Çin, ilk silikon fotonik çipini geliştirdi!

Çin devlet destekli yarı iletken araştırma şirketi JFS Laboratory, ülkenin ilk silikon fotonik çipini geliştirdiğini duyurdu. Bu gelişme, yapay zeka (AI) ve yüksek performanslı hesaplama (HPC) gibi teknolojilerde devrim niteliğinde bir adım olarak değerlendiriliyor.

South China Morning Post’un haberine göre, Wuhan merkezli JFS Laboratorysilikon tabanlı çipe bir lazer ışık kaynağı entegre etmeyi başararak, önemli bir kilometre taşı kaydetti. 2021 yılında Çin hükümetinden 8,2 milyar yuan(yaklaşık 1,2 milyar dolar) fon alan şirket, bu büyük başarıyı yalnızca üç yıl içinde gerçekleştirdi.

Silikon fotonik çiplerin avantajları

Silikon fotonik çipler, geleneksel bakır tabanlı bağlantılara kıyasla çok daha yüksek performans sağlıyor. Optik sinyalleri kullanarak veri iletimi yapan bu çipler, özellikle bant genişliğigecikme ve enerji verimliliği konularında çığır açıcı özelliklere sahip.

Bu yeni teknoloji, veri merkezlerinde artan güç tüketimini azaltarakhesaplama gücünü ölçeklendirme konusunda büyük kolaylık sağlıyor. Düşük gecikme süreleri, yapay zeka uygulamaları için gerçek zamanlı işlem ve karar alma kabiliyetini artırıyor. Özellikle büyük ölçekli yapay zeka projeleri ve HPC veri merkezleri için bu çiplerin yaygın olarak kullanılacağı öngörülüyor.

Küresel yarışta silikon fotonik teknolojisi

Dünya genelindeki yarı iletken liderleri, bu gelişmiş teknolojinin potansiyelini fark ederek silikon fotonik alanına yoğun yatırım yapıyor. TSMCIntel ve Huawei gibi devler, bu alanda çalışmalarını hızlandıran şirketlerden sadece birkaçı. Uluslararası yarı iletken endüstrisi birliği SEMI’ye göre, 2022 yılında 1,26 milyar dolar olan silikon fotonik çipleriçin küresel pazarın, 2030 yılına kadar 7,86 milyar dolara ulaşması bekleniyor.

Çin için stratejik fırsat

ABD’nin Çin’e uyguladığı ileri teknoloji çip üretim kısıtlamaları, bu yeni silikon fotonik çiplerin Çin için stratejik bir fırsat yarattığını gösteriyor. Özellikle yüksek performans gerektiren yapay zeka ve HPC uygulamalarında kullanılabilecek bu çipler, Çin’in çip teknolojisindeki rekabet gücünü artırabilir.

JFS Laboratory‘nin bu başarısı, ülkenin yarı iletken endüstrisinde güçlü bir oyuncu olma yolunda attığı önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

Discord’un kapatılma nedeni belli oldu! 

0

Ülkemizde özellikle son dönemde artan şiddet ve sanal zorbalık olayları sonrasında bir kez daha gündeme gelen Discord’un erişime engellendiği haberini gece saatlerinde sizlerle paylaşmıştık. Günün erken saattlerinde, konuyla ilgili resmi bir açıklama daha geldi ve platformun neden yasaklandığı resmen ortaya çıktı.

Discord’un kapatılma sebebi, verilerin paylaşılmaması!

Bildiğiniz üzere yaklaşık 1 haftadır ülkemizde Discord ve Telegram gibi platformların kapatılabileceği konusu konuşuluyordu. Bu anlamda hükümet kanadı ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, yasakçı bir zihniyete sahip olmadıklarını, süreci şeffaf bir biçimde devam ettireceklerirni vurgulamıştı.

Bu anlamda ilgili platformların veri paylaşımı yapması durumunda erişim engeli getirilmeyeceği belirtilirken, gece 01.00 sularında, Discord’un ülkemizde engellendiği resmen ortaya çıktı. Gün içerisinde konuyla ilgili bir röportaj gerçekleştiren Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Discord’un engellenmesindeki gerekçenin, platformun talep edilen verileri kendileriyle paylaşmayı kabul etmemesi olduğunu açıkladı.

Uraloğlu yaptığı açıklamada şunlara değindi:

“Burası tamamen kapalı bir sistem, siz istediğiniz gibi girip çıkamıyorsunuz. Ya da bizim güvenlik birimlerimiz oradaki her türlü sorgulamayı yapamıyorlar maalesef. Ancak orayı kullananların bize şikayet etmesi noktasında biz müdahil olabiliyoruz çünkü kaç gündür yaşadığımız olaylar olmamış olsa belki biz bugün Discord’a erişim engeli getirdiğimiz için biz yasakçı zihniyetle itham edilecektik ama bugün bakın bu olaylar oldu herkes kapatılmasını istiyor.”

Uraloğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“O zaman burada bütün toplum kesimleriyle gerçekten beraber hareket etmemiz lazım, başta aileler olmak üzere. Yani bizim giremediğimiz mecrada ne olduğunu bilemeyebiliyoruz. Discord’da kendi bilgilerinin IP adresleri dahil, içerikler dahil güvenlik birimlerimizle paylaşmayı reddettiği için biz de zorunlu olarak erişime engel getirdik ama burada toplumdaki algıyı da farkındalığı da beraber yürütmemizde fayda var.

“Bazı şeylere ancak öğrendiğinizde müdahale ediyorsunuz yoksa her şeye girip de her şeyi denetleme imkanına sahip değiliz maalesef. Onun için bakın burada Discord’u kapattık diye çok acayip bir memnuniyet var ama bir hafta önce kapatmış olsaydık bu memnuniyet muhtemelen olmayacaktı. Onun için bizlerle bilgi paylaşımı gerçekten kıymetli.

“Buralara gelen şikayetler ve talepler üzerine biz gerekeni yapıyoruz. Aynı şekilde onlar bazı odaların, sohbet odalarının içerisinde olduğu için oradan bize net bilgiler aktarabiliyorlar. Biz de daha geniş bilgi sahibi olarak burada yapmamız gerekenleri yapmaya devam ediyoruz”

Samsung, çip departmanı hakkındaki iddiaları yalandı!

0

Güney Koreli teknoloji devi Samsung, geçtiğimiz hafta ortaya atılan ve çip üretim işinin geleceğiyle ilgili endişelere yol açan iddialara açıklık getirdi. Şirketin Foundry ve System LSI olarak adlandırılan iki önemli biriminin ayrılacağı hatta tamamen kapatılabileceği yönündeki spekülasyonlar, Samsung cephesinde büyük bir karışıklığa neden olmuştu.

