Apple’ın Mac bilgisayarı 40 yaşında!

Steve Jobs’un orijinal Macintosh’u tanıttığından bu yana geçen 40 yıl boyunca, Apple’ın Mac bilgisayarları birçok evrim geçirdi. Bugün, Mac’in 40. yıl dönümünde, geçmişten günümüze yaşanan değişimleri ve gelecekteki rolünü değerlendirmek adına bir bakış atıyoruz.

Mac’in başlangıcı ve zorlu yıllar

Macintosh, 1984 yılında Steve Jobs tarafından tanıtıldığında, bilgisayar dünyasında devrim niteliğinde bir değişiklik yaratmıştı. Ancak, başlangıçta yüksek fiyatı ve belirsiz pazar konumu nedeniyle zorlu bir dönem geçirdi. Apple, aynı dönemde kendi Apple II serisiyle rekabet etmek zorunda kaldı ve Mac, Apple II’nin gölgesinden çıkmak için uzun bir süreç geçirdi.

Apple'ın Mac

Apple, 1998’de Steve Jobs’un dönüşüyle birlikte iMac G3’ü tanıttı ve şirketin yeni bir nefes alması sağlandı. Bu dönemde Mac OS X ve iPod gibi ürünlerin geliştirilmesi, Apple’ın tekrar yükselişe geçmesini sağladı. Ancak, 2010’ların ortalarında, iPad’in yükselişiyle birlikte, Mac donanımı bir süre durgunlaşma yaşadı ve bazı eleştirilere maruz kaldı.

Apple’ın yeni M1 çipleri

Son birkaç yılda, Apple’ın Mac’e olan ilgisi yeniden canlandı. M1 çipleriyle birlikte, Mac bilgisayarları daha hızlı ve enerji verimli hale geldi. Apple, Intel işlemcilerden kendi tasarladığı çiplere geçiş yaparak, donanım ve yazılım entegrasyonunu artırdı. Ancak, bu değişiklikler bazı konularda tartışmaları da beraberinde getirdi, özellikle harici GPU kullanımının kısıtlanması gibi.

Mac’in geleceği: Vision Pro ve yeniden yazılan ekosistem

Apple, Mac’in 40. yılında Vision Pro adlı yeni bir cihazı piyasaya sürmeye hazırlanıyor. Bu cihaz, iPad uygulamalarını çalıştırmanın yanı sıra, büyük bir Mac monitörü olarak kullanılabilme özelliğine sahip olacak. Apple’ın gelecekteki planları arasında, Mac’in daha geniş bir ekosistemde iPhone ve iPad uygulamaları ile entegre olması bulunuyor.

Apple’ın pazarlama ve ürün geliştirme başkan yardımcısı Greg Joswiak, Mac’in Apple için temel bir ürün olduğunu ve gelecekte de bu şekilde kalacağını vurguluyor. Ancak, gelişen teknoloji ve değişen kullanıcı alışkanlıklarıyla birlikte, Mac’in evrimi ve rolü de devam edecek gibi görünüyor. Geliştirilen özellikler ve gelecekteki ürünler, Mac’in 40 yıl daha başarılı bir şekilde yoluna devam edebileceğini gösteriyor.

Intel Fab 9 ile üretim hacmini artırıyor!

0

Intel, 3D gelişmiş paketleme teknolojisinin yüksek hacimli üretimi için New Mexico’da Fab 9’u açtı. Intel, Rio Rancho, New Mexico’da şirketin gelişmiş yarı iletken paketleme teknolojilerinden bazılarının üretiminden sorumlu olacak son teknolojiye sahip yeni fabrikası Fab 9’un kapılarını resmi olarak açtı. Bunlar arasında, Intel’in bilgi işlem kutucuklarının yan yana değil dikey olarak istiflendiği işlemciler oluşturmasına olanak tanıyan bir 3 boyutlu paketleme teknolojisi olan Foveros yer alıyor.

Intel Fab 9 hakkında bilinenler

  • Intel’in New Mexico’daki üretim operasyonlarını genişletmek için yaptığı 3.5 milyar dolarlık yatırımın bir kısmı niteliğinde.
  • Fab 9, ileri 3D paketleme teknolojisinin seri üretimi için Rio Rancho’daki bir başka tesis olan Fab11x’e katıldı.
  • Foveros, bir paketteki birden fazla çipin yan yana bağlanmasına olanak tanıyan ayrı bir paketleme teknolojisi olan EMIB ile tamamlanmakta.
  •  Intel, yatırımlarının New Mexico’da 6.000’den fazla yeni işe yol açtığını söylüyor.

Intel başkan yardımcısı ve küresel operasyonlardan sorumlu baş sorumlusu Keyvan Esfarjani: “Bugün, Intel’in ilk yüksek hacimli yarı iletken operasyonlarının ve dünyanın en gelişmiş paketleme çözümlerini geniş ölçekte üreten tek ABD fabrikasının açılışını kutluyoruz. Bu son teknoloji Intel’i diğerlerinden ayırıyor ve müşterilerimize dayanıklı bir tedarik zinciri içerisinde performans, form faktörü ve tasarım uygulamalarında esneklik açısından gerçek avantajlar sağlıyor. Ambalaj inovasyonunda işbirliği yapan ve durmaksızın sınırları zorlayan New Mexico ekibini, tüm Intel ailesini, tedarikçilerimizi ve yüklenici ortaklarımızı tebrik ederiz” dedi. Vali Michelle Lujan Grisham: “Intel’in bu yatırımı, New Mexico’nun üretimi Amerika’ya geri getirme konusundaki kararlılığının altını çiziyor. Intel, eyaletin teknoloji ortamında önemli bir rol oynamaya ve binlerce New Mexico ailesini destekleyerek iş gücümüzü güçlendirmeye devam ediyor” dedi.

​Intel’in küresel fabrika ağı, ürün optimizasyonuna, gelişmiş ölçek ekonomilerine ve tedarik zinciri esnekliğine olanak tanıyan bir rekabet avantajı sağlıyor. Rio Rancho’daki Fab 9 ve Fab 11x tesisleri, Intel’in 3D gelişmiş paketleme teknolojisinin seri üretimine yönelik ilk operasyonel alanı temsil ediyor. Aynı zamanda Intel’in aynı lokasyonda bulunan ilk yüksek hacimli gelişmiş paketleme tesisi olup, talepten nihai ürüne kadar daha verimli bir tedarik zinciri oluşturan uçtan uca bir üretim sürecine işaret etmekte. Fab 9, Intel’in gelişmiş paketleme teknolojilerindeki yenilikçiliğinin bir sonraki çağını desteklemeye yardımcı olacak.

Samsung, self servis tamir programını 50 ülkeye genişletti!

Samsung, kullanıcılara kendi kendini onarabilen cihazlar için parçalar ve araçlar sağlıyor. Yani artık bu hamle sayesinde bulunması zor bileşenleri aramanıza veya yalnızca yetkili onarım merkezlerine güvenmenize gerek kalmadı.

Bugüne kadar program 50’den fazla Samsung modeline genişletildi. Bunların arasında akıllı telefonlar, tabletler, dizüstü bilgisayarlar, katlanabilir cihazlar, TV’ler, monitörler gibi pek çok başlık var. S23 serisi ve Fold 5 katlanabilir akıllı telefon gibi 14 Galaxy cihazı da bu listede yer alıyor.

Kullanıcılar yalnızca pili ve çatlak ekranı değiştirmekle kalmıyor, aynı zamanda dizüstü bilgisayarın performansını optimize edebiliyor, SIM kart tepsisini, hoparlörleri, düğmeleri ve diğer parçaları değiştirebiliyor. Bu sayede cihazın ömrünü uzatacak ve elektronik atığı azaltacaksınız.

Samsung bu program konusunda yalnız değil. Apple da benzer bir şekilde self servis tamir programı uyguluyor. Apple, programının şu anda 33 ülkede 24 dilde mevcut olduğunu ve 35 ürününün onarımında kullanılabileceğini söylüyor.

Dünyanın birçok yerinden düzenleyiciler, kullanıcıların; daha düşük maliyetlerle onarımlarını gerçekleştirebileceği ve ürünlerin uzun süre kullanılabileceği bir ortam yaratabilmek için şirketleri sıkıştırmaya devam ediyor. Bunun yakın zamandaki en büyük örneği de aslında değiştirilebilir batarya uygulamasının geri getirilmeye çalışıyor olması.

Samsung ve Apple’ın bu uygulamaları, düzenleyicilerin kararlı tavrı daha sürdürülebilir bir gelecek vadediyor. Uygulamaların tüm dünyayı kapsayacak hale getirilmesi ve o süre zarfında gelişecek olan yeni seçenekler ile bu hiç de uzak değil.

Yapay zeka avatarları ölen insanların yerine geçiyor!

Koreli firma, hayatını kaybeden kişiler için sohbet edebilen yapay zeka avatarları yaratıyor. Bu avatarlarla, insanların sevdikleri kişilerle iletişimde kalması hedefleniyor.

Güney Koreli DeepBrain AI yaptığı açıklamada, eski sevdiklerinin iki yönlü iletişim kurabilen dijital avatarlarını oluşturmayı başardığını söyledi. Seul merkezli şirket, gerçek zamanlı olarak konuşabilen sanal bir klon oluşturmak için tek bir fotoğrafın yanı sıra ölen kişinin kayıtlı sesinin yaklaşık 10 saniyesinin yeterli olduğunu söyledi.

Yapay zeka avatarları nasıl yapılıyor?

Yapay zeka makine öğreniminin avantajı, senkronize dudak, ağız ve baş hareketleriyle görünüm olarak müşterinin sevdiği kişiye yakın benzerlik gösteren bir avatara olanak tanıyacak. DeepBrain AI yöneticisi UPI News Korea’ya: “Diyelim ki bir müşteri annesinin avatarını istiyor. Geçmişte, merhumun dijital bir kopyasını oluşturmak için hayattayken yaklaşık üç saatlik röportaj materyaline ihtiyacımız vardı. Fakat artık sevilen kişi öldükten sonra bile bir kopya oluşturabiliyoruz çünkü yapay zeka teknolojisindeki ilerlemeyle birlikte ihtiyacımız olan tek şey bir resim ve onun sesinin kısa bir ses klibi” dedi.

