50 milyon dolarlık topluluk fonunu çaldılar!

1
Topluluk tarafından fonlanabilecek bir risk sermayesi oluşturarak, yatırımcıların hangi projelere fon aktarılacağını kendilerinin belirlemesini sağlamak hiç kuşkusuz kulağa oldukça yenilikçi gelen, heyecan verici bir fikir. Üstelik projeyi bankacılık sisteminin yüklerinden arındırmak için gerçek para yerine kripto para kullanmak da dahice bir yaklaşım. Yatırımcılar böylesi bir fikre oldukça sıcak baktı ve tarihin en büyük topluluk fonlamalarından biri sonucunda 150 milyon dolarlık risk sermayesi oluşturuldu. Sürpriz bir başarı hikayesi yazılıyor derken, devreye kötü niyetli kullanıcılar girdi… Stephen Tual ismini bir ay öncesine kadar bilen çok fazla kimse yoktu. Ancak Mayıs ayında kurduğu Decentralized Autonomous Organization (DAO) adını taşıyan “kendi kendine çalışan” risk sermayesiyle bu genç girişimci, kripto para (cryptocurrency) dünyasının parlayan yıldızına dönüştü. DAO yatırımcılardan dolar veya diğer para birimleri yerine, tıpkı Bitcoin gibi bir kripto para olan Ethereum ile ödeme yapabiliyordu. Tüm para dijital dünyada var olduğu için, herhangi bir hükümet veya bankanın müdahalesine gerek kalmıyordu.

DAO bir başarı hikayesi olarak başladı ama…

Her yatırımcı, yatırımına bağlı sayıda bilet kazanıyor ve bu biletlerle DAO platformunun fonlayacağı projeleri belirlerken oy kullanabiliyordu. Projeler getiri sağlarsa herkes kazanıyordu. Böylelikle fonların yönetimi için bir lidere ya da CEO’ya gerek kalmıyordu. Yatırımcılar, riziko ettikleri para (Ethereum) ölçeğinde yatırımın hangi projelerde kullanılacağına kendileri karar veriyordu. Böylesi basit bir sistem, pek çok yatırımcıyı kendine çekti ve DAO’ya adeta “ether” yağdı. Henüz bir hafta öncesine kadar, 150 milyon dolar değerinde Ethereum bu platform üzerinde fon olarak birikmişti bile. Ne yazık ki bu başarıyı yakından takip eden tek kitle basın değildi; hacker’lar da sistemin açıklarını kollamaya başlamıştı. Geçtiğimiz günlerde, DAO platformunun Ethereum kripto para birimini kullanma yöntemiyle ilgili potansiyel açıkları olabileceği ortaya çıktı. Bu fona yatırım yapan biri parasını geri çekmek istediğinde yapması gereken; ikinci bir hesap açıp, ether’ini bu hesaba transfer etmekti. Ardından 27 günlük bir bekleyiş sonucunda sahip olduğu para başka yerlerde kullanılabilir hale geliyordu. Bu sistemin açığı ise, kötü niyetli kullanıcılara yatırdıkları paradan çok daha fazlasını çekebilme olasılığı sunmasıydı.

53 milyon doları kim çaldı?

Geçtiğimiz haftalarda bu sorunu gündeme getiren yatırımcılara kulak veren geliştirici Stephen Tual, hızlı bir çözüm üretti ve sorunun çözüldüğünü iddia etti. Önceki gün yaşanan skandal ise Tual’in yanıldığını gösteriyordu; bir kullanıcı ikincil DAO hesabına 53 milyon dolar değerindeki Ethereum’u aktarmayı başardı. Eğer bahsi geçen 27 günlük süre içinde bu soruna bir çözüm üretilmezse, bu para kripto para ekosistemi içinde (büyük ihtimalle hırsızıyla birlikte) kaybolup gidecek. Konuyla ilgili çalışmalar sürerken, Ethereum Vakfı kendi çözümüyle masaya geldi: DAO’nun temelindeki yazılımı ‘fork’layarak, izole hale getirmek ve hacker’ın gerçekleştirdiği işlemin yetkisini kaldırmak. Bu adımın ardından çalınan 53 milyon dolarlık Ethereum tekrar DAO’ya aktarımını sağlayacaklar. Ne var ki böylesi bir müdahale, DAO’nun varlık sebinin sorgulanması için yeterli. Yatırımcıların bu sisteme akın etmesinin tek sebebi, merkezi bir yapının olmaması ve tüm süreçlerin kendi kendini yürütecek şekilde tasarlanmasıydı. Bu gibi sorunlarla karşılaşıldığında masaya ağırlığını koyacak bir merkezi otorite olacaksa, bu Ethereum Vakfı ya da bir başkası olabilir, o zaman DAO’nun tüm büyüsü kaybolur.

Ethereum’un geleceği karanlık

Öyle ki Inc.com haberine göre yatırımcılar, gerçekleşen hırsızlıktan daha çok böylesi bir dış müdahalenin düşünülmesine tavır almış görünüyor. Çoğu yatırımcı, böylesi bir uygulamanın merkezi sistemi olmayacak şekilde tasarlanan bir sistem için tehlike arzettiğine inanıyor. Hatta çalınan paranın 27 gün sonra kaybolmasını, merkezi bir otoritenin kuralları belirlemesine tercih ettiklerini belirtiyorlar. Üstelik sadece DAO değil, tüm kripto para ekosistemi merkezi otoriteden uzak durmak isteyen yatırımcılar sayesinde dönüyor. Bu nedenle Ethereum Vakfı’nın da yazılımı fork’lama ve kaybolan parayı geri getirme konusunda tek taraflı bir karara varması mümkün değil. Ethereum kurunu destekleyen bilgisayarları çalıştıran sayısız insanın da ikna edilmesi gerekiyor. DAO skandalı nasıl bir sonuca ulaşacak, bunu 27 gün içinde öğreneceğiz. Ancak kesin olan bir konu var ki; lidersiz bir risk sermayesi deneyi başarısızlıkla sonuçlandı. DAO kurucuları dükkanı kapatıp yatırımcıların parasını geri ödemekten başka çıkış yolu görmüyor. Ethereum ise yaşanan olayların ardından dolar karşısında yüzde 33 değer kaybederek dibe vurdu. Bakalım yaşanan bu fiyaskonun ardından kripto para dünyasında dengeler nasıl değişecek…

BMW otonom sürüş topuna girdi!

