Bileklere yapılan dövmeler, Apple Watch ve diğer akıllı saatlerin sensörlerini etkileyerek düzgün çalışmasını engelleyebiliyor. AppleInsider’ın haberine göre, bilekteki dövmeler akıllı saatler kullanılırken sorunlara yol açabiliyor. Kullanıcının bileğindeki dövme nedeniyle kalp atış hızının ölçülmediği Apple Watch vakası buna bir örnek.
TikTok’ta yayınlanan ve 3,5 milyon kez izlenen viral bir video, kullanıcının 380 Avro karşılığında lazer kullanarak dövmesini sildirmeye nasıl karar verdiğini gösteriyor. Uzmanlara göre, farklı üreticilerin akıllı saatleri kalp atış hızını ve kalp sağlığıyla ilgili diğer göstergeleri ölçmek için fotopletismografi kullanıyor. Bu teknoloji, cihaz üzerindeki sensörlerin kırmızı ve yeşil renkli LED’ler kullanarak çalışmasını sağlar. Ancak, ciltte dövme, boya veya başka lekeler varsa, cihaz güvenilir bir şekilde veri toplayamaz. Dolayısıyla, bilekteki dövmeler aslında akıllı saatler ile uyumsuz.
Apple Watch, “cildinizdeki kalıcı veya geçici değişikliklerin” saatin sensörlerine müdahale edebileceğini ve performansını etkileyebileceğini belirtiyor. Bu durum, kullanıcıların sağlık verilerini doğru bir şekilde takip etmelerini zorlaştırabilir. Örneğin, kalp atış hızını izlemek, egzersiz sırasında harcanan kaloriyi hesaplamak veya uyku takibi yapmak gibi işlevler, dövmelerin varlığı nedeniyle hatalı sonuçlar verebilir.
Dövmeler akıllı saatlerin kullanıcıları, bileklerindeki dövmelerin bu cihazların performansını nasıl etkileyebileceğini göz önünde bulundurmalıdır. Dövme yaptırmayı düşünenler ise, bu potansiyel etkiyi dikkate alarak karar vermelidir. Apple ve diğer akıllı saat üreticileri, kullanıcıları bu konuda bilgilendirmeye devam etmektedir.
Düzenli ticari olarak erişilebilir optik fiber ile benzeri görülmemiş 37,6 THz bant genişliği ve saniyede 402 terabayt (Tb/s) veri aktarım hızına ulaşarak, bir grup araştırmacı optik fiber teknolojisinde veri iletimi için önceki rekoru kırdı. Bu kayda değer başarı, telekomünikasyon alanında önemli bir ilerlemeyi ifade ediyor.
Veri aktarım hızı için yeni dönem
Halihazırda mevcut sistemlerde daha önce kullanılmayan dalga boyu bantlarına erişime izin veren yeni optik kazanç eşitleyiciler, bu başarıyı mümkün kılan anahtardı. Japonya Ulusal Bilgi ve İletişim Teknolojileri Enstitüsü (NICT) Fotonik Ağ Laboratuvarı’ndaki araştırmacılara göre bu teknoloji, optik altyapıların iletişim kapasitesini önemli ölçüde artıracak ve veri hizmetlerine yönelik artan ihtiyacı karşılayacak.
Optik iletim bant genişliğine yönelik artan talep, internetin büyümesi ve veri hizmetleri tarafından desteklenmekte. Sonuç olarak, çok bantlı dalga boyu bölmeli çoğullama (WDM) teknolojisi endüstrisi gelişti; optik fiber iletim bant genişliğini genişletmek için yeni spektral pencereleri kullanan bir yaklaşım sağladı. Sistemlerin ömrünü uzatmak için düşük maliyetli bir seçenek sunuyor. Bu, yakın gelecekte bu tür teknolojilere erişimi olmayacak diğer oyuncular tarafından da değerlendirilebiliyor.
Standart silika fiberlerin düşük kayıplı bölgelerinin ötesine geçmek için Erbiyum Katkılı Fiber Amplifikatörlere (EDFA’lar) alternatif yeni amplifikasyon stratejilerinin araştırılması gerekiyordu. Ekip, amplifikatörler için Tülyum Katkılı Fiber Amplifikatörler (T-DFA’lar), Yarı İletken Optik Amplifikatörler (SOA’lar) ve Raman Amplifikasyonu dahil olmak üzere çeşitli seçenekleri inceledi. Neredeyse 20 THz bant genişliği üzerinden 256 Tb/s kapasiteye ulaşmayı başardılar. Bizmut Katkılı Fiber Amplifikatörler (B-DFA’lar) ve Raman Amplifikatörlerle yapılan daha kapsamlı testler, daha sonra 27,8 THz bant genişliği üzerinden 320 Tb/s’ye kadar hıza ulaştı. Başka bir deyişle, standart sınırlamalardan kurtulmak hiç de küçümsenecek bir başarı değildi: Amplifikasyon stratejileri açısından kalıpların dışında düşünmeyi içeriyordu ve rekor kıran veri aktarım hızlarıyla sonuçlandı.
NICT çalışması, standart optik fiberlerin düşük kayıp aralığı içindeki tüm tuş bantları boyunca yoğun dalga boyu bölmeli çoğullama (DWDM) iletimini genişletmeyi ve 37,6 THz (275 nm) optik bant genişliği boyunca 1.500’den fazla eşzamanlı iletim kanalına olanak sağlamayı amaçladı. NICT araştırmacıları, ortaklarıyla işbirliği içinde, ticari olarak temin edilebilen standart optik fiber ve özel amplifikatör teknolojisini kullanarak, DWDM için dünyanın ilk O’dan U’ya bant iletim sistemini geliştirdi.
Türkiye otomotiv tedarik sanayinin tek temsilcisi olan TAYSAD, bu yıl 3’üncüsünü gerçekleştirdiği Tedarik Zinciri Konferansı ile sektörün sorunlarını masaya yatırdı. Dönüşüm temasıyla düzenlenen etkinlikte çok sayıda sektör profesyoneli, tecrübe ve öngörülerini paylaştı. Konferansın tedarik zincirlerinin nasıl değiştiğini, evrildiğini ve gelecekteki zorluklara nasıl hazırlandığını tartışmak için büyük fırsatlar sunduğunu söyleyen TAYSAD Yönetim Kurulu Üyesi Fatih Uysal, “Teknolojideki hızlı ilerleyiş iş yapış şekillerinden tedarik zinciri süreçlerine kadar sektörde köklü bir değişime yol açtı. Endüstri 4.0, yapay zekâ, büyük veri analitiği, IOT gibi yenilikler tedarik zincirinde daha önce hayal bile edemeyeceğimiz imkanları bize sunuyor. Bu yenilikler sayesinde tedarik zinciri daha hızlı, daha esnek ve daha sürdürülebilir hale geliyor. Ancak bu dönüşüm sadece teknolojik yeniliklerle sınırlı değil. Küresel ticaret savaşları, pandemi gibi beklenmedik olaylar tedarik zincirlerinin ne kadar kırılgan olabileceğini bizlere gösterdi. Bu nedenle esneklik ve dirençlilik kavramları hiç olmadığı kadar önem kazandı” dedi.
“Kullanıcı Beklentileri ve Teknoloji, Endüstriyle Birlikte Tedarikçileri de Dönüştürüyor” başlıklı bir sunum gerçekleştiren Togg CEO’su Gürcan Karakaş ise, “Burada en önemli nokta fikri mülkiyeti ülkemizde mi? Özgünlüğü bizde mi? Bizi bağımsız ve özel kılan konum o. Dolayısıyla fikir mülkiyeti sizde ise o zaman çok hızlı bir şekilde hareket edersiniz. Çok hızlı ürün geliştirebilirsiniz. Kullanıcı beklentilerinin gelişmesi ve bağlantılı teknolojilerle birlikte otomotiv farklı bir alana doğru gidiyor. Biz tedarikçilerimizin önemli bir bölümünü TAYSAD üyesi, TAYSAD’la beraber çalışmış ve bu ülkede teknoloji geliştirmiş şirketlerden seçtik. Yapay zekâ, siber güvenlik ve bunun her türlü türevini bilmemiz lazım. Enerji çözümlerinin her türlü hizmet boyutundan anlamak lazım. Otomotiv sektörünün dışında peki nerede bu bilgiler, teknolojiler ve iş modelleri? Hepsi ağırlıklı olarak start-up’larda. Bu start-up’lara da baktığımızda 15 kişilik-20 kişilik şirketler, bazıları daha da küçük ama fikirleri mükemmel. Onları bir araya getirebilmek oldukça önemli. Yani biz 1000’in üzerinde start-up’ı inceledik ve 33 tanesinin fikirlerini değerlendirmeye aldık. Onlarla beraber ekosistemi yavaş yavaş oluşturmaya başladık” diye konuştu.
