Kaliforniya, eyalet genelinde trafik güvenliğini artırmak amacıyla yeni bir yasa tasarısı üzerinde çalışıyor. Senatör Scott Wiener tarafından önerilen tasarı, 2027 ve daha yeni araçların hızlarını sınırlamayı hedefliyor. Bu tasarıya göre, 2027 model yılı ve sonrasında üretilen veya satılan araçlar, 10 mil/saat üzerindeki hızları engelleyen bir hız sınırlayıcı sistemle donatılmalıdır.
Eyaletin mevcut maksimum hız sınırı saatte 70 mil olarak belirlenmiş durumda, bu da saatte 80 mil ve üzeri hızların yasak olduğu anlamına geliyor. “SAFER Kaliforniya Sokakları” adını taşıyan yasa tasarısı paketi, SB 961’i içeriyor ve 2027’den itibaren üretilen yeni otomobil ve kamyonlarda hız sınırlayıcıların zorunlu hale gelmesini öngörüyor.
Wiener, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Hız sınırlarımız var, çoğu insan hız sınırlarını destekliyor çünkü insanlar hızın öldürdüğünü biliyor” dedi. Tasarı, Kaliforniya’da 2019’dan 2022’ye kadar trafik ölümlerinde %22’lik bir artış olduğunu ele alarak, hızla bağlantılı ölümleri azaltmaya yönelik bir çaba olarak öne çıkıyor.
Hız sınırlayıcı teknoloji, acil durum araçları için geçerli olmayacak ve sürücüler tarafından geçici olarak devre dışı bırakılabilecek. Ancak tasarıda bu durumun hangi koşullarda geçerli olabileceği belirsizliğini koruyor. Ayrıca, otomobil üreticilerinin hız sınırlayıcıyı devre dışı bırakma yetkisi, muhtemelen sadece yetkili acil durum araçları için geçerli olacak şekilde belirtilmiştir.
Eğer tasarı yasalaşırsa, Kaliforniya, ülkede hız sınırlayıcı bir cihazı zorunlu kılan ilk eyalet olacak. Bu adımın diğer eyaletler üzerinde nasıl bir etki yaratacağı ise zaman içinde ortaya çıkacak bir soru olarak ön plana çıkıyor.
Apple, dünya genelinde büyük bir heyecanla beklenen Vision Pro cihazının lansmanına sadece birkaç gün kala, 70 saniyelik etkileyici bir reklamla kullanıcılarına bir ön bakış sunuyor. Pazar günü Apple’ın YouTube kanalında yayınlanan reklam, 1974 tarihli Supertramp şarkısı “Dreamer” ile senkronize bir şekilde, 3.499 dolarlık karma gerçeklik başlığının çeşitli kullanım senaryolarını gözler önüne seriyor.
Reklam, ev işlerini halleden bir adamın cihazı kullanmasıyla başlıyor ve odak noktası, Vision Pro’nun el hareketleri, ses ve göz hareketleriyle nasıl kontrol edilebileceği üzerinde yoğunlaşıyor. Özellikle, cihazın ekranında gözlerin dijital temsilini kullanarak gerçek bir göz teması kurabilme yeteneği vurgulanıyor, bu da kullanıcıya cihazı çıkarmadan etkileşim sağlama imkanı tanıyor.
Vision Pro’nun evde film izleme deneyimini bir üst seviyeye taşıma yeteneği de reklamda ön plana çıkıyor. Ayrıca, sanal sinema ekranının boyutunu çimdik hareketiyle büyüterek kullanıcılara etkileyici bir sinema deneyimi sunuyor. Reklamda dikkat çeken bir başka senaryo ise, Vision Pro ile FaceTime görüşmelerini gerçekleştiren bir kadın ve arkadaşı arasındaki etkileşimi gösteriyor.
Reklamın belirgin sloganı, “Merhaba Apple Vision Pro,” kullanıcılarına cihazın geniş uygulama yelpazesini keşfetme çağrısı yapıyor.
Apple’ın 2015 yılındaki Apple Watch’tan bu yana piyasaya sürdüğü en önemli ürün olan Vision Pro, teknoloji devinin birçok hayranını cezbetmeye aday gibi görünüyor. Ancak, 3.499 dolarlık fiyat etiketi, bazı potansiyel kullanıcılar için bir engel olabilir.
Vision Pro, ilk olarak 2 Şubat Cuma günü ABD’de satışa sunulacak ve diğer ülkelerin de bu lansmanı kısa süre içinde takip etmesi bekleniyor.
Almanya’nın Heidelberg kentindeki Max Planck Astronomi Enstitüsü’nden eş-baş araştırmacı Laura Kreidberg, Hubble tarafından yapılan çalışmalar hakkında “Bu kadar küçük bir gezegende su, dönüm noktası niteliğinde bir keşif.” diye ekledi.
“Gerçekten Dünya benzeri dünyaları karakterize etmeye her zamankinden daha da yaklaşıyor.“
Ancak GJ 9827d, Dünya’nın çapının yalnızca iki katı kadar ve yıldızının etrafındaki yörüngesi yalnızca 6,2 günlük olup Merkür’ünkinin yalnızca bir kısmı kadar uzakta; gerçekten sıcak. Ekibin gözlemleri doğruysa bu; gezegenin, insanların eğlenebileceği bir okyanus zevk dünyasından ziyade, buharlı bir güneş yörünge aracına benzediği anlamına geliyor.
Montreal Üniversitesi Trottier Ötegezegen Araştırma Enstitüsü’nden Björn Benneke, “Bu, su açısından zengin atmosfere sahip bu gezegenlerin aslında diğer yıldızların etrafında var olabileceğini atmosferik bir tespit yoluyla doğrudan gösterebileceğimiz ilk sefer olacak.” dedi. “Bu, kayalık gezegenlerdeki atmosferlerin yaygınlığını ve çeşitliliğini belirlemeye yönelik önemli bir adım.“
Ekibin keşiflerini detaylandıran bir makalesi Astrophysical Journal Letters’da yayınlandı.
Dünya’dan yaklaşık 97 ışıkyılı uzaklıkta, Balık takımyıldızı yönünde bulunan GJ 9827d’nin atmosferinin; üç yıl içinde güneşinin önünden 11 kez geçtiği gözlemlendi. Bir yıldızın önünden geçmek iyi bir spektrografik analize olanak sağladığından, geçişler genellikle ötegezegenlerin atmosferik yapısını tespit etmek için kullanılır.
