Qualcomm 4G IoT teknolojisi satın aldı

0

Qualcomm, Endüstriyel IoT’sini güçlendirmek için 4G IoT teknolojisini satın aldı. Satın alma, enerji açısından verimli ürünler sağlayarak Qualcomm’un endüstriyel IoT portföyünü güçlendirmeyi amaçlıyor.

Qualcomm 4G IoT teknolojisi

Sequans, Nesnelerin İnterneti için 4G ve 5G yarı iletken ürünleri tedarikçisi olarak çalışıyor. Qualcomm, satın almanın Endüstriyel IoT uygulamalarına göre uyarlanmış güvenilir ve optimize edilmiş hücresel bağlantı için enerji açısından verimli çözümler sağlayarak endüstriyel IoT portföyünü güçlendirdiğini söyledi.

Qualcomm’un IoT teknolojileri ve sistemleri “müşterilerin operasyonlarını optimize etmek, büyük miktarda veriyi paraya çevirmek, yeni yollarla yenilik yapmak ve maliyet tasarrufu kullanımını yönlendirmek için işletmelerini dijital olarak dönüştürebilmeleri için uçtan uca, dağıtıma hazır çözümler sunmak için gerçek dünyaya bağlı akıllı kenarı kullanır” dedi.

Qualcomm Technologies’de otomotiv, endüstriyel ve gömülü IoT ve bulut bilişim grup genel müdürü Nakul Duggal, dijital dönüşümün uçta yüksek performanslı işleme ve zeka tarafından yönlendirildiğini ve Qualcomm’u en büyük adreslenebilir fırsatlardan birinde büyümeye konumlandırdığını söyledi.

Duggal “Sequans’ın 4G IoT teknolojisinin bu satın alınması, Qualcomm’un geniş portföyüne katkıda bulunarak, Endüstriyel IoT uygulamaları için güvenilir, optimize edilmiş hücresel bağlantı için düşük güç çözümleri sunan kurumsal müşterilerimiz genelindeki tekliflerimizi daha da güçlendiriyor” dedi.

Sequans’ın, şirketin 4G işini büyütmesini ve 5G portföyünü ilerletmesini sağlayacak sürekli bir lisans anlaşmasıyla teknolojiye ilişkin tüm ticari hakları elinde tutması bekleniyor. Sequans CEO’su Georges Karam: “Qualcomm ile bu önemli işlemi duyurmaktan heyecan duyuyoruz. Bu anlaşma, 4G IoT teknolojimizin değerini vurguluyor ve IoT iş hedeflerimize daha fazla yatırım yapmaya devam etmemiz için bize önemli bir sermaye sağlıyor” dedi.

Karam: “Yeniliğin sınırlarını zorlamaya ve AI destekli Nesnelerin İnterneti uygulamalarının gelişen ihtiyaçlarını karşılayan son teknoloji 4G/5G yarı iletken çözümleri sunmaya adadık kendimizi. Bu işlemin, ürün tekliflerimizi geliştirmek ve pazar varlığımızı genişletmek için bize kaynak ve esneklik sağlaması bekleniyor” ifadelerini kulalndı.

Yapay zeka su tüketimini artırıyor

0

Yapay zeka çağında enerji kullanımı akıllara ilk gelen konu oluyor. Ancak artan veri merkezi su tüketimi sektör paydaşları arasında ciddi endişelere yol açıyor. Veri merkezi su tüketimi son altı yılda önemli ölçüde arttı ve son yapay zeka patlaması birçok büyük teknoloji firmasının yüksek sürdürülebilirlik hedeflerini ciddi şekilde tehlikeye attı.

Yapay zeka su tüketiminde etkili rol oynadı

Financial Times tarafından elde edilen kayıtlar, Virginia’nın ‘veri merkezi sokağı’ndaki BT altyapı tesislerindeki su tüketiminin 2019’dan bu yana neredeyse üçte iki oranında arttığını ortaya koydu. Dünyanın internet trafiğinin her gün yüzde 70’ine ev sahipliği yaptığı tahmin edilen Ashburn, VA çevresindeki ortak konumlar, 2023’te yedi milyar litreden fazla su tüketti. Kuzey Virginia’daki çeşitli ilçelerin yetkililerinden alınan verilere göre, bu, 2019’da tüketilen yaklaşık beş milyar litreye kıyasla neredeyse yüzde 64’lük bir artışı işaret ediyor.

Yapay zeka araçlarının yaygın olarak benimsenmesi, bulut altyapısına yeni talepler getirdi ve dünyanın çeşitli bölgelerindeki hiper ölçekleyiciler tarafından hızlı veri merkezi genişlemesini körükledi. Bu genişlemeyle ilişkili enerji maliyetleri iyi duyuruldu ve Microsoft, Google ve Amazon, sürdürülebilir veri merkezlerine yoğun yatırım yaparak bu talebi sorumlu bir şekilde karşılamak için ölçeklendiklerini göstermek için koordineli çabalar gösterdiler.

Bu, esas olarak yerel yeşil enerji üretim şirketleriyle güç satın alma anlaşmaları imzalamaya odaklandı. Örneğin, Microsoft, Temmuz ayında ABD ve Avrupa’daki veri merkezi operasyonları için güç sağlamak üzere Brookfield ile ortaklık kurduğunda tarihin en büyük kurumsal yenilenebilir enerji anlaşmasına imza attı.

Amazon ve Google, veri merkezlerini çalıştırmak ve karbon emisyonlarını en aza indirmek için yenilenebilir enerji satın alarak benzer hamleler yaptı. Öte yandan, sürecin eşit derecede ayrılmaz bir parçası olmasına rağmen su tüketimi daha az ilgi gördü. British Standards Institution’da (BSI) grup sürdürülebilirliği direktörü olan Ghinwa Chammas, yeşil enerjinin aksine suyun sorumlu bir şekilde yönetilmesi gereken sınırlı bir kaynak olduğunu belirtti.

Kariyerimizi yapay zekâ ile inşa etmek istiyoruz!

Google arama trendlerine göre 2024 yılında Türkiye’de yapay zeka aramaları %120, “yapay zeka nasıl çalışır” aramaları %90, “yapay zeka nedir” aramaları %80 artış gösterdi. Kullanıcılar yapay zeka ile ilgili bilgi edinmek ve becerilerini geliştirmek için aramalar yaptı: “yapay zeka kursu” ve “yapay zeka işleri” aramalarını iki katına çıkardı.

Google’ın 2024 yılına dair yayınladığı yeni arama trendleri, Türkiye’deki kullanıcıların yapay zekaya olan ilgisinin rekor seviyelere ulaştığını gösteriyor. Yapay zeka aramaları, geçen yıla göre %120 oranında artış gösterirken, “yapay zeka nasıl çalışır” ve “yapay zeka nedir” gibi temel konulara yönelik aramalar %90 ve %80 oranında yükseldi. Bu veriler, Türkiye’deki kullanıcıların yapay zekayı öğrenmeye ve bu alandaki becerilerini geliştirmeye olan yoğun ilgisini gözler önüne seriyor.

Yapay zeka becerilerini ve niteliklerini geliştirmek istiyoruz

Google arama trendleri, 2024 yılı itibarıyla yapay zekanın Türkiye’deki kullanıcıların kariyer ve yaratıcılık alanlarında yeni fırsatlar keşfetmeleri için önemli bir araç haline geldiğini ortaya koydu. Google Arama verilerine göre, “yapay zeka kursu” ve “yapay zeka işleri” gibi sorgular iki katından fazla (%120) artış gösterdi. “Yapay zeka ve girişimciler” aramaları ise %20 oranında yükseldi. Yapay zeka ve öğrenme ile ilgili en popüler sorgular arasında “yapay zeka ile İngilizce öğren”, “yapay zeka öğrenmek” ve “yapay zeka öğrenmek istiyorum” yer aldı. “Yapay zeka mühendisliği maaşı” aramaları ise %5000’den fazla arttı. Kullanıcılar, yapay zekayı sadece bilgi edinmek için değil, aynı zamanda kariyerlerini inşa etmek ve yaratıcılıklarını beslemek için de kullanıyor. Trend aramalar arasında “yapay zeka ile logo oluşturma”, “ücretsiz yapay zekaya soru sorma” ve “yapay zeka Google” gibi sorgular %5000’den fazla artış göstererek, Türkiye’deki kullanıcıların yapay zekayı günlük hayatlarına nasıl entegre ettiklerini gösteriyor. Türkiye genelinde siber güvenlik ve yapay zekaya olan ilgi de iki katına çıktı (%100) ve insanlar yapay zekanın bilimdeki geleceği konusunda belirgin bir ilgi gösterdi. Yapay zeka ve doktor aramaları %100 arttı, yapay zeka ve bilim aramaları %80 oranında arttı, yapay zeka ve hastane aramaları ise %50 oranında arttı.

