Bulutta Türkiye’nin Unicorn adayı!

Deloitte Fast 500’e göre 2021 yılında Avrupa, Orta Doğu ve Afrika’da en hızlı büyüyen 20 teknoloji şirketi arasına giren ilk Türk şirketi olan Bulutistan ICT Cloud adı altında yurtdışında da hizmet vermeye başladı. Bulutistan CEO’su Begim Başlıgil ile  Bulutistan’ın hikayesini ve bulut dünyasındaki en son gelişmeleri konuştuk.

2015 yılında bulut sektörünün deneyimli isimleri tarafından kurulan Bulutistan, özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler için benzersiz iş gereksinimlerini karşılayacak yerel ve güçlü bulut operatörlerine duyulan ihtiyacı tespit ediyor ve özelleştirilmiş çözümler sunarak hızla büyüyor.

Sektörde bir ilke imza atarak, müşterilerin sözleşmeleri istedikleri zaman feshetmelerine olanak tanıyan “haksız fesih hakkı” kavramını getiren Bulutistan Türkiye sınırları içerisinde kalmayarak aynı hizmeti Avrupa’da veri merkezleri ve operasyonlar kurarak yurt dışına açtı. ICT Cloud adı altında Avrupa’daki Türk şirketlerinin bulut hizmetlerinden yararlanmalarına imkân sağlayan ve büyük ve küçük şirketler arasındaki boşluğu dolduran firma, bulut ve konteyner hizmetleri de dahil olmak üzere yeni hizmetler sunuyor.

Bulutistan, Avrupa pazarında büyümeyi hedefliyor!

Yaklaşık 1 milyar dolar olduğu tahmin edilen Türkiye’deki bulut pazarında Bulutistan gibi yerel Türk şirketleri güvenlik ve inovasyona odaklanarak uluslararası oyuncularla rekabet edebiliyor. Bulutistan, Türkiye bulut pazarını büyütmek için yerli ve yabancı şirketler arasında işbirliğine dayalı bir yaklaşım olması gerektiğini savunuyor.

Bulutistan ne yapıyor?

9 yıldır Türkiye’de faaliyetlerini sürdüren Bulutistan, 125 kişilik uzman kadrosu ile 3 farklı coğrafyada, 6 farklı veri merkezi üzerinden bulut hizmetleri veriyor. Türkiye’nin en büyük 1000 şirketinin 600’üne aynı zamanda Türkiye’nin en büyük 20 Holding’inin 16’sına hizmet veren Bulutistan, Global açılım çerçevesinde Azerbaycan’da ilk yerel ofisini açtı ve Azerbaycan’ın en önemli kamu ve özel sektör müşterilerine bulut hizmetleri vermeye başladı.

Bulutistan, sektörlere özel bulut hizmetleri tasarlıyor. Perakende Bulutu, Finans Bulutu ve Kamu Bulutu özelinde çözümler sunan, üst düzey güvenlik ve performans sağlayan altyapılara sahip. Özellikle SAP HANA geçişleri özelinde SAP Cloud Altyapı ve Operasyon Sertifikasına sahip SAP Cloud altyapısı üzerinden pazarın %50’sinden fazlasına hizmet veriyor.

Yurtdışı açılımı

Bulutistan sadece Türkiye ile sınırlı kalmayıp global bir oyuncu olmak üzere yurt dışı yatırımlarını artırıyor. Orta Asya, Avrupa, Ortadoğu ve Afrika bölgelerinde yeni ofisler açarak hizmet kapsamını genişletiyor.

Türkiye bulut pazarı ile ilgili beklentiler

Dünyada dijital dönüşümün hız kazanması bulut bilişim çözümlerine duyulan ihtiyacı da artırıyor. 2023 yılı itibarıyla yaklaşık 600 milyar dolar olan küresel bulut pazarının büyüklüğünün 2027 yılında yaklaşık 900 milyar dolara ulaşması bekleniyor.  Türkiye’de ise henüz olgunlaşma aşamasında olan pazarın 500 milyon dolar civarında olduğu, birkaç yıl içerisinde 1 milyar dolar seviyesine ulaşacağı tahmin ediliyor.

2023 yılında cirosal olarak sektörümüzün büyüme oranı ortalama yüzde 260 oldu. Bulutistan; eğitimde yüzde 233, enerjide yüzde 167, e-ticarette yüzde 267, finansta yüzde 252, holding sektöründe yüzde 205, perakendede yüzde 327, sağlıkta yüzde 450 ve kamuda ise yüzde 169 ciro büyümesi gerçekleştirdi.

Türkiye bulut pazarı giderek gelişiyor. Bulut pazarımızın gelişmesinde ticaretin çok büyük rolü oluyor. Ticaretteki toplam gelişme, ticaret enstrümanlarının çeşitlenmesi bulut pazarımızın da artmasını ver gelişmesini sağlıyor. KVKK kapsamındaki verilerin yurtdışına çıkarılmasına imkan veren yeni yasal düzenlemelerle, verilerin depolanması ve veri güvenliğinde Bulutistan gibi profesyonel şirketlere daha fazla iş düşüyor.

Elektrikli aracınız güneş enerjisiyle şarj olsun: GoSun Solar EV tanıtıldı!

Güneş enerjisi çözümleri sunan GoSun, elektrikli araç kullanıcıları için tasarlanmış yeni bir taşınabilir güneş panelli şarj cihazı duyurdu. GoSun Solar EV şarj cihazı, kullanıcıların araçlarını hem hareket halindeyken hem de park halindeyken güneş enerjisiyle şarj etmelerine olanak tanıyor.

Cihaz, aracın tavanına kolayca monte edilebilen ve her türlü hava koşuluna dayanıklı panellerle donatılmış. Paneller, maksimum 1200 Watt güç üretebiliyor ve hırsızlık olaylarına karşı ek güvenlik önlemleriyle donatılmış durumda. Bu özellikleri sayesinde kullanıcılar, güneşin olduğu her yerde araçlarını şarj edebilme konforunu yaşayabiliyorlar.

GoSun Solar EV‘nin kurulumu oldukça pratik; sadece iki kişi tarafından yaklaşık 20 dakikada tamamlanabiliyor. Cihaz, günlük ortalama olarak 48 km’ye kadar ek menzil sağlayabiliyor. Mevsimsel ve hava koşullarına bağlı olarak ise 16-32 km arasında değişen ek menzil sunuyor. Bu özellikleriyle, özellikle apartmanlarda yaşayan ve evde araçlarını şarj etme imkanı bulamayan kullanıcılar için ideal bir çözüm sunuyor.

GoSun’un CEO’su John Doe, yeni şarj cihazının piyasaya sunulmasıyla ilgili olarak, “GoSun Solar EV, güneş enerjisiyle çalışan taşınabilir şarj cihazları konusundaki talebi karşılayacak yenilikçi bir çözüm sunuyor. Kullanıcılarımızın elektrikli araçlarını daha sürdürülebilir bir şekilde şarj etmelerine yardımcı olacak bu teknolojiyle gurur duyuyoruz.” şeklinde konuştu.

