Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 1719

Geniş formatlı yazıcıda dev birleşme

0

Oki-seikoYazıcı iş kolunda uzmanlaşan OKI Grup şirketi OKI Data Corporation (ODC) ile Seiko Instruments Inc. (“SII”) arasında hisse alım anlaşması imzalandı. Anlaşma ile OKI Data Corporation, SII’ın iştiraki olan Seiko Infotech Inc.’in (“SIIT”) geniş formatlı yazıcı iş kolunu satın alıyor. Taraflar, şirketin transferini 1 Ekim 2015’e kadar tamamlayacaklar.

OKI Data Corporation’ın Avrupa ve ABD’deki yurtdışı iştirakleri de SII’ın Avrupa ve ABD’de  sahip olduğu geniş formatlı yazıcı iş kolu ve varlıklarını satın almak üzere ayrı varlık satın alım anlaşmaları imzaladı.

OKI Data Corporation, “Yüksek katma değerli yazıcı” işini öncelikli büyüme alanı,  pofesyonel yazıcılar pazarında çok önemli bir “hedef iş segmenti” olarak konumlandırıyor. ODC, özellikle perakende ve dağıtım sektörlerinde talebe bağlı baskı ihtiyacında görülen yükselişin verdiği güçle, profesyonel yazıcı pazarı içinde geniş formatlı yazıcı talebinin yıllık yüzde 6’lık bileşik büyümesini sürdürmesini bekliyor.

Satın alma ile OKI Data Corporation,  SII’ın elinde bulunan Sign ve LED grafik plotter için kullanılan geniş formatlı inkjet yazıcılar portföyünün yanı sıra, ilgili satış kanalları ile birlikte teknoloji ve geliştirme kaynaklarına da sahip olacak. OKI Data Corporation, özellikle baskı, dağıtım ve perakende sektörlerine yönelik olarak sunduğu tek noktadan baskı çözümleri ile profesyonel yazıcı pazarındaki ticari faaliyetlerini geliştirmek için çalışmalarını sürdürecek. Satın alma sayesinde, taraflar arasındaki teknoloji ve kaynakların entegre edilmesi yoluyla, OKI Data Corporation ürün portföyünü ve ürün geliştirme yeteneklerini daha da geliştirecek.

Fortinet’ten rekor seviyede büyüme

0

FTNT[1]2015 mali yılının ikinci çeyrek rakamlarını açıklayan Fortinet, 30 Haziran 2015 tarihinde sona eren ikinci çeyreği 239.8 milyon dolarlık ciroyla kapadı. Geçtiğimiz yılın aynı dönemine oranla ciroda yüzde 30’luk bir artış kaydeden şirket, satışta yüzde 40 oranında büyüme yakalayarak 297.2 milyon dolarlık rekor seviyelere ulaştı.

Başarılı ikinci çeyrek rakamlarıyla ağ güvenliği çözümleri piyasasında önemli bir büyüme yakalayan Fortinet’in Kurucusu, Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Ken Xie, elde ettikleri finansal sonuçları şu şekilde değerlendirdi: “İkinci çeyrekte elde ettiğimiz rekor seviyedeki satış rakamlarımız, beklenenin üzerine çıkan şirket ciromuz, karlılığımız ve 84.3 milyon dolarlık nakit akışımız, yatırım stratejilerimizin meyvelerini verdiğinin kanıtı. Bu başarının temelinde müşteri odaklı yaklaşımız, güvenlik teknolojileri sektöründeki rekabet avantajımız, pazarlama yatırımlarımız ve iş ortaklarımızla kurduğumuz sağlam ilişkiler yatıyor. Sektör liderliğini koruyan uçtan uca, entegre ağ güvenliği platformumuz sayesinde, önümüzdeki günlerde küresel düzeyde pazar payımızı artırmaya devam edeceğiz.”

3D Printshow İstanbul, 10 Eylül’de

0

3DPrintShow_Gorsel_1İlk olarak geçen yılki organizasyonda 3 boyutlu yazıcı teknolojilerine genişçe yer veren SIGN İstanbul, ziyaretçi ve katılımcılarından gördüğüyoğun ilgi üzerine, bu sene bir salonunu sadece 3D baskıya ayırdı.“Alanında Avrasya’nın her yıl düzenlenen en büyük ticari organizasyonu”olarak kabul edilen SIGN İstanbul 2015, başta moda, mimari, gastronomi,medikal ve bijuteri olmak üzere hemen her sektörde kolay ve ekonomikyoldan üretime imkan veren, ayrıca bireysel kullanımlar için de seçeneklersunan 3D yazıcı teknolojilerini 11. Salondaki 3D Printshow özel bölümünde sergileyecek Tarsus Group’un dünya çapındaki 3D Print Show etkinliğinin California’dan önce İstanbul’daki yeni durağı olan SIGN İstanbul, 3 boyutlu yazıcıların ve baskı teknolojilerinin yanı sıra her türlü reklam ve tanıtıma ilişkin en yeni ürün, uygulama, makine ve ekipmanları bir arada sunacak.

