SearchGPT hakkında tüm bildiklerimiz!

Yapay zeka alanında öncü kuruluşlardan biri olan OpenAISearchGPT adlı yeni nesil bir arama motorunu tanıttı. Bu yapay zeka destekli arama motoru, çevrimiçi bilgiye erişim şeklimizi köklü bir şekilde değiştirmeyi hedefliyor. SearchGPT, gelişmiş algoritmaları ve kullanıcı merkezli tasarımı ile geleneksel arama motorlarının ötesine geçerek daha sezgisel ve etkileşimli bir deneyim sunuyor.

SearchGPT‘nin en dikkat çekici özelliği, gelişmiş arama yetenekleri. OpenAI’nin dil modellerinin gücünü kullanarak, arama sorgularına yalnızca yüzeysel yanıtlar vermekle kalmayıp, aynı zamanda derinlemesine ve bağlamsal içgörüler sunuyor. Bu özellik, kullanıcıların hem güncel hem de alakalı bilgilere daha hızlı ve etkili bir şekilde ulaşmasını sağlıyor.

Özetleme ve atıf özelliği

SearchGPT‘nin bilgi özetleme kabiliyeti, kullanıcıların karmaşık bilgileri daha kolay anlamalarına yardımcı oluyor. Platform, sadece verileri tekrarlamak yerine bunları düzenleyerek net ve eyleme geçirilebilir özetler sunuyor. Ayrıca, verdiği bilgilerin kaynaklarını açıkça belirtmesi, kullanıcılarla güven oluşturuyor ve sunulan bilgilerin doğruluğunu doğrulamaya olanak tanıyor.

SearchGPT‘nin etkileşimli yapısı, kullanıcıların arama sürecine daha fazla dahil olmasına olanak tanıyor. Kullanıcılar, aramalarını derinleştirmek ve konular hakkında daha fazla bilgi edinmek için takip soruları sorabiliyorlar. Bu konuşma tarzı yaklaşım, arama deneyimini daha doğal ve ilgi çekici hale getiriyor.

Görsel cevaplar ve yayıncı ortaklıkları

Görsel öğrenmeyi destekleyen SearchGPT, metin tabanlı yanıtlarını tamamlamak için görsel cevaplar sunuyor. Bu özellik, bilgiyi daha anlaşılır ve akılda kalıcı hale getiriyor. Ayrıca, OpenAI’nin yayıncılarla yaptığı iş birliği, platformun sunduğu bilgilerin güvenilirliğini ve bütünlüğünü artırmayı hedefliyor.

SearchGPT, pazara girişiyle birlikte Google ve Bing gibi dev rakiplere meydan okumaya hazırlanıyor. Kullanıcı etkileşimini ve bağlam anlayışını ön planda tutan bu yeni arama motoru, arama motoru pazarında önemli bir değişim yaratma potansiyeline sahip. OpenAI’nin bu alandaki yenilikçi yaklaşımı, piyasada önemli bir pay elde etme fırsatı sunuyor.

Şu anda prototip aşamasında olan SearchGPT, kullanıcı güvenini sağlamak için içerik doğruluğu ve güvenilirliği gibi zorluklarla karşı karşıya. OpenAI, bu zorlukları aşmak için dikkatli adımlar atıyor.

SearchGPT gibi yapay zeka destekli arama motorlarının yükselişi, bilgi doğruluğu, verilerde önyargı ve kullanıcı gizliliği gibi etik ve pratik endişeleri de beraberinde getiriyor. OpenAI, bu konularda sorumlu bir yaklaşım benimsemek için çalışıyor.

Kullanıcı deneyimini geliştirme ve gelecek bizyonu

SearchGPT, kullanıcı deneyimini iyileştirme ve yayıncılara içerikleri üzerinde daha fazla kontrol sağlama taahhüdüyle, daha dinamik bir arama ortamı yaratma yolunda ilerliyor. OpenAI’nin uzun vadeli vizyonu, arama deneyimini daha alakalı ve güvenilir kılmak için sürekli iyileştirmeler yapmayı içeriyor.

SearchGPT’yi nasıl kullanırım

Şu anda sınırlı bir test aşamasında olan SearchGPT, genel erişime açık değil. OpenAI’nin web sitesindeki bekleme listesine katılarak platforma erişim için başvuruda bulunmak mümkün. Bu yeni arama motoru, gelecekte arama deneyimimizi nasıl şekillendireceğini merakla bekleyen teknoloji dünyası tarafından dikkatle izleniyor.

Bakandan çip ve batarya üretimi için yeni açıklama!

0

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türkiye’nin yüksek teknoloji alanında büyük bir atılım yapma hedefi doğrultusunda önemli açıklamalarda bulundu. Bakan Kacır, HIT-30 Yüksek Teknoloji Yatırım Programı çerçevesinde Türkiye’nin çip ve batarya üretim kapasitesini artırma planlarını detaylandırdı. Bu program, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da katılımıyla kamuoyuna tanıtıldı.

Bakan Kacır, programın otomotiv, beyaz eşya, elektronik, savunma ve havacılık gibi alanlarda kritik öneme sahip çiplerin yerli üretimini sağlamak üzere 5 milyar dolarlık bir kaynağa sahip olduğunu belirtti. Açıklamalarına göre, Türkiye, 65 nanometre ve daha küçük ölçekte çip üretim teknolojisine odaklanacak.

Geçtiğimiz yıl küresel çip pazarının 600 milyar doları aştığını vurgulayan Kacır, yapay zeka teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte Türkiye’nin bu alanda kendi ihtiyaçlarını karşılaması ve ihracat kabiliyetini artırmasının hedeflendiğini ifade etti.

Elektrikli araçlar ve enerji depolama sektörlerinde kritik öneme sahip olan bataryaların üretimi için de ciddi destekler sunulacak. Bakan Kacır, 2030 yılına kadar gerçekleştirilecek batarya üretimine, megavatsaat başına 6.000 dolara kadar hibe desteği sağlanacağını duyurdu. Bu desteklerle birlikte, Türkiye’nin 80 GWh kapasiteli bir batarya üretim kapasitesine ulaşması planlanıyor.

Yatırımcılar, çip üretimi için yatırımlarının yüzde 90’ına kadar sermaye katkısı alabilecekler. Ayrıca çeşitli finansal teşvikler ve hibe destekleri sunulacak. Vergi teşvikleri ve muafiyetleri ile yatırımcılara önemli avantajlar sağlanırken, istihdam destekleri de iş gücü oluşturma ve eğitim programlarına katkıda bulunacak. Yatırımlar için arazi tahsisleri yapılacak ve projelerin finanse edilmesine yardımcı olunacak.

  • Sermaye katkısı: Yatırımların yüzde 90’ına kadarı karşılanacak.
  • Hibe desteği: Çeşitli finansal teşvikler sunulacak.
  • Vergi teşvikleri: Yatırımcılara vergi muafiyetleri sağlanacak.
  • İstihdam destekleri: İş gücü oluşturma ve eğitim programları desteklenecek.
  • Yatırım yeri tahsisi: Yatırımlar için arazi tahsisi yapılacak.
  • Finansman desteği: Projelerin finanse edilmesine yardımcı olunacak.

