Bu yatırım, Oyak Portföy ve Finberg’in bugüne kadar girişim sermayesi yatırım fonları aracılığıyla gerçekleştirdiği teknoloji yatırımlarının devamı olarak, finansal teknoloji ve dijital varlık ekosistemlerinde yenilikçi çözümler geliştirmeye yönelik ortak bir vizyonun parçası olarak yapıldı.
Konuyla ilgili açıklama yapan Aquanow CEO’su Phil Sham, uzun süredir Türkiye pazarıyla ilgilendiklerini belirterek; “Türkiye oldukça büyük ve dinamik bir pazar. Oyak Portföy ve Finberg gibi vizyoner yatırımcıların desteğiyle, dijital varlık altyapı hizmetlerimizi ve likidite çözümlerimizi Türkiye’deki kurumsal şirketler arasında genişletmek ve finansal teknoloji ekosistemine getirdiğimiz yenilikçi katkıyı artırmak için çalışacağız. Ayrıca buradaki varlığımız Doğu Avrupa ve MENA pazarlarına açılmak için de bir köprü görevi görecek” dedi.
2018 yılında kurulan ve merkezi Vancouver, Kanada’da bulunan Aquanow, 50 ülkeden 300’ü aşkın kurumsal şirkete dijital varlık altyapı ve likidite konusunda yenilikçi çözümler sunuyor. Her ay, platformları aracılığıyla milyarlarca dolar değerinde işleme aracılık eden Aquanow’un hizmetleri arasında; cüzdan yönetimi, para transferi ve saklama hizmetleri başta olmak üzere dijital varlık yönetimi alanında geniş finansal hizmetler bulunuyor.
Bir süre önce Türkiye pazarına giriş yapan Aquanow yapılan bu yatırım ile birlikte hem Türkiye’deki müşteri sayısını artırmayı hem de Oyak Portföy ve Fibabanka’yla da stratejik iş birlikleri geliştirmeyi hedefliyor. Ayrıca bu yatırım, Oyak Portföy ve Finberg‘in dijital varlıklar ve blockchain teknolojileri alanındaki yenilikçi girişimlere olan inancını göstermek açısından da büyük önem taşıyor.
2021’den bu yana genç yetenekleri destekleyen program, bugüne kadar 202’den fazla genç profesyoneli iş dünyasına kazandırdı. Genç Enerji programı hakkında bilgi veren Eksim Holding İnsan Kaynakları Direktör Vekili Mehmet Fatih Korkut “Bu yıl da 19 Şubat’tan itibaren yapılabilen başvuru sürecimizle, enerjik ve tutkulu yeni mezunları ve genç profesyonelleri ailemize katmaya hazırız. Programımız adaylara deneyim kazanma fırsatı sunmanın yanı sıra, kişisel ve profesyonel gelişimlerini destekleyici eğitimler de sağlayacak” şeklinde konuştu. Programa başvurular https://eksimgencenerji.com adresinden gerçekleşebiliyor.
Eksim Holding, sürdürülebilir bir kariyer için bitmeyen enerjinin adresi olmaya bu yıl da devam ediyor. Holdingin çeşitli sektörlerde kariyer fırsatları sunan Eksim Genç Enerji Programı’nın dördüncü dönemi için başvurular 19 Şubat 2024 tarihinde başladı. Üniversite öğrencileri, yeni mezunlar ve genç profesyoneller için hazırlanan program, 2021’den bu yana 202’den fazla genci iş dünyasına kazandırdı. Program, İstanbul ve Diyarbakır’daki ofislerde yüz yüze gerçekleşecek ve katılımcılara hem iş deneyimi hem de profesyonel gelişim fırsatları sunacak.
Başarılı adaylar 1 Temmuz’da iş hayatına başlayabilecek
Genç Enerji programına; 3. ve 4. sınıf öğrencileri, yeni mezunlar, yüksek lisans ve doktora öğrencileri ile 1 yıldan az iş deneyimine sahip ve 1999 yılı ve sonrası doğumlu olan herkes başvurabilecek. Başvuru süreci 31 Mart’a kadar devam edecek olan program kapsamında başarılı adaylar 1 Temmuz’da profesyonel iş hayatına başlayabilecek. Genç Enerji adayları; genel yetenek ve İngilizce testleri, video mülakat ve kişilik envanteri, insan kaynakları ve iş birimi mülakatları ile değerlendirilecek.
Enerji dolu bir kariyer yolculuğu da vaat ediyor
Eksim Holding İnsan Kaynakları Direktör Vekili Mehmet Fatih Korkut
Katılımcılarına sadece iş deneyimi sunmakla kalmayıp, aynı zamanda çeşitli eğitim programları aracılığıyla kişisel ve profesyonel gelişimlerine katkıda bulunmayı hedefleyen program, yenilikçi bir çalışma ortamı ve enerji dolu bir kariyer yolculuğu da vaat ediyor. Eksim Holding’in İstanbul ve Diyarbakır’daki ofislerinde çalışma fırsatı sunulan gelişim programına adaylar, Eksim Genç Enerji’nin resmi web sitesinden başvurabilecek.
Eksim Genç Enerji programına ilişkin açıklamalarda bulunan Eksim Holding İnsan Kaynakları Direktör Vekili Mehmet Fatih Korkut, Eksim Genç Enerji programını genç yeteneklerin potansiyellerini keşfetmeleri ve profesyonel kariyerlerine sağlam bir başlangıç yapmaları için hayata geçirdiklerini belirtti. Korkut, “2021’den bu yan programımız aracılığıyla 202’den fazla genci iş dünyamıza başarıyla entegre ettik. Bu yıl da 19 Şubat’ta başlayacak olan başvuru sürecimizle, enerjik ve tutkulu yeni mezunları ve genç profesyonelleri ailemize katmaya hazırız. Programımız adaylara çeşitli sektörlerde deneyim kazanma fırsatı sunmanın yanı sıra adayların kişisel ve profesyonel gelişimleri için destekleyici eğitimler de sağlayacak” şeklinde konuştu.
Dünya genelinde 56 ülkede, 50 bini aşkın çalışanıyla 148 yıldır faaliyet gösteren Henkel, bu yıl ülkemizdeki 60’ıncı yılını geride bıraktı. Türk Henkel, “hayata değer katan yeniliklerle” ulaştığı 60’ıncı yılda Türkiye’nin toplumsal hafızasında yer eden birçok ilki gerçekleştirirken, marka ve ürünleriyle de evlerin vazgeçilmezi oldu.
Ülkemizdeki yolculuğuna 1963 yılında İstanbul Gebze’de faaliyete geçen fabrikasıyla başlayan Türk Henkel, 60 yıl içinde inovatif ürünleriyle Türk insanının hayatına değer katan birçok yeniliğe imza attı. Türk Henkel, Türkiye’nin ilk sıvı bulaşık deterjanı Pril, ilk deterjanı Tursil, ilk yumuşatıcısı Vernel, ilk sıvı saç kremi Gliss, dünyanın ve Türkiye’nin ilk stick yapıştırıcısı Pritt gibi, her biri kendi alanlarında ilk olan markaları tüketicilerin kullanımına sundu. Bugün Yapıştırıcı Teknolojileri ve Tüketici Markaları İş Birimlerinde toplam 34 markası bulunan Türk Henkel, 60 yıldır hayatımızın her alanında var. Deterjan, şampuan, kırtasiye malzemeleri gibi hızlı tüketim ürünlerinin yanı sıra endüstriyel ürünleri ile de her birimizin televizyonunda, akıllı telefonunda, arabasında; kısacası her yerde Henkel’in ürünlerini görmek mümkün. Türk Henkel markaları, geçtiğimiz bir yıl boyunca ülkemizdeki 100 haneden 90’ında mutlaka kendine yer buldu.
