Çip tasarımcısı Arm’ın CEO’su Rene Haas’ın, ana şirket SoftBank ‘ın uluslararası işlerinin büyük bir bölümünü yönetirken, Arm’daki mevcut görevini de sürdüreceği bildirildi. Haas’ın atanması, ABD merkezli çip üreticisi Nvidia gibi rakiplerle rekabet etmek için başlatılan SoftBank’ın yapay zeka çip stratejisi olan Izanagi Projesi’ni ilerletmeyi amaçlıyor.
Arm CEO’su Haas, SoftBank için de çalışacak
Haas’ın SoftBank Group International’daki üst düzey rolünü yansıtan bir unvan almasının beklendiği, ancak şirketin Vision Fund yatırım araçlarını veya enerji işini yönetmesinin beklenmediği de belirtiliyor. Rapora göre, SoftBank Group International’daki bu rol, Haas’ı SoftBank’ın milyarder kurucusu Masayoshi Son ile çalışan en üst düzey kişilerden biri yapacak. Bu rapor, grubun aşırı kazançlar ve Vision Fund’daki ağır kayıplar arasında gidip geldiği yılların ardından Son’un yapay zekaya giderek daha agresif yatırımlar yapmasıyla aynı zamana denk geliyor.
Son’un yapay zekaya yönelik “her şeyini ortaya koyma” hamlesi, SoftBank’ın Vision Fund 2 aracılığıyla OpenAI’ye 30 milyar dolar yatırım yapma anlaşmasını da içeriyor. Japon firması geçen yılın sonunda OpenAI’de yaklaşık %11’lik bir paya sahipti.
Geçtiğimiz ay Arm, milyarlarca dolar gelir sağlayacağını ve stratejide önemli bir değişime işaret edeceğini söylediği yeni bir yapay zeka veri merkezi çipi tanıttı. Hisse senetleri duyurudan bu yana %10’dan fazla yükseldi.
eni Lifestudio ™ projektörler, EcoTank yazıcılar ve Creative Corner platformu kullanıcılara; eğlenceden sürdürülebilir büyümeye dek potansiyellerini ortaya çıkarma olanağı sunuyor. Üç çözüm birlikte, profesyonel kalitede sonuçlar, sürükleyici deneyimler ve herkesin erişebileceği, yaratıcı çözümler sunan bir ekosistem oluşturuyor. Ekosistem Epson’un; sürdürülebilirlik, inovasyon, güvenilirlik ve özenli tasarım taahhüdünü koruyor. Yeni ürün serisi, Epson’un Shakira’yla gerçekleştirdiği iş birliğiyle de destekleniyor.
“Rakiplerimizin toplamından yüzde 21 daha fazla satış yaptık”
Epson’un 1942’de sadece dokuz çalışanla mütevazı bir saat üreticisi olarak faaliyetlerine başladığını belirten Epson META-CWA Başkanı Neil Colquhoun, “Epson, bugün teknoloji lideri olarak küresel bir üne sahip. Kuzey-Güney Amerika, Avrupa, Japonya, Asya / Okyanusya ve Türkiye’nin de dahil olduğu META-CWA bölgesinde faaliyet gösteren Epson’un 75.352 çalışanı bulunuyor. FY24 31 Mart 2025 verilerine göre, 9,2 milyar dolar ciro hacmine ulaşmış bulunuyoruz. META-CWA (Orta Doğu, Türkiye, Afrika, Orta ve Batı Asya) bölgesindeki varlığımızı güçlendirmek için de yatırım yapmaya devam ediyoruz. Bölgede; 80’den fazla ülkede faaliyet gösterirken 300’den fazla çalışanımız ve 11 ülke ofisimiz bulunuyor. Dünyanın 1 numaralı mürekkep tanklı yazıcı ve projeksiyon cihazı markası Epson olarak 2025 mali yılında yüzde 20’lik bir büyüme sağladık ve rakiplerimizin toplamından yüzde 21 daha fazla satış yaptık.” açıklamasını yaptı.
“3 yılda yüzde 97 oranında bir büyüme sağladık”
Epson META-CW Asya Ticari Operasyonlar Başkan Yardımcısı Suat Özsoy ise yaptığı açıklamada, “Gelişmekte olan pazarlarda büyümeye devam ediyoruz. Bu kapsamda; Güney Amerika, Güneydoğu Asya, Orta Doğu, Türkiye ve Afrika’daki yüksek potansiyele sahip pazarlarda faaliyet alanımızı genişletiyor, yerel iş ortaklarımızla ilişkilerimizi güçlendiriyor ve marka bilinirliğimizi artırıyoruz. Ciromuzda 3 yılda yüzde 97 oranında bir büyüme sağladık, 2026 mali yılında dolar bazında çift haneli bir büyüme hedefliyoruz. Yüksek kalitede ev eğlence deneyimi sunmak üzere tasarladığımız, yeni Lifestudio ™ projektör serimiz, kompakt tasarımlarıyla esnek ve pratik bir çözüm sunuyor. Yeni serimizin büyük ekran deneyiminin ötesinde bir yaşam tarzı sunduğunu söyleyebilirim. Lifestudio ™ serisini, kişisel yaratıcı bir laboratuvar, hayatı aydınlatmak için gereken tüm alan ve zamanın bulunabileceği bir platform olarak konumlandırıyoruz.” ifadelerine yer verdi.
“Sürdürülebilirlik, inovasyon, güvenilirlik ve özenli tasarım”
Epson Türkiye Ülke Müdürü Yalın Vanlıoğlu, “Kısa süre önce faaliyetlerine başlayan Türkiye’deki bölgesel depomuz çevikliğimizi ve hızlı yanıt verme kapasitemizi önemli ölçüde artırdı. Tesisimiz; Asya’dan Avrupa’ya demiryolu bağlantısı sağlayan bir noktada yer alması, serbest bölge yapısı ve çevreci yaklaşımıyla bizler için büyük önem taşıyor. Diğer yandan; tesisin başlıca limanlara yakınlığı karayolu taşımacılığını azaltarak karbondioksit emisyonlarının düşmesini de sağlıyor. Türkiye’nin stratejik konumu ve Asya ile Avrupa’yı birbirine bağlayan bir köprü konumunda bulunması daha verimli ve müşteri odaklı bir tedarik zinciri kurmamıza olanak tanıyor; Orta ve Batı Asya, Kuzey Afrika ve Türkiye genelinde hizmet hızımızı yükseltiyoruz. Yeni merkez, teslimat sürelerinde %35’e varan iyileşme gibi somut operasyonel faydalar sağlıyor. Tesisimiz, hedef pazarlara yakınlığı sayesinde daha kısa ve öngörülebilir teslimat döngüleri sağlayarak planlama doğruluğunu artırırken, yoldaki stoklara bağlanan sermayeyi azaltıyor ve daha fazla esneklikle satışları artırma fırsatı sunuyor. Ayrıca, genişleyen organizasyon yapımıza paralel olarak 700 metrekareden fazla bir alana yayılan Türkiye’deki yeni ofisimiz de faaliyetlerine başladı. Müşterilerimizin dinamik ihtiyaçlarına uyum sağlayan yeni teknolojiler geliştirmeye devam ediyoruz, bu kapsamda tasarladığımız kartuş gerektirmeyen, zahmetsiz bir baskı deneyimi sunan yeni EcoTank yazıcılarımızla baskı maliyetlerini %90’a varan oranlarda azaltıyor ve yüksek bir verimlilik sunuyoruz.” dedi.