Samsung, çip bölümü hakkındaki iddiaları yalandı

Samsung cephesinden gelen ilk açıklama şirketin başkanı Jay Y. Lee’den geldi. Reuters’a konuşan Lee, Foundry ve System LSI birimlerinin ayrılmasının söz konusu olmadığını ve bu iki işletmenin Samsung için stratejik öneme sahip olduğunu vurguladı.

Samsung, çip bölümü hakkındaki iddiaları yalandı.
Samsung, çip bölümü hakkındaki iddiaları yalandı.

Ancak analistler, hem çip tasarımı hem de çip üretim birimlerinin düşük talep nedeniyle zarar etmeye devam ettiğini ve şirketin genel performansını olumsuz etkilediğini belirtiyor. Özellikle Foundry biriminin, beklentilerin çok altında kaldığı ve pazar lideri TSMC ile arasındaki farkın her geçen gün açıldığı ifade ediliyor.

Samsung, dünyanın en büyük bellek yongası üreticisi konumunda bulunuyor. Ancak şirket, bellek yongalarına olan bağımlılığını azaltmak ve gelir kaynaklarını çeşitlendirmek amacıyla çip tasarımı ve üretim alanlarına da yatırım yapıyor. Ancak bu alanda henüz istenilen başarıyı elde edebilmiş değil. Samsung’un Foundry bölümü, pazarın yüzde 60’ından fazlasını elinde bulunduran Tayvanlı rakibi TSMC’nin gerisinde kalmaya devam ediyor.

Jay Y. Lee, 2019 yılında yaptığı bir açıklamada, 2030 yılına kadar TSMC’yi geride bırakarak dünyanın en büyük çip üreticisi olmayı hedeflediklerini duyurmuştu. Ancak Samsung, şu anda Apple, AMD ve Nvidia gibi dev şirketlerden sipariş almakta bile zorlanıyor.

Samsung’un ABD’nin Texas eyaletinde inşa etmeyi planladığı yeni çip fabrikasıyla ilgili de sorulara yanıt veren Lee, projenin zorlu bir süreçten geçtiğini ve ABD’deki siyasi belirsizliklerin de bu süreci etkilediğini belirtti. Samsung, Texas’taki fabrikanın üretim planını 2026 yılına kadar ertelemişti.

Intel Core Ultra 9 285K, i9-14900K’nın gerisinde kaldı!

0

Intel’in merakla beklenen yeni masaüstü işlemci serisi “Arrow Lake”, tanıtım öncesinde performans testleriyle teknoloji dünyasının gündemine oturmuş durumda. Özellikle serinin amiral gemisi modeli Core Ultra 9 285K’nın sızdırılan resmi kıyaslama sonuçları, meraklı bekleyişleri daha da alevlendirdi.

Intel Core Ultra 9 285K, i9-14900K’nın oldukça gerisinde

24 çekirdek ve 24 işlem parçasına sahip olan Core Ultra 9 285K, gücünü Lion Cove ve Skymont mimarilerinin birleşiminden alıyor. Yüksek saat hızlarına ulaşabilen işlemci, performans testlerinde Intel’in mevcut amiral gemisi i9-14900K ile kıyaslandığında dikkat çekici sonuçlar ortaya koyuyor. Testlerde i9-14900K’nın oyun performansında ufak bir üstünlük sağladığı görülüyor. Ancak Core Ultra 9 285K, daha düşük güç tüketimiyle öne çıkıyor ve enerji verimliliği konusunda iddialı olduğunu kanıtlıyor.

Intel Core Ultra 9 285K, i9-14900K'nın oldukça gerisinde.
Intel Core Ultra 9 285K, i9-14900K’nın oldukça gerisinde.

Öte yandan Core Ultra 9 285K, rakip AMD’nin Ryzen 9 9950X ve 7950X3D modelleriyle karşılaştırıldığında, üretkenlik testlerinde başa baş bir performans sergilerken, oyun performansında daha geride kalıyor. Yine de, güç tüketimi konusunda henüz net veriler yayınlanmamış olsa da, Core Ultra 9 285K’nın enerji verimliliği konusunda rakiplerine göre önemli avantajlar sunabileceği düşünülüyor.

Sonuç olarak Intel’in yeni işlemci serisi “Arrow Lake”, özellikle Core Ultra 9 285K modeliyle performans ve enerji verimliliği arasında önemli bir denge kurmayı hedefliyor. 10 Ekim’de resmi olarak tanıtılacak olan seri, masaüstü bilgisayar dünyasında dengeleri değiştirip değiştirmeyeceğini zaman gösterecek.

Nissan, elektrikli akü girişimi ChargeScape’e yatırım yapıyor!

Elektrikli otomobil devrimi hız kesmeden devam ederken, üreticiler sadece araç teknolojilerine değil, aynı zamanda şarj altyapısının geliştirilmesine de büyük önem veriyor. Nissan’dan gelen son haberler de bu durumu bir kez daha gözler önüne seriyor.

Nissan, elektrikli akü girişimi ChargeScape’e yatırım yaptı

Nissan, elektrikli otomobil şarj süreçlerini optimize etmeyi hedefleyen ve BMW, Ford ve Honda tarafından geçtiğimiz yıl Eylül ayında kurulan ChargeScape şirketine stratejik bir yatırım yaptığını duyurdu. Yatırımın finansal detayları açıklanmasa da, bu işbirliği Nissan’ın ChargeScape’in %25’lik hissesine sahip olmasını sağladı. Böylece Nissan, ChargeScape’te BMW, Ford ve Honda ile eşit oranda ortak oldu. Önümüzdeki dönemde daha fazla otomobil üreticisinin ChargeScape’e yatırım yapması bekleniyor.

Nissan, elektrikli akü girişimi ChargeScape'e yatırım yaptı.
Nissan, elektrikli akü girişimi ChargeScape’e yatırım yaptı.

ChargeScape, elektrikli araçların akü şarjını optimize etmek için yazılım ve teknoloji geliştiren bir şirket olarak dikkat çekiyor. Şirket, ABD ve Kanada’da elektrikli araç sahiplerine hizmet veriyor.

Peki, ChargeScape’in farkı ne? Bu platform, sürücüler ve elektrik şebekesi arasında akıllı bir köprü görevi görüyor. Yüksek talep olan saatlerde şarjı geçici olarak durduran sürücülere finansal olarak ödül verilmesini sağlayan bir sistem sunuyor. Aynı zamanda, araçlarda depolanan enerjinin elektrik şebekesine geri satılmasına da olanak tanıyor.