Batarya üretimi yatırımları için yatırımların yüzde 95’ine kadar hibe desteği sağlanacak. Bu alanda da vergi teşvikleri ve muafiyetleri sunulacak. İstihdam destekleri ile iş gücü oluşturma ve eğitim fırsatları desteklenecek.

  • Hibe destekleri: Yatırımların yüzde 95’ine kadar hibe desteği sağlanacak.
  • Vergi teşvikleri ve muafiyetleri: Üretim süreçlerinde vergi kolaylıkları sunulacak.
  • İstihdam destekleri: İş gücü oluşturma ve eğitim için destekler verilecek.

Bakan Kacır, bu büyük yatırım programı ile Türkiye’nin yerli talepleri karşılayarak yüksek teknoloji üretiminde küresel bir oyuncu haline gelmeyi amaçladığını vurguladı. Daha fazla bilgi ve başvuru için programın resmi web sitesi www.hit30.sanayi.gov.tr adresi ziyaret edilebilir.

Sosyal medya algoritmaları dijital hayatımızı nasıl şekillendiriyor?

0

Dijital Beslenme terimi, sosyal medya alışkanlıklarının zihinsel refahımız üzerindeki etkisini tanımlıyor. Sağlıklı dijital alışkanlıklar geliştirme ve dijital refahımızı iyileştirme konusunda rehberlik sağlıyor. Sidney merkezli bir psikolog olan Jocelyn Brewer bu alanda önemli bir çalışma yaptı. Dijital Beslenme, dijital platformların kasıtlı ve akıllı kullanımını ve dijital içeriğin bilinçli tüketimini yönlendirmek için suçluluk duygusundan uzak bir felsefe.

Sosyal medya algoritmaları ve günlük yaşam

Sosyal medya kullanımının ruhsal sağlık üzerindeki etkisini araştıran çalışmalar karışık sonuçlar üretiyor. Bazı çalışmalar dijital platformların potansiyel zararlı sağlık etkilerinden açıkça bahsediyor. Bazıları olumlu etkilerini vurguluyor.

Sosyal medya kullanımının ruhsal sağlık sonuçları çoğunlukla içerik türüne bağlı. Ayrıca çeşitli sosyal medya platformlarında geçirilen zaman da etkili oluyor. Siber zorbalık deneyimi veya şiddet içeren, cinsel ve nefret dolu içeriklere maruz kalmak süreci zorlaştırıyor. Özellikle çocuklar, ergenler ve genç yetişkinler arasında kesinlikle ciddi olumsuz ruhsal sağlık etkileri olabiliyor. Buna karşılık, çevrimiçi platformlar aracılığıyla geliştirilen sosyal ve duygusal bağlantılar çok önemli. Sıklıkla sağlık eşitsizlikleri ve kronik sağlık sorunları yaşayan azınlık topluluklarının ruhsal sağlığını artırabiliyor.

Giderek artan bir kanıt havuzu, kendilerini çevrimiçi olarak dijital olarak geliştirilmiş görüntülerle karşılaştırmayı veya sosyal medya popülerliklerini başkalarıyla karşılaştırmayı amaçlayan kişilerin kaygı ve depresyon gibi olumsuz ruhsal sağlık sonuçları yaşama olasılığının daha yüksek olduğunu gösteriyor. Benzer şekilde, sosyal medya kullanımının beden imajı endişelerini tetiklediğini söyleyebiliriz. Yeme bozuklukları gibi ölümcül psikiyatrik hastalık riskini artırdığı buldu.

Buna karşılık, yalnız saatlerde biriyle çevrimiçi sohbet etmek veya sağlıklı sosyal ağlar kurmak gibi belirli olumlu sosyal medya deneyimlerinin mutluluk, anlam ve amaç, fiziksel ve ruhsal sağlık, karakter, yakın sosyal ilişkiler ve finansal istikrarla ilişkili olduğu gözlemlendi. Sosyal medya algoritmaları bu yönüyle günlük yaşamımızda kritik etkiye sahip.

Nöromorfik bilgisayarlar insan beynini taklit ediyor!

0

Avustralyalı araştırmacılara göre, Nisan 2024’te çevrimiçi olması planlanan bir süper bilgisayar, insan beynindeki tahmini işlem hızına rakip olacak. DeepSouth adlı makine saniyede 228 trilyon işlem gerçekleştirebiliyor. Bu, sinir nöron ve sinaps ağlarını insan beyni ölçeğinde simüle edebilen dünyanın ilk süper bilgisayarı.

Nöromorfik bilgisayarlar ve gelecek hedefleri

DeepSouth, insan beyninin biyolojik süreçlerini taklit etmeyi amaçlayan nöromorfik bilişim anlamında bilinen bir yaklaşıma ait. Batı Sidney Üniversitesi’ndeki Uluslararası Nöromorfik Sistemler Merkezi’nden yönetilecek. Bununla birlikte beynimiz bildiğimiz en şaşırtıcı bilişim makinesi. Beyin, hesaplama gücünü trilyonlarca bağlantı (sinaps) aracılığıyla etkileşim kuran milyarlarca küçük birime (nöron) dağıtıyor. Yalnızca bir buzdolabı ampulünün kullandığı güce ihtiyaç duyuyor. Buna rağmen dünyanın en güçlü süper bilgisayarlarıyla rekabet edebiliyor.

Bununla birlikte süper bilgisayarlar genellikle çok fazla yer kaplayacak ve büyük miktarda elektrik gücüne ihtiyaç duyacak. Dünyanın en güçlü süper bilgisayarı olan Hewlett Packard Enterprise Frontier, saniyede bir kentilyondan biraz fazla işlem yapabiliyor. 680 metrekare (7.300 ft kare) alanı kaplıyor ve çalışması için 22,7 megawatt (MW) gerekiyor.

Beyinlerimiz, sadece 1.3-1.4 kg ağırlığında. Sadece 20 watt güçle saniyede aynı sayıda işlem yapabiliyor. Diğer şeylerin yanı sıra, nöromorfik bilgisayarlar bu inanılmaz verimliliğin sırlarını çözmeyi amaçlıyor.

30 Haziran 1945’te matematikçi ve fizikçi John von Neumann, yeni bir makinenin, Elektronik Ayrık Değişken Otomatik Bilgisayar’ın (Edvac) tasarımını açıkladı. Bu, modern elektronik bilgisayarı bildiğimiz haliyle etkili bir şekilde açıkladı. Onlarca yıldır, bir mikroçipteki transistör sayısı yaklaşık her iki yılda bir iki katına çıktı. Moore Yasası ismiyle bilinen gözlem etkili oldu. Böylelikle, daha küçük ve daha ucuz bilgisayarlara sahip olmamızı sağladı. Ancak, transistör boyutları artık atom ölçeğine yaklaşıyor. Bu küçük boyutlarda, aşırı ısı üretimi bir sorundur, aynı zamanda transistörlerin işleyişine müdahale eden kuantum tünelleme adı verilen fenomen de öyle.