Dünya çapında bir numaralı projektör markası olan Epson, yüksek kalitede bir ev eğlence deneyimi sunmak üzere tasarladığı, yeni Lifestudio ™ projektör serisini tanıttı. Lifestudio ™ taşınabilir serisi EF-61, EF-71 ve EF-72; kompakt tasarımı ve anında kurulum sağlayan AutoFocus Pro ve duvar rengine göre ayarlama özelliğiyle esnek bir çözüm sunuyor. Engel tanıma ve çerçeveye sığma özellikleriyle her yerde kolay bir kullanım sağlıyor. Taşınabilir güç kaynaklarıyla da kullanılabilen seri, Bose’un benzersiz ses sistemi ve dahili Google TV™, Netflix, Amazon Prime ve YouTube desteğiyle ile her mekânı sinemaya dönüştürüyor. Seçili modellerde oyun modunu da destekleyen seri, Epson karaoke mikrofonuyla eğlenceyi zirveye taşıyor.
Bose ses sistemine sahip, geleneksel televizyonun yerini alacak şekilde tasarlanmış seri; her eve kusursuz bir şekilde uyum sağlıyor. Lifestudio ™, 4 adet 75 inç TV boyutuna eş değer olan 150 inç’e kadar ekran boyutu, 3 LCD görüntü işleme ve 4K PRO-UHD sinematik bir görüntü sunan Lifestudio Grand LS670 ve Lifestudio Grand Plus LS970 ultra kısa mesafeli (UST) projektörlerle dikkat çekiyor.
Yüzde 20 daha az hacme sahip olan seri, yüzde 12 daha az alan kaplıyor. Renkli baskıda yüzde 20, siyah beyaz baskıda ise yüzde 5 daha hızlı bir performans sergileyen yazıcılar, bakım gerektirmeyen dayanıklı baskı kafasıyla 50.000 sayfaya kadar baskı yapabiliyor. Seri, Epson Smart Panel uygulamasıyla interaktif bir deneyim sunuyor. Epson, ayrıca esnek koruma paketleri ve abonelik seçenekleriyle 3 veya 5 yıllık uzatılmış garanti alternatifleri sunuyor.
EcoTank İş yazıcıları
Küçük ve orta ölçekli işletmeler için tasarlanan yeni EcoTank İş yazıcıları baskı maliyetlerini %90’a varan oranda azaltarak toplam maliyetleri önemli ölçüde düşürüyor. Yüksek kapasiteli yeniden doldurulabilir mürekkep tanklarına sahip olan yazıcılar, Epson “Heat-Free” teknolojisini kullanıyor. Lazer yazıcılara kıyasla enerji tüketimini %96 oranında azaltan EcoTank İş yüksek verimlilik sağlıyor. EcoTank İş serisi; hızlı baskı süreci ve kurumsal kullanıma hazır bağlantı özellikleriyle yüksek verimlilik, güvenilirlik ve çevresel duyarlılık açısından uzun vadeli bir yatırım olarak öne çıkıyor.
EcoTank Ev ve Ev Plus yazıcılar
EcoTank, Ekim 2024 itibarıyla 100 milyon adedi aşan küresel satışlarıyla dünya çapında en çok satılan mürekkep tanklı yazıcı olarak dikkat çekiyor.Modern evler için tasarlanan yeni EcoTank Ev yazıcıları ise üstün baskı kalitesini kompakt, yerden tasarruf sağlayan bir tasarımla birleştiriyor. Yazıcılar, 4 şişede 79 kartuşa eşdeğer mürekkep depolayan yüksek kapasiteli tanklara sahip. Yıllarca bakım gerektirmeyen yazıcılar, baskı maliyetlerini kartuşlu yazıcılara kıyasla %90’a kadar azaltmasına da yardımcı oluyor.
Epson’un “Heat-Free” teknolojisiyle desteklenen seri, okul ödevlerinden uzaktan çalışmaya dek güvenilir ve enerji verimliliği sağlayan bir çözüm sunuyor. Seri, Epson Smart Panel uygulaması aracılığıyla sorunsuz bir mobil kontrol deneyimi de sağlıyor.
Creative Corner’la yaratıcı fikirler hayata geçiyor
Epson Creative Corner platformu; evde, okulda ve ofiste yaratıcılığı teşvik etmek üzere tasarlanmış, 1.000’den fazla yazdırılabilir şablon sağlayan çevrimiçi bir merkez. Platform, kullanıcılara farklı durum ve ihtiyaçlar için indirilebilir şablonlar sunuyor. İngilizce, Fransızca, Arapça ve Türkçe dahil olmak üzere birçok dilde destek veren platform, yaratıcı fikirlerin hayata geçirilmesine yardımcı oluyor.
Huawei ICT Day 2026, iş dünyasının farklı alanlarından paydaşları aynı platformda buluşturarak sektörlerin teknoloji odaklı dönüşümünü çok yönlü biçimde ele aldı. Etkinlikte; üretim, finans, eğitim, perakende ve sağlık gibi alanlara özel oturumlar düzenlenirken, dijitalleşmenin kurumların iş yapış biçimleri üzerindeki etkisi de kapsamlı şekilde değerlendirildi.
Yapay zekâ destekli çözümler, veri altyapılarının stratejik rolü, bulut teknolojilerinin sunduğu imkânlar ve sürdürülebilir teknoloji yatırımları gün boyunca öne çıkan başlıklar arasında yer aldı. Katılımcılar hem küresel teknoloji trendlerine ilişkin görüşleri dinledi hem de sektör liderleriyle doğrudan temas kurdu.
Huawei ICT Day 2026 Dolu Dolu Geçti
Huawei Türkiye Operatör İş Grubu CTO’su Atahan Altuntaş, katılımcılara seslenirken şunları söyledi: “Kurumlar için yapay zekâ artık sadece teknolojiye uyum sağlama süreci değil, geleceğe hazırlanmanın temel unsurlarından biri olarak öne çıkıyor. Yapay zekâ çağında farkı yaratan yalnızca modeller değil, onları ölçekli ve verimli şekilde çalıştırabilecek altyapıdır. Huawei olarak Atlas ve TaiShan platformlarımızla kurumların yapay zekâ dönüşümünü hızlandıran güçlü bir bilişim temeli sunuyoruz. Huawei ICT Day programımızda, farklı sektörlerin ihtiyaçlarını ve dönüşüm alanlarını birlikte değerlendirme fırsatı bulduk. Huawei olarak Türkiye’de dijital dönüşümü destekleyen iş birliklerine katkı sunmayı sürdüreceğiz” dedi.
Etkinlik programı kapsamında ana oturumlarda, kamunun dijital dönüşüm perspektifi, yapay zekânın endüstriler üzerindeki etkisi, veri çağında kurumların dönüşümü, 5G ile akıllı endüstriler ve Huawei’nin yapay zekâ vizyonu ele alındı.
Günün ikinci bölümünde düzenlenen paralel oturumlarda ise ekosistem iş ortakları, üretim ve perakende, finans, eğitim ve sağlık başlıklarında sektöre özel oturumlar gerçekleştirildi; senaryo bazlı çözümler, müşteri başarı hikâyeleri, iş ortaklarının deneyimleri ve farklı sektörlere yönelik uygulama örnekleri katılımcılarla paylaşıldı.
