönüştürmek için 1,34 milyar dolar harcama planlarını duyurduğunda farklı bir açıdan yaklaşıyordu. 1953 yılında açılan kampüs, 2024’ün ikinci çeyreğinde büyük bir modernizasyon ve genişleme geçirecek, Oakville Elektrikli Araç Kompleksi olarak yeniden adlandırılacaktı. Gerçekleşseydi, Ford Kuzey Amerika’da mevcut bir tesisi tamamen elektrikli araçlar için ilk kez yeniden donatmış olacaktı.

Ford İngiltere fabrikası

Ford’un bu dönüşü, portföyündeki en büyük kamyon olan ve genellikle ticari müşteriler tarafından kullanılan Super Duty’yi destekleyen milyarlarca dolarlık bir yatırımdır. Aynı zamanda, Ford’un amiral gemisi F-Serisi kamyonet serisinden elde ettiği kararlara olan bağımlılığını da göstermektedir.

Bu karar, CEO Jim Farley’nin Aspen Ideas festivalinde ABD toplumunun daha küçük araçlara yeniden aşık olmasının önemli olduğunu söylemesinden sadece birkaç hafta sonra geldi. Farley, “Bu devasa araçlara aşığız ve ben de onları seviyorum ama ağırlık büyük bir sorun.” dedi.

Ford, elektrikleşmeye devam ediyor ve özellikle hibrit seçenekleri artırıyor. Kaliforniya’da bir zamanlar gizli olan bir ekipten yardım alarak yeni nesil bir elektrikli araç üzerinde çalışıyor. Ancak, bu planlar da değişken görünüyor.

Farley, şirketin bir sonraki adımlarını belirlemeye çalıştığını belirtti ve “Harika bir iş çıkardılar. Şimdi zor seçimler yapmalıyız ve birden fazla yol var.” dedi.

Çin, dünyanın ilk iki kuleli güneş enerjisi santraliyle verimliliği %24 artırıyor!

Çin, yenilenebilir enerji yatırımlarında yeni bir çığır açarak, dünyanın ilk iki kuleli güneş enerjisi santralini kurdu. Bu dev proje ile güneş enerjisi santrallerinde yüzde 24’lük rekor bir verimlilik artışı sağlanıyor.

Proje kapsamında her biri 200 metre yüksekliğinde olan iki kuleye, yaklaşık 30.000 ayna yerleştirildi. Bu aynalar, güneş ışığını her iki kuleye odaklayan eşmerkezli daireler oluşturarak, ışınları mümkün olan en verimli şekilde kulelere yansıtıyor.

Toplanan güneş enerjisi, ortak bir buhar türbini kullanarak elektriğe dönüştürülüyor. Tesis, geleneksel kömür santrallerinde olduğu gibi, yoğunlaştırılmış güneş ışığını sıvıyı ısıtmak için kullanıyor. Bu sıvı olarak da erimiş tuz (sodyum) kullanılıyor. Sodyum, termal bir batarya gibi davranarak gündüz toplanan ısıyı depolayabiliyor ve geceleri de elektrik üretimini sürdürebiliyor.Bu yenilikçi teknoloji, 1980’lerden beri kullanılan güneş enerjisi yönteminin bir uzantısı. Daha önce bu yöntemde odaklanmış güneş ışınları suyu ısıtmak için kullanılıyordu. Sodyumun yüksek enerji depolama özelliğinin keşfedilmesi ise geceleri de elektrik üretimine imkan tanıdı.

Tesisin aynaları özel bir malzemeden üretilerek yüzde 94 yansıtma verimliliği elde ediyor. Bu sayede güneş ışığının büyük bir kısmı enerjiye dönüştürülüyor.

Çin, 2016 yılında ilk güneş enerjisi kulelerine yatırım yapmaya başlamıştı. İki kuleli tasarım ise bu alandaki ilk olma özelliğini taşıyor. Bu yenilikçi tasarım sayesinde verimlilik yüzde 24 oranında artırılmış durumda.1,8 milyar kilovat-saat elektrik üretmesi ve 1,53 milyon ton karbon emisyonu tasarrufu sağlaması beklenen santralin,2024 yılı sonuna kadar faaliyete geçmesi planlanıyor.