Elektrikli araçların sayısı göz önüne alındığında, ChargeScape gibi şarj süreçlerini optimize eden ve akıllı enerji yönetimi sağlayan platformlara olan ihtiyaç da her geçen gün artıyor. Bu nedenle, büyük otomotiv şirketlerinden benzer yatırımların gelmesi sürpriz olmayacaktır.

Peter Todd Temalı MemeCoin %1500 Fırladı!  

Kripto dünyası, Peter Todd’un Satoshi Nakamoto olabileceğini öne süren HBO belgeseliyle çalkalandı. Bu belgeselde, Bitcoin’in arkasındaki gerçek isim olarak Todd gösteriliyor. Belgeselin yayınlanmasının hemen ardından, Todd temalı bir MemeCoin piyasaya sürüldü ve inanılmaz bir yükseliş yaşandı. %1500 oranında artan bu kripto para, yatırımcıların dikkatini çekti ve merak uyandırdı.

Peter Todd, uzun süredir kripto dünyasında saygın bir yazılım geliştiricisi olarak biliniyor. Ancak HBO’nun belgeselinde Todd’un Satoshi Nakamoto olduğuna dair işaretler verilmesi, tüm ilgiyi üzerine topladı. Bu iddiaların ardından yatırımcılar ve kripto meraklıları, Todd’un adını taşıyan MemeCoin’e hücum etti. Coin’in değeri sadece birkaç saat içinde devasa bir artış gösterdi.

Peter Todd’a yapılan vurgu yükselişte ana etken oldu

HBO belgeselinde ayrıca, Bitcoin’in kurucu isimleri arasında gösterilen Len Sassaman ve Adam Back de yer aldı. Ancak belgeselde Peter Todd için yapılan vurgu, MemeCoin’in yükselişinde ana etken oldu. Todd’un bu iddialara henüz resmi bir cevap vermemesi, spekülasyonların artmasına yol açtı. Yatırımcılar, bu çılgın artışın devam edip etmeyeceğini tartışıyor.

MemeCoin’lerin hızlı yükseliş ve düşüşleri, yatırımcılar için her zaman büyük riskler barındırıyor. Uzmanlar, Todd temalı MemeCoin’in aşırı volatil olduğunu ve yatırımcıların dikkatli olması gerektiğini vurguluyor. Fakat bu hızlı yükseliş, Peter Todd’un isminin artık kripto dünyasında daha fazla anılmasına neden olacak gibi duruyor.

Sonuç olarak, HBO belgeselinin yayınlanması, Peter Todd’un adını Satoshi Nakamoto tartışmalarının merkezine yerleştirdi. MemeCoin’in hızlı yükselişi ise kripto dünyasının ne kadar spekülatif olabileceğini bir kez daha gösterdi.

Kadın sağlığı girişimi Hertility, Emma Watson’dan yatırım alıyor!

Kadınların üreme sağlığına odaklanan ve bu alanda farkındalık yaratmayı hedefleyen girişim Hertility, son yatırım turunda dünyaca ünlü aktrist Emma Watson’dan da destek aldı. Hertility, bu yatırımla birlikte kuruluşundan bu yana aldığı toplam yatırım miktarını 14 milyon doların üzerine çıkardı.

Kadın sağlığı girişimi Hertility, Emma Watson’dan yatırım aldı

2014 yılından beri Birleşmiş Milletler Kadın Birimi (UN Women) İyi Niyet Elçisi olarak görev yapan Emma Watson, toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadın hakları konularında aktif bir şekilde çalışmalarıyla biliniyor. Toplumsal fayda odaklı girişimlere yatırım yapan Watson, Hertility ile birlikte kadın sağlığına odaklanan girişimlere bir yenisini daha ekledi.

Kadın sağlığı girişimi Hertility, Emma Watson'dan yatırım aldı.
Kadın sağlığı girişimi Hertility, Emma Watson’dan yatırım aldı.

Dr. Helen O’Neill, Deirdre O’Neill ve Dr. Natalie Getreu tarafından kurulan Hertility, kadınların sağlık sorunlarını erken teşhis ve tedavi etmelerine yardımcı olmayı amaçlıyor. Bu amaç doğrultusunda girişim, hormon testleri ve kişiselleştirilmiş sağlık analizleri sunuyor. Hertility’nin sunduğu hizmetler arasında doğurganlık, hormonal dengesizlikler, yumurtlama bozuklukları ve polikistik over sendromu gibi konularda detaylı bilgilendirme ve test imkanları yer alıyor.

Yapılan araştırmalara göre, sadece Birleşik Krallık’ta 600 binden fazla kadın jinekoloji randevusu beklemek zorunda kalıyor. Hertility, evde kolayca yapılabilen test kitleriyle kadınlara daha hızlı ve kolay ulaşılabilir bir sağlık hizmeti sunuyor. Test sonuçlarını dijital platformu üzerinden kullanıcılarıyla paylaşan girişim, uzman doktorların yorumlarıyla birlikte kadınların ihtiyaç duydukları tedavilere daha hızlı bir şekilde ulaşmalarına yardımcı oluyor.

Kadınların sağlıklarını proaktif bir şekilde yönetmelerine olanak tanıyan Hertility’nin kurucu ortağı Dr. Helen O’Neill, “Amacımız, mümkün olduğunca çok sayıda kadının hormonları ve doğurganlıkları hakkında bilinçlenmesini sağlamak ve küresel çapta farkındalık yaratarak davranışları değiştirmek” dedi.

Yerli bulut mutfak girişimi Paket Mutfak, yeni yatırım aldı!

Paket servise yönelik özel olarak geliştirdiği lezzetli ve doyurucu yemekleri kısa sürede müşterilerine ulaştıran yerli bulut mutfak girişimi Paket Mutfak, hızlı büyüme yolculuğuna devam ediyor. İstanbul’da 15 aktif şubesi ve 10 farklı markasıyla hizmet veren girişim, her ay 130 binden fazla siparişe ulaşıyor. Paket Mutfak’ın bu başarısı, yatırımcıların da dikkatinden kaçmadı.

Yerli bulut mutfak girişimi Paket Mutfak, tam 2.7 milyon dolarlık yatırım alıyor

Girişim, son olarak 2.7 milyon dolarlık yeni bir yatırım turunu başarıyla tamamladı. Bu yatırım turuna, Paket Mutfak’ın daha önceki yatırımcılarından Fırat İşbecer, Nokta Yatırım Holding, Ünlü & Co GSYF, Ersan Öztürk ve İbrahim Romano tekrar katılarak girişime olan güvenlerini tazeledi. Yeni yatırım turunda girişime; Eren Bahadır, İzzet Nommaz ve Ömer Üstünel gibi önemli melek yatırımcılar da dahil oldu.