Taşıt Araçları Tedarik Sanayicileri Derneği (TAYSAD), yeni uygulama ve düzenlemelerin yanı sıra sektördeki değişimin ele alındığı sektöre örnek çalışmalarına devam ediyor. Bu kapsamda Türkiye otomotiv tedarik sanayinin tek temsilcisi olan TAYSAD, bu yıl 3’üncüsü gerçekleştirilen Tedarik Zinciri Konferansı ile tedarik sanayicileri ile sektörün öncü isimlerini bir araya getirdi.
Minimal kodlamayla iş süreçleri dijitalleştirilebilir!
TAYSAD Yönetim Kurulu Üyesi Fatih Uysal,
Tedarik zinciri yönetimi alanında yaşanan dönüşüm sürecini ele alan ve “Dönüşüm” temasıyla gerçekleştirilen etkinliğin açılışında konuşan TAYSAD Yönetim Kurulu Üyesi Fatih Uysal, “Bu konferans tedarik zincirlerinin nasıl değiştiğini, evrildiğini ve gelecekteki zorluklara nasıl hazırlandığını tartışmak için büyük fırsatlar sunuyor” dedi. Teknolojideki hızlı ilerleyişin iş yapış şekillerinden tedarik zinciri süreçlerine kadar sektörde köklü bir değişime yol açtığını belirten Fatih Uysal, şunları söyledi: “Endüstri 4.0, yapay zekâ, büyük veri analitiği, IOT gibi yenilikler tedarik zincirinde daha önce hayal bile edemeyeceğimiz imkanları bize sunuyor. Bu yenilikler sayesinde tedarik zinciri daha hızlı, daha esnek ve daha sürdürülebilir hale geliyor. Ancak bu dönüşüm sadece teknolojik yeniliklerle sınırlı değil. Küresel ticaret savaşları, pandemi gibi beklenmedik olaylar tedarik zincirlerinin ne kadar kırılgan olabileceğini bizlere gösterdi. Bu nedenle esneklik ve dirençlilik kavramları hiç olmadığı kadar önem kazandı. Tedarik zincirlerinin geleceğe uyum sağlayabilmesi için hem teknolojik yenilikleri benimsemeli hem de stratejik olarak esnek ve dayanıklı yapılar oluşturmalıyız. Bu esnek dayanıklılık ise teknolojik dönüşümün başarılı olabilmesi için en önemli unsura, insana dayanıyor. Yapay zekâ desteği ile düşük kod platformları artık ileri yazılım bilgisine sahip olmayan kişilerin bile minimal kodlama bilgisiyle uygulama geliştirmesine olanak sağlıyor. Bu teknolojilere yatırım yaparak ve çalışanlarımızı bu yetkinliklerle donatarak minimal kodlama bilgisiyle hızlı bir şekilde iç süreçlerimizi dijitalleştirebiliriz.”
Gelişim için start-up’ları inceleyin!
Togg CEO’su Gürcan Karakaş
Açılışın ardından Togg CEO’su Gürcan Karakaş, “Kullanıcı Beklentileri ve Teknoloji, Endüstriyle Birlikte Tedarikçileri de Dönüştürüyor” başlıklı bir sunum gerçekleştirdi. Gürcan Karakaş, “Bizim şu an itibarıyla 30 binin üzerinde aracımız trafikte. Burada en önemli nokta fikri mülkiyeti ülkemizde mi? Özgünlüğü bizde mi? Bizi bağımsız ve özel kılan konum o. Dolayısıyla fikir mülkiyeti sizde ise o zaman çok hızlı bir şekilde hareket edersiniz. Çok hızlı ürün geliştirebilirsiniz” dedi. Kullanıcı beklentilerinin gelişmesi ve bağlantılı teknolojilerle birlikte otomotivin farklı bir alana doğru gittiğini ifade eden Gürcan Karakaş, şöyle devam etti: “Biz tedarikçilerimizin önemli bir bölümünü TAYSAD üyesi, TAYSAD’la beraber çalışmış ve bu ülkede teknoloji geliştirmiş şirketlerden seçtik. Bu 128 tane firmaya biz tedarikçi değil iş ortağımız diyoruz. Yapay zekâ, siber güvenlik ve bunun her türlü türevini bilmemiz lazım. Enerji çözümlerinin her türlü hizmet boyutundan anlamak lazım. Otomotiv sektörünün dışında peki nerede bu bilgiler, teknolojiler ve iş modelleri? Hepsi ağırlıklı olarak start-up’larda. Bu start-up’lara da baktığımızda 15 kişilik-20 kişilik şirketler, bazıları daha da küçük ama fikirleri mükemmel. Yani biz 1000’in üzerinde start-up’ı inceledik. 33 tanesinin fikirlerini değerlendirmeye aldık. Onlarla beraber ekosistemi yavaş yavaş oluşturmaya başladık. 2035 yılında karbon sıfır bir marka olma şansımız var. Tesisimizi Bursa’da yemyeşil bir alana kurduk. Oranın yemyeşil kalması için bunu yapmamız lazım. Yeni nesillere olan sorumluluklarımız nedeniyle de bunu yapmamız lazım.”
İyi uygulama örnekleri incelendi!
Konferansın ilk bölümünde, Digitopia CEO’su ve TRAI Kurucusu Halil Aksu “Yapay Zekâ Çağında Dijital Başarıya Hazır mısınız?” başlığıyla, Norm Digital’den Yazılım ve Yapay Zekâ Direktörü Prof. Dr. Deniz Kılınç ise “Dijital Dönüşüm Sürecinde İşletmelerin Yapay Zekâ Yol Haritası” isimli sunumuyla katılımcılarla görüşlerini paylaştı. Konferansın öğleden sonraki bölümü, PwC’den Kıdemli Direktör Luc Van Ostaeyen’in “Lojistikte Maliyet Optimizasyonu” başlıklı sunumuyla başladı. Ardından İyi Uygulama Örneği bölümünde Standard Profil Grup Endirekt Satınalma Direktörü İrfan Can Karakurt ve Nuvolog CEO’su Abdullah Cansu’nun katılımıyla “Uçtan Uca Lojistik” masaya yatırıldı. Diğer İyi Uygulama Örneği ise, Maysan Mando Satınalma Süpervizörü Ahmet Demir ve Maysan Mando Satınalma Uzmanı Erdi Mihalıçlı’nın sunumuyla “Fiyat Eskalasyon Anlaşmalarının Dijitalizasyonu” oldu. Konferansın kapanış konuşmasını ise, TAYSAD Yönetim Kurulu Üyesi Tülay Hacıoğlu Şengül gerçekleştirdi. Konferansın platin sponsorluğu Proservice, gümüş sponsorluğu Nuvolog, bronz sponsorlukları CEVA, Climease, Seeburger, Xometry ve stant sponsorluğu IFS tarafından karşılandı.
Startup Wise Guys’ın General Partneri Günce Önür, stüdyolarımızda konuğumuz oldu ve girişimlerin globalleşme yolculuğunu detaylı bir şekilde irdeledi. Kimya mühendisliği eğitimi ile kariyerine başlayan Günce Önür, üniversite yıllarında bir girişimcilik etkinliği vasıtasıyla girişimcilikle tanıştığını belirtti. Kariyerine bir VC’de (Risk Sermayesi) görev alarak devam eden Önür, farklı fonlarda da sorumluluk üstlendi ve nihayetinde Startup Wise Guys ile yollarının kesiştiğini ifade etti.
Startup Wise Guys’ın girişimleri nasıl değerlendirdiği sorusuna detaylı bir cevap veren Önür, öncelikle kuruluşun derinlemesine faaliyetlerinden ve amaçlarından bahsetti. Erken aşama girişimlere yatırım yapan Startup Wise Guys, şu ana kadar 460’dan fazla girişime yatırım yapmış ve Türkiye’den 32 girişime destek sağlamıştır. Türkiye’deki yatırımcıların fonlarda bulunduğunu ve bu bölgedeki geri dönüşlerden memnun olduklarını belirtti. Ayrıca, girişimcilerin ihtiyaçlarına göre farklı alternatif destekler sunduklarını ve daha erken aşamadaki girişimlere hızlandırma programları ile yatırım yaptıklarını ekledi.
Girişimler, Startup Wise Guys’a katıldıktan sonraki 6 ay içinde 5 kat değer kazanmaktadır. Yatırım sonrası ilk üç ayın çok önemli olduğunu belirten Önür, bu sürede paranın nasıl harcanacağı, hangi pazarlara girileceği gibi spesifik konulara odaklandıklarını vurguladı. İlk yılın sonunda globalleşme stratejileri, büyük yatırımcılardan yatırım alma ve ekip kurmanın önemi üzerinde durduklarını söyledi.
