Nükleer teknolojiler silah haline gelme riski taşıyor!

0

Bill Gates’in Terra Power’ı gibi nükleer teknoloji kolayca silah haline getirilebilir. Bilim insanları, HALEU yakıtlarının mevcut zenginleştirme seviyelerinin Hiroşima ve Nagazaki’yi yok eden bombalar yapmaya yeterli olduğunu buldu.

Nükleer teknolojiler silah gibi tehlike oluşturabilir

Union of Concerned Scientists tarafından yürütülen bir analiz, popüler inanışın aksine, yeni nesil küçük nükleer reaktörlerin yakıtı olarak lanse edilen yüksek analizli, düşük zenginleştirilmiş uranyumun (HALEU) kolaylıkla silah haline getirilebileceğini ortaya çıkardı.  Yakıt şu anda ABD’deki federal hükümet tarafından sağlanan sübvansiyonlarla üretiliyor ve Bill Gates destekli Terra Power’ın Wyoming’de bir örnek tesis kurma planlarının kritik bir bileşenini oluşturuyor.

Nükleer silahların yayılması konusunda dünyanın önde gelen uzmanlar analizleri hakkında: “HALEU, kurumlar arası bir güvenlik incelemesi tarafından belirlenen uygun kısıtlamalar olmaksızın standart bir reaktör yakıtı haline gelirse, diğer ülkeler, barışçıl ve barışçıl olmayan nükleer programlar arasındaki keskin ayrımı ortadan kaldırarak, silahta kullanılabilen HALEU’yu cezasız bir şekilde elde edebilecek, üretebilecek ve işleyebilecektir” dedi.

Ticari nükleer santraller yüzde beşin altında zenginleştirilmiş uranyum yakıtı kullanıyor. Bu zenginleştirme düzeyinde uranyum, nükleer bir patlama için gereken zincirleme reaksiyonu sürdüremez.  Ancak yeni nesil nükleer enerji santralleri tasarım açısından çok daha küçük ve uranyumun yüzde 20’ye kadar zenginleştirilebildiği HALEU yakıtına dayanıyor. Bunun şu ana kadar nükleer silahlar için ihtiyaç duyulan uranyumdan daha düşük olduğu varsayılıyor.

Ancak kamuya açık literatürü inceleyen UCS’deki araştırmacılar, HALEU’nun yüzde 12’nin üzerinde zenginleştirilmesinin Hiroşima ve Nagazaki’yi yok eden bombalar yaratmak için yeterli olduğunu buldu. UCS Nükleer Enerji Güvenliği Direktörü Edwin Lyman, Interesting Engineering (IE) ile yaptığı etkileşimde: “Barış için Atom programının ilk günlerinde, ABD Atom Enerjisi Komisyonu bunun silah olarak kullanılabilir olduğunun farkındaydı” dedi.

Lyman ve diğer araştırmacılara göre nükleer silahların yayılmasına neden olan bir ülke veya terör örgütünün HALEU’yu nükleer silaha dönüştürmesine günler kalmış olabilir. Araştırmacılar, HALEU’yu yakıt seçeneği olarak kullanmaya devam etmenin risklerini ve faydalarını dengelemeyi öneriyor. Zenginleştirme seviyelerinin yüzde 12’nin altına düşürülmesi, çoğu nükleer reaktör tasarımının küçük ekonomik sonuçlar olmadan ilerlemesine olanak tanıyacak, ancak bunun tasarıma özgü bir temelde değerlendirilmesi gerekiyor.

Boeing’in Starliner aracı uzun bekleyişten sonra ilk mürettebatlı uçuşunu başarıyla tamamladı!

Boeing’in uzun zamandır beklenen Starliner uzay aracı, daha önceki iki başarısız denemenin ardından nihayet ilk mürettebatlı uçuşunu gerçekleştirdi. Bugün Türkiye saatiyle 17:52’de United Launch Alliance’ın (ULA) Atlas V roketiyle fırlatılan Starliner, yörüngeye başarıyla yerleşti.

Uzay aracı, NASA astronotları Butch Wilmore ve Sunita Williams’ı taşıyarak yaklaşık 24 saat sonra Uluslararası Uzay İstasyonu’na (ISS) ulaştı. Starliner’ın bu görevi, fırlatma, yerleştirme ve Dünya’ya dönüş gibi kritik yeteneklerinin test edilmesini sağlayacak. Astronotlar ISS’de bir hafta kadar kalacak ve ardından Starliner ile Dünya’ya geri dönecekler.

Görevin başarıyla tamamlanması halinde, Starliner ve sistemlerinin uzay istasyonuna mürettebatlı görevler için sertifikalandırılması yönündeki son aşama da başlamış olacak.

Starliner zorlu bir geçmişe sahip

NASA’nın Ticari Mürettebat Programı’nın 2014 yılında başlamasından bu yana Boeing, Starliner üzerinde yoğun çalışmalar yürütüyordu. SpaceX’in Crew Dragon’u ile birlikte NASA astronotlarını ISS’ye götürüp geri getirmek üzere seçilen Starliner, geliştirme aşamasında 4,2 milyar dolarlık bir bütçeyi aştı.

Ancak Starliner, yıllar boyunca gecikmelerle ve teknik aksaklıklarla boğuştu. 2019’daki ilk mürettebatsız fırlatma girişimi başarısızlıkla sonuçlandı, 2022’de ise ISS’ye kenetlenmeyi başardı.

Mayıs 2024’te Starliner’ın ilk astronotlu uçuşu planlanmıştı. Fakat NASA, Atlas V roketindeki hatalı oksijen tahliye vanası nedeniyle fırlatmayı iptal etti. 1 Haziran’daki ikinci deneme ise kalkıştan birkaç dakika önce ULA’nın yer bilgisayarlarında yaşanan sorunlar nedeniyle başarısız oldu.

Bugünkü başarılı fırlatma, Boeing ve NASA için önemli bir dönüm noktası oldu. Starliner, uzay istasyonuna mürettebat taşıma konusunda SpaceX’e bir alternatif sunarak ABD’nin uzay programı için hayati önem taşıyor.

eSTOL uçağı piste ihtiyaç duymuyor!

0

Electra, gelişmiş eSTOL (elektrikli Kısa Kalkış ve İniş) uçağını pazara sundu. Bu hibrit elektrikli uçağın yenilikçi özellikleri, 8 milyar doları aşan önemli ön satışların yanı sıra havacılık sektöründen olumlu ilgi gördü. Uçak, hem elektrikli hem de konvansiyonel tahrik sistemlerinden yararlanarak, 8 milyar doların üzerinde sipariş alan benzersiz bir konuma ulaşıyor. Bu bir güven güvencesine dayanıyor gibi görünüyor: vaat ettiklerine göre: sessiz, uzun menzilli, düşük emisyonlu uçuşlar; yine de minimum pist alanı kullanıyor.

eSTOL uçağı için teknik detaylar

Electra’nın yöntemi daha az bilim kurgu ve tipik olmasa da daha çok günlük inovasyon yaklaşımıdır. Uçakta, kanat boyunca yerleştirilmiş ve sessiz çalışan elektrik motorlarıyla çalışan sekiz adet küçük çaplı, beş kanatlı pervane bulunuyor. Motorlar, tamamen elektrikli kalkış ve iniş sekanslarına olanak tanıyan büyük bir lityum pil paketinden güç alıyor; Uçağın ürettiği gürültü seviyeleri çok düşük; 300 feet’te (91 metre) yalnızca 75 desibel, bu da Electra’yı havalimanlarının yakınında yaşayan sakinler için şehir dostu bir seçim haline getiriyor.