Peki bu ne tür bir gezegen?
Takım, GJ 9827d’nin atmosferinde su buharı keşfinde güvenli olsalar da, hâlâ onun bir su dünyası mı yoksa hidrojen ve helyumun hakim olduğu, suyun küçük bir bileşeni olduğu minyatür Neptün benzeri bir gaz gezegeni mi olduğundan emin değiller.
İkinci durumda, hidrojen henüz tespit edilememiştir. Araştırmaya katılan Max Planck Astronomi Enstitüsü’ne göre tespit, onu tespit etmekte başarısız olmuş olabilir.
Benneke, “Bir noktada, daha küçük gezegenleri incelerken, bu küçük dünyalarda artık hidrojenin olmadığı ve karbondioksitin hakim olduğu Venüs’e benzeyen atmosferlere sahip oldukları bir geçiş olması gerekir.” dedi.
Yaklaşık altı milyar yıl olduğuna inanılan GJ 9827d’nin yaşı, yerel yıldıza olan yakınlığıyla birleştiğinde, güneş ışınımının uzun süren bombardımanı nedeniyle hidrojeninin kaybolmuş olabileceğini gösteriyor.
Benneke, daha ilginç alternatifin ise gezegenin daha çok sıcak bir Avrupa’ya benzemesi ve kayalık çekirdeğinin su veya su buharıyla kaplı olması olduğunu söyledi. Eğer durum buysa, GJ 9827d muhtemelen ev sahibi yıldızından daha uzakta oluşmuş ve yaklaşmadan önce bir buz topuna dönüşmüştü.
NASA Ames Araştırma Merkezi astrofizikçisi Thomas Greene, James Webb Uzay Teleskobu’nun ve üstün gözlem gücünün burada devreye girdiğini söyledi.
Greene, “JWST, karbon monoksit, karbon dioksit ve metan gibi karbon taşıyan moleküller de dahil olmak üzere ek kızılötesi gözlemlerle çok daha fazlasını görebilir.” dedi. “Bir gezegenin elementlerinin tam bir envanterini aldığımızda, bunları yörüngesindeki yıldızla karşılaştırabilir ve nasıl oluştuğunu anlayabiliriz.“
Benneke, JWST kullanarak uzak dünyanın son gözlemlerini yapan baş araştırmacı olduğundan, GJ 9827d gezegeninin ne tür bir gezegen olduğunu yakında öğrenebiliriz.
Max Planck Enstitüsü’nün dış gezegenlerin atmosferik fiziği bölümünün yöneticisi Kreidberg, “Bu verilerin neyi ortaya çıkaracağını görmek için sabırsızlanıyoruz.” dedi. “Umarım artık su dünyaları sorununu kesin olarak çözebiliriz.“
Netflix, film departmanının başındaki isim Scott Stuber ile yollarını ayırdıktan sonra film stratejisinde değişikliğe gidiyor. Şirket, büyük bütçeli filmlerin sayısını azaltarak daha çok dizi ve düşük maliyetli filmlere odaklanacak.
Netflix’in orijinal film stratejisi zaman içinde birçok evrim geçirdi. Başlangıçta daha prestijli projelere odaklanarak sinema dünyasında kendine yer bulmaya çalışan şirket, son yıllarda kendi yüksek bütçeli filmlerini üreterek Hollywood stüdyolarıyla rekabet etmeye karar verdi. Ancak, bu stratejiyi sürdürmek maliyetli olabilir.
Son yedi yıldır Netflix’in film departmanının başında bulunan Scott Stuber’ın ayrılmasıyla birlikte, şirketin yeni bir döneme girdiği belirtiliyor. Netflix’in artık daha az sayıda büyük bütçeli filme imza atacağı ve bunun yerine dizi ve daha düşük maliyetli filmlere odaklanacağı konuşuluyor.
Şirketin ürettiği orijinal film sayısındaki düşüş de dikkat çekiyor. 2018’de 90 orijinal film yayınlayan Netflix ,büyük bütçeli geçtiğimiz yıl 49 orijinal filmle yetindi. Bu yıl için şu ana kadar 36 film açıklandı. Ancak, şirketin film üretimini azaltması, dizilere ve lisanslı eski dizilere odaklanma eğilimini güçlendiriyor.
Red Notice ve Extraction gibi büyük yapım filmleri Netflix’te geniş kitlelerce izleniyor olsa da, şirketin en güçlü kozunun hala orijinal diziler olduğu düşünülüyor. Bu nedenle, Netflix’in film yatırımlarını azaltıp dizi ve lisanslı içeriklere daha fazla odaklanması bekleniyor.
Netflix’in strateji değişikliği, platformun abone çekme ve kullanıcıları elde tutma hedefleri doğrultusunda yapılmış gibi görünüyor. Yüksek maliyetli filmlerin yanı sıra, özgün ve çeşitli dizi içeriğiyle rakiplerine karşı rekabet avantajını sürdürmeyi amaçlıyor.
Apple, iOS 17.4 güncellemesiyle birlikte Apple Podcast uygulamasına heyecan verici bir özellik ekliyor. Yeni güncelleme, kullanıcılara podcast yayınlarını dinlemeden önce içeriğini görebilme imkanı sunuyor.
AB’de App Store değişikliklerini içeren iOS 17.4 beta sürümü, özellikle AB kullanıcıları için önemli yenilikler içeriyor. Ancak, Apple Podcast uygulamasındaki transkript özelliği tüm kullanıcıları ilgilendiriyor. Bu özellik, Apple Müzik’teki şarkı sözü özelliğine benzer şekilde çalışarak, podcast yayınlarını yazıya dökme imkanı tanıyor.
iOS 17.4 güncellemesiyle Apple Podcast uygulaması, transkript seçeneği sunarak yayınların yazılı içeriğini anlık olarak görüntüleme fırsatı veriyor. Transkriptler otomatik olarak oluşturuluyor ve yayın boyunca söylenenlerin yazıya dökülmesi sadece birkaç saniye sürüyor. Bu sayede kullanıcılar, belirli bir kelimeyi aratmanın yanı sıra o kelimenin geçtiği bölüme hızlıca atlayabiliyor.
Ancak, şu anda transkript özelliğinin tüm podcastlerde desteklenmediği unutulmamalıdır. Transkriptler, İngilizce, Fransızca, Almanca ve İspanyolca dillerinde otomatik olarak oluşturulurken, yayıncılar istedikleri takdirde kendi transkriptlerini de yükleyebiliyorlar.
iOS 17.4 güncellemesi, şu anda geliştiricilerin kullanımına açık durumda. Genel kullanıcılara sunulması ise Mart ayında bekleniyor. Bu güncelleme ile podcast dinleme deneyiminin daha interaktif ve bilgilendirici hale gelmesi bekleniyor.