GoSun Solar EV şarj cihazı, sadece çevresel sürdürülebilirlik açısından önemli bir adım atmakla kalmayıp, aynı zamanda kullanıcıların günlük yaşamlarında pratik bir çözüm sunarak elektrikli araç kullanımını daha erişilebilir hale getiriyor. Şirket, cihazın gelecekteki versiyonlarında daha fazla güç ve verimlilik sağlamayı hedefliyor.

Yapay zekâ zihninizi okuyabilir mi?

0

Yapay zekâ bir gün kontrolden çıkabilir. En azından yapay zekâ konusunda kıyamet tellallığı yapanların genel fikri bu gibi görünüyor. Ancak bazıları yapay zekânın insanlık için yarattığı tehlikelerden endişe duyarken, bu endişeler yapay zekânın ne yapıp ne yapamayacağı konusunda araştırmalar için bir engel teşkil etmiyor. Yeni gelişme ise heyecan verici: Zihin okuyan yapay zekâ!

Zihninizi okuyabilen bir YZ, kulağa oldukça saçma gelebilir. Pek çok kişi için bu tam bir bilim kurgu senaryosu gibi gelse de aslında tam olarak öyle değil. Bir grup araştırmacı tarafından yürütülen yeni bir araştırmaya göre, yeni bir yapay zekâ, sadece zihninizde tasarladığınız ve düşündüğünüz şeyleri yeniden yaratabilir ve bunu şaşırtıcı bir doğrulukla yapabilir.

Zihin okuyan yapay zekâ, gerçek zamanlı çalışarak zihninizi tam olarak o anda okumuyor. Bunun yerine, beyin aktivitenizin kayıtlarına bakıyor ve daha sonra baktığınıza inandığı şeylerin görüntülerini yeniden oluşturmak için oradaki işaretçileri kullanıyor.

Araştırmacılara göre, YZ beynin hangi bölümlerine dikkat etmesi gerektiğini öğrendiğinde gördükleri sonuçlar büyük ölçüde iyileştirilmiş oluyor. Yapay zekâyı test etmek için araştırmacılar ilk olarak, bir dizi fotoğraf gösterilen üç kişinin beyin aktivitesini kaydetmek için fonksiyonel bir MRI (fMRI) kullandılar.

Daha sonra bu kayıtları zihin okuyan yapay zekâya aktararak insanlara gösterilen görüntüleri ne kadar yakından yeniden yaratabildiğini gördüler. Bu özel araştırmada sonuçlar akıllara durgunluk verecek derecede doğruydu. Elbette sonuçlar, yapay zekânın yine yapay zekâ tarafından oluşturulan görüntüleri yeniden oluşturmasının, yapay zekâ kullanılarak oluşturulmayan görüntülerden çok daha kolay olduğunu da gösterdi.

Bu muhtemelen YZ sistemlerinin ilk etapta görüntüleri oluşturmak için kullandıkları algoritmalarla ilgili bir şey. Araştırmacılar bulgularını bioRxiv ön baskı sunucusunda erişime açtılar.

Söz konusu araştırmayı gerçekleştiren ve Görsel Algının Nöral Kod Çözümü için Tahminsel Dikkat Mekanizması adlı bir makale olarak yayınlayan bilim insanlarının 2’sinin Türk olması ise gurur verici. Araştırmacılardan Yağmur Güçlütürk ve Umut Güçlü, Hollanda’da bir araştırma üniversitesi olan Radboud Üniversitesi’nde yapay zekâ alanında uzmanlaşmış yardımcı doçentler.  1923 yılında kurulan Radboud Üniversitesi, üniversite sıralamalarında sürekli olarak dünyadaki üniversiteler arasında ilk 150’ye girmeyi başaran saygın bir araştırma üniversitesi olarak dikkat çekiyor.

5G teknolojileri servis sağlayıcılara yeni tarife seçenekleri getirecek!

0

Ericsson’un Haziran 2024 Mobilite Raporu, 5G teknolojisinin servis sağlayıcılarının Sabit Kablosuz Erişim (FWA) hizmetlerinde hıza dayalı tarife planları sunmasına olanak tanıdığını ve bu hizmetin dünya çapında önemli bir yer edindiğini ortaya koyuyor. Raporda, mobil iletişim sektörüyle ilgili son tahminleri, bölgesel ve müşteri başarı hikayeleriyle ilgili ayrıntılar yer alıyor.

Ericsson Mobilite Raporu: 5G, servis sağlayıcılarının sabit kablosuz erişim stratejilerinde değişime öncülük ediyor

Nisan 2024 itibarıyla, Ericsson’un araştırmasına katılan dünya çapındaki 310 servis sağlayıcısından 241’i FWA hizmeti sunuyor ve bu sağlayıcıların 128’inin (%53’ü) 5G üzerinden FWA tarifeleri mevcut. Bu sonuç, 2023’ün aynı dönemine göre on iki puanlık artışla %29’luk bir büyüme olduğunu gösteriyor.

ericsson-5g-servis-saglayicilarinin-sabit-kablosuz-erisim

5G FWA’nın hızı, düşük gecikme süresi ve veri işleme kapasitesi yetenekleri, kablo veya fiber tarifelerine benzer şekilde olan indirme (downlink) ve yükseltme (uplink) parametreleri, servis sağlayıcılar için hız odaklı FWA tarife planlarının cazibesini artırıyor. Geçen yıl 5G hıza dayalı tarifeler sunan servis sağlayıcılarının sayısında neredeyse %50 artış yaşandı; şu anda tüm servis sağlayıcılarının %40’ı FWA tarifeleri sunuyor. FWA şu anda, gelişmiş Mobil Geniş Bant (eMBB) kullanım durumundan sonra ikinci sırada yer alan bir hizmet haline geldi.

Ericsson Genel Müdür Yardımcısı ve Ağ Teknolojilerinden Sorumlu Başkanı Fredrik Jejdling, “Haziran 2024 tarihli Ericsson Mobilite Raporu, 5G aboneliklerinde güçlü bir artışın devam ettiğini gösteriyor. Gelişmiş Mobil Geniş Bant ve Sabit Kablosuz Erişim’in önde gelen teknolojiler olmasının yanı sıra, 5G yeteneklerinin de servis sağlayıcıların sunduğu FWA hizmetleri üzerinde olumlu bir etkisi olduğu görülüyor. Rapor, 5G’nin potansiyelini tam anlamıyla gerçekleştirmek için 5G Standalone (bağımsız radyo) teknolojisinin daha geniş çapta benimsenmesi gerektiğini de vurguluyor.” dedi.

Ericsson Genel Müdür Yardımcısı ve Ağ Teknolojilerinden Sorumlu Başkanı Fredrik Jejdling

Şu anda dünya çapında yaklaşık 300 servis sağlayıcısı 5G hizmetleri sunuyor ve bunların yaklaşık 50’si 5G Standalone teknolojisini hayata geçirdi. 5G abonelikleri tüm bölgelerde büyümeye devam ediyor. 2024’ün ilk üç ayında dünya geneline yaklaşık 160 milyon 5G aboneliği eklendi ve şu an toplam sayı 1,7 milyarı aştı. 2024 yılı boyunca yaklaşık 600 milyon yeni aboneliğin daha eklenmesi bekleniyor.