Paket Mutfak Kurucu Ortağı ve CEO’su Tali Şalhon, aldıkları yeni yatırımla ilgili yaptığı açıklamada, paket servis sektörünün uzun yıllardır hayatımızda olmasına rağmen yeterince verimli ve gelişmiş bir noktada olmadığını belirtti. Şalhon, “Paket Mutfak olarak, ölçeklenebilir bir modelle kaliteli yemekleri tüketicilere ulaştırıyoruz. Bu yatırım, büyüme hedeflerimize emin adımlarla ilerlememiz için önemli bir kilometre taşı. Önümüzdeki dönem için oldukça heyecanlıyız.” dedi.

Paket Mutfak Kurucu Ortağı ve CPO’su Eytan Nahmiyas ise, gelecek planlarıyla ilgili olarak, “Önümüzdeki 3 yıl içinde şube sayımızı 100’e çıkarmayı, yeni markalarla daha da çeşitlenmeyi ve ürün yelpazemizi genişletmeyi hedefliyoruz. Bu yatırım, tüm süreçlerimizi uzaktan yönetmemizi sağlayan sistemlerimizi geliştirmemize ve büyümeye devam etmemize olanak sağlayacak.” dedi.

Paket Mutfak, Türkiye’nin en büyük bulut mutfak ağına dönüşme hedefine doğru emin adımlarla ilerliyor. Aldığı son yatırımla 100 şubeye ulaşma yolunda önemli bir adım atan girişim, bu kaynağı hem fiziksel büyümesini sürdürmek hem de teknolojik altyapısını daha da güçlendirerek müşteri deneyimini mükemmelleştirmek için kullanacak. Şirket ayrıca, ürün yelpazesini genişleterek ve yeni gelir modelleri geliştirerek büyümesini hızlandırmayı hedefliyor.

Paket Mutfak, önümüzdeki dönemde de bulut mutfak sektöründe öncü rolünü sürdürmeyi ve sektörde dönüşümü tetikleyecek yenilikçi adımlar atmayı hedefliyor.

İsviçre’de demiryolları güneş enerjisiyle buluşuyor!

İsviçreli girişim Sun-ways, İsviçre’de demiryolları üzerinde güneş enerjisi üretmeyi amaçlayan yenilikçi bir projeye imza atmaya hazırlanıyor. İsviçre Federal Ulaştırma Ofisi (FOT), ülkenin ilk taşınabilir güneş enerjisi santralinin bir demiryolu hattı üzerinde kurulmasına onay verdi. Bu pilot projeNeuchâtel kantonundaki 100 metrelik bir demiryolu hattında hayata geçirilecek.

Sun-ways, projeyi 2025 yılında başlatmayı planlıyor. İsviçre’de demiryolları kapsamında yapılacak olan bu proje, her biri 380 W gücünde 48 adet güneş panelinden oluşan ve toplamda 18 kW kapasiteye sahip bir fotovoltaik (PV) sistemi kurulacak. Bu sistem, demiryolu hattı boyunca üretilecek güneş enerjisini yerel şebekeye aktaracak. Projenin toplam maliyeti ise 621.800 Euro (yaklaşık 685.920 $) olarak açıklandı.

Güneş enerjisi demiryollarıyla buluşuyor

Bu sıra dışı güneş enerjisi projesi ilk kez 2023 yılında gündeme geldiğinde, İsviçre Federal Ulaştırma Ofisi tarafından, teknolojik referansların eksikliği nedeniyle geçici olarak reddedilmişti. Ancak Sun-ways, iki profesörün bağımsız değerlendirmeleri ve Geste Engineering’in gerçekleştirdiği teknik ve güvenlik analizlerinin ardından projeyi yeniden gündeme getirdi. Yapılan incelemeler sonucunda, sistemin demiryolu hattı üzerindeki güvenlik standartlarına tamamen uygun olduğu tespit edildi.

Sun-ways, projenin tren trafiğini aksatmadan kullanılmayan alanları değerlendirdiğini ve çevre dostu bir çözüm sunduğunu belirtiyor. İsviçre’de demiryolları üzerine yapılacak bu sistem, demiryolu bakım ve denetim çalışmalarını aksatmadan kullanılabilir olacak.

Taşınabilir güneş panelleri

Proje kapsamında kullanılacak güneş panelleri, manuel olarak veya özel tasarlanmış bir demiryolu makinesiyle kurulabilecek. İsviçreli demiryolu bakım uzmanı Scheuchzer SA tarafından geliştirilen bu makine, günde 1.000 metrekareye kadar güneş paneli kurulumu yapabiliyor. Sistemin taşınabilir olması, gerektiğinde kolayca sökülüp yeniden kurulabilmesine olanak tanıyor.

Pilot tesisin kurulmasıyla birlikte, Sun-ways’in bu yenilikçi çözümünün büyük ölçekli uygulamalar için uygun olup olmadığı, İsviçre’de demiryolları üzerinde test edilecek. Proje, demiryolu hatlarında güneş enerjisi üretimi konusunda önemli bir dönüm noktası olabilir.

Stellantis ve Renault’un birleşme iddiaları kesinlikle yalanlandı

Stellantis ve Renault yöneticileri, iki otomobil devinin birleşerek yeni bir otomotiv süper gücü oluşturabileceği yönündeki haberleri kesin bir dille yalanladı. Birleşme söylentileri, bu yılın başlarında İtalyan medyasında gündeme gelmişti. Son raporlar, böyle bir birleşmenin amacının, Toyota‘yı dünyanın en büyük otomobil üreticisi konumundan alarak Volkswagen Grubu‘nu geçecek yeni bir Avrupa otomotiv devi yaratmak olduğu yönündeydi. Ayrıca, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron‘un Stellantis ve Renault birleşmesini desteklediği iddia edildi.

Stellantis’in CEO’su Carlos Tavares, bu tür spekülasyonları tamamen reddetti. Benzer şekilde, Renault’nun CEO’su Luca de Meo da birleşme iddialarını yalanladı. Fransız hükümetinin Stellantis ve Renault’un geleceğiyle ilgili çıkarları bulunuyor; zira Fransız devleti, Renault‘un %15’ine ve Stellantis‘in %6,1’ine sahip.

Buna ek olarak, Macron’un Renault’nun CEO’su de Meo’nun yeni süper grubu yönetmesini istediği konuşuluyor. Stellantis’in başkanı John Elkann‘ın da bu planı desteklediği iddia ediliyor.

İtalyan medyası, otomobil endüstrisinin “Airbus“ını yaratmak için yalnızca Stellantis ve Renault’un birleşebileceğini düşünmüyor. Bazı kaynaklar, BMW‘nin potansiyel üçüncü ortak olarak ekibe katılabileceğini ve üst düzey elektrikli araçlardaki uzmanlığını getirebileceğini öne sürüyor. Stellantis ve Renault’un işbirliği bu nedenle daha da önem kazanıyor.