Hibrit sistem, uçağın, tamamen elektrikli uçakların şu anda ulaşamayacağı daha uzun uçuş mesafelerine ulaşmasını sağlayan menzil genişletici bir jeneratör içeriyor. Electra’nın uçağı, 45 dakikalık rezervle yaklaşık 322 km/saat seyir hızı ve yaklaşık 805 km menzil vaat ediyor. Bu verimli sistemin kısa uçuşlarda yakıt tüketimini yüzde 40’a kadar azaltması bekleniyor, ancak jeneratörün daha sık çalıştığı uzun yolculuklarda tasarruf azalabiliyor.

Electra’nın eSTOL uçağının en dikkat çekici yönlerinden biri, çok kısa pistlere kalkış ve iniş yapabilmesidir. Uçağın tasarımı, 300 x 100 fit (91 x 30 metre) kadar küçük pistlerde uçmasına olanak tanıyan bir üflemeli kaldırma senaryosu yaratıyor. EL-2 Goldfinch gösteri uçağı, Virginia’daki Manassas Bölge Havaalanındaki ilk STOL test uçuşunda 170 feet’ten (52 metre) daha kısa bir sürede havalandı ve 114 feet’in (35 metre) altına inerek 6.500 feet (1.980 feet) yüksekliğe ulaştı. metre) ve kalkış ve iniş sırasında 25 deniz mili (29 mil/saat/46 km/saat) kadar yavaş uçuyor.

Bu başarı, uçağın son derece kısa alanlardan hareket etme ve tasarım vaatlerini yerine getirme yeteneğini gösteriyor. Electra, STOL performansını daha da artırmayı amaçlayan ‘kabloyla itme’ uçuş kontrol sistemi de dahil olmak üzere teknolojilerini geliştirmeye devam ediyor. Şirket, Bölüm 23 düzenlemeleri kapsamında FAA ticari sertifikası almak istiyor ve üretim uçaklarının 2028 yılına kadar ticari hizmete girmesini bekliyor.

Turizm markaları neden IQUEEM’i tercih ediyor?

0

Türkiye’nin lider dijital pazarlama ajanslarından IQUEEM, turizm sektöründeki 16 yıllık köklü deneyimini Google, VK ve Hybrid Ads.ai gibi global platformlarda kazandığı önemli başarılarla perçinliyor. Premium markalara odaklanan ve yenilikçi stratejileriyle öne çıkan ajans, 4 farklı platformda 7 uluslararası başarı hikayesine imza atarak sektördeki öncü konumunu sağlamlaştırıyor.

IQUEEM ile dijitalde “Terzi İşi” dönemi!

2024 yılında 446,5 milyar dolarlık bir pazar büyüklüğüne ulaşması öngörülen turizm ve seyahat sektörü, dijitalleşmenin etkisiyle her geçen gün daha rekabetçi bir yapıya bürünüyor. Bu durum, doğrudan tüketiciye hizmet veren işletmeleri rezervasyonlarını artırmak, yeni gelir kapıları aralamak ve hedef kitleleriyle güçlü bağlar kurmak için yeni arayışlara itiyor.

Teknolojinin baş döndürücü hızıyla birlikte değişen tüketici alışkanlıkları, turizm markalarını geleneksel pazarlama yöntemlerinden sıyrılıp dijital pazarlama stratejilerini benimsemeye zorluyor. Bu alanda başarıya giden yol ise, tüm platformlarda yetkin olmak ve sürekli gelişen trendlere ayak uydurabilecek yenilikçi çözümler üretmekten geçiyor.

Dijital pazarlamanın artık bir tercih değil, bir zorunluluk haline geldiğinin altını çizen IQUEEM CEO’su Berkun Meral, sektördeki tecrübelerini ve vizyonunu ShiftDelete ile paylaştı. Meral, her sektörün kendine has dinamikleri olduğunu, turizm sektörünün ise oldukça değişken ve trendlerin hızla evrim geçirdiği bir yapıya sahip olduğunu belirtiyor. Tüketici davranışlarını doğru okumak, küresel gelişmeleri yakından takip etmek ve isabetli dijital pazarlama stratejileriyle ilerlemenin hayati önem taşıdığını vurguluyor.

Dijital pazarlama yatırımlarının geri dönüşüne de değinen Meral, “Bu alana yatırım yapan markalar, sezonluk doluluk oranlarını artırabilir, marka bilinirliklerini güçlendirebilir ve uzun vadede sürdürülebilir bir büyüme sağlayabilirler. Dijital pazarlamanın ölçülebilir ve veri odaklı yapısı, markaların yatırımlarının etkisini net bir şekilde görmelerini sağlar,” şeklinde konuşuyor.

Peki IQUEEM’i rakiplerinden ayıran ve bu denli başarılı kılan unsurlar neler? Meral, başarılarının temelinde yatan iki önemli faktörü “terzi işi” çalışma modeli ve “uzman ekip” olarak açıklıyor.

Her markanın kendine özgü ihtiyaçları ve hedefleri vardır. Biz IQUEEM olarak, ‘tek tip’ çözümler sunmak yerine, markalarımızı yakından tanıyor, ihtiyaçlarını analiz ediyor ve hedeflerine ulaşmalarını sağlayacak özel stratejiler geliştiriyoruz.”

Meral ayrıca, doğru platformlarda uzmanlaşmanın önemine dikkat çekerek, “4 platformda 7 global başarı hikayesi tesadüf değil. Bu başarının arkasında, her biri kendi alanında uzmanlaşmış bir ekip ve derinlemesine sektör bilgisi yer alıyor,” diyor.

IQUEEM, turizm sektöründeki öncülüğünü e-ticaret alanına da taşıyor. E-ticaret markalarına özel olarak geliştirdiği dijital pazarlama stratejileriyle bu alanda da iddialı olduğunu belirten Meral, “E-ticaret markalarının rekabet güçlerini artırmalarına, marka bilinirliklerini yükseltmelerine ve satışlarını artırmalarına yardımcı oluyoruz,” ifadelerini kullandı.

Sürekli gelişim ve yenilikçilik odaklı yapısıyla dijital pazarlama dünyasında fark yaratan IQUEEM, hem turizm hem de e-ticaret alanında markaların dijital dönüşüm yolculuklarında güvenilir bir partner olmaya devam ediyor.

Elon Musk’ın 56 Milyar dolarlık ödeme paketi tehlikede: tesla hissedarları oylamaya çağrılıyor

Elon Musk’ın Tesla’dan alacağı 56 milyar dolarlık dev ödeme paketi, şirketin geleceğini ve Musk’ın bağlılığını sorgulamaya açan kritik bir tartışmanın merkezinde. Paket, geçtiğimiz aylarda bir ABD mahkemesi tarafından “aşırı” olduğu gerekçesiyle iptal edilmişti. 13 Haziran’da ise Tesla hissedarları, paketin kaderini belirleyecek tarihi bir oylamada bulunacak.

Şirketin yönetim kurulu başkanı Robyn Denholm, hissedarları paketi onaylamaya ikna etmeye çalışıyor. Denholm,Musk’ın “tipik bir yönetici olmadığını” ve “tipik bir motivasyona” ihtiyaç duymadığını savunuyor. Musk’ın bu ödemeyi hak ettiğini ve onaylanmaması halinde şirketten ayrılabileceğini ima ediyor. Denholm, mektubunda şu ifadelere yer veriyor: “Elon, Tesla’nın değerini 2018 yılından beri muazzam bir şekilde artırdı ve bu ödemeyi hak etti. Kendisine verdiğimiz taahhüdü yerine getirmek, onun Tesla vizyonunu desteklediğimizi ve olağanüstü başarılarını takdir ettiğimizi gösterir.”Bazı yatırımcılar da Musk’ın ödemeyi almasını destekliyor. Cathie Wood gibi isimler, Musk’ın Tesla’nın değerini önemli ölçüde artırdığını ve bu ödemenin haklı olduğunu savunuyor. Wood, “Elon Musk, Tesla’yı dünyanın en değerli otomobil şirketlerinden birine dönüştürdü. Bu ödemeyi hak etti” diyor.