Yapay zekâyı bir çözüm aracı olarak kullanmak

Google Türkiye Ülke Direktörü Mehmet Keteloğlu
Google Türkiye Ülke Direktörü Mehmet Keteloğlu

Google Türkiye Ülke Direktörü Mehmet Keteloğlu, Türkiye’de artan yapay zeka arama sorgularıyla ilgili şu açıklamalarda bulundu: “Yapay zeka, herkes için günlük hayattan toplumsal alanlara kadar pek çok konuda fırsat yaratmaya katkıda bulunma potansiyeline sahip. Bu yüzden Türkiye’deki kullanıcıların bu dönüştürücü teknolojiden en iyi şekilde yararlanmanın yollarını arıyor olması şaşırtıcı değil. Kullanıcılar kariyerlerini, yaratıcılıklarını ve toplumu geliştirmek için daha fazla yapay zeka becerisi öğrenmenin yollarını keşfediyorlar. Bu durum da her yıl yapay zekaya olan ilginin bir önceki yılın rekorunu kırmasını sağlıyor” dedi.

Google yapay zekayı toplumsal zorlukların üstesinden gelmek için bir çözüm aracı olarak da kullanıyor.  Türkiye’nin Ulusal Yapay Zekâ Stratejisi 2021-2025 Eylem Planı’nın ana hedefleri çerçevesinde başlatılan “Yapay Zeka Okuryazarlığı Seferberliği” kapsamında ülkemizde yetenekli yapay zeka işgücü geliştirme ve  gençlere bu konuda eğitim verilmesi alanında da Google üzerine düşeni yaparak 2024-2025 itibarıyla Oyun ve Uygulama Akademi’sini “Yapay Zeka ve Teknoloji Akademisi” olarak yeniden yapılandırdı. Bu sayede Google Türkiye; yapay zeka uzmanı, veri analisti ve yapay zeka destekli oyun ve uygulama geliştirici gibi farklı alanlarda uzmanlaşan gençlerin yetiştirilmesine katkı vermeyi hedefliyor.

NASA’nın güneş yelkeni projesinde büyük sorun!

NASA’nın geleceğin uzay yolculukları için umut vadeden teknolojilerinden biri olan güneş yelkeni projesinde beklenmedik bir sorun yaşanıyor. Nisan ayında fırlatılan ve güneş ışığının itme gücünü kullanarak hareket etmesi planlanan ACS3 isimli uzay aracı, aylar geçmesine rağmen yelkenlerini açmayı başaramadı.

NASA’nın güneş yelkeni projesi iptal mi olacak?

Görevin ilk aşamalarında her şey yolunda giderken, NASA ekipleri yelken açma operasyonlarına başladığında sorunlar ortaya çıktı. İlk denemede, güç monitörlerinden birinde beklenenden yüksek motor akımı tespit edildi ve sistem otomatik olarak durduruldu.

NASA yetkilileri, sorunun kaynağını belirlemek için uzay aracından gelen verileri analiz etmeye devam ettiklerini açıkladı. Şu ana kadar uzay aracının iletişim, güç ve yön kontrol sistemlerinin normal şekilde çalıştığı belirtildi.

NASA üç ayaklı robotları test ediyor!

Güneş yelkenleri, tıpkı denizdeki yelkenlilerin rüzgârı kullanması gibi, güneşten gelen fotonları kullanarak hareket eder. Fotonlar yelkene çarptığında oluşan momentum, uzay aracını ileri doğru iterek yakıt kullanmadan hareket etmesini sağlar. Bu teknoloji, özellikle uzun vadeli uzay görevleri için büyük potansiyel sunuyor.

NASA’nın ACS3 projesi, bu deneysel itiş sistemleri için yeni malzemeleri ve açılabilir yapıları test etmeyi amaçlıyordu. Yelkenin açılmasını sağlayan ve polimer bir malzemeden yapılan kompozit bomlar, hafif olmalarına rağmen yüksek sıcaklıklara ve zorlu uzay koşullarına dayanıklı olarak tasarlandı.

Eğer başarılı olursa, 9 metrelik kenarlara sahip güneş yelkeni, uzay aracını atmosferik sürtünmenin olmadığı yüksek bir yörüngeye taşıyacaktı. Bu sayede, güneş ışığının sürekli itme gücüyle çok yüksek hızlara ulaşılması hedefleniyordu.

Yaşanan bu aksaklık, NASA’nın güneş yelkeni teknolojisi konusundaki uzun vadeli hedefleri için önemli bir engel teşkil ediyor. Yelkenlerin açılamaması, projenin temel amacını tehlikeye atıyor.

NASA ekipleri, sorunun kaynağını belirlemek ve çözüm üretmek için yoğun bir şekilde çalışıyor. Ancak, şu an için yelkenlerin ne zaman ve nasıl açılabileceği belirsizliğini koruyor.

Eğer sorun çözülemezse, bu durum NASA’nın güneş yelkeni teknolojisi alanındaki çalışmalarını geciktirebilir ve gelecekteki uzay görevlerinde kullanılması planlanan bu yenilikçi itiş sisteminin geleceğini gölgede bırakabilir.

Coursera’dan Türkiye’deki öğrencilere destek!

0

Çevrimiçi öğrenme platformu Coursera Türkiye’deki öğrenenlerin ve kurumların ihtiyaçlarını daha iyi karşılamak ve yüksek kalite eğitime erişmelerini desteklemek için yeni projeler hayata geçiriyor. Bu çerçevede, çevrimiçi öğrenimi daha kişiselleştirilmiş ve etkileşimli hale getiren yapay zeka destekli özelliklerin devreye alınmasının yanı sıra, Türkçe öğrenme içeriklerini kapsayan geniş bir katalog yayınlanacak. Bugüne dek sadece İngilizce olarak sunulan Yale Üniversitesinden İyi Yaşam Bilimi (Science of Well-Being), DeepLearning.AI’dan Herkes İçin Yapay Zeka (AI for Everyone), Michigan Üniversitesi’nden Herkes İçin Programlama (Programming for Everybody) ve IBM’den Veri Bilimi Nedir? (What is Data Science?) gibi dünyada en çok tercih edilen dersler artık Türkçe ulaşılabilir olacak.

Bu yeniliklerle Coursera’nın Türkiye’deki her geçen gün büyüyen öğrenen tabanı desteklenecek ve çevrimiçi öğrenmeyi benimseyerek platformdaki derslerden yararlanan kurum ve kuruluşlardaki çalışan ve öğrencilerin dijital becerileri daha üst seviyeye çıkacak. Türkiye’de sayıları 1.4 milyona erişen ve platformda 3.7 milyon derse kayıtlı olan öğrenenlerin yüzde 40’ı derslere mobil cihazlardan erişim sağlıyor. Coursera yöneticileri platformun Türkiye’deki öğrenenlerin yetenek gelişimine olan katkılarını artırmayı sürdüreceğini ifade etti.

Konuyla ilgili konuşan Coursera CEO’su, Jeff Maggioncalda, “Türkiye’nin ekonomisi geleneksel sektörlerin ötesine açılıp dijital devrimle bütünleştikçe, kalifiye işgücüne duyulan ihtiyaç her zamankinden daha acil bir hal alıyor.” dedi. “Amacımız, dil engeline takılmadan, yüksek kaliteli eğitimi herkese ulaştırabilmek ve bugün bu hedef doğrultusunda büyük bir adım attık. Yapay zekanın gücünden yararlanarak 4.700 dersi Türkçe’ye çevirdik ve Türkiye’deki öğrenenlere dijital geleceğe yönelik becerilerini geliştirmeleri için benzersiz bir erişim ve esneklik sağladık.” diye ekledi.

