Britanyalı ünlü fizikçi Peter Higgs, yaşamını yitirdiğinde 94 yaşındaydı. İskoçya’nın başkenti Edinburgh’da bulunan evinde huzur içinde hayata gözlerini yumdu. Higgs’in ölümü, bilim dünyasında büyük bir kayba işaret ediyor. Nobel Fizik Ödülü sahibi olan Higgs, temel parçacıkların kütle kazanmasını açıklayan teorisiyle modern fiziğin temel taşlarından birini oluşturdu.
Peter Higgs‘in adı, 1964’te ortaya koyduğu teoriyle özdeşleşti. Bu teori, temel parçacıkların kütle kazanmasını sağlayan bir mekanizma önerdi ve bu parçacığa da kendi adını verdi: Peter Higgs Bozonu. Bu teori, o zamandan beri parçacık fiziğinin temelini oluşturan Standart Model‘in ana bileşenlerinden biri olarak kabul ediliyor.
2012 yılında CERN‘deki Büyük Hadron Çarpıştırıcısı’nda yapılan deneyler, Higgs‘in teorisinin doğruluğunu kanıtladı ve ona Nobel Fizik Ödülü‘nü getirdi. Ödülü, çalışmalarına önemli katkı sağlayan Belçikalı fizikçi François Englert ile birlikte aldı. Bu ödül, Peter Higgs’in bilimsel dehasını ve evrenin temel yapısını anlama yolundaki çabalarını taçlandırdı.
Higgs‘in kariyeri büyük ölçüde Edinburgh Üniversitesi‘nde geçti. Burada yaptığı çalışmalar, modern fiziğin gelişimine önemli katkılarda bulundu ve birçok genç bilim insanına ilham verdi. Edinburgh Üniversitesi Rektör Yardımcısı Peter Mathieson, Higgs‘in bilgi ve vizyonunun, dünya hakkındaki anlayışımızı derinleştiren ve zenginleştiren bir miras bıraktığını ifade etti.
Peter Higgs Bozonu, evrenin temel parçacıklarından biri olarak kabul edilir. Evrenin her köşesinde var olan bu parçacık, diğer parçacıklara kütle kazandıran bir alanla ilişkilendirilir. Higgs Parçacığı‘nın varlığı, evrenin oluşumunu ve yapısını anlamamız için hayati bir öneme sahiptir.
Peter Higgs‘in vefatı, bilim dünyasında büyük bir boşluk yaratırken, mirası ve bilimsel katkıları sonsuza kadar hatırlanacaktır. Onun çalışmaları, insanlığın evreni anlama yolculuğunda ışık tutmaya devam edecek ve gelecek nesiller için ilham kaynağı olmaya devam edecektir.
Suudi Arabistan’ın cesur ve çığır açıcı projesi olan 170 kilometrelik çizgi şehir “The Line“, ilk aşamada planlanandan daha mütevazı bir şekilde hayata geçirilebilir. Bloomberg’in kaynak gösterdiği habere göre, projenin gerektirdiği büyük miktardaki dış yatırımın sağlanamaması yetkilileri endişelendiriyor. Suudi Arabistan’ın sınırsız gibi görünen petrol gelirlerine rağmen, bu tür bir mega projenin finansmanı sınırlı kaynaklarla gerçekleştirilmek zorunda kalabilir.
Şehir, başlangıç aşamasında 2.4 kilometrelik bir uzunlukla planlanmış durumda. Yüksekliği 500 metre olan sıralı gökdelenlerden oluşacak ve genişliği 200 metre olacak. Projenin tamamlanması hedeflenen tarih ise 2030. Ancak, önceki tahminlerin aksine, nüfusun başlangıçta öngörülen 1.5 milyon yerine 300 binden az olabileceği belirtiliyor. Bununla birlikte, yetkililer şehrin zamanla normal bir şehir gibi büyüyeceğini ve ihtiyaçlar doğrultusunda yeni işyerleri, konutlar ve turistik alanlar ekleyebileceklerini ifade ediyorlar.
Projenin inşaat videosu incelendiğinde, hala oldukça iddialı ve devasa bir ölçekte olduğu görülüyor. Ancak, 170 kilometrelik uzunluğa ve 9 milyon kişinin yaşayacağı çizgi şeklindeki şehir hedefine ulaşmak için henüz çok yol kat etmek gerekiyor. Bu projenin gerçekleştirilmesi, bir dizi zorluk ve engelin üstesinden gelmeyi gerektiriyor ve bu da zaman alabilir.
ABD, küresel çip endüstrisinde rekabet avantajını güçlendirmek ve yarı iletken üretiminde lider konumunu yeniden kazanmak amacıyla büyük çaplı bir teşvik programını başlatıyor. Son olarak, Samsung’a Teksas’taki çip üretim tesislerini genişletmesi için 6.6 milyar dolarlık bir hibe sağlanacağı duyuruldu.
Bu önemli adım, geçtiğimiz günlerde TSMC’ye yapılan benzer büyüklükteki bir hibeden sonra gelmektedir. Biden yönetimi, çip üretimini artırmak ve teknoloji endüstrisini desteklemek için önemli oyunculara finansal teşvikler sağlama konusundaki kararlılığını gösteriyor.
6.6 milyar dolarlık hibe, Teksas’ta inşa edilecek iki yeni çip üretim tesisi, gelişmiş bir paketleme tesisleri ve Ar-Ge merkezlerinin yanı sıra çeşitli araştırma ve geliştirme faaliyetlerini finanse etmek için kullanılacak. Ticaret Bakanlığı Sekreteri Gina Raimondo, yardımların ayrıntılarını önümüzdeki hafta resmi olarak açıklayacak.
Bu hibe Samsung’a aynı zamanda, henüz duyurulmamış olan başka bir yatırımı da içermekte ve Samsung’un ABD’deki toplam yatırımını 44 milyar doların üzerine çıkarması beklenmektedir. Benzer şekilde, TSMC’nin aldığı mali destekle ABD’deki yatırımlarını 65 milyar dolara çıkarması planlanıyor. Daha önce Intel gibi diğer çip üreticileri de çip üretimi için federal destek almışlardı.
ABD’nin yarı iletken endüstrisinde liderliği yeniden ele geçirme hedefine yönelik olarak CHIPS and Science Act yasası kapsamında yapılan bu teşvikler, ülkenin yarı iletken üretimindeki payını artırmayı ve dışa bağımlılığını azaltmayı amaçlamaktadır.
Özellikle, 1990’larda yarı iletken üretiminde dünya lideri olan ABD’nin 2020’de payının %12’ye düşmesi, bu alandaki stratejik önemi daha da artırmaktadır. Dolayısıyla, ABD’nin bu çabaları, teknoloji ve ekonomik rekabet açısından kritik bir dönemde önem kazanıyor.
