Rönesans ChargeR’dan 50 yeni şarj noktası!

Rönesans Holding grup şirketlerinden Rönesans Şarj İstasyon Enerji Yatırımları A.Ş., sekiz ilde 12 AVM’de ve bir otelde olmak üzere Rönesans ChargeR İstasyonları’nı işletmeye açtı. Türkiye genelinde AVM, şehir hastaneleri, oteller, otoyollardan oluşan şarj üniteleri ağı kurma amacıyla yola çıkan Rönesans ChargeR, Türkiye’nin en yenilikçi istasyon ağı olma hedefiyle Türkiye şarj istasyonu ağına katkının başlangıcı olarak, 1 Kasım itibarıyla Türkiye’nin 13 noktasında 50 şarj ünitesini hizmete açtı.

Rönesans Holding Yönetim Kurulu Üyesi Emre Hatem,
Rönesans Holding Yönetim Kurulu Üyesi Emre Hatem,

Rönesans Holding Yönetim Kurulu Üyesi Emre Hatem, Rönesans ChargeR’ın 49 yıllık Şarj Ağı İşletmecisi Lisansına sahip olduğunu hatırlatarak, gün geçtikçe hızla artan elektrikli araçlar ve şarj istasyonları talebine yönelik olarak 13 ayrı noktada araç şarj istasyonu ile hizmet vermeye başladıklarını söyledi. Rönesans ChargeR istasyonlarının sekiz ilde 12 AVM ve bir otel olmak üzere açıldığını hatırlatan Hatem, “Rönesans Holding olarak Türkiye’nin en geniş AVM portföyüne sahibiz. Grup şirketlerimizden Rönesans Gayrimenkul Yatırım çatısı altında şu anda 12 AVM bulunuyor. Biz de şarj istasyonlarımızla tüm bu AVM’lerdeki yerimizi alarak, bu sayede müşterilerimizin şarj ihtiyaçlarını kolaylaştıracağız. İstanbul, Ankara, İzmir ve Adana’da bulunan Optimum AVM’ler, İstanbul, Samsun, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki Piazza AVM’ler, İstanbul’da Kozzy, Maltepe Park, Hilltown Küçükyalı, İzmir’de Hilltown Karşıyaka ve Bodrum’da istasyonlarımız bulunuyor” diye konuştu.

Kullanıcı dostu mobil uygulama

Şu ana kadar 47 AC ve 3 DC olmak üzere toplam 50 şarj ünitesini hizmete açtıklarını ifade eden Emre Hatem, Rönesans ChargeR’ın AVM, sağlık kuruluşları, kamu kurumları, akaryakıt istasyonları, otoyollar ve devlet yollarının yanı sıra bireysel kullanım alanında da çözümler sunacağını söyledi. Ayrıca konutlara ve sitelere Rönesans ChargeR istasyonları kurmayı öngördüklerini ifade eden Hatem, organize sanayi bölgeleri, iş merkezleri, oteller, otoparkların farklı ihtiyaçlarına uygun çözümler sunacaklarını söyledi. Emre Hatem, kullanıcı dostu mobil uygulama ile ticari ve bireysel ihtiyaçlar için en uygun çözümü sunduklarını sözlerine ekledi.

Elektrikli şarj istasyonlarının Rönesans Holding’in sürdürülebilirlik hedefleri ile de uyumlu olduğunu ifade eden Emre Hatem, şunları söyledi:

“Rönesans Grubu olarak en büyük vaadimiz hep şu oldu: Sürdürülebilir geleceğin en büyük destekçisi olmak. Yaptığımız her işte her zaman daha iyisini hedefliyor ve daha iyi bir gelecek için çalışıyoruz. Rönesans Holding olarak daha iyi bir gelecek için sürdürülebilirliği tüm gücümüzle sahipleniyoruz ve tüm çalışmalarımıza 2040 yılında net sıfır emisyon hedefiyle devam ediyoruz. Bu hedef doğrultusunda çalışmalarımızı sürdürürken 2030 yılı için ara bir hedef belirledik ve 2022 yılına göre emisyonlarımızı yüzde 55 azaltmayı taahhüt ettik. Bu vaat, tüm iş kollarımız ve iştiraklerimizin de çalışmalarının tam merkezinde yer alıyor.”

ASM, Arizona’daki AR-GE tesisi için 300 milyon dolar yatırım yapacak!

CEO Benjamin Loh, kararın kısmen ASM’nin Arizona’daki mevcut varlığı nedeniyle; kısmen de eyaletin yarı iletken üretim merkezi olarak artan önemi nedeniyle alındığını söyledi.

Ardından Reuters’e verdiği demeçte, “Intel ve TSMC bizim en büyük müşterilerimizden, dolayısıyla Ar-Ge konusunda onlarla işbirliği yapabilmek tüm yarı iletken endüstrisine ve tedarik zincirine fayda sağlıyor.” dedi.

“Bir sonraki yarı iletken yenilikleri üzerinde doğrudan onlarla çalışabiliyoruz.”

Şirket, 2026 yılına kadar Scottsdale’de 21 dönümlük alanda yeni bir tesis inşa edecek ve şu anda Arizona’da 800 olan çalışana 500 ek çalışan ekleyecek.

Merkezi Hollanda’nın Almere kentinde bulunan ASM, %90 artışla 447,95 euroya yükselerek bu yıl Hollanda blue chip hisselerinin AEX endeksinde en iyi performansı gösteren şirket oldu. Bu, sattığı ekipmanın Tayvanlı TSMC tarafından üretilen son teknoloji çiplerde giderek artan bir rol oynayacağı iyimserliğinin bir sonucu olarak ortaya çıkıyor.

ASM, çip üreticilerinin silikon plakalar üzerinde ultra ince malzeme katmanları oluşturmak için kullandığı Atomik Katman Biriktirme (ALD) araçlarının en büyük satıcısı. Talaş yapımı sürecindeki bu adım, talaşlar karmaşıklaştıkça daha önemli hale geliyor ve daha sık tekrarlanıyor.

Loh, ASM’nin ABD ve Hollanda hükümetlerinin artan ihracat kısıtlamaları nedeniyle Çinli çip üreticilerinin daha “olgun” ekipmanlar stokladığı güçlü bir 2023’ten sonra Çin’de büyümenin 2024’te yavaşlamasını beklediğini söyledi.

Bir nesle atıfta bulunarak, “Çin, geçmişe göre çok daha önemli bir pazar haline gelmiş olsa da; ASM için 2 nm kapılı her yönden cihaz teknolojilerine geçiş gibi ileri teknolojiler en önemli itici güç olmaya devam ediyor.” dedi. gelecek yıl gibi erken bir tarihte gelmeye başlaması bekleniyor.

ASM, Japonya’dan Tokyo Electron’un yanı sıra ABD’den Applied Materials ve LAM Research ile rekabet ediyor. 

Tüpraş biyoyakıt üretimi için yeni bir Ar-Ge projesine başlıyor!

Tüpraş, 2050 yılı Stratejik Dönüşüm Planı doğrultusunda hayata geçirdiği sürdürülebilir iş modelleri ve yenilikçi projeleriyle başarılarını tescillemeye devam ediyor. Şirket, “Ufuk Avrupa sürdürülebilir, güvenli ve rekabetçi enerji çağrıları” kapsamındaki Fuel- Up biyoyakıt projesiyle Ar-Ge çalışmalarına Avrupa Komisyonu tarafından 1 milyon Euro fona hak kazandı. Böylece Ufuk Avrupa’da yarışan 118 proje ve 1972 kurum arasında ön plana çıkan Tüpraş, fonlanmaya hak kazanan 2 Türk kuruluşundan biri oldu.