Pazara yön veriyor
Türk Henkel bugün, markaları,yenilikleri ve teknolojileriyle içinde bulunduğu pazarlarışekillendirirken, endüstriyel ve tüketici alanlarında da pazara yön veriyor. Türk Henkel’in Tüketici Markaları İş Birimi, kendi içinde Çamaşır ve Ev Bakım, Saç Bakım ile Profesyonel Saç Bakım olmak üzere 3 alt kategoriye ayrılıyor. Şirketin, Çamaşır ve Ev Bakım’da Persil, Tursil, Perwoll, Vernel, K2R, Pril ve Bref olmak üzere toplam 7 markası bulunuyor. Türk Henkel, Saç Bakım’da ise Schwarzkopf Gliss, Blendax, Syoss, Palette, Schwarzkopf Root Retoucher, Men Perfect ve Schwarzkopf Taft markalarını pazara sunuyor. Igora, Blond Me, Indola, Osis, Silhouette, Session Label, Fibre Clinix, BC Bonacure, Authentic Beauty Concept ile Alterna markaları da şirketin Profesyonel Saç Bakımı’ndaki marka portföyünü oluşturuyor. Türk Henkel, Yapıştırıcı Teknolojileri İş Birimi’nde ise 10 marka ile pazara öncülük ediyor.Bu markalar, Technomelt, Aquence, Bonderite, Teroson, Loctite, Pattex, Sista, Ceresit, Pritt ve Tangit olarak sıralanıyor.
Türkiye’ye 65 milyon Euro’luk yatırım
Son dönemde Türkiye’ye 65 milyon Euro tutarında bir yatırım gerçekleştiren Türk Henkel bugün, yaklaşık 1.000 kişilik ekibiyle, İstanbul’da Gebkim Yapıştırıcı Teknolojileri Fabrikası, Tuzla Yapıştırıcı Teknolojileri ve Saç Bakım Ürünleri Fabrikası ile Ankara Tüketici Markaları Fabrikası olmak üzere, Türkiye’de 3 noktada üretim gerçekleştiriyor. Hem ülke ekonomisine hem istihdama katkı sağlıyor. Tüketici Markaları İş Birimi’nde, Çamaşır ve Ev Bakım kategorisindeki ürünlerin yüzde 80’e yakını Türkiye’de üretiliyor. Persil, Tursil, Perwoll, Vernel ve Pril elde yıkama bulaşık deterjanları, Türkiye’de üretilen markalar arasında. Türk Henkel’in Saç Bakım kategorisi altında satışa sunduğu ürünlerin ise yüzde 76’sı ülkemizde üretiliyor. Blendax, Syoss şampuan ve saç bakım kremleri ile Gliss ürünlerinin birçoğunun üretimi ülkemizde gerçekleştiriliyor. Türk Henkel’in Yapıştırıcı Teknolojilerinde Türkiye’de ürettiği markalar ise Loctite, Technomelt, Bonderite, Teroson, Aquence, Sista ve Ceresit… Bu da şirketin, Yapıştırıcı Teknolojilerinde ülkemizde satışa sunduğu ürünlerin üçte ikisine karşılık geliyor.
İçinde bulunduğu pazarların büyümesinden daha fazla büyüme hedefiyle hareket eden Türk Henkel’de, 2023 yıl sonu itibarıyla hem tüketici ürünleri alanında hem de yapıştırıcı teknolojilerinde çift haneli büyüme öngörülüyor. Şirketin, Tüketici Markaları ve Yapıştırıcı Teknolojileriİş Birimlerinde bulunan 34 markasının büyük bölümü de pazarlarında lider konumda ya da ilk 3 içinde yer almayı sürdürüyor. Türk Henkel, yıllardır Henkel’in global büyümesine en çok katkı sağlayan ilk 10 ülkeden de biri konumunda… Son 5 yılda özellikle endüstriyel iyileştirmeler, endüstri 4.0 altyapısı ve sürdürülebilirlik gibi alanlara yatırım gerçekleştiren Türk Henkel’de hedef, 2024 yılında yatırımları artırarak bu büyümeyi daha da hızlandırmak.
Yatırımların odak noktasında sürdürülebilirlik var
Henkel’inglobalde gerçekleştirdiği yatırımların odak noktalarından birini de sürdürülebilirlik konusu oluşturuyor. Henkel‘de ortak amaç, “Gelecek Nesiller İçin İyiliğe Öncülük Etmek“ olarak ifade ediliyor. Bu noktadan hareketle Henkel, 2030 ve sonrası için global sürdürülebilirlik stratejisinin çerçevesini de çoktan çizmiş durumda. Şirket, 2030’a kadar operasyonlarını iklim pozitif hale getirmeyi, 2025’e kadar tüm yönetim seviyelerinde cinsiyet eşitliği sağlamayı, toplum eğitimi programlarını ve gönüllülük faaliyetlerini genişletmeyi ve ambalajları %100 geri dönüştürülebilir ya da yeniden kullanılabilir şekilde tasarlamayı hedefliyor. Türk Henkel, geçtiğimiz dönemde de ülkemizde sürdürülebilirlik alanında önemli adımlar atmış durumda. Türk Henkel’in Tüketici Markaları İş Birimi’nde şu anda ürettiği tüm ürünler %100 geri dönüştürülebilir ambalaja sahip. Ürünlerde kullanılan ham madde ve ambalaj malzemeleri de sürdürülebilir kaynaklardan temin ediliyor. Henkel’in Tüketici Markaları fabrikaları içinde yağmur suyu geri kazanımını hayata geçiren ilk fabrika ise Türk Henkel’in Ankara Fabrikası oldu. Türk Henkel ayrıca, İstanbul Tuzla’daki Yapıştırıcı Teknolojileri Fabrikası’nı da karbon nötr hale getirdi. Bu fabrika şu anda Hindistan, Orta Doğu ve Afrika (IMEA) bölgesinde karbon nötr özelliğindeki ilk iki Henkel tesisinden biri.
Yaklaşık 100 milyon dolarlık yatırımla kurulacak veri merkezi, 6 Megawatt kapasiteye kadar ulaşarak Vodafone’un Ege Bölgesi’ndeki en büyük kapasiteli veri merkezlerinden biri olacak. Yeni merkezle birlikte Vodafone’un Türkiye’nin büyükşehirlerinde bulunan veri merkezlerinin sayısı 6’ya, beyaz alan büyüklüğü ise 13.500 metrekareye kadar ulaşacak. Kurulacak veri merkezinin 2025’in ilk çeyreğinde faaliyete geçmesi hedefleniyor.
Vodafone İzmir Veri Merkezi projesi için Vodafone Türkiye CEO’su Engin Aksoy ve Edgnex Data Centres by DAMAC Başkan Yardımcısı ve Yönetim Kurulu Üyesi Aqil Ali’nin katılımıyla İstanbul’da bir basın toplantısı düzenlendi.
Bulut bilişim için güvenilir ve yüksek kapasiteli veri merkezlerine yatırım yapılması bir zorunluluk
Törende konuşan Vodafone Türkiye CEO’su Engin Aksoy, “Vodafone olarak, ülkemizin yatırım ikliminde önemli bir rolümüz var. Türkiye ekonomisine katkı sağlayan oyunculardan biriyiz. Son 17 yılda yaptığımız yatırımın reel değeri 157,6 milyar TL’yi aştı. Vodafone ekosistemi olarak sadece 2022-23 mali yılında Türkiye GSYH’sine 68 milyar TL’lik katkı sağladık. Gelecek hedeflerimizden biri de Veri Merkezi, Bulut Çözümleri, Siber Güvenlik, Özelleştirilmiş Mobil Ağ ve IoT alanlarında yapacağımız yatırımlarla önümüzdeki 5 yıl boyunca katlanarak artan bir hızda büyümek. Küresel bulut bilişim pazar büyüklüğünün 2026 yılına kadar 947,3 milyar dolara ulaşacağı öngörülüyor. Bu yükselen ekonomide Türkiye’nin yer almaması düşünülemez. Bulut bilişim için güvenilir ve yüksek kapasiteli veri merkezlerine yatırım yapılması bir zorunluluk olmaya devam ediyor. Bu anlayışla DAMAC ile ülkemize yeni bir veri merkezi kazandırmak üzere güçlerimizi birleştirdik ve bir ortak girişim şirketi kurduk. Bu stratejik ortaklıkla amacımız, Türkiye’de ve diğer global pazarlarda veri merkezi tesisleri geliştirmek. Bu kapsamda İzmir’de kuracağımız ortak veri merkezi projemizin toplam yatırım tutarının 100 milyon dolara ulaşmasını öngörüyoruz. Yeni veri merkezimiz tamamlandığında, teknoloji alanındaki yatırımlarımızın en güçlü halkalarından birini oluşturacak. Vodafone olarak, global deneyimimiz ve yerel yeteneklerimiz ile ülkemizin sürdürülebilir büyümesine katkı sağlamaya devam edeceğiz” dedi.