Araştırmacılar, 2029 yılı sonuna kadar 5G aboneliklerinin yaklaşık 5,6 milyara ulaşacağını tahmin ediyor. Çin anakarası dışındaki küresel 5G nüfus kapsamının ise 2023 sonunda %40’tan iki katına çıkarak 2029 sonunda %80’e ulaşacağı öngörülüyor. 2029 yılı sonuna kadar tüm mobil aboneliklerin yaklaşık %60’ını 5G’nin oluşturması bekleniyor.

Bölgesel olarak, Kuzey Amerika’nın 2029 sonuna kadar en yüksek penetrasyona sahip olacağı ve aboneliklerin %90’ının (yaklaşık 430 milyon) 5G olacağı tahmin ediliyor. Hindistan’da 5G aboneliklerinin 2023 sonunda 119 milyondan (ülkedeki tüm mobil aboneliklerin yaklaşık yüzde 10’u) 2029 sonunda yaklaşık 840 milyona (tüm aboneliklerin yüzde 65’i) çıkması bekleniyor.

Kullanıcı deneyiminde lider olan bir servis sağlayıcının istatistikleri, 5G orta banttaki kullanıcı etkinliklerinin %97’sinin 1,5 saniyeden daha kısa sürede içeriğe ulaştığını ortaya koyuyor; karşılaştırıldığında bu oran 5G düşük bantta %67 ve 4G’de (tüm bantlarda) %38’dir. Çin anakarası dışındaki 5G orta bant nüfus kapsamı yüzde 35’e ulaştı. Kuzey Amerika ve Hindistan, sırasıyla yüzde 85 ve yüzde 90’ı aşan orta bant genişliğinde dağıtımlar gerçekleştirdi.

Mobil veri trafiğinin, 2029 yılı sonuna kadar yıllık bileşik büyüme oranıyla yaklaşık %20 oranında artması bekleniyor. 2023 yılı sonunda tüm mobil ağ verilerinin yaklaşık dörtte biri 5G tarafından işlendi. Bu oranın 2029 yılı sonuna kadar yaklaşık %75’e çıkması öngörülüyor. Mobil ağ veri trafiği, Mart 2023 ve Mart 2024 arasında, abonelerin sonraki nesillere geçişi ve video gibi veri yoğun hizmetlerin etkisiyle yıllık bazda yüzde 25 arttı.

Mobil veri trafiğinin 2029 sonuna kadar yıllık bileşik büyüme oranıyla yaklaşık yüzde 20 büyüyeceği tahmin ediliyor. 2023 sonuna kadar tüm mobil ağ verilerinin yaklaşık dörtte biri 5G tarafından işlendiği görülüyor. 2029’un sonunda da bu oranın yaklaşık yüzde 75’e çıkacağı tahmin ediliyor.

Raporun tamamını buradan indirip okuyabilirsiniz.

AMD’nin eski çalışanı: Nvidia’yı satın almak istemişlerdi ancak…

2000’li yılların başında teknoloji dünyası, Intel’in hakimiyeti altında adeta bir tahteravallideydi. Bu tahteravallinin bir ucunda Intel, diğer ucunda ise AMD yer alıyordu. AMD, 64 bit işlemci tasarımıyla Intel’e kafa tutmayı başarmış ve önemli bir başarı elde etmişti. Fakat bu zafer, AMD’nin sonunu getirecek bir hatanın da fitilini ateşleyecekti.Çift çekirdekli işlemcilere aşırı odaklanmak, AMD’nin en büyük hatasıydı. Intel, pazarlama stratejisiyle bu alanda da öne geçmeyi başardı ve AMD’yi geride bıraktı. Bu durum, AMD’yi GPU pazarına yöneltti. 2006 yılında ATI’yi satın alan AMD, bu alanda da söz sahibi olmak istedi. Fakat bu hamle, şirket içinde pek de memnuniyetle karşılanmadı.

Peki ya AMD, ATI yerine Nvidia’yı satın alsaydı? Bu sorunun cevabı bilinmezlikte olsa da, teknoloji dünyasının bambaşka bir görünüme sahip olacağı aşikar. Eski bir AMD çalışanı olan Hemant Mohapatra da bu görüşe katılıyor.Mohapatra’ya göre, Nvidia’nın kurucusu ve CEO’su Jensen Huang’ın vizyonu ve ileriye yönelik hamleleri, şirketi bugünkü dev haline getirmiş. Huang, CUDA mimarisi ve donanım-yazılım kilitlenme stratejisi ile rakiplerinden ayrışmayı başarmış ve Nvidia’yı zirveye taşımış.

Eğer AMD, Nvidia’yı satın alabilseydi, bu iki devin birleşimi, teknoloji dünyasında adeta bir depreme yol açabilirdi.Belki de bugün, yapay zekada ve hesaplamada bambaşka bir liderden bahsediyor olurduk.Ancak kader, işleri kendi bildiği gibi yürütmüş ve Nvidia’yı AMD’den uzak tutmuş. Bu durum, Nvidia’nın yükselişini ve AMD’nin gerilemesini beraberinde getirmiş.

Peki bu hikayeden ne ders çıkarabiliriz? Başarı tesadüf değil, vizyon ve cesaretin ürünüdür. Nvidia’nın başarısı, Jensen Huang’ın öngörüsü ve risk almaktan çekinmemesinin bir göstergesidir. AMD ise bu konuda geride kalmış ve bu da onu bugünkü konumuna sürüklemiştir.Teknoloji dünyası, sürekli değişen ve gelişen bir evrendir. Dün olanlar yarın yok olabilir. Önemli olan, geleceği öngörmek ve ona göre hamleler yapabilmektir. Nvidia bunu başardı ve kazandı. AMD ise bu konuda geride kaldı ve bedelini ödedi.

Bu hikaye bize, her zaman tetikte olmamız ve yeniliklere açık olmamız gerektiğini hatırlatıyor. Aksi takdirde, dünün devi yarın unutulup gidebilir.

Huawei: gelişmiş yapay zeka yongalarına ihtiyacımız yok!

Huawei, ABD’nin yonga ambargolarıyla karşı karşıya kaldıktan sonra ileri düzey yapay zekâ yongalarına erişimi kısıtlanan Çinli teknoloji devleri arasında yer alıyor. Ancak şirket, bu zorluğu aşmak için sofistike çözümler geliştirmeye odaklanıyor.

Huawei Cloud patronu Zhang Ping’in açıklamalarına göre, şirket gelişmiş yongalara olan bağımlılığı azaltarak yapay zekâ alanında liderliğini sürdürmeyi hedefliyor. Ascend 910 serisi yongalarıyla Nvidia A100 hızlandırıcılarına rakipolmayı amaçlayan Huawei, bu süreçte ortaya çıkan zorlukların ileride fırsata dönüşeceğine inanıyor.

Çinli yonga üreticileri için yüksek performanslı yongalara erişimin sınırlanması ve üretim süreçlerinde yaşanan güçlükler büyük dezavantajlar olarak öne çıkıyor. Huawei ise bu sorunları, bulut altyapısı, kenar sunucu altyapısı ve ağ altyapısı gibi çeşitli teknolojilerle çözmeyi planlıyor. Bu yaklaşımla, daha yüksek performans sağlayan ve enerji verimliliği artırılmış yapay zekâ sistemleri geliştirilebilecek.