Yapay zeka destekli Laura sesli asistanı ile beraber kullanıcıların araç içi deneyimi daha da ileriye taşınacak ve sistem günlük yaşamı kolaylaştırmaya yardımcı olacak.
Hangi modellere yapay zeka desteği geliyor?
MEB GP ve MQB EVO platformlarına sahip Škoda modelleri yapay zeka destekli bu yeni özellikten yararlanan ilk araçlar olacak. ChatGPT entegrasyonuna sahip sistem sayesinde kullanıcılar geniş bir yapay zeka veritabanına erişebilecekler ve sürüş sırasında kendilerine içerik okunmasını sağlayabilecekler.
Bu yeni özellik, otomotiv sektörüne özel olarak geliştirilen ve ChatGPT entegrasyonu sunan teknoloji ortağı Cerence tarafından uygulandı. Ayrıca bu sistemde, kişisel veriler ve araç bilgileri her zaman korunmaya devam ediliyor.
Škoda modellerine yapay zeka desteği 2024’ün ortasından itibaren uygulanmaya başlanacak. İlk olarak Škoda Enyaq’ın belirli versiyonlarında, yeni nesil Škoda Superb ve Kodiaq ile yeni Škoda Octavia’da sunulacak. Škoda’nın yeni sisteminde Laura sesli asistan, önceki sesli komutların çok ötesine geçen çeşitli yeni yetenekler getirecek.
Sürücülere ne getirecek?
Laura sesli asistan bilgi-eğlence sistemini, navigasyonu ve klimayı kontrol etmek ve genel bilgi sorularını yanıtlamak için kullanılabilecek. Gelecekte yapay zeka, sürekli gelişen yeteneklerinin bir parçası olarak bunun ötesine geçen sorulara yanıt olarak ek bilgiler sağlayacak. Böylece bir yolculuk sırasında hayatı kolaylaştıracak sistem daha sezgisel bir dille etkileşim kurmak, araca özgü bilgileri almak ve çok daha fazlasını gerçekleştirebilecek. Böylece sürücü tamamen yola odaklanarak tamamen güvenli bir sürüş ortamı sağlanacak.
IdeaPos; ürünlerini fiziki mağazalarında da satan işletmelerin hem maliyetlerini düşürecek hem süreçlerini kolaylaştıracak bir POS cihazı görevi görürken, IdeaSoft AI ise; kullanıcıların zahmetsiz bir şekilde ürün, kategori, sayfa veya blog içeriği üretmeyi tek tıklama ile otomatik olarak yapabilmesini sağlayacak.
IdeaSoft CEO’su ve TOBB E-ticaret Meclis Üyesi Seyhun Özkara, “IdeaSoft olarak sektöre öncü olacak yenilikleri ve teknolojileri her zaman takip ediyor ve müşterilerimize bu çözümleri sunuyoruz. Tüm yeniliklerin üzerinde uzun zamandır çalışıyoruz. Müşterilerimiz teknoloji geliştikçe farklı farklı çözümlere ihtiyaç duyuyor. Büyüyen KOBİ ihtiyaçlarını ve artan e-ticaret trafiğini karşılamak hem de kullanıcı deneyimini geliştirmek için biz de en güncel teknolojiyi kullanarak altyapı yatırımlarımıza devam ediyoruz.
IdeaSoft CEO’su ve TOBB E-ticaret Meclis Üyesi Seyhun Özkara
Şirketimiz, sürdürülebilir altyapı ve yazılım sağlamak için en güncel teknoloji ve donanımlara yatırım yapmaya devam ediyor. Bu çerçevede, toplamda 35 milyon TL değerinde bir yatırım planı oluşturulmuş ve bu planın büyük bir bölümü başarıyla tamamlanmıştır. Yatırımlarımız, şirketimizin en önemli ayağı olan teknoloji alanında yoğunlaşmaktadır. 2024 ve 2025 yılları boyunca, yatırım stratejimizi sürdürülebilirlik ve yenilikçilik ekseninde şekillendirerek, sektördeki öncü konumumuzu daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz.
Şirketimizin bu yatırımları, müşterilerimize daha etkili ve yenilikçi çözümler sunma kapasitemizi artıracak. Ayrıca, bu adımlar sayesinde ekonomiye ve topluma olan katkımızı da önemli ölçüde artırmayı amaçlıyoruz.” şeklinde konuştu.
IdeaSoft’un 2023 KOBİ e-ticaret raporunu da açıklayan Özkara, “IdeaSoft’un geliştirdiği e-ticaret altyapısını kullanan siteler; 2023 yılında 9 milyondan fazla tüketicinin 103 milyon adet ürün ihtiyacını karşıladı. Toplam hacim ise 2022 yılına göre %118 oranında artarak 15 milyar TL’yi geçti. Sektör bazında Hırdavat & Yapı Market sektörü zirvedeki yerini korurken; bu kategoriyi Mobilya, Elektronik, Gıda, Beyaz Eşya & Ev Aletleri ve Av & Kamp Outdoor sektörleri takip etti.” diyerek sözlerini tamamladı.
IdeaPos ile işletmeler tek bir yerden tüm satışlarını yönetebilecek
IdeaPos; ürünlerini fiziki mağazalarında da satan işletmelerin hem maliyetlerini düşürecek hem süreçlerini kolaylaştıracak bir POS cihazı.; Aynı zamanda e-ticaret sitesindeki stoklar ve ürünlerle de entegre fiziksel bir pos cihazı. Bu cihaz sayesinde işletmeler, fiziksel dükkanlarında yaptıkları satışları da online paneline yansıtabilecek. Hem fiziksel hem de online dünyayı birbirine bağlayarak müşterilerimizin tek bir yerden online ve offline tüm satışlarını yönetmesini sağlayabileceğiz.
IdeaSoft AI ile e-ticaret için etkili içerik üretimi
E-ticaret alanında kullanılan yapay zeka teknolojisi ile sektöre yeni bir yaklaşım getirildi. Kullanıcılar zahmetsiz bir şekilde ürün, kategori, sayfa veya blog içeriği üretmeyi tek tıklama ile otomatik olarak yapabilecek. KOBİ’lerin herhangi ek bir teknolojiye sahip olmadan sadece kendi panellerini kullanarak yapay zeka çözümümüzden yararlanabilecekleri bir sistem geliştirildi. Etkili içerik üretiminin en önemli unsurları olan zaman, hız ve seo odaklılık IdeaSoft AI ile hiç olmadığı kadar kolay olabilecek.
