InduPro, kanser ve otoimmün hastalıkların tedavisine yönelik 85 milyon dolarlık yatırım aldı

Kanser ve otoimmün hastalıklar için çığır açan yeni ilaçlar geliştiren biyoteknoloji girişimi InduPro, A serisi yatırım turunda 85 milyon dolar topladığını duyurdu. Yatırım turu, The Column Group ve Vida Ventures tarafından ortaklaşa yönetilirken, MRL Ventures Fund, Emerson Collective ve Euclidean Capital da turda yer aldı.

InduPro, bu yeni yatırımı ilk klinik ürününü geliştirmek ve Ar-Ge çalışmalarını daha da ilerletmek için kullanacak. 2022 yılında Rob Oslund ve Niyi Fadeyi tarafından kurulan şirket, hücre yüzeyindeki proteinler arasındaki etkileşimi kullanarak kişiye özel tedaviler geliştirmeye odaklanıyor. Bu yenilikçi yaklaşım, hastalıklı hücreleri doğrudan hedefleyerek daha etkili ve daha az yan etkili tedavilerin mümkün olmasını sağlıyor.

Şirketin patentli teknolojisi, yüksek çözünürlüklü yakınlık etiketleme yöntemini kullanarak hastalıkların biyolojik süreçlerine dair derin bilgiler sunuyor. Bu da araştırmacıların yeni ve daha etkili tedavi seçeneklerini keşfetmelerini hızlandırıyor.

Bazı bilim insanları, otoimmün hastalıklar ve kanser arasında genel bir bağlantı olduğunu savunuyor. Bu da,otoimmün hastalığa sahip kişilerin belirli kanser türlerini geliştirme riskini daha yüksek hale getiriyor. InduPro’nun çalışmaları, bu iki karmaşık sağlık sorunuyla mücadelede umut vaat ediyor.

InduPro CEO’su Rob Oslund şunları söyledi: “Bu yatırım, InduPro’nun kanser ve otoimmün hastalıklar için yeni nesil tedaviler geliştirme misyonunda önemli bir dönüm noktasını temsil ediyor. Deneyimli yatırımcılarımızın desteğiyle, Ar-Ge çalışmalarımızı hızlandıracak ve hastalarımıza daha önce hiç olmadığı kadar etkili tedavi seçenekleri sunmayı amaçlıyoruz.

InduPro’nun çalışmaları, tıp alanında önemli bir ilerleme potansiyeline sahip ve kanser ve otoimmün hastalıklarla mücadelede yeni bir umut ışığı yakıyor.

HarmonyOS, Çin’de iOS’u geçti!

Huawei’nin geliştirdiği işletim sistemi HarmonyOS, Çin mobil pazarında önemli bir başarı elde etti. Counterpoint Research tarafından yayımlanan son verilere göre, HarmonyOS, 2024 yılının ilk çeyreğinde Çin’de iOS’u geride bırakarak en popüler ikinci mobil işletim sistemi haline geldi. Bu başarı, Huawei’nin son yıllarda HarmonyOS’e yönelik yaptığı yeniliklerin ve stratejik hamlelerin bir sonucu olarak dikkat çekiyor.

HarmonyOS‘un pazar payı, 2023’ün ilk çeyreğinde %8 iken, 2024’ün aynı döneminde %17’ye yükseldi. Bu süre zarfında iOS‘un pazar payı ise %20’den %16’ya düştü. Analistler, Huawei’nin HarmonyOS’un kabulünü daha da artıracağınıve bu ivmenin önümüzdeki dönemde de sürmesini beklediklerini belirtiyorlar.

Huawei’nin ABD yaptırımları nedeniyle yaşadığı zorluklara rağmen, HarmonyOS‘un bu başarısı şirketin stratejik yönlendirmelerinin etkili olduğunu gösteriyor. Şirket ayrıca HarmonyOS’u sadece mobil cihazlarda değil, dizüstü bilgisayarlarda da kullanma planları yaparak büyüme hedeflerini genişletiyor.

Küresel ölçekte ise Android hâlâ en yaygın mobil işletim sistemi olma özelliğini koruyor, ancak HarmonyOS‘un küresel kullanım oranlarını da iki kat artırarak %4 seviyelerine çıkardığı bildiriliyor. Bu başarılar, Huawei’nin mobil teknoloji alanında giderek güçlenen bir oyuncu olarak konumunu sağlamlaştırdığını gösteriyor.

Huawei’nin Mate 60 ve Pura 70 serisi gibi yeni cihazlarının da HarmonyOS’u daha da popüler hale getireceği ve kullanıcı tabanını genişleteceği öngörülüyor. Şirket, HarmonyOS‘u daha fazla cihaza entegre etmek için çalışmalarını sürdürüyor ve bu sayede iOS ve Android gibi rakiplerine karşı rekabet gücünü artırıyor.

Voyager 1 yeniden faaliyete geçti

NASA’nın açıklamasına göre, Dünya’dan en uzak insan yapımı araç olan Voyager 1, Kasım ayında yaşadığı sorunun ardından Nisan ayında yeniden veri göndermeye başladı ve şimdi tamamen çalışır duruma geldi. Kasım 2023’te Dünya’ya bilimsel ve sistem verileri göndermeyi durduran Voyager 1, NASA mühendislerinin yoğun çalışmaları sonucu tekrar faaliyete geçti. NASA, uzay aracının üzerindeki dört bilimsel araçtan da veri alınabildiğini belirtti.

Voyager 114 Kasım 2023’te veri iletimini durdurduğunda NASA mühendisleri, uzay aracının hala komut aldığını ve normal çalıştığını tespit etmişti. Mart ayında, NASA’nın Jet İtki Laboratuvarı’ndaki (JPL) mühendisler, sorunun uzay aracının uçuş veri sistemi (FDS) adı verilen üç yerleşik bilgisayarından biriyle ilgili olduğunu açıkladı. FDS belleğinin bir bölümünün depolanmasından sorumlu bir çipin çalışmadığını fark eden mühendisler, etkilenen kodu belleğin başka bir yerine taşıyarak sorunu çözdü.

47 Yıllık başarı hikayesi

Dünya’dan 24 milyar kilometre uzakta bulunan Voyager 1, normal bilimsel operasyonlarını sürdürüyor. NASA, yalnızca zaman kaydetme yazılımını yeniden senkronize etmesi ve az kullanılan bir dijital kayıt cihazında biraz bakım yapmasının gerektiğini belirtiyor. 47 yıldır faaliyet gösteren ve uzayın derinliklerinde seyahat eden bir araç için bu büyük bir başarı olarak değerlendiriliyor.