Dijital Baskı, Tekstil Baskı, Sign Teknolojisi, Görsel İletişim ve LED & LED Ekran Firmalarının sergileneceği SIGN İstanbul’ u başta endüstriyel reklam üreticileri, dijital baskı merkezleri, mimarlar, matbaacılar ve tekstil sektörü olmak üzere 21 bin profesyonelin ziyaret etmesi bekleniyor.

Mağazalarda kişiye özel pazarlama dönemi

0

Beacon-Header+(1)[1]Pazarlama stratejileri her zaman zor bir konu olmuştur. Doğru hedef kitlesine doğru kampanyaları oluşturmak dışarıdan görüldüğü kadar kolay değildir ve büyük maliyetlere katlanarak hazırlanan kampanyalarda gözden kaçabilecek ufak bir detay firmayı büyük zarara sokabilir.

Son yıllarda firmalar pazarlama kampanyalarını büyük veri kavramı ışığında müşterilerinden topladıkları çeşitli verilerin analizi doğrultsunda daha isabetli projelere dönüştürmek için uğraş vermeye başladılar. Şimdiyse bu alanda yeni bir enstrüman devreye giriyor: Cep telefonları.

Kullanıcısının kişisel asistanı gibi çalışan ve kullanıcısına ait özel verileri saklayan cep telefonlarıyla iletişim kurabilmek ve ondan sahibine dair özel bilgiler alabilmek firmaların en büyük arzusuna dönüştü.

Firmalar özel mobil uygulamalarla kullanıcılarının cep telefonlarına girerek onları daha yakından tanımak için çok cazip, etkileyici mobil uygulamalar oluşturmaya çalışırken bu çabanın sonunda elde edilen veriler de pazarlama kampanyaları için kullanılmaya başlandı. Yeni dönemde artık bir kullanıcının, bir mağazadan içeri girdiğinde, mağazadaki sunucu tarafından cep telefonuna gönderilen kişisel tekliflerle karşılaştığına tanık olacağız.

Örnek vermek gerekirse, beraber alışveriş yapan bir karı-kocanın, hafta sonu bir alışveriş merkezindeki büyük bir mağazaya girdikleri anda, erkeğin cep telefonuna X marka kol saatlerinde indirim olduğu, kadının cep telefonuna ise Y marka kadın ayakkabılarında ona özel %20 indirim uygulanacağı teklifi düşebilecek. Bu yeni pazarlama anlayışı, mobil teknolojiler sayesinde firmaların müşterilerini daha “kişisel” tanıyabilmesinin sonucu olarak giderek gerçeğe dönüşüyor.

Bu noktadaki en uç örneklerden biri ABD’nin ünlü marketlerinden Target’te devreye giren yeni kampanyada görülebilir.

Target, 50 mağazasına yerleştirdiği özel bir dijital sistem sayesinde, Target iOS uygulamasını indirmiş olan kullanıcılara, elbette mobil teklifleri alma iznini vermiş olmaları kaydıyla, Bluetooth üzerinden kişisel teklifler göndereceğini duyurdu. Bir sene süreceğini duyurduğu bu “deneme sürüşü” başarılı olursa Target uygulamayı Android ve Windows platformalarına genişletip tüm mağazalarına ulaştıracak.

Yeni uygulama ile bir müşteri Target mağazasına girdiğinde cep telefonu üzerindeki uygulama sayesinde kullanıcının web geçmişine, neleri aradığına, neleri incelediğine dair önceden bilgi sahibi olmuş bulunan mağaza, kullanıcıya hemen ilgisini çekecek teklifler gönderecek. Örneğin, balıkçılık hakkında web sayfalarını sıklıkla inceleyen bir kullanıcı Target’e girdiğinde, olta takımlarındaki indirimler veya yeni satışa çıkan özel balıkçılık malzemeleri hakkındaki teklifler kullanıcının telefonuna anında ulaşacak.

Target bu pazarlama yöntemini kullanıcıyı rahatsız etmeden uygulayacağını da vurguluyor. Bir mağazada, bir müşteriye en fazla iki mesaj gönderilecek ve bu mesajlar Bluetooth sistemi üzerinden iletilecek.

Kısaca söylemek gerekirse artık AVM’ler veya sık alışveriş yaptığımız mağazalarımız bizi çok daha yakından tanıyacak ve bize ilgi alanlarımıza göre kampanyalar sunacak. Yani artık iki milyon Euro’luk yatıyla Ege koylarını gezerken teknesinin erzağını almak için bir süper markete giren 55 yaşındaki iş adamına, “üç kere 100 liralık alışveriş yaparsanız yanmaz tencere seti ve çeyizlik fincan takımı bedava” gibi saçma teklifler yapan kasiyerlerin çilesi de bitecek.