4.700’den fazla ders Türkçe olarak erişime açıldı

Bunlara Derin Öğretim Çözümlerinden Nasıl Öğrenileceğini Öğrenmek, Yale Üniversitesi’nden Finansal Pazarlar ve DeepLearning.AI’dan Denetimli Makine Öğrenimi gibi ülkedeki en popüler kurslar da dahil. Öğrenenler, ders notlarına, ders videolarının alt yazılarına, testlere, değerlendirmelere, akran değerlendirme notlarına ve tartışma yönergelerinin hepsine yerel dillerinde erişebiliyor. Çevrilen içerikler İş, Kampüs ve Devlet müşterileri için dahil, Coursera’daki her öğrenen için erişime açık.

GenAI Akademisi Microsoft, Stanford Çevrimiçi, Vanderbilt University, DeepLearning.AI, Google Cloud ve AWS dahil olmak üzere en iyi üniversitelerden ve şirketlerden temel okuryazarlık ve yönetici eğitim programları sunmakta.

Coursera Koç (Coursera Coach), Coursera Plus Abonelerine kişiselleştirilmiş geri bildirim veren, soruları yanıtlayan ve video derslerini ve kaynakları özetleyen yapay zeka destekli bir sanal öğrenme asistanı sağlıyor. Koç ayrıca öğrencileri yerel dilde etkileşimle destekliyor.

Coursera Kurs Geliştiricisi (Coursera Course Builder) kurs yapısı, açıklamalar, okumalar, ödevler ve sözlükler dahil olmak üzere insan yazarlardan gelen istemlere göre otomatik olarak içerik oluşturan yapay zeka destekli bir ders oluşturma aracı. Şirketler ve kampüsler bu özelliği, özel dersler üretmek ve bunları Coursera’daki katılımcı ortaklardan önerilen içerikle harmanlamak için kendi bünyelerindeki uzmanlarını kullanarak özel yazarlık için de değerlendirebilirler. Bu özellik belirli müşteriler tarafından denenmekte.

Akademik Dürüstlük özelliklerinin yeni paketi üniversitelerin yapay zeka destekli kopya çağında öğrenim sürecini doğrulamasına yardımcı oluyor. Yapay Zeka Destekli Not Verme, Gözetmenlik ve Kilitleme Tarayıcısı ve Yapay Zeka Tabanlı Viva Sınavlar gibi bu özellikler, kampüslerin kopya çekme durumlarını tespit edip caydırmalarına yardımcı olurken öğrencilere özgün öğrenim sunmalarını, ayrıca çevrimiçi değerlendirmelerin, kursların ve sertifikaların da değerlerinin artırılmasını sağlıyor.

Türkiye’deki yapay zeka fırsatının 2030 yılına kadar 7,37 milyar dolara ulaşacağı öngörüldüğünde, Coursera’nın Türkçe içerik sunması gibi girişimler, ülkenin işgücünün gelecek için en çok talep gören yapay zeka becerileriyle donatılmasında kritik bir rol oynayacak.

Çip üretiminde cam devrimi yaşanabilir!

Yapay zeka ve yüksek performanslı hesaplama alanlarındaki hızlı gelişim, yarı iletken endüstrisini yeni arayışlara itiyor. Geleneksel silikon tabanlı üretim yöntemlerinin sınırlarına dayanmasıyla birlikte, “cam substrat” teknolojisi geleceğin yıldızı olmaya aday gösteriliyor.

Çip üretiminde cam devrimi mi yaşanacak?

Çip üretiminde substrat olarak bilinen alt tabaka, yarı iletkenlerin üzerine yerleştirildiği temel platform görevi görüyor. Bugüne kadar çoğunlukla silikon kullanılan bu alanda, cam substratlar sunduğu avantajlarla dikkat çekiyor. Daha ince ve dayanıklı yapıları sayesinde cam substratlar, daha küçük ve daha güçlü çiplerin üretilmesini mümkün kılıyor. Bu da yapay zeka ve yüksek performanslı hesaplama gibi alanlarda büyük bir sıçrama anlamına geliyor.

Cam substrat teknolojisi, yarı iletken sektöründeki devleri de harekete geçirmiş durumda. Intel, TSMC ve Samsung gibi dev oyuncular, bu alandaki Ar-Ge çalışmalarını hızlandırarak liderliği ele geçirmek için yarışıyor.

Zihin okuma çipi düşünceleri algılıyor

Intel, on yılı aşkın süredir sürdürdüğü çalışmaları sonucunda seri üretime hazır olduğunu belirtirken, TSMC de Nvidia’nın talepleri doğrultusunda çalışmalarına hız verdi. Samsung ve Huawei gibi firmalar da cam substrat teknolojisine yatırım yapıyor, ancak uzmanlara göre henüz yolun başındalar.

Uzmanlar, cam substrat teknolojisinin 2025-2026 yılları arasında yaygınlaşmasını ve pazara hakim olmasını bekliyor. Bu süreçte Intel ve TSMC’nin öncü rol üstlenmesi beklenirken, diğer oyuncuların da geride kalmamak için büyük çaba sarf edeceği öngörülüyor.

Cam substrat teknolojisinin yükselişi, yeni işbirliklerini de beraberinde getiriyor. Tayvanlı üreticilerin öncülüğünde kurulan “E Core” isimli ittifak, cam substrat ekipmanı üreten firmaları bir araya getirerek sektörün gelişimini hızlandırmayı hedefliyor.

Cam substrat teknolojisi, yarı iletken endüstrisinde devrim yaratma potansiyeline sahip. Daha küçük, daha hızlı ve daha güçlü çiplerin önünü açan bu teknoloji, yapay zekadan yüksek performanslı hesaplamaya kadar birçok alanda büyük değişimlere yol açacak. Önümüzdeki yıllarda teknoloji devlerinin kıyasıya rekabetine sahne olması beklenen bu alanda yaşanacak gelişmeler, tüm dünyayı yakından ilgilendiriyor.

Yerli girişim Magfi, 1.1 milyon dolar yatırım aldı

Telegram ve Discord üzerindeki 1 milyardan fazla kullanıcıya reklam yapmayı mümkün kılan Magfi, tohum yatırım turunda 1.1 milyon dolar yatırım aldığını duyurdu. Bu yatırım turu, Bulgaristan merkezli Eleven Ventures tarafından yönetildi ve Türkiye’den Boğaziçi Ventures, Bulgaristan’dan Zoran Arsovski ve Romanya’dan Horia Manda gibi melek yatırımcılar da katılım sağladı.

Yerli girişim Magfi, aldığı yatırım ile gündem oldu

Makine öğrenimi ve yapay zeka teknolojilerini kullanarak Telegram ve Discord topluluklarında eş zamanlı reklam yapmayı sağlayan yerli girişim Magfi, tohum turda 1.1 milyon dolar yatırım aldı.

Tur, Payhawk gibi unicorn girişimlere yaptığı yatırımlarla tanınan Bulgaristan merkezli Eleven Ventures tarafından yönetildi. Eleven Ventures’tan Svetozar Georgiev, Magfi’nin büyümesini desteklemek amacıyla şirketin yönetim kuruluna katılacak.

Telegram ve Discord, her ay yaklaşık 1.5 milyar kullanıcıya ev sahipliği yapıyor ve bu kullanıcılar belirli konular etrafında toplanan gruplarda bir araya geliyor. Magfi’den önce, grup yöneticileri reklam paylaşmak ve gelir elde etmek için manuel olarak reklamverenler aramak zorundaydı. Reklamverenler ise bu geniş kullanıcı tabanına erişmek ve reklamları etkili bir şekilde hedeflemek konusunda zorluk yaşıyordu. Magfi’nin çözümü, reklam yerleştirme sürecini basitleştirerek reklamverenlerin en uygun gruplara otomatik olarak reklam vermesini sağlıyor. Ayrıca bu reklamlar, grup sohbetleri içinde zengin ve etkileşimli bir şekilde sunuluyor ve gelişmiş hedefleme algoritması sayesinde mikro hedefleme yapılabiliyor. Platform, grup sahiplerine de büyük bir değer katıyor; topluluklarına otomatik olarak reklam alıyor, her reklamdan görüntülenme ve tıklanma başına gelir elde ediyorlar. Bu sayede adminler, grupları için daha kaliteli içerik üretmeye ve topluluğu daha iyi hale getirmeye odaklanabiliyor.

Yapay zeka destekli tarayıcı girişimi, çocuklar için güvenli ve faydalı bir internet deneyimi sunuyor!

