Grok artık görselleri “anlıyor”

0

Grok-1.5V veya Grok 1.5 Vision olarak adlandırılan bu “ilk nesil çoklu modal model” şirkete göre sadece yüklenen resimlerinize ve ekran görüntülerinize yanıt vermekle kalmayacak, aynı zamanda karmaşık belgeler, bilim diyagramları, grafikler, ekran görüntüleri ve fotoğraflardan da anlam çıkarabiliyor.

Şirket duyurusunda ayrıca, Grok-1.5V’nin kullanıcıları tarafından yüklenen görüntülerde tasvir edilen fiziksel dünyayı daha iyi anlayabilmek için “gerçek dünya uzamsal anlayışı” kazanacağını belirtti. Duyuruda, “Hem çoklu modal anlama hem de üretme yeteneklerimizi geliştirmek, evreni anlayabilen faydalı bir Yapay Genel Zekası (YGZ) oluşturmak için önemli adımlar” deniyor. “Önümüzdeki aylarda, görüntü, ses ve video gibi çeşitli yöntemlerde her iki yetenekte de önemli gelişmeler kaydetmeyi bekliyoruz.”

Örnek kullanım senaryoları arasında bir diyagramı Python koduna çevirmek, bir çocuğun çizimini bir yatak odası hikayesine dönüştürmek, çok sayıdaki nesne arasında en büyüğünü tespit etmek ve sürücüye bir engelin etrafından dolanabilecek kadar yeri olup olmadığını söylemek yer alıyor.

Grok-1.5V, diğer GenAI modellerini Grok’un gerçek dünya akıl yürütmesine karşı test etmek için tasarlanmış bir görüntü ve prompt veri seti olan xAI’ın RealWorldQA ile birlikte yayınlanacak. Grok-1.5V, kısa süre içinde erken test kullanıcıları ve seçili kullanıcılar için kullanılabilir olacak.

Cisco’dan bulut güvenliği için büyük hamle!

Cisco bugün önde gelen açık kaynaklı bulut yerel ağ ve güvenlik şirketi Isovalent’in satın alma işleminin tamamlandığını duyurdu. Bu adım, Cisco’nun güvenli, çoklu bulut ağının geleceğini tanımlama konusundaki taahhüdünde önemli bir ileri adım olarak değerlendiriliyor.

Isovalent’in yenilikçi teknolojileri, her büyüklükteki kuruma hitap eden, yapay zeka destekli, bulut tabanlı ve entegre bir güvenlik platformu olan Cisco Security Cloud vizyonunun temel taşı haline gelecek. Bu sayede çoklu bulut ortamında tehditlere karşı en son teknoloji ile koruma sağlanacak.

Isovalent Artık Cisco’nun Bir Parçası

Isovalent ekibi, açık kaynaklı eBPF teknolojisine önemli katkılarda bulundu ve Cilium ve Tetragon gibi bulut yerel çözümlerin geliştirilmesine öncülük etti. Bu gelişmeler, BT ve platform mühendisliğine sağlam ağ yetenekleri ve bulut yerel etkileşimlere gelişmiş görünürlük sunarak, yazılım tanımlı ağlarda politika tanımlama ve uygulama süreçlerini kolaylaştıracak.

Isovalent ekibi, Cisco Güvenlik İş Grubu’na katılacak.

12 milyon dolar kripto para çalan hırsıza 3 yıl ceza!

Kıdemli bir güvenlik mühendisi olan Shakeeb Ahmed, yaklaşık 12 milyon dolarlık kripto para çalmaktan suçlu bulundu ve 3 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

New York Güney Bölgesi için görev yapan ABD Savcılığı, bir basın açıklamasıyla cezayı duyurdu. Savcılara göre Ahmed, iki kripto para borsasını hackleyerek yaklaşık 12 milyon dolarlık kripto para çaldı.

Ahmed’i temsil eden avukatlar Adam Schwartz ve Bradley Bondi yorum taleplerine henüz cevap vermedi.

Geçen yıl tutuklandığında yetkililer, Ahmed’i “uluslararası bir teknoloji şirketinde kıdemli güvenlik mühendisi” olarak tanımlamıştı. LinkedIn profili daha önce Amazon’da çalıştığını gösteriyordu. Bir Amazon sözcüsünden alınan bilgilere göre, tutuklandığı sırada Amazon’da çalışmıyordu.

Kripto borsalarını sırayla hackledi

Mağdurlarından birinin adı hiçbir zaman açıklanmazken, Ahmed’in iddiaya göre Temmuz 2022 başlarında Solana tabanlı bir kripto para borsası olan Crema Finance‘i hacklediği bildirildi.

Ardından, haftalar sonra Nirvana Finance’i hackledi. Basın açıklamasına göre, Ahmed bu iki hack olayında sırasıyla 9 milyon dolar ve 3,6 milyon dolar çaldı. Nirvana Finance için çalınan fonlar “Nirvana’nın sahip olduğu tüm fonların yaklaşık olarak karşılığı” olduğundan, şirketin kapanmasına yol açtı.

Ahmed, her iki siber saldırıyı gerçekleştirdiğini itiraf etti.

Ahmed, Crema’yı hackledikten sonra şirkete çalınan parayı 1,5 milyon dolarlık bir ücret -kendince bulma ücreti- dışında iade etmek ve Crema’nın saldırıyı yetkililere bildirmeyeceğini garanti etmek amacıyla temasa geçti. Crema bu teklifi reddetti ve Ahmed sonunda yakalandı.

Bu tür anlaşmalar siber güvenlik dünyasında alışılmadık olsa da, kripto para dünyasında normalleşmeye başladı. Bu anlaşmalar, bir hedefi hacklemek ve kurbanın fonlarını rızası olmadan çalmayı içermesine rağmen, genellikle “white hatting” olarak adlandırılıyor. Bu durum, daha çok “black hat” hacker’ların yaptığı bir eyleme benziyor. Ahmed’in davası, kripto para endüstrisi bu tür anlaşmaları iş yapmanın bir bedeli olarak görse de, kolluk kuvvetlerinin aynı şekilde görmediğini ortaya koyuyor.

Savcılığın basın açıklamasına göre, Ahmed üç yıl hapis cezasının yanı sıra üç yıl denetimli serbestlik cezasına çarptırıldı ve ayrıca 12,4 milyon dolarlık “önemli miktarda kripto para birimi”ne el konulmasına ve Kripto Borsası ile Nirvana’ya 5 milyon doların üzerinde tazminat ödenmesine karar verildi.

Yapay zeka futbola giriyor!

Londra merkezli DeepMind, bu aracı İngiliz Premier Lig ekiplerinden Liverpool FC ile üç yıllık bir işbirliği sonucunda geliştirdi. Mart ayında prototipi tanıtılan TacticAI, 7.000’den fazla Premier Lig maçından toplanan köşe vuruşu verisiyle eğitiliyor.

Projedeki futbol uzmanları, yapay zeka sisteminin halihazırda insanlardan daha iyi stratejiler üretebildiğine inanıyor. Araştırmacılar, özellikle duran toplardaki hücum ve savunma planlaması konusunda TacticAI’nin üstünlük sağladığını belirtiyor.