Estonya ve diğer ülkelerin girişimlere yönelik teşvik edici ekosistemlerinden bahseden Önür, Türkiye’deki girişim ekosisteminin de verimli olduğunu ve 7 unicorn çıkardığını belirtti. Bu tür ülkelerdeki girişimlerin yurtdışı açılımlarında dikkat etmeleri gereken noktalara geniş bir şekilde değindi.
Yoğun çalışmalar içerisinde hızla değişen dünya ve trendleri takip etmenin önemine vurgu yapan Günce Önür, uzun soluklu yatırımlarda yüksek risk-yüksek getiri metodunu benimsediklerini belirtti. Girişimlerde öncelikle ekibe ve tutkuya baktıklarını, ardından pazar hacmi gibi detayları analiz ederek girişimlerle ilişkilerini kurduklarını ifade etti.
Günce Önür, önemli bir noktaya da dikkat çekti: “Önce Türkiye’yi hallet, sonra globale gidersin” anlayışının yerine, girişimcilerin ölçeklenebilir bir iş modeli üzerine odaklanarak globalleşme sürecini en başından planlamaları gerektiğini detaylı bir şekilde ele aldı.
Daha fazla detay için YouTube kanalımız üzerinden röportajımızı izleyebilirsiniz.
Yapay zekâ yarışı hız kazanırken, işin yazılım ve uygulama kısmı kadar donanım tarafı da giderek önemli hale geliyor. Bunun en net örneği, 3 sene öncesine dek orta halli bir GPU firması olan Nvidia’nın dünyanın en değerli şirketlerinden birisine dönüşmesi. Hal böyleyken, şirketler yapay zekâ alanında kendisine avantaj sağlayabilecek yenilikçi donanım üreticilerine de giderek daha sıcak bakıyor. Bunlardan birisi olan Rain AI şimdiden OpenAI CEO’su Sam Altman’ın desteğini kazanmış durumda.
Üstelik henüz herhangi bir ürün geliştirmeyen firma 75 milyon doların üzerinde fon toplamanın yanı sıra, 2 üst düzey yöneticiyi de işe almayı başardı. Apple’da 17 yıldır çalışan ve son 5 yıldır SoC Mühendisliği (anakarta monte edilmiş ayrı bileşenler kullanmak yerine, bir elektronik cihazın birçok veya tüm üst düzey işlev öğelerini tek bir çip üzerinde birleştiren bir tür entegre devre tasarımı) Kıdemli Direktörü olarak görev alan Jean-Didier Allegrucci, Rain AI bünyesine katıldı.
Yeni görevinde Allegrucci, Rain AI’ın enerji tasarruflu donanım ürünlerinin silikon ve sistem çalışmalarını denetleyecek ve giderek büyüyen bir müşteri ve iş ortağı listesinin yapay zekayı dağıtmasına ve ürünleştirmesine yardımcı olacak.
OpenAI’nin kurucu ortağı Sam Altman ve Y Combinator tarafından desteklenen San Francisco merkezli Rain AI, yapay zekâ platformları için yeni donanım geliştirmek isteyen ve sayıları giderek artan girişimlerden biri. Firma bellek içi hesaplama olarak adlandırılan, insan zihninin en iyi çalışma şeklini model alan ve bilgileri kaydedildikleri yerde işleyerek enerji tüketiminde israfı önlemeyi garanti eden bir yol araştırıyor.
Rain AI Yönetim Kurulu Başkanı William Passo bir basın açıklamasında şunları söyledi: “Yeni bellek içi hesaplama uzmanlığımız, günümüzün üretken yapay zekâ modellerinin gerçek potansiyelini ortaya çıkarmaya yardımcı olacak ve bizi her yerde en hızlı, en ucuz ve en üstün yapay zekâ modellerini çalıştırmaya bir adım daha yaklaştıracak.”
Firma geçtiğimiz haftalarda da Facebook, Instagram ve WhatsApp’ın çatı kuruluşu Meta’da mimari lider olarak görev yapan Amin Firoozshahian’ı bünyesine kattığını duyurmuştu. 2017 yılında kurulan Rain AI son dönemde hızlı bir yükseliş sergiliyor gibi gözükmekte.
Bununla birlikte, OpenAI CEO’su Sam Altman’ın Rain AI’da (eski adıyla Rain Neuromorphics) hissedar olması ve OpenAI’ın henüz ticari bir ürün sunamamış firmayla 51 milyon dolarlık anlaşma yapması ciddi eleştirilere konu olmuştu.
Hepsiburada, Dünya KOBİ Günü’nde e-ticareti büyütecek anahtar teslim çözümlerini ve Hepsiburada İş Ortağım platformu üzerinden KOBİ’lere sunduğu destekleri tanıtarak, platforma eklenen yeni özellikleri paylaştı.
Hepsiburada’nın KOBİ’ler için uçtan uca dijitalleşme desteği sağlayarak yerli üreticilerin ve KOBİ’lerin ürünlerini Türkiye ve dünya ile buluşturduğunu vurgulayan Hepsiburada Ticari Grup Başkanı Ender Özgün şunları ifade etti:
“Hepsiburada İş Ortağım portalındaki dönüşüm sayesinde, e-ticarete başlamak isteyen bir işletmenin 3 saat içerisinde ilk satışını yapabilmesine olanak sağlayacağız. Bu sayede önümüzdeki bir yıl içinde 100 bin işletmeyi e-ticarete taşımayı hedefliyoruz. Hepsiburada olarak amacımız ticaretin dijitalleşmesine liderlik etmek. Sahip olduğumuz teknolojik yetkinlikleri ve 25 seneye yakın tecrübeyi Türkiye’nin KOBİ’lerini dijitale taşımak için kullanmaya hazırız.”
Hepsiburada ekosistemiyle bugüne kadar 400 bin işletmeyi e-ticaretle tanıştırdıklarını ve 5 milyon kişinin istihdamına katkı sağladıklarını da sözlerine ekleyen Ender Özgün, “Hepsiburada olarak, lojistik, reklam ve finansal teknoloji çözümlerinin yanı sıra Hepsiburada İş Ortağım Platformu ile KOBİ’lerin e-ticarete giriş bariyerlerini ortadan kaldırmayı ve e-ticaretteki başarılarını artırmayı amaçlıyoruz. Anahtar teslimi çözümlerimizle Türkiye’nin KOBİ’lerini e-ticaretle tanıştırıyor, onları büyütüyor ve isterlerse e-ihracatla yurt dışına taşıyoruz” dedi.
Satışların %68’i iş ortaklarından
Hepsiburada’nın ilk çeyrekte bir önceki yılın birinci çeyreğine oranla sipariş adedinde %22, toplam satış hacminde ise %138 oranında büyüdüğünü ve satışların %68’inin pazaryerinden geldiğini belirten Özgün şöyle konuştu:
” Dünya KOBİ Günü vesilesiyle, Türkiye’nin dört bir yanındaki küçük ve orta ölçekli işletmelerimizin başarılarını ve ekonomimize kattıkları değeri kutluyoruz. Hepsiburada olarak, KOBİ’lerin dijital dünyada büyümelerine ve gelişmelerine destek olmayı sürdürüyoruz. İnovasyon ve dijital dönüşüm yolculuğunda KOBİ’lerin yanında yer alarak, onların rekabet gücünü artırmalarına ve sürdürülebilir bir gelecek inşa etmelerine katkıda bulunmaktan gurur duyuyoruz. Tüm KOBİ’lerimizin Dünya KOBİ Günü’nü en içten dileklerimizle bir kez daha kutluyor, başarılarının devamını diliyoruz.”
KOBİ’ler için her alanda tam destek
İşlerini büyütmek isteyen işletmelerin en önemli ihtiyacının doğru kitleye erişim olduğunu paylaşan Ender Özgün, “Yapay zekaya dayalı reklam çözümleri geliştiren HepsiAds ile iş ortaklarımıza dijital pazarlama stratejileri sunuyoruz. Farklı medya kanallarında reklam çözümleri sunarak, KOBİ’lerin geniş bir pazarlama yelpazesine erişimini sağlıyoruz, ürün ve mağaza görünürlüğünü artırıyoruz. Kişiselleştirilmiş pazarlama stratejileri, influencer iş birlikleri ve ürün tanıtımları gibi çeşitli reklam hizmetleriyle, müşteri erişimi ve satış artışı elde etmelerini hedefliyoruz” dedi.
