Türk Telekom ve Schneider Electric’den Endüstriyel Otomasyon anlaşması

0

Türk Telekom, Schneider Electric ile endüstriyel otomasyon ve enerji yönetimi teknolojileri konularında işbirliği yaparak sürdürülebilir dijital dönüşüm ve verimlilik artışını hedefliyor. Bu işbirliği Türkiye’nin dijitalleşme sürecini destekleyecek. Ayrıca 5G teknolojisinin etkin kullanımını da içeriyor.

Türk Telekom’dan 5G yolunda önemli adım

Türk Telekom, telekomünikasyon sektöründeki tecrübesini ve altyapısını kullanarak, endüstriyel otomasyon çözümleri sağlıyor ve 5G altyapısı için hazırlıklarına devam ediyor. Çözümler arasında da kestirimci bakım, dijital ikiz, robotik sistemler ve enerji kaynakları yönetimi gibi teknolojiler yer alıyor.

Schneider Electric tarafından da IoT, otomasyon ve dijital ikiz teknolojileri gibi yenilikçi çözümler sunuluyor. Şirket, EcoStruxure platformu ve AVEVA ile işbirliği yaparak, açık mimari üzerinden güçlü yazılım çözümleri sağlıyor.

Türk Telekom Pazarlama ve Müşteri Deneyimi Genel Müdür Yardımcısı Zeynep Özden şunları söyledi:

“Türkiye’nin dijital dönüşümüne liderlik eden bir kurum olarak, sürdürülebilir bir gelecek için teknoloji alanındaki birikimimizi hayatın tüm alanlarına yansıtacak çevresel ve sosyal alanlarda öncü adımlar atıyoruz.

Güçlü fiber altyapımızla Türkiye’de 5G’ye en hazır operatör olarak, bugün ve gelecek için, ürün ve servislerimizi yeni nesil teknolojiler ile zenginleştirmeye devam ediyoruz. İşletmelerimizin ve endüstrilerin dijitalleşmesine destek vererek ekonomik büyümelerinde etkin rol alıyoruz.

Bu kapsamda; Schneider Electric ile endüstrilerin sürdürülebilirlik ve verimlilik hedeflerine ulaşmaları için sağladığımız hizmetleri arttırmak amacıyla; endüstriyel otomasyon ve enerji yönetim teknolojilerini kapsayan stratejik iş birliğimizin önemli olduğuna inanıyoruz”

Schneider Electric Türkiye, Orta Asya Bölgesi Dijital Enerji ve Secure Power İş Birimi Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Sağlam şunları söyledi:

“Bugün binalardan veri merkezlerine, endüstriyel tesislerden enerji altyapılarına kadar her segmentte dönüşümü tetikleyen IoT, otomasyon, dijital ikiz gibi teknolojiler, 5G bağlantısının yaygınlaşması ile yeni bir boyut kazanacak.

Birçok yeni cihaz, hizmet ve uygulama kullanıma sunulacak. 186 yıllık köklü ve küresel bir deneyime sahip Schneider Electric olarak IoT özellikli, açık mimari ve platformumuz EcoStruxure, güçlü agnostik yazılım portföyümüz ve bu alanda uzman şirketimiz AVEVA ile birlikte bu dönüşüme liderlik etmeyi bir misyon olarak ele alıyoruz.

Dünyanın önde gelen bağımsız yazılım şirketleriyle iş ortaklıkları aracılığıyla da müşterilerimizin yenilikçi otomasyon çözümlerinden yararlanmalarına yardımcı oluyoruz. Böylece dijital ve inovatif çözümlerle müşterilerimizin kârlılığı ve güvenilirliğini garanti altına alırken, verimlilik ve karbondan arındırma odaklı bir strateji ile de sürdürülebilir bir değer sunuyoruz.

Bu doğrultuda çalışmalarımıza güç katmak ve ülkemizin ve bölgenin dönüşümüne hizmet etmek üzere Türk Telekom ile stratejik bir iş birliğine imza atıyoruz. Kapsamı ve yaratacağı değer ile alanında ilk olacak bu iş birliğiyle Türkiye’nin dijital ve sürdürülebilir gelişimine hız katacağız”

Yapay zeka, gıda krizi riskine karşı umut ışığı olabilir!

0

Uzmanlar dünya nüfusunun 2050’de 9.7 milyara ulaşmasını beklerken artan nüfusun gıda krizine yol açmaması için de çözümler arayışındalar. Bahçeşehir Üniversitesi’nden bir araştırmacı da gelecekteki gıda krizi riskine karşı yapay zekanın tarımda umut olabileceğini söyledi.

Yapay zeka, gıda krizi riskine karşı umut ışığı olabilir!

Tarımın insanlık tarihindeki önemi ve nüfus artışına bağlı olarak gıda üretimindeki artan ihtiyaçlar, gelecekte yaşanabilecek sorunları daha da artırabilir. Bu noktada yapay zeka tarım sektöründe umut vadeden bir çözüm olabilir.

Bahçeşehir Üniversitesi’nden Dr. Müge Kesici, yapay zeka sayesinde deneyimsiz kişilerin dahi tarım yapabileceğine vurgu yaparak özellikle küçük arazilerde ve aile işletmelerinde yapay zekanın önemine dikkat çekti.

Tarımda kullanılan verilerin işlenmesinde yapay zekanın büyük önem taşıdığını belirten Kesici, tohum seçiminden iklim verilerine kadar birçok faktörün yapay zeka tarafından yönetilebileceğini ifade etti. Yapay zekanın, tarımda girdi maliyetlerini azaltarak üretimi verimli hale getirebileceğini dile getirdi.

Dr. Kesici, yapay zekanın tarımdaki etkilerinin uluslararası bir zirvede tartışılacağını ve sektörel uzmanları bir araya getireceğini belirtti. Tarımın yanı sıra eğitim, sağlık, finans gibi farklı alanlarda yapay zekanın kullanımı ve gelecekteki öngörülerin ele alınacağı zirvede, birçok önemli firma ve uzman yer alacak.

Videoları dakikalar içinde oluşturun: Google Vids ile tanışın!

Teknoloji devi Google, işyerinde hikaye anlatımını kolaylaştırmak için yeni bir yapay zeka destekli video oluşturma aracı olan “Google Vids“i Cloud Next 2024 etkinliğinde tanıttı. Google, bu yeni Workspace aracıyla birlikte kullanıcılarına video prodüksiyon ve düzenleme süreçlerinde önemli bir yardımcı sunmayı hedefliyor.

Google Vids, Haziran ayında Workspace Labs‘te kullanıma sunulacak ve yapay zeka desteğiyle videoları stok materyallerden, resimlerden ve arka plan müziğinden önerilen sahnelerle otomatik olarak oluşturacak. Kullanıcılar, geniş bir kütüphaneye erişerek kendi seslerini kaydedebilecek veya önceden ayarlanmış sesleri seçebilecekler. Ayrıca, Google Vids‘in diğer Workspace uygulamalarıyla entegrasyonu sayesinde Drive‘daki belgeleri ve diğer dosyaları kolayca eklemek mümkün olacak.

Google Vids‘i kullanmak için, kullanıcıların öncelikle hedeflerini, hedef kitlelerini ve video uzunluklarını belirlemeleri gerekecek. Sonrasında ise bir şablon seçerek Google‘ın yapay zekasının videoları otomatik olarak oluşturmasına izin verilecek. Videoları özelleştirmek için kullanıcılar, stok medya, seslendirme veya diğer öğeleri ekleyebilecekler.

