Çin Nvidia ambargosunu bulut hizmetleriyle deliyor

Üretken yapay zeka alanındaki rekabetin kızıştığı günümüzde, Çin’in en son Nvidia hızlandırıcılarına ulaşmakonusundaki çabaları dikkat çekiyor. ABD’nin Çin’e yönelik teknolojik ambargolarına rağmen, Çinli araştırmacılar ve üniversiteler, yapay zeka modellerini eğitmek için bulut altyapılarından yararlanarak bu engelleri aşmanın yollarını buluyor.

Reuters’ın hazırladığı bir rapora göre, Çin halen Nvidia’nın en güçlü hızlandırıcıları olan A100 ve H100’lere erişebiliyor. Bu durum, Çin’in yapay zeka alanındaki araştırmalarını ve geliştirmelerini önemli ölçüde hızlandırıyor. Çinli şirketler ve üniversitelerAmazon ve Microsoft gibi bulut hizmet sağlayıcılarından kiraladıkları sunucular üzerinde yapay zeka modellerini eğitiyor.

FILE PHOTO: Flags of China and U.S. are displayed on a printed circuit board with semiconductor chips, in this illustration picture taken February 17, 2023. REUTERS/Florence Lo/Illustration/File Photo

Bulut altyapısı, ambargoların çatlaklarından sızıyor

ABD’nin Çin’e yönelik teknolojik ihracatı kısıtlayan ambargoları, Çin’in doğrudan Nvidia hızlandırıcılarına ulaşmasını zorlaştırıyor. Ancak, bulut hizmetlerinin uluslararası sınırları aşan doğasıÇinli şirketlerin ve araştırmacıların bu kısıtlamaları atlatmasına olanak tanıyor. Çinli aracı şirketler aracılığıyla Amazon ve Microsoft’un bulut hizmetlerine erişim sağlayan Çinli üniversiteler, yapay zeka projelerini bu güçlü altyapılar üzerinde yürütüyor.

Çin’in bulut hizmetleri aracılığıyla ambargoları aşmasıABD Kongresi’nde uzun süredir tartışılan bir konu. Bazı kongre üyeleri, Çin’e sunulan bulut hizmetlerinin de kara liste denetimine tabi tutulmasını talep ediyor. Ancak, özellikle seçim öncesi dönemde bu konuda net bir düzenleme yapılıp yapılmayacağı belirsizliğini koruyor.

Çin’in yapay zeka alanındaki hızlı yükselişi ve ABD’nin teknolojik ambargoları arasındaki gerilim, bulut hizmetlerinin jeopolitik bir araç olarak kullanılmaya başlandığını gösteriyor. Çin’in bulut hizmetleri aracılığıyla Nvidia hızlandırıcılarına erişimiyapay zeka alanındaki rekabetin daha da kızışmasına neden olabilir. Bu durum, hem ABD hem de Çin için önemli stratejik sonuçlar doğurabilir.

Dünyanın en hızlı mikroskobu geliştirildi

0

Arizona Üniversitesi’nden devrim niteliğinde bir keşif: Bilim insanları, dünyanın en hızlı elektron mikroskobunugeliştirerek, bilim dünyasında büyük bir adım attı. Bu yeni mikroskop, bir saniyede dünyanın etrafında birçok kez dönebilecek kadar hızlı hareket eden elektronları dondurulmuş kareler halinde görüntüleyebiliyor. Keşif, fizik, kimya, biyomühendislik ve malzeme bilimleri gibi birçok alanda devrim niteliğinde yenilikler sağlayabilir. Dünyanın en hızlı mikroskobu gerçekten büyük bir ilerleme.

Elektronlar, normalde gözle görülemeyecek kadar küçük ve hızlı parçacıklardır. Bir elektronun hareketini gözlemlemek, saatte 350 km hızla yanınızdan geçen bir aracın fotoğrafını çekmeye çalışmak gibidir. Arizona Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, bu elektronların hareketini net bir şekilde yakalayabilen bir mikroskop geliştirmeyi başardı. Bu yeni mikroskop, çok güçlü bir kamera gibi çalışıyor ve bilim insanlarına daha önce göremedikleri elektronları görme imkanı sunuyor. Dünyanın en hızlı mikroskobu sayesinde mümkün oldu.

Nobel ödülü kazananların ilhamı

Araştırmayı yürüten ekip, mikroskobu geliştirirken Nobel Fizik Ödülü kazanan Pierre Agostini, Ferenc Krausz ve Anne L’Huillier’in çalışmalarından ilham aldı. Bu bilim insanları, 2023 yılında attosaniye (saniyenin kentilyonda biri) süresinde ışık darbeleri üreterek bu alanda çığır açmışlardı. Arizona Üniversitesi’ndeki ekip, bu keşfi temel alarak tek bir attosaniye süren elektron darbesi üretmeyi başardı ve mikroskobun zamansal çözünürlüğünü büyük ölçüde artırdı. Böylece, dünyanın en hızlı mikroskobu da ortaya çıktı.

Mikroskop nasıl çalışıyor?

Yeni mikroskop, güçlü bir lazer kullanarak çalışıyor. Lazer, ikiye bölünüp, çok hızlı bir elektron darbesi ve iki ultra kısa ışık darbesi üretmek için kullanılıyor. Dünyanın en hızlı mikroskobu olarak bu darbeler, atomik düzeyde meydana gelen çok hızlı olayları yakalamamızı sağlıyor. Bu sayede, bilim insanları daha önce hiç göremedikleri ayrıntıları ve hareketleri izleyebiliyorlar. Teknolojinin sunduğu benzersiz görüş, bilim dünyasında heyecan yaratırken, gelecekte kuantum fiziği ve nanoteknoloji gibi alanlarda daha derin anlayışlar sağlayabilir.

Toyota Gigacasting yöntemini kendi araçlarında kullanacak

Toyota, elektrikli araç üretiminde büyük bir yenilik yapmaya hazırlanıyor. Şirket, Tesla tarafından popüler hale getirilen gigacasting yöntemini kendi üretim süreçlerine entegre edecek. Toyota Gigacasting sayesinde bu değişiklik, hem üretim süresini kısaltacak hem de maliyetleri düşürecek.

Nikkei‘nin haberine göre, Toyota bu yıl içinde Japonya’nın Aichi vilayetindeki bir üretim tesisine devasa bir gigacasting makinesi kuracak. 9000 tonluk sıkıştırma gücüyle, Tesla Model Y’de kullanılan makineden çok daha güçlü olacak bu makine sayesinde, karmaşık şasi yapıları tek bir parça halinde üretilebilecek. Toyota Gigacasting teknolojisi ile bu üretim gerçekleştirilecek.

Yarım saatlik üretim süresi 100 saniyeye düşecek. Şu anda yarım saatte üretilen 86 parçalık bir arka şasi, yeni makine sayesinde sadece 100 saniyede tek parça halinde üretilebilecek. Bu durum, üretim hızında önemli bir artış sağlayacak ve işçilik maliyetlerini düşürecek. Ayrıca, tek parça şasi kullanımıyla araç kütlesinde azalma sağlanarak enerji verimliliğiartacak.