Ancak bazı endişeler de mevcut. Musk’ın Tesla’ya olan bağlılığının azaldığı ve SpaceX, The Boring Company ve Neuralink gibi diğer girişimlerine daha fazla zaman ayırdığı ifade ediliyor. 56 milyar dolarlık paketin de oldukça yüksek bir rakam olduğu ve yatırımcıları endişelendirmesi normal karşılanıyor. Bazı hissedarlar, Musk’ın bu kadar yüksek bir maaş almasını hak etmediğini ve paranın şirketin gelişmesi için daha iyi kullanılabileceğini savunuyor.Musk, 2018 yılında kendisine verilen 12 hedefe ulaşarak paketi hak ettiğini savunuyor. Ayrıca 2018’den beri Tesla’dan maaş almadığını da hatırlatıyor. Musk, “2018’den beri maaş almıyorum. Tüm kazançlarım Tesla hisselerindeki artıştan geliyor. Bu ödeme, Tesla’nın başarısına katkıda bulunduğum için bana veriliyor” diyor.

Peki Musk bu ödemeyi alabilecek mi? 13 Haziran’daki oylama sonucunu beklemek gerekiyor. Sonuç ne olursa olsun, bu durum Tesla için oldukça kritik bir dönemeç olacak. Oylama Musk’ın şirkete olan bağlılığını ve Tesla’nın geleceğini önemli ölçüde etkileyebilir.Eğer paket onaylanırsa, bu, bir şirket CEO’suna verilen en büyük ödemelerden biri olacak. Bu durum, şirket yönetimi ve maaş politikaları hakkında önemli bir tartışmaya yol açabilir. Ayrıca, Musk’ın Tesla’ya olan bağlılığı ve şirkete ne kadar zaman ayıracağı konusunda da soru işaretleri yaratabilir.

Eğer paket reddedilirse, bu da Musk için büyük bir darbe olabilir. Musk’ın şirketten ayrılması, Tesla’nın hisse senedi fiyatını ve genel itibarını önemli ölçüde etkileyebilir. Ayrıca, şirketin gelecekteki büyüme planlarını da olumsuz etkileyebilir.13 Haziran’daki oylama, Tesla’nın ve Elon Musk’ın geleceği için oldukça önemli bir gün olacak. Sonucun ne olacağını tahmin etmek zor, ancak bu oylamanın Tesla’nın ve genel olarak teknoloji sektörünün geleceği üzerinde önemli bir etkisi olması muhtemel.

Havadan karbon yakalama teknolojisi maliyetlerinde yarı yarıya düşüş sağlayabilir

İsviçreli girişim Climeworks, havadan karbon yakalama teknolojisinde önemli bir ilerleme kaydetti. Firma, dünyanın en büyük karbon yakalama tesisini işlettiği İzlanda’da yeni bir teknolojiyi tanıttı. Yeni teknoloji, maliyetlerde ciddi bir düşüş sağlayarak havadan karbon yakalamanın ticari olarak daha uygulanabilir hale gelmesini amaçlıyor.

Doğrudan hava yakalama (DAC) teknolojisi, havadan karbonu kimyasal filtreler kullanarak toplama prensibine dayanıyor. Climeworks, üçüncü nesil DAC teknolojisi ile modül başına Havadan karbon yakalama teknolojisi kapasitesini artırarak, enerji tüketimini azaltıyor ve malzeme ömrünü uzatıyor. Bu sayede maliyetlerde yüzde 50’ye varan bir azalma sağlanıyor.

Yeni teknoloji, önceki nesillerde kullanılan filtre malzemelerinin yerine daha verimli yapılandırılmış sorbent malzemeler kullanıyor. Bu yapılar, CO₂ ile yüzey temasını artırarak CO₂’nin yakalanma ve serbest bırakılma süresini iki kat azaltıyor. Böylelikle önceki filtrelere göre daha fazla CO₂ yakalanabiliyor ve enerji tüketimi yarı yarıya azalıyor.

Havadan karbon yakalama teknolojisi Climeworks, üçüncü nesil DAC tesislerinin ton başına maliyetini 2030 yılına kadar 250-350 dolara düşürebileceğinibelirtiyor. Şu anda ise DAC’ın ton başına maliyetinin 600 dolardan fazla olduğu biliniyor. Bu düşüş, karbon kirliliğini azaltma hedeflerine ulaşmak için önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

Yeni teknolojiyi kullanacak ilk tesis, ABD Enerji Bakanlığı tarafından finanse edilen megaton ölçekli “Cypress DAC Hub Projesi” kapsamında Louisiana’da inşa edilecek. Climeworks, ABD’de en az dört tesis inşa etmeyi planlıyor. Bu gelişmeler, havadan karbon yakalama teknolojisinin daha geniş çapta kullanılmasını ve atmosferdeki karbon kirliliğini azaltma çabalarını destekliyor.

Qualcomm, gelecekteki amiral gemisi çipleri için Samsung’a dönebilir!

Qualcomm son yıllarda, üst düzey Snapdragon yongalarının üretimi için Samsung’dan uzaklaşarak TSMC’ye yönelmişti. Ancak yeni çıkan bilgilere göre şirket, önümüzdeki yıllarda Samsung’la tekrar çalışmayı düşünüyor.

Business Korea’nın haberine göre Qualcomm CEO’su Cristiano Amon, çip üretimi için Samsung ile tekrar çalışmaya açık olduklarını söyledi. Amon, gelecekteki amiral gemisi Snapdragon çipleri için iki farklı dökümcü firma ile çalışmayı düşündüklerini açıkladı. Bu da, 2025’te piyasaya sürülmesi beklenen Snapdragon 8 Gen 5 gibi işlemcilerin bir kısmının Samsung tarafından üretilebileceği anlamına geliyor.

Qualcomm’un bu hamlesi, muhtemelen tek bir üreticiye bağımlı olmanın risklerini azaltma stratejisinin bir parçası.Şirket, daha önce de benzer bir strateji uygulamış ve bazı Snapdragon yongalarını TSMC’de, bazılarını ise Samsung’da ürettirmişti.

Qualcomm, bu yılın sonunda çıkacak olan Snapdragon 8 Gen 4 platformunda TSMC’nin 3nm üretim sürecini kullanacak.Snapdragon 8 Gen 5 için hangi üretim sürecinin kullanılacağı ise henüz bilinmiyor. Samsung şu anda ikinci nesil GAA 3nm teknolojisini geliştiriyor ve Exynos 2500’i bu teknolojiyle üretmeyi planlıyor. Şirketin 2nm üretim sürecine 2025’in ikinci yarısında geçmesi bekleniyor. Samsung 2nm’de yüksek verimlilik elde edebilirse, Snapdragon 8 Gen 5’in üretimi için tercih edilen üretici olabilir.

Qualcomm’un Samsung ile tekrar çalışmaya başlaması, yonga set piyasası için önemli bir gelişme olabilir. Bu durum, hem daha fazla rekabete hem de daha yenilikçi ürünlere yol açabilir.

Dijital Pazarlama: İş dünyasının yeni yatırım yıldızı

Turizm sektöründe premium markalara hizmet veren performans pazarlama ajansı IQUEEM, 16 yıllık yolculuğunu dijital pazarlamanın bugünü ve yarınına ışık tutarak kutluyor. Google, VK, Hybrid Ads.ai başta olmak üzere 4 global platformda yayımlanan 7 uluslararası başarı hikayesiyle öne çıkan ajans, premium müşterileri için gerçekleştirdiği yaratıcı dijital pazarlama çalışmalarıyla sektörde fark yaratmaya devam ediyor. Bu başarı öyküleri, IQUEEM’in global arenadaki gücünü ve yenilikçi yaklaşımını gözler önüne seriyor.