Ülkem İçin Yapay Zeka Derneği tarafından düzenlenen, ülkemizdeki yapay zekâ ekosistemini şekillendirmeyi hedefleyen ve “Ulusal Yapay Zekâ Stratejisi 2021-2025″in gelişimine öncü olması amacıyla düzenlenen 1. Türkiye Yapay Zekâ Forumuna (TYZF24) başvurular devam ediyor. 31 Ocak 2024 tarihine kadar önerilerinizi kısa ve öz şekilde web sayfası (tyzforum.org) üzerinden göndererek, bu etkinliğin bir parçası olabilirsiniz.
TYZF24 19-20 Nisan 2024’te, Ankara ODTÜ Teknokent CoZone’da yapılacak. Etkinlikte “Ülkemiz Yapay Zekâ Alanında Sürdürülebilir Uluslararası Rekabet Üstünlüğünü Nasıl Sağlar?” sorusu üzerine yoğunlaşılacak ve ulusal yapay zekâ çalışmalarını örgütlü bir şekilde güçlendirme ve uluslararası platformlarda rekabetçi olmamıza öncülük etmek hedefleniyor. Forumun çıktıları kamudaki üst seviye paydaşlara iletilecek ve takibi gerçekleştirilecek.
Türkiye Yapay Zekâ Forumu sadece öneri gönderenler için sınırlı ve davet usulü ile gerçekleşecek.
Santa Fe Institute’den Prof. Melanie Mitchell gibi alanında önde gelen isimlerin katılacağı bu forum, yapay zekâ ekonomisi, teknoloji politikaları ve uluslararası teknolojik rekabet gibi konularda derinlemesine tartışmalar sunuyor olacak.
Detaylar ve değerlendirme kriterleri hakkında bilgi almak için tyzforum.org adresini ziyaret edebilirsiniz.
Ülkem İçin Yapay Zeka Derneği ve Türkiye Yapay Zekâ Forumu hakkında daha fazla bilgiyi buradan alabilirsiniz.
Tamamen elektrikli otomobiller geliştiren ve üreten ilk lüks İtalyan markası Maserati, marka ve ürün gelişimine odaklanan sürdürülebilir ve uzun vadeli büyüme planını hayata geçiriyor. %100 İtalyan tasarımının yanı sıra inovatif teknolojilerle üretilen ve geliştirilen Maserati otomobilleri, %86’lık ihracat oranıyla dünya çapında 70’ten fazla ülkeye hizmet veriyor.
Performans, yenilik, tasarım, kalite, teknoloji ve lükse adanan Maserati, lüks mobilitenin geleceğini iddialı bir stratejiyle yazıyor. Maserati elektrik araç ulaşımına inancıyla, elektrifikasyonu hedefleyen kapsamlı otomobil serisini, lüks tüketicilerin ihtiyaçlarını karşılamak için müşterilerin talepleri doğrultusunda geliştiriyor. İtalya’da ve Avrupa’da satışa sunulan GranTurismo Folgore ve Grecale Folgore isimli ilk iki aracını piyasaya sürmesinin ardından, elektrik çağındaki yolculuğunda hız kesmiyor. Maserati sadece yollarda değil pistlerde de elektrikli araçlardaki iddiasını ortaya koyuyor. Marka için gerçek bir simge olan GranTurismo Folgore ise Formula E için hazırlandı ve ileri teknikler içeren üretimiyle pistlere hazır hale getirildi. Köklerinde motor sporları ve rekabet bulunan Maserati, bu adımıyla 2017’den itibaren Formula E’de yarışan ilk İtalyan marka unvanını aldı.
Maserati Grecale Folgore
Maserati GranCabrio Folgore’un ICE versiyonunun ise bu yıl otomobil severlerle buluşması hedefleniyor. Maserati’nin elektrifikasyona giden yolcuğunda, 2025’te yeni MC20 Folgore, 2027’de yepyeni büyük E-UV BEV ve 2028’de yeni nesil Quattroporte BEV sunulacak.
Maserati’nin mevcut modelleri gibi elektrikli modelleri de %100 İtalyan üretimi olacak. MC20 ve MC20 Cielo’nun üretimine ev sahipliği yapan Modena’daki tarihi merkez, yakında en çok arzulanan spor otomobil Cielo’nun Folgore versiyonunun üretimine başlayacak.
Maserati Modena Fabrikası elektrikli araç üretimine hazır
Otomobillerinin çekici ve ayırt edici ayrıntılara sahip olmasını amaçlayan Modena’daki fabrika, aynı zamanda özel üretim Maserati modelleri tasarlamak için “Fuoriserie Kişiselleştirme Programı Atölyesi”ne de ev sahipliği yapacak. Fabrika, içindeki yeni tesislere ve Fuoriserie Kişiselleştirme Programı’nda çalışan yeni personeller ve eğitim programları için yatırımlar yapıyor.
Maserati Küresel Liderlik Ekibi, Viale Ciro Menotti’deki tarihi tesis, mevcut ve gelecek otomobil yelpazesini tamamen geliştirecek. Liderlik ekibi, yaklaşık 130 mühendis ve teknisyenden oluşan Maserati Mühendislik Ekibi ile yakın temasta çalışacak. Ekip, tam elektrikli güç aktarma organlarının geliştirildiği ve test edildiği motor laboratuvarı ile kurduğu güçlü ilişkilerle ilerleyecek ve markanın daha da lüks konumlanmasına katkıda bulunacak ve ikonik markayı yeni boyutlara taşıyacak.
Maserati CEO’su Davide Grosso markanın elektrifikasyon yolculuğu için “Elektrifikasyonda değişime öncülük etmek için tam gaz ilerliyoruz. İki ikonik modelimiz halihazırda %100 elektrikli versiyonlarıyla satışa sunuldu, diğerleri ise yolda. Müşterilerimize şimdiye kadar ki en güçlü Maserati’yi sunarak sürüş keyfinin sınırlarını yeni bir döneme taşıyacağız. Uzun vadeli stratejik vizyonumuz, benzersiz İtalyan üretim mükemmelliğiyle lüks dünyada bir iz bırakmak, kaliteyi zorlamak ve müşterilerimize Trident’in tarzını yansıtan en iyi ürünleri garanti eden özel bir iş modeliyle geleceğimizi inşa etmek istiyoruz.” dedi.
