adesso Türkiye, Almanya’nın dev bankaları için yazılım geliştiriyor

0

Adesso_AG_logoGerçekleştirilen projeler arasında JAVA tabanlı B2B portallar ve teknoloji transformasyon projeleri öncelikli olarak yer alıyor.

adesso Türkiye Genel Müdürü Burak Barı, “2015 yılının başında, kendimize, Avrupa’ya yazılım geliştirme hizmeti ihracatı hedefini koymuştuk. Bunu başarmak için de “SmartShore” isimli bir model oluşturduk; bu model sayesinde diğer grup şirketlerimizdeki proje ekipleri ile Türkiye lokasyonumuzu başarılı bir şekilde entegre edebiliyoruz.” Dedi.

2015 İhracat Hedefimizin İki Katını Gerçekleştirdik

Burak Barı “Yılsonu itibari ile 2015 için ön gördüğümüz ihracat cirosunun en az iki katını gerçekleştirmiş olacağız. Ancak henüz potansiyelimizin çok azını kullanabildik diyebiliriz; kısacası daha yeni başlıyoruz. adesso Grubu’ndan, Türkiye operasyonları için aldığımız tam destek ise kuşkusuz hedeflerimize ulaşmamızdaki en önemli etkenlerden biri.” diye belirtti.

adesso Türkiye’nin Delivery Direktörü Mutlu Önder ise, “Yurt dışında yıllardan beri uyguladığımız proje geliştirme metotlarını ve standartlarını Türkiye’de gerçekleştirdiğimiz tüm projelerde kullanıyoruz. Ekibin teknik becerilerini bu metotlarla birleştirdiğimizde ortaya kalitesi çok yüksek yazılımlar çıkıyor. Yurt içi müşterilerimiz için gerçekleştirdiğimiz yazılım projelerinde de aynı şekilde ilerliyoruz. Yönetim olarak en başından bu yana, yazılım geliştirme operasyonun hiç bir adımında yurt içi veya yurt dışı şeklinde bir ayrım yapmama prensibini benimsedik. Teknik ekibimizin tamamı yazılım geliştirme süreçlerimize hakim. Müşterilerimizden aldığımız geri bildirimler de, bu kararın ne kadar doğru olduğunu kanıtlamakta.” şeklinde açıklamalarda bulundu.

adesso AG, Türkiye’de kurduğu şirket ile Avrupa’daki müşterilerine sunduğu tüm ürün ve hizmetlerini Türkiye’de konumlandırıyor. adesso Türkiye Bilgi Teknolojileri, kurumsal müşterilerine Bilgi Teknolojileri konularında ağırlıklı olarak mobil uygulama geliştirme, Yazılımcı, Analist ve Test Uzmanı alanlarında dış kaynak (outsource) sağlama, dijitalizasyon projeleri, portal çözümleri, test otomasyon çözümleri, özel proje geliştirme hizmetleri ve yönetim danışmanlığı hizmetlerini sunmakta.

Evlenme vaadiyle kandıran SPAM!

0
weddingRapor, e-posta trafiğindeki istenmeyen e-posta yüzdesinin 2. çeyreğe göre azalma göstermiş olmasına rağmen, alıcıları kandırmak ve e-posta filtrelerini atlatmak amacıyla giderek artan çeşitlilikte taktikler kullanıldığını gösteriyor. Rapora göre 2015’in 3. çeyreğinde istenmeyen e-postalar, bir önceki çeyreğe göre %0,8’lik bir düşüşle, toplam e-posta trafiğinin %54,2’sini oluşturdu. Raporda, istenmeyen e-postaların ilk üç kaynağının sırasıyla ABD (%15,3), Vietnam (%8,4) ve Çin (%7,2) olduğu belirtildi. 3. çeyrekte kimlik avcılığı amaçlı yeni bir e-posta hilesi popüler oldu. İstenmeyen e-posta filtrelerini atlatabilmek amacıyla e-posta metni ve sahte bağlantılar, ileti gövdesine yazılmak yerine PDF belgesi olarak e-postaya ekleniyor. Yaz tatil sezonu olmasından da faydalanan dolandırıcılar, bir e-bilet ya da otel rezervasyonu gibi görünen Trojan-Downloader.JS.Agent.hhy gibi zararlı programları yaymak için rezervasyon hizmetleri, havayolu ve otellerden gönderilmiş gibi görünen sahte bildirimler kullandı. Bir diğer istenmeyen e-posta çeşidinde ise yabancı talipler için gelin seçenekleri sunuldu. Yanıtlar geldikten sonra hedef kişilere başka istenmeyen e-postalar da gönderildi ve bu e-postalarda bazı ‘gelinler’ ‘taliplerini’ ziyaret etmek için para talebinde bulundu. Kaspersky Lab İstenmeyen E-posta Analisti Tatyana Shcherbakova, şunları söyledi: “2015 yılının üçüncü çeyreğinde istenmeyen e-posta üreticilerinin yaz tatil sezonu olmasından ve insanların yalnızlıklarından faydalandıklarını gördük. Oteller adına sahte bildirimler göndermekten, sahte bağlantıların PDF eklerinde gönderilmesine ve yalnız ‘taliplerden’ para talebinde bulunmaya kadar çeşitli taktikler kullanıldı. Her geçen gün artan taktik çeşitlerinin karşısında kullanıcıların çevrimiçinde kendilerini en yeni siber güvenlik araçları ile korumaları oldukça önemlidir.” E-postalardaki zararlı ekler 2. çeyrekte olduğu gibi, sahte HTML sayfası Trojan-Spy.HTML.Fraud.gen, yine e-posta ile gönderilen zararlı programlar arasında ilk sıraya oturdu. Bu programdan gelen e-postalar hedef aldıkları kişileri, bir ticari banka, havayolu veya çevrimiçi mağazadan gönderilmiş gibi görünen önemli bir bildirimi taklit ederek tuzağa düşürdü. Zararlı spamlere en çok Almanya hedef oluyor 2015’in 3. çeyreğinde toplu e-posta gönderimleri ile hedef alınan ilk üç ülkede bazı önemli değişiklikler yaşandı. 2. çeyrekten beri %1,12 düşüş yaşamasına rağmen Almanya (%18,47) ilk sıradaki yerini korudu. Brezilya kaynaklı zararlı e-posta miktarı 3.çeyrekte 2.çeyreğe göre neredeyse iki katına çıktı (%11,7) ve böylece Brezilya ikinci sırada yer aldı. Payı %2,82 artış gösteren Rusya, beşinci sıradan hızlı bir şekilde üçüncü sıraya taşındı (%7,56). 2. çeyrekte ikinci olan İngiltere (%4,56), 3.çeyrekte altıncı sıraya geriledi. Türkiye 2,91’lik oranla yine alt sıralarda. ABD en büyük spam kaynağı ABD, kendisinden kaynaklanan %15,34’lük istenmeyen e-posta payı ile 3. çeyrekte de en büyük istenmeyen e-posta kaynağı olmaya devam etti. Vietnam bir önceki çeyrekte %3,38 olan payı ile karşılaştırıldığında, büyük artış göstererek bu çeyrekte %8,42 ile ikinci oldu. Çin, önceki çeyreğe göre değişmeyen payı ile (%7,15) ilk üçte yer aldı. Türkiye’nin bu alanda oranı yüzde 2,18. Kimlik avı saldırıları artıyor 2015 yılının 3. Çeyreğinde Kaspersky Lab’ın kimlik avcılığı engelleme sistemi Kaspersky Lab kullanıcılarının bilgisayarlarında 36.300.537 kez tetiklendi. Bu rakam önceki çeyreğe göre 6 milyon daha fazlaydı. Çeyrek boyunca, Kaspersky Lab veritabanlarına 839.672 adet kimlik avı joker kartı eklenmiştir. E-posta trafiğinde istenmeyen e-posta oranı İkinci çeyrekteki nispeten istikrarlı birkaç aydan sonra, küresel e-posta trafiğindeki istenmeyen e-posta yüzdesinde bazı değişimler oldu. Yaz tatiline de denk gelmesi nedeniyle 2015’in Temmuz ve Ağustos aylarında istenmeyen e-postalarda yaşanan artışı Eylül ayında belirgin bir düşüş izledi. Sonuç olarak, 3. çeyrekte ortalama istenmeyen e-posta yüzdesi bir önceki çeyreğin ortalamasının biraz üstüne çıkarak %54,19 olarak gerçekleşti.

Pentagon yeni dijital istihbarat örgütü kuruyor

0
sibersavaşSiber savaş, artık varlığını inkar edemediğimiz bir gerçek. Çin ve ABD arasında son dönemde yaşanan büyük hacker saldırıları sonrasında iki ülke başkanının bir araya gelerek, siber-savaş ateşkesi ilan ettiklerini açıklamaları ve birbirlerine siber saldırı düzenlemeyeceklerine dair söz vermeleri de bu gayr-ı resmi savaşın en büyük ispatı oldu. Elbette ABD’nin daha önce İran’ın nükleer tesislerini sabote etmek veya Rusya’nın gizli projelerine ulaşmak ya da rakip ülkelerin dev şirketlerinin ticari sırlarını öğrenmek için özel üretim virüs ve trojanlar geliştirdiğini de biliyoruz. ABD Savunma Bakanlığına bağlı Pentagon şimdi daha gelişmiş siber silahlar geliştirmek için 460 milyon dolarlık bütçe ayırdı ve bu bütçeyi taşeron güvenlik şirketine, geliştirdikleri trojanlar veya diğer siber silahlar için aktaracak. Pentagon’un siber savaş operasyonlarını yürüten CYBERCOM departmanı tarafından düzenlenecek  Cyberspace Operations Support Services (Siber Savaş Operasyonları Destek Servisleri) isimli kontratla Pentagona bağlı çalışacak olan bu güvenlik şirketi aynı zamanda ABD’nin NSA dahil, çok sayıdaki IT güvenlik operasyonunu da devralacak. Yani ABD’de, CIA kadar güçlü yeni bir dijital istihbarat örgütü kuruluyor. Sözleşmeyle görev yapacak olan bu taşeron şirketin, ya da diğer ismiyle siber savaş ve istihbarat grubu, çok yetenekli hacker’lar çalıştırmak durumunda olacak ve ABD’nin menfaatlerine uygun virüsler, trojanlar ya da kısaca, “siber savaş mühimmatları” geliştirecek; bu mühimmatların kullanımından, test ve operasyonlarından sorumlu olacak.  