Magfi, spor, finans, haber, video oyunları ve daha birçok niş konuda kurulmuş, milyonlarca abonesi olan binlerce toplulukta 1 milyondan fazla reklam paylaştı. Platform, günlük 600.000 tekil kullanıcıya ulaşarak önemli bir erişim ve etki gösteriyor. Tohum öncesi yatırımının ardından sadece bir yıl içinde, Magfi dört haneli başlangıç gelirini 25 kat artırdı. Magfi’nin müşterileri arasında Türkiye’deki büyük bankalar, küresel e-ticaret firmaları ve dünya çapında tanınan reklam ajansları gibi hızlı büyüyen ve çok uluslu şirketler yer alıyor.

Bu yeni yatırımla birlikte Magfi, daha agresif bir büyüme için ekibini genişletmeyi planlıyor. Şirket, işe alım, destek ve reklam optimizasyonu gibi tüm süreçlerini ve sistemlerini tamamen otomatikleştirmeyi hedefliyor. Türkiye dışına açılmayı öncelikli hedefleri arasında tutan girişim, 220 milyonluk nüfusu ve %50 Telegram kullanım oranıyla Brezilya’yı bir sonraki hedef pazar olarak belirledi. Magfi, sohbet tabanlı topluluklarda popüler sosyal medya reklam platformlarının sahip olduğu düzeyde sofistike ve etkili reklamcılığı getirmeyi amaçlıyor.

Eleven Ventures ortağı Svetozar Georgiev, yatırımla ilgili yaptığı açıklamada;

“Sohbet tabanlı merkeziyetsiz topluluklarda reklam yapmak, Magfi’nin öncülük ettiği bir Mavi Okyanus pazarı. Geleneksel sosyal medyadan farklı olarak, burada dinamikler biraz farklı, bu da hem bir zorluk hem de büyük bir fırsat sunuyor. Kurucular ve ekip, vizyonları, Web3 dünyasına olan derin anlayışları ve ürün mükemmeliyetine duydukları güçlü tutku ile bizi etkiledi. Bu ekip durdurulamaz ve bu yolculukta onlara katılmaktan büyük heyecan duyuyoruz.”

Magfi’nin kurucu ortağı ve CEO’su Mustafa Fikret Uğur ise yaptığı açıklamada;

“Dünya, web3 tabanlı mesajlaşmaya doğru kayıyor ve Telegram ve Discord bu sektörün öncü platformları. Bu platformlarda 1 milyardan fazla aylık aktif kullanıcı ve topluluklarda büyük bir potansiyel var. Biz, Magfi olarak bu potansiyeli ortaya çıkarıyoruz. Markalar artık Magfi Ads aracılığıyla bu platformlarda son derece ilgili topluluklara reklam vererek, daha önce erişemedikleri kitlelere ulaşabiliyor. On binlerce grup yöneticisi ise ürettiği içerikten gelir elde edebiliyor. Bu yatırımla birlikte Türkiye pazarındaki konumumuzu sağlamlaştırıp, Latin Amerika’da faaliyet göstermeye başlayacağız. Magfi Monitoring ve Marketplace ürünlerimizi tanıtacağız ve ajans iş birliklerimizi güçlendireceğiz. Ayrıca üretken yapay zeka gibi teknolojilerle de her bir topluluk için özel olarak reklam kreatifleri üretme konusunda çalışmalar yapıyoruz.” dedi.

Intel, küçülmeye mi gidiyor?

Teknoloji devi Intel, şirket tarihinin en zorlu dönemlerinden birini yaşarken, CEO Pat Gelsinger radikal önlemler almaya hazırlanıyor. Son bilgilere göre Gelsinger, önümüzdeki haftalarda Intel yönetim kuruluna maliyetleri düşürme ve varlık satışlarını içeren kapsamlı bir plan sunacak.

Intel küçülmeye gidebilir!

Eylül ortasında gerçekleşmesi beklenen toplantıda sunulacak plan, Intel’in bir zamanlar büyük kârlar elde ettiği ancak artık finanse edemediği işletmelerin satılmasını içeriyor. Bu kapsamda, programlanabilir çip birimi Altera’nın satışı da gündemde.

Intel’in 2015 yılında 16,7 milyar dolara satın aldığı Altera, şirketin maliyet azaltma planları kapsamında ilk elden çıkarılabilecek varlık olarak görülüyor. Altera’nın tamamen satışı veya ayrı bir yan kuruluş olarak yapılandırılması seçenekler arasında değerlendiriliyor. Bu durum, çip üreticisi Marvell gibi potansiyel alıcılar için cazip bir fırsat olabilir.

Milli Teknoloji Akademisi, yapay zeka, çip tasarımı ve otonom sürüş teknolojileri eğitimine başlıyor

Planın bir diğer önemli ayağı ise sermaye harcamalarının azaltılması. Intel’in Almanya’daki 32 milyar dolarlık fabrika projesini durdurma veya tamamen iptal etme olasılığı değerlendiriliyor. Ayrıca, şirketin sermaye harcamalarını 2025 yılına kadar %17 oranında düşürerek 21,5 milyar dolara çekmeyi planladığı belirtiliyor.

Intel için Eylül ortasındaki yönetim kurulu toplantısı, şirketin geleceği açısından kritik bir öneme sahip. Ağustos ayında açıklanan ikinci çeyrek finansal sonuçlarının ardından şirketin temettü ödemeleri askıya alınmış ve %15 oranında iş gücü indirimine gidilmişti. Bu gelişmeler ışığında, Intel yönetim kurulu hangi iş kollarının korunacağı ve hangilerinin elden çıkarılacağı konusunda önemli kararlar almak zorunda kalacak.

Intel, değeri 3 trilyon doları bulan Nvidia gibi devlerle rekabet etmekte zorlandığı yapay zeka çağında zorlu bir dönemden geçiyor. Kötüleşen mali performans nedeniyle piyasa değeri 100 milyar doların altına gerileyen Intel’de CEO Pat Gelsinger, yatırımcıları rahatlatmak için yoğun çaba harcadıklarını belirtiyor. Ancak, şirketin gerçek bir dönüşüm geçirip geçiremeyeceği, Eylül ayındaki yönetim kurulu toplantısından sonra daha net bir şekilde ortaya çıkacak.

Intel’in danışmanlık hizmetleri almak için Morgan Stanley ve Goldman Sachs gibi finans devleriyle iş birliği yapması, şirketin ciddi bir yeniden yapılanma sürecine girdiğinin bir göstergesi olarak yorumlanıyor.

Atasay, Xpoda ile dijitalleşti

İş dünyasında verimliliği artırmanın en kolay yollarından biri dijitalleşmeden geçiyor. Zamandan tasarruf etmek isteyen rekabetçi firmaların en önemli enstrümanlarından olan dijitalleşme, manuel olarak yönetilen iş süreçlerini daha hızlı ve daha kolay bir şekilde çözüyor.

Türkiye’nin ilk ve en büyük No Code & Low Code Platformu Xpoda, çözüm odaklı yaklaşımları ile müşterilerine her türlü kolaylığı sunuyor. 1937 yılından bu yana kendi sektörünün öncüsü niteliğinde olan Atasay, Xpoda ile tanıştıktan sonra dijitalleşme sürecini hızlandırdı ve zamanı en verimli şekilde kullanmaya başladı.

Atasay Bilgi Sistemleri Direktörü Özkan Yurttaşer, yazılım sektöründe analiz yapmanın çok önemli olduğunu vurguladı. “Kurumsal bir şirkette işlerin nasıl yapılacağı ve organizasyon şemasının doğru olup olmadığı tam olarak belirtilmeden işlere başlanmamalı” diyen Yurttaşer, “Doğru analiz yapıldığında ve uygun yazılım seçildiğinde işler kısa sürede hayata geçirilebilir. Şu anda “no-code” yani kod yazmadan uygulama geliştirme araçları bu işte büyük avantaj sağlıyor” ifadesini kullandı.

Yurttaşer, Xpoda ile iş birliği yapmalarının nedenlerini ise şöyle sıraladı: “Xpoda’nın, uluslararası dilleri destekleyerek bize hizmet verebilmesi ve kullanımının çok basit olması Xpoda’yı seçmemizdeki ana etkenlerdir. Xpoda sayesinde iş akışlarını hızlandırdık ve yazılı evrakları dijital sisteme entegre ettik. Intranet yazılımımızı da Xpoda ile geliştirirek tüm departmanların Xpoda’dan faydalanaması için çalışmalara başladık. . Xpoda’nın bize sunduğu hızlı erişim, basit kullanım ve dijital platformda denetim imkanından dolayı bu yazılımı bırakmayı düşünmüyoruz.”