2024 yılında 446,5 milyar dolarlık bir pazar büyüklüğüne ulaşması beklenen turizm ve seyahat sektörü, rekabetin giderek yoğunlaştığı bir alan haline geliyor. Doğrudan tüketiciye hitap eden işletmeler için rezervasyonlarını artırmak, yeni gelir kaynakları oluşturmak ve hedef kitlenin nabzını tutmak kritik hale geliyor. Teknolojinin ilerlemesiyle birlikte değişen tüketici davranışları, turizm markalarının geleneksel yöntemlerden vazgeçerek dijital pazarlama stratejilerine odaklanmasını zorunlu kılıyor. Bu alanda başarılı olmak için tüm platformlarda yetkin olmak ve yenilikçi stratejiler geliştirmek büyük önem taşıyor.

Dijital pazarlama markalar için vazgeçilmez

Türkiye’nin lider dijital pazarlama ajansı IQUEEM, premium markalara sunduğu hizmetlerle sektörde öne çıkıyor. Berkun Meral, sektörün değişken dinamiklerine dikkat çekerek, dijital pazarlamanın markalar için vazgeçilmez bir yatırım alanı olduğunu belirtti. “Her sektörün kendine ait dinamikleri var. Turizm sektörü de oldukça değişken bir dinamiğe sahip. Tüketicilere hitap eden ve trendlerin takip edilmesi gereken bir alan. Dünyadaki gelişmelerin de takip edilmesi gerektiği için dijital pazarlamayı doğru okumak ve uygulamak oldukça önemli. Bu alana yatırım yapan markalar, hem sezonluk maksimum doluluk oranına ulaşabiliyor hem de uzun vadede hedef kitlesinin zihnine marka kimliklerini inşa edebiliyor. Üstelik dijital pazarlama, doğası gereği ölçülebilir ve veri odaklı bir iş. Bu metrikleri kavrayan markalar, dijitale harcadığı bütçeyi bir gider değil yatırım olarak kabul etmeli.”

Ajansın başarısının temelinde sürekli ilerleme ve yenilik olduğunu vurgulayan Berkun Meral IQUEEM’in global başarıyı nasıl yakaladığını Techinside için anlattı.

Başarılarımızla bugün geldiğimiz noktayı kıymetli buluyoruz. Fakat, yeterli bulmak asla bize göre değil. Çünkü, ‘daima ileri’ mottosuyla çalışıyoruz. IQUEEM, 4 platformda 7 global başarı hikayesiyle birlikte otelcilik sektöründe Google, VK, Hybrid Ads.ai gibi platformlarda başarı hikayesi yayımlanan tek ajans konumuna geldi. Şimdi ise başarımızı sürdürülebilir kılmak ve çeşitlendirmek için her zamankinden daha çok çalışma zamanı.

Başarının Temeli: Terzi İşi Çalışma Modeli ve Premium Hizmet

IQUEEM’in başarısının ardında yatan en önemli unsurlardan biri, terzi işi çalışma modeli. Bizim bu noktada başarımızın temelinde terzi işi çalışma modelimiz yer alıyor. Yani, markaya özel çözümler üretiyoruz. Önce müşterimizi yakından tanıyor, ardından onun ihtiyaçlarını saptayarak çözüm üretiyoruz. Neredeyse dijital pazarlamanın ülkemizde ortaya çıktığı ilk günlerden bu yana hizmet sunuyoruz. Bu da bize tecrübe ve farklı bakış açıları katıyor. Üstelik Türkiye’ye en çok turist gönderen Rusya pazarına da oldukça hakim bir ajansız. Bilgi birikimi ve deneyimimiz markaların kapımızı çalmasına zemin hazırlıyor.

Doğru Platformlar ve Uzman Ekip

Başarımızın sırrı doğru platformları tanımak ve o alanda uzmanlaşmış bir ekipten geçiyor. 4 platformda 7 global başarı hikayesi yaratmak için iyi bir ekibe ve derin bir tecrübeye sahip olmanız lazım. Biz de bu bilinçle hareket ederek, sektördeki yerimizi sağlamlaştırıyoruz.

Turizm ve E-Ticarette Güçlü Bir Ajans

IQUEEM, turizm sektöründeki öncülüğünü e-ticaret alanına da taşıyor. Berkun Meral, e-ticaret markalarına sundukları özel dijital pazarlama stratejileri ile bu alanda da güçlü olduklarını belirtti. “Sadece turizmde değil, e-ticaret tarafında da oldukça güçlüyüz. E-ticaret markalarına sunduğumuz özelleştirilmiş dijital pazarlama stratejileri, onların pazarda rekabet gücünü artırıyor ve marka bilinirliğini üst seviyelere taşıyor. Bu alandaki başarımız da bizi sektördeki diğer ajanslardan ayıran önemli bir faktör,” dedi.

Dijital pazarlama dünyasında yeni başarı hikayeleri yazmaya ve sektöre öncülük etmeye devam eden IQUEEM, hem turizm hem de e-ticaret alanında sunduğu premium hizmetler ile markaların dijital dönüşüm süreçlerine katkı sağlıyor ve onların büyüme yolculuğunda en güçlü partnerleri olmaya devam ediyor.

OpenAI, yapay zeka gücünü füzyon enerjisiyle besleyecek

Yapay zeka devi OpenAI, sınırsız enerji talebini karşılamak için füzyon enerjisiyle işbirliği yapmayı planlıyor. Son haberlere göre, OpenAI, ABD merkezli füzyon şirketi Helion Energy ile büyük miktarlarda elektrik satın alma konusunda görüşmelerde bulunuyor. OpenAI’nin kurucu ortağı Sam Altman’ın Helion Energy’e yaptığı 375 milyon dolarlık yatırım da dikkat çekiyor.

Nükleer füzyon, güneş gibi yıldızlarda meydana gelen ve temiz ve sınırsız bir enerji kaynağı olarak görülen bir süreçtir. Ancak ticari olarak bu teknoloji henüz kullanılabilir hale getirilememiştir. Füzyon enerjisi alanında yapılan yatırımlar ve elde edilen başarılar, özellikle son birkaç yılda artmış durumdadır.

OpenAI’nin bu hamlesi, yapay zekanın artan güç taleplerini karşılamak için temiz enerjiye olan ihtiyacı vurguluyor. Altman, yapay zekanın enerji taleplerini karşılamak için füzyon enerjisi gibi radikal çözümlere ihtiyaç olduğunu belirtmiştir.

Helion Energy, Manyetik Hapislemeli Füzyon (MCF) yöntemini kullanarak bu atılımı gerçekleştirmeyi hedefliyor. Şirket, Microsoft ile yapılan anlaşmanın ardından şimdi de OpenAI ile benzer bir işbirliği peşinde.

Teknoloji devleri, veri merkezlerinin enerji talebinin önümüzdeki yıllarda büyük ölçüde artmasıyla karşı karşıya. Bu da füzyon enerjisi gibi yenilikçi çözümlere olan ihtiyacı daha da artırıyor. Helion Energy, başarılı olması durumunda düşük maliyetli elektrik sunarak bu talebi karşılamayı hedefliyor.

iPhone satışları 2 trilyon dolara ulaştı! peki ya devamı?

Apple’ın efsanevi ürünü iPhone, 2007 yılından bu yana devasa bir başarı hikayesine imza atmaya devam ediyor. Şimdiye kadar elde ettiği toplam satış geliri 2 trilyon dolara ulaşan iPhone, Apple’ın büyük bir gelir kaynağı haline geldi.

2024’ün ilk çeyreğinde Apple’ın elde ettiği 90,75 milyar dolarlık gelirin 45,96 milyar dolarını iPhone satışlarıoluşturdu. Bu da Apple’ın toplam gelirinin yarısından fazlasının iPhone’lardan geldiğini gösteriyor. Stocklytics.com ve Statista verilerine göre, iPhone‘un ömrü boyunca Apple’a 1,95 trilyon dolarlık devasa bir gelir kazandırdığı ortaya çıkıyor.