Google‘un yeni yapay zeka destekli video oluşturma aracı Google Vids, işyerinde verimliliği artırmak ve hikaye anlatımını güçlendirmek için önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Bu yeni araç, işletmelerin içerik üretim süreçlerini daha etkili ve kolay hale getirecek.

Google bulut’da devrim: Axion tanıtıldı!

Google, teknoloji dünyasında heyecan yaratan bir adım atmaya hazırlanıyor. Cloud Next 2024 etkinliği sırasında duyurulan Axion, bulut ve veri merkezleri için tasarlanmış ilk ARM işlemcisi olma özelliğini taşıyor. Bu yeni işlemci, Google’ın bulut hizmetlerinde çığır açmayı amaçlıyor ve sektörde büyük bir etki yaratması bekleniyor.

Axion, Arm’ın Neoverse V2 CPU’sunu kullanarak geliştirildi ve mevcut Arm tabanlı rakiplerinden önemli ölçüde daha iyi performans sunuyor. Google, Axion’un X86 tabanlı sistemlere kıyasla yüzde 50 daha iyi performans ve yüzde 60 daha az güç tükettiğini açıkladı. Bu, enerji verimliliği ve performans açısından büyük bir adım olarak nitelendiriliyor.

Yeni işlemci, v5p Tensör İşleme Birimi’ne (TPU) sahip olacak ve önceki nesil TPU’lardan iki kat daha yüksek ham performans sunacak. Ayrıca, Axion’un termal verimliliğini artırmak için sıvı soğutma teknolojisi kullanılacak, bu da daha güvenilir ve verimli bir çalışma sağlayacak.

Axion’un detaylı teknik özellikleri henüz tam olarak açıklanmamış olsa da, Google’ın kendi çip tasarımı konusunda önemli bir adım olduğu belirtiliyor. Google, hizmetlerinin birçoğunun Axion işlemcisine geçeceğini ve bu yeni teknolojinin gelecekte daha fazla hizmete güç sağlayacağını belirtiyor.

Google, Axion’un hangi makinelerde kullanılacağı konusunda henüz net bir açıklama yapmamış olsa da, bu bilginin yakın gelecekte kamuoyuna duyurulması bekleniyor. Ayrıca, Axion’un duyurulması, Pixel akıllı telefon ve tablet serisi için özel olarak tasarlanmış Tensor yonga setinin gelecekteki potansiyelini işaret ediyor. Son sızıntılar, Tensor G5 yonga setinin, Google’ın ilk şirket içi CPU ve GPU tasarımına sahip olacağını ve TSMC 3nm ”N3E” sürecini temel alacağını öne sürüyor.

Google’ın Axion ile bulut ve veri merkezlerinde nasıl bir dönüşüm yaşayacağı ve bu yeni işlemcinin sektörde nasıl bir etki yaratacağı, teknoloji dünyasında büyük bir merakla bekleniyor. Bu yeni gelişme, Google’ın teknoloji liderliğini pekiştirmesi ve bulut bilişim alanında yeni bir çağ açması açısından büyük önem taşıyor.

Türkiye turizmine 250 milyon dolar yatırım!

Re-Pie Portföy’ün yeni fonu Artnouve Girişim Sermayesi Yatırım Fonu, Akdeniz çanağının en önemli turizm beldesi Bodrum’da sürdürülebilirlik odaklı nitelikli yaşam alanı kuracak. Artnouve GSYF’nin Bodrum’daki projesi, son yıllarda turizm alanında yapılmış en büyük yatırımlar arasında yer alacak. Girişim sermayesi yatırım fonu Artnouve, yeni kentsel mekânlar ve yaşam alanları, akıllı şehir ve inşaat teknolojileri geliştirerek, sürdürülebilirlik vizyonuna sahip şirketlere yatırım yapıyor.  

Son dönemlerin en büyük satın almalarından birini gerçekleştirirken dünyaca ünlü ultra lüks otel markası Aman’ın Bodrum’daki Amanruya otelini de satın alan Artnouve GSYF’nin ilk projesi, otelle birlikte Bodrum-Demirbükü’nde toplam 400 dönüm üzerinde gerçekleştirilecek.

Akdeniz havzasının sürdürülebilirlik odaklı en nitelikli yaşam alanı olacak projeyle, dünyanın en lüks otel markalarından birinin de içinde yer alacağı ultra lüks villalardan oluşan bir yaşam kompleksi kurulması planlanıyor.

Demirbükü’nde 400 dönüm üzerinde gerçekleşecek

Re-Pie Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Dr. M. Emre Çamlıbel
Re-Pie Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Dr. M. Emre Çamlıbel

Re-Pie Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Dr. M. Emre Çamlıbel, Artnouve GSYF’nin yatırımı hakkında, “BES fonları, bireysel ve tüzel yatırımcıların katılımıyla 250 milyon USD kaynakla kurduğumuz Türkiye’nin en büyük girişim sermayesi yatırım fonu Artnouve GSYF’nin ilk yatırımı olan proje, Bodrum Demirbükü’nde 400 dönümlük geniş bir arsa üzerinde gerçekleşecek. Sürdürülebilirlik anlamında sadece ülkemizde değil, dünyada da öne çıkan en iyi uygulamalardan birine imza atacağız. Vazgeçmeyeceğimiz tek unsur, bölgenin bitki örtüsü, kara ve denizdeki canlı yaşamı başta olmak üzere doğal hayatı korumak olacak. Dünyanın en ünlü mimarlık ofisleriyle çalışmalarımız sürüyor. Global ölçekte 7 mimari ofis çalışmalarını yaptı. Bu çalışmaları harmanladık.  Proje alanında yer alacak otel için dünyaca ünlü bir markayla anlaşma sağladık ve kısa süre içinde duyuracağız” açıklamasını yaptı. “Böylece, ülkemizin turizm profesyonelleri de dünya standartlarında istihdam olanağı bulacakları yeni bir turizm alanına kavuşacak. Projeye yabancı yatırımcılardan da büyük ilgi var.”

Sürdürülebilirlik projenin değerini artırıyor

Artnouve GSYF yatırımıyla Bodrum’da yapılacak yeni proje, bölgenin biyolojik çeşitliliğinin korunmasının yanı sıra ekolojik, tarihi ve sosyal zenginliğiyle uyumlu bir sürdürülebilirlik yaklaşımını benimsiyor. Projede, su ve enerji verimliliği ile doğal kaynakların korunması ve yeni yaşam alanı sakinlerinin bu konudaki deneyiminin en üst seviyeye çıkarılması amaçlanıyor.

Projenin sürdürülebilirlik yaklaşımını değerlendiren Çamlıbel, şunları söyledi:

“Projemize en büyük değeri kazandıran özellik, sürdürülebilirlik yaklaşımı olacak. Bu çerçevede hazırlanan master plan, mevcut bitki türleri dahil olmak üzere doğal yaşamı bütünsel olarak korumak, bölgenin doğal potansiyelini geliştirmek ve proje unsurlarını yerel ekosisteme doğallıkla entegre etmek için koruma odaklı tasarıma öncelik veriyor. Mevcut bitki örtüsünü en kapsamlı şekilde muhafaza ederken entegre su yönetimi ile arazinin doğal su kaynaklarının korunması ve döngüsel su kullanımıyla doğal kaynak kullanımının en düşük seviyeye çekilmesi hedefleniyor. Proje, net sıfır enerji stratejisine bağlı kalarak güneş enerjisi kullanımını, yağmur bahçelerini ve sulama için su depolamayı öne çıkararak dünyanın en yaygın kullanılan yeşil inşa derecelendirmesi olan LEED sertifikası gereksinimleri çerçevesinde hayat bulacak.”