Micron’dan dünya rekoru kıran yeni SSD 9550 Serisi

0

Micron, dünyanın en hızlı veri merkezi SSD’si olarak nitelendirdiği 9550 Gen5’i resmen duyurdu. Bu yeni SSD, 14 GB/sn okuma hızlarıyla sınıfında zirve performans sunarken, yapay zeka yüklerine de hazır olarak tasarlandı.

Micron, sektördeki en hızlı kurumsal sürücüler olduğunu iddia ettiği Micron 9550 serisi SSD’lerini tanıttı. PCIe 5.0 x4arayüzüne sahip Micron 9550 Pro ve 9550 Max SSD’ler, gelişmiş dayanıklılık ve güç verimliliğinin yanı sıra kendi sınıfında rakipsiz performans vadediyor.

Öne çıkan özellikler

Micron’un 9550 serisi, PCIe Gen5 x4 arayüzüne ve 232 katmanlı 3D TLC NAND belleğe sahip firmanın tescilli NVMe 2.0b denetleyicisine dayanıyor. Sürücüler, 3,2 TB ile 30,72 TB arasında değişen kapasitelerde, günde bir veya üç sürücü yazma dayanıklılığının yanı sıra farklı sunucu türlerinin gereksinimlerini karşılamak için U.2, E1.S ve E3.S form faktörleriyle satışa sunulacak.

Performans değerleri

Micron 9550 NVMe SSD14,0 GB/s sıralı okuma hızları ve 10,0 GB/s sıralı yazma hızları sunuyor. Rastgele okumalarda 3,300 milyon IOPS ve rastgele yazmalarda 0,9 milyon IOPS elde ediyor. Böylelikle rakip benzer çözümlerden daha fazlasını vadediyor. Firmaya göre kritik AI iş yüklerinde rakiplere kıyasla %33Big Accelerator Memory (BaM) ile GNN eğitiminde %60’a kadar daha hızlı performans sunuyor. Güç verimliliği tarafında ise Micron, GNN ve LLM eğitimi gibi yapay zeka iş yüklerinde benzer SSD’lere göre 9550 SSD’nin %43‘e kadar daha az güç tükettiğini söylüyor.

Farklı kullanım alanları için çeşitler

Micron, üst düzey veri merkezi SSD’lerini farklı çeşitlerde sunacak. Okuma-yoğun uygulamalar için Micron 9550 Prosürücüleri, DWPD dayanıklılık derecesi ile 3,84 TB, 7,68 TB, 15,36 TB ve 30,72 TB kapasitelerde; karma kullanım için Micron 9550 Max ise üç DWPD dayanıklılık derecesi ile 3,2 TB, 6,4 TB, 12,8 TB ve 25,6 TB kapasitelerde satışa sunulacak.

Nestle, yapay zeka için Türk şirketi tercih etti!

0

Nestle Türkiye, operasyonel süreçlerinde verimlilik ve çeviklik sağlamak amacıyla yapay zeka destekli bir çözüm olan Cere Insight’ı uygulamaya aldı. Türk teknoloji şirketi Cerebrum Tech tarafından geliştirilen bu yenilikçi araç, Nestle Türkiye çalışanlarının çalışma biçimlerini dönüştürmeye başlıyor.

Nestle, Cerebrum Tech tarafından geliştirilen Cere Insight’ı uygulamaya aldı

Cere Insight, temel olarak şirketin geniş ve detaylı iç literatürüne kolay erişim sağlayan yapay zeka destekli bir chatbot olarak hizmet veriyor. Çalışanlar, Cere Insight’ı kullanarak karmaşık bilgilere hızlı ve kolay bir şekilde ulaşabiliyor, sorularına doğru ve anında cevaplar alabiliyorlar.

Bu iş birliği sadece bir teknoloji uygulamasından öte, küresel bir dönüşüm projesi niteliği taşıyor. Cere Insight’ın geliştirilmesi ve entegrasyonu, Nestle ve Cerebrum Tech ekipleri arasında yakın bir iş birliğiyle global ölçekte gerçekleştirildi. Uygulama Nestle’nin mevcut sistemleriyle sorunsuz bir şekilde entegre olacak şekilde tasarlandı ve şirketin global API’larıyla da uyumlu hale getirildi.

Cere Insight ise bu noktada çok yönlü özellikleriyle dikkat çekiyor. Örneğin, çoklu dosya desteği sayesinde uzun belgeleri ve web sitesi içeriklerini özetleyebiliyor, büyük veri setlerinden anlamlı içgörüler çıkarabiliyor.

Ayrıca, kullanıcıların kodlama bilgisi gerektirmeden kendi özelleştirilmiş chatbot’larını oluşturmalarına olanak tanıyarak yapay zekayı herkes için erişilebilir hale getiriyor. Cere Insight’ın sunduğu bir diğer önemli avantaj ise, veri toplama ve analiz süreçlerini otomatikleştirerek zamandan tasarruf sağlaması ve ekiplerin daha stratejik görevlere odaklanmasını mümkün kılması.

Nestle Türkiye, Cere Insight’ın potansiyelinin farkında olarak bu yapay zeka destekli platformu “Bilgilerin Bilgesi Odin” adıyla küresel çapta kullanıma sunmayı hedefliyor. Bu sayede, şirket içindeki bilgi paylaşımı ve iş birliği daha da güçlendirilerek, operasyonel mükemmelliğe giden yolda önemli bir adım atılmış olacak.

Runway, eğitim için yüzbinlerce YouTube videosunu kullandı!

Popüler metinden videoya yapay zeka üreticisi Runway‘in, yapay zeka modelini izinsiz olarak YouTube videolarıyla eğittiği tespit edildi. Runway, Gen-3 Alpha adlı video oluşturma aracıyla tanınıyor ve bu aracın yüksek kaliteli video üretim kapasitesi geçtiğimiz ay geniş çapta tanıtılmıştı. Ancak, son gelişmeler bu güçlü aracın eğitiminde kullanılan verilerin, büyük eğlence şirketlerine ve popüler içerik üreticilerine ait YouTube videolarını içerdiğini ortaya koydu.

404 Media tarafından elde edilen belgeler, Runway’in, NetflixDisneyNintendo, ve Rockstar Games gibi büyük eğlence şirketlerinin YouTube kanallarına ait videoları, ayrıca MKBHDLinus Tech Tips, ve Sam Kolder gibi tanınmış içerik üreticilerinin videolarını kullanarak Gen-3 Alpha’yı eğittiğini ortaya koyuyor. Bu tür içeriklerin kullanımı, telif hakkı ihlalleri ve izinsiz veri kullanımı konularında ciddi endişelere yol açıyor.

Belgelerde, Runway’in Gen-3 Alpha’nın eğitiminde kullanılan veriler arasında 21.000 adet Washington Post10.000adet New York Times, ve 27.000 adet Wall Street Journal videolarının bulunduğu belirtiliyor. Ayrıca, Runway’in YouTube ve Google tarafından engellenmemek amacıyla proxy’ler kullanarak tüm bu videoları topladığı ifade ediliyor. Bu durum, Runway’in telif haklarına ve platform politikalarına karşı büyük bir ihlalde bulunduğunu gösteriyor.