Samsung ilk 60TB SSD’sini piyasaya sürdü!

0

Samsung, SSD teknolojisindeki liderliğini bir adım daha ileriye taşıdı. Şirket, yakın bir zamanda PM1743 SSD’nin 61,44TB varyantını piyasaya sürerek büyük bir başarıya imza attı. Bu hamle, gelecekte 120TB SSD’lerin yolunu açacak gibi görünüyor. Samsung, 2020 yılında piyasaya sürdüğü 30 TB kapasiteli SSD’si ile dönemin en yüksek kapasiteli Samsung ilk 60TB SSD biri olmuştu. Şimdi ise 61.44 TB QLC SSD ile 60TB sınıfı kurumsal SSD’lerle rekabet etmeye hazırlanıyor. PM1743 SSD’nin bu yeni varyantı, Solidigm’in D5-P5336 ve Western Digital’in 60TB sınıfı SSD’leri ile doğrudan rekabet edecek. Başlıca rakipleri KioxiaMicron ve SK Hynix ise henüz 60TB sınıfı SSD’lerini piyasaya sürmemiş durumda, bu da Samsung’a pazarda belirli bir avantaj sağlıyor.

Teknolojik özellikler

Samsung ilk 60TB SSD PM1743 SSD, şirketin 176 katmanlı 7. Nesil V-NAND (3D NAND) QLC belleğini ve tescilli bir denetleyiciyi kullanıyor. SSD’nin sıralı okuma hızı 7,2 GBps, sıralı yazma hızları ise 2,0 GBps‘ye kadar ulaşabiliyor. Ayrıca, 1.600.000 rastgele okuma ve 110.000 rastgele yazma IOPS‘ine sahip. Dayanıklılık açısından bakıldığında, beş yıl boyunca günde 0,26 sürücü yazma (DWPD) dayanıklılığı sunuyor.

Kullanım alanları

Samsung ilk 60TB SSD’si PM1743 SSD, U.2 ve PCIe 4.0 x4 olmak üzere iki form faktöründe sunucular için mevcut olacak. Ayrıca, yüksek depolama yoğunluklu makineler için PCIe 5.0 x4 arayüzü için E3.S form faktöründe de sunulacak. Fiyat ve güç tüketimi rakamları henüz açıklanmasa da benzer sürücülerin yaklaşık 7.000 dolar civarında bir maliyeti olduğu biliniyor.

Samsung’un bu yeni SSD’si, depolama teknolojilerindeki çıtayı yükselterek sektördeki liderliğini pekiştiriyor ve gelecekte daha yüksek kapasiteli çözümler için zemin hazırlıyor.

Çin’in enerji dönüşümü dünyayı net sıfıra taşıyabilir mi?

Çin, günümüzde enerji üretiminde ve tüketiminde dünya lideri konumunda bulunurken, bu durum beraberinde ciddi çevresel zorlukları da getiriyor. Ancak son yıllarda ülke, kapsamlı bir enerji dönüşümüyle küresel çapta olumlu etkiler yaratma yolunda önemli adımlar atmış durumda.

DNV’nin yayınladığı son rapora göre, Çin’in enerji politikaları artık sadece ulusal değil, küresel anlamda da büyük bir etki potansiyeline sahip. Ülke, küresel enerji tüketiminin önemli bir kısmını karşılarken, enerji kaynaklı CO2 salınımınında büyük bir kısmından sorumlu. Bu paradoksal durumunun yanı sıra, Çin aynı zamanda dünyanın en büyük yenilenebilir enerji üreticisi olarak da öne çıkıyor.

Özellikle rüzgar ve güneş enerjisi alanında gösterdiği hızlı gelişimle dikkat çeken Çin, 2050 yılına kadar elektrik üretiminin %88’ini yenilenebilir kaynaklardan sağlamayı hedefliyor. Bugün itibarıyla ülkenin elektrik üretiminin %30’u yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılanırken, bu oranın 2035’e kadar %55’e yükselmesi bekleniyor. Bu süreçte teknoloji maliyetlerinin düşmesiyle birlikte, yenilenebilir enerji sektöründeki büyüme ivmesinin daha da artması öngörülüyor.

Çin’in enerji dönüşümü sadece elektrik üretiminde değil, taşıt sektöründe de önemli etkiler yaratıyor. Ülke, elektrikli araç satışlarında dünya lideri olma yolunda hızla ilerliyor ve bu durum, taşımacılık sektöründe enerji verimliliğininartmasına katkı sağlıyor.

Kömür kullanımının azaltılması ve petrol bağımlılığının minimize edilmesi de Çin’in enerji politikalarının temel hedefleri arasında yer alıyor. Rapora göre, kömür tüketiminin 2040 yılına kadar üçte bir oranında azalması beklenirken, petrol tüketiminin yarı yarıya düşeceği öngörülüyor. Bu süreçte doğal gaz tüketimi ise yüksek seviyelerde devam edecek ancak ithalat oranının artması bekleniyor.

Son olarak, Çin’in enerji politikalarının emisyon azaltımı hedefleri de belirgin şekilde öne çıkıyor. Ülke, 2026 yılına kadar emisyonlarını zirve yapacak şekilde kontrol altına almayı ve 2040 yılına kadar %30 oranında azaltmayı hedefliyor. Bu adımlar, küresel net sıfır hedefine ulaşma yolunda büyük önem taşıyor.

Çin’in enerji dönüşümü süreci, diğer ülkeler için de önemli bir ilham kaynağı olabilirken, küresel çapta emisyon azaltımıve sürdürülebilir enerji üretimi için kritik bir role sahip olduğu vurgulanıyor.

Kentsel ısı yönetimi Londra’da başarılı oldu

0

University College London (UCL) araştırmacılarının yaptığı yeni bir araştırma, çatıları beyaz boyama veya yansıtıcı kaplamalarla kaplamanın, kavurucu yaz günlerinde Londra gibi şehirleri serinletmenin en etkili yolu olabileceğini öne sürüyor. Geophysical Research Letters’da yayınlanan araştırma, çeşitli pasif ve aktif kentsel ısı yönetim sistemlerinin etkinliğini karşılaştırdı. Bunlara “serin çatılar”, çatı güneş panelleri, yeşil çatılar, sokak seviyesindeki bitki örtüsünün artırılması ve klima dahildir. Ekip, 2018’de Londra’nın rekor kıran yazının en sıcak iki gününde bu yöntemleri simüle etmek için ayrıntılı bir bilgisayar modeli kullandı.

Kentsel ısı yönetimi

Çalışmada, serin çatıların yaygın olarak benimsenmesinin şehir genelinde dış mekan sıcaklıklarını ortalama 1,2 santigrat derece (2,16 Fahrenheit derece) azaltabileceği, bazı bölgelerde ise 2 santigrat dereceye (3,6 Fahrenheit derece) kadar düşüş yaşanabileceği bulundu.

UCL’nin Bartlett Çevre, Enerji ve Kaynaklar Okulu’ndan ve çalışmanın baş yazarı olan Dr. Oscar Brousse, yaptığı açıklamada: “Londra gibi şehirlerin artan sıcaklıklara uyum sağlamak ve onları azaltmak için kullanabileceği birden fazla yöntemi kapsamlı bir şekilde test ettik ve aşırı sıcak yaz günlerinde sıcaklıkları düşürmenin en iyi yolunun serin çatılar olduğunu bulduk” dedi.