Firma, hizmetlerini daha fazla müşteriye genişletmek için anma salonları ve cenaze hizmeti sağlayıcılarıyla işbirliği yapmayı planladığını söyledi. 2022 yılında benzer bir hizmet sunmak için ülkenin lider cenaze hizmeti operatörü Preedlife ile ortaklık anlaşması imzaladı. Fiyat sorulduğunda DeepBarain yöneticisi, bunun sunulan hizmetin çeşitli faktörlerine bağlı olacağını söyledi. Açıklamada: “Şu anda hizmeti yalnızca Kore dilinde sunuyoruz, ancak yakın gelecekte İngilizce ve Çince’yi de kapsayacak şekilde genişletilecek” dedi.

Yapay zeka teknolojisinin sürekli gelişmesiyle birlikte, bir şirketin yaşayanlarla ölenler arasında bağlantı kurmak için insanları avatarlar olarak yeniden yaratması ilk kez olmuyor. Ancak bu tür temaslarla ilgili etik tartışmalar da var. Seogang Üniversitesi Profesörü Yoon Seok-bin bir telefon görüşmesinde, “Bu tür bir teknolojinin ilk aşamalarındayız. Bu, bir kişinin yapay zeka versiyonuyla konuşuyor. Telif hakkı sorunları gibi etik sorunlar da dahil olmak üzere zorluklar olabilir. Ancak bu tür tartışmaların ileride nasıl sonuçlanacağını tahmin etmek için henüz çok erken” dedi.

Hatasız mantıksal kübitler için yeni çalışma

0

Yeni hata düzeltme hilesi kuantum bilgisayarları 200 kat daha küçük hale getirebiliyor. Bir basın bülteninde, Fransız Ulusal Araştırma Laboratuvarı INRIA’daki araştırmacılar ve ABD merkezli donanım geliştiricisi Alice & Bob tarafından uygulanan yeni hata düzeltme yaklaşımının kuantum hesaplamayı dağıtıma yaklaştırabileceği belirtildi. Araştırmacılar, 1.500 kadar az fiziksel kübit ile 100 güvenilir mantıksal kübit oluşturduklarını iddia ediyor.

Hatasız mantıksal kübitler ne anlama geliyor?

Kuantum bilgisayarlar bilgiyi depolamak ve işlemek için kuantum bitleri veya kubitleri kullanıyor. Geleneksel hesaplamalarda kullanılan ve sıfır veya bir olarak bulunan dijital bitlerin aksine, kübitler süperpozisyon adı verilen her iki durumda da aynı anda mevcut olabiliyor. Ek olarak kübitler birbirine kuantum mekaniksel olarak bağlanabiliyor ve bu da onlara klasik bilgisayarlarda gözlemlenmeyen bilgi işlem yetenekleri kazandırıyor.

Bu nedenle Kuantum bilgisayarlar karmaşık hesaplamaları nispeten kısa sürede gerçekleştirebilmekte. Mühendislik daha önce kuantum bilgisayarların klasik bilgisayarların 48 yıl sürecek hesaplamaları nasıl tamamladığını bildirmişti. Ancak hesaplamaların hızlı temposu, düzeltilmesi gereken hataların dezavantajını da beraberinde getiriyor. Bu, kuantum bilgisayarların benimsenmesinde büyük bir engel olmuştu.

Bu alandaki önceki araştırmalar, hesaplamalarında hata olmayan, güvenilir bir mantıksal kübit oluşturmak için yaklaşık 1000 fiziksel kübit gerektiğini göstermişti. Basın bülteninde, bu ölçekte Shor’un algoritması gibi bir uygulamayı çalıştırmak için 20 milyon kübit gerekeceği belirtildi. Bu, kuantum hesaplama için gereken altyapıyı artırarak dağıtımını olanaksız hale getiriyor. Araştırmacılar, hatasız mantıksal kübitler oluşturmak için gereken fiziksel kübitlerin sayısını azaltmak için çalışıyor. Yaklaşımlardan biri faz kaymalarını veya tek boyutlu hata düzeltme kodunu düzeltmek. Alice & Bob’daki araştırmacılar daha önce bu yaklaşımın Shor’un algoritmasını çalıştırmak için gereken fiziksel kübit sayısını 60 kat artışla 350.000’e düşürebileceğini göstermişti.

Başka bir yaklaşımda araştırmacılar, bilgi aktarımı ve paylaşımındaki hataları düzeltmek için donanım gereksinimlerini azaltan bir hata düzeltme kodları sınıfı olan düşük yoğunluklu eşlik kontrollerini (LDPC) kullandı. Alice & Bob ve Inria’daki araştırmacılar, kuantum hesaplamada yeni bir başarı elde etmek için bu iki yaklaşımı birleştirdi.

Geçen yıl yayınlanan bir makalede IBM, hata düzeltme için LDPC’nin kullanılmasını da önerdi. Ancak şirketin yaklaşımı, uzun menzilli kubit bağlantısı ve yüksek ağırlıklı stabilizatörleri içeriyordu. Alice ve Bob, yaklaşımlarının kısa menzilli, yerel kübit etkileşimlerini ve düşük ağırlıklı dengeleyicileri kullandığını, böylece paralel mantıksal kapıların ek donanım olmadan uygulanmasına izin verdiğini iddia ediyor.

Musk insansı robot tahminini doğruladı!

0

insansı robotların ticarileştirilmesine birkaç yıl daha varken, otomasyon teknolojisine artan yatırım ve ilgi onların gelişimini hızlandırabilir. Musk, AI araştırma laboratuvarı Midjourney’in kurucusu David Holz’un yaptığı tahminle aynı fikirde olarak eski adıyla Twitter olan X’te yazdı.

Musk insansı robot gelişiminden umutlu

Holz başlangıçta “2040’larda yeryüzünde bir milyar insansı robot ve 2060’larda güneş sistemi boyunca yüz milyar (çoğunlukla uzaylı) robot beklemeliyiz” diye yazmıştı. Musk buna cevap olarak: “Medeniyetin temellerinin sağlam olması şartıyla muhtemelen buna benzer bir şey” dedi. Musk , Tesla’nın 2023 Yatırımcı Günü’nde yapay zeka destekli insansı robotların insanlara oranının “bire birden daha büyük” olmasını beklediğini ve bir gün Tesla’nın robot işinin başlayacağını söyleyerek, insansı robot biliminde bir patlama öngörmesi ilk kez değil.

Tesla’nın Optimus insansı robotu ilk olarak Ağustos 2021’de şirketin Yapay Zeka Günü’nde duyuruldu ve piyasaya sürülmesinden bu yana çeşitli mobilite güncellemeleri aldı. Optimus son zamanlarda çamaşırları katlama yeteneğini gösterdi. Optimus bunu henüz otonom olarak yapamıyor ancak bunu tamamen otonom olarak ve isteğe bağlı bir ortamda yapabilecek. Bu nedenle gösteri, Optimus’un otonom yeteneklerinden ziyade el becerisinin ve motor becerilerinin bir vitrin. Yani Optimus’un otonom operasyona ulaşmasından hala birkaç yıl uzakta olduğu anlamına geliyor. Tesla, 2021’deki lansmanından bu yana insansı robotuna, özellikle de hareketlilik ve kullanım yeteneklerinin iyileştirilmesine yönelik düzenli güncellemeler sağlıyor.

Pek çok insansı robot tasarımı gibi Optimus da tam özerkliğe birkaç yıl uzakta ve insansı robotların ticarileştirilmesi henüz ufukta görünmüyor. Bununla birlikte, robot teknolojisine ve otomasyona olan ilgi son yıllarda istikrarlı bir artış gösterdi. Bu eğilimin, işletmelerin işgücü kıtlığı ve yüksek üretim talepleri ile boğuşması nedeniyle devam etmesi bekleniyor.

İşletmelerin otomasyon teknolojisine daha fazla yatırım yapmasıyla birlikte robotların arkasındaki yazılım ve donanım her zamankinden daha karmaşık hale geliyor. Yenilikçiler, evsel ve endüstriyel kullanım durumlarında müşteri ihtiyaçlarını karşılayacak tasarımlarını geliştirmek için yarışıyor.

İzmir’e 2000 paylaşımlı elektrikli bisiklet geliyor!

Her pedalda elektrik üreterek alternatif ulaşım imkanı sunan Tripy ile İzmir Büyükşehir Belediyesi arasında imzalanan “Elektrik Destekli Akıllı Bisiklet Paylaşım Sistemi Kurulum ve İşletme İşi” kapsamında 2000 adet bisiklet 2024 yıl sonuna kadar İzmirlilerle buluşacak. Söz konusu iş birliği çerçevesinde bir araya gelen MİA Teknoloji Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi Özgür Çivi ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, Tripy’nin çevreye ve sağlıklı yaşama katkılarını anlattı.

Hedef, 2050 yılında net sıfır karbon emisyonu

MİA Teknoloji Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi Özgür Çivi
MİA Teknoloji Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi Özgür Çivi

Ulaşım sektörünün geleceği ve Tripy’nin kullanım alanı ile ilgili konuşan MİA Teknoloji Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi Özgür Çivi, “Bursa, Eskişehir, Sakarya illerinden sonra İzmir sokaklarında da Tripy’i görmek bizleri çok mutlu ediyor. Bildiğiniz gibi dünyanın önemli şehirleri artık şehir merkezlerini araç trafiğine kapatmış durumda. İyi planlanmış şehirlerde artık başta elektrikli bisikletler olmak üzere mikromobilite araçlarının çok yaygın olarak kullanıldığını görüyoruz. Ulaşım sektörü hızla bu yöne doğru evriliyor diyebiliriz. Hatta McKinsey raporuna göre mikromobilite pazarının da 2030 yılına kadar 230 ila 500 milyar dolarlık bir pazara ulaşacağı öngörülüyor. Bu çok büyük bir pazar ve biz de Tripy olarak bu pazarda yerimizi sağlamlaştırmış bulunuyoruz. Tripy olarak bizler şehirlere çevre dostu ve sağlıklı bir ulaşım modu sunmanın çabası içerisindeyiz. Sürekli genişleyen filo ağımızla odağımıza insanı koyarak dünyada gerçekleşen ulaşım devriminin bir parçasıyız olmayı hedefliyor ve 2050 yılı net sıfır karbon emisyon hedefine katkıda bulunmayı amaçlıyoruz.” dedi.

