Silikon Vadisi’nin ahlaksızlık imtihanı?

1

TechInside Analizi:  Aşağıdaki yazı eski bir Financial Times editörü olan, daha sonra FT’dan ayırılıp Silicon Valley Watcher’ı kuran Tom Foremski‘ye ait. Son günlerde Silikon Vadisinde en çok konuşulan konulardan biri haline gelen bu yazıda haklı bulduğumuz yönler var ancak genel senaryo Foremski’nin anlattığı kadar kötü değil ve Silikon Vadisi özündeki ruhu bir şekilde korumaya devam ediyor. Yazıyı okuduktan sonra bu analizi hatırlamak için tekrar okumanızı tavsiye ediyoruz.

On yıl önce 2004 yılının ortalarında Financial Times’tan ayrılarak Silicon Valley Watcher’da yazmaya başladım. O yıllarda Silikon Vadisi nokta com balonunun patlayışının ardından uzun süren sıkıntılı döneminden kurtulmaya başlamış ve Google’ın Ağustos ayındaki halka açılımı kötü haberlerle dolu yıllardan sonra iyi bir işaret olmuştu.

O zamanlarda Silikon Vadisi kültürü farklıydı. Yazılım mühendisliği topluluğu bugünden daha radikaldi ve çok daha fazla sosyal bilinci vardı. Açık kaynaklı yazılım hareketi mühendisler arasında çok güçlüydü ve genel olarak ticari karşıtı bir duruş bulunmakla birlikte açık lisansların savunulması saygıyla karşılanıyordu.

17. yüzyılın ortalarındaki The Diggers gibi radikal İngiliz gruplarıyla ve aynı zamanda San Francisco’da 1960 yılında ortaya çıkmış olan ve ücretsiz dükkanlar açıp mutfaklarından yemek dağıtan yine aynı isimdeki The Diggers grubuyla aynı ruhu paylaşıyorlardı. 2004 yılında iş hayatının kutsal kitabı The Cluetrain Manifesto’ydu ve direkt olarak o kültürden gelmişti. İşte ondan bir kısım:

…Ey dünyadaki insanlar

Gökler yıldızlara açık. Bulutlar gece ve gündüz üzerimizden geçiyor. Okyanuslar yükseliyor ve düşüyor. Ne duymuş olursanız olun, bu bizim dünyamız, var olduğumuz yer. Size ne söylenmiş olursa olsun, bayraklarımız özgürce dalgalanıyor. Kalbimiz sonsuza kadar atmaya devam edecek. Dünyadaki insanlar, hatırlayın.

Ricci-Sebastiano-The_Fall_of_the_Rebel_AngelsSebastiano Ricci – The Fall of the Rebel Angels

Google bir asiydi

Google bu radikal kültürün büyük bir parçasıydı. O günlerdeki halka açılımı şok ediciydi zira açılış gününde Wall Street bankacılarını ve bir günlük hamlelerle zengin olmaya çalışan mensuplarını durdurmaya çalışmıştı. “Hollanda stili” müzayedesi küçük yatırımcılara herkes kadar hisse vermek için tasarlanmıştı. Sosyal sorumluluğa doğru olan tutkuları önde ve ortadaydı, “Kuruculardan Mektup” halka açılma başvurusunda gördüğünüz ilk şeydi.

Google gizemli bir kara kutuydu…

Beklenen halka açılımın belgeleri SEC ile kayda geçtiğinde ben Financial Times’da çalışıyordum. O güne kadar Google bir kara kutuydu – kimse ne kadar para kazandığını bilmiyordu. Yüzlerce sayfalık finansal bildirimleri taramak için yemeklerimizden yarışırcasına geri döndük.

Rakamlar büyüleyiciydi ve arama işinin nasıl son derece karlı hale geldiğini anlatıyordu. Fakat esas “Kuruculardan Mektup” ön plana çıkıyordu. Olağanüstüydü, hiçbir halka açılım dosyalamasında böyle bir şey görmemiştim.

Burada Larry Page ve Sergey Brin gelecekteki hissedarlara esas amacın para kazanmak olmadığını, motivasyonlarının dünyayı geliştirecek bir şirket kurmak olduğunu söylüyorlardı. Kurucular kendilerine on kat daha fazla oy hakkı sunan ikili hisse yapısının bu görev için nasıl gerekli olduğunu açıklıyorlardı.

İşte bir kısmı:

Kötü olmayın. Kısa vadeli kazançlardan vazgeçsek bile uzun vadede yatırımcılar olarak veya herhangi bir şekilde, dünya için iyi şeyler yapan bir şirket tarafından daha iyi hizmet alacağımıza inanıyoruz.

Google’ı dünyayı daha iyi bir yer yapan bir kuruluş yapmayı arzuluyoruz.

Google Vakfı’nı kurma aşamasındayız. Vakfa işgücü, Google’ın hisselerinden ve kârından bir şekilde yüzde 1 bir pay olmak üzere kayda değer kaynaklar ayırmayı planlıyoruz. Bir gün bu kuruluşun dünyanın en büyük problemlerine yenilikçilik ve kayda değer kaynakları uygulamak suretiyle dünyaya yaptığı toplam etki bazında Google’ın kendisini bile gölgeleyeceğini umuyoruz.

googleevil

Kurumsal sosyal sorumluluk

Google daha önce Salesforce.com kurucusu Marc Beninoff tarafından başlatılmış sosyal kurumsal sorumluluk hareketini tomurcuklandırmada önemli bir fikir öncüsü olmuştu.