Mobil reklam yatırımları %68 arttı

0
Mobile_Ad2015 yılının ilk 6 ayını değerlendiren Bullseye Worldwide’ın IAB’den edindiği reklam sektöründeki yatırımları konu alan araştırmanın sonuçlarına göre Türkiye’de toplam dijital reklam yatırımları geçen yıldan bu yıla %21,3 oranında artış sergiledi. IAB verilerinden yola çıkarak yapılan incelemede, display reklam yatırımları 2014’e göre toplamda %19,8 büyürken bu kalemde en büyük sıçramayı %68’lık artışla mobil gösterim reklam yatırımları yapıyor. 2014 yılında 10 milyon TL’lik harcaması olan mobil gösterim reklamlarının, 2015 yılının ilk altı ayında 16,8 milyon TL’ye ulaştığı IAB raporlarına yansıyor. Mobil harcamaları %42’lik artış ve 61,1 milyon TL’lik harcamasıyla video reklam yatırımları takip ediyor. En yüksek artış mobil ve video reklamlarda Kategorisel açıdan incelendiğinde, alt birimleri ile birlikte en yüksek artışı sırasıyla mobil reklam yatırımları, arama motoru reklam yatırımları ve display reklam yatırımlarının elde ettiği görülüyor. Ancak harcamaların en büyüğü ilk yarıda arama motoru reklamlarına, ardından display reklamlara ve mobil reklamlara doğru yapıldığı raporda yer buluyor. Bullseye Worldwide Yönetici Ortağı Afşın Avcı, “Globalde yükselen, Türkiye’de de ismi hızlıca yayılan programatik pazarlama bu dönem IAB’nin raporunda kendine yer bulmuş gözüküyor. Türkiye’de spesifik bir harcama kalemi olarak bulunmasa da 2016 yılının ilk yarısında göreceğimizden eminiz” dedi. Mobil ve videoya olan harcama eğiliminin yükseleceği sektör içerisinde çok yeni bir öngörü olarak sayılmıyor. Bullseye Worldwide’ın 2015 yılında gerçekleştirdiği ve 2016’da devam edeceği yatırımların büyük kısmı mobil global reklam teknolojilerini ve networkleri kapsıyor. Bu yatırımlar ile Bullseye Worldwide, global kaynaklar ve çözüm ortakları üretirken ayrıca sektörün kalite çıtasını yükseltiyor. Doğru tüketiciye ulaşmak için markalar video ve mobil reklama yönleniyor Avcı, “Sektörün en sıcak konusu olan mobil ve video reklamcılığın trendini birçok nedenle açıklayabiliriz. Bu nedenlerin en başında her yaş ve gelir grubundan bireyin akıllı telefon kullanımının artması geliyor. Ayrıca hızlı tüketim alışkanlıkları, TV gibi sınırlandırılmış program zamanlarının artık yeterli kalmayışı ile yükselen VOD tüketimi ve sosyal medya kullanımı mobil ve videoyu markalar gözünde değerli kılıyor. Bunların yanı sıra, marka – tüketici arasındaki uzaklık kapandıkça, tüketicinin ilgi alanları, alışkanlıkları gibi birçok faktörü hedefleme olanağı olan mobil ve video çözümler devreye giriyor. Bullseye Worldwide olarak biz de müşterilerimize hedef kitlelerinin en kişisel alanı olan akıllı telefonlar ve mobil cihazlarına erişim sağlayacak strateji ve operasyonel konularda destek veriyor, bütünsel bir yaklaşımla hedeflerine ulaşmalarını sağlıyoruz” dedi. Dijitaldeki mobil ve video yatırımlarının artışı sadece Türkiye’ye özel bir durum değil. PwC’nin IAB sponsorluğunda ABD genelinde yaptığı benzer bir araştırmada da 2014 yılının ilk yarısında %23 (5,3 Milyar $) olan Mobil harcamalar 2015 yılının ilk yarısında %54 büyüyerek (8,2 Milyar $) toplam harcamaların %30’una yükselmiş gözüküyor. Türkiye’de olduğu gibi yine en büyük harcama Arama reklamlarına, ardından Mobil’e ve video reklamlarına yapıldığını görebiliyoruz.

Türkiye’den, Reddit’e erişim engeli!

0
reddit-sopaİnternet’in en büyük sosyal medya haber platformları arasında yer alan Reddit, bugün ilginç bir erişim engeli ile karşılaştı. Twitter, YouTube ve Facebook gibi sosyal medya platformlarına erişim engeli uygulayan Türkiye, şimdi de Reddit için erişim engeli kararı aldı. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) 5651 sayılı Kanun uyarında yapılan teknik inceleme ve hukuki değerlendirme sonucunda Reddit.com’a erişim engeli getirdi. Erişim engeli sebebi Paris saldırısı olabilir! Reddit erişim engelinin 150’yi aşkın kişinin hayatını kaybettiği kanlı Paris terör saldırısının olabileceği söyleniyor. Reddit sitesinde yer alan Paris saldırısına yönelik propaganda içeren paylaşımların, 5651 sayılı Kanun’un uygulanmasına neden olma ihtimali çok yüksek. Diğer bir yaklaşıma göre Reddit sitesi üzerinde yapılan +18 içerikli paylaşımlardan dolayı erişim engeli uygulandı. 5651 sayılı Kanun nedir? Anayasa’da yer alan 5651 nolu kanuna göre; intihara yönlendirme, çocukların cinsel istismarı, uyuşturucu maddelerine özendirme, sağlık için tehlikeli madde temini, müstehcenlik, fuhuş, kumara yönlendirme ve Mustafa Kemal Atatürk’e hakaret gibi konularda erişim engeli uygulanabiliyor. Kaynak: ShiftDelete.Net

Kameralar teröristleri tespit edebilir mi?

2
airportCrowd1Sadece birkaç hafta önce Ankara’da masum bir gösteri düzenlemek isteyen kalabalığa saldıran canlı bomba 102 kişinin hayatını kaybetmesine neden olmuştu. Hafta sonunda Paris’te yaşanan saldırıda da 140 kişi, vahşice öldürülerek yaşamlarını kaybetti. Dünya şimdi terörist saldırıları nasıl önleyeceğini düşünürken güvenlik uzmanları da bir yandan teknolojiyi kullanarak, kalabalık alanları, meydanları, hava limanları gibi kritik noktaları sürekli izliyor ve şüpheli hareketler gösteren kişileri tespit ederek olası terör saldırılarını önlemeye çalışıyorlar. Ancak şu da bir gerçek ki, sadece ekran başındaki insan gözleriyle terör saldırılarını durdurmak hiç kolay değil. Bu yüzden işin içine teknoloji de giriyor ve yüz tarama teknolojisiyle, daha önce istihbarat kayıtlarına geçmiş ve terör riski bulunan kişilerin tespit edilmesi için uğraş veriliyor. Fakat bu da yeterli değil. Herkes potansiyel terörist mi? Yeterli değil çünkü İŞİD saldırılarında ön plana çıkan gerçek şu ki, bu saldırıları istihbarat örgütlerinin kayıt altına aldığı potansiyel saldırganlar değil, evinde oturup TV seyrederken dünyanın bir yerindeki savaşlara, çatışmalara tepki duyan ve sempati beslediği terör örgütünün sosyal medyadan yaptığı çağrılara uyarak kendini canlı bombaya veya saldırgana çeviren gençler gerçekleştiriyor. Yani, bu saldırganları önceden bulmak, tanımak, önlemek mümkün değil çünkü düne kadar okuluna gidip gelen, işine devam eden, sağa sola saldırma planı olmayan, sıradan bir genç, çok kısa süre içinde saldırgan düşüncelerle zehirleniyor ve canlı bombaya dönüşebiliyor. İşte tam bu noktada, saldırganları teşhis edebilmek veya önceden fark edebilmek için teknoloji çok daha büyük önem kazanıyor. Bugüne kadar güvenlik veri tabanlarına kaydı olan kişileri sosyal alanlarda takip edebilmek için kullanılan yüz tanıma teknolojisini geliştirmeyi amaçlayan MIT, şimdi çok detaylı bir yüz taramasıyla ve yapay zekaya sahip özel yazılımlarla, insan yüzündeki en ufak endişe, korku, gerginlik, öfke duygularını analiz edebiliyor. Böylece saldırgan kişilerin yüzlerinde dışarıdan fark edilmeyecek kadar küçük mimiklerin, yüksek çözünürlüklü kameralar ve yapay zeka yazılımları ile tespit edilmesi mümkün hale gelecek. Bu teknolojik gelişmenin potansiyel faydaları da, toplumsal olayları veya terör saldırılarını önceden önleyebilmek gibi alanlarda ortaya çıkacak. Bir futbol karşılaşması öncesinde stada girmek üzere kalabalığa karışan insanların yüzlerindeki endişe, korku, gerginlik, öfke belirtileri fark edildiği anda güvenlik sistemleri bölgedeki görevlileri uyaracak ve söz konusu kişilerin alana girmeden önce aranması, kontrol edilmesi mümkün olacak. Elbette terör saldırılarını önlemenin nihai yolu, tüm dünyayı kapsayacak kapsamlı bir sosyal devrimden geçiyor. Savaşların, ölümlerin, gelir adeletsizliğinin, petrol ve maden savaşlarının sona ermesi ve dünya devletlerinin insan yaşamına önem veren zihniyete kavuşmasının, savaş yerine eğitimi desteklemenin terörü besleyen nefreti de yok edeceğini tahmin etmek zor değil. Ancak dünya bu yüksek bilinç seviyesine ulaşana kadar, saldırganlığı önlemek için teknolijiden yardım almak zorunda kalacağız gibi görünüyor.

