Volkswagen, 800 bin elektrikli araç sahibinin verilerini sızdırdı!

Volkswagen, Audi, Seat ve Skoda markalarına ait 800.000 elektrikli araç sahibinin kişisel ve hassas bilgileri, aylarca yanlış yapılandırılmış ve korunmasız bir Amazon bulut depolama sistemi nedeniyle ifşa oldu. Sızdırılan veriler, yalnızca araç sahiplerinin GPS koordinatlarını değil, aynı zamanda batarya durumu ve aracın çalışıp çalışmadığı gibi önemli detayları da içeriyordu. Bu büyük veri sızıntısı, sadece Almanya’da yaşayan kullanıcıları etkilemekle kalmadı, aynı zamanda Avrupa ve diğer dünya bölgelerinde de geniş bir etki alanı yarattı. GPS verilerinin sızması, bu olayı daha da ciddi hale getirdi, çünkü dışarıdan birinin bu verilere erişmesi, araç sahiplerinin günlük yaşamları hakkında oldukça detaylı bilgiler edinmesine olanak tanıyordu.

Volkswagen, 800 bin elektrikli araç sahibinin verilerini kaptırdı

Bu veri sızıntısından etkilenenler arasında sıradan vatandaşlardan öte, Alman siyasetçiler, Hamburg polisi, girişimciler ve hatta istihbarat servisleri çalışanları da yer alıyordu. Bu durum, gizlilik ve güvenlik açısından büyük endişelere yol açtı. Özellikle 466.000 araç sahibinin konum verilerinin sızması, bu kişilerin günlük alışkanlıklarını ayrıntılı bir şekilde analiz etmeye olanak tanıyordu. Bu bilgiler, kötü niyetli kişiler tarafından kötüye kullanılabilir, örneğin bir istihbarat çalışanının nerelere gittiği gün yüzüne çıkartılabilir ya da kimlik avı saldırıları için kullanılabilir.

Volkswagen, 800 bin elektrikli araç sahibinin verilerini kaptırdı.

Skandalın kaynağı, VW Grubu’nun yazılım geliştirme şirketi olan Cariad’da yer alan bir hata olarak belirlendi. 2024 yazında meydana gelen bu hatanın sonucunda, hassas bilgiler yanlış bir şekilde korunmasız bir depolama sisteminde saklandı. Durum, Avrupa’nın en büyük hacker gruplarından biri olan Chaos Computer Club (CCC) tarafından fark edildi. CCC, anonim bir ihbarcıdan aldığı bilgilerle bu hatayı ortaya çıkardı ve Volkswagen Grubu’nu durumu düzeltmesi için 30 gün süreyle uyardı. Cariad, bu sızıntının ardından hızla müdahale ederek izinsiz erişimi engelledi. Ancak, şirket, şifre veya ödeme bilgileri gibi daha hassas verilerin sızmadığını belirtti ve bu nedenle araç sahiplerinin ek bir işlem yapmalarına gerek olmadığını ifade etti.

Buna rağmen uzmanlar, bu tür verilerin kötü niyetli kişiler tarafından kullanılmasının ciddi sonuçlara yol açabileceği konusunda uyarıyor. Özellikle bu verilere ulaşan kişi, devlet görevlilerinin veya istihbarat çalışanlarının hareketlerini takip edebilir ya da sızıntıyı fırsat bilerek siber saldırılar gerçekleştirebilir. Bu skandal, Alman siyasetçiler tarafından otomotiv sektöründe siber güvenlik standartlarının yükseltilmesi gerektiği vurgulanarak tepkiyle karşılandı.

Trump, TikTok yasağını durdurmak için Yüksek Mahkeme’ye başvurdu!

Amerikalıları Yabancı Düşman Kontrolündeki Uygulamalardan Koruma Yasası adlı yasa, 19 Ocak’ta yürürlüğe girecek ve bu tarih, Donald Trump’ın başkanlık görevinin başlamasından bir gün öncesine denk geliyor.

ByteDance, yasanın anayasaya uygun olmadığını iddia ederek Yüksek Mahkeme’ye başvurmuş durumda. Dava, 10 Ocak’ta mahkemede görüşülecek.

Yasanın savunucuları, TikTok’un ABD için ulusal güvenlik riski taşıdığını, Çin hükümetinin platformu veri toplamak ve propaganda yaymak için kullanabileceğini ileri sürüyor. Ancak Trump’ın hukuk ekibi, TikTok’un ifade özgürlüğü açısından önemli bir platform olduğunu savunuyor. Trump’ın TikTok’ta 14,7 milyon takipçisinin bulunduğu belirtilerek, bu durumun uygulamanın siyasi tartışmaları teşvik etmedeki rolünü gösterdiği ifade ediliyor.

TikTok için değişen yaklaşımlar

Trump, başkanlığı döneminde TikTok’u yasaklamaya çalışmış olsa da, son dönemde uygulamaya destek verdiğini açıkça dile getirdi. Kendi sosyal medya platformu Truth Social’da yaptığı bir paylaşımda, “TikTok’u Amerika’da kurtarmak isteyenler Trump’a oy verin!” mesajını paylaşarak, uygulamayı destekleyen bir duruş sergiledi.

Amerikan Sivil Özgürlükler Birliği (ACLU) ve Elektronik Sınır Vakfı (EFF) gibi birçok hak savunucusu kuruluş da TikTok’u desteklemek için mahkemeye görüş bildirdi. Bu kuruluşlar, hükümetin TikTok’un oluşturduğu iddia edilen tehditler konusunda yeterli kanıt sunamadığını savunuyor.

TikTok Fransız izi

Bu dava, ulusal güvenlik ile dijital platformlarda ifade özgürlüğünün korunması arasındaki dengeyi belirleyecek önemli bir emsal niteliği taşıyor. Yüksek Mahkeme’nin alacağı karar, yabancı şirketlerin sahip olduğu dijital platformların ABD’deki geleceği açısından kritik bir öneme sahip olacak.

Galaxy S25 serisi, kesintisiz güncelleme desteğiyle gelecek!

0

Samsung’un 2025 yılına damgasını vurması beklenen Galaxy S25 serisi, büyük Unpacked etkinliğine yaklaşıldıkça giderek daha fazla dikkat çekiyor. Bu cihazların en dikkat çeken özelliklerinden biri ise kesintisiz güncelleme desteği sunması olacak. Kesintisiz sistem güncellemeleri, ilk kez Android Nougat 7.1 ile hayatımıza girmişti, ancak Samsung uzun bir süre bu özelliği kullanmamayı tercih etti. 2025’in beklenen modellerinden biri olan Galaxy S25 serisi, bu yenilikçi özelliği kullanmaya başlayacak. Özellikle Galaxy A55 modelinde denenen bu sistem, kullanıcıların telefonlarını güncellerken yaşadığı deneyimi daha kesintisiz ve hızlandırılmış hale getirecek.

