MediaTek AR gözlükler için ortaklık kuruyor

MediaTek, artırılmış gerçeklik akıllı gözlüklerine yönelik çipler geliştirmek üzere Meta ile ortaklık kuruyor. Meta, AR akıllı gözlüklerin gerçekte neler başarabileceğini genişletmek istiyor ve MediaTek ile yeni bir ortaklık, şirketin bunu ciddiye aldığını kanıtlıyor.

MediaTek AR gözlükler için stratejisini belirliyor

MediaTek’in 2023 zirvesi sırasında MediaTek yöneticisi Vince Hu, Meta ile Ray-Ban Meta akıllı gözlüklerden sorumlu markanın artırılmış gerçeklik veya karma gerçeklik deneyimleri için daha yetenekli bir şey geliştirmesine olanak tanıyacak yeni bir ortaklığı resmen duyurdu. Mevcut nesil Ray-Ban Meta gözlükleri mesaj göndermek ve almak için bir kamera ve mikrofona sahip. Bununla birlikte, yeni nesil Meta akıllı gözlüklerin, sanal ve fiziksel dünyaları birleştirmek için kullanıcıların QR kodlarını taramasına, mesajları okumasına ve daha fazlasına olanak tanıyan yerleşik bir “vizör” ekranına sahip olması muhtemel. Bunun ötesinde şirket, çok daha geniş zorluklara yol açan AR gözlüklerini de devreye almak istiyor.

Bunu başarmak için birkaç şeyin değişmesi gerekiyor. Artırılmış gerçeklik gözlüklerinin günlük kullanım için tasarlanması ve iyi görünen ancak iyi bir deneyim sağlamak için yeterli teknolojiyi barındırabilen endüstriyel bir tasarıma sahip olacak şekilde optimize edilmesi gerekiyor. Mevcut haliyle, karma gerçeklik kulaklıkları hantaldır ve geniş bir profile sahip. İdeal olarak Meta’nın tamamen AR gözlükleri daha ince ve daha şık olacak.

Şirketler arasındaki yeni ortaklık, MediaTek’in artırılmış gerçeklik kullanım durumları ve gözlükler için özel olarak tasarlanmış özel silikonun Meta ile birlikte geliştirilmesine yardımcı olacağı anlamına geliyor. MediaTek, bir çift AR gözlüğünün çerçevesi gibi küçük parametrelere sığabilecek düşük güçlü, yüksek performanslı SoC’ler geliştirme konusunda uzmanlık getiriyor. Mevcut ikinci nesil Ray-Ban meta gözlüklerinin Snapdragon AR1 Gen 1 SoC ile donatılması da ilginç bir hareket olarak karşımıza çıkıyor. Gelecek AR gözlükleri hakkında pek ayrıntı açıklanmadı. Önceki sızıntılar, vizörlü yeni nesil akıllı gözlüklerin 2025 sürümü olarak konumlanıyordu. Daha sağlam bir AR gözlük seti ise 2027 ürünü olarak adlandırılıyordu. Eğer doğru şekilde yapılırsa inanılmaz bir ürün olurdu. MediaTek ile meta ortaklığı, doğru yönde sağlam bir hareket gibi görünüyor.

ASELSAN’ın ASELFLIR-500’ü, Kanadalı rakibi MX-15D’yi geçti

1

ASELSAN, Kanada’nın elektro-optik keşif, gözetleme ve hedefleme sistemlerine yönelik uyguladığı ambargoya karşı geliştirdiği ASELFLIR-500 ile önemli bir başarı elde etti. Türkiye’nin savunma sanayisindeki ihtiyaçlarına çözüm sunan bu yeni elektro-optik sistem, geçtiğimiz günlerde başarılı bir şekilde test edildi ve Kanadalı rakibi Wescam MX-15D‘yi geride bıraktığı bildirildi.

1974’teki Kıbrıs Barış Harekatı sonrasında yaşanan ambargolara karşı geliştirilen ASELSAN, bu kez de Kanada’nın ambargosuna ASELFLIR-500 ile karşılık veriyor. Daha önce Türk SİHA’ları tarafından kullanılan ve birim fiyatı 1-1.2 milyon dolar olan MX-15D‘nin ambargo sonrasında yerine geliştirilen ASELFLIR-500, özellikle yüksek çözünürlük hedeflerinde üstün performans sergiliyor.

aselflır-500

ASELFLIR-500‘ün testler sırasında, önceki sistem MX-15D‘ye göre daha iyi bir performans sergilediği belirtildi. ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, ASELFLIR-500‘ün 20 kilometrelerin üzerinde insan tespiti, 80 kilometrelerde tank tespiti yapabilen ve 20 kilometrelerin üzerinde işaretleme gerçekleştirebilen bir sistem olduğunu vurgulayarak, sisteminin gece ve gündüz kullanıma uygun olduğunu açıkladı.

Akyol ayrıca, ASELFLIR-500‘ün düşük ışık ortamında yüksek görüntü kabiliyetine sahip olduğunu ve HD SWIR kamera özelliği sayesinde sisli ve deniz ortamlarında yüksek görüntüleme performansı sağladığını ifade etti. Sistemin 2024 yılında güvenlik güçleri tarafından kullanılmaya başlanacağını belirten Akyol, Türkiye’nin bu sınıfta benzer bir ürünü geliştiren ender ülkelerden biri olduğunu söyledi.

ASELSAN'

Öte yandan, ASELFLIR-600 modelinin de yolda olduğu ve bu modelin ASELFLIR-500‘ün bir üst versiyonu olarak planlandığı biliniyor. ASELFLIR-600, yüksek çözünürlük, geniş optik açıklık, mekanik stabilizasyon ve otomatik hedef algılama gibi gelişmiş özelliklere sahip olacak. Bu yeni elektro-optik sistem, AKINCI ve AKSUNGUR TİHA‘lar gibi yüksek faydalı yük kapasitesine sahip platformlarda kullanılabilecek.

ASELSAN‘ın bu teknolojik atılımlarıyla Türkiye, elektro-optik sistemlerdeki ihtiyaçlarını karşılama konusunda önemli bir adım atmış olacak.

iPhone 16 grafen soğutma ile gelecek!

0

Telefon lideri Apple iPhone ile neredeyse konsol seviyesinde grafiklere sahip oyunları çalıştırabilir hale geldi. Ancak, bu yüksek performansın beraberinde getirdiği en önemli sorunlardan biri de ısınma meselesi. iPhone 15 Pro’nun A17 Pro işlemcisi, etkileyici performansının yanında ısınma sorunlarıyla gündeme gelmişti. yüksek işlem gücünde telefonun oldukça ısındığı gözlenmişti. Apple, bu sorunları kökten çözmek adına iPhone 16 serisinde çığır açacak bir soğutma teknolojisi kullanmaya hazırlanıyor.