0
Alman otomotiv devi BMW, rakiplerinin otonom sürüş teknolojilerindeki çalışmalarına daha fazla kayıtsız kalamadı ve şirketin elektrikli/temiz otomobil teknolojilerini geliştiren Ar-Ge ekibini otonom sürüş teknolojilerine odaklama kararı aldı. BMW’nin yönetim kurulu üyesi Klaus Fröhlich’in yaptığı açıklamada, otonom sürüşün otomotiv endüstrisini yeniden şekillendireceği vurgusu da dikkat çekti. Bundan sonra markanın “i” harfiyle tanımladığı otomobil serisinin, otonom sürüş teknolojileriyle geliştirileceğinin altını çizen yönetim kurulu üyesi, şirketin rakipleri gibi bir otomobil paylaşım uygulamasına sahip olup olmayacağı sorusuna ise yanıt vermedi. Otomobil üreticileri, otonom sürüş teknolojileri standart hale dönüştüğünde büyük şehir sakinlerinin otomobil satın almaktan vazgeçmesini bekliyorlar. Büyük şehirlerde otomobil satın almak yerine, Uber gibi otomobil paylaşım servislerinden otonom/robot bir otomobili evin kapısına kadar çağırmak daha avantajlı olacak. Dolayısıyla General Motors Lyft’i satın almışken, Volkswagen Gett’e yatırım yaptı, Toyota ise Uber ile ortaklık anlaşmasını imzalamış bulunuyor. Otomobil üretme planları olan Apple ise Çin’in en büyük araç paylaşım uygulaması Didi Chuxing’e 1 milyar dolar yatırdı, aynı hesaplar içinde olan Google da kendi araç paylaşım uygulaması Waze Rider’ı yayınladı. Şimdi Alman otomobil devlerinden de benzer şekilde, kendi uygulamalarını duyurmaları bekleniyor.

ABD’de Airbnb nefreti yükseliyor

1
Ev sahiplerinin evlerini veya evlerindeki belli odaları, kısa süreliğine ve düşük fiyatla kiraya vermesini amaçlayan, bu sayede turistlerin kalacak yer sorununu ekonomik olarak çözmesiyle ünlü ev paylaşım uygulaması Airbnb, ABD’de çok büyük tepkiler almaya başladı. Önce San Francisco’da başlayan protestolar şimdi de New York’a sıçramış durumda. San Francisco’da, şehir meclisinin Airbnb’yi yasaklamak için oylama yapmasına kadar giden süreçte protestocular şehirdeki ev fiyatlarının Airbnb yüzünden aşırı şekilde arttığından şikayet ediyorlardı. Aslında ev sahiplerinin, kendi yaşadıkları evin içindeki bir odayı uygun fiyatla ve kısa süreliğine kiralaması mantığı ile hayata geçen Airbnb kısa sürede ev sahiplerinin içinde yaşamadıkları boş evleri de kiraya vermek için kullandıkları bir mecraya dönüştü. Boş evlerini Airbnb üzerinden günlük/haftalık kiraya vererek, aylık kiralamadan çok daha fazla para kazanmaya başlayan ev sahipleri bu işi düzenli bir ticari operasyon haline getirince, hem şehirde yaşamak için kiralık ev bulmak zorlaştı hem de ev sahipleri vergi ödemeyen, ticari kaydı olmayan, korsan otel işletmecilerine dönüşerek vergi kaybına neden olmaya başladılar. Elbette resmi turistik otel işletmeleriyle haksız rekabet yapmaları da işin bir diğer yönü. Dolayısıyla Airbnb’den, kullanıcıları dışında herkes şikayetçi olmaya başladı ve San Francisco’da çok büyük eylemlere neden olan ev paylaşım uygulaması şimdi de New York sakinlerinin tepkisini topladı. New York’ta da ev kiraları abartılı bir şekilde yükselmeye başlayınca halk sokaklara döküldü. Protestocular belediye başkanından Airbnb’nin efektif şekilde engellenmesini istiyorlar. Aslında New York’ta, tüm bir evi 1 aydan az süreliğine kiralamak yasa dışı kabul ediliyor. Şehir Airbnb’nin kiraları yükseltmemesi için bu kararı çıkarmış durumda ancak uygulamada sıkıntılar yaşanıyor ve ev sahipleri evlerini diledikleri gibi kiraya veriyorlar. New York yasalarına göre, ev sahibi kendi oturmadığı evini bir aydan az süreliğine kiraya verecek olursa, ilk yakalamada 1000 dolar ceza ödüyor. İkinci yakalamada 5000 dolar, üçüncü ve sonrasında ise 7500’er dolar ceza alıyor. Ancak ev sahiplerini durdurmak mümkün değil. “Ben de bu evde oturuyorum, burası yazlık evim, dinlenme evim, bir odasını home-ofis olarak kullanıyorum, Airbnb’den gelen misafir diğer odada kalıyor, ben bir haftalığına tatile/yazlığa/diğer evime gittim, bu sırada misafirim evde kaldı” şeklinde beyan veren ev sahipleri, minareyi kılıfına uydurarak oturmadıkları evlerini günlük/haftalık kiraya veriyorlar. Airbnb, kira fiyatlarının son derece yüksek olduğu şehirlerde kiralık ev arayan halkın ve resmi otellerin yeni kabusu olmuş durumda ve New York protestoların yükseldiği son şehir olmayacak gibi görünüyor. Airbnb yöneticileri ise yaşananlardan çok rahatsız. Şirket, ev sahiplerini yasa dışı kiralamaya karşı uyarmasına rağmen uygulamanın amacı dışında kullanılmasını önleyemiyorlar. Şirketin en büyük korkusu, Berlin’de olduğu gibi uygulamanın kullanımına toptan yasak getirilmesi.