İzmir, konumu itibarıyla Doğu Akdeniz Bölgesi’nin veri merkezi talebini karşılamak adına son derece elverişli
Edgnex Data Centres by DAMAC Başkan Yardımcısı ve Yönetim Kurulu Üyesi Aqil Ali ise şöyle konuştu: “Vodafone ile gerçekleştirdiğimiz ortak girişim, DAMAC açısından çok büyük bir dönüm noktası olmakla birlikte, Türkiye’nin batı kıyısında büyüyen pazarda önemli bir dijital altyapı sağlayacak. Türkiye’nin en geniş ve en eski şehirlerinden biri olan İzmir, konumu itibarıyla da Doğu Akdeniz Bölgesi’nin veri merkezi talebini karşılamak adına son derece elverişli. Biz yerel dijital ekonomiler üzerinde maksimum etki alanına sahip olabileceğimiz küresel stratejik ortaklıklar kurmaya önem veriyoruz. Bu nedenle, Vodafone ile olan çalışmamız hızla gelişen piyasada dünya standartlarında bir tesis sunacak.”
Tier 3 standartlarına göre tasarlanacak
Son teknolojiye sahip olacak yeni veri merkezi, Tier 3 standartlarına göre tasarlanacak. Veri merkezi sektöründe, sıfır hataya yakın çalışma koşulları ile birlikte %99,982 oranında kullanılabilirlik, tam yedekli, yüksek teknoloji özelliklerine sahip veri merkezleri Tier 3 seviyesine erişmiş sayılıyor. Depreme dayanıklılık standartları esas alınarak inşa edilecek olan yeni veri merkezi, soğutma sistemi dahil yedekli altyapı kapasitesi, yedekli bilgi işlem sistemleri ve çalışır durumdayken bile bakımı yapılabilen güvenilir teknoloji merkezi ile Tier 3 seviyesi için gerekli tüm kriterleri karşılayacak. Yeni veri merkezi yeşil enerji bileşenlerine sahip olacak ve yenilenebilir enerji kullanılacak.
İzmir; Avrupa, Afrika ve Asya’ya erişim sağlayan birçok deniz altı kablo geçiş istasyonuna yakın bir konumda bulunuyor. Bu stratejik konumu nedeniyle bölgede devam eden deniz altı kablo geliştirme çalışmaları, internet değişim noktaları ve içerik dağıtım ağı (CDN) sağlayıcıları açısından cazip hale geliyor. Türkiye ve Yunanistan’ı birbirine bağlayacak olan deniz altı kablo sistemi, İzmir’i Atina ve Girit’e bağlayacak. Bu sayede, veri merkezi müşterilerine yedekli bağlantı güzergahları sayesinde düşük gecikme süresiyle erişim hizmeti imkânı sağlanacak.
Avrupa’ya hem karasal hem de deniz altı kabloları ile bağlı olacak
Yeni veri merkezi ile müşterilerine uçtan uca çözümler sağlayacak. Taşıyıcı bağımsız bir veri merkezi olarak planlanan veri merkezi, her segmentten müşteri için bir cazibe merkezi olacak. Vodafone’u bölgede “tek durak noktası” haline getirecek olan merkez, özellikle bölgedeki içerik üreticileri, toptan seviyede hizmet veren firmalar ve felaket durum merkezi (DRC) hizmetlerine ihtiyaç duyan kurumsal firmalar için Avrupa yönüne hem karasal hem de deniz altı kabloları ile bağlı olacak. Bu da merkezin müşteriler tarafından tercih edilmesinde önemli rol oynayacak. Yeni veri merkezi, “internet üzerinden medya servisi sunanlar” (OTT) ve “hiper ölçekli hizmet sağlayıcılar” (hyperscaler) segmenti için de çok önemli bir merkez olacak. Bu segmentin coğrafi olarak alternatif bir rotada veri merkezi hizmeti almasını sağlayacak.
Teknoloji her geçen gün bir önceki aşamaya göre çok daha hızlı ve çevik bir biçimde gelişim gösterirken girişimcilik ekosistemi de aynı doğrultuda hem teknolojiyi besleyen hem de teknolojiden beslenen bir yapıda gelişimini sürdürüyor. Peki “teknoloji”, “girişimcilik” ve “rekabet” olgusal veya yapısal olarak aynı başlıkta değerlendirildiğinde süreç nasıl işliyor? Bu soru ve çok daha fazlası bu ay 20 Şubat’ta Tekno Rekabet başlığıyla gerçekleştirilecek olan Kuyuya Taş Atıyoruz etkinliğinde yanıt bulacak.
Ekosistem paydaşlarının katılımıyla ve karşılıklı sohbet havasında gerçekleşecek olan etkinliğe dair tüm merak edilenleri sizler için derledik. İşte detaylar!
Kuyuya Taş Atıyoruz etkinliği 20 Şubat’ta!
ENTERTECH İstanbul Teknokent tarafından gerçekleştirilen konsept bir etkinlik olan Kuyuya Taş Atıyoruz etkinliği bu ay 20 Şubat’ta “Tekno Rekabet” ana temasıyla düzenlenecek. Workinton Levent 199‘daki etkinlik saat 19:00’da başlayacak. Girişimcilik ekosistemi odağında önemli değerlendirmelerin yapılacağı etkinliğin medya partneri Branding Türkiye olurken etkinliğin moderatörlüğünü Engin Alemdar yapacak. Bilgi ve deneyim paylaşımına ek olarak network fırsatının da olacağı Kuyuya Taş Atıyoruz’un bu ayki konuğu ise CarrTell CEO’su Batuhan Tosunoğlu oldu.
Teknoloji, girişimcilik ve rekabet gibi önemli kavramların gündeme alınacağı etkinliğe kaydolmak ve etkinlik hakkında ayrıntılı bilgi edinmek için “Bilgi Ve Kayıt”a tıklamanız yeterli. Formu eksiksiz doldurmayı unutmayın.
Etkinlik Detayları
Etkinlik Adı: Kuyuya Taş Atıyoruz Ana Tema: Tekno Rekabet Moderatör: Engin Alemdar Konuşmacı: Batuhan Tosunoğlu Tarih: 20 Şubat 2024 Mekan: Workinton Levent 199 Adres: Büyükdere Caddesi No:199, Levent 199, İstanbul
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, çalışanları daha fazla koruyacak yeni bir kanun hazırlamaya başladı. Milyonlarca kişiyi etkileyecek kanunla birlikte haftalık çalışma saatinindüşürülmesi bekleniyor. Şu anda ortalama 45 saat olan çalışma süresi, yeni kanunla 35-40 saate düşürülecek.
Haftalık çalışma saati 40 saat olarak güncellenecek
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan; çalışma saatleri, ücretler, izin hakları başta olmak üzere pek çok konuda yeni düzenlemeye ihtiyaç olduğunu belirtmişti. Bu kapsamda TBMM’de harekete geçildi. Sabah’ın haberine göre haftalık çalışma saatlerinde düşüş yaşanacak.