Microsoft, şirketin iç dosyaları ve kimlik bilgilerini açık internette ifşa eden bir güvenlik açığını çözdü. SOCRadar adlı bir siber güvenlik şirketi, Microsoft’un Bing arama motoruna ilişkin iç bilgileri barındıran açık ve halka açık bir depolama sunucusunun varlığını keşfetti. Bu sunucu, Microsoft çalışanlarının diğer iç veritabanlarına ve sistemlerine erişim için kullandıkları şifreleri, anahtarları ve kimlik bilgilerini içeren kodları, betikleri ve yapılandırma dosyalarını barındırıyordu.
Fakat depolama sunucusu şifre ile korunmuyordu ve internet üzerinden herkes tarafından erişilebilirdi. Güvenlik araştırmacıları Can Yoleri, Murat Özfidan ve Egemen Koçhisarlı tarafından keşfedilen bu açık, kötü niyetli aktörlerin Microsoft’un iç dosyalarını nerede sakladığını tanımlamasına ve bu yerlere erişim sağlamasına yardımcı olabilir. Bu durum, daha ciddi veri sızıntılarına ve kullanımdaki hizmetlerin tehlikeye girmesine yol açabilir.
Araştırmacılar, güvenlik açığını 6 Şubat’ta Microsoft’a bildirdi ve Microsoft, sızan dosyaları 5 Mart’ta güvence altına aldı. Bulut sunucusunun internette ne kadar süreyle açık kaldığı veya SOCRadar dışında başka birinin açık verileri keşfedip keşfetmediği bilinmiyor. Microsoft, açığa çıkan iç kimlik bilgilerini sıfırlayıp değiştirdiğini belirtmedi.
Bu, Microsoft’un son yıllarda bir dizi bulut güvenlik olayının ardından müşterileriyle olan güveni yeniden inşa etmeye çalıştığı sırada yaşanan son güvenlik hatasıdır. Geçen yıl benzer bir güvenlik açığında, araştırmacılar Microsoft çalışanlarının GitHub’a yayınladıkları kodda kendi kurumsal ağ giriş bilgilerini açığa çıkardığını bulmuştu.
Microsoft güvenlik zafiyeti hacker’ların yolunu açtı!
Microsoft, geçen yıl Çin destekli hacker’ların, ABD hükümetinin üst düzey yetkililerinin Microsoft barındırılan gelen kutularına geniş erişim sağlamasına izin veren bir iç e-posta imza anahtarını nasıl çaldığını bilmediğini kabul ettikten sonra eleştirilerin hedefi oldu. E-posta ihlalini araştırmakla görevlendirilen bağımsız bir siber uzmanlar kurulu, geçen hafta yayımlanan raporlarında, hacker’ların başarısının “Microsoft’ta bir dizi güvenlik başarısızlığından” kaynaklandığını yazdı.
Mart ayında Microsoft, Rusya devlet destekli hacker’ların şirketin kaynak kodunun bir kısmını ve Microsoft kurumsal yöneticilerine ait iç e-postaları çaldığı devam eden bir siber saldırıya karşı mücadele ettiğini söyledi.
Çin Ticaret Bakanı Wang Wentao, ülkenin elektrikli araç pazarındaki hızlı yükselişinin sübvansiyonlara değil, inovasyona dayandığını savundu. ABD ve Avrupa’nın kapasite fazlası iddialarını da reddeden Bakan Wang, Çin’in elektrikli araçlardaki üstünlüğünün sağlam tedarik zinciri ve piyasa rekabetinden kaynaklandığını vurguladı.
Sübvansiyon karşıtı soruşturmaya tepki
Bakan Wang’ın açıklamaları, AB’nin Çin’den elektrikli araç ithalatına yönelik sübvansiyon karşıtı soruşturmasına ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in “piyasanın ucuz elektrikli araçlarla dolduğu” yorumuna tepki olarak nitelendiriliyor. Wang, elektrikli araçların çevre için önemini vurgulayarak Çinli firmaların meşru haklarını koruyacaklarını da sözlerine ekledi.
Bakan Wang’ın açıklamaları, 10’dan fazla Çinli elektrikli araç ve batarya üreticisinin temsilcileriyle yapılan bir toplantının ardından geldi. Toplantıda AB’nin sübvansiyon karşıtı soruşturması ve inovasyonun önemi ele alındı.
ABD Hazine Bakanı Janet Yellen ise bu hafta sonunda Çin’deki aşırı endüstriyel kapasitenin ABD ekonomisi için risk oluşturduğunu belirtti. Yellen, ABD ile Çin arasındaki ikili ekonomik ilişki ve çıkarların konuşulması için Çin’de bulunuyor.
Çin’in elektrikli araç pazarındaki başarısı
Çin, son yıllarda elektrikli araç pazarında önemli bir büyüme kaydetti. 2023 yılında dünya genelinde satılan elektrikli araçların yarısından fazlası Çin’de üretildi. Çinli firmalar, Geely, BYD ve CATL gibi devler, inovasyon ve sağlam tedarik zinciri ile global pazarda da önemli bir yer edinmeye başladı.
Sonuç olarak: Çin, elektrikli araç pazarındaki başarısını sübvansiyonlara değil, inovasyona ve sağlam tedarik zincirine bağlıyor. AB ve ABD’nin gelen tepkilere karşın, Çinli firmalar global pazarda yer edinmeye ve büyümeye devam ediyor.
Dünya genelindeki geleneksel Bilgisayar pazarı, Uluslararası Veri Kuruluşu (IDC) tarafından yayınlanan son rapora göre, 2024’ün ilk çeyreğinde güçlü bir büyüme sergileyerek pandemi öncesi hacimlere ulaşıyor.
IDC’nin verilerine göre, küresel Bilgisayar sevkiyatları iki yıllık bir düşüş trendinin ardından artış göstererek büyümeye başladı. Pazar genelinde %1,5’lik bir büyüme kaydedilirken, sevkiyatlar toplamda 59,8 milyon cihaza ulaştı. Bu, pandeminin etkisiyle düşüş yaşanan dönemin ardından pazardaki toparlanmanın işaretleri olarak değerlendiriliyor.
Raporda dikkat çeken bir diğer nokta ise önde gelen Bilgisayar üreticilerinin performansı oldu. Örneğin, Apple, Dell’in neredeyse iki katı geride kalmasına rağmen %14,6’lık bir satış artışı elde ederek dördüncü sıraya yerleşti. Apple’ın bu başarısında, M3, M3 Pro ve M3 Max çipleriyle donatılan MacBook Pro modellerinin yüksek talebi etkili oldu.
Ayrıca, Acer ve Lenovo gibi firmaların da %9,2 ve %7,8 gibi önemli büyüme oranlarına ulaştığı görülüyor. Ancak, Asus’un satışlarının %4,5 oranında azalması sektördeki dengeleri gözden geçirmeyi gerektiriyor.