Dünyanın en büyük güneş enerjisi kulesi ise Fas’ta bulunan Noor Ouarzazate Güneş Kompleksi‘dir. 510 MW kapasiteye sahip olan bu tesis, Afrika’nın en büyük güneş enerjisi santrali olma özelliğini de taşıyor.Türkiye’nin ilk güneş enerjisi kulesi ise 2013 yılında Mersin’de kuruldu. Bu kule, 1,3 MW kapasiteye sahip ve yılda yaklaşık 5 milyon kilovat-saat elektrik üretiyor.Çin’in bu yeni projesi, güneş enerjisi teknolojisinin gelişmesi ve yaygınlaşması için önemli bir adım olarak görülüyor. Bu sayede, gelecekte daha temiz ve sürdürülebilir bir enerji kaynağına sahip olmamız mümkün olacak.

Elektrikli jet satışı için anlaşma tamamlandı

0

Uçan taksi şirketi 100 elektrikli jet satışı için anlaşma imzaladı. Yedi kişilik araçlar, 200 km mesafeye kadar şehir ve kasabaları birbirine bağlayan bölgesel bir hava ulaşım hizmeti olarak planlanıyor.

Elektrikli hava araçlarının (EAV) 2026 yılında teslim edilmesi ve Suudi Arabistan Hava Yolları Saudia’nın ana şirketi olan havacılık devi Saudia Group’un yan kuruluşu Saudia Private tarafından yönetilmesi ve çalıştırılması planlanıyor. Lilium eVTOL uçağı, diğer EAV’lerin aksine bir jet uçağı.

Elektrikli jet satışı

Yedi kişilik araçların, 200 kilometreye kadar uzaklıktaki şehir ve kasabaları saatte 300 kilometre hıza kadar birbirine bağlayacak bölgesel bir hava ulaşım hizmeti olarak kullanılması planlanıyor. Uçan araç, ana kanatlarla birlikte ileri kanardlara (ön taraftaki küçük kanatlar) ve hidrolik olmayan sabit iniş takımlarına sahip dağıtılmış bir tahrik sistemine sahip.

Saudia Group ile yapılan anlaşmaya göre, ilk etapta 50 uçağın teslim edilmesi planlanıyor, 50 uçağın daha satın alınması opsiyonu bulunuyor. Lilium CEO’su Klaus Roewe: “Saudia gibi pazar lideri bir havayoluyla ortaklığımızdan gurur duyuyoruz” dedi. “Ve uçağı işletmeyi planlayan uluslararası bir havayolundan bildirilen en büyük kesin satın alma siparişine sahip eVTOL üreticisi olarak eVTOL endüstrisinde ilerlemeye öncülük etmekten heyecan duyuyoruz. Orta Doğu, Lilium için bir önceliktir ve Suudi Arabistan, elektrikli, yüksek hızlı bölgesel hava taşımacılığı için çok büyük ve heyecan verici bir pazar olacaktır. Ortaklığımız, Suudi Arabistan Group’un önemli pazar bilgisini benzersiz eVTOL teknolojimizle birleştirerek GCC bölgesinde premium sınıf hava yolculuğunu dönüştürecek” dedi.

Lilium yakın zamanda İngiltere’nin en büyük helikopter ve özel jet operatörlerinden biri olan  Volare Aviation’ın yan kuruluşu eVolare’ye dört jet sattığını duyurdu. Evolare, Londra’yı İngiltere’nin dış şehirleri ve kıyı bölgeleriyle bağlamak için EAV’leri işletmeyi planlıyor ve nihai hedefi Londra bölgesinde kullanılmak üzere 16 araç elde etmek. Lilium elektrikli jet uçağı henüz teslimata hazır değil, pilotlu ilk uçuş testlerinin bu yılın sonlarına doğru yapılması planlanıyor. Şirketten yapılan açıklamaya göre, Lilium sipariş hattı şu anda 106 kesin sipariş ve rezervasyon, 76 opsiyon ve erken anlaşmalar kapsamında 600 uçaktan oluşuyor.

Cem Boyner kimdir?

0

1955 yılında İstanbul’da doğmuştur. Boyner ailesinin köklü ticaret geçmişi, Cem Boyner’in iş dünyasına adım atmasında önemli bir rol oynamıştır. Lisans eğitimini Boğaziçi Üniversitesi İşletme Fakültesi’nde tamamlamıştır.

