Intel, akıllı bardak üreten şirkete ortak oldu

İşlemci dışında farklı ürünlere de yatırım yapma kararı alan Intel, drone üreticisi bir şirketi satın aldıktan sonra şimdi de akıllı bardaklar üreten Mark One isimli şirkete yatırım yaptı. Intel Capital üzerinden yapılan yatırımın miktarı 4 milyon dolar. Firmanın ürettiği Pryme markalı akıllı bardaklar, bardağın içindeki sıvının miktarı, ısısı gibi değerleri akıllı telefona gönderiyor ve telefondan gelen komutları uygulayarak kullanıcıların kahvesini veya soğuk içecekleri sürekli ideal ısıda tutmasını sağlıyor. Daha çok çalışan kesimin ihtiyaçları göz önünde tutularak üretilen akıllı bardak, kullanıcı ofiste çalışırken kahvenin veya kolanın masanın üzerinde içilemeyecek duruma gelmesini önlemeyi amaçlıyor. Pryme’ın ilk prototipi piyasaya sunulmuş ancak bazı bağlantı sorunları nedeniyle iyi tepkiler almamıştı. Kullanıcılar bardağın düzgün çalışması için defalarca reset atmaktan şikayetçiydi. Intel Capital’in sözcüsü ise şirkete sağladıkları fon ve teknoloji desteği ile bardağın bağlantı sorunlarının çözüleceğini ve ürünün çalışan profesyonel kesim arasında büyük ilgi göreceğine inandıklarını vurguluyor. Projenin Intel için asıl önemi ise, firmanın Curie donanım modüllerini tanıtmak için bir örnek teşkil edecek olması. Curie modülleri, çeşitli hareket sensörleri, pil şarj yeteneği, sensörlerden aldığı verileri analiz edebilen bir işlemci ile donatılmış, düşük güçle çalışabilen bir donanım ve özel olarak IoT pazarı için tasarlanmış bir ürün. Intel, Pryme bardakları ile bu yeni ürününün bir tür demosunu yaparak IoT pazarında Curie’ye olan talebi arttırmayı hedefliyor.

Google Project Loon’u çaldı mı?

0
Space Data Corporation isimli bir şirket, Google’ın yöneticileri Sergey Brin ve Larry Page’ın, Project Loon’a dair teknolojiyi, şirketin ticari sır niteliğindeki çalışmalarından çaldığını iddia ederek dava açtı. Üstelik, Sergey Brin’in 2007 yılında şirketin ilk test balonlarından birini elinde tutarken çekilmiş fotoğrafı da mahkemeye delil olarak sundular. Şirketin iddiasına göre, 2007 yılında Google, Space Data Corporation şirketine yatırım yaparak ortak olmak istedi ve iki şirket kendi arasında bir gizlilik anlaşması imzaladıktan sonra Google, SDC’nin çalışmalarını incelemeye başladı. İnceledikleri belgeler arasında, balonların atmosferden interneti nasıl yayacaklarına dair ticari sır kapsamındaki teknolojik detaylar da yer alıyordu. Ancak bir süre sonra Google şirkete yatırım yapmaktan vazgeçti ve kendi Loon projesi üzerinde çalışmaya başladı. SDC şimdi, Google’ın onlardan çaldığını iddia ettiği Loon projesi nedeniyle büyük zarar gördüklerini dile getirerek mahkemeye başvurdu. Bakalım mahkemenin yargıcı bu iddialar karşısında nasıl bir karar verecek. Google’ın suçlu bulunmasa bile bundan sonra pek çok küçük Start-up’ın, yatırım almak/satın alma görüşmelerinde şirket bilgilerini Google’a açmaktan çekinmesi çok doğal bir sonuç olacak.

Microsoft Wand Labs’ı satın aldı

0
Microsoft, bugünlerde alışverişe çıkmış gibi görünüyor. Ardı ardında, yeni şirket satın almaları duyuruları yapmaya başladı. 26,2 milyar dolar ile kendi tarihinin en büyük satın alması olan LinkedIn’i satın aldığını duyurmasının üzerinden bir hafta geçmemişti ki, şimdi de yeni bir mesajlaşma yazılımı olan Wand Labs’ı satın aldığını duyurdu. Wand Labs, üç yaşında bir mesajlaşma yazılımı. Microsoft, satın almadaki amacını, “Conversation as a Platform” stratejisine uygun olarak girişimlerini hızlandırmak olarak tanımlıyor. Şirketin burada vurgulamak istediği detay, sohbetlerin içine yapay zekayı entegre edebilmek. Böylece Cortana içine entegre edilecek yapay zekalı botlarla sohbet etmek ve üçüncü parti servisleri mesaj platformu üzerinden kullanmak mümkün olacak. Microsoft böylece Google ve Facebook’un planlarına rakip çıkarmış bulundu. Google ve Facebook da aynı amaçla çalışmalar yürütüyordu, hatta Facebook Messenger üzerinde çoktandır bazı botların çalışmasına izin veriyor ve kullanıcıların ilgili firmaya Messenger üzerinden mesaj atarak çiçek göndermesini, taksi çağırmasını veya pizza sipariş etmesini sağlıyor. Wand Labs ile Microsoft akıllı ev uygulamalarına da erişim sağlayacak. Böylece örneğin, Wand üzerinde bir sohbet sırasında eve davet edilen arkadaşlar, Wand sohbeti üzerinden ev sahibinin Nest uygulamasına erişip, evin veya kalacağı odanın sıcaklığını kendi istediği dereceye göre ayarlayabilecek. Satın almanın maddi boyutu henüz açıklanmadı ancak Microsoft detay açıkladıkça bu bilgilerin de ortaya çıkacağı düşünülüyor.

Twitter’ı kim satın alacak?