Galaxy S25 serisi, kesintisiz güncelleme desteğiyle karşımıza çıkacak

Kesintisiz güncellemeler, cihazın işletim sistemi üzerinde iki farklı bölümü (yuva A ve yuva B) kullanarak çalışır. Bu sistemin çalışma mantığı oldukça basittir: telefonun bir bölümü aktif olarak çalışırken, diğer bölümde herhangi bir işlem yapılmaz ve pasif tutulur. Sistem güncellemesi, aktif olan bölümde değil, bu pasif bölüme yüklenir. Kullanıcı telefonunu yeniden başlattığında, önceden güncellenmiş olan pasif bölüm aktif hale gelir ve böylece telefon hızlıca açılır. Bu yöntem, özellikle güncellemenin sonunda görülen “Güncelleme yükleniyor” veya “Uygulamalar optimize ediliyor” gibi uzun süren önyükleme ekranlarının büyük ölçüde ortadan kalkmasını sağlar. Cihaz, ilk başlatıldığında bir süreliğine donmuş gibi görünse de, ikinci bölümdeki güncellenmiş dosyalar hızla aktive olur ve telefon kullanıma hazır hale gelir.

Galaxy S25 serisi, kesintisiz güncelleme desteğiyle karşımıza çıkacak.

Bunun yanı sıra, kesintisiz güncellemeler, A/B sistemlerinden farklı olarak daha fazla depolama alanı gerektiren bir yöntemdir. Bu nedenle, telefonun işlemcisinin ve depolama kapasitesinin daha güçlü olması gerekir. Sistem, çalışırken bir bölümde herhangi bir değişiklik yapmadan diğerini güncelleyebilmek için önemli bir miktarda depolama alanı talep eder.

Ayrıca, güncelleme işlemi sırasında herhangi bir aksaklık olursa, bir yuvada bulunan sistem kopyası, güncellenen yuvaya geri yüklenir. Bu durum, cihazın kesintisiz ve problemsiz bir şekilde çalışmaya devam etmesini sağlar. Bu tür yenilikler, Galaxy S25 serisinin daha hızlı, güvenilir ve kullanıcı dostu bir deneyim sunmasına olanak tanıyacak.

Bükülmüş Işık ile Otonom Araçların Yetenekleri Artıyor!

0

Michigan Üniversitesi’ndeki (UMich) araştırmacılar, teknik olarak eliptik polarize ışık olarak adlandırılan “bükülmüş ışık” geliştirerek ışık teknolojisinde bir atılım gerçekleştirdiler. Doğrusal polarize veya polarize olmayan ışık yayan geleneksel ışık kaynaklarının aksine bükülmüş ışık, renklerin, dokuların, yüzeylerin ve yönlerin gelişmiş bir şekilde ayırt edilmesine olanak tanıyan sarmal bir yapıya sahip.

Bükülmüş ışık 100 kat daha parlak

Kimya mühendisliği uzmanı ve çalışmanın ortak yazarı olan Nicholas Kotov, bu teknolojinin otonom araçların benzer dalga boylarına ancak farklı sarmallığa sahip nesneleri ayırt etmesini sağlayabileceğini açıkladı. Örneğin, geyik kürkündeki kıvrım insan giysisinin dokusuyla tezat oluşturduğu için bir geyik ile bir insan arasında ayrım yapabilir.

Araştırmacılar, bükülmüş ışığın benzersiz bir yayıcısını oluşturmak için tungsten telleri ve karbon nanotüpleri kullandılar. Bu malzemeleri bükerek, her bir bükülmenin uzunluğu ile yayılan ışığın dalga boyu arasında bir eşleşme elde ettiler ve bu da “bükülmüş kara cisim”in üreteceği şeye benzer bir ışık emisyonuyla sonuçlandı. Tipik olarak, kara cisim radyasyonu, nesnelerin belirli bir sıcaklıkta foton yaymasını ve emmesini içerir ve bu genellikle polarize olmayan ışıkla sonuçlanır. Ancak, bu durumda, yapılandırılmış yayıcı, kara cisim radyasyonu çalışmasında yeni bir başarı olan eliptik olarak polarize ışık üretti.

Çalışmanın baş yazarı Jun Lu, bu keşfin, yüzyıllık filaman ampul teknolojisinin prensiplerini yeniden gözden geçirmekten kaynaklandığını belirtti. Yöntemin foton ve elektron uyarımlarına dayanmadığını, bunun yerine Edison’un orijinal tasarımına benzer bir yaklaşım kullandığını açıkladı. Kotov, kara cisim radyasyonunun fiziğindeki gelişmelerin önemini ve bulguların günlük yayıcılara nasıl uygulanabileceğini vurguladı.

Bu yeni bükülmüş ışığın parlaklığı, önceki yöntemlerden 100 kat daha parlak olmasıyla öne çıkan bir özelliktir. Parlaklıktaki bu artış, geniş bir dalga boyu ve bükülme spektrumuyla birleştiğinde, pratik uygulamalar için heyecan verici fırsatlar sunar. Araştırmacılar, bu teknolojinin robotların ve otonom araçların, ultraviyole ve kızılötesi ışığı algılama ve karmaşık bükülmeleri ve desenleri ayırt etme yetenekleriyle bilinen deniz hayvanları olan mantis karideslerine benzer görme yeteneklerine ulaşmasını sağlayabileceğine inanıyor.

Uzay enkazları büyük tehdit oluşturuyor!

0

Uzay, uzun yıllar boyunca sonsuz ve temiz bir boşluk olarak tasavvur edildi, ancak bu algı hızla değişiyor. Son yıllarda, Dünya’nın yörüngesinde giderek artan uydu parçaları ve roket kalıntıları, uzayı büyük bir çöplüğe dönüştürüyor. Arizona Üniversitesi’nden Dr. Vishnu Reddy, son dört yıl içinde uzaya gönderilen nesnelerin sayısının hızla arttığını ve bunun, insanlık için giderek daha tehlikeli bir durum yarattığını belirtiyor. Uzay enkazlarının oluşturduğu kirlilik, gezegenimize ciddi bir tehdit oluşturmaya başlıyor.

Uzay enkazları, önemli bir tehdit oluşturabilir

Bu artan enkaz miktarı, yörüngedeki nesnelerin çarpışarak daha küçük parçalara bölünmesine yol açıyor ve bu da domino etkisi yaratıyor. Bu durumu Kessler Sendromu olarak adlandıran bilim insanları, söz konusu çarpışmaların, dünya yörüngesinin uydu kullanımı için tamamen elverişsiz hale gelmesine neden olabileceğinden endişeleniyorlar.

Eğer Kessler Sendromu kontrolsüz bir şekilde büyürse, bu durum, uzay seyahatlerini ve gelecekteki uzay misyonlarını neredeyse imkansız kılabilir. Özellikle jeostatik yörünge, bu tür çöplerin temizlenmesinin son derece zor ve pahalı olduğu alanlardan biri olarak dikkat çekiyor. Bu yörüngedeki kirliliğin temizlenmesi için yapılacak her adım, büyük bir maliyet gerektiriyor ve bu durum, uzay araştırmalarının geleceği için ciddi bir engel teşkil edebilir. Şu anda, yörüngede eski uydular ve roketlerden kalan yaklaşık 47 bin büyük enkaz parçası takip ediliyor. Ancak, görünmeyen milyonlarca küçük parçanın varlığı, büyük bir tehlike arz ediyor. Bu küçük enkazlar, yüksek hızlarda hareket ettikleri için, metali bile delme potansiyeline sahip.