Apple’ın iddialı planlarına göre, iPhone 16’nın soğutma bloğunda grafen malzemesi kullanılacak. Grafen, bakırdan çok daha üstün ısı iletkenliği özelliklerine sahip. Oda sıcaklığında grafenin 5000 watt/metre-kelvin termal iletkenliği bulunuyor ki, bu değer bakırın iki katı seviyesinde; gümüşün ise üç katı. Grafenin bu özellikleri, ısının daha etkili bir şekilde dağıtılmasını sağlayarak telefonların daha güçlü ve daha serin çalışmasına imkan tanıyabilir.

Bu iddialı teknoloji, Apple’ın büyüyen telefonlarda fan kullanımına gerek duymadan daha güçlü işlemcilere sahip telefonları üretme hedefine önemli bir adım olabilir. Ancak, henüz sadece söylenti düzeyinde olan bu teknolojinin iPhone 16 serisine resmi olarak entegre edilip edilmeyeceği konusunda kesin bir bilgi bulunmuyor. Apple kullanıcıları, bu potansiyel gelişmeyi heyecanla beklerken, şirketin teknoloji dünyasına getireceği yenilikleri merakla takip ediyor.

Bu gelişmeler, hem teknoloji tutkunlarını hem de genel kullanıcıları geleceğin akıllı telefonlarında nelerle karşılaşabileceğimize dair heyecanlandırmaya devam ediyor. Apple’ın gelecek nesil iPhone’larına ilişkin bu iddialı planlarını zaman içinde görmek için sabırsızlıkla bekliyoruz.

iPhone, iPad, Mac ve PC’ler için Windows uygulaması yayınlandı

Dünya devi Microsoft, yenilikçi bir adım atarak farklı cihazlardan kesintisiz erişimi mümkün kılan yeni bir “Windows Uygulaması” başlattı. Bu etkileyici uygulama, iPhone’lar, iPad’ler, Mac’ler ve PC’ler gibi çeşitli platformlarda kullanılabilecek şekilde tasarlandı, ancak şu aşamada Android için bir önizleme sürümü bulunmuyor.

Yeni Windows uygulaması, önceki Windows 365 uygulamasının yerini alarak, Azure Sanal Masaüstü, Windows 365, Microsoft Dev Box, Uzak Masaüstü Hizmetleri ve uzak bilgisayarlara açılan ağ geçidi gibi çeşitli hizmetleri tek bir noktada birleştiriyor. Bu, kullanıcıların iş akışlarını optimize ederek, Windows cihazlarına ve uygulamalarına güvenli bir bağlantı kurmalarına olanak tanıyor, böylece iş verimliliğini en üst düzeye çıkarıyor.

Uygulama, masaüstü bilgisayarlar, dizüstü bilgisayarlar, tabletler, akıllı telefonlar ve web tarayıcıları gibi farklı platformlarda kullanılabilir. Web tarayıcısı üzerinden erişildiğinde, herhangi bir yazılım indirme ve yükleme işlemine gerek kalmadan anında kullanıma hazır hale geliyor, bu da kullanıcıların hızlı ve sorunsuz bir deneyim yaşamalarını sağlıyor.

Şu an için uygulama, öncelikle Microsoft’un iş hesaplarına yönelik olarak sunulmuş durumda. Ancak, gelecekte bu yenilikçi uygulamanın tüketicilere de açılacağı öngörülüyor. Uygulama, kullanıcılara çoklu monitör desteği, özel ekran çözünürlükleri, dinamik ekran çözünürlükleri ve ölçeklendirme, web kamerası, ses, depolama aygıtları ve yazıcılar gibi bir dizi özellik sunarak esnek bir çalışma ortamı sağlıyor.

Microsoft’un bu adımı, şirketin Windows’u buluta taşıma vizyonunu yansıtıyor olabilir, bu da teknoloji dünyasında liderliğini sürdürme stratejisinin bir parçası olarak görülebilir. Microsoft’un bu yenilikçi uygulaması, kullanıcı deneyimini zenginleştirerek ve erişimi kolaylaştırarak dijital dünyada yeni bir dönemin kapılarını aralıyor.

İngiltere iki kan hastalığının tedavisini onayladı!

0

İlaç ve Sağlık Ürünleri Düzenleme Kurumu (MHRA), Casgevy’nin hücre hastalığı ve beta talasemiyi tedavi etmek için kullanılması için yeşil ışık verdi.

Bu, mucitlerinin kimya için Nobel ödülünü kazandığı CRISPR olarak bilinen “genetik makas” kullanan gen düzenlemeyi kullanarak çalışan her yerde lisanslı ilk ilaç.

Casgevy’nin geliştiricileri; öncü tedavinin ağrıyı, enfeksiyonları, orak hücre hastalığının getirdiği anemiyi ve beta talasemililerin yaşadığı şiddetli anemiyi ortadan kaldırabileceğini umuyor.

Birleşik Krallık’ta yaklaşık 15.000 kişi orak hücre hastalığına sahip. Ağırlıklı olarak Akdeniz, Güney Asya, Güney Doğu Asya ve Orta Doğu kökenli yaklaşık 1.000’i beta talasemiye sahip ve anemilerini tedavi etmek için düzenli kan transfüzyonuna ihtiyaç duyar.

Hastalıklardaki uzmanlar, Casgevy’nin bir tedavi olabileceğini umuyor ve bu da koşulları sağlayan kişilerin artık kemik iliği nakli yaptırmasını ihtiyacını ortadan kaldırıyor. Vücut donör iliğini reddedebilse de, şimdiye kadar mevcut tek tedavi buydu.

Orak Hücre Derneği, MHRA’nın kararını “orak hücre topluluğu için tarihi bir an” olarak memnuniyetle karşıladı ve bu da “onlara yeni keşfedilen umut ve iyimserlik sunuyor“.

Hayır kurumu, Casgevy’nin Vertex Pharmaceuticals tarafından yapılan onayının “NHS’yi, kronik anemi, hastaneye yatış gerektiren yoğun ağrı atakları, organ hasarı, yüksek inme riski ve erken ölüm riski ile işaretlenmiş bu durumla boğuşanlar için çığır açan bir terapötik müdahale olarak kullanması için güçlendirdiğini” ekledi.

Orak hücre hastalığı ve beta talasemi, kırmızı kan hücrelerinin vücutta oksijen taşımasına izin veren bir protein olan hemoglobin için genlerdeki hatalardan kaynaklanan genetik veya kalıtsal durumlardır. Her iki durum da ölümcül olabiliyor.

MHRA şunları söyledi: “Casgevy, vücudun işleyen hemoglobin üretmesi için bir hastanın kemik iliği kök hücrelerindeki hatalı geni düzenleyerek çalışmak üzere tasarlanmıştır. Bunu yapmak için kök hücreler kemik iliğinden çıkarılır, bir laboratuvarda düzenlenir ve daha sonra hastaya geri infüze edilir, ardından sonuçlar ömür boyu olma potansiyeline sahiptir.