Farklı sektörlerden temsilcileri bir araya getiren Huawei ICT Day 2026 kapsamında kurumların teknoloji yatırımlarında öne çıkan başlıklar ve dönüşüm alanları çok yönlü biçimde ele alındı. 2026 yılına ait yeni ortaklık politikası, ekosistem ortaklarıyla paylaşıldı.
Gün boyunca gerçekleştirilen oturumlarda paylaşılan görüşler ve örnekler, iş dünyasının değişen ihtiyaçlarına dair kapsamlı bir çerçeve sundu.Ayrıca zirve kapsamında özel bir ödül töreni gerçekleştirilerek 2025 yılının en başarılı ortaklarına ödüller verildi.
Federal İletişim Komisyonu (FCC) yaptığı açıklamada, Çin’deki tüm laboratuvarların ABD’de kullanılacak akıllı telefonlar, kameralar ve bilgisayarlar gibi elektronik cihazları test etmesini yasaklayan bir öneriyi bu ay oylayacağını ve böylece Pekin’i hedef alan önceki bir eylemi genişleteceğini belirtti.
Elektronik cihaz testleri için yeni düzenleme gelebilir
FCC, geçen yıl Çin hükümetine ait veya onun kontrolündeki laboratuvarlar tarafından ABD elektronik cihazlarının test edilmesini yasaklamış ve bu da 23 laboratuvarın yasaklanmasına yol açmıştı. Ancak ajans, Çin merkezli test laboratuvarlarının büyük çoğunluğunun hala ABD elektronik cihazlarını test ettiğini söyledi.
FCC, tüm elektronik cihazların yaklaşık %75’inin Çin’deki laboratuvarlarda test edildiğini belirtiyor. FCC, kamuoyunun görüşlerini dikkate almadan ve yasağı kesinleştirmeden önce, öneriyi 30 Nisan’da oylayacak. FCC, tüm Çin testlerini yasaklamak için nihai bir oylama yapmadan önce, ABD laboratuvarlarında veya ulusal güvenlik riski oluşturmayan ülkelerdeki laboratuvarlarda test edilen cihazlar için basitleştirilmiş bir onay sürecini benimsemek için ayrı bir oylama yapacağını söyledi. Bu, Washington’un teknoloji ve ekipman konularında Çin’e karşı attığı son adım oldu.
FCC, daha önce 2022’de yeni modellerin onayını yasakladıktan sonra, bir grup üreticiden Çin ekipmanının ithalatını yasaklamayı önerdi. FCC, 2021’de Huawei, ZTE, Hikvision ve Dahua tarafından üretilen telekomünikasyon ve video gözetim ekipmanlarını, ABD ulusal güvenliğine risk oluşturan şirketlerin “kapsanan listesine” eklemişti. FCC, 2022 kararından önce ABD’de satış için onaylanan listedeki Çinli firmalardan ekipman ithalatını yasaklamayı önerdiğini söyledi.
Hikvision, FCC’nin önceki yasal yetkilendirmeleri geriye dönük olarak kaldırma girişimine karşı olduğunu belirtti. Aralık ayında FCC, tüm yeni Çin dron modellerinin ithalatını yasakladı ve geçen ay da Çin yapımı tüketici yönlendiricilerinin (bilgisayarları, telefonları ve akıllı cihazları internete bağlayan kutular) yeni modellerinin ithalatını yasakladı. FCC daha önce bazı Çinli şirketlerin ulusal güvenlik gerekçeleriyle ABD’de telekomünikasyon hizmeti vermesini yasaklamıştı.
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Kongre’nin dijital varlıklar için federal kurallar oluşturacak bir yasa tasarısını geçirmesi gerektiğini söyledi. Kripto para geliştirme ve yatırımlarının ABD’de kalmasını sağlayacak kurallar için yaptığı baskıyı yineledi. Bessent, “Açıklık Yasası” olarak adlandırılan bir kripto piyasa yapısı yasa tasarısının geçirilmesini istedi.
Bessent kripto para yasası konusunda ısrarcı
Wall Street Journal’da yayınlanan bir makalede Bessent, “Dijital varlık piyasaları için düzenleyici çerçeve belirsizdir” dedi ve bu belirsizliğin öngörülebilir sonuçları olduğunu ekledi. Bessent: “Kripto geliştirmenin giderek artan bir kısmı, Abu Dabi ve Singapur gibi net kurallara sahip yerlere taşındı. Yurtdışında firmalar ne zaman ve nasıl kayıt olacaklarını, hangi standartları karşılayacaklarını ve nasıl faaliyet göstereceklerini biliyorlardı. ABD’de yerleşik olmanın faydaları nadiren risklerden daha ağır basıyordu” dedi.
Açıklık Yasası, yıllarca süren kripto endüstrisi lobiciliğinin doruk noktası olarak, dijital varlıklar için federal kurallar oluşturmayı amaçlıyor. Kripto şirketleri uzun zamandır mevcut kuralların dijital varlıklar için yetersiz olduğunu ve şirketlerin ABD’de yasal güvenceyle faaliyet göstermeye devam edebilmesi için yasal düzenlemenin şart olduğunu savunuyor.
Kripto piyasa yapısı mevzuatı, bankacılık ve kripto para sektörü arasında, tasarının stablecoin’ler üzerinden ödenen faiz ve diğer ödülleri nasıl ele aldığı konusunda aylardır süren bir çatışma nedeniyle gecikti. Bankalar, tasarıda bu uygulamayı yasaklayan bir madde eklenmesi için baskı yapıyor. Temsilciler Meclisi, tasarının kendi versiyonunu Temmuz ayında kabul etti.
Şubat ayında Bessent, tasarının büyük bir oynaklık döneminde “piyasaya büyük bir rahatlık” sağlayacağını belirterek, kripto para şirketlerinin yasayı engellemeye çalıştığını ancak yasayı geçirmek isteyen iki partili bir grup milletvekilinin olduğunu ekledi.
Meta Platforms, geçen yıl yapay zeka yarışında rakiplerine yetişmek için kurduğu pahalı ekibin ilk yapay zeka modeli olan Muse Spark’ı tanıttı. Şirketin hisseleri, yaklaşık %7’lik bir artışla işlem görerek kazançlarını genişletti.
ABD teknoloji devleri, devasa yapay zeka yatırımlarının karşılığını vereceğini kanıtlamak için baskı altında. Özellikle Meta için riskler çok yüksek; şirket geçen yıl Scale AI CEO’su Alex Wang’ı 14.3 milyar dolarlık bir anlaşmayla işe aldı ve yeni bir süper zeka ekibi kurmak için bazı mühendislere yüz milyonlarca dolarlık maaş paketleri sundu. Bu, geçen yılın başlarında Llama 4 modelleriyle hayal kırıklığı yaratan bir performansın ardından yapay zeka dünyasının en üst sıralarına geri dönme çabasıydı.
Meta yapay zeka ekibi Muse Spark’ı tamamladı
Süper zeka, insanlardan daha zeki olabilen yapay zeka makinelerini ifade eder. Muse Spark, şirket içinde Avocado olarak bilinen bu ekibin yeni bir model serisinin ilkidir. Şirketin yaklaşık bir yıldır piyasaya sürdüğü ilk model olan Muse Spark, başlangıçta yalnızca az kullanılan Meta AI uygulaması ve web sitesinde mevcut olacak. Şirket, önümüzdeki haftalarda WhatsApp, Instagram, Facebook ve Meta’nın akıllı gözlük koleksiyonundaki sohbet botlarına güç veren mevcut Llama modellerinin yerini alacağını söyledi.
