WordPress eklentisi SQL enjeksiyonu saldırısına sebep oluyor

Son dönemde WordPress için geliştirilen eklentilerde ciddi güvenlik açıkları bulunmaya başladı. Bu tespitlerin sonuncusu ise WordPress için geliştirilen WP Automatic eklentisindeki kritik önemdeki bir güvenlik açığı oldu. Söz konusu açık yönetici ayrıcalıklarına sahip kullanıcı hesapları oluşturmak ve uzun süreli erişim için arka kapılar yerleştirmek üzere kullanılıyor.

Şu anda 30.000’den fazla web sitesinde kurulu olan WP Automatic, yöneticilerin çeşitli çevrimiçi kaynaklardan içerik içe aktarma (ör. metin, resim, video) ve WordPress sitelerinde yayınlama işlemlerini otomatikleştirmelerine olanak tanıyor. İstismar edilen güvenlik açığı CVE-2024-27956 olarak tanımlanmış ve 10 üzerinden 9.9’luk bir önem derecesi puanı almış durumda. Söz konusu açık PatchStack güvenlik açığı azaltma servisindeki araştırmacılar tarafından 13 Mart tarihinde kamuya açıklanmış ve 3.9.2.0 öncesi WP Automatic sürümlerini etkileyen bir SQL enjeksiyon sorunu olarak tanımlanmış.

Söz konusu WordPress eklentisinin kullanıcı kimlik doğrulama mekanizması, sitenin veritabanına SQL sorguları göndermek için atlanabiliyor. Bilgisayar korsanları, hedef web sitesinde yönetici hesapları oluşturmak için özel olarak hazırlanmış sorguları kullanabiliyorlar.

5,5 milyondan fazla saldırı girişimi

PatchStack’in güvenlik sorununu açıklamasından bu yana, Automattic’in WPScan’i güvenlik açığından yararlanmaya çalışan 5,5 milyondan fazla saldırı gözlemledi ve bunların çoğu 31 Mart’ta kaydedildi. WPScan, hedef web sitesine yönetici erişimi elde ettikten sonra saldırganların arka kapılar oluşturduğunu ve kodu bulmayı zorlaştırmak için gizlediğini bildiriyor. WPScan’in raporunda, “Bir WordPress sitesi ele geçirildikten sonra, saldırganlar arka kapılar oluşturarak ve kodu gizleyerek erişimlerinin uzun ömürlü olmasını sağlıyorlar” deniyor.

Aynı sorunu kullanarak başka hackelrların ele geçirilmiş bir siteyi tekrar ele geçirmelerini önlemek ve tespit edilmekten kaçınmak için, bilgisayar korsanları ayrıca savunmasız dosyayı “csv.php” olarak yeniden adlandırıyor. Web sitesinin kontrolünü ele geçirdikten sonra, tehdit aktörü genellikle dosya yüklemeye ve kod düzenlemeye izin veren ek eklentiler yüklüyor.

Hemen önlem alın!

WPScan, yöneticilerin web sitelerinin saldırıya uğrayıp uğramadığını belirlemelerine yardımcı olabilecek bir dizi tehlike göstergesi sundu. Buna göre yöneticiler, “xtw” ile başlayan bir yönetici hesabının varlığına ve son kampanyada yerleştirilen arka kapılar olan web.php ve index.php adlı dosyalara bakarak bilgisayar korsanlarının web sitesini ele geçirdiğine dair işaretleri kontrol edebilir.

İhlal riskini azaltmak için araştırmacılar, WordPress site yöneticilerine WP Automatic eklentisini 3.92.1 veya sonraki bir sürüme güncellemelerini tavsiye ediyor. WPScan ayrıca web sitesi sahiplerine, bir ihlal durumunda hızlı bir şekilde temiz kopyalar yükleyebilmeleri için sık sık sitelerinin yedeklerini oluşturmalarını önermektedir.

Amazon, sonlandırdığı hizmet için geri sayımı başlattı!

0

WorkDocs, Google Workspace veya Microsoft OneDrive for Business’a benzer şekilde içerik oluşturmak, düzenlemek ve paylaşmak için Amazon bünyesindeki AWS bulutunda barındırılan, tam olarak yönetilen bir platform.

WorkDocs sayfasına çevrimiçi olarak erişen herkes artık “Amazon WorkDocs için yeni müşteri kayıtlarının ve hesap yükseltmelerinin artık mevcut olmadığını” belirten bir bildirimle ve verilerinin hizmet dışına taşınmasıyla ilgili talimatların bulunduğu bir bağlantıyla karşılanıyor.

Kullanıcılara ayrıca taşınmayı bildiren bir e-posta gönderildi.

E-postada “Bu bildirimi, WorkDocs hizmetine yönelik desteği 25 Nisan 2025’ten itibaren sona erdirmeye karar verdiğimiz için alıyorsunuz. Bu, WorkDocs siteniz, WorkDocs API’leri ve WorkDocs Drive dahil tüm örnekler için geçerlidir.” ifadesi yer alıyor.

Amazon, bildiriminde WorkDocs site yöneticileri veya AWS konsolu kullanıcılarının tüm verileri bir WorkDocs sitesinden Amazon’un S3 depolama hizmetine aktarabilmesi için yeni bir Veri Taşıma aracı geliştirdiğini söylüyor. Alternatif olarak müşteriler, WorkDocs’un indirme özellikleri aracılığıyla verileri kullanıcı bazında dışa aktarabilir.

Mektup, kullanıcılara “herhangi bir işlem yapmazsanız WorkDocs verilerinizin 26 Nisan 2025’te silineceğini” neşeli bir şekilde bildiriyor.

Reddit’teki bir kullanıcı, bu hamleyle ilgili hayal kırıklığını dile getirerek şunları söyledi: “Geçen yıl boyunca TB’lerce veriyi oraya taşıyorduk. Şimdi soru şu, bunun yerine ne kullanacağız?”

Görünen o ki Amazon, müşterileri yakında kullanımdan kalkacak WorkDocs’a alternatif olarak DropBox’a yönlendiriyor.

Mektupta, özel bir geçiş teklifinin WorkDocs müşterilerinin AWS Marketplace üzerinden satın aldıklarında DropBox hesaplarında indirim almalarına olanak tanıyacağı belirtiliyor. Uygun 10-100 lisans satın alma işlemleri yüzde 40 indirim alırken, 101 veya daha fazla lisans satın alma işlemleri yüzde 45 indirim alacaktır ancak bu “Dropbox’ın takdirine bağlıdır.”

AWS’nin bir hizmeti tamamen durdurmasının nadir görülen bir durum olduğunu biliyoruz, ancak belki de yazı duvardadır. Geçen yıl Amazon’un, Microsoft‘un kendi iş gücü için 365 paketi için bir milyondan fazla lisans aldığı bildirilmişti. Bu, Office uygulamalarını paylaşım ve işbirliği için OneDrive gibi bulut tabanlı hizmetlerle birleştiriyor. Bu anlaşmanın beş yıl içinde değerinin 1 milyar dolardan fazla olacağı söylendi.

AWS’nin bu kararı, kuruluşlara, güvendikleri bulut hizmetlerinin ortadan kaybolabileceğini ve bunun gerçekleşmesi durumunda gerçekten bir yedekleme stratejisine sahip olmaları gerektiğini bir kez daha vurguluyor.

Geçtiğimiz yıl, Amazon’un WorkDocs da dahil olmak üzere AWS BT hizmetlerine erişim için hayır kurumlarına sunduğu kredi miktarını yarıya indirdiğini bildirilmişti. Bulut devi, daha fazla kullanılabilirlik sağlamak için kredilerin değerini düşürerek kredi programını daha hayırsever kuruluşlara yaymayı hedefliyordu.

SDN Summit’te gardrop ve mutfaktaki teknoloji!

0

SDN Summit’te Celal Toprak’ın moderatörlüğünde gerçekleşen “Gardrop ve mutfaktaki teknoloji” oturumu oldukça ilgi çekiciydi. Özellikle Süleyman Orakçıoğlu ve Vehbi Varlık gibi deneyimli isimlerin katılımıyla zenginleşen panelde sektörün önde gelen markalarının teknolojiyle nasıl entegre oldukları ve yenilikçi çözümler geliştirdikleri masaya yatırıldı.

Süleyman Orakçıoğlu’nun DS Damat ve Damat gibi markalarıyla teknolojinin giyim sektöründeki yansımalarını paylaşması tüm dikkatleri çekti. Leke tutmayan gömlekler ve kırışmayan ceketler gibi yenilikçi ürünlerin tasarım ve üretim süreçlerini dinlerken sektörün nasıl dönüştüğünü gördük. Özellikle moda endüstrisindeki gelişmelerin tüketicilerin beklentilerine nasıl cevap verdiği ve markaların nasıl küresel ölçekte rekabet avantajı sağladığı açıkça anlaşıldı.