Sıfır emisyonlu ulaşım imkanı

Tripy’nin sürdürülebilir, çevreci ve konforlu yaklaşımına da değinen Çivi; “Şirket olarak karbon ayak izimizi azaltmak için tüm operasyonlarımızı her gün optimize ediyoruz. Alternatif ulaşım imkanı sunan Tripy ile gelecek nesillerin ihtiyacını karşılayacak, gerekli kaynakların tüketimini tehlikeye atmadan enerji tüketimini gerçekleştiriyoruz. Tripy’yi tercih ettiğimizde her pedalda üreteceğimiz enerjiyle kullanıcılarımıza sıfır emisyonlu bir ulaşım imkânı sağlıyoruz.  Elektrikli bisikletimizi kullanmak isteyen kullanıcılarımız Tripy uygulamasını indirerek en yakın Tripy bisikletini anlık olarak görüntüleyebilir ve şehir içinde pedal çevirirken yorulmadan keyifle dilediği yere ulaşabilir.” dedi.

ABD, vatandaşlarının sömürülmesini önlemeye çalışıyor!

ABD, yabancı düşmanların Amerikalılar ve ABD hükümetiyle bağlantılı kişiler hakkındaki son derece hassas kişisel verilere erişmesini engellemek amacıyla yeni bir başkanlık emri duyurmayı planlıyor

Raporda, emir taslağının; yabancı düşmanların, Amerikalıların “son derece hassas” kişisel verilerine yasal yollardan ve veri komisyoncuları, üçüncü taraf satıcı anlaşmaları, iş anlaşmaları veya yatırım anlaşmaları gibi aracılar aracılığıyla erişme yollarına odaklandığı belirtildi.

Raporda, yönetimin siyasi figürler, gazeteciler, akademisyenler, aktivistler ve dışlanmış topluluk üyelerine ilişkin verilerin yanı sıra sağlık hizmeti sağlayıcıları ve araştırmacılar aracılığıyla elde edilen hasta verilerinin toplanmasından endişe duyduğu belirtildi.

Kimlik avı saldırısının hedefi hükümet kurumu

Geçen yılın ekim ayında Biden, ABD ulusal güvenliği, ekonomisi ve kamu güvenliği için risk oluşturan yapay zeka sistemleri geliştiricilerinin güvenlik testlerinin sonuçlarını federal hükümetle paylaşmalarını gerektiren bir idari emir imzaladı. Emir, yapay zeka şirketlerinin bu yıl yaptığı gönüllü taahhütlerin ötesine geçiyor.

Parrot Web Sunucusu ihlalleri milyonlarca kullanıcıyı tehdit ediyor

Ekim 2021’den bu yana aktif olan bir trafik yönlendirme sisteminin (TDS) arkasındaki tehdit aktörleri, tespit edilmemek için çabalarını artırdı ve güvenliği ihlal edilmiş binlerce web sitesinde gizlenmiş kötü amaçlı komut dosyalarıyla potansiyel olarak milyonlarca kişiye ulaşabilir durumdalar. Siber güvenlik uygulamaları pazarının liderlerinden Palo Alto Networks’e bağlı araştırma firması Unit 42’den araştırmacılar, Eylül ayı başlarında Brezilya merkezli güvenliği ihlal edilmiş bir web sitesiyle ilgili bir bildirimi araştırdıklarından beri Parrot TDS’yi takip ettiklerini açıkladılar.

Yapılan incelemede web sitesinin, dünya çapında binlerce tehlikeye atılmış sunucuyu kontrol eden ve kötü niyetli JavaScript parçacıklarının sayısız varyasyonunu sunan Parrot TDS sisteminin bir parçası olarak tanımlanan enjekte edilmiş JavaScript içeren sayfalar sunduğu tespit edildi.  Örneğin, Sucuri ve Avast tarafından 2022 yılında yapılan önceki bir araştırmada, araştırmacılar Parrot TDS ile ele geçirilmiş web sitelerinin şüphelenmeyen ziyaretçilere FakeUpdates indiricisini (diğer adıyla SocGholish) sunduğunu gözlemledi.

Unit 42 araştırmacıları konuyla ilgili yayınladıkları makalede “Parrot TDS, dünya genelindeki kurbanları hedef alan ve devam eden bir kampanyanın parçası,” diye belirtiyor ve ekliyor: “Bu kampanya aracılığıyla ele geçirilen çeşitli web sitelerinden her gün açılış komut dosyası veya yük komut dosyası örnekleri görüyoruz. “

Parrot, sunucuda barındırılan mevcut JavaScript koduna kötü niyetli komut dosyaları enjekte ederek önce belirli koşulların karşılanıp karşılanmadığını görmek için kurbanın profilini çıkarıyor ve ardından kurbanın tarayıcısını kötü niyetli bir konuma veya içerik parçasına yönlendirebilen bir yük komut dosyası sunuyor. Araştırmacılar, kötü niyetli kampanyanın milliyet, coğrafya ve endüstri açısından oldukça gizemli olduğunu ancak komut dosyalarının dünya çapında çok sayıda sitede göründüğünü söyledi.

Araştırmacılar, “Kötü niyetli veya enjekte edilmiş JavaScript kodu içeren kampanyalar oldukça yaygın olsa da Parrot TDS geniş kapsamı ve milyonlarca potansiyel kurbanı tehdit etme kabiliyeti nedeniyle dikkat çekici” diye yazdı. Araştırmacılar, sistemin arkasındaki saldırganların ayrıca güvenlik araştırmacıları tarafından tespit ve analizden kaçma çabalarını güçlendirdiklerini, bunun için de bir komut dosyasında fark edilmesi daha zor olan tek bir kod satırı yerine birden fazla JavaScript kodu satırı kullanan bir teknik kullandıklarını söyledi.

Kötü amaçlı Parrot TDS komut dosyalarının belirlenmesi

Araştırmacılar, saldırganların Parrot TDS komut dosyalarını yaymak üzere sunucuları ele geçirmekte bilinen güvenlik açıklarından yararlandıklarını ve bunun için muhtemelen otomatik araçlar kullandıklarını bildiriyor. Araştırmacılara göre ele geçirilen sunucuların büyük çoğunluğu web sitesi barındırmak için WordPress, Joomla ya da diğer içerik yönetim sistemlerini (CMS) kullanıyor. Sunucu tarafı güvenlik açıkları CMS ile sınırlı olmadığından, CMS olmayan web siteleri bile bu kampanya aracılığıyla tehlikeye atılabilir.

Parrot TDS komut dosyaları iki şekilde ortaya çıkıyor: kurbanın kötü niyetli içeriğe yönlendiren takip eden bir yük komut dosyası sunmak için uygun bir aday olup olmadığını görmek için tespit edilmekten kaçınmanın bir yolu olarak ortam kontrolleri yapan bir açılış komut dosyası.

Parrot TDS yük komut dosyalarının “ndsx” anahtar sözcüğünü kullanan ve böylece tanımlanmalarını nispeten kolaylaştıran yaklaşık dokuz sürümü mevcut. Araştırmacılar, sadece kurban için bir çerez değeri belirleyen ve bunun dışında iyi huylu olan V1 hariç tüm komut dosyalarının kötü amaçlı olduğunu söyledi.

V2, araştırmacıların tespit ettiği örneklerin %70’inden fazlasını temsil eden en yaygın yük komut dosyası durumunda. V2, herhangi bir gizleme olmadan, kötü amaçlı bir URL’den JavaScript yüklemek için yeni bir komut dosyası etiketi oluşturur.

Parrot TDS yük komut dosyası V3, gizleme içerir ve yalnızca Microsoft Windows çalıştıran kurbanları hedefler, ardından kötü amaçlı bir URL’den ek bir komut dosyası yükleyerek V2’ye benzer şekilde hareket eder.

V4 ve V5 yük komut dosyaları da benzerdir; ilki esasen bir V1 yük komut dosyası artı ek kötü amaçlı kod iken, V5 etkili bir şekilde bir V2 yük komut dosyası artı ek koddur. Araştırmacılar, her iki durumda da ek kodun orijinal V1 veya V2 işlevlerinden önce göründüğünü söyledi.

“Bu ekstra yük komut dosyası kodunun temel işlevi, açılış sayfasındaki tüm tıklanabilir bağlantıları bağlamaktır,” diye açıkladılar. “Web sayfasına gelen bir ziyaretçi bir bağlantıya tıkladığında, komut dosyası yeni bir görüntü nesnesi oluşturacak ve belirli bir URL’den yükleyecektir.”

Yük komut dosyasının V6’dan V9’a kadar olan sürümleri de daha fazla şaşırtmaca içeriyor, ancak araştırmacılar bunları nadiren gördüklerini söylediler.

Siber saldırının etkilerini hafifletme

Araştırmacılar blog yazılarında, Parrot TDS’nin sitelerini tehlikeye atması durumunda web sitesi yöneticilerini uyarabilecek bir uzlaşma göstergeleri (IoC’ler) listesi eklediler. Araştırmacılar, Parrot TDS için açılış komut dosyası kodu enjekte edilmiş 100 JavaScript dosyası örneği için SHA256 hash’lerinin bir listesini de VirusTotal’a göndermişlerdir.

Yöneticiler ayrıca ilişkili Web sunucusunda barındırılan dosyalarda “ndsj”, “ndsw” ve “ndsx” gibi kampanyayla ilişkili anahtar kelimeleri arayabilir ve Parrot TDS ile ilişkili kötü amaçlı komut dosyalarını keşfetmek için Web sunucusundaki ekstra .php dosyalarını keşfetmek üzere bir denetim gerçekleştirebilir.

Araştırmacılar, yeni nesil güvenlik duvarı teknolojisi ve gelişmiş URL filtrelemenin de kötü niyetli trafiği ve kampanyayla ilişkili IoC’leri engellemeye yardımcı olabileceğini söyledi.