Türkiye turizmine katkı sağlayacak

Artnuove GSYF’nin yatırımlarında odaklanacağı ilk alanlardan olan turizm, Türkiye ekonomik göstergelerine göre ülkenin GSYH’ına katkıda sanayi kadar kritik bir rol oynuyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın açıkladığı verilere göre Türkiye’nin turizm geliri 2023 yılında 54 milyar doları aştı.

“Bu rakamlar ihracata dayalı büyümeyi hedefleyen Türkiye ekonomisi için çok önemli. Re-Pie Portföy olarak bizler de turizmden gelen bu girdinin artmasına yardımcı olacak şekilde ülkemizin nitelikli turizm alt yapısına katkı sağlayacak bir proje hayata geçireceğiz” diyen Çamlıbel “Artnouve GSYF ile gerçekleştireceğimiz ilk projede, fonumuz Türkiye’ye önemli bir yatırım çekerek hem ülke turizmine hem de istihdama destek olacak” diye konuştu.

Çamlıbel, şunları söyledi: “Akdeniz havzası, dünyanın en zenginlerinin tatillerini geçirdiği bölge olarak öne çıkıyor. Burada da Fransa’nın St Tropez’si ve İtalya’nın Garda’sı gibi marka olmuş şehirler, bölgeler var. Ülkemizde de Bodrum bu merkezlerden biri. Bodrum geçtiğimiz yıllarda çok büyük bir dönüşümden geçti. Artık sadece bir tatil beldesi değil, yıl boyunca yaşayan bir nüfusa ev sahipliği yapan bir çekim merkezi. Bodrum turistik bakımdan da hızlı bir gelişim gösterdi. Bu gelişimde Bodrum’un doğal güzelliği ve ikliminin yanı sıra, sunduğu kültürel derinlik, koylarının sağladığı mahremiyet, canlı eğlence hayatı, havaalanı ve marinası sayesinde uluslararası erişimin kolaylığı önemli rol oynadı. Fonumuz bu çizgiyi sürdürülebilirlik odaklı devam ettirecek.”

Xiaomi SU7 sahiplerine uyarı: donanımıyla oynamayın, yarışa sokmayın!

Xiaomi’nin elektrikli aracı SU7, sadece 27 dakikada 50 bin adet satışla büyük bir rekora imza attı ve firmanın pazar değerini 4 milyar dolar artırdı. Ancak bu başarı, bazı araç sahiplerini donanım modifikasyonları yapmaya ve hatta yarışlara sokmaya yönlendirdi. Xiaomi, son dönemde gerçekleştirdiği bir soru-cevap seansında, bu konuda kullanıcılarına önemli uyarılarda bulundu.

Xiaomi’nin SU7 elektrikli aracı, çok sayıda bileşeni ile adeta küçük bir süper bilgisayar gibi çalışıyor. Bu durum, araç sahiplerinin donanım modifikasyonları yapabileceği veya orijinal ayarları değiştirebileceği anlamına geliyor. Ancak Xiaomi, bu tür modifikasyonların güvenlik riskleri taşıyabileceği konusunda kullanıcılarını uyarıyor. Şirket, yalnızca orijinal donanımın test edildiğini ve dışına çıkılması durumunda sorunlar yaşanabileceğini vurguluyor.

Diğer taraftan, araçlarıyla yarış yapmak isteyenler için de Xiaomi bir uyarıda bulunuyor. Şirket, yarış gibi ekstrem sürüş senaryolarının araç bileşenlerine stres uygulayabileceğini ve bu durumun teknik bakım ve uzmanlık gerektirebileceğini dile getiriyor. Bu nedenle, kullanıcıların bu tür aktiviteleri gerçekleştirmeden önce dikkatli olmaları önem taşıyor.

Xiaomi SU7 için bu uyarıları, elektrikli araç sahiplerini donanım modifikasyonlarından ve ekstrem sürüş senaryolarından kaçınmaları konusunda bilinçlendiriyor. Şirketin bu adımı, hem kullanıcıların güvenliğini hem de araçların uzun ömürlülüğünü korumayı hedefliyor. Kullanıcıların, araçlarını güvenli ve sorunsuz bir şekilde kullanabilmeleri için Xiaomi’nin önerilerine dikkat etmeleri önemlidir.

Microsoft ve Quantinuum’dan hata yapmayan kuantum bilgisayar!

Microsoft ve Quantinuum, kuantum bilgisayarlarda hataları en aza indirmeyi başardıklarını açıkladı. Yeni teknoloji ile 14 bin deneyde tek bir hata bile oluşmadı ve hata oranı 100 binde 1’e düşürüldü.

Kuantum bilgisayarlar, klasik bilgisayarlara kıyasla büyük bir potansiyele sahip. Fakat hata oranlarının yüksek olması, bu teknolojinin önündeki en büyük engellerden biri. Araştırmacılar, bu sorunu çözmek için kübit sanallaştırma sistemi adını verdikleri yeni bir yöntem geliştirdi.

Kübit sanallaştırma, 30 fiziksel kübitten 4 sanal kübit oluşturarak hata oranını düşürmeyi başarıyor. Microsoft, bu sistemi Quantinuum’un fiziksel kübitlerine uygulayarak 14 bin deneyi hatasız tamamladı.

Bilim insanları, bu sonucun bugüne kadar elde edilen en iyi oran olduğunu söylüyor. Microsoft Stratejik Görevler ve Teknolojilerden Sorumlu Başkan Yardımcısı Jason Zander, “Tek bir hata olmadan 14 binden fazla ayrı deney gerçekleştirdik. Bu, kayıtlardaki her şeyden 800 kat daha iyi bir oran.” dedi.

Microsoft, bu teknolojiyi gelecek aylarda bulut bilişim müşterilerine sunmayı planlıyor.Kuantum bilgisayarlar, sağlık, çevre ve yapay zeka gibi alanlarda büyük atılımların önünü açabilir. Bu teknoloji, klasik bilgisayarların yapamadığı karmaşık hesaplamaları gerçekleştirerek ilaç geliştirme, yeni malzemeler keşfetme ve iklim değişikliğiyle mücadele gibi alanlarda önemli katkılar sağlayabilir.

Örneğin, kuantum bilgisayarlar kimyasal reaksiyonların nasıl gerçekleştiğini modelleme potansiyeline sahip. Bu sayede, ilaç geliştirme sürecinde laboratuvar çalışmaları azaltılabilir ve yeni ilaçlar daha hızlı bir şekilde geliştirilebilir.

Kuantum bilgisayarlarda yaşanan bu gelişme, bu alandaki ilerlemenin hızlandığını gösteriyor. Gelecekte, kuantum bilgisayarların hayatımızın birçok alanında önemli bir rol oynayacağı öngörülüyor.

WhatsApp’ın çizim düzenleyici aracı yenilendi: İşte yeni tasarım

WhatsApp, kullanıcı deneyimini iyileştirmek ve iletişim araçlarını daha işlevsel hale getirmek için çizim düzenleyici aracında önemli bir yenilik yapıyor. Şu anda test aşamasında olan yeni tasarım, kolay erişim ve daha sezgisel bir arayüz sunarak kullanıcıların beklentilerini karşılamayı amaçlıyor.

Geçtiğimiz günlerde WhatsApp, gezinme çubuğunun tasarımını yenilemiş ve üst çubuğun rengini beyaz olarak değiştirmişti. Ancak şimdi, WhatsApp çizim düzenleyici aracını da güncelliyor. Android için WhatsApp beta 2.24.9.6 güncellemesiyle birlikte, çizim düzenleyici aracı yeni bir görünüme kavuşuyor. Yeni tasarımda, renk çubuğu ekranın üst kısmında bulunuyor. Ancak gelecekteki güncellemelerle birlikte, renk araçları ve fırça gibi özellikler ekranın alt kısmına taşınacak. Bu değişiklikler, kullanıcıların çizim araçlarına daha kolay erişim sağlamasını ve daha rahat bir şekilde kullanabilmesini amaçlıyor.