Warren Buffett’in başarı sırrı

0
LaGuardia Topluluk Koleji’nde geçtiğimiz Salı günü düzenlenen mezuniyet töreni, iş dünyasının devlerinin akınına uğradı. Goldman Sachs’in 10.000 Küçük İşletme adını verdiği yeni girişimci yetiştirme programının 20. mezuniyet töreni yine burada gerçekleşiyordu. Dünyanın en varlıklı insanları listesinin zirvesinden inmeyen, Berkshire Hathaway’in 85 yaşındaki CEO’su Warren Buffett da girişimcilik maratonunun henüz başında bulunan bu çiçeği burnunda iş adamlarına bir konuşma yaptı. Ticaret kanunlarından yetenek alımlarına, siber güvenlikten girişimcilik serüvenlerine kadar pek çok konunun farklı isimler tarafından konuşulduğu etkinlikte Buffett, her girişimcinin ustalaşması gereken bir ipucu verdi: “Yarın sabah uyandığınızda, aynaya bakın ve bir rujla ‘müşterime haz vermeliyim’ yazın, ‘müşterimi memnun etmeliyim’ değil.” Son aldığı otomobilin kaç para olduğunu hatırlamadığını, ancak satın alma deneyimini çok iyi hatırladığını anlatan işadamı, işletmelerin ‘haz verdiği’ her müşteriyi ücretsiz çalışan birer satışçı olarak görebileceklerini söyledi: “Siz onlara memnuniyetin bir adım ötesinde bir haz sağlarsanız, ürünlerinizi almak için geri gelirler ve bu ürünlerden diğer insanlara da tutkuyla bahsederler.”

Warren Buffett, Amazon CEO’sunu örnek verdi

Silikon Vadisi’nin zirvesindeki isimlerden Amazon Kurucusu Jeff Bezos için ‘müşterisine haz vermeyi bilen ideal bir örnek’ benzetmesi yapan Buffett, Bezos’un 20 yıl önce çok küçük bir işletmenin başında olduğunu hatırlattı ve anlatmaya başladı: “Ancak her gün müşterilerine haz vermek için ne gerekiyorsa yaptı; daha hızlı kargo, daha düşük fiyatlar… Üstelik bugün bile hala tek düşündüğü şey müşterilerine haz vermek; o bundan asla vazgeçmiyor.” Inc.com’da Helena Ball imzasıyla yayınlanan makalede bir diğer milyarder, kendi soyadını taşıyan dev finans şirketinin kurucusu ve mevcut CEO’su Michael Bloomberg de Warren Buffett ile aynı fikirde görünüyor: “Müşteri her şey demektir. Ancak bir şirketin en büyük gücü çalışanlarıdır. Her türlü ayrı ofisten kurtulun; çalışanlarınızın arasında oturmanız gerekiyor. Duvarları yıkın; açık bir ofis planı yapın. Şirkette ben bunu uyguladım ve tek bir kişiden 20 bin personele ulaşmamda açık ofis politikasının büyük katkısı olduğunu düşünüyorum.”

Jack Dorsey: “Çalışanlarınızla iletişim kurun”

Aynı etkinlikte söz alan bir diğer isim, Twitter ve Square kurucusu Jack Dorsey de çalışanlarınızla sürekli olumlu diyalog kurmanız gerektiğini hatırlatıyor; “İyi insanları şirketinize çekmek için, amacınızın ne olduğu konusunda iyi bir fikriniz olması gerekiyor.” Şirketinizin hedefi ve gayesi nedir? Doğru yolda olduğunuz ve yoldan saptığınız noktalar nelerdir? Twitter CEO’su bu konuda çalışanlarıyla sık sık fikir alışverişi yapmaktan çekinmediğini anlatıyor: “Neden buradasın?” diye sormaktan çekinmeyin. “Eğer ortak bir gaye için duyulan tutku görürsem, her türlü becerinin öğretilebileceğini bilirim.”

Twitter’da paylaşılan haberler okunmuyor

0
Kendini online haber merkezi olarak konumlandırmaya çalışan Twitter’a kötü haber, Columbia Üniversitesi ve French National Institute’den geldi. İki kurumun hazırladığı araştırmaya göre, kullanıcıları sosyal ağda paylaşılan haberlerin büyük bölümüne “tıklamıyor”, yani okumuyorlar. Araştırmaya göre, mikro blog sitesinde yayınlanan haberlerin %60’ı hiç tıklama almıyor ve okunmuyor. Sosyal ağ servisinde paylaşılmış 2,8 milyon haberi inceleyen araştırmada haberler iki ayrı kategoride incelendi. Birinci kategoride, Bit.ly gibi URL kısaltma servisleri üzerinden paylaşılan haberler, diğerlerinde ise doğrudan haber kaynağının linki ile paylaşılan haberler yer aldı. Araştırmacılar bu şekilde, haberlerin nasıl viral haline dönüştüğünü de tespit etmeye çalıştılar. Sonuçlara göre, haberlerin %60’ı hiç tıklanma almazken, kullanıcıların haberlerin sadece başlığını ve özetini okumayla yetindiğini, daha detaylı bilgi almak için linke basma gereği duymadığı ortaya çıktı.  Böylece bilgi tüketimi konusundaki yeni alışkanlığın, sadece başlık ve özet okumak olduğu anlaşıldı. Kullanıcıların sadece çok ilgi çekici buldukları başlıklara tıklıyor olması gerçeği de, haber kanallarında artık “clickbait” adı verilen tuzak manşetlerin yoğunlaşabileceği anlamına geliyor. Tıklanma sayısı giderek azalan haberlere ilgi çekmek için çoğu haber kanalının tuzak manşetlerle sitesine ilgi çekmeyi yeni haber yazma alışkanlığı olarak kabullenmesi, habercilikte önemli bir tehlike olarak görülüyor. Öte yandan, araştırma sonuçları, Twitter’ın kendisini yeni haber mecrası olarak konumlandırmakta hata yaptığını da ortaya koyuyor. Sosyal medya servisinin ya bu hedeften vazgeçmesi ya da kullanıcılarını haberleri okumaya teşvik edecek tasarımsal düzenlemeleri hayata geçirmesi gerekecek

