Samsung, katlanabilir akıllı telefon pazarındaki liderliğini sürdürmek amacıyla Galaxy Z serisini yenilemeye hazırlanıyor. Gelen son bilgilere göre, Galaxy Z Fold 6 ve Galaxy Z Flip 6 modellerinin tanıtılacağı tarih kesinleşti.
Galaxy Unpacked etkinliği 10 temmuz’da Paris’te
Daha önce yapılan sızıntılarda, Galaxy Z Fold 6, Galaxy Z Flip 6 ve Galaxy Watch 7 serisinin Temmuz ayında düzenlenecek olan Galaxy Unpacked etkinliğinde tanıtılacağı belirtilmişti. Kore medyasından gelen son raporlar ise etkinliğin kesin tarihini açıkladı. Buna göre, Samsung’un bir sonraki Unpacked etkinliği 10 Temmuz’da Fransa’nın Paris kentinde gerçekleşecek.
Galaxy Z Fold 6 ve Flip 6’nın beklenen özellikleri
Galaxy Z Fold 6: Galaxy Z Fold 6, önceki modellere kıyasla daha az ekran kırışıklığı sunacak. Cihazın Snapdragon 8 Gen 3 platformu ile güçlendirilmesi bekleniyor. Kamera özellikleri arasında 50 MP f/1.8 1/1.56″ ISOCELL GN3 birincil kamera, 10 MP f/2.4 1/3.94″ OIS 3x zoom telefoto kamera ve 12 MP f/2.2 1/3.06″ ultra geniş kamera bulunacak. Ön yüzde ise 4 MP f/1.8 ekran altı kamera ve 10 MP selfie sensörü yer alacak.
Galaxy Z Flip 6: Samsung Galaxy Z Flip 6, selefi gibi Snapdragon 8 Gen 3 çipseti ile gelecek. 8 GB ve 12 GB RAM seçeneklerine sahip olması beklenen cihaz, 3.9 inçlik daha büyük bir kapak ekranı ve 4000 mAh kapasiteli bataryası ile dikkat çekecek. Kamera tarafında ise, 50 MP çözünürlüğünde, f/1.8 diyafram açıklığına ve 5.4mm odak uzaklığına sahip EIS ve OIS teknolojilerini içeren bir sensör bulunacak.
Samsung’un yeni katlanabilir telefonları, gelişmiş özellikleri ve yenilikçi tasarımları ile kullanıcıların büyük beğenisini kazanmayı hedefliyor. Tanıtım etkinliğinde Galaxy Ring ve diğer yeni ürünlerin de duyurulması bekleniyor.
Daha fazla bilgi ve detaylar için 10 Temmuz’da düzenlenecek Galaxy Unpacked etkinliğini takip etmeyi unutmayın.
Popüler sosyal medya platformu TikTok, içerik oluşturucularının hesaplarını ve performanslarını yönetmelerine olanak tanıyan yeni bir oluşturma ve yönetim platformu olan TikTok Studio‘yu duyurdu. TikTok, yaratıcılara yönelik araçlarını geliştirmek için çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor.
TikTok Studio, içerik oluşturucularının akıllı telefonlarında veya bilgisayarlarında hesaplarının birçok yönünü tek bir yerden yönetmelerine yardımcı olmayı amaçlayan kapsamlı bir platform olarak tanımlanıyor. TikTok’un yeni blog yazısında, TikTok Studio’nun içerik oluşturucularının hesaplarını oluşturmak, düzenlemek, yüklemek, yönetmek ve analiz etmek için kullanabilecekleri araçlarla donatıldığı belirtildi. Bu yeni platform, TikTok Creator ve Creator Center‘ın yerini alacak.
TikTok Studio, içerik üreticilerine daha sezgisel bir şekilde analitik veriler sunacak. Halihazırda TikTok uygulamasında bulunan bu veriler, Studio aracılığıyla daha kullanışlı ve anlaşılır hale gelecek. İçerik üreticileri, TikTok Studio sayesinde içeriklerini doğru hedef kitleye daha iyi yönlendirebilecek, faydalı analitik verilere erişebilecek ve para kazanma seçeneklerini daha etkin bir şekilde kullanabilecekler.
TikTok Studio’nun tanıtılması, içerik oluşturucularının platformda daha profesyonel ve verimli bir şekilde çalışmalarına olanak tanıyacak yeni bir dönemin başlangıcı olarak görülüyor. TikTok, bu yenilikle birlikte içerik üreticilerinin ihtiyaçlarına daha iyi yanıt vermeyi hedefliyor.
TikTok Studio’nun özellikleri
TikTok Studio, kullanıcılarına sunduğu çeşitli özelliklerle dikkat çekiyor. İşte bu yeni platformun öne çıkan bazı özellikleri:
Hesap Yönetimi: TikTok Studio, kullanıcıların hesaplarını tek bir yerden yönetmelerini sağlar. Bu sayede içerik oluşturucular, hesaplarının farklı yönlerini daha kolay ve etkili bir şekilde kontrol edebilir.
İçerik Oluşturma ve Düzenleme: Platform, içerik oluşturucularının videolarını oluşturup düzenlemelerine olanak tanır. Kullanıcılar, videolarını daha profesyonel hale getirmek için çeşitli araçlar ve efektler kullanabilirler.
Analitik ve Raporlama: TikTok Studio, içerik üreticilerine detaylı analitik veriler sunar. Bu veriler sayesinde kullanıcılar, içeriklerinin performansını daha iyi anlayabilir ve stratejilerini buna göre şekillendirebilirler.
Para Kazanma Seçenekleri: TikTok Studio, içerik oluşturucularına çeşitli para kazanma seçenekleri sunar. Bu özellik sayesinde kullanıcılar, içeriklerinden gelir elde etme fırsatına sahip olurlar.
Hedef Kitle Yönetimi: Platform, kullanıcıların içeriklerini doğru hedef kitleye ulaştırmalarına yardımcı olacak araçlar sunar. Bu sayede içerik oluşturucular, hedef kitlelerine daha etkili bir şekilde ulaşabilirler.
Perakende ve bulut devi Amazon, bu milyarlarca avronun neye harcanacağını tam olarak belirtmedi ancak şirket duyurusu, 17.500 tam zamanlı işçi istihdamını destekleyeceğini iddia ediyor.
Amazon, “İnşaat, tesis bakımı, mühendislik ve telekomünikasyon gibi sektörlerde işler desteklenecek.” dedi.
Yatırım, çevrimiçi pazar ve bit ambarı inşaatçısının bölge için önceki planlarının bir değişikliği. 2021’de İspanya’da yalnızca 2,5 milyar Euro harcaması ve bu süreçte 1.300 kişiye iş yaratması bekleniyor.
Amazon, İspanya üzerindeki ekonomik etkinin 2033 yılına kadar ülkenin gayri safi yurt içi hasılasında 21,6 milyar Euro’luk bir artış olacağını iddia ediyor. Bu ilk başta çok fazla gibi görünebilir, ancak İspanya’nın GSYİH’sinin halihazırda 1,4 trilyon Euro’nun üzerinde olduğunu unutmamak gerekiyor.
