Bunları sosyal medyada paylaşmayın!

Her gün milyonlarca kişi sosyal medya platformlarını kullanıyor; alışveriş yapıyor, fotoğraf ve haber paylaşıyor, gönderi ve yorumları beğeniyor, özel mesajlar gönderiyor.

Aşırı paylaşım giderek büyüyen bir sorun. Paylaşım yapanların yakınlarını rahatsız edebilir. Kimlik dolandırıcılığına yol açabilir, siber suçluların parolanızı ele geçirmesini sağlayabilir. Kişisel bilgilerinizi ve eşyalarınızı hırsızlık riskiyle karşı karşıya bırakabilir. Kullanıcılar kendilerini gizlilik konusunda oldukça bilgili olarak görse bile, platform sahipleri web sitelerini ve uygulamalarını sık sık güncelleyebiliyor. Sosyal medyayı eğlenceli kılan paylaşımlar aynı zamanda potansiyel bir risk kaynağıdır. Sosyal medya platformlarını kullanırken dikkatli davranarak oluşabilecek sorunlardan uzak durun.

Dijital güvenlik şirketi ESET, internet kullanıcılarının sosyal medya paylaşımlarında dikkat etmeleri gerekenleri bir araya getirdi.

Kişisel olarak tanımlanabilir bilgiler. Dolandırıcılar, dolandırmak için bir kimlik oluşturmak üzere bir araya getirebilecekleri küçük bilgi parçalarını her zaman ararlar. Bu bilgileri sizin adınıza kredi başvurusunda bulunmak veya çevrimiçi hesaplar açmak için kullanabilirler. Hesabınızı tamamen ele geçirmek için parolalarınızı veya akılda kalıcı sorularınızı kırmak için kullanabilirler. Evcil hayvanınızın adı veya doğum tarihiniz gibi zararsız bir şey bile gizli tutulmalıdır.

Seyahat planları.  Yaklaşan bir tatil için heyecanlı olduğunuzu belirten bir fotoğraf veya güncelleme yayımlamak kulağa oldukça zararsız gelebilir. Ancak bu, hesabınızı izleyen birine mülkünüzün o süre zarfında gözetimsiz bırakılacağı anlamına gelebilir. Tatil fotoğraflarını da eve döndükten sonra yayımlamak çok daha iyidir.

Konum verileri. Siber suçlar ile fiziksel suçların örtüştüğü nokta genellikle sosyal medyadır. Bir suçlu, bir bireyin evde yalnız olacağını veya uzak bir bölgede yürüyeceğini ya da mülkünün boş olacağını biliyorsa, bundan sonra neler olabileceğini tahmin edebilirsiniz. Konum verilerinizi mümkün olduğunca gizli tutun. Bazı sosyal medya platformları, paylaşımların konumunu otomatik olarak etiketleyebilir. Aile etkinliklerini veya arkadaşlarınızın konumlarını paylaşmak, sizin veya onların nerede yaşadığını, çalıştığını veya zaman geçirdiğini istemeden ifşa edebilir.

Pahalı alımlar. Hesabınızı karanlık planlarla izleyen birileri varsa, bu sizi gasp veya hırsızlık için potansiyel bir hedef olarak işaretleyebilir. Yeni satın alımlar veya hediyeler hakkında bilgi paylaşma konusunda ihtiyatlı olmaya çalışın.

Çocuk fotoğrafları. Bazı ebeveynler çocuklarının fotoğraflarını paylaşmayı sever. Ancak çocuklarınız rıza gösterecek yaşta mı? Bebeklik fotoğraflarının internetin her yerine yapıştırılmasından hoşlanmayabilirler. İnternette çocuk fotoğrafları arayan kötü niyetli kişiler de olabilir. Başka birinin çocuklarının görüntüsünü yayımlamayı düşünüyorsanız, her zaman önce onların onayını alın.

İşle ilgili şikayetler. İşle ilgili tartışmalı durumlar hakkında ketum davranmak önemlidir. Eğer içinizi dökmek istiyorsanız bunu bir iş arkadaşınızla çevrimdışı olarak yapın. İK veya hoşnutsuz bir iş arkadaşınız iş yeriniz, iş arkadaşlarınız ve/veya patronunuz hakkında şikayet ettiğinizi fark ederse başınız derde girebilir.

Finansal detaylar. Finansal bilgilerinizi gizli tutun. Kredi veya banka kartı bilgilerinizi paylaşmayın. Görüntü çok bulanık veya görülemeyecek kadar uzakta görünse bile, dolandırıcılara bu görüntüyü ele geçirme ve hesabınızdaki diğer kişisel bilgilerle birleştirerek kimlik dolandırıcılığı yapma şansı vermek için yeterli olabilir.

Aile ve arkadaşların kişisel bilgileri. Sosyal medyada paylaşılan bilgiler genellikle kalıcıdır ve herkes kişisel bilgilerinin veya hayatlarındaki ayrıntıların çevrimiçi olarak paylaşılmasından rahatsız olabilir. Ayrıca arkadaşlarınızın ve ailenizin çevrimiçi ortamda dolandırılması riskini almak istemezsiniz. Bu nedenle onların kişisel bilgilerini kendi kişisel bilgileriniz gibi kilit altında tutun.

Sosyal medya eşantiyonları. Sosyal medya siteleri ödül çekilişleri ve ücretsiz eşantiyonlarla dolup taşıyor. Bunlar genellikle kullanıcıların kişisel bilgilerini ele geçirmek, hatta gizli ve kötü amaçlı yazılımları yaymak için kötü bir şekilde gizlenmiş girişimlerdir. Herhangi bir çevrimiçi formu doldurmadan ve hediye bağlantılarını paylaşmadan önce iki kez düşünün.

Özel görüşmeler. Hesabınız nispeten kilitli olsa bile sosyal medya doğası gereği kamuya açık bir forumdur. Bu nedenle ayrıcalıklı bilgilerin paylaşılacağı bir yer değildir. Eğer konu iş yerinizle ilgiliyse, paylaşmamanız daha da önemlidir.

Güvende kalmak için bunları yapın!

Paylaşım yaparken ne paylaştığınıza dikkat edin: Her zaman yanınızda oturan birine internette paylaştığınız bilgilerin aynısını söylemenin sizi rahatlatıp rahatlatmayacağını düşünün.

Arkadaş listenizi sık sık gözden geçirin: Tanımadığınız veya gönderilerinizi görmesini istemediğiniz kişileri listenizden çıkarmak faydalı bir alışkanlık olacaktır.

Arkadaş listenizi ve gönderilerinizi kimlerin görüntüleyebileceğini kısıtlayın: Bu, birisinin paylaştığınız herhangi bir bilgiyi kötü amaçlarla kullanma olasılığını azaltmaya yardımcı olacaktır.

Fotoğraf erişimini kısıtlayın: Bunlar ideal olarak sadece bilinen arkadaşlar ve onaylı aile üyeleri tarafından görüntülenebilmelidir.

İki faktörlü kimlik doğrulamayı (2FA) açın ve güçlü, benzersiz parolalar kullanın: Bu, parolalarınızı tahmin etmeyi veya kırmayı başarsalar bile birinin hesabınızı ele geçirme olasılığını azaltacaktır.

Pasifik Teknoloji, Titra Teknoloji’nin yüzde 51’ini satın aldı

0

İnşaat ve gayrimenkulden uluslararası lojistiğe, gıdadan imalat sanayiine, enerjiden madenciliğe kadar farklı sektörlerde önemli başarılara imza atan Pasifik Grubu bünyesinde bulunan ve 13 Şubat’ta Borsa İstanbul’da işlem görmeye başlayan Pasifik Donanım ve Yazılım Bilgi Teknolojileri A.Ş. (Pasifik Teknoloji), bu satın almayla ürün ve hizmet kapsamını genişletmeyi hedefliyor.

Pasifik Grubu CEO’su F. Nusret Dur, halka arz sürecinde de belirttikleri gibi şirket satın alma ve birleşmeler ile Pasifik Teknoloji’nin hem ürün ağını geliştirmek hem de yeni pazarlara açılmak için yatırımlarına devam ettiğini söyledi. Ankara merkezli Titra Teknoloji’nin yüzde 51 oranındaki hissesini 478 milyon 197 bin TL bedel karşılığında satın aldıklarını ifade eden Dur, şunları söyledi:

“Titra, Türkiye’nin ilk insansız helikopteri olarak envantere alınan Alpin ile adını duyuran bir şirket. Askeri ve sivil kullanıma uygun insansız hava araçları sistemleri, akıllı sağlık sistemleri, akıllı şehirler, yapay zeka, siber güvenlik teknolojileri, büyük veri (big data) analizi gibi alanlarda inovatif projeler üretiyor. Titra Grup şirketleri bilişim alanında entegratörlük ve saha bakım hizmetleri, envanter yönetimi gibi alanlarda da kurumsal müşterilere ve çeşitli kamu kurumlarına hizmet sunuyor.”

Pasifik Grubu CEO’su F. Nusret Dur
Pasifik Grubu CEO’su F. Nusret Dur

Söz konusu satın almayla birlikte teknoloji sektöründeki güçlerini önemli ölçüde artıracaklarını anlatan F. Nusret Dur, satın almanın ardından Titra Teknoloji’nin kurucu ortağı olan M. Selman Dönmez’in de Pasifik Teknoloji’nin Genel Müdürü olarak atandığını duyurdu.

Pasifik Teknoloji Genel Müdürü M. Selman Dönmez, Pasifik Teknoloji çatısı altında Titra Teknoloji’nin çok önemli işlere imza atacağına inancının tam olduğunu söyledi. “Güvenlik ve savunma alanında Türkiye’nin ilk insansız helikopteri Alpin’in yanı sıra DELİ Taktik Kamikaze Sistemi, PARS Gözcü İHA ve sürü yeteneklerinin eklendiği insansız sistemler son 3 yılda geliştirdiğimiz önemli ürünler arasında yer alıyor” diye konuşan Dönmez, Titra’nın öne çıkan ürün ve hizmetleri hakkında şu bilgileri verdi:

“Son 10 yılda insansız hava araçlarının askeri ve sivil alanlarda kullanımlarının artması ile birlikte gelişen teknolojilerin etkisiyle, insansız araçlar hayatımızda daha da aktif olarak yer almaya başladı. Sivil alanda taşımacılık başta olmak üzere afetlerle mücadeleden güvenlik amaçlı kullanımlara kadar birçok alanda kullanılmak üzere geliştirilmeye devam eden insansız sistemlerin, özellikle taşımacılıkta üstleneceği rol çok büyük. Tedarik zincirinin gelecekte en önemli ayaklarından biri de insansız lojistik olacak. Sürdürülebilirliğin kaçınılmaz olduğu her alanda yazılım ve robotik teknolojilerin hayatımıza girmesi gibi taşımacılık ve lojistik alanında da insansız hava araçları çok önemli bir rol alacak. Pasifik Teknoloji çatısı altında bu teknolojileri yerli olarak geliştiriyor olmamız, bize stratejik avantajlar sağlıyor. İnsansız teknolojilerde birçok dost ve kardeş ülkeyle birlikte çalışmak için görüşmelerimiz devam ediyor. Bu yıl içerisinde bu görüşmelerin ihracatımıza çok büyük katkılar sunacağına inanıyorum.”