Hazırlanan kanun taslağında, tüm sektörlerde haftalık çalışma saatlerinin 35-40 saateazaltılması öngörülüyor. Şu an sanayi sektöründe 45, basın ve denizcilikte 48 olan sınırlar, kanunla birlikte kademeli olarak azaltılacak. Ayrıca yıllık izin süresi de güncellenmiş olacak.
Kanun taslağına göre, fazla mesai ücretleri ve tatil izin ücretlerinde de düzenleme yapılması öngörülüyor. Fazla mesai ücretlerinin artırılmasıyla çalışanların alım gücünün yükseltilmesi planlanıyor. Ayrıca kayıt dışı istihdamı önlemek için denetimler sıklaştırılacak.
Yeni kanunda çalışanların vasıf gelişimleri de desteklenecek. İşverenlere eğitim kursları düzenleme yükümlülüğü getirilecek. Böylece çalışanlar yeni iş imkanları yakalayabilecek.
Günümüzde kullanılan kurallar, 1936 yılında kabul edilen ve 2003’te güncellenen İş Yasası’na dayanıyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan ise bu konuda kapsamlı bir değişiklik yapmak istediklerini ifade etti.
Peki siz bu konu hakkında neler düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi aşağıdaki Yorumlar kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.
Sunduğu akılcı çözümlerle sanayide Endüstri 4.0’a geçişi hızlandıran Atlas Copco Endüstriyel Teknik; Smart Integrated Assembly konsepti ile tüm dünyada ve endüstrilerde yeni bir dönem başlatıyor. Birbiriyle bağlantılı akıllı montaj araçlarını, veri tabanlı hizmetleri ve tamamen entegre çözümleri içeren bir Endüstri 4.0 portföyünü kapsayan Smart Integrated Assembly ile endüstriyel üretimi tamamen otomatik ve hatasız hale getirerek, üreticilerin enerji maliyetlerini düşürüyor ve dünya genelinde sürdürülebilir bir geleceğe katkıda bulunuyor.
Akıllı fabrikaların üretimde baş rolü aldığı endüstri çağında; daha esnek, uyarlanabilir ve entegre üretim süreçleri, sürdürülebilir verimlilikte anahtar görevi görüyor. Endüstriye yüksek kaliteli endüstriyel elektrikli aletler, kalite güvence ürünleri, montaj çözümlerinin yanı sıra yazılım ve hizmet sunan Atlas Copco Endüstriyel Teknik; geliştirdiği “Smart Integrated Assembly” konsepti ile bugünden modern üretimin geleceğini şekillendiriyor.
Üretimin geleceğine giden yol haritasını sunuyor
Üretimin ve üretim yönetiminin dijital altyapılar aracılığıyla yürütüldüğü, anlık kesinti ve arızaların üretim mekanizmasına doğrudan etki ettiği yeni endüstri çağında, esneklik ve çeviklik gibi parametreler hem verimlilik hem de rekabet üstünlüğü için kritik bir rol üstleniyor. Smart Integrated Assembly konsepti de; Atlas Copco Endüstriyel Teknik’in üretimin geleceğine giden yol haritasını sunma, inovasyon ve sürdürülebilirlik odaklı uzun vadeli taahhütlerinin bir kanıtı olma niteliği taşıyor. Smart Integrated Assembly; entegre montaj hattı çözümlerini içeren, akıllı bağlantılı montaj araçlarını ve veri odaklı hizmetleri de kapsayan bir Endüstri 4.0 çözümleri portföyü olarak tanımlanıyor.
Endüstriyel üretim döngülerinin her adımı için donanım, yazılım ve hizmetlerin tümünün işleyişini ve ekosistemini kapsayan bu ekosistem; endüstriyel üretimi tamamen otomatik ve hatasız hale getirmeyi hedefliyor.
Daha verimli, esnek, uyarlanabilir ve güvenli üretim süreçleri açısından rekabet avantajı sunarken; üretimde iş duraksamalarını azaltarak malzeme ve enerjiyi verimli kullanıyor. Endüstri 4.0 dönüşümünde çığır açan bu konsept, atık miktarını azaltarak karlılığı artırıyor ve dünyanın sürdürülebilirliğini destekliyor.
Yenilikçi teknik altyapısı sayesinde üç farklı işlevi bir arada sunan Cloudworks, KOBİ’lerden büyük işletmelere kadar her ölçekten işletmenin kendi ihtiyaçlarına göre özelleştirilmiş bulut servislerine tek bir platformdan erişebilmesini sağlıyor. Cloudworks’u kullanan işletmeler, İnnova’nın geliştirdiği ürünlere erişebilmenin yanı sıra, kendi bulut sistemlerini de oluşturabiliyor ve platform içinde kendi ürünleriyle yer alabiliyor. Kolay ölçeklenebilir bir iş modeliyle çalışan Cloudworks, şirketlerin verimliliklerini artırırken “Kullandıkça Öde” özelliği sayesinde iş süreçlerini daha az maliyetle buluta taşıyabilmelerini sağlıyor.
İnnova CEO’su Serdar Toraman
Cloudworks ile bulut teknolojisine yenilikçi bir yaklaşım getirerek sektörde fark yarattıklarını söyleyen İnnova CEO’su Serdar Toraman, “Cloudworks tamamen kendi kaynaklarımızla geliştirdiğimiz benzersiz bir yüksek teknoloji bulut platformu. Cloudworks sayesinde her işletme kendi geliştirdiği ürün, servis ve çözümlerini hem platformun bulut altyapısında hem de kendi pazar yerlerinde müşterilerine doğrudan sunabilecek.
Platform aynı zamanda İnnova’nın geniş bir yelpazede her profilden kullanıcı için değer yaratan, lider ve yenilikçi ürünlerine direkt ulaşım imkânı da sağlıyor. Bu üç farklı işleviyle Cloudworks, şirketimizin genlerindeki inovasyon ruhunu en iyi yansıtan çözümlerimizden biri olarak öne çıkıyor. Bu platformun, ülkemizin dijital dönüşüm yolculuğunda önemli bir rol üsteleneceğine ve yerli teknoloji girişimlerimizin globale açılmasına yeni bir katkı sunacağına inanıyorum” dedi.
Cloudworks’te yer alan ürünler arasında bulut altyapısıyla düşük maliyetli, yüksek güvenlikli bir tahsilat kanalı sunan PayFlex Sanal POS, IoT projelerinde uçtan uca çözüm sunan SkywaveIoT, e-Fatura başta olmak üzere şirketlerin tüm muhasebe süreçlerini İnnova özel entegratörlüğünde dijitalleştiren PayFlex E-Dönüşüm çözümleri ve Android POS bulunuyor.
İnnova’nın 7/24 sunduğu destek güvencesiyle operasyonel süreklilik sunan Cloudworks yüksek güvenlik önlemleri ve yedekleme çözümleriyle şirketlerin kritik verilerinin güvende kalmasını sağlıyor.
Tarım ve teknoloji alanında faaliyetlerini sürdüren Agrotech, yüzde 100 yerli ve milli kaynaklarla geliştirdiği Bychat yazılımı özelinde Ares Technology Limited’la yıllık white-label iş ortaklığı sözleşmesi imzaladı. Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) yapılan açıklamada, “Bychat ürünümüzün kullanımı için merkezi Hong Kong’ta bulunan Amerika, Avrupa, Ortadoğu, Afrika ve Uzakdoğu’da 63 ülkede hizmet veren Ares Technology Limited’la bu ülkeleri kapsayan yıllık white-label iş ortaklığı sözleşmesi imzalanmıştır. Bu sözleşme ile birlikte ilgili firmanın yaklaşık yıllık 1,2 milyar dolar hacme sahip tüm e-ticaret ve dijital dönüşüm süreçleri yüzde 90 bağlı ortaklığımız olan Grid Teknoloji tarafından yapay zekâ ürünümüz Bychat ile sağlanacak.” sözlerine yer verildi. Agrotech Global Teknoloji ve Ar-Ge Başkanı Murat Teksöz ise köklü ve uluslararası yapısıyla ön plana çıkan Ares Technology Limited ile yapılan iş birliğine ilişkin, “Bu adımı, şirketimizin stratejik hedeflerine ulaşma ve küresel pazarda güçlü bir marka haline gelmesi adına önemli bir süreç olarak görüyoruz.” dedi.