Küresel PC pazarındaki bu iyileşme süreci, özellikle pandemi sonrası dijital dönüşümün hızlanmasıyla birlikte beklenen bir gelişme. Evden çalışma ve uzaktan eğitim gibi faktörler, Bilgisayar talebinin artmasına ve bu alanda rekabetin daha da kızışmasına yol açıyor. Önümüzdeki dönemde, pazardaki liderlik mücadelesinin daha da yoğunlaşması bekleniyor.
sonuç olarak, IDC’nin raporu küresel Bilgisayar pazarının 2024’ün ilk çeyreğindeki canlılığını ve toparlanma eğilimini yansıtıyor. Bu gelişmeler, sektörün geleceği hakkında olumlu sinyaller verirken, firmaların rekabet stratejilerini gözden geçirmesi ve tüketicilere daha yenilikçi ürün ve hizmetler sunması gerekliliğini ortaya koyuyor.
Nvidia‘nın yapay zeka GPU’larına olan talebi, gelişmiş çip paketleme süreçlerini gerektiriyor. TSMC‘nin kapasitesinin yetersiz kalmasıyla birlikte Nvidia, çözüm arayışında Samsung‘u tercih etti. Samsung‘un, Nvidia için gelişmiş çip paketleme siparişi aldığı bildiriliyor.
TheElec’in raporuna göre, Samsung‘un Advanced Package (AVP) ekibi, Nvidia’yainterpose ve I-Cube‘u sunacak. Ancak Samsung, şimdilik GPU veya HBM üretimini gerçekleştirmeyecek; bu, diğer şirketler tarafından yapılacak. Samsung, 2.5D paketleme sürecinde çip kalıplarını interpozer üzerine yerleştirecek.
Bu stratejik iş birliği, Nvidia‘nın yapay zeka GPU’ları için gelişmiş çip paketleme teknolojilerine erişimini sağlayacak ve talebi karşılamak için kapasite artışına olanak tanıyacak. Samsung‘un uzmanlığı ve üretim yetenekleri, Nvidia‘nın yapay zeka çözümlerini daha geniş bir pazarda sunmasına yardımcı olacak.
Samsung, Nvidia için dört HBM yongası içeren bir 2.5D paketi sağlayacak. Teknoloji devi, sekiz HBM çipi yerleştirecek paketleme teknolojisine sahip olduğunu belirtiyor.
TSMC‘nin CoWoS kapasitesinin yetersiz kalması, Nvidia‘nın Samsung‘u tercih etmesinde etkili oldu. Yoğun talep devam ettiği sürece, TSMC‘nin kapasite artışı sağlaması bekleniyor. Ancak Nvidia, şimdilik Samsung ile iş birliğini sürdürecek gibi görünüyor.
Bu iş birliği, sektördeki teknolojik gelişmelerin ve rekabetin bir yansıması olarak değerlendirilebilir. Nvidia ve Samsung‘un güçlerini birleştirmesi, yapay zeka endüstrisinin ilerlemesine ve yeni nesil teknolojilerin geliştirilmesine katkı sağlayabilir.
Huawei, elektrikli araç pazarında yeni bir adım atarak elden geçirilmiş elektrikli aracı Huawei Luxeed S7’yi yakında tanıtacak. Şirketin hafta içinde düzenleyeceği lansman etkinliği, otomobil tutkunlarını heyecanlandırıyor.
Geçtiğimiz yılın sonlarında Chery iş birliğiyle piyasaya sürülen Luxeed S7, bu yıl için iyileştirilmiş bir versiyonla karşımıza çıkacak. 11 Nisan’daki lansamanda, Huawei’nin Luxeed S7 modelinin iki yeni versiyonu resmen tanıtılacak. Bu yeni versiyonlar, öncekilerden farklı ölçülere ve ağırlığa sahip olacak, böylece kullanıcıların daha fazla konfor ve performans elde etmelerine olanak tanıyacak.
Her iki versiyonun da, özellikle Luxeed S7 Max RS gibi güçlü motorlarla donatılacağı ifade ediliyor. Ayrıca, Huawei’nin mühendislik ve tasarım ekibi tarafından yapılan iyileştirmelerin, aracın performansını artıracağı ve sürüş deneyimini daha keyifli hale getireceği belirtiliyor. Buna ek olarak, Huawei, bu yeni versiyonları sunarken orijinal fiyatları koruyacak, böylece kullanıcıların daha fazla değer elde etmelerini sağlayacak.
Bu yeni elektrikli araçların yıl içinde piyasaya sürülmesi bekleniyor. Ancak, Huawei’nin sadece otomobil endüstrisinde değil, aynı zamanda teknoloji alanında da önemli bir oyuncu olduğunu göz önünde bulundurarak, bu yeni ürünlerin beklenenden daha büyük bir etki yaratabileceği düşünülüyor.
Ayrıca, Huawei’nin lansman etkinliğinde, uzun süredir beklenen amiral gemisi Huawei P70 ve MateBook X Pro dizüstü serisinin de resmen tanıtılması bekleniyor. Bu, Huawei’nin sadece otomotiv sektöründe değil, aynı zamanda bilgisayar teknolojisi alanında da inovasyon ve liderlik rolünü sürdürdüğünü gösteriyor.
Huawei’nin elektrikli araç pazarındaki bu hamlesi, şirketin sadece teknoloji alanında değil, aynı zamanda sürdürülebilirlik ve çevresel sorumluluk konularında da önemli adımlar attığını gösteriyor. Bu, kullanıcılar arasında Huawei’nin sadece bir telekomünikasyon şirketi olmadığına dair algıyı değiştirebilir ve şirketin farklı sektörlerdeki potansiyelini vurgulayabilir.
Rusya Bilimler Akademisi Uzay Araştırmaları Enstitüsü müdürü, Türkiye’nin Rusya ve Çin‘in kurduğu Uluslararası Ay Araştırma İstasyonu‘na başvuruda bulunduğunu açıkladı. Rus devlet medyasına göre, Türkiye, Rusya ve Çin liderliğindeki Uluslararası Ay Araştırma İstasyonu (ILRS) programına katılmak için başvuruda bulundu. Rusya Bilimler Akademisi Uzay Araştırmaları Enstitüsü (IKI) direktörü Anatoly Petrukovich tarafından yapılan açıklamada Türkiye’nin istasyon programına katılmak için talepte bulunduğunu söyledi.
Petrukovich, açıklamasında “Uluslararası Ay İstasyonu çerçevesinde diğer ülkeler de katılmayı planlıyor, bu sadece Rus-Çin ya da Çin-Rus istasyonu değil. Örneğin Türkiye’den ve diğer ülkelerden de istasyona katılmak açın başvurular bulunuyor.” ifadelerini kullandı. Türk makamlar ise henüz bu konuda bir açıklamada bulunmadı.