Vehbi Varlık’ın mutfak teknolojisi üzerine paylaştıkları da dikkat çekiciydi. Endüstriyel mutfaklardan ev mutfaklarına kadar teknolojinin nasıl entegre edildiğini ve bu sayede insan yaşamını nasıl kolaylaştırdığını gördük. Akıllı mutfaklar, robotik sistemler ve dijitalleşmenin mutfak sektöründeki yansımaları, gelecekte insanların yaşam tarzlarını nasıl değiştireceği konusunda heyecan verici bir bakış açısı sundu.

Özellikle Türk markalarının uluslararası alanda nasıl başarılı olduğuna dair örneklerin paylaşılması ülke olarak teknoloji ve yenilikçilik alanındaki potansiyelimizi gözler önüne serdi. İtalya’da açılacak olan büyük bir showroom ile Türk markalarının uluslararası alandaki varlığını güçlendirmesi, bu potansiyelin sadece moda sektöründe değil, mutfak teknolojisi gibi farklı alanlarda da geçerli olduğunu gösterdi.

Monster’ın bilinmeyen hikayesi SDN Summit’te ortaya çıktı!

0

Monster CEO’su İlhan Yılmaz, SDN Summit etkinliğinde yaptığı konuşmada şirketin 24 yıllık yolculuğunu ve başarı hikayesini anlattı. Yılmaz, Monster’ın hikayesinin yaklaşık 24 yıl önce bir seçim anıyla başladığını ifade etti. Çocukluk yıllarından itibaren elektronikle olan ilgisinden ve bilgisayar dünyasına adım atmasından bahsetti.

SDN Summit’te Monster rüzgarı! İşte bilinmeyen hikayesi

Kendisi İstanbul’da doğmuş ve mütevazı bir aile ortamında büyümüştü. Çocukluk yıllarında kitaplarla ve özellikle çizgi romanlarla iç içe geçirdiği zamanların ileride bilgisayar dünyasıyla bağlantılı olduğunu fark ettiğini belirtti. Bu süreç Yılmaz’ın bilgisayar ve teknolojiye olan ilgisini daha da pekiştirdi.

Eğitim hayatının ardından çıraklık döneminde elektronik sektörüyle tanıştığını ve bu alanda kariyerine adım attığını anlattı. İş hayatında aldığı farklı pozisyonlar ve edindiği deneyimlerle sektörde kendine sağlam bir yer edindi. Ardından kendi şirketini kurma kararı aldı ve Monster markasını hayata geçirdi.

Monster’ın ilk yıllarında mütevazı bir dükkanda başlayan yolculuğun bugünlere nasıl geldiğini anlatan Yılmaz, markanın adını kendilerine güçlü bilgisayarlar üretme göreviyle vermiş olduklarını vurguladı. Şirketin müşteri odaklı yaklaşımını ve müşteri deneyimlerini önemsediğini belirterek bu doğrultuda örnekler verdi.

Ayrıca Monster’ın oyun, teknoloji ve sanatı bir araya getirerek fark yarattığını ifade etti. Özellikle oyun ve teknoloji dünyasında yaptıkları iş birliklerinin önemine değindi. Yılmaz, markanın sadece bir ürün satıcısı olmadığını, aynı zamanda yaşamı daha iyi bir hale getirme misyonu güttüğünü vurguladı. Şirketin sosyal sorumluluk projelerine ve engelli bireylerin istihdamına verdiği önemi de vurguladı.

Monster’ın küresel bir marka olma hedefine vurgu yaparak, Türkiye’den dünya çapında bir marka çıkarma vizyonlarını paylaştı ve bu hedefe doğru kararlı adımlarla ilerlediklerini belirtti. Konuşmasını gelecek nesil girişimcileri teşvik ederek ve onlara başarılar dileyerek tamamladı.

Tesla soruşturması, 13 ölümcül kazadan sonra kapatıldı!

Aynı zamanda NHTSA, Tesla yönetiminin Aralık ayında uyguladığı Otopilot geri çağırma düzeltmesinin yeterince etkili olup olmadığını değerlendirmek için yeni bir soruşturma başlatıyor.

NHTSA Kusur Soruşturma Ofisi, Cuma günü yayınlanan belgelerde, “kapsamlı bir çalışma grubunu” tamamladığını ve bunun “Tesla’nın zayıf sürücü etkileşim sisteminin Otopilot’un izin verilen işletim yetenekleri için uygun olmadığına” dair kanıtlar ortaya çıkardığını söyledi.

Ajans, “Bu uyumsuzluk, sürücülerin (Otopilot’un) çalışma yeteneklerine ilişkin beklentileri ile sistemin gerçek yetenekleri arasında kritik bir güvenlik boşluğuna yol açtı.” diye yazdı.

“Bu boşluk öngörülebilir yanlış kullanıma ve önlenebilir kazalara yol açtı.”

2021’de başlayan ilk soruşturmanın kapatılması, hükümetin Tesla’nın Autopilot yazılımını incelemeye yönelik en gözle görülür çabalarından birinin sonuna işaret ediyor. Ancak Tesla hâlâ birçok başka soruşturmanın baskısını hissediyor.

Adalet Bakanlığı da şirketin teknolojiyle ilgili iddialarını araştırıyor ve Kaliforniya Motorlu Taşıtlar Departmanı, Tesla’yı Otopilot ve daha gelişmiş Tam Otomatik Sürüş beta yazılımının yeteneklerini yanlış şekilde tanıtmakla suçladı. Şirket ayrıca Autopilot ile ilgili çok sayıda davayla karşı karşıya. Bu arada Tesla, CEO Elon Musk’a göre artık “özerklik için duvara tosluyor”.

NHTSA’nın soruşturması 30 Ağustos 2023’e kadar rapor edilen 956 kaza üzerinde yapıldı. Bunların yaklaşık yarısında (489’unda), ajansın “bir değerlendirme yapmak için yetersiz veri olduğunu” belirttiği, diğer aracın kusurlu olduğu, Otomatik Pilot’un kullanılmadığı veya kaza ile ilgisi olmadığı belirtildi.

Ajans, kazaların “çoğunlukla şiddetli olduğunu, çünkü ne sistemin ne de sürücünün uygun şekilde tepki vermediğini, bunun da yüksek hız farkı ve yüksek enerjili kaza sonuçlarına yol açtığını” yazdı.

Tesla, sürücülere, bir tork sensörü ve daha yeni otomobillerinde kabin içi kamera aracılığıyla ölçtüğü Otopilot’u kullanırken yola dikkat etmeleri ve ellerini direksiyonda tutmaları gerektiğini söylüyor. Ancak NHTSA ve diğer güvenlik grupları bu uyarı ve kontrollerin yeterince ileri gitmediğini söylüyor. Aralık ayında NHTSA, bu önlemlerin “kötüye kullanımı önlemek için yetersiz” olduğunu söyledi.

Tesla, teorik olarak sürücü izlemeyi artıracak bir yazılım güncellemesi yoluyla geri çağırma yapmayı kabul etti. Ancak bu güncelleme Otopilot’u pek değiştirmiş gibi görünmüyor; NHTSA’nın da aynı görüşte olduğu görülüyor.

NHTSA’ya göre, bu geri çağırma düzeltmesinin bazı kısımları “sahibin dahil olmasını” gerektiriyor ve Tesla, sürücünün bazı güvenlik önlemlerini “kolayca tersine çevirmesine” olanak tanıyor.

NHTSA, Otopilot soruşturması üzerinde yaklaşık üç yıl çalıştı ve süreç boyunca Tesla ile birçok kez görüştü veya etkileşimde bulundu. Kazalara ilişkin birçok doğrudan inceleme gerçekleştirdi ve bunlar hakkında veri sağlaması konusunda da şirkete güvendi.

Ancak ajans, destekleyici belgelerden birinde Tesla’nın verilerini eleştirdi.

NHTSA’nın yazdığına göre, Tesla’nın telematik verilerindeki boşluklar, Otopilot devredeyken çalışan araçların kazalara karışma gerçek oranı konusunda belirsizlik yaratıyor. Tesla, telematik raporlamadaki boşluklar nedeniyle, hatta ciddi kazalar için bile Otopilot’un dahil olduğu her kazanın farkında değil. Ajansın belirttiğine göre şirket, genellikle hava yastıkları, koltuk kemeri ön germe cihazları veya aracın kaputunun yaya darbe azaltma özelliği tetiklendiğinde sadece piroteknik tetikleme ile meydana gelen kazalardan veri alıyor.

