Eski Apple’ın baş tasarımcısı Tang Tan, uzun yıllar süren hizmetinin ardından şirketten ayrılarak tasarım dünyasının önemli isimlerinden Jony Ive‘ın liderliğindeki LoveFrom’a katılma kararı aldı. Tan, deneyimleriyle bilinen ve iPhone, Apple Watch, AirPods gibi ikonik ürünlerin tasarımına büyük katkılarda bulunan bir isim olarak tanınıyor. Şimdi ise, LoveFrom çatısı altında yapay zeka odaklı bir donanım projesine liderlik edecek.
Bu önemli adımın bir parçası olarak, LoveFrom’da Tan’ın yanı sıra Open AI’den Sam Altman gibi önde gelen isimler de projeye dahil olacak. Tan, LoveFrom’da donanım mühendisliğinin başında yer alacak, bu da yeni projenin tasarım ve teknoloji bileşenlerinin birleşiminde önemli bir rol oynayacağını gösteriyor. Altman ise, projenin yazılım temellerini güçlendirmeye odaklanacak.
LoveFrom’un gücüne güç katan bu yeni ekibe, toplamda 20’den fazla eski Apple çalışanının katıldığı bildirildi. Bu isimler arasında, Apple’ın kullanıcı arayüzü tasarımı liderlerinden Patrick Coffman ve endüstriyel tasarım ekibinin bir diğer üyesi Shota Aoyagi de bulunuyor. Bu birleşim, LoveFrom’un deneyimli bir ekip tarafından desteklenerek önemli bir büyüme ve inovasyon dönemine girdiğini gösteriyor.
Tan’ın liderliğindeki yapay zeka projesi, sadece mevcut ürünleri değil, aynı zamanda gelecekteki Apple ürünlerinin de görünümünü ve yeteneklerini şekillendirecek. Altman’ın katkılarıyla ise projenin yazılım tarafı, modern yapay zekanın sunduğu potansiyeli en iyi şekilde kullanmayı amaçlıyor.
Bu yeni gelişmeler, LoveFrom’un sadece tasarım dünyasında değil, aynı zamanda teknoloji ve yapay zeka alanında da etkili bir konuma gelmeye yönelik kararlılığını vurguluyor. Gelecekteki projelerle beraber, LoveFrom’un tasarım ve teknoloji dünyasına önemli katkılar sağlamaya devam etmesi bekleniyor.
Nvidia, önümüzdeki yıl piyasaya sürmeyi planladığı 3,5 milyon adet H100 GPU ile büyük bir çıkış yapmaya hazırlanıyor. Nvidia’nın, her bir GPU’nun tepe güç tüketiminin 700W’a kadar çıkması, bu yongaların özellikle bazı ülkelerde enerji tüketimi konusunda soru işaretleri yaratıyor.
Nvidia’nın yapay zeka iş yükleri için tasarlanan H100 AI GPU’ları, beklenen talep doğrultusunda oldukça yüksek miktarlarda satılacak. Ancak, her birinin ortalama olarak 700W enerji tüketmesi, bu GPU’ların toplam enerji tüketiminin birçok şehirden veya küçük Avrupa ülkelerinden daha fazla olabileceği anlamına geliyor.
Veri merkezi yönetiminden sorumlu olan Microsoft yetkilisi Paul Churnock’a göre, Nvidia’nın H100 GPU’ları, 2024’ün sonunda milyonlarca adet dağıtıldığında ABD’nin 1.6 milyon nüfuslu Phoenix şehrinden daha fazla enerji tüketebilir. Bu durum, her bir H100 GPU’nun yılda ortalama bir Amerikan evinin enerji tüketimine eşdeğer olmasıyla açıklanıyor.
Eğer Nvidia, 2023’te 1,5 milyon ve 2024’te iki milyon H100 GPU satar ise, 2024’ün sonlarına kadar bu GPU’ların toplamda 3.5 milyon adet kullanıma girmiş olacak. Bu durumda, tüm H100’lerin yılda 13.091.820.000 kilovat-saat (kWh) veya 13.091,82 GWh enerji tüketmesi bekleniyor.
Bu tüketim miktarı, bazı ülkelerin yıllık elektrik tüketiminden daha fazla olabilir, ancak yapay zeka ve yüksek performanslı bilgi işlem GPU’larının verimliliğindeki artış da göz önünde bulundurulmalıdır. Tabii ki, talep beklenenden fazla olursa enerji tüketiminin daha da artması muhtemeldir.
Teknoloji dünyası, yapay zeka (YA) teknolojilerini gelişmiş, inovatif ve çığır açıcı olarak sunarken, çevresel etkileri genellikle göz ardı edilmektedir. Gartner Hype Cycle’a göre, üretken yapay zeka, özellikle ChatGPT, Midjourney, Bard gibi sistemler, şu anda beklentilerin zirvesinde bulunuyor. Ancak, bu yüksek beklentilerin ötesinde, çevresel sorunlar gibi önemli konular göz ardı edilmemelidir.
Yapay zeka ve çevre etkisi:
Yapay zeka teknolojileri, yüksek hesaplama gücü gerektirerek büyük miktarda elektrik tüketir. Soğutma ihtiyacı ve işlemcilerin sıcak çalışması, bu teknolojilerin çevresel etkilerini artırır. 2019’daki GPT-2 gibi erken dönem büyük dil modellerinin eğitimi, yaklaşık 300.000 kg CO2 emisyonu üretti. Bu, ABD ile Çin arasındaki 125 uçuşa eşdeğerdi.
Gelişen teknolojiyle birlikte, GPT-4 gibi güncel modellerin parametre sayısının trilyonlarla ifade edilmesi, elektrik tüketimini artırmaktadır. Bu durum, yapay zeka teknolojilerinin yaşam döngüsündeki sadece bir aşama olan eğitimi ele alsa da, asıl endişe, bu teknolojilerin hizmete girdikten sonra milyonlarca veya milyarlarca kullanıcının etkileşimiyle ortaya çıkıyor.
Çıkarım aşaması ve çevresel etkiler:
YA’nın çıkarım aşaması, kullanıcı etkileşimlerini içerir ve bu aşama, büyük bilgi işlem gücü gerektirir. Araştırmaya göre, üretken görevlerin (metin oluşturma, özetleme, görüntü oluşturma) enerji ve karbon yoğunluğu, ayırt edici görevlere kıyasla daha yüksektir.
Özellikle, yapay zeka modellerini eğitmek, çıkarım aşaması için kullanmaktan daha fazla karbon yoğun olmaya devam etmektedir. Bu, büyük modellerin çevresel etkisinin eğitim aşamasından daha uzun vadeli ve sürdürülemez olduğunu göstermektedir.
YA teknolojilerinin çevresel etkileri, sadece teknolojinin avantajlarını değil, aynı zamanda olumsuzluklarını da göz önüne almalıdır. Dünya genelinde yaygın olarak kullanılan yapay zeka teknolojilerinin çevresel maliyetleri dikkate alındığında, iklim değişikliği ve sürdürülebilirlik konuları daha fazla vurgu kazanmalıdır.
2 milyon Euro yatırımla hayata geçen ve 7/24 çevrimiçi sağlık hizmeti veren şirket, hasta olan veya doktora danışmak isteyen kişiyi uygulama içinde chatbot ile karşılıyor ve şikayetini detaylı tespit ediyor. Sistem, doktorun hastayı 5 dakika içerisinde uygulama üzerinden aramasını ve yüzyüze görüşmesini sağlıyor. Swedish Care Türkiye Genel Müdürü Dr. Cenk Tezcan’a göre dijital sağlık hizmetlerinin globalde ve Türkiye’deki gelişimi, önce birinci basamak daha sonra özellikle kronik hastalık yönetimi odaklı 2. basamak sağlık hizmetlerindeki yükü ciddi anlamda azaltacak potansiyeli barındırıyor.