YouTube CEO’su Neal Mohan, YouTube içeriklerinin yapay zeka eğitiminde izinsiz olarak kullanılmasının platformlarının politikalarını açıkça ihlal ettiğini belirtti. Ancak, Runway’in telif hakkı ihlali suçlamalarıyla karşı karşıya kalan tek yapay zeka şirketi olmadığı vurgulandı. OpenAI‘nin CTO’su Mira Murati, yakında piyasaya sürülecek Soravideo oluşturucusunun eğitim verilerinin YouTube videolarını içerip içermediğinden emin olmadığını ifade etmişti. Benzer şekilde, AnthropicAppleNvidia, ve Salesforce gibi diğer büyük teknoloji firmalarının da 170.000‘den fazla YouTube videosu üzerinde eğitim yaptıkları ve bu verileri doğrudan indirmeseler de yapay zeka modellerini eğitmek için kullandıkları tespit edilmişti.

Bu olay, yapay zeka endüstrisinin veri toplama ve kullanma yöntemleri konusundaki etik ve hukuki sorunları yeniden gündeme getiriyor. Telif hakkı ihlalleri ve izinsiz veri kullanımıyla ilgili tartışmalar, teknoloji dünyasında geniş yankılar uyandırmaya devam ediyor. Şirketlerin telif hakkı sahiplerinin haklarına saygı göstermesi ve veri kullanımında daha şeffaf olması gerektiği konusunda çağrılar artıyor.

Yapay zeka şirketlerinin bu tür ihlallerden nasıl kaçınabilecekleri ve platformların politikalarını nasıl daha iyi koruyabilecekleri, teknoloji dünyasının gelecekteki önemli tartışma konuları arasında yer alacak.

Grok yapay zekâ eğitimi X’te nasıl kapatılır?

X veya eski adıyla Twitter, yine Elon Musk’ın sahibi olduğu xAI firmasının geliştirdiği üretken yapay zekâ aracı Grok’un eğitiminde kişilerin X mesajlarını ve içeriklerini kullanmaya başladı. Grok, sadece ücretli üyelere yönelik bir uygulama olsa da, tüm kullanıcıların gönderileri üzerinde eğitilmesine olanak tanıyan bu ayar otomatik olarak etkinleştirdi. Kullanıcıların verilerini korumak için tek şansı ise bu ayarı manuel olarak kapatmak.

Söz konusu ayar açıksa, X gönderilerinizin yanı sıra kullanıcı etkileşimlerinizi, girdilerinizi ve Grok ile elde ettiğiniz sonuçları eğitim ve ince ayar amacıyla kullanabiliyor.  X, “bu aynı zamanda etkileşimlerinizin, girdilerinizin ve sonuçlarınızın da bu amaçlar için hizmet sağlayıcımız xAI ile paylaşılabileceği anlamına gelir” diye açıklıyor.

X’in mobil uygulaması üzerinden bu ayarı devre dışı bırakmak mümkün olmasa da, sosyal ağın masaüstü sürümünde bunu yapabilirsiniz. Bunun için izlemeniz gereken yol ise aşağıdaki adımları gerçekleştirmek.

X’in Grok veri paylaşım ayarları nasıl kapatılır?

1-) Masaüstünüzde X’in Ayarlar sayfasını açın.

2-) “Gizlilik ve güvenlik” düğmesini seçin.

3-) “Grok “u seçin ve kutunun işaretini kaldırın.

Ayarı kapattıktan sonra, “Konuşma geçmişini sil” düğmesine tıklayarak yapay zekâ ile konuşma geçmişinizi (varsa) silebilirsiniz.

Bu haftanın başlarında X’in sahibi Elon Musk, xAI’nin Grok büyük dil modelini “dünyanın en güçlü yapay zekâ eğitim kümesini” kullanarak eğitmeye başladığını söyledi. Musk, yapay zekâ modelinin “Aralık ayına [2024] kadar her ölçütte dünyanın en güçlü yapay zekâsı” haline geleceğini söyledi. Musk ve X’in, kullanıcıların geçmiş tweetlerini ve gönderilerini de kullanarak yapay zekâsını eğitmek için güçlü eğitim kümesinden daha fazlasını kullanmayı umduğu açık.

X, yapay zekâsını eğitmek için kullanıcı verilerini kullanan tek sosyal ağ değil; Meta da geçtiğimiz ay AB ve Birleşik Krallık kullanıcılarını, yapay zekâsını eğitmek için Facebook ve Instagram’daki herkese açık içeriği kullanmasına izin verecek bir değişiklik konusunda bilgilendirdi. Şirket sonunda düzenleyici baskısına boyun eğdi ve planlarını durdurdu.

Intel voltaj sorunlu işlemcilerini toplatmayacak

Intel, uzun süredir kullanıcılarını mağdur eden 13. ve 14. nesil işlemcilerindeki voltaj değişim sorununu çözmek için adım atıyor. Ancak şirket, ürünlerini toplatma kararı almadı.

2022 sonlarından bu yana başlayan ve özellikle 2023’te popüler oyunlarda sıkça yaşanan çökme sorunları, Intel kullanıcılarını oldukça zorlamıştı. Şirket, yaptığı açıklamada sorunun temel nedenini “yüksek çalışma voltajı” olarak belirledi ve bu sorunu gidermek için bir mikro yama geliştireceğini duyurdu. Bu yama, Ağustos ortasında tüm anakart üreticilerine dağıtılacak.

Intel’den yazılım çözümü

Intel, sorunu donanım yerine yazılımla çözmeye odaklandığı için ürünlerini toplatma veya satıştan çekme gibi bir adım atmayacak. Bu durum, sorun yaşayan kullanıcılar için garanti sürelerinin uzatılıp uzatılmayacağı veya iade süreçlerinin nasıl işleyeceği gibi soruları akıllara getiriyor.

Kullanıcılar endişeli

Mikro yamanın sorunu tamamen çözüp çözmeyeceği henüz netlik kazanmadı. Kullanıcılar ise bu durum karşısında endişeli. Özellikle yüksek performans bekleyen oyuncular, yaşanan bu sorunlardan dolayı büyük mağduriyet yaşıyor.

Intel voltaj sorunlu

Konuyla ilgili görüşlerine başvurduğumuz uzmanlar, Intel’in bu yaklaşımının doğru olup olmadığı konusunda farklı görüşlere sahip. Bazı uzmanlar, yazılım güncellemesinin sorunu çözebileceğini düşünürken, bazıları ise donanım kaynaklı bir sorun olduğu için yazılım güncellemesinin yeterli olmayabileceğini belirtiyor.

Intel’in bu kararı, sektörde büyük yankı uyandırdı. Tüketici hakları savunucuları, Intel’in bu durum karşısında daha fazla sorumluluk alması gerektiğini savunuyor. Öte yandan, Intel yetkilileri, kullanıcıların sabırlı olmasını ve yamanın yayımlanmasını beklemesini istiyor.