Meta, bir yapay zeka sisteminin işlem gücünü rakipleriyle karşılaştırmak için genellikle kullanılan önemli bir ölçüt olan Muse Spark’ın boyutunu açıklamadı. Ayrıca, Llama modellerinin önceki açık sürümlerinden farklı olarak, Muse Spark’ın yalnızca “özel bir önizlemesini” isimsiz ortaklarla paylaştı.
Şirket bir blog yazısında: “Bu ilk model, tasarım gereği küçük ve hızlıdır, ancak bilim, matematik ve sağlık alanlarındaki karmaşık soruları çözebilecek kadar yeteneklidir. Güçlü bir temeldir ve bir sonraki nesil zaten geliştirme aşamasındadır” dedi. Muse Spark’ın performansına ilişkin bağımsız değerlendirmeler, dil ve görsel anlama gibi bazı alanlarda pazar liderleri Google, OpenAI ve Anthropic’in en iyi modellerine yetiştiğini ancak kodlama ve soyut akıl yürütme gibi diğer alanlarda geride kaldığını gösterdi.
Model, değerlendirme firması Artificial Analysis tarafından derlenen geniş bir yapay zeka testleri endeksinde dördüncü sırada yer aldı. Meta CEO’su Mark Zuckerberg, Ocak ayında yatırımcılara yaptığı açıklamada, ekibin ilk modellerinin “iyi olacağını ancak daha da önemlisi, içinde bulunduğumuz hızlı ivmeyi göstereceğini” söyleyerek, ilk performans beklentilerini düşürmüştü.
Washington, D.C.’deki bir federal temyiz mahkemesi, yapay zeka şirketi Anthropic’in Pentagon tarafından ulusal güvenlik kara listesine alınmasını engellemeyi reddetti. Bu, Trump yönetimi için bir zafer anlamına geliyor ve Anthropic’in ayrı bir hukuki itirazında başka bir temyiz mahkemesinin tam tersi sonuca varmasının ardından geldi.
Popüler Claude yapay zeka asistanının geliştiricisi Anthropic, Savunma Bakanı Pete Hegseth’in, ürünlerindeki belirli kullanım kısıtlamalarını kaldırmayı reddetmesi nedeniyle şirketi ulusal güvenlik tedarik zinciri riski olarak nitelendirerek yetkisini aştığını iddia ediyor. Bu etiket, Anthropic’in Pentagon sözleşmelerinden men edilmesine ve hükümet genelinde kara listeye alınmasına yol açabilir.
Anthropic kara listede
Anthropic yöneticileri, bu nitelendirmenin şirkete milyarlarca dolarlık iş kaybına ve itibar zedelenmesine mal olabileceğini söyledi. ABD Columbia Bölgesi Temyiz Mahkemesi’nin bir heyeti, dava sonuçlanana kadar nitelendirmenin durdurulması yönündeki Anthropic’in talebini reddetti. Karar nihai bir karar değil.
Kararın ardından yapılan açıklamada, Anthropic sözcüsü, şirketin mahkemenin nihayetinde tedarik zinciri risk sınıflandırmasının yasa dışı olduğuna karar vereceğinden emin olduğunu söyledi. Başsavcı Vekili Todd Blanche, Çarşamba günü sosyal medyada yaptığı bir paylaşımda kararı askeri hazırlık için bir zafer olarak nitelendirdi.
Blanche, Trump’ın Savunma Bakanlığı için kullandığı yeni ismi kullanarak, “Askeri yetki ve operasyonel kontrol, bir teknoloji şirketine değil, Başkomutan ve Savaş Bakanlığı’na aittir” dedi. Dava, Anthropic’in Hegseth’in emsalsiz hamlesi üzerine açtığı iki davadan biri. Bu hamle, Anthropic’in güvenlik ve etik kaygıları nedeniyle ABD gözetimi veya otonom silahlar için yapay zeka sohbet robotu Claude’un kullanılmasına izin vermeyi reddetmesinin ardından geldi.
Hegseth, Anthropic’i iki farklı yasa kapsamında suç kapsamına alan emirler verdi ve Anthropic bunların her birine ayrı ayrı itiraz ediyor. Kaliforniya’daki bir federal yargıç, 26 Mart’ta emirlerden birini bloke ederek, Pentagon’un Anthropic’e yapay zeka güvenliği hakkındaki görüşleri nedeniyle yasa dışı bir şekilde misilleme yapmış gibi göründüğünü söyledi.
Anthropic’in bu şekilde nitelendirilmesi, ABD’li bir şirketin, askeri sistemleri düşman sabotajından veya sızmasından korumayı amaçlayan belirsiz hükümet tedarik yasaları kapsamında tedarik zinciri riski olarak kamuoyuna açık bir şekilde nitelendirildiği ilk örnekti.
BTG Pactual’ın fonlarıyla desteklenen Tecto Data Centers, Latin Amerika’nın 1 numaralı ekonomisi olan Brezilya’da yeni veri merkezleri dalgasına katkıda bulunmak amacıyla, 2028 yılına kadar 2 milyar dolarlık yatırım yapmayı planlıyor. Bu yatırımlar arasında Brezilya’da beş veri merkezinin inşası da yer alıyor.
Tecto Brezilya veri merkezi için 2 milyar dolar ayırdı
Brezilya, ucuz ve bol yenilenebilir enerji ve su kaynaklarını kullanarak ABD firmalarından ve Çin’in TikTok’undan büyük yatırımlar çekmek suretiyle kendisini büyük ölçekli veri merkezleri için küresel bir merkez olarak konumlandırmaya çalışıyor. Hükümet Redata adlı vergi teşvik programını yeniden canlandırmak için çabalarken, Tecto Baş Gelir Sorumlusu Tito Costa, teşviklerin şirketin yatırım planları için faydalı olacağını ancak şart olmadığını söyledi.
Costa, Tecto’nun iş planının bir parçasının Brezilya’nın henüz keşfedilmemiş bölgelerinde kurumsal hizmetler sunmak olduğunu belirtti. Costa: “Günümüzde şirketler, en üst düzey hizmetlere erişmek için genellikle ülkenin ana veri merkezi merkezleri olan Sao Paulo veya Rio de Janeiro’ya gitmek zorunda kalıyorlar. Bunu çok iyi bir fırsat olarak görüyoruz. Bu da Sao Paulo dışındaki bu yatırımların bir kısmını haklı çıkarmaya yardımcı oluyor” dedi.
Şirket, güneydeki Porto Alegre şehrinde 20 megawatt kapasiteli bir veri merkezi ve Sao Paulo metropol bölgesindeki Santana do Parnaiba’da 200 MW’lık bir tesis planlıyor. Bu yeni veri merkezleri, duyurulacak üç veri merkeziyle birlikte, Rio de Janeiro’dan Brezilya’nın kuzeydoğusundaki Fortaleza’ya ve Kolombiya kıyısındaki Barranquilla’ya kadar uzanan lokasyonlarda faaliyet gösteren yedi veri merkezinden oluşan portföye katılacak.
