Elon Musk 61 milyon dolar borcu için dava ediliyor!

Elon Musk’ın X (eski adıyla Twitter) platformu, yeni bir hukuk mücadelesiyle karşı karşıya. Tayvan merkezli sunucu üreticisi Wiwynn, X’in 61 milyon doları aşan donanım faturalarını ödemediğini iddia ederek mahkemeye başvurdu. Bu dava, teknoloji dünyasında büyük yankı uyandırdı.

Wiwynn, teknoloji devleri için yüksek performanslı sunucu çözümleri sağlama konusunda tanınmış bir isim. Şirket, X platformuna sağladığı donanımların ücretini almadığını belirtti. Wiwynn, X’in ödeme yapmaması nedeniyle büyük bir mali yük altında kaldığını ve bu durumun şirketin operasyonlarını olumsuz etkilediğini açıkladı.

Dava dilekçesine göre, Wiwynn, X ile yapılan anlaşma gereği teslim edilen donanımların karşılığında ödemelerini bekliyordu. Ancak, X tarafı bu ödemeleri gerçekleştirmedi. Şirket, uzun süredir devam eden bu sorunun çözülmemesi üzerine yasal yollara başvurmak zorunda kaldığını ifade etti.

Elon Musk’ın X platformu, bu iddialara henüz resmi bir yanıt vermedi. Ancak, bu dava X’in finansal durumuna dair soru işaretlerini artırdı. Musk, platformun mali yapısını yeniden şekillendirmek için çeşitli adımlar atarken, bu tür yasal süreçlerin platformun geleceğini nasıl etkileyeceği merak konusu.

Wiwynn’in avukatları, X platformunun bu borcu ödememesi durumunda yasal sürecin hızlanacağını ve daha ciddi yaptırımların gündeme gelebileceğini belirtti. Bu dava, teknoloji dünyasında şirketlerin finansal yükümlülüklerine ne derece sadık kaldığını sorgulayan tartışmaları da beraberinde getirdi.

Uzmanlar, bu dava sonucunun, X’in mali durumu ve Elon Musk’ın teknoloji dünyasındaki imajı üzerinde önemli etkiler yaratabileceğini düşünüyor. Aynı zamanda, bu durumun diğer teknoloji şirketlerini de benzer durumlara karşı daha dikkatli olmaya zorlayabileceği ifade ediliyor.

Olayın mahkeme süreci devam ederken, gözler X platformunun atacağı adımlarda. Elon Musk’ın bu krizi nasıl yöneteceği ve Wiwynn’in taleplerine nasıl yanıt vereceği, teknoloji dünyasında yakından takip edilecek.

KOSGEB’ten girişimlere 715 Milyon TL’lik dev destek!

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, KOSGEB’in İş Geliştirme Desteği 2024 yılı ilk çağrı başvuru sonuçlarını açıkladı. Bakan Kacır, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı duyuruda, Türkiye genelindeki KOBİ’lere sağlanan desteğin devam edeceğini belirtti. Bakan, bu yıl 521 projeye toplam 715 milyon TL destek sağlanacağını müjdeledi.

Kacır, açıklamasında, KOSGEB’in Türkiye’nin 81 ilinde sahada aktif olduğunu ve girişimcilerin her zaman yanında yer aldığını vurguladı. Ayrıca, KOSGEB’in ülke genelinde kalkınmanın dinamosu olan KOBİ’leri desteklemeye devam edeceğini ifade etti. Bu açıklama, binlerce girişimci için büyük bir umut kaynağı oldu.

3 bin 380 girişimci destek almayı bekliyor

2024 yılı 1. Çağrısı, 10 – 28 Haziran tarihleri arasında başvuru aldı. Başvurular arasında yer alan 3 bin 380 girişimci büyük bir heyecanla destek almayı bekledi. Değerlendirme sürecinde ise bin 349 girişimci kurullarda ele alındı. Bu süreçte, 984 girişimci jüri karşısına çıktı ve projeleri değerlendirmeye alındı.

1 – 15 Ağustos tarihleri arasında Türkiye genelinde gerçekleştirilen KOSGEB girişimci seçmelerinde, 721 girişimci bu zorlu değerlendirme sürecini başarıyla geçti. Bu girişimciler arasından, ülke genelinde ilk 500’e giren projeler ile iller bazında ilk 3’e giren projeler, destek almaya hak kazandı.

Toplamda 521 proje, 715 milyon TL tutarında destek alacak. Destek almaya hak kazanan girişimciler, yararlanabilecekleri desteklere ilişkin kararları KOSGEB’den alacak. Böylece destek süreci resmi olarak başlamış olacak.

Ayrıca, 2024 yılı 2. Çağrı için başvurular da 1 Ağustos itibariyle alınmaya başlandı. İmalat, telekomünikasyon, bilgisayar programlama, danışmanlık, bilgi hizmetleri, bilimsel araştırma ve geliştirme gibi sektörlerde faaliyet gösteren işletmeler, bu fırsattan yararlanabiliyor. En önemli detay ise, bu destekler için herhangi bir faiz ya da komisyon uygulanmıyor.

Google, yaptığı 250 milyon dolarlık anlaşma ile yasadan etkilenmeyecek!

Google, bu anlaşma ile California’da önerilen bir yasa tasarısından kaçınma imkanına sahip olmayı hedefliyor. Söz konusu yasa, Google’ın, California vatandaşlarını haber makalelerine yönlendirdiği için yerel haber kaynaklarına ödeme yapmasını zorunlu kılacaktı.

Anlaşma, California Üniversitesi Berkeley Gazetecilik Yüksekokulu bünyesindeki Haber Dönüşüm Fonu tarafından yönetilecek iki girişime bölünecek. Politico’nun haberine göre, bu fonlardan 180 milyon dolarlık kısım California’daki haber kaynaklarına (yayıncılar hariç) dağıtılacakken, kalan 70 milyon dolar ise iş gücünü güçlendirmek amacıyla yapay zeka kaynaklarına ayrılacak. Girişimlerin 2025 yılı itibarıyla faaliyete geçmesi bekleniyor.

California Valisi Gavin Newsom, anlaşmanın yüzlerce yeni gazeteciyi desteklemekle kalmayıp dinamik bir California basın organı oluşturulmasına katkı sağlayacağını ve demokraside gazeteciliğin hayati rolünü pekiştireceğini belirtti. California Haber Yayıncıları Birliği de anlaşmayı överek, bunun yerel haberciliği uzun vadede sürdürülebilir kılmak adına atılan ilk adım olduğunu ifade etti.