TikTok’ta yeni bir Çağ: şarkıları mırıldanarak bulun!

TikTok, müzik severler için büyük bir yenilik sunuyor. Popüler sosyal medya platformu, kullanıcıların şarkıları mırıldanarak veya söyleyerek bulmalarını sağlayan “Sound Search” adlı yeni özelliğini tanıttı. Bu özellik, YouTube Music ve Shazam gibi müzik tanıma uygulamalarına güçlü bir rakip olabilir.

TikTok Sound Search özelliği nedir?

TikTok’un Sound Search özelliği, kullanıcıların şarkıların adlarını mırıldanaraksöyleyerek veya çalarak bulmalarını sağlıyor. Özellik, şarkı tabanlı trendlerin hızla değiştiği TikTok platformunda, kullanıcıların güncel trendleri kolayca bulmalarına yardımcı olacak. Şu anda bu özellik, belirli bölgelerdeki bazı kullanıcılar için erişilebilir durumda ve genel kullanıma sunulması için kesin bir tarih verilmiş değil.

TikTok' search

Sound Search, Shazam ve YouTube Music ile nasıl karşılaştırılır?

TikTok’un Sound Search özelliği, YouTube Music’in şarkı algılama aracına benzer bir işlev görse de, Shazam’dan birkaç adım önde. Shazam, genellikle gerçek şarkıyı çaldığınızda işe yararken, Sound Search mırıldanarak veya söyleyerek de şarkıları tanıyabiliyor. Ayrıca, Sound Search, şarkının adını bulmanın ötesinde, şarkının kullanıldığı TikTok videolarını da gösterebiliyor.

Sound Search özelliğine nasıl erişilir?

TikTok kullanıcıları, Sound Search özelliğine uygulamanın arama çubuğuna gidip mikrofon simgesine tıklayarak ve Sound Search seçeneğini belirleyerek erişebilir. Bu yeni özellik, TikTok’un arama yeteneklerini daha da geliştirerek kullanıcı deneyimini artırmayı vaat ediyor. TikTok’un Sound Search özelliği, müzik ve video trendlerini takip eden kullanıcılar için önemli bir araç olabilir. Şarkıların anında bulunabilmesi ve bu şarkıların kullanıldığı videoların gösterilmesi, TikTok’un müzik ve video içeriklerinin keşfedilmesini daha da kolaylaştıracak.

TikTok’un Sound Search özelliği hakkında daha fazla bilgi ve güncellemeler için takipte kalın!

Kripto borsası Gemini üçüncü taraf veri ihlalini açıkladı!

Kripto para borsalarına yönelik siber saldırılar hız kesmeden devam ediyor. Geçtiğimiz ay BtcTurk’te yaşanan ihlalin ardından bu ay başlarında da Bir hacker Ethereum’un posta listesi sağlayıcısını ele geçirdi ve 35.000’den fazla adrese kripto boşaltıcı çalıştıran bir e-posta göndermişti. Şimdi ise Amerikan kripto borsası Gemini’da bir ihlal yaşandığı rapor edildi. Gemini, etkilenen kişilere bir ay önce, 26 Haziran 2024’te bildirimler göndermeye başladı ancak mektupların bir örneğini ilk kez dün Kaliforniya’daki Başsavcılık Ofisi’ne sundu.

Bildirime göre Gemini, yetkisiz bir aktörün 3 Haziran ve 7 Haziran 2024 tarihleri arasında tedarikçisinin sistemlerini ihlal etmesiyle üçüncü taraf veri ihlaline uğradı. Olay, Gemini’nin (Automated Clearing House) ACH fon transferleri için kullandığı tam ad, banka hesap numarası ve yönlendirme numarası dahil olmak üzere Gemini’nin bazı müşterilerinin bankacılık bilgilerini etkiledi.

Kripto borsası, doğum tarihi, fiziksel adres, sosyal güvenlik numarası, e-posta adresi, telefon numarası, kullanıcı adı veya şifre gibi başka hiçbir bilginin servis sağlayıcının sistemlerinde barındırılmadığını ve tehlikeye atılmadığını söylüyor. Veri ihlali olayı şu anda kontrol altına alınmış gözüküyor ve harici uzmanların desteklediği bir soruşturma devam etmekte. Ancak, bu noktada başka bir bilgi mevcut değil.

Gemini tarafından gönderilen bildirimlerde, kullanıcılara gelen iletişimler konusunda dikkatli olmaları ve ifşa edilen bilgilerin bir kısmını kullanan dolandırıcılık belirtilerini aramaları tavsiye ediliyor. Ayrıca, insanlara olası saldırıları önlemek için Gemini’ye sağladıkları banka hesaplarında çok faktörlü kimlik doğrulamayı etkinleştirmeleri ve ek koruma önlemlerinin veya yeni bir hesap numarasının etkinleştirilmesini istemek için bankalarıyla iletişime geçmeleri söyleniyor.

Gemini ayrıca mektup alıcılarına kredi raporlarına dolandırıcılık uyarıları veya güvenlik dondurmaları yerleştirmeyi düşünmelerini tavsiye ediyor ancak etkilenen kişilere herhangi bir kimlik hırsızlığı koruma hizmeti sunmuyor.

Gemini, ilk olarak 2013 yılında ikiz yatırımcılar Tyler ve Cameron Winklevoss tarafından kurulmuştu. Winklevoss ikizleri, Facebook kurucusu Mark Zuckerberg’i fikri mülkiyet ihlali nedeniyle 2004 yılında dava etmeleri ve neticesinde 20 milyon dolar nakit ve 45 milyon dolarlık Facebook hisse senedi almaya hak kazanmaları ile tanınmıştı. 2013 yılında Bitcoin pazarına giren ikili o dönemde toplamda dolaşımdaki Bitcoin’lerin yaklaşık %1’ini son derece düşük fiyatlarla (8 – 11 dolar bandı) satın almışlardı. Bitcoin yatırımlarını sürdüren Winklevoss ikizlerinin günümüzde 70.000’in üzerinde (güncel değerleme ile 4,7 milyar dolarlık) Bitcoin sahibi olduğu düşünülüyor.

Winklevoss’ların sahibi olduğu Gemini 2022 yılında da 5,7 milyon kullanıcısının e-posta adresleri ve telefon numaraları da dahil olmak üzere iletişim bilgilerini ifşa eden üçüncü taraf bir satıcı tarafından büyük bir veri ihlaline uğramıştı. Çalınan veri tabanı dark web’de satışa sunuldu ve daha sonra bilgisayar korsanlığı forumlarında ücretsiz olarak sızdırıldı.

Huawei’nin büyümesi Apple’ı Çin’de geride bıraktı!

ABD’li teknoloji devi Apple, dünyanın en büyük akıllı telefon pazarı olan Çin‘de büyük bir darbe aldı. IDC‘nin yeni raporuna göre, Apple ikinci çeyrekte Çin’deki en çok satan markalar sıralamasında ilk beşin dışına düştü.