1
İş dünyasının sosyal ağı LinkedIn’in Microsoft tarafından satın alınması en çok sürpriz bir isme yaradı: Twitter. Duyurunun yapılmasının hemen ardından mikro blog servisinin borsada işlem gören hisseleri aynı gün yüzde 6 oranında yükseldi. Bunun sebebi ise bir zamanlar Google ile anılan söylentilerin, şimdi ana şirket Alphabet üzerinden tekrar alevlenmesi: Google Twitter’ı satın alacak! Bir zamanlar “Google Twitter’ı satın alacak” başlıkları gündemden düşmemişti. Ancak şirketin bunu düşündüğü ve ardından “gereksiz bulduğu” çok konuşulmuştu. Yatırımcılar ise şimdi Microsoft tarafından yapılan satın almanın, Twitter’ın potansiyel talipleri için de istek uyandırıcı olacağına inanıyor. LinkedIn hissedarları, Microsoft alımının ardından hisselerine yüzde 49 değer katmış durumda. Buna karşın Twitter, Jack Dorsey’in yeniden CEO olmasının ardından bile 2014’ten bu yana devam eden düşüşün önüne geçemedi. Hatta Microsoft’un LinkedIn’i satın alması, şirket hisselerine Dorsey’in liderliğinden daha fazla olumlu etki yaptı. Business Insider’dan Jim Edwards, böyle bir durumda Twitter’ı kimlerin satın alabileceğini yazdı:

Google

Saxo Bank Yöneticisi Peter Garnyr, Twitter’ı satın alabilecek büyüklükte olan sayılı şirketten birinin Google olduğunu hatırlatıyor. Öte yandan, Twitter’ın kullanıcı istatistiklerinin durağan seyrine karşın, yakın dönemde gelir modellerinde iyileşme olduğunu belirtiyor ve bunun da Google açısından iştah açıcı olabileceğine dikkat çekiyor.

Comcast

Recode’dan Kurt Wagner, “Twitter’ı kim kurtarabilir?” diye başlayan yazısında Google’ın yanı sıra daha büyük bir medya şirketi olan Comcast’in de listeye dahil edilmesi gerektiğini anlatıyor.

News Corp.

Tıpkı Google gibi daha önce News Corp. tarafından da Twitter için bir satın alma ihtimali üzerinde durulmuş ve daha sonra bu iddialar reddedilmişti.

İlk nakitsiz toplum hangi ülke olacak?

1
İsveçliler cebinde beş kuruş olmadan IKEA mağazasına giriyor, alışverişlerini yapıyor ve hatta meşhur köftelerle akşam yemeklerini yiyip sıkıntısız bir şekilde evlerine dönüyor. Onlar için cüzdanın boş değil; dolu olması alışılmadık bir durum. Çünkü Business Insider haberine göre bu küçük İskandinav ülkesinde nakit parayla yapılan ödemeler, tüm alışverişlerin sadece yüzde 2’sini oluşturuyor. Üstelik ülkenin hedefi kağıt ve madeni paradan tamamen kurtularak dünyanın ilk yüzde 100 nakitsiz toplumu olmak! Ülkede seyyar satıcılar bile nakit yerine kredi kartıyla ödemeyi tercih ediyor. Mart ayında ülkenin en büyük radyo kanalı Swedish Radio tarafından yayınlanan raporda, İsveç’in yüzde 100 nakitsiz hedefine 2021 yılında ulaşması mümkün.

İsveç’in ‘derdi’ bitmez

Refah seviyesinin zirvede olduğu bir ülke olarak, İsveç “birinci dünya sorunlarını” çözmek için daha önce de pek çok konuya el attı. Örneğin bu yılın ilk aylarında, ilk insansız bakkal açıldı. Müşteriler buraya gelip akıllı telefonlarını kullanarak dükkana giriyor ve alışveriş yapıyor. İsveç’in bir diğer önemli hedefi ise petrolsüz ilk ülke olmak. En büyük atılımları verimlilik ve sürdürülebilirlik alanında gerçekleştiren (büyük ihtimalle atılım gerçekleştirilecek başka alan kalmadığı için) İsveç; her türlü geleneksel sürece devrim niteliğinde yaklaşımlar getirmesiyle biliniyor. En yenilikçi ülkelerin sıralandığı global listede İsveç’i her zaman tabelada (ilk 5’te) görmek mümkün.

Nakitsiz toplum dijital tehditlere açık

Elbette kağıt paranın komple ortadan kalktığı senaryoların olumsuz yanları da yok değil. Örneğin kırsal kesimde iş yapan esnaf veya teknolojiyle arası iyi olmayan yaşlı vatandaşlar için bu bir yük getiriyor. Dahası, tüm ödemelerini dijital yöntemlerle gerçekleştiren bir ülke, siber saldırılara ve elektronik sahtekarlıklara daha açık hale geliyor. İki yıl önce İsveç Adalet Bakanlığı tarafından yapılan açıklama da bunu bir ölçüde doğruluyor: Ülkede sahtekarlık olayları on yıl önceye göre iki kat artarak 140 bine ulaşmış durumda. İsveç gibi bir ülkede sahtekarlığa neden ihtiyaç duyulduğu ayrı bir yazı konusu olabilir tabii. Ancak nakitsiz toplum konusunda çekinceleri olan insanlar, tamamen online ödemeye geçildiğinde bu alanda daha fazla saldırı beklediklerini belirtiyor.