Cem Boyner kariyeri

Cem Boyner, kariyerine aile şirketi olan Boyner Holding’de başlamıştır. Holding, perakende, tekstil ve gayrimenkul gibi çeşitli sektörlerde faaliyet göstermektedir. Cem Boyner’in liderliğinde Boyner Holding, Türkiye’nin en büyük perakende şirketlerinden biri haline gelmiştir. Boyner Mağazaları, geniş ürün yelpazesi ve müşteri odaklı hizmet anlayışıyla tanınmaktadır.

Boyner, iş dünyasındaki başarılarının yanı sıra yenilikçi ve vizyoner bir lider olarak da bilinmektedir. Dijital dönüşüm ve e-ticaret alanında önemli adımlar atmıştır. Boyner, Morhipo.com gibi e-ticaret platformlarının kurulmasında öncülük etmiştir. Bu platformlar, kısa sürede Türkiye’nin en popüler online alışveriş siteleri arasında yer almıştır.

Cem Boyner, sosyal sorumluluk projelerine de büyük önem vermektedir. Özellikle eğitim ve çevre alanında birçok projeye destek vermiştir. Ayrıca TEMA Vakfı’nın kurucularından biri olarak çevre bilincinin artırılmasına katkıda bulunmuştur. Ayrıca, Boyner Grup bünyesindeki sosyal sorumluluk projeleriyle topluma değer katmaktadır.

Boyner, iş dünyasındaki başarıları ve sosyal sorumluluk çalışmalarıyla birçok ödül almıştır. Forbes dergisinin “En Etkili İş İnsanları” listesinde yer almıştır. Ayrıca, çeşitli ulusal ve uluslararası kuruluşlar tarafından da takdir edilmiştir.

Sonuç olarak, Cem Boyner, Türk iş dünyasında yenilikçi ve vizyoner liderliğiyle öne çıkan bir isimdir. Boyner Holding’i büyüterek Türkiye’nin en büyük perakende şirketlerinden biri haline getirmiştir. Sosyal sorumluluk projeleriyle topluma değer katmıştır. Boyner’in hikayesi, genç girişimciler için ilham kaynağı olmaya devam etmektedir. Onun azmi ve başarıları, iş dünyasında fark yaratmak isteyen herkes için örnek teşkil etmektedir.

Murat Ülker kimdir?

0

Murat Ülker, Türkiye’nin önde gelen iş insanlarından biri konumunda. Hem iş dünyasındaki başarılarıyla hem de toplumsal katkılarıyla tanınmaktadır. 3 Haziran 1959’da İstanbul’da doğan Murat Ülker, eğitimine Koç Lisesi’nde başladı. Daha sonra Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü’nden mezun oldu. Ülker, aynı zamanda Columbia Üniversitesi’nde MBA yapmış ve eğitimini uluslararası alanda da pekiştirmiştir.

Murat Ülker ve çalışma hayatı

Murat Ülker’in kariyeri, aile şirketi olan Yıldız Holding bünyesinde şekillenmiştir. Yıldız Holding, Türkiye’nin en büyük gıda şirketlerinden biri diyebiliriz. Ülker de şirketin başarı grafiğini yukarılara taşıdı. Ülker, şirketin stratejik yönlendirmelerinde etkin rol oynamış ve global pazarda markalaşma süreçlerini başarıyla yönetmiştir.

İş dünyasındaki liderliğiyle tanınan Ülker, sadece şirket içinde değil sosyal sorumluluk projelerinde de aktif rol alıyor. Eğitim, sağlık, kültür gibi alanlarda yapılan birçok projeye destek veriyor. Ülker, toplumsal gelişime katkı sağlama vizyonunu ön planda tutuyor.

Ülker’in liderlik tarzı, yenilikçi ve sürdürülebilir stratejilere dayanmaktadır. Şeffaflık, güven ve kalite odaklı yaklaşımıyla sektöründe öncü bir konumda yer almaktadır. Ayrıca, teknolojiye ve dijital dönüşüme büyük önem veriyor. Ülker, şirketlerin bu alandaki gelişimini sürekli olarak teşvik etmektedir.

