İş Bankası ve F-Ray FinTech’ten sermaye piyasalarına yönelik iş birliği!

İş Bankası, Workup Girişimcilik Programı 10. dönem mezunlarından F-Ray FinTech ile finansal okuryazarlığın artırılmasına ve borsa yatırımcılarına nitelikli, hızlı bilgi sunmaya katkıda bulunacak bir iş birliğine imza attı.

F-Ray FinTech tarafından geliştirilen “İş’in Temeli Analiz Platformu”, hisse senetlerinin detaylı bilanço analizlerine, kapsamlı filtreleme ve puanlama seçeneklerine, sektörel analizlere, halka arz ve temettü bilgileri gibi onlarca farklı analiz aracına görselleştirme teknikleriyle, hızlı ve kolay erişim sağlıyor. Böylelikle yatırım kararlarının bilgiye dayalı olarak şekillendirilmesine katkıda bulunuyor.

Türkiye İş Bankası ile F-Ray FinTech arasındaki iş birliğiyle tüm İş Bankası müşterileri, Borsa İşlem Platformu’na giriş yaptıktan sonra “İş’in Temeli” uygulamasına ücretsiz olarak erişebiliyor.

İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran konuyla ilgili yaptığı açıklamada, finansal teknoloji alanındaki yenilikçi yaklaşımlarını sürdürdüklerini belirterek, yatırımcılara finansal okuryazarlık konusunda destek olmak, finansal bilgiye erişimi artırmak ve yatırım kararlarını bilinçli bir şekilde alabilmelerine yardımcı olmak amacıyla bu platformu hayata geçirdiklerini söyledi. Platformda iş birliği yaptıkları teknoloji girişiminin aynı zamanda İş Bankası Workup Girişimcilik Programı mezunu olmasından iftihar duyduklarını ifade eden Aran, “Girişimcilerimizin, yol arkadaşlarımızın başarıları bizi gururlandırıyor ve iş birliğimizin bu tür inovatif çözümlerle meyvesini vermesi, Türkiye’nin finansal teknoloji alanındaki ilerlemesine katkıda bulunuyor. Kendisi de bir girişim olarak hayata geçen ve bu yıl 100. Kuruluş yıldönümünü kutlayacak olan Bankamız hem girişimcilik ekosistemini besliyor hem de ekosistemden besleniyor” dedi.

Riot Games, 530 çalışanını işten çıkardı: Oyun sektöründe yeni bir kriz mi?

Riot Games, League of Legends’un geliştiricisi olarak bilinen şirket, son günlerde aldığı radikal kararlar ve yaşadığı stratejik değişikliklerle gündemi meşgul ediyor. Toplam iş gücünün yaklaşık yüzde 11’ine denk gelen 530 çalışanını işten çıkaran Riot Games, bu adımın “hissedarları yatıştırmak için” değil, “bir gereklilik” olduğunu açıklıyor.

Şirketin CEO’su A. Dylan Jadeja, paylaşılan bir mektupta, Riot Games‘in 2019 yılından bu yana büyük yatırımlar yaptığını, portföyünü genişlettiğini ve hızlı bir şekilde büyüdüğünü vurguluyor. Ancak, bu büyümenin beklenen getiriyi sağlamadığını belirten Jadeja, şirketin odak noktasının belirsiz olduğunu ve maliyetlerin sürdürülemez bir seviyeye ulaştığını ifade ediyor.

Riot Games, işten çıkarılan her çalışana en az altı aylık maaş, nakit ikramiye ve bir dizi yan hak ve destek sunarak, bu zorlu süreci bir nebze olsun hafifletmeye çalıştığını duyuruyor. Bu “ayrılık paketi“, işten çıkarmaların etkilerini en aza indirmeyi amaçlıyor.

Şirketin stratejik değişiklikleri kapsamında, Riot Forge adlı şirketin de kapatılacağı açıklanıyor. Forge, Riot IP’sini kullanarak üçüncü taraf stüdyolardan oyunlar üretmeyi amaçlayan bir yayıncılık şirketiydi. Riot Games, gelecekte odaklanacağı projeler arasında ise League of Legends, Valorant, Teamfight Tactics ve Wild Rift‘i vurguluyor.

İşten çıkarmaların yanı sıra, Legends of Runeterra oyununa devam edilecek ancak ekibin küçültülerek Path of Champions‘a odaklanılacağı açıklanıyor. Riot Games‘in aldığı bu kararlar, zaten zor durumda olan oyun sektörüne bir darbe daha vurarak geçtiğimiz yılki toplu işten çıkarmaların etkilerini artırıyor. Sektör genelindeki iş kayıpları 2024’ün ilk ayında hızla artarken, Riot Games‘in bu adımları, oyun dünyasında yaşanan trajik eğilimi daha da derinleştiriyor. Konuyla ilgil Riot Games’in açıklamasına ulaşmak için tıklayın

Yapay zekâ ve bulut yarışında AWS’den dev Japonya yatırımı!

0

Amazon’un bulut bilişim kolu AWS geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada Japonya ve Asya bölgesindeki bulut altyapısını, bilgi işlem hizmetlerini ve yapay zekâ kapasitesini artırmak için Japonya’ya 15 milyar dolar yatırım yapacağını duyurdu. Seattle merkezli bulut devi AWS, Japonya’nın Tokyo ve Osaka şehirlerinde AWS ürün ve hizmetlerinin kullanılabilirliğini artırmak için milyarlarca dolar harcayacak.

AWS Japonya Başkanı Tadao Nagasaki Tokyo’da düzenlenen bir basın toplantısında, “AWS’nin yatırımlarını genişletmesi, Japonya’daki verileri denizaşırı ülkelere götürmeden kullanmayı mümkün kılacak” dedi ve ekledi: “Ülkede veri merkezleri olduğunda tüm bulut hizmetleri çok düşük gecikme süreleriyle kullanılabilecek.”

AWS’nin ülkeye 15 milyar dolar yatırım yapmasının en önemli nedenlerinden biri, Japonya merkezli işletmeler için üretken yapay zekâ kullanılabilirliğini desteklemek ve GenAI müşterilerinin benimseme sağlamalarına yardımcı olmak. AWS’nin amiral gemisi GenAI teklifi Amazon Bedrock, Ekim ayında Tokyo bölgesinde kullanıma sunuldu. Şirket ayrıca bazı müşterilere teknik yapay zekâ eğitimi sağlayan bir destek programı başlattı. AWS Japonya merkezli müşterilerin büyük dil modelleri (LLM’ler) oluşturması ve eğitmesi için bulut kredisi şeklinde 6 milyon dolarlık bir yatırım da gerçekleştirdi.