NASA elektrikli uçak işine giriyor

0
NASA, petrol ekonomisinin sona yaklaştığının farkında olsa gerek, elektrikli araç geliştirme yarışına yeni bir uçak prototipi ile katıldı. X-Planes isimli eski uçak geliştirme programına geri dönen uzay ajansı, yeni projede ilk deneysel uçak olan Maxwell X-57’yi geliştirdi. X-57’nin kanatları arasında 14 küçük elektrikli motor bulunuyor, en dıştaki iki motor ise diğerlerine oranla daha büyük boyuttalar. Küçük motorlar, uçağın inişi ve kalkışı sırasında gerekli güç ve kontrolü sağlarken, uçak uçuş yüksekliğine çıktıktan sonra sadece kanat uçlarındaki iki büyük motorla uçmaya devam edebiliyor. ABD’nin uzay ajansı, elektrikli uçaklar vasıtasıyla yakın gelecekteki araştırma çalışmaları için ihtiyaç duyacağı uçak filosunda önemli tasarruf yapmayı planlıyor. Saatte 280 km hız yapabilen 4 kişilik uçak, standart uçaklara göre çok hızlı sayılmaz ancak NASA mühendislerini çeşitli bölgelerdeki araştırma çalışmaları arasında götürüp getirmek için ideal bir çözüm oluşturacak. Bakımı kolay, inişi, kalkışı kolay, yakıt masrafı çok küçük olan bu uçaklar sayesinde NASA hava alanı olmayan noktalarda düzlük alanlara bile kolayca inip kalkabilecek. Henüz test aşamasında olan X-57 aynı zamanda ABD uzay ajansının 10 yıl süren elektrikli uçak çalışmalarının son aşamasını temsil ediyor. Uçağın isminin X ile başlaması da bir rastlantı değil,  ABD’de devletin 1947 yılında başlatmış olduğu X Planes programı, yeni uçaklar geliştirme amacını taşıyan bir program ve programda bugüne kadar 56 uçak modeli denendi. ABD uzay ajansı, elektrikli uçaklar konusunda yeni prototipleri de geliştirdiğini altını çiziyor. Yani yakında başka X uçakları da göreceğiz.

Twitter emoji ile reklam satacak

0
Kendine nakit para akışı arayan ve bu amaçla reklam verenleri nasıl cezbedeceğini düşünüp duran sosyal medya ağı Twitter, şimdi yeni bir araçla reklam verenlerin karşısına çıkıyor: Emojiler. Twitter’ın yeni reklam modeli emojileri temel alacak. 2014 yılından beri 110 milyar emojinin tweetlendiği sosyal medya servisinde artık reklam verenler kullanıcıların ruh hallerini emojiler vasıtasıyla tespit edip, ona göre reklam gösterecekler. Örneğin, hamburger, yeme, içme emojsi paylaşan bir kullanıcının aç olduğuna kanaat getiren fastfood restoranları kullanıcıya kendi reklamlarını gösterecekler. Tatil, yelkenli, güneş, deniz emojileri paylaşan bir kullanıcının tatile gitme modunda olduğu varsayılarak, tatil reklamları görmesi sağlanacak. Otomobil, giyim kuşam, makyaj, televizyon, aşk, flemenko dansı, saç kesim, spor, fitness gibi başka emojilerle bu örnekleri genişletebiliriz. Her emojinin temsil ettiği ruh hali ve kullanıcı ilgisi, ilgili sektördeki reklam verenlerin reklamlarını o kullanıcılara yöneltmesini sağlayacak.

Diğer sosyal ağlara da yayılabilir

Diğer bir deyişle, artık kullanıcılar Twitter’da emoji kullandıkça daha çok reklam görecekler. Üstelik Twitter’ın bu yeni hamlesi, Facebook, Instagram, Messenger, Whatsapp, Snapchat gibi diğer “emoji yoğun” mecralarda da kısa sürede benimsenecek gibi görünüyor. Sadece Facebook Messenger’e geçen ay 1500 yeni emoji eklendiğini de unutmamak gerekiyor. Emojiler gerçekten reklam verenler için yeni “hedef kitle tespit aracı” olabilir.

Snapchat kameralı gözlük mü üretecek?

Arttırılmış gerçekli gözlüğü Google Glass büyük umutlarla geliştirildikten sonra halkın ağır tepkisi nedeniyle geri plana çekilmek zorunda kalmıştı ancak aynı şey Snapchat’in de başına gelmek zorunda değil. Canlı yayınlar ve anlık fotoğraflarla Twitter’dan bile büyük bir kitleye sahip olan Snapchat’in şimdi gizli bir kameralı gözlük üzerinde çalıştığı söylentisi var. Sosyal ağ servisinin gözlük üzerinde bir seneden uzun süredir çalıştığı ve hatta çalışan prototiplere de sahip olduğu düşünülüyor zira şirketin kurucusu ve CEO’su Evan Spiegel’ın geçtiğimiz yıl Corsica’da yaptığı tatil sırasında taktığı güneş gözlüklerinin çerçevesine kamera saklanmış olduğu fark edildi. Ayrıca gözlüğün iki sapının da normalden çok daha kalın olduğu dikkat çekti ki, bunların da dijital gözlüğün pillerini saklamak amacıyla tasarlandığı düşünülüyor.
Paparazzilerin Corsica'da görüntülediği Evan Spiegel'in, Snapchat'in tasarladığı akıllı gözlüğü denediği anlaşıldı.
Paparazzilerin Corsica’da görüntülediği Evan Spiegel’in, Snapchat’in tasarladığı akıllı gözlüğü denediği anlaşıldı.
Paparazzilerin Corsica’da çektiği fotoğraflar bir yıllık olmasına rağmen kimsenin fotoğraftaki gözlükten şüphelenmemiş olması Snapchat’in gözlük tasarımındaki başarısı olarak kabul ediliyor. Şirketin gözlük projesinin ortaya çıkmasıyla anlam kazanan eski fotoğrafların ötesinde, şirket içinden sızan bilgiler bu alanda çok sayıda mühendisin işe alınmış olduğunu da doğruluyor. Ayrıca şirketin düzenli olarak Çin’e giderek üreticilerle toplantı yapan bir ekibi de var.