Atasay, Xpoda ile iş süreçlerini daha iyi yöneterek verimliliği doğrudan artırdı. Bünyesinde bulundurduğu personel talep, izin, avans, masraf ve gider taleplerinin alınmasına, ödeme ile ilgili onay süreçlerinin takibine kadar birçok süreci klasik yöntem ile manuel olarak yapan Atasay, Xpoda ile dijitalizasyon sürecini hızlandırmış oldu. Xpoda iş birliğinden sonra dijital ortamın verimliliğini bünyesinde barındıran Atasay, artık tüm bu süreçleri dijital ortamda yönetebiliyor.

Xpoda ile neler değişti?

Taleplerin toplanması, onay süreçlerinin takibi ve raporlanması gibi aşamaların yol açtığı zaman kaybı Xpoda No Code Platformu’nun kullanılmasıyla son buldu.  İzin, Personel Talep, avans, masraf ve ödeme talepleri gibi süreçler dijital ortama aktarıldı ve çalışanlar artık taleplerini bilgisayar, telefon veya tabletlerinden kolaylıkla iletebilmeye başladılar. Bu taleplere özel dinamik iş akışları oluşturuldu. Tüm onay süreçlerinin izlenmesi ve yönetimi Xpoda ile basitleştirildi. Hem yönetici hem de personel için yetki seviyelerine göre özelleştirilmiş raporlama ekranları tasarlandı. Bu sayede herkes, rolüne uygun olarak verileri analiz etme olanağına sahip oldu.

Xpoda’nın dinamik, hızlı ve kullanıcı dostu tasarım araçları sayesinde süreç takibi hızla dijital platforma taşındı ve iş akışlarının daha verimli yönetilmesi sağlandı. Atasay, Xpoda’nın sağladığı kolaylık ile dijital ortamda takip işlemlerini çok daha kısa sürede yapabiliyor.

Hangi kazanımlar elde edildi?

Xpoda uygulamalarını kullanan Atasay, dijital talep ve onay süreçleri sayesinde verilerini güvenilir ve doğru bir şekilde yönetti. Bu, hataları ve veri kaybını önledi. Hız ve verimlilik sağlandı, dijital süreçler sayesinde iş akışları hızlandı ve verimlilik arttı. Manuel işlemlere göre daha hızlı sonuçlar elde edildi. Doğru raporlama gerçekleşerek doğru ve anlamlı raporlar oluşturuldu. Bu durum, yöneticilere daha iyi karar verme yeteneği sağladı. Mobilite kullanımı, zaman ve işgücü tasarrufu gerçekleştirildi ve böylelikle manuel işlemlere harcanan zaman azaldı. Bu da emek verimliliğini artırdı. Dijital ve entegre süreçler şirketin rekabet gücünü artırdı. Şirket içi yazılım ihtiyaçlarına daha hızlı ve esnek cevap verebilme olanağı sağladı.

Türkiye’nin en büyük kanatlı rüzgâr santrali kuruluyor

Cengiz Holding, Almanya’nın en büyük ikinci bankası olan DZ Bank’tan Çerkeş Rüzgar Enerji Santrali projesi için 20 milyon dolarlık yeşil finansman aldı. Gelecek yıl tamamlanacak projede kullanılan türbinlerin kanatları Türkiye’nin en büyüğü olacak. Cengiz Holding’in grup şirketi Cengiz Enerji tarafından kullanılacak krediyle Çerkeş santraline toplam 32,6 MW kurulu güce sahip rüzgar türbinleri eklenecek.

Karbon ayak izini azaltma konusunda önemli bir rol üstlenecek

Cengiz Holding Yönetim Kurulu Danışmanı Arzu Özgiray
Cengiz Holding Yönetim Kurulu Danışmanı Arzu Özgiray

Cengiz Holding Yönetim Kurulu Danışmanı Arzu Özgiray, yeşil kredinin çevresel etki ve sürdürülebilirlik yönünden belirli kriter ve taahhütleri yerine getiren şirketlere verildiğine dikkat çekerek, şunları söyledi: “Dünyanın ve Türkiye’nin içinden geçtiği büyük dönüşüm sürecinde ve sıfır karbon yolculuğunda hem sektörümüze hem de topluma öncülük etmek istiyoruz. Yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretimiyle bölgenin enerji ihtiyacını karşılama ve karbon ayak izini azaltma konusunda önemli bir rol üstlenecek projemiz için yeşil kredi anlaşması imzalamaktan büyük memnuniyet duyuyoruz. Bu kredi türü, standart finansman modellerine kıyasla çok daha sıkı ve katmanlı bir teminat ve onay mekanizmasının yanı sıra raporlama ve şeffaflık yönünden de çok daha detaylı bir süreçten geçmeyi gerektiriyor. Cengiz Holding’in güçlü bilanço yapısı ve kredi piyasalarındaki itibarının yüksek olması sayesinde bu krediyi, Çin’in ihracat ve kredi sigorta kuruluşu olan Sinosure’un krediye vermiş olduğu sigorta poliçesi ile alabildik. Bu önemli başarıda tüm çalışma arkadaşlarımızın payı var. Cengiz Holding olarak tüm faaliyet alanlarımızda hem ülkemizin hem de dünyanın geleceği için bu taahhütleri sunmaya devam edeceğiz.”

90 metrelik kanatlara sahip olacak

Finansmanı yeşil krediden sağlanacak kapasite artırma projesiyle Çerkeş Rüzgar Enerji Santrali’nin kurulu gücü 32,6 MW’lık artışla 82,6 MW’a çıkacak. Her biri 7,2 MW kurulu güce sahip rüzgar türbinlerinden meydana gelecek santral, 183 metre rotor çapı ve 90 metre kanat uzunluğu ile bu alanda Türkiye’nin en büyüğü olacak. Rekor kanat uzunluğu ile tek türbinde maksimum enerji üretiminin hedeflendiği proje bu özelliği ile verimli, sürdürülebilir ve çevreci projelere örnek oluşturacak. Yıllık yaklaşık 54 bin ton karbondioksit salımını engelleyecek projenin 2025 yılının ikinci yarısında tamamlanması planlanıyor.

KOBİ’lere dijitalleşme desteği

0

Türkiye İş Bankası ve Türkiye’nin SaaS modelinde hizmet veren ilk ve en büyük insan kaynakları ve personel yönetim platformu olarak 2 binden fazla şirkete hizmet veren Kolay İK yeni bir iş birliğine imza attı. Buna göre İş Bankası’nın KOBİ’lerin dijitalleşme ihtiyaçlarına yönelik ürün ve hizmetleri tek bir çatı altında sunduğu DijiKolay platformuna katılan şirketler, Kolay İK’nın personel yönetimine yönelik dijital İK çözümlerinden 12 ay süreyle hiçbir ücret ödemeden yararlanabilecek. Uygulamanın maliyeti bu süre boyunca İş Bankası tarafından karşılanacak.

İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Yılmaz konuya ilişkin açıklamasında, iş süreçlerinin dijitale taşınmasının hem insan kaynağı açısından hem de finansal açıdan firmaların operasyonel yük ve maliyetlerini azaltarak verimliliği artırdığına ve firmaları rekabette öne çıkardığına dikkat çekerek, “Biz de ‘Geleceğin Bankası olma’ vizyonumuz doğrultusunda KOBİ’lerimize dijital dönüşüm süreçlerinde yol arkadaşlığı yapıyoruz. DijiKolay platformumuzla KOBİ’lerin tüm faaliyet döngülerini verimli kılmak için dijitalleşmenin gücünden faydalanabilmelerine imkân sağlıyoruz. Dijitalleşme yolculuğunda olan KOBİ’lere ayrıcalıklı koşullar sunarak e-dönüşüm hizmetlerinden e-ticaret ve e-ihracat çözümlerine, sürdürülebilirlik çözümlerinden yönetsel çözümlere kadar birçok hizmeti tek çatı altında topluyoruz. Her biri kendi alanında uzman iş ortakları ile çalışıyoruz” diye konuştu.