Japonya ve Asya pazarında bulut rekabeti kızışıyor

AWS, Japonya’yı potansiyel olarak büyük bir GenAI pazarı fırsatı olarak gören tek bulut devi değil. Geçtiğimiz yıl Google, Tokyo yakınlarındaki ilk Japon veri merkezini işletmeye başladı. Ayrıca Google, Kanada ve Japonya’yı birbirine bağlayan bir denizaltı kablo projesi başlattı. Google’ın Tokyo ve Osaka’da bulut depolama ve altyapı hizmetleri sağlayan bulut bölgeleri de bulunuyor. Microsoft ise son birkaç yıldır Japonya’daki bulut altyapısını ve Azure ürün kullanılabilirliğini sürekli olarak genişletti. Yazılım ve bulut devi 2023 yılında Japonya’nın batısında yeni Microsoft veri merkezlerini faaliyete geçirdi.

AWS, Google ve Microsoft, ülkenin tüm merkezi ve yerel yönetimleri tarafından kullanılan Japonya’nın Devlet Bulut platformu hizmetleri için bulut sağlayıcıları olarak seçildi. Geçtiğimiz yıl Japonya Başbakanı Fumio Kishida, yapay zekâ teknolojisi ve politikasını görüşmek üzere yapay zekâ yıldızları OpenAI ve Nvidia’nın liderleriyle bir araya geldi. Japonya’nın Liberal Demokrat Parti içindeki dijital topluluk başkanı Takuya Hirai, AWS’nin yeni yatırımıyla ilgili olarak yaptığı açıklamada, “Ülkede dijital altyapının geliştirilmesi, ülkenin endüstriyel rekabet gücünü güçlendirmenin anahtarıdır ve veri merkezleri bu amaçla önemli bir rol oynamaktadır” diyor ve ekliyor: “Bu alandaki yatırımlar yapay zekâ gibi önemli teknolojilerin kullanımını teşvik ediyor ve Japonya’daki araştırma ve geliştirme yeteneklerini geliştiriyor.”

Microsoft, Google ve AWS birlikte dünya çapındaki bulut pazarının yaklaşık yüzde 66’sını kontrol ediyor. Synergy Research Group’un 2023 üçüncü çeyrek pazar verilerine göre AWS şu anda küresel bulut altyapı hizmetleri pazarında yüzde 32’lik bir paya sahipken, onu yüzde 23 ile Microsoft ve yüzde 11 ile Google takip ediyor.

Her üç şirket de 2023’ün başından bu yana üretken yapay zekâya odaklanmalarını artırdı. Google, Microsoft ve Amazon’un her biri son 12 ay içinde düzinelerce yeni GenAI teklifi sunarken, aynı zamanda 2024’te yapay zekânın müşteriler tarafından benimsenmesini sağlamak için Ar-Ge ve eğitime milyarlarca dolar yatırım yaptı.

AWS aslında Amazon’un Tokyo’da bir AWS bulut bölgesi açmasının ardından 2011’den bu yana Japonya’ya hali hazırda yaklaşık 10 milyar dolar yatırım yapmış durumda. Bu 10 milyar dolar, ülke genelinde AWS veri merkezlerinin inşası, işletilmesi ve bakımı için harcandı. Şimdi ise 15 milyar dolarlık ek bir yatırım gerçekleştiren AWS, ülkede finans devi Nomura, bölgesel telekomünikasyon lideri KDDI ve içecek şirketi Asahi gibi geniş bir müşteri tabanına sahip.

OLED iPad Pro ve yeni iPad Air yakında geliyor: İşte muhtemel çıkış tarihi

Apple, uzun süredir beklenen OLED iPad Pro ve 12.9 inçlik iPad Air modellerini tanıtmaya hazırlanıyor. Yenilenmiş tasarımları ve dikkat çekici özellikleriyle kullanıcılarına sunacak olan bu modellerle ilgili muhtemel çıkış tarihi ortaya çıktı.

Apple analisti Mark Gurman, yeni iPad modellerinin önümüzdeki Mart veya Nisan aylarında tanıtılacağını belirtti. Geçtiğimiz yılın iPad lansmanı için beklenen duyuru gelmemişti, ancak 2024 boyunca OLED iPad Pro modellerinden iPad mini 7’ye kadar çeşitli yeni nesil tablet modellerinin tanıtılması bekleniyor. iPad mini 7 ve giriş seviyesi iPad modelleri ise muhtemelen bu yılın sonunda, yani iPhone 16 serisinin lansmanından sonra kullanıcılara sunulacak.

iPad Pro’nun beş yıldan fazla süredir değişmeyen tasarımının, yeni modellerle birlikte değişeceği ve iPad Pro ile iPad Air modellerinin birbirlerinden daha belirgin bir şekilde ayrılacağı söyleniyor. Yapılan CAD görüntülerinin bu değişikliği doğruladığı belirtiliyor.

iPad Pro’da en büyük yenilik olarak OLED ekranlara geçişin öne çıkması bekleniyor. Bu yükseltme, hem 11 inç hem de 13 inç iPad Pro modellerinde geçerli olacak, böylece ürün serisindeki farklılıklar daha da azalacak. Ayrıca, Apple’ın yeni M3 çipinden güç alacak olan yeni tabletler, gelişmiş hesaplama ve grafik performansı sunacak. iPad Pro için cam arka kapak ve MagSafe kablosuz şarj özelliği de beklenen özellikler arasında.

iPad Air 6’nın tasarımının mevcut modelle aynı kalacağı ancak yenilenmiş bir kamera modülüne (iPhone X’e benzer) sahip olacağı belirtiliyor. Her iki iPad Air modelinin de M2 platformu ile tanıtılması bekleniyor.

Son raporlara göre, OLED iPad Pro ve iPad Air 6’nın çıkış tarihi Mart veya Nisan aylarına denk gelecek. Ayrıca iPad mini 7 ve giriş seviyesi iPad modellerinin de muhtemelen iPhone 16 serisinin lansmanından sonra bu yılın sonunda kullanıcılara sunulması bekleniyor.

Uluslararası Uzay İstasyonu görüşmeleri nasıl yapılıyor?

Türkiye’nin ilk uzay yolcusu Alper Gezeravcı Axiom Space şirketinin Axiom Mission 3 görevi dahilinde 19 Ocak 2024 tarihinde uzaya çıktı. Gezeravcı, geçtiğimiz günlerde ise Cumhurbaşkanı Erdoğan ile UUİ’den (Uluslararası Uzay İstasyonu) bir video görüşme gerçekleştirdi. Özellikle son 45 saniyelik bölümü son derece popüler olan bu video görüşmenin tamamını yazımızın devamında izleyebilirsiniz.

Peki ama bu video görüşme teknik olarak nasıl gerçekleştirildi? UUİ’nin bir telefon numarası var mı? Uluslararası Uzay İstasyonu astronotlarının akıllı telefonları ya da ahizeleri var mı? Sesli bir arama yapıldığında uzay istasyonundaki herhangi bir cihaz gerçekten “çalıyor” mu? Video görüşmeler nasıl gerçekleştiriliyor?