Genç, yetenekli, gelişime açık 387 kişilik bir ekip olduklarını ifade eden Dönmez, “Sadece savunma alanında değil, sağlık teknolojileri, yapay zeka sistemleri, bilişim ve akıllı şehirler alanlarında da ürün geliştiriyoruz. Bu alandaki çalışmalarımızla da ülkemizin önemli projelerine katkı sağlıyoruz” diye konuştu.

M. Selman Dönmez, satın almanın tamamlanmasının ardından Pasifik Teknoloji çatısı altında mevcut ürün ve hizmetleri daha da geliştireceklerini ve teknoloji alanında hem ulusal hem de uluslararası arenada çok güçlü bir oyuncu olacaklarını söyledi.

Dgpays Avrupa’nın en büyük fintek fonlarından yatırım aldı!

0

Türkiye’nin lider fintek şirketlerinden Dgpays, ikinci yatırım turunu tamamlayarak Avrupa’dan önemli bir yatırım aldı. Avrupa’nın en büyük fintek fonlarından Truffle Capital ve dünyanın en büyük ödeme hizmetleri şirketinin stratejik yatırımları, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası EBRD’nin yeniden yatırımı ile Dgpays iki yıldan az sürede şirket değerini iki katından fazlasına çıkarıp 600 milyon doların üzerinde bir değere taşıdı.

Büyük iş birliği; Dgpays kurucusu ve CEO’su Serkan Ömerbeyoğlu, Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Başkanı Burak Dağlıoğlu ve EBRD Türkiye Direktörü Arvid Tuerkner’in katılımlarıyla 27 Şubat’ta Türkiye’nin Londra Büyükelçiliğinde düzenlenen törenle kamuoyu ile paylaşıldı.

2017 yılında kurulan Dgpays, bugün 600 kişiyi aşan BT / Ar-Ge ekipleri tarafından Türkiye’de geliştirilen ürün ve hizmetleri ile kısa sürede bölgenin en büyük teknoloji sağlayıcısı haline geldi. Ülkemizde finansal teknolojiler sektöründe çok güçlü bir konumda bulunan ve hem finans hem de finans dışı sektörlerden 50’yi aşkın kuruma teknoloji sağlayan Dgpays, 2022 yılında yurt dışında da faaliyetlerini başlattı ve kısa sürede uluslararası alanda önemli oyunculardan biri oldu. Şirket ilk turunu da 2021 yılının sonunda tamamlamıştı.

“Türkiye’nin yüksek potansiyeline inancı ve artan yatırım iştahını gösteriyor”

Yatırıma ilişkin değerlendirmelerde bulunan Dgpays CEO’su Serkan Ömerbeyoğlu şunları kaydetti: “Henüz çok genç bir şirket olarak Dgpays ile geçtiğimiz 7 yıl içinde hızla büyüyerek önde gelen bir teknoloji şirketi haline geldik. Son 2 yıl içinde değerlememizi katlayarak yabancı yatırımları ülkemize getirmeye ve şirketimizin değerini daha da yukarı taşımaya devam ediyoruz. Son olarak aldığımız yatırımlarla şirket değerimiz 600 milyon doların üzerine geldi. Türkiye ve yurt dışında güçlü büyümemizi sürdürerek fintek sektöründe globalde kritik bir oyuncu olma hedefimizle çalışmaya devam edeceğiz.”

Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Başkanı Burak Dağlıoğlu da Türkiye’nin büyüyen ekonomisine ve stratejik konumuna vurgu yaparak “Ülkemizdeki erken aşama teknoloji yatırımlarında 2023 yılında toplam 325 işlem gerçekleşirken 33 yatırım turu ile fintek sektörü en çok işlem gerçekleşen dikeylerden biri oldu. Ülkemizin teknoloji ekosisteminin en önemli güç kaynağı yetenekli girişimcileri ve nitelikli çalışanlarıdır. Sektörün önemli oyuncularından biri olan Dgpays’in aldığı bu uluslararası yatırım, ülkemizin potansiyeline olan inancı ve ülkemize yönelik artan yatırımcı ilgisini de göstermektedir. Yatırım Ofisi olarak en büyük hedeflerimizden biri Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ülke ekonomimize katkı sunmak üzere uluslararası doğrudan yatırımların artırılması ve ülkemizde ortamın geliştirilmesidir.” ifadelerini kullandı.

Dgpays’e ikinci yatırımını gerçekleştiren EBRD’nin Türkiye Direktörü Arvid Tuerkner ise konuyla ilgili şu değerlendirmede bulundu: “Türkiye finansal teknolojiler sektöründe dünya çapında rekabet edebilecek güce sahip, inovatif şirketleri bulunan önemli bir ülke. Dgpays de bu sektördeki en büyük aktörlerden biri. Daha önce 2021’de yine yatırım yaptığımız Dgpays’e ve Türkiye ekonomisinin potansiyeline olan güvenimizle 2024 yılında Dgpays’e yeniden yatırım gerçekleştirmekten memnuniyet duyuyoruz.”

Aldığı uluslararası fonla şirket değerini daha da yükselten Dgpays, yurt dışı operasyonlarını da büyüterek global arenada güçlü bir oyuncu olmayı hedefliyor.

Yapay zekâ kek tasarladı!

0

Yenilikçi lansmanları ve benzersiz lezzetleriyle tüketicilerinin hayatına mutluluk katan ETi, gençlerin son dönemde günlük hayatlarında sıkça kullandıkları yapay zekâya sorarak belirlediği frambuazlı cheesecake tadındaki yeni lezzeti ETi Popkek PopGPT ile bir kez daha gençlerin ilgi odağı olmaya aday… Yapay zekâdan esinlenilerek üretilen ve piyasaya sınırlı sayıda sürülen PopGPT ile ETi Popkek, kendi kategorisinde de fark yaratmaya devam ediyor.

Diyalog konusunda uzmanlaşmış bir yapay zekâ sohbet robotuna danışılan ve yapay zekâdan esinlenilen ETi Popkek PopGPT, üretiminden lezzetine kadar 7’den 70’e tüm kek severlere farklı ve inovatif bir lezzet deneyimi sunuyor. 

Yedi farklı çeşidiyle gençlerin vazgeçilmez lezzetlerinden ETi Popkek, yeni ETi Popkek PopGPT ile eğlenceli anların tamamlayıcısı olmaya devam ediyor.  

İşletmeler müşteri memnuniyetini anlık olarak ölçümleyebilecek!

Operasyonlarını giderek hızlanan dijital dönüşüm rüzgarının başrol oyuncusu olan yeni nesil teknolojilere entegre edemeyen şirketler, ciddi müşteri ve ciro kayıplarıyla karşılaşabiliyor. Bulutistan, bu kayıpların önüne geçerek şirketleri %100 müşteri memnuniyeti hedefine ulaştırmak için teknoloji danışmanlığı şirketi Rasyona ile güçlerini birleştirdi. Yapılan iş birliği ile; operasyonel faaliyetlerin müşteri memnuniyeti üzerindeki etkisi anlık olarak ölçülerek, olası müşteri ve ciro kayıplarına geçit vermeyen bir yaklaşımla şirketlerin faaliyetlerine sürdürülebilir verimlilik getirilecek.

Şirketlerin müşteri memnuniyeti karnesi anlık olarak raporlanacak

Çok sayıda sektörün lokomotifi konumundaki müşterileriyle portföyünü günden güne genişletirken unicorn olma vizyonuna adım adım yaklaşan Bulutistan, Rasyona ile hayata geçirdiği yeni iş birliği ile şirketlerin tüm operasyonel faaliyetlerinin müşteri memnuniyeti üzerindeki etkisini ölçerek müşteri deneyimini artırmak için önemli bir adım attı. Rasyona ile gücünü birleştirerek şirketlerin müşteri memnuniyeti karnesini anlık olarak raporlayacak. Böylece müşteri ve ciro kayıplarına geçit vermeden faaliyetlerine verimlilik kazandırmak isteyen her sektörden her büyüklükteki şirket, oldukça düşük maliyetlerle kapsamlı bulut teknoloji hizmetinden de faydalanarak yüzde 100 müşteri memnuniyeti hedefine ulaşabilecek. 

Müşteri deneyimi yönetimine rehberlik edecek

Bulutistan Türkiye Genel Müdürü Gökhan Gençtürk
Bulutistan Türkiye Genel Müdürü Gökhan Gençtürk

Hız, verimlilik, esneklik ve düşük maliyeti aynı anda sunduğu altyapısıyla şirketlerin kesintisiz ve yüksek performanslı hizmet verebilmelerini sağlayan Bulutistan, iş birliği kapsamında Rasyona’nın yeni nesil izleme teknolojilerini müşterileriyle buluşturacak.  Böylece güçlü altyapısı üzerinden tüm operasyonel süreci takip ederek şirketlerin müşteri deneyimi yönetimine rehberlik edecek. İş birliğine ilişkin açıklamada bulunan Bulutistan Türkiye Genel Müdürü Gökhan Gençtürk, “Bulutistan olarak, şirketlerin kesintisiz ve yüksek performanslı hizmet verebilmelerini sağlamak hedefiyle sürdürdüğümüz iş birliklerine Rasyona ile bir yenisini daha ekledik. Rasyona ile gücümüzü birleştirerek şirketleri müşteri memnuniyeti hedeflerine ulaştıracağız. İş birliği kapsamında müşteri memnuniyeti odaklı operasyonel görünürlüğü sağlayıp hataları anında tespit ederek şirketlerle çözüm ortaklığı kuracağız. Oldukça düşük bir maliyetle şirketlerin olası müşteri ve ciro kayıpları ile müşteri memnuniyetsizliğin bir yansıması olan sipariş iptallerinin önüne geçerek sürekli iyileşen, ihtiyaca uygun çözümler sunacağız” açıklamasında bulundu.

Hedef müşteri kayıplarını önlemek

Bulutistan, iş birliği ile Rasyona’nın akıllı işletme otomasyonu ve veri analizi ile görünürlük elde ederek karar desteği ve hızlı düzeltici eylemler sağlayan yeni nesil izleme teknolojilerini bulut çözümleri arasına ekledi. Bu teknoloji ile yerinde ve uzaktan 7/24 süreç gözlemleme desteği, talebe göre çözümleme, bildirme, raporlama hizmeti verecek. Böylece şirketlerin tüm süreçlerini takip ederek, olası maddi kayıplara karşı koruma kalkanı oluşturacak.

Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Rasyona Kurucu Ortağı ve CEO’su Ali Hacıgüzeller, “Rasyona olarak sunduğumuz yeni nesil izleme teknolojileri, mevcut altyapının üzerine SAP yazılımı entegre edilmesini olanaklı kılıyor. Bu kapsamda geliştirilen SAP Rootis & SAP Etool paketi ile Bulutistan ortaklığı ile şirketlere özel monitoring hizmetleri sunularak olası sorunlara anlık müdahale edebileceğiz. Bu da sorunların derinlikli analizlerinin yapılarak hataların en aza indirilmesi ve müşteri deneyiminin sürekli iyileştirilmesini beraberinde getirecek. Şirketler için oldukça karmaşık görünen akışların sade ve anlaşılır bir şekilde sunulmasını sağlayan SAP Rootis & SAP Etool paketi, otomatik raporlama özelliği ile hızlı analiz ve en doğru çözümü bir araya getirirken, kişiselleştirilebilir özelliğiyle de şirketleri fonksiyonellikle buluşturuyor” diyerek sözlerini tamamlandı.

LockBit yeniden ortaya çıktı!

LockBit fidye yazılımı operatörleri, kolluk kuvvetleri tarafından ele geçirildikten sonra güvenilirliklerini yeniden kazanmaya çalışırken yeni bir sızıntı sitesi açtıklarını duyurdular. Hafta sonu, LockBit fidye yazılımı operatörleri, kolluk kuvvetleri tarafından ele geçirildikten sonra altyapılarını yeniden kurduklarını iddia ederek, bağlı kuruluşları operasyona yeniden katılmaya davet ettiler.

LockBit, 19 Şubat’ta Kuzey Amerika, Avrupa ve Asya’da 34 sunucuya el koyan, Tor tabanlı sızıntı sitelerini ele geçiren ve kripto para hesaplarını donduran kolluk kuvvetleri tarafından ciddi şekilde kesintiye uğratıldı. Yetkililer, mağdur kuruluşların fidye ödemeden verilerini kurtarmalarına yardımcı olacak 1.000 şifre çözme anahtarı elde ettiklerini ve iki şüpheliyi tutukladıklarını duyurdu.

LockBitSupp adlı bir kişi, hafta sonu boyunca yeni bir sızıntı sitesi başlatarak, PHP açığı nedeniyle sitelerin ele geçirildiğini belirtti. Ancak, komut dosyası dilini çalıştırmayan sitelerin etkilenmediğini belirtti. LockBitSupp‘a göre, LockBit‘in güvenilirliğini kaybetmesi ve hoşnutsuz iştirakçilerin şikayetleri nedeniyle yeni bir sızıntı sitesi başlatıldı.

Siber güvenlik firmaları, LockBit‘in uzun süredir düşüşte olduğunu ve RaaS‘ın güvenilirliği geri kazanma çabalarının bir parçası olarak yeni bir sızıntı sitesi başlattığını belirtiyorlar. LockBit‘in liderleri hakkında açıklanan ödüller ve suçlamalar da gelişmelerin bir parçası.

LockBitSupp‘ın güvenilirliğini kaybetmesi ve RaaS liderinin yeni bir sürüm hazırlaması, LockBit‘in geleceği konusunda belirsizlik yaratıyor. Trend Micro, LockBit‘in güçlü bir sürümünün piyasaya sürülmesindeki gecikmenin ve teknik sorunların devam etmesinin, grup için zorlu bir dönem olduğunu belirtiyor. RedSense‘e göre, LockBit‘in arkasındaki gerçek beyinlerin, eski Conti operatörlerinden oluşan bir grup olduğu düşünülüyor.

Bu gelişmelerle birlikte, LockBit‘in geleceği ve RaaS liderinin güvenilirliği konusunda belirsizlik devam ediyor.

Apple ve Microsoft arasında gizli görüşmeler: Bing satın alınabilir miydi?

Geçtiğimiz eylül ayında yayınlanan bir haberde, Apple’ın 2020 yılında Bing arama motorunu satın almak için Microsoft ile görüştüğü ortaya çıkmıştı. Google ve ABD Adalet Bakanlığı arasındaki dava nedeniyle mahkemeye sunulan belgeler, iki teknoloji devi arasındaki rekabetin arka planını aydınlatıyor.

ABD Adalet Bakanlığı’nın Google’ı arama endüstrisinde tekel oluşturduğu iddiasıyla dava etmesi üzerine cuma günü kamuoyuyla paylaşılan belgelere göre, Google arama endüstrisinde rekabetin varlığını savunuyor. Şirket, Apple ile yaptığı görüşmelerin rekabetin bir göstergesi olduğunu öne sürüyor.

Google tarafından mahkemeye sunulan belgelerde, Microsoft’un en az yedi kez Apple’a Bing’in Safari’de varsayılan arama motoru olması teklifinde bulunduğu belirtiliyor. Bu tekliflerin tarihsel sıralaması 2009, 2013, 2015, 2016, 2018 ve 2020. Google, Apple’ın Microsoft’un teklifini “arama kalitesi” nedeniyle reddetti.

Google’ın açıklamasında şu ifadeler yer alıyor:Her durumda Apple, Bing’in Google’a karşı göreceli kalitesini dikkatle inceledi ve Google’ın Safari kullanıcıları için üstün varsayılan seçim olduğu sonucuna vardı. Bu rekabettir.

Ayrıca dosyada, Google’ın belirttiğine göre, Microsoft’un 2018’de Bing’in arama kalitesinde yaptığı iyileştirmeleri duyurmak için Apple ile temasa geçtiği belirtiliyor. Google’a göre, Microsoft’un hedefi ya “Bing’i Apple’a satmak ya da Bing ile ilgili bir ortak girişim kurmaktı.”

Dosyada Apple’ın servislerden sorumlu yöneticisi Eddy Cue’nin ifadesi de yer alıyor:Microsoft’un arama kalitesi, aramaya yaptıkları yatırım ve diğer şeyler çok belirgin değildi. Her şey daha düşük bir seviyedeydi. Kısacası arama kalitesi o kadar iyi değildi. Google kadar ya da Microsoft’un yapabileceği düzeyde bir yatırım yapmıyorlardı. Reklam organizasyonları ve para kazanma biçimleri de pek iyi değildi.

Elbette, Google ve Apple’ın arasındaki milyarlarca dolarlık iş ortaklığına dikkat çekilmekte. Google, Apple platformlarında varsayılan arama motoru olma konusunda önemli bir rekabet avantajına sahip. Birçok haber kaynağına göre, Google ile yapılan bu anlaşmadan elde edilen gelir, Apple’ın Bing’i satın alma görüşmelerinin hiçbir zaman keşif aşamalarının ötesine geçmemesinin temel nedeni olarak gösteriliyor.

Samsung merkezleri akıllı yüzükle yankılanıyor!

0

Daha önceki Samsung duyurusu, donanım devinin giyilebilir teknoloji alanının gelişmekte olan köşesine girdiğine dair bir görüntü ve onaydan biraz daha fazlasını sunuyordu.

Oura CEO’su Tom Hale, “Yeni oyuncuların sektöre girmesi, kategorinin doğrulamasıdır ve üyelerimize ve topluluğumuza daha iyi hizmet etmek için daha yüksek hedefler koymamıza yol açar.” dedi. Circular’un kurucusu ve CEO’su Amaury Kosman, “Samsung’un bu yılın ilerleyen zamanlarında Samsung Galaxy Ring’i piyasaya sürmeyi planladığını duyurmasından gerçekten memnunuz. Samsung gibi büyük bir teknoloji şirketinin akıllı yüzük pazarına katılması, gerçekten endüstriye doğrulama katıyor.” dedi.

Genelde bu tür yorumlar aldığımda etkilenen şirketin çok fazla protestoda bulunduğu hissine kapılıyorum. Apple tarafından Sherlocklanan çok sayıda startup vakasını ele alalım. “Büyük kurumsal devin rakip bir ürünü piyasaya sürmesinden mutluyuz.” ifadesinin bazı çeşitleri genellikle dişlerini gıcırdatarak ve portföylerini çok daha önce çeşitlendirmiş olmalarını dileyerek söylenir.

Apple’ın bu kategoriye girmesi durumunda buradaki fikrimin ne kadar farklı olacağından tam olarak emin değilim, ancak Galaxy Ring’in kategorinin doğrulanması olarak görülebileceğini söylemenin adil olacağını düşünüyorum. Samsung’un girişi tartışmasız mevcut pazar payını tüketecek; ancak en azından Oura’nın durumunda bu, bir şeylerin işe yaradığının kanıtı. Şirket bilinen bir isim olmasa da birçok tüketici için akıllı yüzük kategorisiyle etkili bir şekilde eşanlamlı olacak kadar büyük. Oura bundan daha güçlü çıkabilir.

Hale’in şunları kaydettiğini de belirtmeliyim: “Oura, 100 verilmiş patent, 270 beklemede olan patent başvurusu ve 130’dan fazla tescilli ticari marka ile akıllı yüzük form faktörü açısından hem donanım hem de yazılım açısından en güçlü fikri mülkiyet portföyüne sahiptir.” Kesinlikle bunun örtülü bir tehdit olduğunu öne sürmüyorum, ancak birinin patent sayısını esnetmek, potansiyel fikri mülkiyet ihlalleri konusunda savaşmaya hazır bir şirkete işaret edebilir (burada herhangi bir ihlal olduğunu varsayarsak).

Galaxy Ring bugün MWC katında görünse de, ayrıntılar konusunda hala çok şey bekliyoruz. Size söyleyebileceğim şey, Samsung’un gerçekten sağlık tekliflerini en üst düzeye çıkardığı. Sonuçta halka form faktörü, akıllı saatlere göre işlevselliği biraz sınırlıyor. Örneğin, yakın zamanda yüzüğünüzden e-posta gönderip almayacaksınız; ancak parmağınızın üzerindeki konumu, zengin aktivite ve uyku ölçümleri sunmak için iyi bir konuma sahip olmasını sağlıyor.

Samsung Başkan Yardımcısı Hon Pak, “Sağlık sektörünün bugün karşı karşıya olduğu en büyük zorluklardan biri, parçalanmış veriler ve bunların nasıl bir araya getirileceğidir.” dedi. “Samsung, en büyük ve en çeşitli bağlı cihaz ekosistemlerinden biriyle bunu üstlenecek benzersiz bir konuma sahip. Artık Samsung Health ile farklı cihazları ve iş ortağı çözümlerini tek bir uyumlu platformda birbirine bağlıyoruz ve Galaxy giyilebilir cihazda sağlık koşullarını takip etmeyi kolaylaştırıyoruz.

Bu anlamda Galaxy Ring, Samsung’un akıllı telefonları ve popüler Galaxy Watch serisi aracılığıyla oluşturduğu sağlık hizmetlerinin üzerine inşa ediliyor. Akıllı yüzükler ve akıllı saatler birçok kişi tarafından ya o ya da bu öneri olarak görülüyor. Eminim ki bazı insanlar hem Apple Watch’u hem de Oura Ring’i sallıyorlar, ancak pek çok kişi tarafından hiç şüphesiz aşırı olarak görülüyor. Akıllı saatler ve akıllı yüzükler aynı şirket tarafından aynı sağlık ürünleriyle üretilirken bu matematiğin nasıl değişebileceğini merak ediyorum.