Merkezi İsveç’te bulunan ve dijital sağlık hizmetleri alanında dünyanın bir çok ülkesinde yatırımları olan Swedish Care, ‘DoktorNow’ markası ile Türkiye pazarına giriş yaptı. 2 milyon Euro yatırımla Türkiye pazarına giren marka, bu rakamı üç yıl içerisinde 5’e katlamayı planlıyor. Akıllı mobil cihazlarda uygulama tabanlı olarak çalışan DoktorNow, kendi bünyesinde hizmet veren hekim sayısını kapasite artımına bağlı olarak kısa süre içerisinde artırmayı planlıyor. Doktor sorgusunun yapay zeka ile alındığı uygulamada kullanıcılar evlerinden veya bulundukları yerden, istedikleri saatte ortalama 5 dakika içinde doktorla görüşebiliyorlar.
Yeni bir dönemin başlangıcı
Swedish Care Türkiye Genel Müdürü Dr. Cenk Tezcan, DoktorNow’ın Türkiye’deki hedeflerini şu cümlelerle özetledi: “Yeni bir dönemin başlangıç noktasındayız. Dijitalleşme, kişisel tıp, veriye ve kanıta dayalı tıp (Gen tabanlı tedavi yöntemleri) ve kişinin DNA’sına özel tedavi yöntemleri sağlıkta dijitalleşmenin kilit noktaları. Tüm bu yöntemlerin uygulanmasında yapay zeka, sensörler, büyük veri ve analitik hayati önemde.
Swedish Care Türkiye Genel Müdürü Dr. Cenk Tezcan
DoktorNow’da zaman içinde yapay zeka ve veri analizi ile doktorun önüne olası tanıları ve hastaya özel tedavi önerilerini koymayı planlıyoruz. Daha sonraki dönemde ise, hastalardan toplayacağımız verilerle hastaların yaşam alışkanlıklarını olumlu yönde değiştirecek yapay zeka algoritmaları üzerine çalışma hedefimiz var. Diğer yanda Covid salgını sonrası dünya sağlık giderlerinin toplamı 9 trilyon dolara ulaştı. Bu rakam, küresel ekonomik hacmin (Dünya gayri safi hasılası) neredeyse %11’ine denk geliyor. Birinci basamak dijital sağlık hizmetleri, hastanın kendi sağlığı üzerinde sorumluluk almasını sağlayarak proaktif bir sağlık anlayışının önünü açıyor. Diğer taraftan, hastanelerdeki hasta yükünü ve maliyetleri azaltarak, hastanın hizmete çok daha hızlı ve kolay erişimini mümkün kılarak, sağlık sistemi sorunlarıı çözmede ciddi avantajlar sağlıyor. Sağlık sisteminde yeni dönemin şifreleri, yapay zeka ve mobil teknolojilerin daha yoğun kullanılması içinde gizli.”
Bilgisayar donanımında köklü bir değişikliğe öncülük eden MSI, kablo karmaşasını azaltmayı ve enerji verimliliğini artırmayı hedefleyen 12VO güç standardına uyumlu yeni ürünlerini gururla tanıttı. MSI Pro B650 12VO WiFi, Pro H610M 12VO ve MSI 12VO güç kaynağı, Intel ve AMD platformlarına yönelik bu yeni nesil çözümleriyle kullanıcılarına benzersiz bir deneyim sunmaya hazırlanıyor.
12VO (Advanced Technology eXtended 12 Volts Only) standardı, sadece 10 pinli ATX12VO konektörlerini kullanarak bilgisayar sistemlerindeki kablo karmaşasını önemli ölçüde azaltıyor. Bu standart, 3.3V ve 5V beslemelerini ortadan kaldırarak yalnızca 12V sağlamayı amaçlıyor, bu da daha temiz bir tasarım ve daha etkili bir enerji kullanımı anlamına geliyor.
MSI‘nın sergilediği ürünlerin tüm detayları ve özellikleri, 2024 CES etkinliğinde paylaşılacak. Bu ürünler, 2024 yılında kullanıcılarla buluşacak ve bilgisayar sistemlerindeki performansı ve enerji verimliliğini üst seviyeye taşıyacak.
12VO standardının benimsenmesi, sadece kurumsal sektöre değil, aynı zamanda son kullanıcı segmentine de hitap ediyor. RAM’lerden USB’lere, M.2 SSD’lerden SATA tabanlı sürücülere kadar birçok bileşenin enerji yönetimi, artık anakart tarafından daha etkili bir şekilde kontrol edilecek. Bu da daha düzenli bir sistem kurulumu ve daha az enerji kaybı anlamına geliyor.
MSI, bu yeni teknoloji ile bilgisayar dünyasında liderliğini pekiştirmeye hazır. 12VO güç standardıyla birlikte, kullanıcılar daha az kablo karmaşası ve daha iyi bir sistem tasarımıyla bilgisayarlarını daha verimli bir şekilde kullanabilecekler. Bu dönüşüm, teknoloji dünyasında heyecan yaratmaya aday.
2023’ün son haftasında, Türkiye girişimcilik ekosisteminden yeni yatırım haberleri gelmeye devam etti. Kısa bir süre önce Hollanda’da kurulan ve ilk yatırımını tamamlayan ENA Venture Capital, ikinci yatırımını üretken yapay zeka teknolojileri geliştiren V-Risetech’e yaptı. 60 milyon TL değerlemeyle gerçekleştirilen yatırım turunda V-Risetech, yatırım sermayesi şirketi ENA Venture Capital’den 600 bin TL yatırım aldı.
Gerçekliği yapay zeka ile buluşturuyor
“İleri teknoloji, sonsuz yaratıcılık” mottosuyla faaliyet gösteren ve kendisini yapay zeka modüllerinin ve insan üretkenliğinin kesişim kümesi olarak tanımlayan V-Risetech, üç boyutlu hiper gerçekçi yapay zeka video oluşturma platformu olarak, kullanıcılarına üretken yapay zekanın gücüyle özgün sentetik içerikler üretme olanağı sunuyor.
ENA Venture Capital Yönetici Ortağı Şefik Serdar
Kodsuz sentetik medya üretimi platformu V-Risetech’e yaptıkları yatırıma ilişkin değerlendirmelerini paylaşan ENA VC Yönetici Ortağı Şefik Serdar, “ENA Venture Capital; bulut bilişim, yapay zeka, makine öğrenmesi, blokzinciri ve siber güvenlik alanlarındaki girişimlere odaklanma hedefiyle kısa bir süre önce Hollanda’da kuruldu. İlk yatırımımızın ardından ara vermeden, ikinci yatırımımızı da, 60 milyon TL değerleme üzerinden 600 bin TL olmak üzere, üretken yapay zeka alanında çığır açma potansiyeli taşıyan V-Risetech’e yaptık” dedi.
İlk yatırımını blokzinciri girişimine yapmıştı
ENA VC, geçtiğimiz haftalarda ilk yatırımını, blokzinciri tabanlı sadakat teknolojileri geliştiren Utilify’a yaptığını duyurmuştu. Markaların blokzinciri ve NFT olanaklarını kullanarak kod gerektirmeyen sadakat programları oluşturmalarına yarayan bir hizmet olarak yazılım girişimi olan Utilify’ın ardından, üretken yapay zeka girişimi V-Risetech’e yaptıkları yatırımın, geleceğin teknoloji altyapısını oluşturmak için çalışan iş fikirlerine yatırım yapma misyonlarıyla uyum sağladığını belirten Şefik Serdar, “V-Risetech ile üretken yapay zeka teknolojisine yönelen ikinci yatırımımız, ENA VC olarak ileri teknolojiye duyduğumuz inancın bir göstergesi. V-Risetech ile çıktığımız bu teknoloji yolculuğu bizi heyecanlandırıyor” ifadelerini kullandı.