Diğer yöntemler çevresel faydalar sunarken, soğutma etkileri daha az fark edilirdi. Örneğin, geniş ağaç örtüsü ve güneş panelleri, şehir genelinde ortalama sadece yaklaşık 0,3 santigrat derece (0,54 Fahrenheit derece) soğutma etkisi sağladı. Su yönetimi ve yaban hayatı habitatı faydaları nedeniyle övülen yeşil çatılar, genel olarak ihmal edilebilir bir net soğutma etkisi gösterdi.

Çalışma ayrıca klimanın potansiyel dezavantajlarını da vurguladı. Binaları soğuturken, dışarıya ısı atarak kentsel ortamı daha da ısıtıyor. Araştırmacılar, yoğun klima kullanımının Londra genelinde dış mekan sıcaklıklarını ortalama 0,15 santigrat derece (0,27 Fahrenheit derece) artırabileceğini, yoğun merkezi bölgelerde ise 1 santigrat derece (1,8 Fahrenheit derece) daha önemli bir artış olabileceğini buldu.

Ancak araştırma, benzer ölçekte kurulum yapılması durumunda, artan klima talebinin tamamının çatılardaki güneş panelleri tarafından karşılanabileceğini öne sürüyor. Araştırma ekibi, her yöntemin tam etkisini dikkate almanın önemini vurguluyor. Serin çatılar, güneş ışığını yansıtarak hem kentsel çevreyi hem de bina iç mekanlarını soğutmanın ikili faydasını sunuyor. Yeşil çatılar genel olarak önemli bir soğutma etkisi sunmasa da, çalışma gün boyunca değişiklikler buldu. En yoğun sıcak saatlerde, yaygın yeşil çatılar sıcaklıkları 0,5 santigrat derece (0,9 Fahrenheit derece) düşürebilirdi. Ancak, bu fayda geceleri dengelendi, çünkü çatılar ısıyı tuttu ve gün batımından sonra serbest bıraktı, gece sıcaklıklarını benzer miktarda artırdı.

Samsung WhatsApp’a yapay zeka getiriyor!

Samsung, yaklaşan Unpacked etkinliğinde, Galaxy AI’nin yeni versiyonunu ve beraberinde heyecan verici bir özelliği duyurmaya hazırlanıyor. Yeni Galaxy AI, WhatsApp aramalarını gerçek zamanlı olarak çevirebilecek!

Samsung, Galaxy S24 serisiyle birlikte sunulan “Canlı Çeviri” özelliğini bir adım öteye taşıyor. Cihazdaki yapay zeka sayesinde telefon görüşmelerini gerçek zamanlı çeviren bu özellik, şimdi Galaxy AI ile WhatsApp aramalarında da kullanılabilecek.

Bu, dünya genelinde 2 milyardan fazla aktif kullanıcısı olan WhatsApp için önemli bir gelişme. Artık dil engeli,aramalarda iletişim kurmanızı engellemeyecek. Samsung Galaxy AI, dil engellerini aşarak, küresel iletişimi kolaylaştırıyor ve kullanıcıların günlük hayatlarında önemli bir rol oynamaya hazırlanıyor.

Milyonlarca kişi, operatör aracılığıyla yapılan telefon görüşmeleri yerine WhatsApp gibi üçüncü taraf uygulamaları tercih ediyor. Samsung’un bu adımı, bu kullanıcılar için oldukça faydalı olacak.

Samsung’un yeni Galaxy AI ve diğer heyecan verici yenilikleri, 10 Temmuz’da Unpacked etkinliğinde tanıtılacak.Etkinlikte yeni nesil katlanabilir telefonlar, Wear OS işletim sistemli akıllı saatler, geliştirilmiş kulaklıklar, Galaxy Ring akıllı yüzük ve Watch Ultra’yı görmeyi bekleyebiliriz.

Samsung’un bu yenilikçi adımı, küresel iletişimi kolaylaştırarak dünya çapında milyonlarca insanı etkileyecek gibi görünüyor.

Nvidia ambargoyu deldi: Çin’den dev gelir!

Nvidia, Çin‘e kırpılmış yapay zekâ hızlandırıcıları ihraç ederek büyük bir ilgi görüyor. Firmanın, 1 milyona yakın H20 hızlandırıcısı satması bekleniyor. Yapay zekâ hızlandırıcıları konusunda artık rakipsiz hale gelen Nvidia, Çin’de de bir şekilde ağırlığını sürdürüyor. Ambargo nedeniyle kırpılmış özelliklere sahip H20 hızlandırıcısını Çin’e gönderen Nvidia, büyük bir talep görüyor.

Nvidia rekora koşuyor

Geçtiğimiz aylarda Huawei Ascend 910B gibi yerel oyuncuların özellikle KOBİ tarafında önemli satışlar yapması Nvidia’yı korkutmuş ve firma yüzde 10 civarında bir indirime gitmişti. İndirim ile birlikte H20 hızlandırıcısına talep arttı. Kaynaklar, bu yıl Nvidia’nın 900 bin civarında H20 hızlandırıcısı satacağını tahmin ediyor. Huawei ise 500 bin dolaylarına ulaşacak. Nvidia, büyük sunuculara hitap ettiği için Huawei’den daha avantajlı durumda. A ve H serisi hızlandırıcılara sahip firmalar haliyle yine Nvidia’yı tercih ediyor.

Nvidia’nın ambargolara rağmen sadece Çin’den 12 milyar dolar civarında bir gelir elde edeceği belirtiliyor. Elbette talebin devam etmesine göre bu rakam daha da artabilir. Analiz uzmanlarının yıl geneli tahmini 40 milyar dolarlık çip satışıydı ancak Çin etkisiyle daha yüksek rakamlar görebiliriz.

Çin’de büyük talep

Nvidia’nın H20 hızlandırıcılarına olan büyük ilgi, firmanın Çin pazarındaki güçlü konumunu korumasını sağlıyor. Özellikle yapay zekâ ve veri merkezi çözümlerinde dünya lideri olan Nvidia, Çin’deki müşterilerinin ihtiyaçlarını karşılamak için hızlandırıcılarının özelliklerini kırpma yoluna gitmiş olsa da bu durum satışları olumsuz etkilemiyor. Aksine, H20 hızlandırıcısının indirimli fiyatı, yerel rakiplerle rekabet edebilmek adına büyük bir avantaj sağlıyor.

Huawei gibi yerel rakipler, Ascend 910B gibi ürünlerle KOBİ’ler arasında önemli bir pazar payı elde etmiş durumda. Ancak, Nvidia’nın yüksek performanslı hızlandırıcıları, büyük veri merkezleri ve bulut hizmetleri sağlayıcıları tarafından tercih edilmeye devam ediyor. Bu da firmanın, daha geniş ve daha kârlı bir müşteri tabanına hitap etmesini sağlıyor. Huawei’nin 500 bin hızlandırıcı satışı tahmini, Nvidia’nın 900 binlik satış beklentisinin gerisinde kalıyor.