Uluslararası Ay Araştırma İstasyonu (ILRS) şu anda Roscosmos ve Çin Ulusal Uzay İdaresi (CNSA) tarafından yürütülen bir Ay üssü projesi konumunda. 9 Mart 2021’de Rusya ve Çin bir Ay yüzeyi araştırma istasyonu ya da bir Ay yörüngesi araştırma istasyonunun inşasına ilişkin anlaşma imzalamıştı. Hiçbir Avrupa ülkesi ya da ABD programa davet edilmemiş ya da katılmak için başvuruda bulunmamış olsa da Roscosmos ve CNSA, BM Dış Uzay İşleri Ofisi, Almanya, Fransa, İtalya ve Hollanda ile kapalı kapılar ardında görüşmelerde bulunuyor. Haziran 2023 itibariyle, programa ilk katılan ülkeler BAE ve Pakistan olurken aynı zamanda Asya-Pasifik Uzay İşbirliği Örgütü (APSCO) de programa girmişti. Süreç içerisinde programa katılan birkaç ülke daha olurken son olarak geçtiğimiz günlerde Tayland, ILRS programına dahil edilmişti.
Uluslararası Ay Araştırma İstasyonu ILRS nedir? Çin ve Rusya, Uluslararası Ay Araştırma İstasyonu ILRS, Roscosmos ve Çin Ulusal Uzay İdaresi (CNSA) tarafından yönetilen bir Ay üssü projesi. ILRS, keşif ve kullanım, Ay tabanlı gözlem, temel bilimsel deney ve teknik doğrulama ve uzun vadeli otonom operasyon dahil olmak üzere çok disiplinli ve çok amaçlı bilimsel araştırma faaliyetlerini yürütebilecek, Ay yüzeyinde veya Ay yörüngesinde inşa edilmiş kapsamlı bir bilimsel deney üssü olarak hizmet verecek.
ILRS‘nin 2035 yılına kadar tamamlanması ve 2036 yılında tamamen devreye girmesi planlanıyor. Program 3 aşamaya ayrılıyor; keşif, inşaat ve kullanım. An itibariyle keşif aşamasında bulunuluyor ve program kapsamında şimdilik sadece 7 Aralık 2018’de Çin, Chang’e 4 aracıyla Ay’a iniş yapabildi. Rusya’nın geçtiğimiz yılki Luna 25 görevi ise başarız olmuştu. Çin, Mayıs 2024’te Chang’e 5 ile Ay’a bir kez daha inmeyi planlıyor. 2028’e kadar keşif sürecinin devam etmesi bekleniyor.
Tayvan’daki son deprem, küresel bellek piyasasında dalgalanmalara yol açtı ve DRAM fiyatlarında artış beklentisini beraberinde getirdi. Deprem, Micron, Samsung ve SK Hynix gibi önde gelen bellek üreticilerinin üretim tesislerinde operasyonları sekteye uğrattı, özellikle plaka üretiminde aksamalara neden oldu. Bu aksamalar, tedarik zincirindeki dengesizlikleri artırarak fiyat artışlarını tetikleyebilir.
Önde gelen üreticilerin ikinci çeyrekte fiyat tekliflerini askıya alması, piyasada potansiyel bir yükseliş sinyali olarak yorumlanıyor. Bu durum, tedarik zincirindeki kırılganlığı ve fiyatları etkileyebilecek herhangi bir kesintinin ciddi sonuçlar doğurabileceğini gösteriyor.
Bellek yongası üreticileri, deprem öncesinde fiyat artışlarına yönelik adımlar atmıştı. Depremin bu artışı daha da hızlandırabileceği öngörülüyor, zira benzer doğal afetlerin bellek fiyatlarını artırdığı geçmiş tecrübelerle destekleniyor.
İkinci çeyrekte DRAM ve NAND bellek sözleşme fiyatları, ilk çeyreğe göre yavaş bir artış gösteriyordu. Ancak depremin etkisiyle bu artışın daha da ivme kazanması bekleniyor. Bu durum, tedarik zincirindeki herhangi bir aksamada fiyatların ani bir yükselişe geçebileceği uyarısını beraberinde getiriyor.
Bellek modülü üreticileri, yüksek çip satın alma maliyetlerine hazırlanıyor. Ancak, tedarikçilerin kapasite kullanım oranlarının artmasıyla birlikte fiyat artışlarının yavaşlayabileceği öngörülüyor. Bu noktada, piyasanın dinamikleri ve talep ile arz dengesi önemli bir rol oynayacak.
Spot piyasada talebin düşük olması, kontrat fiyatlarının yükselmesine rağmen spot piyasanın zayıf kalmasına neden oluyor. Ancak, beklenen fiyat artışlarına rağmen spot piyasada hala bol miktarda arz olduğu belirtiliyor. Bu durum, piyasada dalgalanmaların devam edebileceğini gösteriyor ve yatırımcıları tedbirli olmaya teşvik ediyor.
Microsoft’un son açıklamasına göre, Qualcomm’un yeni işlemcisi Snapdragon X Elite, yakın bir zamanda piyasaya sürülecek Arm tabanlı dizüstü bilgisayarlarda güçlü bir performans sergileyecek. Bu yeni platform, M3 MacBook Air’den daha hızlı olacak ve sektörde yeni performans standartları belirlemeye aday görünüyor.
Snapdragon X Elite işlemcili dizüstü bilgisayarların önümüzdeki aylarda satışa sunulması bekleniyor. Qualcomm’un temel ve Plus modelleri dahil olmak üzere çeşitli sürümlerle gelecek olan bu işlemci, Microsoft’un göre kullanıcı deneyiminde önemli bir fark yaratacak.
Microsoft’un yaptığı açıklamaya göre, şirket Snapdragon X Elite‘in performansını göstermek için özel bir demo hazırlıyor. Bu demo, işlemcilerin CPU görevleri, yapay zeka hızlandırma ve uygulama emülasyonu gibi kritik yeteneklerini karşılaştıracak ve potansiyel kullanıcıların işlemcinin gücünü daha iyi anlamasına yardımcı olacak.
Ayrıca, Microsoft, X Elite destekli Windows dizüstülerinin Apple’ın Rosetta 2’sinden daha hızlı uygulama emülasyonu sağlayacağına inanıyor. Bu, Qualcomm’un iddialı bir performans göstermeye hazırlandığını ve Arm tabanlı dizüstü bilgisayarların yüksek performanslı uygulamaları daha verimli bir şekilde çalıştıracağını gösteriyor.
Snapdragon X Elite, Arm tabanlı mimariye sahip olacak ve Qualcomm’un Geekbench 6 sonuçlarına göre M3 işlemcilerinden %21’e kadar daha hızlı çoklu çekirdek performansı sunacak. Ancak, bu karşılaştırmanın alt düzey M3 işlemcilerle yapıldığı dikkate alınmalıdır, çünkü MacBook Air 2020’den bu yana Apple M1 işlemcisiyle fan olmadan tasarlanmıştır.
Microsoft, 20 Mayıs’ta Surface Pro 10 ve Surface Laptop 6 gibi Snapdragon X Elite destekli dizüstülerin duyurusunu yapmayı planlıyor. Bu duyuruların, işlemcinin gerçek performansını ve kullanımını daha iyi anlamamıza yardımcı olacağı bekleniyor ve sektördeki rekabeti daha da kızıştırabilir.