Bu işlem sırasında, laboratuvar personeli, tedavi edilen hücreler infüzyon yoluyla geri alınmadan önce hastanın kemik iliğinden hücrelerin DNA’sını düzenlemek veya kesmek için “genetik makası” kullanır.

MHRA, tedavi edilen hücreler “kemik iliğinde ikamet ederken ve sabit hemoglobin formuyla kırmızı kan hücreleri yapmaya başlarken” hastaların hastanede en az bir ay geçirmeleri gerekebileceğini söyledi.

Casgevy’nin orak hücreli hastalık için yaptığı klinik bir çalışmada, 29 hastanın 28’inde en az bir yıl boyunca hiçbir büyük ağrı atağı yaşamadı.

Beta talasemi olanlar için tedavi kullanıldığında 42 deneme katılımcısından 39’unun Casgevy aldıktan sonra en az 12 ay boyunca kırmızı kan hücresi transfüzyonu yaptırmasına gerek yoktu.

Londra Üniversite Koleji Hastanesi’nde danışman hematoloji uzmanı ve orak hücre hastalığı uzmanı Dr. Sara Trompeter şunları söyledi: “Kıyıt tedaviler herkes için uygun olmasa da, gen terapisi kemik iliği nakli için uygun olmayanlar için gerçek bir tedavi şansı sunuyor ve bu nedenle MHRA tarafından onaylandığı için çok mutluyuz.

Türkiye’nin AR-GE harcamaları 2022’de yüzde 96,9 arttı

Türkiye İstatistik Kurumu, 2022 yılı Araştırma ve Geliştirme Faaliyetleri Araştırması sonuçlarını açıkladı. Geçen yıl, araştırma ve geliştirme (AR-GE) harcamaları bir önceki yıla göre etkileyici bir artışla 198 milyar 670 milyon liraya yükseldi. Bu, 2021’e kıyasla 96 milyar 932 milyon lira daha fazla harcama anlamına geliyor.

Gayrisafi yurt içi AR-GE harcamalarının Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH) içindeki oranı yüzde 1,4’ten yüzde 1,32’ye düştü. Ancak, toplam AR-GE harcamalarının büyük çoğunluğu yüzde 61,4 ile mali ve mali olmayan şirketlerden geldi. Yükseköğretim ise yüzde 33,8’lik payıyla ikinci sırada yer aldı. Kar amacı gütmeyen kuruluşların AR-GE harcamaları ise toplamın yüzde 4,8’ini oluşturdu.

AR-GE harcamalarında personel harcamaları yüzde 47,3’lük bir payla ön plana çıkarken, finansman kaynakları da dikkat çekici. 2022’de AR-GE harcamalarının yüzde 50,2’si mali ve mali olmayan şirketler tarafından karşılanırken, genel devlet AR-GE harcamalarının yüzde 32,8’i, yükseköğretimden gelen yüzde 15,7’si, yurt dışından sağlanan kaynaklar yüzde 1,3’ü finanse etti.

Bu sonuçlar, Türkiye’nin AR-GE faaliyetlerine olan önemini ve bu alandaki büyümesini gösteriyor. Ülkedeki farklı sektörlerin AR-GE’ye yaptığı katkılar, gelecekteki inovasyon ve teknolojik gelişmeler açısından umut vaat ediyor.

Nvidia hisseleri, son 1 yılda yaklaşık 4 kat arttı

Yapay zekâ teknolojisinin hızla gelişmesi ve sektördeki talebin artmasıyla birlikte, yonga üreticisi Nvidia, Çin ambargosunu aşarak yeni nesil hızlandırıcılarıyla büyük bir çıkış yakalıyor. Özellikle geçtiğimiz hafta tanıtılan Nvidia H200 hızlandırıcısı, şirketin hisselerini tarihi bir zirveye taşıdı ve piyasa değerini 1.25 trilyon dolara çıkardı.

Nvidia‘nın yapay zekâ hızlandırıcılarına olan talep, şirketi sektörün lideri konumuna getirdi. Yapay zekâ projelerinde kullanılan hızlandırıcı siparişlerine yetişmekte zorlanan Nvidia, sektörde bir rekora imza atarak 1 trilyon doların üzerinde piyasa değerine ulaşan ilk yonga firması oldu.

Son bir yılda hisse senetleri neredeyse dört kat değer kazanan Nvidia, Nasdaq 100 ve S&P 500 endekslerinde en iyi performans gösteren şirketler arasında yer aldı. Firmanın başarısında, geçtiğimiz hafta tanıtılan H200 hızlandırıcısının etkisi büyük oldu. Yatırımcılar, yeni ürünün benzersiz özellikleri ve performansıyla şirketin gelirlerini artıracağına olan inançlarını hisse senetlerine yoğun ilgiyle gösterdiler.

Nvidia‘nın çeyrek dönem raporları, finans dünyası tarafından büyük bir merakla bekleniyor. Geçen çeyrekte 13 milyar doların üzerinde gelir elde eden şirketin, bu çeyrekte 15 milyar doları aşması bekleniyor. Önümüzdeki yıl içinse firma, 20 milyar doların üzerinde bir gelir hedefliyor. Bu güçlü performans beklentisi, yatırımcıların ilgisini çekmeye devam ediyor.

Nvidia, yapay zekâ teknolojilerindeki lider konumu ve sürekli yenilikçi ürünleriyle gelecekte de rekor satışlara imza atmaya hazırlanıyor. Şirketin başarısı, sadece kendi büyümesini değil, aynı zamanda teknoloji endüstrisinin genel yönünü de belirleme potansiyeli taşıyor

YouTube, şarkıcıları taklit eden yapay zeka müzik aracını tanıttı

YouTube, yeni yapay zeka müzik aracıyla kullanıcıların ıslık çalma veya mırıldanma gibi basit seslerini gerçek müziğe dönüştürme yeteneği sunuyor. Bu yenilik aynı zamanda içerik oluşturuculara, ünlü şarkıcıların tarzını klonlama izni vererek dikkat çekiyor.

Google, halihazırda YouTube için metin komutları veya basit melodi mırıldanmaları kullanarak müzik parçaları oluşturabilen yeni üretken yapay zeka özelliklerini test ediyor. Bu özelliklerden biri olan “Dream Track,” ünlü sanatçıların tarzında otomatik olarak 30 saniyelik kısa müzik parçaları oluşturmayı amaçlıyor.

YouTube’nun duyurusuna göre, Dream Track özelliği, YouTube ile işbirliği yapan dokuz farklı sanatçının tarzını taklit edebiliyor. Alec Benjamin, Charlie Puth, Charli XCX, Demi Lovato, John Legend, Papoose, Sia, T-Pain ve Troye Sivan gibi sanatçılar, yapay zeka tarafından oluşturulan parçaların nasıl seslendirileceğini belirlemek için bu özellikle test ediliyor.

Charlie Puth tarzında bir parça oluşturmak için kullanılan yazılım, sanatçının tarzındaki şarkı sözleri, altyapı ve yapay zeka tarafından üretilen sesleri birleştirebiliyor. YouTube, bu parçaların özellikle TikTok tarzı Shorts hizmetiyle kullanılmasını hedefliyor.