DeepMind’ın TacticAI projesi liderlerinden Zhe Wang, “Oyunda çok fazla belirsizlik var, ancak yine de daha iyi kararlar vermek için verileri kullanabiliriz. Futbol, sanat ve bilim arasında bir yerde duruyor,” diyor.

Futbol yapay zeka ile verinin gücünden yararlanabilir

DeepMind, köşe vuruşlarını seçmesinin sebebini ise bu pozisyonların daha yapılandırılmış oyun akışına yol açmasıyla açıklıyor. Uzmanlar futbolda tam olarak ne olacağını asla kestiremediğinizi ancak köşe vuruşlarının sıklığı ve gol pozisyonu yaratma potansiyeli sayesinde taktiksel kalıpların tespit edilebileceğini vurguluyor.

İlk denemeler Liverpool ile yapıldı

TacticAI, oyuncuların optimal konumlanmasına dair öneriler sunarak takımlara rekabette üstünlük sağlayacak kritik avantajlar getirebilir. DeepMind, bu aracı geliştirirken efsanevi beyzbol yöneticisi Billy Beane tarafından da övgüyle bahsedilen Liverpool FC ile birlikte çalıştı.

DeepMind ve Liverpool arasındaki işbirliği sona ermiş olsa da araştırmacılar, yapay zekanın futbolda dönüştürücü bir rol oynayabileceğini vurguluyor. Köşe vuruşlarının yanı sıra serbest vuruşlar, taç atışları ve penaltı gibi duran toplarda da yapay zekanın fayda sağlayabileceği düşünülüyor.

Son olarak, geliştiriciler TacticAI’nın teknik direktörlerin yerini almayı değil, onlara daha hızlı ve daha iyi kararlar vermeleri için yardımcı bir araç olmayı hedeflediğini belirtiyor.

Roku kullanıcıları dikkat: 576.000 Roku hesabı hacklendi!

Şirketin yaptığı açıklamaya göre, siber saldırganlar, daha önce başka veri ihlallerinden ele geçirdikleri Roku kullanıcı adı ve şifreleri kullanarak bu hesaplara erişim sağladı. “Credential stuffing” tekniğinde, çalınan kimlik bilgileri farklı platformlarda denenerek yetkisiz erişim sağlanmaya çalışılır.

Roku, saldırı sonucu yaklaşık 400 kullanıcı hesabında hileli işlem gerçekleştiğini tespit etti. Saldırganlar, bu hesaplarda kayıtlı ödeme bilgilerini kullanarak cihazlar ve streaming servislerine abonelik satın almaya çalışmış. Neyse ki şirket, etkilenen müşterilerin zararlarını karşıladıklarını duyurdu.

80 milyon kullanıcısı bulunan Roku, saldırganların “kullanıcıların hassas bilgilerine veya kredi kartı bilgilerinin tamamına erişemediğini” belirtti. Bu durum, saldırının daha çok oturum açma bilgileri ele geçirmeye yönelik olduğunu gösteriyor.

Roku daha önce de saldırıya uğramıştı

Roku, bu ikinci saldırıyı tespit ederken, daha önce 15.000 kullanıcının hesaplarının benzer şekilde tehdit altında olduğunu bildirmekle meşguldü. Yaşanan güvenlik ihlallerinin ardından, kullanıcılarına iki faktörlü kimlik doğrulamayı (2FA) uygulamaya koyduğunu duyurdu. 2FA, yalnızca kullanıcı adı ve şifre yerine, ek bir doğrulama adımı (genellikle bir kod) gerektirir. Bu sayede çalınan şifre tek başına hesaba giriş yetkisi vermez ve güvenlik önemli ölçüde artar.

Roku kullanıcıları, hesaplarının güvenliği için mutlaka iki faktörlü kimlik doğrulamayı etkinleştirmeli ve şifrelerini düzenli olarak değiştirmelidir.

Roku nedir?

Roku, 2002 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde Anthony Wood ve Michael Stroud tarafından kurulan ve medya oynatıcı platformu sunan bir şirkettir. Akıllı TV’ler ve Roku markalı yayın cihazları aracılığıyla, platformu üzerinden hem reklam hem de abonelik modellerini destekleyen bir TV yayın hizmeti sunuyor.

Roku cihazlarını televizyonunuza bağlayarak, Netflix, Hulu, Amazon Prime Video, Disney+, HBO Max ve Apple TV+ gibi popüler akış hizmetlerine ve yüzlerce diğer kanala erişim sağlayabilirsiniz. Ücretsiz filmler, TV şovları ve canlı haberler sunan ücretsiz kanallar da mevcuttur.

Servis, Amerika Birleşik Devletleri, Kanada, Birleşik Krallık, İrlanda, Meksika, Brezilya ve Almanya dahil olmak üzere 20’den fazla ülkede hizmet vermektedir. Türkiye’de de resmi olarak satılmasa da, bazı online mağazalarda ve üçüncü taraf satıcılarda bulunabilir.

Chrome Premium: daha güvenli Chrome

Google, özellikle gizlilik konusunda endişe duyan işletmeler için yeni bir Chrome sürümü olan Chrome Enterprise Premium‘u resmen tanıttı. Las Vegas’ta düzenlenen Google Cloud Next konferansında duyurulan bu yeni sürüm, işletmelerin gelişmiş güvenlik önlemlerine yatırım yapmasını sağlayacak.

Chrome Enterprise Premium, Chrome Enterprise’ın en üst düzey sürümü olarak konumlandırıldı ve işletmelere uç nokta güvenliği sağlayan bir dizi geliştirme sunuyor. Bu sürüm, politika uygulama, yazılım güncellemeleri ve uzantı yönetimi gibi kurumsal kontrolleri içeriyor. Ayrıca TCP protokollerini destekleyerek kurumsal kullanım için uyumluluğunu artırıyor ve güvenlik bilgileri, raporlama ve araştırma yetenekleri sunarak kapsamlı görünürlük sağlıyor.

Bununla birlikte, Chrome Enterprise Premium‘un en dikkat çeken özelliklerinden biri tehdit ve veri korumasına verdiği önem. Bu sürüm, veri ve içerik kaybını önleme, dinamik URL filtreleme ve site kategorizasyonu gibi önlemler sunuyor. Ayrıca, kötü amaçlı yazılım ve korsan sitelere karşı yapay zeka kullanarak proaktif bir güvenlik yaklaşımı benimsiyor.

Chrome Enterprise Premium, kullanıcı başına aylık 6 ABD doları gibi uygun bir fiyatla sunuluyor ve işletmelerin dijital varlıklarını korumak ve iş gücü verimliliğini artırmak için gelişmiş güvenlik çözümleri arayanlara hitap ediyor.

Bu yeni sürüm, Snap’in kurumsal güvenlik müdürü Nick Reva‘nın yaptığı geri bildirimlerle desteklenmiştir. Reva, Chrome Enterprise Premium‘un hassas bilgilerin iletilmesiyle ilişkili potansiyel risklere karşı etkili bir koruma sağladığını belirtiyor.