Zubizu ve Turkcell stratejik ortaklık kurdu

0
Doğuş Müşteri Sistemleri’nin (DMS) hayata geçirdiği eğlence ve yaşam tarzı mobil uygulaması Zubizu, Turkcell ile stratejik bir işbirliğine imza attı. d.ream iş ortaklığında, Türkiye’nin çeşitli restoranlarında başlayacak mobil ödeme sistemi ile yeme-içme deneyiminde önemli bir dönüşüm hedefleniyor. Düzenlenen basın toplantısında konuşan DMS CEO’su Hakan Kaplan, “Her şeyin dijitalleştiği bir dünyada cüzdanlarımızın da dijitalleşmesi kaçınılmazdı. Zubizu üyeleri, artık yanlarında kredi kartı veya cüzdan olmasa dahi, Turkcell’in mobil ödeme platformu Paycell sayesinde tek dokunuşla ödemelerini gerçekleştirebiliyor” dedi. Doğuş Grubu bünyesinde faaliyet gösteren Doğuş Müşteri Sistemleri Yönetim Kurulu Üyesi İzi Adato, d.ream (Doğuş Restaurant Entertainment and Management) Yönetim Kurulu Başkanı Nevzat Öztangut, Doğuş Müşteri Sistemleri CEO’su Hakan Kaplan’ın ev sahipliğinde ve Turkcell Genel Müdürü Kaan Terzioğlu’nun katılımıyla; Zubizu’nun Turkcell işbirliği ile hayata geçirdiği ‘tek dokunuşla mobil ödeme’ sisteminin ayrıntıları paylaşıldı.

Zubizu mobil ödeme sistemi nasıl çalışıyor?

Zubizu üyeleri, kredi kartlarını fotoğrafını çekerek ya da bilgilerini elle girerek Zubizu uygulamasına tanımlıyor. Sisteme girilen kredi kartı bilgileri, PCI-DSS (Kartlı Ödeme Endüstrisi Veri Güvenlik Standardı) uyumlu olarak son derece güvenli Paycell altyapısında saklanıyor ve bu bilgiler hiçbir kişi , firma, veya işyeri ile paylaşılmıyor. Zubizu üyeleri uygulama açıkken telefonlarını yan çevirdiklerinde çıkan QR kodu ile kendini tanıtıyor. Varsa indirimler otomatik olarak hesaplanıyor ve faturadan anında düşülüyor. Ödeme tutarı üyenin ekranına bir mesajla geliyor ve onay tuşuna basarak üye ödemeyi tamamlıyor. Ödeme bilgisi işyerinin kasa sistemine iletiliyor. Böylece mobil ödeme işlemi kolayca tamamlanmış oluyor. Zuma, Gina, Masa, Mezzaluna, Go Meso gibi Türkiye’nin en seçkin restoranlarında hayata geçen bu uygulama kısa bir süre sonra yeme-içme sektörüyle sınırlı kalmayarak akaryakıt ve perakende sektörlerinde de yaygınlaşacak.

Akıllı yönetilen evlerin güvenliği artıyor

0
Yapılan bir araştırmaya göre Avrupa’da 70 milyon hanede elektrik güvenliği yok. Bu durum Türkiye için de geçerli. Tehlike eski bir prizde, kötü yalıtılmış eski bir alette, hasarlı bir kabloda veya ellerinizi kurulamadan tuttuğunuz bir mutfak aletinde gizleniyor olabilir. Evinizde bulunan sigortalar, elektrik tesisatınızı yangın riskine karşı korur, ancak insanları elektrik çarpılmasına karşı koruyamaz. Enerji yönetimi ve otomasyonda global bir uzman olan Schneider Electric, elektrik enerjisini evlerde ve ofislerde güvenli bir şekilde kullanmak üzere Easy9 alçak gerilim tesisatı koruma ürünleri serisini sundu. Yüzde 100 Schneider Electric tarafından tasarlanan ve üretilen Easy9 serisi, özellikle elektrik çarpılmalarına karşı koruyan kaçak akım koruma röleleri ile dikkat çekerken otomatik sigortalar, sigorta kutuları ve parafudur ile eksiksiz bir seri olarak bulunabiliyor. Easy9 serisi ayrıca apartmanlardan konutlara, villalardan ofislere ve işyerlerine kadar birçok alanda kullanılabiliyor. Yüksek kaliteli, kullanıcı dostu tasarımının yanı sıra uygun fiyat sunan uluslararası standartlarla uyumlu Schneider Electric Easy9 serisi ürünler, elektrik çarpılmaları, aşırı yükler, kısa devreler ve gerilim dalgalanmalarına karşı sağladığı koruma ile elektrik tesisatınızda üst düzey güvenlik sağlıyor.

Google yapay zeka için yeni araştırma merkezi kurdu

1
Google, kendi kendine öğrenme yeteneğine sahip yapay zeka çalışmaları yapmak üzere Avrupa’da yeni bir merkez kurduğunu duyurdu. Kendi kendine öğrenen makineler, programlamaya ihtiyaç duymadan yapması gerekenleri deneyimlerinden çıkarımlayarak öğrenen ve zaman içinde kendini geliştiren yapay zekalar olarak tanımlanıyor. Elon Musk ve Stephen Hawking gibi entelektüeller bu tür kendi kendine öğrenen yapay zeka çalışmalarının en tehlikeli yapay zeka çalışmaları olduğunu ve bu tür yapay zekaların eninde sonunda insanları yok etme kararı alacağını savunuyorlar. Bu görüşün karşısındaki grubun başını ise Alphabet’in yöneticilerinden Eric Schmidt çekiyor. Dolayısıyla, şirketin yapay zeka çalışmaları için yeni yeni merkezler açması sürpriz değil. Yeni araştırma merkezi, yapay zeka çalışmalarının yoğunlaştığı Avrupa’da yer alıyor. Aynı zamanda CERN’de de çok önemli yapay zeka çalışmalarının yapıldığı biliniyor ve bu konuda çalışan bilim insanlarının mesaisinin büyük bölümü Avrupa’da geçiyor. Alphabet’in Avrupa’daki en büyük mühendislik ofisi unvanını da kazanan yeni yapay zeka merkezi, aynı zamanda CERN araştırma merkezine ev sahipliği yapan İsviçre’de yer alıyor. Böylece Google’ın CERN’deki çalışmalar ve bilim insanları ile de dirsek teması kurmak istediği anlaşılıyor. Dahası firma İsviçre’deki merkezin önümüzdeki yıl 100 kişilik genişliğe ulaşacağını da bildirdi. Bu 100 kişilik mühendislik ekibi, öğrenen makineler, dil anlama ve uygulama ile makine algı yeteneği üzerinde çalışacak. Diğer bir deyişle, Google’un Terminatör’ü yaratmak için ihtiyaç duyulan bütün kritik alanlarda çalışma başlattığını da söyleyebiliriz.  