Tarımsal üretimde Türkiye’nin önde gelen şirketi Agrotech, yüzde 100 yerli ve milli kaynaklarla geliştirdiği Bychat yazılımı özelinde Ares Technology Limited’la yıllık white-label iş ortaklığı sözleşmesi imzaladı. Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) yapılan açıklamada, yazılımın iki ayı aşkın süredir devam eden yeterlilik testlerinin başarıyla sonuçlandığı belirtilirken, “Bychat ürünümüzün kullanımı için merkezi Hong Kong’ta bulunan Amerika, Avrupa, Ortadoğu, Afrika ve Uzakdoğu’da 63 ülkede hizmet veren Ares Technology Limited’la bu ülkeleri kapsayan yıllık white-label iş ortaklığı sözleşmesi imzalanmıştır. Bu sözleşme ile birlikte ilgili firmanın yaklaşık yıllık 1,2 milyar dolar hacme sahip tüm e-ticaret ve dijital dönüşüm süreçleri yüzde 90 bağlı ortaklığımız olan Grid Teknoloji tarafından yapay zekâ ürünümüz Bychat ile sağlanacak olup; bu ticaret hacminin yüzde 2’lik kısmına gelen, yıllık yaklaşık 720 milyon TL, bağlı ortaklığımız Grid Teknoloji’ye ödenecektir. Buradan elde edilecek tutar tam konsolidasyon olarak raporlanan bilançomuza da yansıyacaktır.” denildi.
Yerli ve milli kaynaklarla geliştirildi
Agrotech Global Teknoloji ve Ar-Ge Başkanı Murat Teksöz, köklü ve uluslararası yapısıyla ön plana çıkan Ares Technology Limited ile yapılan iş birliğine ilişkin, “Bu adımı, şirketimizin stratejik hedeflerine ulaşma ve küresel pazarda güçlü bir marka haline gelmesi adına önemli bir süreç olarak görüyoruz. Şirketimizin sadece yerel değil, aynı zamanda küresel düzeyde de rekabetçi olma hedefine ulaşma yolundaki kararlılığının bir yansıması olarak değerlendiriyoruz. Bychat yazılımı, Türkiye’nin yerli ve milli kaynaklarıyla geliştirilmiş bir ürünüdür ve bu iş ortaklığıyla birlikte dünya genelinde daha geniş bir kitleye ulaşacağına inanıyoruz. Ares Technology Limited’ın uluslararası alandaki köklü ve etkili yapısı, ürünümüzün küresel pazarda başarılı bir şekilde konumlanmasına yardımcı olacak.” dedi.
Türkiye’nin önde gelen sektörel yazılım çözümleri sağlayıcısı Link Bilgisayar genel müdürlüğü görevine Murat Pekmezyan atandı. Bilişim sektöründeki 35 yıllık deneyiminde, sektörlerinin lider şirketlerinde inovasyon, büyüme ve dijital dönüşüm alanlarındaki başarılarıyla öne çıkan Pekmezyan, Link Bilgisayar’ın gelecek dönemde sektörel çözümler alanındaki konumunun güçlendirilmesine liderlik edecek.
Link Bilgisayar’a katılmadan önce sektörel yazılım çözümleri alanında faaliyet gösteren Ice Teknoloji’nin genel müdürü olan Pekmezyan, şirketin satış ve müşteri hacmini artırarak pozisyonunun yukarı taşınmasını sağladı. Öncesinde Burgan Bank’ın sistem geliştirmeden sorumlu başkan yardımcılığını yapan Pekmezyan, Mobix ve Digital Planet genel müdürlüklerinde bulundu. Dijital bankacılığın Türkiye’de gelişimine katkıda bulunan Pekmezyan, Osmanlı Bankası, EGS Bank, Ziraat Bankası ve DenizBank’ın yazılım çözümleri sağlayan iştiraklerinde üst düzey yöneticilik görevlerinde bulunarak büyük ölçekli dijitalleşme ve yazılım geliştirme projeleri yönetti.
1982 yılında Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği bölümünden mezun olan Pekmezyan, yüksek lisans eğitimini İstanbul Teknik Üniversitesi Kimya Mühendisliği bölümünde tamamladı.
Madeni yağ sektörünün önde gelen şirketlerinden Opet Fuchs’ta Genel Müdürlük görevine, OPET Petrolcülük A.Ş. Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı İrfan Özdemir getirildi.
OPET Petrolcülük ve Fuchs Petrolub SE ortaklığında Türkiye’de otomotiv ve endüstriyel yağlar alanında hizmet veren Opet Fuchs’un üst düzey yönetiminde değişikliğe gidildi. Temmuz 2021’den itibaren Opet Fuchs Genel Müdürü olarak görev yapan Özgür Canşe emekliliğe ayrılırken bu göreve OPET Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı İrfan Özdemir atandı.
OPET Fuchs’ta 1 Mart 2024 itibarıyla Genel Müdürlük görevini üstlenecek olan İrfan Özdemir, 1991 yılında İTÜ İşletme Mühendisliği Bölümü’nü bitirdikten sonra profesyonel iş hayatına adım attı. Yaşar Holding DYO ve Sadolin A.Ş.’de Satış Koordinasyon Şefi olarak görev yapan Özdemir, 1994 yılında Tofaş OTO Ticaret A.Ş.’ye transfer oldu. Tofaş OTO Ticaret’te sırasıyla Bölge Satış Sorumlusu, Bölge Satış Uzmanı, Bölge Satış Müdürü ve Bölge Satış Koordinatörü görevlerinde bulundu. Daha sonra New Holland Trakmak AŞ’de Satış Genel Müdür Yardımcısı olarak görev yapan İrfan Özdemir, bu görevinin ardından Türk Traktör ve Ziraat Makineleri AŞ’ye Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak atandı. Özdemir Mart 2018’den bu yana OPET’te Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak görev yapıyordu.
Microsoft, Azure konsolunda yaptığı açıklamada, Azure IoT Central hizmetinin 31 Mart 2027’de kullanımdan kaldırılacağını doğruladı.
Microsoft’un 8 Şubat 2024 tarihli “Learn” gönderisine göre IoT Central, IoT çözümlerini oluştururken, yönetirken ve sürdürürken işi ve maliyetleri azaltmak için tasarlanmış bir hizmet olarak IoT uygulama platformudur.
15 Şubat itibarıyla, IoT Central web sitesi hâlâ potansiyel müşterileri “Azure’u Ücretsiz Deneyin” veya “Kullandıkça öde hesabı oluşturun” davetinde bulunuyor.
Microsoft’un Azure IoT teklifi üç sütundan oluşuyor: IoT Hub, IoT Edge ve IoT Central.
Microsoft’a göre IoT Hub, “IoT cihazlarını ve sensörlerini bağlamak, izlemek ve yönetmek için güvenli ve ölçeklenebilir bir yol” sağlayan bulut tabanlı bir hizmet. Azure IoT Edge, cihazların bulut tabanlı iş yüklerini yerel olarak çalıştırmasına olanak tanıyacak şekilde tasarlanmıştır. Azure IoT Central, cihazları uygun ölçekte bağlamak ve yönetmek için tam olarak yönetilen, bulut tabanlı bir IoT çözümü.