NHTSA, bu seviyeyle sınırlamanın Tesla’nın polise bildirilen kazaların yalnızca %18’i hakkında veri topladığı anlamına geldiğini iddia ediyor. Sonuç olarak NHTSA, sondanın Otopilot’un devrede olduğu ve Tesla’nın telematik aracılığıyla bilgilendirilmediği kazaları ortaya çıkardığını yazdı.

Milyonlarca IP, USB solucanının kurbanı olmaya devam ediyor!

İlk olarak 2023 yılında güvenlik firması Sophos tarafından yayınlanan bir gönderide gün ışığına çıkan solucan, 2019 yılında PlugX olarak bilinen bir kötü amaçlı yazılım çeşidinin USB sürücülere otomatik olarak bulaşmasına olanak tanıyan işlevsellik eklemesiyle aktif hale geldi. Buna karşılık, bu sürücüler bağlandıkları herhangi bir yeni makineye bulaşacak ve bu, kötü amaçlı yazılımın herhangi bir son kullanıcı etkileşimi gerektirmeden yayılmasına olanak tanıyacak bir özellikti.

PlugX’i en az 2008’den bu yana takip eden araştırmacılar, kötü amaçlı yazılımın Çin kökenli olduğunu ve ülkenin Devlet Güvenlik Bakanlığı’na bağlı çeşitli gruplar tarafından kullanıldığını söyledi.

Bunca yıldan sonra hala aktif

Açık olmayan nedenlerden dolayı solucanın yaratıcısı, komuta ve kontrol kanalı olarak belirlenen tek IP adresini terk etti. Artık virüs bulaşan makineleri kontrol eden kimse olmadığından, PlugX solucanı fiilen ölmüştü ya da en azından öyle olduğu varsayılabilirdi. Güvenlik firması Sekoia’nın araştırmacıları, solucanın muhtemelen milyonlarca kişiye ulaşan, belirsiz sayıda makinede yaşamaya devam ettiğini ortaya çıkardı.

Araştırmacılar IP adresini satın aldılar ve kendi sunucu altyapılarını ona bağlanan “çukur” trafiğe bağladılar, bu da trafiğin kötü niyetli olarak kullanılmasını önlemek için müdahale etmek anlamına geliyor. O zamandan beri sunucuları her gün 90.000 ila 100.000 benzersiz IP adresinden PlugX trafiğini almaya devam ediyor.

Altı ay boyunca araştırmacılar yaklaşık 2,5 milyon benzersiz IP’den gelen istekleri saydı. Bu tür istekler neredeyse tüm kötü amaçlı yazılım türleri için standart ve genellikle dakikalardan günlere kadar uzanan düzenli aralıklarla gerçekleşir. Etkilenen IP’lerin sayısı doğrudan virüs bulaşan makinelerin sayısını göstermese de, hacim solucanın binlerce, muhtemelen milyonlarca cihazda aktif kaldığını gösteriyor.

Yukarıdaki harita, Sinkhole’a rapor veren ülke IP’lerini gösteriyor.

Sekoia araştırmacıları Felix Aimé ve Charles M, “Başlangıçta, normal obruklarımızda olduğu gibi buna bağlı birkaç bin kurbanımız olacağını düşündük.” diye yazdı. “Ancak, basit bir web sunucusu kurarak günün saatine göre değişen sürekli bir HTTP isteklerinin akışını gördük.”

Solucanın diğer çeşitlerinin, güvenlik çevrelerinde bilinen en az üç komuta ve kontrol kanalı aracılığıyla aktif kaldığını söylediler. Ancak bunlardan birinin de batmış olabileceğine dair belirtiler var.

Tek bir gün içinde gelen trafik örneği, Nijerya’nın en fazla virüslü makine yoğunluğuna ev sahipliği yaptığını, onu Hindistan, Endonezya ve Birleşik Krallık’ın takip ettiğini gösterdi.

Araştırmacılar şunu yazdı:

Bu verilere dayanarak, yaklaşık 15 ülkenin toplam enfeksiyonların %80’inden fazlasını oluşturması dikkat çekici. Ayrıca enfeksiyon kapmış önde gelen ülkelerin pek çok benzerliği paylaşmaması da ilgi çekici; bu durum, İspanyolca yazılan ülkelerde en yüksek enfeksiyon oranlarına sahip olan RETADUP gibi daha önceki USB solucanlarında gözlemlenen bir modeldir. Bu, bu solucanın farklı ülkelerdeki birden fazla sıfır hastadan kaynaklanmış olabileceği ihtimalini akla getiriyor.

Bunun bir açıklaması, en büyük yoğunlaşmaların çoğunun, Çin hükümetinin altyapıya önemli yatırımlar yaptığı kıyı şeridine sahip ülkelerde olması. Ek olarak, en çok etkilenen ülkelerin birçoğu Çin’in askeri hedefleri açısından stratejik öneme sahip. Araştırmacılar, kampanyanın amacının Çin hükümetinin bu hedeflere ulaşmak için kullanabileceği istihbarat toplamak olduğunu öne sürdü.

Araştırmacılar, zombi solucanının, IP adresinin kontrolünü ele geçiren veya kendisini bu adresteki sunucu ile virüs bulaşmış bir cihaz arasındaki yola sokmayı başaran herhangi bir tehdit aktörü tarafından ele geçirilmeye açık olduğunu belirtti. Bu tehdit, etkilenen ülkelerin hükümetleri için ilginç ikilemler yaratıyor. Hiçbir eylemde bulunmayarak mevcut durumu korumayı seçebilirler ya da solucanın içine yerleştirilmiş ve virüs bulaşmış makineleri dezenfekte edecek bir kendi kendini silme komutunu etkinleştirebilirler. Ek olarak, ikinci seçeneği tercih etmeleri durumunda, yalnızca virüslü makineyi temizlemeyi veya bağlı olan virüslü USB sürücülerini dezenfekte etmek için yeni işlevsellik eklemeyi seçebilirler.

Söz konusu solucan sürücülere bulaştığından, onları temizlemek mevcut verilerin silinme riskini beraberinde getirir. Diğer yandan, enfekte sürücülerin enfekte kalmasına izin vermek solucanın yayılmasına yeniden başlamasına neden olabilir. Karar verme sürecini daha da karmaşıklaştıran bir husus, araştırmacıların belirttiği gibi, herhangi birinin takılmış olan enfekte sürücüleri temizlemek için komutlar vermesi durumunda, uzaktan temizleme komutu verildiğinde bağlı olmayan sürücülerde solucanın hala yaşayacağı kaçınılmazdır.

Araştırmacılar, “Ayrıca, sahip olmadığımız iş istasyonlarına keyfi bir komut göndermeyi içeren geniş çaplı bir dezenfeksiyon kampanyasından kaynaklanabilecek potansiyel yasal zorluklar göz önüne alındığında, ilgili ülkelerdeki Ulusal Bilgisayar Acil Durum Müdahale Ekipleri (CERTs), Kanun Uygulama Kurumları (LEAs) ve Siber Güvenlik otoritelerinin takdirine bırakılmak üzere iş istasyonlarını dezenfekte etme kararını ertelemeye karar verdik.” diye yazıyor.

“Dezenfeksiyon listesine sahip olduklarında, üç aylık bir süre için dezenfeksiyonu başlatmaları için erişim sağlayabiliriz. Bu süre zarfında, dezenfekte edilmeye işaretlenmiş bir Otonom Sistemden gelen herhangi bir PlugX isteği, bir kaldırma komutu veya kaldırma yükü ile yanıtlanacaktır.”

Turkcell, SDN Summit’te: Türkiye’de telekomünikasyon dönüşümü!

0

Turkcell Genel Müdürü Dr. Ali Taha Koç, teknoloji ve telekomünikasyon sektörlerindeki gelişmeleri ve Turkcell’in bu alanlardaki yeniliklerini SDN Summit’te anlattı.

Türkiye’de telekominikasyonun dönüşümü!

Koç, eğitimden sonra Amerika’da başladığı profesyonel yaşamını ve Intel’de edindiği tecrübeleri paylaştı. 2018 yılında Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi Başkanı olarak atanan Koç, e-Devlet kapısı gibi projelerde önemli rol oynadı. Turkcell’in genel müdürlüğünü üstlendiği Ekim ayından itibaren, şirketin dijital transformasyon sürecinde liderlik ettiğini belirtti.

Koç, Turkcell’in telekomünikasyon sektöründe servis çeşitliliği artırarak, daha verimli bir yapıya büründüğünü ve global teknoloji devlerinin de bu dönüşümü hızlandırdığını ifade etti. 5G, yapay zeka ve quantum computing gibi teknolojilerin gelecekteki büyük dönüşümlere öncülük edeceğini vurguladı. Ayrıca, siber güvenlik ve veri yönetimi konularına da değinen Koç, Turkcell’in veri merkezleri ve yenilenebilir enerji yatırımlarıyla bu alandaki liderliğini sürdürdüğünü söyledi.