Yerli markaların yükselişi

Huawei gibi yerli Çinli markaların hızlı yükselişi, Apple’ı zor durumda bıraktı. Özellikle Huawei’nin yüzde 50‘lik etkileyici büyümesiyle ikinci sıraya yerleşmesi dikkat çekti. Vivo ise yüzde 17.1‘lik büyümeyle zirvedeki yerini korudu. OppoHonor ve Xiaomi de sırasıyla üçüncüdördüncü ve beşinci sırada yer alarak rekabetin ne kadar yakın olduğunu gösterdi.

IDC verilerine göre, iPhone sevkiyatları bu dönemde yüzde 3.1 oranında düştü. Canalys ve Counterpoint Research gibi diğer araştırma şirketleri de benzer sonuçlara ulaşarak iPhone satışlarındaki düşüşü teyit etti. Apple, talebi artırmak için yaptığı indirimlere rağmen beklenen başarıyı elde edemedi.

Çin pazarının zorlukları

Apple’ın Çin pazarındaki zorlukları, sadece bu çeyrekle sınırlı değil. Yerli markaların güçlü rekabeti, artan milliyetçi duygular ve ekonomik yavaşlama gibi faktörler, Apple’ın büyümesini engelliyor. Analistler, Apple’ın Çin pazarında yaşadığı bu düşüşün uzun vadeli etkilerinin olabileceğini belirtiyor. Şirketin, Çinli tüketicilerin değişen ihtiyaçlarına daha iyi cevap verebilmek için yeni stratejiler geliştirmesi gerekiyor.

Apple’ın Çin’deki düşüşü, küresel teknoloji pazarında önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Bu durum, hem Apple’ın geleceği hem de Çinli akıllı telefon pazarının dinamikleri hakkında önemli ipuçları sunuyor.

Akıllı şehirler ve sürdürülebilirlik için teknoloji çözümleri neler?

Kentsel nüfus artışı, şehirler üzerinde sürdürülebilir çözümler sunma baskısını artırıyor. İhtiyaç dünya çapında hiç bu kadar büyük olmamıştı. Tıkalı trafik, yoksulluk, suç ve kirli gökyüzü, bazı bölgelerde sıklıkla akıllı şehirlerin ve kentsel gelişimin yükselişine yol açıyor.

Akıllı şehirler ve sürdürülebilirlik için tüm bunlar, stratejilerinin burada ve şimdi çözümler sunmak için işe yarayabileceğini gösteriyor. Bu tür stratejiler, kentsel gelişimi teşvik etmede, şehirleri gelecek nesillerin çalışıp eğlenebileceği yer haline getirmede rol oynuyor. Ayrıca kentsel alanlar genişlemeye devam ediyor. Yeşil teknolojiyi kentsel planlamaya entegre etmek giderek daha da önemli hale geliyor. Ayrıca kentsel ortamlarda devrim yaratan ve modern şehirlerin acil zorluklarına çözümler sağlayan birçok yeşil teknoloji türü var.

Akıllı şehirler ve sürdürülebilirlik

Çok sayıda çalışma, yeşil yaşam alanlarına erişimin bir kişinin yaşam kalitesini nasıl artırabileceğini gösteriyor. Böylelikle bu alanlar stresi azaltabiliyor ve daha fazla fiziksel aktiviteyi teşvik edebiliyor. Bu da kentsel alanlar için daha sağlıklı ve mutlu bir toplulukla sağlıyor.

Akıllı binalar karbon emisyonlarını azaltır ve binalar yeşil olduğunda insanlar konforlu yaşam ortamlarına erişebiliyor. Güneş ve rüzgar enerjisi entegrasyonu, dünyanın fosil yakıtlara olan bağımlılığını azaltmaya yardımcı oluyor. Böylelikle bu, ekonomik büyümeye yardımcı olacak ve çevreye birçok şekilde fayda sağlayacak bir değişim.

Toplu taşıma sistemi, kentsel gelişimi şekillendirmede önemli bir rol oynuyor. Otobüs, metro, tramvay ve bisiklet yollarıyla verimli bir ağ, insanlara araçların kullanmamaları için bir teşvik sağlıyor. Trafik akışı iyileşiyor ve zararlı hava kirliliğinin etkisi azalıyor. Teknoloji ayrıca toplu taşıma akışını optimize etmeye yardımcı oluyor. Böylelikle seyahat kalitesini daha da fazla alternatif ulaşım moduna ilham vereniliyor.

Toplu taşımanın yanı sıra şehirler havamızı daha temiz ve sokaklarımızı daha az kalabalık hale getiriyor. Bunun için daha akıllı, daha temiz ulaşım seçeneklerine yöneliyor. Elektrikli ve hibrit arabalar bu konuda öncü rol oynuyor. Gezegenimizi ısıtan ve şehir merkezlerini daha sıcak hale getiren zararlı gazları azaltmaya yardımcı oluyor. Akıllı şehirler ve sürdürülebilirlik konusunda yenilikçi teknolojiler için rekabet de artıyor.

Meta CEO’su Zuckerberg, Apple’ın uygulama mağazası politikalarını eleştirdi

Meta’nın CEO’su Mark Zuckerberg, Apple’ın teknoloji endüstrisindeki baskın rolünü ve uygulama geliştiricilere dayattığı katı kuralları eleştirdi. Zuckerberg, Meta’nın Llama ailesinden yeni bir yapay zeka modelini duyurduğu gönderide, Apple’ın sektördeki kısıtlayıcı tutumlarından duyduğu memnuniyetsizliği dile getirdi.

Zuckerberg, Apple’ın geliştiricilere dayattığı yüksek komisyon oranları, uyguladığı keyfi kurallar ve pazara sunulmasını engellediği ürün inovasyonları nedeniyle eleştirilerde bulundu. Zuckerberg, “Rakipler bizi engelleyemeseydi, Meta ve diğer birçok şirket, insanlar için çok daha iyi hizmetler yaratmakta özgür olacaktı,” ifadelerini kullandı.

Apple, yapabileceklerimizi sınırlıyor”

Meta, yapay zeka ve sanal evren teknolojilerine büyük yatırımlar yaparken, Zuckerberg Apple’ın sektördeki etkisinin bu teknolojilerin gelişimini engellediğini belirtti. Zuckerberg, “Apple, benim bakış açıma göre, yapabileceklerimizi sınırlamak için kesinlikle farklı kurallar uyguluyor,” dedi.

Apple, yapay zeka alanında OpenAI ile iş birliği yaparak Apple Intelligence projesini geliştirse de, çoğu yapay zeka özelliğini kendi bünyesinde geliştiriyor. Şirket, Google’ın Gemini’si gibi üçüncü taraf yapay zeka modellerini gelecekte entegre etmeyi düşünebileceğini belirtmişti. Ancak Meta ile yapılan ilk görüşmelerde, veri gizliliği konusundaki endişeler nedeniyle Meta’nın yapay zeka modellerine sıcak bakmadı.

Bu gelişmeler, teknoloji devlerinin yapay zeka ve sanal gerçeklik alanlarında birbirleriyle nasıl rekabet ettiğini ve bu rekabetin endüstri üzerinde nasıl bir etki yarattığını gözler önüne seriyor.