“Stratejik rehberlik sunmayı amaçlıyoruz”
Dünyayı değiştirme hedefiyle yeni nesil ileri teknolojiler inşa eden kuruluşlara odaklandıklarını vurgulayan ENA Venture Capital Yönetici Ortağı Şefik Serdar, değerlendirmelerini şu ifadelerle sonlandırdı:
“Küresel şirketlerde uzun yıllar deneyim kazanmış bir ekip tarafından kurulan ENA Venture Capital olarak, portföyümüzdeki girişimlere yalnızca sermaye değil, entelektüel bilgi birikimi ve pazar deneyimimizi de aktaracağız. Hedefimiz, dünyayı değiştirme vizyonu olan kuruculara finansmanın yanı sıra rehberlik ve destek de sunarak, girişimlerimizin büyüme hedeflerine en hızlı şekilde ulaşmasına yardımcı olmak. Sahip olduğumuz müşteri ağını, pazarlama, satış ve operasyonel süreçlerdeki tecrübemizi portföy girişimlerimize açarak, rekabet avantajı sağlayacak stratejik adımların belirlenmesinden müşteri tabanını genişletmeye kadar, her aşamada girişimlerimizin yanında olmaktan mutluluk duyacağız.”
Türkiye’deki girişimcilik ekosistemi için zor geçen 2023 yılının son günlerinde kişiselleştirilmiş finansal uygulama TeklifimGelsin İTÜ Çekirdek Big Bang Startup Challenge sahnesinde seri A öncesi yatırım turunu tamamladığını duyurdu. Geçtiğimiz yatırım turlarında Keiretsu Melek Yatırımcıları ve Startup Wise Guys’dan yatırım alan girişim, seri A öncesi yatırım turunda Hedef Holding’in grup şirketi İdeal Finansal’dan 14 milyon dolar değerlemeyle yatırım aldı.
40 saniyeden kısa sürede işlem
İhsan Cem Zararsız ve Ertuğrul Hakan Biri tarafından kurulan TeklifimGelsin, Haziran 2021’den bu yana bankaların ve diğer finans şirketlerin kişiselleştirilmiş kredi, yatırım ve sigorta tekliflerini son kullanıcılara sunmaktadır. TeklifimGelsin Kurucu Ortağı ve CEO’su İhsan Cem Zararsız, “Bu yılın mart ayından bu yana mobil uygulamamızında hayata geçmesiyle hem web hem mobilde veri odaklı geliştirdiğimiz teknolojilerle, kullanıcıların kredi derecelerini ücretsiz öğrenmelerine, bireysel krediler, kredi kartları, yatırım ve sigortacılık işlemlerini 40 saniyenin altında tamamlamalarına olanak tanıyoruz” açıklamasını yaptı.
Dijital banka lisanslarının verilmeye başlanması, bankacılık sektöründe açık bankacılık çözümlerinin arttığını belirten İhsan Cem Zararsız, “Bu durum veriye dayalı kişiselleştirmenin ve şubesiz bankacılığın artık yarının değil bugünün konusu haline geldiği gösterdi. Kullanıcılar da bu tarz çözümleri daha çok tercih etmeye başladı” dedi.
Bankalarla kullanıcılar arasında köprü
TeklifimGelsin’in yeni teknolojiler ve regülasyonlar doğrultusunda genişlettiği hizmet yelpazesi hakkında da bilgi veren TeklifimGelsin Kurucu Ortağı ve CTO’su Ertuğrul Hakan Biri, “”Bir startup olarak, küçük ama yetenekli ekibimizle, mühendislik alanında kaliteyi hedef alıyoruz. TeklifimGelsin olarak, LLM, yapay zeka ve nöral ağlar gibi ileri teknolojileri etkin bir şekilde kullanarak açık bankacılık ve kişiye özel finansal çözümler alanında bankalar ve kullanıcılar için verimli ve etkili çözümler üretiyoruz. Teknolojik ilerlemelerimizle, sektörde öncü bir rol üstlenmeye ve kullanıcılarımız için değer yaratan, yenilikçi finansal hizmetler geliştirmeye kendimizi adamış durumdayız. Bu, kararlılığımızı ve finansal hizmetlerde gerçek bir değişim yaratma vizyonumuzu yansıtıyor. diye konuştu.
TeklifimGelsin bünyesinde sunulan hizmetler için teknolojik yatırımlarını artıracaklarını aktaran TeklifimGelsin ekibi, bu geliştirmelerle birlikte hem son kullanıcılara hem de işbirliği yaptıkları kuruluşlara çok daha hızlı, kolay ve katma değerli hizmet sunmak istediklerini aktardı.
Yatırımlarımız devam edecek
Hedef Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve İdeal Finansal Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Namık Kemal Gökalp, finansal teknolojiler alanında yatırımlara devam ettiklerini ve bu kapsamda kişiselleştirilmiş finansal teklifleri tek çatı altında toplayan TeklifimGelsin ile holding grup şirketleri arasında çok daha fazla işbirliği yapılarak kullanıcıların finansal hayatlarını kolaylaştıracaklarını sözlerine ekledi.
Medya holdingi National Amusements, ABD genelinde 1.500’den fazla sinemanın sahibi. Ancak şirket daha çok 2019’daki Viacom-CBS birleşmesinin ardından Paramount ve CBS’deki kontrol hissesiyle tanınmakta. Massachusetts başsavcılığına yapılan bir başvuruya göre Paramount, Ağustos ayında bir “siber güvenlik olayı” yaşadıklarını açıklamış ve bilgisayar korsanlarının bilinmeyen sayıda müşterinin kişisel bilgilerini çaldığını duyurmuştu. Bildirime göre, bilgisayar korsanları Paramount müşterilerinin isimlerini ve doğum tarihlerinin yanı sıra Sosyal Güvenlik numaralarını çalmıştı.
Paramount’un ana şirketi National Amusements ise Maine başsavcılığına yaptığı yasal başvuruda, bilgisayar korsanlarının Aralık 2022’deki veri ihlali sırasında 82.128 kişiye ait kişisel bilgileri çaldığını açıkladı. Aralık 2022’deki ihlalin ayrıntıları ancak bir yıl sonra, şirketin geçen hafta etkilenenleri bilgilendirmeye başlamasının ardından ortaya çıkmış. Maine başsavcılığına yapılan bildirimde, bilgisayar korsanlarının banka hesap numaraları veya kredi kartı numaraları gibi finansal bilgileri de ilgili güvenlik kodları, şifreler veya sırlarla birlikte çaldıkları belirtildi.
Veri ihlali bildirim mektubu şirketin insan kaynakları şefi tarafından sunulduğu için çalınan verilerin sadakat programı aracılığıyla toplanan müşteri verilerinden ziyade şirketin çalışanlarıyla ilgili olduğu düşünülüyor. Ancak medya devi, ihlal hakkında ya da müşterilerinin veya kullanıcılarının kişisel bilgilerinin de etkilenip etkilenmediği hakkında çok az şey söyledi. Şirketin ne tür bir siber saldırıya maruz kaldığı ya da şirketin bir fidye talebi alıp almadığı ya da daha sonra bilgisayar korsanlarına ödeme yapıp yapmadığı belli değil. National Amusements veri ihlali bildiriminin ötesinde bir yorumda bulunmadı.
Son dönemde fidye yazılım kullanan siber suçluların sadakat programlarına ve turizm sektörüne yönelik saldırılarında artış dikkat çekiyor. Sadakat programları üzerinden fidye yazılım çeteleri tarafından saldırıya uğrayan şirketler arasında hotel ve kumarhane devi Caesars, MGM Resorts ve Singapur’daki Marina Bay Sands otel ve kumarhanesi yer almıştı. Analistler, 2023 yılında çok ciddi bir artış gösteren fidye yazılım saldırılarının 2024 yılında da gündemdeki yerini koruyacağı görüşündeler.