Ülker hem iş dünyasındaki başarılarıyla hem de topluma olan katkılarıyla Türkiye’nin önde gelen iş insanları arasında yer alıyor. Yıldız Holding’in global arenadaki etkinliği ve toplumsal sorumluluk projelerindeki rolüyle, Ülker’in adı başarı ve liderlikle özdeşleşmektedir.

Ülker, Yıldız Holding’in sahibi ve yöneticisi pozisyonuyla Türkiye’nin en büyük gıda şirketlerinden biri olmasını sağladı. Ayrıca global pazarda da önemli bir oyuncu konumuna getirmiştir. Yıldız Holding’in markaları arasında Ülker, Godiva, McVitie’s gibi bilinen markalar bulunmaktadır. Bu markaların uluslararası alanda varlığı ve şirketin büyüklüğü, Murat Ülker’in servetini büyük ölçüde etkilemektedir.

Her 30 saniyede bir Model Y üretiliyor!

Tesla, Çin’deki Gigafactory Shanghai tesisinde büyük bir atılım gerçekleştirdi. Şirket, fabrikada yüzde 95 oranında otomasyona geçiş yaptığını duyurdu. Bu gelişme, fabrikanın tam kapasitede çalıştığını ve her 30 saniyede bir Model Y üretildiğini gösteriyor.

Tesla’nın Gigafactory Shanghai tesisi, üretim kapasitesini artırarak tam kapasiteye ulaştı. Fabrikada yapılan güncellemeler sayesinde, yüzde 95 otomasyon oranına erişildiği belirtiliyor. Bu bilgiler, daha önce fabrikada üretimin azaldığına dair çıkan iddiaları da yalanlıyor. Tesla, fabrikanın kapılarını geçtiğimiz günlerde basın mensuplarına açarak mevcut durumu gözler önüne serdi.

Tesla, fabrikanın üretim hat uzunluğunu 100 metre kısaltarak ve yeni dikey asansörler gibi değişiklikler yaparak üretimi daha verimli hale getirdi. Tesisin montaj bölümü, kapıları, gövdeleri ve diğer bileşenleri taşıyan dikey asansörlerle dikey olarak istiflenmiş, çift hatlı bir konfigürasyon kullanıyor. Ayrıca dört montaj atölyesinin birbirine bağlı olduğu ve üretilen parçaların atölye içinde taşınabildiği belirtiliyor. Bu süreçlerde yoğun bir şekilde kullanılan robot kollar sayesinde tesisin otomasyon seviyesi üst seviyelere ulaşıyor. Özellikle kaynak atölyesinin otomasyon oranının yüzde 100’e yaklaştığı ifade ediliyor.

Her 30 saniyede bir Model Y üretiliyor!

Enerji depolama projesi

Tesla, Çin’de sadece otomobil üretimi yapmakla kalmıyor. Şirket, Shanghai Energy Storage Super Factory projesinde de ilerlemeler kaydediyor. Bu proje kapsamında, Tesla Çin’de enerji depolama ürünü olan Megapack‘i seri üretmeyi hedefliyor. Tesla Çin Başkan Yardımcısı Tao Lin, Megapack üretmeyi planlayan Megafactory‘nin 2025 yılında üretime başlayacağını açıkladı.

Tesla’nın Gigafactory Shanghai’daki bu gelişmeleri, şirketin üretim kapasitesini ve verimliliğini önemli ölçüde artırarak, küresel otomotiv endüstrisinde liderliğini pekiştirmeye devam edeceğini gösteriyor. Tesla, bu hamleleriyle hem üretim teknolojilerinde hem de enerji depolama alanında öncü olmayı sürdürüyor.

Tesla’nın Gigafactory Shanghai’da gerçekleştirdiği bu yenilikler, otomotiv sektöründe yeni bir dönemin kapılarını aralıyor. Fabrikadaki yüksek otomasyon oranı ve verimlilik artışları, şirketin maliyetleri düşürmesine ve üretim hızını artırmasına olanak tanıyor. Bu durum, Tesla’nın küresel pazardaki rekabet gücünü artırırken, aynı zamanda Çin pazarındaki güçlü varlığını da pekiştiriyor.

Binance Pazarlama Başkanı, Türkiye’deki kripto para yasası hakkında konuştu!