Fuel-Up projesiyle yenilenebilir hammadde alternatifi olarak yüzde 100 biyojenik (fosil olmayan) ormancılık kalıntılarından elde edilen piroliz (termal kırılma) yağlarının kullanılması planlanırken, çevreci havacılık ve denizcilik yakıtları üretiminin demo ölçekte ilk defa gerçekleştirilmesi hedefleniyor. 4 yıl sürecek projenin toplam bütçesi 9 milyon Euro olarak belirlenirken, Tüpraş çalışmaları için kullanılacak 1,5 milyon Euro’nun yüzde 70’i Avrupa Komisyonu tarafından desteklenecek.

Tüpraş, Türkiye için erişilebilir orman ve tarım atığı alternatiflerini araştıracak

Tüpraş

Türkiye’de önemli bir sürdürülebilir havacılık yakıtı (SAF) üreticisi olma amacı doğrultusunda 2022 yılının ikinci yarısında UOP Ecofining™ teknolojisinin kullanımı için Honeywell ile lisans anlaşması imzalayan Tüpraş; yatırımları ile 2030 yılında 400 bin ton biyoyakıt hammaddesi işlemeyi, 2035 sonrası dönemde ise SAF üretim kapasitesini 3 katına çıkarmayı hedefliyor.

Türkiye’nin en büyük SAF tedarikçisi olma hedefiyle alternatif hammaddelere dayalı, gelişmekte olan teknolojilere yönelik Ar-Ge çalışmaları da yürütülüyor. Fuel-Up projesiyle birlikte Türkiye’nin erişilebilir fakat değerli ürünlere dönüşümü henüz çok yaygın olmayan biyokütle kaynaklarından ormancılık ve tarım atıkları kullanılarak düşük emisyonlu ve yüksek katma değerli yakıtların üretimi araştırılacak.

Yenilikçi proseslerle yüksek verimlilik ve düşük maliyete odaklanan çalışmalar yürütmeyi önceliklendiren şirket, uzun vadede bitkisel ve hayvansal atık yağlara olan bağımlılığın azaltılması konusunda önemli sorumluluklar üstlenecek. Fuel-Up projesinde Tüpraş, biyopolimer içerikli odunsu kaynaklardan elde edilecek yağların özelliklerinin iyileştirilmesi ve yakıta dönüştürülmesi için gerekli süreç yol haritasını ve şartları belirleyecek. Geliştirilecek çözümlerle çevresel regülasyonlara uygun, karbon ayak izi düşük yakıtların yaygınlaştırılması için rafinerilerin adaptasyonu sağlanacak.

Sürdürülebilir havacılık yakıtı, denizcilik dizeli ve nafta üretimi gerçekleştirilecek

Ormancılık ve tarım faaliyetlerinin kalıntılarından elde edilen yağlarda bulunan yüksek oksijen içeriği ve aşındırıcı etkiler, rafinerilerdeki mevcut yöntemlerle doğrudan işlemeyi elverişsiz kılıyor. Mevcut proseslerle ürünün işlenmesi sonucunda yakıt kalitesinde olumsuz sonuçlar meydana gelebiliyor. Fuel-Up projesinin ortakları ile yürütülecek katalizör geliştirme faaliyetlerinin Tüpraş’ın rafinaj tecrübesiyle birleşimi ise, söz konusu kısıtları ortadan kaldıracak bir çözüm olarak öne çıkıyor.

Tüpraş, bu sayede 2050 Stratejik Dönüşüm Planı hedefleri ile paralel olarak Ar-Ge çalışmalarında da alternatif biyo hammaddelerin sürdürülebilir yakıtlara dönüşümünde önemli bir rol oynamayı planlıyor. Fuel-Up projesinde odun bazlı yağların biyoyakıtlara dönüştürülmesi için geliştirilecek yöntemin ticarileşme öncesi seviyede geçerliliği test edilerek sürdürülebilir havacılık yakıtı, denizcilik dizeli ve nafta üretimi gerçekleştirilecek.

Süreçte, üretilen yakıtların kalite değerlendirmesi yapılarak yeni üretim yönteminin standardizasyonunun da önü açılmış olacak.

AB Yapay Zeka Yasası inovasyonu engelleyecek mi?

0

Uzmanlar, fikir birliğine varılmadığı takdirde AB Yapay Zeka Yasasının çökme riskiyle karşı karşıya olduğu konusunda uyarıyor. Sektör paydaşları, AB Yapay Zeka Yasasının kritik bir karar öncesinde inovasyonu engelleyebileceği konusunda uyardı.

Hukuk uzmanlarına göre, AB Yapay Zeka Yasasının kapsamı ve kapsamına ilişkin önemli sorular hâlâ yanıtsız durumda ve işletmeler arasında belirsizlik yaratabilir.  Hunton Andrews Kurth’un ortağı David Dumont, AB milletvekilleri müzakerelerde kritik bir dönemece yaklaşırken, etrafında henüz ortak bir zemin oluşturulamayan çeşitli unsurların bulunduğunu söyledi.

AB Yapay Zeka Yasası yorumları

Özellikle temel modellerin geliştirilmesi ve kullanımına ilişkin kurallar ve yapay zeka ile ilgili zararlar üzerinde anlaşmaya varılmamış olması, işletmeler için kafa karışıklığı yaratabilecek ve inovasyonu engelleyebilecek. Dumont: “Yapay zeka zorlu hukuki sorular ortaya koyuyor ve Konsey ile Avrupa Parlamentosu’nun halen üzerinde ortak bir zemin bulamadığı temel unsurlar var. Temel modeller ve yasaklanmış yapay zeka kullanımlarıyla ilgili kurallar gibi” diyor.

Dumont, müzakerelerin kritik aşaması göz önüne alındığında, mevzuatın belirli yönleri üzerinde herhangi bir anlaşmaya varılmaması halinde, tasarının önümüzdeki yıl yapılacak Avrupa seçimlerinden önce geçmesinin pek olası olmadığı konusunda uyardı. Bu, sendikanın kapsamlı düzenlemeleri hayata geçirme girişimlerinde önemli bir gerilemeyi temsil ediyor. Sektör paydaşları, önerilen mevzuat konusunda AB milletvekillerine defalarca sert eleştirilerde bulunurken, bazıları tasarının yapay zekaya yönelik dengeli bir düzenleyici yaklaşım sunmadığı takdirde inovasyonu engelleyebileceğini savundu.

Önerilerin küçük işletmelerin ve akademisyenlerin teknolojiyle ilgili hayati araştırmalar yürütmesini engelleyebileceği yönünde özel endişeler dile getirildi. Databricks’in üretken yapay zekadan sorumlu başkan yardımcısı Naveen Rao, yapay zeka riskleriyle mücadeleye yönelik gerici yasal çabaların “yapay zekayı aşırı düzenleme” ve Avrupa’nın yapay zeka inovasyonunu teşvik etme çabalarına zarar verme riskiyle karşı karşıya kalabileceği konusunda uyardı. Rao ayrıca, AB’nin yapay zeka düzenlemelerine yönelik “katı, herkese uyan tek boyutlu bir yaklaşımdan” kaçınması ve bunun yerine potansiyel riskleri dengelerken yeniliğe olanak tanıyan daha esnek bir çerçeveye odaklanması gerektiği konusunda uyardı.

Yapay zeka geliştirme ve konuşlandırma arasındaki bu ayrım, son haftalarda üye devletlerin AB Yapay Zeka Yasasının kapsamı ve bunun bireysel teknoloji ekosistemleri üzerindeki potansiyel etkisine ilişkin endişeleri arasında siyasi bir parlama noktası haline geldi. Ekim ayında, AB’nin önde gelen ekonomilerinden üçü olan Fransa, Almanya ve İtalya, gönüllü davranış kuralları oluşturarak vakıf modellerinin “zorunlu öz düzenlemesine” destek vereceklerini taahhüt eden ortak bir belge yayınladılar.

İzinsiz paylaşımlara yasal yaptırım gelecek mi?