E-ticaret ve teknoloji devi Amazon bir süre önce yayıncılık platformu Amazon Prime Video hizmetinde yayınlanan film ve dizilere reklam eklemeyi planladığını duyurmuştu. Şimdi ise şirket reklamları görmeye başlayacağımız tarihi açıkladı: Reklamlı yayıncılık dönemi Amazon için 29 Ocak 2024’te başlıyor. Şirket, müşterilerine gönderdiği bir e-postada “sınırlı reklamlara” geçişle ilgili olarak “Bu yeni yayın modeli, ilgi çekici içeriğe yatırım yapmaya devam etmemize ve bu yatırımı uzun bir süre boyunca artırmamıza olanak tanıyacak” dedi ve ekledi: “Doğrusal TV ve diğer akışlı TV sağlayıcılarından anlamlı ölçüde daha az reklam yayınlamayı hedefliyoruz. Reklamlı modelde devam etmek için herhangi bir işlem yapmanız gerekmiyor ve Prime üyeliğinizin mevcut fiyatında herhangi bir değişiklik yok”
Amazon Prime Video platformunda reklam uygulaması şimdilik sadece Almanya, Kanada, İngiltere, Fransa, İtalya, İspanya, Meksika ve Avustralya’da uygulanacak. Prime Video müşterileri, reklamlardan kaçınmaya devam etmek için ise ayda 2,99 dolar ek ödeme yapmak zorunda kalacaklar. ABD’de Amazon Prime’ın şu anda aylık ücreti 14.99 dolar ya da yıllık ücreti 139 dolar. (Prime Video’ya aylık 8.99 dolara abone olunabiliyor.) Reklamsız yayın için yeni ücretlendirme Prime’ı 18 doların biraz altına çekecek ve tek başına Prime Video’yu 12 doların biraz altına itecek.
Amazon Prime sağladığı ek faydalara dikkat çekiyor
Amazon’dan ABD’deki müşterilere gönderilen e-postanın geri kalanında Amazon Prime aboneliğinin tüketicilere sunduğu bedava ve hızlı kargo, Prime Gaming hizmetlerinden yararlanma imkânı ve özel indirimler gibi ekstra hizmet ve faydalar özetleniyor. Bu durum kimi aboneler tarafından Amazon’un ayrıştırıcı yönlerini ortaya çıkardığı şeklinde yorumlansa da kimi aboneler de ilgili fayda listesini aslında bir göz boyama ve örtülü zam kararı nedeniyle abonelik iptalini engelleme çabası olarak yorumlamaktalar.
Amazon ayrıca ABD’de ücretsiz, reklam destekli bir yayın hizmeti olan Freevee’yi de işletiyor. Şirketin e-postasında “spor gibi canlı etkinlik içeriklerinin ve Amazon Freevee aracılığıyla sunulan içeriklerin reklam içermeye devam edeceği” belirtiliyor. Bu hamle, rakip yayın hizmetlerinin abonelik ücretlerini artırmaya devam ettiği bir dönemde geldi. Amazon Prime’ın aylık ücreti değişmiyor, ancak 29 Ocak’tan itibaren bugün sahip olduğunuz deneyimi korumak istiyorsanız, daha fazla ödeme yapacaksınız.
Türkiye’de uygulanmayabilir mi?
Aslında dijital platformlarda reklamlı standart abonelik ve ilave ücret karşılığı reklamsız abonelik uygulaması çok yeni sayılmaz. Dünya çapında yayın yapan büyük platformlar arasında bu uygulamayı ilk hayata geçiren 2022 Kasım ayında Netflix olmuştu. Ülkemizde son dönemde çok tartışılan ve yerli içerikleri sonlandırma kararı alan Disney Plus ise Ocak 2023’te benzer bir biçimde reklamlı standart abonelik ve ilave ücret karşılığı reklamsız abonelik uygulamasına geçmişti. Ancak her iki firma da bu farklı modelleri dünyanın pek çok ülkesinde sunsa da Türkiye’de devreye almamışlardı. Amazon da benzer bir biçimde Prime Video’da reklamlı üyelik modelini Türkiye’de devreye almayabilir.
Akıllı telefon ve cihazlarıyla ön plana çıkan Çinli üretici Xiaomi farklı bir sektöre daha giriyor. Aylardır ufak tefek detaylar ile kullanıcıları heyecanlandıran otomobil sonunda ortaya çıktı. Marka tarafından bugün yapılan lansman ile tanıtılan Xiaomi SU7 ve detayları haberimizde…
Akıllı telefon üreticisinden otomobil! Xiaomi SU7 tasarımı ve özellikleri!
Çinli teknoloji markası Xiaomi için tarihi günlerden birisi yaşanıyor. Marka uzun zamandır planladığı ve duyurusunu yaptığı elektrikli otomobilini bugün tanıttı. SU7 model ismine sahip yeni elektrikli otomobil için oldukça “iddialı” bir giriş yaptığını söyleyerek başlamalıyız.
İlk etapta bataryası tanıtılan otomobil menzil konusunda oldukça iddialı. Çin pazarında yer alan tüm markalar 1000 kilometre üzeri menziller konusuna yoğunlaşıyor. Xiaomi’de bu pastadan payını aldı. Lansmanda verilen bilgilere göre batarya için CATL ile işbirliği yapıldı. Otomobil 871V voltaja sahip 800V silisyum karbür yüksek voltajlı %77,8 hacim verimliliğine sahip CTB entegre bir bataryaya sahip. 150 güç üreten kWh versiyonu 1200 kilometre, 132 kWh güç üreten versiyonsa 1000 kilometre menzile sahip.
Marka otomobilin 3 farklı ünite seçeneğine sahip olacağını belirtti. V6, V6S ve V8 olarak isimlendirilen bu motorlardan V6 ve V6S hali hazırda üretimdeler. V6 ve V6S 21 bin RPM hızlanma gücüne sahip. Sırasıyla 400 Nm ve 500 Nm tork üreten bu motorlara ek olarak bir de V8 motor seçeneği yer alacak. V8 ünite 2025 yılında üretime girecek. Ayrıca marka bir de lazer sarma rotor teknolojisinden bahsetti. Bu alanda çalışmalar yaptığını bildiren Xiaomi, laboratuvar ön araştırma testlerine göre hızın 35.000 rpm’ye çıktığını belirtti.
Otonom sürüş konusunda oldukça iddialı!
Elektrikli otomobiller ile hayatımıza giren önemli konulardan biri de otonom sürüş oluyor. Marka bu konuda oldukça iddialı bir giriş yaptı. Lansmanda otonom sürüş konusuna değinen Xiaomi başkanı bu konuda Tesla’dan daha iyi olduklarını iddia etti. Ardından önümüzdeki yıl sonuna kadar Çin’de 100 şehirde aktif olarak otonom sürüş olacağını bildirdi.
Ana mottosu “konfor ve güvenlik” olan otomobilin ana bilgi, multimedya ekranı ise 16.1 inç büyüklüğünde. Xiaomi burada ilklerden birini gerçekleştiriyor. Zira ekran 3K kalitede çözünürlüğe sahip ki bu başka markalarda sık rastlanan bir özellik değil. Bunun yanında otomobil ön cama yansıtılabilen 56inç büyüklüğüne head-up display özelliğine de sahip.
Arka koltuktaki yolcular içinse 2 adet Xiaomi Pad bizlere göz kırpıyor. Otomobil ile entegre çalışan bu tablet ekranlar ile arka koltukta oturan yolcular uzun mesafelerde can sıkıntısından kurtuluyor. Ayrıca bahsi geçen tüm bu ekranlar tak çıkar özelliğe sahip ve otomobil Snapdragon 8295 yongasını kullanıyor.