Lexus LF-ZC‘de ilk kez kullanılacak olan bu yöntem, 2026’da piyasaya sürülmesi beklenen yeni nesil elektrikli modelde uygulanacak. LF-ZC’nin hem ön hem de arka şasisi gigacasting yöntemi ile üretilecek. İlk olarak düşük hacimli modellerde denenmeye başlanacak olan bu yöntem, daha sonra diğer seri üretim araçlara da entegre edilecek. Toyota Gigacasting ile bu süreç daha verimli hale gelecek.

Toyota’nın gigacasting makinesi, Ube Machinery tarafından üretilecek. 10 metre genişliğinde, 22 metre uzunluğunda ve 7 metre yüksekliğindeki bu devasa makine, otomotiv endüstrisinde yeni bir standart belirleyecek. Toyota Gigacasting ile araç üretimi bir adım öteye taşınıyor.

Gigacasting nedir? Bu yöntem, büyük ve karmaşık metal parçaları tek bir kalıpla üretmeye yarar. Geleneksel üretim yöntemlerine göre daha az parça, daha az kaynak ve daha az işçilik gerektirir. Özellikle elektrikli araçlarda kullanılan batarya paketleri ve şasiler gibi büyük ve karmaşık parçaların üretiminde büyük avantaj sağlar.

Toyota’nın bu yatırımı, otomotiv endüstrisinde yeni bir dönemin başladığının göstergesi olarak değerlendiriliyor. Toyota Gigacasting yöntemi sayesinde elektrikli araç üretimi daha hızlı, daha ucuz ve daha verimli hale gelecek.

Türkiye-Endonezya arasında savunma sanayii işbirliği!

0

Endonezya’nın başkenti Cakarta’da Türk savunma sanayii rüzgarları esti. Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) öncülüğünde bir grup Türk savunma sanayii şirketi, Endonezya ile stratejik savunma anlaşmaları imzalamak üzere Cakarta’ya önemli bir ziyaret gerçekleştirdi.

Heyetin ziyaretinde Endonezya’nın Seçilmiş Cumhurbaşkanı ve Savunma Bakanı Prabowo Subianto da hazır bulundu. Türk şirketleri Endonezyalı ortakları ve nihai kullanıcılarıyla bir dizi önemli anlaşmaya imza attı. Bu anlaşmalar önümüzdeki dönemde iki ülke arasında savunma sanayii alanında daha yakın işbirliği ve ortaklıkların yolunu açacak.

Anlaşmalar kapsamında ASELSAN, SARP Uzaktan Komutalı Stabilize Silah Sistemi, CENK 4 Boyutlu Arama Radarı, Top Atış Kontrol Sistemi ve Füze Veri Bağı gibi önemli savunma teknolojilerini Endonezya’ya sağlayacak.

ROKETSAN ise SUNGUR Hava Savunma Füze Sistemi, ÇAKIR Seyir Füzesi ve MAM-L Mini Akıllı Mühimmat ile ilgili stratejik anlaşmalara imza attı. Bunların yanı sıra insansız su üstü araçları, tank modernizasyonu ve füze sistemlerinin bakımı ile ilgili de Mutabakat Zaptları (MoU) imzalandı.

Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün açıklamasında şunları ifade etti:

“Bugün, Endonezya’nın Seçilmiş Cumhurbaşkanı ve Savunma Bakanı Sayın Prabowo Subianto’nun değerli katılımıyla gerçekleştirilen tarihi bir ana tanıklık etmenin gururunu yaşıyoruz. Türkiye ve Endonezya arasındaki güçlü bağların bir yansıması olarak bugün bir dizi imza törenine katılarak, lider savunma sanayii firmalarımızın yerel ortakları ve son kullanıcılarıyla yaptıkları önemli anlaşmaların bir parçası olduk.

Başkanlığımız koordinasyonunda savunma sanayii alanında imzalanan bu stratejik anlaşmalar, iki ülke arasındaki işbirliğinin somut projelere dönüşmesi adına büyük bir adım teşkil ediyor. Bu sözleşmelerin, Türkiye ve Endonezya’nın savunma sanayii alanındaki yeteneklerini birleştirerek daha büyük başarılara imza atmamıza zemin hazırlayacağına inanıyoruz.

Türk savunma sanayii, yenilikçi çözümler üretme kapasitesiyle dünya çapında tanınırken, Endonezya ile bu işbirliğinin gücünü daha da artırma yolunda kararlılıkla ilerliyoruz. Bu anlaşmaların, sadece iki ülke arasındaki stratejik ortaklığı değil, aynı zamanda bölgesel ve küresel güvenlik dengelerini de olumlu yönde etkileyeceğine inanıyoruz.

Bu önemli işbirliğinin Türkiye ve Endonezya’ya hayırlı olmasını diliyor, gelecekte savunma sanayiinde daha büyük ve başarılı projelere imza atacağımıza olan inancımızı yineliyoruz. Bugün attığımız bu adımlar, geleceğin büyük başarılarının habercisidir.”

MediaTek Dimensity 9400 daha erken çıkabilir: ilk telefonlar netleşti

0

MediaTek’in yeni amiral gemisi işlemcisi Dimensity 9400, sızıntılarla gündemdeki yerini koruyor ve rakibinden daha erken tanıtılabilir. Bu gelişme, teknoloji dünyasında heyecan yarattı. MediaTek, Dimensity serisi ile önemli bir pazar payı kazandı ve yeni Dimensity 9400 çipi, TSMC’nin ikinci nesil 3nm üretim süreci ile dikkat çekiyor. Bu çip, akıllı telefonlarda gördüğümüz en iddialı işlemcilerden biri olarak konumlanacak.

Digital Chat Station tarafından aktarılan bilgilere göre, Snapdragon 8 Gen 4’ün 21 Ekim tarihinde tanıtılması beklenirken, Dimensity 9400’ün Ekim ortası gibi daha erken bir tarihte piyasaya çıkacağı belirtiliyor. Bu durumda, Snapdragon 8 Gen 4 destekli cihazların Kasım veya Aralık aylarında satışa sunulması mümkün görünüyor. Buna karşın, Dimensity 9400’ün güç vereceği Vivo X200 ve Oppo Find X8 serisi, daha erken bir tarihte raflarda yerini alabilir.

Dimensity 9400’ün teknik detayları henüz kesinleşmiş olmasa da, önceki sızıntılara göre 3nm üretim süreci sayesinde gelişmiş performans ve pil ömrü sunması bekleniyor. Yeni Cortex-X925 çekirdekleri ile desteklenecek olan çip, selefine kıyasla tek çekirdek performansında %30’a kadar artış vaat ediyor. Ayrıca, Snapdragon 8 Gen 3’e kıyasla %30 daha az enerji tüketmesi öngörülüyor ve Samsung’un yakın tarihte tanıttığı 10,7 Gbps LPDDR5x bellek desteğine sahip ilk çip olacak.