Google’ın Chrome Enterprise Premium‘u kullanıma sunması, işletmeler için daha güvenli bir web deneyimi sağlamayı amaçlıyor ve gelişen teknolojiyle birlikte gelen güvenlik ihtiyaçlarına cevap veriyor.

Öğrenciler yapay zeka ile milyonlarca makale yazmış!

Yapay zeka kullanımı öğrenciler arasında hızla yayılıyor ve son verilere göre, bu teknolojiyi kullanarak üretilen makalelerin sayısı oldukça dikkat çekici bir seviyeye ulaşmış durumda. İntihal tespit şirketi Turnitin tarafından yayınlanan yeni veriler, geçtiğimiz yıl öğrencilerin 22 milyondan fazla makaleyi yapay zeka ile üretmiş olabileceğini gösteriyor.

Turnitin, öğrenciler tarafından yazılan makalelerin yanı sıra yapay zeka tarafından oluşturulan metinleri de incelemek için özel bir yazı algılama aracı geliştirmişti. Bu araç sayesinde, lise ve üniversite öğrencileri tarafından yazılan 200 milyondan fazla makale incelendi ve şaşırtıcı bir bulgu ortaya çıktı: İncelenen makalelerin %3’ü, %80 veya daha fazla oranda yapay zeka tarafından üretilmiş metinler içeriyordu.

Ancak, bu durumun getirdiği bazı riskler de göz ardı edilemez. Üretken yapay zeka, kendi gerçeklerini yaratabilir ve aslında var olmayan kaynaklardan alıntı yapabilir. Ayrıca, cinsiyet ve ırkla ilgili önyargılı metinler üretebilme potansiyeline sahiptir. Bu nedenle, öğrencilerin bu teknolojiyi nasıl kullandıklarını belirlemek ve gerektiğinde önlem almak zor olabilir.

Öğretmenler ise öğrencilerini yapay zeka kullanımı konusunda izinsiz veya açıklama olmadan kullanmamaları konusunda uyarıyorlar. Ancak, yapay zekanın belirli bir görevde kullanıldığını kanıtlamak ve intihal vakalarını tespit etmek de kolay değil. Bazı öğrenciler, yapay zekayı sadece bir yardımcı araç olarak kullanırken, bazıları ise tamamen makalelerini bu teknolojiye yazdırabilir.

Yapay zeka kullanımının artmasıyla birlikte, intihal tespit araçlarının da güncellenmesi gerekiyor. Örneğin, Turnitin’in yapay zeka dedektörü artık kelime döndürücüler gibi diğer yapay zeka yazılımlarını da tespit edebiliyor. Ancak, bu tespit araçlarının kendisinde de önyargı riski bulunabilir ve doğru sonuçlar elde etmek için sürekli olarak güncellenmeleri gerekebilir.

Sonuç olarak, yapay zeka kullanımının artmasıyla birlikte öğrencilerin ve eğitim kurumlarının bu teknolojiyi nasıl kullanacaklarını ve bununla ilgili riskleri nasıl yöneteceklerini belirlemeleri gerekiyor. Ancak, doğru politika ve yöntemler geliştirilirse, yapay zeka öğrencilere önemli bir öğrenme aracı olabilir.

Oxford üniversitesi’nden devrim yaratan kuantum bilişim buluşu!

Oxford Üniversitesi Fizik Bölümü’nden bilim insanları, bulut tabanlı kuantum bilişiminde çığır açacak bir buluşu duyurdu. Güvenlik ve gizliliği garanti altına alan bu yöntem, yeni nesil kuantum bilişiminin tüm potansiyelini milyonlarca birey ve şirkete ulaştırmayı vaat ediyor.

Bilim insanları, Physical Review Letters dergisinde yayınlanan yeni bir çalışmada buluşlarını detaylandırdılar. Makalenin başlığı “Tuzaklanmış İyonlar ve Tek Fotonlarla Doğrulanabilir Kör Kuantum Hesaplama” olarak belirlendi.

Kuantum hesaplamanın hızla geliştiği ve sağlık, finansal hizmetler gibi birçok alanda hizmetleri dönüştürebilecek yeni uygulamaların önünü açtığı belirtiliyor. Ancak, mevcut güvenlik ve şifreleme sistemlerinin etkinliği konusunda endişeler bulunmakta.

Önde gelen bulut tabanlı hizmet sağlayıcıları olan Google, Amazon ve IBM gibi şirketler, kuantum bilişimin bazı unsurlarını ayrı olarak sunmaktadır. Ancak, müşteri verilerinin gizliliğinin ve güvenliğinin korunması, kullanımının ölçeklendirilmesi ve genişletilmesi için daha ileri adımlar atılması gerekmektedir. Oxford Üniversitesi Fizik Bölümü araştırmacıları, bu zorlukları ele almak için yeni bir çalışma yürüttüler.

Oxford Üniversitesi Fizik araştırma ekibinin eş başkanı ve Birleşik Krallık Kuantum Hesaplama ve Simülasyon Merkezi’nde baş bilim adamı olan Profesör David Lucas, “Buluttaki kuantum hesaplamaya ölçeklenebilir, pratik bir şekilde erişilebileceğini ilk kez gösterdik. Bu insanlara verilerin tam güvenliğini ve gizliliğini sağlayacak” dedi.

Yapılan çalışmada, “kör kuantum hesaplama” olarak adlandırılan ve tamamen ayrı iki kuantum hesaplama varlığını güvenli bir şekilde birbirine bağlayan bir yaklaşımın kullanıldığı belirtildi. Bu yaklaşımın büyük kuantum hesaplamalarına kadar ölçeklenebilir olduğu vurgulandı.

Araştırmacılar, bir kuantum bilişim sunucusu ile bulut hizmetlerine uzaktan erişen bağımsız bir bilgisayardaki fotonları veya ışık parçacıklarını tespit eden bir sistemin fiber ağ bağlantısı ile nasıl oluşturulduğunu açıkladılar.

Profesör David Lucas, “Kuantum bilgisayarlar daha yetenekli hale geldikçe, insanlar bunları ağlar üzerinde tam güvenlik ve gizlilikle kullanmaya çalışacaklar ve yeni sonuçlarımız bu açıdan yeteneklerde bir adım değişikliğe işaret ediyor” şeklinde konuştu.

Sonuçlar, kuantum bulut bilişim hizmetlerini kullanırken verileri korumak için dizüstü bilgisayarlara takılacak cihazların ticari olarak geliştirilmesine yol açabilir.

Oxford Üniversitesi’nde kuantum bilişim ve teknolojilerini araştıran araştırmacılar, istikrarlı ve güvenli koşullar yaratmak için özel olarak inşa edilmiş son teknoloji Beecroft laboratuvar tesisine erişebilmektedirler.

Meta, gençleri çıplaklık ve sextortion’a karşı koruyacak yeni özellikleri test ediyor!

Sosyal medya devi Meta, genç kullanıcıları istenmeyen çıplaklık ve sextortion tehditlerinden korumak için Instagram platformunda yeni güvenlik önlemleri üzerinde çalışıyor. Perşembe günü yapılan bir açıklamada, şirketin Instagram DM’lerinde çıplaklık içeren görüntüleri otomatik olarak bulanıklaştıracak olan “DM’lerde Çıplaklık Koruması” adlı bir özelliği test ettiği duyuruldu.