Genel olarak toparlamak gerekirse Xiaomi farklı ve iddialı bir giriş yaptı. Otomobil ilk etap için oldukça beğeni topladı. İlerleyen günlerde seri üretim ve diğer konular hakkında daha fazla bilgi sahibi olacağız. Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi bizimle yorumlar bölümünde paylaşmayı unutmayın!
Türkiye’nin en büyük oyun geliştirme maratonu Mağara Jam’in 23’üncü edisyonunda kazananlar belli oldu. StartGate Campus’te düzenlenen ödül töreninde Makinerik, İşte Bu Parça ve Jutholmen isimli oyunlar ilk 3’e girdi.
Kazanan oyunların 6 kriterde detaylıca incelenerek belirlendiğini ifade eden Mağara Jam Kurucusu Ataberk Palacıoğlu, “Bu yoğun katılımlı ve güzel etkinliği StartGate’de yapmış olmaktan dolayı mutluyuz” dedi. Oyun endüstrisinin Türkiye ekonomisi için önemine değinen StartGate CEO’su Mustafa Cihat Durmuş ise, “Yarattığımız bu oyun geliştirme etkinliğinde Türkiye’nin dört bir yanından gençleri ağırladık. Mağara Jam’23; bir bilgi havuzu, yetenekler arası network, yeni fikirler ve fırsatlar oluşturmanın yanında Türkiye’nin oyun endüstrisindeki yüksek potansiyelinin de bir göstergesi oldu” açıklamasında bulundu.
StartGate’in oyun yapımcılarından Ataberk Palacıoğlu’nun kurucusu olduğu Mağara Jam’in, StartGate iştiraklerinden IdeaGate organizatörlüğünde, StartGate Campus’te düzenlenen etkinliğinde kazananlar belirlendi. “Gizemli Makine” teması ile bu sene yedinci kez gerçekleştirilen etkinlikte geliştirilen 405 oyundan 15’i finalde yarıştı ve tüm kriterleri karşılayan üç oyun zirveyi paylaştı.
405 “Gizemli Makine” temalı oyun geliştirildi
16-19 Kasım’da StartGate’de düzenlenen ve 150 fiziksel, 5 bin 350 çevrim içi katılımcı ile rekor kırılan Mağara Jam’23 finalistlerine ödülleri yine, StartGate Campus’te verildi.
Jam boyunca geliştirilen 405 oyun arasından, halk oylaması ve jüri değerlendirmesi sonucu ilk 15’e girmeye hak kazanan ekiplerin tek tek yaptıkları sunum sonrası değerlendirme aşamasına geçildi ve Mağara Jam jürisi ilk üç oyunu belirledi. Oyunlar görsellik, orijinallik, oyun tasarımı, ses ve müzik, hikaye ve konsept ve tema ile uyumluluk kriterlerine göre değerlendirildi. “Gizemli Makine” teması ile geliştirilen oyunlar içinde Ali Emre Küçükkurt’un “Makinerik” oyunu birinci olurken; Fadeos takımının “İşte Bu Parça!” oyunu ikinci, Mötiv takımının “Jutholmen” oyunu üçüncü oldu.
Kazanan takımlara oyun geliştirme süreçlerini iyileştirecek nitelikte pek çok destek ve hediyeler verildi. Birinci olmaya hak kazanan oyun ekibi, StartGate’de bir sene ofis ve StartGate eğitimlerine katılma imkanına sahip olurken; ikinci ve üçüncü ekiplere StartGate’de altı aylık açık ofis imkanının bulunduğu destekler verildi. Kazananların yanı sıra ilk 15’e girmeye hak kazanan diğer takımlara da oyun geliştirme ekipmanlarından oluşan hediyeler dağıtıldı.
Katılımcı sayısı 5 bin 350’ye ulaştı
StartGate ev sahipliğinde düzenlenen 7’nci Mağara Jam’e yönelik açıklamalarda bulunan Kurucu Ataberk Palacıoğlu, “Mağara Jam’e her geçen yıl daha fazla partnerle devam ediyoruz. Önceki etkinliklerde 4 bin 500 civarındaki katılımcı sayımız bu yıl 5 bin 350’ye ulaştı. Geçen sene bize sponsor olan StartGate ile bu sene partner olarak gerçekleştirdiğimiz bu jam, Mağara ve StartGate’in yanı sıra oyun geliştiriciler için de çok önemliydi. Geliştiriciler, StarGate’in teknolojik donanımı, her ihtiyaca cevap veren altyapısı ve başarılı ekibinin destekleri ile sadece oyun odaklı bir 72 saat yaşadılar. Bunun oyun üretiminde önemli bir katkısı oldu” dedi.
Etkinlikte pek çok ilke imza atıldığını belirten Palacıoğlu, Mağara Jam’in Türkiye oyun endüstrisi adına hem bir kaldıraç hem de katma değerli bir platform olduğuna dikkat çekti. Uluslararası alandan oyun geliştiricilerin her geçen sene daha fazla katılım gösterdiği Mağara Jam’in Türkiye oyun ekosisteminin gelişiminde, görünür olmasında ve potansiyelinin somutlaştırılmasında önemli bir rol oynadığını aktaran Palacıoğlu, gelecek hedefleri arasında Mağara Jam’i yurt dışına taşımak olduğunu belirtti ve “Mağara Jam’i bir marka haline getirerek, ülkemize daha fazla yatırım çekmeyi ve gençlerin bu marka aracılığıyla uluslararası sahnede görünür olmasını sağlamayı hedefliyoruz” dedi.
16-19 Kasım’da StartGate Campus’te düzenlenen Mağara Jam’de üç gün boyunca 405 oyun geliştirildi. Etkinlik totalde 270 binden fazla trafik ve 820 binden fazla etkileşim aldı. Web sitesindeki oyunlar, üç gün içinde toplamda 41 binden fazla indirme alırken, YouTube üzerinden canlı yayınlar 134 binden fazla kişi tarafından takip edildi, totalde 1 milyondan fazla gösterim aldı. 8 bin 400’den fazla kişinin oylamaya katıldığı etkinlik 3 kazananın açıklanması ile sona erdi.
Global Trust Ventures portföyüne dahil olan Ödüyo, aldığı yatırımla birlikte e-tahsilat ve online ödeme çözümleri ürünleriyle geniş bir yelpazedeki kurumsal müşterilere destek olurken, şirketlerin dijitalleşme süreçlerine katkı sağlayacak yeni finansal seçenekler sunmaya da devam edecek.
Teknolojiden finansa, oyun sektöründen kitle fonlamaya kadar geniş bir yelpazede başarılı yatırımlara imza atan ve farklı sektörlerde faaliyet gösteren şirketleri bir araya getiren Global Trust Ventures,Ödüyo için 145 Milyon TL değerleme üzerinden yatırım gerçekleştirdi.
2022 yılından bu yana Ödüyo, sektörde birçok ödüle layık görülen bir başarı hikayesine sahip. Elde ettiği başarılar sektördeki konumunu sağlamlaştırırken, Global Trust Ventures ile gerçekleştirilen yatırım sürecini de hızlandırdı. Yatırımın ardında, Ödüyo‘nun başarı grafiğinin ve büyüme potansiyelinin etkileyici bir şekilde artması öne çıkıyor.
