Threads filtrelemesini genişletiyor!

Perşembe günü yayınlanan bir gönderide Instagram başkanı Adam Mosseri, yeni Gizli Kelimeler özelliğinin Threads bünyesinde hem “Takip Edilenler” hem de “Sizin İçin” yayınlarınızın yanı sıra arama sonuçları, profiller ve gönderilerinize verilen yanıtlar için de geçerli olacağını duyurdu.

Threads’in filtrelediği içerik üzerinde daha geniş bir ağ oluşturmak istiyorsanız, uygulamanın ayarlarındaki seçeneği değiştirerek gizlemek için belirli kelimeler, ifadeler veya emojiler ekleyebilirsiniz.

Meta, Gizli Kelimeler’i istediğiniz zaman açıp kapatabileceğinizi belirtiyor. Instagram, bu özelliği DM’leri kapsayacak şekilde genişletmeden önce 2016 yılında kullanıcıların yorumlarından küfürlü kelimeleri filtrelemesine izin vermeye başlamıştı.

Ayrıca Threads, gönderiniz ile olan etkileşimlerde bildirimleri sessize alma özelliğini de test ediyor. Meta tarafından paylaşılan görselde de görüldüğü gibi bildirimleri açmak veya kapatmak için bir gönderinin sağ üst köşesindeki zil butonuna basabilirsiniz. Platform ayrıca gönderilerinizden kimlerin alıntı yapabileceğini seçmenize olanak tanıyan bir özelliği de deniyor. Ayrıca birisinin gönderinizden alıntı yapmasını istemiyorsanız, kendinizden alıntıyı kaldırabilirsiniz.

X’te, benzer şekilde hassas içeriği filtrelemenin yanı sıra platformdaki belirli kelimeleri veya cümleleri sessize almayı da seçebilirsiniz. Ayrıca gönderilerinize kimlerin yanıt verebileceğini sınırlamanın yollarını da sunuyor.

Bu yeni özellikler, Threads’in bazı mevcut kontrollerinin üzerine inşa edildi; bu kontroller, bir konuya kimlerin yanıt verebileceğini ve ayrıca başlıklarında, yanıtlarında veya biyografisinde sizden kimlerin bahsedebileceğini seçmenize olanak tanıyor.

Platform ayrıca, gönderilerinizi otomatik olarak arşivlemenize ve eski içeriği profilinizden gizlemenize olanak tanıyan yeni bir özelliği de test ediyor.

Karbon ayak izi azaltan enerji projelerine 14 milyon dolar hibe desteği!

Tüm dünyada artan karbon salınımına bağlı olarak küresel ısınmanın etkileri her gün daha fazla yaşanırken, yenilenebilir enerji sistemlerine ve karbon ayak izini azaltan projelere yatırım yapmak firmaların önceliği haline geliyor. Japonya merkezli Joint Crediting Mechanism (JCM); üretimde, sanayide, hastane, otel ve enerji santralleri gibi yüksek ve kesintisiz enerji ihtiyacı duyulan alanlarda karbon salınımını azaltan enerji projelerine hibe desteği vererek küresel ısınmanın etkilerini en aza indirmek için çalışıyor.

Kuruluş; bu amaçla 2013 yılından itibaren 30 ülkede Japonya merkezli firmaların üstlendiği Power EPC, kojenerasyon ve trijenerasyon ile yenilenebilir enerji sistemi projeleri için gerekli kriterlerin sağlanması durumunda, kapsamda değerlendirilemeyen inşai işler gibi kısımlar hariç toplam yatırım bedelinin yüzde 30’u ile yüzde 50’si tutarında hibe desteği sağlayabiliyor. Hibe edilen kaynak miktarı ise proje başına 14 milyon dolar’a ulaşabiliyor. Bu kapsamda JCM, Türkiye ile Japonya arasında diplomatik ilişkilerinin başlangıcının 100. yıldönümü olan 2024 yılında hibe ve krediler için Türkiye’deki olası projeleri de değerlendirebilmek adına görüşmelerine devam ediyor.

Türkiye hükümeti ile JCM yönetimi; Türkiye’de ve yurt dışında yerli firmaların gerçekleştireceği enerji projelerine hibe sağlanması adına görüşmelerini tamamlamasının ardından, anlaşma gerçekleştiği takdirde Türk şirketleri, daha karbon salınımı yapan enerji sistemi yatırımlarında önemli bir maddi desteğe ulaşabilecek.

Proje sunmak için Türkiye’nin üyeliğini bekliyor

1912 yılında kurulan Japon üretim devi Yanmar’ın ülkemizde 2016 yılından beri faaliyette bulunan tam iştiraki Yanmar Turkey, karbon salınımını azaltan enerji sistemleri projelerini hayata geçirmeye devam ediyor. Yanmar Turkey, bugüne kadar İstanbul Çam ve Sakura Şehir Hastanesi, Kütahya Şehir Hastanesi başta olmak üzere birçok projede çevreci ve karbon ayak izinin azaltılmasına yardımcı olan power EPC enerji sistemlerini hayata geçirdi. Yanmar Turkey, JCM’in hibe olanağı sağladığı ülkeler listesine Türkiye’nin de eklenmesi durumunda Türk şirketleriyle birlikte daha büyük enerji projelere imza atmaya hazırlanıyor.

Ortalamada 5 MW ve üzeri güce sahip sistemler tercih ediliyor

JCM’in faaliyetleri hakkında bilgi veren Yanmar Turkey Enerji Sistemleri İş Kolu Direktörü Yıldırım Vehbi Keskin, “JCM’in karbon ayak izini azaltan enerji projelerini desteklemesi sürdürülebilir bir gelecek için büyük önem taşıyor” dedi. Orta Asya ve Kuzey Afrika’da Yanmar Turkey’nin üstlendiği bazı enerji projeleri için JCM’e hibe ve kredi başvurusu yapıldığı ve bazıları için de başvuru hazırlık sürecinin sürdüğünü kaydeden Keskin, “Japon kuruluş JCM şu ana kadar 233 projeye gerekli şartları yerine getirdiği için çeşitli miktarlarda hibe desteği sağladı. Böylece daha az karbon salınımı yapan enerji sistemleri devreye alınmış oldu. JCM, Yanmar Turkey’in başarıyla devreye aldığı kojenerasyon, trijenerasyon gibi yüksek verimliliğe sahip olan ve göreceli olarak yatırım miktarı muadil enerji yatırımlarına göre düşük olan maliyet verimli projeleri daha yüksek oranla destekleyebiliyor. Özellikle daha az yatırımla karbon ayak izini azaltan, genel olarak bakıldığında 5MW ve üzeri güce sahip projelerin başvuru oranı daha yüksek seyrediyor” dedi.

Yanmar Turkey rekabetçi tekliflerle öne çıkıyor

JCM hibe başvurusunun odak noktalarına da değinen Yanmar Turkey Enerji Sistemleri İş Kolu Direktörü Yıldırım Vehbi Keskin “JCM’e başvuru süreçleri yılın belli dönemlerinde birkaç kez yapılabiliyor ve sonrasında yaklaşık 2-3 ay süren değerlendirme sonunda tamamlanıyor. Yanmar Turkey olarak, bu tür karbon salınımını azaltan enerji projelerinde, öncelikle talebi teknik açıdan çok iyi anlayıp sonrasında rekabetçi bir şekilde teklifimizi sunuyoruz. Ardından yatırım kararı alan müşterilerimizle görüşmelerimize devam ediyor, sonrasında ise JCM kapsamında en iyi çözümleri ortaya koyarak enerji projelerimizi hayata geçiriyoruz” ifadelerini kullandı.

Apple, Spotify’ı engellemeye devam ediyor!

Spotify, Avrupa Birliği’ndeki kullanıcılar için Apple’ın ödeme sistemi dışında yapılan abonelikler için ne kadar ödeyeceklerine ilişkin uygulama içi fiyatlandırma bilgilerinin yer aldığı iOS uygulamasının yeni bir sürümünü sundu ancak Apple bunu bir kez daha engelledi.

Spotify, Apple’ın bir yetki talep etmeyeceği ve harici bağlantılardan yapılan satın alımlardan aldığı komisyonu Apple’a ödemeyeceği için talebi reddettiğini söyledi. Bu yılın başında alınan AB kararının bir parçası olarak, Apple’ın müzik akışı uygulamalarının harici satın alma bağlantıları içermesine izin vermesi gerekiyor. Ancak Apple’ın güncellenen kuralları, uygulama geliştiricilerin Müzik Yayını Hizmetleri Yetkisini kullanması gerekeceğini ve bu satın alımlardan hâlâ komisyon alacağını söylüyor.

Apple sözcüsü Hannah Smith, Apple’dan Spotify’a gönderilen mesajı şöyle aktardı: “Bu yetki, uygulamanız harici bir bağlantı içermese bile gereklidir (veya harici bir bağlantı sunmanızı da gerektirmez). Ancak siz Müzik Akışı Hizmetleri Yetkisi’nin (EEA) şartlarını kabul edip incelemeye yeniden gönderdikten sonra 8.9.33 sürümünü onaylayacağız.”

Uygulamanın en son sürümü Spotify’ın web sitesindeki abonelik planlarına doğrudan bir bağlantı içermiyor; bunun, şirketin Apple’ın App Store aracılığıyla yapılan aboneliklerde aldığı yüzde 30’luk kesintiyi aşmasına olanak sağlayacağı umuluyordu. Bunun yerine AB kullanıcıları, daha ucuz abonelik planları satın almak için Spotify’ın web sitesini bir web tarayıcısı aracılığıyla manuel olarak ziyaret etmeye yönlendirilecek.