Ancak, 2024’ün ilk çeyreğinde satışlarda %10’luk bir düşüş yaşanmış olsa da, iPhone’lar hala Apple’ın kasasını doldurmaya devam ediyor. Apple’ın iPhone geliri açısından en iyi yılı, 2022 mali yılında elde ettiği 205,4 milyar dolarlık gelirle dikkat çekiyor. Bu senenin ilk yarısı için ise 115,6 milyar dolarlık bir gelir tahmini yapılıyor.

Ancak, gelecek için bazı zorluklar da görünüyor. Analist Ming-Chi Kuo, yeni iPhone 16 serisinin eskisine göre fazla yenilik getirmeyeceğini öne sürerek bu yıl sevkiyatlarda %15’e kadar düşüş yaşanabileceğini öngörüyor. Ayrıca, Çin’de Huawei‘nin yükselişi de iPhone satışlarını olumsuz etkileyen bir faktör olarak öne çıkıyor. Bununla birlikte, akıllı telefon pazarının doyuma ulaşması ve yeniliklerin sınırlı olması, iPhone‘un geçmişteki artış ivmesini tekrar yakalamasının zor olduğunu gösteriyor.

Yine de, senelik 200 milyar dolara ulaşan gelir, çoğu şirketin hayal bile edemeyeceği bir rakam olarak dikkat çekiyor. Bu yılın sonunda yapay zeka yetenekleriyle donatılacak olan iPhone 16 serisinin satış başarısı ise merakla bekleniyor.

Teams antitröst soruşturması ne olacak?

Microsoft’tan Brad Smith, teknoloji devinin Teams’in antitröst soruşturmasını çözmeye istekli olduğunu söyledi. Microsoft, şimdiye kadarki ayrıştırma çabalarına rağmen Teams’den daha fazla taviz vermeye hazır olabilir.

Teams antitröst soruşturması için beklentiler

Microsoft, Başkan Brad Smith’in Brüksel’deki bir medya yuvarlak masa toplantısında daha fazla eylem olasılığını kabul etmesiyle, Teams ürünü üzerinde daha fazla AB incelemesi için kendisini hazırlıyor. Euronews’in haberine göre firmanın bugüne kadar antitröst düzenleyicilerinin endişelerini gidermeye yönelik çabalarına rağmen Smith, Microsoft’un çalışmasının “henüz tamamlanmadığını” ve başka önlemlerin alınması gerekebileceğini kabul etti . Smith ayrıca, Microsoft’un, bloktaki resmi soruşturma sürecinin bir sonraki adımı olan, komisyonun kaygılarını ayrıntılarıyla açıklayan bir itiraz beyanı alması durumunda şaşırmayacağını söyledi.

Smith, bunun her zaman bir davayla sonuçlanmadığını, dolayısıyla Microsoft’un herhangi bir potansiyel düzenleyici baskı açısından hala bilinmediğini ekledi. Smith: “Eğer bir tane alırsak, görmek ve anlamak için onunla çalışacağız. Smith, elimizden geldiğince endişelere çözüm bulmaya kararlıyız. Teams’in sorunlarına çözüm bulmamızı istedim, bu yüzden adımları Avrupa’da ve Avrupa dışında attık. İnsanların bizden atmamızı beklediği adımları attık ama bunun ek adımlar atabileceğini düşünüyorum” dedi.

Edinilen bilgiye göre Smith, bu yorumları yaptığı gün AB’nin rekabetten sorumlu komiseri Margarethe Vestager ile görüştü ancak görüşmeyle ilgili herhangi bir ayrıntı vermedi. Smith’in yorumları, Microsoft ile AB düzenleyicileri arasında uzun süredir devam eden bir çatışma sırasında geldi. Teknoloji devi ile milletvekilleri arasındaki çekişme, 2020 yılında üretkenlik yazılımı rakibi Slack’in Teams platformuna karşı bir şikayette bulunmasının ardından başladı. Bunun ardından Microsoft , Slack’in şikayetinin yol açtığı daha fazla düzenleyici incelemeyi engellemek amacıyla Teams’i yalnızca AB müşterileri için  Microsoft 365 ve Office 365 paketlerinden ayırma planlarını duyurdu.

Microsoft daha sonra küresel olarak benzer önlemlerin alınacağını ve müşteriler için “netlik sağlayacağını” umduğu bir hareketle Teams’i tüm müşteriler için daha geniş yazılım paketlerinden ayıracağını duyurdu. Microsoft, rekabete aykırı olduğu iddia edilen uygulamalarıyla ilgili olarak birçok cephede mücadele ediyor. Teknoloji devi , bulut bilişim endüstrisindeki  yazılım lisanslama planıyla ilgili şikayetleri savuşturuyor.

SUNUM’a AB’den 9 milyon euro destek

0

Sabancı Üniversitesi Nanoteknoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi (SUNUM), Türkiye’de bilim ve teknoloji alanında tarihi bir başarıya imza attı. Avrupa Birliği Çerçeve Programları kapsamında yürütülen Teaming for Excellence çağrısı sonucunda SUNUM’un koordinatörlüğünde hazırlanan Team-NANO projesi 9 milyon Euro’luk hibe almaya hak kazandı.

SUNUM’a AB’den 9 milyon euro destek

Bu destek, bugüne kadar Türkiye’den tek bir kuruluşa verilen en yüksek miktar olma özelliğini taşıyor. Ayrıca, Ufuk 2020 programının başlangıcından bu yana Türkiye’den bir projenin ilk kez Teaming çağrılarında fonlanması açısından da tarihi bir anı temsil ediyor.

SUNUM Direktörü Prof. Dr. Fazilet Vardar, projenin Türkiye’nin ileri teknoloji altyapısı ve insan kaynağı için önemli bir atılım olduğunu vurguladı. 6 yıl sürecek olan proje, mikro-nano fabrikasyon ve esnek elektronik alanlarında yoğunlaşacak.

Prof. Dr. Vardar, bu projenin 6550 Sayılı Kanun kapsamında faaliyet gösteren ve Ulusal Araştırma Altyapılarından biri olan SUNUM’un, Türkiye’nin teknoloji üretimi ve inovasyon alanlarında üst sıralara yükselmesinde itici bir güç olacağına inandığını ifade etti.

Team-NANO projesi, SUNUM’un altyapısını ve teknik yeteneklerini daha da geliştirmek için İngiltere’deki The University of Southampton ve Hollanda’daki Delft University of Technology gibi dünyaca ünlü üniversitelerle iş birliği yapmasını sağlayacak.

Bu iş birliği, Türkiye’nin bilim ve teknoloji alanında uluslararası rekabet gücünü artırarak, yeni nesil esnek elektronik sistemler ve mikro-nano fabrikasyon süreçlerinde öncü bir rol üstlenmesini hedefliyor.

2010 yılında kurulan ve 2017’den beri 6550 sayılı kanun kapsamında faaliyetlerini sürdüren SUNUM, nanoteknoloji alanında Türkiye’nin önde gelen araştırma merkezlerinden biri olarak kabul ediliyor. Merkez, nanomalzemelerin sentezi, karakterizasyonu ve nanoyapılardan geliştirilen mikro-nano sistemlerin tasarımı ve üretimi gibi konularda geniş bir yelpazede hizmet veriyor.

SUNUM bünyesinde bulunan ileri teknoloji ekipmanlar, atomik çözünürlükte görüntüleme, hızlı gen dizilimi ve ince film biriktirme gibi alanlarda araştırmacılara önemli olanaklar sunuyor. Merkez, tıp, kimya, ilaç, enerji, otomotiv ve çevre gibi farklı sektörlerden 350’ye yakın kurumla iş birliği yaparak, nanoteknolojinin sunduğu olanakları farklı disiplinlere taşıyor.