Tesla’dan uyarı: ıslak havlu hilesi tehlikeli!

Tesla, elektrikli araç sahiplerine, şarj sürelerini kısaltmak amacıyla şarj kablosunun ucuna ıslak havlu sarmak gibi riskli yöntemler kullanmamaları gerektiğini açıkladı. Son zamanlarda, bazı Tesla kullanıcılarının Supercharger konektörünün etrafına ıslak havlu sararak şarj hızını artırmayı denedikleri görülmüştü. Ancak, Tesla’nın açıklaması bu tür uygulamaların son derece tehlikeli olduğunu ortaya koyuyor.

Tesla’nın açıklamasına göre, ıslak havlu kullanımı şarj hızını artırmak yerine, sıcaklık sensörlerini yanıltarak ciddi riskler doğurabilir. Şirket, Supercharger kablosunun tutamacına ıslak bez sarmanınşarj oranlarını artırmadığını ve bunun aşırı ısınma veya hasar riskini artırabileceğini belirtti. Bu yöntem, şarj sistemlerinin doğru çalışmasını engelleyebilir ve gerçek şarj sorunlarının tespit edilmesini zorlaştırabilir.

Tesla ıslak havlu hakkında Sıcaklık sensörlerinin yanıltılması, şarj kablosunun ve bataryanın aşırı ısınmasına yol açabilir. Bu durumun, yangın riski gibi ciddi ve tehlikeli sonuçlar doğurabileceği konusunda uyarıda bulunuldu. Ayrıca, bu tür uygulamalar, şarj sisteminin güvenli bir şekilde çalışmasını tehdit eder ve potansiyel olarak yüksek maliyetli hasarlara neden olabilir.

Tesla, kullanıcıların bu tür riskli uygulamalardan kaçınmalarını ve şarj süreçlerini güvenli bir şekilde sürdürmelerini sağlamak amacıyla orijinal ve onaylı şarj sistemlerini kullanmalarını önerdi. Şirket, bu uyarının, hem araç sahiplerinin hem de genel güvenliğin korunması açısından kritik bir önem taşıdığını vurguladı. Elektrikli araç sahiplerinin, şarj sürelerini kısaltmak yerine, güvenli ve standartlara uygun yöntemleri tercih etmeleri gerektiğini belirtti.

YouTube, reklam engelleyicilere karşı savaş açtı

YouTube, reklam gelirlerini korumak amacıyla yeni bir hamleye hazırlanıyor. Platform, reklam engelleyicileri kullanan kullanıcıların karşılaştığı siyah ekran sorunuyla gündeme geldi.Son zamanlarda, YouTube’da video izleyen birçok kullanıcı, video başlamadan önce veya sırasında uzun süreli siyah ekranlarla karşılaştıklarını bildirdi. Bu durumun, platformun yeni bir reklam teknolojisiyle ilgili olduğu düşünülüyor.

YouTube’un test ettiği sunucu tabanlı reklam sistemi, reklam engelleyicilerin atlayamayacağı bir yapıya sahip. Bu sistemde reklamlar, videonun ayrılmaz bir parçası olarak sunuluyor ve reklam engelleyiciler bu reklamları algılayamıyor. Sonuç olarak, reklam engelleyicileri kullanan kullanıcılar, reklam süresince siyah bir ekran görüyor.

Reddit’teki kullanıcıların paylaştığı bilgilere göre, bu siyah ekranlar 6 ila 20 saniye arasında sürebiliyor. Bu durum, kullanıcıların video izleme deneyimini olumsuz etkileyerek, onları YouTube Premium’a yöneltmeyi amaçlıyor olabilir.

YouTube’dan henüz resmi bir açıklama yok

YouTube, henüz bu yeni reklam teknolojisi hakkında resmi bir açıklama yapmadı. Ancak şirket daha önce, izleyicileri ve içerik oluşturucularını korumak için tarayıcı uzantılarındaki güvenlik standartlarını yükselteceğini duyurmuştu. Bu açıklama, reklam engelleyicilere yönelik daha sıkı önlemlerin alınacağının bir işareti olarak yorumlanıyor.

Kullanıcı tepkileri çeşitli

Bazı kullanıcılar, kısa süreli siyah ekranların sorun olmadığını düşünürken, birçoğu bu durumdan rahatsız oluyor. Bu yeni uygulama, YouTube kullanıcılarını ücretsiz hizmetten ücretli bir hizmete geçiş yapmaya teşvik edebilir.

YouTube’un reklam engelleyicilere karşı aldığı bu yeni önlem, platformun reklam gelirlerini artırmayı hedefliyor. Ancak kullanıcıların video izleme deneyimini olumsuz etkileyebileceği için tartışmalara neden olabilir. Önümüzdeki dönemde, YouTube’un bu konudaki politikalarının nasıl şekilleneceği merakla bekleniyor.

Kuantum bilgisayarlar teknolojinin sınırlarını zorluyor

0

Kuantum bilişim, hesaplamaları geleneksel bilgisayardan daha hızlı ve verimli şekilde gerçekleştirebilen yeni nesil bir teknoloji. Bu bilgisayarlar, bilgiyi farklı bir şekilde işlemek için madde ve enerjinin en küçük ölçeklerdeki davranışını tanımlayan kuantum mekaniğini kullanıyor.

Kuantum bilgisayarlar ne zaman geliyor?

Bilginin temel birimi olarak bit kullanan geleneksel bilgisayarların aksine, kuantum bilgisayarlar kübit kullanıyor. Bir bit yalnızca iki değerden birine sahip olabiliyor: 0 veya 1. Öte yandan, bir kübit, ölçülmediği sürece aynı anda hem 0 hem de 1’in bir üst üste gelmesinde var olabiliyor. Bu, tek bir kübitin birden fazla bit bilgiyi depolayabileceği ve işleyebileceği anlamına geliyor. Yani birden fazla kübit, bilgiyi paylaşmak ve eylemleri koordine etmek için birbirine bağlanabiliyor.

Kuantum bilgisayarlar, kübitleri ve kuantum işlemlerini kullanıyor. Böylelikle, geleneksel bilgisayarlar için imkansız veya pratik olmayan görevleri gerçekleştirebiliyor. Örneğin, bu bilgisayarlar büyük sayıları geleneksel bilgisayarlardan daha hızlı çarpanlarına ayırabiliyor. Bu da kriptografi ve güvenlik açısından sonuçlar doğuruyor. Bu bilgisayarlar ayrıca moleküller ve malzemeler gibi karmaşık sistemleri yüksek doğruluk ve verimlilikle simüle edebiliyor. Bu da kimya, fizik, biyoloji ve mühendislikte uygulamalara sahip.

Kuantum bilişimi ayrıca birçok zorluk ve sınırlamayla karşı karşıya. Başlıca zorluklardan biri, kübitlerin tutarlılığını veya süperpozisyon ve dolanıklıkta kalma yeteneklerini korumak. Kübitler, çevrelerinden gelen gürültüye ve girişime karşı çok hassas. Bu da kuantum özelliklerini kaybetmelerine ve hatalar üretmelerine neden olabiliyor. Bunu önlemek için kübitlerin izole edilmesi ve hassas bir şekilde kontrol edilmesi gerekiyor. Bu da karmaşık donanım ve yazılım gerektiriyor.