Kişisel verilerinizi nasıl koruyabilirsiniz?

Yaptığımız her tıklamayla, web sitelerinin, arama motorlarının ve benzerlerinin veritabanlarına daha fazla kişisel veri giriyor; kişisel bilgilerimiz, kimlik hırsızlarına karşı daha savunmasız hale geliyor. İşte bu konuda yapabileceğiniz bazı şeyler.

1. Web sitelerinin, donanımların ve uygulamaların güvenlik işlevlerinden yararlanın

Çevrimiçi ortamda kendinizi daha iyi korumak için atabileceğiniz bazı temel adımlar var. Ziyaret ettiğiniz web sitelerinde çerezleri devre dışı bırakarak ve favori tarayıcınızın ‘Takip Etme‘ özelliklerini kullanarak başlayın. Bir başka iyi yaklaşım da tarayıcınızın özel modunu kullanmak.

Yeni uygulamalar indirirken de dikkatli olmalısınız. Hangi bilgileri topladığını ve paylaştığını kontrol etmek için her yeni uygulamanın gizlilik ayarlarını kontrol edin. Genellikle veri toplama ve paylaşma eğiliminde oldukları için oyun uygulamalarına özellikle dikkat edin.

2. Kullanılmayan uygulamaları akıllı telefonunuzdan, tabletinizden ve bilgisayarınızdan kaldırın

Mobil cihazlarınızdaki ve bilgisayarlarınızdaki uygulamalar genellikle günlük hayattaki küçük yardımcılardan daha fazlasıdır; çoğu durumda büyük miktarda kullanıcı verisi toplarlar. Bir uygulamaya ne kadar fazla erişim yetkisi vermeniz gerekiyorsa o kadar sorunlu olur.

Ancak kullanılmayan uygulamaları silmeden önce verilerinizi sağlayıcının sistemlerinden kaldırmalısınız. Bunu şu şekilde yapabilirsiniz:

  • Cihazınızdaki uygulama ayarlarını açın ve verilerinizin nasıl toplandığını ve kullanıldığını öğrenin.
  • Tüm veri toplama seçeneklerini kapatın.
  • Gerekirse uygulamayı kullanmak için oluşturduğunuz hesaba giriş yapın, kişisel verilerinizi silin ve hesabı devre dışı bırakın veya kapatın.

Bir dahaki sefere yeni bir uygulama indirdiğinizde öncelikle gizlilik ayarlarına göz atın. Bir uygulama çok fazla bilgi isterse alternatif bir uygulama aramak daha iyi.

3. Eski e-posta adreslerini silin

Elbette bu nokta yalnızca artık kullanmadığınız e-posta adresleriniz varsa geçerli. Ancak bu çok büyük bir güvenlik faktörü.

E-posta adresleri, özel mesajlardan alışveriş faturalarına, hassas bankacılık ve sağlık verilerine kadar kişisel bilgilerin arşividir. Bu nedenle saldırıya uğramış bir e-posta hesabının geniş kapsamlı sonuçları olabilir.

Eski bir e-posta hesabını silmek için e-posta sağlayıcınızın genellikle hesap ayarlarında bulabileceğiniz talimatlarını izleyin. Bir hesabı kalıcı olarak kapatmadan önce, hesap silindikten sonra geri yüklenemeyeceğinden, fotoğraflar ve belgeler gibi tüm önemli verileri her zaman yedeklemelisiniz.

4. Kişisel bilgileri Google’dan kaldırın

Google dünyanın en popüler arama motoru ve ne yazık ki aynı zamanda en büyük veri tüccarı. Neyse ki bilgilerinizi Google arama sonuçlarından kaldırmak nispeten basit. İşte bu konuda izleyebileceğiniz bazı yollar:

  • Kişisel bilgileri arama sonuçlarından kaldırmak için basit bir çevrimiçi form kullanarak Google ile iletişime geçin.
  • Güncelliğini yitirmiş bilgileri veya görselleri Google arama sonuçlarında görünen web sitelerinden kaldırmak için bu Google makalesindeki talimatları izleyin.
  • Bu süreç, kişisel bilgilerin ifşa edilmesi için kötüye kullanılabilecek belirli kişisel verilerin veya içeriğin kaldırılmasını talep etmenize olanak tanıyor.

Ancak, verilerinizin internetten kaldırılmasının hiçbir zaman yüzde 100 garanti edilemeyeceğini lütfen unutmayın.

Google kişisel verileri

5. Eski web sitelerini ve kullanılmayan hesapları kapatın

Hepimiz bunu yaşadık: Küçük bir indirim veya ücretsiz gönderim için hızlı bir şekilde çevrimiçi bir mağazada hesap oluşturuyoruz. Sosyal medya platformlarında profil oluşturmak veya kişisel bloglar oluşturmak da aynı derecede kolay. Ancak amaçlarına hizmet ettiklerinde bu hesapları sıklıkla unutuyoruz. Adresimizden ödeme bilgilerimize kadar kişisel verilerimiz burada birikiyor.

Dijital ayak izinizi temizlemenin ilk adımı bu tür kullanılmayan hesapları silmek. Gerçekten hangi çevrimiçi mağazaları düzenli olarak kullandığınızı düşünün ve diğerlerini silin. Bir sonraki satın alma işleminizde, gereksiz yere yeni veri birikmesini önlemek için misafir seçeneğini tercih etmek çok daha iyi.

Sosyal medya hesaplarında da durum aynı. Yıllardır orada aktif olmasanız bile verileriniz yine de erişilebilir olabiliyor. Bu tür etkin olmayan hesapları kapatmak, çevrimiçi varlığınızı en aza indirmenize yardımcı oluyor.

Eski bloglarınızı veya web sitelerinizi de düşünün. Hala günceller mi? Bugün gizli kalmayı tercih ettiğiniz verileri gösteriyorlar mı? Kişisel bilgiler genellikle eski web sitelerinde ve eskiden aktif olduğunuz forumlarda bulunabilir. Bu sayfaların düzenli olarak kontrol edilmesi ve gerekiyorsa kapatılması veya güncellenmesi verilerinizin daha iyi korunmasına yardımcı olabilir.

6. Verilerinizi veri aracılarından kaldırın

Veri komisyoncuları, perde arkasında çalışan ve kişisel verilerinizin toplanması, paketlenmesi ve yeniden satılması konusunda uzmanlaşmış şirketlerdir. Bu veriler adınız ve yaşınızdan sağlığınız veya geliriniz gibi daha hassas bilgilere kadar uzanır. Veri komisyoncuları, sosyal medya, uygulamalar ve e-ticaret web siteleri aracılığıyla çevrimiçi etkinliğinizin yanı sıra halka açık belgeler ve sadakat kartları aracılığıyla çevrimdışı etkinliğinizi de izler.

İnternette her arama yaptığınızda, uygulamaları kullandığınızda veya sosyal medya platformlarında etkileşimde bulunduğunuzda, kolayca bu şirketlerin eline geçebilecek veriler üretiyorsunuz. Veri komisyoncuları, tıklamalar, sayfa görüntülemeleri ve hatta fare hareketleri gibi çevrimiçi etkinliklerinizi izlemek için çoğu web sitesi ve uygulamada yüklü olan web izleme yazılımını kullanıyor. Bu bilgiler daha sonra satın alma davranışınızı ve ilgi alanlarınızı analiz etmek ve sizi belirli tüketici kategorilerine göre sınıflandırmak için kullanılıyor.

veri madenciliği nedir

Bu verileri kim satın alıyor diye sorabilirsiniz. Cevap, reklam ajanslarından siyasi partilere, finansal kurumlardan potansiyel işverenlere kadar uzanıyor. Bu bilgiler, reklamları hedeflemek, kredi itibarınızı değerlendirmek ve hatta kiracı olarak uygunluğunuzu değerlendirmek için kullanılabilir.

Peki bu dijital gözetim ağından nasıl kaçarsınız? Seçeneklerden biri verilerinizi manuel olarak kaldırmak, ancak piyasada sayısız veri aracısı olduğundan bu çok zaman alıcı olabilir. 

Verilerinizi veri aracıları listesinden kaldırma konusunda uzmanlaşmış AVG BreachGuard veya Incogni gibi hizmetler daha etkili bir alternatif sunmakta. Çevrimiçi gizliliğinizi sürekli olarak izlerler ve kişisel verilerinizin risk altında olup olmadığı konusunda sizi bilgilendirirler. 

Ancak bu hizmetler bile veri aracılarının yalnızca bir kısmını kapsayabildiği için verilerinizin bir kısmı dolaşımda kalabilir.

Google 1,7 milyar dolar ceza ödeyecek!

Google’a bilgisayar bilimcisi Joseph Bates ve şirketi Singular tarafından açılan yapay zeka çipleri patent ihlali davası nihayet sonuçlandı. Bu davayla 1.7 milyar dolarlık tazminat ödenmesine hükmedildi.

Anlaşmaya, her iki tarafın avukatlarının kapanış konuşmalarını yapmasının planlandığı gün varıldı. Anlaşmanın ayrıntıları açıklanmazken, Google’ın avukatlarının internet devinin Bates veya Singular’ın patentlerini hiçbir şekilde ihlal etmediğini öne sürdüğü bildiriliyor.

Google patent ihlali nedeniyle suçlu bulundu

Ocak ayı başlarında davayı açan Bates , yapay zeka ile ilgili görevlere yönelik işlemciler geliştirmek için yeniliklerini kullandığı için Google’dan 1.67 milyar dolar talep etmişti. Avukatları, yapay zekayla ilgili zorlukları çözmenin anahtarı olan fikirleri tartışmak için 2010 ile 2014 yılları arasında Bates’le birçok kez görüştükten sonra Google’ın Bates’in yeniliklerini kopyaladığını savundu.