Amazon’un yatırımının büyük bir kısmı, yeni işlerin %40’ını göreceği Aragon bölgesine odaklanacak. Ayrıca, şu anda Aragon’daki veri merkezlerinin zaten %100 yenilenebilir enerji ile çalıştığı iddia ediliyor; Amazon’un su geri kazanımı ve belediye alanının sızıntılar için borularının onarımı programı ile 2030’a kadar bölgeye aldığı su miktarından daha fazlasını geri vererek su pozitif olmayı beklediği de belirtilenler arasında.
Aragon bölgesel hükümetinin başkanı Jorge Azcón, “Aragon’a gelişinden bu yana AWS, bölgenin teknolojik yatırımları çekme potansiyelini gerçeğe dönüştürdü.” dedi.
“Aragon’u kesinlikle Avrupa’da inovasyon ve bulut ekonomisi merkezi olarak haritaya yerleştirecek.”
İspanya, Avrupa’da Amazon’dan bu düzeyde yatırım gören tek ülke değil. Daha geçen hafta, bulut sağlayıcısının Almanya’daki AWS Avrupa Egemen Bulutu için 7,8 milyar Euro ayırdığı bildirildi.
Veri merkezlerini genişletmeye yönelik bu büyük bütçeler, Amazon’un kazandığı toplam para sayesinde mümkün; 2024 Mali Yılı’nın tamamı için yaklaşık 100 milyar dolarlık bir gelir öngörülüyor.
Alibaba Cloud, Meksika’daki çıkışı için bir zaman çizelgesi veya neden sunmadı; ancak Çinli üreticiler, mevcut diplomatik gerilimlerin ortasında Çin’den ABD pazarına erişimi kolaylaştıran ticaret antlaşmalarından faydalanmak için giderek daha fazla Meksika’yı hedefliyorlar.
Alibaba Cloud’un Çinli müşterileri Meksika’ya taşınıyorsa bulutun da onu takip etmesi mantıklı olacaktır.
Çinli bulut şampiyonu ayrıca Malezya, Filipinler, Tayland ve Güney Kore’de ekstra kaynak dağıtımı için üç yıllık bir süre teklif etti.
Mevcut Alibaba Bulut bölgelerinin çoğunluğu Çin’de olmasına rağmen kuruluş, hedef pazarı olarak Asya’ya öncelik verdi ve bazı bölgesel pazarlarda halihazırda ilk üç bulut statüsüne sahip. Kuruluşun bulutunun Avustralya, ABD, İngiltere, Almanya ve Orta Doğu’da da varlığı var.
Çin teknoloji devi ayrıca, oluşturucu yapay zeka geliştirme platformu Model Studio’yu, uluslararası erişime açılabilmek için Singapur erişim bölgesi üzerinden açacağını belirtti. Bu sayede LLM’leri, Qwen, uluslararası olarak erişilebilir olacak.
Bu hafta Alibaba Cloud, Qwen’de yüzde 97’ye varan oranlarda fiyat indirimleri yaptı.
Fiyat indirimi, Alibaba’nın yakın zamanda Qwen modelinin 7 milyondan fazla indirilmesiyle yapay zeka işinin patlama yaşadığını söylemesine rağmen Çinli kuruluşların yapay zeka uygulama geliştirme çabalarını hızlandırmasına yardımcı olmak için yapıldı.
İndirimler, ByteDance’in ucuz yapay zeka hizmetlerinin sunulmasıyla aynı zamana denk geldi ve bu da Baidu’yu bazı hizmetlerin fiyatını sıfıra indirmeye teşvik etti.
Yine bu hafta, ana şirket Alibaba Group, hisseleri geri satın almak için bir miktar nakit ayırabilmek amacıyla 4,5 milyar dolarlık dönüştürülebilir birinci sınıf tahvil satacağını açıkladı.
Alibaba Grubu çalkantılı bir ay geçirdi. İlk çeyrek kazançları kârda yüzde 86’lık bir düşüş olduğunu ortaya çıkardı.
Bir zamanlar Alibaba’nın en büyük yatırımcısı olan SoftBank, yatırımcılara yaptığı kazanç açıklamasında Çinli teknoloji şirketindeki tüm hisselerini sattığını söyledi.
Telegraph’a göre CEO, Paris’teki Viva Tech konferansında Çin’de üretilen elektrikli araçlar için uygulanan yeni %100 gümrük vergisi hakkında görüşlerini dile getirdi ve şunları söyledi: “Ne Tesla ne de ben bu tarifeleri istedik, duyurulduğunda şaşırdım.”
Bildirildiğine göre şunları ekledi: “Değişim özgürlüğünü engelleyen veya piyasayı bozan şeyler iyi değil.”
Daha önce Çin elektrikli araçlarının ithalat ücreti, Trump yönetimi tarafından belirlenen yüzde 25’ti.
Artan elektrikli otomobil tarifesine aynı zamanda yarı iletkenler, piller ve güneş pilleri üzerindeki yüksek tarifeler de eşlik etti. Biden’ın Beyaz Saray’ı, “Çin’in adil olmayan ticaret uygulamalarına yanıt vermek” için artan oranların gerekli olduğu sonucuna vardı.
Ohio’nun iki senatöründen biri olan Sherrod Brown da hem Amerikan ekonomisinin hem de ulusal güvenliğin korunması amacıyla Çin elektrikli araçlarına genel bir yasak getirilmesini önerdi.
Musk’ın şirketini ABD tarifelerinden uzaklaştıran açıklaması ilginç, zira Tesla’nın bu politikadan birincil yararlanacak kişilerden biri olacağı düşünülüyor. BYD gibi Çinli otomobil markalarının Çin hükümetinden sübvansiyonlar aldığı bildiriliyor; bu sübvansiyonlar, Çin elektrikli araçlarının diğer şirketler tarafından üretilen modellere göre çok rekabetçi bir şekilde fiyatlandırılmasına olanak tanıyor.
Ancak teknoloji kralı, Tesla’nın tarifeler olmadan da gayet iyi rekabet ettiğini söylüyor. Çılgın CEO, “Tesla, Çin pazarında gümrük vergileri ve farklı destek olmadan oldukça iyi rekabet ediyor, genel olarak gümrük vergilerinin olmamasından yanayım.” dedi.
Musk, muhtemelen serbest piyasaya inanıyor ve şirketinden gurur duyduğu için sadece gümrük vergilerinin kaldırılmasını savunmuyor olabilir. Eğer Çin, yeni ABD tarifelerine kendi tarifeleriyle cevap verirse, bu durum Tesla’nın Çin kolu üzerinde kesinlikle olumsuz bir etkiye sahip olacaktır.
Bloomberg ve Çin Otomobil Birliği verilerine göre, Tesla’nın Çin fabrikasında ilk iki ayda 131,812 araç üretildi ve bunların yaklaşık yarısı yerel olarak satıldı. Habere göre, hem ABD’de hem de Çin’de hiç veya neredeyse hiç gümrük vergisi olmaması, Amerikan otomobil şirketi için muhtemelen ideal olacaktır.