Türk telekomünikasyon sektöründe 30 yılı aşkın bir süredir yenilikler sunan Turkcell’in, teknolojiyle birlikte eğitim, kültür, sanat ve spor alanlarında da projeler geliştirdiğini anlatan Koç, teknolojinin sadece işlevsel değil, aynı zamanda toplumsal fayda sağlayan bir araç olduğunu vurguladı. Konuşmasını, gençlere yönelik motivasyonel mesajlarla tamamlayarak, onları hayal kurmaya, öğrenmeye ve gelişmeye teşvik etti.

Huawei ve ortaklarından 2026 yılına iddialı hedef!

The Information’ın bir raporuna göre Huawei’in başını çektiği grup, Çin hükümetinden destek alıyor ve ülkenin gelişen yapay zeka işlemci endüstrisi için yerel HBM tedariki sağlamayı hedefliyor.

Şu ana kadar faaliyette olan en az iki üretim hattının olduğu ve ortaklığın farklı üyelerinin hangilerinin en fazla potansiyele sahip olduğunu görmek için üretim yaptığı anlaşılıyor.

Huawei’in konsorsiyumdaki liderliğinin bir işareti olarak HBM çiplerinin Huawei ürünleri için optimize edildiği bildiriliyor ve Çin kaynaklı teknoloji devinin de en büyük alıcı olması bekleniyor. Bununla birlikte, Çin’deki Biren ve Moore Threads gibi diğer AI işlemci ve GPU şirketleri de muhtemelen yerel HBM sipariş etmekle ilgilenecek; çünkü bellek yongaları, AI için ideal olan ana akım GDDR6 VRAM’den çok daha fazla bant genişliğine sahip.

HBM’nin üretimi GDDR6’ya göre daha pahalı, ancak bu yongaların veri merkezleri için yüksek marjlı GPU’lara ve yapay zeka işlemcilerine girmesi beklendiğinden elde edilen kazanç buna değebilir.

Huawei ve ortakları kendi HBM üretim tesislerini başarılı bir şekilde geliştirebilirlerse bu, Çin’in yapay zeka endüstrisi için büyük bir destek olacak. ABD’nin Huawei, Biren ve Moore Threads gibi şirketlere uyguladığı yaptırımlar HBM’yi satın almayı zorlaştırıyor ve eğer şirketler yapay zeka yarışına ayak uydurmak istiyorlarsa bir şekilde üst düzey belleğe ihtiyaç duyacaklar.

HBM üretimine de yatırım yaptığı bildirilen ChangXin Memory Technologies’in (CXMT) Huawei’in ittifakına dahil olup olmadığı belli değil. CXMT, bu operasyonların yasal olarak çalışması için gerekli ihracat lisanslarına sahip olan ABD merkezli Applied Materials ve Lam Research firmaları aracılığıyla önceki nesil bellek üretim ekipmanlarına erişime sahip. Huawei ile çalışmanın bu lisansları etkileyebileceği göz önüne alındığında, CXMT’nin çabaları bağımsız olabilir.

Huawei ve Ericsson uzun vadeli patent lisanslama anlaşması imzaladı

Ancak, Bloomberg’e göre Mart ayından bu yana ABD hükümetinin CXMT’yi yaptırımlar altına almayı düşündüğü bildirildi, ve bu yaptırımlar uygulanırsa CXMT’yi Huawei ile ortak olmaya itebilir.

Başarılı olması halinde Çin’in yapay zeka işlemcileri pazarı, ülkenin kendi şirketlerinin alanı haline gelebilir. Çin’e yönelik mevcut ihracat kısıtlamaları uyarınca, ABD’li şirketler Orta Krallık’ta 150 TFLOP’tan daha az olan çipleri satmakla sınırlı, bu da Intel’i Gaudi 3 çiplerinin Çin versiyonunu büyük ölçüde azaltmaya zorladı.

Mevcut dışa aktarma kuralları, yapay zeka performansında hala önemli bir faktör olan bellek bant genişliği veya kapasitesi gibi şeyleri kısıtlamıyor. Bununla birlikte, yeterli bant genişliği sağlayan çok sayıda ham beygir gücü ve HBM çipleri ile Çin yapımı AI işlemciler ve GPU’lar, Nvidia ve diğerlerine çok zor zamanlar yaşatabilir.

Bakan Kacır’dan SDN Summit’e özel açıklamalar

0

Türkiye’nin en büyük teknoloji sitesi olarak düzenlediğimiz SDN Summit, birinci gününde birbirinden önemli konuklar ve düzenlenen panellerle devam ediyor. İlk gün konuğumuz olan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, SDN Kurucusu Hakkı Alkan’ın sorularını yanıtlayarak SDN Summit’e özel açıklamalarda bulundu.

Yapay zeka, Togg, girişimcilik: Bakan Kacır’dan özel açıklamalar

Türkiye Cumhuriyeti Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, yapay zeka kullanımı ve etik değerler üzerine önemli açıklamalarda bulundu. Bakan Kacır, yapay zekanın insanlık yararına olması gerektiğini vurgulayarak, uluslararası düzeyde bir etik çerçeve oluşturulmasının zorunluluk olduğunu belirtti. Bakan, yapay zeka teknolojilerine liderlik eden ülkelerin vatandaşlarının yararına çalışması gerektiğine dikkat çekti.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır, ayrıca Türkiye’nin teknoloji ve Ar-Ge alanında sağladığı destekleri de detaylandırdı. 102 teknopark ve 10.000’den fazla Ar-Ge şirketi ile Türkiye’nin teknoloji üretim kapasitesini artırdığını açıklayan Bakan, TÜBİTAK tarafından 3800 projeye 14 milyar lira kaynak aktarıldığını ifade etti. Bu projelerin, Türkiye’nin bilimsel ve teknolojik gelişimine önemli katkılar sağladığını belirtti.

Teknoloji ve girişimcilik alanında gençlere yönelik desteklerin önemine değinen Bakan Kacır, genç girişimciler için sunulan 900.000 TL’ye kadar finansal desteklerle yerli girişimlerin küresel pazarda rekabet edebilir hale gelmesinin amaçlandığını söyledi. Bakan, bu desteklerin gençlerin yenilikçi fikirlerini hayata geçirmelerine olanak tanıdığını vurguladı.

Elektrikli araçlar ve yenilenebilir enerji sektöründeki gelişmelere de değinen Bakan Kacır, TOGG örneğini vererek Türkiye’nin bu alandaki yatırımlarını ve hedeflerini paylaştı. Elektrikli araç altyapısı için yapılan çalışmalar ve yenilenebilir enerji kapasitesinin artırılması planlarının Türkiye’nin çevre dostu teknolojilere olan bağlılığını gösterdiğini dile getirdi. Bakan, Türkiye’nin 2030 yılına kadar elektrikli ve şarj edilebilir hibrit araçların pazar payını %35’e çıkarmayı hedeflediğini belirtti.

Bakan Kacır, Türkiye’nin teknoloji ve sanayi alanında attığı adımların, ülkenin küresel rekabette daha güçlü bir konuma gelmesini sağlayacağını ve ekonomik kalkınmaya önemli katkılar sunacağını ifade etti. Bu gelişmelerin, gençlerin teknolojiye ve yenilikçi girişimlere olan ilgisini artıracağını ve Türkiye’nin bir bilim ve teknoloji merkezi olarak konumunu güçlendireceğini vurguladı.

Hepsiburada, SDN Summit’te drone ile teslimat sistemini tanıttı!

0

Hepsiburada, ana destekçisi olduğu SDN Summit’in ilk gününde üzerinde çalıştığı Drone Teslimatı’nı ilk kez tanıttı. Test uçuşunun yapıldığı alanı ziyaret eden Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, projeyle ilgili bilgi alarak, başarı dileklerini iletti. Etkinlikte, Hepsiburada CEO’su Nilhan Onal Gökçetekin’in de ana konuşmacılardan biri olarak yer aldı.

Hepsiburada, ana sponsorlarından biri olduğu ve 27-28 Nisan 2024 tarihlerinde Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen SDN Summit etkinliğinde, çalışmalarını tamamladığı Drone ile Teslimat’ı ilk kez tanıttı. Test uçuşu yapılan tanıtım alanını ziyaret eden Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Hepsiburada CEO’su Nilhan Onal Gökçetekin’den projeyle ilgili bilgi aldı.

Kacır, projeyle ilgili duyduğu memnuniyeti belirterek, emeği geçenlere teşekkür etti. Test kapsamında, Haliç Kongre Merkezi’nin bahçesinde deneme teslimatı da gerçekleştirildi. Proje tamamlandığında Hepsiburada üzerinden verilen siparişler dronla dakikalar içerisinde alıcısına teslim edilebilecek.