Uygulamanın web sitesi bağlantıları içeren önceki bir sürümü geçen ay Spotify tarafından sunuldu. Spotify’a göre Apple güncellemeyi onaylamadı ve başvuruyu “ne kabul etti ne de yanıt verdi”. Şirket, onay almaya çalıştığı en son sürümün, Apple’a 1,84 milyar Euro ceza veren Avrupa Komisyonu kararında belirtildiği gibi “minimum” fiyatlandırma ve web sitesi bilgilerini içerdiğini söyledi.

Spotify sözcüsü Jeanne Moran bir ropörtajda şunları söyledi: “Apple, Apple’a yeni bir vergi ödemediğimiz sürece müşterilerimizle fiyatlarımız hakkında iletişim kurmaya çalıştığımız için güncellememizi reddederek Avrupa Komisyonu’nun kararına bir kez daha karşı çıktı.” 

“Tüketicilere ve geliştiricilere olan saygısızlıkları, yalnızca yasayı küçümsemeleriyle eşleşiyor.”

Apple, konumunu kötüye kullanıyor!

AB’nin kararı, müzik hizmetlerinin iOS platformu dışında daha ucuz abonelik fırsatları sunmasını engelleyen App Store kurallarına ilişkin dört yıllık bir soruşturmanın ardından geldi. Spotify’ın 2019’da yüzde 30 oranındaki “Apple Vergisi”ne ilişkin olarak gündeme getirdiği antitröst şikayetinin teşvik ettiği bu soruşturma, Apple’ın geliştiricilerin müşterilerine daha ucuz alternatif hizmetler hakkında bilgi vermesini engelleyerek “piyasadaki hakim konumunu kötüye kullandığını” ortaya çıkardı.

Karar, Apple’ın müzik akışı geliştiricilerinin kendi kullanıcılarıyla özgürce iletişim kurmasına izin vermesi gerektiği anlamına geliyor. Ayrıca Apple’ın, AB’deki müşterilerin güncel fiyat bilgilerini görebilmesi için Spotify’ın en son uygulama gönderimini onaylaması gerekecek. Spotify’ın halkla ilişkilerden sorumlu başkanı Dustee Jenkins, “Tüketicilerin gerçek, olumlu faydaları görebilmesi için Komisyon’un kararını uygulama zamanı geçti.” dedi.

Bu arada, AB’nin Dijital Pazarlar Yasası (DMA), Apple’ı App Store’da üçüncü taraf uygulama pazarları ve geliştiriciler için alternatif ücretler getiren değişiklikler yapmaya zorladı. Apple’ın uyumluluğu “kötü niyetli” olarak tanımlandı. Spotify, Apple’ın isteğe bağlı DMA değişikliklerini benimsemeyeceğini söylüyor.

AB’nin antitröst davası yukarıda belirtilen DMA düzenlemelerinden ayrı ancak Apple, 2 milyar dolarlık para cezasına itiraz edeceğini söyleyerek her iki karara da sert tepki gösterdi.

Avrupa Komisyonu, Epic CEO’su ve uzun süredir Apple eleştirmeni Tim Sweeney’nin şirketin DMA uyumluluk planlarını “saçma sapan” olarak adlandırmasının ardından Apple’ın Epic Games’in geliştirici lisansını iptal etme kararını geri almasına müdahale etmek zorunda kaldı.

Artık kendi kanatlarıyla uçacaklar!

Kuveyt Türk’ün teknoloji odaklı ve inovatif girişimleri desteklemek amacıyla kurduğu Lonca Girişimcilik Merkezi, son dönemle birlikte desteklediği startup sayısını 90’ın üzerine çıkardı. Girişimciler, yüzlerce başvuru arasından seçilerek kapsamlı bir programa katıldılar ve iş fikirlerini ticarileştirme konusunda önemli adımlar attılar.

Kuveyt Türk Dijital Bankacılık Grup Müdürü ve Lonca Yönetim Komitesi Üyesi Dr. Okan Acar ile Lonca Girişimcilik Merkezi’ni ve girişimlerin destek bulmak için neler yapabileceğini değerlendirdik:

 Yenilikçi ve teknoloji odaklı girişimlerin büyüme potansiyellerini gerçekleştirmeleri ve ticari başarılarını daha da ileriye taşımaları için gerekli kaynaklara ve mentorlüğe erişim sağlayan Lonca Girişimcilik Merkezi’nin dokuzuncu dönemi 25 Nisan 2024 Perşembe günü gerçekleşen demoday etkinliğiyle tamamlandı. Etkinlikte, Kuveyt Türk ve Lonca yönetimi, iştirak şirketlerinin yöneticileri, yatırım grupları, mentorlar ve melek yatırım ağlarının temsilcileri, girişimcilerle bir araya geldi. Katılımcılar, mezun girişimcilerin başarı hikâyelerini dinleyip iş birliği ve yatırım fırsatlarını değerlendirme şansı buldular.

25 girişim toplam 5 milyon doları aşkın yatırım aldı

Demoday etkinliğinde konuşan Kuveyt Türk Dijital Bankacılık Grup Müdürü ve Lonca Yönetim Komitesi Üyesi Dr. Okan Acar, mezun olan girişimlerin elde ettiği başarıları özetledi. Acar, 25 mezun girişimin toplamda 5 milyon doları aşkın yatırım aldığını paylaştı. Ayrıca 10. Dönem Lonca Programı’nda hibe miktarını 300 bin TL’ye yükselteceklerini ve girişimcilere daha fazla yatırım fırsatı sunarak desteklerini genişleteceklerini belirtti. Acar, konuşmasında Lonca Girişimcilik Merkezi’nin girişimcilere sunduğu desteği artırmaya yönelik planlarını da açıkladı. “Önümüzdeki dönemde bu rakamları ve sunduğumuz destekleri daha da artırmayı hedefliyoruz. Lonca olarak, girişimlerin büyümesine katkı sağlamaktan gurur duyuyoruz” dedi.

 Lonca Girişimcilik Merkezi, teknolojik ve yenilikçi girişimlerin büyüme potansiyelini artırmak ve ticari başarıya ulaşmalarını sağlamak için mentorluk, finansal destek ve kaynak erişimi gibi çeşitli destekler sunuyor. Programa katılan girişimler, ileri seviyedeki projeleri ve ticari potansiyelleri ile dikkat çekiyor. Lonca, fikir aşamasının ötesine geçmiş ve iş modeli olgunlaşmış girişimlere odaklanarak, sektördeki yenilikçiliği ve sürdürülebilir büyümeyi teşvik ediyor.

Girişimcilere 125 bin TL’ye kadar nakit hibe desteği

Lonca Girişimcilik Merkezi, 9. dönem programında girişimcileri desteklemek için çeşitli kaynaklar ve fırsatlar sundu. Girişimciler, ulusal ve uluslararası yarışmalara katılma, bulut hizmetlerinden faydalanma, deneyimli mentorlarla çalışma, danışmanlık alma ve pazarlama desteği gibi birçok avantajdan yararlandılar. Ayrıca, açık ofis imkânı ve geniş tanıtım desteği de programa dahil edildi.

Lonca, program süresince her bir girişimciye 125 bin TL’ye kadar nakit hibe desteği sağlayarak, startup’ların büyüme ve gelişme süreçlerine önemli bir destek verdi. Bu hibe desteği, girişimcilerin projelerini daha hızlı bir şekilde hayata geçirmelerine yardımcı oldu.

Lonca Girişimcilik Merkezi

Girişim Sermayesi Yatırım Fonu’na başvuru önceliği

Mezun olan girişimler, Kuveyt Türk Portföy’ün yönettiği Lonca Girişim Sermayesi Yatırım Fonu’na başvuru önceliği de kazandı. Bu ayrıcalık, mezun startup’ların yatırım alma şansını artırarak, işlerini büyütmeleri için ek bir fırsat sundu.

Lonca Girişimcilik Merkezi‘nin 9. dönem kuluçka programını başarıyla tamamlayan 8 startup ve faaliyet alanları:

Fenxify: İhracat yapan veya ihracata başlamak isteyen KOBİ’lere operasyonel ve finansal analiz sağlayan ve yapay zekâ destekli SaaS platformuyla firma için özel tedarik zinciri model önerileri sunarak sürdürülebilir ticaret yapmayı kolaylaştıran bir girişimdir.

Preptest: Sınavlara hazırlanan öğrencilere yapay zekâ desteğiyle kişiselleştirilmiş çalışma planları, deneme sınavları ve akıllı asistan hizmetleri sunan bir sınav hazırlık platformudur. TOLC, Bocconi, TIL, IMAT ve SAT gibi uluslararası sınavlara odaklanan bir edutech girişimidir.

Jobtogo: Freelancer’lara iş imkânı ve dijital iş yönetimi araçları sunan bir platformdur. Şirketlere de freelancer bulma, işgücü yönetimi, sözleşme ve fatura gibi çözümler sağlayarak, modern iş teknolojileri ve insan kaynakları ihtiyaçlarına yönelik hizmetler sunar.

Econtech: Karşı taraf risklerini minimum maliyet ve çaba ile değerlendirmek için kapsamlı bir üçüncü taraf skorlama ve analiz yazılımı geliştiren bir girişimdir. Bu yazılım, kullanıcıların ticari riskleri daha iyi yönetmelerine yardımcı olur.

GGlease: Makine ve teçhizat yatırımı yapmak isteyen işletmeleri, makine satıcılarını ve finansal kiralama tekliflerini bir araya getiren B2B pazaryeri platformudur. İşletmelere uygun maliyetli finansal kiralama çözümleri sağlar.