SUNUM, ulusal ve uluslararası düzeyde yürüttüğü çalışmalarla, Türkiye’nin bilimsel ve teknolojik gelişimine önemli katkılarda bulunuyor. Merkez, Team-NANO projesi ile elde edeceği ivmeyle, Türkiye’nin nanoteknoloji alanında küresel bir merkez olma yolunda emin adımlarla ilerleyecek.

Nvidia destan yazıyor: En değerli ikinci şirket odu, Apple geride kaldı!

Küresel çip krizinin gölgesinde TSMC’nin 1 milyar dolar barajını aşan ilk yonga şirketi olacağına dair öngörüler sürpriz bir gelişmeyle bozuldu. Yapay zeka çılgınlığının artarak devam etmesi Nvidia’nın işine yaradı ve şirket 40 milyar doların üzerinde satış beklentisiyle hisselerinde uçuşa geçti. Bu yükseliş, toplam piyasa değerinde de rekor kırdı.

Nvidia en değerli şirket olma yolunda Son iki yılın en çok kazandıran hissesi olan Nvidia durdurulamaz bir yükselişe imza atıyor. Geçtiğimiz hafta 1.100 dolarlık hisse fiyatı ve 2.7 trilyon dolarlık pazar değeriyle dikkat çeken şirket, bu hafta 1.200 dolar seviyesini de aştı. Her hafta rekorlar kıran hisseler, firmayı 3 trilyon dolarlık değere ulaştırdı.

Bu başarıyla Nvidia, en pahalı yonga şirketi unvanını alırken aynı zamanda 3 trilyon dolar sınırını aşan ilk yonga şirketi de oldu. Apple’ı da geride bırakan Nvidia’nın önünde sadece 3.15 trilyon dolar ile Microsoft yer alıyor. Uzmanlar,aradaki farkın kapanmasının çok uzun sürmeyeceğini öngörüyor.

Nvidia’nın bu yükselişinin arkasındaki en önemli etkenlerden biri yapay zeka alanındaki çalışmaları. Üretken yapay zeka çılgınlığının artması, Nvidia’nın ürettiği özel çiplere olan talebi de beraberinde getiriyor. Bu durum, şirketin gelirlerini ve dolayısıyla da hisse senedi fiyatlarını yukarı taşıyor.

Nvidia en değerli şirket başarısı, küresel çip krizinin tüm oyuncuları için bir uyarı niteliği taşıyor. TSMC gibi dev üreticiler bile bu kadar hızlı bir yükselişe ayak uydurmakta zorlanırken, Nvidia’nın önümüzdeki dönemde de zirvede kalma şansı oldukça yüksek görünüyor.

YouTube silah içerikli videolara 18 yaş sınırı getiriyor!

YouTube, ateşli silahlar politikası kapsamında önemli güncellemeler yaparak, silahlarla ilgili belirli içeriklere yaş sınırlaması getiriyor. Yeni düzenlemeler, silah aksesuarlarını içeren videoları da kapsayacak ve bu videolar sadece 18 yaş ve üzeri kullanıcılar tarafından izlenebilecek.

Platform, reşit olmayan kullanıcıların potansiyel olarak tehlikeli içeriklere erişimini engellemek amacıyla bu değişiklikleri hayata geçiriyor. YouTube, silahların emniyet tertibatlarının nasıl söküleceğini gösteren videoların yasaklanacağınıduyurdu. Ayrıca, ev yapımı silahlar, otomatik silahlar ve susturucular gibi belirli ateşli silah aksesuarlarını içeren videolar, sadece yetişkin kullanıcılar için erişilebilir olacak.

18 Haziran’da yürürlüğe girecek

YouTube’un ateşli silahlarla ilgili politika değişiklikleri, 18 Haziran 2024 tarihinde yürürlüğe girecek. Bu adım, silah güvenliği savunucularının, silah videolarının sitenin en genç kullanıcılarına ulaşmaması, çocuklarda travma yaratmaması veya onları aşırılık ve şiddet yoluna sürüklememesi için YouTube’a defalarca önlem alınması çağrısının ardından geldi.

Tech Transparency Project direktörü Katie Paul, bu değişikliğin doğru yönde atılmış bir adım olduğunu belirtirken, YouTube’un yeni politikayı yayınlamasının neden bu kadar zaman aldığını ve daha da önemlisi yeni kuralın etkili bir şekilde uygulanıp uygulanmayacağını büyük bir soru işareti olarak değerlendirdi. Çünkü, YouTube’un şiddet içeren veya kanlı içeriklere ilişkin kendi politikalarını ihlal eden videolarla karşılaşmak mümkün.

YouTube, politika değişikliklerinin son yıllarda daha yaygın hale gelen 3 boyutlu yazıcılarla oluşturulan silahlar gibi yeni gelişmeleri yansıtacak şekilde tasarlandığını belirtiyor. 17 yaş altındaki kullanıcıların videoları izlemeye başlamadan önce ebeveynlerinden izin almaları zorunlu kılınırken13 yaşından küçük kullanıcıların hesapları ebeveyn hesabına bağlanacak.

Bu yeni düzenlemelerle birlikte, YouTube’un özellikle genç kullanıcılarının güvenliğini sağlama konusunda önemli bir adım attığı görülüyor. Ancak, bu politikaların etkin bir şekilde uygulanıp uygulanmayacağı, zamanla gözlemlenmesi gereken bir konu olarak öne çıkıyor.

Elektrikli araçlar bakır madenciliğini patlatacak: arz sorunu kapıda mı?

Dünya genelinde elektrikli araçlara olan ilgi ve talep hızla artarken, bu araçlar için gerekli olan hammadde miktarına yönelik ihtiyaç da aynı doğrultuda büyüyor. Özellikle elektrik üretimi, dağıtımı ve depolanması için kritik bir bileşen olan bakır, elektrikli araç endüstrisi için vazgeçilmez bir madde haline geliyor. Ancak, yapılan son araştırmalar, önümüzdeki yıllarda bakır arzında ciddi sorunlar yaşanabileceğine dair endişeleri ortaya koyuyor.

Uluslararası Enerji Forumu (IEF) tarafından yakın zamanda yayınlanan kapsamlı bir rapor, bakıra olan talebin gelecekte önemli ölçüde artacağını ve bu talebin karşılanmasının büyük zorluklar yaratabileceğini gösteriyor. Rapor, 2018 ile 2050 yılları arasındaki bakır arzını analiz ederek, bu dönemde mevcut eğilimleri karşılamak için bugüne kadar çıkarılan bakır miktarının yüzde 115 oranında artırılması gerektiğini ortaya koyuyor. Ayrıca, küresel araç filosunun tamamen elektrikli hale getirilmesi için bakır madenciliğinin yüzde 55 daha fazla artırılması gerektiği vurgulanıyor.

Bakır talebindeki bu büyük artış, elektrikli araçlar dışında, yenilenebilir enerji sistemlerinin yaygınlaşması ve enerji depolama çözümlerinin gelişmesiyle de doğrudan ilişkili. Bakır, güneş panelleri, rüzgar türbinleri ve elektrikli şarj altyapıları gibi birçok alanda kritik bir rol oynuyor. Bu durum, bakır madenciliğinin sürdürülebilir bir şekilde artırılması gerektiği konusundaki baskıyı daha da artırıyor.

Bakır madenciliğinde okyanus kaynaklarına yönelim

Rapor, bakır arama ve madencilik faaliyetlerinin uzun vadede teşvik edilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Geleneksel kara madenciliğinin yanı sıra, deniz altı madenciliği gibi alternatif kaynakların da değerlendirilmesi gerektiği belirtiliyor. Okyanus tabanında zengin bakır rezervleri bulunduğu biliniyor ve bu rezervlerin çıkarılması, kara madenciliğine olan bağımlılığı azaltabilir. Ancak, deniz altı madenciliğinin çevresel etkileri ve teknik zorlukları konusunda da dikkatli olunması gerekiyor.