Ek olarak, Musk bunları açıkça reddederek Çin hükümetiyle bir çalışma ilişkisini geliştiriyor. Geçtiğimiz ay Başbakan Li Qiang ile görüşmek üzere Çin’i ziyaret etti ve ardından Orta Krallık’ta otonom sürüş teknolojisinin etkinleştirilmesi için Baidu ile bir anlaşma imzaladı. Tarifelere karşı konuşmak kesinlikle Çin’in iyi tarafında kalmasına yardımcı oluyor.
Tesla CEO’su birkaç ay önce, şirketin Ocak ayındaki üç aylık kazanç telefon görüşmesinde, farklı bir tutum sergiledi gibi görünüyor. Musk şunları söyledi: “Açıkçası, ticaret engelleri oluşturulmazsa, Çinli elektrikli araç üreticileri dünya genelinde çoğu diğer şirketi neredeyse yok edecekler.”
Aynı çağrıda Musk, otonom sürüş gibi teknolojileri lisanslayarak ve onlara şarj altyapısına erişim sağlayarak Çinli otomobil firmalarıyla iş yapma arzusunu da yineledi.
Bu hafta etkilenen kişilere gönderilen mektuplarda Cencora, sistemlerinden gelen verilerin hasta adlarını, posta adreslerini ve doğum tarihlerinin yanı sıra sağlık teşhisleri ve ilaçları hakkındaki bilgileri de içerdiğini söyledi.
İlaç devi, başlangıçta hastaların verilerini “hasta destek programlarıyla bağlantılı olarak” birlikte çalıştığı ilaç üreticileriyle ortaklıklar yoluyla elde ettiğini söyledi. Buna Abbvie, Acadia, Bayer, Novartis, Regeneron ve diğer şirketlerin hastaları da dahil.
Cencora, 21 Şubat’ta başlayan ve şirketin bir hafta sonra, 27 Şubat’ta hükümet düzenleyicilerine bildirimde bulunana kadar kamuoyuna açıklamadığı siber saldırının doğasını henüz açıklamadı. 2023 yılına kadar AmerisourceBergen olarak bilinen şirket, Amerika Birleşik Devletleri’nde satılan ve dağıtılan ilaçların yaklaşık %20’sini elinde bulunduruyor.
Cencora sözcüsü Mike Iorfino, Cencora’nın şirketin ihlalden kaç kişinin etkilendiğini belirleyip belirlemediğini ve şirketin bugüne kadar kaç kişiyi bilgilendirdiğini söylemek istemediğini söyledi.
Bu, son aylarda yaşanan bir dizi siber saldırının ardından ABD sağlık sektörünü vuran son güvenlik olayıdır. Bu olay, UnitedHealth’a ait Change Healthcare’deki büyük veri ihlali ve uzun süreli kesintiler ile Ascension’ın hastane ağının büyük bir kısmını çevrimdışı bırakan son ve devam eden siber saldırının ardından geldi.
Cencora’nın sözcüsü, Cencora’daki olay ile Değişim ve Yükseliş’teki siber saldırılar arasında “hiçbir bağlantı” olmadığını söyledi.
Cencora’nın ABD devlet yetkililerine sunduğu kamuya açık veri ihlali bildirimlerine göre Cencora, veri ihlalini öğrendiğinden beri yaklaşık yarım milyon kişiyi bilgilendirdi. Cencora veri ihlalinden etkilenen kişi sayısının çok daha yüksek olması bekleniyor. Cencora, web sitesinde bugüne kadar en az 18 milyon hastaya hizmet verdiğini söylüyor.
Cencora, web sitesinde, şirketin veri ihlalinden etkilenen bazı kişilere “doğrudan bildirim sağlayacak adres bilgilerine sahip olmadığını” açıklayan bir bildirim yayınladığını söyledi.
Novartis sözcüsü Michael Meo, Novartis’in “yakın zamanda Cencora ve onun Kanada’daki iştiraki Innomar Strategies’i içeren bir siber olaydan haberdar edildiğini” doğruladı.
Son mali verilerine göre Cencora, 2023 yılında bir önceki yıla göre %10 artışla 262 milyar dolar gelir elde etti. Şirket siber güvenliğe ne kadar harcadığını açıklamıyor.
Taiwan Semiconductor Manufacturing Co. veya TSMC, küresel rekabet gücünü artırmak amacıyla 2024 yılında yedi yeni üretim tesisi kuracağını duyurdu. Dünyanın en büyük sözleşmeli çip üreticisi olan TSMC, yapay zeka gibi alanlardaki yüksek talebi karşılamak ve rekabet avantajı elde etmek için bu hamleyi gerçekleştirecek.
Tainan’daki FAB18 fabrikasının müdürü Huang Yuan-kuo‘nun açıklamalarına göre, TSMC, Tayvan’da üç yonga plakası tesisi ve iki paketleme tesisi kuracak. Ayrıca, yurtdışında da iki yonga plakası tesisi planlanıyor. Bu tesisler, yüksek performanslı bilgi işlem cihazları ve akıllı telefonlar gibi hızla artan küresel talebi karşılamak üzere tasarlanacak.
TSMC‘nin üç nanometre sürecinin üretim kapasitesinin, 2023’e kıyasla bu yıl üç kat artması bekleniyor. Özellikle Apple gibi büyük teknoloji şirketlerinin tercih ettiği bu süreç, şirketin rekabet gücünü artırması açısından önemli bir adım olarak öne çıkıyor. Öte yandan, özel teknoloji üretim kapasitesinin de genişletilerek, özel teknoloji oranının yüzde 67’ye çıkması hedefleniyor.
Tesislerin inşası devam eden veya planlanan süreçlere göre şekillendirilecek. Tayvan’da inşaatı devam eden iki yeni wafer tesisinde 2nm süreciyle çipler üretilecek ve seri üretim 2025 yılında başlayacak. Ayrıca, gelişmiş paketleme fabrikalarının inşasıyla birlikte, yeni nesil yapay zeka donanımları için önemli olan CoWoS ve SoIC teknolojilerinin seri üretimi 2026 yılında gerçekleştirilecek.
TSMC‘nin bu büyük yatırımı, şirketin küresel pazardaki liderliğini koruma ve gelecekteki talebi karşılama kapasitesini artırma stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Güney Koreli teknoloji devi Samsung’un en son yüksek bant genişlikli bellek (HBM) yongaları, Nvidia’nın testlerini geçemediği için eleştirildi. Nvidia, yapay zeka GPU’ları için yoğun miktarda HBM bellek kullanırken, Samsung’un HBM çiplerinde ısı ve güç tüketimi sorunları yaşandığı iddia edildi.
Rapora göre, Nvidia’nın testlerini geçemeyen HBM3 ve HBM3E çipleri, şirketin taleplerini karşılayamadı. Ancak Samsung, testlerin başarısız olduğu iddialarını reddederek, ürünlerinin planlandığı gibi ilerlediğini savundu.
Nvidia, yapay zeka uygulamaları için küresel GPU pazarının büyük bir kısmını elinde bulundururken, HBM üreticileri için Nvidia’nın memnun edilmesi büyük önem taşıyor. HBM, dikey olarak istiflenmiş çipler sayesinde yüksek kapasite ve bant genişliği sağlar.
Samsung’un rakipleri SK Hynix ve Micron gibi diğer HBM üreticileri, Nvidia’ya HBM3 ve HBM3E çipleri tedarik etmeye başladı. SK Hynix, Nvidia’nın ana tedarikçisi konumunda bulunurken, Micron da HBM3E bellek tedarikine başladı.