Twitter, Periscope düğmesini yayına aldı

0
Geçen yıl mobil canlı yayın uygulaması Periscope’u satın alan Twitter, Periscope’un mikro blog servisi ile entegrasyonunu sağlayacak önemli bir adım attı. Artık iOS ve Android üzerinden Twitter kullananlar, tek bir tuşla Periscope üzerinden canlı yayın başlatarak bu canlı yayını kendi Twitter hesaplarında paylaşabilecekler. Kullanıcıların yeni özellikten yararlanabilmeleri için öncelikle uygulamalarını güncellemelerini gerekiyor, ardından yeni bir tweet atmak için metin kutusunu açtıklarında karşılarına Periscope canlı yayın düğmesi çıkacak. Bu düğmeye basan kullanıcılar, Periscope üzerinde canlı yayına başlarken, yayın aynı zamanda mikro blog servisi üzerinden de paylaşılmış olacak. Sosyal medya servisi yeni uygulama ile canlı yayın uygulaması Periscope’a olan ilgiyi arttırmayı hedeflerken aynı zamanda mikro blog servisini canlı yayın aracı olarak kullanmak isteyen gazetecilere, müzisyenlere, selebritilere ve diğer kullanıcılara da çok pratik bir imkan sağlamış oldu. Canlı yayınlar, sosyal medyada yeni dönemin gözde mecrası olarak kabul ediliyor. Facebook da kendi servisi içindeki canlı yayınlara olan ilgiyi arttırmak ve kullanıcıları canlı yayın yapmaya teşvik etmek için çeşitli araçlar yayınlamış durumda.

Geleceğin Reklam Formatı 360 Derece Sanal Gerçeklik

0

360 derece video son dönemin dijital pazarlama gündeminde yer edinen yeni bir reklam formatı. Özel kameralarla çekilen bu videolarda her sahne 360 derece olarak kaydediliyor ve böylece izleyici kendini videoda yansıtılan olayların merkezinde buluyor. Bilgisayarında videoyu imleci ile kontrol ederek, cep telefonunda cihazını hareket ettirerek veya daha da güzeli artık çok uygun rakamlara alınabilen hatta evde yapılabilen Google Cardboard sanal gerçeklik gözlüğü varsa, sadece başını çevirerek görüntüyü istediği açıdan izleyebiliyor. 360 derece video teknolojisi bir anlamda izleyiciyi video çekiminin merkezine yerleştiriyor, olayı sadece izlemesini değil tam anlamıyla deneyimlemesine fırsat veriyor. Coca-Cola, BMW, Red Bull gibi bir çok markanın başarılı örneklerini internette görmeniz mümkün.

Sağladığı farklı ve etkileşimli deneyim 360 derece reklam teknolojisini markaların gündemine yerleştirdi ama kullanımının yaygınlaşması iki kritere bağlı… maliyet ve yaratıcılık. Maliyet açısından bakıldığında, bu şeilde çekim yapabilen kameraların gün geçtikçe daha erişilebilir hale geldiğini görüyoruz. Böyle bir reklam videosunu hazırlamanın toplam maliyetini de sağlayacağı geri dönüş ile orantılı olarak tartmak gerekir. İlk paylaşılan veriler 360 derece reklamların normal reklamlara göre izleme oranlarını arttırdığını göstermekte. Tabi bu veriye bir de izleyiciyi deneyimin merkezine yerleştiren bir reklamın yarattığı daha yüksek marka etkisini de eklemek gerekir. Yaratıcılık açısından bakıldığında ise, bu yeni format için senaryo ve kurguyu oluştururken standart bir video reklam bakış açısının dışına çıkmanın gerekliliği ortada. Yakın bir dönemde ajanslarda “sanal gerçeklik tasarımcısı”, “sanal gerçeklik yaratıcı uzmanı” tarzı pozisyonlar açılmaya başlarsa şaşırmamalı.

Konuk Yazar: Mustafa İçil Strateji Danışmanı

Facebook’ta spam yaptı 2,5 yıl hapis cezası aldı

0
Spam Kralı olarak bilinen Sanford Wallace isimli hacker, 2008-2009 yıllarında Facebook içinde 27 milyar mesajla sonuçlanan spam operasyonu nedeniyle 2,5 yıl hapis cezası aldı ve 310 bin dolar para cezasına mahkum edildi. Sanford Wallace, 2008 yılında başladığı operasyonunda, kullanıcıları cezbedici reklamlarla Facebook dışındaki bir web sitesine yönlendiriyor, bu web sitesinde kullanıcıların login bilgilerini çalıyor, ardından kullanıcının arkadaş listesine erişiyor ve onları da web sitesine davet eden mesajlar atarak, onların da login bilgilerini çalıyor, yeni kurbanların arkadaş listesine de aynı mesajları gönderiyordu. Bu sırada insanlara reklam içerikli spam mesajlar da göndermeye devam ediyordu. Bu şekilde iki yıl içinde 27 milyar mesaj gönderen, üstelik Facebook’un veri tabanına da ulaşarak servise zarar veren Sanford Wallace, Facebook’un şikayetiyle açılan davada suçlu bulundu ve şimdi 2,5 yıl hapis yatmak zorunda. Savcı cezayla ilgili olarak, davalının aldığı ceza, benzer aksiyonlarla insanlara zarar vermeye niyetli hacker’ları caydıracak bir özellik taşıyor, yorumunda bulundu. Bu karar aynı zamanda sosyal medyada veya diğer internet servislerinde, kullanıcıları ısrarla rahatsız eden hareketlerde bulunabilecek tüm kötü niyetli girişimler için de ileride örnek oluşturabilecek.

Startup kurmadan önce bu hesabı yapın!