YouTube ayrıca, geleneksel enstrüman çalmadan müzik parçaları oluşturmayı amaçlayan “Music AI Tools” özelliğini de tanıttı. Bu araç, mırıldanılan bir melodiyi belirli bir enstrüman veya tarzda birleştirerek kullanıcıların kendi müziklerini oluşturmalarına olanak tanıyor.

Bu yeni yapay zeka araçları, Google’ın DeepMind şirketinin Lyria adlı müzik üretim modelinden güç alıyor. DeepMind, Lyria kullanılarak oluşturulan parçaların çıplak kulakla duyulamayan bir SynthID filigranı taşıyacağını ve bu sayede yapay zeka içeriğinin tespit edilebileceğini belirtiyor.

YouTube, Music AI kuluçka merkezindeki katılımcılara bu araçları bu yıl içinde test etme imkanı sunacağını duyurdu. Bu yeni özelliklerle birlikte, YouTube’un yapay zeka tarafından üretilen müziğe yönelik getirdiği yeni kurallar ve müzik endüstrisi ile olan ilişkilerini güçlendirme çabaları dikkat çekiyor.

Elektrikli uçan feribot seri üretime geçiyor

Candela firması, elektrikli deniz taşıtları konusunda önemli bir adım atmaya hazırlanıyor. İsveçli elektrikli tekne üreticisi, geliştirdiği Candela P-12 elektrikli “uçan” feribotu için başarılı test “uçuşları” sonrasında seri üretime geçiyor.

Candela‘nın elektrikli “uçan” feribotu teknolojisi, su altında bir kanat kullanarak kaldırma kuvveti üreten V şeklindeki pruvasıyla dikkat çekiyor. Bu, su yüzeyinde adeta uçan deniz taşıtlarının yeni nesline öncülük ediyor. Candela’nın hidrofil teknolojisi, bilgisayar kontrollü hidrofiller sayesinde enerji kullanımını yüzde 80’in üzerinde azaltabiliyor.

Şirketin önceki hidrofil gezi tekneleri Avrupa su yollarında ve ABD’nin çeşitli yerlerinde görülmüştü. Candela, su yüzeyinde dalga oluşturmadan seyir yapabilme avantajıyla öne çıkıyor. Özellikle dar kanallara sahip bölgelerde ve yüksek hızlarda kullanılabilen Candela tekneleri, hidrofil kullanımının getirdiği avantajları başarıyla sunuyor.

Yeni Candela P-12, şirketin diğer modellerinde kullanılan hidrofil teknolojisini taşıyor, ancak yolcu kapasitesini 30 kişiye kadar artırıyor. Bu özellikle feribot operasyonlarında ticari kullanım için ideal hale getiriyor ve düşük menzil sorununu çözüyor.

Elektrikli "uçan" feribot

Candela P-12, 252 kWh bataryasıyla 100 km’ye kadar menzil ve 55 km/s maksimum hız sunuyor. Ayrıca, DC hızlı şarj ile hızlı bir şekilde şarj olabilme özelliği, ticari feribotlar için önemli bir avantaj sağlıyor. Candela‘nın tekneleri, mevcut rıhtım altyapısını kullanabilen tipik bir otomotiv tarzı DC şarj istasyonuna ihtiyaç duyuyor.

Candela P-12‘nin seri üretime geçmesiyle birlikte, şirketin bu elektrikli feribotunu 1,7 milyon Avro fiyatla satışa sunacağı açıklandı. Şirket, bu fiyatın içten yanmalı motorlu feribotlarla aynı düzeyde olduğunu ve diğer elektrikli feribotlardan daha düşük olduğunu belirtiyor.

Yakıt tasarrufu, düşük bakım seviyesi ve tek kişi tarafından çalıştırılabilme avantajlarıyla birleşen Candela P-12, ekonomik bir yatırım olarak öne çıkıyor. Şirket, toplam tasarrufun “yolcu başına kilometrede” yaklaşık %50 olduğunu iddia ediyor, bu da operasyonlar, kâr ve yeniden yatırım için daha fazla marj sağlıyor.

Candela P-12‘nin deniz taşımacılığında sürdürülebilir bir geleceğe önemli bir katkı sunması bekleniyor.

Amazon, Hyundai ile çevrimiçi otomobil satışına başlıyor

Amazon, otomobil satışına olan ilgisini artırarak Hyundai ile yapılan anlaşma ile çevrimiçi otomobil satışını başlatıyor. E-ticaret devi, gelecek yıldan itibaren Hyundai bayilerine, araçlarını Amazon platformunda listeleyebilme imkanı sunacak.

Önceden müşteriler, Amazon’da araba galerilerini inceleyebilir ve fiyatları karşılaştırabilirken, doğrudan araç satın alamıyorlardı. Ancak, yapılan açıklamaya göre, 2024’ten itibaren Amazon’dan Hyundai araçlarını satın almak mümkün olacak, bu da çevrimiçi otomobil alışverişinde yeni bir dönemin başlangıcını işaret ediyor.

Müşterilere, Amazon üzerinden araçları inceleme ve tercih ettikleri ödeme yöntemleriyle satın alma olanağı sunulacak. Teslimat konusunda ise müşterilere iki seçenek sunulacak: Aracı yakındaki bir bayiden almak veya evlerine teslimat seçeneğini kullanmak.

Amazon, müşteri ile bayi arasında bir aracı olacak, yani satın alınan aracın nihai son satıcısı hala bir bayi olacak. Şirket, diğer otomobil üreticileriyle benzer anlaşmalar yapmayı düşünüp düşünmediği ise henüz belli değil, ancak otomobil endüstrisine entegrasyon sürecinin hız kazandığı açık.

Hyundai ile yapılan anlaşmanın bir parçası olarak, Amazon‘un sesli asistanı Alexa‘nın 2025 yılından itibaren Hyundai araçlarında kullanılabileceği ve Hyundai‘nin bulut hizmetleri için AWS‘yi kullanacağı da duyuruldu.

Şirket şu anda Hyundai araç satışlarına sadece ABD‘de başlayacak. Ancak, sürecin diğer ülkeler için de aktifleştirilip aktifleştirilmeyeceği henüz belirsiz. Bu yeni gelişme, Amazon‘un otomobil sektöründeki etkileşimini güçlendirmesi ve çevrimiçi alışveriş dünyasına daha fazla entegre olması açısından büyük bir adım olarak nitelendirilebilir.

iPhone 14 kullanıcıları bir yıl daha ücretsiz uydu acil SOS kullanabilecek!

Apple, iPhone 14 kullanıcılarını sevindirecek bir haberle geldi. Şirket, Uydu Üzerinden Acil Durum SOS özelliğini ücretsiz olarak kullanmaya devam edebilmeleri için bir yıl daha süre tanıyacak. Bu özellik, WWDC 2022 etkinliğinde duyurulmuş ve 15 Kasım 2022‘de resmi olarak kullanıma sunulmuştu.