Endeavor Türkiye ve Akbank iş birliğiyle düzenlenen girişim hızlandırma programı olan ‘Boost The Future’ın beşinci dönemi, Demo Day etkinliği ile sona erdi. 13 Aralık Çarşamba günü, Sabancı Center’da düzenlenen etkinlikte, program boyunca yoğun mentorluk ve eğitim desteği alan start-up’lar, girişimlerini yatırımcılara ve sektörün önde gelen isimlerine sundular. Endeavor Girişimi Insider’ın kurucu ortağı ve CEO’su Hande Çilingir, etkinlikte özel bir konuşma yaparak katılımcılara ilham verdi.
Girişimleri hızlandırma programı olan Akbank Demo Day etkinliğine SDN Genel Yayın Yönetmeni Tolga Cem Küçükyılmaz katıldı ve yenilikleri, girişimlerden bazılarıyla görüşerek aktardı.
Bu yılki programda, farklı sektörlerden gelen 12 girişimci, yapay zeka destekli çözümleriyle dikkat çekti. Boost The Future programına katılan ve Demo Day’de sahne alan girişimler arasında Defy, ELYT, Finsmart, Guul Games, Jobtogo, Octobus, PvX, Ruuf, Selfprof, Shipicons, UrClimate ve Waste Long bulunuyor. Bu girişimciler, Akbank Lab ve Endeavor’ın deneyimli mentorları ile birlikte iş fikirlerini geliştirdi ve uluslararası arenaya açılmak için destek aldı.
Akbank Bireysel Bankacılık ve Dijital Çözümler Genel Müdür Yardımcısı ve Endeavor Türkiye Yönetim Kurulu Üyesi Burcu Civelek Yüce, programın açılış konuşmasında, “Girişimciliğin ekonomileri geliştirmek ve katma değer ve istihdam yaratmak açısından kritik bir öneme sahip olduğuna inanıyoruz. Endeavor Türkiye iş birliğinde yürüttüğümüz Boost The Future programı, Türkiye’yi geleceğe taşıyan öncü işlere ve endüstrilere değer katmaya devam ediyor” dedi.
Endeavor Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Emre Kurttepeli ise, “Endeavor olarak, Türkiye’yi geleceğe taşıyan öncü girişimcilerin global platformu olmak için yola çıktık. Boost the Future ile, bu şirketleri erkenden tespit ederek geleceğin Endeavor Girişimcileri’ni bulmayı hedefliyoruz” şeklinde konuştu ve Akbank’a destekleri için teşekkür etti. Program mezunlarına başarılar dileyerek girişimcilik yolculuklarında destek olmaya devam edeceklerini vurguladı.
Dünyanın önde gelen elektronik üreticilerinden TCL Electronics, inovasyon odaklı ürünleri ve akıllı yaşam vizyonuyla Türkiye pazarında resmi olarak faaliyete başladı. TCL Electronics, Türkiye ofisini İstanbul’da açtığını duyururken, geleceğe yönelik kritik hedeflerini de paylaştı.
TCL Electronics, 29 Ocak’ta açılışını gerçekleştirdiği Türkiye ofisi ile ülkemizde faaliyetlerine resmi olarak başladı. Akıllı teknoloji çözümleriyle yaşamı zenginleştiren yenilikçi çözümler sunan TCL, özellikle TV kategorisindeki başarısıyla, son dönemde Türkiye’de de adından söz ettirmeyi başarmıştı.
TCL Electronics Orta Doğu ve Afrika Genel Müdürü Sunny Yang, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi, “Tüketici elektroniği ve ev aletleri sektöründeki küresel başarılarımız, Türkiye hedeflerimiz için de önemli bir göstergedir. İnovasyon odaklı bakış açımızla, büyük ekran pazarında hem 98 inç kategorisinde küresel pazar lideri hem de dünya çapında pazara öncülük eden Google TV markası olmayı başardık. 2024 özelindeki yaklaşımımızı ise ‘Daha Büyük, Daha İyi ve Ötesi’ olarak açıklayabiliriz. TCL olarak sadece ürün yelpazemizi genişletmekle kalmıyoruz, her geçen gün ürün kalitemizi artırıyor ve erişim alanımızı da genişletiyoruz. Türkiye pazarına, yenilikçiliğe ve her evde mükemmeliyetçi teknolojiye ilham verme vizyonumuzla adım atıyoruz.”
TCL Electronics Türkiye Genel Müdürü Timo Xu ise şirketin Türkiye pazarına yönelik hedeflerini ve stratejilerinin altını çizerken şunları söyledi, “Türkiye’deki hedefimiz, lider bir teknoloji markası olma yönündeki küresel vizyonumuzu temel alarak, 2028 yılında Türkiye TV pazarında lider konuma gelmek. Teknoloji ve inovasyona yaptığımız yatırımlarla Türkiye’de de önemli başarılar elde etmeye devam edeceğimize inanıyorum. Türkiye ofisimizin açılışıyla, bu ülkedeki yenilikçi ve birinci sınıf ürünler sunma taahhüdümüzü pekiştirerek yolculuğumuzda yeni bir sayfa açıyoruz. Bugüne kadar Bilkom ile sürdürdüğümüz kıymetli iş ortaklığı ile pazarda önemli bir yer elde etmiştik. Bu başarıyı yeni dönemde de üzerine koyarak devam ettirmek istiyoruz.”
BİLKOM Genel Müdürü Fikret Ballıkaya ise yaptığı değerlendirmede, “Dört yıl önce TCL Electronics ile başlayan iş birliğimizi duyurduğumuzda üç temel vaadimiz olmuştu. TCL’nin Türkiye’de pazara sunduğumuz ürünleri Türkiye’de üretmek ve bu ürünlerin yerlilik oranını artırmak. Dünyada satılan standartlarda, aynı donanım özellikleriyle bu üretimi yapmak ve Türk tüketicisinin dünya ile aynı teknolojiyi deneyimlemesini sağlamak. Bugün bu taahhütleri yerine getirdik. Son taahhüdümüz olan Türkiye’nin TCL için bir üretim merkezi olması konusunda önemli adımlar attık. Kısa süre önce Kıbrıs ile başlayan süreç, yakında bölge ülkelerine doğru genişleyecek. İlk kez üretici-dağıtıcı olarak yer aldığımız TV kategorisinde, TCL ile oldukça önemli işlere imza attık, 200 binden fazla haneye ulaşarak TCL’nin Türkiye’deki yolculuğuna öncülük ettik. Bu değerli global markaya, Türkiye yolculuğunda başarılar diliyorum” dedi.