Y kuşağı iş adamları çok farklı

0
ygenerationTeknolojinin getirdiği avantajlardan yararlanıp modern çağa ayak uydurmak isteyen şirketlerde büyük bir dönüşüm var. Yıllardır kartvizitlerde ve firmaların iletişim bilgilerinde görmeye alıştığımız telefon numaraları artık IP adresleri ile yer değiştiriyor. Son kullanıcıların bile VoIP telefon sistemleri ve IP video konferans sistemlerini kullanmaya başladıkları bir çağda, firmalar da bu gelişmelere kayıtsız kalmayarak iletişim bilgilerini teknolojinin gereklerine göre güncelliyorlar. Y Kuşağı öncülük ediyor Bircom CEO’su Burçin Bircanoğlu şirketlerdeki teknoloji dönüşümünü anlatırken, “Video konferans sistemleri aslında uzun zamandır iş dünyasının hizmetinde. Ancak kurulum ve kullanma için uzun uğraşlar gerektirmesi sistemin Türkiye’de yaygınlaşmasını engelledi. Bütün bunlarla birlikte teknolojideki gelişmeler bu sorunu da çözdü. Şöyle ki artık bir telefon numarası çevirir gibi IP numarası çevirerek video konferans düzenlemek mümkün. Bu son teknolojiyi hemen sahiplenenler ise Y Kuşağı dahilindeki genç işadamları oldu. Sadece toplantılar için uzun seyahatler yapmak istemeyen, buna karşılık daha çok özel yaşamına, ailesine zaman ayırmak ve teknolojinin getirmiş olduğu rekabet avantajlarından yararlanmak isteyen yeni kuşak işadamları kartvizitlerine ve şirket web sitelerine IP adreslerini de yazmaya başladı. Böylelikle telefon rehberlerinin yanı sıra bu şirketlerin IP rehberleri oluşmaya başladı” yorumlarında bulundu. Modern çağda iş süreçlerinde verimlilik IP adresleri ile mümkün IP video konferans sistemlerini kullanan şirketler araç kirası, yakıt, fazla mesai, sigorta, iş gücü ve zaman tasarrufu yapıyorlar. Şirketlerin iş süreçlerini kolaylaştıran ve gereksiz zaman kayıplarını engelleyen şirketler çok daha verimli bir şekilde çalışıyorlar. Video konferans sistemlerinin yararlarının farkına varan şirketler, bu sistemleri mümkün olduğunca çok ve sık kullanmaktan çekinmiyorlar. Böylece şirketler, iletişim bilgilerine video konferans sistemlerinin IP adreslerini de ekleyerek müşteri ve bayilerinin de tasarruf yapmalarını sağlıyorlar. Yealink ile IT altyapısı tasarrufu da mümkün Normal bir telefon numarası gibi IP telefon ve video konferans sistemleri ile çevrilen IP adresleri sayesinde yıllardır alışıla gelen telefon çevirme uygulaması korunduğu için sistemi kullanmaya alışılması kolay oluyor. Bircom’un dağıtımını yaptığı Yealink markası özellikle rakiplerine göre düşük internet bant genişliği kullanımını sağlayan teknolojileri ile daha küçük ölçekli ve altyapı yatırımından kaçınan firmaların da çağa ayak uydurabilmelerini sağlıyor. Altyapı tasarrufu rekabet gücünü artırıyor 1080p çözünürlükte 8 kişinin aynı anda video konferans yapmasını sağlayan Yealink çözümleri, rakiplerine göre %50 oranında daha az bantgenişliği kullanarak firmaların altyapı masraflarını da azaltıyor ve diğer tasarruflar ile birlikte sektörlerindeki rekabet güçlerini artırıyor. Bircom hakkında: 43 yıllık tecrübesiyle her büyüklükten ve her sektörden firmaya yüksek kaliteli iletişim çözümleri sunan Bircom, tümü kendi alanında teknoloji lideri olan firmaların Türkiye distribütörlüğünü yürütmektedir. Pek çok küresel markanın ülke çapında dağıtım, lokalizasyon, eğitim, saha kurulum desteği, merkezi yönetim hizmetleri ve satış sonrası hizmetleri Bircom tarafından sunulmaktadır. Bircom, kurumların bilişim ve telekom alanındaki ihtiyaçlarına en gelişmiş teknolojiler doğrultusunda en kapsamlı çözümleri, en yüksek müşteri memnuniyetiyle sunma anlayışına sahiptir. Pazara sunduğu ürünler, Türkiye’nin her bölgesinde sertifikalı bayi kanalı ya da telko operatörleri üzerinden temin edilebilir. Bircom ürünleri ülkemizin dört bir yanında tüketici açısından en yüksek fiyat/fayda oranını sağlayacak bir yaklaşımla sunulmaktadır. 2002 yılından bu yana kendi AR-GE birimine sahip olan Bircom, TTGV ve TÜBİTAK ile ortak projeler üretmektedir. Yazılım geliştirme alanında da çalışmalar yürüten Bircom, ülkemizin en hızlı büyüyen teknoloji şirketlerinin sıralandığı Deloitte Teknoloji Fast50 Türkiye Programı’nda 2007, 2008, 2009 ve 2010 yıllarında dört kez üst üste yer alma başarısının ardından, 2012 yılında listede 5’inci kez yer almaya hak kazanmış; yine Deloitte tarafından hazırlanan 2007, 2009 ve 2012 yılları Avrupa Ortadoğu ve Afrika bölgesinde ‘En Hızlı Büyüyen Teknoloji Firmaları’ listelerine girerek ülkemizi başarıyla temsil etmiştir.

G20 liderlerinin hangisi, sosyal medyada daha başarılı?

0
image4
Büyütmek için tıklayın
ABD Başkanı Barack Obama, 2012 yılında tekrar seçilince, eşine sarılarak verdiği fotoğrafı 6 Kasım 2012 günü Twitter’da paylaşması, hala konuşuluyor. Diğer iki popüler tvit ise, Emmy Ödül töreninde sanatçıların Samsung telefon ile verdikleri selfie ve Super Bowl gecesinde elektrik kesilince, Oreo’nun attığı tvitler olduğunu hatırlatalım. “Siyasi Liderler” deyince protokol akla gelir. Devlet yönetimi ve makamın kuralları gereği kontrollü hareketler ve yazılar zorunluluk halinde etrafa yansıyor. Çoğu liderin sosyal medya yansımaları da resmi, soğuk ve kontrollü olduğu hissediliyor. Ancak yukarıdaki üç örnekte de göründüğü gibi anlık, doğal ve yaratıcı bir iletişim yaşandığı da başka bir gerçektir. Şu an Antalya’da yılın en büyük liderler zirvesi devam ediyor. Bir ülke için milyarlık sayılabilecek bir iletişim fırsatı da doğmuş durumda. Özellikle Paris ve Beyrut’taki vahim olaylardan sonra bütün dünyanın gözü daha bir dikkatle Antalya’ya yöneldi. Dikkat ve hassaslık beklenmedik iletişim hatalarını da doğurabilir. Doğurdu da… Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD Başkanı Barack Obama ile ayaküstü konuşması sırasında verdiği bir enstantane, Erdoğan’ın Obama’nın yanağına dokunmuş gibi yansıdı. Halbuki fotoğraf açısıyla ilgiliydi ve açıklama geldi. Ancak, bu fotoğrafı yandaşların veya karşıtçıların kullanmaması düşünülemez. Facebook, Twitter, Instagram veya diğer bütün sosyal medya alanı habercilik açısından, bütün geleneksel medyanın önüne geçmiş durumda. Eğer uzman dijital medya uzmanları ve iletişimciler ile çalışıldığında başarılı sonuçların da alınacağına dair ilginç örnekleri de beraber yaşayacağız. Liderlerin popülaritesine girmeden önce, G20 Zirvesine katılan liderlerden Hindistan Başbakanının başarılı sosyal medya uygulamasına bir örnek vermek istiyorum. Bu örnek, siyasi protokol tarihine giren ve başarılı bir diplomasi olarak sunuluyor. Hindistan’ın bir yıl önce seçilen Başbakanı Narendra Modi de Twitter’ı yoğun kullanan liderlerden biridir. Başbakanın @narenramodi adresini 16 milyondan fazla takipçisi var. Facebook takipçi sayısı ise 31 milyona yaklaştı. 1.1 milyonu aşkın Instagram izleyicisi, oldukça sıcakkanlı olan fotoğraflarını görme fırsatı buluyor. Modi, sosyal hayatının yanı sıra devlet görüşmelerini de anında Twitter gibi diğer sosyal medyada paylaşmasıyla ünlendi. Asıl ilginç olanı ise şudur: 26 Ocak, Hindistan’ın Bağımsızlık Bayramı ile Mahatma Ghandi’nin doğum günü ile birlikte kutlanan en önemli günü kabul ediliyor. Modi, Twitter üzerinden ABD Başkanı Obama’ya mesaj atarak, ulusal günlerine davet etti. Ne arada dışişlerinin monşerleri var, n büyükelçilikler ne de kriptolu özel telefonlar… Obama da, mesajı görür görmez, hemen yine Twitter üzerinden “Gelirim” diyor. Protok görevlilerinin halini bir düşünsenize… Bakalım, bu yeni sosyal medya usulünü başka liderler ne zaman kullanacak? Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daha önce Twitter aleyhindeki ifadelerini bir kenara bırakın. Malum Çin’de de yasaklı olan bir mecra ve Devlet Başkanı da Twitter’da yer almıyor. Ama Çin’de internet üzerinden takipçisi olan ve 100 milyonu geçen popüler sosyal liderler var. Aynı şekilde İngiltere Başbakanı Cameron’un da sosyal medya üzerine sert mesajları var. Dünyanın süper güçleri ABD, Hindistan, Rusya, Japonya veya Brezliyla liderleri bu alanı kullanıyorsa, gelecekte kimse sosyal medyaya kayıtsız kalamayacaktır. Sosyal medya stratejilerini oluştururken, doğallığı kaybetmememiz gerekiyor. Eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, bu tür fotoğraflara önem verirdi. Batı Afrika’da bir balıkçı ile konuşması veya Erciyes’te bir çobanla sohbeti unutulacak fotoğraflar değildir. Daha da ötesi, bu tarz, artık herkese örnek olarak sunulan bir sosyal medya stratejisi olmuştur. Barack Obama da 65 milyonu aşan Facebook ile 46 milyonu aşan Twitter takipçisine günlük yaşamındaki doğal anları, kitlelere ulaştırmak için kullanıyor. Buna 5.3 milyon Instagram takipçisini de ekleyin. Oval ofiste bir çocuğun onu kovalaması, köpeği ile Beyaz Saray bahçesinde oynaşması veya ceketini omuzuna atıp, parkta gezinenlerle diyalogu başarılı örneklerdir. Diğer liderlere kıyasla, Barack Obama’nın iletişim stratejisinde capsler de var. Tasarımı, özlü ifadeleri ve istatistik paylaşımlarıyla ayrı bir açılım sunuyor. Unutmayalım ki capsler ve infografikler birkaç yıldır en etkili tarzların başında geliyor. G20, dünya ekonomisinin yüzde 80’ini yönetenlerin buluşmasıdır. Malum zirvenin yapıldığı yer Belek, turizmimizin de merkezidir. Haliyle işin ekonomisi, siyaseti kadar magazini de sosyal medyaya yansıyacaktır. Suudi Kralı Salman’ın, Mardan Palace otelini kapatması bu bağlamda ele alabilirsiniz. Aynı şekilde Kanada’nın yeni Başbakanı Justin Trudeau da yakışıklılığı ile sosyal medyaya malzeme olmaya devam ediyor. Bütün bunları bağımsız şekilde takip edebilirsiniz ama zirvenin sosyal medyaya yansımalarını, liderlerin popülaritesini g20life.com adresinden rahatlıkla anlık olarak izleyebilirsiniz. Bu yazıyı tamamlarken G20 ile ilgili tvit sayısı 2 milyonu geçmişti. Dakikada 400 civarı mesaj atılıyor. Mesajların hangi konumdan gönderildiğini gösteren haritası ve infografiklerle ileride de kullanılabilecek bir portalı incelemenizi tavsiye ediyorum. Şimdilik liderler Periscope’u pek kullanmıyor ama gelecek yıl Çin’de yapılacak G20’deki sosyal medya ile bugün arasındaki en bariz fark bu olacaktır. Sonuçta, ne kadar güvenlik tedbiri, ne kadar da protokol sınırlaması olursa olsun, sosyal medya liderleri halka yaklaştıran en önemli araçlardan biridir. Bunu kullanabildikleri ölçüde de iletişim stratejilerinde başarılı olacaklardır.