Yeni kesintisiz güç kaynağı Smart-UPS On-Line SRC

0

SCH+SmartUPS+6Entegre kritik güç ve soğutma hizmetlerinde global bir lider olan APC by Schneider Electric, yeni nesil kesintisiz güç kaynağı Smart-UPS On-Line SRC ürün serisiyle işletmelere sunucu, ses/veri ağları ve tüm hafif endüstriyel uygulamalar için çift çevrimli maksimum güç koruması sunuyor.

Smart-UPS On-Line SRC serisi, 1kVA – 10kVA arası yükleri desteklerken, kritik durumlarda sistemlerinizin enerjisiz kalmaması için yükü akülerinden beslemeye başlar. Acil durumlarda besleme süresi ek akü paketleri sayesinde uzatılabilir ve enerji ihtiyacınızı güvenli şekilde sağlamaya devam eder. Ayrıca, Smart-UPS On-Line SRC serisi dahilinde bulunan PowerChute Ağ Kapatma yönetim yazılımı sayesinde, ağa bağlı cihazlarınız tercihinize göre otomatik olarak kapanabilme özelliğine sahip oluyor. Uzaktan yönetim için entegre ağ yönetim kartı içeren serinin tüm modelleri, geniş giriş gerilimi aralığı ve hassas çıkış gerilimi ayarlama imkanını sunuyor. Bunun yanında frekans ayarlama, dahili baypas ve giriş gücü düzeltme gibi birçok önemli özelliğiyle kullanıcılara büyük kolaylık sağlıyor.

Yönetim, güvenlik ve uygulamada maksimum bütünlük…

Otomatik dahili baypass seçeneği ile serinin tüm ürünleri, aşırı yüklenme durumunda bağlı yükleri şebeke gücüyle besleyebiliyor. Serinin dikkat çeken bir diğer özelliği olan akıllı akü yönetim sistemi ile hassas ve sıcaklık ayarlı şarjlı akü, performansıyla kullanım ömrü ve güvenliği en üst düzeye çıkarıyor. Çalışırken değiştirilebilir akü paketleriyle ise kullanıcılar akü paketlerini değiştirerek ortalama yenileme sürelerini uzatabilme imkanına sahip oluyorlar. Serinin 5 ve 10 kVA modellerinde iki ünite birbirini yedekleyecek şekilde paralel olarak bağlanabilme özelliğine sahip bulunuyor.

Yönetim konusunda kullanıcılara büyük kolaylık sağlayan Smart-UPS On-Line SRC serisi UPS’in ağ üzerinde uzaktan yönetilmesine de imkan tanıyor. Ayrıca, APC StruxureWare Manager üzerinden merkezi yönetime de olanak sağlar ve SmartSlot Yönetim kartlarıyla UPS yeteneklerini kişiselleştirmenin yolunu açıyor. Böylece durum göstergeleri görsel ekranlar, cihaz ve güç durumunu tercihinize göre yönetebilmenizi sağlıyor. Ürün tercihinize göre LED ve LCD ekranlara sahip bulunan seride bağlanabilirlik özellikleriyse UPS’in seri port üzerinden yönetime de imkan tanıyor. 3 ve 10 kVA arası modellerde bulunan tak ve çalıştır aküler UPS cihazına fazladan çalışma süresi eklerken, beslenen yükler için temiz ve kesintisiz güç sağlamaya devam ediyor.

Erken uyarı ve akü tespit sistemiyle enerjiniz hep tam!

Periyodik akü testi sayesinde değiştirilmesi gereken akünün erkenden tespit edilmesini sağlayan Smart-UPS On-Line SRC serisi, önleyici hata bildirimi özelliğiyle de erken uyarı vererek hatayı önceden size bildirir. Bu sistem akünün yedek güç sağlamak için mevcut olmadığını da aynı şekilde iletme özelliğine sahip bulunuyor. Frekans ve gerilim regulasyonu sistemi ise aküyü kullanmadan frekans ve gerilimde zayıf koşulları iyileştirebiliyor.

Smart-UPS On-Line SRC ürün serisi, ani dalgalanmalar, yıldırım ve fırtına gibi olumsuz hava şartlarında oluşacak güç kesintilerine karşı bağlı yükleri koruma özelliğine sahiptir. Daha küçük jeneratörler ve daha az kablo kullanılmasını sağlayarak kurulum maliyeti en aza indirilir. Cold Start özelliğiyle ise akü gücü yeterli olmadığında gerekli elektrik yükünü sağlamaya devam ediyor. Uluslararası standartlara uygun olarak, güvenli bir şekilde çalıştığı test edilen ve onaylanan Smart-UPS On-Line SRC serisi kaliteyi ve güvenliğinizi en üst boyuta taşıyor.