Bu yatırımlar, Tecto’nun geçen yıl BTG’nin fonlarıyla desteklenen ve 26.000 kilometre denizaltı kablosu ile 450.000 kilometre kara ağını işleten kardeş şirket V.Tal’dan ayrılmasının ardından geldi.
Milyarder yatırımcı Bill Ackman’ın Pershing Square şirketi, Universal Music Group’u 64 milyar dolarlık bir anlaşmayla devralmayı teklif etti. Bu, Ackman’ın müzik şirketi devi için yaklaşık beş yıldır sürdürdüğü arayışındaki son gelişme oldu.
Pershing Square şirketi Universal Music Group ile birleşmek için görüşmeler yapıyor
Pershing Square, Universal Music’i hisse başına yaklaşık 30,40 euro değerinde (son kapanış fiyatı olan 17,10 euro’ya göre %78 prim) nakit ve hisse senedi teklifiyle 55,75 milyar euro (64,31 milyar dolar) değerinde bir anlaşma sunuyor. Taylor Swift, Billie Eilish ve Kendrick Lamar gibi uluslararası süperstarların arkasındaki şirket olan Universal Music Group’un, listelemesini Amsterdam’dan New York’a taşıması bekleniyor; bu da endeks fonları da dahil olmak üzere daha fazla yatırımcının şirkete sahip olmasının önünü açacak ve nihayetinde daha güçlü kazançlara ve daha yüksek bir değerlemeye yol açacaktır.
Universal Music, Pershing Square’den gelen, bağlayıcı olmayan ve istenmeyen teklifi aldığını ve yönetim kurulunun danışmanlarıyla birlikte inceleyeceğini belirten bir açıklama yayınladı. Universal, açıklamasında: “Yönetim Kurulu, UMG’nin stratejisine ve Sir Lucian Grainge ile şirketin yönetim ekibinin liderliğine tam güven duymaktadır” dedi ve yönetim kurulu incelemesini tamamlayana kadar teklif hakkında daha fazla yorum yapmayacağını ekledi.
Dünyanın en konuşkan yatırımcılarından biri olan ve Amerikan şirketlerini değişiklikleri benimsemeye zorlayarak ününü ve servetini pekiştiren aktivist yatırımcı Ackman için bu, yatırımcılar ve sektör analistlerine göre çok daha dostane bir yaklaşım. Müzik endüstrisi gelişirken bile Universal Music Group’un hisse senedi fiyatı geride kaldı ve Ackman bu önerilen anlaşmayla bunu düzeltmeyi taahhüt ediyor.
Bir telekonferans görüşmesinde mali detayları açıklayan Ackman, işlemin şirketin sektörde baskın oyuncu olmaya devam etmesini engellemeyeceğini, ancak Universal’ın “gerçekten hiçbir zaman özel bir şirket gibi işletilmekten kurtulamadığını” söyledi. Ackman’ın Universal Music Group yönetim kuruluna yazdığı mektup, zaman zaman başkan ve CEO olan Grainge liderliğindeki mevcut yönetimi öven, zaman zaman da şirketin “yeterince kullanılmayan bilançosunu” ve Spotify Technology’ye yaptığı 2.7 milyar avroluk yatırımın yönetimini eleştiren karışık bir tondaydı.
Yunanistan Başbakanı Kyriakos Mitsotakis yaptığı açıklamada, artan kaygı, uyku sorunları ve çevrimiçi platformların bağımlılık yapıcı yapısı nedeniyle 15 yaşın altındaki çocukların sosyal medyaya erişiminin 1 Ocak 2027’den itibaren yasaklanacağını söyledi.
Yunanistan sosyal medya yasağı için detayları paylaştı
Gençlere hitaben yaptığı video mesajında Mitsotakis, çocukların ekran karşısında uzun saatler geçirmesinin zihinlerinin dinlenmesine izin vermediğini ve sürekli karşılaştırma ve çevrimiçi yorumlardan kaynaklanan artan baskıyla karşı karşıya kaldıklarını belirtti. Yunanistan Başbakanı, çocuklarının iyi uyumadığını, kolayca kaygılandığını ve telefonlarında uzun saatler geçirdiğini bildiren birçok ebeveynle görüştüğünü söyledi.
Şubat ayında yayınlanan ALCO tarafından yapılan bir kamuoyu araştırması, ankete katılanların yaklaşık %80’inin yasağı onayladığını gösterdi. Yunan hükümeti zaten okullarda cep telefonlarını yasakladı ve gençlerin ekran sürelerini sınırlamak için ebeveyn kontrol platformları kurdu.
Mitsotakis: “Yunanistan, bu tür bir girişimde bulunan ilk ülkeler arasında olacak. Ancak bunun son olmayacağından eminim. Amacımız Avrupa Birliği’ni de bu yöne doğru itmektir” dedi.
Avustralya, Aralık ayında 16 yaşın altındaki çocuklar için sosyal medyayı yasaklayan dünyanın ilk ülkesi oldu ve TikTok, Alphabet’in YouTube’u ve Meta’nın Instagram ve Facebook’u da dahil olmak üzere platformlara erişimi engelledi. Meta, Snapchat ve TikTok, Avustralya’nın yasağının gençleri koruyamayacağına inanmaya devam ettiklerini ancak buna uyacaklarını söylediler.
Diğer ülkeler de sosyal medya kurallarını sıkılaştırıyor. Birleşik Krallık, Malezya, Fransa, Danimarka ve Polonya ya bir yasağı düşünüyor ya da yasalaştırma sürecinde. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’e ayrı bir mektup yazan Mitsotakis, ulusal önlemlerin tek başına çocukları internet bağımlılığından korumak için yeterli olmayacağını savunarak, Avrupa Birliği’nin koordineli bir şekilde hareket etmesi çağrısında bulundu.
Mektubunda, AB genelinde 15 yaşını “dijital reşitlik çağı” olarak belirlemeyi, tüm platformlar için yaş doğrulamasını ve düzenli yeniden doğrulamayı zorunlu kılmayı ve uyumlu bir yaptırım ve ceza çerçevesi oluşturmayı önerdi ve bloğu 2026 yılı sonuna kadar birleşik bir sistem kurmaya çağırdı.
Güneydoğu Asya’nın önde gelen araç çağırma ve teslimat firması Grab, yapay zeka destekli ürün ve hizmetlerin, İran’daki savaşın ardından ortaya çıkan uygun fiyatlılık ve artan yakıt maliyetleri gibi zorlukların üstesinden gelmesine ve büyümesini sağlamasına yardımcı olacağına inanıyor.
Grab yapay zeka ile artan maliyetleri optimize etmek istiyor
Singapur merkezli şirket, bu yılın başlarında Delivery Hero’nun Tayvan’daki Foodpanda teslimat işini satın alarak ilk kez Güneydoğu Asya dışına açılmıştı. Ancak şirket, 2026 mali yılı gelir tahminini Wall Street beklentilerinin altında tutarak, İran savaşı öncesinde bile tüketicilerin ekonomik belirsizlikle boğuştuğu bir dönemde, araç çağırma ve teslimat gibi temel iş kollarında daha yavaş bir ivme yakaladığını işaret etti.