Üst düzey TV’lerden, akıllı ev ürünlerine kadar uzanan güçlü bir portföye sahip olan TCL Electronics, yeni dönemde Türkiye’de farklı bir teknoloji deneyimi sunmaya hazırlanıyor. TCL, bu yeni yolculuğa kalite ve yenilikçilik taahhütleriyle çıkarken, bölge ülkelerine de liderlik edecek olan Türkiye ofisiyle, ülkemizdeki varlığını önemli ölçüde güçlendiriyor. Sürdürülebilirlik, yenilikçilik ve müşteri memnuniyetine odaklanan TCL, Türkiye’de tüketici elektroniği sektöründe farklı bir bakış açısı ile var olmaya hazırlanıyor.
TCL’nin Türkiye pazarına yönelik stratejik hamlesi, küresel vizyonunun ve yerel taahhüdünün açık bir göstergesidir. Türkiye pazarındaki 4 yıllık ürün satış deneyimini, 2028 yılında kadar pazar liderliği ile sürdürmeyi amaçlayan şirket, zengin ürün portföyü ve güçlü iş ortaklıklarıyla Türkiye pazarına merhaba diyor.
Avrupa Birliği Düzenlemelerine Rağmen, iPadOS Kullanıcıları App Store Dışından Uygulama Yükleyemiyor; Apple’ın Politika Kararları Tartışma Yaratıyor
Teknoloji devi Apple, iPad kullanıcılarını etkileyen bir kararla App Store dışından uygulama yükleme imkanını sınırlamaya devam ediyor. Avrupa Birliği’nin baskıları sonucunda iOS 17.4 güncellemesi ile kaldırılan bu engel, iPadOS için hala geçerli. Ancak, Apple, güvenlik endişeleri ve düzenleme gereklilikleri nedeniyle bu özelliği sınırlamaya devam ediyor, bu da iPad kullanıcılarını birçok açıdan kısıtlıyor.
App Store dışından uygulama yükleme seçeneği şu anda sadece Avrupa Birliği ülkeleri Apple App Storedışında mümkün değil. Apple, bu durumu güvenlik standartlarını korumak adına yapılan bir hamle olarak açıklıyor. Ancak, iPadOS’un iOS’tan ayrı olarak düzenlenmesi, dışarıdan uygulama yükleme konusunu sadece iOS için zorunlu kılıyor. Bu durum, iPad kullanıcılarının aynı ekosistemde iPhone kullanıcılarına göre kısıtlı bir deneyim yaşamasına neden oluyor.
Buna ek olarak Apple App Store da, alternatif internet tarayıcıları ve cüzdan ödeme uygulamaları seçimindeki kısıtlamaların yine sadece iPhone kullanıcıları için geçerli olduğu belirtiliyor. Ayrıca, abonelik ücretlerinde ilk yıl yüzde 17 kesinti, sonrasında ise yüzde 10 kesinti gibi ek düzenlemeler de bu kısıtlamalar arasında yer alıyor.
Apple App Store politikalarındaki bu sınırlamalar, kullanıcılar arasında tartışma yaratıyor. Ancak, Apple, güvenlik ve düzenleme gerekçeleriyle bu kısıtlamaların devam edeceğini belirtiyor. Kullanıcı tepkilerinin ve regülasyon değişikliklerinin takip edilmesi bekleniyor.
Yapay zekanın hayatımızdaki standart senaryoları otomatize etmesi konusunda artık dünyanın hemfikir olduğunu belirten Ödüyo Finansal Teknolojiler Genel Müdürü Erman Yapıcı, “Finansal teknolojiler alanında da, gerek bireylerin gerekse şirketlerin iş akışlarında yapay zeka rolünü günden güne güçlendiriyor. Ödüyo olarak biz de, yapay zeka öncelikli olmak üzere, AR-GE departmanımızda yeni teknolojiler üzerine sürekli çalışmalar yürütüyoruz.” dedi.
Yapıcı, “Finansal süreçlerinizi otomatikleştirirken edinilen bilgiyle önümüzdeki dönemde risk değerlendirmeleri çok kolaylaşacak. Mesela, yapay zeka para hareketlerini analiz ederek müşterinin geri ödeme yeteneğini tahmin edebilecek. Bu finansal kuruluşların risk analizlerini doğru yapmalarına olanak sağlayacak. Güvenli olmayan işlemler analizlerle otomatik olarak algılanabilecek, şüpheli işlemlerin önüne geçilip, müşteriler dolandırıcılık girişimlerine karşı korunabilecek. Finansal hareket analizlerinden yola çıkarak, kişiselleştirilmiş hizmetler menü başlıkları artacak. Müşteri bazında risk profilleri oluşturarak, kişiye özel yatırım önerileri sunulabilecek. Ödüyo, teknolojiyi yakından takip ederek, tüm ürün geliştirmelerini yapay zeka ve yeni teknolojileri kullanarak gerçekleştirmeye devam edecek.” şeklinde konuştu.
Hızla dijitalleşen dünyada yaşamın merkezine yerleşen internetin bilgiye erişim, eğitimde dönüşüm, tarımda ve üretimde verimlilik gibi alanlardaki önemi giderek artıyor. Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları arasında bilgi ve iletişim teknolojilerine erişimin artırılması yer alırken; tüm dünyada dijital uçurumun önüne geçmek, sosyal ve dijital kapsayıcılığı artırmak için çalışmalar yürütülüyor.
İş Bankası ve İşNet de bu yaklaşımla, kırsal alanların ekonomik ve sosyal kalkınmasına katkıda bulunmak amacıyla “100 Köye İnternet” projesini hayata geçirdi. İnternet erişimi olmayan veya kısıtlı olan köylerde uydu üzerinden internet bağlantısı sağlanan proje ile şu ana kadar 22 köyde kurulumlar tamamlandı.