Öncelikli olarak belirtmek gerekirse ne yazık ki bildiğimiz anlamda UUİ’yi (Uluslararası Uzay İstasyonu) telefonla aramak, Skype veya WhatsApp üzerinden görüşme başlatmak mümkün değil. Uzay istasyonunun geleneksel anlamda bir telefon numarası yok ve astronotların akıllı telefonlarını evde bırakmaları gerekiyor. Gerek görev gereği gerekse özel aramalar için uzay istasyonunda, astronotların Dünya’daki herhangi bir numarayı aramak için kullanabilecekleri bir bilgisayar aracılığıyla çalışan internet bağlantılı bir telefon sistemi mevcut. Dolayısıyla, astronotlar uzay istasyonundan internet aracılığıyla telefon ve video görüşmeleri gerçekleştirebiliyor. Ancak yerdeki telefonlar onları geri arayamıyor.

Uluslararası Uzay İstasyonu astronotlarının ayrıca dilerlerse e-posta göndermek için kullanabilecekleri tablet bilgisayarları mevcut ve her ne kadar bazı astronotlar yörüngeden tweet gönderse de bunlar aslında yerdeki iletişim ekiplerine e-posta ile gönderilir ve daha sonra tweet mesajlarına dönüştürülür.

Uluslararası Uzay İstasyonu Dünya ile nasıl iletişim kuruyor?

Uluslararası Uzay istasyonu yaklaşık her 90 dakikada bir dünya çevresinde tam bir tur attığı için yer istasyonlarını kullanarak iletişim amaçlı olarak UUİ’yi sürekli takip etmek imkansız. Veri bağlantısını sürdürmek için NASA, İzleme ve Veri Aktarım Uyduları (TDRS) olarak bilinen ve yer ile yörüngedeki uydular arasında neredeyse sürekli iletişim sağlayan küçük bir uydu takımyıldızına sahiptir. Bunlar evlerdeki fiber internet bağlantısına benzer veri hızlarına sahiptir. TDRS’den gelen sinyaller Dünya’daki iki NASA tesisinde alınmaktadır: biri New Mexico’daki White Sands’de ve diğeri Pasifik’teki Guam’da. Her ikisi de fiber ile NASA’nın ana iletişim merkezine bağlıdır.

Avrupa’daki etkinlikler için NASA’nın TV masası,  görüntüleri yerel bir uydu aracılığıyla Toronto’ya, oradan da transatlantik bir uydu aracılığıyla etkinlik alanına gönderiyor. Bu tür etkinliklerde görüntülerdeki gecikme, üç set uydu iletimi ve ABD ile Avrupa arasındaki video standartları arasındaki dönüşümün bir sonucu olarak yaklaşık 5 saniyeyi bulabiliyor.  Tüm bu zorlu görünen koşullara karşın sistem oldukça verimli çalışıyor ve dikkat çekici bir şekilde, bağlantının kopması çok çok nadir görülen bir durum.

UUİ ile bir diğer (ve aslında en popüler) iletişim yöntemi ise hams adı verilen amatör radyo kullanımı. Amatör telsizcilik veya Amatör radyo, dünya üzerinde organize olmuş, yapılan sınavlarda başarı göstermiş kişilerce hiçbir menfaat gözetmeksizin kendilerine ayrılmış frekans bantlarında yürütülen amatör bir hobi faaliyeti. Astronotlar boş zamanlarında UUİ’deki radyo ekipmanları aracılığıyla amatör telsiz görüşmeleri başlatabiliyor ve UUİ’nin konumuna göre, tüm dünyadaki amatör radyocular da UUİ ile iletişim kurabiliyorlar.

Fotoğraf erişimi Windows 11’le kolaylaşıyor

Microsoft, telefonunuzun fotoğraflarına erişmeyi daha da kolaylaştıran bir Windows 11 özelliği ekliyor. Windows 11’e, ekran görüntülerini telefonunuzdan PC’nize aktarmayı çok daha kolay hale getirecek yeni özellik geliyor. Microsoft tarafından yapılan testler sayesinde, yakında telefonunuzdan ekran görüntülerinize doğrudan PC’nizden erişme ve bunları düzenleme olanağına sahip olacaksınız.

Geliştiriciler için Windows Insider Programı, özellikleri genel sürüme aktarmadan önce geri bildirim toplamak amacıyla Microsoft’un yakın gelecekte uygulamayı planladığı güncelleştirmeleri veya yeni özellikleri temsil eden Windows 11’in deneysel yapılarını alan bir kanal.

Microsoft fotoğraf erişimi kolay hale gelecek

Geliştirici Kanalında etkinleştirildiğinde, Windows 11 Build 23619 artık mevcut Telefon Bağlantısı özelliğinin yerini alacak bir Cihazlar Arası Deneyim Ana Bilgisayarı Güncellemesi’ne sahip. Bu yeni özelliği telefonunuzu ve bilgisayarınızı bağlamak yerine kullanıyor.

Telefonunuz bağlandıktan sonra, telefonunuzda her ekran görüntüsü aldığınızda masaüstü bildirimlerinizde küçük bir açılır pencere görünecek. Daha sonra ekran görüntünüzü doğrudan bilgisayarınızdan görüntüleme, düzenleme veya paylaşma seçeneğiniz olacak. Bu özelliğin resmi şekilde Windows 11’in genel sürümüne gelmesi beni oldukça heyecanlandırıyor. Çünkü fotoğraflarınızı düzenlemek için kablo, mesajlaşma hizmeti veya bulut depolama hizmeti aracılığıyla bilgisayarınıza gönderme zorluğunu ortadan kaldırıyor. Haftada en az bir kez, bilgisayarınızda açmak için telefonumdan ekran görüntülerini kendinize e-postayla göndermeniz gerekiyor. Bu nedenle, görmezden gelmeyi veya açmayı seçebileceğim yerine masaüstümde küçük bir bildirimin açılması inanılmaz derecede zaman kazandıracak.

Bu özellik aynı zamanda teknolojik açıdan yeterli bilgiye sahip olmayan veya yeni bir fotoğraf aktarmak için acelesi olan bizler için de oldukça iyi olacak. Yardıma ihtiyacı olabilecek birine, telefonunuzu bu özelliği kullanarak PC’nize bağlarsanız, ekran görüntüsünü alabileceğinizi ve açılır pencerenin otomatik olarak görüneceğini açıklamak, daha uzun ve adım adım bir işlemi açıklamak yerine çok daha kolay. Microsoft’un sürekli olarak Windows 11’i geliştirmek için çalıştığını görmek her zaman iyi. Özellikle de bazı kişilerin Windows 10’dan yükseltme konusundaki isteksizliği göz önüne alındığında avantajlı. Bu güncelleme aynı zamanda Ayarlar’daki Anlatıcı’da sesleri değiştirdiğinizde çökmelere neden olan bir hatayı gidermek gibi bazı yararlı düzeltmeler de getirdi.

Qualcomm Snapdragon 8 Gen 4, Apple M2’den daha kararlı!

Qualcomm, 2024 yılında piyasaya sürmeyi planladığı Snapdragon 8 Gen 4 için çalışmalara başladı. Şirket, halihazırda gündemde olan Snapdragon 8 Gen 3’ün ötesine geçerek, yeni amiral gemisi platformunun bazı özelliklerini ve performansını paylaştı. Yapılan açıklamalara göre, Snapdragon 8 Gen 4’ün, önceki M2 işlemcisine göre daha kararlı bir performans sergilediği ortaya çıktı.