Ödüyo Finansal Teknolojiler Genel Müdürü Erman Yapıcı, Ödüyo’nun başarılı bir yılı geride bıraktığını belirterek, “2023 yılında Ödüyo olarak büyük başarılara imza attık. Sektördeki etkinliklerde ve ödül törenlerinde birçok ödüle layık görüldük. Global Trust Ventures’tan aldığımız 145 Milyon TL değerleme üzerinden yatırım ile büyümeye ve gelişmeye 2024’te de devam edeceğiz. Ayrıca e-tahsilat ve online ödeme çözümleri noktasında çığır açacak yenilikleri geliştirmeyi hedefliyoruz, çalışmalarımız hızla sürüyor.” derken;
Global Trust Ventures Yatırım Direktörü Hasan Rıza Bayar da “Global TrustVentures olarak, yaratıcı fikirleri destekleyerek, ekosistemin gelişmesinde ve teknoloji dönüşüm sürecinde rol almaya devam edeceğiz. Girişimcileri desteklemek ve sektöre değer katan teknolojilere yatırım yapma konusundaki istikrarımızı sürdürüyoruz. Hızlı ve etkili büyümeyi desteklemek amacıyla izlediğimiz büyüme stratejisi çerçevesinde, ülkemizin e-tahsilat sektöründe önemli bir oyuncusu olan Ödüyo‘yu bünyemize katmaktan büyük mutluluk duyuyoruz.” şeklinde konuştu.
Öne çıkan tekliflerden biri Google Cloud AI Platformu. Bu entegre platform, yapay zeka uygulamalarının büyük ölçekte oluşturulması, devreye alınması ve yönetimi için tasarlandı.
Özel yapay zeka modelleri oluşturmak için gerekli olan AutoML, AI Platform Notebooks, Pipelines ve Prediction gibi çok çeşitli araçlar sağlıyor.
Ayrıca platform, Vision AI, Natural Language AI, Recommendations AI ve Video AI gibi önceden eğitilmiş çözümler sunarak mevcut uygulamaları geliştirmek için büyük değer sağlıyor.
Bu araç çeşitliliği, Google’ın yapay zekayı farklı sektörler için erişilebilir ve faydalı kılma, operasyonları kolaylaştırma ve inovasyonu artırma konusundaki kararlılığının altını çiziyor.
Google Asistan, 2024’te kişisel yardımda devrim yaratmaya devam ediyor. Bir sanal asistan olarak, çok çeşitli görev ve sorgulara yardımcı olmak için doğal dil işlemeyi ve ses tanımayı kullanıyor.
Akıllı telefonlar, akıllı hoparlörler, akıllı ekranlar ve diğerleri gibi cihazlardan erişilebilen Google Asistan, günlük aktiviteleri kolaylaştırıyor. Soruları yanıtlayabiliyor, müzik çalabiliyor, akıllı ev cihazlarını kontrol edebiliyor, takvimleri yönetebiliyor, hatırlatıcılar ayarlayabiliyor ve daha fazlasını da yapabilir.
Google Asistan’ın Google hizmetleri ve üçüncü taraf uygulamalarıyla entegrasyonunun kusursuz olması, onu dijital yaşamlarını yönetmek için kullanışlı ve sezgisel bir yol arayan kullanıcılar için vazgeçilmez bir araç haline getiriyor.
TensorFlow: Yapay zeka modeli oluşturmaya yönelik açık kaynaklı çerçeve
Google TensorFlow, yapay zeka modellerinin oluşturulmasına ve eğitilmesine olanak sağlayan açık kaynaklı bir çerçeve olarak öne çıkıyor.
Python, C++ ve Java gibi programlama dilleriyle uyumlu olan TensorFlow, bilgisayarlı görme, doğal dil işleme ve ses işleme gibi çeşitli alanlarda yapay zeka uygulamaları oluşturmak için ideal.
Web, mobil ve uç cihazlar gibi çeşitli platformları destekleyerek Google’ın yapay zeka teknolojisini çok yönlü ve erişilebilir hale getirme konusundaki kararlılığını gösteriyor.
TensorFlow’un uyarlanabilirliği ve kullanıcı dostu arayüzü, onu yenilik yapmak ve yapay zeka teknolojisinin sınırlarını zorlamak isteyen geliştiriciler için başvurulacak bir kaynak haline getiriyor.
Google Duplex: Yapay zeka destekli iletişim
Google’ın 2024 cephaneliğindeki bir diğer dikkat çekici araç ise Google Duplex. Bu yapay zeka destekli sistem, randevu almak veya bilgileri onaylamak gibi görevler için doğal görünen telefon görüşmeleri yapmak üzere tasarlandı.
Google Asistan aracılığıyla erişilebilen Duplex, işletmelerle görüşmelere katılmak için doğal dil anlayışını, konuşma sentezini ve konuşma tanımayı kullanıyor. Bu araç yalnızca kullanıcı deneyimini geliştirmekle kalmıyor, aynı zamanda yapay zekanın karmaşık, gerçek dünyadaki görevleri yerine getirme konusundaki gelişmiş yeteneklerini de sergiliyor.
Herkes için Kendin Yap Yapay Zeka
Google AIY Projeleri, kullanıcıların yapay zeka destekli cihazlar ve projeler oluşturmasına olanak tanıyan kendin yap kitleri ve kılavuzlarından oluşan bir koleksiyon.
Google’ın donanım bileşenlerinden ve yazılım araçlarından yararlanan bu kitler, yapay zeka kavramları ve teknolojileriyle uygulamalı öğrenme ve deneme olanağı sağlıyor. Makine öğrenimi, bilgisayarlı görme ve ses tanıma gibi alanları kapsıyorlar.
AIY Projeleri, yapay zeka teknolojisini demokratikleştirerek yapay zekayı pratik ve uygulamalı bir şekilde keşfetmeye ve anlamaya istekli kişiler için erişilebilir ve ilgi çekici hale getiriyor.
Google’ın 2024’teki yapay zeka araçları dizisi, yapay zeka teknolojisini geniş bir kullanıcı yelpazesi için erişilebilir ve faydalı hale getirme konusunda ileriye doğru atılmış önemli bir adımı temsil ediyor. Her biri benzersiz yeteneklere ve uygulamalara sahip olan bu araçlar, Google’ın yapay zeka alanındaki lider rolünün altını çiziyor.
Google’ın yapay zeka araçları, iş operasyonlarını geliştirmekten kişisel görevleri basitleştirmeye, öğrenimi ve yeniliği teşvik etmeye kadar teknoloji manzarasını sayısız yolla dönüştürmeye devam edecek.
ASELSAN, kuantum teknolojileri alanındaki önemli adımlarını atmaya devam ediyor. Yaklaşık bir yıl önce kurulan Kuantum Araştırma Laboratuvarı (KUANTAL) üzerinden yürütülen çalışmalar sonucunda, Türkiye’nin ilk kuantum entegre devreleri ortaya çıktı. TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi yerleşkesinde hayata geçirilen laboratuvar, ülkenin kuantum teknolojilerindeki bilgi birikimini artırmayı ve ASELSAN aracılığıyla yerli ve milli sistemlere dönüştürmeyi hedefliyor.
KUANTAL, deneysel altyapıları ve birçok üniversite ile kurulan akademik işbirlikleri sayesinde, yüksek etkili araştırma ve prototip geliştirme faaliyetleri gerçekleştirmeyi planlıyor. ASELSAN, bu laboratuvar aracılığıyla kuantum teknolojilerinde elde edilen kazanımları, tüm teknoloji alanlarında kullanarak ülkenin rekabet gücünü artırmayı amaçlıyor.
Laboratuvarda gerçekleştirilen kuantum teknolojileri üzerine yapılan çalışmalar, bugünkünden daha yüksek performanslı ürünlerin geliştirilmesine odaklanıyor. Özel test ortamları içeren laboratuvar, -273 dereceye yakın sıcaklıklarda çalışma koşullarıyla termal gürültüyü en aza indirerek kuantum sistemlerin etkinliğini artırıyor.
ASELSAN’ın kuantum teknolojileri alanındaki çalışmalarının meyvesi olarak ortaya çıkan ilk ürünler arasında kuantum rassal sayı üreteci ve kuantum entegre devreler bulunuyor. Bu gelişmeler, haberleşme, algılama, bilgi sistemleri ve kriptoloji gibi alanlarda yetenekleri artırarak Türkiye’nin teknolojik dönüşümüne katkı sağlayacak.