Son yıllarda dijital telif meselesi konusunda dünyanın birçok yerinde hukuki alanda atılan somut adımlar Türkiye’deki dijital yayıncılarının bu alandaki yasal düzenleme beklentisini günden güne artırıyor. Av. Görkem Gökçe’ye göre, hali hazırdaki Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun teknolojik gelişmeler karşısında yetersiz kaldığı günümüzde, Türkiye’nin dijital dünya ile uyumlu ve sürdürülebilir bir medya ortamına sahip olması için Dijital Telif Yasası kritik bir adım olacak.

Günümüzün giderek dijitalleşen medya dünyasında içeriklerin hak sahiplerinin izni alınmaksızın, başka ifadeyle telifsiz şekilde kullanımı önemli bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Son 20 yılda internetin hızla yaygınlaşmasıyla birlikte, içeriklerin kolayca paylaşılabilir hale gelmesi, telif haklarının ihlal edilmesine ve izinsiz kullanımına yol açabiliyor. Bu durum, özellikle dijital platformlarda, sosyal medya ve web sitelerinde yayımlanan içeriklerin izinsiz şekilde paylaşılması, kopyalanması veya herhangi bir şekilde kullanılmasıyla ortaya çıkabiliyor.

Telifsiz içerik kullanımı sorunu, içerik sahiplerinin haklarının ihlal edilmesine ve emeklerinin karşılıksız kalmasına neden olabiliyor. Bir içeriğin izinsiz olarak kullanılması, içerik sahiplerinin gelir kaybına uğramasına ve çalışmalarının değerinin düşmesine sebebiyet veriyor. Ayrıca, izinsiz kullanım, içeriklerin kontrolsüz bir şekilde yayımlanmasına, değiştirilmesine veya yanlış şekillerde kullanılmasına yol açarak, orijinal amacından sapmasına neden olabiliyor.

Telif haklarının korunması ciddi bir ihtiyaç

Medya ekosisteminde giderek sancılı bir hale gelen bu durum, dijital telif yasalarının ve düzenlemelerinin önemini ortaya koyuyor. Telif haklarının korunması ve dijital içeriklerin adil şekilde kullanılması, içerik sahiplerinin haklarını güvence altına alırken, aynı zamanda dijital ortamın sağlıklı ve sürdürülebilir bir şekilde işlemesine yardımcı oluyor. Bu nedenle, telif haklarına saygı duyulması, fikri mülkiyet haklarının korunumunun güçlendirilmesi ve izinsiz kullanımın önlenmesi için etkin düzenlemeler ve bilinçlendirme çalışmaları önem taşıyor.

Son yıllarda dünyanın farklı ülkelerinde bu konuda ciddi adımlar atılıyor. Avustralya, Fransa ve Almanya dijital platformların haber içeriği kullanımı karşılığında medya kuruluşlarına ödeme yapmalarını gerektiren yasal düzenlemeleri hayata geçiren ülkelerden birkaçı. Avrupa Birliği de dijital içeriklerin kullanımı için platformların medya kuruluşlarına adil ödemeler yapmasını gerektiren yasal düzenlemeler üzerinde çalışıyor. Özellikle “Dijital Tek Pazar” girişimleri kapsamında bu tür düzenlemelerin hayata geçirilmesi hedefleniyor.

Son olarak dijital telifler konusunda somut adım atan ülkelerden biri de Kanada oldu. Çevrim İçi Haberler Yasası düzenlemesinin hayata geçirilmesi ile Google, Kanada’ya her yıl 74 milyon dolar ödemeyi kabul etti. Google’ın Kanada’da attığı ve dijital yayıncılık ekosistemi için milat olabilecek bu adım, ülkemiz yayıncılık ekosisteminde de geniş yankı uyandırdı. Hatta Türkiye Büyük Millet Meclisi Dijital Mecralar Komisyonu’nun konuyla ilgili tarafları dinlemek için harekete geçtiği yönünde bilgiler var.

“Dijital dünya ile uyumlu bir medya ortamı için fikri mülkiyet hakları konusunda bir çalışma yapılmalı”

Dijital telif düzenlemeleri konusunda gündemdeki gelişmeleri değerlendiren Gökçe Avukatlık Ortaklığı Yönetici Ortağı Av. Görkem Gökçe; “Dijital telifler konusunda yasal düzenlemeler, tüm dünyada yayıncıların emeğinin korunması konusunda çok önemli bir ihtiyaca dönüşmüş durumunda. Birçok Avrupa ülkesinde ve son olarak Kanada’da olduğu gibi dijital telif hakları konusunda katedilen mesafe yayıncılığın geleceği açısından çok önemli. Dijital Telif Yasasının çıkarılması, dijital yayıncıların haklarını koruyacak ve emeklerinin karşılığını almalarını sağlayacak. Günümüze kadar telife konu hakları düzenleyen, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunumuz mevcut olsa da ve elbette belirli düzeyde koruma sağlasa da; eski bir yasa olması, uzun süredir bir değişikliğe uğramaması sebebiyle dijital dünyadaki gelişmeler karşılığını bu yasamızda bulamadığı için; bu yönde detaylı bir düzenlemenin yapılması büyük bir ihtiyaç. Türkiye’nin dijital dünya ile uyumlu ve sürdürülebilir bir medya ortamına sahip olması için ise bu yasa önemli bir adım olacak.

Haziran 2022’de sunulan yasa tasarısıyla dijital telifler konusunda ilk adımları atan Kanada’nın bu konudaki kararlı tutumu tüm dünyadaki dijital yayıncılar için önemli bir kazanım olabilir. Kanada Başbakanı Justin Trudeau tarafından yapılan ve Google’ın yerel gazetecilik de dahil olmak üzere gazetecileri gerektiği şekilde desteklemeyi kabul ettiğine dair ifadelerin yer aldığı konuyla ilgili açıklamada, bu sürecin haberlerin kalitesini artıracağı gibi, telif haklarının korunmasına da yardımcı olacağına dair bilgiler dikkat çekiyor.

Yasa, caydırıcı unsurlar içermeli

Türkiye’de de önümüzdeki süreçte hayata geçirilebilecek bir dijital telif yasasının dijital içeriklerin kullanımı, dağıtımı ve telif haklarıyla ilgili adil ve dengeli bir çerçeve oluşturmayı amaçlaması gerektiğinin altını çizen Gökçe; “Bu yasa her şeyden önce konuyla ilgili tüm tarafların dinlenerek hazırlanmalı. Telif sahiplerinin hak kayıplarının önüne geçecek pratik ve makul çözümler içermeli. İçerik sağlayıcıların içeriklerinin izinsiz kullanımını önlemek adına ilgili tazminatların belirlenebilmesini sağlayacak mekanizmalar özelinde de düzenlemeler olması gerektiğini düşünüyorum. Ayrıca, içerik kullanımı için lisanslama süreçleri ve izin alımı gibi prosedürlerin net bir şekilde ortaya konması, tüm tarafların haklarının korunmasını sağlamak adına önemli bir düzenleme olacaktır” dedi.

Yapay zeka destekli iç mimar geldi!

Vivense, iç mekân tasarımına yepyeni bir boyut kazandıran ‘İçMimarGPT’ uygulamasını geliştirerek kullanıcıların beğenisine sundu. Generative AI teknolojisinin sunduğu benzersiz potansiyeli fark ederek bu alandaki ilerlemelere yatırım yapan markanın kendi yazılım ekibi tarafından geliştirilen bu yenilikçi uygulama, iç mekân tasarımı tutkunlarına benzersiz bir deneyim sunmayı hedefliyor.

Profesyonel iç mekân tasarım önerileri ve ilham verici fikirler

Vivense bünyesinde geliştirilen bu teknoloji, tasarım sürecini hızlandırmanın yanı sıra, daha geniş bir yelpazede seçenekleri hızla görselleştirebilme avantajını da beraberinde getiriyor. İçMimarGPT, kullanıcılara profesyonel iç mekân tasarım önerileri ve ilham verici fikirler sunmak için, en son yapay zekâ teknolojilerini kullanıyor. Bu uygulama, kullanıcıların kişisel zevklerini ve ihtiyaçlarını dikkate alarak, evlerini diledikleri stile uygun olarak tasarlamalarına yardımcı oluyor.