Dimensity 9400’ün rakibinden daha erken çıkması, verimlilik ve performans iddialarını karşılaması durumunda MediaTek için önemli bir avantaj sağlayabilir. Öte yandan, Qualcomm’un orta segment için Snapdragon 8 Gen 3sürümüne yönelik bir model üzerinde çalıştığı ve bu modelin hangi cihazlarda yer alacağı henüz netleşmemiş olsa da, orta sınıf cihazlar için stratejik bir hamle olacağı belirtiliyor.

Güneş enerjisi yatırımlarında yerli üretime zorunluluk

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Türkiye’deki güneş ve rüzgar enerjisi yatırımlarında teşvik düzenlemelerinde önemli değişikliklere gitti. Resmi Gazete’de yayımlanan tebliğe göre, yerli üretim güneş hücreleri kullanılmadan üretilen güneş panelleri artık teşvik kapsamına alınmayacak.

Bakanlık, Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Kararın Uygulanmasına İlişkin Tebliğ ile güneş enerjisi yatırımlarında yerli üretimin artırılmasını hedefliyor. Bu kapsamda, yurt dışından temin edilen güneş panelleri ve taşıyıcı konstrüksiyon sistemleri ile üretim süreci ingot dilimleme aşamasından başlamayan güneş hücrelerikullanılan güneş panelleri, teşvik belgesi kapsamında değerlendirilmeyecek.

01 Ocak 2026 itibarıyla, bu tür ürünlerin ithalatında, ithalatçının teşvik belgesi olsa dahi gümrük vergisi ödenmesi gerekecek. Bu düzenleme, Türkiye’de yerli güneş hücresi üretimini teşvik etmeyi amaçlıyor. Kalyon PVSmart Solarve Parla Solar gibi yerli üreticiler, güneş hücresi üretimi yaparak bu teşviklerden yararlanabilecek.

Benzer bir düzenleme, rüzgar enerjisi yatırımları için de geçerli. Lisanssız faaliyetler kapsamında ve bağlantı anlaşmasındaki sözleşme gücü ile sınırlı olmak kaydıyla, yurt dışında üretilen kanatlar, kuleler, jeneratörler ve nasellerde teşvik kapsamı dışında tutulacak.

Bu değişikliklerle, Türkiye’de yenilenebilir enerji yatırımlarında yerli üretimin önceliklendirilmesi ve dışa bağımlılığın azaltılması hedefleniyor.

Sabancı Holding’den bulut yatırımı!

0

Sabancı Holding’in dijital odaklı küresel teknoloji şirketi Dx Technology Services and Investment BV (DxBV), Türkiye’nin alanında lider yerel bulut hizmeti sağlayıcısı olarak 2015 yılından bu yana hem Türkiye’ye hem de dünyaya hizmet sunan Bulutistan (ICT Bulut Bilişim A.Ş) %65’ini temsil eden toplam 1.097.330 TL nominal değerli paylarını 23 Ağustos 2024 tarihinde yaklaşık 39 milyon ABD Doları bedelle satın aldı. Böylece Sabancı Topluluğu’nun şirket sermayesindeki toplam etkin ortaklık payı yüzde 75,5 seviyesine yükseldi.

Ana stratejisi doğrultusunda altyapıdan servislere kadar bulut çözümlerini uçtan uca verme ve geleceğin dijital şirketleri için güçlü bir dijital iş ortağı olma felsefesi ile hem organik yatırımlar yapan hem de şirket satın almalarıyla portföyündeki dijital teknoloji şirketlerini büyütmeyi hedefleyen DxBV, bu stratejisi kapsamında Bulutistan ile bölgede ve uluslararası pazarlarda büyümeyi amaçlıyor.

Hedef, Bulutistan ile global pazarlara açılmak

Satın almanın, DxBV’nin yeni nesil veri merkezleri, bulut altyapısı ve platformları ile yönetilen hizmetlere yatırım yapma stratejisi doğrultusunda gerçekleştirildiğini belirten Sabancı Holding Dijital Grup Başkanı Max Speur, “Sabancı Topluluğu olarak son yıllarda dijital teknolojiler konusundaki kararlılığımızı ortaya koyan çok sayıda önemli yatırımı hayata geçirdik. Bu kapsamda Sabancı Ventures’ın da yatırımlarından biri olan Bulutistan’ı DxBV portföyü içinde görmekten büyük memnuniyet duyuyoruz. Türk girişimcilerimizin vizyonu, yerelde edindikleri tecrübeleri yurt dışına taşıma başarıları ve büyüme potansiyellerini desteklemek bizim için gurur verici. Bulutistan’ın geliştirdiği ve sunduğu bulut çözümleriyle başarısını global pazarlarda daha da pekiştireceğine inanıyoruz” dedi.

Sabancı Holding Dijital Grup Başkanı Max Speur, Bulutistan Kurucu Ortağı ve CEO’su Begim Başlıgil, Sabancı Holding Strateji ve İş Geliştirme Grup Başkanı Gökhan Eyigün, Bulutistan Kurucu Ortağı Orçun Özalp
Sabancı Holding Dijital Grup Başkanı Max Speur, Bulutistan Kurucu Ortağı ve CEO’su Begim Başlıgil, Sabancı Holding Strateji ve İş Geliştirme Grup Başkanı Gökhan Eyigün, Bulutistan Kurucu Ortağı Orçun Özalp

Bulutistan CEO’su Begim Başlıgil ise şunları söyledi: “Bu yatırım sayesinde başta Türkiye’de ve hizmet verdiğimiz diğer ülkelerde daha büyük ve daha güçlü bir teknoloji ekosistemi oluşturup, yenilikçi ve sürdürülebilir çözümler geliştirmek için çalışmaya devam edeceğiz. Bulutistan’ın teknoloji sektöründeki potansiyelini ortaya çıkararak bölge ekonomisine katkı sağlayıp bu alanda uluslararası bir oyuncu olmayı hedefliyoruz. DxBV ile birlikte daha da büyüyerek, başarılı projelere imza atacağımıza inanıyoruz. Bize güvenen değerli müşterilerimize, iş ortaklarımıza, çalışanlarımıza ve yatırımcılarımıza teşekkürü bir borç biliyor, yeni ortaklık yapımızla hep birlikte geleceğe daha umutlu ve güçlü adımlarla ilerleyeceğimize inanıyoruz.”

Bulutistan, Türkiye’nin en büyük 500 şirketinin üçte ikisine, en büyük 20 holdingin 14’üne bulut çözümleri sunuyor.

Tesla’nın Berlin’deki fabrikası için 500.000 ağaç kesildi!