Belki de Galaxy Ring, Watch tarafından toplanan verileri artırmanın bir yolu olarak görülecektir. Samsung ayrıca uyku takibine de yönelebilir ve kullanıcılara tüm gün Saati takmalarını ve Yüzük açıkken uyumalarını önerebilir.

Samsung, “Bu portföyün bir parçası olarak, Galaxy Ring, günlük sağlığı kolaylaştıran, daha bağlantılı bir dijital sağlık platformu olan Samsung Health aracılığıyla daha akıllı ve sağlıklı yaşamı destekleyen yeni bir sağlık formu faktörü olarak tanıtılıyor.” açıklamasında bulundu.

Etkinlikte sergilenen yüzükler prototip olsa da ürünün bu yılın ilerleyen zamanlarında, yani tatil zamanına denk gelmesi planlanıyor. Yerleşik sensörlerin, kullanıcının sağlık ve uyku düzeninin kesitini oluşturmak için kalp atış hızını, hareketi ve nefes almayı ölçtüğünü biliyoruz.

Bu bilgi, Samsung’un “MyVitality Score” olarak adlandırdığı şeyin doldurulmasına yönelik olacak. Şirket, bu özelliğin “Uyku, Aktivite, Kalp Atış Hızı ve Kalp Atış Hızı Değişkenliği gibi birçok faktöre dayalı kişiselleştirilmiş sağlık öngörüleri sunduğunu, ayrıca Booster Card’ın önceden tanımlanmış hedefleri takip ederek ve eyleme geçirilebilir bilgiler sunarak her günü daha sağlıklı geçirmeye yardımcı olduğunu” söylüyor. 

Fiyatlandırma ve pil ömrü gibi sorular hala devam ediyor. Samsung’un her ikisini de Oura’nın teklifleriyle mümkün olduğunca rekabetçi hale getirmeye çalıştığını tahmin ediyorum. Elbette Oura alıcılarının aylık abonelik ücretini de hesaba katması gerekiyor. Ancak Samsung bu yolda Oura ve Google’ın Fitbit’ini takip edebilir.

Pak geçen yıl düzenlediği basın toplantısında, “Şu anda hizmet tamamen ücretsiz ancak farklı seçenekleri araştırıyoruz.” dedi. 

Gelecekte premium bir model veya aboneliğe dayalı bir hizmet düşünüyoruz.

Dell, her bilgisayarını yapay zeka merkezi haline getirecek!

Donanım devi Dell Technologies’e göre sektör büyük bir yenileme döngüsünün eşiğinde ve müşterilerin asıl istediği şey bir yapay zeka bilgisayarı (henüz bilmeseler bile).

Bir brifing sırasında, Dell’in Ticari Bilgisayarlar ve Yazılımlardan sorumlu vekili Meghana Patwardhan, yakın geleceğin biri AI donanımı olan, diğeri olmayan iki dünyadan oluşacağını söyledi. “Uzun vadede her bilgisayar bir yapay zeka bilgisayarı olacak.”

Windows 11, Microsoft’un Windows 10’a desteği sonlandırma ve müşterileri cihazlarını yükseltmeye zorlama kararlılığına rağmen; PC donanım pazarını henüz hareketlendiremedi. Üreticiler bu nedenle, müşterilerin The Next Big Thing’i kaçırma korkusuyla; mevcut makinelerini değiştirmek için satın aldıkları her şeyin Microsoft, Google ve rakiplerinin sakladığı cihazda yapay zeka çalıştırma yeteneğine sahip olacağından emin olmalarını sağlayan AI etrafında oluşan hype’a umut bağlıyorlar.

Yeni donanım açısından Dell, Barselona’daki Mobil Dünya Kongresi etkinliğinde, şirkete göre “dünyanın en servis edilebilir ticari sökülebilir cihazı” olan Latitude 7350 dönüştürülebilir cihazının ve iş istasyonu sınıfı Precision 3680’in yeni versiyonlarını göstermek için kullandı. Precision serisindeki diğer cihazlar arasında mobil iş istasyonları ve 3280 Kompakt Form Faktörü PC yer alıyor.

Dell ayrıca yapay zeka tabanlı gürültü engellemeyle donatılmış Premier Kablosuz ANC kulaklığıyla hibrit çalışma alanında kendisini lider olarak sunmaya kararlıydı.

Konuşmamız sırasında, şirket CPU’larda giderek daha fazla ortaya çıkan Nöral İşleme Birimleri (NPU’lar) gibi özel yapay zeka donanımlarında gördüğü enerji verimliliğinden ve geleceğe yönelik değişikliklerden bahsederken yapay zeka, Dell’in sözcülerinin ağzından hiç eksik olmadı. Konuyu açıklamak için Dell, yapay zeka donanımı çalışırken görüntülü aramalarda arka plan bulanıklaştırmanın çalışmadığı zamana kıyasla ne kadar daha verimli olduğunu anlattı.

Dell üçüncü çeyrek

Microsoft’un yakın zamanda yapay zeka donanımının arka planda dikkat dağıtıcı unsurları gizlemekten daha fazlasını kullanabileceğini gösteren bir Windows sürümü sunacağını umuyoruz.

Ekim ayında yapay zeka için kullanım durumlarının tanımlanmasının PC üreticileri için bir sorun olduğu vurgulandı. Teknolojiyi çevreleyen abartılı reklama rağmen, IDC dahil analistler “kullanım durumlarının henüz tam olarak ifade edilmediğinden” endişeleniyorlar. 

Bununla birlikte, bir AI PC’nin, iyi bir GPU ve NPU’nun yanı sıra biraz daha fazla RAM’e sahip normal bir bilgisayar olduğu düşünüldüğünde, her bilgisayarın bir AI PC olduğu Dell tarafından öngörülen gelecek, büyük bir hayal gücü sıçraması gerektirmez.

Microsoft’un Windows donanım gereksinimlerinde yaptığı keyfi değişiklikler, kısa vadede PC pazarını önemli ölçüde değiştirmemiş olabilir. Ancak Dell, aniden uzaktan çalışmak isteyen personele 2020 yılında verilen kitin değiştirilmesi gerekeceğinin farkında. Ve bu gerçekleştiğinde şirket, kullanıma hazır geniş bir marj açısından zengin AI bilgisayar yelpazesine sahip olacak.

Meta, Bright Data’ya karşı açtığı savaşı kaybetti!

Meta tarafının, web sitelerinden ve uygulamalarından veri toplayan şirketlere karşı savaştığı bir geçmişi var ve Bright Data, yasal bir saldırıyla karşı karşıya kalan son hedefler arasında yer aldı. 

Ancak mahkeme yakın zamanda sözleşmenin ihlali iddiası konusunda Bright Data lehine karar verdi ve Meta’nın firmanın kamuya açık veriler dışında herhangi bir şeyi kazıdığını kanıtlayacak yeterli kanıt sunmadığını söyledi. Mahkeme dosyaları, Meta’nın bu davayla mücadeleye devam etmek yerine davayı düşürdüğünü gösteriyor.

Başka bir web kazıma vakası olmanın ötesinde, bu vakayı özellikle ilginç kılan şey, Meta’nın bir zamanlar Bright Data müşterisi olmasıydı. Yani şirket, platformlarında marka profilleri oluşturmak için sosyal medya devine e-ticaret web sitelerinden veriler sağlamıştı. Ancak Bright Data, Meta’nın kendi verilerini kazıdığında şirket dava açtı.

Geçen ay mahkeme, Meta’nın Bright Data’nın kamuya açık olmayan verileri (yani oturum açma ekranının veya şifrenin arkasındaki verileri) sildiğini gösteren yeterli kanıt göstermediğini söylediği için sözleşme ihlali iddialarıyla ilgili kısmi özet kararı verdi. Dava, Bright Data gibi üçüncü taraf firmalar tarafından ne kadar kullanıcı verisi toplandığını ve bu firmaların veri koleksiyonlarını daha sonra pazar araştırması, pazarlama, reklam teknolojisi gibi çeşitli amaçlarla kullanılabilecekleri diğer şirketlere sattığını ortaya çıkardı.

Bu davada sosyal medya devi, mahkemeye Bright Data’nın web kazıma faaliyetlerinin bir örneğini sunmuştu; bu, 860.000 dolara satılan, 615 milyon Instagram veri kaydını içeren devasa bir veri kümesiydi. Veri kümesi, kullanıcıların adları, kimlikleri, ülkeleri, gönderi sayıları, biyografileri, hashtag’leri, takipçileri, gönderileri, profil resimleri, işletme kategorileri, e-postaları ve daha fazlası gibi alanları içeriyordu. Ancak mahkeme Meta’nın, verilerin yalnızca oturum açmış bir kullanıcı hesabı tarafından toplanabileceğine dair yeterli kanıt gösterdiğine inanmadı.

Başka bir örnekte Meta, Bright Data’nın kamuya açık olmayan bilgilere sahip olduğunu göstermeye çalıştı ancak mahkeme, Meta’nın iddia ettiği gibi bilgilerin kamuya açık olabileceğinden bunun oturum açma kazımasını kanıtlamak için kullanılamayacağını söyledi.

Mahkeme ayrıca, CAPTCHA’lar gibi erişim kısıtlamalarını aşmak için otomatik araçların kullanılmasının “şifre korumalı bir web sitesine” erişimle aynı olduğu konusunda Meta ile aynı fikirde değildi.

Meta, Bright Data’nın, oturum açıldığında veri toplanmasını kolaylaştırmak için web sitelerine otomatik olarak giriş yapılmasını sağlayan bir “kazıma tarayıcısı” reklamı yaptığını tespit etmiş olsa da mahkeme, Meta’nın, bu özel Meta verilerinin kazınması durumunda tarayıcının kullanıldığını kanıtlayan kanıta sahip olmadığını söyledi.

Son olarak mahkeme, Bright Data’nın kazıma için kendi Facebook ve Instagram hesaplarını kullandığına dair hiçbir kanıt bulunmadığını, dolayısıyla Meta’nın hizmet şartları ve kullanıcıların kabul ettiği diğer yasal politikalar açısından sorumlu tutulamayacağını söyledi. Karar verildiği sırada sosyal medya devi, devam eden davadaki sonraki adımları değerlendirdiğini söyledi.

23 Şubat 2024 Cuma günü Meta, web kazıma firmasına karşı açtığı davada geri kalan iddiayı (haksız müdahale iddiası) “önyargısız olarak” reddetti ve 2014 yılında özet karar veren önceki karara itiraz etme hakkından feragat etti. Sözleşme ihlali iddiası konusunda Bright Data’nın lehine.

Bu, Meta’nın uygulamayı caydırmak için düzenli olarak dava açtığı web kazıyıcılar endüstrisine karşı nadir görülen bir kaybıdır.