Samsung, bu gelişmelerin ardından yarı iletken biriminin başkanını değiştirme kararı aldı. Kye Hyun Kyung’un yerine Young Hyun Jun, şirketin yeni çip başkanı olarak atandı. Samsung, Jun’un çip krizini aşmak için birikimli yönetim bilgisinden faydalanacağını belirtti.Analizlere göre, Samsung’un gerekli optimizasyonları yapması durumunda Nvidia’nın testlerini geçebileceği düşünülüyor. Samsung şu anda Nvidia’nın HBM3 tedarikçisi olmasa da AMD için HBM çipleri sağlıyor ve HBM3E yongalarının seri üretimine başlayacak.
OS platformundaki popüler tarayıcı Arc Search, kullanıcıların arama yapmak için telefon görüşmesi yapmalarını sağlayan yenilikçi bir özellikle güncellendi. The Browser Company tarafından geliştirilen Arc Search, kullanıcıların hareket halindeyken seslerini kullanarak hızlı yanıtlar alabilmelerini ve web’de arama yapabilmelerini sağlayan bir özellik olan “Call Arc“i tanıttı.
Arc Search‘in yeni özelliği, yapay zeka destekli bir sistem olan Call Arc aracılığıyla çalışıyor. Kullanıcılar, arama yapmak için telefonlarını kulağa yaklaştırarak kolayca sorgularını iletebiliyorlar. Bu özellik, acil veya basit sorular için hızlı yanıtlar almayı sağlayarak, kullanıcıların daha verimli bir şekilde bilgiye erişmelerine olanak tanıyor.
Arc Search‘in sunduğu bu özellik, mevcut Sesli Arama özelliğini geliştirerek kullanıcı deneyimini daha da zenginleştiriyor. Şirket, Call Arc‘ın sorgulara yazılı cevap vermekten daha hızlı olduğunu ve kullanıcıların bu özellikle bir telefon görüşmesi yapar gibi hissettiklerini belirtiyor.
Ayrıca, Arc Search için özel olarak tasarlanmış yeni bir arayüz de kullanıcılara sunuldu. Bu arayüz, çağrı ekranına benzer bir tasarıma sahip olup, kullanıcıların görüşmeyi sonlandırma veya hoparlöre geçiş gibi işlemleri kolayca yapmalarını sağlıyor.
Arc Search, “Benim için göz at” gibi özellikleriyle de dikkat çekiyor. Bu özellik, OpenAI ve diğer büyük dil modelleri tarafından destekleniyor ve kullanıcılara sorgularına en uygun cevapları sunuyor.
Arc Search, şu anda sadece iOS platformunda mevcut olup, Android için bir uygulama henüz bulunmuyor. Ancak, kullanıcıların mobil arama deneyimini bir üst seviyeye taşıyan bu yenilikçi özellik, Arc Search‘in iOS kullanıcıları arasında daha da popüler hale gelmesini sağlayabilir.
Microsoft, Edge tarayıcısının yeni sürümünü (126.0.2592.13) beta kanalında yayınladı. Bu güncelleme, yapay zeka destekli birkaç yeni özelliği kullanıcılara sunuyor. Microsoft, Edge tarayıcısının yeni özelliklerini ilk olarak Edge Insider programına kayıtlı olan kullanıcılara ulaştırıyor. Beta kanalında yayınlanan Edge 126 sürümü, yapay zeka tema oluşturucu, okuma modunda Copilot özet bildirimi, BT yöneticileri için kolaylaştırılan tarayıcı güvenliği yönetimi, hata düzeltmeleri ve iyileştirmeler gibi yenilikler getiriyor.
Microsoft Edge, tema seçeneklerinde yenilik arayan kullanıcılar için yapay zeka destekli yeni bir özellik sunuyor. AI tema oluşturucu ile kullanıcılar, oluşturulan görseli yeni sekme sayfasında ve baskın rengini araç çubuğunda kullanabilecekler. Bu özellik, kullanıcıların tarayıcılarının görünümünü kişiselleştirmelerini kolaylaştıracak.
Edge’e gelen bir diğer yenilik ise Copilot özetleme bildirimi. Kullanıcı, Edge’de okuma moduna uygun bir sayfaya girdiğinde adres çubuğunda bir bildirim alacak ve kenar çubuğundan Copilot’u açarak içeriğin özetine erişebilecek. Bu, kullanıcıların uzun metinleri daha hızlı ve etkili bir şekilde anlamalarına yardımcı olacak.
BT yöneticileri artık Microsoft Edge’in güvenliğini daha kolay bir şekilde yönetebilecek. Microsoft Edge yönetim hizmeti, adminlere, yönetilen tarayıcı örneklerinin güvenlik durumunu iyileştirmeye yönelik belirli ayarları yönetmeye yönelik özel bir deneyim sunuyor. Bu özellik, özellikle kurumsal kullanıcılar için tarayıcı yönetimini daha verimli hale getirecek.
Yeni güncelleme ayrıca, çeşitli hata düzeltmeleri ve performans iyileştirmeleri de içeriyor. Microsoft Edge 126 sürümü, daha stabil ve güvenli bir tarayıcı deneyimi sunmayı hedefliyor.
Microsoft Edge 126 sürümü, “tüm kullanıcılar için” Haziran ayında yayınlanacak. Yeni yapay zeka özellikleri ve geliştirmelerle dolu bu sürüm, kullanıcı deneyimini önemli ölçüde iyileştirecek.Microsoft Edge’in yeni sürümüyle ilgili daha fazla bilgi için Edge Insider programına kayıt olabilir ve en yeni özellikleri ilk deneyenler arasında yer alabilirsiniz.
Her ne kadar Google, Motorola ve HMD ile benzer anlaşmalar iyi gidiyor olsa da iFixit CEO’su Wiens “Samsung geniş ölçekte onarımı mümkün kılmakla ilgilenmiyor gibi görünüyor.” dedi.
Samsung’un ayrılmasının aslında iFixit müşterilerini çok fazla etkilememesi gerektiğine inanıyor. iFixit, orijinal parçalar ve onaylı onarım kılavuzları konusunda Samsung’un ortağı olmak yerine Apple’ın iPhone’larında her zaman yaptığı gibi bu işi tek başına yapacak.
Wiens, teknik olarak kimin kimi terk ettiğini söylemezken, Samsung anlaşmasının neden yürümediğinin en büyük sebebinin fiyat olduğunu belirtiyor: Samsung’un parçaları o kadar pahalı fiyatlandırılıyor ki ve telefonları onarmak o kadar zor ki, müşteriler artık satın almıyor.
En önemlisi; Samsung, iFixit’e yalnızca telefon ekranının tamamına önceden yapıştırılmış piller gönderdi; bu da tüketicilerin sadece eskimiş bir pil takımını değiştirmek isteseler bile 160 doların üzerinde ödeme yapmasına neden oluyor. Wiens’e göre bu, Samsung’un diğer satıcılarla yapmadığı bir şey. Bu arada iFixit’in iPhone ve Pixel pillerinin maliyeti 50 dolardan fazla.
iFixit, Samsung anlaşmasının yerel tamirhanelere yardımcı olmasına da izin vermediğini söylüyor, çünkü sözleşme iFixit’in müşteri başına üç aylık bir dönemde yedi parçadan fazla satmasını yapay olarak sınırlıyordu. Wiens, “Çevresel açıdan fark yaratacak hacimlerde parça temin edemedik.” diyor.