Satışların devamlılığında müşteri memnuniyetinin önemini de hatırlatan Özgün, “Hızlı ve sorunsuz bir kargo süreci, e-ticarette müşteri deneyiminin en önemli unsurlarından biri. İş ortaklarımızın ürünlerini HepsiJet ile 81 ile taşıyarak pürüzsüz bir kargo denetimi sunuyoruz. Bugün Hepsijet satın alınan ürünlerin %82’sini ertesi gün teslim ediyor. Ayrıca HepsiJet ile anlaşmalı kargo fiyat avantajlarına ve rekabetçi teslimat seçeneklerine sahip oluyorlar. Böylece hem zamandan hem de maliyetten tasarruf etmelerini sağlıyoruz” diye konuştu.
Müşterilerine ve iş ortaklarına sundukları yeni nesil ödeme çözümlerine de değinen Hepsiburada Ticari Grup Başkanı Ender Özgün, “Hepsipay ile iş ortaklarımıza ödeme ve vadelendirme hizmetleri sunarak satış süreçlerini hızlandırıyor ve kolaylaştırıyoruz. E-ticarete yeni adım atan işletmelere hızlı ve güvenli bir ödeme geçidi sunarak dijitalleşme sürecinin en önemli adımlarından birinde uçtan uca destek oluyoruz” dedi.
Hepsiburada İş Ortağım Platformu yeni girişimcilere destek oluyor
Hepsiburada, Nisan ayında başlattığı yeni programla, İş Ortağım platformuna katılan satıcılara %60’a varan komisyon indirimleri, 1.000 TL HepsiAds reklam bakiyesi ve 29,99 TL’den başlayan avantajlı kargo fiyatları sunuyor. Ayrıca, satıcılar 5.000 TL değerinde alışveriş kuponu kazanarak rekabet güçlerini artırabiliyor.
Bugüne kadar Hepsiglobal ile 10 bin işletmeyi e-ihracata açan Hepsiburada, özellikle kadın girişimciler için özel bir program yürüterek, kadınların ekonomideki yerini güçlendirmeyi de hedefliyor.
Meta tarafından üretilen ve birçok tartışmaya neden olan Meta Ray-Ban akıllı gözlüğe rakip olacakSolos AirGo Visiontanıtıldı. Geçtiğimiz sene Meta ve Ray-Ban ortaklığı ile duyurulan akıllı gözlük, kişi gizliliği konusunda birçok tartışmaya neden olmuştu. Ancak özellikle vlog çekimlerinde sağladığı kolaylık ve Instagram’da anında paylaşım özelliği ile popülerleşmeye başlayan cihaz, yeni rakibi ile karşı karşıya.
Solos AirGo Vision, ChatGPT 4o desteği ile geliyor
Akıllı cihazın denildiğinde ilk akla gelen Meta Ray-Ban sektörde lider konumda olsa da, Solos AirGo VisionGPT 4oözelliği ile dikkatleri üzerine çekiyor. Şimdiye kadar sadece ses özellikli akıllı gözlükler tanıtan Solos, kamera özellikleri de eklenmiş yeni versiyonu OpenAI tarafından geliştirilen GPT-4o modeli ile birlikte duyurdu.
Solos AirGo Vision, Solos’un diğer gözlüklerinde kullanılan değişebilir çerçeve sistemi ile gelecek. Bu sistem sayesinde gözlükten kamerayı çıkararak, sadece normal bir gözlük olarak kullanabileceksiniz. Ek çerçevelerin fiyatı ise 89 ile 129 dolar arasında değişiyor.
Ayrıca cihazın, gelen aramaların ve bildirimlerin uyarısı için LED ışık ile donatılmış. Firma, kullanıcıların isterlerse Google Gemini veya Anthropic Claude AI modellerini de entegre edebileceklerini belirtiyor. Aynı Meta’nın Ray-Ban cihazlarda olduğu gibi, sesli sorulara yanıt verebilme özelliği de mevcut.
Lansman tarihi ve fiyat beklentisi
Henüz resmi bir lansman tarihi ve fiyatı belirlenmemiş olan Solos AirGo Vision’ın, 250 dolardan fazla bir fiyat etiketine sahip olması bekleniyor. Akıllı gözlüklerin kullanımı ve potansiyeli hakkında düşüncelerinizi yorumlarda paylaşabilirsiniz!
Meta CEO’su Mark Zuckerberg, katıldığı bir YouTube söyleşisinde, Instagram ünlüleriyle yapay zeka aracılığıyla sohbet edilebileceğini duyurdu. Bu yeni özellik sayesinde, Instagram’da ünlülere gönderilen DM’lere doğrudan cevap alınmasa bile yapay zeka botları aracılığıyla yanıtlar alınabilecek ve sohbet devam edebilecek.
Instagram, yapay zeka alanında yeni bir adım atarak AI Studio adlı özelliğini tanıttı. Bu özellik sayesinde, içerik üreticileri ve Instagram ünlüleri kendi yapay zeka destekli chat botlarını oluşturabilecekler. Bu botlar, fenomenlerin ve ünlülerin tarzını, kişiliğini ve karakterini yansıtacak şekilde tasarlanacak. Kullanıcıların gönderdiği DM’lere mantıklı ve rasyonel cevaplar verecek olan bu botlar, aynı zamanda çeşitli içerik önerilerinde de bulunabilecek.
Mark Zuckerberg, bu özelliğin şu an sadece ABD’de sınırlı sayıda Instagram fenomeni ve içerik yöneticisine sunulduğunu ve hala geliştirilme aşamasında olduğunu belirtti. Kullanıcıların gerçek biriyle konuştuklarını sanmamaları için, sohbet sırasında ‘AI’ veya ‘Beta’ gibi ifadeler kullanılacak.
Etkileşim ve bağlantılar artacak
Instagram, bu yenilikle birlikte içerik üreticilerinin takipçileriyle daha yakın bir bağ kurmalarını ve etkileşimi artırmalarını hedefliyor. Yapay zeka chatbotları, takipçilerin sorularına daha hızlı ve etkili bir şekilde yanıt vererek hem takipçi sayısının hem de Instagram kullanıcı sayısının artmasına katkı sağlayabilir.
Küresel yayılma bekleniyor
ABD’de başarılı olması halinde, bu yeni özelliğin diğer ülkelere de yayılması planlanıyor. Sizler bu yeni özellik hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi yorumlar kısmında bizlerle paylaşabilirsiniz.
Windows 95 ve tercihe göre Windows 3.11 ile çalışan, dünyanın en yavaş bilgisayarı olarak tanıtılan Pocket 386 satışa çıktı. Retro severlerin büyük bir ilgi göstermesi beklenen ve sadece işlemcisi bile 40 sene önce piyasaya sürülmüş olan bu taşınabilir cihazda Doom ve Commander Keen gibi oyunlar oynanabiliyor. İşte bilgisayara ait detaylar ve resmi satış fiyatı…
Pocket 386, transparan ve siyah renk seçenekleriyle sunuluyor. Söz konusu teknoloji ve bilişim dünyası olunca, bit pazarına her daim nur yağabiliyor. Kısa bir süre önce piyasaya sürülen Pocket 386, dünyanın en yavaş bilgisayarı olma ünvanını oldukça kısa sürede ele geçirdi. Windows 95 işletim sistemiyle ve 40 yıllık bir işlemciyle gelen cihaz, cep boyutunda olması ve dönemin kült oyunlarını oynatabiliyor olmasıyla büyük bir ilgi çekiyor.
Günümüzde retro oyunlara büyük bir ilgi var. Her ne kadar AAA kalitesindeki yapımlar yüz milyonlara varan satış rakamları elde etse de, belli bir kesim harıl harıl emülatör indirerek eski oyunları deneyimlemeye çalışıyor. Daha önce Book 8086 isimli retro cihazı piyasaya süren Çin menşeli geliştirici ekip tarafından satışa sunulan bu yeni cihaz, 40MHz 386 SX çip, 8MB DRAM, değiştirilebilir ekran kartı ve 90’lar nostaljisini hissettiren tasarımıyla da dikkat çekiyor.
Pocket 386’da, 7 inçlik IPS LCD ekranı, 16:9 ve 4:3 en boy oranları arasında geçiş yapabilme özelliği de yer alıyor. Cihazın ekranı, yüksek renk doğruluğu ve geniş izleme açıları sunarak kullanıcılara nostaljik bir deneyim yaşatıyor. Ayrıca cihazın taşınabilir olması, retro oyun severler için büyük bir avantaj sağlıyor.