Hibrit araçlar ve bakır talebi

Raporda, hibrit araçların kullanımı da bir alternatif olarak tartışılıyor. Hibrit araçlar, tamamen elektrikli araçlara kıyasla daha az bakır kullanıyor ve bu durum, bakır talebinde hafif bir azalma sağlayabilir. Ancak, hibrit araçların fosil yakıt kullanımına devam ettiği ve sera gazı emisyonlarına neden olduğu düşünüldüğünde, bu çözümün küresel olarak kabul gören bir alternatif olması zor görünüyor. Elektrifikasyon çabalarının iklim değişikliğiyle mücadelede etkin olabilmesi için tamamen elektrikli araçlara geçişin daha sürdürülebilir bir yol olduğu belirtiliyor.

Bu analizler, elektrifikasyon sürecinin sürdürülebilir bir şekilde ilerleyebilmesi için bakır madenciliğine yönelik stratejik planların ve yatırımların acil olarak ele alınması gerektiğini gösteriyor. Eğer gerekli önlemler alınmazsa, elektrikli araç teknolojisinin gelişimi ve yaygınlaşması beklenen hızda gerçekleşemeyebilir.

Elektrikli araçlar ve yenilenebilir enerji sistemleri, karbon ayak izini azaltmak ve iklim değişikliğiyle mücadele etmek için kritik öneme sahip. Ancak, bu teknolojilerin sürdürülebilir bir şekilde büyüyebilmesi için hammadde kaynaklarının güvence altına alınması ve bu kaynakların çevreye en az zarar verecek şekilde çıkarılması büyük önem taşıyor. Bu bağlamda, bakır madenciliğinde yenilikçi ve çevre dostu yöntemlerin geliştirilmesi, hem endüstri hem de gezegenin geleceği için hayati önemde olacak.

Türkiye 5G değil, 5.5G’ye geçiyor!

0

Türkiye’nin haberleşme teknolojilerinde büyük bir adım atmaya hazırlandığı duyuruldu. Daha önce 2026 yılında 5G’ye geçiş hedeflendiğini açıklayan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun ardından, Bakan Yardımcısı Dr. Ömer Fatih Sayan çok daha iddialı bir hedefi gün yüzüne çıkardı. Türkiye, 2026’da doğrudan 5.5G teknolojisine geçecek.

Türkiye’de şuan için pilot bölge olarak seçilen İstanbul Havalimanı bazı lokasyonlarda 5G kullanılabiliyor. Fakat bunun haricinde vatandaşların kullanımına henüz sunulmadı. Hatta Türk Telekom ve iş ortaklarından Ericsson, 5G çalışmalarını sürdürüyor.

Fakat Türkiye, tıpkı 4G’de olduğu gibi 5G teknolojisini de direkt olarak getirmeyecek. Zaten halihazırda kullanıma da açılmadı. Bunun yerine 5.5G teknolojisine geçiş hedefi sürdürülüyor. Nitekim Bakan yardımcısı da 2026’da 5G yerine 5.5G’ye direkt geçiş yapılacağını dile getirdi.

5.5G, 5G teknolojisinin eksikliklerini gidererek daha hızlı ve güvenilir hale getirilmiş gelişmiş bir versiyonu diyebiliriz. En dikkat çekici farkların başında hız geliyor. 5G ağları gerçek dünya uygulamalarında yaklaşık 1 Gbps hız sunarken, 5.5G ağları 10 Gbps’ye kadar çıkabiliyor. Huawei de 5.5G’nin zirve noktasında 5G’den 10 kata kadar daha hızlı olabileceğini dile getiriyor.

Gecikme süresi de 5.5G ile önemli ölçüde azalıyor. 5G ağlarında 8 ila 12 milisaniye olan maksimum gecikme, 5.5G’de yaklaşık 5 milisaniyeye düşüyor. Tabii ki bunlar gerçek dünya gecikme ölçümleri. Bu yüzden teorik gecikme süresi daha da düşük olabilir.

5.5G’nin frekans aralığı da dikkat çekici bir fark yaratıyor. Huawei’ye göre 5.5G ağları 100 GHz’in altındaki frekanslarda çalışıyor. 5G ise 450 MHz ile 6 GHz arası frekans aralığı 1’i ve 24.25 GHz ile 52.6 GHz arası frekans aralığı 2’yi kullanıyor.

Yani 5G, 60 GHz’in altındaki frekanslarda çalışıyor. Daha yüksek frekanslar daha yüksek hız anlamına gelirken, kapsama alanı daralabiliyor. 5.5G’nin daha erişilebilir olmak için düşük frekansları kullanmaya devam edeceği ancak daha yüksek hızlar için yüksek frekanslar için de destek ekleyeceği düşünülüyor.

Ağ mimarisi açısından bakıldığında ise 5.5G tamamen bağımsız (SA) bir yapıya sahip. Yani çalışmak için 4G kulelerine ihtiyaç duymuyor. Örneğin Asya’da birçok telekom operatörü çalışmak için 4G donanımına ihtiyaç duyan NSA 5G kullanıyor. 5.5G ise bu bağımlılığı tamamen ortadan kaldırarak tam potansiyeline ulaşma imkanı sunuyor.

Huawei ayrıca 5.5G’nin karbon verimliliği açısından da daha iyi olduğunu söylüyor. Özellikle pasif IoT cihazları için enerji verimliliği sağlayan 5.5G, her bir IoT cihazının iletişim için kendi güç kaynağına sahip olma ihtiyacını ortadan kaldırıyor.

Son olarak, 5.5G daha hassas konumlandırma imkanı sunuyor. Bu özellik de akıllı tarım, akıllı şehirler ve çevresel izleme gibi uygulamalar için büyük fayda sağlıyor.

TSMC ASML’den son teknoloji Litografi makinesi alıyor!

Dünyanın önde gelen yarı iletken üreticilerinden TSMC, bu yıl ASML‘den high-NA EUV litografi makinesini teslim alacak. Böylece TSMC, Intel‘den sonra bu ileri teknoloji makineye sahip olan ikinci çip üreticisi olacak. ASML’nin Mali İşler Direktörü Roger Dassen380 milyon dolar değerindeki bu yüksek sayısal açıklıklı (high-NA) ekstrem ultraviyole (EUV) litografi makinesinin 2024 yılında TSMC’ye teslim edileceğini duyurdu. Makinenin tam olarak hangi tarihte teslim alınacağı ise henüz netleşmiş değil.

High-NA litografi teknolojisi, transistör boyutunu %66 oranında azaltarak çip üretiminde büyük bir devrim yaratması bekleniyor. Bu teknoloji sayesinde çip üreticileri, 2nm ve altındaki üretim süreçlerinde daha yüksek doğruluk ve yoğunlukta desenler oluşturabilecek0,55’lik sayısal açıklığa sahip high-NA EUV sistemi, önceki 0,33 sayısal açıklığa sahip merceklerle donatılmış EUV sistemlerinden çok daha gelişmiş bir performans sunacak.

TSMC’nin ileri teknoloji planları

Çip üretiminde sektör lideri olan TSMC2nm üretim sürecinde sorunsuz bir şekilde ilerlediğini belirtiyor. Şirket, 2025’in ikinci çeyreğinde N3X ve N2 süreçlerinde üretime başlamayı planlıyor. N2P ve A16 (1.6nm) teknolojilerinin seri üretimi için ise 2026’nın ikinci çeyreğini hedefliyor. High-NA EUV cihazlarının hangi üretim süreçlerinde kullanılacağı henüz kesinleşmemiş olsa da, TSMC şu anda 2nm ve 3nm süreçlerinde low-NA EUV makineleriyleüretim yapıyor.