Üç markanın yöneticileri, önümüzdeki hafta başlayacak olan Paris Motor Show‘da bir araya gelebilir. Tavares ve de Meo, Fransa’nın başkentinde iki yılda bir düzenlenen fuara katılacak ve burada Stellantis ve Renault hakkında konuşabilir.

Otomobil dünyasında şirket birleşmeleri sıkça yaşanan bir durum. Çinli otomobil üreticilerinin yükselişi, geleneksel otomobil firmalarını zorluyor. Rekabette ayakta kalabilmek adına Stellantis ve Renault gibi devlerin birleşme söylentileri doğaldır ve önümüzdeki yıllarda bu tür birleşmelerin yaşanması sürpriz olmayacaktır.

2024 Nobel Fizik Ödülü, yapay zekanın duayenlerine gitti

2024 Nobel Fizik Ödülü, yapay zekanın temellerini atan iki büyük isim olan Geoffrey Hinton ve John Hopfield’a verildi. Bu ödül, yapay zekanın günümüzdeki inanılmaz yükselişinin arkasındaki bilimsel temelleri ortaya koyan bu iki öncü ismin çalışmalarının ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösteriyor. İşte son dönemde çok konuşulan konu hakkındaki en önemli ve en çarpıcı detaylar…

2024 Nobel Fizik Ödülü, yapay zekanın kurucu babalarına gitti

Hopfield ve Hinton’un 1980’lerde başlayan çalışmaları, insan beyninin çalışma şeklinden esinlenen yapay sinir ağlarının gelişiminde çığa açtı. Bu ağlar, tıpkı insan beyni gibi, örneklerden öğrenerek karmaşık örüntüleri tanımayı ve yeni bilgiler üretmeyi başarıyor. Hinton’un geliştirdiği Boltzmann makinesi ve Hopfield’ın adını taşıyan Hopfield ağı, yapay zeka alanındaki birçok önemli gelişmenin temelinde yer alıyor. Bu iki bilim insanının çalışmaları sayesinde, bugün dil üretiminden görüntü tanımaya kadar birçok alanda yapay zekanın etkileyici uygulamalarını görüyoruz.

2024 Nobel Fizik Ödülü, yapay zekanın kurucu babalarına gitti.
Bu yılki ödül, yapay zekanın kurucu babalarına gitti.

Özetle, 2024 Nobel Fizik Ödülü, yapay zeka alanındaki devrim niteliğindeki çalışmalarıyla bilim dünyasına ışık tutan ve geleceğin teknolojilerinin kapısını aralayan iki önemli bilim insanını taçlandırdı.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce Nobel ödülü doğru kişilere mi gitti? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için gerçekten çok değerli. Paylaşmaktan çekinmeyin! Yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyoruz.

Nvidia’nın yeni GeForce RTX 5090 ve RTX 5080 modelleri 6 Ocak’ta tanıtılabilir!

Nvidia, 6 Ocak 2025 tarihinde düzenlenecek CES (Tüketici Elektroniği Fuarı) öncesinde GeForce RTX 5090 ve RTX 5080 grafik kartlarını tanıtmayı planlıyor. Nvidia CEO’su Jensen Huang, fuarın başlamasından bir gün önce TSI 04:30’da yapacağı önemli ana konuşma ile Nvidia’nın yeni GeForce RTX 5090 ve RTX 5080 modelleri 6 Ocak’ta tanıtılabilir ve teknoloji dünyasında heyecan yaratmayı hedefliyor. Bu konuşmanın, sektördeki birçok gözlemci ve teknoloji meraklısı tarafından dikkatle takip edilmesi bekleniyor.

GeForce RTX 5090 özellikleri

GeForce RTX 5090, toplam 192 SM (Streaming Multiprocessor) birimi ile güçlendiriliyor. Ancak etkin durumda yalnızca 170 SM birimi bulunacak, bu da kartın 21.760 CUDA çekirdeği sunmasını sağlıyor. Bellek tarafında dikkat çeken bir özellik, RTX 5090’ın 512 bit arayüzde çalışan 32 GB GDDR7 bellekler ile donatılması. Nvidia’nın yeni GeForce RTX 5090 ve RTX 5080 modelleri 6 Ocak’ta tanıtılabilir ve bu belleklerin 28-32 Gbps arasında ölçeklenmesi öngörülürken, toplam bant genişliğinin 1.792 veya 2.00 TB/s seviyelerine ulaşması bekleniyor. Ayrıca, bu modelin 600W TBP (Toplam Güç Tüketimi) değerine sahip olması, güçlü performansının bir göstergesi olarak öne çıkıyor.

GeForce RTX 5080 özellikleri

RTX 5080 tarafında ise, 84 SM ve 10.752 CUDA çekirdeği konumlanacak. Bu modelde de GDDR7 belleklerkullanılacak ve 256 bit veri yolu arayüzünde çalışan 16 GB kapasiteli VRAM ile donatılacak. Nvidia’nın yeni GeForce RTX 5090 ve RTX 5080 modelleri 6 Ocak’ta tanıtılabilir. Bellek bant genişliği, 896 GB/s ile 1024 GB/s arasında değişiklik gösterecek. Kartın 400W TBP değerine sahip olması da, enerji verimliliği ve performans arasında bir denge sunmayı amaçlıyor.

CES 2025 ve Nvidia’nın stratejisi

Nvidia’nın CES 2025’te RTX 50 serisinin tanıtımını yapması yönündeki iddialar, Huang’ın konuşmasının gerçekleştirilmesiyle daha da güçlenmiş durumda. Şirket, genellikle ayrı ekran kartlarını kendi lansmanlarıyla tanıtmayı tercih etse de, CES’te mobil GPU’ları duyurmayı gelenek haline getirmiştir. Bu yılki etkinlik, Nvidia’nın yeni nesil grafik kartlarıyla birlikte yapay zeka teknolojilerine de odaklanacağı bir platform olabilir.

Yapay zeka ve gelecek

Huang’ın konuşmasında, Nvidia’nın yapay zeka donanımları ve yazılımlarına da yoğunlaşması bekleniyor. Şirket, yapay zeka alanındaki ürünleri sayesinde 3 trilyon dolarlık piyasa değerine ulaşmış durumda. Bu, Nvidia’nın yalnızca oyun dünyasında değil, aynı zamanda yapay zeka ve veri işleme alanlarında da ne denli etkili bir oyuncu haline geldiğini gösteriyor. Nvidia’nın yeni GeForce RTX 5090 ve RTX 5080 modelleri 6 Ocak’ta tanıtılabilir ve bu tanıtımla birlikte hem oyuncular hem de teknoloji tutkunları büyük bir yeniliği dört gözle bekliyor.