Bu yeni özellik, 18 yaşın altındaki kullanıcılar için varsayılan olarak açık olacak ve çıplaklık içeren görüntülerin görüntülenmesini bir güvenlik ekranının arkasına koyarak gençleri siber teşhir tehlikelerinden korumayı amaçlıyor. Ayrıca, kullanıcılara göndereni engelleme ve sohbeti bildirme seçenekleriyle birlikte yanıt verme baskısı hissetmemelerini teşvik eden bir mesaj da gösterilecek.

Meta‘nın bu yeni adımı, gençleri mahrem görüntülerini paylaşmaya karşı uyararak kendilerini korumaya teşvik etmek amacıyla bir dizi güvenlik ipucu sunmak şeklinde daha da genişliyor. Bu ipuçları, insanların bilgileri dışında görüntülerin ekran görüntüsünü alabileceğini veya iletebileceğini, ilişkilerin gelecekte değişebileceğini ve profillerin dikkatlice incelenmesi gerektiğini hatırlatıyor. Ayrıca, Meta‘nın Güvenlik Merkezi, destek yardım hatları ve çocuk güvenliği kaynakları gibi bir dizi kaynağa bağlantı veriyor.

Meta ayrıca, sextortion tehditlerine karşı daha aktif bir mücadele için potansiyel dolandırıcıları tespit etmeye ve engellemeye odaklanıyor. Şirket, sextortion davranışını gösterebilecek sinyallere dayanarak hesapları belirlemeye yardımcı olacak bir teknoloji geliştiriyor ve bu hesapların gençleri bulmasını ve onlarla etkileşime girmesini önlemeye yönelik sınırlamalar uyguluyor. Potansiyel sextortion hesaplarının göndermeye çalıştığı mesaj istekleri doğrudan alıcının gizli istekler klasörüne gidecek ve bu şekilde kullanıcılar haberdar edilmeyecek.

Bu yeni güvenlik önlemleri, Meta‘nın çocuk güvenliği konusunda daha aktif bir rol üstlenmeye yönelik çabalarının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Ancak, sosyal medya platformlarının genç kullanıcıları daha etkin bir şekilde korumak için daha fazla adım atması gerektiği konusunda devam eden tartışmalar bulunuyor. Meta‘nın bu yeni güvenlik özelliklerinin, gençleri çıplaklık ve sextortion tehditlerinden korumak için atılan önemli adımlar olduğu kabul edilse de, platformların çocuk güvenliği konusunda daha sıkı düzenlemelere ve daha etkili önlemlere ihtiyaç duyulduğu konusunda genel bir fikir birliği bulunuyor.

Magic Editor tüm Android telefonlara geliyor!

Yapay zekânın yaratıcı potansiyeli, Google’ın mobil dünyadaki etkisini daha da güçlendiriyor. Şirket, Magic Editor adını verdiği fotoğraf düzenleme aracını tüm Android kullanıcılarına sunarak mobil dünyada yeni bir dönemi başlatıyor. Bu yenilik, kullanıcıların fotoğraf düzenleme deneyimini bir üst seviyeye taşımayı amaçlıyor.

Google’ın Magic Editor aracı, yapay zekâ ile desteklenmiş bir fotoğraf düzenleme aracı olarak dikkat çekiyor. Başlangıçta yalnızca Pixel cihazlarında bulunan bu özellik, artık tüm Android cihazlarında kullanılabilir hale geliyor. Magic Editor, kullanıcılara fotoğraflarını düzenleme konusunda geniş bir yelpaze sunarken, yapay zekânın gücünü arkasına alarak fotoğraflardaki istenmeyen nesneleri kaldırma, arka planı değiştirme gibi gelişmiş özellikler sunuyor.

Magic Editor‘ün tüm Android kullanıcılarına açılmasıyla birlikte Google, özelliği Google One abonelerine sunmayı planlıyor. Ancak sızdırılan APK dosyasında bulunan kodlar, özelliğin başlangıçta belirli bir deneme süresi boyunca ücretsiz olacağını işaret ediyor. Bu deneme süresinin sonunda ise kullanıcıların Google One’a abone olmaları istenebilir. Bu hamle, Google’ın abone tabanını genişletmeyi ve aynı zamanda Magic Editor gibi önemli bir özelliği daha geniş kitlelere ulaştırmayı amaçlıyor.

Google’ın Magic Editor özelliği, mobil fotoğraf düzenleme alanında önemli bir adımı temsil ediyor. Yapay zekâ teknolojisinin sunduğu imkânlarla desteklenen bu özellik, Android kullanıcılarına daha gelişmiş ve kullanıcı dostu bir fotoğraf düzenleme deneyimi sunuyor. Magic Editor‘ün tüm Android kullanıcıları için erişilebilir hale gelmesi, mobil dünyada yapay zekânın etkisini daha da artırıyor.

Qualcomm, orta sınıf mobil cihazlar için yeni işlemciler getiriyor!

0

Mobil teknoloji devi Qualcomm, çip endüstrisindeki lider konumunu güçlendirmek için yeni adımlar atmaya hazırlanıyor. Şirketin, Android Headlines tarafından sızdırılan bilgilere göre, orta sınıf mobil cihazlar için üç yeni işlemci üzerinde yoğunlaştığı bildiriliyor.

Bu yeni işlemciler, SM4635, SM6650 ve SM7635 model kod numaralarıyla tanımlanıyor. Qualcomm’un isimlendirme sistemine göre, bu işlemcilerin sırasıyla Snapdragon 4, 6 ve 7 serilerine dahil edileceği öngörülüyor. Kod adları “Pitti” ve “Volcano” olan bu işlemcilerin, teknoloji severlerin beklentilerini karşılayacak birçok özelliğe sahip olması bekleniyor.

SM4635 (Snapdragon 4 Gen 3), 6GB’a kadar LPDDR4X RAM ve 256GB UFS 3.1 depolama alanı gibi yüksek performanslı bellek yapılandırmalarını içerecek. Bu, kullanıcıların daha hızlı ve daha akıcı bir deneyim yaşamasını sağlayacak.

Diğer yandan, SM6650 ve SM7635 işlemcileri için Qualcomm’un benzer bir strateji izleyeceği tahmin ediliyor. Snapdragon 6 Gen 1 ve 7s Gen 2 gibi önceki modellere benzer performans sunacak olan bu işlemciler, orta sınıf mobil cihaz kullanıcıları için daha güçlü ve verimli bir deneyim sunmayı amaçlıyor.

Özellikle, SM7635‘in, Snapdragon 7+ Gen 3‘e kıyasla rekabetçi bir performans sunması bekleniyor. Bu da Qualcomm‘un orta sınıf yonga seti pazarındaki konumunu daha da güçlendirecek önemli bir adım olabilir.

Henüz işlemcilerin teknik detayları ve özellikleri tam olarak açıklanmamış olsa da, endüstri gözlemcileri ve teknoloji takipçileri, bu yeni işlemcilerin mobil cihazlar için önemli bir dönüm noktası olabileceğini düşünüyorlar.