Diğer birçok durumda Meta galip geldi; buna Ekim 2022’de diğer iki firmaya (İsrail merkezli BrandTotal Ltd. ve Delaware merkezli Unimania Inc.) karşı açılan bir davada karar verilmesi de dahil; her ikisi de Facebook’u kazımalarını yasaklayan kalıcı bir tedbir kararı almayı kabul etti ve Instagram verileri ileriye gidiyor. Teknoloji devi, her ikisinin de Meta’ya “önemli bir mali meblağ” ödemek zorunda kaldığını söyledi. Daha önce Meta, 2022’de bir klon sitesi operatörüne ve kazıma hizmetleri sunan Octopus adlı bir şirkete dava açtı. Sosyal medya devi bu davayı da kazandı ve mahkeme, firmanın veri kazıma faaliyetlerini durdurmak için kalıcı bir tedbir kararı çıkardı.

Geçtiğimiz yıl Meta, başka bir işe alım firması Voyager Labs’a dava açtı; ancak bu dava devam ediyor.

Bright Data, sosyal medya devinin şartlarının bir hesaptan çıkış yaparken kamuya açık bilgilerin toplanması için geçerli olmadığına ve bu davanın, şirketin bunu yapma hakkını koruduğuna inanıyor. Bununla birlikte, aynı zamanda Meta’nın; bir web kazıyıcıyı mahkemeye götürdüğünde, yalnızca Meta’nın satacak verilerine sahip olduğunu ve veri kazıma sağlayan bir işletme işlettiğini göstermenin ötesinde, yasa dışı kazımaya ilişkin daha iyi kanıt sunması gerektiğini de belirtiyor.

Bright Data CEO’su Or Lenchner, bir e-postada, “Bu davanın sonucundan heyecan duyuyoruz, kamuya açık bilgileri sağlamlaştırmak tam da bu kadar halka açık bir şey.” dedi. “Bright Data, herkese açık web verilerini herkesin özgürce erişebilmesini sağlama konusundaki kararlılığını sürdürüyor. İnternet herkesin yararına tasarlanmıştır ve hiçbir kurum ya da kişi internetin kendisine ait olduğunu iddia etmemelidir.” diye ekledi.

Microsoft, Yapay Zeka Erişim İlkeleri’ni duyurdu!

Microsoft bugün, “Yapay Zeka Erişim İlkeleri” adını verdiği yeni bir çerçeve başlattı; şirketin “Yapay zeka veri merkezi altyapımızı ve dünya çapındaki diğer önemli yapay zeka varlıklarını nasıl işleteceğimizi yöneteceğini” söylediği on bir maddelik bir plan.

Puanlar, işletmelerin farklı LLM’leri ve diğer AI ürünlerini seçmesine ve seçmesine olanak tanıyan bir uygulama mağazasının oluşturulması ve işletilmesi ve şirketin özel verilerini eğitim modellerinin dışında tutma taahhüdü gibi alanları kapsıyor. 

Ayrıca, müşterilerin isterlerse bulut sağlayıcılarını veya bulut içindeki hizmetleri değiştirmelerine izin verme taahhüdünü de içeriyor. Aynı zamanda yapay zeka hizmetleri etrafında siber güvenlik oluşturmaya odaklanmanın ayrıntılarını da veriyor; veri merkezlerinin çevreye duyarlı bir şekilde inşa edilmesine dikkat edilmesi ve eğitim yatırımları.

Microsoft’un başkanı ve başkan yardımcısı Brad Smith, çerçeveyi bugün Barselona’daki Mobil Dünya Kongresi’nde duyurdu. Buradaki ima Microsoft’un paydaşlarla diyaloğa ve sohbete açık olduğu yönünde olsa da, ironik bir şekilde Smith, takip sorularına yer vermeden bu haberi bir açılış konuşmasında verdi.

Duyuru, Microsoft tarafının OpenAI‘e yaptığı 13 milyar dolarlık yatırım için giderek artan bir düzenleyici incelemeye tabi tutulmasıyla aynı zamanda geldi; bu yatırım, şu anda küresel çapta üretken yapay zeka hizmetlerinin sorumluluğunu üstlenen startup’ta %49 hisseye sahip oluyor. Ocak ayında, Avrupa rekabet gözlemcisi, yatırımın antitröst kurallarına uyup uymadığını değerlendirdiğini söyledi.

Microsoft, üçüncü tarafların şirketin platformlarını ve hizmetlerini kullanarak yapay zeka ürünleri geliştirmesine özel olarak odaklanıyor. Şirketin gelecek yıllarda geliştirmeyi umduğu kritik bir iş alanı ve kurumsal hizmet olan yapay zeka ürünlerinin geliştirilmesine; sadece MWC’ye katılan taşıyıcılar değil, çok daha geniş bir endüstri yelpazesinden işletmeler ve kuruluşlar rağbet ediyor.

Smith, “Eğer bir modeli altyapımızda eğitiyorlarsa, eğer altyapımızda dağıtıyorlarsa, onların verisinin kendi verileri olduğunu, erişmeyeceklerini ve onu altyapımıza güvenen şirketlerle rekabet etmek için kullanmayacaklarını kabul ediyoruz.” dedi.

Bu Yapay Zeka Erişim İlkeleri, Microsoft için bağlayıcı kurallar değildir, ancak bunlar önemli bir rol oynar. Herhangi bir resmi düzenleyici soruşturmada, muhtemelen şirketin pazar içinde rekabeti sağlama konusunda proaktif çabalar gösterdiğini savunmak için kullanılacaktır.

Smith bugün sahnede, “Şu anda, veri merkezlerimizde neredeyse 1600 modelimiz çalışıyor, bunların 1500’ü açık kaynaklı modellerdir.” dedi. “şirket olarak… mülkiyeti ve açık kaynaklı modellere, büyük ve küçük şirketlere odaklanıyoruz.”

Framework laptop 13 Barebone ile kendi bilgisayarınızı kurun

0

Teknoloji dünyasının dikkat çeken isimlerinden Framework, Laptop 13 modeliyle fark yaratıyor. Kullanıcılarına benzersiz bir deneyim sunan firma, normal konfigürasyonların yanı sıra barebone seçeneğiyle de öne çıkıyor. Framework , 13. nesil Intel Core i7 işlemci ve dahili Intel Xe grafikleri ile güçlü bir performansa sahip olmasının yanında, kullanıcıların bileşenleri kendilerinin seçebileceği bir barebone seçeneği sunuyor.

Bu barebone seçeneği, RAM, SSD, Wi-Fi, güç adaptörü ve işletim sistemini içermiyor. Bu sayede, kullanıcılar istedikleri bileşenleri kendileri seçerek, dizüstü bilgisayarlarını kişiselleştirebiliyorlar. Ayrıca, Framework, yenilenmiş bileşenler de sunarak, bütçe dostu seçeneklerle kullanıcılara hitap ediyor.

Framework laptop 13

Fiyat konusunda da dikkat çeken Framework Laptop 13, 500 dolarlık başlangıç fiyatıyla tüketicilere ulaşıyor. Barebone seçeneğin yanı sıra, firma B-stock seçeneklerle de ikinci el piyasasına farklı bir açıdan yaklaşıyor. Ancak, daha pürüzsüz bir ekran tercih edenler için A-stock barebone seçeneği daha yüksek bir fiyatla sunuluyor.

Framework’un inovatif yaklaşımı, kullanıcılarına esneklik ve maliyet avantajı sunarak dizüstü bilgisayar alışverişini daha çekici hale getiriyor. Barebone dizüstü döneminin başlangıcı olan bu model, teknoloji tutkunlarının ilgisini çekmeye devam ediyor.

Framework Laptop 13 Barebone’un avantajları:

  • Kullanıcılara özelleştirme özgürlüğü sunar
  • Daha uygun fiyatlı bir dizüstü bilgisayar edinme imkanı sağlar
  • E-atık miktarını azaltır
  • Kullanıcıların bilgisayar onarım becerilerini geliştirmelerine yardımcı olur

Framework Laptop 13 Barebone’un dezavantajları:

  • Bileşenleri toplamak teknik bilgi gerektirebilir
  • Garanti kapsamı bileşenlere göre değişiklik gösterebilir
  • B-stock bileşenlerde kozmetik kusurlar olabilir

Microsoft, Fotoğraflar için daha fazla yapay zeka istiyor!

Fotoğrafları ayarlamak için yapay zeka kullanmak uzun zamandır yaygın. Pixel telefon ve Google One kullanıcıları, 2023’ten beri Sihirli Silgi aracına erişim sağladılar; bu nedenle Microsoft ekibinin ,var olan Nokta Düzeltme aracını “Generative erase” ile geliştirmesi kaçınılmazdı.

Bu harika bir araç, ancak genellikle düzenlenmesi gereken görüntülerin kaynağı olan mobil telefonlardan gelen yoğun rekabetle karşı karşıya.

Ancak daha ilginç olan, Microsoft’un önceki olarak Windows 11’in alanı olan tüm yapay zeka düzenleme özelliklerini Windows 10’a entegre etme kararı. Arm64 cihazlar için Windows 11 de güncellemeleri alacak, bunlar arasında Arka Planı Bulanıklaştırma, Arka Planı Kaldırma/Değiştirme ve Generative erase gibi özellikler bulunuyor.

Microsoft, Windows 10 için son kullanım tarihinin kaybolma eğiliminde olmasına rağmen, birkaç aydır yapay zeka işlevselliğini Windows 10’a zorluyor. Kasım 2023’te, şirket platforma Copilot’un geleceğini duyururken, 2025’in Windows 10 için son anlamına geldiğini de onayladı.

Microsoft ayrıca, eski Paint uygulamasına Paint Cocreator adında bir AI işlevselliği sıkıştırdı; bu işlev, metni kabul eder ve ardından Azure DALL-E servisini kullanarak buna göre bir görüntü oluşturur. Bununla birlikte; bir Microsoft hesabı gerektirir, kredi tabanlı sistemde çalışır ve her görüntü başına bir kredi kullanılıyor.

Şirket muhtemelen işletim sistemine daha fazla yapay zeka işlevselliği eklemeye devam edecek. Bu hafta Copilot’a bazı ek ayarlar eklendi ve Notepad son zamanlarda yapay zeka işlevleri ile güncellendi.

Copilot, Windows 11’de derinlemesine entegre olmuş olsa da; bu tür yapay zeka araçlarının Microsoft Store’dan uygulama güncellemeleri aracılığıyla eski işletim sistemine gelmesi zor değil.

Fotoğraflar uygulaması güncellemesi, tüm Windows Insider’larının tüm kanallarında sunulacak. Microsoft’un yapay zeka alanında lider olma kararlılığını düşünürsek, rakip platformlarda uzun zamandır bulunan bir yapay zeka aracının gelişi, sadık kullanıcılara bir rahatlama olacaktır, hatta Windows 10 kullanıcıları masaüstlerinde daha fazla yapay zeka işlevselliği yerine birkaç ay daha destek almayı tercih edebilirlerdi.