Anlaşma, teknoloji devleri ile haber endüstrisi arasında, yerel gazeteciliğin çevrimiçi okurluğa geçiş ve reklam gelirlerindeki düşüş karşısında nasıl desteklenmesi gerektiğine dair iki yıldır süren bir mücadelenin ardından geldi.

California Gazetecilik Koruma Yasası (CJPA), bu duruma bir çözüm olarak önerilmişti. Bir araştırmaya göre, yasa kabul edilseydi, Meta ve Google’ın ABD’deki yayıncılara yıllık olarak 13.9 milyar dolara kadar ödeme yapması gerekebilirdi. Google ise, CJPA’nın ürün deneyiminde önemli değişikliklere yol açabileceğini belirterek California haber sitelerine bağlantıları kaldırma testleri gerçekleştirdi.

Google verilerinizi

Ancak beş yıllık bu anlaşma, bazı yasama organları ve gazetecilerden eleştiriler aldı. California Eyalet Senatosu lideri Mike McGuire, Politico’ya yaptığı açıklamada, anlaşmanın sektörün karşı karşıya olduğu adaletsizlikleri tam olarak ele almadığını dile getirdi.

Medya Loncası Batı Bölgesi de kendi açıklamasında, anlaşmayı şeffaf olmayan, gazetecilik işlerini tehlikeye atabilecek belirsiz bir yapay zeka hızlandırıcı projesi olarak nitelendirdi. Lonca, “Gazeteciler ve haber çalışanlarını temsil eden tek bir kuruluş bile, sektörümüzü yok eden iş dünyasından biriyle yapılan bu antidemokratik ve gizli anlaşmayı kabul etmedi.” şeklinde eleştiride bulundu.

Waymo sürücüsüz taksi hizmetinde yeni bir çığır açtı!

Otonom sürüş teknolojilerinde öncü şirketlerden biri olan Waymo, sürücüsüz taksi hizmetinde önemli bir kilometre taşını geride bıraktı. Şirket, artık haftalık 100.000’den fazla ücretli robotaksi yolculuğu sunduğunu duyurdu. Waymo’nun eş CEO’su Tekedra Mawakana, bu gelişmenin şirketin büyüyen kullanıcı tabanını ve artan operasyonel kapasitesini yansıttığını belirtti.

Waymo sürücüsüz taksi, bir önceki açıklamasında Mayıs ayında haftalık 50 bin yolculuk gerçekleştirdiğini ve bu sayının aylık 200 bine ulaştığını belirtmişti. Ancak şirket, kısa bir süre içinde bu sayıyı iki katına çıkararak, şu anda haftada 100 bin ve ayda 400 bin yolculuk gerçekleştirdiğini açıkladı. Bu hızlı artış, robotaksi hizmetinin kullanıcılar tarafından hızla benimsendiğini ve talebin hızla arttığını gösteriyor.

Waymo sürücüsüz taksi

Google’ın çatı şirketi Alphabet bünyesinde faaliyet gösteren Waymo, şu anda San Francisco, Phoenix, Austin ve Los Angeles gibi büyük şehirlerde hizmet veriyor. Şirket, bu başarıya yüzlerce tam otonom ve elektrikli Jaguar I-Pacearacından oluşan filosuyla ulaştı. Her ne kadar Waymo, filosundaki araç sayısını açıklamasa da tahminlere göre şirketin 778 adet robotaksisi bulunuyor.

Waymo ayrıca, altıncı nesil otonom sürüş teknolojisiyle ilgili yeni ayrıntıları da paylaştı. Bu yeni sistem, aracın çevresindeki nesneleri 500 metreye kadar olan mesafede tespit edebilmesini sağlarken, “görüş alanlarının örtüşmesi”prensibiyle çalışarak daha güvenli bir sürüş deneyimi sunuyor. Şirket, bu teknolojinin, araçların polis tarafından bildirilen kazalardan kaçınmada insan sürücülerden üç kat daha başarılı olduğunu belirtiyor.

Ancak, Waymo’nun sunduğu bu hizmet henüz tüm şehirlerde tam kapsamlı değil. Şirket, halen sınırlı bölgelerde hizmet veriyor ve operasyonları büyük ölçüde test aşamasında ilerliyor.

Ankara solar enerji’den yenilikçi güneş paneli çözümü: PV Floor

Türkiye’nin yerli enerji şirketlerinden Ankara Solar Enerji, hem konut hem de ticari projelerde kullanılmak üzere geliştirilen yeni güneş paneli çözümünü tanıttı: PV Floor. Bu yenilikçi ürün serisi, yürünebilir ve kaymaz yapıya sahipgüneş panelleriyle dikkat çekiyor. PV Floor serisi, sadece enerji üretimi sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda zemin kaplama işlevi de görüyor. Üstelik bu paneller, Avrupa ve ABD pazarlarına da sunulmaya başlandı.

Konut projeleri, alışveriş merkezleriotoparklarteraslarpark alanlarıgemi güverteleriyollar ve kaldırımlar gibi geniş bir kullanım alanına sahip olan PV Floor serisi, hem estetik hem de işlevsel özellikleriyle öne çıkıyor. Ankara Solar Enerji, PV Floor serisini ilk olarak Türkiye ve Yunanistan pazarlarına 2022 yılında sunmuştu; şimdi ise bu yenilikçi ürün, uluslararası alanda da boy gösteriyor.

PV Floor serisi, 30 W ve 120 W‘lık iki farklı modelden oluşuyor. Her iki model de kaymaz cam kaplama ile donatılmış olup, kullanıcı güvenliğini artırıyor ve montaj kolaylığı sağlıyor. PVF-08-30W modeli, yüzde 17 verimlilik ile 30 W güç kapasitesine sahipken, PVF-08-120W modeli yüzde 17,84 verimlilik ile 120 W güç kapasitesi sunuyor. Ayrıca, IP65 bağlantı kutuları sayesinde zorlu hava koşullarına dayanıklılık gösteriyor.

Ankara Solar, PV Floor panellerinin montajı için ek bir çelik veya alüminyum yapı gerektirmediğini, bu sayede kurulumun oldukça kolaylaştığını belirtiyor. Pedestal sistemleri ise ayarlanabilir yapısıyla montaj sürecini daha da basitleştiriyor. Şirket, PV Floor serisinin 8 yıl garanti ve 10 yıl doğrusal performans garantisi sunduğunu vurgularken, 1 kW sistemin geri dönüş süresinin İspanya veya Yunanistan‘da 4 ila 5 yıl arasında olduğunu ifade ediyor.