Visight: Yapay zekâ tabanlı ve KVKK uyumlu biyometrik kimlik doğrulama sistemi sunarak kimlik doğrulama işlemlerini otomatik ve güvenilir hale getiren bir girişimdir.

Linqiapp: Oyunlaştırılmış görevlerle sosyalleşerek İngilizce becerilerini geliştiren ve 7/24 konuşma pratiği ile dil öğrenmeyi teşvik eden bir mobil uygulamadır. Uygulama, kullanıcıların belirlediği hedeflerle dil becerilerini geliştirir.Tech2Bio: Arıcılıkta ciddi kayıplara neden olan arı hastalıklarını ve zararlıları erken tespit etmek için teknoloji çözümleri sunan ve arıcılık operasyonlarının optimizasyonunu hedefleyen bir girişimdir.

Gravitics, ABD Uzay Kuvvetleri ile sözleşme imzaladı!

Gravitics sözleşmesi, Kuvvet’in fırlatma, uydu yük entegrasyonu ve hatta uydu operasyonları gibi uzay yeteneklerini daha önce duyulmamış zaman çizelgelerinde özel sektörden tedarik etmeye yönelik daha büyük bir hamlesinin bir parçası.

Girişime taktiksel olarak duyarlı alan veya TacRS adı veriliyor ve şimdiden rekor kıran görevlerle sonuçlandı: Firefly Aerospace’in Alpha roketi, geçen yıl TacRS sözleşmesi kapsamında Uzay Kuvvetleri’nden fırlatma bildirimini aldıktan sadece 27 saat sonra pad’den ayrıldı.

Gravitics, operasyonların tam konsepti hakkında daha fazla ayrıntı sağlayamazken, startup kurucu ortağı ve CMO Mike DeRosa, bir e-postada şirketin taktiksel olarak duyarlı bir fırlatma için rokete bir modül koymadığını açıkladı. Bunun yerine, görevin “yeni bir tür taktiksel olarak duyarlı uzay görevini mümkün kılacak platformlar” geliştirmekle ilgili olduğunu söyledi.

1,7 milyon dolarlık sözleşme, SpaceWERX tarafından Uzay Sistemleri Komutanlığı’nın Uzay Safari Program Ofisi ortaklığıyla verildi. Space Safari’nin operasyon direktörü Yarbay Jason Altenhofen yaptığı açıklamada, Gravitics modülünün “TacRS için alışılmadık ve potansiyel olarak oyunun kurallarını değiştiren bir çözüm sunduğunu.” söyledi.

“Geleceğe baktığımızda, ticari teknolojilerin yenilikçi kullanımı, en zorlu sorunlarımızdan bazılarını çözmemizde önemli bir unsur olacaktır”. diye de ekledi.

Gravitics, sözleşme kapsamında Rocket Lab, True Anomaly, Space Exploration Engineering ve Eta Space dahil olmak üzere birkaç şirketle daha çalışacak. Firmaların birlikte nasıl çalışacaklarına ilişkin somut ayrıntılar yetersiz olsa da şirket, ortakların “görev mimarisinin iyileştirilmesine, kullanım durumuna özel donanımın geliştirilmesine ve uçuş donanımının geliştirilmesine yardımcı olacağını” söyledi.

Rocket Lab ve True Anomaly, bu ayın başlarında Victus Haze adlı bir görev için ayrı duyarlı uzay sözleşmeleri aldı. Bu sözleşme kapsamında her şirket, daha sonra hızla devreye alınacak ve yörüngedeki randevu operasyonları için hazırlanacak bir uzay aracı inşa edecek.

Dünya çapında kamu kurumlarını hedef alan yeni bir siber saldırı yayılıyor!

Kaspersky araştırmacıları, başlangıçta Orta Doğu’daki bir kamu kurumunu hedef alan ve halen devam eden yeni bir kötü amaçlı kampanya keşfetti. Daha fazla araştırma, bu kampanyada aktif olarak kullanılan ve mağduriyet alanını APAC, Avrupa ve Kuzey Amerika’ya genişlettiği iddia edilen 30’dan fazla kötü amaçlı yazılım örneğini ortaya çıkardı. DuneQuixote olarak adlandırılan kötü amaçlı yazılım dizisi, siber casusluk nihai hedefiyle, kalıcılığı artırmak ve tespit edilmekten kaçınmak için İspanyol şiirlerinden alınmış dizeler içeriyor.

Kaspersky uzmanları, devam eden kötü amaçlı etkinlik takibinin bir parçası olarak, Şubat 2024’te Orta Doğu’daki bir devlet kurumunu hedef alan, daha önce bilinmeyen bir siber casusluk kampanyasını ortaya çıkardı. Saldırgan, gizlilik ve kalıcılık için tasarlanmış, sofistike bir şekilde hazırlanmış bir dizi araç kullanarak hedefini gizlice gözetliyor ve hassas verileri topluyor.

Total Commander uygulamasının içine saklanıyor

Kötü amaçlı yazılımın ilk taşıyıcıları kendilerini Total Commander adlı yasal bir araç için tahrif edilmiş yükleyici dosyaları şeklinde gizliyor. Bu taşıyıcıların içinde bir örnekten diğerine değişen, İspanyol şiirlerinden alınma dizeler gömülüyor. Bu teknik, her bir örneğin farklı bir imzaya sahip olmasını sağlayarak geleneksel metodolojiler tarafından tespit edilmesini zorlaştırmayı amaçlıyor.

Taşıyıcı içinde CR4T adlı bir arka kapı şeklinde ek yükler indirmek için tasarlanmış kötü amaçlı kod bulunuyor. C/C++ ve GoLang dillerinde geliştirilen bu arka kapılar, saldırganlara kurbanın makinesine erişim izni vermeyi amaçlıyor. Özellikle, GoLang varyantı, komuta ve kontrol iletişimi için Telegram API’sini kullanıyor ve genel Golang telegram API bağlantılarını devreye alıyor.

Kaspersky Global Araştırma ve Analiz Ekibi Baş Güvenlik Araştırmacısı Sergey Lozhkin, “Kötü amaçlı yazılımın varyasyonları, bu kampanyanın arkasındaki tehdit aktörlerinin yeni koşullara uyum sağlama becerisini gösteriyor. Şu anda bu tür iki implant keşfettik, ancak başka implantların varlığından da şüpheleniyoruz” diyor.

Kaspersky telemetrisi, Şubat 2024’te Orta Doğu’da kampanyanın bir kurbanını tespit etti. Ayrıca aynı kötü amaçlı yazılımın yarı halka açık bir kötü amaçlı yazılım tarama hizmetine yüklenmesi, 2023’ün sonunda 30’dan fazla gönderimin yolunu açtı. VPN çıkış düğümleri olduğundan şüphelenilen diğer kaynaklar Güney Kore, Lüksemburg, Japonya, Kanada, Hollanda ve ABD’de bulunuyor.

Yeni DuneQuixote kampanyası hakkında daha fazla bilgi edinmek için Securelist.com adresini ziyaret edebilirsiniz. 

TSMC, ilk 1.6nm çipler için 2026’yı işaret ediyor!

Tayvan merkezli fason üretim devi TSMC, bu hafta Santa Clara’da düzenlenen şirketin Kuzey Amerika Teknoloji Sempozyumu 2024’te yarı iletken proses, gelişmiş paketleme ve 3D çip teknolojisindeki en son ilerlemelerini açıkladı.

Etkinliğin ana konusu, yol haritasındaki bir sonraki yarı iletken proses teknolojisi olan A16 idi. TSMC, bunun 2026 yılında üretilmesinin planlandığını ve bundan elde edilen silikonun, gelecek yıl üretime başlaması nedeniyle şirketin 2nm teknolojisinin rafine edilmiş bir versiyonu olan N2P sürecine göre yüzde 8-10 oranında bir hız artışı sağlayacağını söyledi.

A16’nın 1,6 nm’lik bir işlem düğümü olduğu bildirildi, ancak TSMC bunu ilk başta açıkça tanımlamadı. Şirket A’nın angstrom anlamına geldiğini ve 1 nm’de 10 angstrom olduğundan A16’nın bu nedenle 1,6 nm’lik bir süreç olduğunu söyledi; ancak TSMC bundan bu şekilde söz etmiyor.

TSMC, A16’nın 2nm’de tanıtılacak olan nanosheet transistör tasarımını Super Power Rail teknolojisiyle birleştireceğini açıkladı. İkincisi, şirketin, transistörlere güç taşıyan izlerin daha fazla sinyal yoluna yer açmak için silikonun arka tarafına taşındığı, sevimli bir şekilde adlandırılan arka taraf güç mimarisinin uygulamasıdır. Intel geçen yıl bu tekniğin kullanıldığını açıklamıştı.

TSMC, bunun ön taraftaki yönlendirmeyi sinyallere ayırarak gelişmiş mantık yoğunluğu ve performans sunacağını ve A16’yı karmaşık sinyal yollarına ve yoğun güç dağıtım ağlarına sahip HPC ürünleri için ideal hale getireceğini söyledi.

Reuters’in haberine göre TSMC, A16 prosesiyle çip üretmek için ASML’nin en yeni High NA EUV fotolitografi makinelerine ihtiyaç duymadığını belirtti. Sektördeki bazı kişiler, Intel’in TSMC’den bir adım önde olabileceğini çünkü bunlardan birini alan ilk çip üreticisi olduğunu öne sürmüştü.

Şirketin yakında çıkacak olan N2 2nm süreç düğümü için TSMC, NanoFlex adını verdiği bir tasarım optimizasyon tekniğini duyurdu. Bu, çip tasarımcılarına standart hücre yapı bloklarında esneklik sağlar ve uygulamaları için en iyi güç, performans ve alan değiş tokuşlarını elde etmek üzere daha fazla güç verimliliği için kısa hücrelerin ve maksimum performans için uzun hücrelerin bir kombinasyonunu ayarlamalarına olanak tanır.