Pocket 386’nın bağlantı seçenekleri de oldukça geniş. Cihazda bulunan USB ve HDMI çıkışları sayesinde, modern cihazlara kolaylıkla bağlanabiliyor. Ayrıca, cihazın taşınabilirliği sayesinde her yerde kullanılabiliyor olması, kullanıcıların retro oyun deneyimini diledikleri her yere taşımasına imkan tanıyor.
Cihazın satış fiyatı an itibarıyla 187 dolar (6.120 TL) olarak göze çarpıyor. Retro teknoloji meraklılarının ve koleksiyoncuların büyük ilgisini çekecek bu cihaz, hem nostaljik bir yolculuğa çıkmak isteyenler için hem de eski oyunları modern dünyada yeniden deneyimlemek isteyenler için mükemmel bir seçenek sunuyor.
Pocket 386, retro teknolojiye olan ilginin yeniden canlandığı bu dönemde, teknolojinin ne kadar hızlı ilerlediğini ve geçmişteki cihazların nasıl bir deneyim sunduğunu hatırlatıyor. Teknoloji dünyasındaki hızlı değişimlere rağmen, eski cihazlara duyulan bu ilgi, nostaljinin ve geçmişe duyulan özlemin bir göstergesi olarak karşımıza çıkıyor.
Çin, tamamen karbon fiberden yapılmış dünyanın ilk yolcu treninihizmete sunmaya hazırlanıyor. “Cetrovo 1.0” veya “Carbon Star Rapid Transit” olarak bilinen bu inovatif tren, geleneksel trenlere göre çok daha hafif, enerji açısından daha verimli ve yolculara üst düzey konfor sunuyor. Qingdao Sifang Rolling Stock Co. tarafından geliştirilen metro treni, fabrika testlerini başarıyla tamamladı ve bu yıl içerisinde raylara çıkarak düzenli seferlere başlaması bekleniyor.
Cetrovo 1.0‘ın ana taşıyıcı yapıları, gövde ve boji şasisi dahil olmak üzere, tamamen karbon fiberden imal edildi. Bu ileri teknoloji malzemesi sayesinde tren, geleneksel muadillerine göre %11 daha hafif. Bu inanılmaz hafiflik, trenin enerji tüketimini %7 oranında azaltıyor ve yıllık karbon emisyonlarını 130 ton gibi muazzam bir oranda düşürüyor. Karbon fiberin sunduğu avantajlar bununla sınırlı değil. Daha hafif bir tren, tekerlek ve raylarda daha az aşınma sağlayarak bakım maliyetlerini önemli ölçüde düşürecek.
karbon fiber yolcu trenini enerji verimliliği ile de dikkat çekiyor. Geleneksel trenlere kıyasla daha az enerji tüketimi, hem çevreye duyarlı hem de ekonomik bir çözüm sunuyor. Bu özelliği ile tren, sürdürülebilir ulaşımın önemli bir örneği olarak öne çıkıyor. Ayrıca, trenin daha az enerji tüketimi ve düşük karbon emisyonları, şehirlerdeki hava kalitesini iyileştirme potansiyeline sahip.
Cetrovo 1.0, yalnızca teknik özellikleriyle değil, yolcu konforu açısından da üstün bir deneyim sunuyor. Azalan titreşim ve gürültü sayesinde yolcular, daha sessiz ve rahat bir yolculuk yapabilecekler. Trenin iç tasarımı, modern ve ergonomik koltuklar, geniş alanlar ve yüksek kaliteli malzemelerle donatılarak yolcuların konforunu maksimize ediyor.
Tamamen otonom ve sürücüsüz
Cetrovo 1.0, tamamen otonom ve sürücüsüz bir metro treni olarak tasarlandı. Bu özellik, operasyonel verimliliği artırırken, insan hatasından kaynaklanan riskleri de minimize ediyor. Gelişmiş yapay zeka ve sensör sistemleri ile donatılan tren, güvenli ve kesintisiz bir hizmet sunmayı amaçlıyor.
Çin’in teknolojik inovasyonda yeni adımı
Çin’in bu yenilikçi adımı, teknolojik inovasyon ve sürdürülebilir ulaşım alanında önemli bir kilometre taşı olarak nitelendiriliyor. Ülkenin bu alandaki yatırımları ve başarıları, gelecekteki ulaşım çözümlerine yönelik umut verici gelişmelerin habercisi. Cetrovo 1.0‘ın başarıya ulaşması, diğer ülkeler için de örnek teşkil edebilir ve küresel ölçekte sürdürülebilir ulaşım çözümlerine ilham verebilir.
Cetrovo 1.0‘ın, bu yılın sonlarında Qingdao şehrinde düzenli seferlere başlaması bekleniyor. Çin’in bu ileri teknoloji harikası treni, hem çevre dostu yapısı hem de üstün konfor özellikleri ile gelecek nesil ulaşımın öncüsü olma yolunda ilerliyor.
Microsoft, bilgisayarları çökerten KB5039302 numaralı Windows 11 güncellemesinin dağıtımını durdurdu. 26 Haziran 2024 tarihinde yayınlanan bu güncelleme, bazı sistemlerin durmadan yeniden başlatılmasına neden oluyor ve bilgisayarları kullanılamaz hale getiriyor. Özellikle Windows 11 güncellemesi 22H2 ve 23H2 istemci sürümlerini çalıştıran cihazları etkileyen bu sorun, kullanıcılar arasında büyük bir rahatsızlık yarattı.
Microsoft’tan klasik çözüm: yüklemeyin
Windows 11 güncellemesi, şu ana kadar soruna kesin bir çözüm bulamasa da kullanıcılara KB5039302 güncellemesini yüklememelerinitavsiye ediyor. Şirket, bu ciddi hatanın daha fazla yayılmasını önlemek amacıyla güncellemenin dağıtımını askıya aldı. Özellikle CloudPC, DevBox veya Azure Virtual Desktop gibi yazılımlarla sanal makineler ve iç içe sanallaştırma kullanıldığında ortaya çıkan bu hata, bazı Windows 11 Home kullanıcıları tarafından da bildirildi.
Microsoft, sorunla ilgili bir düzeltme üzerinde çalıştığını belirterek kullanıcılardan bir sonraki güncellemeyi beklemelerini istiyor. Şirketin bu tür hataların önüne geçebilmek için daha dikkatli bir test süreci yürütmesi gerektiği düşünülüyor. Kullanıcılar, Microsoft’un bu ciddi hatayı hızlı bir şekilde düzeltmesini ve benzer sorunların tekrar yaşanmaması için gerekli önlemleri almasını bekliyor.
Bu olay, yazılım güncellemelerinin ne kadar kritik olduğunu bir kez daha gösteriyor. Güncellemeler, yeni özellikler ve güvenlik iyileştirmeleri sunsa da bazen ciddi sorunlara yol açabiliyor. Kullanıcıların, özellikle önemli güncellemeleri yüklemeden önce bir süre bekleyip potansiyel sorunlar hakkında bilgi edinmeleri tavsiye ediliyor.
Microsoft, bu tür hataların önüne geçmek için daha kapsamlı bir test süreci yürütmeli ve kullanıcı geri bildirimlerine daha fazla önem vermeli. Kullanıcıların bu süreçte dikkatli olmaları ve güncellemeler hakkında bilgi sahibi olmaları, olası sorunların önüne geçilmesine yardımcı olabilir.
Huawei, masaüstü işlemci pazarında büyük bir atılım yaparak Apple’ın M3 işlemcisi ile rekabet edecek düzeye geldiğini duyurdu. 5nm sürecinde üretilen TaiShan çekirdekleri ile dikkat çeken Huawei, son dönemde Nvidia A100 hızlandırıcısına yakın performans sergileyen Ascend hızlandırıcıları ile de önemli bir başarı elde etti.
Gelen sızıntılara göre, Huawei yeni bir çekirdek mimarisi üzerinde yoğun bir şekilde çalışıyor. TaiShan çekirdeklerinin, Kirin 9000s işlemcisindeki Cortex-A510 çekirdeklerinin yerini alması bekleniyor. Bu yeni nesil çekirdeklerin çok daha yüksek performans ve verimlilik sunduğu ifade ediliyor. Huawei’nin yeni nesil TaiShan V130 mimarisini kullanacağı ve bu mimarinin Kirin 9100 yonga setinde yer alacağı belirtiliyor.
5nm sürecinde üretilecek olan bu yeni TaiShan çekirdeklerini kullanan masaüstü KunPeng işlemcisinin, Apple M3 ile rekabet edebilecek düzeyde olduğu iddia ediliyor. Bu rekabetin hangi kategoride olacağı henüz netlik kazanmış değil. Sadece düşük güç çekirdekleri mi yoksa yonga setinin geneli mi rekabet edecek henüz bilinmiyor. Eğer yonga setinin genelinde bir rekabet olacaksa, Huawei’nin büyük bir başarıya imza attığını söylemek mümkün.