Türkiye’de yapay zekâ ve generative AI üzerine birçok uygulama bulunsa da bu teknolojiyi yaşam alanlarının dönüştürülmesi konusunda uygulayan ilk firma Vivense oldu. Mehmet Yiğit Özgenç, Dilara Yükeri, İdil Kanmaz ve Oğuz Özgüven’in geliştirdiği İçMimarGPT uygulaması, yaklaşık 3 aylık yoğun bir araştırma ve geliştirme sürecinin ardından lanse edilirken proje ekibi, İçMimarGPT uygulamasını şu sözlerle anlattı: “Teknolojimiz, tamamen iç mekân ve dekorasyon özelinde ince ayar yöntemiyle eğitildi. Bu özelleştirilmiş eğitim, yapay zekâ modelimizin iç mekân tasarımı ve dekorasyon konularında son derece hassas ve özgün sonuçlar üretmesini sağlıyor. Bu özellik, kullanıcılara sadece genel bir tasarım önerisi sunmakla kalmayıp, mekânın tüm detaylarına kadar kişiye özel tasarım önerileri sunma kapasitesine sahip olmamızı garantiliyor.”

İçMimarGPT uygulamasına Vivense uygulaması üzerinden erişebilir, iOS ve Android platformlarında ücretiz olarak kullanılabilirsiniz.

Apple 6G çalışmalarını sürdürüyor

MacRumors’a göre Bloomberg’den Ark Gurman, Apple’ın cihazlarında altıncı nesil (6G) hücresel teknolojiyi uygulamaya yönelik çalışmalarını aktif olarak ilerlettiğini belirtiyor. Power On haber bülteninin son sayısında Mark Gurman, Apple’ın kendi 5G modemini geliştirmenin bilinen zorluklarına rağmen giderek 6G teknolojisine odaklandığını açıkladı.

Apple 6G yolculuğuna devam ediyor

2021 yılında 6G ile ilgili ilk resmi iş ilanları Apple’da ortaya çıktı. Şimdi, 6G referans mimarisinin geliştirilmesini ve modellenmesini koordine etmekten sorumlu Modem Sistemleri Yazılım Mimarı için yeni bir iş ilanı şirketin resmi web sitesinde yayınlandı. Gurman, bu duyurunun Apple’ın 6G hücresel teknolojisi üzerinde çalışacak mühendisleri işe alma yönündeki genel eğiliminin bir parçası olduğunu belirtiyor.

Telekomünikasyon operatörlerinin yeni nesil ağlar oluşturmak için aktif olarak çalıştıklarını da belirtmekte fayda var. Apple, 2020’nin sonlarında Telekomünikasyon Endüstrisi Çözümleri Birliği’ndeki (ATIS) zorluklara çözüm bulmayı amaçlayan bir sektör grubu olan Next G Alliance’a katıldı. Bazı analistlere göre 6G teknolojisi, 5G’den 100 kat daha hızlı hızlar sağlayabilir. Ancak bu teknolojinin gerçek dünya koşullarındaki verimliliğinin hala belirlenmesi gerekiyor. 6G’nin 2030’dan önce tüketici cihazlarında görünmeyeceği bekleniyor.

Uluslararası Telekomünikasyon Birliği (ITU) geleceğin kablosuz ağlarına yönelik standart geliştirme çerçevesini yayınlarken, Apple ve 3GPP gibi sektör liderleri şimdiden gözlerini 6G teknolojisine dikmiş durumda. 5G’nin ortaya çıkışıyla birlikte, yeni nesil mobil ağları tanımlama ve geliştirme yarışı çoktan başladı. Orijinal makalede ARIB, ATIS, CCSA, ETSI, TSDSI, TTA ve TTC gibi çeşitli kuruluşların standart geliştirme sürecine dahil olduğu vurgulanırken, Apple ve 3GPP’nin 6G teknolojisinin geleceğini şekillendirmede oynayacağı önemli role de değiniliyor. Gelecekteki kablosuz ağların tanımlanmasında yer alan kuruluşlar için bir rehber görevi gören ITU’nun standart geliştirme çerçevesinin yayınlanmasıyla birlikte, Apple ve 3GPP, 6G teknolojisi için üzerine inşa edilebilecek sağlam bir temele sahip olacak. Bu çerçeve, farklı sistemler ve cihazlar arasında birlikte çalışabilirliğin ve uyumluluğun sağlanmasına yardımcı olacak.

Kulüp Garajı ilk kulüpler kongresini düzenledi

0

2 Aralık Cumartesi günü saat 10.00’ da 100.Yıl özel oturumu ile başlayan etkinlikte Kulüp Garajı yönetim kurulu başkanı Duhan Can Aksoy ve Prof.Dr. Ahmet Taşağıl konuşmalarını gerçekleştirdiler. 11.20 de başlayan ikinci oturum Hakan Bilginin eğlenceli sunumu ile bilgi yarışması ve Pelin Çelik’in mini konseri ile son buldu.

Öğle arasından sonra Garaj Konuşmaları ile başlayan günün ikinci yarısında sırası ile Gazeteci Mehmet Akif Ersoy, YAKO GROUP kurucusu Galip Ölmez ve Badi Works kurucusu Olcay Aksoy’un kulüp yöneticilerine yönelik ilham verici konuşmalarını gerçekleştirdiler. Kapanış oturumu Türkiye’nin önemli bürokratlarından emekli Büyükelçi Uluç Özülker’in gençliğe yönelik söyleşisi ile tamamlandı. Oturumun sonun da kulüp yöneticilerini bir sürpriz bekliyordu. Yapay zekâ ve deepfake teknolojileri ile oluşturulan Atatürk’ün videosu sahneye yansıtıldı. Kulüp yöneticileri burada ilk defa Atatürk’ün sesinden gençliğe hitabeyi dinleme şansı buldu.

Kulüp Garajı bugüne kadar ulaşmış olduğu 500’den fazla öğrenci kulübü ile Türk toplumunun ve öğrencilerin gelişiminde önemli bir inisiyatif almış bulunmakta. Kulüp Garajı yöneticileri bundan sonraki süreçte bu minvalde çalışmalarına ara vermeden sürdürmeye devam edecektir.

Crait, 380 bin dolarlık tohum öncesi yatırım aldı!

E-ticaret siteleri için yapay zekâ destekli görseller oluşturan Crait, 4 milyon dolar değerleme üzerinden 380 bin dolarlık tohum öncesi yatırım turunu tamamladı. İş Bankası 100. Yıl Girişim Sermayesi dâhil olmak üzere melek yatırımcılardan (Fırat İşbecer, Hande Enes, Banu Kısakürek, Barbaros Özbuğutu) destek alarak ilk yatırım turunu tamamlayan Crait, alınan yatırımla beraber çok daha fazla markaya ulaşabilmek ve algoritmalarını geliştirmek üzere çalışmaya devam edecek. Özellikle satış dönüşüm oranlarında sağladığı pozitif etkiyi daha görünür kılmak da girişimin hedefleri arasında yer alıyor. Şu an market ürünlerinden mobilyaya farklı sektörlerdeki müşterilerle çalışmaya başlayan Crait, önümüzdeki yılın başında beta ürününü tüm müşterilerin kullanımına sunmayı planlıyor.