Avukat Kerry Timbers, özellikle Bates’in yeniliklerinin Google’ın Tensör İşleme Birimlerinin (TPU’lar) yinelemelerini veya versiyonlarını oluşturmak için kullanıldığını belirtti. Ayrıca bunların şu anda Google Arama, Gmail, Google Çeviri ve diğer platformlarda kullanıma sunulan tüm yapay zeka özelliklerinin temelini oluşturduğunu söyledi.  Bates’in açtığı davada, Google’ın önde gelen bilim insanı Jeff Dean’in, Bates’in yeniliklerinin Google’ın teknoloji geliştirme çabaları için “gerçekten çok uygun” olduğunu söylediği dahili e-postalara da atıfta bulunuldu. Ancak Google’ın avukatları, yapay zeka çiplerinin kendi araştırmacıları ve çalışanları tarafından geliştirildiğini iddia etmişti.

Üretken yapay zekanın yaygınlaşması, Google dahil teknoloji devlerini yapay zeka ile ilgili iş yükleri için kendi çiplerini geliştirmeye zorladığından dava önem taşıyor. IBM,  AWS ve  Microsoft  da  kendi yapay zeka çiplerini geliştirdi. xResearch’e göre dünya çapındaki yapay zeka çip pazarının büyüklüğü 2022’de 14.9 milyar dolar değerindeydi. Bu pazarın 2030’a kadar yüzde 40,5’lik bileşik yıllık büyüme oranıyla (CAGR) büyüyerek 227,6 milyar dolara ulaşacağı tahmin ediliyor.

Yapay zeka çip pazarı şu anda Nvidia’nın hakimiyetinde. Ancak aynı zamanda çip devleri Intel ve  AMD’nin de yatırımları var. Ayrıca yeni oyuncularla birlikte bu pazarda önemli değişimler de yaşanabilir.

Boris Manev, Epson Europe Kurumsal Sürdürülebilirlik Direktörü oldu

0

Epson Europe, Kurumsal Sürdürülebilirlik Direktörü olarak Boris Manev’in atandığını duyurdu. Tüm dünyada Çevresel Vizyon 2050 ile karbon negatif olarak yeraltı kaynaklarından bağımsız hale gelmeyi taahhüt eden Epson, Avrupa’da Boris Manev ile birlikte sürdürülebilirlik dönüşümünü hızlandıracak.

Boris Manev, Epson‘a 2011 yılında bir çevre uzmanı olarak katıldı ve 2018 yılında Epson EMEAR için Sürdürülebilirlik ve Hükümet İlişkileri Başkanı olarak atandı. Epson’a katılmadan önce, AB’de sürdürülebilir teknolojileri teşvik eden Norveç merkezli bir çevre STK’sında çalıştı ve Makedonya’da gençlerin sürdürülebilirlik konusundaki farkındalığını artırmayı amaçlayan bir çevre gençlik hareketi ve STK kurdu.

Boris Manev atama hakkında şöyle konuştu: “Epson, enerji verimli, kompakt ve hassas ürünleri üretme konusundaki uzun geçmişe sahip ve şimdi sürdürülebilir teknolojinin lideri olarak tanınıyor. İşletmemizin tüm alanlarında sürdürülebilirlik yolculuğumuza daha da hız kazandırmayı, özellikle 2050 çevresel vizyonumuzu karbon azaltma yönünde bir gerçeklik haline getirmeyi ve ürün ve hizmetlerimizin sürdürülebilirlik değer önerisini iletmeyi dört gözle bekliyorum. Epson’da harika, özverili, tutkulu ve yüksek nitelikli bir sürdürülebilirlik ekibimiz var ve Avrupa genelinde hizmet verdiğimiz topluluklarda ve toplumlarda yaşam kalitesini artıran daha sürdürülebilir teknoloji sunmak için birlikte çalışırken birbirimizin becerilerini kullanmayı bekliyorum. Özellikle kârın ve sürdürülebilirliğin karşılıklı olarak iç içe geçebileceğini ve kısa vadeli ekonomilerin sürdürülebilirlik hedeflerini desteklemek için sürdürülebilirliği kurumsal iş modelleri ve programlarına entegre ederek nasıl hizalanabileceğini göstermeye hevesliyim.”

Boris Manev, Amerikan Üniversitesi’nden Uluslararası Ekonomi ve Uluslararası İletişim lisans derecesine ve Amsterdam’daki Vrije Üniversitesi’nden Çevre ve Kaynak Yönetimi yüksek lisans derecesine sahip. İş dışında ilgi alanları arasında geleneksel karate, crossfit, dağcılık ve kayak bulunuyor.

Ovesis, unicorn olmayı hedefliyor!

Metaverse teknolojisi, geçtiğimiz yıl beklediği ilgiyi göremese de 2024’ün öne çıkan kavramları arasında yerini aldı. Güncel araştırmalar, metaverse’ün 2030’a kadar 700 ila 900 milyar dolar arasında bir pazar büyüklüğüne ulaşacağını gösterse de, teknolojinin ölçeklenebilmesi için en az 5 yıla ihtiyaç olduğunu ortaya koydu.

Metaverse teknolojisi, 2023’te yapay zeka rüzgarının etkisiyle beklediği ilgiyi göremese de, 2024 itibarıyla iş dünyasının gündeminde yeniden yerini aldı. Araştırma ve danışmanlık şirketi Bain & Company tarafından yürütülen tahminler, metaverse pazarının 2030’a kadar 700 ila 900 milyar dolarlık bir büyüklüğe ulaşacağını gösterdi. Yeni bir internet ve etkileşim biçimini tanımlayan metaverse teknolojisinin potansiyeline inanan ve 2017’den bu yana artırılmış gerçeklik (AR), sanal gerçeklik (VR) ve metaverse teknolojileri geliştiren Ovesis, 2024 itibarıyla Türkiye’deki şirketleri sanal evrene taşıyacak platformu için çalışmaya başladı. 

Konuyla ilgili değerlendirmelerini paylaşan Ovesis CEO’su Eser Memişoğlu, “Metaverse, sürükleyici oyun ve deneyim platformlarıyla ulaştığı yüksek kullanıcı sayılarının etkisiyle 2022’de kazandığı popülariteyi geçtiğimiz yıl kaybetmiş olsa da, gerçek dünya senaryoları ortaya çıktıkça yeniden önem kazanacak. Ovesis, Web3 ve metaverse teknolojilerine adım atma konusunda zorlanan şirketler için kolay anlaşılır ve entegre çözümler sunuyor. Özellikle yayında olan Ovesar projesiyle web sitelerine 2 kolay adımda artırılmış gerçeklik desteği veriyor” dedi.

Metaverse’ün ölçeklenmesi için 5-10 yıla ihtiyaç var

Söz konusu araştırmada, metaverse teknolojisinin gelişim süreci, akıllı telefonlar, oyun konsolları, kişisel bilgisayarlar gibi dönemine göre yeni ve benzersiz sayılan teknolojilerin gelişim süreci karşılaştırıldı. Buna göre, metaverse’ün ölçeklenmesinin 5 ila 10 yıl alabileceği öngörüldü. Öte yandan, şirketlerin metaverse’le tanışmak için bu ölçeklenme sürecini beklemesinin, çok geç olabileceği kaydedildi. Yeni teknolojilerin kullanım alanlarının anlaşılmasının, o teknolojiye dair bir kavramsal çerçeve oluşmasının zaman aldığını kaydeden Eser Memişoğlu, “Ovesis olarak 2017’den bu yana AR Mağaza, VR Spor, VR Fuar, VR Konser gibi farklı çözümleri geliştirdik. Bu çözümler, özellikle e-ticaretin son yıllarda yakaladığı ivmenin de etkisiyle, pek çok işletmenin kullanıcı odaklı alışveriş deneyimleri sunmasını sağladı. İnternet sitelerini Ovesis çözümleriyle üç boyutlu bir sanal mağazaya çeviren işletmeler, sanal dünyanın gerçeğe yakın sürükleyici deneyimlerle konser, fuar, spor karşılaşması gibi etkinliklerde de kullanılabileceğini, üstelik bunun için kendi altyapılarının yeterli olduğunu, büyük ölçekli yatırımlar yapmaya gerek olmadığını keşfetti” ifadelerini kullandı.

Ovesis CEO’su Eser Memişoğlu
Ovesis CEO’su Eser Memişoğlu

2017’den bu yana bu alanda faaliyet gösteriyor 

Aynı zamanda Türkiye Metaverse Platformu’nun da kurucularından olan Eser Memişoğlu, “Meta, 2016’da Oculus VR gözlüğünü duyurduktan sonra, dünyanın sanal gerçeklik tabanlı ilk fuar alanı VR Fuar çözümümüzü geliştirdik. Savunma, Havacılık, Uzay ve Sanayi Fuarı SAHA Expo kapsamında da kullanılan VR Fuar’ı VR Spor ve VR Konser gibi çözümlerimiz izledi. 2017’den bu yana metaverse’te alışveriş ve yaşam alanları inşa ediyoruz. Bu yolculuğumuz, bugüne kadar yapılmış en güçlü meta evren olan Ovesis Metaverse ile devam ediyor. Mobil cihazlardan, webden ve sanal gerçeklik donanımlarından yararlanılarak, tüm platformlarda erişilebilen Ovesis Metaverse, yepyeni bir sosyalleşme, eğlenme, alışveriş ve ticaret deneyimi sunacak. Kurumsal ihtiyaçlar için özelleştirilebilen, endüstri özelinde uygulamalarla sektörlere uyarlanabilen teknolojilerimiz, Türkiye’yi bir metaverse ülkesi yapacak” diye konuştu.

Türkiye’yi metaverse ekonomisine dönüştürmeyi hedefliyor 

Bugüne dek yürüttükleri Ar-Ge çalışmalarıyla metaverse teknolojisinin temellerini öğrendiklerini ve Türkiye’de metaverse’ün ölçeklenen bir teknoloji olabilmesi için çalıştıklarını kaydeden Ovesis Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Kuzey Çağdaş Eroğlu ise değerlendirmelerini şu ifadelerle sonlandırdı: 

“Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeler, metaverse ekonomisine önem veriyor ve bunu bir ülke politikasına dönüştürüyor. Biz de bu teknolojiye olan inancımızla hem yazılımcı geliştirmek üzere yatırım yaptık, hem de özel şirketleri ve üniversiteleri metaverse kavramıyla tanıştırdık. Şimdi, AR/VR ve metaverse sektörlerindeki bilgi ve deneyimimizle unicorn olma yolculuğuna çıktık. Bu hedefi münferit bir hedeften ziyade, toplumsal bir görev olarak görüyoruz. ‘Meta Dünyadaki Pazaryeriniz’  mottosuyla faaliyet gösteren Ovesis’in esas amacı, Türkiye’yi bir metaverse ekonomisine dönüştürmek, metaverse evreninde başarıya ulaşabilecek, unicorn olabilecek iş modelleri ve bu iş modellerini hayata geçirebilecek iş insanları yetiştirmek.”