Tesla’nın Almanya’nın Berlin yakınlarında inşa ettiği Gigafactory için büyük miktarda ağaç kesildiği ortaya çıktı. Bu, Tesla’nın Berlin’deki fabrikası için önemli bir detaydır. Uydu görüntüleri ve çevre izleme şirketi Kayrros’un verilerine göre, yaklaşık 500.000 ağaçlık bir ormanlık alan, fabrikanın inşası için temizlendi. Bu durum, elektrikli araçların çevre dostu olduğu algısına meydan okurken, iklim aktivistlerini de harekete geçirdi. Aktivistler Tesla’nın Berlin’deki fabrikası sebebiyle ağaçların kesilmesine karşı yoğun protestolar düzenledi ve üretimi geçici olarak durdurmayı başardı.

Karbon Ayak İzi ve çevresel etki

Kesilen ağaçların, yaklaşık 13.000 ton karbondioksite eşdeğer olduğu belirtiliyor. Bu da, ABD’deki ortalama 2.800 içten yanmalı motorlu aracın yıllık emisyonlarına denk geliyor. Tesla’nın Berlin’deki fabrikası ve diğer elektrikli araç üretim tesisleri, yerel ekosistemlere ve küresel iklim değişikliğine verdikleri zararlar konusunda endişeleri artırıyor. Özellikle batarya üretimi için kullanılan madenlerin çıkarılmasının doğaya verdiği zarar, sıkça gündeme getirilen bir konu.

Öte yandan, uzmanlar, herhangi bir kalkınma sürecinde bazı çevresel fedakarlıkların yapılabileceğini ancak bu fedakarlıkların ne anlama geldiğinin iyi anlaşılması gerektiğini vurguluyor. Elektrikli araçların içten yanmalı motorlu araçlara göre daha az emisyon üretmesi, bu tür projelerin çevresel etkilerini değerlendirirken göz önünde bulundurulması gereken önemli bir faktör. Tesla’nın Berlin’deki fabrikası bu bağlamda tartışmalı bir yer tutuyor.

Tartışmaların sürmesi bekleniyor

çevresindeki tartışmaların önümüzdeki dönemde de devam etmesi bekleniyor. Elektrikli araçların geleceği ve bu araçların üretimi sırasında ortaya çıkan çevresel sorunlar, Tesla’nın fabrikası gibi örneklerle küresel çapta büyük bir ilgi görüyor.

AirTag hırsızlarının kabusu oldu!

0

Apple AirTag sahipleri, şirketin izleme cihazını kullanmanın yeni ve yaratıcı yollarını bulmaya devam ediyor. Apple’ın bu küçük ve pratik cihazı, şimdi paket hırsızlarını yakalamak için bir yem olarak kullanılmaya başlandı.

AirTag ve benzeri izleme cihazları, seyahat ederken bagajın takibini sağlamak için yaygın olarak kullanılıyor. Ancak son dönemde, paket hırsızlarını yakalamak için bir yem olarak kullanılmaları, bu cihazların yeni ve popüler olabilecek bir kullanım durumunu ortaya çıkardı.

AirTag kullanarak hırsızları yakaladı

Santa Barbara County’de yaşayan bir kadın, mahallesinde üst üste yaşanan paket hırsızlıklarına karşı yaratıcı bir çözüm geliştirdi. Paketinin tekrar çalınacağından emin olan kadın, kendi adresine içinde Apple AirTag bulunan bir paket gönderdi.

Beklendiği gibi, paket kısa sürede posta kutusundan çalındı. Ancak bu kez kadın, AirTag sayesinde paketi ve hırsızları takip edebildi. İzleme cihazı sayesinde yetkililer, sadece AirTag’li paketi değil, aynı zamanda bir düzineden fazla çalınmış başka paketi de ele geçirdi. Operasyon sonucunda birden fazla kişi tutuklandı.

Bu olay, Apple AirTag ve benzeri izleme cihazlarının güvenlik amaçlı kullanımını bir kez daha gözler önüne serdi. Paket hırsızlıklarının önüne geçmek ve suçluları yakalamak için teknoloji kullanımı, bu tür olaylarda caydırıcı bir rol oynayabilir.

LG’nin devrim yaratan OLED ekran teknolojisi: Dream OLED

0

Güney Kore merkezli teknoloji devi LG, geliştirdiği yeni “Dream OLED” teknolojisiyle OLED ekranların performansını daha da ileriye taşımayı hedefliyor. Henüz ticari kullanıma sunulmayan bu teknoloji, özellikle OLED panellerdeki mavi renk üretimini iyileştirmeye odaklanıyor.

Mevcut OLED panellerde, mavi renk üretimi sırasında daha yüksek ısı üretilmesi ve parlaklığın sınırlı kalması gibi sorunlar yaşanıyordu. Yeni “Dream OLED” teknolojisi ise tandem, yani çift katmanlı bir yapı kullanarak bu sorunları ortadan kaldırmayı amaçlıyor. Bu sayede hem parlaklık artışı sağlanıyor hem de enerji verimliliği ile panel ömrükayda değer ölçüde uzatılıyor. Ayrıca, yeni teknolojinin OLED ekranlarda sıklıkla karşılaşılan “OLED yanığı”problemine karşı da daha dayanıklı olacağı belirtiliyor.

İlk uygulamalar: dizüstü bilgisayarlar ve iPad Pro

LG Display, geçtiğimiz aylarda dizüstü bilgisayarlar için tasarlanan sektörün ilk 13 inç Tandem OLED panelinin seri üretimine başladığını duyurdu. Bu panel, 2880×1800 piksel çözünürlüğe sahip ve DCI-P3 renk gamının yüzde 100’ünü karşılayarak yüksek renk doğruluğu sunuyor. Aynı zamanda, VESA Display HDR True Black 500 sertifikasına da sahip olan bu yeni panelin, gelecekte MacBook’larda kullanılabileceği konuşuluyor.

Apple da yeni iPad Pro modellerinde benzer bir OLED paneli kullanmayı tercih etti. Şirket, Ultra Retina XDR adı verilen ve iki adet OLED panelin ışığını birleştirerek olağanüstü bir tam ekran parlaklığı sunan çift katmanlı OLED teknolojisini tanıttı. Bu ekran, SDR ve HDR içerikler için 1000 nit tam ekran parlaklığı ve yalnızca HDR içerikler için 1600 nit maksimum parlaklık destekliyor.

Ekran teknolojisinde yeni bir standart

Apple’ın açıklamalarına göre, çift katmanlı OLED teknolojisi her bir pikselin rengini ve parlaklığını milisaniyeden daha kısa sürede kontrol edebiliyor. Bu da ekranın XDR netliğini artırarak fotoğraf ve videolardaki parlak alanların daha parlak, gölge ve loş ışıkta kalan alanların ise daha ayrıntılı görünmesini sağlıyor. Ayrıca, hareket halindeki içerikleriçin daha yüksek bir tepki hızı sunuyor. Yeni iPad Pro’da, zorlu ışık koşullarında çalışan profesyoneller için nano-texture cam seçeneği de bulunuyor. Bu cam, ortam ışığını dağıtarak parlamayı azaltıyor ve görüntü kalitesini koruyor.