0
Başarı garantili hiçbir iş yoktur; ancak başarı potansiyeli yüksek bir şirket kurmak isterseniz üç şeye ihtiyacınız var -bir platform, iyi bir yönetim ekibi ve dev bir toplam adreslenebilir pazar. “Baba mesleği” olmadığı sürece kısıtlı bir hedef kitlesi olan işlere soyunmayın. Zira Inc.com’da Chris Haroun’un makalesinde de belirttiği gibi, tüm işler mantık dışı bir büyüme gösterip, böyle bir pazarın yüzde 95’ine hakimiyet kursanız bile kitlenizin hacmi küçük olduğu için dünyaya pek bir katkınız olmayacaktır. Devasa müşteri kitlesine hitap ederek, güçlü bir platform ile başarıya ulaşan şirketler için genelde aynı örnekler verilir: Uber taksi platformunu kullanan bir iş modelidir, Airbnb otel platformunda bir iş modelidir. Apple, Microsoft ve Google iş modelinde platform olarak işletim sistemini kullanır, Facebook sosyal medyayı, eBay müzayedeyi, LinkedIn ise insan kaynaklarını platform olarak temel alır.

Platformu belirledik, sırada kullanıcılar var

Bu platformlar bizim hayat tarzımıza göre şekilleniyor. Örnekler sayısız kez çoğaltılabilir ancak özellikle teknoloji alanındaki bu şirketler, iyi bir platforma sahip olarak, ölçeklenebilir teknoloji kullanmanın gücünü anlatmak için yeterli. Elbette bu platformlar için kullanıcılara ihtiyaç var. Bu yüzden de iyi bir platformun kolay kullanılabilir ve diğer platformları da taşıyabilir yapıda olması gerekiyor. Örneğin Google platformu üzerinde YouTube bir basamak, bir parça olarak yer alıyor. Aynı zamanda bir yatırımcı olan Chris Haroun, startup kurmayı planlayanlar için iş modeli belirlerken en önemli iki maddenin platform ve toplam adreslenebilir pazar olduğunu belirtiyor. “Çoğu yatırımcı, potansiyel toplam hedef pazarı 20 milyar doların altında olan şirketlere yatırım yapmaz.” Bunun sebebi ise çoğu girişimin dört yıl içinde batma riski taşıması. Eğer bir yatırımcı, başarıya yatırım yapmak isterse, mutlaka devasa bir pazara hitap eden startup’ları tercih ediyor. “Örneğin yatırım yaptığımız şirket 20 milyar dolarlık bir pazarın yüzde 5’ini bile elde etse, bu yıllık 1 milyar dolar gelir demek oluyor.”

Toplam adreslenebilir pazar nedir?

Peki bir sektörün toplam “adreslenebilir” pazarı nasıl hesaplanır? “İnternete yatırım yapacağınız şirketin hedeflediği pazarın adını yazıp sonuna ‘total addressable market’ eklediğinizde sonuçların görüntülenmesi lazım. Eğer çıkmıyorsa, yaklaşık bir hesap için o pazardaki en büyük 25 şirketi bulun ve yıllık gelirlerini alt alta toplayın. Bu size yeterli bir referans verecektir.” Haroun bu noktada en iyi yatırımın, dev bir pazara hitap eden startup’lara yapılacağını tekrarlıyor. Buna bir girişimci gözüyle baktığımızda ise, kurulacak iş her ne olursa olsun geniş bir pazar potansiyeli olması gerekiyor. Örneğin akıllı telefonunu nabız ölçmek için kullanan bir kitleye hitap ettiğinizde, bu pazarın tamamını bile ele geçirseniz sınırlı kitle nedeniyle yatırımcıların ilgisini çekmeyebilir. Buna karşın ‘akıllı telefonunda oyun oynayan’ kitlenin (yani dünya üzerinde eline telefon geçmiş herkesin) binde beşini bile kendi ürününüze çekmeyi başarsanız, bu devasa bir başarı olacaktır.

Samsung, Amazon’un rakibini satın aldı

0
Samsung, Amazon Web Service’ın rakibi, bulut bilişim hizmetleri veren Joyent’i satın alarak yeni bir pazara adım attı. Samsung’un satın alma için ne kadar ödediği açıklanmadı ancak Joyent kısa süre önce Peter Thiel ve Intel Capital’den 125 milyon dolar yatırım almıştı. Güney Koreli elektronik üreticisi bu yeni adımı ile  Amazon Web Services, Microsoft Azure ve Google Cloud Platform’a da rakip oldu. Bulut bilişim servisleri, hem kurumsal hem de kişisel alanda hızla büyüyor ve kullanıcılar sadece ufak bir ödemeyle, ancak pahalı donanımlarla elde edebilecek güçlü bilişim imkanlarına sahip oluyorlar. Joyent’in CEO’su Scott Hammond yayınladığı blog yazısında, “Bugüne kadar her türlü teknik imkana sahiptik ama giderek büyüyen pazardaki dev oyuncularla rekabet edebilecek kaynağa sahip değildik,” diyerek Samsung’un şirkete sağlayacağı avantajı dile getirmiş oldu. Hammond ayrıca, 10 yaşındaki Joyent’in, Güney Koreli devden bağımsız bir şirket olarak çalışmaya devam edeceğinin de altını çizdi. Joyent aynı zamanda ünlü programlama dili Node.js’in yaygınlaşmasında önemli role sahip olmasıyla da tanınıyor.