Apple TSMC

Yarı iletken supremo ayrıca 4nm işlem teknolojisini N4C ile güncelledi. TSMC’nin iddiasına göre bu; popüler N4P süreciyle uyumlu, ancak “değer seviyesi” ürünler için kalıp maliyetinde yüzde 8,5’lik bir azalma sağlayacak, alanı verimli kullanan tasarım kuralları ekliyor. Bunun 2025 yılında seri üretime geçmesi planlanıyor.

Paketleme teknolojisinde TSMC, ilk Gofret Üzerinde Sistem (SoW) teklifinin halihazırda üretimde olduğunu açıkladı. Bu, 300 mm’lik levha üzerindeki çok sayıda kalıbın tek bir sistem oluşturmasına olanak tanıyarak çok daha az yer kaplarken bilgi işlem gücünü artırır.

Şirket, 2027 için planlanan Chip-on-Wafer versiyonunun, Chip-on-Wafer-on-Substrate (CoWoS) teknolojisini kullanacağını belirtti ve bu teknolojinin Yüksek Bant Genişliği Belleği (HBM) ve diğer bileşenlerin entegrasyonunu mümkün kılacağını, böylece hesaplama gücü açısından bir bütün veri merkezi sunucu rafına eşdeğer güçlü bir yonga düzeyi sistemi oluşturacağını iddia etti.

TSMC ayrıca yüksek hızlı ara bağlantılar için Kompakt Evrensel Fotonik Motor (COUPE) teknolojisi geliştirdiğini belirterek, yapay zekanın buna ihtiyaç duyacak bir uygulama olduğunu belirtti. Teknoloji, fotonik kalıbın üzerine elektrikli bir kalıbı monte etmek için çip istiflemeyi kullanacak ve şirket, 2025 yılında COUPE’yi küçük form faktörlü takılabilir modüller için nitelendirmeyi ve ardından ertesi yıl CoWoS ambalajına entegrasyonu planlıyor.

TSMC, bu ayın başında 2024’ün ilk çeyreğine ilişkin gelirinin beklentileri aşarak yıllık bazda arttığını bildirdi ve yapay zeka özellikli bilgisayarlara ve veri merkezi kitine olan talebin, bu yıl ürettiği silikon satışlarını artıracağını tahmin ettiğini söyledi.

Windows 11 desteklemeyen sistemler için kurulum hilesi keşfedildi!

Windows IoT Kurumsal İşletim Sistemi ailesi, Microsoft’un şirketlere “az yer kaplayan” bilgisayarlar, satış noktası cihazları ve diğer gömülü cihazlar için sattığı Windows 11 sürümlerinden oluşur. Daha önce Windows Embedded olarak bilinen Windows IoT sürümleri, Microsoft’un resmi olarak desteklemediği donanım bileşenleriyle bile kolayca kurulabilmektedir.

İşletim sistemi kurulumu sırasında Windows 11 sistem gereksinimi kontrolünü atlamak için yakın zamanda keşfedilen bir “hilenin”, başlangıçta düşünülenden çok daha güçlü ortaya çıktı. Aynı bypass yöntemi, daha küçük cihazlarda daha az depolama alanı kullanma seçeneğine sahip normal Windows deneyiminiz olan Windows IoT için de çalışıyor.

Bu ayın başlarında keşfedilen hile, Windows 11 kurulumu sırasında sistem gereksinimleri kontrollerinden geçmemek için tek tıklamalı bir yöntem kullanıyor. Kullanıcıların, işletim sisteminin belirli donanımlar için tasarlanmış özel bir sürümü olan Windows 11 IoT Enterprise LTSC sürümünü seçmeleri yeterlidir ve kurulum aşaması donanım uyumluluk kontrolünü tamamen atlayacaktır.

Windows Server’ın Long-Term Servicing Channel (LTSC) sürümü, her 2 ila 3 yılda bir yayınlanan yeni bir ana sürüm yükseltmesiyle birlikte gelir. Kullanıcılar beş yıllık ana desteğin yanı sıra beş yıl daha genişletilmiş destek alma hakkına sahiptir. Microsoft, Windows Server LTSC’nin “uzun servis seçeneği” ve tutarlılık sağladığını söylüyor.

LTSC sürümleri için bypass hilesini paylaşan aynı kullanıcı, 24H2 sürümünden başlayarak LTSC olmayan Windows için de çalıştığını doğruluyor. Bob Pony, yöntemin arkasındaki sırrın Windows 11 kurulumu sırasında “IoT Enterprise” seçeneğini seçmek olduğunu tweetledi. IoT sürümü, kullanıcıların daha küçük depolama sınırlarına sahip kompakt donanımlar için değiştirebilmeleri dışında normal Windows sürümleriyle aynıdır.

Microsoft, Windows LTSC’yi sık sık Windows güncellemeleri yüklemekten kaçınmak veya yeni özellikleri tamamlanmamış halleriyle denemek isteyen şirketler ve kuruluşlar için tasarladı. Windows IoT, normal Windows tüketici sürümleriyle aynı deneyimi sunuyor ve yakın zamanda ortaya çıkarılan tek tıklamayla atlama yöntemi sayesinde artık eski sistemlere de yüklenebiliyor.

Birçok bilgisayar kullanıcısının bildiği gibi, Windows 11 yüksek donanım gereksinimleri ile geldi ve Windows 10’dan yükseltme seçeneğini birçok sistem için kullanılamaz hale getirdi. Becerikli kullanıcılar kısa süre sonra Microsoft’un sistem gereksinimi kontrolünü atlamak için birçok “alternatif” yöntem bıraktığını ve işletim sistemini yine de yüklemelerine izin verdiğini keşfetti. Ancak, şirket görünüşe göre Windows 11’in en yeni sürümlerini x86 talimatları için destekten yoksun eski CPU’larda çalışamaz hale getirmekte kararlı.

Alev püskürten robot Thermonator ile tanışın!

0

Ohio şirketi tarafından satılan, 9 metrelik menzile sahip, alev fırlatan robot köpek Thermonator özellikleriyle dikkat çekiyor. Ohio’lu bir şirket, “ilk alev silahı kullanan robot köpek” olarak tanımladığı şeyi yarattı. Adı ise Thermonator.

Alev püskürten robot fiyatı

Akron Beacon Journal’ın raporuna göre, alev püskürtücüleri üretip satmasıyla tanınan Cleveland merkezli bir şirket olan Throwflame, Thermonator’ın alev atabildiğini, Wi-Fi ve Bluetooth bağlantılarına ve bir saatlik pil ömrüne sahip olduğunu söylüyor: Yani eğer kendinizi alev fırlatan bir robot köpeğe ihtiyaç duyarsanız, bu robot çeşitli görevleri yerine getirebiliyor. Throwflame, buluşlarının “her şeye hazır” olduğunu söylüyor. Şirkete göre Thermonator, uzaktan ateş akışları gerçekleştirebiliyor, yükseklik verileri için lidar haritalamayı kullanabiliyor, lazer görüşlere sahip ve engellerden kaçınabiliyor.

Şirket, ürünün orman yangınlarının kontrolüne ve önlenmesine yardımcı olabileceğini ve ekolojik koruma amacıyla kullanılabileceğini iddia ediyor ancak bunun nasıl yapılacağını açıklamadı. Şirket, aynı zamanda kar ve buzun temizlenmesi için de kullanılabileceğini söylüyor.

Thermonator 9.420 dolardan listeleniyor. Alev püskürtücüler Maryland dışında her yerde yasal. Bunlar yıkıcı bir cihaz olarak kabul ediliyor. Bu, Maryland yasalarına göre söz konusu patlayıcı maddenin, yangın çıkarıcı maddenin veya toksik maddenin “kişilere zarar verebileceği veya mülke zarar verebileceği” anlamına geliyor. Kaliforniya’da, yanan akıntıyı 3 metre veya daha fazla itmek için tasarlanmış bir alev makinesine sahip olmak, eyalet itfaiye yetkilisinden izin gerektiriyor.

CNN’in bildirdiğine göre Alkol, Tütün, Ateşli Silahlar ve Patlayıcılar Bürosu daha önce alev silahlarının satın alınması ve bulundurulmasıyla bağlantılı herhangi bir “düzenleyici işlev” olmadığını söylemişti. Thermonator’ı veya herhangi başka bir yangın üreten cihazı satın almadan önce eyaletinizin alev püskürtücülerle ilgili düzenlemelerinin ne olduğuna bakmak ve daha sonra satın almak en iyi seçenek diyebiliriz.

Uygun fiyatlı Tesla için geri sayım başladı!

0

Otomobil üreticisinin düşük fiyatlı elektrikli araçların üretimini hızlandırmak istediğini söylemesinin ardından hisseleri yükseldi. Tesla’nın pazara daha uygun fiyatlı bir elektrikli araç sunma planlarına bir adım daha yaklaşmış gibi görünüyor. Salı günü, otomobil üreticisinin daha düşük fiyatlı elektrikli araçların üretimini hızlandırmayı umduğunu ve ilk otomobillerin üretiminin bu yılın başlarında başlamasını umduğunu ortaya koyan bir güncellemenin ardından şirketin hisse fiyatı yüzde 12 arttı. Peki, yatırımcılar açıkça heyecanlıyken Tesla’nın planı tam olarak nedir ve pazara ne kadar sürede ulaşacak?