Uzay, günümüz dünyasında uydu iletişimi, hava durumu tahminleri ve navigasyon gibi pek çok önemli işlevi yerine getiriyor. Ancak artan uzay çöpleri, bu hayati alanlarda büyük aksamalara yol açabilir. Özellikle uydu sistemlerinde yaşanabilecek bir çöküş, dünyadaki pek çok önemli hizmetin aksamasına neden olabilir. Ayrıca, uzay araştırmalarında gelecekte yapılacak misyonlar da bu kirlilik sorunuyla karşı karşıya kalabilir. Uzayda yaşanan bu kirliliği önlemek ve temizlemek, gelecekteki uzay araştırmalarının sürdürülebilirliği için kritik öneme sahip. Bu soruna karşı etkili bir çözüm bulmak, insanlık için büyük bir zorluk teşkil ediyor.

Yapay zeka beklentileri karşıladı mı?

0

Teknolojiyle ilgili olarak genel kanı, hiçbir zaman yeni bir şeyin ilk neslini kullanmamanın iyi olduğu yönünde. Geliştiricilerin pürüzleri gidermesini beklemek, sonra tekrar kontrol etmek gerekiyor. Yapay zeka “devriminin” üzerinden iki yıl geçti ve üçüncüye sürükleniyoruz. Yapay zeka şimdiden bir sonraki büyük şey olmalı; pürüzler giderilmeli ve bulmacanın tüm parçaları yerine oturmalı. Henüz orada değil. Bu yıl yapay zeka açısından önemliydi, ancak gelecek yıl cihaz üzerindeki yapay zekanın gerçek vaadinin canlandığını göreceğiz. Yapay zeka beklentileri bu yüzden çok büyük. Bunu daha önce nerede duymuştuk?

Yapay zeka beklentileri ve gelecek senaryoları

Yapay zeka, hem büyük hem de küçük teknoloji şirketlerinin ortaya koyduğu vaatlerin çoğunu yerine getirmedi. 2024’te, yapay zekaya özgü cihazlar başarısız oldu. Mac veya PC’deki yapay zeka da güçlü bir izlenim bırakmadı. Yeni dizüstü bilgisayarların sinirsel işlemcilerini kullanan bir yapay zeka uygulamaları dalgası olmadı ve çoğu uygulama bulut bilişimine güveniyor. Ana yapay zeka uygulamaları, kendi endüstrilerini öldürmenin yollarını bulan kodlayıcılar gibi görünüyor. Aksi takdirde, dolandırıcılar interneti sahte , önemsiz ve saçmalıklarla doldurmak için yapay zekayı kullanıyor. Cihazdaki yapay zeka, normal tüketicileri yapay zeka ile e-posta yazmaya veya özetlemeye zorluyor. Yapay zeka beklentileri bu durumda ne kadar gerçekçi?

Şirketler, büyük dil modellerinin tüm meşguliyetlerinizi sorunsuz ve müdahaleci olmayan bir şekilde sizin için yapacağını vaat ediyor. Belki de aracılarla yapay zeka beklentileri 2025’te canlanabilir. Bu yapay zekanın nasıl çalışacağına dair sadece birkaç demo gördük. Anketler, mevcut yapay zeka beklentileri özelliklerinin  Apple  ve Android kullanıcılarını heyecanlandırmadığını gösteriyor. Özünde, büyük teknoloji şirketlerinin popüler olabilmesi için aracı yapay zekaya ihtiyacı var. Bu olmadan, normal kullanıcılar bu yaygaranın ne için olduğunu merak edecekler. Bu yapay zeka aracılarının önümüzdeki yıl nasıl çalışacağını bilmiyoruz, ancak Silikon Vadisi’nin bunu istesek de istemesek de kullanıcılara nasıl sunacağını tam olarak biliyoruz.

Bu kanatlar rüzgarın yönüne göre kendini ayarlıyor!

0

Tokyo Bilim Enstitüsü’nden çığır açan bir çalışma, biyolojik olarak ilham alan rüzgar algılama tekniklerini kullanarak robotik uçuş kontrolünün geleceğini değiştirebilir. Araştırmacılar, gerginlik sensörleriyle donatılmış esnek kanatlar kullanarak rüzgar yönünü tespit etmede etkileyici bir %99 doğruluk elde eden bir yöntem geliştirdiler.

Biyomimetik kanatlar ile rüzgar tespiti

Bu yenilikçi yaklaşım, kuşlarda ve böceklerde bulunan doğal gerginlik reseptörlerini taklit ederek, çeşitli rüzgar koşullarında çırpınan kanatlı hava robotlarının performansını artırmak için yeni yollar sunuyor. Bu doğal adaptasyon, onların rüzgardaki, vücut hareketlerindeki ve çevresel faktörlerdeki değişikliklere yanıt vermelerine yardımcı olur ve böylece uçuşlarını ince ayarlar.

Bu biyolojik mekanizmalardan ilham alan araştırmacılar, robotik kanatlardaki gerilim algılamanın çevredeki hava akışı hakkında nasıl değerli bilgiler sağlayabileceğini araştırıyor. Doçent Hiroto Tanaka ve ekibi, sinek kuşlarının kanatlarını taklit etmek üzere tasarlanmış esnek kanatlara takılan gerilim sensörlerinin potansiyelini araştırdı. Deneyler, havada asılı kalma uçuş koşullarını simüle eden bir rüzgar tünelinde yürütüldü ve araştırmacılar, bağlı çırpınma sırasında rüzgar yönlerini doğru bir şekilde ayırt etmeye odaklandı.

Tanaka: “Küçük hava robotları, katı ağırlık ve boyut kısıtlamaları nedeniyle genellikle geleneksel akış algılama teknolojileriyle mücadele ediyor. Bu nedenle, özel ekipman eklemeden akış koşullarını doğrudan tanımak için basit kanat gerilim sensörlerini kullanmak inanılmaz derecede avantajlı olacaktır” dedi.

Ekip, sinek kuşu kanatlarını taklit eden esnek bir kanat yapısına yedi adet ticari olarak temin edilebilen gerilim ölçer taktı. Konik şaftlardan ve bir kanat filminden yapılmış olan bu kanatlar, saniyede 12 döngü hızında ritmik bir çırpma hareketi üreten bir DC motorla çalıştırılan bir çırpma mekanizmasıyla eşleştirildi. Araştırmacılar bu kurulumu rüzgar tünelinde 0,8 m/s’lik hafif bir esintiyle test ettiler ve rüzgar yönünü yedi açıyla (0°, 15°, 30°, 45°, 60°, 75° ve 90°) ve aynı zamanda durgun koşullar altında değiştirirken kanat gerginliğini ölçtüler.

Makine öğreniminin yeni bir uygulamasında, toplanan gerinim verileri, kanat gerinim ölçümlerine göre farklı rüzgar koşullarını sınıflandırmak için bir evrişimli sinir ağı (CNN) modeli kullanılarak analiz edildi.