En dikkat çekici özelliklerden biri, Snapdragon 8 Gen 4’ün güçlü grafik birimi olan Adreno 830’un, Apple’ın M2 işlemcisi ile karşılaştırılması. Yapılan testlere göre, Adreno 830, 3DMark Wild Life Extreme Stress testinde rakibine göre %10 daha kararlı bir performans sergiledi. Özellikle erken mühendislik örneği üzerinde gerçekleştirilen Genshin Impact testleri, oyunun sorunsuz bir şekilde 45 dakika boyunca çalıştığını gösterdi.

Qualcomm Snapdragon 8 Gen 4

M2’nin daha büyük sistemlerde kullanılmasına rağmen, Qualcomm Snapdragon 8 Gen 4 bu grafik birimi sayesinde önemli bir performans artışı sağlayabileceği ifade ediliyor. Rapora göre, yeni platform TSMC’nin 3nm sürecini kullanacak ve ”2+6” çekirdek tasarımına sahip olacak. Bu tasarımın altında 6 adet orta kademe, 2 adet ise performans çekirdeği bulunacak. Ayrıca, Qualcomm’un akıllı telefonlara getireceği Oryon çekirdeklerinin, Snapdragon 8 Gen 4’ün performansına etkileyici bir katkı sağladığı belirtiliyor.

Ancak, özel Oryon çekirdeklerinin ek bir maliyet getirebileceği ve yeni yonganın fiyatını artırabileceği de raporlarda yer alıyor. Bu durum, üreticiler ve akıllı telefon kullanıcıları için ek maliyet anlamına gelebilir. Nihai sonuca varabilmek için, Snapdragon 8 Gen 4’ün resmi lansmanını beklememiz gerekecek.

Samsung Exynos 2500, Apple’ı geçebilir mi?

Samsung’un gelecek amiral gemisi telefonu Galaxy S25‘in motoru olacak Exynos 2500 işlemcisinin özellikleri merakla bekleniyordu. S24 serisinin satışa sunulmasının ardından ortaya çıkan sızıntılar, Exynos 2500‘ün muhtemel özelliklerini gün yüzüne çıkardı.

Exynos 2500, Galaxy S25 serisinin düz S25 ve S25 Plus modellerine güç sağlayacak. Sızan bilgilere göre, işlemci 10 çekirdekli bir CPU kullanacak ve Exynos 2400‘te olduğu gibi Samsung’un en gelişmiş çip üretim sürecini benimseyecek. İlk kez kullanılacak olan Samsung Foundry’nin ikinci nesil 3nm süreci (3nm GAP/SF3), alan ve verimlilik açısından TSMC’nin 3nm sürecinden daha iyi bir performans sunabilir.

Exynos 2500‘nin CPU yapısı, 3.2GHz veya daha yüksek saat hızına sahip Cortex-X5 CPU çekirdeği, 2.3 GHz veya daha yüksek saat hızına sahip üç Cortex-A720 CPU çekirdeği, üç adet Cortex-A720 CPU çekirdeği ve dört adet Cortex-A530 CPU çekirdeği içerecek şekilde tasarlanmış. Bazı raporlar, yakında çıkacak olan ARM Blackhawk CPU çekirdeğinin, tek çekirdek performansı açısından Apple’ın en son özel CPU çekirdeğini geride bırakabileceğini iddia ediyor.

Grafik tarafında Exynos 2500‘nin AMD’nin RDNA tabanlı Xlipse 950 GPU’suna sahip olabileceği belirtiliyor. Exynos 2400‘teki AMD RDNA3 tabanlı Xclipse 940 GPU, ışın izleme performansında Snapdragon 8 Gen 3’ü geride bırakmıştı.

Exynos 2500‘nin resmi duyurusunun bu yılın sonlarına doğru yapılması bekleniyor. Yonga seti, Galaxy S25 serisinin 2025’in başlarında gerçekleşecek lansmanı için hazır olacak.

Fourth Power, yenilenebilir enerji depolama için yeni bir yöntem geliştirdi

Enerji sektöründeki devrim niteliğindeki gelişmelerden biri olarak öne çıkan Fourth Power firması, Termal Fotovoltaik (TPV) enerjisinin depolanması konusunda çığır açan bir teknoloji geliştirdi. Bu yenilikçi depolama yöntemi, yüksek ısıda parlayan kalayın kullanımını içeriyor.

Günümüzde, güneş ve rüzgar enerjisi gibi yenilenebilir kaynaklardan elde edilen enerjiyi etkili bir şekilde depolamak, elektrik kesintilerinin önlenmesi ve enerji ihtiyacının karşılanması için kritik bir öneme sahip. Ancak, mevcut depolama maliyetleri, bu hedefe ulaşmayı zorlaştırıyor. Fourth Power, bu soruna çözüm getirerek elektriği uygun maliyetlerle depolamayı mümkün kılan bir teknoloji sunuyor.

Fourth Power

Şirketin geliştirdiği TPV panelleri, %40’a varan verimlilik oranlarıyla dikkat çekiyor ve gelecekte %50’ye kadar daha fazla gelişme potansiyeli taşıyor. Bu paneller, yüksek ısıda parlayan metalin yaydığı kızılötesi ışınları elektrik enerjisine dönüştürerek öne çıkıyor. Isı enerjisi, dev ısı yalıtımlı tanklarda depolanan 2400 °C’a kadar ısıtılmış kalay ile saklanıyor.

Grafit pompaların kullanımı, 2400 °C sıcaklıktaki metali taşıyarak endüstri standardını yeniden belirliyor. TPV hücrelerinin %40 verimliliği ise dünya rekorunu kırıyor. Fourth Power’ın sistemi, elektriği depolayıp tekrar ürettiğinde %50 oranında verimlilik elde ediyor ve maliyeti kilowatt-saat başına 25$’a kadar düşüyor.

Şirketin elde ettiği 19 milyon dolarlık Seri A fonuyla, 2026 yılına kadar ilk 1 MWh’lik prototipin tamamlanması planlanıyor. Sistemde kullanılan inert argon gazı sayesinde oksidasyon riski bulunmuyor ve korozyon önlemleri alındığından sistem, en az 30 yıl süreyle dayanıklılık gösterebilecek.

Fourth Power’ın geliştirdiği bu yenilikçi teknoloji, sadece enerji depolama alanında değil, aynı zamanda çevre dostu ve sürdürülebilir enerji çözümleri konusunda da önemli bir adım olarak öne çıkıyor.

Fred Hutchinson siber saldırısının ardından tehditler artıyor!

Fred Hutch siber saldırısının ardından hastalara yönelik e-posta tehditleri artıyor. Son haftalarda veri gizliliği ve Kasım 2023’te yaklaşık 1 milyon hastanın kişisel bilgilerinin sızdırılmasına neden olan Fred Hutchinson Kanser Merkezi siber saldırısının devam eden etkileriyle ilgili endişeler arttı.