Byju kurucusu Raveendran, hala CEO olduğu konusunda ısrarcı!

0

Raveendran, 758 kelimelik bir mektupta; hissedarların birkaç “temel” yerel kuralı ihlal ettiğini iddia etti.

Prosus Ventures ve Peak XV Ventures gibi yatırımcıların da bulunduğu hissedar grubu, cuma günü bir açıklamada; yatırımcıların, yönetişim, uyum sorunları, mali yönetim hataları, yönetim kurulunun yeniden oluşturulması ve “T&L’nin kurucuları tarafından artık kontrol edilmemesi” gibi konuları ele alan kararları “oybirliğiyle” kabul ettiklerini söyledi.

Bengaluru merkezli başlangıç şirketinin geleceği tehlikede. Bu şirket bir zamanlar ülkenin en değerli şirketlerinden biriydi.

Raveendran mektupta, olağanüstü genel kurulun asgari çoğunluk şartını karşılamadığını ve önerilen kararlar için çoğunluk desteği kazanamadığını iddia etti. Raveendran, Olağanüstü Genel Kurulun yasalara uygun olarak toplanmadığını ve toplam 170 hissedardan sadece 35’inin katıldığını, şirketteki yaklaşık %45’lik bir sahipliği temsil ettiğini belirtti.

Çalışanlara hitaben yazılan mektupta, “Bu, o toplantıda ne karar verilirse verilsin, çünkü belirlenen kurallara uyulmadığı için geçerli değildir. Medyanın acımasız eleştirilerine rağmen, gerçeğin eninde sonunda galip geleceğine kesinlikle inanıyorum.” ifadeleri yer alıyor.

Bir yıldan fazla süredir yeni finansman arayışında olan nakit sıkıntısı çeken başlangıç şirketi, geçen ayın sonlarında yaklaşık 200 milyon dolar toplamayı amaçladığı bir bedelli hisse senedi ihracı başlattı. Bedelli hisse senedi ihracı, şirketin bir zamanlar 22 milyar dolar olan değerlemesini yaklaşık 25 milyon dolara sıfırlar.

Raveendran, çalışanlara “Bedelli hisse senedi ihracımız ezici bir yanıt aldı. Aslında, başlangıçta bekleyenlerin bile şimdi harekete geçtiği bir başarı düzeyi oldu. Bu momentum geri dönülemez, ve dönüşümüz artık kaçınılmaz.” dedi.

Yukarıdakilerden ve dünkü toplantının etkisini çelişkili bir şekilde betimleyen çeşitli haberlerden açıkça anlaşılacağı gibi, bu azınlık hissedarları medyada yanlış bilgi yaymak niyetindeler. Şirket, onların seviyesine inmeyecek ve medya savaşına girmeyecek. Onların eylemlerinin nihayetinde başarısız olacağına ve Şirket’in pozisyonunun hakim olacağına olan güvenimiz tam.” diye ekledi.

Yapay zeka zirvesinde önemli mesajlar!

Yapay Zeka Zirvesinde Türkiye Cumhuriyeti’nin Yapay Zeka Perspektifi ve Planları, Hızlı Yapay Zeka Gelişimi Çağında Bulut Teknolojileri, Oyunlarda Yapay Zeka: Unity Showcase, Leonardo Showcase, Küresel Yapay Zeka Yatırım Ortamı, Finansta Yapay Zeka, Yapay Zekanın endüstrilerde kullanımı, İyilik İçin Yapay Zeka gibi konu başlıkları ile kapsamlı bir bakış açısı sunuldu.  

Yapay zeka, milli teknoloji hamlemizin itici gücü olacak

 Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Zekeriya Coştu
 Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Zekeriya Coştu

 Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Zekeriya Coştu zirve açılışında yaptığı konuşmada Türkiye’nin ekosisteminin hızla büyüdüğünü vurgulayarak “Dünya ölçeğinde çıktılar elde etmeye başladık. 5. nesil savaş uçağımız Kaan’ın ilk uçuşunu hep birlikte izledik. Yine geçtiğimiz hafta Türkiye’nin ilk insanlı uzay misyonunu başarıyla gerçekleştirdik.  Bu iki örnek Türkiye’nin tekonolojide geldiği noktayı, vizyonu göz önüne sermektedir.  Bununla yetinmeyip önemli stratejik hamlelerle de yaygın yapısal kazanımlar elde ediyor olmamız gerekiyor. Konuşulması gereken teknolojilerin başında bugün Yapay Zeka geliyor. Artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacak. Yapay zeka, savunmadan, havacılığa, lojistikten sağlığa, haberleşmeye kadar tüm sektörlerde katma değeri arttıracak, hatta paradigma dönüşümlerine neden olacak bir potansiyele sahip. Dünyada yapay zekaya yapılan yatırımlar hız kazanmakta. Son 5 yılda bu alanda yapılan yatırımların 4 kat arttığını görüyoruz. Üniversitelerde bu konuda yapılan çalışmalarda son 5 yılda 2 kat artış söz konusu. Girişim sermayesi yatırımlarında ise tüm teknolojiye yapılan yatırımların yüzde 25’i sadece yapay zekaya yapılıyor. Bu oran sadece bir kaç yıl önce yüzde 10 idi. Milli teknoloji hamlemizle yapay zekayı kullanmayı, desteklemeyi, geliştirmeyi ve uluslararası oyuncu olmayı hedefliyoruz. Türkiye’yi kritik teknolojilerin üreticisi haline getirmek için planlı bir şekilde, var gücümüzle çalışıyoruz. Bu hedeflerimiz kapsamında Tübitak’ı yapay zekayı tüm sektörlerde, endüstrilerde duyulan ihtiyaçlar konusunda çalışmak için bir köprü oluşturacak düzeye getirdik. Tübitak üzerinden eko sisteme sağladığımız proje destekleri söz konusu. Yapay zekayı geliştirecek projeler kapsamınında Tübitak bünyesindeki 4 bine yakın proje için 2.500’e yakın akademisyene 14. 3 milyar TL destek sağladık “şeklinde konuştu. 

Coştu, yapay zeka uygulamalarının tüm sektörlerde önemli etkileri olduğunu ve daha da olacağını belirtirken “Farkındalığa sahip olunması, maksimum seviyede faydalanılanacak yatırımlar yapılmalı diye düşünüyorum. Ülke olarak stratejik bir hedef olarak konumladık. Sadece kullanan konumda olmamalı, aynı zamanda geliştiren tarafta olmalıyız. Türkçe dil yetkinliği kullanabilmek, baştan türkçe eğitilen modeller geliştirilmesi, stratejik kazanım elde etmek için önemli bir başlık olarak öne çıkıyor. Bugün Türkiye’nin önemli bir kapasiteye ulaştığını, kabuğunu kırdığını büyük bir gururla söyleyebilirim. Yapay zeka, milli teknoloji hamlemizin itici gücü olacaktır” dedi. 

Yapay zeka stratejileri, teknoloji yatırımları kadar ön planda tutulmalı

DEİK Başkanı Nail Olpak
DEİK Başkanı Nail Olpak

DEİK Başkanı Nail Olpak ise, DEİK bünyesinde dijital teknolojiler iş konseyi kurduklarını , siber güvenlikten sağlık, bulut teknolojileri gibi 10 alt komitenin faaliyetlerine devam ettiğini belirterek “Son birkaç yıla bakıldığında yeşil dönüşüm ve dijital dönüşüm ilgi çekiyor. Yeşil ekonomi ve dönüşüm ekonomisi olarak tanımlanıyor. Yapay zeka stratejileri, teknoloji yatırımları kadar ön planda tutulmalı. Ticari açıdan ele aldığınızda verimliliğin artması maliyetlerin düşmesi ve yeni iş modelleri konuşuluyor. Olası fayda ve riskler ortak denge içinde sürdürülmeli. Hayatımızın her alanını kapsamaya başlayan yapay zekanın bizim çalışmalarımızda da önemli yeri olacak. Farklı ülkelerin yatırım analizlerini ve olası potansiyelelerini yapay zeka ile değerlendirebiliriz. İnternet, insanlık için bir dönüm noktasıydı. Bugün yapay zeka ise farklı bir dönüm noktası olacak. Gereğince faydalanmak ortak hedef olmalı. Eko sistemi oluşturulurken uzun vadeli faydaları göz önünde bulundurulmalı” şeklinde konuştu. 

Yapay Zeka insanlığın geleceğini değiştirecek

Boğaziçi Ventures Yönetim Kurulu Başkanı Agah Uğur
Boğaziçi Ventures Yönetim Kurulu Başkanı Agah Uğur

Boğaziçi Ventures Yönetim Kurulu Başkanı Agah Uğur ise zirve katılımcılarına teşekkür ederek başladığı konuşmasında “Yapay zeka tanımı bugün dünyada en çok konuşulan 3-5 kelimeden biridir. İnsanlığın geleceğini trajedik bir şekilde değiştirecek tek şey. Hızla bir tusunami geliyor ve tahminlerde bulunmak çok zor. 2020 yılında yapay zekanın insan beyni gibi düşünebilecek seviyeye gelmesi için 2100 yılı öngörülüyordu. Bugün ise bu tarih 2030’a çekildi. Hatta daha da öne çekileceğini düşünüyorum. Bugün İnsanlığa yönelik getirdiği artıları konuşacağız. Etik kısmını konuşacağız. Olağan üstü dönüştürücü teknoloji kısmını değerlendireceğiz” dedi.

Yapay Zeka internetten daha önemli bir gelişme!

Boğaziçi Ventures Yönetici Ortağı ve CEO’su Barış Özistek
Boğaziçi Ventures Yönetici Ortağı ve CEO’su Barış Özistek

Yapay Zeka zirvesini düzenleyen Boğaziçi Ventures Yönetici Ortağı ve CEO’su Barış Özistek ise yaptığı kapanış konuşmasında zirvenin ana temasının, yapay zekanın farklı sektörlerde, farklı endüstrilerde nasıl kullanıldığı, şirketlerin yapay zekay yatırımları ve önümüzdeki dönemde yapay zekanın hayatımıza getireceklerinin değerlendirmesi ve paylaşılması olduğunu belirtti.

Özistek “Yapay zeka hayatımızda muazzam bir dönüşüm başlattı.  Amacımız Türkiye’nin yapay zeka dönüşümüne pozitif bir katkı sağlamak. Bu dönüşümü yakalayan ve bünyelerine entegre eden şirketler hızlı bir şekilde fark yaratacaklar.  Tabi ki yapay zekanın iki önemli etkisi olacak.  Maliyetlerin azalması ve hizmet kalitesinin yükselmesi. Şirketler yapay zeka ile ciddi anlamda maliyetlerini azaltırken, hizmet ve iş kaliteleri de çok yükselecek, hızlanacak ve verimlilikleri artacak” şeklinde konuştu.