Windows 11’i 100 MB’a düşürdüler!

Ne yazık ki, küçültülmüş Windows 11 zar zor çalışıyor ancak yine de çoklu görev yapabiliyor ve Batch komutlarını kısmen destekliyor.

Tiny11 projesiyle Windows 11’in en küçük işlevsel değişikliklerinden birini oluşturduktan sonra NTDEV, son Microsoft işletim sistemiyle farklı bir şey yapmaya çalışıyor. Bir hayran tarafından önerilen bir fikri temel alan geliştirici, Windows 11’i ne kadar küçük ve ön yüklenebilir tutabileceğini öğrenmek istedi.

NTDEV deneylerinin sonucu; boyutu 100 megabayttan küçük bir Windows görüntüsüne sahip, GUI’yi veya diğer herhangi bir grafik öğesini salt metin köklerine geri dönmek için bir kenara atan, zar zor çalışan bir işletim sistemi. Microsoft, Windows 95 ile istem tabanlı paradigmayı emekliye ayırdı; ancak Windows 11, yavaş hareket eden bir metin kabuğuna dönüştürülmüş olsa bile görünüşte hala Windows.

NTDEV, “temel” kullanıcı arayüzü olarak çalışan, minimalist, bağımsız bir Windows Vista (ve daha sonra Windows 7) bileşenleri kümesi oluşturan “MinWin” adlı eski bir Microsoft projesinden ilham aldı. NTDEV yeni moda “NT-DOS” adını verdi. İzleyiciler bu barebone metinsel kabuğun Windows Server’ın en başından beri olması gerektiği gibi olduğunu öne sürdü.

NT-DOS” modu minimal bir kabuğa önyükleme yapar ve yalnızca hızlı komutlarla çalışır. Bazı temel toplu iş dosyalarını desteklemesine rağmen, sadeleştirilmiş işletim sistemi hala Windows ve hatta bazı çoklu görevleri bile sağlayabilir.

NTDEV bir süredir Windows’ta ince ayar yapıyor ve modlama yapıyor. Geliştirici, standart Windows 11 kurulumunu (64 GB) Tiny11 ile yalnızca 2 GB’a sıkıştırdı, işletim sistemini 4 GB’lık bir USB flash sürücüye (Live11) kurdu ve GeForce RTX 3050 GPU’nun çerçeve arabelleğinden çalıştırdı. Winception deneyi, iç içe Windows sanallaştırmasını benzeri görülmemiş sınırlara zorladı.

Tiny11’den farklı olarak NT-DOS’un henüz halka açık bir indirmesi yok. NTDEV blogu, projelerinin Windows işletim sistemi ailesinin en derin işleyişini bilen bir geliştirici tarafından seçildiğini ve “sıkıntıdan yapıldığını” açıklıyor. 

Tiny11 ve Tiny10, NTDEV’in en “kullanıcı dostu” ürünleri ve standart kurulumun “fazlalıkları” olmadan son Windows sürümlerini denemek isteyenler için halka açık indirmelere sahip.

Organize Sanayi Bölgeleri için dijital dönüşüm!

0

KOBİ ve işletmelerin yoğun rekabet ortamında hedeflerine ulaşması için dijital dönüşümlerine öncülük eden Vodafone Business’ın Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kuruluşu ile yaptığı “OSB Dijital Dönüşüm Programı”nda ikinci dönem başlıyor. Yıldız Teknik Üniversitesi iş birliği ile gerçekleşecek eğitimlere, Türkiye’nin 81 ilindeki OSB’lerde faaliyet gösteren şirket, yönetici ve çalışanlarının katılması bekleniyor.

İşletmelerin dijitalleşmesine liderlik etme vizyonuyla faaliyet gösteren Vodafone Business, organize sanayi bölgeleri (OSB) ve orada yer alan şirketlerdeki yönetici ve çalışanların dijital bilgi seviyesini anlamak, güncel dijital gündem hakkında onları bilgilendirmek ve Türkiye’deki organize sanayi bölgeleri genelinde işletmelerin güvenilir danışmanı olmak hedefine kaldığı yerden devam ediyor. Bu hedef doğrultusunda, Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kuruluşu (OSBÜK) ve Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) akademisyenleri ile birlikte “OSB Dijital Dönüşüm Programı” geçen yıl hayata geçirilmişti. Bu program kapsamında, ilk senede 1000 dijital elçi yetiştiren Vodafone Business, programın ikinci döneminin Ocak ayında yeniden başladığını duyurdu. Üç ay sürmesi planlanan eğitimlerin sonrasında ise eğitimi başarıyla tamamlayan katılımcılara YTÜ akademisyenleri ve OSBÜK tarafından sertifikaları takdim edilecek.

Dijital elçi sayısı 2000’e ulaşacak

 Artan rekabet ve dijitalleşme çağında OSB’lerde faaliyet gösteren işletmelerin, yenilikçi teknolojileri iş yapış şekillerine adapte etmesi büyük önem arz ediyor. Bu noktada Vodafone Business da OSB’lerde faaliyet gösteren şirketlerin, OSB Dijital Dönüşüm Programı’yla bu yeni dijitalleşmeye hızlı ve güvenilir bir şekilde uyum sağlamasına öncülük ediyor.

Eğitim programının ikinci döneminde verilecek eğitimlerde, Dijital Dönüşümün Sanayi ve KOBİ’lere etkisi, Dijital Strateji ve Dijital İş Modelleri, Endüstri 4.0, Nesnelerin İnterneti (IoT), Bulut Bilişim ve 5G, Siber Güvenlik, Yapay Zekâ, Makine Öğrenmesi, Derin Öğrenme, Üç Boyutlu Yazıcı, Blok Zincir, Dijital Liderlik, Dijital Kültür ve Dijital Pazarlama gibi konular yer alacak.

Programın yeni döneminde OSB’ler ve kapsamındaki KOBİ ve işletmelerin dijitalde var olmayı öğrenmesi amacıyla; dijital kanalların uygun ve nitelikli olarak kullanılması, nesnelerin interneti, yapay zekâ, bulut uygulamaları, iş sürekliliği ve Endüstri 4.0’a giden yolda dijital altyapının oluşturulması konularında farkındalık yaratılması hedefleniyor. Vodafone Business, Türkiye’nin 81 ilindeki 400 organize sanayi bölgesinde faaliyet gösteren şirket yönetici ve çalışanlarının katılacağı üç ay boyunca sürdürülecek olan eğitimler ile 2024 yılında yaklaşık 500’den fazla KOBİ ve işletmenin yanında 1000 kişinin dijitalleşmesine öncülük etmeye hazırlanıyor. 2023 yılında ilk dönemde 1000 dijital elçi yetiştirilen eğitim programının ardından, bu dönemde de yetiştirilmesi planlanan 1000 kişiyle birlikte, toplamda 2000 dijital elçiye ulaşılması planlanıyor.

OSB’lerdeki işletmelerin dijitalleşme süreçlerinde çözüm ortağı

Tüm işletmelerin dijitalleşmesinde çözüm ortağı olarak yanlarında olmaya devam etmeyi hedeflediklerini aktaran Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Özlem Kestioğlu, dijitalleşme çağında OSB’lerdeki şirketlerin, yenilikçi teknolojileri iş yapış şekillerine adaptasyonunun önemine vurgu yaptı:

“Vodafone Business olarak KOBİ ve işletmelerin güvenilir teknoloji danışmanı olmak için çıktığımız yolda, OSBÜK ve YTÜ akademisyenleri ortaklığında başlattığımız ve ilk dönemini başarıyla tamamladığımız Dijital Dönüşüm Programı’nın devamı için heyecanlıyız. Programımızın ilk döneminde OSB’lerde şirketlerin dijitalleşmesine katkı sağlayarak, işletmelerimizi geleceğe taşımada çözüm ortağı olmuştuk. Bu paralelde Türkiye’nin çeşitli bölgelerindeki OSB’lerde 400’den fazla işletme, bulut teknolojilerinden IoT’ye, Endüstri 4.0’dan 5G’ye kadar uzanan bir skalada birçok inovatif teknolojiyi işine adapte etme konusunda adım attı. Programımızın ikinci dönemindeyse OSB’lerin dijital çağa ayak uydurmasını hızlandırmak ve şirketlerimizi çağın gerekliliğine hazırlamak hedefiyle 1000 kişiye eğitim verirken, 400’ün üzerinde de işletmeye dokunmak istiyoruz. Yeni dönemde hedefimiz, büyük ya da küçük çaplı olması fark etmeksizin OSB’lerdeki tüm işletmelerimizin yanında olabilmek. Vodafone Business olarak OSB’lerde faaliyet gösteren her ölçekteki işletmenin bu yeni dijitalleşme çağına hızlı bir şekilde geçmelerini desteklemeye; şirketlerin daha akıllı, daha hızlı ve daha esnek olmalarına katkı sunmaya devam edeceğiz.”

 OSB’ler Türk sanayisinin dijitalleşmesine liderlik edecek

Türkiye’deki sanayi üretiminin yüzde 45’inin OSB’ler tarafından gerçekleştirildiğinin altını çizen Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kuruluşu (OSBÜK) Başkanı Memiş Kütükcü de planlı sanayileşmede OSB’lerin çok önemli bir rol üstlendiğini vurguladı.