Uygun fiyatlı Tesla stratejisi

Yaklaşımındaki en önemli değişiklik, üretimin başlangıcında daha hızlı ilerlemek. Şirket: “2025’in ikinci yarısında daha önce bildirdiğimiz üretim başlangıcı öncesinde yeni modellerin piyasaya sürülmesini hızlandırmak için” gelecekteki araç serisini güncellediğini söyledi. Bunların arasında yeni “daha uygun fiyatlı” araçların da bulunacağı belirtildi. Uygun fiyatlı Tesla için böylelikle yeşil ışık gelmiş oldu.

Yatırımcılarla yaptığı görüşmede Tesla’nın patronu Elon Musk, bunun muhtemelen üretimin “bu yılın sonlarında olmasa da 2025 başlarında” başlayacağı anlamına geleceğini açıkladı. Ancak şirket zaman çizelgesi konusunda net olmasına rağmen yeni otomobillerin tasarımı ve teknik özellikleri hakkında çok az ayrıntı verdi. Daha önce Tesla, genellikle Model 2 olarak anılan, fiyatı 25.000 dolar veya daha düşük olan isimsiz bir araç yapmaktan bahsetmişti. Ancak bu ay arabayı üretme planlarının iptal edildiği bildirildi. Yatırımcı görüşmesi sırasında Musk, yeni araçların tamamen yeni mi olacağı yoksa mevcut modellerde değişiklik mi yapılacağı sorulduğunda suskun görünüyordu.

Tesla, arabanın farklı parçalarının büyük alt montaj grupları tarafından aynı anda inşa edildiği ve sonunda bir araya getirilip birleştirildiği “Kutusuz” üretim sürecini başlatmak istiyordu. Bunun üretim maliyetlerini yarıya indireceği umuluyordu. Ancak fabrikaları hazır hale getirmek için milyarlarca sterlinlik yatırım da gerekecek. Duyuru, yeni araçların mevcut üretim hatlarına göre üretileceğini gösterdi.

Tesla’nın mühendislik şefi Lars Moravy, şirketin “devrim niteliğinde” bir üretim sürecine yatırım yapma riskinden kaçınacağını söyledi. Bazı yorumcular bunun Model 2 planının tamamen rafa kaldırıldığına işaret ettiğine inanıyor.

Yapay zekâ, DNA düzenleme çalışmalarında çığır açabilir!

0

Üretken yapay zekâ teknolojileri şiir ve bilgisayar programları yazabiliyor, müzik yapabiliyor ya da Hollywood filmlerinden fırlamış gibi görünen oyuncak ayı resimleri ve çizgi film karakterlerinin videolarını yaratabiliyor. Şimdi ise yeni yapay zekâ teknolojisi, DNA dizilimini düzenleyebilecek mikroskobik biyolojik mekanizmalar için planlar üreterek bilim insanlarının hastalıklarla bugünkünden çok daha hassas ve hızlı bir şekilde mücadele edebilecekleri bir geleceğe işaret ediyor.

Berkeley, Kaliforniya’da Profluent adlı bir girişim tarafından Pazartesi günü yayınlanan bir araştırma makalesinde açıklanan teknoloji, 2022’de piyasaya sürüldükten sonra yapay zekâ patlamasını başlatan çevrimiçi sohbet robotu ChatGPT’yi yönlendiren aynı yöntemlere dayanıyor. Şirketin makaleyi önümüzdeki ay Amerikan Gen ve Hücre Terapisi Derneği’nin yıllık toplantısında sunması bekleniyor.

ChatGPT’nin Wikipedia makalelerini, kitapları ve sohbet günlüklerini analiz ederek dil oluşturmayı öğrenmesi gibi, Profluent’in teknolojisi de bilim insanlarının insan DNA’sını düzenlemek için zaten kullandıkları mikroskobik mekanizmalar da dahil olmak üzere muazzam miktarda biyolojik veriyi analiz ettikten sonra yeni gen editörleri yaratıyor.

Bu gen düzenleyiciler, CRISPR adı verilen biyolojik mekanizmaları içeren Nobel Ödüllü yöntemlere dayanmakta. CRISPR’a dayalı teknoloji, orak hücre anemisi ve körlük gibi kalıtsal durumlara neden olan genleri değiştirmenin bir yolunu sağlayarak, bilim insanlarının hastalık ve rahatsızlıkları inceleme ve bunlarla mücadele etme yöntemlerini şimdiden değiştiriyor.

Daha önce CRISPR yöntemleri doğada bulunan mekanizmaları yani bakterilerden elde edilen ve bu mikroskobik organizmaların mikroplarla savaşmasını sağlayan biyolojik materyalleri kullanıyordu. Şimdi ise doğadan öğrendiklerimizle, sıfırdan biyolojik materyaller şekillendirmek üzere yapay zekâ kullanılabilecek. Bu teknolojinin eninde sonunda milyarlarca yıllık evrim sürecinde geliştirilmiş olanlardan daha çevik ve daha güçlü gen düzenleyiciler üretmesi umuluyor.

Pazartesi günü Profluent, insan DNA’sını düzenlemek için yapay zekâ tarafından üretilen bu gen editörlerinden birini kullandığını ve OpenCRISPR-1 adı verilen bu editörü “açık kaynak olarak” kullandığını da söyledi. Bu, bireylerin, akademik laboratuarların ve şirketlerin teknolojiyi ücretsiz olarak denemelerine izin verdiği anlamına geliyor.

Proje, tıbbi bakımı iyileştirebilecek yapay zekâ teknolojileri oluşturmaya yönelik daha geniş bir çabanın parçası. Örneğin Washington Üniversitesi’ndeki bilim insanları, yeni aşıların ve ilaçların geliştirilmesini hızlandırmak için çalışırken OpenAI’nin ChatGPT’si gibi sohbet robotlarının ve Midjourney gibi görüntü oluşturucuların arkasındaki yöntemleri kullanarak tamamen yeni proteinler – tüm insan yaşamını yönlendiren mikroskobik moleküller – yaratıyorlar.

Başsız insansı robot Menteebot göreve hazır!

0

İsrail başsız insansı robot Menteebot’u tanıttı. Yerleşik yapay zekası, robotun sözlü komutlar ve görsel taklit yoluyla “yeni görevleri anında öğrenmesini” sağlıyor. Amnon Shashau (Mobileye’ın eski kurucusu), Profesör Shai Shalev-Shwartz ve Profesör Lior Wolf tarafından geliştirilen yeni robot, 2025’in ilk çeyreğinde resmi siparişlere hazırlanıyor. Birimin fiyatı hâlâ bir sır ama “uygun fiyatlı” olarak pazarlanıyor.

Başsız insansı robot Menteebot özellikleri

Mentee Robotics: “Bilgisayarlı görme, doğal dil anlayışı, güçlü ve ayrıntılı simülatörler ve simülasyondan gerçek dünyaya aktarım metodolojileri arasında bir yakınlaşmanın eşiğindeyiz. Menteebot, çeşitli ortamlarda kapsamlı işlevsellik için tasarlanan insansı robot biliminde önemli bir ileri atılımı temsil ediyor” diyor. Robot, kurumsal ve ev içi kullanım için tasarlandı ve tanıtım videosu bir gösterge olarak kabul edilirse oldukça yetenekli görünüyor. Şirketin web sitesine göre Menteebot “ev asistanı” evinizde kolayca gezinmek ve sofra kurma, temizlik ve çamaşır yıkama gibi temel görevleri yerine getirmek için tasarlandı.

Yerleşik yapay zekası, robotun sözlü komutlar ve görsel taklit yoluyla “yeni görevleri anında öğrenmesini” sağlıyor. Depo gibi ticari ortamlarda Menteebot’un kolaylıkla bir otomasyon robotu olarak çalışabileceği iddia ediliyor. Bu amaçla Mentee Robotics, robotun ağırlığı 25 kilograma kadar olan eşyaları verimli bir şekilde bulabileceğini, alabileceğini ve taşıyabileceğini iddia ediyor. Robot, tam şarj gerektirmeden önce 5 saate kadar kesintisiz çalışabilir.

Menteebot’un gelişmiş el becerisi, çok çeşitli görevleri hassasiyetle yerine getirmesine olanak tanıyor ve bu da onu hem ev hem de endüstriyel depo ortamlarına uyarlanabilir hale getiriyor. Bu yenilik, robotların hayatımıza sorunsuz bir şekilde entegre olduğu, verimliliği artırdığı ve çeşitli alanlardaki süreçleri kolaylaştırdığı bir geleceğe doğru önemli bir adım anlamına geliyor. 175 cm boyunda ve yüksüz halde brüt 70 kg ağırlığında. Saatte saniyede 1,5 metre hızla yürüyebiliyor. Çağdaşlarının çoğundan farklı olarak Menteebot, ayırt edilebilir bir “kafaya” sahip olmaması nedeniyle diğerlerinden farklı. Ancak bu, potansiyel kürk sahiplerinin mutlaka seveceği belli bir çekicilik katmakta.

Şu anda çok az somut bilgi mevcut olsa da, Menteebot’un nihayet piyasaya çıktığında kesinlikle dikkatleri üzerine çekeceği açık.

İş akışlarında yapay zeka için yeni adım!

0

Yakın zamanda yapılan bir StackOverflow anketinde yazılım mühendislerinin yüzde 44’ü yapay zeka araçlarını geliştirme süreçlerinin bir parçası olarak kullandıklarını, yüzde 26’sı ise yakında kullanmayı planladıklarını söyledi. Gartner, kuruluşların yarısından fazlasının şu anda yapay zeka odaklı kodlama asistanlarını denediğini veya zaten konuşlandırdığını ve geliştiricilerin yüzde 75’inin 2028 yılına kadar bir şekilde kodlama asistanlarını kullanacağını tahmin ediyor.