Facebook, kurumsal sayfaları derecelendirmeye başlıyor

0

facebook-pages-messages[1]Facebook pek çok kurum için müşteri ilişkilerinin merkezine oturmuş durumda. Müşterileriyle Facebook’ta buluşan kurumlar ürünlerini Facebook üzerinden tanıtıyor, duyurularını Facebook üzerinden yapıyor, şikayetleri Facebook üzerinden alıyor. Kısacası Facebook, kurumların en önemli pazarlama ve iletişim enstrümanlarından birine dönüştü.

Ancak Facebook’ta kurumsal sayfaları yönetmek, müşterilerin taleplerine hızlı cevap vermek çok kolay iş değil ve çok firma bu konuda sınıfta kalarak kullanıcılarını, müşterilerini mağdur edebiliyor.

Facebook bugün yeni duyurduğu bir özellik sayesinde, müşterilerine hızlı cevap veren kurumsal sayfaları öne çıkaracağını duyurdu. Bunun için, kurumsal sayfaların gelen talepleri cevaplandırma hızı sürekli ölçülecek ve bu ölçüm kurumun sayfasında kullanıcıya gösterilecek. Kullanıcılarından gelen mesajlara beş dakika içinde cevap veren firmaların sayfasında “Mesajlara çok hızlı cevap veriliyor,” ibaresi yer alacak. Böylece kullanıcılar yani söz konusu kurumun/firmanın müşterisi, Facebook sayfasında sorunlarına çözüm bulup bulamayacağını en başından görebilecek.

Elbette, Facebook sayfalarına önem gösteren, sayfayı yönetmesi ve takip etmesi için çalışanlar barındıran firmalar ile “olmuş bulunsun” diye bir Facebook sayfası hazırlayıp bir daha sayfayı kontrol etmeyen firmalar arasındaki fark da böylece açıkça görülecek. Kısacası, Facebook artık onun üzerinden iş yapan ve Facebook üzerindeki iletişime önem gösteren kurumları destekleyecek.

Tüm veriler tek noktada, kontrol tamamen kullanıcılarda

0

Veri depolamanın önemi mobil hayatın yansımalarından dolayı her geçen gün artıyor. Kurumların hassas iş süreçlerini oluşturan veri ve veri depolama yöntemleri, hayati öneme sahip. İhtiyaca göre ölçeklenebilir ve uygun maliyetli çözümleri tercih eden kurumlar, profesyonel hayatta daha hızlı ve esnek hareket etme kabiliyetine sahip. Kurumların iş süreçlerini rekabet ortamında hızlı ve sorunsuz şekilde yönetebilmelerini sağlayan Synology, kullanıma sunduğu RS18016xs+ ve RX1216sas ürünleriyle veri depolamaya yeni bir soluk kazandırıyor.

Volkan+Yigit
Synology Türkiye Ürün Müdürü Volkan Yiğit

Verimli veri depolama uygulamaları, yatırımları fırsata dönüştürüyor
Veri depolama çözümü kullanan ve bu alana yatırım yapan kurumların rekabette öne çıkacağını dile getiren Synology Türkiye Ürün Müdürü Volkan Yiğit, “Kurumlar, geleneksel iş yapış şekillerinden yenilikçi ve zamana uyum sağlayan bir yapıya doğru evriliyorlar. Aynı zamanda hızla gelişen teknoloji altyapılarındaki hızı ve değişimi gözlemleyip, bünyelerine uygun ve ölçeklenebilir ürünleri tercih ediyorlar. İş sürekliliğini sağlamak ve verimliliği artırmak için doğru çözümlerin kilit noktalarda konumlandırılması gerekiyor. Veri depolama çözümlerini kendi yapılanmaları içerisinde doğru olarak konumlandıran kurumlar, işlerine daha fazla odaklanabiliyor, müşterilerine daha hızlı ulaşarak marka güvenilirliğini de sağlamlaştırıyorlar.” diyor.

Özel şifreleme motoru ile veri güvenliği emin ellerde
3.900 MB okuma ve 348.000 yazma hızları ile kolay kullanım olanağı sağlayan RS18016xs+, yüzlerce uygulamayı kullanıcılarının hizmetine sunuyor. Özel şifreleme motoru sayesinde, performanstan ödün vermeden veri güvenliği sağlayan RS18016xs+, 3.000 MB’ın üzerinde okuma ve yazma hızlı ile şifrelenmiş klasörlere ulaşmayı mümkün kılıyor.