Çeşme’de düzenlenen Binance etkinliğinde Binance Global Pazarlama Başkanı Rachel Conlan ile bir araya gelen ShiftDelete.Net kurucusu Hakkı Alkan, Türkiye’deki kripto para borsası ve yeni kripto para yasası ve düzenlemeler ile ilgili konularda sohbet etti. İşte Binance Pazarlama Başkanı Conlan’ın yeni yasalar hakkındaki fikirleri.

Binance Pazarlama Başkanı, Türkiye’de yürürlüğe giren kripto para yasasını başarılı buldu!

Bugün Çeşme’de gerçekleşen etkinlikte Binance Global’in Pazarlama Başkanı Rachel Conlan ile bir araya gelen kurucumuz Hakkı Alkan, Binance Türkiye yetkililerinden sonra Global Pazarlama Başkanı ile de sohbet niteliğinde soru cevap gerçekleştirdi. Türkiye’de birçok etkinliğe katıldığını bildiren Conlan, burada canlı ve gelişmiş bir kripto para sistemi olduğunu da dile getirdi.

Türkiye’deki kripto para ekosisteminin bu denli popüler olduğunu ve benimsenmiş olduğunu belirten Conlan, dünyada penetrasyon oranı yüzde 5 ile 6 arasında iken, Türkiye’de bu rakamın yüzde 20 olduğunu dile getirdi. Aynı zamanda ülkemizde yürürlüğe girecek olan yasalar hakkında da fikirlerini bildiren Rachel Conlan, şeffaflığın şirket için önemli olduğunu belirtti.

Türkiye’nin de bu amaçla oluşturduğu yasalara sıcak baktığını bildiren Conlan, yasanın başarılı bir çalışma olduğunu bildirdi. Hakkı Alkan ve Rachel Conlan arasında geçen sohbeti izlemek için üst kısımda bıraktığımız X gönderimize göz atabilirsiniz. Aynı zamanda Binance Türkiye Genel Müdürü ile gerçekleştirdiğimiz sohbete de buradan ulaşabilirsiniz. Siz Türkiye’deki kripto para yasası ve borsası hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi yorumlara bekliyoruz.

Kripto para dünyasında dev vurgun

Hindistan’ın en büyük kripto para borsalarından biri olan WazirX, 2024 yılının ikinci büyük siber saldırısına maruz kalarak saldırganlara tam 235 milyon dolar kaptırdı. Binance tarafından da yatırım alan WazirX, büyük çaplı bu saldırı ile kripto para dünyasında şok etkisi yarattı.

Cüzdan takip hesaplarının uyarı vermesiyle ortaya çıkan saldırıda, borsanın Ethereum üzerinde bulunan çok anahtarlı cüzdanından 235 milyon dolar değerinde kripto varlık çalındığı ve bu varlıkların izinin Tornado Cashüzerinde kaybettirildiği belirtildi. Saldırının boyutları incelendiğinde, saldırganların tam 6 gün boyunca plan yaptığıifade ediliyor. Hızlı bir şekilde harekete geçen saldırganlar, 130 milyon dolarlık kripto varlığı dolara çevirdi ve kalan 105 milyon dolarlık varlığı da eritmekle meşgul.

Bu büyük saldırı sonrası WazirX, kullanıcıların para yatırma ve çekme işlemlerini askıya aldı. Ancak, uzmanlar, çalınan varlıkların geri dönmesinin zor olduğunu belirtiyor. Bu olay, kripto para borsalarının güvenlik önlemlerini yeniden gözden geçirmeleri gerektiğini bir kez daha gözler önüne serdi.

Kripto para dünyasında bu yıl yaşanan siber saldırılar, sektörde büyük endişelere yol açtı. Geçtiğimiz haftalarda bir Japon borsası da benzer bir saldırıya maruz kalarak 305 milyon dolar kaybetmişti. Böylece, 2024 yılının ilk 7 ayında kripto para borsalarından çalınan toplam miktar 540 milyon dolar oldu. Bu olaylar, kripto para dünyasında güvenlik endişelerini artırırken, kullanıcıların borsalara olan güvenini sarsmaya devam ediyor.