Yenilenen çizim düzenleyici aracı, kullanıcıların iletişimini daha da zenginleştirmeyi hedefliyor. Yeni özelliklerle birlikte kullanıcılara 24 varsayılan renk seçeneği sunulacak, bu da çizimlerin daha renkli ve çeşitli olmasını sağlayacak. Ayrıca, güncellenen çizim düzenleyici aracının performansı da artırılarak kullanıcıların daha akıcı bir deneyim yaşaması hedefleniyor.

Henüz test aşamasında olan bu yenilikler, WhatsApp kullanıcılarının iletişim deneyimini daha da geliştirmeyi amaçlıyor. Yenilenen çizim düzenleyici aracı, kullanıcıların mesajlaşma deneyimini daha eğlenceli ve etkileşimli hale getirerek WhatsApp’ı tercih edilen iletişim aracı haline getirmeyi hedefliyor.

92 ülkedeki iPhone kullanıcıları hacker tehdidi altında!

Apple, dün 92 ülkedeki iPhone kullanıcılarına, telefonlarının “paralı casus yazılımı” saldırısına hedef olabileceği konusunda uyarı gönderdi. Şirket, kimliği belirsiz saldırganların, iPhone’ları uzaktan ele geçirmeye çalıştığını tespit ettiğini duyurdu.

Uyarıda, “Apple Kimliğiniz ile ilişkili iPhone’unuz paralı casus yazılımı saldırısına hedef alındı. Bu saldırı muhtemelen kim olduğunuz veya ne yaptığınız nedeniyle size özel olarak yöneltilmiştir. Bu tür saldırıları tespit ederken kesinlik elde etmek imkansız olsa da, Apple bu uyarı konusunda yüksek bir güvene sahiptir – lütfen ciddiye alın” ifadeleri yer aldı.

Apple, bu tür uyarıları yılda birkaç kez gönderiyor ve 2021’den bu yana 150’den fazla ülkedeki kullanıcıyı tehditlerden haberdar etti. Geçen Ekim ayında ise Hindistan’daki bazı gazeteci ve politikacılara benzer bir uyarı gönderildi. Daha sonra, insan hakları savunucusu Amnesty International, casus yazılım üreticisi NSO Group’un casus yazılımı Pegasus’un Hindistan’daki önemli gazetecilerin iPhone’larında tespit edildiğini bildirdi. (Edindiğimiz bilgilere göre, Apple’ın son uyarı alanlar arasında Hindistan’daki kullanıcılar da bulunuyor.)

Seçimlerle ilgili olabilir mi?

Bu casus yazılım uyarıları, birçok ülkenin seçimlere hazırlandığı bir dönemde geliyor. Son aylarda, birçok teknoloji şirketi, hükümetlerin seçim sonuçlarını etkilemeye yönelik girişimleri konusunda kullanıcılarını uyardı. Ancak Apple’ın uyarılarında bu zamanlamanın nedenine değinilmedi.

Şirket, etkilenen müşterilere, “Bu bildirimi size göndermemize neden olan daha fazla bilgi sağlayamıyoruz, çünkü bu, paralı casus yazılımı saldırganlarının tespitten kaçınmak için davranışlarını uyarlamalarına yardımcı olabilir” açıklamasında bulundu.

Apple daha önce saldırganları “devlet destekli” olarak tanımlasa da, bu tanımları şimdi “paralı casus yazılımı saldırıları” ile değiştirmiş durumda.

Müşterilere gönderilen uyarıda ayrıca, “NSO Group’un Pegasus’u gibi paralı casus yazılımı saldırıları son derece nadirdir ve normal siber suçlu faaliyetlerinden veya tüketici kötü amaçlı yazılımlarından çok daha karmaşıktır” ifadesi yer alıyor.

Apple, bu tür saldırıları tespit etmek için yalnızca “dahili tehdit istihbaratı bilgileri ve araştırmalarına” güvendiğini söyledi. Şirket açıklamasında, “Araştırmalarımız asla kesinlik elde edemese de, Apple tehdit bildirimleri, bir kullanıcının paralı casus yazılımı saldırısıyla bireysel olarak hedef alındığına dair yüksek güvenli uyarılardır ve çok ciddiye alınmalıdır” ifadelerine yer verdi.

Elon Musk: yapay zeka bu yılın sonunda insanlardan daha akıllı olacak!

Milyarder girişimci Elon Musk, gelecek yılın sonuna kadar yapay zekanın insan zekasını geride bırakacağını iddia ediyor. Musk’a göre, teknolojinin elektrik ve donanım taleplerini karşılayabilmesi halinde, yapay zeka modellerinin kapasitesi insan zekasını geçecek.

Tesla, SpaceX ve X’in yöneticisi olan Musk, Pazartesi günü Norges Bank Yatırım Yönetimi CEO’su Nicolai Tangen ile yaptığı bir röportajda, gelecek beş yıl içinde yapay zekanın muhtemelen insanların yeteneklerini aşacağını iddia etti. Musk, yapay genel zeka adını verdiği ve herhangi bir alandaki en yetenekli bireyleri bile yenebilecek kadar güçlü olan yapay zeka araçlarının geliştirilmesi konusunda sürekli iyimser olduğunu belirtti.

zeka

Musk‘un bu tahmini, daha önce kendisinin ve diğerlerinin yapay zeka gelişimi için öngördüğü zaman çizgisinin ötesine geçiyor. Musk, geçen yıl tam akıllı yapay zekaya (AYZ) 2029 yılına kadar ulaşılacağını tahmin etmişti. Ancak son 18 aydaki hızlı gelişmeler, yapay zekanın sınırlarını beklenenden daha hızlı bir şekilde ileri taşıdı. Bu gelişmeler arasında video oluşturma araçlarının ve daha yetenekli sohbet robotlarının piyasaya sürülmesi de bulunuyor.

Ancak, gelişimin hızı Nvidia tarafından üretilen mikroçiplerin tedarikindeki darboğaz nedeniyle yavaşladı. Musk‘a göre, bu kısıtlamaların hafiflemesiyle birlikte yeni yapay zeka modellerinin gelişiminde ilerleme sağlanacak.

Musk‘un yapay zeka girişimi xAI‘nin, GPT-4’ten daha iyi olması gereken ikinci bir versiyonunu eğittiği belirtiliyor. Musk, xAI’ye daha fazla zaman ve kaynak ayırdığını ve şirketin OpenAI ile rekabet edebilmek için milyarlarca dolar toplamaya çalıştığını söyledi.

Elon Musk, son on yılda yapay zeka alanında merkezi ve tartışmalı bir rol oynadı. 2015 yılında OpenAI’nin kurucu ortağıydı ancak 2018‘de şirketten ayrıldı. Son olarak, Mart ayında OpenAI ve eski ortağı Sam Altman’a karşı bir dava açarak, şirketin insanlığın yararına yapay zeka oluşturma misyonunu tehlikeye attığını iddia etti; ancak OpenAI bu iddiayı şiddetle reddetti.

Dijital dönüşümde stratejik iş birliği!