Teknoloji severlerin yoğun ilgi gösterdiği etkinliğin açılış bölümünde Hepsiburada CEO’su Nilhan Onal Gökçetekin de bir konuşma yaptı. Gökçetekin konuşmasında, teknoloji, inovasyon ve girişimcilik üzerine görüşlerini paylaştı.

Gökçetekin, Türkiye’deki e-ticaret hikayesinin, Hepsiburada’nın hikayesine paralel olduğunu hatırlatarak ticareti dijitalleştirme vizyonuyla teknolojinin yıkıcı değil, yapıcı gücüne odaklandıklarını ve tüm paydaşları için pozitif sosyal etki yaratmayı hedeflediklerini belirtti.

Hepsiburada’yı “e-ticaretin okulu” olarak nitelendiren Gökçetekin, pazaryeri modeli ve yarattıkları ekosistem sayesinde; KOBİ’lerin, aile işletmelerinin, kadın girişimcilerin ve kooperatiflerin dijitalleşme süreçlerinin her adımında yardımcı olduklarını belirterek, “Bugüne dek 400 bini aşkın şirketin dijitalleşmesini destekledik, 5 milyon kişinin geçimine katkıda bulunduk. Böylece ülkemizin kapsayıcı ve sürdürülebilir büyümesine, refahına katkı sağlıyoruz. Hepsiburada’nın ilk günden beri amacı pozitif etki yaratmak. Girişimci ruhumuzla oluşturduğumuz HepsiJet, Hepsipay ve HepsiAd gibi hizmetlerimize işletmelere uçtan uca anahtar teslim çözümler sunuyoruz” dedi.

Hepsiburada’nın dünya teknoloji borsası NASDAQ’ta Türk bayrağını dalgalandıran ilk ve tek Türk şirketi olduğunu ve bu temsilin kendilerine ayrı bir sorumluluk da yüklediğini vurgulayan Gökçetekin, Türkiye’nin en büyük yerel e-ticaret oyuncusu olduğunu ifade etti.

Hem kurucusu hem CEO’su kadın olan nadir şirketlerden biri olduklarını belirten Gökçetekin “Nasdaq şirketleri arasında bile, bizim gibi bir şirket yok. Tıpkı oluşturduğumuz ekosistemdeki gibi, şirketimizin de kapıları herkese açık. Kadınların gücüne inanıyoruz ve dünya çapındaki yetenekleri işe alıp bünyemizde tutmak istiyoruz. Mühendislerimizin %38’ini kadınlar oluşturuyor. Bu oran dünya ortalamasının üzerinde, biz bu oranı daha da yükseltmeye kararlıyız” şeklinde konuştu.

Hepsiburada’yı, E-ticaretin Milli Takımı olarak gördüğünü vurgulayan Gökçetekin, “Binlerce mühendisten, e-ticaretin içinde yetişmiş binlerde yetenekten oluşan harika bir ekibimiz var. Benim hedefim, Hepsiburada ekosistemiyle Türkiye’de e-ticaret ekosistemini büyütmek. Türkiye’ye de bunun için döndüm” dedi.

Geçtiğimiz yıl 6 Şubat’ta gerçekleşen deprem felaketinin ardından hayata geçirdikleri Deprem Bölgesine Ticaret ve Teknoloji Programı ile hem fiziksel hem de teknolojik destek sunarak bölgedeki binlerce işletmeyi tekrar ayaklandırdıklarını belirten Hepsiburada CEO’su Gökçetekin, programla birlikte iki sene boyunca bölgeye destek vereceklerine, teknoloji ve ticari yetkinlikleriyle bölgedeki e-ticaret ekosistemini geliştireceklerine yönelik olarak Hepsiburada Sözü verdiklerini ifade etti.

Hepsiburada olarak bu yıl 8. yılına girecek olan Girişimci Kadınlara Teknoloji Gücü programıyla 50 bin kadına destek verdiklerini ve gerekli destek ve teşvik sağlandığında kadınların neler başarabileceğini tüm Türkiye’ye gösterdiklerini ifade eden Gökçetekin, kadın girişimcilere verdikleri devam ederek programdan yaralanan kadın sayısını 2030 yılının sonuna kadar 120 bine çıkarmayı hedeflediklerini aktardı.

Hepsiburada olarak kazandıklarını on binlerce satıcının yanı sıra, müşterileriyle de paylaşarak büyütmeyi arzuladıklarını ve bu amaçla Link Gelir modelini başlattıklarını belirten Gökçetekin, bu yıl projeyi yenileyerek müşterilerin beğendikleri ürünlerin linkini doğrudan arkadaşlarıyla, sevdikleriyle paylaşarak gelir elde edebileceklerini ve paylaştıkça kazanmayı daha kolay ve hızlı hale getirdiklerini vurguladı.

Bugüne kadar bu modelden en çok kadın müşterilerinin yararlandığını belirten Gökçetekin, 2024 yılında, Link Gelir modelimizle ev ekonomisine 1 milyar TL destek olmayı hedeflediklerini aktardı. Hepsiburada’nın tüketici elektroniğindeki lider konumunu vurgulayan Nilhan Onal Gökçetekin, ayrıca en son teknolojiler için Türkiye’deki 1 numaralı adres olmaktan gurur duyduklarını ifade etti.

Konuşmasında son olarak teknoloji alanında içerik üreten/üretmek isteyenlerin bir araya geldiği bir program olan TechStars ile alanında uzman gamer, streamer, teknoloji editörü gibi teknoloji alanında içerik üreten 200 kişiyi tek çatı altında topladıklarını aktaran Gökçetekin, bu ağı daha da genişletmek istediklerini belirterek, teknoloji alanında içerik üreten/üretmek isteyen, kendini denemek isteyen herkesi TechStars programına davet etti.

Tesla insansı robot Optimus piyasaya çıkıyor!

0

Tesla insansı robot Optimus 2025’te piyasaya çıkacak gibi görünüyor. CEO Elon Musk, bu hafta başında yapılan kazanç açıklamasında güncellemeyi doğruladı. Tesla’nın insansı robotu Optimus gelecek yılın sonuna kadar üretime hazır olacak.

Tesla insansı robot Optimus planlaması

CEO Elon Musk, yatırımcılara Optimus’un daha geniş ölçekli ticarileşmeye ulaşmadan önce bu yılın sonuna kadar bir fabrikada görevler gerçekleştirebileceğine inandığını söyledi. Musk: “Laboratuvarda basit fabrika görevlerini yapabiliyoruz ve Optimus’un bu yılın sonundan önce fabrikada sınırlı üretime sahip olacağını ve faydalı görevler yapacağını düşünüyoruz. O zaman gelecek yılın sonuna kadar bunu dışarıya satabileceğimizi düşünüyorum” dedi.

Musk, bu tahminlerin “sadece tahmin” olduğunu söylerken, Optimus ticarileşmeye ulaştığında şirketin üretim hattındaki “diğer her şeyin toplamından daha değerli” olacağına inandığını da sözlerine ekledi.

Musk: “Eğer gerçeklikte gezinebilen ve istek üzerine görevleri yerine getirebilen duyarlı bir insansı robotunuz varsa, ekonominin büyüklüğü konusunda anlamlı bir sınır yoktur. Olacak olan da bu ve bence Tesla, hacimli üretime ulaşabilecek insansı robot üreticileri arasında en iyi konumda” dedi.

Musk, Tesla’nın insansı robotunun, makinelerin bilgiyi hızlı bir şekilde işlemesine yardımcı olmak için kullanılan ve Tesla’nın başlangıçta kendi kendini süren araçları için geliştirdiği üstün yapay zeka çıkarımıyla kendisini diğerlerinden farklılaştırdığını ekledi. Musk: “Tesla’nın yapay zeka çıkarımı diğer tüm şirketlerden çok daha iyi. Tesla’nın çıkarım verimliliğine yakın bile bir şirket yok” dedi.

Tesla, Optimus’u ilk kez 2022’de duyurdu ve o zamandan beri Musk, onun ticari lansmanıyla ilgili tanıtım yapıyor. Şirket, bu yıl gelişmiş mobilite ve navigasyon yeteneklerini sergilemek için, Optimus’un çamaşır katlama , yürüme ve iç mekanizmalarına bir bakış videosu da dahil olmak üzere birçok video güncellemesi paylaştı.

Musk, Ocak ayı kazanç açıklamasında gazetecilere verdiği demeçte, Optimus’un ilk birimlerinin bu yıl müşterilere gönderilmesinin “iyi bir şans” olduğunu söyledi ancak kesin bir zaman çizelgesi açıklanmadı.