LG’nin “Dream OLED” teknolojisi ve Apple’ın yeni çift katmanlı OLED ekranları, ekran teknolojisinde yeni bir dönemi işaret ediyor. Daha parlak, daha verimli ve daha dayanıklı OLED ekranlar, gelecekte kullanıcıların deneyimlerini önemli ölçüde iyileştirecek gibi görünüyor. “Dream OLED” teknolojisine sahip LG panellerinin 2025 ya da 2026 yılında pazara sunulması bekleniyor.

Apple iPhone 16 lansmanında yapay zeka ile fark yaratmaya hazırlanıyor!

Apple, her yıl olduğu gibi bu yıl da teknoloji dünyasında büyük bir heyecan yaratmaya hazırlanıyor. Eylül ayında yapılması planlanan iPhone 16 lansmanında, şirketin yeni yapay zeka odaklı özelliği “Apple Intelligence” ön plana çıkacak. Apple’ın bu yeni özellik için mağazalardaki satış temsilcilerine özel eğitimler vereceği de belirtiliyor. Peki, Apple neden bu konuda bu kadar iddialı?

Apple Intelligence ile daha akıllı bir deneyim

Apple Intelligence, Apple’ın geliştirdiği ileri düzey yapay zeka fonksiyonlarını bir araya getiren bir çatı özelliği olarak tanımlanıyor. Bu yeni özellik, iPhone 16 kullanıcılarına daha kişiselleştirilmiş ve akıllı bir deneyim sunmayıhedefliyor. Yeni Siri arayüzü, gelişmiş yazma araçları ve bildirim özetleri gibi temel işlevler, iOS 18.1 sürümü ile birlikte kullanıma sunulacak. Ancak asıl büyük yeniliklerin, iOS 18.2 veya daha sonraki güncellemelerle birlikte gelmesi bekleniyor. Bu yenilikler arasında, “Image Playground”, “Genmoji” ve ChatGPT entegrasyonu gibi özellikler bulunuyor.

Apple, yapay zeka özelliklerinin iPhone 16 serisinin satışlarını 10 milyon adet kadar artırabileceğini öngörüyor. Bu nedenle, Apple Intelligence’ın tanıtımı ve kullanıcılar tarafından benimsenmesi için mağaza içi tanıtımlarda bu özelliklere vurgu yapmayı planlıyor.

Mağaza personeline özel eğitimler düzenlenecek

Apple, Apple Intelligence’ın tanıtımında herhangi bir detayı atlamamak adına mağaza personeline yönelik zorunlu eğitimler düzenleyecek. Mark Gurman’ın aktardığı bilgilere göre, bu eğitimler iPhone 16’nın piyasaya sürülmesinden hemen sonra, 12 veya 13 Eylül tarihlerinde gerçekleştirilecek. Apple, bu eğitimlerle personelini yeni özellikler hakkında tam donanımlı hale getirerek, müşterilere en iyi şekilde rehberlik etmeyi amaçlıyor.

Apple’ın yapay zeka hamlesi, iPhone 16 satışlarını artırabilir mi?

Apple IntelligenceiPhone 16 serisinin pazarda fark yaratmasında kilit bir rol oynayabilir. Günümüzde akıllı telefon kullanıcıları, cihazlarının sadece hızlı ve güvenilir olmasını değil, aynı zamanda akıllı ve kullanışlı özellikler sunmasınıda bekliyor. Apple’ın bu beklentiyi karşılamak amacıyla yapay zeka özelliklerine yoğunlaşması, iPhone 16’nın rakiplerinden ayrışmasına yardımcı olabilir.

Apple’ın bu hamlesinin iPhone 16 serisinin satış performansını ne ölçüde etkileyeceği ise merak konusu. Şirketin yapay zeka stratejisinin başarılı olup olmayacağı, kullanıcıların Apple Intelligence’a gösterdiği ilgiye bağlı olacak. Siz ne düşünüyorsunuz? Apple IntelligenceiPhone 16’yı diğer cihazlardan ayıran en önemli özellik olabilir mi? Yorumlarınızı bizimle paylaşın!

Apple, App Store’u bir zorunluluk olmaktan çıkarıyor!

Geçmişte hayal bile edilemeyecek olan bir değişiklikle, Apple, AB’deki kullanıcılarına App Store ve diğer temel iOS uygulamalarını silme imkânı sunacak. Silinebilecek uygulamalar arasında Mesajlar, Fotoğraflar, Kamera ve Safari de yer alacak.

Bu yenilik, AB’nin Dijital Pazarlar Yasası’nın bir sonucu olarak geliyor. Apple, bu yasa kapsamında iOS cihazlarda üçüncü taraf uygulama mağazalarına izin vermek zorunda kaldı.

Şu an kullanıcılar bu uygulamaları yalnızca Ana Ekran’dan kaldırabiliyor, ancak uygulamalar App Kütüphanesi’nde erişilebilir olmaya devam ediyor. Ancak, iOS 18 ve iPadOS 18 ile gelmesi beklenen güncelleme, bu uygulamaların tamamen silinmesine olanak tanıyacak.

Apple, App Store’un silinmesi durumunda ortaya çıkabilecek sorunlar konusunda kullanıcıları uyardı. Özellikle aboneliklerin yönetiminde zorluklar yaşanabileceği ve üçüncü taraf mağazalardan indirilen uygulamalar için sınırlı destek sunulacağı belirtiliyor. Ayrıca, yeni düzenlemeler kapsamında kullanıcılar cihazlarını ilk kurduklarında tercih ettikleri tarayıcıyı seçme imkanına sahip olacak.

Bu seçenek, iOS 18’e güncelleme yapan kullanıcılara da sunulacak ve Safari halihazırda varsayılan tarayıcı olarak ayarlanmış olsa bile, kullanıcılar bu seçeneği yeniden değerlendirebilecek. Eğer Safari dışında bir tarayıcı seçilirse, bu yeni tarayıcı otomatik olarak Dock’taki Safari’nin yerini alacak.

Apple yapay zeka

Bu değişiklikler yalnızca AB’deki Apple cihazları için geçerli olacak. ABD’de ise App Store silinemez olarak kalmaya devam edecek. iOS 18’in genel kullanıma sunulmasının, muhtemelen Eylül ayında iPhone 16 serisi ile eşzamanlı olarak gerçekleşmesi bekleniyor.

Şirketin bu adımı, Avrupa pazarında daha esnek bir kullanım sunmayı hedeflerken, kullanıcıların cihazlarındaki kontrolünü artırmayı amaçlıyor. Ancak bu değişikliklerin Apple’ın kullanıcı deneyimi ve güvenliği üzerindeki etkileri merakla bekleniyor.