Yılmaz, Kolay İK ile yaptıkları iş birliğinin, çalışan sayısı az olan şirketlerin insan kaynağı alanındaki süreçlerini dijitalleştirmelerine destek olması açısından çok kıymetli olduğunu belirterek “DijiKolay platformumuzu klasik bankacılık hizmetlerinin ötesinde KOBİ müşterilerimizin ihtiyaçlarını karşılayacak dijital çözümler ve iş birlikleri ile zenginleştirmeye devam edeceğiz” dedi.

Her ölçekten firmaya destek

Ölçek fark etmeksizin tüm işletmelere bire bir aynı hizmeti sunduklarını söyleyen Kolay İK CEO’su Çağlar Yalı ise şunları söyledi; “Bugün beş kişilik bir girişim de beş bin kişinin çalıştığı bir şirket de Kolay İK ekranını açıp aynı çözümlerden yararlanabiliyor. Bu da KOBİ’ler için büyük bir avantaj. Çünkü özellikle çalışan sayısı az olan işletmelerde İK ekibi ya hiç olmuyor ya da bu departmanda çalışan personel sayısı az olduğundan desteğe ihtiyaç duyuyorlar. Özlük bilgilerinin tutulması, avans, mesai, izin, puantaj yönetimi gibi hem vakit alan hem de manuel ilerlendiğinde hata payı yüksek olan karmaşık süreçleri şirket sahipleri veya idari işlere bakan çalışanlar yürütüyor. Bu da ciddi bir verimlilik kaybına yol açıyor ve buna bağlı olarak zaman ve maliyet kaybı oluşuyor. Biz Kolay İK olarak küçük şirketlerde tek bir kişinin yürütmeye çalıştığı iş yükünü dijital çözümlerle şirket geneline bölüştürerek süreçleri minimize ediyor ve iş yükünü hafifletiyoruz. Diğer taraftan İK ekibi bulunan şirketler de Kolay İK kullandıklarında bu tekrarlayan işlere daha az zaman ayırdıklarından dolayı işe alım, yetenek yönetimi, çalışanların eğitimi, esenliği, çalışan bağlılığı, işveren markası gibi şirkete doğrudan ve dolaylı olarak finansal getiri de sağlayacak çok daha katma değerli işlere odaklanabiliyor. Üstelik yaptıkları bu işleri işleyip analiz edebildiklerinden şirketlerinin kurumsal hafızası da oluşuyor. Bu sayede KOBİ’ler gelecek planlarını çok daha sağlam bir şekilde yapabiliyor. İş Bankası ile yaptığımız bu kıymetli iş birliği ile birlikte daha fazla KOBİ’nin dijitalleşmesine katkı sağlayacağımız için büyük mutluluk duyuyoruz.” 

Yalı, personel yönetiminin yanı sıra işe alım ve aday takip sistemi, performans değerlendirme, vardiya yönetimi ve İK analitiği gibi uygulamalar ile İK danışmanlığı, bordro hesaplama gibi KOBİ’lere değer katacak hizmetler sunduklarını da hatırlattı.

30 çalışana kadar ücretsiz  

KOBİ’ler bu iş birliği kapsamında 30 çalışana kadar hiçbir ücret ödemeyecek. Çalışan sayısı daha yüksek olan KOBİ’ler ise yalnızca 30 çalışandan sonrası için ödeme yaparak kampanyadan yararlanabilecek. Kolay İK’nın personel yönetimi hizmetleri arasında çalışan özlük bilgilerinin tutulması, izin, maaş, prim, avans ve harcamaların takibi, puantaj takibi, eğitim, takvim ve zimmetlerin yönetimi gibi modüller bulunuyor.

Güneş paneli fiyatları düşüyor!

Yayınlanan bir rapor, güneş paneli kurulumlarında önümüzdeki yıllarda istikrarlı bir artış öngörerek 2035 yılına kadar yıllık 996 GW kurulum seviyesine ulaşılacağını tahmin ediyor. Çin, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da güneş enerjisi kurulumlarında açık ara liderliği elinde bulundurmaya hazırlanıyor.

Güneş paneli fiyatları düşme eğiliminde

BloombergNEF, 2024 yılı için polisilikon üretim tahminini 1,96 milyon metrik tona düşürdü (bu miktar 900 GW modül üretimine eşdeğer). BloombergNEF güneş enerjisi analisti Jenny Chase, 2024’ün ikinci çeyreğinde yıllık 2,2 milyon tonluk tahmini polisilikon üretimindeki düşüşü, düşük fiyatlara ve aşırı arza bağlıyor. Rapor, polisilikon fiyatlarının şu anda 4,9 dolar/kg ile neredeyse tüm üreticiler için üretim maliyetlerinin altında olduğunu belirtiyor.

Güneş modülü fiyatları da 0,096 dolar/W ile tarihin en düşük seviyelerinde seyrediyor. Bu durum, birçok güneş modülü üreticisinin bu yıl zarar açıklaması beklentisine yol açarken, bazı üreticilerin iflas edebileceği konusunda da uyarılar geliyor. BloombergNEF, yıl sonuna kadar serbest piyasada TOPCon teknolojisine dayalı ürünler için modül fiyatının 0,10 dolar/W’ın altında kalmasını bekliyor.

Microsoft’tan güneş enerjisi yatırımı!

Güneş enerjisi sektörü hızlı bir büyüme gösterirken, düşük panel fiyatları hem fırsatlar hem de zorluklar yaratıyor. Düşük maliyetler, güneş enerjisine geçişi hızlandırarak daha fazla insanın temiz ve uygun fiyatlı enerjiye erişmesini sağlayabilir. Ancak, üreticilerin karlılığı düşük fiyatlardan olumsuz etkileniyor ve bu durum sektördeki konsolidasyonu hızlandırabilir.

2025 Audi Q5 yeni tasarımıyla karşımızda!

Audi’nin en çok satan modeli Q5, tasarım ve teknoloji yükseltmeleriyle karşımızda! Avrupa pazarına hafif hibrit motor seçenekleriyle giriş yapan yeni Q5, modern görünümü ve gelişmiş özellikleriyle dikkat çekiyor.

2025 Audi Q5 Yenilendi

Yeni Q5’in dış tasarımında Audi’nin yeni tasarım dilini görmek mümkün. Kaslı motor kaputu, siyah çerçeveli geniş ön ızgara ve standart olarak sunulan Matrix LED farlar, otomobile modern ve çarpıcı bir görünüm kazandırıyor. Matrix LED farlardaki gündüz farları, multimedya sistemi üzerinden değiştirilebilen sekiz farklı ışık imzasına sahip. Arka tarafta ise diğer araçları kazalar ve yol çalışmaları hakkında uyaran ikinci nesil dijital OLED stoplar göze çarpıyor.

İç mekânda radikal bir değişim yaşanmasa da yeni bir tasarım anlayışı göze çarpıyor. Konsolda yer alan kavisli dijital panel, 11.9 inçlik dijital gösterge ekranı ve 14.5 inçlik MMI multimedya sistemini içeriyor. Ek olarak, yolcu tarafında 10.9 inçlik bir ekran daha bulunuyor. Multimedya sistemi, YouTube gibi uygulamaları entegre eden Android Automotive işletim sistemiyle çalışıyor. İklimlendirme kontrollerinin de yer aldığı merkezi ekrana ek olarak head-up display de opsiyonel olarak tercih edilebiliyor.

Volkswagen araçlarda Oyun oynanabilecek!

2025 Audi Q5, şirketin Premium Platform Combustion (PPC) platformu üzerine inşa edilmiş. Bu platform ve yenilenen süspansiyon ve direksiyon sistemi sayesinde, kompakt SUV selefine göre çok daha konforlu bir sürüş deneyimi sunuyor. Uyarlanabilir amortisörlere sahip havalı süspansiyon sistemi standart modellerde opsiyon olarak sunulurken, performans odaklı SQ5 versiyonunda daha sportif bir süspansiyon sistemi bulunuyor.

Avrupa pazarında 2025 Audi Q5’in tüm versiyonları hafif hibrit motorla geliyor. Giriş seviyesinde 201 beygir güç ve 340 Nm tork üreten 2.0 litre TFSI motor, dört tekerlekten çekiş opsiyonuyla sunuluyor. Dizel tarafında ise 201 beygir güç ve 400 Nm tork üreten 2.0 litre TDI motor bulunuyor. Standart olarak Quattro dört tekerlekten çekiş sistemiyle gelen SQ5 ise 3.0 litre TFSI altı silindirli motoruyla 362 beygir güç ve 550 Nm tork üretiyor.