Sorunsuz veri depolama sayesinde iş verimliliği artıyor
Kurumların en değerli varlıkları olan veriyi güvenli şekilde depolayan ve istenilen her yerden, her zaman erişim olanağı sunan RS18016xs+, işletmelerin sistem kaynaklarını kullanmadan veri akışının kopyalanmasını sağlıyor. RS18016xs+, sistem kaynakları kullanılmadan otomatik veri kopyalama ve ekran görüntüsü alabilmeyi mümkün kılıyor. Ayrıca RS18016xs+, veri kurtarma noktası oluşturulmasına da olanak tanıyor.

İş süreçleri kesintiye uğramıyor
Synology’nin hizmete sunduğu RS18016xs+ ve RX1216sas ürünleri, üzerinde bulunan güç kaynakları, sistem fanları ve yük devretme özellikleri sayesinde, kesintisiz çalışma olanağı yaratıyor. 4 ayrı ağ bağlantı noktasını barındıran ürünler, hizmet sürelerinin en üst düzeye çıkarılmasını sağlıyor. SATA III ve SAS teknolojilerini destekleyen RS18016xs+ ve RX1216sas, maksimum uyumluluk ve yatırım getirisi sağlamak için 32 GB’a kadar yükseltilebiliyor.

Sezgisel web tabanlı işletim sistemine sahip ürünler son derece kullanıcı dostu
Kurumların veri depolama ihtiyaçlarına özel ölçeklenebilirlik imkânı sunan RS18016xs+ ve RX1216sas ürünleri, iş akışının kesintisiz sürdürülmesi gibi önemli bir avantaj sağlıyor. Tek giriş noktasından 180 sürücüye kadar artırılabilme olanağı sunan, yüksek verimlilik elde etmek için DiskStation Manager (DSM) ile desteklenen RS18016xs+ ve RX1216sas ürünleri, sezgisel web tabanlı işletim sistemi aracılığıyla kolay bir şekilde kullanılabiliyor.

Alcatel-Lucent, Türkiye’nin fiber stratejisine hazır

0

Fibergenisbant+AlcatelLucentGünümüzde giderek artan bant genişliği ihtiyacını karşılamak için, fiber altyapıya geçiş kaçınılmaz bir eğilim olarak ortaya çıkıyor ve yeni nesil erişim şebekelerinde fiber teknolojisinin gerekliliği giderek önem kazanıyor. Plan çerçevesinde belirtilen, öne çıkan konulardan olan sabit genişbant politikası dahilinde, mevcut genişbant şebekelerinde kullanılan altyapının yerini IP tabanlı yeni nesil erişim şebekelerine bırakması öngörülüyor.

Uzakdoğu ülkeleri çoktan atılım yapmış durumda
Küresel açıdan bakıldığında sabit genişbant internet hizmetleri içerisinde, fiber teknoloji payının giderek arttığı görülüyor. Özellikle Uzakdoğu ülkeleri, ulusal genişbant stratejileri doğrultusunda belirledikleri hedeflere ulaşabilmek için fiber altyapıya ağırlık veren ülkeler olarak dikkat çekiyor. Tüm genişbant bağlantıları içerisindeki fiber bağlantı oranlarına göre, 2013 yılı itibarıyla Japonya yüzde 69,7, Güney Kore ise yüzde 64,5 ile bu alanda dünya lideri konumunda. Türkiye’de ise bu oran yüzde 14,2.

Fiber abone sayısı 4 milyona çıkacak
Bilgi Toplumu Stratejisi ile uyumlu olarak fiber erişim altyapısını yaygınlaştırmak ve sayısal bölünmeyi azaltmak için, altyapı çeşitliliği, hız, kalite, sosyo-ekonomik durum, etkin rekabet ortamı ve kullanım oranları açısından farklılık gösteren yerlerde bölgesel bazlı düzenleme yaklaşımının ve yatırım modellerin benimsenmesi öngörülüyor. 2015-2018 Bilgi Toplumu Stratejisi ve Eylem Planı’nda, Türkiye’de Mart 2014 itibarıyla 1,28 milyon olan fiber abone sayısının 2018’de 4 milyona çıkarılması hedeflendi. Bu konuda Fiber Erişim Destekleme Programı oluşturulacak. 2013 sonu itibarıyla sabit genişbant içerisinde fiber internet penetrasyonu açısından yüzde 14,2’lik oranla Türkiye, fiber internet için hala çok büyük bir potansiyel bulunduğunu gösteriyor. Bilgi Toplumu Stratejisi hedeflerini yakalamak için fiber yaygınlığının artılması gerekmekiyor.