Şu anda 40 ülkeye ihracat gerçekleştiren Ankara Solar, siparişlerin 3 ila 6 hafta içinde tedarik edilebildiğini belirtiyor. PV Floor, enerji üretimi ile birlikte zemin kaplama işlevini birleştirerek, geleceğin yeşil enerji çözümlerine yönelik önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

Xiaomi 2024 ikinci çeyrek finansal raporunu açıkladı: Gelirler beklentileri aştı!

Xiaomi, 2024 yılının ikinci çeyreğine ait finansal verilerini açıkladı ve beklentileri aşarak 12,45 milyar dolar gelir elde etti. Bu sonuç, analistlerin beklentisi olan 12 milyar doları geride bıraktı. Şirketin gelirleri, geçtiğimiz yılın aynı dönemine kıyasla %32 oranında artış gösterdi. Bu etkileyici performans, Xiaomi 2024 yılında teknoloji dünyasındaki konumunu daha da güçlendirdi. Net kar ise 866 milyon dolar olarak kaydedildi.

Xiaomi, bu çeyrekte ilk keotomobil biriminin finansal katkısını da paylaştı. Xiaomi 2024 hedefleri doğrultusunda, 2021 yılında elektrikli araç işine adım atan şirket, Nisan ayında piyasaya sürdüğü ilk modeli SU7 ile dikkat çekti. İkinci çeyrekte 27.307 araç sevkiyatıgerçekleştiren Xiaomi, bu birimden 869 milyon dolar gelir elde etti. Ancak, şirketin otomobil birimi henüz kârlılığa ulaşabilmiş değil; ikinci çeyrek boyunca 252 milyon dolar zarar açıkladı. Xiaomi Başkanı Lu Weibing, teslimatların artmasıyla birlikte bu birimin karlılığının zamanla iyileşeceğini belirtti. Ayrıca, yıl sonuna kadar 120.000 elektrikli araç teslimat hedeflerini tutturacaklarından emin olduklarını ifade etti. Bu hedef doğrultusunda, Xiaomi Haziran ayından itibaren aylık teslimatların 10.000 adede ulaşması amacıyla çift vardiya sistemine geçti.

Küresel akıllı telefon pazarındaki toparlanma da Xiaomi 2024 gelirlerine olumlu yansıdı. Araştırma şirketi IDC‘ye göre, Xiaomi’nin küresel akıllı telefon sevkiyatları ikinci çeyrekte %27,4 artarak 42,3 milyon adede ulaştı. Bu artış, şirketin dünya genelinde %14,8 pazar payı elde etmesini sağladı ve Xiaomi, bu oranla dünya çapında üçüncü sıraya yerleşti. Şirketin en büyük pazarı olan Çin’deki sevkiyatlar ise %16,5 artış gösterdi.Xiaomi 2024 hedeflerini her alanda aşmayı planlıyor.

Xiaomi’nin bu dönemde elde ettiği başarılar, sadece akıllı telefon pazarında değil, aynı zamanda otomotiv sektöründe de büyük bir potansiyele sahip olduğunu gösterdi. Şirket, her iki alandaki stratejik hamleleriyle global bir teknoloji lideriolma yolunda emin adımlarla ilerliyor.

GPT-4 şimdi de biyolojik yapıları modellemeye başladı!

OpenAI’nin dil işleme alanında devrim yaratan GPT-4 yapay zeka modeli, biyolojik yapı modelleme konusundaki yetenekleriyle bilim insanlarını şaşkına çevirdi. Rutgers Üniversitesi  tarafından gerçekleştirilen bir araştırma, GPT-4’ün basit amino asitler ve protein yapıları  gibi biyolojik molekülleri yüksek hassasiyetle modelleyebildiğini ortaya koydu. Ancak, GPT-4 dilin biyolojik modelleme yetenekleri nasıl kazandığı hala belirsizliğini koruyor.

Araştırma kapsamında GPT-4’ten, 20 farklı standart amino asidin üç boyutlu yapı modellerini oluşturması istendi. Elde edilen sonuçlar oldukça etkileyiciydi; model, atom bileşimi, bağ uzunlukları ve açıları doğru bir şekilde tahmin edebildi. Ancak, halkalı yapılar ve stereo-kimyasal konfigürasyonlar söz konusu olduğunda bazı hatalar gözlemlendi. Başka bir deneyde ise GPT-4, yaygın bir protein yapı elemanı olan α-sarmal yapısını modellemekle görevlendirildi. Bu görevde Wolfram eklentisi kullanılarak yapılan matematiksel hesaplamalar, modelin deneysel verilerle uyumlu sonuçlar verdiğini gösterdi. GPT-4 dilin gücüyle bu modellemeler daha da ileriye taşınabilir.

GPT-4 ayrıca, antiviral ilaç Nirmatrelvir’in SARS-CoV-2’nin ana proteazı ile nasıl bağlandığını analiz etti. Model, GPT-4 dilin işleme yetenekleriyle, bağlanmada yer alan amino asitleri doğru bir şekilde tanımlayarak etkileşimdeki atomlar arasındaki mesafeleri kesin olarak belirledi.

GPT-4’ün biyolojik yapı modelleme konusundaki başarısı, bu alanda özel olarak geliştirilmemiş bir model için oldukça dikkat çekici. Araştırmacılar, modelin bu yeteneklerinin eğitim verisetindeki mevcut atom koordinatlarından mı yoksa sıfırdan mı hesaplama yaparak mı elde edildiği konusunda daha fazla araştırma yapılması gerektiğini belirtiyor. GPT-4 dilin analitik gücü de daha fazla test edilmelidir.

Öte yandan, AlphaFold 3 gibi özel yapay zeka araçları daha karmaşık yapıları tahmin etme kapasitesine sahipken, GPT-4’ün temel biyolojik yapıları modelleme konusundaki başarısı, bu teknolojinin potansiyelini gözler önüne seriyor.

Araştırmanın detayları, Scientific Reports dergisinde yayımlanan bir makalede yer alıyor. Makaleye buradan ulaşabilirsiniz.

Akıllı saatler yalan söylüyor! Sağlık verilerine güvenebilir miyiz?