Performans ve verimlilik
TaiShan çekirdeklerinin öne çıkan özelliklerinden biri, düşük güç tüketimi ile yüksek performans sunmaları. Kirin 9000s işlemcisindeki Cortex-A510 çekirdeklerine kıyasla çok daha verimli oldukları ifade ediliyor. Bu da, özellikle enerji verimliliği ve performansın kritik olduğu mobil cihazlar ve taşınabilir bilgisayarlar için büyük bir avantaj sağlıyor.
Huawei, son yıllarda işlemci ve yonga seti geliştirme konusundaki çabalarını artırdı. Ascend hızlandırıcılarının Nvidia A100 hızlandırıcılarına yakın performans göstermesi, şirketin bu alandaki iddiasını ortaya koyuyor. Şimdi ise, masaüstü işlemcilerde Apple gibi dev bir rakibe meydan okuyarak çıtayı daha da yükseltiyor.
Firmanın yeni TaiShan çekirdeklerinin yanı sıra, diğer teknolojik ilerlemeleri de dikkat çekiyor. 5nm üretim süreci, daha küçük, daha hızlı ve daha enerji verimli yongaların üretilmesine olanak tanıyor. Bu süreç, Huawei’nin hem mobil cihazlar hem de masaüstü bilgisayarlar için güçlü ve verimli çözümler sunmasını sağlıyor.
Huawei’nin Apple M3 ile rekabet edebilmesi, teknoloji dünyasında büyük bir yankı uyandırabilir. Apple, M serisi işlemcileriyle performans ve verimlilik konularında önemli bir başarı yakaladı. Huawei’nin bu başarıya meydan okuyacak düzeye gelmesi, pazarın dinamiklerini değiştirebilir. Özellikle masaüstü ve dizüstü bilgisayar kullanıcıları için daha fazla seçenek sunulması, tüketiciler için de büyük bir avantaj olabilir.
Huawei’nin bu alandaki çalışmaları ve gelecek planları merakla bekleniyor. Şirketin TaiShan çekirdekleri ve diğer yenilikçi teknolojileri ile nasıl bir performans sergileyeceği, teknoloji dünyasında büyük bir ilgiyle takip edilecek.
Reading Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, yapay zekâ tarafından üretilen sınav cevaplarını gizlice göndererek kendi profesörlerini kandırdılar ve gerçek öğrencilerden daha iyi notlar aldılar. Proje kapsamında sahte öğrenci kimlikleri yaratılarak, lisans dersleri için eve götürülen çevrimiçi değerlendirmelerde ChatGPT-4 tarafından oluşturulan düzenlenmemiş yanıtlar gönderildi.
Projeden haberdar edilmeyen üniversite hocaları 33 girişten sadece birini sahte – kopya olarak işaretledi ve geri kalan yapay zekâ cevapları ortalamanın üzerinde notlar aldı. Yazarlar, bulgularının ChatGPT gibi YZ işlemcilerinin, bilgisayar öncüsü Alan Turing’in adını taşıyan “Turing testini” deneyimli jüri üyeleri tarafından fark edilmeden geçebildiklerini gösterdiğini söyledi.
İnsan eğitimcilerin YZ tarafından üretilen yanıtları tespit edip edemeyeceğini araştırmak için “türünün en büyük ve en sağlam kör çalışması” olarak nitelenen araştırmanın yazarları, bunun üniversitelerin öğrencileri nasıl değerlendirdiği konusunda önemli etkileri olduğu konusunda uyardı. Çalışma şu sonuca varmış: “Mevcut eğilimlere dayanarak, YZ’nin daha soyut akıl yürütme yeteneği artacak ve tespit edilebilirliği azalacak, bu da akademik dürüstlük için sorunun daha da kötüleşeceği anlamına geliyor.” Çalışmayı inceleyen uzmanlar, bunun evde yapılan sınavlar ya da gözetimsiz dersler için alarm veren bir durum olduğunu söyledi.
Üretken yapay zekâ araçları matematik ve geometride yetersiz
Bununla birlikte yapılan çalışmanın bir yapay zekâ doğruluk testi değil, yapay zekâyı fark edip edememe testi olduğunun altını çizmek gerekiyor. Yine son dönemde hızla yükselen ChatGPT baro sınavını geçti, ChatGPT reçete hazırlıyor gibi haberler ve araştırmaların tartışmalı olduğunu ve üretken yapay zekâ araçlarının özellikle geometri, matematik, fizik gibi bilim dallarında oldukça fazla hatalı cevap verdiğini (halüsinasyon gördüğünü) unutmamak gerekiyor.
Örneğin aşağıda görebileceğiniz üzere GPT 4 temelli ChatGPT’ye sinüs teoremi ile çözülebilecek nispeten biraz zorlayıcı bir geometri – trigonometri sorusu verdiğimizde, yapay zekâ son derece kendinden emin bir şekilde Yanlış cevap veriyor. Üstelik soruyu İngilizce ve Türkçe olarak sorduğumuzda 2 farklı yanıtla (ikisi de yanlış) karşılaşıyoruz.
Microsoft’un CoPilot üretken yapay zekâ aracı için de durum pek farklı değil. CoPilot soruyu anlamaktan bile oldukça uzak bir Yanlış cevap veriyor.
Dolayısıyla üretken yapay zekâ araçları görselleştirme, sesi yazıya – yazıyı sese dönüştürme, konu özetleme gibi konularda harikalar yaratsalar da pozitif ve rasyonel bilimler konusunda henüz pek de başarılı olmadıklarını unutmamak gerekiyor.
TikTok, Uber ve X gibi popüler platformların yüz ve ehliyet fotoğraflarını işleyerek kimlik doğrulama hizmeti sağlayan AU10TIX şirketi, yönetici kimlik bilgilerinin çevrimiçi olarak ifşa edilmesiyle gündeme geldi. 404 Media tarafından ortaya çıkarılan bu durum, bilgisayar korsanlarının kimlik doğrulama hizmetindeki hassas kullanıcı verilerine bir yıldan fazla bir süre boyunca erişebilmesine yol açtı.
2002 yılında İsrail’in Hod HaSharon kentinde kurulan AU10TIX, yaş, adres ve biyometrik doğrulamadan deepfake tespitine kadar geniş bir yelpazede kimlik doğrulama hizmetleri sunuyor. Şirket, TikTok, X, Bumble, Uber ve Coinbasegibi büyük platformlarla iş birliği yaparak bu hizmetleri sağlıyor. Örneğin, X’te hesabınızı doğrulamak için hem bir selfie hem de devlet tarafından verilmiş bir kimlik sağlanması gerekiyor. AU10TIX bu resimleri kimliğinizi doğrulamak için kullanıyor ve bu verileri 30 güne kadar saklıyor.
Ancak, 404 Media’nın raporuna göre, Eylül 2022’de bir AU10TIX çalışanın kimlik bilgileri kötü amaçlı yazılım tarafından toplandı ve Mart 2023’te bir Telegram kanalında paylaşıldı. Bu kimlik bilgileri, isimler, doğum tarihleri, uyruklar, kimlik numaraları ve yüklenen belgelerin türü dahil olmak üzere birçok hassas kullanıcı verisine erişim sağlıyordu. Dahası, belgelerin kendi görüntülerine bağlantılar da mevcuttu; bu da bilgisayar korsanlarının sayısız sürücü belgesine erişebilmesi anlamına geliyordu.
AU10TIX, 404 Media ile temasa geçtikten bir hafta sonra yaptığı açıklamada, olayın 18 ay önce meydana geldiğinibelirtti. Şirket, kapsamlı bir soruşturma sonucunda çalışanların kimlik bilgilerinin yasadışı yollardan erişildiğinitespit ettiklerini ve bu bilgilerin derhal iptal edildiğini açıkladı. AU10TIX, soruşturmanın ardından kimlik bilgilerinin artık kullanıcı verilerine erişmek için kullanılamayacağını ifade etti.
Buna karşılık, spiderSilk baş güvenlik görevlisi Mossab Hussein, kimlik bilgilerinin bu ay itibariyle hala çalıştığınıbelirtti. 404 Media’nın bu bilgiyi paylaşmasının ardından AU10TIX yeni bir açıklama yaparak, potansiyel olarak erişilebilir PII (Kişisel Tanımlayıcı Bilgi) verilerine dair mevcut bulgulara dayanarak herhangi bir istismar kanıtı görmediklerini belirtti. Şirket, müşterilerinin güvenliğinin son derece önemli olduğunu ve bilgilendirildikleriniekledi.