Alcatel-Lucent Teknoloji ve Teknik Satış Direktörü Nurettin Çetinkaya: “Fiber genişbant iletişiminde süregelen liderliğimizi koruyoruz”
Dünya üzerindeki servis sağlayıcılara ve müşterilerine IP ve bulut bilişim teknolojileri, sabit ultra-broadband ve kablosuz erişim teknolojileri alanında yenilikçi ürünler ve çözümler sağladıklarını belirten Alcatel-Lucent Teknoloji ve Teknik Satış Direktörü Nurettin Çetinkaya, konuyla ilgili şu açıklamalarda bulundu:

“Alcatel Lucent olarak, Türkiye’nin 2015-2018 Bilgi Toplumu Stratejisi ve Eylem Planına uygun bir şekilde, son yıllarda yatırımlarımızı fiber tarafta artırıyoruz. Günümüzde şebekeler, bağlantılı dünyanın dayanağını oluşturuyor. Biz, tüm müşterilerimizin potansiyellerini gerçekleştirebilmesi için bu şebekelerin esnek, hızlı ve güvenli bir şekilde yapılandırılması gerektiğine inanıyoruz. Dünya çapında çok büyük fiber tabanlı projelere imza atıyoruz. Dünyadaki fiber genişbant ve diğer tüm iletişim teknolojilerinde süregelen liderliğimizden güç alarak Türkiye için özel geliştirdiğimiz çözümlerimizi müşterilerimize sağlıyoruz. Uzun yılların tecrübesiyle oluşturduğumuz profesyonel servislerimizle, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’deki ve bu bölgedeki pazarın geleceğini de şekillendireceğiz.”

IBM, Apple dönüşümünü başlatıyor

0

Apple-IBM-700x300Yıllar önce bilgisayar kısmını Lenovo’ya devreden IBM, uzun bir süre çalışanlarına Windows tabanlı Lenovo bilgisayarlar temin etmeye devam etti. IBM ile Apple’ın yakın temasa geçmesinden sonra beklenen IBM-Apple dönüşümü, çalışanlara sorulan testlerde de olumlu yanıtlar alınca başladı.

2015’in sonuna kadar 50.000 MacBook
2015’in sonunda ilk olarak 50.00 MacBook modellerinden alacak olan IBM, ilk olarak bu bilgisayarları küresel olarak üst ve orta kademeli yöneticilerine dağıtacak.

2016 yılı içerisinde de tekrardan 150.000 – 200.000 adet civarında Mac bilgisayar alacak olan IBM, içerisinde Türkiye’nin de bulunduğu ofislerini Apple bilgisayarlarla donatacak. İlk ortaya çıkan rakamlara göre IBM, Apple’dan 200.000-250.000 aralığında Mac bilgisayar alacak.

Bu değişim daha da hız katacak
IBM, Apple ile yaptığı anlaşmayla beraber Apple ürünlerine dönüşümü başlatıyor. Ayrıca büyük veri ve bulut çözümlerinde dünya devi olan IBM,yenilikçi iOS uygulamaları, Apple HealthKit ve ResarchKit odaklı içeriklerle hem data toplayacak, hem bu dataları kullanacak uygulamalar üzerine yoğunlaşacak. Bakalım IBM ile Apple yakınlaşması, uzun vadede başka ne gibi yenilikler doğuracak?

Kaynak: ShiftDelete.Net

Adidas, Runtastic’i satın alıyor

0

Runtastic[1]Runtastic Türkiye’de çok popülerleşmeyi başaramasa da Avrupa ve ABD’de, spor ve egzersiz yapanların vazgeçemediği bir uygulama olarak geniş bir kullanıcı kitlesine sahip.

Kullanıcıların, dünyanın neresinde olursa olsunlar, spor yaparken birbirleriyle yarışmasına ve eğlenmelerine de imkan veren Runtastic sayesinde koşucular, bisiklet sürücüleri, yüzücüler, farklı antrenmanları yapanlar, ne kadar süre boyunca, hangi rotada, hangi hızda, hangi yükseklikte hareket ettiklerini görebiliyorlar, yaktıkları kaloriyi hesaplayabiliyorlar, yakın çevrelerinde antrenman yapan arkadaşları varsa görebiliyor ve bu sayede yanlarına gidip beraber antrenman yapabiliyorlar.

Yetenekli bir antrenman uygulaması olan Runtastic ayrıca farklı modüller sayesinde kalp ritmi ölçmekten, antrenmanları doğru yapmak için gerekli dijital eğitimlere kadar kullanıcılarına zengin içerik de sunmasıyla tanınıyor.

Şimdi, ünlü spor ekipmanları üreticisi Adidas, 240 milyon dolar karşılığında Runstastic’i satın alıyor. Öyle görünüyor ki, bundan sonra Runstastic Adidas’ın üretebileceği akıllı küçük spor ekipmanları ile uyumlu olarak çalışacak.

Özellikle Apple’ın akıllı saati ile birlikte yükselişe geçen spor ve antrenman uygulamaları, adım sayarlar, günlük performans ölçer/sağlık uygulamaları alanında büyük potansiyele sahip olan Runstastic’in mobil uygulama pazarında Adidas’ın desteği ile adını daha fazla duyurması bekleniyor.