Sonuç olarak, Nvidia’nın CES 2025’te gerçekleştireceği tanıtım etkinliği, grafik kartı dünyasında önemli bir dönüm noktası olabilir. RTX 5090 ve RTX 5080 ile birlikte, geleceğin oyun deneyimleri ve yapay zeka uygulamaları hakkında önemli bilgiler edinmeyi umuyoruz. Gelişmeler, teknoloji meraklıları ve oyuncular için heyecan verici bir yolculuğun başlangıcını işaret ediyor.

Çin, terahertz iletişiminde rekor kırdı!

0

Çinli bilim insanları, terahertz kablosuz iletişim teknolojisi alanında önemli bir atılım gerçekleştirerek yüksek çözünürlüklü video sinyallerini bir kilometreden fazla mesafeye iletmeyi başardı. Çin Bilimler Akademisi’ne (CAS) bağlı Purple Mountain Gözlemevi tarafından gerçekleştirilen bu deney, uzun mesafeli terahertz iletişim sistemlerinde yüksek hassasiyetli süper iletken alıcı teknolojisinin dünya çapındaki ilk başarılı uygulaması olarak kayıtlara geçti.

Çin, terahertz iletişiminde bir rekora imza attı

Terahertz (THz) radyasyonu, elektromanyetik spektrumda mikrodalga ve kızılötesi frekans bantları arasında yer alan ve görece kullanılmayan bir bölgeyi kapsıyor. Terahertz teknolojisi güvenlik taramaları ve tıbbi görüntüleme gibi alanlarda zaten kullanılıyor olsa da bilim insanları tarafından 6G ve geleceğin ultra hızlı kablosuz iletişim sistemleri için öncü bir teknoloji olarak görülüyor.

Apple 6G

Bu yeni teknolojinin uzay iletişiminde de önemli bir rol oynaması bekleniyor. Araştırmacılar, terahertz teknolojisi sayesinde uzayda gerçek zamanlı ve büyük veri iletiminin mümkün olabileceğini belirtiyor. Ancak, uzun mesafeli terahertz iletişiminin önündeki en büyük engel olan sinyal zayıflaması problemi halen çözülmeyi bekliyor.

Çinli araştırma ekibi, bu soruna çözüm olarak ultra hassas terahertz teleskoplarının ve terahertz iletişim sistemlerinin bir araya getirilmesini öneriyor. Deneyde kullanılan süper iletken algılama teknolojisinin yüksek hassasiyetine dikkat çeken CAS araştırmacılarından Profesör Li Jing, bu teknolojiyi mikrodalga iletişimine kıyasla daha geniş ve zengin bir spektrum sağladığı için “daha geniş bir yol” olarak tanımlıyor. Jing ayrıca, süper iletken algılama teknolojisi sayesinde enerji kaybının neredeyse sıfıra indiğini ve sinyallerin çok daha uzağa iletilebildiğini belirtiyor.

Çin’in kuzeybatısındaki Qinghai-Tibet Platosu’nda, deniz seviyesinden yaklaşık 4.300 metre yükseklikte gerçekleştirilen deney beş gün sürdü. Deney sırasında kaynaktan gönderilen sinyal gücü 10 mikrowatt seviyesindeydi; bu da bir cep telefonu baz istasyonunun çıkış gücünün yaklaşık milyonda birine denk geliyor. Buna rağmen araştırmacılar, 1,2 kilometre mesafeden yüksek çözünürlüklü bir videoyu başarıyla almayı başardılar.

Discord için erişim engeli getirildi!

9 Ekim gecesi saat 1 sularında birçok kullanıcı Discord’a giriş yapamadığını paylaştı. Downdetector verilerine baktığımızda da benzer şekilde onlarca kişinin uygulamaya erişemediği için geri bildirimde bulunduğunu görüyoruz.

Discord kapatıldı!

Geçtiğimiz günlerde Türkiye’de yaşanan birçok acı olayın ardından Discord ve Telegram gibi çeşitli uygulamalarda kötü amaçlarla örgütlenen insanların olduğu ve çocuklar başta olmak üzere birçok insana tacizde bulunduğu ortaya çıktı.

Bunun ardından Discord ve Telegram gibi platformların kapatılabileceği gündeme geldi. Fakat günlerdir bu yönde bir adım atılmamış ve henüz bir karar alınmadığı açıklanmıştı. Fakat 9 Ekin 2024’te Ankara 1. Sulh Ceza Hakimliği kararıyla Discord’un erişime engellenmesi kararı alındı.

Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, konuyla ilgili olarak “Ülkemizde yayın yapan ve milyonlarca kullanıcısı olan sosyal ağ sağlayıcıları ve internet sayfaları da Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kanunlarına ve kurallarına uymak zorundadır. Hiç kimsenin ayrıcalığı yoktur.” dedi

DownDetector verisi;

Haber güncelleniyor…

WhatsApp’a iOS için Yeni Sohbet Temaları Geliyor

WhatsApp, iOS kullanıcılarına yeni bir kişiselleştirme özelliği sunarak sohbet deneyimini zenginleştirmeyi hedefliyor. Yakında kullanıma sunulacak olan yeni sohbet teması özelliği, kullanıcıların birden fazla sohbet rengi ve duvar kağıdı seçeneği arasından tercih yapmasına olanak tanıyacak. Bu güncelleme, kullanıcıların WhatsApp uygulamalarını daha kişisel hale getirmelerine ve iletişim deneyimlerini daha eğlenceli bir şekilde özelleştirmelerine olanak tanıyacak.

WABetaInfo tarafından bildirildiğine göre, bu özellik WhatsApp iOS 24.20.71 güncellemesiyle birlikte geliyor. Kullanıcılar, sohbet balonlarının renginimetin alanının altındaki alanı ve başlık alanını değiştirerek sohbetlerini özelleştirebilecek. Özellikle, kullanıcılar için belirli sohbetler veya gruplar arasında daha iyi bir ayrım yapabilmek adına farklı temalar seçme imkanı sunulacak. Kullanıcılar, kişisel, iş veya grup sohbetleri için tercih ettikleri temaları seçerek sohbetlerinin görünümünü diledikleri gibi değiştirebilecek.