Çevreci teknoloji yatırımları ve projeleri ile sürdürülebilir dijital dönüşümü amaçlayan Türk Telekom, Schneider Electric ile sürdürülebilirlik, verimlilik ve ayrıca 5G sayesinde endüstrilerin dijitalleşmesi odaklı otomasyon ve yazılım çözümleri ile enerji yönetimi teknolojilerini kapsayan stratejik bir iş birliğine imza attı. Endüstriyel Otomasyon alanında kurumsal müşterilere uçtan uca sağlanacak çözümleri içeren anlaşma, iki firmayı 5G hazırlık sürecinde de dijital dönüşüm ve sürdürülebilirlik alanlarında stratejik iş ortağı olarak konumlandırırken Türkiye’nin uzun vadeli endüstriyel stratejilerine katkıda bulunmayı amaçlıyor.

Türk Telekom Pazarlama ve Müşteri Deneyimi Genel Müdür Yardımcısı Zeynep Özden, “Türkiye’nin dijital dönüşümüne liderlik eden bir kurum olarak, sürdürülebilir bir gelecek için teknoloji alanındaki birikimimizi hayatın tüm alanlarına yansıtacak çevresel ve sosyal alanlarda öncü adımlar atıyoruz. Güçlü fiber altyapımızla Türkiye’de 5G’ye en hazır operatör olarak, bugün ve gelecek için, ürün ve servislerimizi yeni nesil teknolojiler ile zenginleştirmeye devam ediyoruz. İşletmelerimizin ve endüstrilerin dijitalleşmesine destek vererek ekonomik büyümelerinde etkin rol alıyoruz. Bu kapsamda; Schneider Electric ile endüstrilerin sürdürülebilirlik ve verimlilik hedeflerine ulaşmaları için sağladığımız hizmetleri artırmak amacıyla; endüstriyel otomasyon ve enerji yönetim teknolojilerini kapsayan stratejik iş birliğimizin önemli olduğuna inanıyoruz” dedi.

Endüstrilerin sektörel ihtiyaçlarını tek merkezden karşılayacak

Yapılan iş birliği ile kurumsal müşterilerine uçtan uca çözüm sağlamayı amaçlayan Türk Telekom, Endüstriyel Otomasyon, Enerji Yönetimi, Dijital Dönüşüm dikeylerinde Schneider Electric ile iş ortaklığı yapacak. Türk Telekom telekomünikasyon sektöründeki liderliği ve tecrübesiyle, 5G ve ötesi haberleşme alt yapıları için yürütmekte olduğu çalışmalarını, endüstrilerin sektörel ihtiyaçlarını tek merkezden karşılayacak şekilde genişletecek. Kestirimci Bakım, Dijital İkiz, Robotik Sistemler, Üretim Yönetim Sistemleri, Bina Yönetimi Çözümleri, Enerji Kaynakları Yönetimi Çözümleri gibi pek çok farklı dikeyde endüstriyel otomasyon çözümlerini, 5G tabanlı mobil özel şebeke teknolojileri uçtan uca sunacak.

Yenilikçi otomasyon çözümleri

Schneider Electric Türkiye, Orta Asya Bölgesi Dijital Enerji ve Secure Power İş Birimi Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Sağlam, “Bugün binalardan veri merkezlerine, endüstriyel tesislerden enerji altyapılarına kadar her segmentte dönüşümü tetikleyen IoT, otomasyon, dijital ikiz gibi teknolojiler, 5G bağlantısının yaygınlaşması ile yeni bir boyut kazanacak. Birçok yeni cihaz, hizmet ve uygulama kullanıma sunulacak. 186 yıllık köklü ve küresel bir deneyime sahip Schneider Electric olarak IoT özellikli, açık mimari ve platformumuz EcoStruxure, güçlü agnostik yazılım portföyümüz ve bu alanda uzman şirketimiz AVEVA ile birlikte bu dönüşüme liderlik etmeyi bir misyon olarak ele alıyoruz. Dünyanın önde gelen bağımsız yazılım şirketleriyle iş ortaklıkları aracılığıyla da müşterilerimizin yenilikçi otomasyon çözümlerinden yararlanmalarına yardımcı oluyoruz. Böylece dijital ve inovatif çözümlerle müşterilerimizin kârlılığı ve güvenilirliğini garanti altına alırken, verimlilik ve karbondan arındırma odaklı bir strateji ile de sürdürülebilir bir değer sunuyoruz. Bu doğrultuda çalışmalarımıza güç katmak ve ülkemizin ve bölgenin dönüşümüne hizmet etmek üzere Türk Telekom ile stratejik bir iş birliğine imza atıyoruz. Kapsamı ve yaratacağı değer ile alanında ilk olacak bu iş birliğiyle Türkiye’nin dijital ve sürdürülebilir gelişimine hız katacağız” dedi.

Türk Telekom, çevreci teknoloji yatırımları ve projeleri ile sürdürülebilir dijital dönüşümü amaçlarken Schneider Electric ile Enerji ve Sürdürülebilirlik alanını da kapsayan stratejik iş ortaklığına imza attı. Çevre, su ve iklim değişikliği alanlarında çalışmalarıyla sektöre katkı sunan Schneider Electric, Türkiye’nin sürdürülebilirlik ve dijital dönüşüm eylem planlarına katkı sunacak geliştirmelerini Türk Telekom ile birlikte yapacak.

Apple, yapay zeka modelini eğitmek için Shutterstock ile anlaştı!

Teknoloji devi Apple, yapay zeka (yapay zeka) modellerini eğitmek için stok içerik platformu Shutterstock ile milyonlarca dolarlık bir anlaşma imzaladı. Bu anlaşma, Apple’ın yapay zeka teknolojisini yeni bir seviyeye taşıma hırsının altını çiziyor.

Yapay zekanın potansiyelini ortaya çıkarmak için veriler kritik öneme sahip. Apple’ın Shutterstock ile yaptığı anlaşma, şirketlerin yapay zeka yarışında başarı elde etmek için geniş ve çeşitli veri setlerine erişim sağlamanın ne kadar önemli olduğunu vurgulamaktadır. Shutterstock’un sahip olduğu yüz milyonlarca fotoğraf, resim, video ve müzik dosyası, Apple’ın yapay zeka modellerine muazzam bir öğrenme kaynağı sunacak.

Anlaşmanın kapsamı

Anlaşmanın maliyetinin 25-50 milyon dolar arasında olduğu tahmin ediliyor. Bu rakam, yapay zeka eğitimi için veri ihtiyacının artmasıyla birlikte ortaya çıkan yeni bir pazarın boyutunu da ortaya koyuyor. Apple’ın yanı sıra teknoloji devi Meta, Google ve Amazon’un da Shutterstock ile benzer anlaşmalar yapması, bu pazarın rekabetçi yapısını gözler önüne seriyor.

Yapay zekanın geleceğine yön veren işbirliği

Apple’ın bu hareketi, gelecekteki yapay zeka uygulamaları için önemli adımlardan biri olarak değerlendiriliyor. Shutterstock ile el ele verilen bu işbirliği, Apple’ın yapay zeka asistanı Siri’nin yeteneklerini geliştirmesine ve Apple ürünlerindeki yapay zeka tabanlı özellikleri güçlendirmesine olanak tanıyacak.

Uzmanlar, yapay zeka teknolojisinin muazzam bir ekonomik potansiyele sahip olduğunu belirtiyor. Büyük teknoloji şirketlerinin yapay zeka eğitim verileri için on milyonlarca dolar harcamaya hazır olması, bu görüşü destekliyor. Bu durum, yapay zeka tabanlı çözümlerin önümüzdeki yıllarda katlanarak büyüyen bir pazar yaratacağını işaret ediyor.

Apple’ın Shutterstock ile yaptığı anlaşma, yapay zeka alanındaki rekabetin kızıştığını gösteriyor. Bu anlaşma, Apple’ın yapay zeka teknolojisini geliştirmesinde önemli bir adım olarak değerlendiriliyor ve gelecekteki yapay zeka uygulamalarına öncülük edebilecek potansiyele sahip.