Voyager 1, 1977’de Jüpiter ve Satürn’ü incelemek üzere beş yıllık bir uçuş göreviyle fırlatılmıştı. Kardeşi Voyager 2 ile birlikte ara sıra yaşanan sorunlara rağmen hizmet vermeye devam ediyor. NASA, uzay aracının ömrünü uzatmak adına 2017 yılında 30 yıldır kullanılmayan yedek iticileri devreye almıştı. Voyager uzay araçları, tarihin en uzun süre görev yapan ve en uzak mesafelere giden uzay araçları olarak kayda geçti.

Voyager 1‘in bu başarısı, uzay araştırmalarında insanlık için önemli bir kilometre taşı olmaya devam ediyor.

Xiaomi, yolsuzluk skandalı nedeniyle iki üst düzey yöneticisini kovdu

Çinli teknoloji devi Xiaomi, yolsuzlukla mücadele konusundaki kararlı duruşunu iki kilit yöneticisini görevden alarak gösterdi. Şirket, Latin Amerika bölgesinin eski genel müdürü Chen Bingxu ve Batı Avrupa bölümünün eski genel müdürü Owen‘ı yolsuzluk nedeniyle işten çıkardı.

Gelen bilgilere göre Chen Bingxu, rüşvet ve pahalı hediyeler aldığı, iş ortakları tarafından finanse edilen lüks eğlencelere katıldığı tespit edildi. Owen ise önemli finansal yatırımlar içeren dış kaynak kullanımı anlaşmalarına hile karıştırmakla suçlandı.

Soruşturma sonucunda Chen Bingxu, işten çıkarılmasının yanı sıra hisse senedi opsiyonlarını kaybetti ve şirketin mali kayıplarını tazmin etmek zorunda kaldı. Owen hakkında ise cezai kovuşturma başlatıldı.

Başarıyla büyümeye devam

Bu olaylara rağmen Xiaomi, uluslararası alandaki işlerini başarıyla büyütmeye devam ediyor. Araştırma şirketi Canalys‘e göre, 2024’ün ilk çeyreğinde Xiaomi, Latin Amerika pazarına 5,3 milyon cihaz sevk ederek yüzde 15,3’lük bir pazar payına sahip oldu.

AMD, RDNA mimarisini değiştirecek çoklu Chiplet GPU tasarımı üzerinde çalışıyor

0

AMD, kısa bir süre önce yaptığı patent başvurusuyla “çoklu chiplet” GPU tasarım seçeneklerini araştırdığını duyurdu. Bu gelişme, RDNA mimarilerinde büyük bir revizyona işaret ediyor. Çoklu çip çözümlerine bölünmüş karmaşık çip tasarımları, AMD için yeni bir yaklaşım değil. Şirket, zaten CPU’ları ve veri merkezi GPU’ları için çok yongalı tasarımlar kullanıyor. Ancak, yeni keşfedilen bir patente göre AMD, daha geniş bir uygulama yelpazesi için daha karmaşık çok çipli (Multi-Chiplet) GPU’lar üretmeyi planlıyor.

MCM (Multi-Chiplet Module – Çok Yongalı Modül) kavramı, özellikle monolitik tasarımların sınırlamaları nedeniyle giderek daha fazla trend haline geliyor. AMD, bir süredir bu tasarımı veri merkezlerinde ve tüketici sınıfı ürünlerinde kullanıyor. Ancak, keşfedilen patent, yaklaşımda önemli değişikliklerin yolda olduğuna işaret ediyor.

Üç Ayrı çip tasarımı ve üç farklı mod

AMD’nin patenti, kaynakların nasıl tahsis edildiği ve yönetildiği konusunda farklılaşan üç ayrı kalıba sahip çok çipli bir GPU’yu tanımlıyor. Bu, hem performansı artırabilecek hem de üretim maliyetlerini azaltabilecek bir yenilik. Patentte, GPU chipletleri olarak adlandırılan çoklu kalıplara bölünmüş bir GPU’dan bahsediliyor. Bu chipletler, birlikte tek bir GPU olarak veya AMD’nin “ikinci mod” olarak adlandırdığı şekilde birden fazla GPU olarak çalışabiliyor. GPU’nun toplamda üç modu olduğu belirtiliyor.

  • Tek GPU Modu: Günümüz GPU’larının işleyişine oldukça benzeyen bu modda, tüm chipletler birlikte tek bir GPU gibi çalışıyor.
  • Bağımsızlık Modu: Bu modda, her bir chiplet bağımsız olarak hareket ediyor ve kendi shader motorları içinde kendi görev planlamasını yapıyor.
  • Hibrit Mod: Bazı GPU chipletlerinin tek bir GPU olarak çalıştığı, diğerlerinin ise bağımsız GPU’lar olarak işlev gördüğü esnek bir yapılandırma sunuyor. Bu mod, ölçeklenebilirlik ve verimli kaynak kullanımı açısından avantajlar sağlıyor.

Bu patent, AMD’nin veri merkezi GPU tasarımlarını hedefliyor gibi görünüyor. Patent alınmış olsa da bu, AMD’nin MCM yaklaşımını tamamen değiştireceği anlamına gelmiyor. Çok çipli konfigürasyonlar performans avantajları ve ölçeklenebilirlik sunsalar da günümüzdeki üretim zorlukları bunların maliyetlerini artırıyor. AMD’nin tüketici segmenti için uygun tam bir çoklu GPU çözümünün olmaması da bunu gösteriyor.

Eğer AMD’nin yaklaşımını değiştirdiği varsayılırsa, yeni nesil RDNA mimarileriyle birlikte AMD’nin kendi özel Shader motorlarına sahip çoklu GCD’lerle (Graphics Compute Die) çoklu chiplet paketlemesine daha da ağırlık vermesi bekleniyor. Ancak bu, muhtemelen RDNA 5 veya sonrasında gerçekleşecek. Bu yöndeki adımın, High-NA ekipmanlarının yaygınlaşmasıyla atılması daha olası görünüyor. High-NA litografi araçlarıyla birlikte yarıya indirilmiş pozlama alanı, çok çipli tasarımlara önayak olabilir.

AMD’nin çoklu chiplet GPU tasarımları üzerine yaptığı bu yenilikçi hamle, gelecekte grafik işlemcilerde devrim niteliğinde değişiklikler getirebilir. Bu gelişmeler, hem performans artışı hem de maliyet düşüşü açısından büyük önem taşıyor.

Çin’in çip üretimi yaptırımlar nedeniyle zorlaşıyor!

0

Son yıllarda dünya çapında teknolojik liderlik mücadelelerinde önemli bir rol oynayan çip üretimi, ABD’nin yarı iletken yaptırımları altındaki Çin için önemli bir zorluk haline geldi. Nikkei’nin yeni bir raporuna göre, Çin, kritik litografi araçlarının sadece yüzde 1’ini üretebiliyor.