Televizyonun sosyal medyası: N’oluyo

0
Kurumsal - TV Karşısı Splash Yabancı DiziN’oluyo, televizyon tutkunlarını bir araya getirerek, eğlenmelerini, bilgilenmelerini ve aynı zamanda yeni programlar keşfetmelerini sağlıyor. N’oluyo, dizi, film ve diğer TV programlarının fragman, tanıtım veya haberlerinin kullanıcılara sunulmasının ötesinde bir içerik vizyonu ortaya koyuyor. N’oluyo üyeleri sevdikleri dizi ve programlar hakkında birbiri ile konuşabiliyor, izledikleri programları arkadaşları ile paylaşabiliyor, yeni program tavsiye edebiliyor. Program takip ederek en son konuşma ve haberleri push mesaj veya e-posta aracılığı ile alabiliyor. Üyeler sevdikleri programlar ile ilgili ilgi çekici yorum veya caps’ler ile daha çok paylaşım yaptıkça o programın “lideri” olma şansı yakalıyor. N’oluyo, kapsamlı bir TV rehberinden, 15.000’den fazla program için hatırlatma servisine, en yeni TV haberlerinden, oyunlarına kadar televizyonu bilgisayarlardan ve akıllı telefonlarından ayrı düşünemeyenlerin ihtiyaçlarına yenilikçi bir çözüm sunuyor. N’oluyo’nun özelliklerinden yararlanmak için üye olmak yeterli. N’oluyo’da “Yazar” olmak çok kolay… Kalemi kuvvetli kullanıcılara yazar olma şansı sunulması da N’oluyo’nun ayrıcalıkları arasında bulunuyor. Yazar adayları N’oluyo’daki “Yazar Ol” başlığına tıklayarak örnek yazılarını editörlerle paylaşabiliyor. Televizyon sevenler N’oluyo ile program kaçırmıyor… Televizyon izleyicilerine kendilerini yepyeni bir platformda ifade etme fırsatı tanıyan, eğlendirici ve bilgi verici içeriği ile Türkiye’de bir ilk olan N’oluyo, hayat kolaylaştıran özellikler sunuyor. Kullanıcılar izlemek istedikleri programları kaçırmamak için N’oluyo üzerinde ister bir bölüm, ister tüm yayınlar için hatırlatma kurabiliyor. Maç saatini ve kanalını sürekli araştırmak zorunda kalan spor tutkunları için de etkili bir çözüm sunuyor. Kişiye özel yayın akışı  N’oluyo üyeleri “İzleme Listem” özelliği ile haftalık olarak ne izleyeceklerini belirleyerek, kendilerine özel haftalık yayın akışı yaratabiliyor. Böylelikle günlük programlarını yaparken televizyonda ne izleyeceklerini de hesaba katmış oluyorlar. N’oluyo Spoiler vermiyor, izleyiciyi üzmüyor! Tuzaklarla dolu olan diğer sosyal medya mecralarının aksine N’oluyo spoiler içeren konuşmaları gizleyen teknolojisi ile programları farklı zamanlarda izleyen televizyon tutkunları için güvenli bir liman haline geliyor. “KafaKafaya”da 14 milyondan fazla oy kullanıldı Kullanıcıların oyun oynayarak yeni programlar keşfetmesini sağlayan “Kafakafaya” yarışması, anket ve testlerden farklı formatı ile N’oluyo’nun en eğlenceli bölümlerinden biri olarak dikkat çekiyor. TV’ye dair her şey KafaKafaya’da birbiri ile yarışıyor. “Hangi Dizi Evrenine Aitsin?”, “Aynı Ben Dediğin Dizi Tripleri”, “Yazın Kadın Oyuncusu Kim?”, “Sence Kösem Sultan Kim Olmalı?” gibi başlıklarla açılan oyunlara kullanıcılar sadece oylayarak değil oynayarak katılıyorlar. Oyun sonuçları izleyicilerin beğenilerini, tercihlerini, TV’de görmek istediği hikâye ve oyuncuları çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor. KafaKafaya’da şimdiye kadar 14 milyondan fazla oy kullanıldı. Oyunlar 1,5 milyon defa oynandı. 100 kullanıcıdan 95’i başladığı oyunu bitirdi. KafaKafaya kapışmasında oyun süreleri 3 dakika ila 5 dakika arasında değişiyor. Kullanıcılar, sevdikleri programları, karakterleri ve TV ile ilgili çeşitli konuları 16’lı eleme, çeyrek final, yarı final ve finalden oluşan 4 tur boyunca eleme usulü seçiyor. Şimdiye kadar en ilgi gören oyunlar ise:
  • Yazın Erkek Oyuncusu Kim?
  • Hangi Yaz Dizisi Tutar?
  • Hangi Dizi Evrenine Aitsin?
  • Senin Çiftin Hangisi?
  • Sence Survivor Kim Olsun?
Kullanıcılar N’oluyo’ya www.noluyo.tv adresinden ulaşabiliyor. Uygulama Apple Store’dan ücretsiz olarak indirilebiliyor. N’oluyo’nun Android uygulamasının ise 2016’in ilk çeyreğinde yayına alınması planlanıyor. N’oluyo’nun 50 bin üyesi bulunuyor. Şu ana kadar uygulamada 200.000’den fazla program takip edildi. Üyeler 100.000 defa bir programı izlediklerini belirttiler. Bir programı seyretmek için ise 250.000‘den fazla hatırlatma kurdular. Markalar, yayıncılar ve yapımcılar için yepyeni bir iletişim mecrası… N’oluyo platformu izleyiciler için olduğu kadar markalar, yapımcı, yayıncı veya dijital yayın platformları için de yepyeni bir doğal iletişim mecrası olarak konumlanıyor. Yerli dizi, yabancı dizi, yarışma, film, spor, eğlence, yaşam ve haber kategorilerinde içerik sunan N’oluyo, izleyicisine ulaşmak veya ödüllendirmek isteyen dizi, film ve program sponsorlarına özel projeler üretiyor. Marka ile yayıncı, yapımcı ve diğer içerik sahiplerini bir araya getirerek sponsorluklardan etkili geri dönüş alınmasını sağlıyor. VitrA, Artema, Selpak  gibi markalar tarafından kısa zamanda keşfedilen N’oluyo, pazarlama iletişiminde TV izleme alışkanlıklarına göre hedefleme yapabilen yapısı ile inovatif bir deneyim platformu sunuyor. TV programlarının izlenme ve konuşulma oranları konusunda detaylı verilere sahip olan N’oluyo, yapımcı ve yayıncılar ile işbirliği kurarak yapımların izleyiciye ulaşma oranını arttırmayı hedefliyor. Servis altyapısını üçüncü şahıslara da sunabilen N’oluyo, kendi mobil uygulaması veya dijital platformunda bu özelliklerden yararlanmak isteyen firmalara işbirliği fırsatları sağlıyor.

Michigan’da neden sahte şehir kuruldu?