15 Kasım 2023 tarihine kadar Uydu Üzerinden Acil SOS’i etkinleştiren iPhone 14 kullanıcıları, mevcut ücretsiz deneme sürelerini bir yıl daha uzatma fırsatına sahip olacaklar. Apple’ın Dünya Çapında iPhone Ürün Pazarlamasından Sorumlu Başkan Yardımcısı Kaiann Drance, bu uzatmanın, kullanıcıların dünya genelinde acil durum müdahale ekiplerine bağlanmalarına yardımcı olduğunu belirtti.

Drance, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Uydu üzerinden Acil SOS, dünyanın dört bir yanında hayat kurtarmaya yardımcı oldu. Los Angeles’ta aracı 400 metrelik bir uçurumdan düşen bir kişiden İtalya’daki Apenin Dağları’nda kaybolan yürüyüşçülere kadar müşterilerimiz, başka türlü ulaşamayacakları acil durum müdahale ekipleriyle bağlantı kurabiliyorlar” dedi.

Apple, başlangıçta iPhone 14 satın alanlara iki yıl ücretsiz kullanım taahhüdü yapmıştı. Ancak şirket, kullanıcıların bu hizmetten daha fazla faydalanmalarını sağlamak amacıyla bir yıl daha ek ücretsiz kullanım süresi sunmaya karar verdi. Drance, bu ek ücretsiz yılın, kullanıcıların acil durum hizmetinden daha uzun süre yararlanmalarını sağlayarak memnuniyetlerini artıracağını söyledi.

Şu an için, Apple’ın ücretsiz kullanım süresi sona erdikten sonra Uydu Üzerinden Acil SOS hizmeti için ne kadar ücret talep edeceği konusunda herhangi bir bilgi bulunmuyor. Ancak şirketin bu hizmeti daha fazla ülkeye yayma çabaları ve başarıları, kullanıcıların acil durumda daha güvenli hissetmelerine olanak tanıdığı için takdirle karşılanıyor.

Elektrikli otomobil ÖTV matrah sınırı değişti!

0

Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de elektrikli otomobil dönüşümü başladı. Üstelik yalnızca binek araç değil, minibüs, otobüs, kamyonet, kamyon ve tır gibi hafif ve ağır ticari araçlar da bu sürece dahil oluyor. Üstelik bugün Elektrikli otomobil ÖTV matrah sınırı yukarı çekildiği için birçok modelin fiyatında büyük düşüşler yaşanması bekleniyor.

Elektrikli otomobil ÖTV matrah sınırı için güncelleme!

Geçtiğimiz yılın haziran ayında, henüz Elektrikli otomobil piyasası için ÖTV matrah sınırı düzenlemesi yapılmamışken otomobillerde matrah seviyeleri şu şekildeydi;

  • 85 kW’ı aşmayan elektrikli araçlar: Yüzde 10
  • 85 kW- 120 kW arası elektrikli araçlar: Yüzde 25
  • 120 kW üzeri elektrikli araçlar: Yüzde 60

Daha sonra elektrikli otomobillere teşvik amacıyla ve de Togg’un piyasaya sürülmesinin öncesinde elektrikli otomobillere özel bir matrah seviyesi getirildi. O da şu şekildeydi;

  • 160 kW’ı geçmeyen ve 700 bin TL’yi aşmayan elektrikli araçlar: Yüzde 10
  • 160 kW’ı geçmeyen ve 700 bin TL’yi aşan elektrikli araçlar: Yüzde 40
  • 160 kW’ı geçen ve 750 bin TL’yi aşmayan elektrikli araçlar: Yüzde 50
  • 160 kW’ı geçen ve 750 bin TL’yi aşan elektrikli araçlar: Yüzde 60

Fakat yükselen dolar kuru ve enflasyon nedeniyle bu matrah seviyeleri bu yılın mart ayında tekrar güncellendi ve bugüne kadar şu şekildeydi:

  • 160 kW’ı geçmeyen ve 1 milyon 250 bin TL’yi aşmayan elektrikli araçlar: Yüzde 10
  • 160 kW’ı geçmeyen ve 1 milyon 350 bin TL’yi aşmayan elektrikli araçlar: Yüzde 50
  • 160 kW’ı geçen ve 1 milyon 350 bin TL’yi aşmayan elektrikli araçlar: Yüzde 50
  • 160 kW’ı geçen ve 1 milyon 350 bin TL’yi aşan elektrikli araçlar: Yüzde 60

Peki Kasım 2023 itibariyle yeni ÖTV matrah seviyeleri ne kadar oldu?

Elektrikli otomobil ÖTV matrah seviyesi bugün Resmi Gazete’de yayınlanan karar sonrasında şu şekilde güncellendi:

  • 160 kW’ı geçmeyen ve 1 milyon 450 bin TL’yi aşmayan elektrikli araçlar: Yüzde 10
  • 160 kW’ı geçmeyen ve 1 milyon 450 bin TL’yi aşan elektrikli araçlar: Yüzde 40
  • 160 kW’ı geçen ve 1 milyon 350 bin TL’yi aşmayan elektrikli araçlar: Yüzde 50
  • 160 kW’ı geçen ve 1 milyon 350 bin TL’yi aşmayan elektrikli araçlar: Yüzde 60

Yani, motor gücü 160 kW’ı geçen araçlar için bir değişiklik yapılmazken, 160 kW’ı geçmeyenlerde büyük indirimler göreceğiz. Bu da 160 kW’ı geçen araçların fiyatı 160 kW’ı geçmeyen versiyonlarından ucuz olsa bile daha fazla vergi ödeneceği için daha pahalı olacağı anlamına geliyor.

ChatGPT’nin geliştiricisi OpenAI’de dikkat çeken olay: CEO, kovuldu!

0

Son dönemlerde ChatGPT ile yapay zeka dünyasında bir hayli adından söz ettiren OpenAI ‘da dikkat çeken bir olay yaşandı. Öyle ki şirketin CEO koltuğunda oturan Sam Altman’ın görevine son verildi. Peki neden? İşte ayrıntılar…

OpenAI CEO ‘su Sam Altman’ın görevine son verildi

OpenAI, geçtiğimiz dakikalarda resmi web sitesinde paylaştığı blog gönderisiyle, şirket yönetim kurulunun Sam Altman’ın görevine son verme kararı aldıklarını duyurdu. İş dünyasında beklenmedik şekilde alınan bu kararın ardından Sam Altman, resmi X (Twitter) hesabı üzerinden bir açıklamada bulundu.

Sam Altman, yaptığı paylaşımda “OpenAI’daki zamanımı çok sevdim. Kişisel olarak dönüşümcü bir deneyimdi benim için ve umarım dünyaya da biraz katkıda bulunabilmişimdir. En çok da böyle yetenekli insanlarla çalışmaktan keyif aldım. Gelecekte neler olacağıyla ilgili daha fazla şey söyleyeceğim.” ifadesinde bulundu.