Litografi makineleri, çiplerin ve yongaların üretiminde temel rol oynayan araçlardır ve özellikle ASML gibi şirketlerin gelişmiş DUV ve EUV makinelerine erişimi kesildiğinden beri Çin için büyük bir engel teşkil etmektedir. Bu durum, ülkenin küresel çip üretimindeki bağımlılığını açıkça ortaya koymaktadır.

Rapora göre, Çin‘in yerli litografi araçları üreticileri ülkenin çip üretiminde kullanılan araçların yaklaşık yüzde 20’siniüretebilmektedir ancak kritik öneme sahip litografi araçlarının üretim oranı yüzde 1’in altında kalmaktadır. Bu durum, Çin‘in kendi kendine yeterli olma hedefleri için daha fazla yatırım yapması gerektiğini göstermektedir.

ABD ve Hollanda gibi ülkelerin ASML gibi şirketlerin Çin‘e hizmet vermesini yasaklaması da Çin‘in karşılaştığı zorlukları artırmaktadır. Bu yasaklar, Çin‘in yarı iletken endüstrisinin gelişimini birkaç yıl geciktirebilirken, ülkenin yerli işlemci ve çip üretimindeki çabalarını da kısıtlamaktadır.

ÇinHuawei gibi şirketler aracılığıyla kendi yerli teknolojilerini geliştirmiş olsa da, gelişmiş litografi teknolojilerine erişim konusundaki kısıtlamalar, ülkenin küresel çip üretimindeki rekabet gücünü etkilemektedir. Bu durum, Çin‘in teknolojik hedeflerine ulaşmasını zorlaştırmaktadır.

Sonuç olarak, Çin‘in çip üretimindeki yerli litografi araçları üretimindeki zorlukları, ülkenin teknolojik bağımsızlık ve küresel rekabet gücü hedeflerini etkileyen önemli bir faktör olarak öne çıkmaktadır.

Samsung Galaxy Ring’in şarj kutusu görüntülendi!

0

Samsung, önümüzdeki Unpacked etkinliğinde piyasaya süreceği yeni giyilebilir cihazı Galaxy Ring‘in şarj kutusunu ortaya çıkardı. Bu yeni cihaz, geçtiğimiz Şubat ayında Mobil Dünya Kongresi’nde yapılan bir tanıtımın ardından teknoloji severlerin ilgisini çekmişti. Şimdi ise, 10 Temmuz‘da gerçekleşecek Unpacked etkinliğinde resmi lansmanı yapılacak olan Galaxy Ring‘in şarj kutusu ile ilgili detaylar netleşti.

X’te yapılan yeni bir paylaşım sayesinde, Galaxy Ring’in şarj kutusunun ilk görüntüleri ortaya çıktı. Samsung, daha önce yüzüğü tanıtmış olsa da, şarj kutusu ilk kez gün yüzüne çıkmış oldu. Görsele göre, yüzük şarj kutusunun içerisinde yer alırken, şarj kablosunun yuvaya bağlanacağı ve kasanın kablosuz şarjı desteklemesinin muhtemel olduğu anlaşılıyor.

Dokuz güne kadar pil ömrü

Samsung, Galaxy Ring’in tek şarjla dokuz güne kadar pil ömrü sağlayacağını açıkladı. Ancak, yüzüğün boyutlarına göre batarya kapasitesinin değişebileceği ve dolayısıyla pil ömrünün de boyuta göre farklılık gösterebileceği belirtiliyor.

Fiyat ve çıkış tarihi

Son olarak, Galaxy Ring’in Ağustos ayından itibaren 300 ila 350 dolar arasında bir fiyat etiketiyle satışa sunulması bekleniyor. Bu yeni giyilebilir cihazın piyasaya sürülmesiyle, Samsung’un giyilebilir teknoloji pazarında önemli bir yer edinmesi amaçlanıyor.

Samsung’un bu yeni cihazı ile ilgili daha fazla detay ve kesin bilgiler için 10 Temmuz‘da gerçekleşecek olan Unpacked etkinliğini beklememiz gerekecek.

Yapay zeka MR taramalarında prostat kanserini daha iyi tespit ediyor

Son yayınlanan bir araştırmaya göre, yapay zeka (YZ), geleneksel radyologlardan daha doğru sonuçlar vererek prostat kanserini MR taramalarında tespit etmede önemli bir potansiyele sahipLancet tıbbi dergisinde yayımlanan bu çalışma, yapay zekanın prostat kanseri teşhisindeki rolünü yeniden tanımlıyor ve tıbbi teşhislerdeki geleceğini belirleyebilir.

Yapılan araştırmada, 20 farklı ülkeden 62 radyolog ve yapay zeka sistemlerinin performansı karşılaştırıldı. Beş yıl boyunca takip edilen hastaların MR taramaları incelendiğinde, yapay zekanın radyologlardan yaklaşık olarak yüzde 7 daha fazla kanser vakası tespit ettiği gözlendi. Ayrıca, yapay zeka sisteminin yanlış pozitif sonuç verme olasılığının da yüzde 50 daha az olduğu belirlendi. Bu durum, hem doğruluğun artmasına hem de gereksiz biyopsi sayısının azalmasına katkıda bulunabilir.

Yüksek prostat kanseri riski taşıyan erkekler için MR taramalarının önerilmesi, radyologların iş yükünü artırmış durumda. Ancak birçok ülkede deneyimli radyolog bulma zorluğu yaşanması, yapay zekanın bu alandaki potansiyelini daha da ön plana çıkarıyor. Yapay zeka, doktorların değerlendirmelerini destekleyerek hastaların daha hızlı ve doğru bir şekilde tedavi planı oluşturmalarına yardımcı olabilir. Ayrıca, gereksiz prostat biyopsilerinden kaçınma konusunda da önemli bir rol oynayarak hastaların yaşam kalitesini artırabilir.

Bu yeni gelişme, tıbbi teşhislerde yapay zekanın giderek artan bir şekilde benimsenmesini teşvik ederken, hastaların doğru ve zamanında tedavi almalarını sağlamak adına önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Yapay zekanın, MR taramaları gibi karmaşık görüntüleme tekniklerinde radyologlara destek olabileceği ve böylece tıbbın doğruluğunu ve etkinliğini artırabileceği umulmaktadır.

Starliner görevi uzadı: astronotlar 22 Haziran’a kadar yörüngede kalacak

Boeing ve NASAStarliner astronotlarının dönüşünü 22 Haziran’a erteleyerek uzay aracının görev süresini neredeyse iki katına çıkardı. Starliner kapsülü, Uluslararası Uzay İstasyonu’na (ISS) kenetlendikten sonra planlanan dokuz günlük görev süresinin ötesinde kalacak. NASA’nın açıklamasına göre, Starliner’ın ISS üzerindeki test görevi en az 22 Haziran’a kadar uzatılacak.