Tanklar bu sistem sayesinde engel tanımıyor!

0

M3 amfibi köprü ve feribot sistemi sadece 35 dakikada konuşlandırılıyor. Avrupa’daki herhangi bir ana muharebe tankının ağırlığını destekleyebiliyor. Sistem yakın zamanda ilk kez İsveç ordusuna teslim edildi.

Tank taşıma sistemi

İnsansız hava araçları ve uzun menzilli füze sistemlerinin geliştirilmesine rağmen, tanklar hala savaş durumlarında ana operatörlerden biridir. Ancak, bunlarla ilgili önemli bir sorun var: yüzemezler. Bu nedenle, tankları ve diğer ağır askeri ekipmanları stratejik noktalardaki nehirlerden geçirme zamanı geldiğinde, bir tank taşıma sistemi kullanılmalıdır.

Küresel havacılık ve savunma şirketi General Dynamics’in Avrupa kolu tarafından yapılan M3 amfibi köprü sistemi devreye giriyor. Sistem, suya giren, daha sonra açılıp bir köprünün henüz bulunmadığı bir su kütlesinde hızlı bir rota sağlamak için birbirine bağlanan bir dizi yüzen tekne benzeri üniteden oluşuyor. Köprü üniteleri, tam bir köprüye ihtiyaç duyulmadığında büyük ekipmanları su üzerinde güvenli bir şekilde taşımak için feribot olarak da çalışabilirler ve bu da tank taşıma sistemi olarak da işlev görür.

General Dynamics, İsveç satışıyla ilgili yaptığı açıklamada: “Amfibi köprü ve feribot sistemi M3, NATO içinde ıslak boşluk geçişi için mevcut en hızlı araçtır. Geniş ıslak boşlukları aşmak için en ağır ana muharebe tanklarını bile taşıyan yüzen bir köprü veya feribot olarak kullanılabilir. Her türlü araziye uygun M3 tank taşıma sistemi, dakikalar içinde kullanıma hazır hale gelir. Bu, günümüzün şeffaf muharebe alanında hayati bir faktördür. Sistem, tropiklerden arktiklere kadar çok çeşitli iklim ve topoğrafik koşullarda kullanımda kendini kanıtlamıştır” dedi.

General Dynamics’e göre sistem, 2016’da NATO’nun Polonya’daki Anakonda tatbikatları sırasında sekiz İngiliz ve 22 Alman birliğinin sadece 35 dakikada bir araya getirilerek Vistula Nehri’nin 350 m (~1.150 ft) genişliğindeki alanını kaplayarak şimdiye kadar monte edilmiş en uzun yüzen köprü haline gelmesiyle bir rekor kırdı. Bu tank taşıma sistemi, dünyanın birçok ülkesine tedarik edilmiş ve hatta Irak’taki müttefik operasyonlarını desteklemek için kullanılmış olsa da, son satış İsveç’in M3 sistemini satın aldığı ilk seferi temsil ediyor.

Ukrayna nükleer santrali için gizli operasyon!

0

Ukrayna nükleer santrali, Çek firmasından gizlice 8 kritik reaktör sürücüsü aldı. VVER 440 reaktörleri, istikrarlı bir çalışma ve enerji çıkışının hassas kontrolü için bu yeni tahriklere güveniyor ve tutarlı bir elektrik tedariki sağlıyor.

Ukrayna nükleer santrali tedarik sağladı

Çek şirketi Skoda JS, Ukrayna’daki Rivne Nükleer Santrali’ne (NGS) iki VVER 440 reaktörü için sekiz yeni tahrik ünitesini başarıyla teslim etti. Ukraynalı haber ajansı Novinky’nin bildirdiğine göre, sekiz yeni reaktör sürücüsünün teslimatı Noel’den hemen önce tamamlandı. Dahası, reaktör sürücüleri güvenli bir şekilde hedeflerine ulaşana kadar tüm tatbikat gizli tutuldu.

Novinky’nin aktardığına göre, şirket sözcüsü Karel Samec: “Rusya’nın enerji altyapısına yönelik tekrarlanan saldırıları nedeniyle, varış noktasında son kargoyu boşalttıktan sonra siparişi bildiriyoruz” açıklamasını yaptı. Özellikle, bu sürücüler VVER 440 reaktörlerinin istikrarlı çalışmasını sağlar ve enerji çıkışının hassas bir şekilde düzenlenmesine yardımcı olur. Bu da tutarlı bir elektrik tedarikiyle sonuçlanır. Sözcü, “Reaktörün istikrarlı performansını garantiliyor ve düzenlenmesine olanak sağlıyorlar” diye belirtti.

Bu bağlamda Skoda JS, Ukrayna nükleer santrallerine bu tür özel tahrik sistemlerini üretebilen ve tedarik edebilen tek Rus olmayan şirket olması nedeniyle önemli bir rol üstleniyor. Bu son teslimat, Rivne NPP’ye yönelik toplam 76 sürücü için 2019’da imzalanan daha büyük bir sözleşmenin bir bölümünü temsil ediyor. Bu sürücülerin çoğu zaten kurulmuş durumda ve tesisin işletimine aktif olarak katkıda bulunuyor. İlginçtir ki Skoda JS daha önce Rus şirketlerine aitti ve bu durum Rusya’nın Ukrayna’yı işgali sonrası uygulanan uluslararası yaptırımlar nedeniyle karışıklığa yol açmıştı.

Bu mevcut sözleşmenin ötesinde, Skoda JS Ukrayna ile iş birliğini genişletmek için aktif olarak görüşmelerde bulunmaktadır. Buna Güney Ukrayna Nükleer Santrali için modernize edilmiş tahrikler için potansiyel sözleşmeler ve Khmelnytskyi NPP’nin planlanan genişlemesine katılım dahildir. Skoda JS , Slovakya’daki Mochovce nükleer santralinin tamamlanması ve devreye alınması sürecinde edindiği deneyimi gelecekteki projeler için de kullanmayı planlıyor.

GoMate 3. nesil insansı robotunu tanıttı!

0

Çin’de tekerlekli, gelişmiş hareket kontrolüne sahip 3. nesil insansı robot tanıtıldı. GoMate’in dört tekerlekli ve iki tekerlekli modları bulunuyor. GAC, 2026 yılına kadar küçük ölçekli üretime geçmeyi ve kademeli olarak genişlemeyi planlıyor.

GoMate insansı robot özellikleri

Çinli şirketler robotik alanında bir görevde ve yeni modeller hızla piyasaya sürülüyor. Şimdi, devlete ait otomobil üreticisi Guangzhou Automobile Group (GAC) yeni tam boy tekerlekli ve bacaklı insansı modelini piyasaya sürdü.

Çin haber kaynaklarına göre, GoMate adlı bu robot kendi geliştirdiği üçüncü nesil, vücuda sahip, akıllı bir insansı robot. Model, 26 Aralık’ta Şanghay’da düzenlenen Çin Robotik Ağı Yıllık Konferansı’nda piyasaya sürüldü. Etkinlikte GoMate, gelişmiş hareket kontrolü, navigasyon, yerelleştirme ve otonom karar alma özelliklerini sergiledi. Şirket, GoMate’i otomobil üretim hatlarında ve ilgili endüstriyel parklarda test etmeyi planlıyor ve bileşenlerin seri üretimi bu yıl başlayacak.