Uygun altyapı gençlerin köylerden kentlere göçünün önüne geçebilir
İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran konuya ilişkin değerlendirmesinde, bir asrı geride bırakan Cumhuriyetin hemen ardından İş Bankası’nın 100. yıldönümünü kutladıkları 2024 yılında, ülke ekonomisine ve refahına katkı sağlamak amacıyla sürdürdükleri çabaların daha da ivmelendiğini belirtti. İşNet ile başlattıkları ‘100 Köye İnternet’ projesinin bu yöndeki çalışmalarından biri olduğunu belirten Aran, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Dönüşümün anahtarının teknoloji ve girişimcilik olduğu bir çağda çocukların internetle dünyaya bağlanarak öğrenme fırsatlarına; tarımsal üreticilerin verimliliklerini artıracak teknolojik uygulamalara erişimi önem taşıyor. Uygun altyapılar olduğunda gençlerin köylerden kentlere göçünün de önüne geçilebiliyor. Ülkemizin verimli ovalarında açtığımız tarım ihtisas şubeleri tarım ve teknolojiyi bir araya getiren bir rol üstlenirken, bilgi teknolojileri iştirakimiz İşNet ile köylerdeki erişim sorununun çözümüne katkıda bulunacak bir adım atıyoruz. ‘100 Köye İnternet’ projesi, bir altyapı yatırımının ötesinde Bankamızın kuruluş vizyonunu taşıyan bir hamle. Bu yaklaşımla, 100. kuruluş yıldönümümüzü kutlayacağımız bu yıl boyunca iştiraklerimizle birlikte ülkemizin kalkınmasına katkı sağlayan projeleri desteklemeye devam edeceğiz.”
Uçtan uca hizmet veren, inovatif yaklaşımlarla müşteri deneyimi yönetimi, danışmanlığı ve bilgi teknolojileri hizmetleri sunan Tempo BPO’nun yeni Büyümeden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı (Chief Growth Officer) Hüseyin Özkale oldu. Bundan böyle Tempo BPO’nun Türkiye ve yurt dışındaki büyümesinden sorumlu olacak olan Özkale, İcra Kurulu Üyesi olarak da görev alacak.
Hüseyin Özkale kimdir?
İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Elektrik-Elektronik Fakültesi Telekomünikasyon Mühendisliği bölümünden 2010 yılında mezun olan Hüseyin Özkale, İTÜ’de aynı bölümde yüksek lisansına devam ediyor. Çalışma hayatına teknik destek mühendisi olarak başlayan Özkale, ses teknolojilerinde önemli kurumlarda teknik pozisyonlarda yer alarak kariyerini sürdürdü. 2012 yılında satış müdürü olarak Isnet’te göreve başladı, beş yıl süreyle aynı görevi üstlendi. Mart 2018 itibariyle AloTech’te çalışmaya başlayan Özkale, satış ve iş ortaklıklarından sorumlu direktör olarak görev aldı. Aynı zamanda Call Center Studio markasının yurt dışı pazarlarında büyümesi noktasında da rol üstlenen Özkale, Ocak 2024 itibariyle ise Tempo BPO’da Büyümeden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı (Chief Growth Officer) olarak göreve başladı.
Tempo BPO hakkında
2002 yılında İstanbul’da kurulan Tempo BPO, müşteri deneyimi yönetimi ve bilgi teknolojileri alanlarında hizmet veren iş süreçleri dış kaynak firmasıdır. Almanya’da da bir ofisi bulunan Tempo BPO, bünyesinde yer alan Müşteri Deneyim Merkezi, TechOps Center Teknoloji Operasyonları Merkezi ve Dijital Dönüşüm Ofisi ile üç ayrı servis kanalında hizmet verir. Müşteri Deneyim Merkezi’nde birden fazla dilde çoklu kanallarda müşteri hizmetleri, telesatış, chat gibi kanallarda son kullanıcı ve kurumlarla doğrudan iletişim kuran şirketlere müşteri iletişimi uzmanlarıyla destek olur. TechOps Center ile firmalara Birinci Seviye Teknik Destek hizmetleri, Yazılım Test Hizmetleri, Siber Güvenlik İzleme Hizmetleri gibi alanlarda 7×24 hizmetler sunar. Dijital Dönüşüm Ofisi’nde ise ticaretin demokratikleştirilmesine katkı sağlayarak KOBİ’lerin global pazarlara açılmalarına destek olacak altyapı ile süreç yönetimini yapmaktadır. CX Studio Müşteri Deneyim Danışmanlık Hizmetleri ile özellikle start-upların müşteri deneyim yolculuklarını tasarlamakta, geliştirmekte ve uygulamaktadır. Türkiye’nin hemen hemen her ilinde ve Almanya Dresden’de toplamda 4 bini aşkın çalışanı bulunan Tempo BPO’nun hedefi, yerel pazardaki gücü ile markaların mutlu müşteriler edinmesine elçilik etmek ve vermiş olduğu hizmetleri global pazarlara da sunarak Türkiye’nin Avrupa’nın hizmet merkezi haline gelmesine katkı sağlamaktır.
Futureflow.life haberine göre, Türkiye’nin toplam elektrik kurulu gücünün yüzde 30’unu hidroelektrik enerji kaynağı oluşturuyor. Hidroelektrikteki kurulu güç 32 bin megavat olarak dikkat çekiyor. Türkiye,160 milyon megavatsaat enerji üretebilecek potansiyeli bulunan hidroelektrik enerji sektörü ile dünyadaki ilk 10 ülke arasında yer alıyor.
Hidroelektrik Santralları Sanayi İş İnsanları Derneği (HESİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Elvan Tuğsuz Güven’in yaptığı açıklamaya göre, hidroelektrik enerji, şu anda dünya elektriğinin yüzde 15’ten fazlasını sağlıyor.
Bu yıl, 3-4 Aralık 2024 tarihlerinde gerçekleştirilecek Türkiye Barajları ve Hidroelektrik Santralleri Zirvesi’nde Türkiye’nin rolü ve potansiyeli konuşulacak. Zirve, Ankara Divan Otel’de gerçekleştirilecek.
Dünyaca ünlü yapay zeka şirketi OpenAI, donanım sektörüne giriş yapma hazırlıkları içinde. İddialara göre, OpenAI CEO’su Sam Altman, Güney Kore’ye gerçekleştireceği ziyaret kapsamında, Samsung ve SK Hynix ile yapay zeka için özelleştirilmiş çip üretimi konusunda görüşmelerde bulunacak.
Reuters’ın elde ettiği bilgilere göre, Altman’ın ziyareti sırasında Samsung ve SK Hynix yöneticileri ile bir araya gelmesi bekleniyor. OpenAI’ın, yapay zeka işleri için özel çip üretimi amacıyla bir ortaklık arayışında olduğu belirtiliyor ve potansiyel partnerler arasında Samsung’un yer aldığı ifade ediliyor. Samsung ve SK Hynix, yüksek bant genişliğine sahip bellekleriyle yapay zeka alanında zaten tanınan isimlerdir, ancak bu ortaklıkla daha özelleştirilmiş bileşenlerin üretilmesine odaklanabilirler.