Nvidia’nın Çin’den elde ettiği gelirlerin 12 milyar dolar civarında olması bekleniyor. Bu rakam, ambargo koşullarına rağmen elde edilen büyük bir başarıyı gösteriyor. Talebin devam etmesi halinde bu gelirin daha da artması muhtemel. Yıl genelinde tahmin edilen 40 milyar dolarlık çip satışının, Çin pazarının etkisiyle daha yüksek rakamlara ulaşabileceği öngörülüyor. Bu durum, Nvidia’nın küresel çip pazarındaki liderliğini pekiştirecek gibi görünüyor.

Nvidia, yapay zekâ hızlandırıcıları pazarında rakipsiz hale gelirken, Çin’deki satış başarıları firmanın küresel çapta büyümesini sürdüreceğini gösteriyor. Ambargolara rağmen elde edilen bu başarı, Nvidia’nın inovasyon ve pazar stratejilerindeki gücünü bir kez daha kanıtlıyor.

Legrand Grup’tan veri merkezi altyapısı yatırımı

0

Legrand Grup, grubun gelirinin yüzde 15’ini temsil eden ve hızla büyüyen veri merkezleri alanında iki yeni satın alma işlemini duyurdu. Legrand Grup, Davenham ve VASS şirketlerini bünyesine kattı.

Bina, elektrik ve dijital altyapılar için geliştirdiği ürün ve sistemler konusunda uzman olan Legrand Grup, grubun gelirinin yüzde 15’ini temsil eden ve hızla büyüyen veri merkezleri alanında iki yeni satın alma işlemi gerçekleştirdi. Davenham ve VASS şirketlerini satın alan firma, veri merkezleri alanındaki büyüme stratejisini sürdürüyor. Satın alınan markalardan İrlanda merkezli Davenham, hiper ölçekleyiciler de dahil olmak üzere veri merkezleri için düşük voltajlı koruma, anahtarlama, ölçüm ve enerji dağıtımı gibi güç dağıtım sistemleri üretirken, veri merkezleri için busbar konusunda Avustralyalı lider marka VASS ise Avustralya ve Asya-Pasifik bölgesinde hizmet veriyor.

Veri merkezleri alanına büyük yatırım

Konuyla ilgili açıklamada bulunan Legrand Grup CEO’su Benoit Coquart, “Gelecek vadeden veri merkezleri segmentinde ‘beyaz’ alanda (sunucu odaları) sunduklarımızı ‘gri’ alanda (teknik oda) önemli ölçüde tamamlayacak olan bu satın almaları duyurmaktan büyük memnuniyet duyuyoruz. Son 5 yılda bu dikeyde 10 satın alma gerçekleştiren Legrand’ın bu stratejisi, önemli bir oyuncu olduğu ve çok iyi konumlandığı bu alandaki büyüme hızlandırma stratejini destekler nitelikte. Bu yılın başlarında duyurduğumuz MSS, Enovation ve Netrack yatırımlarıyla birlikte bu satın almalar yıllık 200 milyon euro’dan fazla geliri temsil ediyor.” dedi.

Legrand Grup CEO’su Benoit Coquart
Legrand Türkiye Grubu Ülke Müdürü ve CEO’su Levent Ilgın

180 ülkeyi kapsayan, 40 binden fazla çalışanı ve yaklaşık 300 bin farklı ürün referansına sahip firmanın Türkiye ayağı olarak 1990 yılından beridir hizmet verdiklerini dile getiren Legrand Türkiye Grubu Ülke Müdürü ve CEO’su Levent Ilgın, “Legrand Grup’un stratejik büyüme segmentlerinden biri olan veri merkezleri pazarı Legrand Türkiye Grubu olarak önceliklerimizden biri. 2021 yılında Türkiye’de faaliyete geçirdiğimiz Legrand Veri Merkezleri Çözümleri (LDCS) birimi ile de veri merkezlerinin özel gereksinimlerine optimum çözümler sağlıyoruz. Geniş portföyümüzün yanı sıra Türkiye’deki fabrikalarımızda üretmekte olduğumuz kesintisiz güç kaynakları, şalt ürünler, kabin ve kabinetler gibi ürünler sunuyoruz. Hem beyaz alan hem de gri alan için geniş bir portföyle hizmet ettiğimiz veri merkezlerini yakından takip ediyoruz.” açıklamalarında bulundu.

OpenAI’da iki güvenlik sorunu endişe yarattı!

Yapay zekanın öncü isimlerinden OpenAI, son zamanlarda iki önemli güvenlik açığıyla sarsıldı. Bu durum, hem kullanıcılar hem de kurumsal müşteriler için endişe kaynağı oldu.

Sorunlar 2023 yılına kadar uzanıyor. Geçtiğimiz ilkbaharda bir bilgisayar korsanı, OpenAI’nın dahili mesajlaşma sistemlerine erişerek hassas bilgilere ulaşmıştı. Bu olayda, şirketin teknik program yöneticisi Leopold Aschenbrenner,yönetim kuruluna güvenlik açıklarını bildirerek endişelerini dile getirmişti. Aschenbrenner, daha sonra bu bilgileri ifşa ettiği ve endişelerini dile getirdiği için kovulduğunu savunuyor.

ChatGPT Mac uygulamasında güvenlik açığı:

Bu hafta ortaya çıkan bir diğer sorunda ise OpenAI’ın ChatGPT Mac uygulamasının kullanıcı sohbet bilgilerini şifrelenmeden düz metin olarak sakladığı görüldü. Bu durum, hassas verilerin ele geçirilmesi riskini doğurdu.OpenAI, sorunun farkına varılması üzerine güncelleme yayınlayarak sohbetlere şifreleme ekledi.

Yapay zekanın artan gücü ve hassasiyeti göz önüne alındığında, bu güvenlik açıkları endişe verici bir durum yaratıyor. OpenAI’nın, artık bir startup olmaktan öte, dünyanın en büyük iki şirketiyle ortaklık yürüten bir kuruluş olması da durumu daha da kritik hale getiriyor. Bir çalışanın endişelerini dile getirmesi sonucunda kovulması ve uygulamadaki basit açıklar, kamuoyu nezdinde güven zedelenmesine yol açıyor.

OpenAI’nın bu güvenlik açıklarını en kısa sürede ve kalıcı çözümlerle gidermesi gerekiyor. Şirket, şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerine bağlı kalarak kamuoyunun güvenini yeniden kazanmak için adımlar atmalıdır. Yapay zekanın gelişimi ve kullanımıyla birlikte, bu tür güvenlik zafiyetlerinin önlenmesi hayati önem taşıyor.

Apple M5 çipleri hem Mac’lerde hem de yapay zeka sunucularında güç sağlayacak

Apple’ın gelecek nesil çipi M5, hem Mac bilgisayarlarda hem de yapay zeka sunucularında kullanılmak üzere tasarlanıyor. TSMC’nin gelişmiş SoIC paketleme teknolojisini kullanan M5, performans ve esneklik açısından önemli bir sıçrama vadediyor.

Apple M5 SoIC teknolojisi, çiplerin üç boyutlu bir yapıda istiflenmesini sağlayarak daha iyi termal yönetim, daha az akım kaçağı ve daha iyi elektrik performansı sunuyor. Bu sayede M5 çipinin, hem Mac’lerde günlük kullanımda hem de yapay zeka sunucularının yoğun iş yüklerinde daha yüksek performans göstermesi bekleniyor.