WazirX, bu saldırının ardından güvenlik önlemlerini artırmak ve kullanıcılarını bilgilendirmek için çalışmalara başladı. Ancak, kripto para borsalarına olan güvenin yeniden inşa edilmesi zaman alacak gibi görünüyor. Saldırının ardından yapılan açıklamada, WazirX yetkilileri, kullanıcıların mağduriyetini en aza indirmek için yoğun bir çaba sarf ettiklerini belirtti.

Kripto para dünyasında yaşanan bu tür büyük çaplı saldırılar, sektördeki güvenlik açıklarını ve borsaların daha fazla önlem alması gerektiğini bir kez daha gözler önüne serdi. Kullanıcılar, yatırımlarını korumak için daha dikkatli ve bilinçli hareket etmeli ve borsaların güvenlik politikalarını dikkatle takip etmelidir. Bu tür olaylar, kripto para dünyasında yeni düzenlemelerin ve güvenlik standartlarının gerekliliğini ortaya koyuyor.

Manisa’da 1 milyar dolarlık dev yatırım!

0

BYD, son günlerde Türkiye’de yapacağı 1 milyar dolarlık devasa bir yatırımla adından söz ettirmeyi başardı. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır da BYD’nin Manisa’da kuracağı fabrikanın Türkiye otomotiv sektörü için yepyeni bir çağın başlangıcı olduğunu müjdeledi.

Satış sayısında Tesla’yı sollayarak dünyanın en büyük elektrikli araç üreticisi unvanını elinde bulunduran BYD, Manisa’daki fabrikasında yıllık 150 bin elektrikli araç üretmeyi hedefliyor. Ütelik gelecekte üretim hacminin daha da artması planlanıyor.

Bakan Kacır ise BYD’nin yatırımının sadece bir fabrika kurulumundan öteye geçtiğini söyledi. Şirket, aynı zamanda yeşil teknolojilere odaklanan bir Ar-Ge merkezi de Manisa’da faaliyete geçirecek. Bu merkez de Türkiye’nin otomotiv sektöründeki inovasyon gücüne büyük katkı sağlayarak ülkenin yeni nesil otomotiv teknolojilerinde söz sahibi olmasını sağlayacak.

Projenin ekonomi ve istihdama büyük bir canlılık getirmesi bekleniyor. Fabrika ve Ar-Ge merkeziyle birlikte toplamda 25 bine yakın kişiye istihdam sağlayacak. Bu rakamın 5 bini doğrudan fabrikada istihdam edilirken geri kalan 20 bin kişi tedarik zinciri ve bağlantılı sektörlerde iş imkanı bulacak.

Bakan Kacır da Türkiye’nin elektrikli araç devrimini yakalama hedefindeki kararlılığını vurgulayarak BYD’nin yatırımının bu hedefe giden yolda büyük önem taşıdığını belirtti. Yerli otomobil Togg ile başlayan elektrikli araç atılımı BYD yatırımıyla daha da güçlenecek.

Öte yandan Türkiye, elektrikli araç kullanımını yaygınlaştırmak için hızlı şarj istasyonlarının kurulumuna da hız kesmeden devam ediyor. Bakan Kacır, sağlanan desteklerle ülke genelinde 7 bin 600’ü hızlı şarj olmak üzere toplam 20 bin 900 şarj bağlantı noktasına ulaşıldığını ifade etti. Hızlı şarj altyapısının sadece bir yılda beş katına çıkarılması, Türkiye’nin elektrikli araçlara geçiş konusunda ne kadar ciddi olduğunu gözler önüne seriyor.

BYD’nin yatırımı, Manisa’nın sanayi alanındaki yükselişini de beraberinde getirecek. Bakan Kacır, elverişli konumu, güçlü lojistik bağlantıları ve nitelikli insan kaynağıyla yatırımcıların beklentilerini karşılayan Manisa’nın, geleceğin yatırım merkezi olma yolunda ilerlediğini belirtti.

Aynı gün içerisinde Manisa’da açılışı gerçekleştirilen Olgun Çelik Fabrikası da dikkat çeken bir diğer yatırım oldu. Makas ve süspansiyon sistemlerinde kompozit çözümler sunan ve Türkiye’de bu alanda bir ilki olan fabrika, 15 milyon avroluk yatırımla hayata geçirildi. Özellikle de elektrikli araçların batarya sistemlerinin ağırlığını azaltarak enerji verimliliğini artırmaya yönelik kompozit ürünler üretecek.