Merkez, mimaride Hub’ın üzerinde bir katman ve Hub’ın kendisi de devam edebilir. Bir geliştirici, Azure konsolunda Hub hakkında herhangi bir uyarı olmadığını söyledi. IoT Edge ise “konteynerli Linux iş yüklerini dağıtmanıza, çalıştırmanıza ve izlemenize olanak tanıyan cihaz odaklı bir çalışma zamanıdır.“
2019 yılında Microsoft ve uydu iletişim şirketi Inmarsat, müşterilerin verileri Inmarsat’ın sat-com ağı aracılığıyla analiz için Azure IoT Central platformuna taşımasına olanak tanıyacak bir entegrasyonu duyurdu.
GPU devi Nvidia’nın da Azure IoT Central ile bağlantısı var. Fleet Command hibrit bulut platformu, “Yapay zekayı düzinelerce veya binlerce sunucu veya uç cihaza güvenli ve uzaktan dağıtmak, yönetmek ve ölçeklendirmek” olarak faturalandırılıyor. “Azure IoT Central çalışma zamanını dağıtma ve Azure IoT Central düğümünü Fleet Command’den yönetme” yeteneği de dahil olmak üzere Azure IoT Central ile entegrasyon sunuyor.
IBM, Kasım 2022’de Watson IoT hizmetini kısa sürede sona erdirmek için benzer bir hamle yaptı. Şirket, bunun “IBM Cloud’daki Watson IoT Platform hizmetini 1 Aralık 2023’ten itibaren doğrudan değiştirme olmaksızın sonlandıracağını” söyledi.
Pennsylvania Üniversitesi’nde görev yapan araştırmacılar, geleneksel elektrik yerine ışık dalgalarını kullanan devrim niteliğinde bir bilgisayar çipi geliştirdi. Bu yeni çip, sadece bilgisayar işlem hızını artırmakla kalmayıp aynı zamanda enerji tüketimini de azaltma potansiyeli taşıyor. Geliştirilen çipin, kullanıma hazır olduğu ve hacklenemeyeceği iddialarıyla dikkat çekiyor.
Hacklenemez bilgisayarlar Günümüzde yapay zeka ve benzeri alanlarda kullanılan süper bilgisayarlar, milyonlarca hesaplama saniyede bir kentilyon hesaplamayı gerçekleştirebiliyor. Ancak, bu süper bilgisayarlar yüksek enerji tüketimiyle de biliniyor. AMD destekli Frontier süper bilgisayarının 22,703 kW güç tüketimine sahip olması, verimsizlik sorununu ortaya koyuyor.
Pennsylvania Üniversitesi araştırmacıları, bu soruna çözüm olabilecek bir çip geliştirdi. Silikon-fotonik (SiPh) çip, ışık kullanarak matematiksel hesaplamalar yapabilme yeteneğiyle öne çıkıyor. Araştırmacılar, bilgi işlem teknolojisini daha verimli hale getirmek ve enerji tüketimini düşürmek amacıyla ışığı kullanmayı tercih ettiler.
Yapılan açıklamalara göre Hacklenemez bilgisayarlar, SiPh çipleri, yapay zeka modellerini eğitmek ve sınıflandırmak için kullanılan GPU’larla rekabet edebilecek potansiyele sahip. Ayrıca, çipin paralel hesaplama yeteneği, veri gizliliğini artırarak hacklenememe avantajı sağlıyor. Çip, bellekte bilgi saklama ihtiyacını ortadan kaldırdığı için, veri hırsızlığı riskini minimize ediyor.
Araştırmacılar, SiPh çiplerinin yapay zeka şirketlerinin mevcut altyapılarına kolayca entegre edilebileceğini öne sürüyor. Bu çiplerin, daha hızlı hesaplama, düşük enerji tüketimi ve veri gizliliği sağlama gibi avantajlarıyla gelecekte bilgi işlem teknolojisinin önemli bir oyuncusu olabileceği düşünülüyor. Şu anda ticari bir dökümhaneye başvuruda bulunulmuş durumda, ancak seri üretim için optimizasyon çalışmalarının devam etmesi bekleniyor.
Nvidia, yapay zeka uygulamalarına yönelik güçlü ve yüksek performanslı bir süper bilgisayarı olan Eos’u tanıttı. Gelişen yapay zeka teknolojileriyle birlikte, bu alandaki ihtiyaçlar da hızla artıyor. Eos, bu ihtiyaçlara cevap vermek üzere tasarlanmış bir süper bilgisayar olarak öne çıkıyor.
Eos süper bilgisayarı, etkileyici 4.608 adet H100 AI GPU’ya ev sahipliği yaparak, toplamda 18,4 Exaflops’a kadar yapay zeka işlem gücü sunuyor. Bu özellikleriyle Eos,Top500.org süper bilgisayarlar listesine 9. sıradan giriş yaparak dikkatleri üzerine çekiyor. Yapay zeka alanındaki en güçlü süper bilgisayarlar arasında kendine sağlam bir yer ediniyor.
Donanım açısından incelendiğinde, Eos süper bilgisayarı 576 adet Nvidia DGX H100 sistemi ile donatılmış durumda. Her bir DGX H100 sistemi, Nvidia’nın en son teknoloji ürünü H100 AI GPU’larını barındırıyor ve toplamda 4608 GPU’ya ev sahipliği yapıyor. Bu güçlü donanım birbirine bağlanarak, Eos’un Quantum-2 InfiniBand mimarisi ile destekleniyor, bu da Eos’a 18,4 Exaflops’luk muazzam bir FP8 AI performansı kazandırıyor.
Nvidia’nın Eos süper bilgisayarının duyurusunda,Eos’un mimarisinin geniş bir hızlandırılmış bilgi işlem düğümleri kümesinde ultra düşük gecikme süresi ve yüksek çıkışlı ara bağlantı gerektiren yapay zeka iş yükleri için optimize edildiği belirtiliyor. Bu özellikleri, Eos’u yapay zeka yeteneklerini ölçeklendirmek isteyen kuruluşlar için ideal bir çözüm haline getiriyor. Eos, dünya çapındaki şirketler ve geliştiriciler için önemli bir kaynak olarak öne çıkıyor ve yapay zeka destekli uygulamaları hızlandırma konusunda taahhütte bulunuyor.
Nvidia’nın Eos süper bilgisayarı, yapay zeka alanında yeni bir dönemi başlatarak, geleceğin teknolojilerine yön veriyor. Yüksek işlem gücü, optimize edilmiş mimari ve etkileyici donanımıyla Eos,Nvidia’nın yapay zeka konusundaki liderliğini bir adım daha ileri taşıyor.
Teknoloji devi Google ve ana şirketi Alphabet’in CEO’su Sundar Pichai, son teknolojiye dair alışkanlıklarını paylaştığı bir röportajda dikkat çekici itiraflarda bulundu. Pichai, Google’ın ürettiği Pixel dahil olmak üzere, aynı anda 20’den fazla farklı akıllı telefonu aktif bir şekilde kullandığını açıkladı. Bu alışılmadık tercihi, şirketin hizmetlerini çeşitli cihazlarda test ederek kalite ve uyumluluklarını en üst düzeye çıkarma hedefini yansıtıyor.
Google CEO’su Sundar Pichai’nin teknoloji alışkanlıkları şaşırttı!Pichai, farklı marka ve modellerdeki akıllı telefonları kullanarak, Google’ın sunduğu hizmetlerin geniş bir cihaz yelpazesinde sorunsuz çalışmasını sağlamayı amaçladıklarını belirtti. Ancak, Pichai’nin koleksiyonundaki hangi telefonları kullandığı ve hangisinin ana telefonu olduğu konusunda herhangi bir detay vermedi. Bu çeşitlilik, Google’ın teknoloji dünyasındaki liderliğini sürdürebilmesi için yapılan kapsamlı bir test sürecine işaret ediyor.