Apple Watch, piyasadaki en popüler giyilebilir cihazlardan biri olsa da, bazı kullanıcılar için bilek konforu hala bir sorun olabiliyor. Apple, bu sorunu çözmek için yeni bir patent başvurusunda bulundu. Patent, elektronik cihazları bilekte rahatça tutan mıknatıslı bir bileklik tasarımını içeriyor.
Mspoweruser haberine göre, 29 sayfalık patent başvurusu ilk olarak 2022’de yapılmış, ancak Nisan 2024’te yayınlanmış. Tasarım, saat veya fitness takip cihazı gibi elektronik cihazları bilekte rahatça tutan bir bileklik içeriyor. Bileklik, esnek mıknatıslar ve manyetik bir malzemeyle karıştırılmış bir polimerden yapılıyor. Bu mıknatıslar cihazı güvenli bir şekilde tutmak için yeterince güçlü, ancak aynı zamanda bükülebilir ve rahatça takılabilir.
Bileklik, bölümleri üst üste bindirilerek bileğinize rahatça oturacak şekilde ayarlanabilir. Elektronik cihaza konektörler ve bir tutma halkası ile bağlanıyor, böylece bileklikleri kolayca değiştirebiliyorsunuz. Bilekliğin bir tarafı cildinize temas ederken (temas yüzeyi), diğer tarafı kendisine yapışıyor (bağlantı yüzeyi). temas yüzeyinin yakınındaki mıknatıslar, bilekliği katladığınızda veya üst üste koyduğunuzda bölümlerin birbirine yapışmasına yardımcı oluyor.
Apple Watch’un halihazırda kordonları olsa da, bu kordonlar her zaman rahat olmayabiliyor ve cihazdan önce kopabiliyor. Mıknatıslı bileklik, bu sorunun bir çözümü olabilir.
Ancak patent başvurusu, Apple’ın bu teknolojiyi ticari bir ürün olarak sunacağı anlamına gelmiyor. Patentler, şirketlerin gelecekte kullanmak isteyebilecekleri fikirleri korumak için başvurduğu bir yol.
Apple’ın geçen yıl Microsoft ve Google’dan daha fazla patent aldığını göz önünde bulundurursak, bu teknolojinin gelecekte bir Apple ürününde yer alma ihtimali yüksek.
Otomobil endüstrisindeki yoğun rekabet ortamı, markaların sürekli olarak rakip ürünleri inceleme ve analiz etme ihtiyacını doğuruyor. Son olarak, Tesla’nın çığır açıcı tasarıma sahip elektrikli pick-up’ı olan Cybertruck, BMW Ar-Ge merkezinin yakınında beklenmedik bir şekilde görüldü ve bu görüntü, otomotiv dünyasında dikkatleri üzerine çekti.
Cybertruck’ın BMW Ar-Ge merkezinin çevresinde görülmesi tesadüf değil gibi görünüyor. Zira bu bölgede BMW’ye ait birçok tesis bulunuyor. Tesla’nın Cybertruck’ı inceleme amacıyla ithal etmiş olabileceği gibi, BMW mühendislerinin bu eşsiz aracı yakından incelemek istemesi de mümkün. Cybertruck’ın benzersiz tasarımı ve kullanılan teknolojiler, BMW mühendislerinin ilgisini çekecek pek çok noktayı barındırıyor.
Ancak, BMW’nin Cybertruck’a rakip olacak bir model üzerinde çalışıp çalışmadığı belirsiz. Bu görüntü, BMW’nin kendi elektrikli pick-up modelini geliştirmek için ilham alabileceği veya Cybertruck’ın teknolojik özelliklerinden faydalanabileceği spekülasyonlarına neden oldu. Ayrıca, BMW mühendislerinin aracı parçalara ayırarak Cybertruck’ın teknik detaylarını daha iyi anlamak istemiş olabileceği de düşünülebilir.
Bu durum, otomotiv endüstrisindeki rekabetin ne kadar yoğun ve dinamik olduğunu gösteriyor. Rakip markaların ürünlerini dikkatle inceleyerek, kendi ürünlerini geliştirmek için fırsatlar aradıkları açıkça ortaya çıkıyor. Tesla Cybertruck’ın BMW Ar-Ge merkezi yakınında görülmesi, otomobil endüstrisinin heyecan verici ve sürekli evrilen doğasını bir kez daha vurguluyor.
Bilim dünyası, Avusturalya’nın Nöromorfik Sistemler Merkezi’nin son derece etkileyici bir başarıya imza attığını konuşuyor. İnsan beyninin 2000 kat daha hızlı işlem yapabilen bir süper bilgisayar olan Deep South‘un geliştirilmesi, sadece bilimsel araştırmalarda değil, teknoloji dünyasında da büyük yankı uyandırıyor.
Deep South, saniyede 228 trilyon işlem yapabilme kapasitesiyle rakipsiz bir güç sunuyor. Bu olağanüstü hızıyla, sadece insan beynini değil, tüm insan vücudunu simüle etme yeteneğine sahip olduğu keşfedildi. Sistem, veri depolama ve işlem gücünü bir araya getirerek insan beyninin karmaşık işleyişini taklit etmeye odaklanıyor. Bu sayede, beyin hastalıklarının araştırılması, tedavi yöntemlerinin geliştirilmesi ve yaşlanma süreçlerinin anlaşılması gibi alanlarda önemli bir adım atılmış oluyor.
Ancak Deep South‘un sadece bilimsel araştırmalara değil, günlük hayata da önemli katkıları olabilir. Donanım teknolojisinin ilerlemesiyle birlikte, telefon bataryaları gibi günlük hayatta kullandığımız teknolojilerde daha uzun ömürlü ve daha verimli ürünlerin ortaya çıkması muhtemel. Ayrıca, küçük boyutlu süper bilgisayar yongalarının gelişimi, taşınabilir cihazların güç ve hız açısından önemli bir sıçrama yapmasını sağlayabilir.
Deep South‘un şaşırtıcı potansiyeli, bilim ve teknoloji alanında önemli bir kilometre taşı olmaya aday. Bu süper bilgisayarın, insanlığın en karmaşık yapılarından biri olan beyin hakkında daha derinlemesine anlayışlar sağlayarak gelecekteki araştırmalara ve teknolojik gelişmelere ışık tutması bekleniyor.
Intel Vision etkinliğinde Intel, popüler büyük dil modelleri (LLM) ve çoklu modlu modeller üzerinde yapay zeka eğitimi ve çıkarımı için önceki nesline kıyasla 4 kat yapay zeka hesaplama gücü, 1,5 kat daha fazla bellek bant genişliği ve sistem ölçeklendirmesi için 2 kat ağ bant genişliği sunan Intel® Gaudi® 3 AI hızlandırıcısını tanıttı.