Şirket, Sam Altman‘ın görevine son verme sebebini, yönetim kuruluyla olan iletişimindeki tutarsızlık ve bu durumun kurulun sorumluluklarını yerine getirmesini engellemesi olarak açıkladı. Aktarılanlara göre Yönetim kurulu, artık onun OpenAI’ı yönetmeye devam edebileceğine güvenmiyordu.

Bu güvensizliğin tam nedeni ise tam olarak bilinmiyor. Fakat geçtiğimiz günlerde çıkan bir habere göre OpenAI, ChatGPT hizmetini devam ettirebilmesi için her gün 700 bin dolar para harcıyor. Oldukça yüksek olan bu maliyete göre şirketin 2024 yılında iflas edebileceği tahminleri yürütülüyordu. Bilmeyenler için OpenAI, şu anda Microsoft‘un 10 milyar dolar tutarındaki finansmanı sayesinde ayakta kalabiliyor.

OpenAI CEO 'su Sam Altman'ın görevine son verildi

OpenAI ‘ın geçici CEO ‘luk görevini şirketin Baş Teknoloji Sorumlusu Mira Murati üstlenecek. Yönetim kurulu, bu görev için Murati’yi en iyi seçenek olarak görüyorken, öte taraftan bir CEO arayışı sürmüyor değil.

Peki siz bu konu hakkında neler düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi aşağıdaki Yorumlar kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.

Elon Musk’tan Meksika’ya 90 milyon dolarlık yatırım!

Elon Musk’un uydu ağı şirketi Starlink, Meksika’nın uzak bölgelerinde ücretsiz internet ve telefon hizmetleri sağlamak için 90 milyon dolarlık bir sözleşme imzaladı. Haber, Meksika Devlet Başkanı López Obrador tarafından bir basın toplantısında duyuruldu ve X’de Meksika Enstitüsü tarafından da doğrulandı.

Gönderiye göre projenin “10.000’den fazla kullanıcıya” fayda sağlaması bekleniyor ve projenin Aralık 2026’ya kadar sürmesi bekleniyor.

Projenin amacı yalnızca Meksika’daki ağ kapsamını genişletmek değil, aynı zamanda bağlantısını güçlendirerek siber güvenlik yeteneklerini de güçlendirmek.

Meksika direktör yardımcısı Lila Abed, “ABD ve Meksika ticari bağları güçlendirmek istiyorsa, Meksika siber güvenlik açısından en zayıf halka olmayı önlemeye yardımcı olmayı ve ortaklarına siber tehditlere ve saldırılara yanıt verebileceği ve bunları toparlayabileceği konusunda güvence vermelidir” dedi. 

Anlaşma, Meksika federal kurumu CFE Telecomunicaciones e Internet para Todos (CFE TEIT) ve uydu bağlantı sağlayıcısı SES’in Meksika’daki bağlantı uçurumunu kapatmaya yönelik bir projesinin parçası olarak geliyor.

Girişim kapsamında şu ana kadar ortaklar, SES-17 Ka-band uydusu aracılığıyla ülke genelinde yetersiz hizmet alan 400 uzak köy ve topluluğa ses ve veri hizmetleri sundu.

Ortaklar ve uzmanlar, önümüzdeki dört yıl içinde Latin Amerika’nın hem kırsal hem de kentsel bölgelerinde tahmini 57 milyon insanın ilk kez 4G veya 5G’ye erişeceğini tahmin ediyor.

Starlink, ülkede ücretsiz internet sağlamak için CFE TEIT ile çalışan diğer sekiz telekomünikasyon şirketine ve devlet cep telefonu hizmeti üzerinde çalışan dört firmaya da katılıyor.

CFE TEIT’in Starlink’in yanı sıra Apco Networks, Axess, GSAT, Next Telekom, SES, Tangerine Electronics, Televera Red, Viasat ve Hispasat ile de sözleşmesi bulunuyor.

SES’in Amerika Kıtası İşletmelerden Sorumlu Başkan Yardımcısı Omar Trujillo, “Teknoloji ilerlemeye devam ettikçe, hem broadband hem de mobil ağlar üzerinden artan bağlantıya olan talep katlanarak artıyor” dedi ve şöyle devam etti: “Hükümetin yenilikçi yaklaşımının muazzam etkisini görmek çok etkileyici. CFE TEIT’in 4G’yi doğrudan kırsal alanlara büyük ölçekte ve kısa bir zaman diliminde getirmeyi hedeflemeleri çok iddialı.” Bakalım Musk’ın yeni mega projesi hayata geçirilebilecek mi?

Microsoft, Windows’u uygulama haline getirdi!

Uygulama esasen önceki Windows 365 uygulamasını alıyor ve uzak bir PC, Azure Sanal Masaüstü, Windows 365 ve Microsoft bünyesindeki Uzak Masaüstü Hizmetleri’nden Windows’un bir kopyasını yayınlamak için bir merkeze dönüştürüyor.

Microsoft’un Windows uygulaması; özel ekran çözünürlükleri ve ölçeklendirmesi, web kameraları, depolama cihazları ve yazıcılar gibi çevre birimleri için cihaz yeniden yönlendirmesi aracılığıyla birden fazla monitörü destekliyor.

Windows uygulamasının önizleme sürümü şu anda Android için mevcut değil. Microsoft’un işletme hesapları yelpazesiyle sınırlı, ancak tüketicilere de sunulacağına dair işaretler var. Windows’taki Windows uygulamasında oturum açma istemi, kişisel bir Microsoft Hesabı kullanarak uygulamaya erişebileceğinizi gösteriyor, ancak bu işlevsellik şu anda çalışmıyor.

Microsoft, özellikle Windows’ta gönderilen Uzak Masaüstü Bağlantısı uygulamasıyla, onlarca yıldır PC’lere uzaktan bağlanmak için benzer uygulamalara sahip. Özel bir “Windows Uygulaması” alışılmadık bir marka ve Microsoft’un Windows’u tamamen buluta taşımaya yönelik daha geniş hedeflerinin devam ettiğini işaret edebilir.

Insider'ın bildirdiğine göre, Microsoft'un kararıyla, geçen yıl yıllık maaşı %10 artarak 55 milyon dolara yükselen CEO Satya Nadella'dan gelen bir e-postayla yöneticileri bilgilendirdi

Microsoft, eski Surface ve Windows şefi Panos Panay’ın Eylül ayında Amazon için şirketten ayrılmasının ardından web odaklı yeni bir Windows ekibi oluşturdu. Yeni “Windows ve Web Deneyimleri” ekibi, büyük ölçüde Windows için yapay zeka destekli web hizmetleri oluşturmaya odaklanmış gibi görünüyor.

Ana arama arayüzünün web’den dinamik olarak güncellenmesi, bir widget sistemi ve hatta Copilot entegrasyonu ile Windows 11’de bir dizi web destekli özelliğin göründüğünü zaten gördük.