Google CEO’su Sundar Pichai’nin teknoloji alışkanlıkları şaşırttı!, dijital refah ve güvenlik konularına da vurgu yaptı. Pichai, çocuklarına ekran süresi konusunda katı sınırlar koymadığını, ancak kendi kendilerini düzenlemeleri için teşvik ettiğini ifade etti. Ayrıca, şifrelerini sık sık değiştirmediğini ancak hesaplarını korumak için iki faktörlü kimlik doğrulama kullanarak güvenliği ön planda tuttuğunu belirtti.
Yapay zeka ve gelecek
Röportajda, Google CEO’su Sundar Pichai’nin teknoloji alışkanlıkları şaşırttı! Pichai ayrıca yapay zeka konusuna da detaylı bir şekilde değindi. Google’ın başkanı, yapay zekanın insanlık tarafından yaratılmış en önemli teknoloji olacağına inandığını paylaştı. Pichai, yapay zekanın etkisini, ateş ve elektriğin tarih boyunca insanlığa katkı sağlamış önemli keşiflere benzeterek, bu alanın potansiyelini vurguladı.
Bu açıklamalar, Google CEO’sunun teknolojiye ve yapay zekaya olan bakışını geniş bir perspektiften yansıtıyor ve şirketin hizmetlerini çeşitli cihazlarda optimize etme çabalarını daha kapsamlı bir şekilde ortaya koyuyor.
Çin Ulusal Uzay İdaresi (CNSA), araştırma enstitüleri ve şirketlerle kapsamlı işbirliği yoluyla yaklaşan Chang’e 8 misyonunun teknolojik becerisini geliştirmek için iddialı çabalara öncülük ediyor.
2028’de fırlatılması planlanan Chang’e 8 misyonu bir iniş aracı, gezici araç ve operasyonel çok görevli bir robotun konuşlandırılması da dahil olmak üzere kapsamlı bir dizi bilimsel hedefi kapsıyor. Ay keşiflerini geliştirmeye odaklanan misyon, derinlemesine gözlemleri kolaylaştırmak ve gelecekteki keşif çalışmaları için hayati öneme sahip ay yüzeyi verilerinin elde edilmesini kolaylaştırmak için en son teknolojiye sahip 14 bilimsel enstrümanın dahil edilmesi planlanıyor.
Uluslararası işbirliğini geliştirmek için CNSA, ajansın resmi belgesinde belirtildiği gibi küresel topluluğu Chang’e 8 misyonu için görev düzeyinde, sistem düzeyinde ve yük düzeyinde işbirlikçi projelere katılmaya davet etti.
South China Morning Post’a (SCMP) göre, CNSA şu anda Chang’e 8 misyonu için gerekli olan dokuz aracın geliştirilmesi için teklif talep ediyor. Dikkate değer girişimler arasında, eşyaları yakalama, taşıma ve yerleştirme ile ay toprağını kürekleme ve aktarma gibi görevleri yerine getirebilen 100 kg’lık bir robotun tasarımı ve geliştirilmesi yer alıyor. Pillerle çalışan bu çok yönlü robot, aletlerin ve bileşenlerin uzay aracından ay yüzeyine taşınmasında çok önemli bir rol oynayacak, ayrıca nesneleri titizlikle bir araya getirme ve saatte minimum 400 metre hızla gezinme becerisine sahip olacak.
Dahası, robotun görevi aydaki kayaları toplamak ve bunları daha sonraki analizler için gezicide depolamak, ay yüzeyinin kimyasal bileşimine ve yaşına ışık tutmak ve böylece Ay’ın jeolojik evrimini anlamamıza katkıda bulunmak. Ayrıca, Ay’ın güney kutbunda Uluslararası Ay Araştırma İstasyonunun kurulmasına yönelik önemli bir adım olan, Ay’da potansiyel uzun vadeli insan yerleşimi için hayati öneme sahip ek teknolojileri de değerlendirecek. Çin, Rusya dahil uluslararası ortakların desteklediği girişimi destekleyecek.
CNSA, ay jeolojisi hakkında veri toplamak, Dünya’nın manyetosferini ay yüzeyinden incelemek ve ay kaynaklarının keşfi ve çıkarılmasına yönelik teknolojileri test etmek için kapsamlı bir araç dizisinin ana hatlarını çizdi. Bu araçlar arasında dikkate değer olan, ay toprağını eritmek ve onu işlevsel parçalara dönüştürmek için güneş enerjisinden yararlanan ve potansiyel olarak gelecekteki kaşifleri radyasyondan korumak veya üs kampları kurmak için Ay’da yapıların inşasını kolaylaştıracak bir yük. Robotlar, bu ay tuğlalarını daha büyük yapılar halinde bir araya getirecek ve süreç boyunca toprak sıcaklığını izleyen ve bileşen özelliklerini değerlendiren ek araçlarla donatılacak.
Potansiyel katılımcıların, teknik fizibilite, mali bütçeleme ve enstrüman geliştirme için öngörülen zaman çizelgelerini kapsayan ayrıntılı tekliflerini 10 Mart’a kadar sunmaları gerekiyor.
Threads ağında tespit edilen doğruluk kontrollerine ilişkin kullanıcı raporlarının ardından şirket, Threads’te dolaşan yanlış bilgileri ele almak için doğrulama kuruluşlarıyla bağlantı kurduğunu doğruladı ancak henüz içeriklerin doğrudan doğrulamasını tam olarak uygulamaya koymadı.
Meta, Aralık ayında, 2024’ün başlarında doğruluk kontrol ortaklarının yanlış içeriği doğrudan Threads üzerinden inceleyip derecelendirebileceğini duyurmuştu. Bu arada Meta’nın yalnızca mevcut doğruluk kontrollerini “Threads’teki neredeyse aynı içerikle” eşleştirebildiği belirtildi. Kullanıcıların artık Threads’te görünen doğrulama raporlarına bakılırsa; bu, insanların gördüğü Threads içeriğinin daha çok beklenen doğrudan doğrulaması değil, eşleşen derecelendirmeler durumudur.
Şirket, teyitçilerin doğrudan Threads’teki içeriği derecelendirme yeteneğini henüz tamamlamadığını, ancak yakında tamamlayacağını söyleyerek durumun böyle olduğunu doğruladı.
Threads kullanıcıları, gönderilerde uyarı etiketlerinin göründüğünü fark etmişti; bir durumda, hem yapay zeka tarafından oluşturulan sahte bir videonun üzerinde bir geçiş reklamı olarak hem de ekranın alt kısmında beliren bir açılır pencere olarak.
Uyarı mesajı “Yanlış Bilgi” şeklinde okunuyor ve ardından “Aynı yanlış bilgi, gerçek kontrolcüler tarafından başka bir konuda incelendi. Küçük farklılıklar olabilir.” açıklaması yer alıyor. Ayrıca “bağımsız gerçek kontrolcüler, bu bilginin gerçeklere dayanmadığını söylüyor” ve bu sonuca hangi gerçek kontrol kaynaklarının vardığı belgeleniyor.
Bunun altında kullanıcılar, doğrulama yapan kuruluşların adını ve kaynakların sonucunu; bunun neden yanlış olduğuna ilişkin ek bilgileri okuyabilir.
Bu doğruluk kontrolünün bir örneğini burada, Threads’te görebilirsiniz. Bu, Telegram sohbetlerinde dolaşan ve France 24 yayınına ait olduğu iddia edilen bir videoyla ilgili. Ancak video hiçbir zaman yayınlanmadı, hatta yapılmadı; her ikisi de doğrulama kuruluşlarının belirttiğine göre bu video yapay zeka tarafından oluşturulmuştu.