IBM Watson türbülansları önleyecek

0
Yapay zeka platformu IBM Watson, uçak yolcularının türbülanslardan zarar görmemesi için yeni bir hizmeti hayata geçiriyor. IBM’in süper bilgisayarları ve öğrenen yapay zeka yazılımlarını birleştirerek oluşturduğu yapay zeka platformu Watson, uçaklarda WiFi hizmeti veren Gogo servisi ile işbirliği içinde, pilotların rotaları üzerindeki hava boşluklarını tespit edip pilotlara haber verecek. IBM Watson’ın hava boşluklarını tespit etmek için danışacağı adres ise IBM’in kısa süre önce 2 milyar dolar ödeyerek satın aldığı hava tahmin servisi Weather Company olacak. Pilotlar, uçaklarda WiFi hizmeti veren Gogo servisi üzerinden rotolarını anı anına Watson ile paylaşacaklar, Watson ise Weather Company’den gelen anlık verileri hızla analiz ederek, pilotlara karşılaşabilecekleri muhtemel türbülans noktalarını iletecek. Pilotlar bu bilgileri yine Gogo üzerinden anı anına takip edebilecekler. Böylece uçaklar türbülansa girmeden çok önce rota değiştirmek için gerekli işlemleri tamamlayıp sarsıntıdan kurtulabilecekler. IBM’in hesaplamasına göre, dünyada türbülanslar nedeniyle hava yolları her yıl toplam 100 milyon dolar zarar ediyor. Uçak ve uçuş sayısı arttıkça, bu rakam da hızla büyüyor. Mevsimsel anormalliklerin arttığı yıllarda ise rakam daha da artıyor. Aşırı sarsıntılarda ise yolcular ve kabin memurları arasında ağır vakalara varan yaralanmalar yaşanabiliyor.

Magic Leap, Lucasfilm ile ortak mı oldu?

0
Hakkında çok az şey bilinmesine rağmen teknoloji dünyasından topladığı milyar dolarlık yatırımlarla ilgi odağı olan Magic Leap, Star Wars karakterlerinin yer aldığı bir klip yayınladı. Arttırılmış gerçeklik alanında yeni kurulmuş bir start-up iken yayınladığı kliplerle ilgi toplayan ve Google, Alibaba gibi dev teknoloji şirketleriyle eğlence endüstrisinden 1,4 milyar dolar yatırım alan şirket artık mixed reality kavramıyla birlikte anılıyor. Genç şirket şimdi Star Wars’un yaratıcısı Lucasfilm ile stratejik ortaklık kararı aldıklarını açıkladı. Anlaşmanın duyurulması sırasında da içinde Star Wars karakterlerinin yer aldığı yeni bir klip de yayınlandı. Videonun, doğrudan Magic Leap teknolojisiyle oluşturulan görüntülerle çekildiği ve başka özel efekt kullanılmadığı da vurgulandı. Bu yeni ortaklık, 3D sinema, video oyunları ve sanal gerçeklik sektöründe yeni gelişmelerin hızla hayatımıza girme olasılığını da beraberinde getirdi. Sonuç odaklı bir firma olan Lucasfilm, bugüne kadar satın aldığı, yatırım yaptığı veya ortak olduğu teknoloji şirketlerini hızla kendi filmlerine, oyunlarına ve diğer ürünlerine adapte etmesiyle biliniyor. Duyuru sırasında yayınlanan videoyu aşağıda izleyebilirsiniz:

Facebook, Messenger’da değişikliğe gidiyor

0
Facebook, WhatsApp ile birlikte dünyanın en büyük mesajlaşma yazılımına dönüşen Messenger’ın 900 milyondan fazla kullanıcısını etkileyecek önemli değişiklikleri yayına almaya hazırlanıyor. Facebook’un blog üzerinden yaptığı duyuruya göre, mesajlaşma uygulamasında artık en son yapılan sohbetler, aktif sohbetler listesinin en üstünde görünmeyecek. Kullanıcılar, bazı sohbetleri favori olarak işaretleyerek, bunların en tepede görünmesini sağlayabilecek. Böylece farklı nedenlerle yapılan sohbetler, önemli sohbetleri listenin altına itemeyecek. Diğer bir yenilikse, sosyal ilişkilerde çok önemli olan, doğum günü kutlamalarına kolaylık getiriyor. Artık Messenger kullanıcıları, kontak kişileri içinden doğum günü olan arkadaşlarını sohbet listesi içinde görebilecek ve doğum günü için kutlama mesajı gönderebilecek. Mesajlaşma uygulamasının son sürprizi ise büyük tepki toplayabilir zira uygulama kullanıcılarının online olup olmadığını göstermeye hazırlanıyor. Active Now isimli özellikle, hangi kullanıcının online olduğunu görmek mümkün olacak ama Facebook’un dileyen kullanıcılar için bu özelliği kapatacak ayarları da hazırlayacağına inanılıyor. Yeni özellikler, önümüzdeki haftalarda yayınlanacak güncellemelerle hayata geçecek.