GoMate, 38 serbestlik derecesine ve yenilikçi değişken tekerlek-ayak hareketlilik yapısına sahip, dört tekerlekli ve iki tekerlekli modlar arasında sorunsuz bir şekilde geçiş yapan tam boyutlu bir insansı robottur. Çeşitli aktiviteleri idare edebilir ve dört tekerlekli modda 1,4 metre, iki tekerlekli modda ise 1.75 metre boyundadır. SMM’ye göre, GoMate’in iki tekerlekli modu çevikliği artırır ve mekansal ihtiyaçları azaltırken, dört tekerlekli modu engelleri aşmasını, tepelere tırmanmasını ve merdivenlerden çıkmasını sağlar.

Şirkete göre, GAC Group tarafından geliştirilen saf görüş otonom sürüş algoritmasıyla GoMate mükemmel bir otonom navigasyon ve karar alma aracıdır. Düz ve mekansal zeka arasında sorunsuz geçişler FIGS-SLAM algoritması ile mümkün hale getirilir ve bulut tabanlı çok modlu AI modelleri sesli komutlara hızlı bir şekilde yanıt verir.

Daldırma teleoperasyonu, VR kulaklıklar ve 3D-GS sahne yeniden yapılandırması ile mümkün hale getirilir. Güvenli navigasyon için GoMate’in hassas engel önleme sistemi, 100 metreye kadar uzaklıktaki engelleri belirleyebilir ve iç ve dış mekan SLAM teknolojisi santimetre seviyesinde konumlandırma hassasiyetini garanti eder.

OpenAI yapay genel zeka stratejisini belirliyor

0

OpenAI ve Microsoft, yapay genel zeka veya çoğu görevde insanlardan daha iyi performans gösterebilen herhangi bir sistem için kullanılan bir kısaltma olan “AGI” için gizli bir tanıma sahip. Sızdırılan belgelere göre, iki şirket 2023’te OpenAI en az 100 milyar dolar kar elde edebilecek bir yapay zeka sistemi geliştirdiğinde AGI’nin elde edileceği konusunda anlaştı.

OpenAI yapay genel zeka stratejisi

Yapay zeka topluluğunda AGI’nin gerçekte ne anlama geldiği veya bilgisayarların çoğu görevde insanlardan daha iyi performans gösterip ekonominin büyük bir bölümünü ortadan kaldırabilecek kadar iyi olup olmayacağı konusunda uzun zamandır bir tartışma var.

Yapay zeka, anahtar kelimeleri alır ve altta yatan kavramları gerçekten anlamadan büyük miktarda veri arar. Ancak OpenAI yıllar içinde Microsoft’tan 13 milyar dolardan fazla fon aldı ve bu para, OpenAI’nin AGI elde edildikten sonra Microsoft’un geliştirdiği herhangi bir yeni teknolojiyi kullanmasına izin vermeyeceği yönündeki garip bir sözleşmesel anlaşmayla geldi.

OpenAI, etkisini ve geliştirilen herhangi bir AGI’yi tüm insanlığa fayda sağlayacak ürünler yaratmak için kullanacağı bahanesiyle kar amacı gütmeyen bir kuruluş olarak kuruldu. AGI elde edildikten sonra Microsoft’un kesilmesinin ardındaki fikir, OpenAI fikri mülkiyetine sınırsız erişimin teknoloji devinin elinde gereksiz yere güç yoğunlaştırabileceğidir. O zaman kâr amacı gütmeyen kuruluşa milyarlarca dolar yatırım yapması için teşvik sağlamak amacıyla, Microsoft’un OpenAI ile olan mevcut anlaşması, kendisine ve diğer yatırımcılara 100 milyar dolar toplayana kadar kârdan bir pay alma hakkı veriyor.

Bu sınır, karın çoğunun sonunda tüm insanlığa fayda sağlayacak ürünler inşa etmeye geri dönmesini sağlamak için tasarlanmış, sözde. Bunların hepsi hayal ürünü konuşmalar. Çünkü yine, yapay zeka şu anda o kadar güçlü değil.

OpenAI, gerçek değeri hala spekülatif olan teknolojide 100 milyar dolar kar elde etmekten çok uzak. Bu da muhtemelen teknolojisini ve karlarını uzun süre Microsoft’a devretmesi gerekeceği anlamına geliyor. Rakip olmaya doğru ilerlerken ve OpenAI milyarlarca dolar nakit yakmaya devam ederken ihtiyaç duyacağı yeni yatırımcılar ararken pek de iyi değil . Bulut barındırma iş birliğinden kurtulmak, OpenAI’nin alternatif bir sağlayıcıyla daha iyi barındırma maliyetleri müzakere etmesine de olanak tanıyabilir, Google’ın FTC’ye anlaşmayı iptal etmesi için yalvaran bir mektupta söylediği bir şey.

3D baskı silahlı kuvvetler tarafından kullanılacak

0

Çin Halk Kurtuluş Ordusu (PLA), kuvvetlerin uzak yerlerde veya savaş zamanında ekipmanlarını onarmalarına yardımcı olmak için 3D baskı ve drone teslimatlarıyla desteklenen bir sistemi test ediyor. PLA potansiyel olarak bu yeteneği test ediyor.

3D baskı silahlı kuvvetler için kullanılacak

Raporlara göre, test PLA’nın Kuzey Tiyatro Komutanlığı Hava Kuvvetleri’ne ait bir tugay tarafından gerçekleştirildi. Bu, Amerika Birleşik Devletleri Ordusu’nun bu yeteneği elde etmeye ve cephede göstermeye çalışmasından sadece birkaç ay sonra geldi.

Raporlar ayrıca ABD’nin bu taktiği, cephedeki Ukraynalı askerlerin ekipmanlarının hasarlı parçalarının değiştirilmesine yardımcı olmak için kullandığına dair ipuçları verdi. Büyük ölçekte başarıyla konuşlandırılırsa, birliklere büyük ölçüde yardımcı olacağı için geleneksel savaşların nasıl yürütüldüğünü değiştirebilir.

South China Morning Post’un (SCMP) son raporuna göre, PLA’nın Kuzey Tiyatro Komutanlığı Hava Kuvvetleri, bir ekipman onarım tatbikatı sırasında uzaktan bakım teknolojisini denedi. Tatbikata katılan Çinli birlikler, tüm ekipman bakım sürecine yeni teknolojiler uyguladı.

Bakım ekibi, sahadaki bir yerde hasarlı parçaların işlevsel kopyalarını yapmak için bir 3D yazıcı kullandı. Oluşturulduktan sonra, dronlara bağlandı ve test sahasındaki çeşitli uzak bölgelerdeki birliklere gönderildi. Rapora göre, Çin PLA’sının gerçek zamanlı sorun çözme örneklerinden biri, bir ekibin füze fırlatma aracının arızasını ileten bir acil durum mesajı göndermesini içeriyordu.