South Lake Union kanser araştırma merkezinin klinik ağını vuran ve bilgisayar korsanlarından gelen bir dizi e-posta tehdidine ve Fred Hutch’a karşı açılan davalara yol açan ihlalden bu yana, faillerden gelen tehditkar mesajlar arttı. Bazı hastalar, insanları bir ücret ödemedikleri takdirde isimlerinin, Sosyal Güvenlik ve telefon numaralarının, tıbbi geçmişlerinin, laboratuvar sonuçlarının ve sigorta geçmişlerinin veri komisyoncularına satılacağı konusunda uyaran spam e-postaların yanı sıra “swating” tehditleri de almaya başladı.

Fred Hutch siber saldırısı tehdit oluşturuyor

FBI Seattle sözcüsü Steve Bernd, SWAT ekipleri gibi acil müdahale görevlilerinin bir kişinin evine gelmesi için kolluk kuvvetlerine sahte bir iddiada bulunulduğunda ortaya çıkan herhangi bir suç niteliğindeki saldırı olayına dair hiçbir belirti bulunmadığını söyledi.

Bernd: “Bu, masum insanları riske atıyor. Bu çağrılar ilk müdahale ekipleri ve mağdurlar için tehlikeli. Arayanlar sıklıkla rehinelerin idam edilmek üzere olduğu ya da bombaların patlamak üzere olduğu hikayelerini anlatıyor” diyor. Müdahale ekiplerinin olay yerine koşup “gerçek acil durumlarda” kullanılamaz hale gelmesi nedeniyle halkın risk altına girdiğini ve “şüphelenmeyen sakinlerin kendilerini savunmaya çalışabileceği” için memurların da tehlikeye atıldığını söyledi.

Bilgisayar korsanlarının ve kanser merkezinin misilleme yapması korkusuyla kimliğinin yalnızca baş harfleriyle belirtilmesini isteyen Fred Hutch hastası JM de dahil olmak üzere diğer hastalar, ihlalden bu yana spam e-posta yağmuruna tutuldu. JM, Seattle Times’a gönderdiği bir e-postada “Korkunç şeyler. Ne yapacağımı bilmiyorum ama tetikte olmaya devam ediyorum” dedi.

JM, 10 yılı aşkın bir süre önce kendisine foliküler lenfoma teşhisi konduktan sonra hayatını kurtardığı için Fred Hutch’a teşekkür ediyor. JM, kanser merkezinin verileri sızdırılan kişilerle iletişim çabalarından hayal kırıklığına uğradığını yazdı. Daha fazla yanıt almak için onlara ulaşmaya çalıştı ancak herhangi bir doğrudan yanıt alamadı.

Hastane liderlerine göre siber saldırı öncelikle eski ve mevcut Fred Hutch hastalarının klinik verilerini etkiledi, ancak bazı UW Medicine hastalarının bilgileri de sızdırıldı. Fred Hutch, UW Medicine’in kanser programı olarak hizmet verdiğinden, Fred Hutch’a göre iki kuruluş ödeme, kalite değerlendirme ve iyileştirme faaliyetleri, eğitim, akreditasyon, iş planlaması ve geliştirme ve genel idari faaliyetlerle ilgili sağlık hizmetleri bilgilerini paylaşıyor.

Hollywood yapay zeka için greve gidiyor!

Hem oyuncuların hem de yazarların greve çıktığı bir yılın ardından yeni bir Hollywood grevi ufukta görünüyor. Eğlence endüstrisindeki müzisyenleri temsil eden bir birlik olan Amerikan Müzisyenler Federasyonu (AFM), Sinema Filmi ve Televizyon Yapımcıları İttifakı (AMPTP) ile yeni bir sözleşme için görüşmelere başlayacak.

Hollywood yapay zeka gelişiminden endişeli

Sendika, medya akışının mevcut durumunu daha iyi yansıtacak bir anlaşma aradığını söyledi. AFM aynı zamanda yapay zeka koruması, maaşların artırılması, sağlık hizmetlerinin iyileştirilmesi, çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve içerik akışı için kalan ödemelerin de peşinde. AFM’ye göre, film müziklerine kayıt yapan müzisyenler, daha az kalan gelir nedeniyle içerik akışından yüzde 75 daha az kazanıyor. Sendika bir basın açıklamasında “Eğlence endüstrisi temelden değişti” dedi. Ancak müzisyenlere medya akışı için uygun şekilde tazminat ödenmiyor. Hollywood yapay zeka konusundaki gelişimden de endişe duyuyor.

AFM’nin başkanı ve baş müzakerecisi Tino Gagliardi, sendikanın “müzisyenlerin hayatlarını daha iyi hale getirmek amacıyla sahip olduğumuz şeyleri elde etmek için ne gerekiyorsa yapmaya hazır olacağını” söyledi. Gagliardi: “Müzisyenlerimiz, iş modelinin ve ürünümüzün dağıtım şeklinin değişmesi nedeniyle geçen yıl maaş kesintileriyle karşı karşıya kaldı. Halkımızın bebek bezi almaya, kira ödemeye, ipotek ödemeye ve makul bir emekliliğin yanı sıra makul bir ücret almaya devam edebilmesi için bunu düzeltmeliyiz” dedi.

AFM, Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada’da yaklaşık 70.000 üyesi bulunduğunu söylüyor. Üyeler arasında orkestralarda, müzik gruplarında, kulüplerde ve tiyatrolarda çalışan, film, televizyon, reklam ve diğer ortamlar için müzik yaratan enstrümantal müzisyenler yer alıyor.

Gagliardi: “En sevdiğimiz filmlere ve dizilere ruh veren şey müziktir ve bu işçiler adil davranılmayı ve hak ettikleri sözleşmeyi almayı bekliyor ve hak ediyorlar. Bu müzakerelere iyi niyetle giriyoruz ve AMPTP’nin de aynısını yapacağını umuyoruz” dedi.

AMPTP, yaptığı açıklamada “sektörün aktif bir yıl geçirmesini sağlayacak ve müzisyenlerin sinema ve televizyona kattığı değerin tanınmasını sağlayacak bir anlaşmaya varmak amacıyla Federasyon ile verimli müzakereleri sabırsızlıkla beklediğini” söyledi. AFM, erken saatlerde Los Angeles’ın Sherman Oaks banliyösündeki AMPTP genel merkezinin önünde bir basın toplantısı, miting ve müzik performansı düzenleyecek.

NASA Mars helikopteri ile temas kurmayı başardı!

NASA, Mars helikopteriyle teması kaybettikten sonra Ingenuity’yi buldu. NASA, iletişim kesintisinden iki gün sonra Mars’taki merak edilen helikopteri Ingenuity ile yeniden temasa geçti.

Ajansın Cuma gecesi yaptığı bir durum güncellemesinde, küçük otonom rotorlu taşıtın önceki uçuşu sırasındaki plansız erken inişinden sonra sistemlerini test etmek için “hızlı açılır dikey uçuşa” gönderilmesiyle iletişimin bozulduğu belirtildi. NASA, uçuşlar sırasında helikopter ile Dünya arasında veri aktaran Perseverance gezgininin, Ingenuity’nin kendisine tahsis edilen maksimum 40 feet yüksekliğe tırmandığını gösterdiğini söyledi.