Çin insansı robot pazarında yeni bir dönem başlatıyor

Çin, elektrikli araç (EV) pazarındaki dünya liderliğini sürdürürken, şimdi de batarya ile çalışan insansı robotlarınüretiminde önemli adımlar atıyor. Bu robotlar, fabrikalarda ve montaj hatlarında insan işçilerin yerini almayı hedefliyor. Pekin’de düzenlenen Dünya Robot Konferansı’nda, iki düzineden fazla Çinli firma, fabrikalarda ve depolarda kullanılmak üzere tasarlanmış insansı robotlarını sergiledi. Etkinlikte, bu robotların üretimi için gerekli hassas parçaları üreten birçok Çinli şirket de yer aldı.

Çin’in bu yeni sektördeki hamlesi, on yıl önceki elektrikli araç girişimiyle benzerlikler taşıyor: hükümet desteği, fiyat rekabeti ve derin bir tedarik zinciri. Analistler, Çin’in insansı robot sektörünün tedarik zinciri entegrasyonu ve seri üretim kapasitesinde belirgin avantajlara sahip olduğunu belirtiyor. Çin’in robotik girişimleri, Başkan Xi Jinping’in teknolojide “yeni üretken güçler” geliştirme politikasıyla destekleniyor. Pekin, Ocak ayında robotik için 1,4 milyar dolarlık devlet destekli bir fon başlatırken, Şanghay da Temmuz ayında benzer bir insansı robot sanayi fonu kurma planlarını duyurmuştu.

Goldman Sachs’ın raporlarına göre, tüketici ve endüstriyel uygulamalar için yaklaşık 1,4 milyon sevkiyatla insansı robotlar için yıllık küresel pazarın 2035 yılına kadar 38 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Ancak, robotların birim başı maliyetleri halen yüksek seviyelerde bulunuyor. Geçen yıl Tesla’nın insansı robotu Optimus‘tan esinlenerek kurulan Kepler Exploration Robotics‘in CEO’su Hu Debo, maliyetleri düşürmek için çok fazla alan olduğunu belirtti. Firma, halihazırda beşinci nesil bir işçi robotunu fabrikalarda denemeye hazırlanıyor ve bu robotun satış fiyatının 30.000 doların altında olması bekleniyor.

Çinli firmalar, otomobil fabrikalarında robotlarını test etmeye başladı ve önümüzdeki yıl 1.000’e kadar robotunfabrikalarda çalışmasını öngörüyor. Çin, fabrika kurulumlu üretim robotları konusunda dünya lideri olup, bu alanda Kuzey Amerika’nın üç katı kadar robot bulunduruyor. Bu durum, Çin’in insansı robotlar konusunda hızlı bir gelişim gösterdiğine işaret ediyor.

Ancak, sektör uzmanlarına göre, insansı robotların büyük ölçekli ticari uygulamalara ulaşması en az 20 ila 30 yıl alacak. Çin, 2025 yılına kadar insansı robotların seri üretimini hedeflerken, bu süreç başlangıçta daha küçük ölçeklerde ilerleyecek.

Amazon’un yapay zeka asistanı 4500 yıllık iş tasarrufu sağladı

Amazon’un CEO’su Andy Jassy, şirketin AI yazılım asistanı Amazon Q‘nun, yazılım ekipleri için 4.500 geliştirici-yılı iş tasarrufu sağladığını açıkladı. Amazon’un yapay zeka çözümleri artık çok daha fazla dikkat çekiyor. Jassy, Perşembe günü X.com’da yaptığı paylaşımda, temel yazılım güncellemelerinin yazılım geliştirme ekipleri için genellikle sıkıcı ve zaman alıcı olduğunu belirtti.

Jassy, “Bu görev yeni bir özellik çalışması değil ve deneyimi ileriye taşıdığınızı hissetmiyorsunuz. Sonuç olarak, bu iş ya korkulan bir iş haline geliyor ya da daha heyecan verici işler için erteleniyor,” dedi. Ancak, Amazon’un yazılım geliştirme asistanı Amazon Q ile bu görevlerin önemli ölçüde kolaylaştığına dikkat çekti.

Amazon Q’nun, iç sistemlere entegre edilmesiyle birlikte, bir uygulamayı Java 17’ye yükseltmek için gereken süre, tipik olarak 50 geliştirici-gününden sadece birkaç saate düştü. Jassy, “Bu bize 4.500 geliştirici-yılı iş eşdeğeri tasarruf sağladı (evet, bu sayı çılgınca ama gerçek),” şeklinde konuştu. Amazon’un yapay zeka alanındaki ilerlemeleri bunu mümkün kıldı.

Altı ay içinde Amazon, üretim Java sistemlerinin %50’sinden fazlasını daha hızlı ve daha az çaba ile modernize etti. Amazon’un yapay zeka sistemleri bu süreçte büyük rol oynadı. Jassy, geliştiricilerin otomatik olarak oluşturulan kod incelemelerinin %79’unu herhangi bir ek değişiklik yapmadan yayınlayabildiklerini belirtti. Bu yükseltmelerin, güvenliği artırdığı ve altyapı maliyetlerini düşürdüğü, yıllık bazda tahmini 260 milyon dolarlık verimlilik kazancına yol açtığı ifade edildi.

Jassy, “Bu, büyük ölçekli işletmelerin Amazon Q’yu kullanarak temel yazılım hijyeni çalışmalarında nasıl önemli verimlilikler elde edebileceğinin harika bir örneği,” dedi. Ayrıca, Amazon’un yapay zeka asistanının bir “oyun değiştirici” olduğunu vurguladı ve arkasındaki ekibin geliştiricilerin yararlanması için daha fazla dönüşüm ekleme üzerinde çalıştığını belirtti.

Çin’in elektrikli araç pazarında kâr mücadelesi sürüyor

Çin’de elektrikli araç (EV) satışları yeni otomobil pazarının yarısından fazlasını oluştursa da, Xpeng, Zeekr ve Xiaomi gibi markalar kârlılığa ulaşmakta zorlanıyor. Çin’deki EV üreticileri, satış rakamlarındaki artışa rağmen yoğun fiyat rekabeti ve maliyetler nedeniyle ciddi kayıplar yaşıyor.

İkinci çeyrek sonuçlarına göre, Xpeng, Zeekr ve Leapmotor gibi üç büyük EV üreticisi toplamda 42,9 milyar yuan(yaklaşık 6 milyar ABD doları) zarar etti. Bu zarar, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 20 azalsa da, fiyat indirimlerinin sektörde yarattığı baskı, endişeleri artırmaya devam ediyor. Sadece BYD ve Li Auto gibi iki yerli üretici kâr ederken, diğer 30’a yakın rakip şirket zararla karşı karşıya.

David Zhang, Uluslararası Akıllı Araç Mühendisliği Derneği Genel Sekreteri, “Birçok şirket için zaman daralıyor; fiyat savaşında hayatta kalmaları gerekiyor. Aksi halde, nakit akışları tükendiğinde, otomobil üreticileri kontak kapatmak zorunda kalacak,” şeklinde durumu özetliyor.