Ayrıca, Xiaomi‘nin Redmi Note 14 Pro modelinin, bu yeni işlemcilerden biri olan SM7635‘e sahip olması bekleniyor. Bu da, Qualcomm‘un yeni işlemcilerinin pazara hızla giriş yapacağını gösteriyor.

Qualcomm‘un orta sınıf mobil işlemcileriyle ilgili gelişmeleri yakından takip edeceğiz ve detayları sizlere sunmaya devam edeceğiz.

Japonya’dan yapay zeka uyarısı: savaşlara yol açabilir!

Japon yetkililerin yapay zeka konusundaki endişeleri artıyor. Nippon Telgraf ve Telefon (NTT) ile Yomiuri Şimbun gazetesi, yapay zeka teknolojisinin toplumsal düzeni bozabileceği ve hatta demokrasiyi tehlikeye atabileceği konusunda uyarıda bulundu. Bu endişeler, yapay zekanın güvenlik ve toplumsal istikrar üzerindeki potansiyel etkilerine dair küresel tartışmaların bir yansıması olarak görülüyor.

Japon hükümeti, yapay zeka teknolojisinin kullanımını denetlemek ve kontrol altına almak için yeni düzenlemeler yapma çağrısına yanıt vermek zorunda. Özellikle 31 Ekim 2025’te yapılacak genel seçimlerin güvenliğini sağlamak amacıyla yapay zeka teknolojisinin denetimlerinin artırılması isteniyor.

Bu endişelerin arkasında yatan nedenlerden biri, yapay zeka kullanımının demokratik süreçlere müdahale edebileceği veya manipülasyon riskini artırabileceği kaygısıdır. Özellikle deepfake videoların üretilmesi gibi teknolojik gelişmeler, bilgi manipülasyonu ve dezenformasyonun önemli bir aracı haline gelebilir.

Ayrıca, Avrupa Parlamentosu‘nun yakın zamanda kabul ettiği Avrupa Yapay Zeka Yasası da benzer endişeleri yansıtıyor. Bu yasa, yapay zeka teknolojisinin özellikle güvenlik güçlerinin kullanımı gibi hassas alanlarda kontrollü bir şekilde kullanılmasını sağlamayı amaçlıyor.

NTT ve Yomiuri Şimbun‘un, yapay zeka teknolojisinin potansiyel etkileri konusunda Keio Üniversitesi‘ndeki uzmanlarla yürüttüğü araştırmalar, endişelerin ciddiyetini vurguluyor. Bu durum, teknolojik ilerlemenin toplumsal ve siyasi yapıları nasıl etkileyebileceği konusunda daha geniş bir tartışmanın parçası haline geliyor.

Genel olarak, yapay zeka teknolojisinin kullanımıyla ilgili daha sıkı düzenlemelerin benimsenmesi, teknolojinin potansiyel risklerini azaltma ve toplumsal uyum sağlama açısından önemli bir adım olabilir. Bu süreçte, teknolojinin geliştirilmesi ve kullanılmasıyla ilgili etik ve toplumsal endişelerin dikkate alınması gerekmektedir.

Baykar’dan iddialara yanıt geldi!

0

Baykar gelir kaynakları, Türkiye’nin savunma kaynaklarından aldığı pay, devlet teşvikleri, ödediği vergiler ve diğer konularda hakkında dile getirilen iddialara bugün bir basın açıklaması ile yanıt verdi. Açıklamayı aşağıda bulabilirsiniz.

Baykar Basın Açıklaması

Uzunca bir süredir firmamız ve yöneticilerimize yönelik olarak dolaşıma sokulan yalan, iftira ve çarpıtmalara karşı cevabımızdır.

Baykar’ın gelirlerinin kaynağı nereden geliyor?


Dünyanın en büyük SİHA ihracatçısı olan Baykar’ın hâlihazırda imzalanan sözleşmelerinin %97.5’u ihracat kaynaklıdır. Başlangıçtan bugüne tüm projelerini öz kaynakları ile yürüten Baykar, 2003 yılındaki İHA Ar-Ge sürecinin başlangıcından itibaren tüm gelirlerinin %83’ünü ihracattan elde etti. Bu alanda dünya üzerinde gelirleri bu kadar yüksek oranda ihracattan olan benzeri bir savunma sanayii kuruluşu yoktur. Teknoloji şirketlerinde dahi benzeri zor bulunur. Küresel teknoloji şirketlerinde bile böylesi bir ihracat başarısının örneği azdır.

Baykar, yurt dışındaki ihracat faaliyetlerinde ABD, İsrail ve Çin firmalarıyla yarışarak rekabette geride bıraktı. Şimdiye kadar 34 ülkeye yüksek teknoloji ihracatı yaptı. Baykar’ın tek bir faaliyet alanı var o da insansız hava aracı teknolojilerinin milli olarak geliştirilmesi ve üretimidir. Jet yakıtı sattılar iftirasındaki gibi petrol, benzin, motorin vb. gibi bir yakıt işimiz hiç ama hiç olmadı.

Türkiye’nin savunma kaynakları Baykar’a mı aktarılıyor?

Baykar ve ortakları kuruluşundan bugüne kadar devletten tek kuruş nakit hibe desteği almamış ve kuruluşundan bu yana tek kuruş banka kredisi dahi kullanmamıştır. Tüm projelerimizin finansmanını %100 öz kaynaklarımızla karşılamaktayız. İhracattan kazandığımızı projelerimize yatırarak büyümekteyiz.

Türkiye’nin savunma ve güvenlik harcamaları içerisinde Baykar’a yapılan ödemelerin payı SSB’nin de daha önce açıkladığı gibi %1’in altındadır. Türkiye’ye ait savunma harcamalarının %70’i devlet firmalarına verilmektedir.

21 yıl önce ancak 100’den az firmanın bulunduğu savunma sanayiinde, bugün 3000’e yakın firma, 80 bine yakın personel ile faaliyetlerini sürdürmektedir.

Baykar devletten teşvik alıyor mu?

Türkiye sanayisinin gelişimi ve desteklenmesi amacıyla devlet tarafından yatırım teşvik uygulamaları gerçekleştirilmektedir. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yayınlanan istatistiklerde 2012 yılından bu yana 86.897 yatırım teşvik belgesi düzenlendiği açıklanmıştır. Bu destekler arasında KDV istisnası, gümrük vergisi istisnası, kurumlar vergisi indirimi vb. nakdi olmayan destek unsurları gibi bir de yatırım kredileri için faiz veya kar payı desteği, nitelikli personel desteği, enerji desteği, hibe desteği gibi unsurlar yer almaktadır.

Baykar bugüne kadar yapmış olduğu yatırımlarda hiçbir zaman nakdi teşvik kullanmamıştır. Yatırım kredileri için faiz veya kar payı desteği, nitelikli personel desteği, enerji desteği, hibe desteği gibi nakdi unsurlardan hiçbiri Baykar tarafından talep edilmemiş ve Baykar’a sunulmamıştır. Ayrıca destek kararında sunulan yatırım yeri tahsisi ve SGK prim destekleri de bugüne kadar Baykar tarafından kullanılmamıştır.