.

Beyin implantı yarışında yeni hamle: Synchron klinik deneye başlıyor!

Elon Musk’ın Neuralink girişimine rakip olan Synchron, beyin implantı cihazı için gerekli olan büyük ölçekli klinik deney için hasta toplamaya başladı. CEO Thomas Oxley, Pazartesi günü başlayacak çevrimiçi kayıtla düzinelerce katılımcıyı araştırmaya dahil etmeyi planladıklarını ve 120 klinik araştırma merkezinin çalışmaya ilgi gösterdiğini açıkladı.

Synchron’un cihazı, Neuralink’ten farklı olarak cerrahi işlem yerine beyne yerleştirilen bir damar yoluyla beyne iletiliyor. Şirket, Temmuz 2021’de ABD’den ön testler için izin almış ve altı hastaya implantasyon gerçekleştirmiş. Avustralya’da yapılan ön testlerde de herhangi bir yan etki görülmemiş.

Synchron, daha büyük bir çalışmaya başlamadan önce ABD Gıda ve İlaç İdaresi’nden (FDA) izin bekliyor. Oxley, şirketin ALS, felç ve multipl skleroz hastalarını da araştırmaya dahil etmeyi planladığını söyledi.

New York’taki Mount Sinai, Buffalo Üniversitesi Nöroşirürji ve Pittsburgh Üniversitesi Tıp Merkezi (UPMC) ön çalışmada işbirliği yapıyor. UPMC’den Dr. David Lacomis, ekibinin hala ön insan testlerine katıldığını ve çalışmanın iyi gittiğini belirtti. Buffalo Üniversitesi’nden Dr. Elad Levy ise “Sitemiz ilk ve tek inme hastasını kaydetmiştir, çünkü bunun fayda sağlayabilecek önemli bir popülasyon olduğunu düşünüyoruz” dedi.

Synchron ve Neuralink, beyin-bilgisayar arayüzü (BCI) cihazları olarak adlandırılan bir alanda rekabet ediyor. Bu tür cihazlar, bilgisayarlarla doğrudan iletişim kurmak için beyne nüfuz eden veya yüzeyine oturan elektrotlar kullanıyor. Hiçbir şirket BCI beyin implantı pazarlamak için nihai FDA onayı almamıştır.

Synchron’un cihazı, Neuralink’in aksine, invaziv olmayan bir testle hastaların implantasyona uygun olup olmadığını belirlemeyi mümkün kılıyor. Bu da Synchron’un pazarını genişletmesine imkan sağlayabilir.

Synchron, Mayıs ayında üretimi artırmak için tıbbi bileşen üreticisi Acquandas’ın hisselerini satın aldı. Reuters’in haberine göre Musk geçmişte Synchron’a yatırım konusunda yaklaşmıştı.

Google’ın dev satın alma planı sıkıntı çıkarabilir!

Teknoloji devi Google’ın ana şirketi Alphabet, ABD ve Avrupa Birliği’nde düzenleyici kurumların yakın takibinde bulunuyor. Şirketin pazarlama yazılımı alanında faaliyet gösteren ve 34 milyar dolarlık piyasa değerine sahip olan HubSpot’u satın alma planları, düzenleyicilerin dikkatini çekiyor. Ancak Google’ın bu satın alım kararını vermeden önce ihtiyatlı davrandığı ve düzenleyici kurumlardan çekindiği belirtiliyor. Son bilgilere göre, Google henüz satın alımın antitröst risklerini araştırmakta ve kararını vermemiş durumda.

Google’ın bu satın alım girişimi, antitröst endişelerine yol açabilir. Ancak çoğu uzman ve analist, Google’ın bu adımının rekabeti engelleyici olmayacağını düşünüyor. HubSpot, müşteri ilişkileri yönetimi (CRM) yazılımı sektöründe faaliyet gösteriyor ve bu alanda Salesforce, Adobe, Microsoft ve Oracle gibi büyük oyuncular bulunuyor. Araştırma şirketi Gartner’a göre, HubSpot’un pazar payı yüzde 4,9 iken diğer büyük şirketlerin payları yüzde 15 civarında seyrediyor.

Ancak, ABD ve Avrupa düzenleyici kurumlar artık teknoloji devlerinin satın almalarını sıkı bir şekilde denetliyor. Uzmanlar, Google’ın HubSpot’u satın alma planı halinde yoğun bir inceleme ve muhtemelen mahkeme süreciyle karşılaşabileceğini öngörüyor. Zira Google zaten ABD’de açılan iki davada çevrimiçi arama alanındaki hakimiyeti ve dijital reklamcılık pazarını tekelleştirmesiyle suçlanıyor. Aynı zamanda Avrupa Birliği’nde de Dijital Piyasalar Yasası’na aykırı hareket ettiği gerekçesiyle soruşturma altında bulunuyor.

Bu durum, Google’ın önündeki engellerin arttığını gösteriyor. Ancak şirketin, rekabetin korunması ve düzenleyici uyumun sağlanması yönünde adımlar atmaya devam etmesi bekleniyor. Bu süreçte, Google’ın hem iş stratejilerini gözden geçirmesi hem de düzenleyici kurumlarla iş birliği yaparak mevcut yasalara uyum sağlaması gerekebilir. Bu durumda, Google’ın HubSpot’u satın alma sürecindeki ilerleyişi, sadece şirketin değil, genel olarak teknoloji sektörünün geleceğini de etkileyebilir.

Çipli kimlik kartları ehliyet, pasaport ve farklı uygulamalar için kullanılabilir!

0

İçişleri Bakanlığı‘nın 1 Ocak 2017 tarihinden itibaren yeni çipli kimlik kartlarına geçilmesi gerekliliğini duyurmasının ardından bugün yaklaşık 80 milyon kişi yeni kimlik kartını kullanmaya başladı.  

Yeni çipli kimlik kartlarında temaslı ve temassız olmak üzere birbirinden bağımsız iki adet çip bulunuyor. Temaslı, yani kart yüzeyinde kontak kısmı görünen çip, kontak kısmından bir cihaza bağlanarak kullanılabiliyor. Elektronik Kimlik Uygulaması, Kimlik Doğrulama Uygulaması, Elektronik İmza Uygulaması, Acil Sağlık Bilgisi Uygulaması, Ehliyet uygulamasının yanı sıra sonradan yüklenebilecek dört farklı uygulama çipte bulunuyor.  Temassız yani görünmeyen gömülü çip yakın temas özelliği olan cihazlarla kullanılabiliyor. Pasaport, temassız (görünmeyen) çip uygulaması olarak öne çıkıyor.

Temaslı çip çok daha güvenli

Çipli kimlik kartları ehliyet, pasaport ve farklı uygulamalar için kullanılabilir!

Yeni çipli kimlik kartlarının dijital entegrasyonunu sağlayarak, kamu kurumlarında ve özel sektördeki pek çok alanda kimlik doğrulama işlemini gerçekleştirmeye imkân sağlayan mobil kart erişim cihazı biOnay’ın Kurucu Ortağı Ümit Yaşar Usta, çipli kimlik kartlarının özellikleriyle ilgili şunları söylüyor: “Pasaport (temassız) uygulama her ne kadar uluslararası standartlara (ICAO) uygun olsa da sadece Azerbaycan, KKTC, Gürcistan, Ukrayna ve Moldova gibi anlaşmalı ülkelerde geçerli. Diğer tüm uygulamalar temaslı çipte. Temaslı çip çok daha güvenlikli. PIN ve parmak izi doğrulama mevcut. Temaslı çipte kimlik doğrulama ve e-imzayı zaten kullanıyoruz. Ehliyet ve acil sağlık uygulamaları çalışıyor ama henüz kullanılmıyor. Ayrıca temaslı çipte dört ekstra uygulama alanı var. Mesela bir tanesi ödeme olabilir. Bunlar zamanla hayata geçecek uygulamalar.”