0

Yeni bir araştırma, akıllı saatler ve fitness takip cihazlarının sunduğu verilerde önemli hatalar olabileceğini ortaya koydu. Popüler sağlık teknolojileri arasında yer alan bu cihazlar, kalori hesaplama ve uyku takibi gibi metriklerde ciddi yanılmalara neden olabiliyor.

Kalp atış hızı doğru, kalori hesaplama yanlış

Araştırmalar, akıllı saatlerin ve fitness takip cihazlarının kalp atış hızını oldukça doğru bir şekilde ölçtüğünü ve potansiyel sağlık sorunlarını tespit etmede etkili olabileceğini gösterdi. Bu cihazlar, kalp atış hızını yüzde 3 gibi düşük bir hata payıyla takip edebiliyor. Ancak, kalori yakma ve uyku verileri gibi daha karmaşık metriklerde sorunlar yaşanıyor.

Kalori hesaplama verilerinde yüzde 15 ila 21 arasında bir hata payı bulunduğu belirtiliyor. Bu durum, kilo yönetimi yapan kullanıcılar için yanıltıcı olabilir. Uyku süresi ve uyku verimliliği gibi ölçümlerde de yüzde 10’un üzerinde bir hata payı gözlemlendi. Özellikle uyku başlangıcı gibi metriklerde, hata payının yüzde 180’e kadar çıkabildiği ifade ediliyor.

Verilere dikkat edilmeli

Bu bulgular, akıllı saatler ve fitness takip cihazlarının sunduğu verilerin mutlak doğru olarak kabul edilmemesi gerektiğini vurguluyor. Kullanıcıların bu cihazları bir rehber olarak kullanması önerilirken, elde edilen verilerin tıbbi bir değerlendirme olarak görülmemesi gerektiği belirtiliyor. Bu cihazlar, sağlıklı yaşam alışkanlıkları geliştirmek için faydalı olabilir, ancak elde edilen veriler dikkatli bir şekilde değerlendirilmelidir.

Teknoloji ilerledikçe bu cihazların hassasiyeti artıyor, ancak henüz mükemmel sonuçlar vermiyorlar. Resmi araştırma yazısına buradan ulaşabilirsiniz. 

Apple’da büyük değişim: başkan yardımcısı ayrılıyor

Apple’ın App Store departmanında önemli bir değişiklik yaşanıyor. Bloomberg’in haberine göre, Apple’ın App Store Başkan Yardımcısı Matt Fischer, Ekim ayında görevinden ayrılacağını açıkladı. Bu gelişme, Apple’ın App Store departmanında köklü bir yeniden yapılanmayı da beraberinde getirecek.

Apple, App Store departmanını ikiye ayırıyor

Fischer’ın ayrılışıyla birlikte, Apple’ın App Store departmanı iki ayrı ekibe bölünecek. Bu ekiplerden biri App Store’un genel yönetiminden sorumlu olacak, diğeriyse Avrupa Birliği’nin Dijital Pazarlar Yasası (DMA)çerçevesinde geliştirilen alternatif uygulama dağıtım kanallarını denetleyecek. Bu yeniden yapılanmanın arkasındaki isim ise Apple’ın üst düzey yöneticisi Phil Schiller. Schiller, Apple’ın uygulama dağıtımı ve alternatif ödeme yöntemleriyle ilgili düzenleyici uyumluluk sorunlarını yönetmek için bu tür bir yapılandırmayı gerekli gördü.

Matt Fischer’ın Apple kariyeri ve istifa sebepleri

Matt Fischer, 2003 yılında Apple’a iTunes pazarlamasından sorumlu olarak katılmış ve 2010’dan bu yana App Store Başkan Yardımcılığı görevini yürütüyordu. Fischer, Apple çalışanlarına gönderdiği bir e-postada, şirketten ayrılma kararını uzun süredir düşündüğünü ve bu yeniden yapılandırmanın kendisi için doğru bir zamanlama olduğunu belirtti.

Fischer’ın istifasının ardından, App Store’un genel yönetiminden Carson Oliver sorumlu olacak. Alternatif uygulama dağıtım ekibini ise Ann Thai yönetecek. Apple’ın, Avrupa Birliği’nin Dijital Pazarlar Yasası’na uyum sağlama amacıyla gerçekleştirdiği bu değişiklikler, şirketin küresel uygulama dağıtım stratejisi üzerinde de etkili olabilir.

Neuralink, düşünce gücüyle oyun oynatıyor!

Elon Musk’ın beyin-bilgisayar arayüzü (BCI) girişimi Neuralink, ikinci hastasında da büyük bir başarı elde etti. Şirket tarafından geliştirilen “Link” isimli çip, birkaç hafta önce Alex adlı hastanın beynine yerleştirildi ve Alex, sadece düşünceleriyle Counter-Strike 2 oynayarak teknoloji dünyasında yeni bir dönüm noktasına imza attı.

Barrow Nöroloji Enstitüsü’nde gerçekleştirilen ameliyatın ardından, Alex çipi kısa sürede etkili bir şekilde kullanmaya başladı. İlk denemelerinde bilgisayarın imlecini düşünceleriyle kontrol eden Alex, birkaç saat içinde önceki tüm yardımcı teknolojilerin hız ve doğruluk limitlerini aştı.

Neuralink’in yaptığı açıklamada, bu gelişmenin özellikle dört uzvunu kullanamayan bireyler için dijital cihazların kontrolünde performans artırıcı bir arayüz sağlamada önemli bir adım olduğu vurgulandı. Ameliyattan iki gün sonra Alex, bilgisayar destekli tasarım (CAD) yazılımı Fusion 360’ı kullanarak Neuralink şarj cihazı için özel bir montaj parçası tasarladı. Bu parça 3D yazıcıda basılarak BCI donanımına entegre edildi.

Neuralink, Alex’in üretkenliğini daha da artırmak için, Link çipi ile farklı fare tıklama türlerini eşleştirerek CAD yazılımındaki çeşitli modlar arasında hızla geçiş yapmasını sağladı. Alex, bu teknolojiyi kullanarak bağımsız çalışabilme becerilerini geliştiriyor.