LinkedIn’in fiyatını Salesforce yükseltmiş

0
Microsoft’un geçen hafta satın aldığı LinkedIn hakkında yeni detaylar ortaya çıkıyor. 26,2 milyar dolar ile Microsoft’un tarihindeki en büyük satın alma işleminde fiyatın bu kadar büyümesine, Salesforce’un neden olduğu anlaşıldı. CRM yazılımları üreten dev firmanın, Microsoft ile birlikte kariyer sosyal ağına talip olduğu ortaya çıktı. Salesforce’un CEO’u Marc Benioff, sosyal ağı satın almak için Goldman Sachs ile çalıştıklarını ancak Microsoft’un devasa teklifinden sonra oyundan çıkmak zorunda kaldıklarını açıkladı. Benioff, yaptıkları teklifin miktarı konusunda açıklama yapmadı ama LinkedIn’i insan kaynakları ürünleriyle entegre ederek iş/işçi arama süreçlerinde etkin kullanılacak bir platforma dönüştürmeyi planladıklarını vurguladı. Öte yandan piyasadan kaynaklar, Salesforce teklifini yaptığında kariyer sosyal ağının Microsoft’la satın almanın detayları konusunda derin görüşmelere girmiş olduğunu, Benioff’un pazarlığa girmek için çok geç kalmış olduğunu da belirtiyorlar.

Çoklu ağ çağı başlıyor, hazır mısınız?

0
Çok değil, henüz dört yıl kadar önce, 2012’ye geri gittiğimizde dijital kullanıcıların büyük çoğunluğu üç farklı sosyal medya hesabı ile internet alışkanlıklarını özetleyebiliyordu; Facebook, Twitter ve YouTube. Bugün bu tablo oldukça değişti; artık internette değil, sosyal ağlarda dolaşıyoruz. Bir sosyal ağdan çıktığımız anda diğerine geçiş yapıyoruz. Bilgisayarı kapattığımız an elimize telefonu alıp WhatsApp’i açıyoruz örneğin. Global Web Index tarafından yapılan araştırma da bu trendi doğruluyor. Öyle ki, dünyanın dört bir yanındaki 34 ülkede 50 ayrı sosyal ağ ya da platform/uygulama kapsamında gerçekleştirilen araştırmaya göre, internet kullanıcıları ortalama 7 farklı sosyal ağda hesap bulunduruyor. gwi sosyal medya hesap sayisi GWI bu araştırma için Facebook, Twitter veya WhatsApp ile sınırlı kalmamış; ülkelere ya da bölgelere özel Tuenti, VK gibi ağları da işin içine dahil etmiş. Sonuç olarak 2012 yılında 3 olan kişi başına ortalama sosyal medya hesabı sayısı 2016 itibarıyla 7’ye yükselmiş. Diğer bir deyişle birkaç yıl önceye oranla tam iki katı sosyal hesabımız bulunuyor.

Sosyal medya patronu gençler

Bu alandaki öncü yaş grubu ise tahmin edileceği üzere 16-24 yaş arası gençlerden oluşuyor. Öyle ki, gençler arasındaki ortalama hesap sayısı 7’den 8’e yükseliyor. GWI ayrıca bu kitlenin sosyal medyaya günlük olarak en çok zaman ayıran grup olduğunu ekliyor ve mobil cihazlardan online olma oranının da yine en yüksek bu grupta olduğunu söylüyor.

Google çalışanları ‘Leydi’ oldu

0
Google çalışanları, cinsiyetçi bakış açısına karşı ilginç bir protestoyu hayata geçirdiler. Şirketin 800’den fazla çalışanı, görev sıfatlarının başına Lady sıfatını eklediler. Protesto, geçtiğimiz hafta Alphabet’in hissedarları arasında düzenlenen bir toplantıda, bir hissedarın şirketin CFO’su Ruth Porat’tan bahsederken “Lady CFO” tanımını kullanması üzerine gelişti. Cinsiyetlerin yapılan işle bağlantısı olmadığını ve çalışanların cinsiyetlerini vurgulayarak onları küçümsemeye çalışmanın cinsiyetçi bir yaklaşım olduğunun altını çizen şirket çalışanları, olayı protesto etmek için e-postalarında isimlerinin başına Lady ekini getirdiler. Lady ekini kullananlar arasında erkek çalışanlar da yer alıyor ve bu yeni protesto şirket içinde hızla yayılıyor. Üstelik şirketin tüm dünyadaki ofislerinde bu protestoya katılanların sayısı da artıyor. Eğer Google ile iş yapıyorsanız ve yakında “Lady Ahmet Hacıpaşaoğlubeyli” gibi bir kişiden e-posta alırsanız, şaşırmayın.

Çin Apple’ın iPhone satışını yasakladı

0
Rakiplerini sürekli iPhone’ları taklit etmekle suçlayarak ABD’de telif davaları açan Apple’a Çin’den çok ilginç bir cevap geldi. Çin mahkemesi, Apple’ın iki iPhone modelini Çin’de satmasını yasakladı. Sebebi ise, bu iki iPhone modelinin Çin’li bir üreticinin telefon modellerine çok benzemesi. Çinli üretici Baili’nin, Apple’a karşı açtığı davada Çin mahkemesi Çinli üreticinin lehine karar verdi ve Baili’nin 100C modeline çok benzeyen iki iPhone modelinin Çin’de satışına yasak getirdi. Yasak getirilen modeller ise iPhone 6 ve 6S. Öte yandan bu kararın firma için büyük bir maddi kayıp oluşturmayacağı düşünülüyor çünkü Çin’deki elektronik mağazalarının aylar öncesinden iPhone 6 ve 6S modellerini satmayı bırakıp yeni modellerin satışına başladığı vurgulanıyor. Yani karar Apple’ın Çin’deki satışları üzerinde büyük etki yapmayacak ancak bu kararla Çin hükumetinin Apple’a bir uyarı vermiş olduğu düşünülüyor. Üretimini Hindistan’a kaydırma ihtimali üzerinde düşünen ve Foxconn haricinde farklı ülkelerden tedarikçiler arayan telefon üreticisi, bu planlarını hayata geçirecek olursa, Çin’in sudan bahanelerle tüm ABD’li dev firmanın ürünlerinin satışını yasaklama olasılığı da firmanın yönetim katında göz ardı edilmiyor. iPhone’ların üreticisi, Nisan ayında da Çin’de çıkan yeni yasalar nedeniyle iBooks ve iTunes Movies servislerini kapatmak zorunda kalmıştı. Bunun sonucunda ise firmanın hissedarları, Tim Cook’un Çin hükumeti ile yeterince yakın çalışmadığını, Çin’in söz konusu yasaları çıkarmasını engellemediğini dile getirerek ünlü CEO’yu suçlamış, Tim Cook da hatasını kabul ederek Çin devleti ile daha yakın temas kuracağını vurgulayarak Çin gezisine çıkmıştı. Ancak Tim Cook’un Çin’e uğramadan önce ülkenin yeni rakibi Hindistan’a uğrayıp Hindistan Başbakanı ile samimi pozlar vermesi ve Çin’deki üretimin Hindistan’a kaydırılması ihtimallerinin medyaya taşınması Çin hükumetini kızdırmış gibi görünüyor. Ayrıca ABD’li telefon üreticisinin sadece birkaç gün önce, iPhone’ların modemlerini IBM’den satın almaya başlayacağını açıklaması ve IBM ile tedarik anlaşması imzalaması da Apple’ın iPhone üretimini Çin’den çekeceği dedikodularının yoğunlaşmasına neden olmuştu.