Intel® Gaudi® 3 AI hızlandırıcısı performans ve üretkenlikte önemli bir sıçrama anlamına geliyor. Intel, sistemlerini daha esnek bir şekilde ölçeklendirmek isteyen müşterilere, açık topluluk tabanlı yazılım ve endüstri standardı Ethernet ağ ile de bir seçenek sunuyor.
Intel veri merkezi ve AI Grubu’nun icra başkan yardımcısı ve genel müdürü Justin Hotard, “Sürekli gelişen AI piyasasının manzarasında, mevcut tekliflerde önemli bir boşluk sürüyor. Müşterilerimizden ve daha geniş pazardan aldığımız geri bildirimler, artan seçim ihtiyacını vurguluyor. Kuruluşlar, erişilebilirlik, ölçeklenebilirlik, performans, maliyet ve enerji verimliliği gibi hususları değerlendiriyor. Intel Gaudi 3, fiyat performansı, sistem ölçeklenebilirliği ve değere ulaşma avantajı açısından dikkat çekici bir Üretken Yapay Zeka alternatifi olarak öne çıkıyor” dedi.
Üretken Yapay Zeka deneysel olmaktan çıkacak
Günümüzde, finans, imalat ve sağlık gibi kritik sektörlerdeki işletmeler, AI’ye erişimi genişletmeyi hızla arzuluyor ve Üretken Yapay Zeka projelerini deneysel aşamalardan tam ölçekli uygulamaya geçirmeye çalışıyor. Bu geçişi yönetmek, inovasyonu teşvik etmek ve gelir büyüme hedeflerini gerçekleştirmek için işletmeler, yatırım getirisine (ROI) ve operasyonel verimlilik ihtiyaçlarını karşılayan açık, maliyet etkin ve daha enerji verimli çözümlere ve ürünlere ihtiyaç duyuyor. Intel Gaudi 3 hızlandırıcısı, işletmelerin AI sistemlerini ve uygulamalarını esnek bir şekilde ölçeklendirmelerine yardımcı olacak açık topluluk tabanlı yazılım ve açık endüstri standardı Ethernet aracılığıyla bu gereksinimleri karşılayacak ve çok yönlülük sunacak.
Büyük ölçekli AI hesaplama için tasarlanmış Intel Gaudi 3 hızlandırıcısı, 5 nanometre (nm) üretiliyor ve bir önceki sürüme göre önemli ilerlemeler sunuyor. Hızlandırıcı, Matrix Çarpım Motoru (MME), Tensor İşlemci Çekirdekleri (TPCs) ve Ağ Arayüz Kartları (NICs) dahil olmak üzere tüm motorların paralel olarak etkinleştirilmesini sağlayacak şekilde tasarlandığından dolayı hızlı, verimli derin öğrenme hesaplaması ve ölçeklendirme için gerekli hızlandırmayı sağlıyor.
LLM Kapasite Gereksinimleri için Bellek artırılıyor
128 gigabayt (GB) HBMe2 bellek kapasitesi, 3,7 terabayt (TB) bellek bant genişliği ve 96 megabayt (MB) yerleşik statik rastgele erişim belleği (SRAM) büyük Üretken Yapay Zeka veri kümelerini daha az Intel Gaudi 3 ile işlemek, özellikle büyük dil ve çoklu modlu modelleri hizmete sunarken iş yükü performansını ve veri merkezi maliyet verimliliğini artırıyor.
Her Intel Gaudi 3 hızlandırıcısına entegre edilen yirmi dört 200 gigabit (Gb) Ethernet portu, esnek ve açık standart ağ sağlar. Büyük hesaplama kümelerini desteklemek için verimli ölçeklendirmeyi sağlıyor. Intel Gaudi 3 hızlandırıcısı, Üretken Yapay Zeka modellerinin geniş gereksinimlerini karşılamak için tek bir düğümden binlercesine kadar verimli bir şekilde ölçeklendirilmek üzere tasarlandı.
Açık Endüstri Yazılımı
Intel Gaudi yazılımı, PyTorch çerçevesini entegre ediyor ve optimize edilmiş Hugging Face topluluk tabanlı modelleri sağlıyor. Bu, Üretken Yapay Zeka geliştiricilerin kullanım kolaylığı ve üretkenlik için yüksek soyutlama seviyesinde çalışmalarını sağlıyor ve model taşıma işlemlerini donanım türleri arasında kolaylaştırıyor.
Ürün serisine yeni eklenen Gaudi 3 PCIe eklenti kartı daha düşük güç ile yüksek verimlilik sunmak üzere üretiliyor. Bu yeni form faktörü ince ayarlama, çıkarım ve geri çağırma-augmente edilmiş üretim (RAG) gibi iş yükleri için ideal olarak kabul ediliyor. 600 watt ile çalışan kartın bellek kapasitesi 128GB ve bant genişliği saniyede 3,7TB.
Nvidia H100’den daha hızlı
Intel Gaudi 3 hızlandırıcısı, önde gelen Üretken Yapay Zeka modellerinde eğitim ve çıkarım görevleri için önemli performans iyileştirmeleri sağlıyor. Intel Gaudi 3 hızlandırıcısı, Nvidia H100’e kıyasla Llama2 7B ve 13B parametreleri ve GPT-3 175B parametre modelleri arasında %50 daha hızlı eğitim süresi, Llama 7B ve 70B parametreleri ve Falcon 180B parametre modellerinde %50 daha hızlı çıkarım verimliliği ve %40 daha fazla çıkarım enerji verimliliği sağlıyor.
2024’ün ikinci çeyreğinde kullanımı başlıyor
Pazar Kabulü ve Kullanılabilirlik Hakkında: Intel Gaudi 3 hızlandırıcısı, 2024’ün ikinci çeyreğinde Universal Baseboard ve açık hızlandırıcı modülü (OAM) endüstri standardı yapılandırmalarında orijinal ekipman üreticilerine (OEM) sunulacak. Gaudi 3’ü pazara sunacak dikkate değer OEM benimseyenler arasında Dell Technologies, HPE, Lenovo ve Supermicro bulunuyor. Intel Gaudi 3 hızlandırıcılarının genel kullanılabilirliği 2024’ün üçüncü çeyreği için hedefleniyor. Intel Gaudi 3 PCIe eklenti kartı ise 2024’ün son çeyreğinde kullanılabilir olacak.
Intel, NVIDIA’nın liderliğinde olan yapay zeka çipi pazarında rekabeti kızıştıracak. Şirket tarafından düzenlenen Intel Vision 2024 etkinliği kapsamında en yeni Intel Gaudi 3 tanıtıldı. Peki NVIDIA H100 ile yarışacak Gaudi 3 neler vadediyor?
Intel Gaudi 3 özellikleri
TSMC’nin 5nm süreci üzerine inşa edilen Gaudi 3; 32 tensor çekirdeğine sahip. Donanımda büyük artış olmamasına rağmen Intel, Gaudi 3’ün büyük dil modellerinde Nvidia H100’den daha iyi olduğunu iddia etti. Hatta performansta yüzde 50 ve verimlilikte yüzde 40 daha başarılı olduğunu belirtiyor.