Tan, Jakarta’da yeni ürünlerin lansmanı için düzenlenen bir şirket etkinliğinin ardından verdiği röportajda: “Belki de cesur diyebilirsiniz, ancak yapay zeka destekli ürün stratejimize çok inanıyoruz ve bu da karşılığını veriyor. Bunu sonuçlarımızda gördük ve büyümeye devam ettiğini görüyoruz. Gerçek şu ki, yakıt maliyeti durumu herkes için geçerli. Bizim gibi şirketler bunu, müşterilerimizin cüzdanlarına daha da duyarlı olmanın bir yoluna nasıl dönüştürebilir?” dedi.
Grab, kuruluşundan 14 yıl sonra Şubat ayında ilk kez yıllık net karını açıklasa da, Nasdaq’ta işlem gören şirketin 2026 gelir ve düzeltilmiş EBITDA tahminleri Wall Street tahminlerinin altında kaldı. Hisse senedi fiyatı bu yıl şimdiye kadar yaklaşık %30 düştü.
Tan, LSEG tarafından 14,5 milyar dolarlık piyasa değeri tahmin edilen şirketin ölçeğinin, büyümeye yardımcı olacak “muazzam veriler” üretmesine olanak tanıyan önemli bir farklılaştırıcı unsur olduğunu söyledi. Tan: “Her şeyi daha uygun fiyatlı hale getirdikçe, daha fazla insan sipariş veriyor. Bu, daha önce kimsenin göstermediği ve inşa etmediği yapay zeka odaklı büyümeyi bulabileceğiniz ve geliştirebileceğiniz en iyi büyüme yoludur” dedi.
Grab’in tanıttığı 13 ürün arasında, yapay zekayı kullanarak yolcu grupları arasında ücretlerin daha hassas bir şekilde dağılımını otomatik olarak hesaplayarak müşteri ücretlerinde %40’a varan tasarruf sağlayabileceğini belirttiği bir “grup yolculuğu” özelliği de yer alıyordu.
Güney Koreli çip üreticisi SK Hynix’in hisseleri, rakibi Samsung Electronics’in piyasa beklentilerini aşan çeyreklik kazançlarının ardından yükselişe geçti ve SK Hynix’in sonuçlarına ilişkin beklentileri artırdı.
SK Hynix hisseleri %15’lik yükseliş gösterdi
Samsung Electronics, yapay zeka altyapısına yönelik artan talebin arzı zorlaması ve çip fiyatlarını yükseltmesi nedeniyle ilk çeyrek faaliyet karının analist tahminlerini aşarak sekiz kattan fazla artacağını öngördü.
Korea Investment & Securities hem DRAM hem de NAND çiplerinin beklenenden daha güçlü fiyat artışları nedeniyle SK Hynix’in tüm yıl faaliyet karı tahminini %28 artırarak 216 trilyon won’a (146.55 milyar dolar) yükseltti; bu da 2025 yılına göre dört kattan fazla bir artış anlamına geliyor.
SK Hynix hisseleri %15 artışla 1.050.000 won (712.20 $) seviyesinde işlem gördü ve Samsung’un %8,7’lik kazancını ve genel piyasanın %7’lik yükselişini geride bıraktı. Dünyanın Samsung Electronics’ten sonraki en büyük ikinci bellek çip üreticisi olan SK Hynix, Ocak-Mart dönemi kazançlarını bu ayın sonlarında açıklayacak.
Yunanistan Başbakanı Kyriakos Mitsotakis yaptığı açıklamada, artan kaygı, uyku sorunları ve çevrimiçi platformların bağımlılık yapıcı yapısı nedeniyle 15 yaşın altındaki çocukların sosyal medyaya erişiminin 1 Ocak 2027’den itibaren yasaklanacağını söyledi.
Yunanistan sosyal medya yasağı için detayları paylaştı
Gençlere hitaben yaptığı video mesajında Mitsotakis, çocukların ekran karşısında uzun saatler geçirmesinin zihinlerinin dinlenmesine izin vermediğini ve sürekli karşılaştırma ve çevrimiçi yorumlardan kaynaklanan artan baskıyla karşı karşıya kaldıklarını belirtti. Yunanistan Başbakanı, çocuklarının iyi uyumadığını, kolayca kaygılandığını ve telefonlarında uzun saatler geçirdiğini bildiren birçok ebeveynle görüştüğünü söyledi.
Şubat ayında yayınlanan ALCO tarafından yapılan bir kamuoyu araştırması, ankete katılanların yaklaşık %80’inin yasağı onayladığını gösterdi. Yunan hükümeti zaten okullarda cep telefonlarını yasakladı ve gençlerin ekran sürelerini sınırlamak için ebeveyn kontrol platformları kurdu.
Mitsotakis: “Yunanistan, bu tür bir girişimde bulunan ilk ülkeler arasında olacak. Ancak bunun son olmayacağından eminim. Amacımız Avrupa Birliği’ni de bu yöne doğru itmektir” dedi.
Avustralya, Aralık ayında 16 yaşın altındaki çocuklar için sosyal medyayı yasaklayan dünyanın ilk ülkesi oldu ve TikTok, Alphabet’in YouTube’u ve Meta’nın Instagram ve Facebook’u da dahil olmak üzere platformlara erişimi engelledi. Meta, Snapchat ve TikTok, Avustralya’nın yasağının gençleri koruyamayacağına inanmaya devam ettiklerini ancak buna uyacaklarını söylediler.
Diğer ülkeler de sosyal medya kurallarını sıkılaştırıyor. Birleşik Krallık, Malezya, Fransa, Danimarka ve Polonya ya bir yasağı düşünüyor ya da yasalaştırma sürecinde. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’e ayrı bir mektup yazan Mitsotakis, ulusal önlemlerin tek başına çocukları internet bağımlılığından korumak için yeterli olmayacağını savunarak, Avrupa Birliği’nin koordineli bir şekilde hareket etmesi çağrısında bulundu.
Mektubunda, AB genelinde 15 yaşını “dijital reşitlik çağı” olarak belirlemeyi, tüm platformlar için yaş doğrulamasını ve düzenli yeniden doğrulamayı zorunlu kılmayı ve uyumlu bir yaptırım ve ceza çerçevesi oluşturmayı önerdi ve bloğu 2026 yılı sonuna kadar birleşik bir sistem kurmaya çağırdı.
Super Micro, şirketle bağlantılı üç kişinin ihracat kontrolü ihlali suçlamalarıyla ilgili olarak bağımsız bir soruşturma başlattığını açıkladı. Kaliforniya, San Jose merkezli şirket ayrıca küresel ticaret uyumluluk programının dahili bir incelemesini de başlattığını belirtti. Ürünlerin Güneydoğu Asya’da işaretsiz kutulara yeniden paketlendiği ve Çin’e kaçak olarak sokulduğu iddia ediliyor.
Super Micro ceza davası için harekete geçti
Davada sanık olarak adı geçmeyen Super Micro, suçlamalardan haberdar olduktan sonra Liaw ve Chang’ı izne ayırmış ve Sun’ın işine son vermişti. Liaw, iddianamenin ardından Mart ayında şirketin yönetim kurulundan istifa etmişti.
Bakanlık, üç kişinin en az 2.5 milyar dolarlık ABD yapay zeka teknolojisini, bunun yarım milyar dolardan fazlasının geçen yıl Nisan ve Mayıs ortası arasında sevk edildiğini iddia etti. Çin Halk Kurtuluş Ordusu ile bağlantılı iki üniversite de dahil olmak üzere dört Çin üniversitesi, geçtiğimiz yıl kısıtlı yapay zeka çiplerine sahip Super Micro sunucuları satın aldı. Reuters’ın 2024’ten itibaren yaptığı haberlere göre, Çin üniversiteleri ve araştırma enstitüleri daha önce de Super Micro ve diğer üreticiler tarafından üretilen sunucularda kısıtlı çipler edinmişti.