Meta, Llama 3’ün küçük sürümünü önümüzdeki hafta yayınlayabilir!

Meta, büyük dil modeli Llama 3‘ün yeni bir sürümünü beklenenden önce piyasaya sürebilir. The Information‘ın raporlarına göre, bu yeni model, önümüzdeki hafta içinde küçük bir versiyonla kullanıcılara sunulabilir. Tam açık kaynaklı modelin ise Temmuz ayında çıkması planlanıyor ve Claude 3 ve GPT-4 gibi rakip modellerle rekabet edebilecek yetenekte olduğu iddia ediliyor.

Instagram’ın sahibi olan Meta, Llama ve diğer yapay zeka modellerini eğitmek için büyük yatırımlar yapıyor. Bu çabalar arasında Nvidia’dan yüz binlerce H100 GPU satın alma gibi girişimler de bulunuyor.

Meta Llama 3, Claude Haiku veya Gemini Nano gibi modellerle rekabet edebilecek küçük boyutlu bir dil modelinden, GPT-4 veya Claude Opus gibi daha büyük tam yanıt ve muhakeme yeteneklerine sahip modellere kadar geniş bir yelpazede çeşitli boyutlarda gelecek. Ancak, Llama 3 hakkında detaylı bilgi bulunmamakla birlikte, açık kaynak kodlu olması ve metin ve görsel girdileri anlayabilen çok modlu bir model olması bekleniyor.

Meta Llama 3 farklı boyutlarda bir dizi sürümü olması muhtemel, bu da 7 milyar parametrelik küçük versiyonlardan 100 milyardan fazla parametre içeren büyük versiyonlara kadar değişebilir. Ancak, bu parametre sayısı hala GPT-4’ün eğitimi için kullanılan trilyonlarca parametreden daha küçük olacak.

Selefinin aksine, Llama 3’ün aşırı ılımlılık kontrolleri ve katı korkuluklar nedeniyle eleştirilere neden olan daha az ihtiyatlı bir yaklaşıma sahip olması bekleniyor.

Meta’nın bu yeni dil modeliyle ilgili detaylar, önümüzdeki hafta piyasaya sürülecek olan küçük versiyonunun kullanıcılar tarafından erken denendiğinde daha fazla netlik kazanacak.

Türkiye’de yapay zeka yasası ne zaman çıkacak? 

0

Son yıllarda yapay zeka teknolojisi finanstan sanata, eğitimden güvenliğe kadar birçok alana damgasını vurdu. Dünyayı değiştiren bu teknolojiyle ilgili hukuki düzenlemelerin ilkini Avrupa Birliği Mart ayında onayladı. Türkiye’de ise henüz bir düzenleme yok. Gelecekte yapay zekanın hukuk alanında çok etkin olacağını, davalarda kullanılacağını ancak son sözü yine insanın söyleyeceğine dikkat çeken Bahçeşehir (BAU) Üniversitesi İdari Hukuku Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Yayla, ülkemizde yapay zeka düzenlemesinin bir an önce yapılması gerektiğini vurguladı. Yayla, konunun 16-17 Nisan’da yapılacak Future AI Summit 24’te de ele alınacağını ifade etti.

Yapay zekanın hukuki statüsü hakkında çalışmalar yapılıyor

Bahçeşehir (BAU) Üniversitesi İdari Hukuku Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Yayla
Bahçeşehir (BAU) Üniversitesi İdari Hukuku Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Yayla

Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi başta olmak üzere, kamu kurum ve kuruluşları ile üniversitelerin yapay zekanın hukuki statüsü hakkında çalışmalar yaptığını belirten Prof. Dr. Ahmet Yayla, ülkemizde düzenleme konusunda henüz yeterli ve somut adımın atılmadığını belirtti. Her geçen gün gelişen yapay zeka teknolojisiyle ilgili yasanın, mutlaka bir an önce hazırlanması gerektiğini vurgulayan Yayla, şunları söyledi:  “Yapay zeka sistemleri büyük miktarda veriye dayanarak birtakım kurallar koyabiliyor. Bu kurallara dayanarak da hukuki sonuç doğuran kararlar alabiliyor. Bu kararlar temel hak ve hürriyetleri ilgilendirebilir. Örneğin güvenlik açısından sakıncalı olabilecek kişileri tespit etmek için kullanılacak bir yapay zeka sistemi, kişi hürriyeti ve güvenliğini ilgilendirecektir. İşe alımlarda başvuran kişiler arasından en uygun olanı seçmek için kullanılacak bir yapay zeka sistemi, çalışma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurabilir. Temel hak ve hürriyetleri sınırlandırabilmesi Anayasamıza göre ancak kanunla mümkün olabilir. Şu halde, bir yapay zeka yasasına ihtiyaç vardır.”

Avrupa Birliği yapay zeka ile manipülasyonu yasakladı

Avrupa Birliği’nin (AB) uzun bir çalışma sonrasında yasal düzenleme yaptığını belirten Prof. Dr. Ahmet Yayla, bilinçaltı mesajlar vererek kişileri manipüle edecek yapay zeka sistemlerinin tamamen yasaklandığını söyledi.  Diğer yapay zeka sistemleri arasında da konularına göre yüksek riskli sistemler ve bu nitelikte olmayanlar bakımından ayırım yapıldığını vurgulayan Yayla, ülkemizde yapılacak düzenleme için bu çalışmanın kılavuz olabileceğini söyledi.

Yapay zeka ile ilgili hazırlanacak kanunda mutlaka yapay zekanın öğrenme aşamasına ilişkin etkin bir denetimi sağlayacak hükümlerin de bulunması gerektiğine dikkat çeken Yayla, “Öğrenme aşamasında kullanılan verilerin sıhhati, sistemin işleyişinde hukuka aykırı hareket etme ihtimalini asgari seviyeye indirebilmek bakımından zorunludur. Örneğin; bir yapay zeka sistemine geçmişe ilişkin verileri olduğu gibi denetimsiz biçimde aktardığımızda cinsiyetçi ya da ırkçı kararlar veren bir sistem elde etmemiz kaçınılmaz. Çünkü, bugüne kadar insanlığın biriktirdiği verilerde ayırımcılık var.” dedi.

Yapay zeka sistemleri yargıda kullanılabilir

“Basit uyuşmazlıklar haricinde gerçek kişi olan yargıç ve diğer hukukçuların içinde olmadığı bir yargılama faaliyeti düşünülemez” diyen Yayla, yargılamada araç olarak yapay zeka sistemlerinin kullanılabileceğini belirtti. Yayla, Amerika Birleşik Devletleri’nde, son karar yargıca ait olmak kaydıyla, hükümlülerin tekrar suç işleme ihtimaline ilişkin değerlendirmede yapay zeka sisteminden yararlanıldığını söyledi.