Apple M5 çipini 2025 sonu veya 2026 yılında piyasaya sürmesi bekleniyor. İlk etapta 11 inç ve 13 inç iPad Pro modellerinde yer alacak olan M5’in, daha sonra güncellenmiş masaüstü Mac’lerde ve yapay zeka sunucularında da kullanılması planlanıyor. Bu sayede Apple, tek bir çip tasarımıyla hem tüketici odaklı ürünlerinde hem de sunucu tarafında daha fazla esneklik kazanacak.

Maliyet avantajı da M5 ile gelebilir

Apple’ın M5’i birden fazla ürün kategorisinde kullanması, maliyetlerde de önemli avantajlar sağlayabilir. Aynı çipi farklı cihazlarda kullanmak, üretim ve geliştirme masraflarını düşürmeye yardımcı olacaktır.

Yapay zekanın öneminin her geçen gün arttığı bir dönemde, Apple’ın M5 gibi güçlü bir çipe sahip olması, şirketin yapay zeka alanındaki stratejisi için de büyük önem taşıyor. M5 çipli sunucular, Apple’ın yapay zeka hizmetlerini geliştirmek ve daha güçlü hale getirmek için kullanılabilir.

Apple M5 çipi, hem Mac’ler hem de yapay zeka sunucuları için önemli bir adım olarak görülüyor. Bu çip,performans, esneklik ve maliyet açısından Apple’a önemli avantajlar sağlayabilir. M5’in piyasaya sürülmesiyle birlikte, Apple’ın yapay zeka alanındaki stratejisinde de önemli gelişmeler olması bekleniyor.

BYD’den Türkiye’ye 1 milyar dolarlık elektrikli otomobil yatırımı sinyali!

Çinli elektrikli otomobil devi BYD’nin Türkiye’ye 1 milyar dolarlık yatırım yapmaya hazırlandığı haberleri heyecan yarattı. Bloomberg’in haberine göre, BYD yetkilileri ile Türk hükümeti yetkilileri bir süredir yatırım odaklı görüşmeler yürütüyor.

Görüşmelerin sonucunda BYD’nin Manisa’da bir fabrika kurarak Türkiye’de elektrikli otomobil üretimine başlayacağı öngörülüyor. Bu yatırım gerçekleşirse, BYD gümrük vergilerinden önemli ölçüde tasarruf edebilecek.Zira Türkiye, son zamanlarda Çin menşeli tüm otomobillere yüzde 40 ek gümrük vergisi getirmişti.

BYD'den Türkiye'ye

BYD’den Türkiye’ye Ancak Resmi Gazete’de yayınlanan son karara göre, Çinli üreticilerin Türkiye’de yatırım yapması halinde bu ek gümrük vergisinden muaf olacakları belirtildi. BYD’nin bu yatırımı, Avrupa Birliği’ne gümrük vergisi avantajı da sağlayacak. Zira AB, BYD’ye yüzde 10+yüzde 17,4 ek gümrük vergisi uygularken, Türkiye’de üretilen BYD araçları bu vergiye tabi olmayacak.

BYD’den Türkiye’ye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile Astana’da yaptığı görüşmede nükleer enerji ve diğer alanlarda işbirliği konuştuğu ve BYD yatırımının da bu görüşmelerde gündeme geldiği tahmin ediliyor.

Her ne kadar BYD’nin yatırımı heyecan verici olsa da, şu anda resmi bir açıklama yapılmadı. Gazeteci Emre Özpeynirci, yetkililerle yaptığı görüşmede kesin bir şeyin olmadığını ve görüşmelerin devam ettiğini belirtti.

BYD’nin Türkiye’ye yatırım yapıp yapmayacağı ve yatırımın kapsamı önümüzdeki günlerde netlik kazanacaktır.Bu gelişme, Türkiye’nin elektrikli araç pazarında önemli bir dönüm noktası olabilir.

Xiaomi’de sistem genelinde reklam engelleme müjdesi!

0

Xiaomi kullanıcıları için sevindirici bir gelişme: Şirket, HyperOS üzerinde sistem genelinde çıkan reklamları devre dışıbırakmayı sağlayacak yeni bir özelliği test ediyor. Şu anda Xiaomi telefonlarda reklamları kapatmak oldukça zorlu bir süreç olarak karşımıza çıkıyor; kullanıcıların birden fazla seçeneği tek tek devre dışı bırakması gerekiyor. Ancak test aşamasında olan bu yeni seçenek, kullanıcıların reklam deneyimlerini kontrol etmelerini önemli ölçüde kolaylaştıracak.

Yeni özellik, kullanıcıların sistem uygulamalarında görünen reklamları tek bir dokunuşla etkisiz hale getirmelerine imkan tanıyacak. Bu sayede, kullanıcılar sadece istedikleri içeriklere odaklanabilecek ve rahatsız edici reklamlarla uğraşmak zorunda kalmayacaklar. Xiaomi’nin bu hamlesi, kullanıcıların telefonlarında reklamlarla ilgili daha fazla kontrol sahibi olmalarını sağlamayı hedefliyor.

Ancak, özelliğin ne zaman kullanıma sunulacağı ve hangi pazarlarda geçerli olacağı konusunda net bir bilgi bulunmamakta. Şu an için sadece test aşamasında olduğu belirtiliyor. Xiaomi’nin bu yeni özelliği resmi olarak duyurması ve kullanıcıların ne zaman bu özelliği kullanabilecekleri konusunda detaylı bilgi sağlaması bekleniyor.

Samsung’un kârı yapay zeka sayesinde 15 kat arttı!

Samsung Electronics, 2024 yılının ikinci çeyreğinde beklenenden önemli ölçüde daha iyi bir performans sergileyerek, yapay zeka teknolojilerine olan talebin artması ve yeniden yükselen yarı iletken fiyatlarının etkisiyle büyüme kaydetti. Şirket bugün yaptığı açıklamada, faaliyet kârının 15 katından fazla artışla 7,54 milyar dolar (10,4 trilyon won) seviyelerine ulaşmayı hedeflediğini belirtti. Bu rakam, geçtiğimiz yılın aynı dönemine kıyasla %1452’lik bir artışı temsil ediyor.

Samsung yapay zeka  gelirleri ise 52,9 milyar ila 54,3 milyar dolar (73 trilyon ila 75 trilyon won) arasında olması bekleniyor. Geçen yılın ikinci çeyreğinde 43,5 milyar dolar (60,01 trilyon won) seviyesinde gerçekleşen gelirlerine göre bu, %23’lük bir artış anlamına geliyor. Şirket, bu başarılı performansın arkasında yapay zeka uygulamaları için artan talep ve yeniden yükselen bellek yongası fiyatlarının desteğinin olduğunu vurguladı.

Ancak, Samsung’un yükselişini gölgeleyen bazı zorluklar da var. Şirketin üst düzey HBM (High Bandwidth Memory) yongaları konusundaki müşteri ilişkileri, Nvidia gibi büyük teknoloji firmalarıyla yaşadığı sıkıntılar nedeniyle bazı sorunlarla karşı karşıya. Kaynaklara göre, Samsung’un en yeni dördüncü nesil HBM yongaları, ısı ve güç tüketimi sorunlarından dolayı Nvidia tarafından onaylanmadı.