Starliner, 5 Haziran’da fırlatılmış ve bir gün sonra ISS’e başarılı bir şekilde kenetlenmişti. Başlangıçta bir hafta sürecekolan test görevi, şimdi 22 Haziran’dan sonra saat ISS’den ayrılarak sona erecek. Bu durum, Starliner mürettebat uçuş testinin orijinal planın neredeyse iki katı süreceği anlamına geliyor.

NASA

NASA’nın açıklamasına göre, uzatılan süre içinde Starliner üzerinde daha detaylı testler yapılacak. Bu testler, kapsülün sistemlerini daha fazla test etmeyi, örneğin kapsül kapağını çalıştırmayı, iticileri ateşlemeyi ve kabin hava sıcaklığını kontrol etmeyi içeriyor. Ayrıca, mürettebatın acil durumlar için kapsülü nasıl hazırlayacağını pratik edecekleri güvenli sığınak tatbikatları da gerçekleştirilecek.

Starliner’ın bu testi, NASA’nın Boeing’e altı aylık operasyonel görevlerde mürettebat taşıma sertifikası vermesine yönelik önemli bir adım olarak kabul ediliyor. Ancak, Starliner daha önceki uzay uçuşları sırasında da bazı teknik sorunlar yaşamıştı; fırlatma öncesinde ve sonrasında yaşanan sızıntılar ve kenetlenme sürecindeki zorluklar bu sorunlar arasında yer alıyor.

Boeing ve NASA’nın bu süre zarfında Starliner üzerinde yapacakları ek testler, uzay aracının güvenilirliği ve performansı hakkında önemli bilgiler sağlamayı amaçlıyor.

Microsoft Copilot+ ve Qualcomm krizinde: büyük lansman tehlikede mi?

Microsoft, önemli sorunlarla karşı karşıya. Bir ay önce, şirket Windows’un geleceği için cesur bir vizyon ortaya koymuştu ancak planlar beklenmedik engellerle karşılaştı.Copilot+ PC’leri, yapay zeka özellikleriyle donatılmıştı ve bu özellikler büyük bir heyecan yaratmıştı. Ancak, “Recall” adı verilen özellik, kullanıcıların tüm uygulama ve web sitesi geçmişlerine doğal dilde erişim sağlayarak büyük bir güvenlik riski oluşturduğu ortaya çıktı. Güvenlik uzmanları, bu özelliğin veri güvenliğini yeterince sağlamadığını ve sadece iki satırlık bir kod ile verilerin hacklenebildiğini belirledi. Microsoft, bu riskleri önlemek için Recall’u varsayılan olarak devre dışı bıraktı ve kullanıcıların manuel olarak etkinleştirmesini şart koştu. Ancak bu adım, sorunu çözmek için yeterli olmadı ve Microsoft, lansmanda Recall özelliğini tamamen iptal etti.

Bununla birlikte, Copilot+ PC’lerinin donanım bileşenleri de başka bir sorunun göstergesi oldu. Qualcomm’un Snapdragon X çipleri, şirketin Arm ile yaşadığı hukuki anlaşmazlıklar nedeniyle belirsizlik içinde kaldı. Arm, Qualcomm’un Nuvia şirketini satın almasının ardından lisans ihlalleri olduğunu iddia ederek dava açtı. Eğer bu hukuki sorun çözüme kavuşturulamazsa, Microsoft’un planlanan yeni cihazlarının lansmanı tehlikeye girebilir.

Microsoft, bu zorlukların üstesinden gelmek için yoğun çaba harcıyor. Şirket, güvenlik açıklarını kapatmak ve Qualcomm ile yaşanan hukuki sorunları çözmek için çalışmalarını sürdürüyor. Ancak, Apple’ın güvenlik önlemleri ve yapay zeka alanındaki başarıları, Microsoft’un pazarda zorlu bir rekabetle karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Apple, güvenlik konusundaki kararlılığıyla kullanıcıların güvenini kazanmış durumda ve bu da şirketin hisse senetlerinde önemli bir artışa yol açmış bulunuyor.

Microsoft’un gelecekteki hamleleri ve bu sorunların nasıl çözüleceği, teknoloji dünyasında merakla bekleniyor.

NVIDIA yöneticileri 1 ayda 36 milyar dolar zenginleşti!

Teknoloji devi NVIDIA’nın hisse senedi fiyatlarındaki yükseliş, sadece yatırımcıları değil, şirketin üst düzey yöneticilerini de adeta altın madenine çeviriyor. Forbes tarafından paylaşılan bilgilere göre, NVIDIA’nın 10 üst düzey yöneticisi, son bir ayda toplamda 36 milyar dolarlık inanılmaz bir servet artışı yaşadı.

NVIDIA yöneticileri Bu artışta en çok pay alan isim ise şirketin kurucu CEO’su Jensen Huang. Zaten 115 milyar dolarlık servetiyle dünyanın en zengin 12. kişisi olan Huang, son bir ayda 114 milyar dolarlık NVIDIA hissesine sahip olarak servetini daha da yukarılara taşıdı. Üstelik Huang’ın bu süreçte 1,5 milyar dolar değerinde hisse senedi satışı gerçekleştirdiği de biliniyor.

Huang’ı servet artışında takip eden diğer isimler ise şunlar:

  • Mark Stevens: 8,7 milyar dolar (5,2 milyar dolarlık hisse senedi, 400 milyon dolarlık hisse senedi satışı)
  • Tench Coxe: 5,7 milyar dolar (4,8 milyar dolarlık hisse senedi, 400 milyon dolarlık hisse senedi satışı)
  • Harvey Jones: 1,4 milyar dolar (1 milyar dolarlık hisse senedi, 300 milyon dolarlık hisse senedi satışı)

NVIDIA yöneticileri Listede yer alan diğer yöneticilerin de yüz milyonlarca dolarlık hisse senedi değerine sahip olduğu ve bu dönemde önemli miktarda hisse senedi satışı gerçekleştirdikleri görülüyor.

NVIDIA’nın son bir yıldaki inanılmaz yükselişi, şirketin yapay zeka ve veri merkezi işlemcileri gibi alanlardaki güçlü konumundan kaynaklanıyor. Hisse senedi fiyatlarındaki bu artış, şirket yöneticilerinin de servetlerini kat kat artırmalarına imkan tanıyor.

Ancak bu durum, bazı çevrelerde NVIDIA’nın üst düzey yöneticilerine yönelik “aşırı maaş” ve “adil olmayan servet dağılımı” eleştirilerini de beraberinde getiriyor.

Ay tozundan yakıt üretimi: astronotlar için yeni bir umut

Waterloo Üniversitesi Yeni Enerji Araştırmaları Laboratuvarı’ndan (LEER) bir grup araştırmacı, Ay’da kalıcı bir varlık kurmayı hedefleyen bir çalışmaya imza attı. Ay’ın yüzeyinden elde edilen toprak, astronotların Ay’da kalıcı bir varlık kurmasına ve sürdürmesine yardımcı olabilir. Dünya’dan malzeme taşımak maliyetli ve zaman alıcı bir çaba olduğundan, araştırmacılar bu durumu tersine çevirmek istiyor.