İş akışlarında yapay zeka kullanımı

Eski Microsoft yazılım geliştiricisi Igor Ostrovsky, yakın zamanda iş akışlarında yapay zekayı kullanmayan bir geliştiricinin kalmayacağına inanıyor. Ostrovsky: “Yazılım mühendisliği, özellikle geniş ölçekte, zor ve çoğunlukla sıkıcı ve sinir bozucu bir iş olmaya devam ediyor. Yapay zeka, yazılım kalitesini ve ekip üretkenliğini artırabilir ve programlama keyfinin yeniden kazanılmasına yardımcı olabilir” dedi. Böylece Ostrovsky, kendisinin de kullanmak isteyeceği yapay zeka destekli kodlama platformunu oluşturmaya karar verdi.

Bu platform Augment’tir ve neredeyse unicorn bir değerlemeyle (977 milyon dolar) 252 milyon dolarlık bir fonla gizlilikten çıktı. Eski Google CEO’su Eric Schmidt’in ve Index Ventures, Sutter Hill Ventures, Lightspeed Venture Partners, Innovation Endeavors ve Meritech Capital gibi risk sermayedarlarının yatırımlarıyla Augment, üretken yapay zeka kodlama teknolojileri için henüz yeni oluşan pazarı sarsmayı hedefliyor.

Ostrovsky, geliştirme ekiplerinin özellik talepleri, hata düzeltmeleri, güvenlik yamaları, entegrasyon talepleri, geçişler ve yükseltmeler için uzun birikmiş işlerle batağa saplanmış olması nedeniyle yazılımların çoğu zaman kırılgan, karmaşık ve bakımı pahalı olduğunu söyledi. Ostrovsky: “Çoğu şirket ürettiği ve tükettiği programlardan memnun değil. Augment, programcıları ve organizasyonlarını yüksek kaliteli yazılımı daha hızlı sunma konusunda güçlendirmek için hem en iyi ekibe hem de tarife sahip” dedi.

Ostrovsky, flash veri depolama donanımı ve yazılım ürünleri geliştiren bir startup olan Pure Storage’a kurucu mühendis olarak katılmadan önce Microsoft’ta yaklaşık yedi yıl geçirdi. Ostrovsky, Microsoft’tayken, şirketin hiç piyasaya sürmediği ancak konseptleri son on yılda diğer Microsoft projelerinde de yer alan yeni nesil işletim sistemi Midori’nin bileşenleri üzerinde çalıştı.

2022’de Ostrovsky ve daha önce Google’da yapay zeka araştırma bilimcisi olan Guy Gur-Ari, Augment’in MVP’sini oluşturmak için bir araya geldi. Ostrovsky ve Gur-Ari, girişimin yönetici kademelerini doldurmak için Pure Storage’ın eski CEO’su Scott Dietzen’i ve eskiden Google mühendislik direktörü ve Shopify’da mühendislik başkan yardımcısı olan Dion Almaer’i işe aldı.

Google destekli Glance, kilit ekran platformunu ABD’de deniyor!

Hintli girişim Glance kısa süre önce ABD’de Motorola ve Verizon ile ortaklaşa bir pilot program başlattı ve bu yılın sonlarına doğru ülkede tam bir lansman yapmayı planlıyor. Google ve Jio Platforms’un da aralarında bulunduğu yatırımcılar tarafından desteklenen Bengaluru merkezli girişim, geçen yıl genişlediği Hindistan, Güneydoğu Asya ve Japonya’da şimdiden önemli ilerlemeler kaydetti. Glance’in kilit ekranı platformu bugün 450 milyondan fazla akıllı telefona ulaşıyor ve bunların yaklaşık 300 milyonunda aktif durumda ve bu müşterilere ek uygulamalar yüklemelerine gerek kalmadan doğrudan kilit ekranlarına haberler, yerel etkinlikler, spor güncellemeleri, medya içeriği ve etkileşimli oyunlardan oluşan özelleştirilmiş bir akış sunuyor.

Glance kullanıcıların kişisel verilerini toplamadığını iddia ediyor ve bunun yerine tavsiye motorunu bilgilendirmek için kullanım modellerine güvendiğini söylüyor. Bir kaynak, Glance’in yapay zekâ destekli benzersiz bir kilit ekranı deneyimi oluşturmak için Qualcomm ile de çalıştığını ve bu ortaklığın gerçekleşmesi halinde, Glance’in kişiselleştirilmiş akışı için tükettiği verileri önemli ölçüde azaltmasına ve işlemenin çoğunu cihaz üzerine taşımasına olanak tanıyacağını söylüyor. ABD’de Glance kilit ekranında reklam göstermeyi en azından ilk etapta (kullanıcı beğenisi ve benimseme kazanabilmek için) planlamıyor. Glance cihazlara önceden yüklenmiş olarak gönderiliyor ancak kolayca kaldırılabiliyor.

Android akıllı telefon üreticileri, son yıllarda şiddetli rekabet ve donanımdaki dar kar marjları nedeniyle gelirlerini artırma konusunda artan bir baskıyla karşı karşıya kaldı. Başlangıçta bu şirketlerin çoğu ana işlerini desteklemek için yeni gelir akışları aradı. Ancak sektör yöneticileri, Glance’in kilit ekranı platformu ilgi gördükçe, giderek artan sayıda akıllı telefon üreticisinin bunun farklılaşma için güçlü bir araç olma potansiyelini kabul ettiğini söylüyor.

Kilit ekranları ve diğer uygulama dışı ekranlar, akıllı telefon satıcıları ve markaları için çok önemli bir oyun alanı haline geliyor. ABD’de, isimsiz girişimin daha fazla telekom operatörünün yanı sıra CNN ve NBA gibi markalarla bağlantı kurmayı planladığını belirten kaynaklar, ayrıntılar gizli olduğu için isimlerinin açıklanmasını istemedi. Glance en az iki yıldır ABD’de faaliyete geçmeyi planlıyordu fakat ABD’de bir türlü lansman yapamamıştı.

Hintli girişimin kilit ekranı teknolojisi, marka ortakları için kullanıcı etkileşimini ve uygulama yüklemelerini artırmada başarılı olduğunu kanıtladı. BCG, geçen yıl Hintli yayın hizmeti JioCinema ile yapılan dokuz haftalık bir ortaklığın, 100 milyondan fazla benzersiz gösterimden 9 milyon ek uygulama yüklemesiyle sonuçlandığını yazdı. Rapora göre, kampanya aynı zamanda hareketsiz kullanıcıları da hedefleyerek uygulama açılışlarında %12,5’lik bir artış sağladı ve yükleme tabanını günlük aktif kullanıcılara dönüştürdü.

GPT-4 sıfır gün güvenlik açıklarından yararlanabiliyor!

Yeni bir çalışma, GPT-4’ün sıfır gün güvenlik açıklarından tek başına yararlanabildiğini ortaya koyuyor. GPT-4, OpenAI tarafından hazırlanan en yeni çok modlu büyük dil modeli (LLM) olarak duruyor. Şu anda ücretli ChatGPT Plus serisinin bir parçası olarak müşterilerin erişebildiği bu temel model, dışarıdan insan yardımı gerektirmeden güvenlik açıklarını tespit etme konusunda dikkate değer bir yetenek sergiliyor.

GPT-4 güvenlik için risk mi?

Araştırmacılar yakın zamanda, kendi kendini kopyalayan bir bilgisayar solucanının yayılması gibi son derece kötü amaçlarla (LLM’ler) ve chatbot teknolojisini manipüle etme yeteneğini gösterdi. Yeni bir çalışma, şu anda piyasada bulunan en gelişmiş sohbet robotu olan GPT-4’ün, yalnızca bir kusurun ayrıntılarını inceleyerek son derece tehlikeli güvenlik açıklarından nasıl yararlanabileceğine ışık tutuyor. Araştırmaya göre LLM’ler giderek daha güçlü hale geliyor, ancak eylemlerine rehberlik edecek etik ilkelerden yoksunlar. Araştırmacılar, OpenAI’ın ticari teklifleri, açık kaynaklı LLM’ler ve ZAP ve Metasploit gibi güvenlik açığı tarayıcıları dahil olmak üzere çeşitli modelleri test etti. Gelişmiş yapay zeka aracılarının, bu tür kusurların ayrıntılı açıklamalarına erişimleri olması koşuluyla, gerçek dünya sistemlerindeki sıfır gün güvenlik açıklarından “bağımsız olarak yararlanabileceğini” buldu.

Çalışmada LLM’ler, web sitesi hataları, kapsayıcı kusurları ve savunmasız Python paketleriyle ilgili 15 sıfır gün güvenlik açığından oluşan bir veritabanıyla karşılaştırıldı. Araştırmacılar, bu güvenlik açıklarının yarısından fazlasının ilgili CVE tanımlarında “yüksek” veya “kritik” şiddette olarak sınıflandırıldığını belirtti. Üstelik test sırasında mevcut hata düzeltmeleri veya yamalar mevcut değildi.