Markalar, ürünlerine lifestyle çekimleri yapmak, farklı görsel varyasyonlar oluşturmak ve ürün/kampanya bilgileri değiştiğinde güncellemek için yüksek maliyet ve zaman harcıyor. Bu süreç, tüm ürünler için görsel üretimi ve bunların güncellenmesi, A/B testleriyle optimizasyonu ve doğru kitlelere ulaştırılmasını zorlaştırıyor. Crait, bu maliyet ve operasyonel yükü azaltırken satış dönüşümünü artırarak markalara şu avantajları sunuyor: markalara özel yapay zeka modelleriyle yaratılan görseller, tek bir tıklamayla sonsuz sayıda ve boyutta varyasyon, kampanya ve ürün bilgileriyle otomatik güncellenen ve dönüşüm oranlarını artıran kişiselleştirilmiş içerikler elde etme.

Crait, Aralık 2022’de ABD’nin Delaware eyaletinde kuruldu. Kurucu ekipte yer alan Safiye Dinçtürk Turgut (CEO) ve Kaan Aytekin (CTO) e-ticaret sektöründeki deneyimlerini üretken yapay zekâ ile birleştirerek online satış yapan markaların ihtiyaçlarını çözen bir uygulama geliştirmek üzere yola çıktılar. Müşterilerin satın alma kararında en önemli faktör olan ürün fotoğrafları ve pazarlama görselleri aynı zamanda satıcıların da en zorlandığı konulardan biri. Sektör ihtiyaçlarını göz önüne alarak geliştirilen Crait görsel üretim sürecini basitleştirmeyi, otomatize etmeyi ve adaptif kişiselleştirme algoritmaları ile üretilen görsellerin etkisini optimize etmeyi hedefliyor.

Daha fazla bilgi için www.crait.it sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Medya takibine yapay zeka desteği geldi!

0

Newscope, 196 ülkede 150 milyon web sitesi ve 38 farklı sosyal medya platformunu takip ederek, yapay zekâ içgörüleri ile hazırlanan 70’in üzerinde raporlama metodu sunuyor.
Medya takibi ve raporlamasında çığır açan ürün Newscope, Ajans Press Teknoloji tarafından piyasaya sunuldu. Almanya, Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere, İspanya, İtalya, Fransa, Türkiye, Hindistan, Singapur ve Japonya’dan ortak konsorsiyum ile birlikte toplam 500 yazılım mühendisinin 7 yıldır üzerinde çalışarak geliştirdiği Newscope, kullanıcılarına derinlemesine analiz ve raporlama yeteneği sunuyor. Bu metodlar, medya izleme süreçlerini optimize ederek, kullanıcıların kritik içgörülere erişimini kolaylaştırıyor. Ayrıca Newscope’un yapay zekâ destekli analizleri, pazarlama, iletişim ve strateji geliştirme alanlarında yenilikçi fırsatlar sunuyor.

Ajans Press Teknoloji CEO’su Mehmet Ali Özkan, Newscope’un sunduğu değerlerle ilgili açıklamalarında şunları söyledi; “Newscope, medya takibi ve analizinde bir devrim niteliğinde. Kullanıcılarına sağladığı 70’ten fazla raporlama metodolojisiyle sektördeki kritik içgörülere erişimi kolaylaştırıyor. Bu ürün, sadece analiz aracı değil, aynı zamanda iş stratejilerini geliştirmek ve rekabet avantajı sağlamak için bir maden. Newscope’un benzersiz veri havuzu, kullanıcılarına karar alma süreçlerinde bir pusula oluşturacak. Özellikle ülkemizden dünyaya ihracat yapan birçok kıymetli şirket için vazgeçilmez bir kaynak olacak. Aynı zamanda Türkiye medyasında ve geleneksel mecralarda yer alan verileri de Newscope platformundan 70’in üzerinde kriterle raporluyoruz. Raporlama kriterleri arasında marka dinleme, rakip istihbaratı, kampanya izleme, kriz iletişimi, yönlendirici keşfetme, ton analizi, performans, görsel içgörü, demografi gibi birçok katma değerli içerik yer alacak. Newscope’un hem ülkemize, hem de ülkemizde faaliyet gösteren birçok firmaya çok ciddi katma değer sağlayacağını düşünüyoruz.”

TÜSMOD CPOxL Satınalma ve Tedarik Zinciri Zirvesi başlıyor!

0

TÜSMOD (Türkiye Satınalma ve Tedarik Zinciri Yönetimi Derneği), satınalma ve tedarik zinciri yönetiminde bir lider olarak, 9 Aralık 2023 tarihinde İstanbul’daki BTM’de (Bilgiyi Ticarileştirme Merkezi) düzenleyeceği CPOxL Satınalma ve Tedarik Zinciri Zirvesi ile girişimcilik dünyasına yeni bir soluk getirmeye hazırlanıyor. Bu prestijli etkinlik, özellikle satınalma sektöründe dijital girişimlerin yetersizliğinden yakınan sektör profesyonellerine, yenilikçi fikirler ve çözümler sunma fırsatı olacak.

CPOxL etkinliği, girişimcilerimize ürün ve hizmetlerini alanlarında uzman ve üst düzey satınalma karar vericileri önünde sunma imkanı tanıyacak. Bu sunumlar sayesinde, girişimciler hem ürünlerini tanıtacak hem de değerli geri bildirimler alacaklar. Etkinlik, ayrıca 2024 yılı için planlanan yatırımların yönünü belirleme konusunda katılımcılara önemli bilgiler sağlayacak.

Milli girişimcilerin ve üreticilerin global tedarik zincirlerinde yer almasını teşvik ediyor

Uluslararası Satınalma ve Tedarik Zinciri Federasyonu (IFPSM) Başkanı ve Avrupa Satınalma Yönetimi (EIPM) Direktörünün de katılacağı bu etkinlik, girişimcilerimize yalnızca yerel değil, aynı zamanda uluslararası alanda da görünürlük kazandıracak. Bu, TÜSMOD’un “Buy from TÜRKİYE” adlı sosyal sorumluluk projesi kapsamında, milli girişimcilerin ve üreticilerin global tedarik zincirlerinde yer almasını teşvik eden önemli bir adım olarak görülüyor.

CPOxL Zirvesi, katılımcıların satın alma karar gücünün toplamda 500 milyar TL’ye ulaşması beklenen bir etkinlik. Bu, ülkemiz ekonomisine ciddi bir katma değer sağlayacak ve sektörel ihtiyaçlara yönelik yeni iş fikirlerinin ortaya çıkmasına olanak tanıyacak. Girişimciler, bu platformda üst düzey profesyonellerle işbirliği yaparak, geleceğin satınalma trendlerini şekillendirecek projelere imza atma şansını yakalayacaklar.

TÜSMOD, bu etkinlikle girişimcilere sadece bir pazar sunmakla kalmayıp, aynı zamanda onların global ölçekte rekabet edebilirliğini artırmayı ve Türkiye’nin satınalma ve tedarik zinciri sektöründeki konumunu güçlendirmeyi hedefliyor.

Windows güncelleme hatası tüm yazıcıları etkiliyor!

2021 istatistiğine göre HP, dünyanın en büyük tüketici yazıcıları üreticisi konumunda. Ancak pazarın yüzde 25’in biraz altında olması pek tekel sayılmaz. Bu nedenle, geçen hafta herhangi bir üreticinin tüm yazıcıları aniden “HP LaserJet M101-M106” olarak görünmeye başladığında pek çok Windows kullanıcısının kafasının karışması şaşırtıcı değil.

Suçlu, bilgisayarlara bağlı donanım yazıcılarının bir kısmını veya tamamını doğrudan veya ağ üzerinden hatalı meta verilerle yanlışlıkla yeniden etiketleyen ve HP Smart uygulamasını otomatik olarak yükleyen bir Windows güncellemesi gibi görünüyor. Sorun, Windows kullanıcıları tarafından çeşitli Microsoft destek sistemlerine bildirildi ve tarafından tespit edildi.