Ayrıca, KUANTAL laboratuvarı, kuantum alanındaki yeteneklere sahip Türk araştırmacıları ülkede tutarak beyin göçünü durdurma ve tersine çevirme konusunda önemli bir rol oynuyor. ASELSAN, ilerleyen dönemde KUANTAL aracılığıyla Türkiye’nin Kuantum Strateji Yol Haritası‘nın oluşturulmasına katkıda bulunmayı hedefliyor.
Artan sayıda araştırmacı, serinin popüler kültürdeki kalıcı etkisine, sayfalarındaki geniş dil verileri ve karmaşık kelime oyunlarına atıfta bulunarak üretken yapay zeka teknolojisini denemek için çok satan Harry Potter kitaplarını kullanıyor.
Harry Potter’a atıfta bulunan çalışmaların ve akademik makalelerin bir listesini incelemek, son yapay zeka araştırmalarına ve teknolojinin karşı karşıya olduğu en çetrefilli sorulardan bazılarına dair bir anlık görüntü sunuyor.
Belki de yakın zamandaki en dikkate değer örnekte, Harry, Hermione ve Ron’un; büyük dil modellerinin seçici olarak bilgiyi unutmasına yardımcı olan yeni bir tekniğe ışık tutan “Harry Potter Kimdir?” başlıklı bir makalede başrol oynamaları yer alıyor.
Bu, sektör için yüksek riskli bir görev: Yapay zeka sohbet robotlarına güç veren büyük dil modelleri, telif hakkıyla korunan materyaller ve diğer sorunlu içerikler de dahil olmak üzere çok büyük miktarda çevrimiçi veriye dayanıyor.
Bu, bazı AI şirketleri için davalara ve kamu incelemesine yol açtı. Makalenin yazarları, Microsoft araştırmacıları Mark Russinovich ve Ronen Eldan; AI sisteminin genel kararından ödün vermeden, karakterler ve olay örgüsü de dahil olmak üzere Harry Potter kitaplarının varlığına ilişkin her türlü bilgiyi ortadan kaldırmak için AI modellerinin değiştirilebileceğini veya düzenlenebileceğini gösterdiklerini söyledi.
İkili, kitapları evrensel aşinalıklarından dolayı seçtiklerini söyledi. Microsoft Azure’un baş teknoloji sorumlusu Russinovich, “Araştırma topluluğundaki kişilerin tekniğimizden kaynaklanan modeli değerlendirmelerinin ve içeriğin gerçekten ‘öğrenilmemiş’ olduğunu kendileri için doğrulamalarının daha kolay olacağına inandık.” dedi.
“Neredeyse herkes, modelin kitapları ‘bilip bilmediğini’ araştıracak ipuçları bulabilir. Kitapları okumamış kişiler bile olay örgüsünün unsurları ve karakterlerin farkında olacaktır.“
Microsoft, Android platformu için özel olarak geliştirdiği Copilot uygulamasını kullanıma sunarak yapay zeka destekli deneyimi mobil kullanıcılara taşıdı. Bu yeni uygulama sayesinde, Bing mobil uygulamasına ihtiyaç duymadan Microsoft Copilot’a kolay erişim mümkün hale geldi. Şu an için iOS sürümü mevcut değil ancak gelecekteki güncellemelerle beklentilerin karşılanması planlanıyor.
Copilot Android uygulamasının öne çıkan özellikleri:
Microsoft’un Copilot uygulaması, sohbet botu yeteneklerine erişim, DALL-E 3 aracılığıyla görüntü oluşturma ve e-posta ile belge taslakları oluşturma gibi özellikleri içeriyor. Ayrıca, kullanıcılara OpenAI’nin en yeni GPT-4 modeline ücretsiz erişim imkanı tanıyarak gelişmiş dil anlama ve üretme yeteneklerini sunuyor. Bu, kullanıcıların metin tabanlı görevlerde daha verimli çalışmalarına olanak tanıyor.
Microsoft’un yapay zeka stratejisi:
Bu adım, Microsoft’un yapay zeka destekli araçları günlük kullanıma entegre etme stratejisinin bir parçası olarak öne çıkıyor. Şirket, Bing arama motorunda başlattığı yapay zeka destekli arayüzü daha da genişleterek Copilot’u bağımsız bir uygulama haline getirdi. Bu, kullanıcıların Copilot’u daha kolay ve hızlı bir şekilde kullanmalarına olanak tanıyor.
Microsoft’un Android için geliştirdiği Copilot uygulaması, yapay zeka destekli deneyimi mobil cihazlara taşıyarak kullanıcıların günlük görevlerini daha verimli bir şekilde gerçekleştirmelerine olanak sağlıyor. Şirketin yapay zeka stratejisi, kullanıcıların en yeni teknolojiye kolayca erişmelerini amaçlıyor. Copilot’un iOS sürümüne dair henüz bir duyuru yapılmamış olsa da, gelecekteki güncellemelerle bekleniyor.
Yeni Google cihazın pilinin mevcut durumunun değerlendirilmesi belirli zorluklar doğuruyor.
Kullanıcılar bu görevi gerçekleştirmek için sıklıkla üçüncü taraf uygulamalara başvuruyor ancak bunlar her zaman doğru verileri sağlayamıyor. Bu amaca yönelik en etkili araç sistem analizi olacaktır.
Google bu hususu biliyor ve uzun süredir bir pil sağlığı izleme özelliği geliştiriyor. Android 14, pil çalışmasını izlemeye yönelik bir temel oluşturdu; burada işletim sistemi, cihazın ilk açıldığı andan itibaren işleyişine ilişkin kapsamlı istatistikler topluyor.
Android 15’in piyasaya sürülmesiyle birlikte kullanıcıların bu bilgilere ulaşabilmesi, hatta sistemin pil değiştirme zamanı geldiğinde uyarı vermesi bekleniyor.
Pil durumu menüsü
Gizli “Pil Sağlığı” menüsü, geliştiricilerin Android 14 QPR2 Beta 2’de keşfettiği böyle bir özelliğin varlığını gösteriyor. Şu anda belirli bir bilgi içermiyor ancak kod, kullanıcıların bu sekmede mevcut pil şarj kapasitesini göreceğini gösteriyor.
Örneğin Pixel 8’in pil sağlığının yüzde 90 olduğu tahmin edilirse, kalan şarj kapasitesi 4.118 mAh olur (cihazın 4.575 mAh nominal kapasitesiyle karşılaştırıldığında).
Bu özelliğin güncellemesinin ne zaman yayınlanacağı ile ilgili net bir tarih bilgisi yok. Apple kullanıcılarının yıllardır sahip olduğu ve Android kullanıcılarının yıllarca süren bekleyişin ardından sonunda kullanıma sunulacak.
Android kullanıcılarının yakında çok büyük bir sürprizle karşılaşacağına yönelik önemli duyumlar var. Ancak detayları, kapsamı ve tarihi ile ilgili henüz sağlam bir delil yok; yine de beklemekte fayda var.