Neuralink’in teknolojisi, Alex’in oyun tutkusunu da unutmadı. Önceden Quadstick adlı ağızla kontrol edilen bir joystick kullanarak oyun oynayan Alex, Neuralink çipi sayesinde sadece düşünceleriyle Counter-Strike 2 oynayabiliyor. Bu sayede oyun içindeki hareket ve nişan alma deneyimi, önceki yardımcı teknolojilere kıyasla büyük ölçüde gelişti.(benden daha iyi aimi var :D)

Alex, Link takılıyken Quadstick’i de kullanmaya devam ediyor, bu da oyun deneyimini daha da iyileştiriyor. Alex, yeni deneyimi hakkında “Sadece etrafta koşmak çok keyifli çünkü sağa sola bakabiliyorum ve Quadstick’i sağa sola hareket ettirmeme gerek kalmıyor. Nereye bakacağımı düşünüyorum ve o da istediğim yere gidiyor. Bu çılgınlık” dedi.

Elon Musk ise X platformunda yaptığı açıklamada, “Her şey yolunda giderse birkaç yıl içinde yüzlerce insan Neuralink’e sahip olacak, belki 5 yıl içinde on binlerce, 10 yıl içinde milyonlarca insan…” ifadelerini kullandı. Neuralink, 2024 yılı içinde toplamda 10 hastayı ameliyat etmeyi planlıyor. Alex’in durumu ise umut verici; herhangi bir sağlık sorunu yaşanmadığı ve ilk hastada görülen sorunların tekrarlanmadığı belirtildi.

Alışverişlere yapay zeka desteği geliyor!

İkinci el moda perakende devi ThredUp, alışveriş deneyimini tamamen değiştirecek yeni bir yapay zeka destekli araçlar paketi ile sektöre damgasını vuruyor. Bu yenilikçi araçlar, müşterilerin ürünleri keşfetme ve kişiselleştirilmiş kıyafetler oluşturma şekillerini kökten değiştiriyor.

Doğal dil ve görsel aramalarla kişiselleştirilmiş alışveriş

ThredUp’ın geliştirdiği yapay zeka algoritmaları, müşterilerin doğal dil kullanarak daha spesifik ve detaylı aramalar yapmalarına olanak tanıyor. “Fırfırlı açık pembe diz boyu elbise” veya “triatlon için mayo” gibi ifadelerle istenen ürünler, yapay zeka sayesinde saniyeler içinde bulunabiliyor. Ayrıca, sitenin sohbet robotu sayesinde “sonbahar düğünü için kıyafet” gibi genel taleplerle bile baştan aşağı bir kombin oluşturabilmek mümkün.

Görüntü tanıma ile eşleşen ürünler bul

Yeni sistem, sadece metin değil, aynı zamanda görüntü tanıma özelliği ile de dikkat çekiyor. Müşteriler, beğendikleri bir resmin, fotoğrafın veya Instagram gönderisinin ekran görüntüsünü sisteme yükleyerek benzer ürünlere ulaşabiliyorlar.

ThredUp CEO’su James Reinhart, yapay zekanın ikinci el alışverişi için bir dönüm noktası olduğunu belirtiyor. “Yapay zeka, milyonlarca benzersiz ürün arasından müşterilerin aradıklarını bulmalarını kolaylaştırıyor ve sürdürülebilir alışverişin en eğlenceli yolu haline getiriyor.” diye ifade ediyor.

ThredUp, üretken yapay zekayı alışveriş deneyimine entegre eden ilk şirket değil. Walmart gibi büyük perakendeciler de sesli asistanlar gibi yapay zeka destekli hizmetlerle müşterilerine daha kişiselleştirilmiş bir deneyim sunuyor.

ThredUp’ın yapay zeka yatırımı, ikinci el moda sektöründe yeni bir çığır açıyor. Bu yenilikçi araçlar, müşterilerin alışveriş yapma şekillerini değiştirirken, aynı zamanda sürdürülebilir moda anlayışını da destekliyor.

Siber saldırılar çip üretim kapasitesini düşürdü!

Microchip Technology, 17 Ağustos 2024’te bilgi teknolojisi sistemlerinde şüpheli bir faaliyet tespit etti. Ardından yapılan inceleme, 19 Ağustos’ta yapılan bir yetkisiz erişimi ortaya çıkardı. Şirket, bu duruma yanıt olarak etkilenen sistemleri izole etti, bazılarını kapattı ve zararın boyutunu anlamak için dış siber güvenlik uzmanlarıyla çalışmaya başladı.

Bu siber saldırı, şirketin bazı üretim tesislerinde normalden düşük bir kapasitede çalışmasına neden oldu ve siparişleri karşılama yeteneğini olumsuz etkiledi. Microchip Technology sorunu çözmek için çalışsa da, saldırının tam kapsamı ve saldırganların kimliği hâlâ belirsiz. Şirket, fidye yazılımının devrede olup olmadığını doğrulamadı ancak sistemleri izole etme ihtiyacı, ciddi bir ihlal ihtimalini düşündürüyor.

Bu olay, Microchip Technology için kritik bir zamanda meydana geldi. Biden yönetimi, Ocak 2024’te şirketin yarı iletken üretim tesislerini genişletmek için 162 milyon dolar fon sağlamıştı. Bu fonlama, ABD’nin otomotiv, savunma ve havacılık sektörlerini desteklemek amacıyla yapılmıştı ve Microchip’in, araçlar, uçaklar ve askeri ekipmanlar için hayati öneme sahip bileşenlerin tedarikçisi olarak oynadığı rolü vurguluyordu.

World-Check

Microchip Technology’nin sahip olduğu kritik misyon, saldırıların tahribatını artırabilir

Microchip Technology’e yönelik bu saldırı, yonga üreticilerini hedef alan artan siber olaylar listesine eklendi. Son dönemde TSMC, Nexperia ve AMD gibi şirketler de benzer saldırılara maruz kaldı. Microchip Technology’nin NASA‘nın Yüksek Performanslı Uzay Uçuş Bilgisayarı (HPSC) gibi yüksek riskli uygulamalar için çip ürettiği düşünüldüğünde, bu kesintinin birçok sektörde önemli yankılar uyandırabileceği ifade ediliyor.

Yarı iletken endüstrisi siber güvenlik tehditleriyle mücadele etmeye devam ederken bu son ihlal, küresel teknoloji ve savunma tedarik zincirleri için merkezi öneme sahip şirketlerin karşı karşıya olduğu sürekli riskleri bir kez daha gözler önüne seriyor.

Sosyal ticaret girişimi 7 milyon dolar yatırım topladı!

Bu yeni SleekFlow yatırımı, şirketin yapay zeka teknolojisini geliştirmeye devam etmesi ve Güneydoğu Asya ile Orta Doğu’ya daha fazla nüfuz ederek Avrupa’ya da adım atması için kullanılacak.