Samsung, iFixit’in müşterilerinin e-posta adreslerini ve parça satın alma geçmişini paylaşmasını; satın almadan önce bir feragatname imzalamasını zorunlu kıldı. Wiens, “Bu bilgilere başka hiçbir ortaklık için ihtiyaç duymuyoruz ve müşteri bilgilerini başka hiçbir OEM ile paylaşmıyoruz.” diyor.
Son olarak, iFixit en yeni Samsung cihazları için resmi parça alamıyor; aslında 2022’deki Galaxy S22 serisi, iFixit’in yeni Samsung telefonları için orijinal parçaları eklediği son seferdi.
iFixit’in anlaşmaya giren kısıtlamalardan haberi yok muydu? Wiens, “Evet.” diyor ve bu, iFixit-Samsung anlaşmasının başarısız olduğu ilk sefer değil. Samsung’un bu sefer her şeyin farklı olacağına söz verip vermediğini söyleyemeyeceğini söylüyor.
Şirket hâlâ Samsung parçalarını stoklamayı ve onarım kılavuzları yayınlamayı planlıyor ve hâlâ mevcut orijinal parça stokuna sahip. iFixit aslında sürecin sonunda daha fazla Samsung parçası satacağını düşünüyor. Ancak artık onarım kılavuzlarında doğrudan Samsung ile çalışmayacak ve sonuç olarak iFixit’in kılavuzları daha az ayrıntılı olabilir.
Wiens’e göre Samsung ve iFixit’in ortaklığı resmi olarak 17 Haziran’da sona eriyor ve kendisi, Samsung’un bu işlem tamamlandıktan sonra herhangi bir onarım hakkı yasasını ihlal edeceğine inanmadığını söylüyor. Örneğin Kaliforniya’da Samsung, yasanın 1 Temmuz 2024’te yürürlüğe girmesiyle birlikte, 1 Temmuz 2021’den sonra sattığı tüm cihazlar için yedi yıl boyunca yasal olarak onarım araçları, parçalar, yazılım ve belgeler sağlamak zorunda kalacak.
Wiens, “Onlar için belgeleri yayınlayan bizdik.” diyor, ancak Encompass’taki Samsung Otomatik Onarım Hizmetleri sayfasında, hepsi olmasa da bazı resmi onarım kılavuzlarının zaten bulunduğunu görebiliyorum. Bu kılavuzlardan bazıları ayrıca, garip bir şekilde Google Play’de veya Galaxy Store’da bulunmayan ve ABD’de yüklenmesi gereken bir Samsung Otomatik Onarım Asistanı uygulamasından da bahsediyor.
iFixit’in bugün yayınlayacağı“Samsung İşbirliğimizi Sona Erdiriyoruz” başlıklı blog yazısında şirket, Samsung’un “tamir ettiğini” veya başka herhangi bir kötü niyetli uyumluluk stratejisi izlediğini öne sürmekten kaçınıyor.
İstanbul Gelişim Üniversitesi (İGÜ), Uygulamalı Bilimler Fakültesi, Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Nevra Üçler’in yürütücüsü olduğu Bilimsel Araştırma Projesi kapsamında, proje çıktılarının değerlendirme ve konu hakkında öğrenciler üzerinde farkındalık yaratmak amaçlı yapılan organizasyonda: İstanbul Gelişim Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü son sınıf öğrencisi İlayda Selvi Cila ve İrem Cidan konuşmacı olarak Toplumsal Cinsiyet Eşitliği temalı Baba Eli Değmiştir projesi hakkında farkındalık yaratmayı amaçlarken, Doç. Dr. Zeynep Burcu Şahin tarafından atölye çalışması hayata geçirilirken, Dr. Öğr. Üyesi Sinem Eyice Başev ve öğrencileri tarafından tema kapsamında tasarım sergisi yapıldı. Öğrenciler tarafından büyük ilgi gören, “Baba Eli Değmiştir” isimli projenin farkındalık seminer organizasyonu ise Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü son sınıf öğrencileri İrem Nur Yıldırım, Nisa Özge Arslan, Hatice Ebrar Koçak, İrem Cidan ve İlayda Selvi Cila tarafından gerçekleştirildi.
Projenin ilk adımı olarak İstanbul Gelişim Üniversitesi, Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü kapsamında 96 kişinin katılmış olduğu anket sonuçlarından elde edilen veriler doğrultusunda: Eşitliğin ilk başlaması gereken yerin ev olduğuna yönelik bulguların çıkması ardından Baba Eli Değmiştir Projesi grup üyelerinin cinsiyet eşitliği konusunda farkındalık yaratılmak istediği ilk yer yine ev oldu. İşten yorgun gelen babalar mutfağa davet edildi birlikte kurabiyeler yapıldı ardından da mutfak birlikte toplanıldı. Bu anlar fotoğraflanarak https://babaelidegmistir.com/ websitesinde paylaşıldı. İstanbul Gelişim Üniversitesi kapsamında gerçekleşen 2. İletişim Festivali’nin Halkla İlişkiler Günü’nde Baba Eli Değmiştir projesi öğretim üyeleri ve öğrenciler ile ilk kez buluştu.
Proje Araştırma koordinatörü, Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölüm Başkanı, Doç. Dr. Emel Tozlu Öztay, “Baba Eli Değmiştir” sloganıyla harekete geçerken bu süreçte ekibe vermiş oldukları gerçek desteklerden dolayı İGÜ Mütevelli Heyet Başkanı Abdülkadir Gayretli, Rektör Prof. Dr. Bahri Şahin ve Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Arda Öztürkcan’a ekibi ve kendi adına teşekkürlerini iletti. Katılımcılara ev içi eşit iş dağılımı konularında yeni bakış açıları kazandırmayı hedefleyen projenin gelecek nesillerin bilinçlenmesine önemli katkılar sağlayacağını umut ettiğini belirten Doç. Dr. Emel Tozlu Öztay tarafından Baba Eli Değmiştir projesi konuşmacıları İlayda Selvi Cila ve İrem Cidan’a plaketleri iletildi. Projenin organizasyon grubunda yer alan öğrencilerden İrem Nur Yıldırım ise proje kapsamındaki duygularını “Babam ile Hayatımdaki En Güzel Geçirdiğim Anlardan Biriydi” diyerek dile getirdi.
Video oyun endüstrisi zor günler yaşıyor. 2023 yılında 10.500 kişinin işten çıkarıldığı sektörde, 2024 yılı henüz yarılanmadan bu sayıya ulaşıldı. 2023 yılı teknoloji dünyası için “işten çıkarma yılı” olarak anılırken, video oyun endüstrisi de bu trendi takip etti. 2024’ün ilk beş ayında ise oyun sektöründe işten çıkarılanların sayısı 10.100’e ulaştı.