Baykar’ın yaptığı tüm yatırımlar kendi öz kaynaklarından karşılanmaktadır. Malum algı ajanları tarafından devletten sanki Baykar’a aktarılıyormuş gibi gösterilen 600 milyon liralık teşvik, aslında Baykar’ın yapacağı yatırıma karşılık bazı kalemlerde yabancı firmalar dâhil olmak üzere tüm yatırımcı firmalara tanınan vergi indirim hakkıdır. Baykar, sadece geçen yıl 6.4 milyar lira vergi ödemiştir. Şimdiye kadar söz konusu 600 milyon liranın kat be kat üstünde yatırım yapmıştır. Halen binlerce personel istihdam etmekte ve genç mühendis adaylarının yetişmeleri için programlar yürüten dünyanın sayılı yüksek teknoloji firmalarından biridir. 

Baykar rekabet etmeden devletten doğrudan mı sipariş almaktadır?

Baykar, rekabet sayesinde doğdu. Rekabetçi yapısıyla sektöründe dünyanın önde gelen firmalarından biri haline geldi. Türkiye, Baykara’dan önce İsrail’den İHA alıyordu. Baykar İHA üreterek İsrail firmasıyla rekabet etti ve Türkiye’ye çok daha kaliteli İHA’ları 10’da 1 maliyetle tedarik etti.

Türkiye Cumhuriyeti envanterine giren ilk insansız hava aracı Bayraktar Mini İHA’dır. Bayraktar Mini İHA, 2004 yılında Savunma Sanayi Müsteşarlığı tarafından ilk kez uygulanan rekabete açık, milli ve özgün geliştirme modeliyle yapılan yarışmanın ardından envantere girmiştir. Projeyi yarışmadaki tüm rakiplerini geride bırakarak birinci olan milli girişim Baykar gerçekleştirmiştir.

Yüksek teknolojiye sahip tüm yatırımlarımızı bugüne kadar 1 adet dahi sipariş garantisi almadan, ihracattan kazandığımız öz kaynaklarımızla finanse ettik. Tüm yatırımlarımızı aynı şekilde ihracattan kazandığımız öz kaynaklarımızla gerçekleştirdik.

34 ülkeye ihracat yapan ve bu süreçlerde gerçekleştirilen ihalelerde birçok ülkenin firmasını geride bırakarak dünyanın en büyük İHA ihracatçısı olan bir firma, rekabet etmeden dünyada birinci hale nasıl gelebilir?

Baykar vergi ödemiyor mu?

Baykar 2023 yılında ülkemize vergi ve bağış yoluyla toplamda 12.2 milyar TL doğrudan katkı sağlamıştır.

Baykar, 2023’te 6.4 milyar lira ile Türkiye’nin en yüksek vergi ödeyen firmalarından biri oldu. Ayrıca firma ortakları (Selçuk Bayraktar ve Haluk Bayraktar) 2021 ve 2022 yıllarında vergi rekortmeni oldu. 2023 yılında ise (2022 yılı için) 800 milyon TL gelir vergisi ödedik.

Baykar bu işleri tek başına mı yapıyor?

Baykar hali hazırda yüzlerce KOBİ ölçeğinde firma ile birlikte çalışarak yüksek teknolojiye sahip bu sistemleri üretmektedir. Baykar etrafında oluşturduğu ekosistemi yukarı çekmek için milli firmalarımızla güçlü bir işbirliği yürütmektedir. Baykar’ın ihracat başarısı aynı zamanda Türkiye’de adı sanı bilinmeyen küçük ve orta ölçekli birçok firmanın da ihracat başarısıdır.

Baykar’ın ihraç ettiği SİHA’ların akıllı mühimmatları devlete ait TSKGV firması Roketsan tarafından üretilmektedir. Yine elektro-optik kamera sistemleri bir diğer TSKGV firması Aselsan tarafından geliştirilmiştir.

Devlet firmaları Baykar’ın rakibi değil beraber çalıştığı çözüm ortaklarıdır. Yakalanan millileşme vizyonu ve Milli Teknoloji Hamlesi odağındaki bu sinerji sayesinde Türk savunma sanayii arka arkaya ihracat rekorları kırmaktadır. Daha da önemlisi Türk firmaları böylesine stratejik bir alanın ana aktörü haline gelmektedir. 

Baykar’ın sosyal sorumluluk projeleri var mı?

Kurduğumuz tüm vakıflar, kurucuları haricinde kimseden yardım, bağış veya hibe kabul etmez. Bu bizim temel prensibimiz hatta kırmızı çizgimizdir.

Bu vakıfları ülkemize, gençlerimize katkı sağlayabilmek için kuruyoruz.

T3 Vakfı her ay 5 bin öğrenciye Özdemir Bayraktar bursu veriyor. Dünyanın en büyük teknoloji festivali TEKNOFEST’i düzenliyor.

Milli Teknoloji Hamlesi’nin en önemli buluşma noktası olan TEKNOFEST’e 140 paydaş destek veriyor. Baykar, Milli Teknoloji Hamlesi gayesine ömrünü vakfeden Özdemir Bayraktar’ın vasiyet ettiği şekilde bu dev organizasyonun finansal yükünün yarısını tek başına karşılıyor.

Can Sağlığı Vakfı ise onkoloji, genetik, nadir hastalıklar, psikiyatri gibi alanlarda araştırma yapan bilim insanlarının araştırmalarına destek sağlıyor. Bu işlerin tamamını halkımız için maddi ve manevi birikimlerimizle destekleyerek gerçekleştiriyoruz.

Apple Watch’larda Ghost Touch sorunu yayılıyor!

0

Apple Watch kullanıcıları için keyifli bir deneyim olması gereken akıllı saat kullanımı, son dönemlerde ghost touch sorunu nedeniyle کابوس (kabus)a dönüşüyor. Bu sorunda, tıpkı hayalet dokunuşları varmış gibi ekran kendi kendine uygulamaları açıyor, menülerde geziniyor ve istenmeyen işlemleri gerçekleştiriyor.

Sorun ilk olarak yeni çıkan Watch 9 ve Watch Ultra 2 modellerinde ortaya çıkmış ve kullanıcıların tepkisini çekmişti. Apple yetkilileri sorunu kabul edip yazılımsal bir güncelleme ile düzelteceklerini duyurmuştu. Ancak asıl endişe verici gelişme bundan sonra yaşandı. Ghost touch sorunu, kısa sürede daha fazla Apple Watch modelini etkisi altına aldı.

Şu anda elde edilen bilgilere göre Watch 7, Watch 8 ve birinci nesil Watch Ultra kullanıcıları da ghost touch sorunuyla karşı karşıya. Bu durum, sorunun yazılımsal bir hata olma ihtimalini güçlendiriyor. Zira yeni çıkan modellerde görülen bir sorunun bir önceki nesil modellere de sıçraması, yazılım kaynaklı bir güncellemenin sorunu çözebileceği umudunu veriyor.