Anduril, Pentagon’a insansız hava aracı sunma yolunda ilerliyor!

Risk sermayesinin gözdesi Anduril, Hava Kuvvetleri’nin İşbirliğine Dayalı Savaş Uçağı (CCA) programı kapsamında yapılan anlaşmada Boeing, Lockheed Martin ve Northrop Grumman’ı geride bıraktı. Beş kişilik grupta ödüle layık görülen diğer isim ise General Atomics oldu.

Hava Kuvvetleri tarafından yapılan açıklamada, Anduril ve General Atomics’in sözleşme kapsamında “üretimi temsil eden test malzemeleri” tasarlayacak, üretecek ve test edecekleri belirtildi. Sonunda, Hava Kuvvetleri 2026 mali yılında milyarlarca dolarlık nihai üretim kararını verecek ve on yılın sonundan önce tedarikçilerden olacak şekilde tam operasyonel uçaklara sahip olacak. Hava Kuvvetlerinin üretim uçağı teslimi için birden fazla şirketi seçip seçmeyeceği belli değil.

Anlaşma Anduril için çok kazançlı olabilir: Sonunda CCA programı, F-35 gibi insanlı platformlarla uyum içinde uçacak ve kendi silahlarını teslim edecek en az 1.000 savaş uçağı teslim etmeyi hedefliyor. CCA programı, Yeni Nesil Hava Hakimiyeti adı verilen Hava Kuvvetleri girişiminin bir parçası; amaç, pilotlu uçaklar da dahil olmak üzere tüm uçuş sistemleri filosunu modernize etmek (Boeing ve Lockheed hâlâ insanlı sistem sözleşmeleri için çalışıyor.).

Anduril’in zaferinin merkezinde, geçen yıl Kuzey Carolina merkezli Blue Force Technologies’i satın alarak edindiği otonom hava aracı Fury yer alıyor. Anduril, bir yıldan kısa bir süre içinde teknolojiyi satın alma aşamasından, onunla büyük bir savunma ödülü kazanma aşamasına geçti.

Anduril, 2022’de 1.48 milyar dolarlık E Serisi’ni duyurduğunda; kurucular Fonu dahil yatırımcılar tarafından 8.5 milyar dolar değer biçilmişti. Firmanın 31 yaşındaki ünlü kurucu ortağı Palmer Luckey, savunma harcamalarını domine eden sıfır toplam paradigmayı tersine çevirmek konusunda açık sözlü oldu (savunma ana yüklenicileri kazanır ve vergi mükellefi kaybeder).

Anduril Kıdemli Başkan Yardımcısı Jason Levin yaptığı açıklamada, “Anduril’in bu program üzerindeki çalışması daha yeni başlıyor.” dedi. “ABD ve müttefiklerinin gelecekteki başarısı, CCA’ların hız tehdidini yenecek hızda, maliyette ve ölçekte sunulmasını gerektiriyor. Bu kritik yeteneği Havacılarımıza mümkün olan en kısa sürede sunmak için ABD Hava Kuvvetleri ile ortaklığımızı sürdürmeyi sabırsızlıkla bekliyoruz.”

iPad hesap makinesi ile ses getiriyor!

Apple, Mayıs ayında yeni iPad’lerin geleceğini duyurdu. Muhtemelen bir OLED ekran, daha iyi bir klavye (umarız) ve yapay zeka ile karşımıza çıkacak.

iPad hesap makinesi uygulaması şimdiye dek neden yoktu?

Ancak görünen o ki 2024 iPad nesli için gerçek “devrim”, sıkışık transistör şeritlerinden ve bir OLED ekranın ne kadar mükemmel Shrek oynayacağına dair tartışmalardan uzakta gerçekleşecek . Görünüşe göre bu sefer Apple’ın yöneticileri iPad için bir hesap makinesi uygulaması yapmaya karar verdi.

MacRumors, Haziran ayında tanıtılacak olan iPadOS 18’in piyasaya sürülmesiyle birlikte Apple’ın nihayet iPad’e yerel bir hesap makinesi uygulaması koyacağını bildirdi. Apple’ın Yazılım Mühendisliğinden sorumlu kıdemli başkan yardımcısı ve harika saçlara sahip Craig Federighi, YouTuber Marques Brownlee ile yaptığı röportajda bunu söyledi. Bahsettiği ürün, Facebook’un tamamen sanal bir dünyada bir kardeşlik olarak var olma şeklimizi değiştirme şeklini değiştirecek şekilde insan hayatını etkileyecek her şeyi yapan yapay zeka yüklü bir yazılım değil.

Federighi mütevazı hesap makinesi uygulamasından bahsediyordu. Daha spesifik olan ise iPad’de hesap makinesi uygulamasının olmaması. Bunun sorumlusu Steve Jobs’un birden fazla tasarım yinelemesinden hiçbir zaman memnun kalmaması ve sonunda ilk iPad’i hesap makinesi olmadan göndermeye karar vermesi konusundaki ünlü mükemmellik öfkesi. Bunun arkasında tam bir hikaye var ve bunu aşağıdaki mükemmel Apple Açıklama bölümünde dinleyebilirsiniz:

2024, mobil teknoloji için şimdiden heyecan verici bir yıl oldu. Peki resmi bir hesap makinesi uygulaması mı? Bu, bu yılın en büyük yeniliği olabilir.

Güneş enerjili otonom uçaklar ne zaman çıkacak?

Facebook’un güneş enerjisiyle çalışan uçakları uzak yerlerde internet erişimi sağlamak için kullanmaya yönelik iddialı planının on yıl önce başladığına inanmak zor . Ancak proje suya düştüğünde bu hayaller suya düşse de konsept bozulmadan kaldı. Stratosferdeki ultra hafif uçaklar, teoride, pervanelerine güneş panelleri aracılığıyla güç vererek neredeyse süresiz olarak havada kalabilir. Onu sensörler, telekomünikasyon donanımı veya başka herhangi bir şeyle doldurduğunuzda, yörünge mekaniği veya kaotik hava koşulları tarafından engellenmeyen çok yönlü, mobil bir varlığa sahip olursunuz.

Güneş enerjili otonom uçaklar için kimler çalışıyor?

Radical CEO’su James Thomas, teknolojinin şimdiye kadar hazır olmadığını öne sürdü. Bir röportajda “Bu yüksek rakımlı, üst düzey uçaklara uzun süredir ilgi var. Bu yeni bir fikir değil ama son birkaç yılda piller, güneş enerjisi ve hatta gelişmiş bilgi işlem gibi pek çok destekleyici teknoloji gerçekten olgunlaştı. Pil teknolojisinde şu anda geldiğimiz noktaya bakın: neredeyse [Aquila’nın] 2 katı seviyesindeyiz. Bu bizi gerçekten güçlü bir konuma getiriyor” dedi.

Seattle merkezli girişim, yakın zamanda 24 saat boyunca başarıyla uçurduğu küçük ölçekli bir gösteri uçağından tam ölçekli bir gösteri uçağına geçmek için 4.5 milyon dolarlık bir tohum turu topladı. Bu tam boyutlu aracın kanat açıklığı yaklaşık 30 metre olacak, ancak “bir insan kadar” ağırlığa sahip olacak.

Tam ölçekli uçağı stratosfere yerleştirmek Radical’in birincil hedefi, ancak bu onları olası kullanım durumlarını araştırmaktan alıkoymadı. Telekomünikasyon alanında, Starlink uzak bölgelerde bağlantı için başvurulacak çözüm olarak hızla ortaya çıksa da, hassas yer altyapısı ihtiyacı gibi önemli sınırlamalara sahip. Uçan bir 5G istasyonunun daha iyi bir bahis olduğu pek çok durum var.

Thomas, stratosferde çalışmanın güzel bir avantajının, düzenleme yükünün önemli ölçüde azalması olduğunu belirtti. Yakından izlenen kentsel ve ticari hava sahalarının üzerinde, kullanımı çok daha basit ve onay almak çok daha hızlı. Bu konuyu araştıran tek şirket Radical değil. Airbus’taki AALTO projesi telekomünikasyon kapsamındaki benzer bir boşluğu doldurmayı hedefliyor. Thomas, avantajlarının birlikte çalıştıkları ve “sistemle gerçekten ilgilenmek isteyen” şirketlerle yakın ilişkilerden kaynaklandığını söyledi. O halde herkese uyan tek bir platform değil, aynı zamanda tamamen ısmarlama da değil. Şimdilik amaç önümüzdeki 12 ay içinde havaya çıkmak, tam boyutlu aracın uçabildiğini kanıtlamak ve onları muhtemelen para kabul etmeye başlayacak konuma getirmek.

Google, yapay zeka aracı ile İngilizce öğretecek!