Windows Uygulaması, tüketicilerin Microsoft’un işletim sistemini çalıştırmayan cihazlarda bulut PC’lere ve Windows uygulamalarına erişmeleri için zemin hazırlayabilir.

Microsoft Copilot Studio hakkında bilmeniz gerekenler

0

Şirket, temel ürün yelpazesinde  yapay zeka tekliflerini genişletmeye devam ederken, 15 Kasım’daki 2023 Ignite geliştirici konferansında bir dizi duyurunun yanı sıra yeni platformun lansmanını da doğruladı. Şirket,  Copilot Studio’nun kullanıcıların “bağımsız yardımcı pilotları ve özel GPT’leri hızlı bir şekilde oluşturmasına, test etmesine ve yayınlamasına” olanak tanıyacağını söyledi.

Microsoft’ta iş ve iş uygulamaları Modern Bölüm Başkanı Jared Spataro: “Copilot Studio, özelleştirmeler ve bağımsız yardımcı pilotlar için uçtan uca yaşam döngüsünü tek bir pencerede sunuyor. Hepsini aynı web deneyiminden oluşturabilir, dağıtabilir, analiz edebilir ve yönetebilirsiniz” dedi. Microsoft Copilot Studio’nun lansmanı, geçen hafta OpenAI’den benzer bir Kendin Yap yardımcı pilot oluşturma platformu olan GPT Store’un kullanıma sunulmasının ardından geldi. Copilot Studio gibi, kullanıcıların kendi özel GPT’lerini ve uygulamalarını oluşturmalarına olanak tanıyor.

Microsoft Copilot Studio ile yapabilecekleriniz

Copilot Studio, temel olarak Microsoft 365 kullanıcılarının bireysel iş ihtiyaçlarına göre kendi sezgisel AI uygulamalarını tasarlamaları, test etmeleri ve başlatmaları için  merkezi bir geliştirme merkezi görevi görecek. Microsoft, bunların işletmeler için kullanışlı sohbet robotlarından daha fazlası olacağını vurgulamaya istekliydi. Kullanıcıların işle ilgili sorulara ayrıntılı yanıtlar sağlamak için doğal dildeki komutları ve soruları girmelerine olanak tanıyacaklar. Örneğin, BT ekipleri “rol ve fonksiyona özel” kendi bağımsız özel yardımcı pilotlarını oluşturabilirler. Microsoft, bunun, personelin günlük idari görevlerinde yardımcı olacak bir BT desteği yardımcı pilotu veya satış ekiplerinin teklif taleplerini (RFP’ler) daha verimli bir şekilde tamamlamasına yardımcı olacak bir yardımcı pilot şeklinde olabileceğini söyledi.

Copilot Studio ayrıca, tüm beceri seviyelerindeki kullanıcılar için özel yardımcı pilotlar oluşturma sürecini kolaylaştırmak amacıyla Microsoft’un “sürükle ve bırak düşük kod yaklaşımı” olarak tanımladığı şeyi de sağlayacak. Spataro: “Yardımcı pilotunuzu oluşturmak için az kodlu grafik arayüzü veya doğal dili kullanabilirsiniz. Copilot Studio, konuşma tasarımını yinelemeli olarak iyileştirmenize yardımcı olacak” dedi.

Üretken yapay zeka araçlarının kullanımına ilişkin güvenlik endişeleri, son aylarda yinelenen bir konu haline geldi; şirketler, veri sızıntısı potansiyeli ve hassas şirket bilgilerinin açığa çıkması konusunda endişeleniyor.

Yeni fidye yazılım grupları ortaya çıktı!

Saldırıların yoğunlaşmasıyla 2023’te 29 yeni fidye yazılımı grubu ortaya çıktı. Araştırmalar, bir dizi yeni fidye yazılımı grubunun 2023’ün ilk üç çeyreğinde saldırılarda artışa neden olduğunu gösteriyor.

WithSecure’un yeni araştırmasına göre, yeni fidye yazılımı gruplarının sayısındaki artış, 2023’te veri ihlallerinin artmasına katkıda bulundu. Siber güvenlik uzmanı, 2023 yılının ilk dokuz ayında 60 fidye yazılımı grubunun faaliyetlerini takip etti ve bunlardan 29’unun yeni çete olduğu belirlendi.

Yeni fidye yazılım grupları riski artırıyor

2023’ün ilk üç çeyreğinde, WithSecure’un kısmen yeni fidye yazılımı gruplarına atfettiği veri sızıntılarının sayısında önemli bir artış görüldü. Ancak yeni grupların yöntemlerine dair kanıtlar, bunların bağlı kuruluşlar veya çok noktalı gasp saldırıları düzenlemesiyle bilinen Conti Grubu gibi artık dağılmış kolektiflerin eski üyeleri olabileceğini gösteriyor.

Çok noktalı şantaj, tehdit aktörlerinin kurbanları daha yüksek fidye ödemeye zorlamak için bir dizi farklı gasp stratejisi kullanmasını içeren bir tür fidye yazılımı. Bu tür saldırıların örnekleri arasında , çok noktalı gaspın ilk yüksek profilli vakası olan Maze saldırısı gibi yaygın çift gasp fidye yazılımı taktiği yer alıyor. Bu tür saldırılara yönelik genel taktik, kurbanın verilerinin sızdırılmasını ve şifrelenmesini ve ardından bu verilerin yayınlanması tehdidinin kullanılmasını, bu verilerin potansiyel sektör rakiplerinin kullanımına sunulmasını ve mağdura ödeme yapması için baskı yapılmasını içeriyor.

Rapora göre fidye yazılımı saldırılarının sıklığı 2023 yılının ilk üç ayında arttı. Bulgular, fidye yazılımı gruplarından veri sızıntılarında 2022 yılının aynı dönemine göre yüzde 50 oranında bir artış olduğunu ortaya koyuyor. 

Bununla birlikte, AAG’nin araştırmasına göre 2022’nin fidye yazılımı saldırıları açısından nispeten sakin bir yıl olduğunu ve 2021’e kıyasla yüzde 23 düşüş gösterdiğini de belirtmek gerekiyor. Bu uyarı, 2023’teki artışın ilk düşünüldüğü kadar keskin olmayabileceği anlamına geliyor, ancak fidye yazılımı operatörleri olarak çerçeveye giren yeni grupların sayısındaki önemli artışın endişe verici etkileri olmaya devam ediyor. Öncelikle bu, fidye yazılımının bilgisayar korsanlığı grupları için kazançlı bir gelir yaratma yöntemi olmaya devam ettiğini ve bu değişikliklere kadar bu tür saldırıların gelecekte artmaya devam ettiğini görmeye devam edebileceğimizi gösteriyor.

ChatGPT bir yaşında! Nereden, nereye geldi?