Illinois Urbana-Champaign Üniversitesi’nden (UIUC) dört bilgisayar bilimcisi tarafından yazılan çalışma, sohbet robotlarının bilgisayar saldırılarını otomatikleştirme potansiyeline ilişkin önceki araştırmaları temel almayı amaçlıyordu. Bulgular, GPT-4’ün test edilen güvenlik açıklarının yüzde 87’sinden yararlanabildiğini, GPT-3.5 dahil diğer modellerin ise yüzde sıfır başarı oranına sahip olduğunu ortaya çıkardı. UIUC yardımcı doçenti Daniel Kang, GPT-4’ün açık kaynaklı tarayıcılar bunları tespit edemediğinde bile 0 günlük kusurlardan bağımsız olarak yararlanabilme yeteneğinin altını çizdi. OpenAI’ın halihazırda GPT-5 üzerinde çalışmasıyla birlikte Kang, “LLM temsilcilerinin” senaryo çocukları ve otomasyon meraklıları arasında güvenlik açığı istismarını ve siber suçları demokratikleştirmek için güçlü araçlar haline geleceğini öngörüyor. Bununla birlikte, kamuya açıklanmış bir sıfır gün hatasından etkili bir şekilde yararlanmak için GPT-4’ün, CVE tanımının tamamına ve ek bilgilere gömülü bağlantılar yoluyla erişim sağlaması gerekiyor. Araştırmacılar ve analistler arasında görüşler farklılık gösterse de Kang, “gizlilik yoluyla güvenlik” yaklaşımının etkinliğinden şüphe ediyor.

Japonya’da otomatta Intel Core CPU satılıyor!

1

Japonya, otomatta Intel Core CPU i7-8700’ü yaklaşık 3,25 dolara satın alabileceğiniz Gacha satış makinesi de dahil olmak üzere birçok tuhaf ve harika şeye ev sahipliği yapıyor. Dikkat edilmesi gereken nokta, çipin bazı sorunları olmasına rağmen hala çalışıyor.

Otomatta Intel Core CPU satışı nasıl yapılıyor?

Makine, Sawara-San adlı bir kullanıcının Gacha makinesine 500 Yen veya yaklaşık 3,25 dolar  yerleştirdikten sonra Coffee Lake S çipini kazandığını yazan X/Twitter kullanıcısı LaurieWired tarafından vurgulandı. Kendi kendine hizmet veren otomatlar dünyanın birçok yerinde bulunuyor. Ancak özellikle Japonya’da popülerdir. Kullanıcılar sadece paraları atıyor, kadranı çeviriyor ve hangi ödülün verildiğini görüyorlar. Bunlar genellikle küçük plastik topların içinde geliyor.

Makineler küçük oyuncaklar veya modeller çıkarma eğiliminde. Ancak bir bilgisayarın ve elektronik mağazasının dışındaki 1’in bilgisayarı adı verilen bilgisayar başka bir şey veriypr: CPU’lar.

İşin püf noktası, bu işlemcilerin daha eski ve kusurlu öğeler gibi görünmesi, muhtemelen birinin bilgisayarının satamadığı ve sadece elden çıkarmak istediği işlemciler diyebiliriz. Örneğin Sawara-San’ın kazandığı Core i7-8700, görüntü sorunlarına neden oluyor gibi görünüyor. Windows’u çiple çalışan bir bilgisayara yüklemek başlangıçta işe yaramadı.

Core i7-8700’ün altı çekirdeğe ve 12 iş parçacığına sahip olması gerekiyor. Ancak Windows Görev Yöneticisi ekran görüntüsü, Sawara-San’ın beş çekirdeği ve on iş parçacığına sahip olduğunu gösteriyor. Bu muhtemelen sorunların tamamına olmasa da bazılarına neden oluyordu ve çipte daha fazla sorun olabilirdi.

Yine de CPU Cinebench R15 ve R23 testlerini tamamlamayı başardı. 992cb Cinebench R15 nT test puanı, şaşırtıcı olmayan bir şekilde normal bir Core i7-8700’ün sunabileceğinden çok daha düşüktü. Bu arada, yepyeni bir Intel Core i7-8700 Amazon’da 200 dolar , yenilenmiş modeller ise 135 dolar. Bu Japonya’nın ilk CPU otomatı değil. 2021’deki raporlar, Tokyo’da bir makinenin, Intel modelleri de dahil olmak üzere bir veya daha fazla eski CPU ile dolu sahte AMD Ryzen 5000 kutularını yaklaşık 9 dolar karşılığında dağıttığını vurguladı.

NVIDIA, GPU yapılandırma yazılım şirketi Run:ai’yi satın aldı!

Toplam işgücünün %13’ünü ve ABD dışındaki en büyük Ar-Ge merkezini İsrail’de konuşlandıran NVIDIA, müşterilerin yapay zekâ bilgi işlem kaynaklarını daha verimli kullanmalarına yardımcı olmak için Kubernetes tabanlı bir iş yükü yönetimi ve düzenleme yazılımı sağlayıcısı olan İsrailli Run:ai’yi satın almak üzere kesin bir anlaşma yaptığını duyurdu. İki firma arasındaki görüşmeler bir süredir devam ediyordu.

Anlaşmanın ticari şartları kamuoyuna açıklanmamakla birlikte, Run:ai firmasının 500 milyon doların üzerinde bir piyasa değerlemesine sahip olduğu düşünülüyor. İsrailli girişim, paylaşılan hızlandırılmış bilgi işlem altyapısında yapay zekâ iş yükleri için verimli küme kaynağı kullanımını teşvik ediyor.

ChatGPT’nin hayatımıza girmesinin ardından yalnızca son 1,5 -2 yıl içerisinde iş yüklerinin bulut, uç ve şirket içi veri merkezi altyapısına dağıtılmasıyla müşterilerin yapay zekâ dağıtımları giderek daha karmaşık hale geliyor. Üretken yapay zekâ, tavsiye sistemleri, arama motorları ve diğer iş yüklerini yönetmek ve düzenlemek, sistem düzeyinde ve altyapıdaki performansı optimize etmek bağlamında ciddi bir efor ve sofistike bir zamanlama gerektiriyor. 2018 yılında İsrail’de kurulan ve ilk ürününü 2020 yılında piyasaya süren Run:ai ise kurumsal müşterilerin ister şirket içinde, ister bulutta veya hibrit ortamlarda olsun, bilgi işlem altyapılarını yönetmelerini ve optimize etmelerini sağlıyor.

NVIDIA tarafından satın alınan şirket, modern yapay zekâ ve bulut altyapısı için orkestrasyon katmanı olan Kubernetes üzerinde açık bir platform inşa etti. Söz konusu platform Tüm popüler Kubernetes varyantlarını destekliyor ve üçüncü taraf yapay zekâ araçları ve çerçeveleriyle entegre hale geliyor. Run:ai müşterileri arasında, veri merkezi ölçeğindeki GPU kümelerini yönetmek için Run:ai platformunu kullanan, farklı sektörlerden dünyanın en büyük kuruluşlarından bazıları yer alıyor.

Run:ai kurucu ortağı ve CEO’su konu hakkında yaptığı açıklamada Omri Geller, “Run:ai, 2020’den beri NVIDIA ile yakın bir işbirliği içinde ve müşterilerimizin altyapılarından en iyi şekilde yararlanmalarına yardımcı olma tutkusunu paylaşıyoruz” dedi ve ekledi: “NVIDIA bünyesine katıldığımız için heyecanlıyız ve yolculuğumuza birlikte devam etmeyi dört gözle bekliyoruz.”

Run:ai platformu yapay zekâ geliştiricilerine paylaşılan bilgi işlem altyapısını yönetmek için merkezi bir arayüz sunarak, karmaşık yapay zekâ iş yükleri için daha kolay ve daha hızlı erişim sağlıyor. Platform ayrıca kullanıcı ekleme, bunları ekipler altında düzenleme, küme kaynaklarına erişim sağlama, kotalar, öncelikler ve havuzlar üzerinde kontrol ve kaynak kullanımını izleme ve raporlama işlevselliği de sunuyor. Sağlanan faydalar arasında GPU’ları bir havuzda toplama ve ayrı görevler için GPU’ların kesirlerinden birden fazla GPU’ya veya farklı kümelerde çalışan birden fazla GPU düğümüne kadar bilgi işlem gücünü paylaşma yeteneği mevcut.

NVIDIA, Run:ai’nin ürünlerini yakın gelecekte de aynı iş modeli altında sunmaya devam edeceğini açıkladı. Ayrıca NVIDIA, kurumsal geliştiriciler için önde gelen bulutlarla birlikte tasarlanan ve üretken yapay zekâ için optimize edilmiş entegre, tam yığın bir hizmet sunan bir yapay zekâ platformu olan NVIDIA DGX Cloud’un bir parçası olarak Run:ai ürün yol haritasına yatırım yapmaya devam edecek. Run:ai ile birlikte NVIDIA, müşterilerin GPU çözümlerine her yerden erişen tek bir yapıya sahip olmalarını sağlamayı planlıyor.

Microsoft ve ABD yapay zekâ kozunu Çin’e karşı mı kullanıyor?

0

20. yüzyıl ve 21. Yüzyıl başlarında ABD ya da başka bir askeri güç, rakip olarak gördüğü bir ülkeyi kendi iradesine boyun eğdirmek istediğinde, genellikle hedefinin hemen açıklarına korkunç bir savaş gemisi göndererek güç gösterisi yapardı. Donanma gösterisi genellikle amacına ulaşırdı: küçük ülkenin günün taleplerine boyun eğmesi için tek bir mermi bile atılması gerekmezdi. Buna gambot diplomasisi denirdi. Şimdi ise diplomatik kıskaç yapay zekâ ile farklı bir yöne evriliyor.

Bugün, hala özellikle Orta Doğu’da yaşanan gerilimlerde savaş gemilerinin bölgeye sevkini sıkça görsek da gambotlar artık dünyaya hükmetmiyor. Teknoloji (ve giderek artan bir şekilde üretken yapay zekâ) diplomatik sıkıştırma süreçlerini yönetiyor. Ve Microsoft şimdi, ABD’nin Çin’e karşı yürüttüğü “teknolojik Soğuk Savaş” olarak adlandırılan savaşı kazanmak için önemli genAI gücünü kullanmak üzere federal hükümetle el ele çalışıyor.