Son söz insanın olacak

Yapay zekanın kısa, orta ve uzun vadede yargıda daha yaygın kullanılacağını ifade eden Yayla, tüm aşamalarda son sözü söyleyecek olanın insan olacağına vurgu yaptı. Yayla, yapay zekanın kısa vadede özellikle uyuşmazlıkla ilgili emsal yargı kararlarının araştırılması, öğretinin görüşlerinin tespit edilmesi, yargılamaya ilişkin bazı belgelerin oluşturulması gibi işlerde rol oynayacağını belirtti. Orta vadede bazı uyuşmazlıkların çözümünün tek başına yapay zeka sistemlerine bırakılacağını, uyuşmazlık hakkında mahkemelerin ne yönde karar vereceğini öngörmenin mümkün olacağını da söyleyen Yayla, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi hakimlerinin kararlardaki görüş yazılarından hareketle önceden belirli bir uyuşmazlıkta nasıl bir karar verileceğini tespit eden bir yapay zeka sisteminin geçmişte denendiğini söyledi. Prof. Dr. Ahmet Yayla uzun vadede yaşanacak olanlarla ilgili ise şu öngörüde bulundu: “Uzun vadede yargılamaya ilişkin işlemlerin büyük bölümünün yapay zeka sistemlerine bırakılması söz konusu olabilir. Ancak yargılamanın tümüyle yapay zekaya devredildiği bir gelecek öngörmüyoruz. Yargılamada son söz mutlaka gerçek hukuk süjelerine bırakılmalıdır. Yani insan her zaman devrede olmalıdır. Buna öğretide ‘Human in the loop’ (döngüde bir insanın olması şartı) diyorlar. İnsan onuru, ‘insan dışı yapay bir varlığın’ alacağı kararlara tabi olmamayı, onun tahakkümü altına girmemeyi gerektirir.”

Dava süreleri kısalacak

Yapay zekanın davaların hızlı sonuçlanmasında olumlu bir katkısı olacağını ifade eden Prof. Dr. Ahmet Yayla, “Bir davanın hazırlanması aşamasında mevzuat ve içtihad taraması, dilekçelerin bazı bölümlerinin ve diğer gerekli metinlerin hazırlanması, bazı delillerin tespiti gibi zaman alan ve uyuşmazlığın esasına ilişkin nitelikli hukuki muhakeme gerektirmeyen işlerin yapılması gerekmektedir. Yapay zeka sistemleri bu işlerin hızlı biçimde yapılmasını sağlayarak davaları hızlandıracaktır” dedi.

Yapay zeka ve hukuk konusu Bahçeşehir Üniversitesi’nin ev sahipliğini yapacağı Future AI Summit’24’te de konuşulacak. Yapay zeka alanında çalışma yapan yerli ve yabancı uzmanları bir araya getirecek  zirvede, hukuk dışında, tarım, eğitim, sağlık, finans, pazarlama, mühendislik, yazılım, tarım, savunma sanayi, kreatif endüstriler, üretim ve lojistik alanlarında yapay zekanın kullanılması ve gelecekte öngörülen tablo konuşulacak. Microsoft, İntel, Microsoft, Huawei, Arçelik gibi 50’den fazla firmasının stant açacağı zirvede tarım alanında faaliyet gösteren bazı markalar da yer alacak.

Güneş tutulması internet trafiğini düşürdü!

Güneş tutulması, internet kullanıcılarını ekranlarından uzaklaştırarak çevrimdışı bir deneyime yönlendirdi. Cloudflare’in verilerine göre, Maine, New Hampshire ve Ohio gibi eyaletlerde internet trafiği tutulma sırasında yüzde 40 veya daha fazla düşüş yaşadı.

Meksika, Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada’nın bazı bölgelerinde güneşin ışığını engelleyen ay, online kullanıcıları gökyüzündeki olağanüstü gösteriye odaklanmaya davet etti.

Cloudflare, dünya genelindeki web sitelerinin yaklaşık yüzde 20’si tarafından kullanılan bir bulut bilişim hizmeti olarak, izleyicilerin gerçek dünya deneyimini takip etmek için dijital cihazlarına ara verdiği sırada internet trafiğinin düştüğünü tespit etti.

En büyük düşüşlerin yaşandığı eyaletler arasında Vermont, Arkansas, Indiana, Maine, New Hampshire ve Ohio yer alıyor. Cloudflare, bu eyaletlerde internet trafiğinin tutulma sırasında yüzde 40 ila yüzde 60 oranında düştüğünü belirtti.

Diğer yandan kısmi manzaraya sahip eyaletlerde de internet aktivitesinde azalmalar gözlendi. Örneğin, New York’taki internet trafiği, Doğu saatiyle 15:25’te bir önceki haftaya kıyasla yüzde 29 oranında azaldı.

110 mil genişliğindeki bütünlük yolu, Meksika’nın Mazatlán kentinden Montreal’e kadar uzanıyor ve tutulma bölgesinde yer alan bölgelerde internet trafiğinin azaldığı gözlendi. Örneğin, Meksika’nın Durango eyaletinde internet trafiği yüzde 57 azalırken, Mexico City’de yüzde 22 azaldı.

Güneş tutulmasının süresi konuma göre değişti; bazı bölgelerde dört dakikadan fazla sürerken bazılarında sadece bir ya da iki dakika sürdü.

Tam güneş tutulması Kanada’nın doğu kıyısı açıklarında sona erdi ve Prens Edward Adası’nda yerel saatle 16:35’te trafik yüzde 48 oranında azaldı. Güneş tutulması, insanların gözlerini gökyüzüne dikmelerini sağlayarak dijital dünyadan uzaklaşmalarına neden oldu.

Dimensity 9400: Akıllı telefonlarda yeni bir devir mi başlıyor?

Teknoloji devi Mediatek, son zamanlarda yaklaşmakta olan amiral gemisi işlemcisi Dimensity 9400 ile dikkatleri üzerine çekiyor. İşte bu yeni işlemci, akıllı telefon dünyasında bir dönüm noktası olabilir. Gelen bilgilere göre, Dimensity 9400, bugüne kadar üretilen en büyük işlemci olacak ve akıllı telefon endüstrisinde heyecan uyandırıyor.

Bu yeni çipsetin, 150 mm² zar alanına ve 30 milyardan fazla transistöre sahip olacağı iddia ediliyor. Bu, Dimensity 9300‘de bulunan transistör sayısından %32 daha fazla bir artış anlamına geliyor. Büyük zar alanı, daha yüksek önbellek ve daha büyük Nöral İşlem Üniteleri gibi özelliklerin eklenmesine olanak tanıyarak performansı artırabilir. Ancak, bu büyüme doğal olarak maliyeti de artırırken, Dimensity 9400‘ün, Mediatek‘in şimdiye kadar ürettiği en pahalı akıllı telefon işlemcisi olabileceği söyleniyor.

Dimensity 9400‘ün performansıyla ilgili iddialar da oldukça cesaret verici. Geekbench 5 testine göre 1900/8500 ve Geekbench 6 testine göre 2800/10000 puanın üzerinde skor elde edeceği tahmin ediliyor. Ayrıca, GPU tarafında ARM‘ın yeni nesil grafik işlemcisi sayesinde, önceki nesillere göre %20’lik bir performans artışı ve verimlilik sağlayarak Qualcomm‘un Snapdragon Gen 4‘ünü geride bırakabilir.

Ancak, Dimensity 9400‘ün geliştirilme sürecinde bazı zorluklarla karşılaşıldığı da belirtiliyor. Özellikle, ARM‘ın yeni Cortex-X5 çekirdeklerinden kaynaklanan ısınma sorunları yaşandığı aktarılıyor. Ancak, Mediatek‘in bu sorunu çözmek için kalıp boyutunu artırarak bir çözüm bulduğu düşünülüyor.

Tüm bu bilgiler ışığında, Dimensity 9400‘ün akıllı telefon endüstrisinde bir devrim yaratabileceği düşünülüyor. Detaylar ve performans testleriyle ilgili daha fazla bilgi beklenirken, bu işlemcinin sektördeki standartları yeniden belirleyebileceği umuluyor.