Apple, sorunun varlığını kabul ediyor ve kullanıcıları bir nebze rahatlatmaya çalışıyor. Yetkili Servis Sağlayıcılara gönderilen yeni bir notta, sorundan etkilenen kullanıcıların cihazlarını zorunlu yeniden başlatma işlemi ile geçici olarak düzeltebilecekleri belirtiliyor. Bunun yanında güncel watchOS yazılımının yüklenmesi de öneriliyor. Ancak bu önerilerin ne kadar etkili olduğu ve sorunu kökten çözüp çözmeyeceği henüz netlik kazanmadı.

Ghost Touch sorununu çözmek için neler Yapılabilir?

  • Apple Watch’unuzu yeniden başlatın: Apple’ın önerdiği gibi yan düğme ve Digital Crown’u 10 saniye boyunca basılı tutarak cihazınızı yeniden başlatmak, sorunu geçici olarak çözebilir.
  • watchOS güncellemelerini kontrol edin: En son watchOS sürümünü yükleyerek yazılımsal hataların giderilmiş olması ihtimali bulunuyor.
  • Apple Destek ile iletişime geçin: Sorun devam ederse Apple Destek hattı üzerinden yetkililere ulaşarak daha detaylı bilgi ve çözüm önerileri alabilirsiniz.
  • Yetkili servise başvurun: Eğer yukarıdaki adımlar sorunu çözmezse, yetkili bir Apple servisine giderek teknik destek almanız gerekebilir.

Kullanıcılar ne diyor?

Birçok Apple Watch kullanıcısı, online forumlarda ghost touch sorunu ile ilgili yaşadıkları sıkıntıları ve hayal kırıklıklarını dile getiriyor. Kimileri sorunun günlük kullanımlarını engellediğini, kimileri ise yanlışlıkla acil durum aramaları yapıldığından dolayı endişelerini dile getiriyor. Kullanıcılar, Apple’ın soruna kalıcı bir çözüm bulmasını bekliyor.

Apple Watch’larda giderek yaygınlaşan ghost touch sorunu, kullanıcı deneyimini ciddi anlamda olumsuz etkiliyor. Apple’ın sorunun çözümü için attığı adımların yeterli olup olmadığı ise henüz belirsizliğini koruyor. Kullanıcılar ise kalıcı bir çözüm bulunmasını umutla bekliyor.

Huawei MateBook X Pro 2024 özellikleri ve fiyatı

0

Huawei, yeni dizüstü bilgisayarı MateBook X Pro 2024’ü tanıttı. İnce ve hafif tasarımıyla dikkat çeken bu model, kullanıcılara yüksek performans ve yenilikçi özellikler sunmayı hedefliyor. İşte MateBook X Pro 2024’ün öne çıkan özellikleri ve fiyatı:

Huawei’nin iddiasına göre, MateBook X Pro 2024, sadece 980 gram ağırlığıyla rakibi Apple MacBook Air’dan daha hafif. Havacılık sınıfı magnezyum alaşımından yapılan kasası, şık görünümünü korurken dayanıklılığı da sağlıyor. Ayrıca, endüstride bir ilk olan elmas alüminyum malzeme ve Cloud Falcon mimarisiyle ağırlık dengesi sağlanmış.

14.2 inçlik 3.2K OLED dokunmatik ekranda 3120 x 2080 çözünürlük, 3:2 en boy oranı, 1000 nit parlaklık ve 120Hz yenileme hızı sunuluyor. İki farklı işlemci seçeneği bulunuyor: Intel Core Ultra 9 185H ve Ultra 7 155H. Core Ultra 7 işlemcili model, 16GB/32GB RAM ve 1TB depolama alanıyla geliyor. Core Ultra 9 işlemcili model ise 32GB RAM ve 2TB depolama alanına sahip.

Huawei MateBook X Pro

MateBook X Pro 2024, 3D metamalzeme anteni sayesinde %40-50 oranında artırılmış ağ verimliliği sunuyor. Ayrıca, akıllı ses perdesi çözümüyle donatılmış 6 hoparlörüyle ses deneyimini geliştiriyor. Port seçenekleri arasında 1 adet USB-C ve 2 adet Thunderbolt 4 bulunuyor. Batarya ömrü ise 140w şarjı destekleyen 70Wh lityum polimer batarya ile sağlanıyor.

Huawei MateBook X Pro 2024, Pangu geniş dil modelini entegre ettiği ilk dizüstü bilgisayar. Pangu yapay zeka modeli sayesinde metin özetleme, gerçek zamanlı içerik çevirisi ve AI Eyes gibi akıllı özellikler sunuyor.

Başlangıç fiyatı 1547 dolar olan MateBook X Pro 2024, farklı yapılandırmalarda farklı fiyatlarla sunuluyor. İşlemci, bellek ve depolama alanına göre fiyatlandırma aşağıdaki gibidir:

  • Intel Core Ultra 7, 16GB RAM, 1TB: 1547 dolar
  • Intel Core Ultra 7, 32GB RAM, 1TB: 1727 dolar
  • Intel Core Ultra 9, 32GB RAM, 2TB: 2072 dolar

Huawei, MateBook X Pro 2024’ün Çin dışında satışa sunulup sunulmayacağına dair bir açıklama yapmadı.

Samsung Galaxy AI türkçe desteğine kavuşuyor!

Samsung, Galaxy AI platformunu genişletmeye devam ediyor. Bugün yapılan açıklamaya göre, Samsung Galaxy AI, mevcut 13 dil seçeneğine Arapça, Endonezce ve Rusça’yı ekleyerek toplamda 16 dili destekleyecek. Ancak bu genişleme burada durmayacak. Samsung, Galaxy AI platformuna daha da fazla dil seçeneği eklemek için çalışmalarını sürdürüyor.

Şirketin planlarına göre, bahar aylarına kadar Avustralya İngilizcesi, Kantonca ve Kanada Fransızcası gibi diller de Galaxy AI’nın repertuarına eklenecek. Ancak en büyük sürpriz, yıl sonuna kadar Galaxy AI platformuna eklenmesi planlanan 10 yeni dil seçeneğiyle ilgili. Bu diller arasında Rumence, Türkçe, Felemenkçe ve İsveççe gibi birçok farklı dil bulunuyor.

Samsung Galaxy AI

Samsung’un bu hamlesi, şirketin küresel pazardaki varlığını güçlendirmeyi amaçlıyor. Yeni dil seçenekleri eklenerek, Galaxy AI’nın daha geniş bir kullanıcı kitlesi tarafından kullanılması hedefleniyor. Bu, Samsung’un teknoloji alanındaki liderliğini pekiştirmesi açısından önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

Bu güncellemeler, Samsung kullanıcılarına Ayarlar uygulaması üzerinden sunulacak olan bir güncelleme ile gelecek. Bu sayede, mevcut Galaxy AI kullanıcıları yeni dil seçeneklerinden kolayca faydalanabilecekler. Samsung, Galaxy S24 serisi ile başlayan bu genişleme hamlesini diğer cihazlara da yayarak, Galaxy AI’nın erişilebilirliğini artırmayı hedefliyor.

Starlink’e rakip geliyor: Astranis Omega 50 Gbps kapasiteli uydu internet sunacak!