Kurumsal sosyal sorumluluk önemliydi çünkü bu yazılım mühendisliği topluluğu için önemliydi. En iyi mühendisleri işe alabilmek için anahtar olan şeydi. Bir şirket otobüsü ve şirket yemeği o jenerasyon yazılımcılar için yeterli değildi.

Bugünün Silikon Vadisi kültürüne alışılmamış bir ahlaksızlık, (çoğu kişinin kitaplarını hatta kapağını bile okumamış olmasına rağmen) Ayn Rand’ı kendi tutkuları için ele geçiren narsisizm hakim. 

Sanki herkes “yapmak için doğru olan şeyi” unutmuş gibi. Ek olarak Google da “kötü olma” kuralının önemini azaltmak için çok çalıştı.

Silikon Vadisi’nin bugünkü kültürü bu içe kapanık spektrumda bir yerde duruyor ve suyun doğal özelliklerini sergiliyor. Su her zaman yolunu bulur, görülmeyen çatlakları bulur, engellerin çevresinden dolaşır ve hatta onları yıkar – küçük bir sızıntının koca barajı yıkabilmesi gibi.

Su inanılmaz bir engelleyendir – havadan peydahlanır, sel şeklinde akarak dağları itebilir veya sert bir kayadaki çatlakları büyütmek için sabırlı bir şekilde çalışabilir, donarak ve genişleyerek, çözülerek ve akarak.

Suyun etiğe veya ahlaka ihtiyacı yoktur, o doğanın bir gücüdür. Her zaman doğru seviyesini bulur. Bu Silikon Vadisi’nin şimdiki ahlaksızlığı için çok uygun bir benzetme. Mesela “Double Irish Dutch Sandwich” isimli vergi muhasebesi (Bermuda’da yer alan) Google, Apple ve diğerleri tarafından Avrupa ve Amerika’daki kurumsal vergileri düşürmek için kullanılıyor.

Vergi kanunlarındaki bu açıkları kullanmak için büyük muhasebeci ve avukat takımları gerekiyor, ama aynı bir suyun engeller etrafından yolunu bulması gibi, eğer delikler varsa su oralardan geçer. Ya da Google’ın başkanı Eric Schmidt’in geçtiğimiz sene kızgın İngiliz politikacılarına söylediği gibi: daha fazla vergi geliri istiyorsanız delikleri tıkayın.

Bu ahlaksızlık kültürü Silikon Vadisi şirketlerinin iklim değişimi için alınacak tedbirlere karşı çıkan veya evlilikleri heteroseksüel çiftlerle sınırlayan politikacıların tekrar seçilmesi için para harcadıkları Washington’daki lobi çalışmalarına da uzanıyor.

Ve kazanıyor olduğunuzda bile kazanmak için ne gerekiyorsa yapma ahlaksızlığı.

Silikon Vadisi’ndeki en başarılı ve en zengin şirketler, Apple, Google, Intel, Intuit, Adobe’un çalışanlarına karşı onların maaşlarını düşük tutmak ve kariyer hareketlerini sınırlamak için yaptıkları gizli komplolara; Zynga’nın itiraf ettiği kirli gelir dolaplarına; Uber’in über-adi büyüme stratejisine; Twitter’ın sadece merkez ofisini San Francisco’nun en fakir bölgesine kurduğu için istediği vergi desteklerine (şehir için bir ekonomik yük) bakın.

Silikon Vadisi şirketleri pastalarını istedikleri gibi alıp yiyebilecekleri çünkü her zaman daha fazla pasta olduğu gerçeğinin farkına vardılar. Rezil ve alçakça davranabilir ve mütevazi bir parçaya mahkum olmayabilirler zira her zaman daha fazla pasta olacaktır.

Ve su gibi, bu ahlaksızlık kültürü kötü olmak için yola çıkmadı ancak iyi olmak için de çıkmadı – yanına neyin kâr kalacağını görmek, kazanmak ve kazanmaya devam etmek için hangi delikleri doldurabileceğini görmek için yola çıktı.

On yıl önce Silikon Vadisi bundan daha fazlası olma hevesindeydi.

Yorumlar

  1. Kötü bir felsefe. Onlar birşey üretecek sizde kullanacak kesimler olmamalı. Sevgili Pekcan’ın deyimiyle firmalar öyle insanlığı falan düşünmezler. Yılın çeyrek raporları ve tıpkı deprem ölçüm ibresi gibi titreyen borsa rakamlarına bakarlar. Ne kadar iyi, güzel ve ahlaklı olursak olalım ürünleri için ücret ödememiz gerekiyor.

    Midas’ın mezar taşında yazılanlar aklıma geldi şimdi. Şöyle diyor:

    ‘Dünyalara olmadın, kadınlara olmadın, hayallere olmadın, nesillere olmadın.. Ve işte şimdi buradasın Ahlaklı Midas.’

Yorum Ekle

Posta adresiniz, gizli kalacaktır.

İzin verilen HTML tagları, <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>