Ay regolitinden enerji üretimi

Araştırmacılar, Ay’ın yüzeyinde doğal yakıt üretmek için Ay regolitini (Ay’ın en üst toprak ve toz tabakası) kullanmayı planlıyor. Bu konuda yapılan deneyler, Ay tozunun yaşamı desteklemek ve enerji üretmek için kullanılabilir malzemelere dönüştürülebilen yerel bir kaynak olduğunu gösteriyor.

Son çalışmanın başyazarı Connor MacRobbie, Ay regolitinin oksijenle gömülü çok sayıda metalik toz içerdiğini belirtti. MacRobbie, “Ay regolitinin halihazırda oksijen içerdiğinden termal enerji üretmek için atmosferik oksijene ihtiyaç duymadan kullanılabileceğini” söyledi. Araştırmacılar, gerçek Ay toprağına benzer özelliklere sahip regolit benzeri bir madde kullanarak çeşitli deneyler gerçekleştirdi.

Bu deneyler, Ay ortamını taklit edecek şekilde tasarlanmış bir yanma odasında gerçekleştirildi. Isıtma ve imalat gibi çeşitli uzay bazlı uygulamalar için farklı yakıt ve oksitleyici bileşim kombinasyonları test edildi. Deney sonuçları, Ay’ın üst toprağının Ay’ın gelişimine güç sağlama ve insanların Ay yüzeyini keşfetmesine ve orada yaşamasına olanak sağlama konusunda ümit veriyor.

Araştırmacılar, yerinde kaynak kullanımını kolaylaştırmak ve döngüsel uzay ekonomisini desteklemek için Kanadalı ve uluslararası araştırmacılarla işbirliği yapıyor. Ayrıca, ısı üretecek bir termit reaksiyonu oluşturmak için kullanılmayan uydulardan alınan alüminyumun Ay regolitiyle birlikte kullanılması da araştırıldı. Uydu malzemesinin bir yakıt kaynağı oluşturmak için geri dönüştürülmesi, Dünya ve Ay etrafındaki uzay enkazı sorunlarının da hafifletilmesine yardımcı olacak.

MacRobbie, yaptıkları araştırmalarla Ay’da ve ötesinde sürdürülebilir insan yerleşimine olanak sağlayacak altyapı ve teknolojinin oluşturulmasına yardımcı olmak istediklerini ifade etti. Bu yenilikçi yaklaşımlar, Ay’da kalıcı bir insan varlığı kurma yolunda önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

MIT, hayvanların dilini çözebilecek algoritma geliştirdi

Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT), insan dili ediniminden hayvanlar arası iletişime kadar geniş bir yelpazede devrim yaratabilecek bir yapay zeka modelini tanıttı. DenseAV adı verilen bu yenilikçi algoritma, yalnızca video izleyerek ve sesleri dinleyerek dilin anlamını ayrıştırmayı ve anlamayı öğrenebiliyor.

MIT’nin Bilgisayar Bilimi ve Yapay Zeka Laboratuvarı’nda (CSAIL) geliştirilen DenseAV, multimedya arama, dil öğrenme ve robot biliminde potansiyel uygulamalara sahip. Elektrik mühendisliği ve bilgisayar bilimleri alanında doktora öğrencisi olan Mark Hamilton ve meslektaşları tarafından yönetilen proje, insanların dil edinim süreçlerinden esinlenerek geliştirilmiş. DenseAV, sadece konuşan insanların videolarını izleyerek dilin anlamını çözmeyi amaçlıyor.

Hamilton’ın bu projedeki ilham kaynağı ise bir film sahnesi. Filmde, bir penguen yere düşüyor ve kalkmaya çalışırken inliyor. Bu iniltinin bir kelimeyi ima ediyor gibi görünmesi, Hamilton’a ses ve videonun bir algoritmaya dil öğretmek için birlikte kullanılabileceği fikrini verdi. Bu düşünce, DenseAV’ın geliştirilmesine yol açtı. Model, örneğin “pastayı 350’de pişir” ifadesini duyduğunda, bir pasta veya fırın görseli bekleyebilecek şekilde tasarlandı.

DenseAV, milyonlarca video arasında ses-görüntü eşleşmesini mümkün kılmak için insanların tartıştığı bağlamı öğrenmek zorunda. Araştırma ekibi, modeli bu eşleştirme görevi konusunda eğittikten sonra, modelin sesleri işlerken hangi piksellere odaklandığını inceledi. “Köpek” kelimesi söylendiğinde algoritma, video akışında köpek görsellerini aradı ve bu da kelimenin anlamını anladığını gösterdi. Benzer şekilde, bir köpeğin havlamasını duyduğunda videodaki köpekleri aradı.

Ekip, DenseAV’ın “köpek” kelimesi ile köpek havlaması sesi arasında ayrım yapıp yapamayacağını merak ediyordu. DenseAV’a çift beyinli bir yaklaşım uygulayarak, bir tarafın doğal olarak “köpek” kelimesi gibi dile odaklandığını, diğer tarafın ise havlama gibi seslere odaklandığını keşfettiler.

Araştırma ekibi, önceden eğitilmiş dil modellerini kullanmadan dilin özünü sıfırdan yeniden keşfetmeyi hedeflediğinden, metin girişi olmadan dil öğrenme konusunda zorlu bir görevle karşı karşıya kaldı. Bu yöntem, çocukların çevrelerini gözlemleyerek ve dinleyerek dili nasıl öğrendiklerinden ilham almaktadır. DenseAV, bu yaklaşımı yapay zeka dünyasına taşıyarak dil öğrenme ve iletişim alanında devrim yaratmayı hedefliyor.

MIT’nin bu yenilikçi çalışması, gelecekte hayvanlar arası iletişimin çözülmesine ve makinelerin daha insan benzeri bir şekilde dil öğrenmesine olanak tanıyabilir. DenseAV, dil öğrenme ve iletişim konusundaki anlayışımızı derinleştirme potansiyeli taşıyan heyecan verici bir gelişme olarak karşımıza çıkıyor.

Linux sistemleri hedef alan kötücül yazılım Discord’dan yayılıyor!

Yeni keşfedilen ve ‘DISGOMOJI’ olarak adlandırılan bir Linux kötücül yazılımı, Hindistan’daki devlet kurumlarına yönelik saldırılarda virüs bulaşmış cihazlarda komutları yürütmek için emojileri kullanma gibi yeni bir yaklaşıma sahip.