0
ford-self-driving-mcity-2015-11-13-03[1]Teknolojik gelişmelerin günlük hayatımızı çok hızlı biçimde etkiliyor. Çoğu zaman, yeni bir ürünün ne zaman tasarlanıp geliştirildiğini bile anlayamadan önemli teknolojik ürünleri hayatımızın içinde, geniş kitleler tarafından kullanılırken bulabiliyoruz. Tesla’nın bir gecede, binlerce Model S otomobilini sürücüsüz teknolojilerle güncellemesi de buna güzel bir örnek sayılabilir ama elbette bu tek örnek değil. Yeni ürünler, yeni uygulamalar, yeni teknolojiler her an günlük yaşamın içine sirayet ediyor. Ne olup bittiğini bile anlamadan yayına giren bir uygulama, cep telefonlarımızı en gelişmiş navigasyon cihazlarına dönüştürüyor, gideceğimiz yol üzerindeki trafik yoğunluğunu bile anı anına, hatta neredeyse santimi santimine gösteriyor. Bir banka şubesine gittiğinizde, müşteri temsilcisinin önünde duran minik kamera fotoğrafınızı çekip yüz tanıma teknolojisiyle kimliğinizi onaylayıveriyor. Benzer şekilde, finanstan, iletişime pek çok alanda yeni teknolojiler her gün hayatımıza giriyor. Elbette bu teknolojilerin günlük yaşama girmeden önce test edilmesi ve güvenli olduklarının onanması gerekiyor. Özellikle de sürücüsüz otomobil teknolojileri gibi, saatte 150 km hız yapabilen 2 tonluk araçların ölüm tuzağına dönüşmesine neden olabilecek teknolojilerin yeterince test edilip edilmediği sorusu herkesi endişelendiriyor. İşte bu çekinceler nedeniyle Michigan Üniversitesi, eyalette 32 hektarlık boş bir araziye, Mcity isminde sahte bir şehir kurdu. Sahte şehrin sokakları, gerçek bir şehir izlenimi veriyor. Caddeler, dükkanlar, apartmanlar, trafik tabeleları, ışıklar, maket insanlar… Tüm bu zahmetin nedeni ise, yeni robot otomobillerin test edilmesini sağlamak. Elbette tüm o dükkanlar, binalar, apartmanlar aslında bir deokordan ibaret ve arkaları da boş… Ancak otomobillerin sensörlerinin gerçek bir şehir atmosferinde ışıkları, tabelaları, sokakları tanıyabilmesi için elzem olan bu dekorların içinde, otomobillerin limitlerini test etmek mümkün oluyor. Böylece gerçek trafikte, insanların hayatını riske atmadan, otomobillerin hız limitlerin, yapay zeka yazılımlarının eksik yanlarını, geliştirilecek noktaları tespit etmek mümkün oluyor. Şimdilik bu test alanına araçlarını ilk sokan firma Ford oldu, ancak yakında ABD otomotiv endüstrisinin diğer firmalarını da test alanında, sürücüsüz araçlarını son sürat çalıştırırken görebileceğiz. Bakalım, o test araçları, sahte şehirlerden çıkıp gerçek sahiplerine ve gerçek şehirlere ne zaman ulaşabilecek?

Türkiye’de İnternet Konferansı’nın 20.si yapılıyor

0
internet-marketing-2Türkiye İnterneti emekleme aşamasında iken, yurtdışı bağlantısı 64K ve yurt içi bağlantılar 19K iken, henüz megabitli omurgalar hayal aşmasında iken,  bir grup internet gönüllüsünün başlattığı “Türkiye’de İnternet” Konferansı (INET-TR) bu yıl 20. defa CRESGA organizasyonun desteğiyle yapılıyor. 1-3 Aralık tarihlerinde İstanbul Üniversitesi, Beyazıt Kampusu’nda Kongre Merkezi’nde yapılacak INET-TR’de, Türkiye’deki İnternet tartışılacak. Konferans, tüm ilgili grupları bir araya getirerek İnternet’i tüm boyutlarıyla tartışmak, İnternet teknolojileri aracılığı ile toplumsal verimliliği artırmak ve toplumun dikkatini olabildiğince bu yöne çekmeyi amaçlıyor.   INET-TR, Türkiye İnterneti’nin bir resminin çekildiği, ana sorunlarının tartışıldığı, çözümler için ortak akıl arandığı, İnternetle ilgilenen herkese, uzmanına, öğrencisine, öğretmenine, iş adamına, ev hanımına, emeklisine açık olduğu, işin teknik boyutundan çok sosyal boyutlarının tartışıldığı bir konferanstır. INET-TR Konferansı tüm yurttaşlarımıza açık ve ücretsizdir. Katılım için http://inet-tr.org.tr adresinden kayıt olunması istenmektedir. İnternet dünya üzerinde 3 milyarı aşkın insanın katıldığı, 1 milyara yakın webin, 300 milyon civarında alan adının, 1 milyar 34 milyon kayıtlı bilgisayarın, bir milyarı aşkın üyeli sosyal ağların olduğu, bir paylaşım, öğrenme, üretim ve eğlence ortamıdır. İnternet sanayi devrimi boyutlarında bir gelişmeyi temsil etmektedir. Hayatın her boyutunu değiştiren, sektörleri yeniden yapılandıran, meslekleri değiştiren, kamu yönetimi, demokrasi, hizmeti, ticareti yeniden tanımlayan devrimsel bir gelişmedir. Birbirlerini hiç görmeyen insanlar, insanlığın ortak mülkiyeti için ürünler geliştirmekte; özgür yazılım, açık erişim, açık ders malzemeleri, açık donanım, açık bilim, açık tıp, açık tasarım, açık mimari ve açık biyoloji gibi projeleri hayata geçirmektedirler. Bu yıl Türkiye’de internet üzerinden iş yapan (ürün, hizmet ve çözüm satan) firmalar ve yöneticilerinin başarı hikâyelerini öne çıkartmak istiyoruz. Ziyaretçiler arasında çeşitli sektörlerde faaliyet gösteren firmaların yöneticileri ve uzman personellerin olmasını hedefliyoruz. Sosyal Ağlar Her Şeyi Değiştiriyor Sosyal ağlar ve yeni medya insanların kurduğu dostluk ve paylaşım ağı olmanın çok ötesinde bir örgütlenme, üretim, yayın, halka ilişkiler, reklam ve pazarlama ortamı olmuştur. Her kurum, sosyal ağlarda var olmak, onu izlemek, kendi itibarını korumak için en yetenekli ve birikimli elamanlarını sosyal medya uzmanı atamak zorunda kalmaktadır.  Sosyal Ağlarla ilgili birçok oturum var. Sosyal Ağlarda Kendinizi Nasıl Korursunuz konusunda bir seminer ve WhatsUp ile Boşanma ilginç paneller arasında.  Sosyal ağlarda gençler ve değişik mesleklerde internet kullanımı enine boyuna tartışılan konular arasında. Yeni Medya ve Gazetecilik Değişim Sürecinde İnternet yeni medya ortamları oluşturarak kısa medyaya meydan okumaktadır. Konferansta internetin meydana getirdiği değişikler de tartışılacak. Gazeteciler ve akademisyenler panelinde “Internet çağında gazeteciliğin geleceği ve gazetelerin geleceği” tartışılacak. Hukuk Tartışmaları Öne Çıkıyor İnternet devrimsel bir değişim olduğu için pek çok şeyi değiştiriyor. Ortaya çözülmesi zor konular çıkıyor. Türkiye’de internet mevzuatının AB ve ABD ile karşılaştırılması, Google ve Twitter’ın avukatı Gönenç Gürkaynak tarafından yapılacaktır. Nesnelerin İnterneti, kişisel verilerin başta sağlık sektörü olmak üzere korunması da çeşitli oturumların konusunu oluşturuyor. Altyapı Yeterli mi? İnternet altyapısı, 4.5G ve mevcut altyapının Bilgi Toplumu için yeterli olup olmadığı da ilgili paydaşların katıldığı bir panelle tartışılacak. Gençlere Programlama Anlatılacak Bütün dünya çocuklara programlamayı öğretmeye çalışıyor. ABD ve AB ‘de bu yönde kampanyalar yapılıyor. Hatta ana okulda bunu başlatma çabaları var. 4-13 yaşındaki Gençlere Teknoloji Eğitimi oturumunda dünyada ve Türkiye’deki gelişmeler de tartışılacak. İnternet Ekonomisi Tartışılacak İnternetin yönetim anlayışına getirdikleri, ulus devlete getirdikleri yanında İnternet ekonomisinin yeni boyutları ICANN, ISOC ve Google’dan temsilcilerin katılımıyla İngilizce olarak bir oturumda tartışılacak. Güvenlik Konuları Gündemde Konferans’ta bir yanda ülke boyutunda “Siber Güvenlik”,  Kurumsal Bireysel Güvenliğe yönelik  bildiri ve seminerler yer almaktadır.  E-postalarınızı Nasıl güvenli hale getirsiniz, Güvenli Elektronik Posta (KEP) ve Elektronik İmza da enine boyuna tartışılacaktır. “GençlerdenGüvenlik Öğütleri” ilginç otuurmlar arasında. Kadın Bilişim Paneli yapılacak Çeşitli sektörlerden genç kadın bilişimciler, Bilişim ve Kadın konusunun çeşitli boyutlarını irdelecektir. Her Kesime Özgür Yazılımlar Anlatılacak Konferansta toplam 44 oturumda 7 Panel/Forum, 18 seminer ve yaklaşık 10 bildiri ile 10 kadar firma başarı öyküsü oturumu olacaktır. Seminerler, geniş bir yelpazede profesyonellere, öğrencilere ve sıradan kullanıcılara yönelik ve özgür yazılım temalı olacaktır. Linux ve Özgür yazılımlar, İnternet üzerinde yayılmış 10 milyon civarında gönüllünün ürettiği 1 milyon civarında yazılımı kapsamaktadır. Ülkemizin yazılım stratejisinin önemli bir parçası olması gereken özgür yazılım, bireyler, kurumlar ve ülkeler için tasarruf, istihdam, güvenlik ve rekabet açılarından önemlidir. Ülkemizdeki İnternet kullanıma yönelik, e-öğrenme, toplumsal yansımalar, e-tarım, e-ticaret konularında deneyim paylaşan bildirilerin yanında işin teknik boyutuna odaklanmış bildiriler de sunulacaktır.  Bilgi ve İletişim Ayrıntılı bilgi: http://inet-tr.org.tr  ve http://inet-tr.istanbul.edu.tr  adresinden edinilebilir.

Emobil büyümeye devam ediyor

0
2014 yılında yüzde 62 büyüme gösterdiğini söyleyen Emobil yetkilileri, bu ödül ile büyümesini pekiştirdiği ve şimdiden 2015 yılındaki büyüme oranlarının yine sektörün çok üzerinde olduğu bilgisini verdi. Bu büyümenin ağırlıklı olarak profesyonel hizmetler tarafında gerçekleştiğini ve buraya yapılan yatırımların her geçen gün arttığını söyleyen yöneticiler, aynı büyümeyi 2016 yılında da hedeflediklerini, özellikle insan kaynaklarına çok önem verdiklerini ve profesyonel bir iç ekip dışında, ayrıca dışarıdan danışmanlarla da ilerlediklerini vurguladı.