Satışlar artıyor ama zarardan çıkılamıyor

Temmuz ayında Çin anakarasında elektrikli araç penetrasyon oranı ilk kez yüzde 50’yi aştı. Hükümet teşvikleri ve hızlı genişleyen şarj altyapısı, bu yükselişte önemli bir rol oynadı. Çin Binek Otomobil Birliği’ne göre, geçen ay Çin anakarasında 878.400 adet tam elektrikli ve plug-in hibrit araç teslim edildi. Bu rakam, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 36,9 artış gösterdi ve toplam araç satışlarının yüzde 51,1’ini oluşturdu. Çin, küresel elektrikli araç satışlarının da yüzde 60’ından fazlasını elinde bulunduruyor.

Ancak, satışlardaki bu olumlu tablo bile birçok üreticinin finansal zorluklarını hafifletmiyor. Örneğin Xiaomi, Mart ayında EV pazarına giriş yaparak SU7 modeliyle dikkat çekti, fakat şirket 2024 yılında EV biriminde 4,1 milyar yuan(yaklaşık 574 milyon dolar) net zarar öngörüyor. Xpeng ise ikinci çeyrekte 1,28 milyar yuan (yaklaşık 179,3 milyon dolar) net zarar bildirdi. Gelir ise bir önceki çeyreğe göre yüzde 23,8 artarak 8,1 milyar yuana (yaklaşık 1,1 milyar dolara) ulaştı.

Geely Auto’nun çatısı altındaki Zeekr20 milyar yuan (yaklaşık 2,8 milyar dolar) rekor çeyrek gelirine rağmen Haziran ayında sona eren üç aylık dönemde 1,81 milyar yuan (yaklaşık 256,6 milyon dolar) net zarar kaydetti.

Fiyat savaşları kârları tehdit ediyor

Şubat ayında, dünyanın en büyük elektrikli araç üreticisi BYD, Çin’deki fiyat savaşında ilk hamlesini yaparak araçlarının fiyatlarını yüzde 5 ila 20 oranında düşürdü. Goldman Sachs’a göre, BYD’nin bu yıl yüzde 7’lik ek bir indirim yapması durumunda, Çin elektrikli araç sektörünün tamamının kârlılığı negatife dönebilir.

Yurt dışında satışlarını artırmakta zorlanan Çinli üreticiler, ABD ve Avrupa Birliği tarafından uygulanan yüksek tarifeler nedeniyle rekabet gücünü kaybediyor. İç pazarda ise hükümetin sunduğu yeni teşvikler, üreticilerin fiyat savaşında ayakta kalmalarını sağlamakta yetersiz kalabilir. Analistler, mevcut rekabet koşullarında yeterince güçlü olmayan EV üreticilerinin piyasanın dışına itileceğini öngörüyor.

Çin’in elektrikli araç sektörü, artan satışlara rağmen ciddi kârlılık sorunlarıyla mücadele ederken, önümüzdeki dönemde fiyat savaşlarının ve maliyet baskılarının nasıl şekilleneceği merak konusu.

SpaceX ilk uzay yürüyüşünü gerçekleştirecek!

Elon Musk’ın liderliğindeki SpaceX, uzay keşfinde yeni bir çığır açmaya hazırlanıyor. Önümüzdeki hafta gerçekleştirilecek olan özel uzay yürüyüşü, hem şirket hem de uzay sektörü için büyük önem taşıyor.

İnce uzay giysileri ve hava kilidi olmayan bir kabin gibi yenilikçi teknolojilerin test edileceği bu görev, SpaceX’in şimdiye kadarki en riskli girişimlerinden biri olarak öne çıkıyor. Milyarder bir girişimci, emekli bir askeri savaş pilotu ve iki SpaceX çalışanı tarafından gerçekleştirilecek yürüyüşte, astronotlar Dünya’dan yaklaşık 700 km uzaklıkta uzayın boşluğunda yüzecekler.

Apollo programından bu yana gerçekleştirilecek en uzak uzay yürüyüşü olan bu görev, SpaceX’in Polaris Dawnadını verdiği beş günlük misyonun bir parçası. Mürettebat, Crew Dragon kapsülü ile Dünya’ya 190 km ile 1400 kmarasındaki değişen mesafelerde hareket edecek.

Yeni teknolojiler ve riskler

SpaceX’in yeni nesil uzay giysileri ve hava kilidine ihtiyaç duymayan kabin tasarımı, gelecekteki Ay ve Mars görevleri için önemli bir adım olarak görülüyor. Ancak, bu teknolojilerin uzayın zorlu koşullarında nasıl performans göstereceği henüz tam olarak bilinmiyor. Özellikle, Van Allen kuşağı gibi radyasyon seviyesi yüksek bölgelerden geçerken elektronik ekipmanların ve astronotların sağlığının korunması büyük bir önem taşıyor.

NASA görevlerinde astronot güvenliği sıkı bir şekilde denetlenirken, özel sektördeki görevlerde bu durum biraz farklılık gösteriyor. SpaceX yetkilileri ve Polaris mürettebatı, görev sırasında olası risklere karşı detaylı bir acil durum planıhazırladıklarını belirtti. Oksijen kaçağı, kapağın kapanmaması gibi çeşitli senaryolar için önceden belirlenmiş prosedürler bulunuyor.

Polaris Dawn görevi sadece bir teknolojik gösteri olmaktan öte, aynı zamanda önemli bilimsel verilere de ulaşmayı hedefliyor. Mürettebat, uzay yürüyüşü sırasında kabarcık oluşumunu izlemek için ultrason cihazı gibi çeşitli araçlar kullanacak. Elde edilen veriler, gelecekteki uzun süreli uzay görevlerinde astronotların performansını ve sağlığını daha iyi anlamalarına yardımcı olacak.

Uzay keşfinde teni bir dönem

SpaceX’in özel uzay yürüyüşü, uzay sektöründe yeni bir dönemin başladığının önemli bir göstergesi. Özel şirketlerin uzay keşfine yaptığı yatırımlar, daha önce yalnızca devlet kurumlarının yapabildiği görevlerin artık özel sektör tarafından da gerçekleştirilebileceğini kanıtlıyor. Bu durum, uzay turizmi ve bilimsel araştırmalar gibi alanlarda yeni fırsatlar doğururken, aynı zamanda uluslararası işbirliği ve uzay hukuku gibi konularda da önemli tartışmalara yol açıyor.

SpaceX’in önümüzdeki hafta gerçekleştireceği özel uzay yürüyüşü, hem uzay teknolojileri hem de insanlığın uzaydaki geleceği açısından büyük bir öneme sahip. Bu tarihi olayın sonuçları, uzay keşfinin seyrinde önemli değişikliklere yol açabilir.

Opel Corsa, elektrikli araçlar arasında liderliğini koruyor!

Opel Corsa, 1982’deki ilk çıkışından bu yana dünya genelinde büyük bir başarı yakalayarak 14.6 milyondan fazla satıldı.Almanya’da ise son üç yıldır segmentinin en çok tercih edilen modeli olmaya devam ediyor. 2024’ün ilk yarısında da bu başarısını sürdüren Corsa, tüm motor seçenekleriyle birlikte segment lideri konumunu korudu.