2023’ün geride kalmasına sadece birkaç gün kalırken BT sektöründe bu senenin en çok öne çıkan konusu ise tartışmasız bir biçimde yapay zekâ uygulamaları ve üretken yapay zekâ (GenAI) oldu. ChatGPT’nin geçtiğimiz yılın sonlarında geniş kitlelerle buluşmasının ardından bu yıl, özellikle de yılın ikinci yarısında, neredeyse tüm teknoloji devleri yapay zekâ yarışına katıldılar. 2024 yılında da da bu eğilimin sürmesi beklenirken üretken yapay zekâdan beklentiler de hızla yükseliyor. Örneğin McKinsey Global Institute’a göre GenAI müşteri operasyonlarını, satış ve pazarlamayı ve yazılım mühendisliğini geliştirerek küresel ekonomiye yıllık 4,4 trilyon dolara kadar üretkenlik değeri katabilir
Bu bağlamda analistler, BT liderlerinin hızla kurumsal veri merkezlerini GenAI ve diğer veriye aç iş yüklerini barındıracak şekilde modernize etmeye başladıklarına dikkat çekiyor. Neticede GenAI, kurumsal BT çalışanlarının işlerini yapmak için her gün tamamladıkları görevleri saatlerce azaltabilir ve potansiyel olarak sektörleri dönüştürebilir niteliklere sahip. Örneğin Dell Technologies tarafından bu yılın başlarında gerçekleştirilen Generative AI Pulse Survey’e göre, BT kuruluşlarının yüzde 52’sinin halihazırda GenAI çözümleri oluşturmasının veya dağıtmasının en büyük nedeni budur.
Çoklu bulut yönetimi yapay zekâ ile giderek önem kazanıyor
2024 yılında GenAI, iş yükü yerleştirme trendlerini hızlandıracak ve kuruluşlar GenAI uygulamalarını besleyen büyük dil modellerini (LLM’ler) nasıl ve nerede çalıştıracaklarını düşünecekler. Bazı BT karar vericileri kamu hizmetlerini seçecek. Diğerleri ise açık kaynaklı LLM’leri kurum içinde çalıştıracak ve bu da onlara kontrolün yanı sıra alana özgü uygulamaları, sunucu kümelerini ve iş ortakları tarafından sağlanan diğer güvenilir altyapıyı kullanarak iş yüklerini doğru boyutlandırma olanağı sağlayacaktır. Ayrıca yapay zekâ uygulamalarının doğru kullanımı sayesinde kuruluşların güvenlik politikalarını ve erişim izinlerini daha akılcı belirleyerek güvenlik maliyetlerini (ve zafiyetlerini) azaltabilecekleri düşünülüyor.
2024 yılında iş süreçlerine yapay zekâyı da dahil eden ve esneklik isteyen daha fazla kuruluş, iş yüklerini kendi seçtikleri konumlarda çalıştırmak için yazılım işlevlerini işletim ortamlarından daha da soyutlayacak gibi görünüyor. Bu da firmaların geleneksel olarak şirket içinde çalıştırdıkları bazı depolama seçeneklerini genel bulutlara taşımayı gerektiriyor. Bu, BT personeline daha fazla veri hareketliliği ve ortamlarını yönetmede tutarlılık sağlayacak.
Diğer firmalarınsa geliştiricilerin tercih ettikleri bulut hizmetlerine şirket içinden erişmelerini mümkün kılacağı öngörülüyor. Örneğin, kuruluşlar kurumsal bilgileri ortaya çıkarmak için özel GenAI sohbet robotları oluşturabilir. Bu yaklaşımlar, çoklu bulut ortamlarını kesintisiz sistemler olarak yönetmeye çalışan daha geniş bir eğilimin parçasıdır. Bu, daha fazla operasyonel verimlilik ve iş değeri sağlamak için tüm altyapı mülkünü tek bir varlık olarak ele almak anlamına gelir.
Operasyon konsolidasyonunun sınırı
Uç ortamları destekleyen altyapı geçmişte oldukça parçalı bir yapıya sahipti ve kuruluşlar, uygulamaların neredeyse gerçek zamanlı çalışmasını sağlayacaklarını umdukları çözümleri bir araya getiriyorlardı. Gecikmenin azaltılması da büyük bir sorun oluşturuyordu. 2024 yılında, daha fazla kuruluşun karmaşık çoklu bulut sitelerinde dağıtımı basitleştiren, optimize eden ve güvenli hale getiren, daha iyi çalışma süresi ve hizmet sağlayan uç operasyon yaklaşımlarını benimsediğini göreceksiniz.
Bu durum özellikle perakende, sağlık, otomotiv, tarım, enerji ve diğer birçok sektörde inovasyonu hızlandıracak. Dahası, daha fazla kuruluş iş değerini artırmak için GenAI uygulamalarını uç noktalara nasıl genişleteceğini keşfedecek.
Öte yandan 2024’te daha fazla kuruluş, altyapı hizmetleri için de kullandıkça öde abonelik modellerinden yararlanmaya çalışacak gibi görünüyor. Bu tür Hizmet olarak çözümler esneklik ile kontrolü dengeleyerek BT liderlerinin yalnızca işlerini yürütmek için ihtiyaç duydukları kadarını ödemelerine yardımcı olur. Bu, GenAI ve HPC uygulamaları gibi kaynak yoğun iş yükleriyle ilişkili artan maliyetleri azaltmaya yardımcı olurken, BT’ye bilgi işlem ve depolamayı nasıl kullanacağı konusunda daha fazla kontrol sağlayacaktır.
2024’te daha fazla BT lideri, uygulama performansını ve operasyon verimliliğini artırmayı amaçlayan çoklu bulut tasarımlı mülkler veya kasıtlı olarak oluşturulmuş mimariler inşa edecek. Bu aynı zamanda yasal gereklilikleri karşılamaya, varlıkları kontrol etmeye ve güvence altına almaya ve maliyetleri optimize etmeye yardımcı olacaktır.
GenAI’nin bu trendlerin tamamına yayılmış bir iplik olduğunu fark etmişsinizdir. Aslında, 2023’te teknolojideki en yıkıcı güç, 2024’te de en sıcak iş yükü olmaya devam edecek. Firmaların bu alanda ne kadar harcama yapmaya istekli olacakları ise başka bir konu. Teknoloji sektörü araştırma şirketi Gartner, kısa süre önce 2023 ve 2024 yılı Avrupa BT pazarıyla ilgili öngörülerini yayınlamıştı. Araştırma firmasına göre yazılım ve BT hizmetlerine yapılan yatırımların etkisiyle Avrupa’daki BT harcamaları bu yıl sonunda 1 trilyon dolar ve2024 yılında da 1,14 trilyon dolara ulaşacak.
Teknoloji devi Apple, mobil ve masaüstü yongalarındaki başarılarına rağmen, kablosuz teknolojideki çabalarında karşılaştığı zorluklarla mücadele ediyor. Şirketin 5G modem çalışmalarını durdurma kararı sonrasında, şimdi de kendi Wi-Fi yongası geliştirme çabalarında sorunlar yaşadığı iddia ediliyor.
Uzun bir süre önce başlatılan kendi Wi-Fi yongası projesi, başlangıçta önemli yatırımlarla desteklenmişti. Ancak yılın başlarında proje durdurulmuş ve ekibinde önemli değişikliklere gidilerek tekrar başlatılmıştı. Ancak, bu çabaların beklenen seviyeye ulaşamadığı ve çalışmaların yıllar alabileceği ifade ediliyor.
iPhone 17 serisinde Apple’ın kendi Wi-Fi yongalarını kullanma isteği dile getirilmiş olsa da, bu hedefin şu an için gerçekleşmesinin pek mümkün olmadığı belirtiliyor. Apple, 5G modemlerini Qualcomm’dan, Wi-Fi yongalarını ise Broadcom’dan tedarik ediyor. Her iki şirketin de alanında lider olması, yeni rakiplerin Apple’ı zorlamasını engelliyor.
Şirketin, Homepod gibi yan ürünlerinde ise Wi-Fi yongalarını deneme fırsatı bulabileceği konuşuluyor. Ancak, kendi kablosuz teknolojilerini geliştirmekte yaşadığı zorluklar, Apple’ı bu alandaki rekabetin önünde ciddi bir engelle karşı karşıya bırakıyor. Bu durum, şirketin kablosuz teknoloji alanındaki yerini güçlendirmek için daha fazla çaba harcaması gerektiği yorumlarına neden oluyor.