Büyük şirketlerde büyük işten çıkarmalar
2024 yılı, büyük şirketlerdeki işten çıkarmaların damgasını vurdu. Ocak ayında Microsoft, Activision Blizzard ve Xbox’tan1.900 kişiyi işten çıkardı. Şirket, bu işten çıkarmaların sürdürülebilir bir maliyet yapısı oluşturmak için gerekli olduğunu belirtti. Aynı şekilde oyun motoru geliştiricisi Unity, yılın başlarında iş gücünün yüzde 25’ini, yani 1.800 kişiyi işten çıkardı. Rockstar Games’in ana şirketi Take-Two, geçtiğimiz ay maliyet azaltma gerekçesiyle iş gücünün yüzde 5’i olan yaklaşık 600 çalışanıyla yollarını ayırdı. İlginç bir şekilde Take-Two, bu hamlenin toplamda 200 milyon dolarlık bir maliyete yol açacağını, ancak yıllık 165 milyon dolardan fazla tasarruf sağlayacağını belirtti. Sektörün bir diğer devi Electronic Arts da iş gücünün yüzde 5’iyle vedalaştı.
İşten çıkarmalar devam edecek mi?
Son 18 ayda video oyun sektöründe 20.000’den fazla kişinin işini kaybettiği görülüyor. Bazı şirketler kaç kişinin işten çıkarıldığını açıklamadığı için bu rakamın daha yüksek olması muhtemel. Analistler, işten çıkarmaların ilerleyen dönemlerde yavaşlayacağını ancak tamamen durmayacağını öngörüyor.
İşten çıkarmalar gerçekten gerekli mi?
Baldur’s Gate 3 geliştiricisi Larian’ın yayıncılık direktörü Michael Douse, geçtiğimiz ay yaptığı açıklamada bu işten çıkarmaların gerekli olmadığını belirtti. Douse’a göre, şirketler iflas etme endişesi taşımıyor. Bu işten çıkarmaların asıl nedeni, şirketlerin hissedarlarını mutlu etmeye ve kârlarını sürekli artırmaya çalışmaları.
Video oyun endüstrisi, hem çalışanlar hem de şirketler için zorlu bir dönemden geçiyor. Sektördeki bu işten çıkarma dalgasının gelecekte nasıl şekilleneceği merakla bekleniyor.
Microsoft, yapay zeka alanındaki yeniliklerine bir yenisini ekledi ve küresel yağmur ve bulut tahminlerinde büyük bir adım attı. Şirket, hava durumu tahminlerini geliştirmek için yeni bir yapay zeka modelini kullanıma sundu. Bu yeni model, her iki dakikada bir kullanıcılara dört saatlik bir gelecek için 1 kilometre çözünürlükte yerel tahminler sunma kapasitesine sahip.
Microsoft yeni yapay zeka hava durumu modeli, SEVIR veri kümesi gibi kıyaslamalar üzerinde yapılan dahili testlerde sürekli olarak üst sıralarda yer aldı. Şirket, bu modelin diğer üretken yapay zeka modellerine kıyasla iki kat daha ileri tahminler sağladığını vurguluyor. Yeni model, sadece hava durumu radar verilerine dayanmıyor; coğrafi uydular gibi diğer veri kaynaklarını da kullanarak tahminlerin doğruluğunu artırıyor. Dünyanın pek çok yerinde hava radarı donanımı bulunmadığı için bu veri kombinasyonu büyük avantaj sağlıyor. Ancak, Microsoft radar verilerinin yağış bilgisi için uydulardan daha önemli olduğunu belirterek, eğitim sürecinde bu alandaki modelin eğitimine altı kat daha fazla ağırlık verdiklerini belirtiyor.
Yeni “Satellite + Radar nowcasting” modeli, uydu veri akışlarında beklenmedik kesintiler yaşandığında bile doğru tahminler sunmaya devam ediyor. Bu model, Start hava durumundan şirketin Hava Durumu uygulamasına tamamen entegre edilmiş durumda. Kullanıcılar, Windows 10, Windows 11, Microsoft Edge ve Bing gibi platformlarda hava durumu aracını kullanarak bu yeni modelin sağladığı tahminlerden yararlanabilirler.
Microsoft’un bu hamlesi, hava durumu tahminlerinin doğruluğunu ve kullanıcı deneyimini önemli ölçüde iyileştirmeyi amaçlıyor. Şirket, yapay zeka alanındaki inovasyonlarına devam ederken, kullanıcıların günlük hayatını kolaylaştıracak çözümler sunmaya da odaklanmış durumda.
ABD’li yetkililer, Rusya’nın geçtiğimiz hafta gerçekleştirdiği fırlatma operasyonunda yörüngeye muhtemelen gizli bir uzay silahı yerleştirdiğini iddia ediyor. Bu iddialar, Rusya’nın Kosmos 2576 adlı yeni askeri uydusunu fırlatmasının ardından ortaya atıldı. ABD’nin Birleşmiş Milletler Büyükelçi Yardımcısı Robert Wood, Rusya’nın bu uydunun alçak dünya yörüngesine yerleştirildiğini belirtti ve bunun diğer uydulara saldırabilecek bir anti-uzay silahı olabileceğini öne sürdü.
uzaya gizli silah iddası Rusya’nın Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergei Ryabkov, ABD’nin iddialarını “yalan” olarak nitelendirdi ve Kosmos 2576’nın sadece faydalı bilgi toplamak amacıyla kullanıldığını savundu. Ancak uzmanlar, bu uydunun ABD Ulusal Keşif Ofisi (NRO) casus uydularıyla aynı yörüngede bulunduğunu ve ABD’nin gizli keşif platformuna düzenli olarak yaklaşabileceğini belirtiyor.
ABD Genelkurmay Başkanı Hava Kuvvetleri Generali Charles Brown, uzayın artık eskisine göre daha zorlu bir alan haline geldiğini vurgulayarak, uzaya yönelik tehditlere karşı savunma kabiliyetlerinin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Brown, “Uzay alanı bugün birkaç yıl öncesine göre çok daha zorlu bir alan” ifadelerini kullanarak, uzayın artık bir savaş alanı olarak da kabul edildiğini belirtti. Bu açıklamalar, uzaydaki askeri rekabetin arttığına ve uluslararası arenada yeni bir güç mücadelesinin yaşandığına işaret ediyor.
uzaya gizli silah, artık sadece bilimsel ve keşif amaçlı değil, aynı zamanda askeri amaçlar için de önemli bir platform haline gelmiş durumda. Uzayda stratejik avantaj elde etme çabaları, uluslararası ilişkilerde yeni bir boyut oluşturuyor ve bu durum, uzayda askeri rekabetin giderek artmasına ve uluslararası güvenlik dinamiklerinin değişmesine yol açıyor. Bu nedenle, uzayın askeri bir alan olarak nasıl yönetileceği konusunda uluslararası toplumun önünde ciddi bir tartışma ve belirsizlik süreci bulunuyor.
GPU devi Nvidia, 2025 mali çeyreği için bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 262 gibi şaşırtıcı bir artışla 26 milyar dolar gelir bildirdi. Veri merkezi geliri bu rakamın 22,6 milyar dolarını oluşturuyor; bu da yıllık bazda yüzde 427 gibi daha da aydınlatıcı bir artış anlamına geliyor.