Bu uygulama hediye dağıtıyor: Castapp

0
castapp 3Reklam dünyası, içinden çıkılamaz bir hal aldı. Televizyon, radyo, internet, reklam mesajları derken markalar reklamları için azımsanmayacak bütçeler harcıyor. Ancak bizler, yayımlanan reklamların çoğunu beğenmiyoruz hatta çoğu zaman o reklamları rahatsız edici buluyoruz. İşte tam da bu noktada Castapp devreye giriyor ve reklam dünyasına yeni bir soluk getiriyor. Peki Castapp ‘in işleyişi nasıl gerçekleşiyor? Castapp ‘i telefonunuza veya tabletinize indirdikten sonra Facebook hesabınızla tek tıkla uygulamayı kullanmaya başlayabiliyorsunuz. Uygulamaya girdikten sonra karşınıza uygulamayı kullanan kişilerin çektiği videolar çıkıyor. Ekranı sağa doğru kaydırdığınızda ise markaların yer aldığı kampanya sayfasında sizleri birbirinden farklı markaya ait reklam konuları bekliyor. Castapp ‘in kampanya sayfasında yer alan markaların altında görünen ödüller ise o markanın kampanyası için belirlenen ödülleri gösteriyor. Burada yer alan markaların sayfasına girerek belirtilen kampanya başlığı altında 10 saniyeye kadar olan videonuzu çekiyorsunuz ve paylaşıyorsunuz. Bir kampanya içerisinde sayısız video çekme ve paylaşma imkanınız olmakla birlikte, videolarınızı tüm sosyal medya hesaplarınızda (Facebook, twitter vb.) paylaşmanız, videolarınızın izlenme sayısını artırma konusunda büyük önem taşıyor. İşte tam da bu noktada kampanya için belirlenen süre içerisinde eğer çekmiş olduğunuz videolardan bir tanesi markanın kampanya sayfasında yer alan videolar arasında en fazla izlenme sayısına sahipse, kampanyanın içerisinde belirlenen hediye artık sizin olmuş oluyor. Eğer siz de “REKLAM DEDİĞİN BÖYLE OLUR” diyorsanız ve birbirinden farklı hediyelerin sahibi olmak istiyorsanız Castapp dünyasında yer almak için hemen uygulamayı indirin, videolarınızı yüklemeye ve paylaşmaya başlayın. Castapp ‘in ücretsiz bir uygulama olduğunu hatırlatarak Android cihazınıza indirmek için buraya, IOS cihazınıza indirmek için ise buraya tıklamanız yeterli.  

Vestel CEO’su Turan Erdoğan, Asya pazarındaki fırsatları Tokyo’da anlattı

0
vestelNikkei Asian Review Genel Yayın Yönetmeni Akio Fujii’nin moderatörlüğünde gerçekleştirilen “Büyüyen Asya’da Pazar Fırsatlarını Bulma” başlıklı oturuma katılan Vestel Şirketler Grubu İcra Kurulu Başkanı Turan Erdoğan, Hitachi, Panasonic, Sharp, Fujitsu, Toshiba, JVC, Funai ve OKI gibi küresel Japon markalarının tedarikçisi olduklarını belirterek “Vestel, Samsung ve LG’den sonra Avrupa’daki en büyük televizyon pazar payına sahip. Yüzde 20’lik pazar payımızla Philips, Sony, Panasonic, Toshiba ve Sharp gibi global markaların önündeyiz” dedi. Konuşmasında Internet of Things (Nesnelerin İnterneti) konusuna da değinen Turan Erdoğan, “Vestel olarak ev ve ofisler için akıllı cihazlar üretiyoruz. Tüm bu cihazlarımız birbiriyle konuşabiliyor. Müşterilerimize, Avrupa’nın en büyük endüstri komplekslerinden biri olan Vestel City’de ürettiğimiz akıllı telefonumuz Venus ile tüm bu cihazları yönetebilme imkanı veriyoruz” diye konuştu. Yükselen Pazar Asya’da hedef 34 ülke, 4 milyar insan Yükselen Asya’daki pazar imkanlarından da bahseden Turan Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “Asya pazarı denilince akla 42 ülkedeki 4.2 milyar insan geliyor. Bu, dünya nüfusunun yarısından fazlası demek. Vestel olarak bu bölgedeki hedefimiz 34 ülkedeki 4 milyar insan. Vestel pazar fırsatlarını araştırırken hedefinde bulunan ülkeleri bazı şartlara göre belirliyor. Minimum yüzde 5 ekonomik büyümeye ve minimum 35 milyon nüfusa sahip, kişi başına düşen yıllık milli geliri en az 5.600 dolar olan ülkeleri hedefliyoruz. Asya’daki tahmini pazar boyutu; 570 milyon akıllı telefon, 95 milyon televizyon, 77 milyon pişirme aletleri, 72 milyon buzdolabı, 41 milyon çamaşır makinesi, 4 milyon bulaşık makinesi”. Vestel savunma sanayinde de aktif Vestel Savunma’nın ürettiği insansız hava aracının teknik detaylarını da katılımcılarla paylaşan Erdoğan, diğer savunma araçlarıyla ilgili geliştirilen teknolojileri de anlattı. Erdoğan, stratejik vizyon alanlarını; mobil cihazlar, giyilebilir teknolojiler, elektrikli otomobil, akıllı ev ve bulut hizmetleri olarak sıraladı. Japonya’ya ürün satacağız Japonya’da büyük ilgi gördüklerini belirten Turan Erdoğan, “Bir Türk firmasının tüm dünyada nasıl başarılı olduğunu anlattık. Ürettiğimiz LED ve 4K televizyonlar ile beyaz eşyaların gelişmiş ülkelere satıldığını anlattık. Bazı katılımcıların şaşırdıklarını gördük. Dünyadan 500’den fazla üst düzey katılımcının yer aldığı forumda Türkiye’ye ve Vestel’e olan ilgiyi pozitif yönde artırdık. Özellikle Japonya’dan büyük ilgi gördük. Bu Japonya’ya da ürün satabileceğimizi gösteriyor” dedi. Katıldıkları uluslararası toplantılarda Japon iş dünyasının Avrupalı katılımcılardan önce ilk olarak kendileriyle yemeğe çıkmak istediklerini belirten Erdoğan, “Kültürlerimiz ve geleneklerimiz birbirine çok benziyor. Bu olumlu etkiyi kullanmamız gerekiyor. Bugüne kadar Japonya’nın en büyük teknoloji markalarıyla Avrupa pazarı için işbirlikleri yaptık. Bu önemli firmaların bize bu güveni göstermeleri çok önemli. Bundan sonra da ilişkilerimizi ve işbirliklerimizi artırmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

Siber suçluların gizli yaşamları

0
cyberattakGenellikle sınırları önemsemeyen ve dünya çapında faaliyet gösteren diğer ülkelerdeki siber suçluların aksine Brezilyalı siber suçlular, kendi ülkesinin insanlarını ve yerel işadamlarını soymayı tercih ediyor. Bunun nedenlerinden biri, siber suçluların tutuklanamamasına neden olan belirsiz yasalar: raporda, yakalanan suçluların çok az ceza aldığı ya da hiç almadığı örnekler bulunmakta. Cezasız kalacakları algısı, siber suçluların neredeyse açıkça çalışmasına olanak sağlıyor. Bir başka ifadeyle, Brezilya’daki siber yeraltı araştırması çok fazla uğraş gerektirmedi: suçlular, gösterişli arama sonuçları sayfaları ve sosyal ağ promosyonları dahil ürünlerini ve araçlarını aynı yasal işletmeler gibi satıyorlardı. Doğu Avrupa ile işbirliği içindeler Yerel olarak çalışmak, siber suçluların diğer ülkelerdeki meslektaşlarıyla etkileşim kurmadığı anlamına gelmez. Raporda Brezilyalı suçluların Doğu Avrupa’daki arkadaşlarına nasıl ulaştığı ortaya konmuş. Bilgi birikimlerini paylaşmakta, tavsiye alıp vermekte ve kurşun geçirmez ağ barındırma gibi hizmetler satın alıyorlar. Brezilyalı suçluların Doğu Avrupa’da oluşturulmuş ZeuS, SpyEye ve diğer bankacılık Trojanlarını kullanan bölge çeteleriyle işbirliği yaptığını gösteren yeterli kanıt bulunuyor. Yerel açıklardan faydalanılıyor Bölgesel özellikler tehdit ortamını daha iyi anlamanın anahtarıdır ve Brezilya Siber Yeraltı raporu da bunu kanıtlıyor. En çarpıcı saldırılardan biri, para aktarmak ve ödeme yapmak için hem çevrimiçinde hem de çevrimdışında kullanılan Brezilya’ya özgü bankacılık belgeleri olan boleto’lara yönelik saldırılar. Boleto’lar, bir kimse bilgisayarda bir ödeme emri oluşturup, bunu kağıda yazdırıp işleme devam etmek için kurumun binasına gittiğinde gerekli olan çevrimiçi-çevrimdışı sistemin parçaları. Boleto’lar barkodlar kullanır ve siber suçlular, para aktarımını farklı bir hesaba yönlendirmek amacıyla bu belgeleri değiştirmenin bir yolunu bulmuş. 2014 yılında Brezilya, finansal siber saldırılar açısından en tehlikeli ülke olarak gösterilmişti. Brezilyalı siber suçluların kötü niyetli faaliyetlerinin sürekli olarak izlenmesi, BT güvenlik şirketlerine finansal zararlı yazılımlarla ilgili yeni saldırıları keşfetmek için iyi bir fırsat sunuyor. Kamu güvenliği de oldukça zayıf Brezilya siber ortamında bir diğer dikkate değer eksiklik, kamu ve kurumsal kaynak güvenliğinin zayıflığı. Raporda, hemen her Brezilyalı hakkındaki hassas bilgileri açıkta bırakan, ciddi açıkları bulunan bir resmi çevrimiçi kaynak benzeri şok edici örnekler bulunuyor. Siber suçlular ayrıca, ülke çapında faaliyet gösteren veri simsarlarına cüzi miktarlar karşılığında erişim satmakta. Suçlular arası işbirliği üst düzeyde Raporda, Brezilya siber yeraltında farklı grupların birlikte çalıştıkları ve kendi bilgi ve teknolojilerini diğerleriyle paylaştıkları suçlular arası operasyonlar derinlemesine incelenmiş. Suçlular arası operasyonlar adı verilen uygulamalar son derece gelişmiş ve yaygın: bir suçlu, kişisel verilere yasadışı erişimden ısmarlama zararlı yazılım geliştirmeye kadar aklınıza gelebilecek her türlü hizmete erişim sağlayabilir. Bir fidye yazılımı araç seti sadece 30 $ fiyatla alıcı bulabilirken, bir tuş kaydedecinin fiyatı bunun on katıdır. Kaspersky Lab Global Araştırma ve Analiz Ekibi kıdemli güvenlik araştırmacısı Fabio Assolini şu yorumlarda bulundu: “Kaspersky Lab’ın güvenlik uzmanlarının günlerce zararlı kodlar arasında boğuşarak çalıştığını düşünebilirsiniz. Aslında bu algı oldukça doğru sayılır ancak siber yeraltının sosyal ve kurumsal tarafında uzman olmak da önemlidir. Bu rapor, korumayı müşterilerimiz için rafine etmemize ve yeni güvenlik teknolojileri geliştirmemize yardımcı olan bu bilgilerden bazı örnekler göstermektedir. Hemen tüm diğer ülkelerde olduğu gibi Brezilya’daki siber suçluların da gündemlerini, işledikleri suçları ve gelecek planlarını biliyoruz. Bu bilgileri siber tehdit alanındaki derin teknik uzmanlıkla birleştirerek siber suçlarla daha etkili bir şekilde savaşabiliriz. Aynı zamanda Brezilya siber ortamına baktığımızda, bir güvenlik şirketinin en önemli çalışmalarının bile yetersiz kalacağını görebilirsiniz. Daha güvenli bir siber uzay çözümünün anahtarı. güvenlik sektörü, şirketler ve emniyet güçleri dahil kamu kurumları arasında bilgi paylaşımı ve işbirliğidir.”