Kötü amaçlı yazılım siber güvenlik firması Volexity tarafından keşfedildi ve ‘UTA0137’ olarak bilinen Pakistan merkezli bir tehdit aktörüyle bağlantılı olduğu düşünülüyor. Volexity, “2024 yılında,şu anda UTA0137 takma adıyla izlediği Pakistan merkezli şüpheli bir tehdit aktörü tarafından üstlenilen bir siber casusluk kampanyası tespit ettik,” diyor ve ekliyor: “Volexity, UTA0137’nin casuslukla ilgili hedefleri olduğunu ve Hindistan’daki devlet kurumlarını hedef aldığını düşünüyoruz.

Kötü amaçlı yazılım, farklı saldırılarda kullanılan diğer birçok arka kapı/botnete benziyor ve tehdit aktörlerinin komutları yürütmesine, ekran görüntüsü almasına, dosyaları çalmasına, ek yükler dağıtmasına ve dosyaları aramasına olanak tanıyor. Ancak, komuta ve kontrol (C2) platformu olarak Discord ve emojileri kullanması, kötü amaçlı yazılımı diğerlerinden ayırıyor ve metin tabanlı komutları arayan güvenlik yazılımlarını atlamasına izin verebiliyor.

Kötücül yazılım dağıtımında Discord ve emojiler

Volexity’ye göre söz konusu kötü amaçlı yazılım, araştırmacıların bir ZIP arşivinde, muhtemelen kimlik avı e-postaları yoluyla dağıtılan UPX paketlenmiş bir ELF yürütülebilir dosyasını tespit etmelerinin ardından keşfedildi. Volexity, kötü amaçlı yazılımın Hindistan devlet kurumlarının masaüstü olarak kullandığı BOSS adlı özel bir Linux dağıtımını hedeflediğine inanıyor.

Kötücül yazılım çalıştırıldığında, bir memurun ölümü durumunda Hindistan’ın Savunma Hizmeti Memur İhtiyat Fonu’ndan bir yararlanıcı formu olan bir PDF yemini indirip görüntülüyor. Bununla birlikte, kötü amaçlı yazılımı arka planda USB sürücüleri aramak ve bunlardan veri çalmak için kullanılan ‘uevent_seqnum.sh’ adlı bir kabuk betiği de dahil olmak üzere ek yükler indiriyor.

Hangi emojiler kullanılıyor?

DISGOMOJI başlatıldığında, kötü amaçlı yazılım makineden IP adresi, kullanıcı adı, ana bilgisayar adı, işletim sistemi ve saldırganlara geri gönderilen mevcut çalışma dizini dahil olmak üzere sistem bilgilerini sızdıracaktır. Kötü amaçlı yazılımı kontrol etmek için tehdit aktörleri, virüslü cihazlarla iletişim kurmak ve komutları yürütmek için Discord ve emojileri kullanan açık kaynaklı komut ve kontrol projesi discord-c2’yi kullanıyor.

Virüs bulaşmış bir cihazda yürütülecek komutları temsil etmek için dokuz emoji kullanılır ve bunlar aşağıda listelenmiştir.

Kötü amaçlı yazılım, açılışta kötü amaçlı yazılımı çalıştırmak için @reboot cron komutunu kullanarak Linux cihazında kalıcılığını koruyor. Volexity, DISGOMOJI ve USB veri hırsızlığı komut dosyası için XDG otomatik başlatma girişleri de dahil olmak üzere diğer kalıcılık mekanizmalarını kullanan ek sürümler keşfettiklerini söylüyor.

ASUS yönlendiricilerde kritik açık tespit edildi!

ASUS, uzaktan saldırganların cihazlarda oturum açmasına izin veren ve yedi farklı yönlendirici modelini etkileyen bir açık tespit etti. Tayvanlı firma güvenlik açığını gideren yeni bir ürün yazılımı güncellemesi yayınladı.

CVE-2024-3080 (CVSS v3.1 puanı: 9.8 “kritik”) olarak izlenen açık, kimliği doğrulanmamış, uzaktan saldırganların cihazın kontrolünü ele geçirmesine olanak tanıyan bir kimlik doğrulama atlama açığı. ASUS, sorunun şu modelleri etkilediğini açıkladı:

  • XT8 (ZenWiFi AX XT8) – 6600 Mbps’ye varan hızlarda üç bantlı kapsama alanı, AiMesh desteği, AiProtection Pro, kesintisiz dolaşım ve ebeveyn kontrolleri sunan Mesh WiFi 6 sistemi.
  • XT8_V2 (ZenWiFi AX XT8 V2) – XT8’in performans ve kararlılıktaki geliştirmelerle benzer özellikleri koruyan güncellenmiş sürümü.
  • RT-AX88U – 6000 Mbps’ye kadar hızlara sahip, 8 LAN bağlantı noktası, AiProtection Pro ve oyun ve akış için uyarlanabilir QoS içeren çift bantlı WiFi 6 yönlendirici.
  • RT-AX58U – AiMesh desteği, AiProtection Pro ve verimli çoklu cihaz bağlantısı için MU-MIMO ile 3000 Mbps’ye kadar hız sağlayan çift bantlı WiFi 6 yönlendirici.
  • RT-AX57 – Temel ihtiyaçlar için tasarlanmış, 3000 Mbps’ye kadar hız sunan, AiMesh destekli ve temel ebeveyn kontrollerine sahip çift bantlı WiFi 6 yönlendirici.
  • RT-AC86U – AiProtection, uyarlanabilir QoS ve oyun hızlandırma özelliklerine sahip, 2900 Mbps’ye kadar hız sunan çift bantlı WiFi 5 yönlendirici.
  • RT-AC68U – AiMesh desteği, AiProtection ve güçlü ebeveyn kontrolleri ile 1900 Mbps’ye kadar hız sunan çift bantlı WiFi 5 yönlendirici.

ASUS, kullanıcıların cihazlarını indirme portallarında bulunan en son ürün yazılımı sürümlerine güncellemelerini öneriyor Firmware güncelleme talimatları firmanın ilgili web sitesinde yer alan SSS sayfasında mevcut.

Güncelleme alamayanlar için önemli uyarılar

Ürün yazılımını hemen güncelleyemeyenler içinse ASUS hesap ve WiFi şifrelerinin güçlü (10’dan fazla ardışık olmayan karakter uzunluğunda) olduğundan emin olmalarını önermekte. Ayrıca, yönetici paneline internet erişimi, WAN’dan uzaktan erişim, port yönlendirme, DDNS, VPN sunucusu, DMZ ve port tetiklemenin devre dışı bırakılması öneriliyor.

Tayvan’ın siber güvenlik kurumu da dün yayınladığı bir yazıda CVE-2024-3912 hakkında kamuoyunu bilgilendirdi; bu, kimliği doğrulanmamış, uzaktan saldırganların cihaz üzerinde sistem komutlarını yürütmesine izin veren kritik (9.8) bir keyfi ürün yazılımı yükleme güvenlik açığıdır.