Gaudi 3 çipi saniyede 1,8 trilyondan fazla kayan nokta işlemi ile makine öğrenimi performansında büyük bir artış vadediyor. Ayrıca bir önceki modele kıyasla bellek bant genişliğinde 1,5 kat artış sunuyor. BF16 için 4 kat daha fazla yapay zeka hesaplamasının kapısını aralıyor.
Öte yandan 900 watt enerjiye ihtiyaç duymasıyla; bir önceki modele kıyasla yüzde 50 daha fazla güç çekiyor. Ancak Intel, daha yüksek güçlü sıvı soğutmalı versiyonları satışa sunacağını ifade etti. Tüm modeller PCIe Gen 5 x16 arayüzü üzerinden sunuculara bağlanacak.
Gaudi 3’ün 2024’ün üçüncü çeyreğinde tedarik ortaklarına gönderilmesi planlanıyor. Intel, büyük ortaklar arasında Dell Technologies, HPE, Lenovo ve Supermicro olduğunu ifade etti.
Peki siz bu konu hakkında neler düşünüyorsunuz? Sizce Intel Gaudi 3 performansı nasıl? Görüşlerinizi aşağıdaki Yorumlar kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.
Bu tanıdık geliyor mu? Evet, çünkü Google daha önce Duet AI markası altında benzer bir hizmet sunuyordu. Duet AI 2023 sonlarında kullanıma sunuldu ancak Google yakın gelecekte hizmeti Codey modelinden Gemini’ye taşımayı planladığını zaten ima etmişti. Code Assist hem eski hizmetin yeniden markalaştırılması hem de önemli bir güncelleme niteliğinde.
Code Assist, VS Code ve JetBrains gibi popüler editörler için eklentiler aracılığıyla kullanılabilir olacak. Duet AI versiyonundan bile daha fazlası, Gemini Code Assist aynı zamanda GitHub’ın Copilot Enterprise’ın doğrudan rakibi ve Copilot’un temel versiyonu ile pek rekabet etmiyor. Bunun nedeni Google’a özgü birkaç özellik.
Bunlardan biri, ünlü bir şekilde bir milyon tokenlik bir bağlam penceresine sahip olan Gemini 1.5 Pro desteği. Bu, Google’ın aracının rakiplerinden çok daha fazla bağlam çekebilmesine izin veriyor. Google, bunun daha doğru kod önerileri anlamına geldiğini, ancak aynı zamanda büyük kod parçalarını mantık yürütmek ve değiştirmek için de kullanılabileceğini söylüyor.
Google’ın bulut platformu ve teknik altyapıdan sorumlu Başkan Yardımcısı ve Genel Müdürü Brad Calder, Salı günü yapılan duyurudan önce düzenlenen bir basın toplantısında, “Bu yükseltme, sektördeki en büyük olan 1 milyonluk bir bağlam penceresi sunuyor. Bu, müşterilerin tüm kod tabanlarında büyük ölçekli değişiklikler yapmalarına olanak tanıyor ve daha önce mümkün olmayan yapay zeka destekli kod dönüşümleri sağlıyor.” diye açıkladı.
Şirketin dahili kod tabanına göre özelleştirilebiliyor
Turing’de Mühendislik Direktörü ve Jeneratif Yapay Zeka Başkanı Kai Du, “Gemini Code Assist ile RAG kullanan kod özelleştirmesi, kod tamamlama ve oluşturma açısından geliştiricilerimiz için Gemini’nin yardımının kalitesini önemli ölçüde artırdı.” dedi. “Kod özelleştirmesi ile genel kod kabul oranında büyük bir artış bekliyoruz.”
Code Assist’i öne çıkaran bir diğer özellik ise, şirketlerin kod tabanlarını ister şirket içinde isterse GitLab, GitHub, Atlassian’ın BitBucket’ı gibi platformlarda veya farklı hizmetlere bölünmüş olsalar bile destekleme yeteneğidir. Bu, Google’ın bu alandaki en popüler rakiplerinin şu anda sunmadığı bir şey.
Google ayrıca, bilgi tabanlarını Gemini’ye getirmek için bir dizi geliştirici odaklı şirketle ortaklık kuruyor. Stack Overflow zaten bu yılın başlarında Google Cloud ile ortaklığını duyurdu. Datadog, Datastax, Elastic, HashiCorp, Neo4j, Pinecone, Redis, Singlestore ve Snyk de benzer ortaklıklar yoluyla Google ile ortaklık kuruyor.
Elbette asıl test, geliştiricilerin Code Assist’e nasıl tepki vereceği ve önerilerinin onlar için ne kadar faydalı olacağıdır. Google, çeşitli kod depolarını destekleyerek ve büyük bir bağlam penceresi sunarak doğru adımlar atıyor, ancak gecikme süresi çok yüksekse veya sonuçlar yeterince iyi değilse, bu özelliklerin hiçbiri önemli değil. Ve eğer Copilot’tan önemli ölçüde daha iyi değilse, AWS’nin CodeWhisperer’ı gibi momentumu neredeyse sıfır olan bir sonla karşılaşabilir.
Ayrıca belirtmekte fayda var ki, Google bugün Code Assist’e ek olarak, Gemma ailesindeki kod oluşturma ve yardım için ince ayarlanmış yeni bir açık model olan CodeGemma’yı da duyurdu. CodeGemma artık Vertex AI aracılığıyla kullanılabilir.
Hepsipay dijital cüzdan kullanıcı sayısını 15 milyona ulaştırdığını duyurdu. Hepsiburada bünyesinde başlattığı yolculuğa, perakende ve e-ticaret sektörlerinde güvenli, hızlı ve yenilikçi ödeme çözümleri sunarak devam eden Hepsipay, sektördeki dönüşümü hızlandırıyor.
Hepsipay, kullanıcılarına kredi kartlarını güvenli bir şekilde dijital cüzdanlarında saklama, tek tıkla ödeme, iade durumunda anında cüzdana ücret iadesi gibi çözümler sunmanın yanı sıra, alışveriş kredisi ve Hepsiburada Limiti gibi kartsız vadelendirme çözümleriyle de alım güçlerini artırıyor. 2023 yılında perakende sektörüne açılan bu ödeme çözümleri, Türkiye’nin önde gelen perakendecilerine sunulmakta ve müşterilere hızlı, güvenli ödeme olanağı sağlamaktadır.
Erkin Aydın, Hepsiburada Finansal Hizmetler CEO’su, platformun başarısını ve sektöre etkilerini şöyle anlatıyor: “Hepsipay olarak, e-ticaret sektöründe geliştirdiğimiz ödeme ve vadelendirme çözümlerimizi perakende sektörüne taşıyarak, müşterilerimiz ve iş ortaklarımız için değer yaratıyoruz. ‘Hepsipay ile Öde’ çözümümüz, 15 milyon aktif, e-ticaret alışkanlığı yüksek kullanıcıyı perakendecilerle buluşturuyor, satış kaybını azaltıyor ve satışa dönüş oranlarını artırıyor. Bu, sadece Hepsipay için değil, Türkiye’nin perakende ve e-ticaret ekosistemleri için de yeni bir dönüm noktası.”