Yeni nesil yazarkasaPOS cihazı iDE280 hazır

0
posTürkiye’nin ilk EFTPOS özellikli IP tabanlı masaüstü yeni nesil yazarkasası “Ingenico iDE280” Gelir idaresi tarafından onaylandı Uçtan uca ödeme konusunda dünyanın ve Türkiye’nin lider şirketi Ingenico Group’un Türkiye pazarı için Türk mühendisleri tarafından masaüstü kullanıma uygun olarak tasarlanan ve bir süredir onay bekleyen yeni nesil yazarkasaPOS cihazı iDE280’e Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından onay verildi. iDE280 YazarkasaPOS’un satışına Pavo bayileri ve anlaşmalı bankalar aracılığıyla Kasım ayı içerisinde başlanacak. Ingenico Group’un onaylı seyyar cihazı iWE280’den sonra geliştirdiği yeni nesil IP tabanlı masaüstü Yazarkasa POS cihazı iDE280 Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı’ndan onay aldı. Yeni nesil seyyar yazarkasanın masaüstü versiyonu olan iDE280, yazarkasa ve EFTPOS’u aynı cihazda birleştirdi. Yeni yasaya göre mükelleflerin yeni nesil IP tabanlı masaüstü yazarkasa cihazına geçiş için son tarih 31 Aralık 2015. Bu tarihten sonra işyerlerindeki banka EFTPOS’ları yeni nesil masaüstü yazarkasa ile güvenli bağlantı olmadan çalışamayacak. Veya eski yazarkasalar, üzerinde POS özelliği olan, yeni nesil yazarkasaPOS’lar ile değiştirilecek. Buradan yola çıkarak bütünleşik bir cihaz tasarlayan Ingenico Group, iDE280 modeli ile temassız ödeme de dahil tüm kartlı ödeme türlerini, özel uygulamaların kolay kullanabileceği geniş ve dokunmatik ekrana sahip yeni nesil yazarkasa özellikleriyle buluşturmuş oldu. Yeni yasanın önemli bir uygulama olacağını belirten Ingenico Group’un Türkiye ve Ortadoğu Genel Müdürü Alpay Sidal, uçtan uca ödeme konusunda dünyanın ve Türkiye’nin lider şirketi olarak vergi mükellefleri için en ideal makineyi yine iş ortakları Pavo ile birlikte geliştirdiklerini söyledi. Ingenico tarafından Türkiye pazarı için özel olarak sıfırdan tasarlanan iDE280 yeni nesil yazarkasaPOS’un pek çok özelliği bünyesinde barındırdığını ve olası operasyonel sıkıntıları ortadan kaldıracağını ifade eden Sidal, şöyle konuştu:“Şu anda sahada bankalar tarafından işyerlerine sağlanan EFTPOS’ların çoğu 4 yıl ve üzerinde kullanımda olduğu için PCI güvenlik seviyeleri versiyon 2 ve bu cihazlar temassız ödeme kabul edemiyor. Bu sebeple mevcut EFTPOS’ların kullanım ömürlerinin fazla olmayacağını ve yeni yatırımlarla bu eski cihazların yenilenmesi gerekeceğini, bunun ek yatırımlara sebep olacağını düşünüyoruz. Bu sebeple ödeme sistemi ile bütünleşik olan yeni nesil IP tabanlı sabit yazarkasa cihazımız iDE280’i, dünyada en üst güvenlik seviyesi olan PCI 4 sertifikasına sahip olarak, üzerinde temassız ödemesi dahil tüm ödeme türlerini destekleyecek şekilde ve tüm banka uygulamaları, taksit, puan gibi sadakat özellikleri de dahil olmak üzere piyasaya sunuyoruz. Ayrıca elektrik kesintisi için pil, stok yönetimi için barkod okuyucu ve müşteriye kolaylık için şifre klavyesi de opsiyonel olarak sunuluyor. Böylece işyerleri kendi kullanımına uygun konfigürasyonu kendisi yapabilecek.” Tebliğe göre tercih edilmesi durumunda banka EFTPOS’larının yeni nesil yazarkasalarla özel bir iletişim protokolü ve fiziksel bir kablo ile bağlı olmak zorunda olduğunu hatırlatan Sidal,: “İşyerlerindeki çoklu EFTPOS’ların kullanımı yeni yasayla bitiyor. Kanuna göre artık 1 yazarkasa’ya sadece 1 adet EFTPOS bağlanabilecek. Bu durumda ödeme sistemi bütünleşik ÖKC almayan ve birden fazla banka ile çalışmak isteyen işyerleri, birden fazla EFTPOS bağlamak için aynı sayıda yeni nesil yazarkasa satın almak durumunda. Oysa bütünleşik yapıya sahip iDE280, tüm banka uygulamalarını destekliyor. Yani tek cihazla ortak POS mümkün. Böylece banka yönlendirmesi cihazdan otomatik olarak yapılıyor. Yazarkasa ve POS’un kablo ile bağlı olması durumunda, yazarkasa işyerine, EFTPOS ise bankaya ait oluyor. Ancak sistemin çalıştırılma sorumluluğu yazarkasa firmasına ait ve “Hangi kart hangi bankanın POS’undan çekilmeli, hangi banka POS’una yazarkasa takılmalı? diğer bankalar ne olmalı?” gibi takip, karar ve operasyon gerektiren durumlar sözkonusu oluyor. Bu yapının karmaşık ve kolay yürütülemez olduğunu düşünüyoruz. Oysa iDE280 bütünleşik yapısı ile kesintisiz bir hizmet sağlıyor. Ingenico olarak ürünlerimiz için olası sorunlarda işyerleri için tek iletişim noktasıyız. Mükelleflerin çağrı merkezimizden bize ulaşmaları yeterli. Sloganımız aynı; ‘Tasa değil Yazarkasa satıyoruz’” diye konuştu. iDE280 yeni nesil yazarkasaPOS tüm ödeme türlerini destekliyor Renkli dokunmatık ekrana sahip iDE280, esnaf için kullanım kolaylığı sağlıyor. İş yeri sahibi, kısım tuşlarını kendi kullanımına uygun olarak adlandırabiliyor. Böylece hızlı işlem yapabiliyor. iDE280 nakit, manyetik, akıllı kart ve temassız tüm ödeme türlerini destekliyor. Kredi kartı ödemelerinde şifre girişi iDE280 üzerinden yapılabildiği gibi, 2 metrelik uzatma kablosu ile opsiyonel olarak satılacak harici PINPAD üzerinden de yapılabiliyor. Ayrıca dayanıklı kapasitif ekran uzun süreli kullanım sağlıyor. Taksit ve puan kazandırma özellikleriyle tüm banka uygulamalarına hazır olan iDE280, yazarkasa ve POS özelliklerini yeni nesilde birleştiren şık bir tasarıma sahip. Ethernet ve GPRS ile kesintisiz iletişime de olanak veren iDE280, opsiyonel olarak satılan pil modülü ile elektrik kesintilerinde dahi çalışma imkânı sunuyor. 100.000 PLU yönetebilen iDE280, barkod, yazıcı ve PC bağlantıları için de 4 ayrı porta sahip. Kupon, yemek kartı, çek, döviz gibi GİB onaylı tüm uygulamalar da İDE280 üzerinde çalışıyor. Opsiyonel satılan para çekmecesi de bulunan iDE280’in , 15 yıl kapasiteli mali hafıza ve 3 milyon satır kapasiteli EKÜ’sü bulunuyor.