Uzaktan bakım ekibi mesajı aldıktan sonra, ekipmanın 3B planı tamamlandı. Bunu takiben, bakım ekibi arızayı bulup düzeltmek için yerdeki birliklere rehberlik etti. PLA’nın böyle bir yeteneği ilk kez denememiş olabileceğini belirtmek önemlidir, ancak son rapor, bunun geliştirildiğini ve gelecekte gerçek dünya durumlarında kullanılabileceğini öne sürüyor.

ABD Savunma Bakanlığı (DOD), Ukrayna’ya askeri teçhizat için kritik parçaları hızla üretme yeteneği kazandırmak için 3D yazıcılar tedarik etti. Başka bir ABD girişimi, Ukrayna gibi savaş bölgeleri için ucuz minyatür 3D baskı drone fabrikaları geliştirmek amacıyla Lockheed Martin gibi destekçilerden 12 milyon dolar topladı. Dahası, bu yılın ekim ayında, kıdemli bir ABD Ordusu yetkilisi, hizmetin birliklere yardımcı olmak için veri olarak yeni bir 3D model eklediğini açıkladı.

Hertz kiralık elektrikli araçları satmaya çalışıyor

0

Hertz, yakın zamanda Tesla gibi araçlar için ilginç düşük maliyetli tekliflerle birden fazla elektrikli araç kiralayanla iletişime geçti. Elektirkli araç kiralayanlara, bu araçları iade etmek yerine satın alma seçeneği sundu. Hertz kiralık elektrikli araçlar konusunda cazip fırsatlar sunuyor.

Hertz kiralık elektrikli araçları satışa çıkarıyor

2023 Model 3 kiralayanlardan biri Reddit’te kendilerine 17.913 dolarlık bir fiyat teklif edildiğini paylaştı. Bu, şu anda Hertz Car Sales sitesinde gösterilen fırsatlara benziyor. Ancak, içinde bulundukları kiralamada yaklaşık 30.000 mil vardı; diğer mevcut listelerden daha az. Başka bir kiracıya 18.442 dolara 2023 Chevy Bolt teklif edildi, bir Polestar 2 kiracısı ise 28.500 dolarlık bir satın alma fiyatı gördüklerini söyledi. Kullanılmış arabalar sınırlı 12 aylık, 12.000 millik güç aktarma organı garantisi ve 7 gün içinde geri satın alma teklifiyle birlikte geliyor. Hertz kiralık elektrikli araçlar için sunduğu tekliflerle dikkat çekiyor.

Bunun elektrikli araçlar için özel bir teklif mi yoksa Hertz’in kullanılmış otomobilleri için tipik bir teklif mi olduğu sorusuna c ommission direktörü Jamie Line, stratejinin yeni olmadığını doğrulayarak, “E-postalarımıza kaydolan kiralama müşterilerimizi satış kanallarımıza bağlayarak, yalnızca otomobil sattığımız gerçeğinin farkındalığını yaratmakla kalmıyoruz, aynı zamanda kiraladıkları otomobilin aynısını satın almak isteyen kişilere de benzersiz bir fırsat sunuyoruz.” dedi. Hertz kiralık elektrikli araçları müşterilerine uygun fiyatlarla sunuyor.

Geçtiğimiz yıl Hertz, düşük müşteri talebi ve Tesla Model 3 dahil bazı modellerdeki onarım zorlukları nedeniyle kiralama filosunu elektriklendirme konusundaki büyük hedeflerini küçültmeye karar verdi. Daha sonra Şubat ayında Hertz, kiralama filosundan 30.000 Tesla’yı satmayı işaretlemeden önce Polestar 2 araçlarını da satın almayacağını söyledi. Hertz kiralık elektrikli araçlarıyla ilgili stratejisini yeniden değerlendirdi.

Hyundai katı hal pilleri için seri üretim planını duyurdu

0

Hyundai Ocak 2025’te tüm katı hal pillerinin tam ölçekli üretimini başlatmayı ve 2025’e kadar elektrikli araçlarla bunlarla donatmayı, ardından 2030’da seri üretime geçmeyi hedefliyor. Hyundai, yeni nesil elektrikli araç teknolojisine doğru ilerlemesini hızlandırıyor. Yakında, elektrikli araç geliştirmede bir sonraki sınır olarak görülen bir teknoloji olan tüm katı hal pilleri için bir pilot üretim hattı başlatmayı planlıyor.

Hyundai katı hal pilleri konusunda iddialı

Şirket, Güney Kore, Gyeonggi-do’daki Uiwang Araştırma Enstitüsü’nde bulunan son teknoloji Yeni Nesil Pil Araştırma Merkezi’ndeki hazırlıklarını sonlandırıyor. The Korean Car Blog’un bildirdiğine göre, tesisteki üretim ekipmanlarının kurulumu neredeyse tamamlandı ve yalnızca lojistik otomasyon altyapısının tamamlanması kaldı.

Özellikle, tesisteki tam ölçekli operasyonların Ocak 2025’te başlaması öngörülüyor. Bu iddialı zaman çizelgesi, Hyundai’nin bu gelişmiş pillerle donatılmış elektrikli araçları 2025’e kadar tanıtma ve 2030’a kadar seri üretime başlama hedefiyle örtüşüyor. Tüm katı hal piller, gelişmiş güvenlik ve performans özellikleri nedeniyle elektrikli araç teknolojisinde devrim yaratmaya hazır.

Sıvı elektrolit kullanan geleneksel lityum iyon pillerin aksine, tüm katı hal piller katı bir malzeme kullanır. Bu önemli fark, yangın veya patlama riskini önemli ölçüde azaltarak geleneksel lityum iyon pillerle ilişkili bir güvenlik endişesini giderir. Dahası, tüm katı hal pillerin daha yüksek enerji yoğunluğu, EV’ler için artan sürüş menzili ve iyileştirilmiş genel performans anlamına gelir.

Hyundai, gerçek dünya sürüş değerlendirmeleri de dahil olmak üzere kapsamlı testler için pilot hattından prototipleri elektrikli araçlarına entegre etmeyi planlıyor. Özellikle, elektrikli araç endüstrisi son aylarda tüm katı hal pillerle ilgili çeşitli gelişmelere tanık oldu.

Mercedes destekli Factorial Energy, tüm katı hal pillerinde önemli bir dönüm noktasına ulaştı. İlk Solstice pil hücrelerini 40Ah kapasiteye ölçeklendirdi. Bu gelişme, pil hücrelerini öngörülenden daha erken ticarileştirmeye hazır hale getirebilir. Factorial Energy’ye göre, tüm katı hal pilleri 450 Wh/kg’a kadar enerji yoğunluğu sunabilir. Tahminlere göre bu, elektrikli araçların tek bir şarjla 600 milden fazla yol kat etmesine yardımcı olabilir.