Windows güncelleme hatası etkileri

Windows güncellemesi yüklü tüm yazıcıları HP LaserJet Ultra M106 olarak yeniden adlandırıyor. Simgeleri değiştiriyor ve HP Smart uygulamasının yüklenmesini zorunlu kılıyor. Etkilenen Windows 10, 11 ve Server 2002 kullanıcıları, son Windows güncellemesinin, yüklü tüm yazıcıların simgelerini, herhangi bir markanın HP LaserJet M101-M106 olarak yeniden adlandırdığını ve değiştirdiğini fark etti. Ve en azından şimdilik bunun için herhangi bir geçici çözüm veya düzeltme yok.  Ayrıca güncelleme, HP yazıcılarının belgeleri taramasına, yazdırmasına ve paylaşmasına olanak tanıyan HP Smart uygulamasını da yükler. Bununla ilgili bulabildiğim en eski şikayet 28 Kasım’daydı ve bugüne kadar kullanıcılar bu sorunun hala yaygın olduğunu bildiriyor, bu da bu sorunun henüz Microsoft güncellemesinden kaldırılmadığını gösteriyor.

Bu, ister kablolu, ister kablosuz, ister bir ağ üzerinden bağlı olsun, sistemde algılanan HP olmayan yazıcıları etkiliyor. Bazı kullanıcılar, herhangi bir ortamdan yazıcı bağlanmasa bile sistemin sürücüyü zorla yüklediğini bildirmişti. Kullanıcılar bu durumun, doğru meta verileri gösteren HP dışındaki tüm yazıcı markalarını etkilediğini fark etti. Bazıları, herhangi bir ortamdan bağlı bir yazıcı olmamasına rağmen sistemlerinin sürücüyü zorla yüklediğini gördüklerini iddia etti.

Hata çoğu kullanıcı için başka bir teknik soruna yol açmıyor gibi görünüyor. Ancak yanlış etiketlenmiş yazıcılar, yazdırma işlerini yanlış yazıcıya göndererek pahalı mürekkep veya toner tüketen yoğun bir ofis için büyük bir sorun olabilir. Hem HP hem de Microsoft sorunun farkında ancak henüz kimse bir düzeltme için bir zaman çerçevesi belirlemedi ve keşfedilmiş bir geçici çözüm de bulunmuyor.

Google Files’e akıllı arama özelliği geldi

Google Files uygulaması, dosya yönetiminde devrim niteliğinde bir değişiklik sunan yeni Google Akıllı Arama özelliği ile güncellendi. Bu özellik, belgelerde ve resimlerde metin ve nesneleri bulmayı kolaylaştırarak kullanıcı deneyimini önemli ölçüde geliştiriyor.

Akıllı Arama, dosyaları sadece isimleriyle değil, içerikleriyle de bulabilme yeteneği sunuyor. Kullanıcılar, uygulama ayarlarından etkinleştirebilecekleri bu özellik sayesinde cihazlarındaki dosya içeriklerini otomatik olarak taratarak daha kapsamlı ve hızlı arama sonuçları elde edebiliyorlar.

Google, bu güncelleme ile birlikte Akıllı Arama özelliğinin sunduğu gelişmiş arama seçeneklerini detaylandırdı:

Google Files
  • Resimlerden ve PDF’lerden metin çıkarma: Dosyalardaki metinleri çıkartarak arama sonuçlarını zenginleştirme.
  • Görüntülerden konum ve nesneleri tanıma: Fotoğraflarda bulunan nesneleri ve çekildikleri konumları tespit etme.
  • Ses ve videodan sanatçı, albüm ve başlık bilgisi çıkarma: Ses ve video dosyalarındaki içerikleri anlayarak daha spesifik arama sonuçları elde etme.

Henüz herkes için kullanıma sunulmamış olan Akıllı Arama, dosya yönetimi konusunda kullanıcılarına önemli avantajlar sunuyor. Özellikle içerisinde metin bulunan fotoğraflar ve ekran görüntüleri için güvenilir metin tanıma yeteneği, önemli belgeleri kolayca bulmayı mümkün kılıyor.

Ancak, kullanıcılar dikkate almalı ki Akıllı Arama henüz tam anlamıyla gelişmiş değil. Dosyalar periyodik olarak taranıyor ve özelliğin tam kullanıma hazır hale gelmesi birkaç gün sürebiliyor. Yine de, bu güncelleme dosya yönetimini daha etkili ve kullanıcı dostu hale getirme yolunda önemli bir adım olarak karşımıza çıkıyor.

Bu yenilik, dosya adlarını hatırlama veya değiştirme zahmetine gerek kalmadan belirli bilgileri arama imkanı sunarak Google Files uygulamasını daha kullanışlı hale getiriyor. Akıllı Arama, dosya yönetimi konusunda yeni bir standart belirleyerek, kullanıcılara dosyalarını daha etkili bir şekilde düzenleme ve bulma imkanı sunuyor.

Hindistan, uzay aracını yörüngeye döndürdüğünü açıkladı!

Üç aydan biraz daha uzun bir süre önce Hindistan uzay ajansı ISRO, Vikram iniş aracını güvenli bir şekilde Ay yüzeyine indirerek büyük bir başarı elde etti. 

Bunu yaparak Hindistan, Ay’a yumuşak iniş yapmayı başaran dördüncü ülke oldu ve bu, ülkenin uzay araştırmalarına olan ilgisini daha da ateşledi.

Ancak Chandrayaan 3 misyonunun hikâyesinin burada bitmediği ortaya çıktı. Pazartesi günü yapılan sürpriz bir duyuruda ISRO, uzay aracının kullandığı itme modülünü Dünya etrafındaki yüksek bir yörüngeye başarıyla geri getirdiğini duyurdu. 

Ajans, yaptığı açıklamada görevin bu deneysel aşamasının, ay kayalarını Dünya’ya geri döndürme potansiyeli de dahil olmak üzere gelecekteki ay görevleri için gerekli olan temel yetenekleri test ettiğini söyledi.

Yetenekli bir modül

İtki modülünün birincil görevi, Vikram 3 iniş aracını Ay yüzeyinin 100 km yukarısındaki alçak ay yörüngesine ulaştırmaktı. Ağustos ayında bunu yaptıktan sonra itki modülü, 150 km yükseklikte Ay’ın etrafında bir yörüngeye taşındı. Geri kalan operasyonel hedefi, Dünya’yı gözlemlemek için SHAPE olarak bilinen bir bilim deneyini desteklemekti.

Bununla birlikte bu yörüngede bir ay uçan Hintli görev operatörleri, uzay aracının hala 100 kg’dan fazla itici yakıt rezervine sahip olduğunu keşfettiler. Monometilhidrazin ve nitrik oksit bazlı bir oksitleyici ile çalıştırılan tahrik modülü, 1.696 kg yakıt ve oksitleyici ile fırlatılmıştı. Bu fazla itici gaz ilave manevra olasılığını artırdı.

Mühendisler, SHAPE misyonunun Dünya atmosferine ilişkin gözlemlerini farklı bir yörüngeden gerçekleştirebileceğini biliyorlardı. Bu yenilikçi bilim deneyi, Dünya’ya uzaktan bakarak yaşamı destekleyebilecek dış gezegenlerin atmosferik imzalarından neler beklenebileceğine dair bir ölçüt oluşturmayı amaçlıyor. Hintli mühendisler, uzay araçlarının Dünya yörüngesine dönme yeteneğini göstermenin iyi olacağını düşündüler.

Hindistan uzay ajansı Pazartesi günü yaptığı açıklamada, “Gelecekteki ay görevleri için ek bilgi elde etmek ve örnek bir geri dönüş görevi için görev operasyon stratejilerini göstermek amacıyla Başbakan’daki mevcut yakıtın kullanılmasına karar verildi.” dedi.

Dünya yörüngesine dönüş

9 Ekim’de itki modülü ay yörüngesini 150 km’den 5.112 km’ye çıkardı ve dört gün sonra ay yörüngesinden çıkmaya başlamak için motorunu yeniden yaktı. İtki modülü, Dünya etrafındaki yeni yörüngesinde, gezegen yüzeyinin 154.000 km yakınına gelerek ilk yerberi noktasına 22 Kasım’da ulaştı. 