Almanya benzinli ve dizel araçları yasaklıyor

0
Almanya, 2030 yılına kadar ülkedeki tüm benzinli ve dizel araç satışlarını yasaklama hedefinde olduğunu açıkladı. Ülkedeki karbondioksit emisyonunu %85-90 oranında azaltmayı hedefleyen devletin elindeki tek seçenek otomobillerin elektrikli olması. 1990’lı yıllardan beri ülkedeki karbondioksit emisyonunun istikrarlı bir şekilde arttığını hesaplayan Almanya, otomobil teknolojilerindeki gelişmeye ve daha az emisyonlu araçların piyasaya çıkmasına rağmen ülkenin artan karbondioksit emisyonunun önünü kesebilmek için tek çarenin tüm benzinli ve dizel araçların satışının yasaklanması olduğunu kabul ediyor. Alman otomobil devlerinin, emisyon ölçüm testlerini yanıltmak için yıllardır yasa dışı yazılım kullanarak aslında karbondioksit salınımını azaltan değil, aksine arttırmış motorlar ürettiğini de göz önüne alınca, ülkedeki hızlı karbondioksit artışı anlam kazanıyor. Tüm dünyada olduğu gibi Almanya’da da elektrikli otomobiller şu anda çok pahalı. BMW’nin ürettiği elektrikli otomobillerin yanına yakında Mercedes’in modelleri de eklenecek ancak bu araçlara sadece çok parası olan, zengin ve teknoloji meraklısı kullanıcılar erişebiliyor. Alman hükumeti ise 2030’a kadar elektrikli otomobil pazarının dünya çapında, kolay erişilebilir ve yüksek standartlı otomobillerle dolacağına inanıyor.

Autodesk’ten 100 milyon dolar drone yatırımı

0
3D tasarımı ve üretim hatları için geliştirdiği uygulamalarla tanınan Autodesk, farklı sektörlere yatırım yapma kararı aldı. Oluşturduğu 100 milyon dolarlık fonla üç farklı şirkete yatırım yapan firma böylece artık drone üreticisi, talep bazlı bir makine parkı sahibi ve IoT cihazları üreticisi konumuna evrildi. 1982 yılında kurulan 3D tasarım yazılımları geliştiricisi firma artık 3D Robotics, MakeTime ve Seebo isimli üç şirketi de bünyesine katmış durumda. 3D Robotics akıllı drone’lar üreten bir firma ve 2009 yılından beri faaliyet gösteriyor. Bugüne kadarsa 126 milyon dolarlık yatırım almış bir firmaydı. Autodesk’in toplam 100 milyon dolarlık fonuyla bu firmalara ne kadar ödediği şu anda açıklanmış değil. Üç firmanın da Autodesk’e ait üretim ve mühendislik platformu Forge ile uyumlu ürünler geliştirmek için kullanılacağı düşünülüyor. Örneğin, 3D robotics sayesinde artık inşaatlarda akıllı robotların işçilerin ulaşmasının zor olduğu noktalardaki hassas işleri yapmak için eğitilebileceği düşünülüyor. 3D Robotics aynı zamanda drone’lar vasıtasıyla nesnelerin 3D görüntülerini çıkararak bunların modellenmelerine yardımcı oluyor. Bu da Autodesk yazılımlarında kullanılabilecek 3D modellerin daha kolay üretilebilmesi anlamına gelecek.

Her girişimcinin karşılaşacağı 3 belalı müşteri

0
İyi veya kötü bir girişimci olmanız, başarılı bir startup kurmanız hiç önemli değil, belalı müşteri bir şekilde sizi bulacaktır. Dünya üzerindeki müşteri profili, sizden bağımsız bir şekilde kendi zengin çeşitliliğini genişletmeye devam edecek. İster bulut tabanlı hizmetler sunun, ister ev yapımı kurabiyelerinizi satışa çıkarın, velinimet olup olmadığını defalarca sorgulayacağınız müşterilere mutlaka denk geleceksiniz. Özellikle üç tip müşteri var ki bunları vaktinde fark edip, gerekli önlemleri almazsanız, hayatınızı çekilmez kılmaları oldukça yüksek ihtimal. Neyse ki onlara karşı alabileceğiniz bazı tedbirler, işletmenizi bu insanlar açısından daha anlaşılır kılacak ipuçları bulunuyor. Hazırsanız başlayalım:

Belalı müşteri 1: Kafa Ütüleyiciler

Bu türde müşteriler sadece işletme veya hizmet sahibine değil, diğer müşterilere de ızdırap olmalarıyla bilinir. Akıllarına gelen her şeyi ama her bir detayı sorarlar. Ürünle ilgili, satın alma süreciyle ilgili ya da personelinizle ilgili tüm konularda en mantıksız soruları dahi sorma haklarını saklı tutarlar. Üstelik çoğu kez onları dinleyerek, yanıtlayarak geçirdiğiniz sürenin sonunda siparişlerini son anda iptal etme huyları vardır. Kafa ütüleyici müşterilerle iletişimin en iyi yolu, genişletilmiş bir “sık sorulan sorular” listesi hazırlayıp, bunları yazılı biçimde yanıtlayarak hazırda bulundurmaktır. Online bir iş yapıyorsanız şanslısınız, müşteriniz saçma sorular sorup kafa ütülemeye başladığında bir link verip aradan çekilebilirsiniz. Fiziksel bir iş yaptığınızda da, yazılı bir liste hazırlayın ve kolunuzu çekiştirip “bu ürünün organik olup olmadığını nasıl anlarım?” diye soran müşterinizin eline tutuşturun.

Belalı müşteri 2: Kulp Takıcılar

Onları gördüğünüz anda tanımanız gerekir; aksi halde ürün veya hizmetinize buldukları kusurları ve size çıkışmalarını kişisel algılayıp motivasyonunuzun düşmesine neden olabilirsiniz. Kulp takıcıların bu hali size veya ürününüze özel değil, onların tek derdi bir şeylere kızıp birilerine patlamak. Sipariş için özel bir form mu hazırladınız? Onda bir kusur bulur ve bununla ilgili sizi azarlarlar. Siparişi form olmaksızın, doğrudan mı alıyorsunuz? “Kaliteli şirketler bu siparişleri özel formlarla alır” derler. Kulp takıcıların bir diğer önemli özelliği de, sattığınız ürün veya hizmetin fiyatı ne olursa olsun, verdikleri para karşılığında sizin hayatınızı da bonus olarak satın aldıklarını düşünürler. Bu insanlarla iletişim kurarken elinizde çok fazla seçenek bulunmuyor. Önemli olan bunun bir adım öncesinde, karşınızdaki kişinin bir “kulp takıcı” olduğunu ayırt edebilmek. Bu durumda onların eleştirilerinin asılsız olduğunu anlayarak, iletişiminizi diyalogunuzu buna göre kurabilirsiniz. Ancak karşınızdaki kişinin kabalığı haklı gerekçelere dayanıyorsa, örneğin ürününüz kusurluysa ya da servisinizde bir sorun varsa, bunu bir kulp takıcıdan ayırt ederek ekstra hassasiyet göstermeniz gereklidir.