Aynı pakette ele alınan bir diğer güvenlik açığı, istismar etmek için yönetici hesabı erişimi gerektiren yüksek şiddetli (7.2) bir arabellek taşması sorunu olan CVE-2024-3079 olarak göze çarpıyor.

Ana güvenlik güncellemelerini indirin

Son olarak kısa bir süre önce MSI ile birlikte Copilot Plus oyun dizüstü bilgisayarlarını duyuran ASUS, yönlendiricilerde kullanılan ve kullanıcıların torrent, HTTP veya FTP aracılığıyla bağlı bir USB depolama aygıtına doğrudan dosya yönetmelerini ve indirmelerini sağlayan bir yardımcı program olan Download Master için bir güncelleme duyurdu.

Yeni yayınlanan Download Master 3.1.0.114 sürümü, keyfi dosya yükleme, OS komut enjeksiyonu, arabellek taşması, yansıtılmış XSS ve depolanmış XSS sorunlarıyla ilgili beş orta ila yüksek önem derecesine sahip sorunu ele alıyor.

Bunların hiçbiri CVE-2024-3080 kadar kritik olmasa da, kullanıcıların en iyi güvenlik ve koruma için yardımcı programlarını 3.1.0.114 veya sonraki bir sürüme yükseltmeleri öneriliyor.

Meta, araştırmacıları itibarsızlaştırmaya mı çalışıyor?

Facebook – Instagram ve WhatsApp’ın çatı firması Meta’nın, sosyal ağdaki reklam platformlarında yer alan hileli reklamları işaretleyen Brezilya’daki üniversite araştırmacılarını itibarsızlaştırmaya çalıştığı iddia edildi.

Brezilya merkezli bir haber kuruluşu olan Núcleo, Meta’yı temsil eden avukatların Rio de Janeiro Federal Üniversitesi’nin (UFRJ) bir parçası olan NetLab’dan araştırmacıların güvenilirliğini sorguladığını gösteren hükümet belgeleri elde ettiğini söyledi. NetLab’ın Meta’nın reklamlarına ilişkin araştırması, Brezilya Ulusal Tüketici Sekreterliği’nin (Senacon) 2022 yılında Meta’ya (o zamanki adıyla Facebook) Brezilyalı kullanıcıların verilerini sızdırdığı gerekçesiyle 6,6 milyon dolar ceza verme kararına katkıda bulunmuştu.

Núcleo’nun belirttiği üzere NetLab’ın raporu, Facebook’un sorunlar hakkında bilgilendirilmesine rağmen, borçlulara yönelik bir hükümet programının adını hileli bir şekilde kullanan 1.800’den fazla dolandırıcılık reklamını kaldırmadığını gösterdi. Cezaya cevaben, TozziniFreire hukuk firmasından Meta’yı temsil eden avukatlar, NetLab ekibini önyargılı davranmakla ve Meta’yı araştırma sürecine dahil etmemekle suçladı.

Araştırmacılar Meta’nın tepkisi karşısında şaşkın

Núcleo, idari dosyayı Senacon’a yaptığı bilgi edinme özgürlüğü talepleri yoluyla elde ettiğini söylüyor. Belgelerin geçen yıl 26 Aralık’tan kalma olduğu ve Meta’ya karşı devam eden davanın bir parçası olduğu söyleniyor. NetLab sözcüleri “Bu hukuk firması belgesinde çalışmalarımızın anlatıldığını görünce biraz şaşırdık” diyor ve ekliyor: “Çalışmalarımız için daha adil davranılmasını bekliyorduk. Dürüst olmak gerekirse, bu çok kötü bir zamanda geldi çünkü özellikle NetLab, ama aynı zamanda genel olarak Brezilya bilimi şu anda aşırı sağcı gruplar tarafından saldırıya uğruyor.”

ABD’de de sosyal medya araştırmalarına karşı da benzer baskılar devam ediyor. Geçtiğimiz günlerde, son beş yıldır sosyal medya manipülasyonunu araştıran Stanford İnternet Gözlemevi’nin, ABD Temsilciler Meclisi’ndeki Cumhuriyetçilerin baskısı üzerine üniversite tarafından küçültüldüğü bildirildi. Perşembe günü, aralarında NetLab’in de bulunduğu 70’ten fazla sivil toplum grubu Meta’nın yasal taktiklerini kınayan bir açık mektup yayınladı.

Brezilya’da Meta tepkisi büyüyor

Mektupta, “Bu, bilimsel araştırma çalışmalarına yönelik bir saldırıdır ve ülkede faaliyet gösteren sosyal medya platformlarının hesap verebilirliği konusunda, özellikle de bu platformların tüketicilerine zarar veren ve demokrasimizin geleceğini tehdit eden ücretli içerikle ilgili kamusal tartışmayı nitelendirmek için temel teşkil eden ampirik analizlerden bilgi üretiminde mükemmel işler çıkaran araştırmacılara ve araştırmacılara gözdağı verme girişimidir” deniyor.

Sosyal medya devinin avukatları tarafından ileri sürülen iddiaya göreyse, NetLabs raporunun hazırlanmasında reklam şirketine “teknik bir asistan atama ve soru sunma fırsatı verilmedi”. Meta’nın reklam platformuyla ilgili araştırmaları sınırlama çabaları göz önüne alındığında bu durum özellikle dikkat çekici.

Meta’nın sistemlerinin incelenmesinden duyduğu rahatsızlık, firmanın Threads uygulaması için “eğitim ve araştırma amaçlı” resmi olmayan bir API oluşturan üçüncü taraf geliştiricilere çıkarılan mahkeme celplerinde de görülebilir. Meta’nın yasal temsilcileri API’nin şirketin hizmet şartlarını ihlal ettiğini iddia etti.

Meta, 2016 yılında satın aldığı sosyal medya izleme firması CrowdTangle’ı Ağustos ayında kapatmaya hazırlanırken gerekçe olarak teknoloji ve mevzuat değişikliklerini gösteriyor.

Samsung Galaxy Watch 7 ve Ultra resmen doğrulandı: işte bildiklerimiz!

0

amsung’un merakla beklenen yeni giyilebilir cihazları, Galaxy Watch 7 serisi ve Galaxy Watch Ultra, resmi olarak sertifikasyon listelerinde doğrulandı. Şirketin önümüzdeki Galaxy Unpacked etkinliğinde duyurulması beklenen bu yeni cihazlar, özellikle Galaxy Watch Ultra modeli ile dikkat çekiyor. Apple Watch Ultra ile rekabet edecek olan bu model, daha şimdiden teknoloji dünyasında büyük yankı uyandırdı.