Dijital sistem geliştirenler DSDER çatısı altında toplandı

0
dsder1ASTEL, FİTS İstanbul, PROKARE, SMG Multimedya, Sistem 9 Medya, SOLOSİS ile Zuhal Müzik gibi sektörün öncü firma sahiplerinin girişimiyle kurulan derneğin açılış ve tanıtım toplantısı, 11 Kasım 2015 tarihinde Wyndham Grand Hotel Levent’te gerçekleştirildi. Sanatçı Volkan Severcan’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen toplantının açış konuşmasınıDSDER Başkanı Kaan Akın yaptı. Derneği sektörün güçlü, güvenilir, objektif ve etik ilkelere dayalı profesyonel bir sivil toplum kuruluşu haline getirmeyi hedeflediklerini belirten Akın, dijital sistem geliştiricilerinin tümünü ulusal ve uluslararası alanlarda temsil edeceklerini belirtti. DSDER’in ilgili sektörler nezdinde bilgi ve deneyimlerinin paylaşılacağı canlı bir platform işlevi göreceğini vurgulayan Akın, “Ülkemizi dünya dijital sistemler pazarının önde gelen üretim ve tedarik merkezlerinden biri haline getirmek istiyoruz. Üyelerimizin uluslararası rekabet şartlarına uyum sağlayabilmeleri için gerekli teknik bilgi ve altyapı çalışmalarını da yürüteceğiz.Dijital alanda hizmet ve ürün geliştirenlerin tümünü aramızda görmek istiyoruz” dedi. Açılış toplantısında dijital medya ve reklamcılık alanında dünyaca üne sahip, Prestonwood Trail Holdings LLC’nin kurucusu Stephen Nesbit, dünyada dijital medya sektörü hakkında bir sunum yaptı. Kendi şirketi G2 Danışmanlık’ı kuran Türk Philips eski genel müdürü Atilla Tüfekçi yılların deneyiminden süzdüklerini katılımcılarla paylaşırken, GfK Türkiye Perakende Panel Araştırmaları Genel Müdürü Mete Uslukılınç ise sunumunda sektördeki mevcut durum ve beklentileri anlattı. Son yıllarda Türkiye’de çeşitli şirketlere yaptığı ortaklıklarla gündeme gelen ünlü fon kuruluşu NBK Capital Partners’ten İrtek Uraz’ın “Yatırım Fonlarının Dijital Sektöre Bakışı” başlıkla sunumu ilgiyle dinlendi. Dijital Sistem Geliştiricileri Derneği’nin toplantısı, katılımcıların konuşmacılara yönelttiği yoğun sorulara verilen yanıtların ardından son buldu. DSDER Kurucu Üyeleri ve Yönetim Kurulu şu isimlerden oluşuyor:
ADI-SOYADI GÖREVİ FİRMASI
S.KAAN AKIN BAŞKAN SİSTEM 9 MEDYA
KEREM KÖFTEOĞLU GENEL SEKRETER GAZETECİ
GÜL GÜRER ALİMGİL SAYMAN SMG MULTİMEDİA
M. METE ÖZKAN ASİL ÜYE PROKARE
M.TUĞBERK BÜYÜKBAY ASİL ÜYE ASTEL
MORİS ALHALE ASİL ÜYE SMG MULTİMEDİA
ALP DOMAÇ ASİL ÜYE SOLOSİS
ÜNAL SONDEMİR ASİL ÜYE FİTS İSTANBUL
SERKAN POLAT ASİL ÜYE SMG MULTİMEDİA
ALİ ŞİMŞEKER ASİL ÜYE ZUHAL MÜZİK

Türkiye’nin ilk “Akıllı TV Laboratuvarı” açıldı.

0
smarttvLaboratuvarın resmi açılışı ve imza töreni 11 Kasım günü Kadir Has Üniversitesi’nde Kadir Has Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Aydın ve Philips TV Türkiye Genel Müdürü Faruk Kocabaş‘ın katılımıyla gerçekleşti. Kadir Has Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi bünyesinde kurulan laboratuvarın amacı, Smart TV uygulamaları geliştirmek isteyen gençleri eğitmek olacak. Laboratuvarda geliştirilen uygulamalar Philips Android televizyonlarda yer alma şansı yakalayacak. ÜNİVERSİTE-SANAYİ İŞBİRLİĞİNDE GÜÇLÜ ADIM Kadir Has Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Aydın, açılış konuşmasında, “Kadir Has Üniversitesi olarak evrensel nitelikte, konusunda uzman ve araştırmacı, dünya vatandaşı olacak bireyler yetiştirme hedefimizi son teknoloji ile geliştirerek sürdürüyoruz. Dünyanın sayılı teknoloji şirketlerinden biri olan Philips ile yaptığımız bu işbirliği ile bir ilki başarıyoruz. Eğitim ve araştırmalarda son mobil teknolojilerin kullanıldığı üniversitemizde, Türkiye’nin ilk Akıllı TV Laboratuvarı ile hem öğrencilerimiz hem de akademik ekibimiz yeni ve güncel Android uygulamalar geliştirme imkanı bulacak. Bütün bunları göz önünde bulundurduğumuzda Kadir Has Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi bünyesinde kurulan Türkiye’nin ilk Akıllı TV Laboratuvarı ile üniversite ile sektörler arasında kurmuş olduğumuz güçlü bağlara bir zincir daha ekledik. Kadir Has Üniversitesi, verdiği eğitimler ile toplumsal ve bilimsel gelişimleri son teknoloji ile takip ederken, açılan laboratuvarlar, uluslararası işbirlikleri ile global bir marka haline geliyor. Bu kapsamda üniversite sanayi işbirliği ile öğrencilerimizin geleceğe en iyi biçimde yetişmiş bireyler olarak hazırlanmasını sağlıyoruz.” dedi. ÖĞRENCİLER UYGULAMA GELİŞTİRECEK Philips TV Türkiye Genel Müdürü Faruk Kocabaş, Türkiye’nin ilk Akıllı TV laboratuvarını açmaktan dolayı mutlu olduklarını ifade etti. Bu girişimin sadece Philips için değil, Android tabanlı tüm akıllı televizyon sektörü için yararlı olacak bir hamle olduğunu söyleyen Kocabaş, şöyle konuştu: “Bu laboratuvarda ders alacak öğrencilerimizden çok yaratıcı çalışmalar bekliyoruz. Üstelik öğrencilerimizin sadece Philips için uygulama geliştirmesi gerekmiyor. Uygulamalar Android işletim sistemiyle çalışan tüm televizyonlarda kullanılabilecek. Bu ortamda oluşacak ve hayata geçecek her yeni fikir sonuçta TV sektörünün de büyümesine, gelişmesine bir itici güç olacak.” YURTDIŞINA AÇILMAK İSTEYEN TÜRK YAZILIMCILARA FIRSAT Philips TV Türkiye Genel Müdürü Faruk Kocabaş, bu laboratuvarın yurtdışına açılmak isteyen yazılımcılar için önemli bir fırsat olabileceğini de dile getirdi. Kocabaş “ Türkiye’den çıkacak bir uygulama küresel bir kullanım ve etki alanı bulabilir.” dedi. Laboratuvarda Kadir Has Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi öğretim görevlileri ve teknoloji sektöründen uzmanlar ders verecek. Öğrenciler eğitimleri esnasında sektöre yönelik proje geliştirecek. Patent almak gerektiğinde Kadir Has Üniversitesi yardımcı olacak.

Ericsson ve Cisco geleceğin ağlarını örmek üzere işbirliği yapıyor

0
Cisco CEO’su Chuck Robbins ve Ericsson Başkan ve CEO’su Hans Vestberg
Cisco CEO’su Chuck Robbins ve Ericsson Başkan ve CEO’su Hans Vestberg
Şebeke elemanları gelişim ve kurulum, mobilite ve bulut bilişim alanlarında iki sektör lideri Ericsson (NASDAQ:ERIC) ve Cisco (NASDAQ:CSCO) geleceğin şebeklerini oluşturmak için global iş ve teknoloji ortaklığı yoluna gittiklerini açıkladı. Bu çok yönlü ortaklık; yönlendirme sistemleri, veri merkezi, şebeke sistemleri, bulut teknolojisi, mobilite, yönetim ve kontrol ile küresel servisler gibi iki firmanın en iyi olduğu alanları müşterilerine sunacak. Mobilite, bulut teknolojisi ve dijitalleşmenin hüküm sürdüğü bir ortamda geleceğin şebekeleri; çevik, otonom, ve yüksek güvenliğe sahip olmayı garantiye almak için yeni dizayn prensiplerine ihtiyaç duyacak. Ericsson ve Cisco bu zorluklara, 5G, bulut teknolojisi, IP ve nesnelerin internetinin de içinde olduğu şebeke mimarisinde uçtan uca liderlik sunarak çözüm üretecek. Müşteriler, böylelikle tarafların birbirlerini tamamladığı; danışmanlık, entegrasyon, BT ve şebeke yönetimi gibi becerilerini kullanarak, dönüşümlerine daha hız kazandırabilecek. 9 Kasım 2015 tarihinde yapılan duyuru, referans mimariler ile şebeke dönüşüm, ve ortak geliştirme, sistem tabanlı yönetim ve kontrol, satış yetki anlaşması ve yükselen piyasa segmentlerinde işbirliği gibi birçok anlaşma tarafından da destekleniyor. Taraflar, ayrıca Makul ve Fark Gözetmeme (FRAND) koşullarını görüşme ve sahip oldukları patent portföyleri için lisanslama anlaşması yapma konusunda mutabık kalarak, her iki organizasyonun da müşterilerine ortak inovasyon ve kesinlik kazandıracak. Bu anlaşmanın parçası olarak Ericsson, Cisco’dan lisans ücreti alacak. Ericsson ve Cisco, birbirini tamamlayan ve güçlü iş ortakları olarak; 56 bini aşkın patent, 11 milyar dolar değerinde Ar-GE yatırımı, 76 bini aşkın servis profesyoneli ile180’ den fazla ülkedeki müşterilerine hizmet edecek. Stratejik ortaklık gelecek on yıllık süre içerisinde büyümenin ve katma değerin anahtarı olacak. İki şirkette bu ortaklık sayesinde 2016 yılında gelirinde bir artış bekliyor. Bu ek gelirin 2018’e kadar ise her bir şirket için 1 milyar dolar ve üzerine çıkması bekleniyor. Ortaklık, iki şirketin gelişmiş pazarlarda değer yaratmak için faaliyet ve yatırımlarını ilgili pazarlara yönlendirecek olması sebebiyle yeni ve daha gelişmiş fırsatların da ortaya çıkacağı değerlendiriliyor. İki şirkete ait takımlar ayrıca SDN (Yazılım tanımlı şebeke) /NFV (Şebeke İşlemlerini Sanallaştırma) ve şebeke yönetim ve kontrolü üzerine odaklanan bir ortak girişim üzerine çalışmaya başlayacak.