NASA Mars helikopteri ile iletişim sağladı

Planlanan iniş sırasında helikopter ve gezici birbirleriyle iletişimi kesti. Ancak NASA’nın Jet Propulsion Laboratuvarı, geziciye “Ingenuity’nin sinyali için uzun süreli dinleme oturumları gerçekleştirmesi” talimatını verdikten sonra helikopterle yeniden temas kurduğunu belirten bir tweet attığında iyi haber geldi. Ingenuity ekibinin, helikopterin 72. uçuşu sırasında meydana gelen beklenmedik iletişim kesintisini anlamak için yeni verileri incelediği belirtildi.

Ingenuity, NASA’nın uhrevi bir “Wright kardeşler anı” olarak tanımladığı ince ve soğuk Mars atmosferinde güçlü, kontrollü uçuşun mümkün olduğunu kanıtlayarak orijinal misyonunu çoktan aştı. O günden bu yana, Mars ve diğer dünyalarda gelecekteki drone keşiflerine zemin hazırlayan yeni bir aşamaya geçildi.

Helikopter, bir test uçuşu sırasında Perseverance gezgini ile iletişimi kesmişti. Rotorlu taşıtın aşırı başarılı olmasıyla ilgili sorun, uhrevi uçuş keşiflerinin yarıda kesilmesi tehlikesini doğurdu.

Uçuş sırasında Perseverance gezicisine (helikopter ile Dünya arasında bir aktarma görevi gören) gönderilen Data Ingenuity, kendisine tahsis edilen maksimum 40 feet (12 metre) irtifaya başarıyla tırmandığını gösteriyor. Planlanan iniş sırasında, helikopter ile gezici arasındaki iletişim, inişten önce erken sonlandırıldı. Ingenuity ekibi mevcut verileri analiz ediyor ve helikopterle iletişimi yeniden kurmak için sonraki adımları değerlendiriyor.

Yapay zeka girişimi xAI taahüt aldı mı?

Elon Musk, yapay zeka (AI) şirketi xAI’nin yatırımcılardan 1 milyar dolarlık bir hedefe yönelik 500 milyon dolarlık taahhüt aldığı yönündeki raporun hatalı olduğunu söyledi. Sosyal medya platformu X’te Bloomberg’in makalesi hakkındaki bir kullanıcı gönderisine yanıt olarak “Bu kesinlikle doğru değil” dedi.

Yapay zeka girişimi xAI, 15 milyar ila 20 milyar dolar arasında bir değerlemeyi tartışıyor. Ancak Bloomberg’in konuya aşina kaynaklardan alıntı yaptığı haberine göre koşullar önümüzdeki haftalarda hala değişebilir. Bloomberg’in bildirdiğine göre, Musk ve yatırımcıların önümüzdeki birkaç hafta içinde şartları netleştirmeleri bekleniyor. Bazı taraflar, xAI hisse senetlerine ek olarak veya bazı durumlarda bunun yerine bilgi işlem gücü alıp alamayacaklarını değerlendiriyor.

Yapay zeka girişimi xAI için yatırım iddiaları

Geçen Aralık ayında Musk, girişimin ABD menkul kıymetler düzenleyicisine 1 milyar dolara kadar hisse senedi arzı için başvuruda bulunmasından bir gün sonra yapay zeka şirketinin fon toplamadığını söyledi. Musk, aşırı sansür ve yeterli güvenlik önlemlerinin eksikliği nedeniyle eleştirdiği Big Tech’in yapay zeka çabalarına yanıt olarak geçen yıl Temmuz ayında xAI’yi başlattı.

Böylelikle Musk, yapay zeka şirketinin 1 milyar dolarlık finansman hedefi için 500 milyon dolar güvence altına aldığı yönündeki haberleri yalanladı. Yapay zeka konusunda yaşanan hızlı gelişmeler, Elon Musk’ın da bu alandaki çalışmalarını hızlandırmasına neden oldu. Ancak Musk xAI girişimi için finansman ve mali ortamın oluşmasını istiyor.  Yapay zeka konusunda birçok şirket yatırım ve strateji odaklı çalışmalarına devam ediyor.

xAI, Musk tarafından Nevada’da 9 Mart 2023’te kuruldu ve o zamandan beri merkezi Kaliforniya’daki San Francisco Körfez Bölgesi’nde bulunmakta. Musk, Google’ın DeepMind biriminden önceki çalışan Igor Babuschkin’i Baş Mühendis olarak görevlendirdi. Musk, resmi olarak xAI’in kuruluşunu 12 Temmuz 2023’te duyurdu. Bu tarihi (7 + 12 + 23 = 42) Douglas Adams’ın “The Hitchhiker’s Guide to the Galaxy” kitabına bağladı. Bu kitapta bir süper bilgisayarın hayatın, evrenin ve her şeyin nihai sorusunun cevabının 42 olduğunu hesapladığı ve şirketin misyonu olan “evreni anlamak” ile ilişkilendirdi.

Sualtı drone’u tsunami oluşturabilir!

0

Devlete ait Kore Merkezi Haber Ajansı’na (KCNA) göre, Kuzey Kore nükleer güçlere sahip bir su altı insansız hava aracını test etti. Ancak raporda testin ne zaman gerçekleştiğine dair kesin ayrıntılar verilmemesi uzmanları şüpheye düşürdü. Çünkü Kuzey Kore sıklıkla kanıt olmadan gösterişli silahları pek kullanmıyor. Kuzey Kore’nin Japonya ve ABD’nin kendi sularına yakın olmasından memnun olmaması nedeniyle bölgede gerilim artıyor. Üç ülkenin Jeju Adası yakınındaki son deniz tatbikatlarını “kışkırtıcı” olarak nitelendirdi.

Sualtı drone’u tsunami için kullanılıyor

Söz konusu olduğu iddia edilen silah, radyoaktif dalga oluşturmak için su altı nükleer patlamasını kullanmak üzere tasarlanmış Haeil-5-23 adlı bir su altı insansız hava aracı. Testin, Kore’nin Doğu Denizi’ndeki Kuzey Kore Savunma Bilimleri Akademisi’ne bağlı Sualtı Silah Sistemi Enstitüsü tarafından gerçekleştirildiği iddia ediliyor. Kuzey Kore, sistemi geçen yıl iki kez test ettiğini ve askeri geçit töreninde sergilediğini iddia ediyor. KCNA basın açıklamasında ülkenin caydırıcılık ve bölgesel güvenliğe olan bağlılığı vurgulandı.

Kuzey Kore’nin iddialarına rağmen testlere ilişkin hiçbir kanıt sunulmadı. Uzmanlar, ülkenin bu tür bir teknolojiyi kullanma yeteneği konusunda ihtiyatlı olmaya devam ediyor. Bu arada Kuzey Kore’nin “stratejik ve taktik işbirliği” amacıyla Rusya ile bağlarını güçlendirmesi uluslararası toplumda endişelere yol açıyor. ABD’nin Kuzey Kore’yi nükleer teknoloji karşılığında Rusya’ya silah sağlamakla suçlaması, bölgesel tehditlerin artacağı yönündeki korkuları artırıyor.