Zamanla yörünge minimum 115.000 km yerberi olacak şekilde değişecek. ISRO, bu kadar yüksek bir yörüngenin Dünya çevresindeki operasyonel uyduları tehdit etmeyeceğini söyledi. Bu, aynı zamanda SHAPE yükünün Dünya atmosferine ilişkin gözlemlerini gerçekleştirmeye devam edebileceği iyi bir yörünge.

Sırada ne var?

Hindistan, Japon uzay ajansı JAXA ile ortak bir operasyon olan Ay Kutup Keşif Misyonu dışında Ay’a ilişkin gelecek planlarını açıklamadı. Bu misyonun, 2026’dan önce olmamak kaydıyla, Ay’a iniş yapacak bir araç ve geziciyi Ay’ın güney kutbuna taşıması planlanıyor.

Bununla birlikte, Ay’dan örnek iade misyonu gelecek için iyi bir bahis gibi görünüyor. NASA, astronotlarının yardımıyla Apollo görevleri sırasında yaklaşık 800 kiloluk kayayı geri getirdi. 1970’lerde Sovyetler Birliği üç robotik numune iade görevini tamamladı ve Çin’in Chang’e 5 aya iniş aracı üç yıl önce numuneleri geri getirdi.

Sovyetler Birliği’nin çöküşü ve Rusya’nın alçak Dünya yörüngesi ötesinde başarılı misyon eksikliği göz önüne alındığında, Hindistan artık inandırıcı bir şekilde dünyadaki üçüncü en gelişmiş derin uzay araştırma programına sahip. 

Windows 11 23H2 güncellemesi oyun performansını etkiliyor

Microsoft, bu yılın başlarında Windows 11 23H2 güncellemesini yayınlayarak sayısız yeni özellik ve düzeltme getirdi. Ancak güncellemeyi yükleyen bazı kullanıcılar, temiz bir kurulum gerçekleştirdikten sonra bile bilgisayarlarının performansının önemli ölçüde düştüğünden şikayetçi.

Etkilenen bir kullanıcı olan Anant Acharya, resmi Microsoft forumlarında performansın düşmesinden şikayetçi oldu. Sorunun, son güncellemeden önce yüksek performanslı bir cihaz olan ve çoğu oyunda yüksek kare hızlarını çalıştırabilen 2020 HP Pavilion dizüstü bilgisayarında ortaya çıktığını söylüyor. Acharya’ya göre dizüstü bilgisayar, yüksek ultra ayarlarda çalışan Valorant, CS:GO ve Grand Theft Auto 5 gibi oyunlarda 130 FPS’nin üzerine çıkabilirken, yüksek ayarlarda çalışan Forza Horizon 5 gibi AAA oyunlarda yaklaşık 80-90 FPS’ye ulaşabiliyor. Ancak 23H2 güncellemesinden sonra aynı oyunlarda ani takılmalar ve şiddetli FPS düşüşleri fark etmeye başladı. Güncellemenin ardından cihazın çalışma sıcaklıklarında herhangi bir değişiklik kaydetmemesi nedeniyle sorunların termal kısıtlamadan kaynaklanmadığını ekledi. Üstelik dizüstü bilgisayar her zaman klimalı bir odada ve soğutma pediyle kullanıldığından, sorunların yazılımla ilgili olması muhtemel.

Windows 11 23H2 güncellemesi ile gelen zorluklar

Etkilenen bir diğer kullanıcı ise 23H2 temiz kurulumunun neredeyse tüm kıyaslamalarda 22H2’den yüzde 5 ila 8 arasında daha yavaş olduğunu iddia eden Redditor u/BNSoul. Ayrıca oyunlarda rastgele takılmalar ve performansla ilgili diğer sorunlar da yaşanıyor. Şikayetçi başlangıçta bilgisayarında en yüksek performansı elde etmenin tek yolunun 22H2’ye geri dönmek olduğunu düşünse de, Microsoft daha sonra güncellemeyi kaldırmaya gerek kalmadan sorunları çözebilecek bir geçici çözüm önerdi.

Şirkete göre kullanıcıların Microsoft Defender’ı birkaç PowerShell komutuyla sıfırlaması, bilgisayarlarını yeniden başlatması ve ardından BIOS’ta CPU Sanallaştırmayı etkinleştirmesi gerekiyor. Daha sonra Windows Güvenliği’ni açmaları ve Çekirdek Yalıtım ayarları altında Bellek Bütünlüğünü etkinleştirmeleri gerekecek. Yukarıda belirtilen değişiklikleri yaptıktan sonra bilgisayar yeniden başlatıldığında Hypervisor çalışacak ve Sanallaştırma Güvenliği etkinleştirilecek. Bu, kullanıcılar tarafından bildirilen performansla ilgili sorunları çözmeli.

Neyse ki düzeltme işe yarıyor gibi görünüyor. Çünkü Redditor, önerilen değişiklikleri yaptıktan sonra bilgisayarlarının normale döndüğünü iddia ediyor. GPU kıyaslamaları artık yüzde 3 ila 5 daha hızlı olurken, CPU kıyaslamaları çoğunlukla 22H2 seviyelerine geri döndü.

Facebook, PGP şifreli e-posta dönemini kapatıyor!

Bu özelliğin etkinleştirilmesiyle, Facebook’tan kaydolan kullanıcılara gönderilen tüm e-postalar (çoğunlukla “beğeniler” ve özel mesajları içeriyor) Pretty Good Privacy veya PGP adı verilen onlarca yıllık teknolojiyle şifrelendi.

Şirkete göre sekiz yıl sonra Facebook, düşük kullanım nedeniyle bu özelliği sonlandırıyor. Bu özellik Salı günü kullanımdan kaldırıldı.

Facebook, şifreli e-posta özelliğini hâlâ kaç kullanıcının kullandığını belirtmeyi reddetti. Pratikte kimsenin bunu kullanmadığına inanmak zor değil. Şifrelemeyi ne kadar sevsem de bu özelliği devre dışı bırakmak çok mantıklı.

Her şeyden önce, bu bildirimleri Facebook uygulamasında veya tarayıcılarda görebilmeniz gibi basit bir nedenden dolayı e-posta bildirimlerini tamamen kapatabilirsiniz. Herhangi bir arkadaşınızın izin istemeden sizi etiketlediğine dair neden iki kez bildirim almak isteyesiniz ki?

Ayrıca, 2023’te kim PGP kullanıyor ki? PGP’nin mucidi kriptograf Phil Zimmermann bile 2015 yılında PGP kullanmadığını söyledi.

İhlal edilen şifreler

O zamanlar Zimmerman bir e-postada “İroni gözümden kaçmadı.” dedi.

Zimmermann, PGP’yi kullanmamasının ana nedeninin, Symantec’in teknolojiyi kendi ürünlerine dahil etmek için 2010 yılında PGP’yi satın almasından bu yana gerekli şifreleme yazılımını MacBook’unda çalıştıramaması olduğunu söyledi. 

Zimmerman ayrıca “bir iOS cihazında şimdiye kadar hiçbir PGP sürümünün çalıştırılmadığını” söyledi. (Mac’lerdeki e-postaları ve dosyaları, Symantec’in satın alınmasından sonra PGP’nin fiilen yerine geçen GPG Tools‘u kullanarak şifreleyebileceğinizi belirtmekte fayda var.)

Elon Musk, yeni girişimi xAI için 1 milyar dolar toplamayı hedefliyor!

Salı günü Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’na sunulan ve yatırımcıların isimlerini içermeyen bir belgeye göre Elon Musk halihazırda yaklaşık 135 milyon dolar topladı. 