Türkiye’de OSB olmayan il kalmadığının altını çizen Kütükcü, “81 ilimizde toplam 400 organize sanayi bölgemiz var. 67 bin sanayi işletmesinin faaliyet gösterdiği organize sanayi bölgelerimiz, ülkemizin toplam sanayi üretiminin yüzde 45’ini gerçekleştiriyor. Organize sanayi bölgelerimiz 2 milyon 620 bin kişiye de doğrudan istihdam sağlıyor. Türkiye’nin üreten gücü organize sanayi bölgeleri olarak üretiminin yanı sıra, mesleki eğitimden teknolojiye, ihracattan dijitalleşmeye kadar çok geniş bir yelpazede ülkemizin kalkınmasında kritik bir rol üstleniyoruz. Bu noktada dijitalleşme de en önemli çalışma başlıklarımız arasında yer alıyor. OSBÜK olarak devreye aldığımız OSBÜKnet ve yüzde 100 yerli ve milli OSBÜKbulut gibi projelerimizin yanı sıra, Vodafone Business ve Yıldız Teknik Üniversitesi gibi kıymetli kuruluşlarla yaptığımız programlar, bunun bir göstergesi. Beraber hayata geçirdiğimiz “Dijital Dönüşüm Programı” ile de OSB’lerde yer alan şirketlerdeki dijital elçi sayısı 2000’e ulaşacak. Hedefimiz, organize sanayi bölgelerimizin, Türk sanayisinin dijitalleşmesine liderlik etmelerini sağlamak” şeklinde konuştu.

Yıldız Teknik Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Halit Keskin ise gerçekleştirilen iş birliği ile ilgili şunları söyledi:

“Yıldız Teknik Üniversitesi olarak, KOBİ’lerin dijitalleşme yolculuğunu desteklemek için yaratılan “Dijital Dönüşüm Programı”nın ikinci kez bir parçası olmaktan ve akademik anlamda hizmet sunmaktan gurur duyuyoruz. Bu programla, katılımcılarımızın dijital stratejiden üretken yapay zekâya ve dijital pazarlamadan dijital liderliğe kadar uzanan kapsamlı içeriklerle dijital yetkinliklerini geliştirmeyi hedefliyoruz. Dijitalleşme sürecini anlamak ve yönetmek konusunda güçlü bir temel oluşturarak, 1000 kişi ve 400’ün üzerinde işletmenin dijital geleceğini daha verimli ve etkin bir şekilde inşa etmesine katkı sağladığımız için mutluyuz.”

Vision Pro, harici bir bilgisayara ihtiyaç duyacak mı?

0

Vision Pro benzeri pek çok AR ve VR cihazının güç ve bilgi işlem için ayrı bir cihaza ihtiyaç duyması nedeniyle bu sorulması gereken adil bir soru.

Peki Apple Vision Pro nasıl çalışıyor ve onu uzamsal bilgisayar olarak kullanmak için neye ihtiyaç var? İyi haber şu ki, bu 3.500 dolarlık cihaz kutudan çıktığı anda tamamlanmış durumda. Kullanmak için iPhone veya Mac satın almanıza gerek yok. İçinde bir M2 işlemci var, kontroller için el hareketlerini kullanıyor ve işletim sisteminin tamamı bağımsız.

Bu, iki yüksek çözünürlüklü ekranın işlem taleplerini karşılamak için hızlı, ayrı bir grafik kartına sahip bir oyun bilgisayarının performansını gerektiren bazı VR kulaklıklardan farklı. Örneğin Valve Index ve Varjo Aero bilgisayar olmadan çalışmıyor. Qualcomm Snapdragon XR2 Gen 2 yongası gibi düşük güçlü işlemcileri kullanan, Vision Pro ile daha fazla ortak noktaya sahip olan Meta Quest 3 gibi başka bağımsız VR kulaklıklar da var.

Tüm özelliklerin etkinleştirilmesi için çoğu akıllı gözlüğün bir telefona bağlanması gerekiyor. Ray-Ban Meta Akıllı Gözlükler, telefon olmadan da video kaydedebiliyor ancak çağrıları yanıtlamak, görüntüleri aktarmak ve Meta AI kullanmak için bağlanmaları gerekiyor. 

Xreal Air 2 gibi akıllı gözlüklerin, güç ve video sinyali alabilmesi için bir telefona veya başka bir cihaza bağlanması gerekiyor.

Apple Vision Pro

Mac ve Vision Pro

Vision Pro başlı başına tam bir uzamsal bilgisayar ancak macOS’u çalıştırmıyor. Bu, daha hızlı yazmak ve üretkenlik için Mac veya MacBook’unuzu yine de bağlamak isteyebileceğiniz anlamına geliyor. Apple, Mac masaüstünüzü uzak masaüstü uygulaması gibi Vision Pro penceresinde görmenizi sağlıyor. 

Pencereyi yansıtarak onu tamamen kontrol etmenize olanak tanıyor; ancak pencereyi harici bir monitörde olduğu gibi genişletemiyorsunuz. Bir ek not olarak, bunun yerine kablosuz bir Bluetooth klavye bağlamayı da tercih edebilirsiniz.,

Yani Vision Pro’nuzu kullanıyorsanız ve henüz Vision App Store’da bulunmayan bir uygulamayı açmak istiyorsanız, kulaklığınızı takarken bilgisayarınıza bağlanarak uygulamayı kullanmaya devam edebilirsiniz. Bu, kulaklığınızın Mac’iniz aracılığıyla iPhone ve iPad uygulamalarını, yerel Vision uygulamalarını ve macOS uygulamalarını çalıştırabileceği anlamına geliyor.

Başka Apple ürünleriniz varsa Apple ekosisteminin keyfini çıkarmaya bir adım önde başlayabilirsiniz. Vision Pro’nuzu kurduğunuzda tıpkı iPhone veya Mac’te olduğu gibi fotoğraf kitaplığınıza, müzik listelerinize, kişilerinize ve mesajlarınıza erişmek için iCloud’da oturum açabilirsiniz.

Ticaret Bakanlığı’ndan 58 Firmaya 86 Milyon Lira Ceza!

Ticaret Bakanlığı, tüketicilerle yapılan mesafeli sözleşmelerde mevzuata aykırı davranışlar nedeniyle 58 firmaya toplamda 86 milyon 274 bin 994 lira para cezası kesti. Bakanlık, elektronik ticaret yöntemiyle çalışan bazı firmaların kötü niyetli ve hukuka aykırı uygulamalarını mercek altına aldı.

Bakanlık açıklamasında, enflasyonist ortamda yaşanan hızlı fiyat dalgalanmaları nedeniyle, firmaların “stokta ürün bulunmaması” gibi gerekçelerle haksız sipariş iptalleri ve taahhüt edilen sürelerin aşılması gibi konuların öne çıktığı belirtildi. Tüketicilerin haklarını zedeleyici bu tür eylemler, Bakanlık ve CİMER gibi kanallar aracılığıyla gelen şikayetler üzerine sıkı denetimlerle incelendi.

Halihazırda 25 firmanın daha inceleme ve denetim sürecinde olduğu, 2024 yılında da mesafeli sözleşmelere ilişkin denetimlerin etkin ve yaygın olarak devam edeceği vurgulandı.

Ticimax-E-ticaret-Sistemleri-Kurucu-CEOsu-Cenk-Cigdemli
Ticimax-E-ticaret-Sistemleri-Kurucu-CEOsu-Cenk-Cigdemli

TOBB E-ticaret Meclisi Üyesi ve Ticimax E-ticaret Sistemleri Kurucu CEO’su Cenk Çiğdemli, satıcıların maliyet artışları gibi gerekçelerle fiyat artırımı yapmak istediklerini, ancak stokta olmayan ürünlerin satışını yaparak tüketicileri mağdur ettiklerini ifade etti. Çiğdemli, tüketicilerin bu durumda hakem heyetlerine başvurabileceklerini ve zararlarını tazmin edebileceklerini belirtti.

Çiğdemli ayrıca, stokta olmayan ürünlerin satışının yasal olarak mümkün olmadığını, bazı satıcıların tüketicilerin ödemelerini faizsiz kredi gibi kullanarak iade etmek için geciktirdiklerini ya da ürünü daha yüksek fiyattan tekrar sattıklarını dile getirdi.

Firmaların cezai yaptırımlardan kaçınmak için stoklarını her gün kontrol etmeleri ve pazaryeri entegrasyon yazılımları aracılığıyla stoklarını güncel tutmaları gerektiği vurgulandı. Özellikle yüksek adetli satış yapan işletmeler için “emniyet stoğu” uygulamasının önemi de altı çizildi.

Türk girişimciler Çinli iş insanlarıyla bir araya geldi!

Bahariye Mevlevihanesi’nde gerçekleştirilen toplantının açılışında konuşan GİV Başkanı Mehmet Koç, “Türkiye ile Çin arasında ticarette büyük dengesizlik var. Çin’den ne getirir satarız dosyasını kapatın, ihracata bakın” dedi.

Girişimci İşadamları Vakfı (GİV) tarafından düzenlenen Girişimcilik Köprüsü toplantısı “Çin İş Arenasının Liderleriyle Buluşun” başlığı ile 23 Ocak 2024 tarihinde Bahariye Mevlevihanesi’nde gerçekleştirildi.

Çinli iş insanlarının Türk girişimcilerle bir araya geldiği ve iki ülke iş insanlarının çok sayıda sektörde B2B görüşme gerçekleştirdiği toplantının açılışında konuşan Girişimci İşadamları Vakfı Başkanı Mehmet Koç, Türkiye ve Çin kültürlerinin birbirine yakın olduğunu belirterek, “Ticaret için iyi bir partner olacağımıza inanıyorum” dedi. 