Sam Altman’ın seyahati sırasında Samsung Semiconductor, Samsung Foundry, Samsung Memory ve Samsung LSI yöneticileri ile görüşeceği iddia ediliyor. OpenAI’ın, Samsung ve SK Hynix ile birlikte yeni çipler ve bellekler tasarlamayı amaçladığı, ancak detayların henüz net olmadığı belirtiliyor. OpenAI, kendi çiplerini üretme planlarını daha önce duyurmuştu, bu ziyaretin bu planların bir parçası olup olmadığı merakla bekleniyor.
OpenAI ve Samsung arasındaki potansiyel ortaklık, yapay zeka teknolojisinin geleceğine dair heyecan verici bir adım olarak değerlendiriliyor. Detayların netleşmesiyle birlikte, bu ortaklığın sektöre nasıl etki edeceği yakından takip edilecek.
Hochul’un ofisine göre Tesla yönetiminin aldığı karar, “New York’un güvenilir güç kaynağı, güçlü yetenek hattı ve proje için kullanılabilir alanın varlığına göre” verildi.
İlk kez Tesla’nın 2021’deki “Yapay Zeka Günü” etkinliğinde duyurulan Dojo, şirketin henüz gerçekleşmemiş sürücüsüz bir araba üretme hedefini ilerletmeye yardımcı olmayı amaçlayan bir süper bilgisayar.
Tesla, şu anda Tam Otomatik Sürüş Beta olarak adlandırdığı en gelişmiş sürücü destek yazılımına güç veren yapay zekayı eğitmek amacıyla elektrikli araçlarından çıkan tonlarca video verisini işlemek için süper bilgisayarı kullanmayı planlıyor. Musk geçen yıl Tesla’nın Dojo’ya “1 milyar doların çok üzerinde” harcamayı planladığını söylemişti.
Dojo projesini Buffalo’ya getirmek, Tesla’nın New York eyaleti için bir nevi nimete dönüşen konumla ilgili önceliklerindeki son değişiklik oldu. Bir zamanlar “Gigafactory 2” olarak adlandırılan Tesla, 2016 yılında sorunlu güneş paneli şirketini satın aldığında fabrikayı SolarCity’den devraldı. Eyalet o zamana kadar tesise zaten 750 milyon dolar taahhütte bulunmuştu. Tesla orada Güneş Enerjili Çatı kiremitleri üretme sözü verdi ancak ürünü uygun ölçekte üretmekte zorlandı. Ortağı Panasonic 2020’de tesisten çekildi ve Tesla, daha az gelişmiş Autopilot yazılımı için eğitim verilerini etiketleyen kişileri işe almaya yöneldi.
Musk geçen Nisan ayında, Dojo süper bilgisayar projesinin “çok, çok büyük bir şekilde… multi yüz milyarlarca dolar seviyesinde karşılığını alabilecek uzun vadeli bir bahis” olduğuna inandığını söyledi.
Bu hafta analistlerle yaptığı görüşmede bu konuyu yineledi. “Bu kesinlikle kesin bir şey değil. Yüksek riskli, yüksek kazançlı bir program.” dedi. “Bunu büyütüyoruz ve Dojo 1.5, Dojo 2, Dojo 3 ve benzeri planlarımız var. Yani, bence potansiyeli var ama yeterince büyük bir risk, yüksek getiri var.”
Hochul’un basın toplantısı sırasında 500 milyon dolarlık yatırım alkışlanırken Musk, X’teki bir sosyal medya gönderisinde rakamı küçümsedi ve şirketin 2024’te Nvidia donanımına çok daha fazla para harcayacağını belirtti.
Musk, X hakkındaki gönderide şunu yazdı: “Vali bunun bir Dojo Süper Bilgisayarı olduğu konusunda haklı, ancak 500 milyon dolar, açıkçası büyük miktarda bir para olsa da, Nvidia’nın yalnızca 10 bin H100 sistemine eşdeğerdir.“.
“Tesla bu yıl Nvidia donanımına bundan daha fazlasını harcayacak. Bu noktada yapay zekada rekabetçi olmanın maliyeti yılda en az birkaç milyar dolardır.“
Microsoft, daha önce Twitter olarak bilinen X’teki gönderisinde, “Uzun süren izleme ve azaltma çabalarından sonra, Microsoft Teams hizmetimizin ve özelliklerimizin geri yüklendiğini; en iyi duruma döndüğünü doğruladık.” dedi. Cuma günü birçok kullanıcı mesajlaşma platformuyla ilgili sorunları işaretledi. Kesinti takip sitesi Downdetector.com‘a göre şikayetler öğleden sonra 14.000’den fazla olayla zirveye ulaştı. Cumartesi günü tüm olayların çözüldüğü görüldü.
Şirket daha önce Teams hizmetinin bir kısmını etkileyen bir ağ sorunu tespit ettiğini ve bir yük devretme gerçekleştirdiğini açıklamıştı. Profesyoneller tarafından çevrimiçi toplantılar planlamak, sohbet etmek, dosya paylaşmak ve diğer amaçlarla yaygın olarak kullanılan Microsoft Teams, şirketin popüler 365 yazılım paketinin bir parçası.
Downdetector, platformunda kullanıcı tarafından gönderilen hatalar da dahil olmak üzere çeşitli kaynaklardan gelen durum raporlarını toplayarak kesintileri takip ediyor.
Microsoft, Teams’i kalkındırmaya çalışıyor
Microsoft, pandemi döneminde başlayan uzaktan çalışma trendi ile yaygınlaşmaya başlayan uzaktan çalışma modelleri sayesinde pazarda önemli bir konum kazanan Teams’i yapay zeka destekli özelliklerle kalkındırmaya çalışıyor.
Şirket, Teams sohbet istemcisinin yeni ve geliştirilmiş bir sürümünü kullanıma sundu. Daha hızlı ve kullanımı daha kolay hale getirmek için baştan aşağı yeniden inşa edilen bu sürüm Mart ayından bu yana ön izleme aşamasındaydı. Yıllar süren geliştirme çalışmalarının ardından, Windows ve Mac kullanıcıları artık Microsoft Teams’in yeni sürümünü özgürce yükleyebiliyor.