Bircom‘dan cebe sığan güvenlik duvarı: Pika µFirewall

0

PikauFirewall_gorsel21987 yılından beri iletişim teknolojileri alanında faaliyet gösteren Pika Technologies tarafından geliştirilen VoIP güvenlik çözümü Pika µFirewall, Bircom güvencesi ile pazara sunuldu.

µFirewall, IP PBX sistemlerini VoIP saldırılarından korumak üzere geliştirilmiş bir güvenlik aracı. Herhangi bir IP adresine sahip olmayan µFirewall, bu sayede ağ üzerinde görünmeyen bir cihaz olarak çalışıyor. Ağ üzerinde görünmediği için saldırganlar, cihazın varlığı saptayıp önlem alamıyor. Hızlı paket işleme özelliği sayesinde, bağlı bulunduğu ağ yapısında herhangi bir saldırı anında bile, olması gereken kablo hızına çok yakın bir hızda performans gösteriyor.

Anında etkin koruma

µFirewall, SIPVicious, VoIPER, SiVus, SIPDoS gibi en çok bilinen VoIP saldırı araçlarının yöntemlerine karşı güvenlik duvarı vazifesi görüyor. Cihaz, herhangi bir özel beceriye ve mevcut yapıda değişikliğe gerek duyulmadan, tak-çalıştır yapısı sayesinde IP santraline kolayca kurulabiliyor. Ağ yapısına dahil olduktan sonra da bakım veya kontrol gerektirmeden IP santralini ve VoIP ağını anında korumaya başlıyor.

Teknik bilgiler

Layer-2 seviyesinde çalışması, bir IP adresi olmadığı için µFirewall’u ağ üzerinde görünmez yaparken, saldırganların fark etmesine ve önlem almasına da izin vermiyor. Pika µFirewall’un sistemi korumaya başlaması için santral ve VoIP hizmeti ile router arasına bir ağ kablosu ile bağlamak yeterli oluyor. İhtiyaç duyulduğu takdirde ön tanımlı ayarları değiştirilebiliyor ve parametreler kullanıcı ihtiyaçlarına göre tekrar düzenlenebiliyor.

Otomatik blacklist özelliğiyle, herhangi bir şüpheli erişim ve saldırı algılandığı durumlarda, erişmeye çalışan IP adresi tamamen engelleniyor ve kara listeye alınıyor. Bu sayede saldırgan IP santraline erişemeden engellenmiş oluyor.

USB yuvası sayesinde, bir USB flash bellek ile cihazın ayarları değiştirilebiliyor ve bütün Log kayıtlarına ulaşılabiliyor. Detaylı kayıt bilgileri ile hangi zamanlarda hangi IP adresinden ne tür bir saldırı yapılmış görülebilirken, bu bilgiler doğrultusunda farklı önlemler de alınabiliyor. Tüm bunlara ek olarak, kayıt tutma seviyesi önem derecesine göre değiştirilebiliyor; yapılan çağrılarla ilgili istatistiki bilgiler de ayrı bir dosyada görüntülenebiliyor.

Bulut desteği de var

2.0 sürümü ile VoIP ağlar için bulut desteği de eklenen µFirewall bu sayede uzaktan erişim, IP blacklist yönetimi, anlık saldırı takibi, e-posta uyarı sistemi gibi birçok yenilik ve kolaylığı beraberinde getiriyor.

Yalnızca 10 santimetrelik küçük boyutuyla dikkat çeken Pika µFirewall, 400 Mhz işlemcisi, 32 MB 400 Mbps destekleyen RAM ve 4 Watt’lık düşük güç tüketimiyle beklenenin üzerinde bir güvenlik çözümü sunuyor.

Ödeal sayesinde küçük esnafa kredi kartı ile tahsilat şansı

0

odeal_logoİşletmeler ve bağımsız çalışanlar artık akıllı cep telefonlarına indirdikleri ‘Ödeal’ uygulamasıyla cep telefonlarını birer POS cihazı haline dönüştürebiliyor, sattıkları ürün ya da hizmetin bedelini müşterilerinin kredi kartından tahsil edebiliyor. 

Cep telefonları aracılığıyla kredi kartı tahsilatı yapmayı sağlayan uygulama ‘Ödeal’ işletmeler, küçük esnaf, KOBİ ve bağımsız çalışanların cep telefonları aracılığıyla kredi kartı ile satış yapabilmelerini sağlıyor. Aylık kotalar, ya da sabit maliyetler nedeniyle POS almakta sıkıntı çeken bu tür küçük işletmeler, kredi kartı kabul edememeleri nedeniyle yaşadıkları müşteri kaybetme sıkıntısının önüne ‘Ödeal’ ile geçiyor.