Özistek, Boğaziçi Ventures olarak uzun zamandır yapay zekaya yatırım yaptıklarını söylerken sözlerine şöyle devam etti; “Yapay zeka yatırımlarımızı ikiye ayırabiliriz. Oyun yatırımlarımızın çoğunda yapay zeka aktif olarak kullanılıyor. Onun dışında başta Cerebrum olmak üzere Artiwise, Retter, Eyedius gibi yatırımlarımızı da sayabiliriz. Boğaziçi Ventures olarak yapay zeka alanında dünyada da yatırım yapıyoruz. Türkiye’deki tek yapay zeka temalı hisse senedi fonuna sahibiz. Bu fon globalde yapay zeka dönüşümünden etkilenecek şirket hisselerini portföyünde bulunduruyor. Sadece teknoloji şirketleri değil, farklı sektörden şirketler de bulunduruyor. Bir eğitim şirketi de olabilir, ilaç geliştirme süreçlerinde yapay zekayı kullanan bir ilaç şirketi de olabilir ya da çip üreten bir teknoloji şirketi de olabilir. 2024’ün son çeyreğinde yeni fonunuz  BV Growth II faaliyete geçecek. Bu fonumuzla erken aşamadaki yapay zeka girişimlerini, yapay zekayı üreten ya da süreçlere entegre etmiş doğru şekilde kullanan girişimlere yatırım yapıyor olacağız”.

Yapay Zeka iş yapış şekillerini değiştirecek

Zirveye katılan uzman konuşmacılar, yapay zekanın tüm sistemi yeniden yapılandırdığını belirterek artık hayatımızın yapay zeka ile devam edeceğini açıkladılar. Yapay zekanın hayatımıza adaptasyon hızının muazzam olduğunu, hayatımıza çok daha fazla girmeye başladığını ve geleceği şekilllendiren bu teknolojide herkesin yer almak istediğini söylediler. Yapay zekanın iş dünyasında insanların yüzde 80’inin hayatına dokunacağını ve işlerini yapay zeka ile yapacakları belirtilirken, artık uygulama ve geliştirmelerin yapay zeka ile çok kolay olacağı da dile getirildi. Mevcut durumu ile bile yapay zekanın kullanıldığı alanlarda yüzde 30 daha hızlı ve kaliteli işler ve hizmetler yapıldığı vurgulandı.

Bankalararası Kart Merkezi’nde üst düzey atama!

0

1990 yılında 13 kamu ve özel Türk bankasının ortaklığıyla kurulan, 2019 yılında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın hâkim ortak hissedarı olan Bankalararası Kart Merkezi A.Ş. ülkemiz ödeme sistemleri açısından sistemik öneme sahip bir sistem işleticisi ve finansal teknoloji kuruluşlarından biri olarak, yeni döneme hazırlanmak için önemli bir adım attı.

Bankalararası Kart Merkezi Genel Müdürü Ozan Deniz
Bankalararası Kart Merkezi Genel Müdürü Ozan Deniz

2005 yılında Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümünden mezun olan Ozan Deniz, Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde Bilgisayar Mühendisliği yüksek lisans derecesi, Texas Üniversitesi’nde MBA derecesi aldı. 2018 yılında Harvard Business Review Yönetici Liderlik Programını tamamladı.

Kariyerine 2006 yılında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nda başlayan Ozan Deniz, Bilişim Teknolojileri, İş Geliştirme, Ödeme Sistemleri ve Finansal Teknolojiler bölümlerinde yöneticilik görevlerini üstlendi.

FAST’ın geliştirilmesinde rol oynadı 

Ozan Deniz Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Genel Müdür Yardımcılığı görevi esnasında; FAST’ın geliştirilmesinde baştan sona tüm koordinasyonu sağlayarak ülkemiz perakende ödeme altyapılarının temeli olarak konumlandırılan FAST’a yön verilmesinde önemli rol oynadı.

Ödeme sistemlerinin ve finansal teknolojilerinin hayata geçirilmesi amacıyla EFT, FAST, Kolay Adresleme, TR-Karekod, Ödeme İste ve Güvenlik Katman Servislerinin yerli ve milli kaynaklarla geliştirilmesine liderlik etti.

Ozan Deniz; Şubat 2024 tarihi itibarıyla Bankalararası Kart Merkezi A.Ş. Genel Müdürü olarak görev yapıyor.

Turkcell ve Nokia’dan 6G için iş birliği!

0

Turkcell ve Nokia, 6G alanındaki çalışmaların geliştirilmesi ve hızlandırılması amacıyla bir iş birliği anlaşması imzaladı. Barselona’daki Mobil Dünya Kongresi’nde (MWC’24) gerçekleşen anlaşma ile iki şirket, 6G teknolojileri konusunda birlikte Ar-Ge faaliyetleri gerçekleştirerek Türkiye’nin bu alanda söz sahibi olabilmesine yönelik çalışmalar yürütecek.

Turkcell, Nokia ile 6G alanındaki Ar-Ge çalışmalarının hızlandırılması için iş birliği anlaşması imzaladı. İspanya’nın Barselona kentinde, 26-29 Şubat tarihlerinde düzenlenen Mobil Dünya Kongresi’nde (MWC’24) gerçekleşen imza törenine, Turkcell ve Nokia’dan çok sayıda üst düzey yetkili katıldı.

Turkcell Genel Müdürü Dr. Ali Taha Koç ve Nokia Avrupa Başkanı Dr. Rolf Werner tarafından imzalanan iş birliği anlaşması kapsamında, iki şirket 6G alanındaki Ar-Ge çalışmalarına odaklanacak. 6G ağlarının yeteneklerini keşfetmenin yanı sıra bireyler, kurumlar ve endüstrilere yönelik yeni ve heyecan verici kullanım senaryolarının geliştirilmesi hedefleniyor.

Dr. Ali Taha Koç: “Yeni nesil teknolojilerde söz sahibi olmaya kararlıyız”

Turkcell Genel Müdürü Dr. Ali Taha Koç iş birliğiyle ilgili şunları söyledi: “Turkcell açısından yapay zekâ, 5G, 6G, nesnelerin interneti (IoT), davranışların interneti (IoB), büyük veri ve bulut bilişim gibi kavramlar, geleceği değil aynı zamanda bugünü de temsil ediyor. Yenilikçi teknolojiler konusundaki tecrübe ve yetkinliklerimizle ülkemizin yanı sıra küresel arenada da öncü bir rol oynamaya devam ediyoruz. Bugün Nokia ile gerçekleştirdiğimiz iş birliği, 6G alanındaki Ar-Ge çalışmalarımızı daha da hızlandıracak. Bu aynı zamanda, dijital dönüşüm stratejimiz açısından da önemli bir kilometre taşı olacak. Turkcell olarak yeni nesil iletişim teknolojilerine yatırım yaparak, bu konuda ülkemizin de söz sahibi olmasına katkılar sunma konusunda azimli ve kararlıyız. Bu anlaşma, Türkiye’yi şebeke teknolojisindeki küresel gelişmelerin ön saflarında tutacak ve yeni nesil teknolojilerin insanların yaşamlarını, ekonomiyi ve çevreyi iyileştirmek için nasıl kullanılacağının şekillendirilmesinde kilit bir rol oynayacak.”

Turkcell Genel Müdürü Dr. Ali Taha Koç ve Nokia Avrupa Başkanı Dr. Rolf Werner

Dr. Rolf Werner: “Turkcell ile birlikte, geleceğin iletişim standardını geliştirmeye devam edeceğiz.”

Nokia Avrupa Başkanı Dr. Rolf Werner, “Turkcell’in 6G yolculuğuna eşlik edeceğimiz ve birlikte inovasyon yapacağımız için heyecanlıyız. Lider 5G teknolojimiz ve 5G-Advanced’a yönelik net stratejimiz ile 6G araştırmalarına öncülük ediyoruz. Turkcell ile birlikte, geleceğin iletişim standardını geliştirmeye devam edeceğiz; bu çalışmaların içinde düşünen, hisseden ve hareket eden ağlar bulunacak ve Türkiye’de dijital dönüşümü ilerletmek için kullanım senaryolarını ortaklaşa geliştireceğiz.” dedi.

Turkcell ve Ericsson 6G için güçlerini birleştirdi!

0

Turkcell ve Ericsson Araştırma Merkezi, gelişmekte olan teknolojilerle ilgili bilgi paylaşımı ve araştırma konularında yeni bir iş birliği anlaşması imzaladı. Bu iş birliğiyle Turkcell’in 6G alanındaki araştırma ve geliştirme çalışmalarına hız kazandırılarak, Türkiye’nin teknolojik gelişimine katkı sağlanması amaçlanıyor.

Turkcell ve Ericsson, 6G alanındaki Ar-Ge çalışmalarını hızlandırmak ve Türkiye’nin teknolojik ilerlemesini hızlandırarak bu alanda söz sahibi olması için iş birliği gerçekleştirdi. Turkcell Şebeke Teknolojilerinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Prof. Dr. Vehbi Çağrı Güngör ile Ericsson Orta Doğu & Afrika Bölgesi Başkan Yardımcısı ve Türkiye Genel Müdürü Işıl Yalçın, İspanya’nın Barselona kentinde düzenlenen Mobil Dünya Kongresi’nde (MWC24) gerçekleşen imza töreni için bir araya geldi.

Sol ust: Turkcell Genel Müdürü Dr. Ali Taha Koç
Üst orta: Magnus Everbring / Ericsson İleri Teknolojileri Başkanı
Üst sağ: Fadi Pharaon Ericsson Orta Doğu ve Afrika Başkanı
Alt sol: Prof. Dr. Vehbi Çağrı Güngör Turkcell Şebekelerden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı
Alt Sağ: Işıl Yalçın / Ericsson Orta Doğu ve Afrika Bölgesi Başkan Yardımcısı ve Türkiye Genel Müdürü

Anlaşma kapsamında Ericsson’un 16 küresel araştırma merkezi arasında Orta Doğu ve Afrika Pazar Bölgesi’ndeki (MMEA) tek merkezi olan İstanbul’daki Ericsson Araştırma Merkezi, halihazırda Türkiye’nin 6G laboratuvarına sahip ilk ve tek operatörü Turkcell ile birlikte ikili araştırma girişimlerini teşvik edecek. Bunun yanı sıra ulusal ve uluslararası fon destekli Ar-Ge projeleri konusunda iş birliğini de güçlendirecek.

Anlaşma, gelişmekte olan teknolojiler hakkında önemli bilgilerin paylaşılmasını da içeriyor. Ericsson Araştırma ve Turkcell, Türkiye’nin ulusal teknoloji ekosisteminin ilerlemesinde kritik rol oynayarak, devrim niteliğindeki teknolojilerin gelişmesini ve inovasyonunu hızlandıracak. İki şirketin güvenlik, yapay zekâ (AI), makine öğrenimi (ML) ile genel 6G vizyonu ve mimarisine odaklanması doğrultusunda geliştirilecek yenilikçi kullanım senaryolarına zemin hazırlanacak.