Yeni Q5’in Avrupa’daki başlangıç fiyatı 52.300 euro iken, yeni SQ5’in satış fiyatı ise 82.900 euro olarak açıklandı.

Dünyanın ilk 6. nesil DRAM çipi Güney Kore’den

0

Güney Kore, yüzde 30 daha az güç tüketen dünyanın ilk 6. nesil DRAM çipini tanıttı. Dünyanın ilk altıncı nesil DRAM çipi, Güney Kore’nin ikinci büyük bellek çipi üreticisi olan SK Hynix tarafından tanıtıldı ve önemli bir teknolojik ilerlemeye işaret etti. Dünyanın en küçük düğümünü kullanarak dinamik rastgele erişimli bellek (DRAM) çipi üreten şirket, bu çabada Samsung Electronics’i geride bıraktı. 1c düğümüyle desteklenen ilk 16Gb Çift Veri Hızı 5 (DDR5) çipi, bellek işleme teknolojisinde önemli bir ilerlemeyi temsil ediyor.

Dünyanın ilk 6. nesil DRAM çipi

Yüksek performanslı veri merkezleri için tasarlanan 1c DDR5 çip, önceki nesle göre yüzde 11’lik bir çalışma hızı artışı sağlıyor. SK Hynix’e göre, büyük üretimin bu yılın sonuna doğru başlaması bekleniyor. Ayrıca, çipin güç verimliliği yüzde 9’dan fazla artırıldı ve bu da veri merkezi elektrik giderlerinde yüzde 30’luk bir düşüşe neden olabilir. Yapay zeka (AI) uygulamalarının enerji tüketimini artırması nedeniyle bu önemli bir gelişmedir.

Şirketin inovasyona olan bağlılığı, SK Hynix’te DRAM Geliştirme Başkanı Kim Jonghwan tarafından vurgulandı: “En iyi performans ve maliyet rekabeti sağlayan 1c teknolojisini yeni nesil ürünlerimize uygulayarak müşterilerimize farklılaştırılmış değer sağlamaya adadık” ifadelerine yer verildi.

Bu yeni DRAM teknolojisi, düğümleri azaltmayla ilgili büyük engelleri aşıyor ve 10 nanometrelik sürecin endüstrideki en uç ölçeklendirmesini sunuyor. Bunu başarmak için SK Hynix, beşinci nesil 1b teknolojisini geliştirdi. Samsung, bu yıl 1c DRAM üretmeye başlamayı planlamıştı ancak yeni bir bilgi sağlamadı. Samsung daha önce 2023 yılında 1b nanometrelik DRAM’in seri üretimini başarıyla gerçekleştirdiğini açıklamıştı.

Daha hızlı veri işleme sağlayan ve yapay zeka patlaması nedeniyle önemi artan yüksek bant genişliğine sahip bellek (HBM) yongalarının geliştirilmesi, daha küçük işlem düğümlerine ulaşma yarışına bağlıdır. SK Hynix, rekabet yoğunlaşırken bile DRAM’de endüstri lideri olmaya ve güvenilir bir yapay zeka bellek çözümleri kaynağı olmaya devam etmek istiyor.

Toshiba otomotiv fotorölesi tanıttı

0

Toshiba, 900V’a kadar çıkış voltajına dayanabilen yeni bir otomotiv fotorölesi tanıttı. Japon elektronik devi, 900V’a kadar dayanabilen TLX9152M otomotiv fotorölesini piyasaya sürdü. Bu fotoröle, yüksek voltajlı otomotiv aküleri için tasarlandı ve bir SO16L-T paketinde geliyor. Toplu sevkiyatlar Ağustos ayının sonunda başlayacak.

Fotorölelerde, kontrol tarafı ve anahtar tarafı yalıtımla ayrı tutuluyor. Bu kurulum, rölenin AC hattına veya farklı zemin seviyelerine sahip ekipmanlara bağlı anahtarları güvenli bir şekilde kontrol etmesini sağlıyor.

Toshiba otomotiv fotorölesi

Şirket, daha fazla insanın elektrikli araçları kullanmasını sağlamanın anahtarının daha hızlı şarj ve daha uzun sürüş menzilleri olduğunu ve her ikisinin de daha iyi pil sistemi verimliliğine ihtiyaç duyduğunu belirtiyor. Bu nedenle, pil yönetim sistemleri (BMS), pilin şarj durumunu izleyerek ve pil ile araç arasında güvenli yalıtım sağlayarak daha iyi pil verimliliği elde etmeye yardımcı oluyor. Yüksek voltajları işleyen BMS için, bu verimliliği ve güvenliği korumak için elektriksel olarak yalıtılmış fotoröleler kullanılıyor.

Şirketin açıkladığı gibi, pil sistemlerinde kullanılan fotoröleler genellikle sistem voltajının yaklaşık iki katını idare etmelidir. 400V’luk bir sistem için bu, fotorölenin 800V’un üzerinde dayanması gerektiği anlamına geliyor.

Şirket bir basın bülteninde: “Bu göz önüne alındığında, 400V’luk bir sistem için 800V’un üzerinde bir çıkış dayanım voltajı gereklidir. Toshiba’nın yeni ürünü, 900V’luk bir çıkış dayanım voltajı / besleme voltajına sahip olduğundan 400V sistemler için uygun” dedi.

Japon şirket, Toshiba’nın 1500V TLX9160T’si gibi SO16L-T paketinde bulunan TLX9152M’nin devre kartı tasarımını basitleştirdiğini ekledi. Fotoröle, Toshiba’nın yakın zamanda piyasaya sürdüğü en son ürünlerden biri. Birkaç ay önce, Japon devi, iki başka şirketle birlikte, yeni nesil SCiB pillerle çalışan bir prototip elektrikli otobüs piyasaya sürdü. Aşırı uzun ömürleriyle bilinen bu yeni piller, sadece 10 dakikada %80’e kadar şarj edilebilir. Tamamen elektrikli, hibrit, hafif ve ağır araçlar için uygun olan bu enerji depolama cihazı, hem sermaye harcamalarını hem de işletme maliyetlerini azaltmaya yardımcı olabilir.

Volkswagen Passat Pro tanıtıldı!

Volkswagen, Çin pazarına özel olarak geliştirdiği yeni Passat Pro modelini tanıttı. Geniş iç mekanı, teknolojik özellikleri ve şık tasarımıyla dikkat çeken araç, yalnızca Çin’de satışa sunulacak olmasıyla da dikkat çekiyor.

Volkswagen Passat Pro resmi olarak görücüye çıktı

5.006 mm uzunluğu, 1.850 mm genişliği ve 2.871 mm dingil mesafesiyle Passat Pro, mevcut Passat Variant modelinden bile daha geniş bir iç hacim sunuyor. Yolcularına konforlu bir sürüş deneyimi vadeden araçta, ısıtmalı ve soğutmalı masaj koltukları, 30 farklı renkte ambiyans aydınlatması gibi lüks detaylar da bulunuyor.

Passat Pro’nun iç mekanında en dikkat çekici özelliklerden biri de üç ekranlı kokpiti. 10.3 inçlik dijital gösterge paneli, 15 inçlik multimedya ekranı ve 11.6 inçlik yolcu ekranı, ileri teknoloji ve konforu bir araya getiriyor. Ayrıca, Harman Kardon ses sistemi de müzik keyfini üst düzeye taşıyor.

Volkswagen elektrikli araç sektöründe hedef mi küçülttü?

MQB platformu üzerine inşa edilen Passat Pro, 2.0 litrelik dört silindirli turbo beslemeli TSI motoruyla 217 beygir güç ve 350 Nm tork üretiyor. 7 ileri DSG otomatik şanzıman ise gücü tekerleklere sorunsuz bir şekilde iletiyor.

Ne yazık ki, Volkswagen Passat Pro şimdilik sadece Çin pazarında satışa sunulacak. Global pazarda sunulup sunulmayacağı henüz netlik kazanmadı.

Volkswagen Passat Pro, Çin pazarında sedan segmentinde iddialı bir giriş yapacak gibi görünüyor. Geniş ve konforlu iç mekanı, teknolojik özellikleri ve güçlü motoru ile dikkat çeken araç, Çinli otomobil tutkunlarının beğenisini kazanmaya aday.