Bir diğer zorluk ise bu bilgisayarın, yararlı hesaplamalar yapmak için yeterli kübit ve işlem olacak şekilde ölçeklendirmek. Şu anda, çoğu kuantum bilgisayarında en fazla birkaç düzine kübit var Bu da güçlerini ve işlevselliklerini sınırlıyor. Kuantum avantajı elde etmek veya bu bilgisayarların belirli problemlerde geleneksel bilgisayarlardan daha iyi performans gösterebileceği noktaya ulaşmak için yüzlerce veya binlerce kübit gerekebiliyor.

Yapay zeka destekli tarım geleceğin çiftçiliğinde devrim yaratıyor

0

Verimlilik, sürdürülebilirlik ve inovasyonla işaretlenen dönüştürücü bir çağı başlattı. Bu evrim yalnızca teknolojik ilerlemeyle ilgili değil. Aynı zamanda çiftçiliğin daha bilgili ve yarının küresel taleplerini karşılayabilen bir geleceği güvence altına almakla ilgili.

Yapay zeka destekli tarım

Önde gelen bir tarımsal teknoloji girişimi Inari, yapay zeka destekli platformuyla ürün verimlerinde devrim yarattı. 2023 Genel Tarım Teknolojisi Şirketi Yılın Şirketi unvanını kazandı. Inari’nin misyonu, buğday, soya ve mısır gibi başlıca ürünlerin iklim değişikliği etkilerine karşı dayanıklılığı artırdı. Bununla birlikte, verimi yüzde 20 artırmayı ve arazi, su ve azot kullanımını önemli ölçüde azaltmayı hedefledi. Bu iddialı hedef, yaklaşık yüzde 1 olan geleneksel yıllık verim artışına meydan okudu.

Birleşik ve otomatik bir makine öğrenimi araştırma platformu için Crayon ile yaptığı iş birliği bir dönüm noktası oldu. AWS üzerine kurulu platform, veri kümelerinin uçtan uca yönetim sağladı. Ayrıca birleşik iş akışı araçlarını ve makine öğrenimini tanıttı. Araştırma ve inovasyonu önemli ölçüde artmasını sağladı.

Platformun temel avantajları arasında, Elastic Kubernetes Service ve Databricks gibi teknolojiler yerl adı. İş akışı yürütme sürelerinde önemli bir azalma ve maliyet açısından etkili bir “kullandıkça öde” modeli yer alıyor. Platformun işleme ihtiyaçlarına göre otomatik ölçekleme yeteneği, önemli maliyet tasarruflarına ve verimlilik iyileştirmelerine yol açtı. Örneğin, bir zamanlar 24 saat süren deneyler artık sadece 20 dakikada tamamlanıyor. Bu dönüşüm yalnızca daha hızlı ve daha uygun maliyetli araştırmalarla sonuçlanmakla kalmadı. Aynı zamanda Inari’deki bilim kalitesini de artırdı.

Norveçli bir tarım kooperatifi olan Felleskjøpet Agri, veri ve yapay zeka kullanarak domuz beslemesini optimize etmek için yenilikçi bir çözüm geliştiriyor. Bunun için Inari ile çalışıyor. Proje, yem, besin içeriği, domuz cinsi, büyüme hızı ve besleme sistemi kısıtlamaları gibi faktörleri göz önünde bulunduruyor. Her çiftlik için en uygun yem bileşenleri karışımını buluyor. Ayrıca domuz beslenmesini, sağlığını ve büyümesini iyileştiriyor. Yapay zeka destekli tarım verimlilik ve maliyet etkinliği ile ön planda olmaya devam ediyor.

Stripe, rakibi Lemon Squeezy’yi satın aldı!

Stripe tarafından satın alınan Lemon Squeezy, dijital ürünler için küresel satış vergilerini hesaplayan ve ödeyen, yasal işlemleri ve ücretleri her ülkede yöneten bir tüccar kaydı olarak hizmet veriyor. Şirket, ağırlıklı olarak SaaS ve yazılım işletmelerine hizmet sunuyor.

Stripe CEO’su Patrick Collison, X’te yaptığı paylaşımda, “Hoş geldiniz @lmsqueezy! Tüccar kaydı satışlarını büyük ölçekte artıracağız.” dedi. Stripe Ürün Müdürü Will Gaybrick ise kendi paylaşımında, “Stripe’ın bir sonraki adımda neyi sunması gerektiği sorulduğunda, birçoğunuz tüccar kaydı dediniz. Lemon Squeezy ekibi mükemmel bir MoR ürünü oluşturdu ve birlikte çalışarak daha fazla kişinin büyümesine yardımcı olmayı dört gözle bekliyoruz.” ifadelerini kullandı.

Lemon Squeezy kurucu ortağı ve CEO’su JR Farr, bir blog yazısında, 13 kişilik şirketlerinin 2021’deki halka açık lansmanından bu yana “birçok satın alma teklifi ve yatırımcıdan (Seri A) teklif mektupları” aldığını belirtti. Bir podcast’te, Farr özellikle 50 milyon dolarlık bir Seri A teklifini reddettiklerinden bahsetti. Şirketin ne kadar risk sermayesi fonu topladığı net değil.

Farr, “Ancak bu fırsatların cazibesine rağmen, inşa ettiğimiz şeyin gerçekten özel olduğunu ve bunu bir sonraki seviyeye taşıyacak doğru ortağa ihtiyacımız olduğunu biliyorduk. Stripe’ta bu ortağı bulduğumuzu gururla söyleyebiliriz ve fikrimizden satın alma işlemine üç yıldan kısa sürede ulaştık.” dedi. Mevcut gelir rakamlarını paylaşmayan Farr, Lemon Squeezy’nin 2021’deki halka açık lansmanından dokuz ay sonra yıllık tekrar eden gelirde 1 milyon doları aştığını söyledi.

Farr ayrıca Lemon Squeezy’nin kuruluşundan bu yana Stripe üzerinden ödeme işlemleri gerçekleştirdiğini belirtti.

Bu, Stripe’ın bu yılki ilk satın alımı değil. Mart ayında, ödeme devi Supaglue’un dört kişilik ekibini bilinmeyen bir bedelle “acqui-hire” yoluyla bünyesine kattı. Supaglue, Kasım 2021’de Benchmark genel ortağı Chetan Puttagunta’nın liderliğinde 6.8 milyon dolarlık tohum turu toplamıştı.

Geçen yaz ise Stripe, mühendislik liderlerinin ekiplerinin performansını daha iyi anlamalarına yardımcı olan düşük kodlu bir analiz yazılımı geliştiren Okay’ı satın aldı. Okay, Y Combinator’ın 2020 Kış döneminden mezun olduktan sonra Sequoia Capital ve Kleiner Perkins gibi yatırımcılardan 6.6 milyon dolar toplamıştı.