Growth hacking hakkında bilmeniz gerekenler

0
İnternet üzerinden idare edilen bir iş kurmayı planlıyorsanız, “growth hacking” adlı kavramı mutlaka duymuşsunuzdur. Ne yazık ki bu kavramla ilgili yeterli Türkçe kaynak bulunmuyor. O nedenle yeni bir startup için kurulumun bir sonraki aşaması, yani “büyüme” kısmında neler yapılacağı çoğu zaman kestirilemiyor. Bu yüzden de çoğu girişim ilk yılını doldurmadan iflas bayrağını çekmek durumunda kalıyor. Bu alanda sayılı yerel kaynaklardan biri de Lean Marketing Türkiye adlı platform. Geçtiğimiz yıl ücretsiz olarak yayınlanan “Growth Hacking’e Başlangıç” adlı e-kitap ile binlerce girişimciye rehber olan bu startup şimdi de bir portal kurarak, growth hacking videolarını paylaşmaya başladı. Leanmarketing.co adresinden ulaşılabilen bu portalde büyüme taktikleri, çeşitli makaleler ve atölye çalışmaları ziyaretçilere ücretsiz olarak sunuluyor. Yeni bir iş kurmayı planlıyorsanız, bir iki adım sonrasında ihtiyaç duyacağınız büyüme taktikleri için bu platforma göz atabilirsiniz.

Volkswagen 10 senede 30 elektrikli model üretecek

0
Emisyon skandalı ile büyük prestij kaybeden ve kasasına 18,2 milyar dolarlık ceza yükü binen Alman otomobil devi Volkswagen, önümüzdeki 10 yıl içinde 30 elektrikli otomobil modelini piyasaya süreceğini açıkladı. Strategy 2025 adını verdikleri bir plan kapsamında, Almanya’nın da yakın gelecekte benzinli ve dizel otomobilleri yollardan kaldırma kararını destekleyecek şekilde, elektrikli otomobil tasarımlarına hız verecek olan otomobil üreticisi, hatalarından ders alarak gelecekte çok daha temiz, sürüş deneyimine değer veren bir şirket kültürü oluşturacaklarının altını çizdi. VW bu hedefine ulaşmak için, öncelikle kendi pil teknolojisini geliştirecek ve kendi pillerini üretecek. Hatta şirketin odak noktasını bu amaca ulaşacak şekilde değiştirecek. Tesla da şu anda aynı yolda ilerliyor ve yüksek sayıda, düşük fiyatlı elektrikli otomobil satabilmek için ihtiyacı olan pilleri üretecek fabrikayı inşa etmeye çalışıyor ki, bu fabrika dünyanın en büyük fabrikası olacağı için ismi de Giga Factory olarak geçiyor. Alman otomobil devinin planlarında ise 2025 yılına geldiklerinde 2-3 milyon adet elektrikli otomobil satabilmek hedefi yer alıyor. Bu kadar büyük miktarda otomobil üretebilmek ve satabilmek için şu anda en önemli engel, bir diğer deyişle şişe ağzı, dünyadaki pil üretimi. Dünya, bu kadar otomobile yetecek kadar pil üretmiyor. VW 2025 hedeflerine ulaşabilmek içinse iki haneli milyar dolarlar seviyesinde yatırım öngörüyor. Bu rakamı elde edebilmek içinse ya başka alanlardan önemli oranda tasarruf edecek ya da mevcut gelirlerini arttırmayı deneyecek ancak gelecekte elektrikli otomobiller konusunda pazarda söz sahibi olmak için araştırma ve geliştirme çalışmalarına büyük yatırım yapmak zorunda olduğunun farkında.

Mobil uygulamalarda bu üç tehdide dikkat!

0
Intel Security bugün yayınladığı McAfee Labs Mobil Tehdit Raporu: Haziran 2016 ile siber suçluların iki veya daha fazla uygulamayı manipüle ederek kullanıcı verilerinin istismarı, dosyaların incelenmesi, sahte SMS mesajlarının gönderilmesi, kullanıcı rızası olmadan farklı uygulamaların yüklenmesi ve sunucuları kontrol etmek için kullanıcı konumunun gönderilmesi gibi işlemleri nasıl gerçekleştirdiklerini ve mobil uygulamalardaki tuzakların dinamiklerini açıkladı. McAfee Labs mobil video akışı, sağlık gözetimi ve seyahat planlama gibi kullanıcı hizmetleri için tasarlanmış 21 uygulamanın 5000’den fazla sürümünde bu tür kötücül davranışlar tespit etti. Bu uygulamalardaki yazılım güncellemelerinin düzenli olarak yapılmaması eski sürümlerin kötücül niyetli faaliyetlerde kullanılması riskini arttırıyor. Yıllardır yaygın bir şekilde teorik tehdit olarak düşünülen tuzaklı mobil uygulamalar, mobil işletim sistemlerine özgü uygulamalar arası iletişim özelliklerini kullanarak zararlı işlemler gerçekleştiriyorlar. Bu tür işletim sistemleri kum havuzlarında uygulamaları izole etmek, becerilerini kısıtlamak ve granüler seviyede sahip oldukları izinleri kumanda etmek için pek çok farklı teknik kullanıyor. Mobil platformlarda uygulamaların kum havuzu sınırları üzerinden birbirleriyle iletişime geçebilmesi için çeşitli yöntemler mevcut. Tuzaklı uygulamalar birlikte çalışarak uygulamalar arası becerileri kötü niyetli amaçlara hizmet verecek şekilde kullanabiliyor.