2024 yılı itibarıyla Türkiye’nin fiziki ve online perakendesinde en çok kullanılan dijital cüzdan olma hedefiyle ilerleyen Hepsipay, 100’den fazla e-ticaret sitesinde “Hepsipay’le Öde” özelliğini sunmayı planlıyor. Bu genişletilmiş erişim, müşterilere daha geniş bir ödeme ağı sunarken, iş ortaklarına da satışlarını artırma ve müşteri memnuniyetini yükseltme fırsatı veriyor.
Hepsipay’in başarısı, Türkiye’nin finansal teknoloji alanında lider bir oyuncu olarak konumunu güçlendiriyor ve dijital dönüşüm yolculuğunda önemli bir kilometre taşı olarak dikkat çekiyor. Bu dönüşüm, hem tüketicilerin hem de perakendecilerin yenilikçi finansal çözümlerle daha fazla güç kazanmasını sağlıyor.
Oracle bulut teknolojisi, Avrupa Birliği’ne üyeliğiyle ilgili yasal sorunların gözden geçirilmesini hızlandırmak için ChatGPT’yi kullanan ve aynı zamanda birden fazla ülkede Elon Musk’ın Starlink internet hizmetiyle işbirliği yapan Arnavutluk için bürokrasiyi azaltma çabasının bir parçası.
Hükümetler süreçlerini giderek dijitalleştiriyor, ancak uzmanlar; savunma, vergiler ve sağlık hizmetleri gibi kritik hükümet işlevlerinin tamamen otomatik teknolojiye devredilemeyeceğini söylüyor.
Oracle Başkanı ve Teknoloji Şefi Larry Ellison, 16 Eylül 2019’da San Francisco’daki Oracle OpenWorld konferansında konuşmuştu.
Her teknoloji şirketi yapay zeka fırsatından bahsediyor. Oracle bir istisna değil. Ancak Mart ayındaki kazanç açıklaması sırasında Oracle’dan Larry Ellison, yatırımcıların Fortune 500 şirketlerinden daha az düşünebilecekleri büyük bir müşteriye odaklanan gelecekteki bir pazar fırsatını ortaya koydu.
Ellison, “Şirketlerle iş kazanmaktan bahsediyoruz. İlk kez ülkeler için iş kazanmaya başlıyoruz.” dedi. “Ulusal hükümetle egemen bölgeler konusunda pazarlık yaptığımız birçok ülke var.”
Büyük teknoloji şirketlerinin bulutta büyük devlet sözleşmeleri için rekabet etmesi yeni bir şey değil. Microsoft ve Amazon, Savunma Bakanlığı ile bir bulut anlaşması konusunda uzun bir savaş yaşadı ve hem AI oyuncuları hem de Oracle ve Google, 2022’de 9 milyar dolarlık bir Savunma Bakanlığı sözleşmesi imzaladı.
Ancak Ellison, analistlerle son kazanç açıklaması hakkında konuşurken tahmininde daha da ileri giderek şunları söyledi: “Her hükümet, hemen hemen her hükümet, egemen bir bulut ve o hükümet için ayrılmış bir bölge isteyecektir.”
Üretken yapay zeka yetenekleri konusunda Nvidia ve Microsoft ile birlikte çalışan Oracle, ülkeler için bürokrasiyi azaltmak amacıyla bulut teknolojisinin kullanılmasına zaten yardımcı oldu. Ellison’ın verdiği örneklerden biri Arnavutluk’tu. ChatGPT’nin yardımıyla Avrupa Birliği’ne yükselmeye çalışıyor; üretken yapay zeka, yasalarını deşifre edip özetlemeye yardımcı oluyor ve AB düzenlemelerine uyum sağlamak için değişmesi gereken şeyler konusunda ülkeye yardım ediyor.
Ellison, “Sırbistan’ın AB’ye katılabilmek için yasalarını uyumlu hale getirmesi sekiz yıl sürdü.” dedi. “Arnavutluk da aynı şeyle karşı karşıya, ancak üretken yapay zeka ile Arnavutluk yasalarının tamamını okuyabilir ve yasalarını muhtemelen 18 aydan iki yıla kadar bir sürede AB ile uyumlu hale getirebiliriz.”
Bazı analistler, Ellison’ın konuşmasının önemli bir iş birimi için yapılan tipik üst düzey yöneticiler toplantısından daha fazlası olduğu konusunda şüpheci. Oracle hisseleri yılbaşından bu yana yaklaşık %21 arttı, ancak Barclays analisti Raimo Lenschow, son kazançları sırasında düşük OCI büyümesiyle ilgili endişelerini dile getirdi.
Bulut hizmetlerini ve yapay zeka destekli çözümleri içeren geleceğin bir versiyonu, hükümeti daha verimli hale getirebilir. Ellison, öncelikle felaket ve felaket kurtarma durumlarında işten çıkarmanın hükümetin odak noktası olduğunu söyledi. Ancak aynı zamanda sağlık hizmetleri bilgileri ve internet erişimi projelerine de yöneliyor.
Sırbistan dahil olmak üzere birçok ülke, sağlık hizmetlerini otomatikleştirmek gibi işlemler için üretken yapay zeka kullanarak Oracle Cloud Altyapısı’na standartlaşıyor. Kenya ve Ruanda’da, uzak bölgelere internet hizmeti sağlama anlaşmaları Elon Musk’ın Starlink’i ile ortaklık içinde gerçekleşiyor. OCI ve Starlink, kırsal çiftlikleri haritalayarak hangi alanlarda hangi mahsullerin yetiştiğini ve bunların yeterli miktarda azot ve su gibi besin maddelerine sahip olup olmadığını belirliyor.
Ellison, “Bu haritalar yapay zeka destekli, tarımsal üretimlerini planlamalarına ve tarımsal çıktılarını tahmin etmelerine, pazarları tahmin etmelerine, tarımsal üretimin lojistiğini yapmalarına ve tüm bunları yeni nesil ulusal uygulamalar olarak yapmalarına yardımcı oluyor.” dedi.
Ülkelerin kırsal alanlara internet erişimi sağlamasına olanak tanıyan bulut ve üretken yapay zeka uygulamaları, eğitim fırsatlarını artırabilir ve daha fazla ekonomik değer yaratabilir.
Cornell Üniversitesi doçenti Tapan Parikh, bunun aynı zamanda vatandaşların hükümet süreçleri hakkında daha fazla bilgi sahibi olmalarına da olanak sağlayabileceğini söyledi. “Teknolojinin her zaman iyi olduğu şeylerden biri, bürokrasileri potansiyel olarak daha verimli veya en azından şirket içinde daha şeffaf hale getirmektir” dedi.