AU10TIX, ilgili operasyonel sistemi hizmet dışı bırakarak yeni bir sistemle değiştirmeye ve güvenlik önlemlerini iyileştirmeye devam edeceğini duyurdu.
Kullanıcı verilerinin bu denli tehlikeye atılması, güvenlik önlemlerinin ne kadar kritik olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Büyük platformlar ve hizmet sağlayıcılar, kullanıcı verilerinin korunması adına daha sıkı tedbirler almalı ve olası ihlallerin önüne geçmek için proaktif adımlar atmalıdır.
Medeniyet Teknopark, teknoloji ve inovasyon odaklı 15 kişilik bir iş grubu ile Londra’da düzenlenen “London Tech Week” etkinliğine katılım sağladı. Londra’da yeni küresel işbirlikleri hakkında açıklamalarda bulunan Medeniyet Teknopark Genel Müdürü Ali Ramazan Tak, “Bu etkinliğin amacı, girişimcilerin projelerini küresel pazarlara tanıtmak ve uluslararası işbirliklerini artırmaktı. Yaptığımız ikili görüşmeler ve heyetler arası görüşmelerde önemli sonuçlar aldık” dedi.
Türk teknoloji şirketleri küresel sahneye çıktı
Medeniyet Teknopark, Ticaret Bakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi’nin destekleriyle düzenlenen iş gezisinde, Türk teknoloji şirketleri ürünlerini dünya sahnesinde sergileme fırsatı buldu ve uluslararası işbirliği olanaklarını değerlendirdi. Ali Ramazan Tak, bu gezinin firmalara sağladığı faydaları ve elde edilen somut sonuçları vurguladı.
Firmalarımızı küresel pazarlara zorluyoruz
Tak, Medeniyet Teknopark’ın girişimcilik ekosisteminin bir parçası olarak, firmaların projelerini başarıyla tamamlamalarının yanı sıra ürünlerini küresel pazarlara taşımaları için gerekli tüm desteği sağladıklarını belirtti. “Firmalarımızı sadece desteklemekle kalmıyor, onları küresel pazarlarda yer almaları için zorluyoruz” diyen Tak, özellikle finansal teknoloji, sağlık teknolojileri ve savunma sanayi alanında faaliyet gösteren startupların bu iş gezisi kapsamında Londra’ya götürüldüğünü ifade etti.
Girişimciler ürünlerini tanıtma fırsatı buldu
Ali Ramazan Tak, 15 kişilik heyetle London Tech Week’de Türkiye Pavilyonu’nda girişimcilerin ürünlerini tanıtma fırsatı bulduklarını belirterek, “Etkinlik sırasında yapılan ikili ve yatırımcı görüşmeleri oldukça verimli geçti. Ayrıca Brunel Üniversitesi ve London South Bank Üniversitesi’nin girişimcilik merkezleri ziyaret edilerek, karşılıklı işbirliği toplantıları gerçekleştirildi” dedi.
Büyükelçimiz Koray Ertaş yatırımcıları tek tek dinledi
Tak, Londra Büyükelçisi Koray Ertaş’ı makamında ziyaret ettiklerini belirtti. Büyükelçi Ertaş, Türk firmalarını tek tek dinleyerek ilgili yerel ve yabancı firmalarla irtibat kurulmasını sağladı. Büyükelçilikte yapılan toplantılarda Londra pazarına açılmak isteyen iş adamları, sanayi ve ticaret ateşeleri ile bir araya geldi.
Londra’dan gelecek startuplara Medeniyet Teknopark ev sahipliği yapacak
Tak, Londra South Bank Üniversitesi ile yapılan işbirliği anlaşmasının Türk girişimcilerin Londra ekosistemine dahil olmalarını sağlarken, Londra’dan gelecek startuplar için de Medeniyet Teknopark’ın ev sahipliği yapacağını belirtti. “Bu önemli ticari seyahatin gerçekleşmesine katkı sunan Ticaret Bakanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi, Londra Büyükelçiliği ve Londra Ticaret Ateşemize teşekkür ediyoruz” ifadelerini kullandı.
Katılımcı firmalar ziyaretten memnun
Londra’daki zirveye katılan şirketler, önemli iş ağları geliştirdiklerini ve zirvenin şirketler için kısa ve orta vadede yeni iş sözleşmelerine kapı aralayabileceğini ifade etti. Firma temsilcilerinden Mustafa Mihmanlı, “Buraya finansal teknolojilerle ilgili çözümlerimizi tanıtmak ve İngiltere pazarına nasıl girebileceğimizi araştırmak için geldik. Görüşmelerimiz çok olumlu geçti ve büyük ilgiyle karşılandık” dedi.
Güney Kore’den gelen haberler, ülkenin önde gelen internet sağlayıcılarından KT’nin yarım milyondan fazla abonesinin bilgisayarına aktif olarak kötü amaçlı yazılım yüklediğini ortaya koyuyor. JBTC tarafından yapılan derinlemesine bir araştırma, KT’nin torrent trafiğini sınırlamak ve engellemek için bu yazılımı dağıttığını iddia ediyor.
Polis soruşturmasına göre, kötü amaçlı yazılımın dağıtılmasının ardındaki neden, büyük olasılıkla bir ağ yönetimi çözümü olarak BitTorrent trafiğine müdahale etmeyi amaçlıyordu. Ayrıca, maliyet tasarrufunun da önemli bir rol oynadığı belirtiliyor. Torrent trafiği, ağ üzerinde büyük bir yük oluşturduğundan ve maliyetli olabildiğinden, internet sağlayıcıları tarafından genellikle sınırlanmak isteniyor.
Güney koreli İSS Güney Kore’de dosya paylaşımı oldukça popüler ve özellikle Webhard hizmetleri yaygın olarak kullanılıyor. Webhard, dosyaların erişilebilir kalmasını sağlamak için özel web tohumları da sunan ücretli BitTorrent destekli hizmetlerdir. Bu hizmetler, Kore’de o kadar popüler hale geldi ki, internet sağlayıcıları bu trafiği fark etmeye başladı. KT, daha önce Grid Sistemine müdahale ettiği için yakalanmıştı ve 2020 yılında bir mahkeme davasında ağ yönetimi maliyetlerini gerekçe göstermişti.
600.000 kullanıcı etkilendi
internet sağlayacısı Torrent kullanlara Polis soruşturması sırasında KT’nin veri merkezine yapılan baskında, düzinelerce cihazın bant genişliğini sınırlamaktan daha fazlasını yaptığı tespit edildi. JBTC’nin raporuna göre, KT’nin kötü amaçlı yazılımı 600.000 aboneye dağıttığıbildirildi. Bu yazılım, abonelerin veri transferlerine müdahale etmek ve özel dosya transferlerini izlemek amacıylakullanıldı.
KT’nin kötü amaçlı yazılımı neden dağıttığı ve tam olarak ne yapmayı amaçladığı belirsizliğini koruyor. Polis, ağla ilgili maliyetler hakkında KT içinde tartışmalar yapıldığını ve finansal nedenlerin rol oynadığını düşünüyor. Webhard şirketlerinden birinin satış müdürü, torrent transferlerinin önemli bant genişliği maliyetlerine yol açtığını belirtti. Bu transferler, KT’nin ağı üzerinden gerçekleştirildiğinden, İSS’ye yılda milyonlarca dolara mal olabiliyor.
Güney koreli internet sağlayacısı Torrent kullanlara KT, ağındaki trafiği yönetmeyi amaçladığını savunsa da, bu plan açıkça geri tepti. Polis soruşturması halen devam ediyor ve savcılığa sevk edilen bir düzineden fazla şüpheli kişi tespit edildi. Bu olay, Güney Kore’nin internet sağlayıcıları ve kullanıcıları arasındaki güveni derinden sarsacak gibi görünüyor.
Rusya’nın 2022 yılında faaliyet dışı bıraktığı Resurs-P1 uydusunun parçalanması sonucunda yörüngeye dağılan 200 parça uzay çöpü, Uluslararası Uzay İstasyonu’ndaki (ISS) yedi astronotun güvenliğini tehlikeye attı. ISS’den yapılan açıklamaya göre, astronotlara Çarşamba günü çalışmayı bırakmaları ve “kendi uzay araçlarına sığınmaları” uyarısıyapıldı.
Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), uydu parçalarının yarattığı güvenlik tehdidinin birkaç gün daha devam edebileceğini ve astronotların bilimsel araştırmalarını ve diğer çalışmalarını kesintiye uğratabileceğini belirtti. NASA, Rusya’ya ait uydunun Alçak Dünya Yörüngesi’nde parçalanmasının Uluslararası Uzay İstasyonu’ndaki (ISS) astronotlar için güvenlik endişesi oluşturduğunu açıkladı.