Şirket, finansal analistlerin ve Nvidia’nın beklentilerini aşan bu rakamların esas olarak Nvidia Hopper GPU hesaplama platformuna olan güçlü talepten kaynaklandığını söyledi. Genel geliri de sırasıyla arttı; bir önceki çeyreğe göre yüzde 18 arttı, bu da aynı şekilde bir yıl öncesine göre etkileyici bir artış gösterdi.
Gelecek çeyreğe baktığımızda Nvidia, H200 GPU’ların “şu anda üretimde olduğunu ve ikinci çeyrekte sevkiyatların yolda olduğunu” belirtirken, yeni nesil Blackwell GPU mimarisini temel alan ürünlerin de ikinci çeyrekte sevkiyata başlayacağını ve üçüncü çeyrekte artışa geçeceğini söyledi.
Belki de bunlara olan talebe bağlı olarak şirket, 2025 mali çeyreği için gelirin tekrar artarak 28 milyar dolara (artı-eksi yüzde iki) çıkacağını tahmin etti. Doğruysa bu, önceki çeyrek ile bu çeyrek arasında görülen yüzde 23’lük artıştan daha düşük olurdu, ancak Nvidia’nın yine beklentileri aşması düşünülemez değil.
Peki GPU ustası ne kadar süre beklentileri aşmaya ve her çeyrekte yıldan yıla şaşırtıcı büyüme göstermeye devam edebilir? CEO Jensen Huang, en azından kamuoyuna yaptığı açıklamalarda kesinlikle endişelenecek bir neden görmüyor.
En son sonuçları duyurmak için bir konferans görüşmesinde analistlere, “Tüm veri merkezlerinde GPU’lara olan talep inanılmaz. Her gün yarışıyoruz” dedi.
Huang, “Müşteriler, sistemleri teslim etmemiz ve mümkün olduğu kadar hızlı bir şekilde ayağa kaldırmamız için bize çok fazla baskı uyguluyor. Ve tabii ki, kendi bölgesel modellerini eğitmek isteyen tüm egemen yapay zekalardan bahsetmedim bile.” dedi.
“Her neyse, bence talep gerçekten çok yüksek ve arzımızı aşıyor.”
Tabii ki Nvidia’nın kârının bir nedeni de bu; hızlandırıcıları altın tozu gibi ve talebi karşılamaya yetecek kadar arz sağlayamamak fiyatları yükseltir.
Ancak yüksek fiyatlar rekabeti de beraberinde getiriyor ve şirket artık, aynı zamanda Nvidia’nın en büyük müşterileri olan hiper ölçekleyiciler ve bulut şirketleri tarafından geliştirilen şirket içi hızlandırıcılarla artan bir rekabetle karşı karşıya.
Örneğin Google, bulutunu milyonlarca özel yapım Tensör İşleme Birimi (TPU) ile donatıyor. Bunlar şu anda büyük ölçüde Google’ın hizmetlerini güçlendirmek için kullanılıyor ve Nvidia GPU’lar bulut müşterilerine sunuluyor, ancak bu durum değişebilir.
IDC’nin EMEA Kıdemli Araştırma Direktörü Andrew Buss, “Nvidia’nın büyümesi güçlü, ancak çoğunlukla yalnızca 6 müşteriden geliyor.” dedi.
“Bir yıl önce hiçbir müşteri gelirinin yüzde 10’undan fazlasını oluşturmuyordu, şimdi öyle ve bu Nvidia için bir risk.”
Buss, şu anda “panik odaklı bir inşa” döneminde olduğumuz hissinin de bulunduğunu, hiper ölçekleyicilerin ve şirketlerin yapay zeka abartısında geride kalmamak için çaresiz kaldıklarını; bu durumun daha da artacağını ekledi.
TechMarketView Baş Analisti Simon Baxter’a göre Nvidia, yazılım yığınında da rekabetle karşı karşıya.
Ek olarak, Nvidia’nın başarısının devam etmesi, yapay zekaya yapılan tüm bu yatırımların ileride karşılığını vereceği algısına bağlı; ancak bu fikirle ilgili giderek artan şüpheler var.
Wall Street Journal’a göre yatırım şirketi Sequoia Capital, yapay zeka endüstrisinin geçen yıl gelişmiş yapay zeka modellerini eğitmek için Nvidia çiplerine 50 milyar dolar harcadığını, ancak bugüne kadar bunun yalnızca 3 milyar dolar gelir elde ettiğini tahmin ediyor.
Financial Times ayrıca yakın zamanda şunları kaydetti: “Üretken yapay zekanın belirsiz bir şekilde benimsenmesi, onu desteklemek için gereken teknoloji altyapısına akıtılan parayla tam bir tezat oluşturuyor.”
Microsoft’un OpenAI ile elde ettiği başarı, müşterilerin teknolojiyi test etmesiyle Azure bulut platformuna da yüzde altı puanlık bir büyüme kattı. Bu muhtemelen yılda yaklaşık 3 milyar dolar ekstra gelir anlamına gelse de; bu, Redmond’un toplam gelirinin yüzde birinden biraz fazla.
Gerçekçi olmak gerekirse, Nvidia’nın çok daha uzun süre yüzde 262’lik gelir artışı sağlaması pek mümkün görünmüyor. Yıllık bazda bu artışlar, üretken yapay zeka dalgasının etkili olmaya başlamasından önceki geçen yılla kıyaslanıyor.
Ancak Huang, yatırımcıların Nvidia’nın ivmesini en azından şimdilik yavaş görüp görmeyeceği konusundaki endişelerini ortadan kaldırmak için harekete geçti.
Huang, “Bu çeyrekte Hopper’a olan talebin arttığını görüyoruz.” dedi.
Otomobil üreticisi, Kia EV3’ün OpenAI tarafından geliştirilen metin üreten yapay zeka sohbet robotu ChatGPT’yi temel alan yeni bir sesli asistana sahip olacağını söyledi.
EV3 ve yapay zeka asistanı ilk olarak Temmuz 2024’te Kore’de, ardından yılın ikinci yarısında Avrupa’da piyasaya çıkacak. Kia, Avrupa lansmanının ardından aracın satışlarını diğer bölgelere de genişletmeyi planlıyor.
Ancak bu saf bir OpenAI meselesi değil. Kia’nın sesli asistanın geliştirilmesinde de emeği var.
Kia’nın müşteri deneyimi tasarımı başkanı Pablo Martinez, AI asistanının arkasındaki büyük dil modelinin (LLM) ChatGPT olmasına rağmen otomobil üreticisi tarafından “büyük ölçüde değiştirildiğini” ve özelleştirildiğini açıkladı. Martinez, tanıtımdan önce bir medya brifinginde, bu değişikliklerin müşterilerin yeni Kia asistanı aracılığıyla gezi planlamalarına, aracı kontrol etmelerine ve müzik veya oyun da dahil olmak üzere eğlence bulmalarına olanak sağlamak için yapıldığını söyledi.
Araçlardaki sesli asistanlar yeni değil. Ancak sürücülerin deneyimi “işe yaramaz” ile “Arabama neden çığlık atıyorum?” arasında değişiyor. BMW, Kia, Mercedes-Benz ve Volkswagen gibi otomobil üreticileri, üretken yapay zekanın sesli asistanları çok daha yetenekli hale getireceğini; onlara sürücülerle ve yolcularla doğal, sohbete dayalı bir şekilde etkileşim kurma yeteneği kazandıracağını savundu.