Tayland’a ait NBTC sertifikasyon sitesinde, Galaxy Watch Ultra ve Galaxy Watch 7’nin 40mm ve 44mm sürümleritespit edildi. Sertifikaya göre, yakında çıkacak giyilebilir cihazlar SM-L305F (40mm)SM-L315F (44mm) ve SM-L705F model numaralarıyla piyasaya sürülecek. Galaxy Watch 7 serisinin tasarımı hakkında henüz net bilgiler bulunmamakla birlikte, cihazların Armor Alüminyum malzeme ve dış mekan kullanımı için 2.000 nit parlaklıksunacağı doğrulandı. Ayrıca cihazların yeşil ve krem renk seçenekleriyle satışa sunulacağı belirtildi.

Dayanıklılık konusunda Galaxy Watch 7, selefi gibi MIL-STD-810H askeri dayanıklılık standardını koruyacak. Ayrıca 5ATM su geçirmezlik ve IP68 su/toz sertifikasıyla donatılacak. Pil kapasitesi açısından değişiklik göstermeyen Galaxy Watch 7’nin 40mm modeli 300 mAh44mm modeli ise 425 mAh pil ile donatılacak. Depolama kapasitesi ise iki kat artarak 32 GB’a çıkacak, bu sayede müzik ve uygulamalar için daha fazla alan sağlanacak.

Galaxy Watch Ultra özellikleri

Galaxy Watch Ultra’ya gelince, cihazın 1,5 inç ekran ve döner çerçeveye sahip olacağı iddia ediliyor. Sağ kenarda üç düğme ve sol kenarda büyük bir hoparlör ızgarası bulunacak. Cihazın Exynos W1000 işlemci100m suya dayanıklılık578 mAh pil ve 100 saatlik pil ömrü sunacağı belirtiliyor. Bu özellikler, Galaxy Watch Ultra’yı piyasadaki en güçlü akıllı saatlerden biri yapmaya aday.

Fiyat ve çıkış tarihi

Galaxy Watch Ultra’nın fiyatının 500 dolar civarında olacağı tahmin ediliyor. Karşılaştırma yapmak gerekirse, Apple Watch Ultra 2’nin 799 dolar fiyat etiketine sahip olduğunu hatırlatalım. Samsung’un bu yeni cihazlarının resmi duyurusunun yapılacağı Galaxy Unpacked etkinliği, teknoloji meraklıları tarafından heyecanla bekleniyor.

Samsung Galaxy Watch 7 serisi ve Galaxy Watch Ultra hakkında daha fazla bilgi ve detaylı incelemeler için bizi takip etmeye devam edin.

Yapay zeka ile kedilerdeki ağrı tespit ediliyor!

Japonya’da geliştirilen yeni bir yapay zeka destekli akıllı telefon uygulaması, kedilerin ağrılarını tespit etmekte iddialı. “CatsMe!” adını taşıyan bu uygulama, kedi sahiplerine sadece bir fotoğraf ile evcil dostlarının sağlık durumu hakkında bilgi veriyor.

Yapay zeka ile kedilerdeki ağrı tespiti için Nihon Üniversitesi’ndeki araştırmacılar tarafından geliştirilen CatsMe!”, 6.000’den fazla kedi resmi üzerinde eğitilmiş bir yapay zeka modeli kullanıyor. Bu model, kedilerin yüz ifadelerini analiz ederek acılarını derecelendiriyor ve sahibine veteriner ziyaretinin gerekliliği konusunda önerilerde bulunuyor. Geliştiricilere göre uygulamanın doğruluk oranı %95’in üzerinde.

Uygulamanın kullanıcılarından biri olan Mayumi Kitakata, 14 yaşındaki kedisi Chi’nin sağlığıyla ilgili endişelerini azaltmak için “CatsMe!” uygulamasını kullanmaya başladığını belirtti. Uygulamanın, Chi’nin yaşam kalitesini artırmak ve doğru zamanda veteriner desteği sağlamak konusunda kendisine yardımcı olduğunu ifade etti.

“CatsMe!”, Japonya’daki evcil hayvan sahipleri arasında büyük ilgi görmüş ve 2023 yılındaki lansmanından bu yana 230.000’den fazla kişi tarafından indirilmiş. Geliştiriciler, yapay zeka modelinin daha fazla veri üzerinde eğitilmesiyle uygulamanın doğruluk düzeyinin daha da artmasını bekliyor.

Bu yenilikçi uygulama, Japonya’da yaşlanan nüfus ve azalan doğum oranları gibi demografik değişimlerle birlikte evcil hayvanların sağlık ve refahına verilen önemi vurguluyor.

iOS 18, yeni acil durum özelliği ile kullanıcıların hayatını kurtarabilir

Apple’ın iOS 18 güncellemesi, iPhone kullanıcıları için önemli bir dizi güvenlik ve acil durum özelliği sunuyor. En dikkat çekici yeniliklerden biri, Acil SOS canlı video özelliği. Bu özellik, kullanıcıların acil durum anlarında daha etkili ve hızlı yardım almasını sağlamayı amaçlıyor.

Acil SOS canlı video özelliği, kullanıcıların acil durum öncesi veya sırasında iPhone kamerasını kullanarak canlı video iletişimi kurmalarına olanak tanıyor. Kullanıcılar, bir trafik kazası, düşme veya başka bir acil durumda çekilen anlık videoyu veya daha önceden kaydedilmiş bir videoyu doğrudan acil servis ekiplerine gönderebiliyor. Bu, acil durum müdahale ekiplerine doğrudan ve gerçek zamanlı görsel bilgi sağlamak için büyük bir adım olarak öne çıkıyor.

Ayrıca, iOS 18 ile birlikte gelen bir diğer yenilik ise uydu üzerinden mesajlaşma imkanı. Kullanıcılar, hücresel bağlantı veya WiFi bağlantısının olmadığı durumlarda bile Mesajlar uygulaması aracılığıyla uydu üzerinden iletişim kurabiliyorlar. Bu özellik, özellikle uzak veya kırsal bölgelerde, doğal afetler sırasında veya altyapısal sorunların olduğu durumlarda hayati önem taşıyor.

iOS 18‘in acil durum özellikleri, Apple’ın teknolojiyi insan hayatını kurtarmak için nasıl kullanabileceğini gösteriyor. Acil SOS özelliği, iPhone ve Apple Watch kullanıcılarının anlık olarak konum bilgilerini paylaşmasını ve acil durum müdahale ekiplerini doğru lokasyona yönlendirmesini sağlıyor. Bu sayede, acil durum anlarında zamanın kritik öneme sahip olduğu durumlarda kullanıcıların güvenliği maksimum seviyede korunuyor.

Sonuç olarak, iOS 18 güncellemesiyle gelen yeni özellikler, mobil teknolojinin acil durum müdahale süreçlerini nasıl iyileştirebileceğini gösteriyor. Apple, kullanıcıların güvenliğini ve yardım alabilme süreçlerini hızlandırmak için yapılan bu yeniliklerle, mobil cihazların hayat kurtarıcı bir rol oynayabileceğini vurguluyor.