SleekFlow’un son fon toplaması ve büyüme planları, sosyal ticaretin hızla yükselişe geçtiğini ve geleneksel e-ticarete göre daha hızlı büyüdüğünü gösteriyor. Sosyal ticaret, satıcıların Facebook, Instagram, WhatsApp, TikTok ve YouTube gibi platformları kullanarak ürünlerini pazarladığı ve tüketicilerin bu platformları keşfetmek ve alışveriş yapmak için kullandığı bir alan olarak öne çıkıyor.

Asya Pasifik bölgesindeki sosyal ticaret pazarının değerinin 2028 yılına kadar 894 milyon doları aşması bekleniyor ve bu 2022’ye göre %10.6’lık bir büyümeyi temsil ediyor. Bu büyümenin arkasındaki en büyük etkenlerden biri de sohbet tabanlı yapay zeka. Sohbet tabanlı yapay zeka, satıcıların müşteri hizmetlerini genişletmelerine olanak tanırken operasyonlarını da verimli tutmalarını sağlıyor. Aynı zamanda, bu süreçlere analitik bir katman ekleyerek neyin işe yarayıp neyin yaramadığını daha iyi anlamalarına ve farklı kitlelere yönelik çeşitli yanıtları otomatikleştirmelerine olanak tanıyor.

Asya Pasifik bölgesindeki sosyal ticaret pazarının değerinin 2028 yılına kadar 894 milyon doları aşması bekleniyor ve bu 2022’ye göre %10.6’lık bir büyümeyi temsil ediyor. Bu büyümenin arkasındaki en büyük etkenlerden biri de sohbet tabanlı yapay zeka. Sohbet tabanlı yapay zeka, satıcıların müşteri hizmetlerini genişletmelerine olanak tanırken operasyonlarını da verimli tutmalarını sağlıyor. Aynı zamanda, bu süreçlere analitik bir katman ekleyerek neyin işe yarayıp neyin yaramadığını daha iyi anlamalarına ve farklı kitlelere yönelik çeşitli yanıtları otomatikleştirmelerine olanak tanıyor.

Sohbet tabanlı yapay zeka sektörünün, 2024’te 13.2 milyar dolardan 2030’a kadar %24.9’luk bir artışla 49.9 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Bu büyüme, sadece sosyal ticaretin değil, genel olarak e-ticaretin ölçeklenme ihtiyacının bir sonucu olarak değerlendiriliyor.

SleekFlow, özellikleriyle kendini rakiplerinden ayırmayı başardı

SleekFlow, rekabetin yoğun olduğu bu alanda kendini farklılaştırmayı başardı. Şirketin sunduğu özellikler arasında, tek bir gösterge panelinden birden fazla platforma yönelik pazarlama yapılabilen çok kanallı özellikler, pazarlama otomasyonu ve her müşteri için benzersiz sohbet deneyimleri oluşturmada esneklik sağlayan kullanıcı dostu bir akış oluşturucu yer alıyor. Ayrıca, sohbet içi ödeme bağlantıları, işbirlikçi ekip özellikleri, HubSpot ve Salesforce ile entegre yerleşik CRM platformları ve e-ticaret işlevselliği de SleekFlow’un sunduğu hizmetler arasında bulunuyor.

Yatırım teşvik belgesi nasıl alınır?

SleekFlow’un kurucusu ve CEO’su Henson Tsai, platformu genişletme planları arasında “sesli aramalar ve e-postalar için tamamen otomatik satış ve destek süreçleri sunmak” olduğunu belirtti. Şirket, kısa süre önce yeni CTO olarak, Silikon Vadisi’nde 20 yılı aşkın teknoloji liderliği deneyimi olan yapay zeka ve büyük veri uzmanı Gao Lei‘yi atadı. Tsai, Lei’nin atanmasının ardından mühendislik çalışmalarını önemli ölçüde artırdıklarını ve yenilikçi teknoloji ile gelişmiş yapay zeka alanında ön planda olmayı hedeflediklerini söyledi.

SleekFlow, SaaS (Hizmet Olarak Yazılım) iş modeli üzerine inşa edilmiş olup WhatsApp Business mesajlaşma kanalı kurmak ve yönetmek isteyen müşteriler için isteğe bağlı bir ek hizmet sunuyor. Şirketin hizmetleri, sigorta, sağlık, telekom ve perakende sektörlerinde küçük ekiplerden büyük işletmelere kadar geniş bir müşteri yelpazesi tarafından kullanılıyor.

SleekFlow, şu anda Singapur, Hong Kong, Malezya, Endonezya, Brezilya ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde faaliyet gösteriyor. Tsai, özellikle Endonezya’daki tüketici davranışlarının hızla geleneksel mağazacılıktan çevrimiçi alışverişe kaydığını ve Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki yüksek harcama gücünün bu bölgeleri sosyal ticaret için önemli pazarlar haline getirdiğini belirtti.

Apple’dan iCloud+ fiyatlarına büyük zam!

0

Apple’ın bulut depolama hizmeti iCloud+’ın fiyatları Türkiye’de önemli ölçüde arttı. Eski fiyatlara göre neredeyse iki katına çıkan yeni ücretlendirme şaşkınlık yarattı. Peki bu hizmetten faydalanan kullanıcılar artık ne kadar ödeyecek?

iCloud+ fiyatları için büyük zam!

Daha önce 50 GB için 12,99 TL ödenirken, yeni fiyatlandırmayla bu rakam 24,99 TL’ye yükseldi. Benzer şekilde 200 GB’lık depolama alanı 39,99 TL’den 79,99 TL’ye, 2 TB ise 129,99 TL’den 249,99 TL’ye çıktı. En yüksek depolama seçenekleri olan 6 TB ve 12 TB için de fiyat artışları yaşandı. 6 TB, 899,99 TL’den 1.299,99 TL’ye, 12 TB ise 1799,99 TL’den 2.499,99 TL’ye yükseltildi.

Eski ve Yeni Fiyatlar:

Depolama AlanıEski Fiyat (TL)Yeni Fiyat (TL)
50 GB12,9924,99
200 GB39,9979,99
2 TB129,99249,99
6 TB899,991.299,99
12 TB1799,992.499,99

Apple, fiyat artışıyla ilgili resmi bir açıklama yapmadı. Ancak döviz kurlarındaki dalgalanmaların ve artan enflasyonun bu kararda etkili olduğu tahmin ediliyor.