Uydu İletişimi Sektöründe Rekabet Artıyor: ABD’li uydu iletişim şirketi Astranis, Starlink’e rakip olacak yeni nesil uydusunu tanıttı. Astranis Omega adı verilen uydu, mevcut uydulara kıyasla 5 kat daha fazla kapasite sunarak internete erişimi kolaylaştırmayı ve daha uygun fiyatlı hale getirmeyi hedefliyor.

Daha güçlü, daha uzakta: Omega uyduları, Starlink uydularından 60 kat daha uzakta, yaklaşık 35 bin kilometre yükseklikte yörüngeye yerleştirilecek. Bu sayede daha geniş bir alanı kapsayabilecek ve daha güçlü sinyaller gönderebilecekler.

Teknik özellikler: Yaklaşık 600 kg ağırlığındaki Omega uyduları, 10Gbps’den 50Gbps’ye kadar veri hızı sağlayabilecek. Bu da Starlink V2 uydularından 5 kat daha fazla hıza denk geliyor.

Astranis, Omega uydularıyla ISS’lerden işletmelere ve hükümetlere kadar geniş bir yelpazede müşteriye hitap etmeyi planlıyor. Uyduların esnek yapısı, müşterilerin ihtiyaçlarına göre özelleştirilmesine de olanak tanıyor.

Fırlatma Planı: Astranis, ilk Omega uydusunu 2025’te tamamlamayı ve 2026’da 6 uyduyu fırlatmayı hedefliyor. 2026’dan sonra ise her yıl 24 Omega uydusu fırlatılması planlanıyor.

Astranis, Starlink’e kıyasla daha düşük maliyetli bir uydu interneti hizmeti sunmayı vadediyor. Ayrıca, daha esnek uydu çözümleri sunarak müşterilere özel seçenekler de sunabiliyor.

Astranis, Starlink’e kıyasla daha yeni bir şirket ve şu anda daha az sayıda uyduya sahip. Bu nedenle, Starlink’in sunduğu geniş kapsama alanına henüz ulaşamamış durumda. Astranis Omega uyduları, uydu interneti sektöründe önemli bir gelişmeyi temsil ediyor. Daha fazla kapasite, daha düşük maliyet ve esnek çözümler sunarak Starlink’e güçlü bir rakip olma potansiyeline sahip.

Amazon’a 535 milyon dolar ceza!

0

ABD’nin Illinois eyaletinin Chicago şehrinde bulunan bir federal mahkeme jürisi, yerel teknoloji şirketi Kove IO’nun, Amazon Web Services‘in (AWS) patentlerini ihlal ettiğine karar verdi. Bu kararın ardından Kove, AWS’den 525 milyon dolar tazminat almaya hak kazandı.

West Loop merkezli Kove IO şirketi, CEO John Overton ve doktora çalışmaları sırasında tanıştığı ortak mucit Stephen Bailey tarafından geliştirilen üç patentinin, AWS tarafından ihlal edildiğini iddia ediyordu. Şirketin açtığı davada, Overton ve Bailey’nin “bulut teknolojisinin ortaya çıkışından yıllar önce, yüksek performanslı ve sonsuz ölçeklenebilir dağıtık ‘bulut’ depolama teknolojisini geliştirdiği” belirtiliyordu.

Dava dilekçesinde ayrıca, Kove’nin teknolojisinin, “bulutta depolanan veri miktarı katlanarak arttıkça ve bulut depolama hizmeti, devasa miktarda veriyi depolama ve retrieval (erişme) konusunda sınırlamalarla karşılaştıkça, AWS için vazgeçilmez hale geldiği” ifade ediliyordu. Bilindiği üzere AWS, Netflix, Facebook, Disney ve Sony gibi birçok teknoloji devinin kullandığı bulut bilişim hizmetleri sunuyor.

Salı günü gerçekleşen duruşmada jüri, AWS’nin Kove’nin patentlerini ihlal ettiğine karar verdi ancak bu ihlalin kasıtlı olmadığını, yani patentlerin varlığından habersiz olunduğunu belirtti. Jüri kararıyla birlikte Kove, 525 milyon dolarlık tazminat alma hakkına sahip oldu.

Kove avukatı Renato Mariotti konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Bu karar, fikri mülkiyet haklarının korunmasının önemini vurguluyor. Aynı zamanda Kove’nin buluşlarının öneminin bir kanıtı. Şirketimiz öncü teknolojisi sayesinde büyümeye ve başarılı olmaya devam edecek.” ifadelerini kullandı.

Amazon kararı temyiz edecek

Amazon sözcüsü Duncan Neasham ise verilen kararın temyiz edileceğini duyurdu. Neasham açıklamasında, “Jürinin, AWS’nin patentleri kasıtlı olarak ihlal etmediğini kabul etmesine teşekkür ediyoruz.” dedi. Neasham, davanın davalık konusu olan patentlerin süresi dolduğu için, bu hizmetlerin (DynamoDB ve Simple Storage Service) kesintiye uğramayacağını veya herhangi bir değişikliğe uğramayacağını da sözlerine ekledi.

Öte yandan Kove’nin, aynı patentlerin ihlali nedeniyle Google’a karşı da benzer bir dava açtığı ve davanın halen devam ettiği biliniyor.

Google, Gemini kullanım rehberi yayınladı. Hemen indirin!

Gemini gibi araçlar, iş akışlarına ve günlük yaşama daha fazla entegrasyon vaat ediyor ancak doğru kullanımı kolay değil. Google’ın Cloud Next 2024 etkinliğinde tanıttığı 45 sayfalık el kitabı, bu araçların en iyi şekilde kullanılması için rehberlik sağlıyor.

Google Gemini El kitabı, yapay zeka araçlarını kullanmada yeni olanlar için hızlı bir başlangıç sağlarken, deneyimli kullanıcılar için de faydalı ipuçları içeriyor. Kullanıcıların yapay zeka araçlarına doğru soruları sormasına ve istekleri net bir şekilde ifade etmelerine yardımcı olmak için bir dizi strateji sunuyor.

Google, el kitabında, kullanıcıların doğal dil kullanmasını, spesifik olmasını ve gereksiz karmaşıklıktan kaçınmasını öneriyor. Google Gemini Ayrıca, isteklerin bir persona, bir görev, bağlam ve istenen biçim olmak üzere dört bileşenden oluşması gerektiğine vurgu yapıyor.

Google Gemini El kitabı ayrıca, şirketlerdeki belirli kişilerin iş hayatlarını kolaylaştırmak için yapay zekayı nasıl kullanabileceklerine dair örnekler sunuyor. Ancak, el kitabını almak için kullanıcıların Google’a kaydolmaları gerekiyor ve bazı kişisel bilgilerin paylaşılması isteniyor.

Google Gemini bu kılavuzu, yapay zeka araçlarını etkin bir şekilde kullanmak isteyen herkes için önemli bir kaynak olarak öne çıkıyor. Ancak, kullanıcıların gizlilik endişeleri ve kişisel veri paylaşımı konusunda dikkatli olmaları gerekiyor.

Google Gemini el kitabına bu linkten ulaşabilirsiniz.