Belalı müşteri 3: Ağırdan Alanlar

Siz kendi startup’ınızda hıza ve çevikliğe önem veriyorsunuz. Onlar böyle düşünmüyor. Ağırdan alanlar, 10 dakikada doldurulabilecek bir formu birkaç günde doldurur. Birkaç gün sürecek işlemleri ise siz şirketi çocuğunuza devrederken bitirirler. Hizmetinizi sevmiş, ürününüze ihtiyaç duymuş ve satın almak üzere olabilirler… Ama en azından o iş bugün gerçekleşmeyecek; hem acele etmeye ne gerek var? Ağırdan alanlar size sürekli soru sorup kafa ütülemezler ama sizin hatırlatmalarınıza da pek kulak asmazlar. Siz onlardan umudu kestiğiniz anda ise pat diye siparişi verirler. Ağırdan alanlar için en büyük ilacınız sabır olacaktır. Sık olmamakla birlikte, ara sıra onlara kendinizi ve bekleyen siparişi hatırlatmanızda fayda var. Ancak saat başı mail atarak veya arayarak “siparişiniz henüz tamamlanmadı” bildiriminde bulunursanız, onları kaçırabilirsiniz. Her sektörün kendine özgü “zorlu müşterisi” bulunur. Inc.com’da Melissa Burns imzalı yayınlanan makalede sıralanan bu üç müşteri türü ise adeta evrensel birer gerçek. Yaptığınız iş ne olursa olsun, siz siz olun ve müşterilerinize ihtiyaç duydukları iletişimi sunmaktan geri durmayın.

Dört adımda Snapchat gurusu olun

0
Pazarlamanın yeni başarı öyküsünü Snapchat yazıyor. Bunu her gün 100 milyonu aşan aktif kullanıcıdan, 8 milyardan fazla kez izlenen toplam videodan ve ortalama 30 dakikalık kullanım süresinden anlamak mümkün. Bu nedenle pazarlama yöneticilerinin de bu genç platforma uzak kalmamaları gerekiyor. Gençlere hitap edecek bir şekilde sunulduğu sürece, her markanın bu sosyal ağ için de bir pazarlama stratejisi belirlemesi gerekiyor. Geçtiğimiz haftalarda pazarlamacıların Snapchat’te neler yapmaması gerektiğine dair bir makale yayınlamıştık: https://www.techinside.com/pazarlamacilar-icin-snapchat-7-altin-kural/ Bu yazıda ise hedef kitlenize ulaşabilmek adına bu sosyal ağı bir pazarlama kanalı olarak nasıl kullanılabileceğinden bahsedeceğiz. Öncelikle Snapchat kullanıcılarının reklam gönderilerine açık bir kitle olduğunu bilmeniz gerekiyor. Yakın dönemde şirket bir anket yaptı ve kullanıcıların verdiği baskın yanıt şu oldu; “Beni ilgilendirdiği sürece reklam görmemde sakınca yok.”

Snapchat kitlenizi artırmak için 4 ipucu:

Hal böyle olunca bu platform, pazarlama dünyası için yeni bir “altına hücum” başlatıyor. Gıda zincirlerinden en ünlü giyim mağazalarına, meşrubat markalarından teknoloji devlerine kadar herkes burada. Peki, 10 saniyelik ömrü olan videoları kullanarak hedef kitlenize neler sunabilirsiniz?

Ödül dağıtın

Sadece kısa bir süre için izlenebilen ve sonra tamamen yok olan videolar, sosyal ağın kitle konusunda en büyük gücünü oluşturuyor. Diğer sosyal ağlarda yeni takipçiler edinmek için kullanılan ödüllü paylaşımlar, Snapchat’te doğrudan gönderi almak ve yanıt vermek için kullanılıyor.

Sektörün önde gelenleriyle iş birliği yapın

Markalar için ürün ve hizmetlerinin erişim gücünü artırmanın yolu, kendi sektörlerinde önem taşıyan insanlarla iş birliği yapmaktan geçer. Özellikle KOBİ’ler, çalıştıkları sektöre yönelik paylaşımlar yapan ve büyük bir takipçi kitlesi olan Snapchat kullanıcılarıyla iletişime geçerek, onlardan tanıtım desteği alarak kendi kitlelerini daha organik bir yolla büyütebilirler.

İşin mutfağını gösterin

Snapchat’teki paylaşımlarınız, diğer sosyal ağlarda kullanılan paylaşımlar gibi önceden hazırlanmış, “cilalı” içerikler olmadığı için kullanıcılar işin hazırlık kısmını görmeyi arzu edecektir. Hedef kitlenizin gençler olduğunu düşünecek olursanız, perde arkasında neler olup bittiğini görme isteklerini daha iyi anlayacaksınız. Onların bu talebine sık sık yanıt vermeyi ihmal etmeyin.

Soru cevap yapın

Bulunduğunuz ağın, iki yönlü etkileşimi teşvik eden bir platform olduğunu unutmayın. Sık sık soru-cevap seansları yaparak takipçilerinizle etkileşime girin. Paylaşımların kısa ömürlü olması, hızlı yanıtlar verilmesini gerektirdiğinden, takipçilerinizle özgün diyaloglar kurmanız mümkün oluyor.