ABD tarafından algılanan çatışmacı hamlelere yanıt olarak Kuzey Kore, silahlı kuvvetlerine, mühimmat endüstrisine ve sivil savunma sektörlerine hazırlıkları hızlandırma talimatı verdi. Ülke, son deniz tatbikatlarını güvenliğe yönelik bir tehdit olarak görüyor. Kuzey Kore’nin lideri Kim Jong Un geçtiğimiz günlerde Güney Kore ile uzlaşma ve yeniden birleşme arayışına son verdiğini duyurdu. 1953’teki Kore Savaşı ateşkesinden sonra tesis edilen yeniden birleşme hedefinden bu sapma, Kuzey Kore’nin tutumunda önemli bir değişime işaret ediyor.

Pyongyang yönetimi, Kim Jong Un’un merhum babası tarafından inşa edilen ve Kore yarımadasının yeniden birleşmesi umutlarını simgeleyen bir anıtın da yıkılması yönünde çağrıda bulundu. Ek olarak, Kuzey Kore artan bir saldırganlık sergiledi. Silah testlerinin başarılı olduğunu iddia etti ve komşularına ve ABD’ye karşı çatışmacı bir duruş benimsedi. Durum gergin olmaya devam ederken, uzmanlar gelecekte daha fazla gerilimin yaşanabileceği konusunda uyarıda bulunuyor.

YONGATEK Microelectronics, yerli ÇENTİK çipinde üretime geçiyor!

Türkiye, elektronik cihazların çip tasarım ve üretim sürecinde kendine özgü bir yer edinmek için adımlar atıyor. 2014 yılında çip tasarım ve üretim merkezi olarak kurulan YONGATEK Microelectronics, Türkiye’nin elektronik sektöründeki açığı kapatmayı hedefliyor. Şirket, ÇENTİK adını verdiği yerli çipiyle önemli bir üretim sürecine geçiyor.

YONGATEK, halihazırda üzerinde çalıştığı projeler arasında Türkiye’nin 5G projelerine katılırken, mikrodenetleyici ÇENTİK, video işleme çipi KIRMIK ve programlanabilir donanım çipi SAKA gibi projelerle dikkat çekiyor. ÇENTİK, firmanın üretimden çıkardığı ilk çip olacak ve BAE’den gelen bir siparişle başlayan üretim süreci sonunda yakın zamanda Dubai merkezli kullanıcılara sunulacak.

ÇENTİK aynı zamanda beyaz eşya sektörünün öncü firmalarından biriyle yapılan anlaşma kapsamında kullanılacak. Bu anlaşma, çamaşır makinesi, bulaşık makinesi ve buzdolabında ithal ürünlerin yerine ÇENTİK’in kullanılmasını içeriyor. YONGATEK’in beyaz eşya üreticisiyle yaptığı anlaşma, yılda 25 milyon adet ÇENTİK teslimatıyla milli çip tasarım ve üretiminde öncü bir adımı temsil ediyor.

YONGATEK, ÇENTİK’in üretimini dünyanın en büyük bağımsız yarı iletken üreticisi olan Tayvan merkezli TSMC’de gerçekleştirecek. Şirketin resmi sitesinde belirtildiğine göre, ÇENTİK’in ilk deneme sürümü 130nm sürecinde üretilmiş olsa da, seri üretim için TSMC 55nm süreci kullanılacak.

ÇENTİK, RISC-V tabanlı bir ürün olup, açık kaynaklardan edinilmiş ve geliştirilmiş mimarileri kullanmaktadır. Ancak, şirket sadece RISC-V mimarisini değil, IoT alanında ARM tabanlı mimarileri de hedefliyor.

YONGATEK

Ayrıca, YONGATEK’in diğer projelerinden biri olan KIRMIK Intelligent Video Analytics (KIVA) yongası, akıllı şehir uygulamaları için geliştirilen yapay zeka destekli bir çözüm olarak öne çıkıyor. Bu yonga, 2024 yılında TSMC 22nm sürecinde üretilmesi hedeflenen bir görüntü işleme kapasitesine sahip.

YONGATEK’in attığı adımlarla, Türkiye’nin elektronik sektöründeki çip tasarım ve üretimindeki potansiyeli artırmaya yönelik umut verici bir süreç başlıyor. ÇENTİK’in seri üretiminden itibaren beyaz eşya sektöründe yer alması bekleniyor.

Amazon’dan Alexa’nın ücretli ve daha zeki bir versiyonu geliyor: Alexa Plus!

Amazon, ünlü sesli asistanı Alexa’nın gelişmiş ve ücretli bir versiyonunu tanıtmaya hazırlanıyor: Alexa Plus. Şirket, geçtiğimiz aylarda Alexa’nın iletişim yeteneklerini artırmak için yeni yapay zeka güncellemeleri üzerinde çalıştığını duyurmuştu ve şimdi bu proje “Remarkable Alexa” olarak adlandırılarak “Alexa Plus” olarak pazara sunulacak.

Alexa Plus, üretken yapay zeka sayesinde daha yetenekli ve zeki olmayı hedefliyor ancak bu ekstra yetenekler ücretsiz olmayacak. Henüz fiyat ve dağıtım detayları belirsiz olsa da, Amazon’un Alexa’nın gelişmiş sürümünü daha geniş yapay zeka yetenekleri sunan bir ücretli versiyon olarak lanse etmeyi planladığı belirtiliyor.

Alexa’nın bu yükseltilmiş versiyonu, ChatGPT gibi özel yapay zeka özellikleri ile daha doğal konuşmalar yapma ve kullanıcıya daha kişisel bir deneyim sunma amacında. Ancak, şu anda tamamlanmış bir ürün olmadığı ve 15.000 kişi tarafından test edildiği, bu süreçte bazı kusurların tespit edildiği ifade ediliyor.

İlk test aşamasında, Alexa Plus’ın ses tanıma kalitesinin beklentileri karşılamadığı rapor ediliyor. Sesli asistanın yanıtlarının saptırıcı ve gereksiz uzun olduğu, ayrıca yanlış bilgiler içerdiği belirtiliyor. Bu, üretken yapay zekanın “halüsinasyon görme” eğiliminde olabileceği bir sorun olarak ortaya çıkıyor.

Amazon, şu anda Alexa Plus’ın ücretli versiyonunu 30 Haziran’da piyasaya sürmeyi planlıyor, ancak olası zorluklar nedeniyle bu tarih ertelenebilir. Bu gelişmeler, kullanıcıların daha gelişmiş bir sesli asistan deneyimi için heyecanlanmalarını bekleyen bir dizi belirsizlikle birlikte geliyor.