Ticarette büyük dengesizlikler var

Türkiye’nin Çin’e yılda 3,5 milyar dolarlık ihracat yaptığına, bunun karşılığında da 40 milyar dolarlık ithalat gerçekleştirdiğine dikkat çeken Mehmet Koç, şöyle konuştu:

“3,5 milyar dolarlık mal satıyoruz. Dengesiz bir ticaret var. Cumhurbaşkanımız Erdoğan ile Pekin’e gittik. Orada her iki ülkenin Cumhurbaşkanı ticari ilişkilerin geliştirilmesini teşvik etkiler. Bunun sonucunda ticaretimizde canlanma oldu. Ancak dengesizliğin giderilmesi gerekir. Türkiye’nin 2. büyük ticaret ortağı 45 milyar dolara yaklaşan ticaret hacmi ile Çin’dir. Misafirlerimizin geldiği Çin’in Xian bölgesi savunma sanayi ve elektronik ağırlıklı bir bölge. Arkadaşlarımıza Xian bölgesini öncelemelerini öneriyoruz. Yakın gelecekte Xian Ticaret Odası ile daha geniş kapsamlı bir toplantı gerçekleştireceğiz. Bu toplantıları yapmak güzel, ancak önemli olan sonuç almaktır. Bunun için de iki tarafın hevesli olması lazım. Trendin de doğru olması lazım. Çin ile ticari ilişkilerin trendi bu ilişkinin gelişmesi yönünde devam ediyor. Çin’in yurt dışından aldığı yatırım 250 milyar dolar seviyesindeydi, bu yıl 10 milyar dolara düştü. Batı ilişkiyi daralttı. Çünkü Çin’den korkuyorlar. Bizim bir korkumuz yok. 3 bin yıllık ilişkimiz var.”

Çin’den ne getiririz dosyasını kapatın, ihracata bakın

Çin’in Türkiye’ye daha fazla yatırım yapmasını sağlamak için çalışmak gerektiğini kaydeden Mehmet Koç, konuşmasına şöyle devam etti:

“Türkiye’nin Çin’e daha fazla ihracat yapmasını sağlamalıyız. Türk işadamlarının ‘Çin’den ne alırım’ yerine ‘kaliteli ve pahalı ne satarım’ hesabını yapması gerekir. Dünyanın en ucuz yatlarını Çinliler yapar, ama dünyanın en pahalı yatlarını da Çinliler alır. Türk işadamlarına sesleniyorum, mümkün mertebe Çin’e ne satacağınıza bakın. Çin’den ne getirir satarız dosyasını kapatın, ihracata bakın. Oraya ne satarız noktasına bakın. Şimdi de Çinli konuklarımıza sesleniyorum, sadece ‘ne satarız için değil Çin’e ne alırız’ diye de bakın. Kaliteli yapılmış her ürün Çin’e satılabilir. Ali İhsan Seçer beyin bu işbirliğinin gelişmesinde çok büyük katkıları oldu.”

Erdoğan Cinping dostluğu ticaretimizi geliştiriyor

Girişimci İşadamları Vakfı’nın, Türkiye’de gençlerin işadamı olması için çalışan bir kurum olduğuna işaret eden Mehmet Koç, “Çin ile gençlere yönelik de işbirliği yapabiliriz. Xian Ticaret odası ile bir işbirliği protokolü yapabiliriz. Girişimciliğin kuralı, sebat etmek, inatçı olmak, sabırlı olmaktır. Sabırlı olanların Xian ile işbirliğine başlayıp büyük gelişme göstereceklerine inanıyorum. Cumhurbaşkanımız Erdoğan ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in dostluğunun ticarete yansımasını umut ediyorum” dedi.

Shenli:  Çinliler Türk ürünlerini beğeniyor

Xian Uluslararası e-Ticaret Derneği Başkan Yardımcısı Zhang Shenli de toplantının açılışında yaptığı konuşmada, Çin-Türkiye dostluk hastanesi kurulmasının ardından, Çin-Türkiye eğitim ve çocuk festivalinin oluşması gibi ortak etkinlikler olduğunu anlatarak, “Ticari ve sanayi işbirliğinin gelişmesi yönünde çabalarımız oldu” diye konuştu.

İstanbul-Xian arasında büyük bir platform kurulmasını arzu ettiğini belirten Zhang Shenli,

“İpek yolunun başladığı ülkeyiz. Çin’den başlayacak hızlı trenin başlangıcı Xian olacak, Türkiye’den ve İstanbul’dan geçecek. Türkiye’den orijinal ürünlerin Çin pazarına girmesini arzu ederim. Türkiye’nin birçok kaliteli ve doğal ürünlerini keşfettim. Çinli tüketiciler bunları beğeniyor” dedi.

Çin’in Xian bölgesinin sanayi, eğitim ve ticarette çok ilerlediğini, Xian Uluslararası e-Ticaret Derneği ile Shaanxi Minshang Ticaret ve Sanayi Odası’nın birlikte, Türkiye ile yeni işbirlikleri için girişimlerde bulunacaklarını anlatan Shenli, şunları söyledi:

“Xian’da, İstanbul’daki İstiklal Caddesi’ne benzer bir yerde Türkiye Ticaret Merkezi kurmak istiyoruz. Orada nihai tüketim ürünleri sergilemek istiyoruz. Umut ediyorum yakın zamanda GİV üyelerini Çin’de misafir ederiz. Derneğimizin ana hizmeti ipek yolu üzerindeki işadamlarına yardımcı olmaktır. Verdiğimiz hizmetlerin arasında lojistik, marketing, reklamcılık, finans gibi alanlar da var.”

Baohua: Türkiye’ye nasıl yatırım yapılacağı ile ilgileniyoruz

Shaanxi Minshang Ticaret Odası Başkan Yardımcısı Luo Baohua da, iki ülke arasındaki ilişkilerin daha fazla gelişeceğine umudu olduğunu belirtti. Luo Baohua, “80’li yıllardan sonra Çin’in gelişimi çok hızlı oldu. Her alanda yükselme oldu. Türkiye’ye nasıl yatırım yaparız konusuyla ilgileniyoruz. İkinci beklentimiz de Temmuz ayında Xian’e gelmenizi isteriz” dedi.

Xu Zengde: Türk gıda ürünleri çok kaliteli

Shaanxi  Minshang Ticaret Odası Danışmanı Xu Zengde de açılıştaki konuşmasında, Türkiye’nin gıda ürünlerinin çok kaliteli olduğunu ifade ederek, “bal peteği, fıstık, çikolata ve kuruyemiş gibi ürünlere Çin’de büyük talep var. Çin halkının Türkiye’nin güzel ürünlerini yemesini arzu ediyorum” diye konuştu.

Seçer: Çin ile işbirliği gelişecek

İki ülke iş insanlarının bir araya gelmesini sağlayan etkinlikle ilgili bilgiler veren GİV İcra Kurulu Üyesi Ali İhsan Seçer de, toplantı sunumunda, şu bilgileri verdi:

“Bu yıl Girişimcilik Köprüsü’nün ilk toplantısını Çin ile yapıyoruz. Daha önceki yıllarda Mısır, Çin, Almanya, Makedonya ve İran gibi ülkelerin iş insanları ile görüşmelerde bulunduk. Çin’e daha önce bu amaçla bir ziyaret gerçekleştirmiştik. Yine bu mekânda Çin’den gelen iş insanlarıyla görüşmeler yapmıştık. Umut ediyoruz ki Çin ile güzel ticaret yaparız. Başlangıç noktası Xian ve bitiş noktası İstanbul olan ticari ilişkilerin gelişmesini istiyoruz. Önümüzdeki aylarda yeni toplantılar yapılacak ve ilginin devam etmesini sağlayacağız. İnşallah başarılı işler çıkaracağız. B2B görüşmelere katılanlara sesleniyorum, İşbirliğini geliştirmek için sabırlı olmak ve çok çalışmak gerekir.”

B2B görüşmeler

Açılış konuşmalarından sonra Kurum yöneticileri arasında hediye takdimleri yapıldı. GİV Başkanı Mehmet Koç, konuk heyet temsilcilerine Fatih Sultan Mehmet Han’ın İstanbul’u fethi ile gemileri karadan yürüterek Haliç’e indirmesini konu alan tablolar hediye etti.

Çin tarafı ise Mehmet Koç’a, Çin takvimine göre bu yılın Dragon yılı olması dolayısıyla bereketi temsil eden dragon kabartmalı bir plaket sundu.

Plaket töreninden sonra, B2B görüşmelere geçildi. B2B görüşmelere Çin tarafından, Shaanxi Minshang Ticaret Odası ile Xian Uluslararası e-Ticaret Derneği yöneticileri başta olmak üzere çok sayıda Çinli iş insanı katıldı.

Türkiye tarafında ise GİV Başkanı Mehmet Koç ve Yönetim Kurulu üyeleri ile GİV üyesi iş insanları görüşmelerde hazır bulundu.

İki ülke iş insanları arasında; elektrik elektronik, gıda, kültür-turizm, çocuk ve spor eğitimi, cam elyaf ürünleri, enerji, e-ticaret, inşaat, çay, yaş meyve sebze, temizlik, kozmetik başta olmak üzere çok sayıda sektörde B2B görüşmeler gerçekleştirildi.

Mobil strateji ve simülasyon oyunları geliştiren Yuyuto Games yatırım turuna çıkıyor!

90.000.000,00 TL değerleme üzerinden, %8.5 oranındaki hisselerini yatırımcılara sunacak olan şirket, fonangels.com platformu üzerinde yatırıma açılan ilk oyun geliştirme şirketi olma özelliği taşıyor. Ayrıca, kampanya başlangıç tarihinden itibaren ilk 14 gün (14 Şubat 2024 saat 23.59’a kadar) yatırım yapan yatırımcılara özel yatırılan tutarlarına %10 bedelsiz hediye pay verilecek.

Yuyuto Games, Ocak 2023 yılında uzun yıllar yazılım ve teknoloji sektöründe deneyime sahip 4 kurucu ortak tarafından kurulmuş bir mobil oyun geliştirme şirketidir. Mobil strateji ve simülasyon oyunları geliştiren ve yayınlayan şirket, yayınladığı ilk oyun olan Ticarium: Business Tycoon ile Apple AppStore ve Google Playstore üzerinde bugüne kadar 450.000 üzerinde indirme rakamına ulaştı. Bu başarının ardından büyüme odaklı bir strateji benimseyen şirket, kitlesel fonlamadan elde edeceği yatırım ile şirketin pazarlama ekibini ve faaliyetlerini güçlendirmek, ikinci oyununu geliştirilmesi adına çalışmalarda bulunmak, oyunlarını global pazarlarda daha geniş kitlelere ulaştırmak ve uluslararası alanda varlık göstermek için altyapısını güçlendirmeyi hedefliyor.

1 Şubat 2024 Perşembe günü saat 10.00’da başlayacak olan Yuyuto Games kitle fonlama kampanyası hakkında daha fazla bilgi buradan alınabilir