Yapay zeka veri merkezi boyutları artıyor

0

Yapay zeka için daha güçlü veri merkezlerinin inşa edilmesi, giderek daha fazla GPU çipiyle doldurulması, veri merkezlerini muazzam boyutlara taşıyor. Ciena, bulut bilişim satıcıları tarafından veri merkezlerini birbirine bağlamak için satın alınan fiber optik ağ ekipmanları üretiyor. Hannover, Maryland merkezli Ciena’nın CEO’su Gary Smith: “Bu büyük veri merkezlerinden bazıları akıl almaz derecede büyük, devasa” diyor.

Yapay zeka veri merkezi boyutları katlanıyor

Smith: “İki kilometreden uzun veri merkezleriniz var” diyor. Bazı yeni veri merkezlerinin çok katlı olduğunu ve yatay yayılmanın üstünde ikinci bir mesafe boyutu oluşturduğunu belirtiyor. Smith, bu açıklamaları geçen hafta The Technology Letter adlı finans bülteniyle yaptığı bir röportajın parçası olarak yaptı. Bulut veri merkezleri büyürken bile kurumsal kampüslerin boyutları arttıkça GPU kümelerini desteklemek için çabaladığını söyledi.

Doğrudan bağlantı cihazı, GPU’ların birbirleriyle iletişim kurmasını sağlamak için özel olarak üretilmiş bir ağ cihazıdır, örneğin Nvidia’nın “NVLink” ağ ürünleri. Smith’in açıklamaları, Kasım ayında Bloomberg Intelligence konferansında, şu anda çalışmak için bir gigawatt güce ihtiyaç duyan en az bir düzine yeni AI veri merkezinin planlandığını veya inşa edildiğini söyleyen çip girişimi Lightmatter’ın kurucu ortağı Thomas Graham gibi AI sektörüne hizmet eden diğer kişilerin yorumlarını yansıtıyor.

Smith, Nvidia’nın doğrudan bağlantı teknolojisine binen zorluğun, şimdiye kadar uzun mesafeli telekomünikasyon ağları için ayrılmış olan geleneksel fiber optik bağlantıların önümüzdeki yıllarda bulut veri merkezlerinin içine yerleştirilmeye başlayacağı anlamına geldiğini söyledi.

Dünyanın en hızlı ticari treni 2025’te raylarda

0

Çin’in yakın zamanda yüksek hızlı tren CR450’nin deneme seferini gerçekleştirdiği anlaşılıyor. Dünyanın en hızlı ticari treni olması beklenen CR450’nin 2025 yılında faaliyete geçmesi bekleniyor. 450km/s deneme hızına sahip olan trenin, Tianjin’den Pekin’e deneme seferi yaptığı bildirildi.

Kasım ayında sosyal medyada yayınlanan bir dizi video, kaldırılmadan önce treni gösteriyordu. Tren yandan bakıldığında bir oka benziyor. Şık, mermi şeklindeki burnu hafif açılı konturlara sahipken, kokpitte dekoratif solunum ışıkları var. Geçtiğimiz ay sızdırılmış gibi görünen test videosunda CR450AF-0001 olarak işaretlenmiş bir tren yer alırken, son görüntülerde seri numarası beyaz bantla kapatılmış sekiz vagonlu bir CR450 görülüyor, SCMP bildirdi.

Dünyanın en hızlı ticari treni

Çin’in en son tasarlanan yüksek hızlı tren modeli olan CR450 hızlı tren, ticari sefer sırasında saatte 248 mil (400 kilometre) hızla çalışabilecek. Yeni model, şu anda hizmette olan ve saatte 350 kilometre hızla çalışan CR400 Fuxing yüksek hızlı trenlerinden önemli ölçüde daha hızlı.

China Railway’e göre CR450, CR400 ile karşılaştırıldığında %12 daha hafif, %20 daha az enerji tüketiyor ve %20 daha iyi bir fren performansına sahip. CR450 inovasyon projesi ayrıca yüksek hızlı demiryolları, köprüler ve tüneller de dahil olmak üzere altyapıda teknolojik inovasyonu da içeriyor.

Çin, insanların rahat ve konforlu seyahat için artan talebini karşılamak amacıyla dünyanın en büyük yüksek hızlı demiryolları ağını inşa ettiğini iddia ediyor. Yüksek hızlı demiryolları ağının toplam operasyonel uzunluğu, Nisan 2024’e kadar mevcut verilere göre, ülke çapında 31 il düzeyinde bölgede faaliyet gösteren Fuxing yüksek hızlı trenleriyle 27.961 mili (45.000 kilometre) aştı.

Geçtiğimiz ayın sızdırılmış gibi görünen test videosunda CR450AF-0001 olarak işaretlenmiş bir tren yer alırken, son görüntülerde seri numarası beyaz bantla kapatılmış sekiz vagonlu bir CR450 görülüyor.

Eylül ayında açıklanan ayrıntılara göre, Çin’in demir yolu ağı tek bir günde 10 milyondan fazla yolcu taşıyor ve bu da onu küresel olarak en yoğun demir yolu sistemi yapıyor. Bu hareketli hizmetler Çin’in canlılığını gösteriyor, demir yolu ağı ülke genelindeki şehirlerin yüzde 99’una ulaşıyor ve her biri 200.000’den fazla nüfusa sahipken, yüksek hızlı demir yolu ağı şehirlerin yüzde 96’sını kapsıyor ve her biri 500.000’i aşan nüfusa sahip.

Solarçatı ve Securitas’tan güneş enerji santralleri için insansız güvenlik

0

Türkiye’nin yenilenebilir enerji ve güvenlik sektörlerindeki iki öncü şirketi, arazi tipi güneş enerji santrallerinde yeni bir dönem başlatan iş birliğine imza attı. Güneş enerji sistemleri sağlayıcısı Solarçatı ile güvenlik sektörünün lideri Securitas Güvenlik, sürdürülebilir enerji üretimi ve gelişmiş güvenlik çözümleri sunmak için güçlerini birleştirdi. Bu ortaklık sayesinde arazi tipi güneş enerji santrallerinde hem işletme bakım hizmetleri hem de ileri teknolojiye dayalı insansız güvenlik sistemleri bir araya getirildi.

İş birliği kapsamında Solarçatı, güneş enerji santrallerinin tasarımından kurulumuna ve işletmesine kadar tüm süreçleri üstleniyor. Aynı zamanda, santrallerin uzun vadede yüksek verimlilikle çalışmasını sağlamak için işletme bakım hizmetleri sağlanıyor. Securitas Güvenlik ise yapay zekâ destekli analiz sistemleri ve uzaktan alarm izleme gibi ileri güvenlik teknolojileriyle bu santralleri insansız bir güvenlik ağıyla koruma altına alıyor.

Bu çözümler, enerji üretim tesislerinin güvenliğini artırıyor ve aynı zamanda sürdürülebilir enerji üretimi için ideal bir altyapı sunuyor. Uzaktan izleme ve yapay zekâ destekli analizler, olası tehditlerin önceden tespit edilmesini sağlıyor ve enerji üretiminde kesintilerin önüne geçiyor.