En büyük 3 mobil tehdit:

Bilgi hırsızlığı: Hassas/gizli bilgilere erişimi olan bir uygulamanın, kasten veya istemeden bir veya birden fazla uygulamayla işbirliği yapması ve cihaz sınırları dışına bilgi göndermesi • Mali hırsızlık: Bir uygulamanın, mali işlemler gerçekleştirmek veya mali API aramaları yapabilmek amacıyla başka bir uygulamaya bilgi göndermesi • Hizmetin suistimali: Bir uygulamanın, sistem hizmetini kontrol altına alıp, farklı uygulamalardan komut veya bilgi alarak kötücül amaçlı işlemler gerçekleştirmesidir. Mobil uygulamalardaki tuzakların oluşabilmesi için şunlara ihtiyaç vardır: 1) Erişimi kısıtlı bilgi veya hizmetlere erişim izni olan en az bir uygulama 2) Erişim iznine sahip olmayan ancak cihaz dışına erişimi olan bir uygulama 3) Bu uygulamaların birbirleriyle iletişim becerisine sahip olmaları Bu uygulamalardan herhangi biri, veri sızması veya kötücül amaçlı kütüphanenin veya yazılım geliştirme setinin eklenmesi yüzünden kasten veya istemsizce işbirliği yapabiliyor. Bu tür uygulamalar, imtiyazlara ilişkin bilgi alışverişi yapmak ve uzaktan verilen komutlar için giriş noktası olarak kullanılmak üzere hangisinin optimal konumda bulunduğunu tespit etmek için ortak alan (herkesin okuyabileceği dosyalar) kullanabilirler.

2016 İlk Çeyreğindeki Tehdit İstatistikleri

• Fidye yazılımlar. Düşük vasıflı suçluların da fidye yazılım siber suç çevrelerine girmeye başlamaları ile yeni fidye yazılım örneklerinde bu çeyrek dönemde %24 oranında artış yaşandı. • Mobil. Yeni mobil kötücül yazılım örnekleri 2016 yılı ilk çeyreğinde bir önceki döneme göre %17 oranında arttı. Toplamda mobil kötücül yazılım örneğindeki artış ise %23 oranında gerçekleşerek, son bir yıllık dönemdeki artışı %113’e taşıdı. • Mac OS’a yönelik kötücül yazılımlar. Özellikle VSearch zararlı reklam yazılımındaki artış nedeniyle Mac OS’a yönelik kötücül yazılımlar yılın ilk çeyrek döneminde hızla büyüdü. Toplam örnek sayısı son çeyrekte %68 oranında, son bir yılda ise %559 arttı. • Makro kötücül yazılım. Yeni makro kötücül yazılım örneklerindeki 2015 yılında %42 oranında yaşanan artış halen devam ediyor. Yeni makro kötücül yazılım türleri sosyal mühendislik aracılığıyla derlenen bilgileri kullanan gelişmiş spam saldırılarıyla kurumsal ağlara saldırmayı sürdürüyor. • Gamut botnet. Hacmini yaklaşık %50 oranında arttıran Gamut botnet, ilk çeyreğin en etkin spam botneti oldu. Yaygın spam saldırıları, hızla zengin olma vaatleri ve sahte ilaç tedariki sunuyor gibi görünüyor. 2015 yılı son çeyreğinde en hızla yaygınlaşan spam botnet olan Kelihos ise dördüncü sıraya yerleşti.

Didi Chuxing 7,3 milyar dolar fon topladı

0
Uber’in Çinli rakibi Didi Chuxing, yatırımcı arama turunu 7,3 milyar dolarlık fon toplayarak bitirdi. Didi’ye milyar dolarlar yatırıp ortak olanlar arasında Uber’in ortakları da yer alıyor. Firmanın son aldığı yatırımla birlikte şirketin toplam değeri 28 milyar dolara ulaşırken, 7,3 milyar dolarlık son yatırımların içinde Apple’ın 1 milyar doları ve Çin’in en büyük sigorta şirketi China Life’ın 300 milyon doları da yer alıyor. Ayrıca China Merchants Bank’ın 2,5 milyar dolar yatırım yaptığı da biliniyor. Çin’in en büyük taksi uygulaması olan Didi Chuxing, bu yeni fonlarla Çin’de hızla büyüyen Uber’e karşı yeni yatırımlar yapmakla kalmayıp, dünyaya da açılmayı ve dünyanın diğer büyük şehirlerinde de Uber’le rakip olmayı planlıyor. Ancak burada ilginç bir detay da dikkat çekiyor. Uber’i Uber yapan ortaklardan biri olarak tanınan BlackRock’ın Didi’ye 215 milyon dolar yatırması gözden kaçmadı. 2014 yılında Uber henüz emekleme aşamasındayken şirkete 1,2 milyar dolar yatırım yaparak gözlerin Uber’e çevrilmesine neden olan BlackRock’un Uber’in en büyük rakibine de ortak olması şimdi herkesin dilinde. 30 ülkede toplam 4,6 trilyon dolarlık yatırımı kontrol eden yatırım firması BlackRock’un Çin’li dev teksi uygulamasına ortak olması, Didi’ye dünyaya açılma konusunda destek vereceğinin de işareti olarak kabul ediliyor.