WhatsApp, iPhone kullanıcılarına 20 popüler pastel renk seçeneği ve 22 farklı desen içeren duvar kağıdı sunacak. Renk seçenekleri, kullanıcıların ruh haline veya sohbetin konusuna göre daha canlı ve etkileyici bir atmosfer oluşturmasına yardımcı olacak. Özellikle, bu pastel tonlar kullanıcıların gözünü yormadan hoş bir deneyim sunacak. Tema seçimi gerçekleştirildiğinde, WhatsApp otomatik olarak seçilen renge uygun bir duvar kağıdı uygulayacak; bu sayede kullanıcılar, temalarını ve arka planlarını kolaylıkla bütünleştirebilecek.

Bu yeni özellik, sadece estetik bir güncelleme değil; aynı zamanda kullanıcıların sohbet deneyimlerini daha anlamlı hale getirmeyi de amaçlıyor. Uygulanan tema yalnızca kullanıcı tarafında görünecek; yani, karşı tarafın ekranını etkilemeyecek. Bu sayede, kullanıcılar diledikleri gibi kişiselleştirilmiş bir deneyim yaşayacaklar, ancak aynı zamanda sohbetin genel görünümünü değiştirmeden iletişim kurmaya devam edebilecekler.

WhatsApp, yeni sohbet temalarını şu anda beta programına katılan kullanıcılarla test ediyor. Beta testleri, kullanıcı geri bildirimleri doğrultusunda özelliklerin geliştirilmesi açısından oldukça önemli. Bu özellik, kullanıcıların sohbetlerini daha eğlenceli ve kişisel hale getirmelerine olanak tanıyacak. Kısa süre içinde tüm kullanıcılara sunulması beklenen bu yenilik, WhatsApp’ı daha çekici hale getirirken, rekabette de önemli bir avantaj sağlayacak. Kullanıcıların bu güncellemeyi sabırsızlıkla beklediği düşünülüyor; zira kişiselleştirme seçenekleri, modern iletişimin vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir.

Sonuç olarak, WhatsApp’ın yeni sohbet teması özelliği, kullanıcıların uygulamayı nasıl deneyimlediğini değiştirecek önemli bir adım olarak öne çıkıyor. İletişim kurmanın yanı sıra, kullanıcıların duygularını ve tarzlarını da yansıtma fırsatı sunacak bu güncelleme, WhatsApp kullanıcılarının sohbet deneyimlerini daha keyifli hale getirmeyi vaat ediyor.

Voyager 2 uzay aracı, yolun sonuna mı geldi?

Neredeyse yarım asırdır uzayın derinliklerinde yol alan Voyager 2 uzay aracı, 20,6 milyar kilometre uzaklıktaki yalnız yolculuğunda enerji tasarrufu mücadelesi veriyor. NASA mühendisleri, bu tarihi uzay aracının güç kaynaklarının azalması nedeniyle bilimsel araçlardan birini, plazma bilimi deneyini, resmi olarak kapattı. 1977 yılında fırlatılan Voyager 2, Güneş Sistemi’nin sınırlarını aşarak yıldızlararası uzaya ulaşmış ve insanlık için paha biçilmez bilgiler göndermişti.

Voyager 2 uzay aracı, yolun sonuna mı geliyor?

Bu inanılmaz yolculukta, Voyager 2 bizden ışık hızında 19 saat 5 dakika uzaklıkta bulunuyor. Bu da, gönderdiğimiz bir sinyalin araca ulaşmasının ve cevabını almamızın tam 38 saat sürdüğü anlamına geliyor. Enerji kaynakları tükenmeye başladıkça, NASA bilimsel operasyonları mümkün olduğunca uzun süre devam ettirebilmek için zorlu kararlar almak zorunda kalıyor.

Voyager 2 uzay aracı, yolun sonuna mı geliyor?
Voyager 2 uzay aracı, yolun sonuna mı geliyor?

Voyager 2’nin Güneş’e bakan üç kabı, Güneş rüzgarının etkisinin sona ermesiyle birlikte veri toplamayı durdurmuştu. Bu durum, plazma cihazının zaten sınırlı olan verimini daha da düşürdü ve kapatılmasını hızlandırdı. Aracın enerjisi, plutonyumun doğal radyoaktif bozunumuyla sağlanıyor ve her yıl yaklaşık 4 watt güç kaybediyor.

NASA yetkilileri, Voyager 2’nin 2030’lara kadar en az bir bilimsel aracı çalışır durumda tutabileceğimizi tahmin ediyor. Bu süre zarfında, bu tarihi uzay aracı bize evrenimiz hakkında daha nice bilgi göndermeye devam edecek.

Telegram, illegal oluşumlara ev sahipliği mi yapıyor?

0

Birleşmiş Milletler’in yeni raporu, Telegram’ın Güneydoğu Asya’daki suç örgütleri için devasa bir yeraltı pazarına dönüştüğünü gözler önüne seriyor. BM Uyuşturucu ve Suç Ofisi (UNODC) tarafından yayınlanan rapor, Telegram’ın suç dünyasında önemli bir dönüşümü tetiklediğini ve organize suç gruplarına büyük ölçekli yasadışı faaliyetler için uygun bir platform sunduğunu ortaya koyuyor.

Telegram, illegal oluşumlara ev sahipliği yapıyor olabilir!

Rapora göre, Telegram üzerinde çalınan kredi kartı bilgileri, şifreler, tarayıcı geçmişi gibi hassas verilerin açıkça satıldığı devasa bir pazar oluşmuş durumda. Bunun yanı sıra sahtekarlık amaçlı kullanılan deepfake yazılımları, veri çalma yazılımları ve lisanssız kripto para borsaları da Telegram üzerinden hizmet veriyor. Hatta bazı grupların Telegram üzerinden günde 3 milyon dolar değerinde çalınan kripto para akladığı belirtiliyor.

Telegram, illegal oluşumlara ev sahipliği yapıyor olabilir!
Telegram, illegal oluşumlara ev sahipliği yapıyor olabilir!

UNODC raporu, Güneydoğu Asya’nın dünya genelindeki insanları hedef alan dolandırıcılık şebekelerinin merkezi haline geldiğine dikkat çekiyor. Bu örgütlerin çoğunluğunun Çinli olduğu ve yıllık 27-36 milyar dolar gelir elde ettikleri tahmin ediliyor.

Telegram’ın kurucusu Pavel Durov, Ağustos ayında Paris’te tutuklanmış ve platformda suç faaliyetlerine izin vermekle suçlanmıştı. Bu suçlamalar arasında çocuk istismarı içeriklerinin yayılması da yer alıyordu. Durov’un tutuklanması, uygulama sağlayıcılarının cezai sorumluluğu tartışmasını bir kez daha gündeme taşıdı ve ifade özgürlüğü ile yasal düzenlemeler arasındaki çizginin nerede çizilmesi gerektiği sorusunu ortaya attı.