0

Geçtiğimiz 12 ay boyunca ChatGPT, yapay zekanın ve daha genel anlamda teknolojinin manzarasını temelden değiştirdi. Yapay zekanın öz farkındalığının yaklaşmakta olan felaketine ilişkin uyarılar hala havada asılı kalsa da üretken yapay zeka, asla mümkün olmadığı düşünülen görevleri üstlenerek birçok kişiyi şaşırttı.

San Francisco merkezli startup OpenAI, 30 Kasım 2022’de ChatGPT’yi başlattığında teknoloji ortamı temelden sarsıldı ve yapay zeka (AI) hızla uç bir fikir olmaktan çıkıp ana akım benimsemeye geçti.

ChatGPT birinci yılını geride bırakırken neler yaşandı?

Cisco CIO Fletcher Previn: “Makinelerle nasıl konuşulacağını öğrenmek için birkaç on yıl harcadık. Kasım 2022’de değişen şey, makinelerin bizimle nasıl konuşacağını öğrenmesiydi. Aralık ayına gelindiğinde, ChatGPT’nin önemli bir etki yaratacağı açıktı ve yaklaşık bir yıldır şaşırtmaya ve terörize etmeye devam ediyor” dedi.

Diğer kuruluşlar gibi Cisco da ChatGPT gibi üretken yapay zeka (genel yapay zeka) araçlarının eninde sonunda her arka uç BT sistemine ve harici ürüne yerleştirileceğine inanıyor.  IDC Dünya Çapında Yapay Zeka ve Otomasyon Pazar Araştırması grup başkan yardımcısı Ritu Jyoti: “ChatGPT’nin patlayıcı küresel popülaritesi bize yapay zekanın kamu tarafından benimsenmesinde ilk gerçek dönüm noktasını sağladı. Yapay zeka ve otomasyon yatırımları büyüdükçe sonuçlara, yönetişime ve risk yönetimine odaklanmak çok önemli” dedi.

Yapay zekanın kendisi yeni değil. Şirketler yıllardır tahmine dayalı ve yorumlayıcı yapay zekaya yoğun yatırım yapıyor. Ancak GPT-3.5’in piyasaya sürülmesi dünyanın dikkatini çekti ve genel olarak genAI’ya ve çeşitli araçları destekleyen büyük dil modellerine (LLM’ler) yapılan yatırımlarda bir artışı tetikledi. En basit ifadeyle, LLM’ler  sonraki kelime, görüntü veya kod tahmin motorları. Örneğin, ChatGPT, doğal dil girişlerini işleyen ve daha önce görülenlere dayanarak bir sonraki kelimeyi tahmin eden bir bilgisayar algoritması olan GPT LLM’nin üzerine inşa ediliyor. Daha sonra bir sonraki kelimeyi ve bir sonraki kelimeyi tahmin eder ve cevabı tamamlanana kadar bu şekilde devam ediyor. Yapay zekanın benimsenme yolculuğu benzersiz değil. Previn gibi teknoloji uzmanları bunu, güvenlik, gizlilik, veri sahipliği ve sorumluluk konularında benzer tartışmaları teşvik eden bulut bilişimin ilk günlerine benzetiyor.

Çoğu işletme halen ChatGPT ve diğer genAI araçlarını kullanarak yatırım getirilerinin nerede olacağını bulmaya çalışıyor. Gartner Research’ün seçkin başkan yardımcısı analisti Avivah Litan’a göre çoğu kişi bunu nasıl kullanacakları ve bundan nasıl yararlanacakları konusunda kararsız kalıyor.

Savunma sanayisinde yapay zeka kullanımı yasaklanıyor!

Biden ve Xi, insansız hava araçları ve nükleer silahlarda yapay zeka kullanımını yasaklayacak. San Francisco’daki toplantı, ABD-Çin ilişkilerinin dibe vurduğu bir dönemde gerçekleşti.

ABD Başkanı Biden ile Çin Devlet Başkanı Xi Jinping arasında San Francisco’da yapılan tarihi toplantıda, iki liderin otonom silahlarda yapay zeka kullanımını yasaklama konusunda anlaşmaya varması bekleniyor. South China Morning Post, yasağın Rusya-Ukrayna çatışması gibi modern savaşlarda giderek daha fazla kullanılan insansız hava araçları gibi silahlara uygulanacağını bildirdi.

Savunmada yapay zeka için yeni anlaşma

Post’un kaynaklarına göre Biden ve Xi’nin nükleer savaş başlıklarını kontrol eden ve konuşlandıran sistemlerde yapay zeka kullanımını da yasaklaması bekleniyor. Yapay zekanın savaşta ortaya çıkardığı potansiyel risklerin, San Francisco’daki Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği Zirvesi’nin (APEC) oturum aralarında gerçekleşen tartışmaların ana odağı olması bekleniyor.

Toplantı, ABD-Çin ilişkilerinin ticaret nedeniyle yıprandığı bir dönemde gerçekleşti. ABD, ulusal güvenlik endişeleri nedeniyle Çin’e gelişmiş yapay zeka çipleri ve ekipmanlarının ihracatını sıkılaştırıyor. Çin, Amerika’nın en önde gelen yapay zeka rakibi olup, askeri becerisi Silikon Vadisi’nin en iyi yapay zeka donanım ve yazılımına erişimle daha da güçlendirilebilir.

Çin aynı zamanda yapay zekanın doğasında olan risklerden endişe duyduğunun da sinyalini veriyor.  İngiltere Başbakanı Rishi Sunak’ın ev sahipliği yaptığı Yapay Zeka Güvenliği Zirvesi’ne ABD, AB ve diğer 26 ülkenin yanı sıra Çin de katıldı. Çin ve ABD’nin de aralarında bulunduğu katılımcılar, yapay zekanın olası zararlarını dizginlemek için küresel olarak çalışmak üzere bir anlaşma imzaladı. Dahası ABD ve Çin, Hollanda’da düzenlenen konuyla ilgili ilk küresel zirvede yapay zekanın orduda sorumlu bir şekilde kullanılmasını onayladı.

Ekim ayında Xi,  toplumun iyiliği için yapay zekanın geliştirilmesi, güvenliği ve yönetimine yönelik Küresel Yapay Zeka Yönetişim Girişimi’ni duyurdu. Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsünün açıklamalarına göre bu, yapay zeka risk seviyelerine dayalı bir test ve değerlendirme sisteminin kurulmasını ve yapay zekayı yönetecek uluslararası bir kurumun çağrılmasını içeriyor. Aynı ay Biden,  diğer hükümlerin yanı sıra, önde gelen yapay zeka şirketleri tarafından geliştirilen yapay zeka modellerinin kamuya açık olarak incelenmesi, yapay zeka uzmanları için göçmenlik kurallarının hafifletilmesi çağrısında bulunan, yapay zeka kullanımını düzenleyen bir yönetici emri imzaladı . Kasım ayında Başkan Yardımcısı Kamala Harris, yapay zekanın düzenlenmesine yönelik yönergeler belirlemek üzere ABD Yapay Zeka Güvenlik Enstitüsü’nün kurulduğunu duyurdu.