Google, konuşma pratiği deneyimini ilk olarak Ekim 2023’te kullanıma sundu. Başlangıçta bu özellik yalnızca konuşulan cümleler hakkında geri bildirim sağlıyordu. Artık kullanıcılar öğrendikleri dilde devam eden konuşmalar yapma pratiği yapabilecekler.

Özellik şu anda Arjantin, Kolombiya, Hindistan, Meksika, Venezuela ve Endonezya’daki Search Labs kullanıcıları için mevcut. Search Labs, Google’ın potansiyel yeni Arama özelliklerine yönelik korumalı alanı; ancak bu özellik, bir Android cihazda Google ile İngilizce’ye veya İngilizce’den çeviri yapıldığında da ortaya çıkabiliyor.

Geri bildirim ve konuşma pratiği özellikleri şimdilik yalnızca İngilizce olarak mevcut. Google, 2023 blogunda Arama’nın “dil öğrenenler için değerli bir araç” olduğunu çünkü çevirileri ve tanımları alabileceklerini, kelime arayabileceklerini söyledi.

Google’ın Duolingo, Babbel, Pimsleur veya diğer dil öğrenme uygulamaları gibi öğrencileri seviyelendiren bir müfredatı veya sistemi yok. Konuşma pratiğini başlattığında şirket, öğrencilerin sadece pratik yapmakla kalmayıp aynı zamanda bir konuşma bağlamında kullanılacak en iyi kelimeleri veya çekimleri bulmalarına da yardımcı olduğunu söyledi. Google yıllardır bir çeviri özelliğine sahip olsa da şirket, AI modellerinin anladığı dillerin sayısını da artırıyor.   

AI destekli dil öğrenimi yeni değil. Muhtemelen en popüler dil öğrenme uygulaması olan Duolingo, 2016’da bir yapay zeka sohbet robotu ekledi ve 2023’te GPT-4’ü entegre etti. Başka bir çevrimiçi dil öğrenme platformu olan Memrise, Discord’da insanların sohbet ederken dil öğrenmesine olanak tanıyan GPT-3 tabanlı bir sohbet robotu başlattı. Diğer dil öğrenme platformları da konuşma pratiği sunuyor. Örneğin Pimsleur, kullanıcılardan uygulamayla bir konuşma yapmalarını istiyor ve insanları sorulara hedef dillerinde yanıt vermeye teşvik ediyor. 

Google, dil öğrenmeye yönelik planlarının ne olduğunu veya konuşma pratiği özelliğinin daha fazla ülkeye genişletilip genişletilmeyeceğini söylemedi, ancak Duolingo‘nun baykuş maskotu Duo’nun botları titriyor olabilir. 

HMD telefonları pazar için hazır!

0

HMD Global’in Nokia’dan ayrılması, Pulse Pro ve Vibe gibi kendi markalı telefonlarının yakında mağazalarda satışa sunulmasıyla resmileşti. Pulse Pro, 50MP çift kamera gibi üst düzey özelliklerle dikkat çekerken, Pulse ve Pulse+ aynı işlemciyle benzer performans sunuyor. Uygun fiyatlı HMD Vibe’ın ABD pazarına sunulması, bütçeye uygun akıllı telefon sektöründe sıkı bir rekabet vaat ediyor.

HMD telefonları pazara çeşitlilik katacak

HMD Global, 2016 yılında tecrübeli markayı akıllı telefon pazarına geri getirmek için Nokia ile ortaklığını duyurarak manşetlere çıkmıştı. O zamanlar çok az kişi bu balayının neredeyse sekiz yıl sonra biteceğini düşünüyordu. Geçen yıl, HMD-Nokia ilişkisinin çöküşün eşiğinde olduğunu ve HMD CEO’sunun şirketin bağımsız bir akıllı telefon serisi başlatma yönündeki iddialı planlarını duyurduğunu bildirmiştik. Ancak bu söylentiler, 2024’ün başlarında ilk HMD markalı telefona ilişkin sızıntıların kamuoyuna duyurulmasıyla kısa sürede gerçeğe dönüştü. Bu arada, Pulse Pro olarak adlandırılan HMD telefonunun bazı net ayrıntıları geçen hafta HMD ile Nokia arasındaki ortaklığı gölgeleyecek şekilde sızdırıldı.

Şimdi HMD, akıllı telefon pazarına bağımsız girişini, HMD Pulse Pro, HMD Pulse ve HMD Pulse+ üçlüsünün perdelerini geri çekerek kutluyor. Pek çok uluslararası pazarın listesi bu olsa da ABD’ye gelecek tek telefon, 149 dolarlık fiyat etiketiyle Android bütçeli akıllı telefonlar segmentine rakip olan HMD Vibe olacak. Tipster Evan Blass, Verizon’un HMD markalı telefonu destekleyeceğini zaten söyledi.

HMD Pulse Pro’dan başlayarak, telefon serideki en güçlü model. Unisoc T606 işlemciye, 4 veya 8 GB RAM’e ve MicroSD kart takılarak genişletilebilen 128 veya 256 GB dahili depolamaya sahip. Ekrana gelince, Pulse Pro, 90Hz yenileme hızı sunan 6,56 inç HD+ ekrana sahip. 5.000mAh pil, cihazın uzun vadede çalışmaya devam etmesini sağlayacak şekilde güç sağlıyor. HMD Pulse Pro’daki kamera dizilimi, telefonu kardeşlerinden farklılaştıracak. Arka çift kamera kurulumunda 50 MP birincil sensör ve 2 MP derinlik sensörü bulunurken, ön kamera 50 MP’de selfie çekiyor. Telefon ayrıca üç renkte piyasaya sürülüyor: Buzul Yeşili, Siyah Okyanus ve Alacakaranlık Moru.

SDN Summit canlı yayını başladı!

0

ShiftDelete.Net, teknoloji tutkunlarını bir araya getirecek dev bir etkinliğe imza atıyor: SDN Summit! 27-28 Nisan 2024 tarihlerinde Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenecek bu ücretsiz etkinlik, teknoloji dünyasının en yeni ürünlerini, inovatif fikirlerini ve gelecek vizyonlarını sergileyecek.

İki gün boyunca sürecek bu teknoloji şöleninde, Türkiye’nin önde gelen teknoloji şirketleri, girişimciler, sektör uzmanları ve teknoloji meraklıları bir araya gelecek. Ayrıca her iki gün de SDN Summit canlı yayını ile takip edebilirsiniz.

SDN Summit’e katılanlar, Türkiye’nin önde gelen teknoloji firmalarının stantlarını ziyaret ederek en son teknolojik ürünleri deneyimleme ve sektördeki son gelişmeleri yakından takip etme fırsatı bulacaklar. Etkinlik boyunca düzenlenecek panellerde ise alanında uzman isimler teknoloji dünyasının geleceğine ışık tutacak vizyonlarını ve fikirlerini paylaşacaklar. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın da katılacağı paneller, sektörün nabzını tutmak ve geleceğe dair öngörülerde bulunmak için eşsiz bir fırsat sunacak.

Girişimcilik ekosistemine destek olmak amacıyla oluşturulan Girişimcilik Köşesi, kendi fikirlerini hayata geçirmek isteyen girişimciler için önemli bir platform olacak. Burada girişimciler, projelerini yatırımcılara sunma ve sektördeki önemli isimlerle network kurma imkanı yakalayacaklar. SDN Summit, sadece bilgi ve deneyim paylaşımı ile sınırlı kalmayıp, aynı zamanda eğlenceli aktivitelere de ev sahipliği yapacak. Çekilişler, hediyeler ve sürprizlerle dolu etkinlik, katılımcılara unutulmaz bir deneyim yaşatacak.

Etkinliğe katılmak isteyenler, SDN Summit web sitesi üzerinden kolayca kayıt olabilirler. Etkinliğe dair en güncel bilgilere ve sürprizlere ulaşmak için ise SDN Summit’in sosyal medya hesaplarını takip edebilirsiniz. Teknolojinin kalbinin atacağı bu büyük buluşmada yerinizi almak için 27-28 Nisan tarihlerini ajandanıza kaydedin. Katılamayanlar ise SDN Summit canlı yayını üzerinden etkinliği takip edebilirler.

Samsung, dokuz dakikada şarj olan araç bataryası üretiyor!

Koreli teknoloji devinin batarya şirketi Samsung SDI, Salı günü yaptığı açıklamada, sadece dokuz dakikada yüzde 80 kapasiteye kadar şarj olabilen elektrikli araç bataryalarının yanı sıra 20 yıl boyunca bu seviyede performans gösterebilecek modeller vaat etti. Ultra hızlı şarj olan batarya 2026 yılında üretime girecek. Uzun ömürlü ürün ise 2029 yılında fabrika üretim bantlarından çıkmaya başlayacak.