Kefaletle serbest bırakılan Durov, Telegram’ın yetkililerden gelen yasal talepler doğrultusunda kullanıcı bilgilerini paylaşacağını ve yasadışı faaliyetler için kullanılan özelliklerin kaldırılacağını açıkladı.

UNODC raporu, bölgedeki suç örgütlerinin siber suçlar için yeni yöntemler ve teknolojiler geliştirmeye devam ettiğini vurgulayarak deepfake ve yapay zeka gibi teknolojilerin suç amaçlı kullanımının arttığına dikkat çekiyor.

Bu bitki elektrik üretebiliyor!

0

Binghamton Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, sadece fotosentezi taklit etmekle kalmayıp aynı zamanda elektrik üretebilen yapay bir bitki geliştirerek sürdürülebilir enerji alanında heyecan verici bir adım attılar. Başlangıçta bakteri bazlı biyopil araştırmalarının bir uzantısı olan proje, yapay fotosentez ve enerji üretimi konseptlerini birleştirerek çevre dostu ve yenilikçi bir teknoloji sunuyor.

Elektrik üretebilen yapay bir bitki geliştirildi

Ekip, beş biyolojik güneş pili ve fotosentetik bakteri kullanarak yapay bir yaprak tasarladı. Bu yaprağı daha sonra daha geniş bir sistemde bir araya getirerek tam teşekküllü bir yapay bitkiye dönüştürdüler. Bitkinin en dikkat çekici özelliği ise iç mekan hava kalitesini iyileştirirken aynı zamanda elektrik üretebilmesi. Yapılan testlerde, beş yapraklı yapay bitkinin karbondioksit emme oranı ve oksijen üretme kapasitesi oldukça yüksek bulundu.

Bitki savunma mekanizması

Yapay bitki şu anda yaklaşık 140 mikrowatt güç üretebiliyor. Profesör Seokheun Choi ve doktora öğrencisi Maryam Rezaie liderliğindeki araştırma ekibi, bu çıktıyı bir miliwatt’ın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Ayrıca tasarıma lityum iyon piller veya süper kapasitörler gibi enerji depolama sistemleri ekleyerek bitkinin enerji verimliliğini daha da artırmayı planlıyorlar.

Yapay bitki, iç mekan hava kalitesini iyileştirmede, özellikle karbondioksit seviyelerini düşürmede oldukça başarılı. İç mekan ışığını fotosentez için kullanan bitki, iç mekandaki CO2 seviyelerini yüzde 90’a kadar azaltabiliyor. Bu oran, doğal bitkilerin sağladığı yüzde 10’luk azalmanın çok üzerinde ve yapay bitkinin hava temizleme konusundaki potansiyelini ortaya koyuyor.

Üstelik sistem, taşınabilir elektronik cihazları çalıştırmak için yeterli miktarda oksijen ve biyoelektrik de üretebiliyor. Bu da yapay bitkinin, sadece hava temizlemekle kalmayıp aynı zamanda sürdürülebilir enerji kaynağı olarak da kullanılabileceğini gösteriyor.

Araştırmacılar, COVID-19 salgınıyla birlikte iç mekan hava kalitesinin öneminin daha da arttığına dikkat çekiyor. Çeşitli yapı malzemeleri, halılar ve hatta insan solunumu bile iç mekanlarda zararlı maddelerin ve CO2 seviyesinin yükselmesine neden olabiliyor. Geliştirilen bu yapay bitki, yenilenebilir enerji üretirken bir yandan da iç mekan hava kalitesini iyileştirerek bu sorunlara etkili ve sürdürülebilir bir çözüm sunuyor.

Nvidia CEO’sunun serveti Intel’i geride bıraktı!

0

Yapay zeka teknolojilerine olan talep arttıkça, bu alandaki öncü şirketler ve liderleri de büyük bir servet artışına şahit oluyor. Nvidia CEO’su Jensen Huang, sahip olduğu devasa servetle bu gerçeğin en güncel örneklerinden biri. Geliştirdiği yapay zeka çipleriyle büyük bir çıkış yakalayan Nvidia’nın hisseleri bu yıl yüzde 159 gibi dudak uçuklatan bir oranda değer kazandı. Bu yükseliş, Huang’ın servetini de inanılmaz boyutlara taşıdı ve 109 milyar doları aşan servetiyle teknoloji dünyasında adından sıkça söz ettiriyor.

Nvidia CEO’sunun piyasa değeri Intel’i resmen geçti

Huang’ın bu başarısı, onu sadece dünyanın en zengin insanlarından biri yapmakla kalmıyor, aynı zamanda yönettiği şirketin değerini de aşarak dikkat çekiyor. Öyle ki Huang’ın serveti, Amerika’nın en büyük çip üreticilerinden Intel’in toplam piyasa değerini geride bırakmış durumda. Intel’in mevcut piyasa değeri 96,39 milyar dolar seviyesinde seyrederken, Huang’ın serveti çok daha büyük bir rakam olan 109,2 milyar dolara ulaşmış durumda. Bu durum, teknoloji dünyasında dengelerin nasıl değiştiğinin ve yapay zeka gibi yeni nesil teknolojilerin yarattığı ekonomik etkinin büyüklüğünü gözler önüne seriyor.

Nvidia ve Intel
Nvidia CEO’sunun piyasa değeri Intel’i resmen geçti.

Peki Huang’ın bu inanılmaz başarısının arkasında yatan sır ne? Bu başarının en büyük mimarı, şüphesiz ki Nvidia hisseleri. Huang, Nvidia’daki doğrudan hisselerinin yanı sıra çeşitli fonlar ve ortaklıklar aracılığıyla şirketin toplam hisselerinin önemli bir bölümünü kontrol ediyor. Forbes’in milyarderler listesinde 11. sıraya kadar yükselen Huang’ın, bu listede daha da üst sıralara tırmanması ve ilk 10’a girmesi için sadece 20 milyar dolar daha kazanması gerekiyor.

Diğer yandan bir zamanların devi Intel ise son dönemde yaşadığı mali sıkıntılarla boğuşuyor. Şirketin hisseleri, 2023 sonlarında gördüğü 50 dolarlık zirve noktasından bu yana sürekli değer kaybediyor ve şu anda 22,59 dolar seviyesinde seyrediyor. Öyle ki bazı analistler, Intel’in Dow Jones Endüstri Endeksi’nden çıkarılabileceği ihtimalini bile dile getirmeye başladı. Intel’in bu düşüşü, Nvidia’nın yükselişiyle birlikte değerlendirildiğinde, teknoloji dünyasında yaşanan büyük değişimin ve güç dengesinin nasıl kaydığının da bir göstergesi olarak yorumlanabilir.