Prof. Dr. Vehbi Çağrı Güngör: “İnovasyon ve gelişime öncülük ediyoruz”

Turkcell Şebeke Teknolojilerinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Prof. Dr. Vehbi Çağrı Güngör, konuyla ilgili şunları söyledi:

“Dijital dönüşümünü tamamlamış, programlanabilir bir fiziksel dünyada hayati bir rol oynayacak olan 6G; bağlanabilirliği ve sürdürülebilirliği teşvik edecek. 6G teknolojisi, ciddi Ar-Ge yatırımları gerektiriyor.

Turkcell olarak biz de bu alana yatırım yapmaya kararlıyız ve ülke olarak da bu yatırımların karşılığını alacağımıza gönülden inanıyoruz. Ericsson ile gerçekleştirdiğimiz iş birliği, telekomünikasyon teknolojilerindeki inovasyon ve gelişime öncülük etme hedefimizde bizim için önemli bir dönüm noktası.

Mevcut ekosistemleri ve 5G teknolojisinin gelişimini dikkate alarak, 6G’ye dair bir yol haritası çizmek ve geleceğin yeni nesil ağlarında kilit önem taşıyacak teknolojik ilerlemeleri sağlamak için birlikte çalışacağız.”

Işıl Yalçın: “Bu iş birliği, ileri teknoloji çözümleri adına bir başlangıç noktası”

Ericsson Orta Doğu & Afrika Bölgesi Başkan Yardımcısı ve Türkiye Genel Müdürü Işıl Yalçın ise şu değerlendirmede bulundu:

“Turkcell ile Türkiye’de telekomünikasyonun geleceğini şekillendirecek ve dönüştürücü yeniliklerin temelini atacak bu öncü iş birliğini başlatmak için sabırsızlanıyoruz. Birçok sektörü derinden etkileyecek olan 6Gteknolojisi; Türkiye için daha bağlantılı, akıllı ve sürdürülebilir bir gelecek potansiyeli taşıyor.

Turkcell ile bu alanda yapacağımız iş birliği, Türkiye’nin bu teknoloji devriminin ön saflarında konumlanmasını sağlayacak 6G araştırmaları ve ileri teknoloji çözümleri adına bir başlangıç noktası olacak.”

Globalde önemli adımlar hedefleniyor

Turkcell, TÜBİTAK 1515 Öncül Ar-Ge Laboratuvarları Destekleme Programı kapsamında desteklenerek geçen yıl faaliyete başlayan “Turkcell 6GEN Lab: Yapay Zekâ ve 6G Laboratuvarı” projesi ile 6G şebekelerinin yapay zekâ tabanlı otonom yetenekler ile geliştirilmesi konularına odaklanıyor. Türkiye’deki Ericsson Araştırma Merkezi ise Ufuk 2020 ve Ufuk Avrupa programının temel bir parçası olarak AB’nin araştırma ve inovasyon faaliyetlerini çeşitli projelere partner ve genel proje koordinatörü rolleri ile destekliyor. Ayrıca, bu programların 6G amiral gemisi projeleri olan Hexa-X ve ve Hexa-X’in ikinci aşaması Hexa-X-II projelerinde önemli bir rol oynuyor.

Ericsson Araştırma ve Turkcell, güçlerini birleştirerek 6G’nin küresel standardizasyonunu desteklemeyi ve yalnız ulusal değil uluslararası telekomünikasyon alanında da önemli adımlar atmayı hedefliyor.

6G ağları, geniş ölçekte kullanıma girdiğinde, insanların yaşama, öğrenme ve etkileşim kurma biçimlerinde köklü değişiklikler oluşturma potansiyeli taşıyor. Bu ağlar, sürükleyici, her yerde bulunan ve çok duyulu dijital deneyimleri mümkün kılacak yeni teknolojilere giden kapıyı açıyor. 6G’nin başlıca kullanım senaryoları, geniş kapsamlı üç kategoriye ayrılıyor: Duyuların interneti, bağlantılı akıllı makinalar ve bağlantılı sürdürülebilir bir dünya.

Google, kontrolü kaybettiğini itiraf etti!

Altta yatan sorun tamamen anlaşılabilir olsa da, Google, modeli aşırı hassas olmakla suçluyor. Ama model bunu kendi kendine yapmadı.

Söz konusu yapay zeka sistemi, şirketin öncü konuşma tabanlı yapay zeka platformu olan Gemini’dir. Talep üzerine görüntüler oluşturmak için bir versiyonu olan Imagen 2 modeline başvurduğunda kullanılır.

Ancak son zamanlarda insanlar, belirli tarihsel koşulların veya insanların görüntülerini oluşturmasını istemenin gülünç sonuçlar ürettiğini buldular. Örneğin, beyaz köle sahibi olduğunu bildiğimiz Kurucu Babalar, renkli insanlar da dahil olmak üzere çok kültürlü bir grup olarak işlendi.

Bu utanç verici ve kolayca çoğaltılan sorun, çevrimiçi yorumcular tarafından hızla alay konusu haline getirildi. Ayrıca, tahmin edilebileceği gibi; çeşitlilik, eşitlik ve kapsayıcılık hakkında devam eden tartışmaya (şu anda itibari bir yerel minimumda) bağlandı ve zaten liberal teknoloji sektörüne daha da nüfuz eden uyanık zihin virüsünün kanıtı olarak uzmanlar tarafından ele geçirildi.

DEI çıldırdı, bariz bir şekilde endişeli vatandaşlar bağırdı. Ancak teknolojiye aşina olan herkesin size söyleyebileceği gibi ve Google’ın bugün oldukça sefil küçük özür dileme bitişiği gönderisinde açıkladığı gibi, bu sorun eğitim verilerinde sistemik önyargı için oldukça makul bir geçici çözümün sonucuydu.

Bir pazarlama kampanyası oluşturmak için Gemini’yi kullanmak istediğinizi ve ondan “parkta köpek gezdiren bir kişinin” 10 resmini oluşturmasını istediğinizi söyleyin. Kişi, köpek veya park türünü belirtmediğiniz için, bu satıcının seçimidir; üretken model en aşina olduğu şeyi ortaya koyacaktır. Ve çoğu durumda, bu gerçekliğin değil, her türlü önyargının pişirilebileceği eğitim verilerinin bir ürünüdür.

Modelin yuttuğu binlerce ilgili görüntüde ne tür insanlar ve bu konuda köpekler ve parklar en yaygın olanıdır? Gerçek şu ki, beyaz insanlar bu görüntü koleksiyonlarının çoğunda (stok görüntüler, haksız fotoğrafçılık, vb.) fazla temsil ediliyor ve sonuç olarak, belirtmezseniz; model, birçok durumda beyaz insanları varsayılan olarak ayarlayacaktır.

Bu sadece eğitim verilerinin bir eseri, ancak Google’ın belirttiği gibi, “Kullanıcılarımız dünyanın her yerinden geldiği için herkes için iyi çalışmasını istiyoruz. Futbolcuların veya köpeği gezdiren birinin resmini isterseniz, bir dizi insanı almak isteyebilirsiniz. Muhtemelen sadece bir tür etnik kökene (veya başka bir özelliğe) sahip insanların görüntülerini almak istemezsiniz.”

Bir banliyö parkında golden retriever’la yürüyen beyaz bir adamın resmini çekmekte yanlış bir şey yok. Ama 10’u istersen ve hepsi banliyö parklarında altınlar yürüyen beyaz adamlarsa? Ve insanların, köpeklerin ve parkların hepsinin farklı göründüğü Fas’ta mı yaşıyorsun? Bu arzu edilen bir sonuç değil. Birisi bir özellik belirtmezse, eğitim verilerinin nasıl önyargılı olabileceğine rağmen, model homojenliği değil çeşitliliği tercih etmeli.

Bu, her türlü üretken medyada yaygın bir sorun. Ve basit bir çözüm yok. Ancak özellikle hassas olan Google, OpenAI, Anthropic ve benzeri gibi şirketler görünmez bir şekilde model için ekstra talimatlar içerir.

Bu tür örtük öğretimin ne kadar yaygın olduğunu yeterince vurgulayamıyorum. Tüm LLM ekosistemi örtük talimatlar üzerine inşa edilmiştir; bazen adlandırıldığı gibi, her konuşmadan önce modele “özlü ol”, “küfür etme” ve diğer yönergeler gibi şeylerin verildiği sistem istemleri. Bir şaka istediğinizde, ırkçı bir şaka yapmazsınız; çünkü model binlercesini yutmuş olmasına rağmen, çoğumuz gibi, bunları söylememek için de eğitilmiştir. Bu gizli bir gündem değil, altyapı.

Google’ın modelinin yanlış gittiği yer, tarihsel bağlamın önemli olduğu durumlar için örtük talimatlara sahip olamamasıydı.

Google Kıdemli Başkan Yardımcısı Prabhakar Raghavan’ın dediği gibi:

İlk olarak, Gemini’nin çeşitli insanları göstermesini sağlamak için yaptığımız ayarlama, net bir şekilde çeşit göstermemesi gereken durumları hesaba katmadı. Ve ikinci olarak, zamanla, model istediğimizden çok daha temkinli hale geldi ve bazı tamamen masum ipuçlarını hassas olarak yanlış yorumlayarak bazı soruları tamamen yanıtsız bıraktı.

Bu iki durum, modelin bazı durumlarda aşırı telafi etmesine ve diğerlerinde aşırı muhafazakâr olmasına neden oldu, bu da utanç verici ve yanlış resimlere yol açtı.

Bazen “üzgünüm” demenin ne kadar zor olduğunu biliyorum, bu yüzden Raghavan’ı kısa sürede durduğu için affediyorum. Daha da önemlisi, oradaki ilginç bir dil var: “Model, amaçladığımızdan çok daha temkinli hale geldi.

Şimdi, bir model nasıl bir şey “olur”? Bu bir yazılım. Binlerce Google mühendisi olan biri onu inşa etti, test etti, üzerinde yineledi. Birisi, bazı cevapları iyileştiren ve diğerlerinin komik bir şekilde başarısız olmasına neden olan örtük talimatları yazdı. Bu başarısız olduğunda, birisi tam istemi inceleyebilseydi, muhtemelen Google’ın ekibinin yaptığı şeyi yanlış bulurlardı.

Google, modeli “olması amaçlanmadığı” bir şey “olmak”la suçluyor. Ama modeli yaptılar! Sanki bir bardak kırdılar ve “düştük” demek yerine “düştü” diyorlar.

Bu modellerin hataları kesinlikle kaçınılmazdır. Halüsinasyon yaparlar, önyargıları yansıtırlar, beklenmedik şekillerde davranırlar. Ancak bu hataların sorumluluğu modellere ait değildir; onları yapan insanlara aittir. Bugün bu, Google. Yarın OpenAI olacak. Ertesi gün ve muhtemelen birkaç ay boyunca X.AI olacak.

Bu şirketler, sizi yapay zekanın kendi hatalarını yaptığına ikna etmekle güçlü bir çıkarı var. Onlara izin verme.