Dünyanın en büyük havadan suya ısı pompası yapılıyor!

Finlandiya’nın başkenti Helsinki, karbon emisyonlarını azaltmak ve kış aylarında 30.000 evi ısıtmak için dünyanın en büyük havadan suya ısı pompasını kuruyor. Sadece yenilenebilir enerji kaynaklarıyla çalışacak olan bu devasa sistem, -20 dereceye kadar düşük sıcaklıklarda bile verimli bir şekilde çalışabilecek.

Dünyanın en büyük havadan suya ısı pompası yapılacak

2030 yılına kadar karbon nötr olma hedefiyle ilerleyen Helsinki, merkezi ısıtma sistemlerini yeniliyor. Enerji verimliliğini maksimize etmek için kullanılan merkezi ısıtma sistemleri genellikle fosil yakıtlara dayanıyor. Helsinki ise, başkentini daha yeşil bir geleceğe taşımak için bu sistemleri ısı pompalarıyla değiştiriyor.

Isı pompaları, soğuk bir ortamdan sıcak bir ortama ısı transferi yaparak çalışır. Helsinki’deki tesis, birçok ısı pompasının aksine, çevreye zararlı gazlar kullanmadan temiz bir şekilde çalışacak. Sistem, çevre dostu bir soğutucu olarak CO2 kullanarak su sıcaklığını artıracak ve bu ısıyı şehrin ısıtma ağına entegre edecek.

Samsung SDI ile GM, elektrikli araçlar için pil fabrikası kuruyor

MAN Energy Solutions tarafından üretilen ısı pompası, -20 dereceye kadar düşük sıcaklıklarda çalışabilirken 90 dereceye kadar ısı üretebiliyor. 20-33 MW arasında değişen ısıtma kapasitesiyle dünyanın en büyük ısı pompası olacak sistem, yağsız motor kompresörü kullanmasıyla da benzersiz.

Isı pompası, rüzgar ve güneş gibi yenilenebilir enerji kaynaklarından beslenecek ve böylece ısıtma ihtiyacı fosil yakıtlardan yeşil enerjiye kaydırılmış olacak. 50 MW kapasiteli kazanlarla birlikte Helsinki’deki 30.000 eve yılda 200 GWh ısı sağlayacak olan sistem, yaklaşık 26.000 ton CO2 emisyonunun önüne geçecek.

Isı pompasının 2026-2027 sezonunda Helen Oy tarafından işletilen tesise entegre edilerek faaliyete geçmesi bekleniyor. Bu proje, Helsinki’nin iklim değişikliğiyle mücadele ve sürdürülebilir enerji hedeflerine ulaşmasında önemli bir rol oynayacak.

Nvidia CEO’su hisse satmaya devam ediyor!

Nvidia hisseleri yapay zeka furyasının da etkisiyle bu yıl zirve yaparken, şirketin kurucusu ve CEO’su Jensen Huang’ın başlattığı yoğun hisse satışı dikkat çekiyor. Haziran ayından bu yana neredeyse her gün hisse satışı yapan Huang, toplamda 580 milyon dolarlık bir nakit akışı sağladı. Peki, bu hamlelerin ardında rekor seviyelerden kazanç sağlama isteği mi yatıyor, yoksa Huang farklı sinyaller mi veriyor?

Nvidia CEO’su hisse satmayı sürdürüyor

Nvidia hisseleri geçen yılın başından bu yana yaklaşık 10 kat değer kazanarak 120 dolar seviyelerine ulaştı. Bu yükselişten en kârlı çıkan isimlerden biri de şüphesiz şirketin kurucusu Jensen Huang oldu. Haziran ayında başlayan ve toplamda 40 partide gerçekleşen hisse satışı ile Huang, her partide yaklaşık 12 bin hissesinden vazgeçti.

ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (SEC) düzenlemeleri gereği, şirket yöneticilerinin hisse satışı yapabilmeleri için belirli sınırlamalar bulunuyor. Ancak Huang, hisselerin ulaştığı rekor seviyeler sayesinde bu yıl diğer CEO’lara kıyasla 5 kat daha fazla kazanç elde etme fırsatı yakaladı.

Çin Nvidia ambargosunu bulut hizmetleriyle deliyor

Huang’ın hâlihazırda yaklaşık 85 milyon Nvidia hissesine sahip olduğu tahmin ediliyor. Diğer yandan, şirketin üç üst düzey yöneticisinin de toplamda 100 milyon dolarlık hisse satışı yaptığı biliniyor. Bu durum, Nvidia yönetiminin toplam hisse satışının 680 milyon dolara ulaştığı anlamına geliyor.

Huang’ın bu hamleleri, bazı yatırımcılar tarafından endişeyle karşılanırken, bazıları ise bunun normal bir stratejik hamle olduğunu savunuyor. Hisse senetlerinin değerinin zirveye ulaştığı bir dönemde, Huang’ın kazançlarını çeşitlendirmek ve riskleri azaltmak için hisse satışı yapıyor olması mantıklı bir adım olarak değerlendirilebilir.

Öte yandan, Huang’ın hisse satışlarının zamanlaması ve yoğunluğu, bazı çevreler tarafından şirketin geleceğine yönelik endişeler olarak yorumlanıyor. Ancak, şimdilik bu endişelerin ne ölçüde gerçeği yansıttığını söylemek için henüz erken. Nvidia’nın önümüzdeki dönemde açıklayacağı mali sonuçlar ve yapacağı yeni atılımlar, şirketin geleceği hakkında daha net bir resim sunacaktır.

OpenAI Chris Lehane’i küresel politika başkanı olarak atadı

0

OpenAI, finansman planlarıyla ilgili bir dizi haberin ortasında, küresel politika başkan yardımcısı olarak siyasetin kıdemli ismi Chris Lehane’i seçti. Bay Lehane, Airbnb’de benzer bir rol üstlendi ve Clinton Beyaz Sarayı’nda muhalif araştırmalar konusunda uzmanlaşmış bir avukat ve sözcü olarak görev yaptı. Başkan Bill Clinton için çalıştığı süre boyunca “felaketin ustası” olarak ün kazandı.

OpenAI Chris Lehane’i yönetime aldı

OpenAI giderek daha güçlü yapay zeka teknolojileri geliştirdikçe, bunların potansiyel tehlikesi konusunda uyarıda bulundu ve bu teknolojilerin ciddi zararlara yol açmamasını sağlamak için dünya çapındaki yasa koyucular, düzenleyiciler ve diğerlerinden baskı görüyor. Bazı araştırmacılar, yapay zeka sistemlerinin yanlış bilgi yaymak, siber saldırıları körüklemek veya hatta insanlığı yok etmek için kullanılabileceğinden endişe ediyor.

Bay Lehane, giderek karmaşıklaşan sosyal ve politik manzarada yol gösterici olabilir. Bir sözcü aracılığıyla yorum yapmayı reddetti. OpenAI sözcüsü Liz Bourgeois, “Şirket, bu yeni bölüme girerken çeşitli ekiplerin etkisini ölçeklendirmek için işin diğer alanlarında değişiklikler yaparken, yakın zamanda küresel işler organizasyonumuzda değişiklikler yaptık.” dedi. OpenAI, şirketin değerini 100 milyar dolardan fazla artıracak yeni bir finansman anlaşması için müzakere ediyor. Anlaşma, 1 milyar dolardan fazla yatırım yapacak olan yatırım şirketi Thrive Capital tarafından yönetilecek.

Lehane, çalışmalarını seçilmiş yetkililerin ötesine odaklanmış olarak görüyor. Lehane: “Çalışmalarım bir sonraki paydaş grubuyla olacak ve şu soruları soracağım: Bu bir sınıfı nasıl etkiler? Bu sağlık hizmetlerini nasıl etkileyecek? Bu bilimi nasıl etkileyecek? Airbnb’de yaptığım çalışmaların çoğu, dünyanın farklı bölgelerine ABD’deki bir dijital platformun onları çok gerçek şekillerde nasıl etkilediğini öğretmekti” dedi.

OpenAI’ın insanları AI konusunda ikna etmek için benzer bir küresel çabaya ihtiyaç duyacağını öngördü. Altman, Ocak ayında Dünya Ekonomik Forumu’nda Axios’a AI sayesinde bilimsel keşif oranında büyük ilerlemeler beklediğini söyledi.