Musk, bu yılın başlarında, aralarında OpenAI’in de bulunduğu diğer üretken yapay zeka şirketleriyle rekabet edebilmek için xAI’yi yarattı. Şirket, yakın geçmişte; Musk’ın sahibi olduğu X sosyal ağından gelen verilerle eğitilen Grok adında bir sohbet robotu olan bir ürünü piyasaya sürdü. Şirketin web sitesine göre “soruları biraz zekayla yanıtlamak için tasarlandı ve asi bir çizgiye sahip“.

Kasım ayında Elon Musk, X’teki hisse senedi yatırımcılarının xAI’nin %25’ine sahip olacağını söyledi. Ayrıca ABD’de aylık 16 dolardan başlayan bir abonelik olan Premium+’a kaydolan sosyal ağ kullanıcılarının Grok’a erişim elde edeceğini de söyledi.

Musk, ChatGPT’nin en yüksek profilli yapay zeka girişimi ve geliştiricisi olan OpenAI’i 2018’de yönetim kurulundan ayrıldığından beri, özellikle de ertesi yıl kâr amaçlı bir kol oluşturduktan sonra sık sık ve kamuoyu önünde eleştirdi. Kendisi bunun “Microsoft tarafından etkili bir şekilde kontrol edildiğine” inandığını söyledi. Microsoft, OpenAI’e yaklaşık 13 milyar dolar yatırım yaptı.

Halüsinasyonlara karşı en iyi yapay zeka modelleri açıklandı

Yapay zeka alanındaki çalışmalarına rağmen Elon Musk, teknolojiyle ilgili derin çekincelerini dile getirdi. Milyarder, Mart ayında geliştiricilere güçlü yapay zeka modellerinin eğitimini durdurma çağrısında bulunan bir grup araştırmacı ve teknoloji endüstrisi lideri arasında yer aldı.

OpenAI CEO’su Sam Altman’ın yakın zamanda görevden alınması ve yeniden göreve getirilmesi sırasında Musk, yönetim kurulunun yapay zeka hakkında tehlikeli bir şey keşfetmesi ihtimaline karşı kovulmasının nedenini bilmek istediğini söyledi. Geçen hafta DealBook konferansında “Bunun önemsiz olduğunu düşünmüyorum.” dedi.

52 yaşındaki Elon Musk şu an altı şirketi yönetiyor: Tesla, SpaceX, X, Neuralink, Boring Co. ve xAI.

2023’ün En çok satan akıllı telefonları: Apple liderliği sürdürüyor

0

Mobil teknoloji dünyasında çekişme devam ederken, 2023’ün üçüncü çeyreğinde en çok satan akıllı telefonlar belli oldu. Apple’ın iPhone 14 serisi, üst üste liderliğini sürdürerek, Samsung Galaxy S23 Ultra’nın ilk 10’dan düşmesine neden oldu.

Son çeyrek verilerine göre, en çok satan akıllı telefonlar iPhone 14, iPhone 14 Pro Max ve iPhone 14 Pro, sırasıyla ilk üç sırayı alarak zirveyi domine ediyor. Geçen yılın popüler modeli iPhone 13 ise dördüncü sırayı koruyarak güçlü bir performans sergiliyor. Bu başarı, Apple’ın yenilikçi tasarım ve özellikleriyle pazardaki etkileyici konumunu pekiştirmesini sağlıyor.

Samsung cephesinde ise sürpriz bir değişiklik yaşandı. Samsung Galaxy S23 Ultra, ilk 10’dan düşerek zirvedeki yerini kaybetti. Güney Koreli şirketin en çok satan modelleri arasında ise Samsung Galaxy A14 dikkat çekiyor. Ekonomik akıllı telefon, ikinci çeyrekte olduğu gibi üçüncü çeyrekte de beşinci sıradaki yerini koruyarak başarı grafiğini sürdürdü.

Samsung’un Galaxy A serisi, ikinci çeyrekte olduğu gibi yine güçlü bir performans sergileyerek ilk 10’da kendine geniş bir yer buldu. Samsung Galaxy A14 5G, Samsung Galaxy A54 ve Galaxy A04e, markanın üst sıralardaki yerini sağlamlaştırdı. Şirketin beşinci ve son sıradaki modeli olan Samsung Galaxy A34 ise 10. sırada yer alarak dikkat çekti.

Çinli teknoloji devi Xiaomi’nin Redmi 12C modeli ise Çin pazarında önemli bir başarıya imza atarak 9. sıraya yükseldi. Bu, Xiaomi’nin 2023’ün üçüncü çeyreğinde en çok satan ilk 10 model arasına giren tek akıllı telefonu oldu.

Mobil teknoloji arenasındaki rekabet hız kesmeden devam ederken, Apple’ın iPhone 14 serisi, Samsung’un üst sıralardaki varlığını sürdürmekte. Ancak, pazardaki değişen dinamiklerle birlikte, sürekli güncellenen modeller ve rekabetin artması, gelecek çeyreklerde yeni sürprizlere gebe gibi görünüyor.

AI PC devrimi: Yapay zeka, bilgisayar endüstrisini değiştirecek

Teknoloji devleri AMD, Intel ve Qualcomm, yapay zeka (YZ) teknolojisinin bilgisayar endüstrisine getireceği devrimle yeni bir döneme hazırlanıyor. Sektör liderleri, kişisel bilgisayarların yapay zeka işleme yetenekleri ile donatılmasıyla ortaya çıkacak “AI PC” trendini benimseyerek, bilgisayar kullanıcılarına daha güçlü ve akıllı bir deneyim sunma hedefinde.

2024 yılında piyasaya sürülmesi planlanan Windows 12 ile birlikte başlayacak olan AI PC devrimi, şirketlerin yapay zeka konusundaki yatırımlarını hızlandırdığı bir döneme işaret ediyor. AMD, bu değişime liderlik ederek bu yılın başlarında Ryzen AI işlemcilerini tanıttı. Intel ise yakında çıkacak olan Meteor Lake CPU’larında yapay zeka işlem yeteneklerine odaklanan bir çipi kullanacak. Qualcomm ise Snapdragon SoC serisi ile Windows cihazları için yapay zeka odaklı çözümler sunmaya hazırlanıyor.

Donanım tarafındaki gelişmelerin yanı sıra, sektörün dikkatini çeken bir diğer önemli nokta da yazılım tarafında yaşanıyor. Teknoloji şirketleri, AI PC devrimini gerçekleştirecek etkili yapay zeka uygulamalarını geliştirmek için yoğun bir çaba harcıyor. Microsoft’un Copilot gibi yapay zeka destekli hizmetleri ve AMD’nin düzenlediği yarışmalar, sektördeki rekabetin kızıştığını gösteriyor.

Intel, “AI PC Acceleration” programını başlatarak geliştiricilere geniş kaynak sağlama yoluna gitti. Programa şu ana kadar Adobe, Zoom Video Communications ve Cisco Systems gibi 100’den fazla ISV katıldı. Öte yandan AMD, Ryzen destekli yapay zeka bilgisayarları için çekici uygulamalar geliştirenlere 10.000 dolar ödül vadeden bir yarışma düzenledi.*

Yapay zeka çipleri konusunda da bir yarış yaşanıyor. Qualcomm ve Apple, birkaç yıl önce piyasaya sürdükleri özel işlemcilerle bu alanda öncü oldu. AMD, Ryzen 7040 serisi ile dizüstü bilgisayarlar için yapay zeka motoruna sahip ilk işlemcilerini tanıttı. Intel ise nöral işlem birimine sahip ilk çiplerini (Core Ultra serisi olarak bilinen önceki Meteor Lake) önümüzdeki haftalarda kullanıcılara sunmayı planlıyor.

AI PC devrimi, bilgisayar endüstrisinde donanım ve yazılım alanındaki çekişmeyi şiddetlendirirken, kullanıcılara daha akıllı, hızlı ve etkileşimli bir bilgisayar deneyimi vaat ediyor. Bu süreçte, yapay zeka destekli bilgisayarların günlük hayatımızda daha yaygın hale gelmesi bekleniyor.*