Geçen yıl, OpenAI büyük bir popülerlik kazandıkça araçlarda üretken yapay zekanın uygulanmasına dair konuşmalar arttı. Mercedes-Benz, Haziran 2023’te MBUX bilgi-eğlence sistemine konuşma yapabilen yapay zeka botunu ekledi. Ocak ayında, BMW ve Volkswagen bu teknolojiyi Las Vegas’taki CES teknoloji fuarında sergiledi.
Kia Assistant ilk kez Nisan ayında, bu yaz pazara sunulacak yeni gazla çalışan kompakt sedan K4’te görücüye çıktı. Kia EV3, şirketin portföyünde yeni yapay zeka tabanlı asistanı alan ilk tamamen elektrikli araç.
Bu haber, büyük bulut hiperskalerlerinin iş dünyasındaki dolarlar için rekabet ettiği bir dönemde geliyor ve Google, AWS ve Microsoft’un Azure’unun gerisinde kalmış durumda.
Google’ın duyurusu, arızalı deniz altı kablolarına atfedilen Afrika genelinde yaygın kesintilerin ardından geldi. Hizmetlerini hem tüketicilere hem de işletmelere sunmak için esnek bağlantıya güvenen bir şirket için Google, kendisini çözüm olarak konumlandırmak için açıkça bundan yararlanmaya çalışıyor.
“Umoja” olarak adlandırılan yeni kablo hattı Kenya’da başlıyor ve aralarında Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Ruanda, Uganda, Zambiya ve Zimbabve’nin de bulunduğu çeşitli ülkelerden geçiyor; ardından, kara yolculuğunu Güney Afrika’da tamamlıyor.
Google, rotanın karasal bölümünün aslında tamamlandığını doğruladı ve bu bölüm için Liquid Intelligent Technologies adlı bir şirketle çalıştığını söyledi. Kabloyu Hint Okyanusu üzerinden Avustralya’nın Perth kentine yönlendirme çalışmaları şu anda devam ediyor ve tamamlanması için onaylanmış bir zaman çizelgesi yok.
Google Cloud’un küresel ağ altyapısından sorumlu Başkan Yardımcısı Brian Quigley Perşembe günü bir blog yazısında, “Umoja, Afrika ülkelerinin birbirleriyle ve dünyanın geri kalanıyla daha güvenilir bir şekilde bağlantı kurmasını sağlayacak.” dedi.
“Mevcut bağlantı rotalarından farklı yeni bir rota oluşturmak, tarihsel olarak yüksek etkili kesintiler yaşayan bir bölge için dayanıklı bir ağın sürdürülmesi açısından kritik önem taşıyor.”
Dünyanın denizlerine, okyanuslarına ve su yollarına uzanan yüzlerce kablo var; Big Tech (Amazon, Google, Meta ve Microsoft dahil) altyapıda giderek daha fazla pay sahibi olduğunu iddia ediyor. Bunun nedeni basit: Ne kadar çok kablo ve veri merkezi varsa, müşterilerine daha düşük gecikme süreli YouTube akışları veya bulut bilişim üzerine kurulu kuruluşlar için daha hızlı veri aktarımları gibi daha kaliteli hizmet sağlayabilirler.
Google’ın Umoja için planladığı rotaya şu anda en yakın deniz altı kablo rotası, SUB.CO’nun 2022’de işletmeye açılan ve Umman’ı Perth’e bağlayan Umman Avustralya Kablosu’dur. Google ayrıca Portekiz’i Nijerya ve Güney Afrika’ya bağlayan Equiano da dahil olmak üzere Afrika merkezli çeşitli kablolama projelerine de yatırım yaptı.
Bu yılın başlarında şirket, Güney Amerika’yı Asya-Pasifik’e bağlayan; Fransız Polinezyası üzerinden Şili’den Avustralya’ya uzanan ilk deniz altı kablolarından birini inşa etme planlarını da duyurdu.
Google, Umoja’nın tamamlanması için belirli bir zaman çerçevesi sunmasa da; bir sözcü, tipik bir denizaltı kablosu yapısının planlamadan operasyonel hale gelmesine kadar yaklaşık üç yıl sürdüğünü söyledi.
Dolayısıyla belki de bu kablonun 2026 civarında prime time’a hazır olmasını bekleyebiliriz.
Arayan Kimliği şirketi Truecaller, kullanıcıların aramaları yanıtlamak için seslerinin yapay zeka versiyonunu oluşturmasına olanak tanıyacak.
Truecaller, bazı kişilerin telefonlarının varsayılan sistemi yerine tercih ettiği spam çağrılarını tespit eden ve engelleyen bir uygulama. Artık hizmet, AI Asistanına erişimi olan kullanıcıların seslerini kaydetmesine de olanak tanıyacak. Şirket, kullanıcının sesinin yapay zeka versiyonunu oluşturmak için kaydedilen klipten öğrenecek olan Microsoft’un Azure Yapay Zeka Konuşması ile ortaklık kurdu.
Truecaller Ürün Direktörü ve Genel Müdürü Raphael Mimoun, blog yazısında şunları söylüyor: “Bu çığır açan yetenek, yalnızca kullanıcılara bir aşinalık ve rahatlık dokunuşu katmakla kalmıyor, aynı zamanda yapay zekanın dijital asistanlarımızla etkileşim şeklimizi dönüştürmedeki gücünü de gösteriyor.”
Truecaller’ın Yapay Zeka Asistanı, gelen aramaları görüntüler ve kullanıcılara neden aradıklarını bilmelerini sağlar. Müşteriler aramanın nedenini görebilir ve telefonu açarak ya da asistanın onlara cevap vermesini sağlayarak nasıl yanıt vereceklerini seçebilirler. Yalnızca belirli ülkelerde kullanılabilen Asistan, ilk olarak 2022’de Truecaller uygulamasında tanıtıldı.
Kullanıcılar her zaman kendilerini temsil edecek önceden belirlenmiş sayıda ses arasından seçim yapabiliyor ve şirket, kullanıcıların kendi seslerini kaydetmelerine izin vermenin hizmeti daha da kişiselleştirmek için bir adım olduğunu söylüyor.
Build konferansı sırasında sergilenen Azure AI Konuşması, insanların sesleri kaydetmesine ve çoğaltmasına olanak tanıyan kişisel bir ses özelliği ekledi. Ancak Microsoft, bir blog yazısında kişisel sesin sınırlı olarak ve yalnızca sesli asistanlar gibi belirli kullanım durumları için mevcut olduğunu söylüyor.
Microsoft, Azure AI Speech’in kişisel sesi tarafından oluşturulan seslere otomatik olarak filigran eklediğini söylüyor. Ayrıca, kullanıcıların kaydedilen kişilerin tam onayını almasını gerektiren ve kimliğe bürünmeyi yasaklayan bir davranış kuralları yayınladı.
Kişisel sesin, kendi sesli posta mesajınıza karşı ne kadar iyi performans göstereceğini zaman gösterecek.