Solarçatı Genel Müdür Yardımcısı Murat Karagözoğlu, iş birliğiyle ilgili yaptığı açıklamada, “Arazi tipi güneş enerji santrallerimizi Securitas’ın ileri teknoloji güvenlik çözümleriyle buluşturduk. İşletme bakım hizmetlerimize güvenliği de ekleyerek müşterilerimize komple bir çözüm sunduk,” dedi.

Securitas Türkiye Enerji Segment Lideri Ünsal Kutaruk ise, “Gelişen teknolojiyi enerji sektörüyle buluşturduk. Solarçatı ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği, insansız güvenlik sistemleriyle korunan enerji santrallerinin öncü modeli oldu,” şeklinde konuştu.

Solarçatı ve Securitas, bu iş birliğiyle Türkiye’de bir ilki gerçekleştirdi. Arazi tipi güneş enerji santralleri için tasarlanan bu model, hem güvenlik hem de enerji verimliliği açısından sektörde standartları yeniden tanımladı. Yenilenebilir enerji kaynakları, bu projeler sayesinde daha güvenli ve sürdürülebilir bir şekilde kullanılmaya başlandı.

DEARSAN’dan TSK’ya yeni savaş gemileri!

0

Türkiye’nin savunma sanayii alanındaki iddialı projelerine bir yenisi daha eklendi. Aziz Yıldırım’ın sahibi olduğu DEARSAN Tersanesi, uzun yıllardır yurt dışına gerçekleştirdiği savaş gemisi üretimiyle biliniyordu.

NATO standartlarına uygun ve oldukça kapsamlı gemiler üreten DEARSAN, Ocak 2024 itibarıyla Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ile de iş birliğine başladı. Bu yeni dönemde DEARSAN, TSK için 4 adet Hisar sınıfı açık deniz karakol gemisi ve bir Yeni Nesil Mayın Avlama Gemisi inşa edecek. Projelerin detayları haberimizde…

Hisar Sınıfı Açık Deniz Karakol Gemileri

Daha önce MİLGEM projesi kapsamında üretimi yapılan Hisar sınıfı gemiler, birçok yerli teknoloji ve silah sistemiyle geliyor. ASELSAN üretimi 25mm STOP ve KIRLANGIÇ gibi sistemler, ASELSAN LPI RADAR/Alper ile yüksek yerlilik sağlıyor. Hisar sınıfının genel özellikleri de şu şekilde:

  • Deplasman: 2.300 ton
  • Uzunluk: 99,56 metre
  • Hız: Azami 24 knot
  • Menzil: 4.500 deniz mili
  • Dayanıklılık: 21 gün
  • Silah Sistemleri:
    • 76mm MKE Deniz Topu
    • ASELSAN GÖKDENİZ Yakın Hava Savunma Sistemi
    • 8 adet HİSAR Hava Savunma Füzesi
    • 8 adet ATMACA Gemisavar Füzesi
    • 4 adet UMTAS Füze Sistemi
    • 2 adet DSH Roketi
    • ASELSAN STAMP makineli tüfekler
  • Havacılık Kapasitesi: 10 tonluk helikopter ve İHA platformu

Yeni Nesil Mayın Avlama Gemisi

DEARSAN’ın diğer önemli projesi ise Yeni Nesil Mayın Avlama Gemisi. Gelişmiş insansız suüstü ve sualtı araçlarıyla gelen bu gemi özellikle mayın tespiti ve imhasında kritik bir rol üstleniyor. Geminin özellikleri ise şöyle:

  • Görevler:
    • Deniz tabanı ve demirli mayınları tespit, tanımlama ve imha
    • Uzaktan kumandalı su altı aracı ile operasyonlar
    • Dalgıç operasyonları
    • Gözetim ve istihbarat
    • Boru hatlarının ve deniz yatağının incelenmesi
  • Teknik Detaylar:
    • Tam Boy: 55.30 metre
    • Genişlik: 9.75 metre
    • Deplasman: 650 ton
    • Hız: Maksimum 14 knot
    • Seyir Siası: 1.500 deniz mili
    • Malzeme: Non-manyetik çelik
    • Personel Kapasitesi: 43 kişi
  • Silah Sistemleri:
    • 25mm Uzaktan Komutalı Stabilize Makineli Tüfek
    • 2 adet 12.7mm Uzaktan Komutalı Stabilize Makineli Tüfek

Görev Kapsamı: Hisar ve Yeni Nesil Gemiler

Hisar sınıfı gemiler ve Mayın Avlama Gemisi, hem birincil hem de ikincil görevlerle geniş bir operasyonel kapasite sunuyor. DEARSAN tarafından açıklanan görevler arasında anti-yüzey, anti-denizaltı ve anti-hava harbi gibi kritik operasyonlar yer alıyor. Ayrıca gözetim istihbarat toplama ve asimetrik savaş gibi ikincil görevler de bulunuyor.

DEARSAN’ın TSK ile başlattığı bu iş birliği, Türk savunma sanayiinin yerli ve milli teknolojilerle büyümesine büyük katkı sağlayacak. Hem Hisar sınıfı gemiler hem de Mayın Avlama Gemisi yüksek teknoloji ve yerli sensörlerle gelecek ve bölgesel güvenlikte önemli bir rol oynayacak.

Bluesky, yeni özelliğiyle gündem takibini kolaylaştırdı!

0

Bluesky, kullanıcıların uzun süredir talep ettiği bir yeniliği platformuna eklediğini duyurarak dikkat çekti. Artık sosyal medya platformunda trend topic özelliği kullanılabilecek ve bu sayede gündemdeki popüler konuları takip etmek çok daha kolay hale gelecek. Daha önce Twitter’da alışkın olunan bu özellik, Bluesky kullanıcılarına da hangi konuların ön planda olduğunu gösteren bir liste sunuyor.

Bluesky, yeni özelliğiyle gündemi takibini kolaylaştırıyor

Kullanıcılar, trend konulara mobil uygulamada ekranın altındaki büyüteç simgesine dokunarak ya da web sürümünde sol kenar çubuğunda bulunan aynı simgeyi seçerek erişebiliyor.

Bluesky, yeni özelliğiyle gündemi takibini kolaylaştırıyor.
Bluesky, yeni özelliğiyle gündemi takibini kolaylaştırıyor.

Arama çubuğunun altında hem popüler konular hem de önerilen başlıklar listeleniyor. Belirli bir başlığa dokunulduğunda, o konuyla ilgili paylaşımlar görüntülenebiliyor. Ayrıca, kullanıcıların sessize aldıkları kelimeleri içeren konuların bu listelerde yer almaması, deneyimi daha kişiselleştirilmiş hale getiriyor.

Son dönemde 25 milyon kullanıcıya ulaşarak önemli bir kilometre taşı kaydeden Bluesky, büyümesine devam ediyor. Ancak, Threads ve X kadar geniş bir kullanıcı kitlesine sahip olmayan platformda henüz gönderi düzenleme, onay rozeti veya hesap gizleme gibi özellikler mevcut değil. Buna rağmen trend topic gibi yeniliklerin eklenmesi, platformun kullanıcı tabanını genişletme ve deneyimi geliştirme yönündeki çabalarının bir göstergesi olarak öne çıkıyor.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Yorumlarınızı merakla bekliyoruz.