Tayvanlı dev, 2nm sürecinden itibaren FinFet transistörlerden Gate-all-around FET (GAAFET) transistörlere geçişyapmayı planlıyor. TSMC, 2nm sürecinin %10 ila %15 performans artışının yanı sıra %25 ila %30 daha düşük güç tüketimi sağlayacağını belirtiyor. Bu gelişmeler, TSMC’nin çip üretiminde liderliğini pekiştirirken, yarı iletken endüstrisinde de önemli bir dönüm noktası olarak görülüyor.

İsrail sosyal medyayı kullanarak sahte kampanya yapıyor!

İsrail, Gazze savaşına yönelik etkileme kampanyasıyla ABD’li milletvekillerini gizlice hedef alıyor. İlgili belgelere göre İsrail Diaspora İşleri Bakanlığı, ABD’li milletvekillerini İsrail ordusuna fon sağlamaya çağıran sahte sosyal medya hesaplarının kullanıldığı operasyonun emrini verdi. İsrail, İsrail yanlısı mesajlarla ABD milletvekillerini ve Amerikan kamuoyunu hedef alan bir nüfuz kampanyası düzenledi ve bunun için para ödedi. İsrail, Gazze’yle savaştaki eylemlerine desteği teşvik etmeyi amaçladı.

İsrail sosyal medya kullanımıyla dezenformasyon yayıyor

Dört İsrailli yetkili, gizli kampanyanın, dünyanın dört bir yanındaki Yahudileri İsrail Devleti’ne bağlayan bir hükümet organı olan İsrail Diaspora İşleri Bakanlığı tarafından başlatıldığını söyledi. Yetkililere ve belgelere göre bakanlık, operasyona yaklaşık 2 milyon dolar ayırdı ve bunu gerçekleştirmesi için Tel Aviv’deki bir siyasi pazarlama şirketi olan Stoic’i işe aldı.

Kampanya Ekim ayında başladı ve X platformunda aktif olmaya devam ediyor. Zirvedeyken, İsrail yanlısı yorumlar yayınlamak için X, Facebook ve Instagram’da gerçek Amerikalı gibi görünen yüzlerce sahte hesap kullanıldı. Hesaplar, New York Temsilciler Meclisi azınlık lideri Temsilci Hakeem Jeffries ve Gürcistanlı Senatör Raphael Warnock gibi ABD’li milletvekillerine, özellikle de Siyahi ve Demokratlara odaklanıyor ve onları İsrail ordusunu finanse etmeye devam etmeye çağıran gönderiler yayınlıyordu. Gönderilerin çoğunu oluşturmak için yapay zeka destekli chatbot ChatGPT kullanıldı. Kampanya ayrıca İsrail yanlısı makaleler içeren üç sahte İngilizce haber sitesi de oluşturdu.

The New York Times’ın Diaspora İşleri Bakanlığı’nın mevcut ve eski dört üyesiyle ve kampanyaya ilişkin belgelerle doğruladığı nüfuz operasyonuyla İsrail hükümetinin bağlantısı daha önce bildirilmemişti. İsrailli yanlış bilgilendirme gözlemcisi FakeReporter, bu çabayı Mart ayında tespit etti. Geçen hafta, Facebook ve Instagram’ın sahibi Meta ve ChatGPT’yi yapan OpenAI de operasyonu tespit edip aksattıklarını açıklamıştı.

Gizli kampanya, İsrail’in Gazze’deki savaşla ilgili Amerika’nın fikrini etkilemek için ne kadar ileri gitmek istediğinin sinyalini veriyor. ABD uzun süredir İsrail’in en sadık müttefiklerinden biri; Başkan Biden geçtiğimiz günlerde ülke için 15 milyar dolarlık bir askeri yardım paketini imzaladı. Ancak çatışma, Gazze’de artan sivil ölümleri karşısında Bay Biden’ın İsrail’e verdiği desteği geri çekmesi yönünde çağrıda bulunan pek çok Amerikalının hoşuna gitmedi.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kaçır: “Türkiye’nin teknoloji yıldızı parlamaya devam ediyor”

0

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, APY TEKMER Açılış Töreni’nde yaptığı konuşmada Türkiye’nin teknoloji alanında geldiği noktaya dikkat çekti ve geleceğe yönelik hedeflerini anlattı. İşte detaylar…

Bakandan açıklama: Türkiye’nin garaj modeli başarıya ulaştı!

Kacır, hızla değişen teknoloji dünyasında Türkiye’nin geleneksel iş modellerini yıkarak ekonomik büyümenin yeni itici gücü olan teknoloji girişimciliğini desteklediğini vurguladı. Türkiye’nin kritik teknolojileri yerli ve milli imkanlarla geliştirme hedefine ulaşmak için uygulama ve düzenlemelerle teknoloji girişimlerini desteklediklerini belirtti.

Konuşmasında Türkiye’nin teknoloji üssü haline gelmesi için atılan adımları sıralayan Bakan Kacır, Ar-Ge ve tasarım merkezlerine verilen desteklerin yanı sıra hızlandırıcı ve kuluçka merkezleriyle tohum aşamasındaki girişimlerin desteklendiğini ifade etti. TEKNOFEST gibi organizasyonlarla gençlerin teknoloji geliştirmeye teşvik edildiğini ve fikirden ürüne giden yolda binlerce girişimin doğduğunu söyledi.

Bakan Şimşek açıkladı: Kamuda tasarruf seferberliği başladı!

Girişimlerin desteklenmesinde “Deneyap Atölyeleri”nin önemini vurgulayan Bakan Kacır, fonların fonu mekanizmalarıyla kamu kaynaklarının girişim ekosistemine aktarıldığını belirtti. Bu kapsamda Teknoloji ve İnovasyon Fonu ile 66 girişime 112,3 milyon avro yatırım yapıldığını ve Hazine ve Maliye Bakanlığı ile yürütülen Tech-InvesTR programıyla da 92 girişime 1,95 milyar lira kaynak sağlandığını açıkladı.

Bakan Kacır, Bilişim Vadisi Girişim Sermayesi Yatırım Fonu aracılığıyla 38 girişime 15 milyon doların üzerinde yatırım yapıldığını da sözlerine ekledi. Ayrıca, Ar-Ge merkezleri ve teknopark firmalarının teşviklerden yararlanarak girişimlere yatırım yapmasının önünün açıldığını da belirtti.

TÜBİTAK Girişimcilik Destek Programı’nın (BiGG) yatırım programına dönüştürüldüğünü ve bugüne kadar 2 bin 293 teknoloji girişiminin kurulmasını sağladığını belirten Kacır, KOSGEB aracılığıyla son 3 yılda girişimcilere 7,4 milyar lira kaynak aktarıldığını söyledi.

Turcorn 100 Programı ile hızlı büyüme potansiyeli taşıyan teknoloji girişimlerinin küresel pazarlara açılmasına destek olunduğunu ve Türkiye’ye özgü garaj modeli başarı hikayelerinin desteklendiğini vurguladı.

Ayrıca Teknoloji Geliştirme Merkezleri (TEKMER) Destek Programı ile yenilikçi fikirlerin ticarileşmesinde önemli rol oynayan TEKMER’lere bugüne kadar 263 milyon liranın üzerinde destek sağlandığını açıkladı.

Konuşmasında yapay zeka alanına da değinen bakan, bu alanda yaşanabilecek tekelleşmenin önüne geçmek ve Türkiye’nin yapay zeka ekosistemini geliştirmek için çalıştıklarını belirtti. Ulusal Yapay Zekâ Enstitüsü’nün kurulduğunu ve Yapay Zekâ Ekosistem Çağrılarıyla, uluslararası iş birlikleriyle, araştırma merkezleriyle ve süper hızlı bilgisayarlarla bu alanda önemli adımlar atıldığını ifade etti.