Samsung yapay zeka Geçtiğimiz mayıs ayında yaşanan çip kriziyle başa çıkmak adına yarı iletken bölümünde yeniden yapılanma sürecine giren Samsung, bu süreçte stratejik adımlar atmıştı. Şirket, yapay zeka teknolojilerindeki güçlü talebi karşılamak için kapasitesini artırmayı ve ürün portföyünü genişletmeyi sürdürüyor.

Samsung’un ikinci çeyrek performansı, teknoloji endüstrisindeki büyük oyuncular arasındaki rekabeti sıkılaştırırken, önümüzdeki dönemlerdeki yarı iletken talepleri ve pazar dinamikleri yakından izlenmeye devam edecek.

Dünyanın en büyük askeri nakliye uçağı: Super Galaxy

0

ABD Hava Kuvvetleri envanterindeki en büyük uçak olan Super Galaxy, devasa yükleri geniş mesafelerde taşımak için tasarlanmış bir teknolojik harika. C-5M Super Galaxy’yi uçurmak, devasa bir kargo uçağının ham gücünü modern bir jet uçağının teknolojik gelişmişliğiyle birleştiren bir deneyim sunuyor.

Dünyanın en büyük askeri nakliye uçağı

Kalkıştan önce bile, C-5M’nin muazzam büyüklüğü hayranlık uyandırıcı. Devasa gövdesinin etrafında dolaşırken, muazzam kargo kapasitesini ve dört devasa motorunun gücünü hissedersiniz. Uçuş güvertesine çıkan merdivene tırmandığınızda, askeri bir nakliye uçağından çok ticari bir yolcu uçağına benzeyen geniş, yüksek teknolojili bir kokpitle karşılaşırsınız.

Pistte sıraya giren uçak, yuvarlanmaya başladığında ağır ve hantal hissettiriyor. Ancak motorlar çalışmaya başladığında, hızlanma şaşırtıcı derecede güçlü oluyor ve sizi koltuğunuza geri bastırıyor. Bu devi yerden kaldırmak için gereken saf güç elle tutulur gibi. Tırmanırken, uçak şaşırtıcı derecede çevik bir makineye dönüşüyor, boyutuna yakışan bir zarafetle eğim ve manevra yapabiliyor. Seyir irtifasına ulaşıldığında, deneyim şaşırtıcı derecede akıcı hale gelir. C-5M’nin gelişmiş aviyonikleri ve fly-by-wire kontrolleri, bu kadar büyük bir uçak için bile, onu kullanmayı oldukça kolaylaştırır. Kokpit nispeten sessizdir ve genişlik, size ve mürettebatınıza çalışmak için bolca alan sağlar.

Panoramik ön cam, aşağıdaki dünyanın nefes kesici manzaralarını sunar. Geniş bir okyanus alanının üzerinde uçuyor, sıradağları geçiyor veya hareketli bir şehre yaklaşıyor olabilirsiniz. C-5M’nin uçuş güvertesinden görünen bakış açısı gerçekten eşsizdir, dünyanın enginliğini ve insan mühendisliğinin gücünü hatırlatır.

Piste yaklaşırken, devasa uçağın istikrarlı bir şekilde alçaldığını hissedeceksiniz. İniş takımı tatmin edici bir gürültüyle açılır ve hidrolik sistemlerin belirgin vızıltısını duyacaksınız. C-5M’nin diz çökme kabiliyeti, uçağı kargo yükleme ve boşaltma için alçaltır ve olağanüstü mühendisliğini sergiler. Bu uçak, dünyanın en büyük askeri uçağı olma özelliğiyle rakiplerinin çok ötesinde diyebiliriz.

Çin üretimi türbinler Avrupa’ya geliyor!

Almanya, dünyanın en güçlü rüzgar türbinlerini tedarik etmek için Çin’i seçti. Çin malı 18,5 MW’lık türbin siparişi, Çinli türbin üreticilerinin Avrupa’ya girişinin habercisi olabilir. Alman rüzgar çiftliği geliştiricisi Luxcara’nın yaklaşan sahası için Çinli bir ekipman üreticisini seçtiğine dair son duyurusu Avrupa’da fırtınaya neden oldu. Bu dönüm noktası, Avrupa Birliği’nin yeşil dönüşüm planlarının önümüzdeki birkaç yıldaki yönünü belirleyebilir.

Çin üretimi türbinler Almanya’da kullanılacak

Elektrikli araçların çıkışından sonra, şimdi Çin’de üretilen rüzgar türbinlerinin Avrupa pazarlarına girme sırası geldi. Luxcara, bu haftanın başlarında, 2028’e kadar kurulacak 16 rüzgar türbinini tedarik etmek için 18.5 MW türbinlerini tedarik etmek üzere MingYang Smart Energy’yi seçtiğini duyurdu.

Avrupa merkezli ekipman üreticilerinin AB’nin rüzgar çiftliklerinden yenilenebilir enerjiye yönelik çabalarını desteklemesi göz önüne alındığında bu benzeri görülmemiş bir hareket. GE, Vestas ve Siemens’in Avrupa’da üretim tesisleri bulunmaktadır ve Avrupa’daki artan talepleri karşılamak için düzenli olarak hem kara hem de açık deniz türbinleri tedarik ediyor.

Luxcara yaptığı açıklamada, bu karara varmadan önce geldiğini belirterek, şirketin 2023 yılında uluslararası ihale açtığını ve AB düzenlemelerine uygun olarak çevresel, sosyal, yönetişim ve siber güvenlik uyumluluğunu kapsayan uzun ve kapsamlı bir durum tespiti çalışması yürüttüğünü söyledi.

Waterkant projesi, Almanya’daki 400.000 haneye elektrik sağlamak için tasarlandı. Ülkenin enerji talebinin yüzde 80’ini yenilenebilir enerjiyle karşılama hedefine ulaşmasına yardımcı olacak. Alman ekonomi bakanlığı, Avrupa rüzgar endüstrisi lobisinin Çin’e Avrupa’daki kritik enerji altyapısına erişim sağladığını iddia etmesinin ardından anlaşmayı yakından araştıracağını doğruladı. Bu hareket ayrıca Avrupa Komisyonu’nun Çinli rüzgar türbini üreticilerinin olası piyasa bozulmalarına ilişkin ön inceleme yapma kararını da takip ediyor.

Çin’de üretilen  düşük maliyetli elektrikli araçların piyasaya sürülmesinin ardından Avrupa Birliği şimdi Çin ithalatlarına gümrük vergileri koymayı düşünüyor. Rüzgar türbinlerine yönelik benzer bir hamle proje maliyetlerini artırabilir ve yeşil enerjiye geçişi yavaşlatabilir. Çin ithalatına karşı çıkmak, AB’nin yenilenebilir enerjiye geçiş konusundaki daha büyük planlarına zarar verebilir veya son müşteri tarafından karşılanan maliyeti artırabilir. Bunun yerine, iş birliği iki bölgeye de yardımcı olacaktır.