NASA, Resurs-P1 uydusunun Dünya’nın etrafında 160-2000 kilometre aralığındaki yüksekliği ifade eden Alçak Dünya Yörüngesi’nde parçalandığını ve parçaların, ISS’deki astronotları bir saat boyunca güvenli alanlara sığınmaya zorladığını duyurdu. NASA ayrıca, Resurs-P1 uydusunun parçalarının ISS’deki astronotlar için kısa süreliğine güvenlik endişesi oluşturduğunu, bu parçaların halihazırda yörüngede bulunan uzay çöpü kütlesini artırdığını kaydetti.
100’ün üstünde parçaya ayrıldı
Resurs-P1’in parçalarını takip eden ABD Uzay Komutanlığı da uydunun 100’ün üstünde parçaya ayrıldığını ve parçaların diğer uydular için acil tehdit oluşturmadığını bildirdi. Uydunun parçalanma sebebinin henüz belirlenmediğini kaydeden NASA ve ABD Uzay Komutanlığı, olayın dün TSİ 19.00 civarında meydana geldiğini belirtti.
OpenAI, GPT-4 tabanlı yeni bir model olan CriticGPT‘yi tanıttı. CriticGPT, insan eğitmenlerin “insan geri bildirimi üzerine takviyeli öğrenme” (RLHF) sürecinde ChatGPT’nin yanıtlarını denetleyerek hataları tespit etmelerine yardımcı olacak. Firma, ChatGPT tarafından üretilen koddaki hataları belirlemek için tasarlanan bu yeni modelin, insanların büyük dil modeli (LLM) çıktılarını daha doğru hale getirmeyi hedeflediğini belirtiyor.
CriticGPT, insan eğitmenlere ChatGPT tarafından oluşturulan programlama kodunu incelemede yardımcı olmak için geliştirildi. OpenAI, bu yeni aracın yardımıyla kod gözden geçirme işlemlerinde insan performansını %60 oranında artırmayı başardıklarını iddia ediyor. CriticGPT, ChatGPT’ye güç veren aynı GPT-4 ailesine dayanıyor ve kodu analiz ederek olası hatalara işaret ediyor. Bu sayede insanlar, aksi takdirde fark edilemeyebilecek hataları daha kolay tespit edebiliyor.
Kodlama hatalarını tanımayı öğrendi
Araştırmacılar, CriticGPT’yi kasıtlı olarak eklenmiş hatalar içeren kod örneklerinden oluşan bir veri kümesi üzerinde eğitti. Bu eğitim süreci, modelin çeşitli kodlama hatalarını tanımasını ve işaretlemesini sağladı. OpenAI, RLHF sürecinde yapay zekaların hatalarını tespit ederek ince ayarların yapılmasını sağlamak için böyle bir araca ihtiyaç duyulduğunu belirtiyor. Zira yapay zekalar geliştikçe yaptıkları hatalar azalıyor veya fark edilmesi zorlaşıyor.
Yeni modelin eleştirileri, doğal hataları içeren vakaların %63’ünde ChatGPT’nin kendisi tarafından üretilenlere tercih edildi. Bunun nedeni, CriticGPT’nin daha az “nitpick” (yardımcı olmayan küçük şikayetler) üretmesi ve daha az sıklıkla halüsinasyon görmesi. OpenAI, CriticGPT’nin kod incelemelerinde daha ayrıntılı eleştiriler yazmasına yardımcı olmak için Force Sampling Beam Search (FSBS) adını verdikleri yeni bir teknik de geliştirdi.
OpenAI, kod üzerindeki deneylerin yanı sıra LLM eleştirmenlerinin genel yardımcı görevlerde nasıl performans gösterdiğini de araştırdı. CriticGPT’nin yeteneklerinin kodun ötesine geçtiği ve daha önce kusursuz olarak değerlendirilen ChatGPT eğitim verilerinin bir alt kümesinde hatalar bulduğu keşfedildi. Bu, modelin kod dışı görevlere de genelleme potansiyelini ve ince hataları yakalama yeteneğini gösteriyor.
CriticGPT’nin sınırlamaları
CriticGPT, GPT-4 üzerine inşa edilmiş bir yapay zeka modeli olduğu için bazı sınırlamaları bulunuyor. Model, daha dar ve kaliteli bir veri kümesinde eğitilmiş olsa da halüsinasyon görmeye devam ediyor. Bu da insanların yanlış etiketlemeler yapmasına neden olabiliyor. Ayrıca CriticGPT, uzun ve karmaşık görevleri değerlendirmede performans düşüklüğü yaşıyor. Model, belirli bir yerde tespit edilebilen hataları belirlemede oldukça iyi olsa da gerçek dünyadaki hatalar bir cevabın birçok bölümünde olabiliyor. OpenAI, CriticGPT’nin karmaşık görevlerde bir yere kadar yardımcı olabileceğini, ancak son derece karmaşık görevlerin doğru değerlendirilmesinde bir uzman yardımına ihtiyaç duyulabileceğini belirtiyor.
OpenAI, CriticGPT ile GPT-4’ün hatalarını GPT-4’e emanet ederek, yapay zeka modellerinin doğruluğunu artırmayı hedefliyor. CriticGPT, insan eğitmenlere kod gözden geçirme sürecinde önemli bir destek sunarken, aynı zamanda daha geniş görevlerde de etkili olabileceğini gösteriyor. Ancak, modelin sınırlamaları göz önüne alındığında, insan uzmanların rolü hala büyük önem taşıyor.
Doğuş Teknoloji’nin geleceğin iş dünyasına yön verecek girişimlere kapılarını açtığı yenilikçi girişim programı InvenDO Up, bu yılki değerlendirme sürecini tamamladı. Programa kabul edilen üç yenilikçi girişim ise Binclusive, Chex ve Caspipot oldu. InvenDO Up, bu girişimleri mentorluk, yatırımcı sunumu, teknik yol haritası, yeni müşteri edinimi, yerel ve global yatırım ağlarına erişim gibi birçok alanda destekleyecek.
Doğuş Teknoloji’nin inovasyon ve girişimcilik ekosistemine katkı sağlamak amacıyla sürdürdüğü ve bu yıl da çok sayıda başvuru alan girişimcilik programı InvenDO Up’ta değerlendirme süreci tamamlandı. Programa kabul edilen üç yenilikçi girişim ise Binclusive, Chex ve Caspipot oldu. InvenDO Up, bu girişimlere mentorluk, yatırımcı sunumu, teknik yol haritası, yeni müşteri edinimi, çalışma alanı ve toplantı odası desteği, yerel ve global yatırım ağlarına erişim gibi birçok alanda destek sunacak.
Güçlü Vizyona Sahip Yenilikçi Girişimler
Girişimlerin odaklandığı alanlara bakıldığında Binclusive; kurumların yazılımlarını ve içeriklerini 1 milyar insan için erişilebilir hale getirmeyi amaçlayan ve erişilebilirlik yasalarına uygun sertifikalandırmalarını sağlayan bir yapay zekâ çözümü sunuyor. Yiyecek-içecek ve yemek servisi pazarı oyuncuları için geliştirdiği yapay zekâ destekli uçtan uca çözümler ile dikkat çeken Chex, bu şirketler ve oyuncular için kâr maksimizasyonu sağlayan bir işletmeler arası SaaS girişimi olarak öne çıkıyor. Caspipot ise honeypot hizmetlerini dakikalar içinde oluşturulabilen, saldırganların takip edilebileceği ve saldırı yüzeyi izleme ile ihlal veri kontrolü sağlayan bir SaaS güvenlik çözümü sunuyor.
InvenDO Up Girişimcilere Değer Katıyor
InvenDO Up programına kabul edilen bu yenilikçi girişimler, Doğuş Teknoloji’nin sunduğu birçok destekten yararlanma fırsatı bulacak. Bu imkanlar arasında mentorluk, eğitim, Doğuş Grubu içinden ve dışından müşterilerle tanışma, yatırımcı sunumunun güncellenmesi, yerel ve global yatırım ağlarına erişim, teknik yol haritasının çıkarılması ve Doğuş Teknoloji’den yatırım alma gibi fırsatlar bulunuyor.
Doğuş Teknoloji’nin inovatif ve girişimci ruhunu yansıtan, geleceğin iş dünyasına yön verecek projelerin desteklenmesi ve geliştirilmesi amacıyla oluşturulmuş bir platform olan ve bu sene üçüncüsü gerçekleştirilen InvenDO Up Programı’na, bugüne kadar 650’nin üzerinde girişim başvuru yaptı. Bu yüksek başvuru sayısı, programın girişimcilik ekosisteminde ne kadar değerli ve etkili bir rol oynadığını gösteriyor.