Super Micro, soruşturmanın iki bağımsız yönetim kurulu üyesi tarafından yürütüldüğünü söyledi: Baş Bağımsız Direktör Scott Angel ve Denetim Komitesi Başkanı Tally Liu. Bulgular, soruşturmayı yürütmek üzere Munger, Tolles & Olson hukuk firmasını görevlendiren yönetim kurulunun geri kalan bağımsız direktörlerine bildirilecek. Adli muhasebe uzmanlığı sağlamak üzere AlixPartners danışmanlık firması görevlendirildi. Bağımsız direktörler soruşturmanın tamamlanması için bir zaman vermedi.
Anthropic; Amazon.com, Microsoft ve Apple gibi büyük teknoloji şirketleriyle, ortakların yapay zeka girişiminin geliştirdiği siber güvenlik yeteneklerine sahip gelişmiş bir modeli önizlemesine olanak tanıyan bir girişim başlattığını duyurdu.
Anthropic siber güvenlik için teknoloji devleriyle çalışıyor
Anthropic, “Project Glasswing” kapsamında, seçilmiş kuruluşların, girişimin henüz piyasaya sürülmemiş ve genel amaçlı yapay zeka modeli “Claude Mythos Preview”ı savunma amaçlı siber güvenlik çalışmaları için kullanmalarına izin verileceğini belirtti. Diğer ortaklar arasında CrowdStrike, Palo Alto Networks, Google ve Nvidia yer alıyor. Bu duyuru, Anthropic’in Claude Mythos’u test ettiğini ve bunun güvenlik riskleri oluşturduğunu ve aynı zamanda gelişmiş yetenekler sunduğunu belirten geçen ayki Fortune raporunun ardından geldi ve Palo Alto Networks ve CrowdStrike gibi siber güvenlik firmalarının hisselerini sert bir şekilde düşürdü.
Bu yıl San Francisco’da düzenlenen RSA siber güvenlik konferansına da yapay zeka destekli siber saldırıların yükselişi ve geleneksel güvenlik araçlarının yeterli olup olmadığı konusu damgasını vurdu. Anthropic yayınladığı bir blog yazısında, Mythos Preview’ın işletim sistemlerinde, web tarayıcılarında ve diğer yazılımlarda “binlerce” büyük güvenlik açığı bulduğunu belirtti.
Girişim, lansman ortaklarının Mythos Preview’ı savunma güvenliği çalışmalarında kullanacağını ve Anthropic’in bulguları sektörle paylaşacağını söyledi. Anthropic ayrıca, kritik yazılım altyapısından sorumlu yaklaşık 40 ek kuruluşa erişimi genişlettiğini ve açık kaynak güvenlik gruplarına 100 milyon dolara kadar kullanım kredisi ve 4 milyon dolarlık bağış taahhüdünde bulunduğunu belirtti.
Yapay zeka girişimi, nihai hedeflerinin “kullanıcılarımızın Mythos sınıfı modelleri güvenli bir şekilde büyük ölçekte dağıtabilmeleri” olduğunu da ekledi. Girişim ayrıca, modelin yetenekleri hakkında ABD hükümetiyle devam eden görüşmelerde bulunduğunu söyledi.
Geçen yıl Anthropic, bilgisayar korsanlarının Claude AI’sindeki güvenlik açıklarından yararlanarak yaklaşık 30 küresel kuruluşa saldırdığını açıklamıştı. Dahası, IBM ve Palo Alto Networks tarafından yapılan bir araştırmada, ankete katılan 1.000 yöneticinin %67’si son bir yıl içinde yapay zeka saldırılarına maruz kaldıklarını belirtti.
Intel yaptığı açıklamada, teknoloji milyarderi Elon Musk’ın robotik ve veri merkezi hedeflerine güç verecek işlemciler üretmek üzere SpaceX ve Tesla ile birlikte Musk’ın Terafab yapay zeka çip kompleksi projesine katılacağını belirtti.
Intel insansı robotlar için iş birliğini genişletiyor
Açıklamanın ardından Intel hisseleri %2’den fazla yükseldi. Şirket ayrıca CEO Lip-Bu Tan ve Musk’ın el sıkıştığı bir fotoğraf yayınlayarak, geçen hafta sonu dünyanın en zengin adamını kampüsünde ağırladığını duyurdu. Bu açıklama, Musk’ın Tesla’nın otonom araç hedeflerine güç verecek devasa bir yapay zeka çip fabrikası kurma planlarını ortaya koymasından ve şirketin Intel ile çalışabileceğini ima etmesinden aylar sonra geldi.
Intel’in yetenekleri, şirketin sosyal medya platformu X’te yaptığı bir paylaşımda belirttiği üzere, yapay zeka ve robotikte gelecekteki gelişmeler için yılda 1 terawatt işlem gücü üretme hedefine ulaşmada Terafab’ın başarısını hızlandırmaya yardımcı olacak. Tan: “Elon’un tüm sektörleri yeniden tasarlama konusunda kanıtlanmış bir geçmişi var. Bu, bugün yarı iletken üretiminde tam olarak ihtiyaç duyulan şey. Terafab, silikon mantığının, belleğin ve paketlemenin gelecekte nasıl üretileceğinde bir adım değişikliğini temsil ediyor.” dedi.
Geçtiğimiz ay Musk, yakın zamanda sosyal medya ve yapay zeka şirketi xAI ile birleşen roket şirketi SpaceX ve Tesla’nın Teksas, Austin’deki geniş bir tesiste iki gelişmiş çip fabrikası kuracağını söylemişti. Musk, bir tesisin otomobillere ve insansı robotlara güç sağlayacağını, diğerinin ise uzaydaki yapay zeka veri merkezleri için tasarlanacağını belirtmişti.
Bu arada, SpaceX gizli bir şekilde ABD’de halka arz başvurusunda bulundu ve bu da kayıtlara geçen en büyük borsa listelemesi olabilecek bir sürecin zeminini hazırladı. Şirket, bu yılın sonlarında piyasaya sürülmeyi hedefliyor. Yapay zeka yarışında rakiplerinin gerisinde kalan Intel için bu ortaklık, toparlanma çabaları ivme kazanırken yatırımcı güvenini artıracak gibi görünüyor. Şirketin mali durumu, işlemcilerine olan talebin artmasıyla birlikte iyileşti.
D.A. Davidson analisti Gil Luria, “Intel’in en büyük müşterilerini en önemli projelerinde destekleyebileceğini göstermesi gerekiyor ve Tesla ortaklığı da bunun bir örneği gibi görünüyor” diyerek, bunun çip üreticisinin yeniden yapılanmasında “önemli bir adım” olduğunu belirtti.
TikTok, Avrupa kullanıcılarının veri depolamasını kıtaya taşırken, bir yıldan kısa bir süre içinde Finlandiya’da ikinci bir veri merkezi kurmak için 1 milyar euro (1,16 milyar dolar) yatırım yapmayı planlıyor. Bu açıklama, TikTok’un Çinli ana şirketi ByteDance’in Ocak ayında veri koruma endişeleri nedeniyle ABD yasağından kurtulmasının ve Avrupa ülkelerinin çocukları bağımlılık yapıcı algoritmalarından korumak için sosyal medya şirketleri üzerindeki baskıyı artırmasının ardından geldi.