PayPal, Apple ile rekabete giriyor!

Bu ayın başlarında Apple, üçüncü taraf geliştiricilerin Apple Wallet gibi temassız işlemleri ve ödemeleri destekleyen yeni NFC ve Güvenli Eleman API’lerine erişmesine izin vereceğini duyurmuştu. PayPal, bu yeni API’ler sayesinde rekabetçi bir cüzdan geliştireceğini henüz açıkça doğrulamamış olsa da, son haftalarda böyle bir planın yolda olduğuna dair güçlü ipuçları verdi.

Ödeme devinin 30 Temmuz’daki ikinci çeyrek kazanç çağrısı sırasında PayPal CEO’su Alex Chriss, PayPal’ın Avrupa stratejisi hakkında yapılan bir soruya yanıt olarak; özellikle Avrupa’da, NFC ile ilgili bazı değişikliklerin PayPal için bir fırsat yaratacağını ve bu alanda yer almaya hazır olacağını belirtti.

Chriss daha önce de benzer şekilde bir mobil cüzdan hakkında ipuçları vermişti. Önceki çeyrekte, NFC değişikliklerinin PayPal için “Android veya iOS işletim sisteminde bir cüzdan sağlamayı çok kolay hale getireceğini” daha doğrudan ifade etmişti.

Şirket ayrıca, müşterilerine “hem çevrimiçi hem de çevrimdışı” hizmet sunmayı planladığını vurgulamıştı. Bu durumda çevrimdışı çözüm, PayPal mobil uygulaması aracılığıyla NFC tabanlı işlemler sunma planına işaret ediyor.

AB’de, tüketiciler Apple Wallet yerine üçüncü taraf bir cüzdanı varsayılan olarak ayarlayabilecek. Bu, Apple’ın AB’nin yeni Dijital Pazarlar Yasası’na (DMA) uyumunun bir parçası olarak mümkün olacak. Bu mevzuat, uygulama geliştiricilerine App Store dışında uygulama dağıtma, alternatif tarayıcı motorları kullanma ve iPhone’daki NFC işlemlerinde kullanılan Güvenli Eleman gibi donanım ve yazılım özellikleriyle birlikte çalışabilirlik talep etme benzeri ek fırsatlar sunuyor.

Google Cüzdan Apple

PayPal için tamamen işlevsel bir mobil cüzdan sunabilmek, özellikle çevrimdışı perakende dünyasında uzun süredir yer edinmeye çalışan şirket için büyük bir kazanç olur. PayPal, yıllar boyunca ABD’deki ulusal perakendecilerle ortaklıklar, satış noktası yazılımı ve terminal üreticileriyle anlaşmalar, uygulama aracılığıyla yerel mağazalara ödeme yapma özellikleri, mobil cüzdan teknolojisi satın alımları, perakendeci ödemeleri için QR kodları kullanımı, kredi kartlarıyla çevrimdışı ödemelerde ortaklıklar ve çevrimdışı satış yapan tüccarlar için araçlar gibi bir dizi fırsat peşinde koştu. Ancak, temassız ödemelerin büyümesi sayesinde Apple Pay birçok pazarda baskın durumda.

Avrupa’da, 2022 itibarıyla Avrupalıların %90’ı PayPal hizmetlerini kullanmıştı, ancak mobil ödemelerde Google Pay ve Apple Pay lider durumdaydı. PayPal, NFC tabanlı bir cüzdan ile Avrupa’da büyük bir fırsat yakalayabilir.

PayPal, NFC cüzdan geliştirme planları hakkında daha fazla bilgi vermeyi reddetti. Ancak Chriss, 9 Eylül’de şirketin AB planlarının tartışılacağı Goldman Sachs Konferansı’nda konuşacak.

Google’a yeni dava: Chrome izinsiz veri topluyor!

Google’ın Chrome tarayıcısı, izinsiz veri toplama iddialarıyla yeniden gündemde. 2022 yılında reddedilen toplu dava, Amerikan federal temyiz mahkemesi tarafından yeniden ele alınacak. Dava, Google’ın kullanıcı izni olmadan Chrome tarayıcısı üzerinden veri topladığı iddialarına dayanıyor.

Mahkeme, alt mahkemenin Google’ın Chrome tarayıcısındaki veri toplama uygulamalarına dair yeterince derinlemesine bir inceleme yapmadığını belirtti. Davanın merkezinde, Chrome tarayıcısının senkronizasyon özelliği kapalıyken bile kullanıcıların tarayıcı geçmişi, IP adresleri ve çerez tanımlayıcılarının Google’a gönderildiği iddiaları bulunuyor. Google ise kullanıcıların gizlilik politikalarını kabul ettikleri için, Chrome tarayıcısındaki veri toplama işlemlerine onay verdiklerini savunuyor.

Bu dava, Google gibi teknoloji devlerinin kullanıcı gizliliği konusundaki şeffaflığını ve bu süreçte ne kadar sorumluluk aldıklarını yeniden tartışmaya açtı. Mahkemenin dava sonucunda vereceği karar, sadece Google Chrome için değil, diğer büyük teknoloji şirketleri için de emsal teşkil edebilir.

Kullanıcılar, bu süreçte ne kadar bilgilendirildiklerini ve onaylarının ne kadar geçerli olduğunu dava sonucunda öğrenebilecekler. Sizce Google’ın veri toplama uygulamaları yeterince şeffaf mı? Teknoloji devlerinin kullanıcı gizliliği konusundaki sorumlulukları hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar kısmında paylaşmayı unutmayın.

OpenAI GPT-4 ile yapay zeka özelleştirmeyi açıyor!

Dünyanın önde gelen yapay zeka şirketlerinden OpenAIGPT-4o modelini kullanarak küçük şirketlere yapay zeka asistanlarını özelleştirme fırsatı sunmaya başladı. Şirketler artık kendi verilerini yükleyerek bu güçlü yapay zeka modelini ihtiyaçlarına göre şekillendirebilecek ve kendi yapay zeka asistanlarını oluşturabilecek.

OpenAI’nin duyurduğu yeni özelleştirme (mikro ayar) fonksiyonu, şirketlerin verilerini kullanarak GPT-4o modelinikişiselleştirmelerine olanak tanıyor. Bu özellik sayesinde, bir bisiklet şirketi örneğinde olduğu gibi, müşteri sorularına hızlı ve doğru yanıtlar verebilen bir chatbot oluşturmak mümkün hale geliyor. Şirketler, modelin bisiklet bakımı, onarım ipuçları ve diğer ilgili konularda uzmanlaşmasını sağlayarak, müşteri hizmetlerini daha verimli hale getirebiliyor.