Samsung SDI bu teknolojiyi bu yılın Mart ayında tanıttı. Bu hafta Seul’de düzenlenen 37. Elektrikli Araç Sempozyumu ve Fuarı’nda (EVS37) ise 2027’de seri üretime başlamayı hedeflediği, litre başına 900 watt-saat yoğunluğa sahip, anot içermeyen tamamen katı hal bataryasını (ASB) sergiliyor. Katı hal bataryaları, daha yüksek enerji yoğunlukları, daha hızlı şarj yetenekleri ve ASB’lerin alev alma olasılığı daha düşük olduğu için üst düzey güvenlikleri nedeniyle lityum-iyondan daha önemli bir adım olarak kabul ediliyor.

Samsung, bir yandan da Li-Ion ile çalışan cihazların ve e-bisikletlerin ev yangınlarına yol açması ve düzenleyicilerin düşük kaliteli ürünlerin riskleri arttırdığından endişe etmesi nedeniyle, batarya kitinin alev alma olasılığını azaltmaya çalışıyor. Koreli teknoloji devinin yaklaşımı, ısıyı ve gazı dışarı atan havalandırma delikleri kullanmak, böylece bataryalarının bir kazaya ya da yangına karışması halinde termal kaçak olasılığını azaltmak.

Samsung yayınladığı açıklamada “Şirketin 46-phi piller [pil çapının bir ölçüsü] gibi yeni ürünlerinin yanı sıra enerji yoğunluğunu artırırken maliyeti düşüren hücreden pakete (CTP) konsepti de fuarın bir parçası” dedi. Firmanın batarya birimi, batarya gelişmelerini “geleceğin küresel elektrikli araç pazarına öncülük edecek” “süper boşluk” teknolojisi olarak lanse etti.

Dünyanın elektrikli araçlara geçişini ilerletmek için batarya performansının iyileştirilmesi şart. Bu nedenle birçok sektör oyuncusu teknolojiyi geliştirmek için çalışıyor. Hatta Samsung, batarya üretimi için gerekli hammaddelere yönelik tedarik zincirini korumak amacıyla bir nikel madeninin bir kısmını da satın aldı.

Şarj süreleri kısalıyor, araç menzili uzuyor ama satış hızı hala yavaş

Japon otomobil üreticisi Toyota’nın Panasonic ile ortak girişimleri de dahil olmak üzere çeşitli batarya girişimleri son dönemde oldukça ses getirdi. Şirket, 2025 yılına kadar  1200 km menzile ve 10 dakikalık şarj süresine sahip katı hal bataryalarını piyasaya sürmeye hazır olduğunu iddia etti. Bu arada, Çin’in en büyük elektrikli araç aküsü üreticisi China’s Contemporary Amperex Technology Co. Limited (CATL) geçtiğimiz Ağustos ayında, sadece on dakikalık şarjın ardından bir araca 400 km mesafe boyunca güç sağlayabilen bir lityum demir fosfat (LFP) batarya geliştirdiğini iddia etti. Tam şarjla bataryanın 700 km menzil sunduğu söyleniyor.

Batarya inovasyonu memnuniyetle karşılanırken, elektrikli araçlara yönelik talep artışı yavaşlıyor. Bu hafta Elon Musk’ın elektrikli araç girişimi Tesla, satışların bir önceki yıla göre yüzde dokuz düştüğünü ve net kârın yüzde 55 azaldığını bildirdi. Şirketin küresel çapta personelinin yüzde 10’undan fazlasını işten çıkarmayı planladığı bildiriliyor.

Ekonomik büyümenin 1970’lerden bu yana en düşük seviyelerde seyrettiği Çin’de de elektrikli araç piyasası hızlı bir çıkış yakalasa da şimdi daha durağan seyrediyor. Şubat ayında Bloomberg, küresel ekonomik sıkıntıların, erken benimseyenler arasındaki doygunluğun ve azalan sübvansiyonların da elektrikli araçların benimsenmesini yavaşlattığını bildirdi

NASA’nın optik iletişim teknolojisi rekorlara doymuyor!

NASA’nın Psyche uzay aracında yer alan Derin Uzay Optik İletişim teknolojisi rekor kırmaya devam ediyor. Asteroit inceleme görevineki uzay aracı veri göndermek için optik iletişime güvenmese de, yeni teknoloji bu görevi yerine getirebileceğini kanıtladı. Psyche’nin radyo frekans vericisiyle arayüz oluşturduktan sonra, lazer iletişim demosu 140 milyon mil (226 milyon kilometre) uzaklıktan, yani Dünya ile Güneş arasındaki mesafenin 1,5 katı uzaklıktan mühendislik verilerinin bir kopyasını gönderdi.

Bu başarı, uzay araçlarının gelecekte optik iletişimi nasıl kullanabileceğine dair bir fikir vererek, insanlığın bir sonraki dev adımını desteklemek üzere karmaşık bilimsel bilgilerin yanı sıra yüksek çözünürlüklü görüntü ve videoların daha yüksek veri hızında iletişimini mümkün kılıyor. Aynı teknoloji, NASA ve uzay ajanslarının son derece hırslı bir sonraki dev adımı yai Mars’a insan göndermek için önemli bir kilometre taşını temsil ediyor.

NASA’nın Güney Kaliforniya’daki Jet İtki Laboratuvarı’nda projenin operasyon sorumlusu olan Meera Srinivasan, “8 Nisan’daki bir geçiş sırasında yaklaşık 10 dakikalık çoğaltılmış uzay aracı verisini indirmeyi başardık” dedi ve ekledi: “O zamana kadar sadece Psyche’den downlink test ve teşhis verileri gönderiyorduk. Bu, optik iletişimin bir uzay aracının radyo frekansı iletişim sistemiyle nasıl arayüz oluşturabileceğini göstererek proje için önemli bir kilometre taşını temsil ediyor.”

Bu demodaki lazer iletişim teknolojisi, günümüzde derin uzay görevleri tarafından kullanılan son teknoloji radyo frekans sistemlerinden 10 ila 100 kat daha hızlı bir şekilde derin uzaydan veri iletmek üzere tasarlanmıştır. Uzay aracı 13 Ekim 2023’te fırlatıldıktan sonra, asteroid Psyche’yi ziyaret etmek üzere Mars ve Jüpiter arasındaki ana asteroid kuşağına yolculuk ederken sağlıklı ve istikrarlı kalmaya devam ediyor.

Optik iletişim sayesinde beklentileri aşmak

NASA’nın optik iletişim gösterisi, uçuş lazer alıcı-vericisinin yakın kızılötesi aşağı bağlantı lazerinden saniyede 267 megabit (Mbps) maksimum hızda test verisi iletebileceğini gösterdi. Bu pek çok operatörle kıyaslandığında geniş bant internet indirme hızlarıyla karşılaştırılabilir bir veri aktarım hızı.

Bu hıza 11 Aralık 2023’te, deney 15 saniyelik ultra yüksek çözünürlüklü bir videoyu 19 milyon mil (31 milyon kilometre ya da Dünya-Ay mesafesinin yaklaşık 80 katı) uzaklıktan Dünya’ya ışınladığında ulaşıldı. Arizona Eyalet Üniversitesi’nin Psyche’den esinlenen sanat eserlerinin dijital versiyonları da dahil olmak üzere diğer test verileriyle birlikte video, Psyche geçen yıl fırlatılmadan önce uçuş lazer alıcı-vericisine yüklenmişti.

Artık uzay aracı söz konusu mesafenin de yedi kattan fazla uzağında olduğu için, beklendiği gibi veri gönderme ve alma hızı azaldı. 8 Nisan’daki test sırasında uzay aracı test verilerini maksimum 25 Mbps hızında iletti ki bu da hem ülkemizdeki yoğun saatlerdeki geniş bant veri aktarım hızlarını hem de projenin bu mesafede en az 1 Mbps’nin mümkün olduğunu kanıtlama hedefini çok aşıyor.

Proje ekibi ayrıca alıcı-vericiye Psyche tarafından üretilen verileri optik olarak iletmesi için komut verdi. Psyche radyo frekansı kanalı üzerinden NASA’nın Derin Uzay Ağı’na (DSN) veri aktarırken, optik iletişim sistemi aynı anda aynı verilerin bir kısmını Kaliforniya, San Diego’daki Caltech’in Palomar Gözlemevi’ndeki Hale Teleskobu’na iletti. JPL’de proje uçuş operasyonları lideri olan Ken Andrews, “DSN ve Palomar’dan verileri aldıktan sonra, JPL’de optik olarak downlink verileri doğruladık” diyor ve ekliyor: “Kısa bir zaman diliminde küçük miktarda veri indirildi, ancak bunu şu anda yapıyor olmamız tüm beklentilerimizi aştı.”