Testlerimizde, doğruluk kontrolü başlangıçta videoyla birlikte Threads gönderisini gizledi ancak tıklayıp görüntülemek için bir “Gönderiyi Gör” düğmesi sundu. Yanlış bilgi nedeniyle neden gizlendiğini bilmek istiyorsanız isteğe bağlı olarak “Nedenini Görün” seçeneğine dokunabilirsiniz. Bununla birlikte, doğrulama web sitelerine olan bağlantılar masaüstünde değil, yalnızca mobil cihazlarda çalıştığından ve videonun altındaki bilgilendirici uyarı, izlendiğinde kolayca gözden kaçabilecek küçük bir metin olduğundan, bu özellik biraz az gelişmiş gibi görünüyor.
Her ne kadar tam doğrulama özellikleri henüz Threads bünyesinde sunulmamış olsa da, bunu yaptıklarında bu özellik; Threads’i, doğruluk kontrollerinin artık büyük ölçüde kitle kaynak kullanımı yoluyla yönetildiği rakibi X’ten farklılaştıracak.
X’in Topluluk Notları sayesinde bağımsız gönüllüler, gönderilerin doğruluğunu kontrol ediyor ve ek bağlam veya düzeltmeler ekliyor. Sistemin algoritması daha sonra genellikle aynı görüşleri paylaşmayan kişiler arasında bir fikir birliği bulmaya çalışır. Her iki taraf da doğruluk kontrolünün gerekli olduğunu kabul ederse Topluluk Notu yayına girer. Bu arada şirketin web sitesi, X ekibinin notları düzenleyemediğini veya değiştiremediğini açıklıyor. Bunun yerine X, yalnızca kurallarını, koşullarını veya gizlilik politikasını ihlal eden gönderiler hakkında işlem yapıyor.
Elon Musk, Twitter’ın eski ekibinin sol önyargı ve sansürden suçlu olduğuna inandığı için, şirketi 2022’de satın aldığından beri Topluluk Notları’nın kullanımını destekliyordu. Ancak ProPublica’nın bir raporu, Topluluk Notlarının henüz İsrail-Hamas savaşı hakkında X’te dolaşan yanlış bilgileri ele alacak kadar ölçeklendirilmediğini ortaya çıkardı. Dahası, çürütülmüş iddiaların genellikle mavi onay işaretli Doğrulanmış hesaplar tarafından yayıldığı ve bu hesaplara daha yüksek görünürlük sağladığı belirtildi.
Meta’nın haberlere ve yanlış bilgi potansiyeline karşı daha temkinli bir yaklaşım sergilediği açıkça görülüyor.
Instagram başkanı Adam Mosseri geçen yıl Threads’in platformundaki “haberleri güçlendirmeyeceğini” söyledi ve Twitter alternatifi arayan gazetecileri ve haber tüketicilerini üzdü. Şirket ayrıca geçtiğimiz hafta hem Threads hem de Instagram’daki önerilerinde artık proaktif olarak siyasi içerik göstermeyeceğini açıklayarak bu sözlerini yerine getirdi. Ancak haberler ve politika, uygulamanın yeni trendler özelliği olan “bugünün konuları” nda görünmeye devam edebilir.
Samsung, katlanabilir telefon serisi Galaxy Z Fold‘un yeni modeli Samsung Galaxy Z Fold 6′ tanıtımına yönelik heyecan verici ayrıntılar ortaya çıktı. Güvenilir kaynaklardan alınan bilgilere göre, Samsung’un yeni katlanabilir cihazı Z Fold 6, büyük bir kamera güncellemesi ile kullanıcılarına benzersiz bir deneyim sunmaya hazırlanıyor. 200MP ana kamera ile donatılacağı söylenen cihaz, önceki modellerine göre önemli bir yükseltme sunacak.
Samsung’un önceki modelleri Z Flip 5 ve Z Fold 5’in ardından, şirket şimdi Z Flip 6 ve Samsung Galaxy Z Fold 6′ üzerinde çalışmalarını sürdürüyor. Güvenilir sızıntılara göre, Galaxy Z Fold 6’nın ana kamerası, önceki bilgileri yalanlayarak 200MP çözünürlüğünde bir ISOCELL HP2 sensör ile donatılacak.
Ice Universe gibi güvenilir bir ihbarcı önceki günlerde Twitter üzerinden yaptığı paylaşımda, Z Fold 6’nın selefi ile aynı olan 50MP ana kamera ile geleceğini belirtmişti. Ancak Tech_Rave kullanıcı adına sahip başka bir güvenilir ihbarcı, Z Fold 6’nın daha önce ortaya çıkan prototipine dayanarak 200MP çözünürlüğündeki ISOCELL HP2 sensör ile donatılacağını duyurdu.
Fold6, camera upgrade?
There's talk of equipping the Fold6 with the same camera sensor as the S24 Ultra instead of decreasing the battery capacity. pic.twitter.com/LwkUj1B5Kt
Geçtiğimiz haftalarda sızdırılan Z Fold 6 prototipi, daha ince bir tasarım ve daha geniş bir profille dikkat çekiyor. Ayrıca, daha önceki sızıntılara göre cihazın gücünü Exynos 2400 yonga setinden alması bekleniyor.
Samsung Galaxy Z Fold 6′ bu iddialı özellikleri, katlanabilir telefon teknolojisinin sınırlarını zorlamaya devam eden Samsung’un, kullanıcılara yüksek çözünürlük ve profesyonel fotoğrafçılık deneyimi sunma hedefini vurguluyor. Resmi açıklamaların ardından, Z Fold 6’nın ne gibi özelliklere sahip olacağını daha net bir şekilde öğrenmiş olacağız.
Yenilenebilir enerji sektöründe önemli bir role sahip olan jeotermal enerji, Fervo Energy Jeotermal‘nin inovatif çalışmaları ile daha da erişilebilir hale geliyor. Firma, Google ile gerçekleştirdiği “yeni nesil jeotermal enerji projesi” kapsamında, jeotermal enerji tesislerinde çığır açan adımlar atmaya devam ediyor.
Fervo Energy Jeotermal’nin sunduğu yeniliklerle, jeotermal enerjiye ulaşmak sadece 21 günde mümkün hale geldi. Bu, 2022 yılında Google ile başlatılan ortak projede sondaj süresinde elde edilen yüzde 70’lik azalmayı temsil ediyor. Bu hızlı ulaşım süreci, maliyetlere de olumlu yönde yansıyor. Firma, yeni sondajın 4,8 milyon dolara mal olduğunu belirtirken, önceki yöntemin 9,4 milyon dolara mal olduğunu ifade ediyor, bu da maliyetlerde yüzde 50’lik bir düşüş anlamına geliyor.
Fervo Energy’nin kullandığı Enhanced Geothermal System (EGS – Gelişmiş Jeotermal Sistem) yöntemi, sondaj ve kurulum süreçlerini daha etkili hale getiriyor. Geçtiğimiz yıl faaliyete geçen 3,5 MW kapasiteli tesis, kasım ayında Google’ın sunucularına elektrik sağlamaya başlamıştı. Şirket, şu anda 2026’da başlayacak ve 2028’de 400 MW kesintisiz güç kapasitesine ulaşacak devasa bir projeyi geliştiriyor.
Jeotermal enerji üretiminde başarı için ısı, akışkan ve kaya geçirgenliğinin bir araya gelmesi gerekiyor. Fervo Energy’nin EGS yöntemi, yeraltında yapılan derin sondajlar ve sıvı enjeksiyonu ile kayada kırıklar oluşturarak bu geçirgenliği yapay olarak sağlıyor. Şirket, petrol sondajlarından ilham alarak geliştirdiği bu yöntemde, polikristalin elmas kompakt (PDC) matkap uçları ve çamur soğutucular kullanıyor.
Bu önemli gelişmeler, jeotermal enerjinin daha geniş bir kitle tarafından benimsenmesine olanak tanıyabilir. Fervo Energy’nin gelecek projeleri, jeotermal enerjinin sürdürülebilir ve ekonomik bir enerji kaynağı olarak önemini artırabilir.