Bu yenilik, daha önce sadece daha küçük yapay zeka modellerinde mümkün olan özelleştirmeleri, GPT-4o ve GPT-4 gibi güçlü ve gelişmiş modellerde de uygulayabilme imkanı sunuyor. Bu durum, yapay zeka teknolojisinin sadece büyük teknoloji şirketlerinin değil, her ölçekten ve sektörden şirketin hizmetine sunulmasını sağlıyor. Artık, küçük ve orta ölçekli şirketler de kendi özel yapay zeka çözümlerine kavuşabiliyor.

Verilerin OpenAI sunucularına yüklenmesi gereken bu işlem, genellikle bir ila iki saat sürüyor. Ancak, şu an için özelleştirme yalnızca metin verileri ile sınırlı; görsel veriler gibi diğer veri türleri için destek henüz mevcut değil. Bu sınırlamalar, gelecekte yapılacak güncellemelerle değişebilir.

Yeni özelleştirme özelliği, şirketlerin AI teknolojilerini daha esnek ve ihtiyaçlarına uygun bir şekilde kullanmalarını sağlıyor. Şirketler, bu gelişmeyle birlikte, yapay zeka teknolojisini kendi iş süreçlerine entegre ederek, daha verimli, etkili ve müşteri odaklı hizmetler sunma fırsatı elde edebilirler. Sizce bu yenilik, şirketlerin performansını ve verimliliğini nasıl etkileyecek? Görüşlerinizi bizimle paylaşmayı unutmayın.

Microsoft Copilot’ta açık bulundu

Microsoft’un yeni nesil yapay zeka platformu olan Copilot Studio, önemli bir güvenlik açığıyla gündeme geldi. DarkReading adlı teknoloji medyası, yayımladığı bir blog yazısında, Copilot Studio’nun sunucu tarafı istek sahteciliği (SSRF) olarak bilinen bir güvenlik açığına sahip olduğunu duyurdu. Bu açık, platformun bulut ortamındaki hassas verileri sızdırmasına neden olabiliyor. Peki, bu ne anlama geliyor? Detaylar haberimizde…

Microsoft Copilot Studio AI aracında kritik güvenlik açığı: Hassas bulut verileri her an sızdırılabilir

Copilot Studio, Microsoft’un sunduğu uçtan uca konuşma tabanlı bir yapay zeka platformu olarak tanıtılıyor. Kullanıcılar, bu platform üzerinden doğal dil veya grafiksel arayüz kullanarak asistanlar oluşturabiliyor ve özelleştirebiliyorlar. AI Studio, bu sayede hem dahili hem de harici senaryolara uyacak şekilde tasarımlar yapılmasına olanak tanıyor.

Ancak, Tenable tarafından yapılan araştırmalar, bu platformda önemli bir güvenlik açığı buldu. Araştırmacılar, bu açığı kullanarak dış HTTP istekleri gönderip Microsoft’un bulut altyapısındaki iç hizmetlerle ilgili hassas bilgilere erişmeyi başardılar. Erişilen bu bilgiler arasında, örneğin Microsoft’un Cosmos DB veritabanı örnekleri ve örnek meta veri hizmeti (IMDS) gibi kritik veriler bulunuyor.

Bu güvenlik açığı, Microsoft tarafından CVE-2024-38206 koduyla izleniyor. İlgili güvenlik bültenine göre, doğrulanmış saldırganlar, Microsoft Copilot Studio’nun SSRF korumalarını atlayarak bulut tabanlı hassas bilgileri ağ üzerinden sızdırabiliyorlar.

Microsoft’un güvenlik açıklarına karşı duyarlılığı biliniyor ve bu tür olaylarda hızlı müdahalelerde bulunuyor. Ancak bu olay, bulut tabanlı hizmetlerin güvenliğinin ne kadar kritik olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Siz ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar kısmına yazabilirsiniz.

Zoom aynı anda 1 milyon katılımcıyı desteklemeye başladı!

Zoom, büyük sanal etkinlikler için kapasitesini önemli ölçüde artırarak artık aynı anda 1 milyon katılımcıyı destekleyebileceğini duyurdu. Geçtiğimiz yıl Vision Pro uygulaması ve Microsoft Word rakibi Zoom Docs ile gündeme gelen Zoom, web seminerlerinde sunduğu yeni seçeneklerle dikkat çekiyor. Artık müşteriler, 10 bin, 50 bin, 100 bin, 250 bin, 500 bin ve 1 milyon katılımcı kapasitelerine sahip web seminerleri arasından seçim yapabilecek.

Zoom aynı anda 1 milyon kullancı için Önceden Zoom, web seminerlerine yalnızca 100 bin kişinin katılmasına izin veriyordu. Ancak bu yeni değişiklikle, büyük ölçekli sanal etkinlikler düzenlemek isteyenler için genişletilmiş kapasiteler sunuluyor.

Zoom’un, Kamala Harris’in başkanlık kampanyası için önemli bir rol oynadığı da dikkat çekti. Son haftalarda çeşitli siyasi gruplar, Harris için büyük bağış toplama etkinlikleri düzenlemek amacıyla Zoom’u tercih etti. Temmuz ayında düzenlenen Win With Black Women etkinliği, sadece üç saat içinde Harris’in kampanyası için 1,5 milyon dolardan fazla bağış topladı. White Dudes for Harris etkinliği 190 binden fazla katılımcıya ulaşırken, White Women for Harrisyaklaşık 200 bin izleyici çekti. Ayrıca, risk sermayedarları (VC’ler) da Zoom üzerinden kampanya için bağış topladı.

Washington Post’un verdiği bilgilere göre, Kamala Harris ve Tim Walz kampanyalarının Temmuz ayında topladığı 310 milyon doların yaklaşık 20 milyon doları sanal etkinlikler aracılığıyla sağlandı.

Zoom’un bağış çağrılarının daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlamak için sessiz bir şekilde müdahalede bulunmuş olabileceğini öne sürdü. Zoom ise bu konuda yorum yapmaktan kaçınıyor. Pandemi sonrası hisseleri hızla değer kaybeden Zoom’un, yeni etkinlik kapasiteleri ile yeniden popülerlik kazandığı gözlemleniyor.