İşbirliği henüz yeni başladı ama meyvelerini vermeye başladı bile: Birleşik Arap Emirlikleri merkezli güçlü bir genAI şirketinin (G42) Çin’le bağlarını koparıp ABD’nin yanında yer almasını sağladı. İlk bakışta bu ABD ve Microsoft için kulağa kazan-kazan gibi geliyor: Çin’i Orta Doğu’dan dışlamanın, ABD’nin Arap ülkeleriyle işbirliğini arttırmanın ve yardımları karşılığında bir ABD şirketine kâr yağdırmanın nesi kötü olabilir ki? Muhtemelen pek çok şeyi…

Görünen o ki, pek çok şey ters gidebilir. Gezegendeki en önemli süper gücün yapay zekâ alanında dünya lideriyle bu kadar yakın ve gizlice çalışmasının önemli tehlikeleri var. En büyük tehlike: ABD, Microsoft ile bu kadar yakın işbirliği yaparak, araştırmacıların düzgün bir şekilde düzenlenmediği takdirde insanlık için varoluşsal bir tehdit oluşturabileceği konusunda uyardığı genAI’yi kontrol altına almaya çalışmaktan vazgeçiyor mu?

Federal hükümet ve Microsoft’un Çin’i alt etmek ve Orta Doğu’daki en etkili YZ şirketi olan G42’den dışlamak için nasıl birlikte çalıştığına ve bunun genAI araçlarını ve platformlarını düzenlemeye yönelik yeni planlar için ne anlama geldiğine bakalım.

Çin’i Orta Doğu’nun parlayan yapay zekâ şirketinden dışlamak

Bu teknoloji diplomasisi turunun ilk hedefi, bir yapay zekâ ve teknoloji şirketinin sahip olabileceği en iyi bağlantılara sahip Birleşik Arap Emirlikleri merkezli G42 firması oldu. New York Times bu şirketi “petrol gelirine alternatif olarak bir yapay zekâ endüstrisi inşa eden BAE’nin baş tacı” olarak tanımlıyor. Forbes’a göre şirket, Abu Dabi kraliyet ailesinin en güçlü üyeleri arasında yer alan BAE’nin ulusal güvenlik danışmanı Şeyh Tahnoon bin Zayed tarafından kontrol ediliyor.

Times, G42’nin ABD’nin “Çin’in yapay zekâ, büyük veri, kuantum bilişim, bulut bilişim, gözetim altyapısı ve genomik araştırmalar da dahil olmak üzere dünyanın en ileri teknolojilerinde üstünlük sağlama hırsını” köreltme çabalarının tam ortasında yer aldığını söylüyor.

Microsoft anlaşmasından önce ABD, özellikle G42’nin ABD yaptırımları altında olan telekomünikasyon devi Huawei de dahil olmak üzere büyük Çinli teknoloji firmalarıyla ve hatta muhtemelen Çin hükümetiyle olan bağlantılarından endişe duyuyordu.

ABD’li yetkililer G42’nin ileri Amerikan teknolojisini Çinli teknoloji firmalarına ya da Çin hükümetine aktarmak için kullanıldığından endişe ediyordu. Bu alanda Biden yönetimi ne gibi pazarlıklar yaptı henüz bilinmiyor ama Microsoft devreye girdi ve G42 Çin’den hızla uzaklaştı. ABD Ticaret Bakanı Gina Raimondo bu karmaşık anlaşmayı yapmak için BAE’ye iki kez gitti. Anlaşma ABD’ye – ve Microsoft’a – tam da istediklerini verdi.

Anlaşma neler içeriyor?

Microsoft, genAI modellerini eğitmek ve ayarlamak için Microsoft hizmetlerini satacak olan G42’ye 1,5 milyar dolar yatırım yapacak. G42 ayrıca Microsoft’un Azure bulut hizmetlerini de kullanacak ve ayrıntıları kamuoyuna açıklanmayan gizli bir güvenlik anlaşmasını kabul etti. Huawei ve diğerleri de dahil olmak üzere Çin teknolojisi şirketten çıkarılacak. Microsoft Başkanı Brad Smith G42’nin yönetim kuruluna katılacak ve Microsoft şirketin kendi teknolojisini kullanmasını denetleyecek. (Bu denetimin kısmen G42 ile Çinli şirketler ve hükümet arasındaki bağlantının tamamen kesildiğinden emin olmak için tasarlanmış olması sürpriz olmaz).

Yani özünde ABD, Çin’i Orta Doğu’daki en etkili genAI şirketinin dışına itti ve Microsoft artık petrol ekonomisinden uzaklaştıkça yapay zekâ için sayısız milyarlar harcayacak bir bölgede önemli bir yere sahip oldu. Times’ın ifadesiyle, bu anlaşma “ABD firmalarının, ülkeleri Çin teknolojisinden uzaklaştırmak için yapay zekâ alanındaki teknolojik liderliklerini nasıl kullanacaklarına dair bir model haline gelebilir ve aynı zamanda büyük finansal ödüller kazanabilir.”

Bundan sonra ne olacak?

TikTok’un ABD’de yasaklanması ve Çin’in Apple’ı WhatsApp, Threads ve Signal’i Çin App Store’undan çekmeye zorlama kararı da dahil olmak üzere ABD ve Çin arasındaki teknoloji Soğuk Savaşında çok daha kamuya açık çatışmalar yaşanırken, G42 anlaşması büyük ölçüde radarın altında kaldı. Ancak TikTok ve diğerleri sadece bir yan gösteri. Geleceğin anahtarı, aptalca şakalar ve makyaj ipuçları hakkında 30 saniyelik videolar izlemekte değil yapay zekâda.

Bu da Microsoft’un, Alphabet, OpenAI, Meta ve Amazon gibi diğer genAI liderleri gibi ABD hükümeti ile giderek daha yakın bir ilişki içinde olacağı anlamına geliyor. Eğer ABD, Çin’in yapay zekâ ve teknoloji hırslarını engellemek istiyorsa, bu şirketlerin işbirliğine şiddetle ihtiyacı var. Ancak bu tür bir işbirliğinin bir bedeli var. ABD’nin teknolojiye hükmetme konusunda kötü bir sicili var. Biden yönetimi, Kongre harekete geçmekte isteksiz olsa da, Büyük Teknoloji’nin peşine düşmek için anti-tröst yasalarını kullanmaya istekliydi. Ancak hükümetin, aynı zamanda Microsoft ve diğerlerinden Çin’e karşı kendi emirlerini yerine getirmelerini isterse, anti-tröst soruşturmaları ve davalarından oluşan yaptırım tehdidini kullanmaya devam edeceğini kestirmek zor değil.

Hyundai, Pekin Otomobil Fuarı’nda gözleri üzerine çekti!

0

Hyundai, en önemli EV ve SUV modellerini Çin’de satışa sunmaya hazırlanıyor. IONIQ 5 N ve birkaç önemli modelin satışına 2024’ün sonunda başlanacak. IONIQ 5 N’le birlikte TUCSON ve SANTA FE de SUV segmentini güçlendirecek.

Hyundai, Çin’de bombayı patlattı! SUV’lar uzuyor

Hyundai Çin pazarındaki iddialı büyüme stratejisini 2024 Pekin Uluslararası Otomotiv Fuarı’nda gözler önüne serdi. Markanın bu stratejinin merkezinde tamamen elektrikli modeli IONIQ 5 N yer alıyor. Bu iddialı model 650 beygirlik gücü ve tasarımıyla dikkat çekiyor. Bu yılın ikinci yarısında Çin’de satışa sunulacak.

Hyundai sadece elektrikli araç segmentinde değil, aynı zamanda SUV pazarında da iddiasını artırmayı hedefliyor. Bu doğrultuda TUCSON ve SANTA FE modelleri Çinli müşterilerin beklentilerine uygun olarak özel olarak geliştirildi.

Her iki model de Avrupa versiyonlarına kıyasla daha geniş ve uzun bir yapıya sahip olacak. Böylece daha ferah bir iç mekan sunacak. Çin pazarı için özel olarak tasarlanan MUFASA modeli de Hyundai’nin SUV segmentindeki çeşitliliğini artıracak.

Şirket Pekin Uluslararası Otomotiv Fuarı’nda sadece otomobillerini değil, aynı zamanda geleceğin teknolojilerine olan bağlılığını da sergiledi. Fuarda hidrojen teknolojisi ve hidrojen yakıt hücresi sistemlerine odaklandı.

Ziyaretçiler hidrojenin üretiminden depolanmasına ve kullanımına kadar tüm değer zincirini deneyimleme fırsatı buldular. Hyundai de organik atıkların hidrojene dönüştürülmesi gibi inovatif çözümlerle çevre dostu mobiliteye olan bağlılığını bir kez daha gösterdi.

Şirketin Çin pazarındaki büyüme stratejisi, Contemporary Amperex Technology Co.Limited (CATL) ile imzalanan bir mutabakat anlaşmasıyla daha da güçlendi. Bu iş birliği Hyundai’nin Yeni Enerjili Araç (NEV) pazarındaki rekabet gücünü artırmasını ve elektrifikasyon hedeflerine ulaşmasını sağlayacak.

Ayrıca Kore dışındaki ilk “N Özel Deneyim Merkezi” Şanghay’da açılacak. Bu merkez de potansiyel müşterilere IONIQ 5 N gibi yüksek performanslı modelleri deneyimleme ve markanın N serisinin sunduğu heyecanı yaşama fırsatı sunacak.