Yemek Sepeti’ne rekabet cezası!

1
Rekabet Kurulu, ünlü yemek sipariş servisi Yemek Sepeti’nin, rekabet kurallarına aykırı hareket ettiğine karar vererek şirkete 427,977 lira 7 kuruş ceza kesti. Yemek Sepeti kısa süre önce 589 milyon dolar karşılığında yabancı yemek sipariş platformu Delivery Hero’ya satılmış, satış sonunda ise Yemek Sepeti’nin kurucusu Nevzat Aydın satıştan elde ettiği paranın 27 milyon dolarını çalışanlarına dağıtarak medyanın gündemine oturmuştu. Ancak firma aynı zamanda, rekabeti engelleyen uygulamaları ve baskıcı tutumu nedeniyle de sürekli şikayet alıyordu. Ayrıca üye restoranlar da Yemek Sepeti tarafından belli saatlerde “Joker” isimli yüksek bir indirime zorlandıklarından şikayet ederek, yapmak istemedikleri bir indirimi uygulamak zorunda kaldıklarından şikayet ediyorlardı. Rekabet Kurulu, şikayetleri değerlendirerek yaptığı soruşturma sonucunda şu açıklamayı yayınladı: Yemek Sepeti Elektronik İletişim Tanıtım Pazarlama Gıda San. ve Tic. A.Ş.’nin 4054 sayılı Kanun’un 4. ve 6. maddelerini ihlal edip etmediğinin tespitine yönelik olarak yürütülen soruşturma sonucunda, toplanan tüm bilgi ve belgeler ile Soruşturma Raporu, yazılı savunmalar ve sözlü savunma toplantısında yapılan açıklamalar değerlendirilerek, 09.06.2016 tarihinde yapılan Rekabet Kurulu toplantısında 16-20/347-156 sayı ile aşağıdaki nihai karar alınmıştır: 1. Yemeksepeti Elektronik İletişim Tanıtım Pazarlama Gıda San. ve Tic. A.Ş.’nin (Yemek Sepeti) online yemek siparişi-servisi platform hizmetleri pazarında hakim durumda olduğuna OYBİRLİĞİ ile, 2. Yemek Sepeti’nin, “En Çok Kayrılan Müşteri Şartı” (MFC) uygulamaları ile rakip platformlarda daha iyi/farklı koşullar (fiyat, indirim, promosyon, menü içeriği, ödeme şekli, gönderim bölgesi ve limiti gibi) sunulmasını önlemesinin ilgili pazarda dışlayıcı etkiler doğurduğu, bu nedenle anılan teşebbüsün söz konusu uygulamalarının 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 6. maddesi kapsamında kötüye kullanma teşkil ettiğine OYBİRLİĞİ ile, 3. 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesinin üçüncü fıkrası ve “Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik”in 5. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, ikinci fıkrası hükümleri uyarınca 2015 mali yılı sonunda oluşan ve Kurul tarafından belirlenen yıllık gayri safi geliri üzerinden, – Yemeksepeti Elektronik İletişim Tanıtım Pazarlama Gıda San. ve Tic. A.Ş.’ye 427.977,70 TL. idari para cezası verilmesine OYBİRLİĞİ ile, 4. Yemek Sepeti’nin, indirimlerin maliyetine kimin katlandığından bağımsız olarak rakip platformlarda daha iyi/farklı koşullar sunulmasını engelleyen her türlü MFC uygulamasına son vermesi gerektiğine, ayrıca restoranların diğer online yemek siparişi-servisi platformlarında daha iyi/farklı koşullar sunabileceği ve bu koşulları Yemek Sepeti’ne yansıtmak zorunda olmadığı açıkça ifade edilerek Yemek Sepeti’nin restoranlarla olan sözleşmelerini yeniden düzenlemesine ve bunun gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 120 gün içinde Kurumumuza tevsik edilmesine OYBİRLİĞİ ile, 5. Yemek Sepeti’nin rakip platformların tanıtımlarını engellediği, rakip platformlarla çalışmamaları karşılığında restoranlara promosyon sağladığı, ayrıca Joker uygulamasının 4054 sayılı Kanun’a aykırı olduğuna ilişkin iddiaların reddine OYBİRLİĞİ ile Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açık olmak üzere karar verilmiştir.

Facebook Messenger artık SMS gönderiyor

0
Sosyal medya devi Facebook, SMS teknolojisini anında mesajlaşma uygulaması Messenger’a entegre etti. Android kullanıcıları artık Messenger uygulaması üzerinden, SMS alt yapısını kullanarak mesaj gönderip alabilecekler. Yeni yöntem, sadece metin gönderimi ile sınırlı değil. Kullanıcılar Messenger üzerinden SMS vasıtasıyla sticker, emoji hatta ses dosyası gönderebiliyorlar. Bu yöntemin özellikle internet bağlantısında sorunların yaşandığı bölgelerde, Messenger kullanıcılarının kontak listesiyle iletişim halinde kalabilmesi için bir “acil durum” olarak kullanılacağı düşünülüyor zira SMS üzerinden mesaj atıp alırken, GSM şirketinin SMS tarifesi geçerli oluyor. Eğer kullanıcı sınırsız SMS hakkına sahip değilse, tarife limiti aşan her SMS için ücret ödemek zorunda kalabilecek. Elbette, gönderilen görsel ve ses dosyalarının boyutlarına göre, mesajların birden fazla SMS olarak hesaplandığını da unutmamak gerekiyor. facebook sms Android kullanıcılarının Messenger’ın SMS özelliğini kullanabilmesi için telefon ayarlarından, üçüncü parti SMS uygulamalarına izin vermesi gerekiyor. Facebook, SMS ile gönderilen mesajları kendi sunucularında tutmadığının da altını çiziyor. Messenger kullanıcıları ise uygulama içinde SMS yazışmalarını pembe renkli olarak görecek. Böylece SMS tarifelerini yanlışlıkla aşmalarının önüne geçilecek.