Corsa Elektrikelektrikli araçlar arasında da öne çıkmayı başardı. Almanya Federal Motorlu Taşımacılık Kurumu’nun (KBA) verilerine göre, Corsa Elektrik bu yılın ilk yarısında kendi sınıfında en çok tercih edilen elektrikli araç oldu.Opel, Alman markaları arasında haziran ayında en iyi sonucu elde etti. Yeni Opel Vizor marka yüzü, sezgisel dijital kokpit ve Intelli-Lux LED® Matrix Light teknolojisi gibi yeniliklerle donatılan Corsa, segmentinin ötesinde bir deneyim sunuyor.

Opel’in satışları, hem haziran ayında hem de yılın ilk yarısında önemli ölçüde arttı. Haziran ayında 17.107 adet binek Opel modeli trafiğe kaydedildi, bu da önceki yılın aynı ayına göre yüzde 17,9’luk bir artış anlamına geliyor. Yılın ilk yarısında ise 77.235 adet Opel marka binek araç trafiğe kaydedildi. Opel Almanya Başkanı Patrick Dinger, bu başarının en büyük etkenlerinden birinin Corsa olduğunu belirterek, Opel model gamının müşteri ihtiyaçlarına en iyi şekilde cevap verdiğini vurguladı.

Özetle, Opel Corsa, hem içten yanmalı motorlu hem de elektrikli versiyonlarıyla büyük bir başarı yakalayarak segmentinde liderliğini sürdürüyor. Opel’in Almanya’daki satışlardaki artışı, markanın doğru stratejiler izlediğinin bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.

Telegram kurucusu tutuklandı! 

WhatsApp ve Signal gibi mesajlaşma uygulamalarının en büyük rakibi olan Telegram, yeni bir şokla karşı karşıya. Avrupa basınından gelen haberlere göre, Telegram kurucusu ve CEO’su Pavel Durov Fransa’da tutuklandı. Peki suçu neydi?

Telegram CEO’su Fransa’da havaalanında tutuklandı

Fransız basınında çıkan haberlere göre Telegram kurucusu ve CEO’su Pavel Durov, Paris’teki Le Bourget havaalanında tutuklandı. Fransız yetkililer 39 yaşındaki milyarderi Azerbaycan’dan gelen özel jetle tutukladı. Durov’a tutuklandığı sırada koruması eşlik ediyordu.

Fransız polis tutuklanmanın detaylarını paylaşmadı. Ancak yerel basın, Telegram’ın gizlilik ve güvenliğe verdiği önemi gerekçe gösterdi. Buna göre Telegram’ın uyuşturucu kaçakçılığı ve çocuk istismarı gibi suç faaliyetlerini kolaylaştırdığı iddia ediliyor.

Uygulama uçtan uca şifrelenmiş mesajlaşma ve geçici mesaj hizmetleri sunuyor. Bu da yetkililerin yasa dışı iletişimleri takip etmesini zorlaştırıyor. Yani platformda uyuşturucu kaçakçılığı veya çocuk istismarı yapılıyor olsa bile mesajları okumak mümkün değil.

Fransa’da aslında Telegram’ın suçlara yataklık ettiği iddiasıyla yürütülen soruşturma yürütülüyor. Buna göre Durov’un tutuklanması için daha önce bir arama emri çıkarılmıştı. Arama emri yalnızca CEO’nun Fransa topraklarında bulunması halinde geçerli olacaktı.

Durov, Rusya’nın en popüler sosyal ağı VKontakte’yi kurdu. Ancak daha önce veri gizliliği konusunda Rus hükümetiyle yaşadığı tartışmaların ardından ülkeden ayrılmak zorunda kaldı. Bu kapsamda 2014’ten beri çeşitli Avrupa ülkelerinde yaşıyor.

Apple M4 çipli yeni Mac modelleri üzerinde çalışıyor!

0

Apple, 2024 yılı içinde MacBook Pro, Mac mini ve iMac’i M4 çipleriyle yenilemeyi planlıyor. Bloomberg tarafından fark edilen geliştirici test günlüklerine göre, Apple şu anda M4 işlemciyle yenilenmiş dört farklı Mac modelini test ediyor. Bu testler, Apple’ın üçüncü parti uygulamalarla uyumluluğu sağlamak amacıyla piyasaya sürülmemiş yeni Mac modellerini denemeye başladığını gösteriyor.

Test edilen Mac modelleri “16,1”, “16,2”, “16,3” ve “16,10” olarak tanımlanıyor. Bu Mac modellerinden üçünde 10 çekirdekli CPU ve 10 çekirdekli GPU yer alırken, dördüncü modelde ise 8 çekirdekli CPU ve 8 çekirdekli GPUbulunuyor. Bu, bugüne kadar gördüğümüz bir M4 yapılandırması değil ve Apple’ın yeni bir donanım stratejisine işaret ediyor olabilir. Tüm test edilen Mac’lerde 16GB veya 32GB bellek seçeneği sunuluyor.

Ayrıca, M4 çipinin farklı varyantları da bulunuyor. Örneğin, 256 GB ve 512 GB iPad Pro modellerinde 9 çekirdekli CPU ve 10 çekirdekli GPU içeren bir M4 çip kullanılırken, 1 TB ve 2 TB iPad Pro modellerinde 10 çekirdekli CPU ve 10 çekirdekli GPU ile donatılmış bir çip yer alıyor. Bu farklı konfigürasyonlar, Apple’ın M4 çipini hem iPad hem de Mac serisinde farklı performans seviyelerine göre optimize ettiğini gösteriyor.

Ünlü Apple analisti Mark Gurman’a göre, Apple’ın M4 Pro ve M4 Max çipleri hakkında henüz net bir bilgi bulunmuyor. Bu çiplerin, üst düzey Mac mini, 14 inç MacBook Pro ve 16 inç MacBook Pro modellerinde kullanılması bekleniyor. M4 Pro ve M4 Max çiplerinin daha fazla CPU ve GPU çekirdeğine ve daha yüksek bellek kapasitesinesahip olacağı belirtiliyor. Ancak şu an test edilen modellerde yalnızca temel M4 çipi bulunuyor.

Apple’ın yeni M4 işlemcili MacBook Pro ve Mac mini modellerini bu yıl Ekim ayında tanıtması bekleniyor. Yeni iMac modelinin de bu sonbaharda piyasaya sürülmesi planlanıyor. Ancak, M4 çipli MacBook Air modelinin 2025 yılına kadar çıkması beklenmiyor.

Apple’ın bu yeni cihazlarla birlikte bilgisayar pazarındaki konumunu daha da güçlendirmesi bekleniyor. M4 çipleri, Apple’ın kendi donanım ekosistemini daha da genişleterek performans ve enerji verimliliği açısından önemli iyileştirmeler sunabilir.