Samsung, ikinci nesil 3nm yonga üretiminde denemelere başladı

Samsung, Tayvanlı rakibi TSMC ile olan rekabetini kızıştırmak ve 3nm yonga üretiminde liderliği ele geçirmeyi hedeflemek için ikinci nesil 3nm süreci olan SF3 için üretim denemelerine başlıyor. Endüstri kaynaklarına göre, Samsung Foundry, SF3 olarak bilinen 2. Nesil 3nm sınıfı süreç teknolojisinin çiplerinin deneme üretimine başladı. Şirketin önümüzdeki altı ay içinde %60’ın üzerinde bir verim elde etmeyi hedeflediği bildiriliyor.

Samsung‘un SF3 düğümünde üretilen yongaların performansını ve güvenilirliğini test ettiği ifade ediliyor . Şirket, GAA transistörler ile birlikte daha fazla tasarım esnekliği sunan SF3 fabrikasyonunun, daha düşük güç tüketimi ve daha yüksek performans elde edilmesine olanak tanıdığına inanılıyor . İlk olarak, Samsung‘un yakın zamanda olan Galaxy Watch 7 serisinin SF3 sürecini kullanması bekleniyor. Ayrıca, önümüzdeki yıl çıkacak Galaxy S25 serisinde de Exynos 2500 yongasının aynı süreci temel alacağı söylenmektedir.

Samsung  ikinci nesil 3nm yonga

Samsung‘un Samsung ikinci nesil 3nm yonga da yeni çıkan resmi güncellemesine göre, 2024’ün ikinci yarısında SF3 üretim sürecinde çiplerin yüksek hacimli üretimine başlanması planlanmaktadır. Rapor, şu ana kadar açıklanmayan transistör sayısı, kalıp boyutu, performans ve güç tüketimi gibi özelliklere değinmeden, varsayımsal bir test çipi için %60’lık bir verim hedefinden bahsetmektedir.

Ancak, %60 verim oranının, hata yoğunluğu ve performans değişkenliği gibi faktörlere nasıl etki edeceği belirsizdir. Genellikle, bu oranın deneme üretimi için geçerli olduğu ve seri üretime kadar artırılabileceği unutulmamalıdır.

Hollandalı şirketten kartal şeklinde askeri drone

Hollandalı teknoloji şirketi Guard From Above, askeri ihtiyaçlara yönelik olarak geliştirdiği kartal şeklindeki son teknoloji gizli gözetleme platformu “Evolution Eagle”‘ı duyurdu. Guard From Above, yenilikçi drone tasarımlarıyla bilinen bir şirket olarak, bu drone’u geleneksel modellerden ayıran özelliklere vurgu yapmaktadır.

Evolution Eagle, gerçek bir kartala benzer şekli ve boyutu ile dikkat çekiyor, bu da askeri gözetleme için kritik öneme sahip gizliliği arttırıyor. Geleneksel drone’lardan farklı olarak, bu uzaktan kumandalı sabit kanatlı uçak, kartalların uçuş düzenlerini taklit ederek termal yukarı yönlü hava akımları üzerinde süzülebiliyor. Bu özellik, pil gücünden tasarruf sağlayarak sessizlik ve gizlilik gerektiren görevler için ideal bir çözüm sunuyor.

Drone’un mekanik tasarımında kullanılan iki ön pervane, kanat çırpma ihtiyacını ortadan kaldırarak pil ömrünü uzatıyor ve operasyonel verimliliği arttırıyor. Ayrıca, planör gibi süzülme yeteneği sayesinde Evolution Eagle, operasyon bölgesinde tespit edilememesi için motorları geçici olarak kapatabiliyor.

Evolution Eagle, birinci şahıs görüş (FPV) aracılığıyla çalıştırılarak uzaktan pilotlara canlı “kartal gözü” perspektifini sunabiliyor. FPV sistemi, operasyon bölgesindeki yönlendirme ve gerçek zamanlı karar alma konusunda büyük avantaj sağlıyor.

Drone’un arkasında bulunan yük bölmesi, termal kamera, haritalama kamerası veya karşı drone sistemini içerecek şekilde çeşitli donanımları barındırabiliyor. Gündüz kamerası, termal kamera, C-UAS kinetik müdahale ve 3D haritalama gibi ek özelliklerle donatılarak, Evolution Eagle farklı görev ihtiyaçlarına uygun olarak özelleştirilebiliyor.

Kolay taşınabilir olması ve sadece üç dakikada monte edilebilmesi, Evolution Eagle‘ı hızlı ve etkili bir şekilde kullanılabilir kılıyor. Aynı zamanda, piste ihtiyaç duymadan el ile fırlatılarak uçuşa başlayabilme özelliği, pratik kullanımını arttırıyor.

Guard From Above’un Evolution Eagle‘ı, kartal estetiğiyle askeri dronelarda yeni bir çağın başlangıcını temsil ediyor ve gelişmiş gözetleme ihtiyaçlarını karşılamak üzere tasarlanmış bir teknoloji harikası olarak öne çıkıyor.

Samsung Galaxy Ring: Yeni akıllı yüzük detayları ortaya çıktı!

0

Samsung, geçtiğimiz hafta düzenlenen Galaxy Unpacked 2024 etkinliğinde, yüzük şeklindeki ilk fitness ve sağlık takipçisini tanıtarak dikkatleri üzerine çekti. Şirket, Galaxy Ring’in tasarımını sergilese de, detayları hakkında bilgi vermemişti. Ancak yeni bir rapor, Galaxy Ring akıllı yüzük modeline dair tüm detayları ortaya çıkardı.

Teknoloji analisti Avi Greengart, bir dönem Intel’de çalışmış, Galaxy Ring’in deneyimlerini paylaştı. Greengart’a göre, Galaxy Ring inanılmaz derecede hafif bir yapıya sahip olacak ve üç farklı renk seçeneği sunacak. Akıllı yüzük, çeşitli boyutlarda piyasaya sürülecek ve bu yılın sonlarında satışa sunulacak.

Samsung’un paylaştığı görsellere göre, Galaxy Ring, kalp atış hızı monitörü ve şarj için pogo pinleri gibi özelliklere sahip olacak. Samsung MX başkanı TM Roh, bazı kullanıcıların uyurken akıllı saat takmaktan hoşlanmadığını belirtmiş ve bu nedenle Galaxy Ring gibi bir cihazın daha rahat ve kullanışlı olacağını vurgulamıştı.

Bu bağlamda, Galaxy Ring’in büyük olasılıkla kalp atış hızı/SpO2 takibi, uyku takibi ve egzersiz takibi gibi özelliklere sahip olması bekleniyor. Elde edilen verilerin Samsung Sağlık uygulamasıyla senkronize edilmesi planlanıyor.

Galaxy Ring’in daha doğru sağlık, uyku ve egzersiz takibi verileri sunmak için Galaxy Watch ile entegre çalışabileceği belirtiliyor. Şu anda piyasadaki en iyi akıllı yüzük olarak bilinen Oura Ring’e rakip olarak çıkan Samsung, yüzük şeklindeki fitness takip cihazıyla teknoloji dünyasında dikkatleri üzerine çekiyor.