TikTok Finlandiya veri merkezi için duyuruyu yaptı
TikTok, Finlandiya’nın güneyinde bulunan Lahti’de, başlangıç kapasitesi 50 megawatt (MW) ve toplam potansiyel kapasitesi 128 MW olan bir veri merkezine 1 milyar euro’luk yeni bir yatırım yaptığını söyledi. Şirket verdiği demeçte, yatırımın şirketin “200 milyondan fazla Avrupalı kullanıcının verileri için sektör lideri koruma sağlayan 12 milyar euro’luk Avrupa veri egemenliği girişiminin” bir parçası olduğunu belirtti.
Finlandiya, Microsoft ve Google gibi şirketlerin enerji maliyetlerini düşürmek ve iklim hedeflerine ulaşmak için veri merkezlerine yatırım yapma amacıyla tercih ettiği bir ülke haline geldi. Ülkenin soğuk iklimi, düşük maliyetli ve düşük karbonlu elektriği ve Avrupa Birliği içindeki istikrarlı, iş dostu düzenleyici ortamı bu tercihi destekliyor.
Finlandiya Savunma Bakanlığı 2024 yılında yatırımı onaylamış olsa da, politikacılar bilgilendirilmemişti. Finlandiya’nın o zamanki Ekonomi Bakanı Wille Rydman, geçen yıl güvenlik endişeleri ve şirketin planları konusunda şeffaflık eksikliği nedeniyle projenin “yeniden değerlendirilmesi” çağrısında bulundu. Rydman, TikTok’un yerel ortağına atıfta bulunarak, Finlandiya’nın kamu yayın kuruluşu Yle’ye verdiği demeçte: “En azından, bu gayrimenkul geliştirme şirketinin TikTok’u kiracısı olarak gerçekten isteyip istemediğini bir kez daha gözden geçirmesini umuyorum” dedi.
TikTok, Avrupa’daki kullanıcı verilerinin şu anda Norveç, İrlanda ve ABD’deki üç veri merkezinde gelişmiş güvenlik önlemleriyle saklandığını belirtti. Finlandiya’daki ilk veri merkezinin Kouvola’da bu yılın sonuna kadar, ikincisinin ise 2027’ye kadar faaliyete geçmesi planlanıyor.
E-ticaret dünyasında hareketli saatler yaşanıyor. Türkiye’nin en popüler yeni nesil e-ticaret altyapı sağlayıcılarından biri olan ikas, kullanıcılarının bildirdiğine göre ciddi bir erişim sorunuyla karşı karşıya. Özellikle satış operasyonlarını bu panel üzerinden yöneten yüzlerce işletme, şu an için sisteme giriş yapamıyor ve işlem gerçekleştiremiyor.
Güncelleme: E-ticaret yapmak isteyen girişimlere altyapı sağlayan ikas’taki erişim sorununun giderildiği bildirildi. AWS, Cloudflare gibi çok büyük yapılarda olduğu gibi, yerli girişimlerimizde de bu tür teknik sorunlar yaşanabiliyor. ikas ekibine ve mağaza sahiplerine geçmiş olsun.
.@ikasturkiye'de yaşadığımız erişim problemi çözülmek üzere, sistem üzerindeki ürünlerin yüzde 50'sinden fazlası sitelere yansıdı. Detaylı bir açıklama yapacağız. Aksaklık için özür dileriz.
Bugün öğle saatlerinden itibaren sosyal medya ve çeşitli şikayet platformlarında ikas kullanıcıları tarafından çok sayıda bildirim yapıldı. Gelen bilgilere göre, hem yönetim paneli hem de ikas altyapısını kullanan bazı e-ticaret sitelerinin ön yüzlerinde yavaşlamalar ve “502 Bad Gateway” gibi sunucu kaynaklı hatalar görülüyor.
İşletme sahipleri, sipariş yönetimi, stok takibi ve kargo süreçlerinin durma noktasına gelmesinden şikayetçi. Özellikle dijital pazarlama kampanyalarının aktif olduğu bir saatte yaşanan bu kesinti, reklam bütçesi harcayan markalar için ciddi bir mağduriyet riski oluşturuyor.
ikas Destek Ekibinden Açıklama Bekleniyor
Henüz ikas tarafından resmi bir “status” (durum) sayfası güncellemesi veya sosyal medya duyurusu paylaşılmış değil. Ancak teknik ekibin sorun üzerinde çalıştığı ve sunucu taraflı bir optimizasyon ya da teknik arıza nedeniyle bu kesintinin yaşandığı tahmin ediliyor.
Erişim sorunu yaşayan kullanıcıların şu adımları izlemesi öneriliyor:
Tarayıcı önbelleğini temizleyerek tekrar giriş yapmayı denemek.
Farklı bir internet bağlantısı veya VPN üzerinden paneli kontrol etmek.
Resmi ikas destek kanalları üzerinden kayıt oluşturmak.
Sorunun ne zaman tamamen çözüleceği ve kesintinin ana kaynağının ne olduğu konusunda resmi açıklama geldiğinde detayları aktarmaya devam edeceğiz. Şu an için sistemsel bir hata olduğu kesinleşmiş durumda.
Amazon, Microsoft ve Alphabet’in Google’ı, topluluk muhalefeti nedeniyle milyarlarca dolarlık veri merkezlerinin inşasını bıraktı. Şimdi şirketler, projelerinin çevresel etkileri konusunda hissedar baskısı altında kalıyor.
Yatırımcılar veri merkezi için ısrarcı
Birçok yatırımcı, bu bahar yapılacak yıllık hissedar toplantıları öncesinde şirketlere baskıyı artırıyor ve teknoloji devlerinin bilgi işlem güçlerini genişletme çabaları sırasında su kullanımı ve koruma çabaları hakkında daha fazla veri istiyor. Boston merkezli ve 4 milyar dolardan fazla varlık yöneten Trillium Asset Management, Aralık ayında Alphabet’e, veri merkezlerinin artan enerji ihtiyaçları göz önüne alındığında mevcut iklim hedeflerine nasıl ulaşılacağı konusunda açıklık isteyen bir karar tasarısı sundu. Hissedar savunuculuğu direktörü Andrea Ranger, bir röportajda bunu belirtti.
Şirket, 2020 yılında emisyonlarını yarıya indirmeyi ve 2030 yılına kadar karbon içermeyen enerji kaynakları kullanmayı taahhüt etmişti. Ancak Trillium, emisyonların bunun yerine %51 arttığını ve yatırımcıları hedeflere nasıl ulaşılacağı konusunda “karanlıkta” bıraktığını söyledi.
Geçen yıl Trillium’dan gelen benzer bir karar tasarısı, bağımsız hissedarların neredeyse dörtte birinin desteğini kazanmıştı. Bu arada, Green Century Capital Management hissedar temsilcisi Giovanna Eichner, “kısa vadeli yapay zeka kazanımlarının uzun vadeli iklim ve finansal risk pahasına gelmemesini sağlamak” için Nvidia ile bir karar tasarısı sunma konusunda görüşmelerde bulunduklarını söyledi, ancak daha fazla ayrıntı paylaşmaktan kaçındı.