Küçük Esnaf Ödeal’la Ticarette Daha Güçlü

Artık yalnızca büyük kurumlar değil küçük esnaf ve kendi hesabına çalışanlar da, Ödeal ile herhangi bir sabit maliyete katlanmak zorunda olmaksızın kredi kartıyla tahsilat yapabiliyor. Bugüne kadar kredi kartı ile satış yapamayan küçük esnafın ticari döngüsü ivme kazanmış oluyor. Sokaktaki simit satıcısından midyeciye, pilates hocasından el işi ürünleri satan tezgah sahiplerine kadar bir çok küçük işletme ya da bağımsız satıcı ürün / hizmet bedellerini cep telefonları aracılığıyla, müşterilerinin kredi kartından tahsil edebiliyorlar.

Tek Tıkla İndirmek Yeterli

Sistemi kullanmak son derece basit, akıllı telefonlardan App Store ya da Google Play’den ücretsiz olarak indirilen Ödeal işyerim uygulaması, üyelik başvurusu yapılıp kabulünün hemen ardından kullanılabiliyor.

İşletmeler için uçtan uca çözüm sunan, büyük zincirler ve markalar karşısında, küçük esnafın hayatta kalmasını kolaylaştıran Ödeal, Türkiye’de bir ilk olarak gösteriliyor. Sabit POS maliyetlerine katlanmak istemeyen mikro işletmeler için ideal çözüm olan Ödeal ile tahsilat basit birkaç adımla yapılabiliyor. Tahsilatı tamamlamak için öncelikle işletme sahibinin uygulama ekranına müşterisinin telefon numarası, adı ve ürün / hizmet bedeli giriliyor. Tüketicinin kredi kartı bilgileri uygulama ekranına NFC, OCR veya elle giriş yoluyla tanıtıyor. Daha sonra çıkan uygulama ekranına müşteri tarafından imza atılarak işlem tamamlanıyor.

Kurumsal İşletmeler, Perakende Zincirleri İçin de Ekstra Avantaj

Akıllı telefon üzerinden kartla ödeme almayı kolaylaştırmak sadece mikro işletmeler için değil, perakende mağazaları gibi zincirler için de bambaşka bir alışveriş deneyimi sağlıyor. Uygulama mağazanın her noktasından kasaya gitmeye gerek olmadan ödeme alabilme gibi bir çok imkan sunabiliyor.

Ödeal ayrıca, kurumsal firmaların satış ekipleri, bayileri ve servisleri tarafından da mobil tahsilat platformu olarak kullanılıyor.

Kaspersky Lab’tan kritik altyapı koruması için kritik ortaklık

0

kaspersky1[1]BlackEnergy2 kötü amaçlı yazılımının karmaşık ortamlarda yayılması gibi güvenlik sorunlarının düzenli olarak gerçekleştiği, otomasyonun yüksek oranda kullanıldığı bugünün dünyasında kritik alt yapıların siber güvenliği, küçümsenemeyecek bir öneme sahip. Siber saldırıların otomatik üretim hatları üzerindeki etkisinin boyutu ve hassasiyeti Avrupa’daki bir çelik fırınında fiziksel hasara neden olan kötü amaçlı yazılım saldırısı ile net bir şekilde gözler önüne serildi.
Kaspersky Security Network istatistiklerine göre 2014 sonunda, Siemens, Rockwell, Wonderware, General Electric, Emerson ve diğer şirketler tarafından tedarik edilen otomatik proses kontrol sistemlerinin çalıştığı bilgisayarlara kötü amaçlı kod bulaştırma yöntemiyle, ay bazında 13.000 sızma girişimi tespit edildi.
Kaspersky Lab ve ISA güçlerini birleştirerek karma bir bilgi setinin geliştirilmesini savunuyor – bilgi güvenliği ve mühendislik alanlarının her ikisinde, kritik alt yapı tesis sahip ve operatörleri arasında.
ISA Eğitim ve Belgelendirme Direktörü Dalton Wilson “Kaspersky Lab tarafından geliştirilen eğitim, katılımcıların tüm nüanslar da dahil olmak üzerek kritik alt yapı tesislerini siber saldırılara karşı koruma konusunda uygulamalı deneyim sağlayan eşsiz bir ortam sunuyor” dedi.
Simülasyon, katılımcıların bir sanal kritik alt yapı tesisinden sorumlu olduğu ve her hangi bir aksaklık yaşanmadan çalıştırmalarının beklendiği, sıra tabanlı bir strateji oyunu. Çalışmanın nihai hedefi, artan siber saldırıların baskısı altında tesisin sürdürülebilirliğinin sağlanması ve karlı bir şekilde işletilmesi. Simülasyon gerçek dünyadan örnekler kullanıyor, BT ve mühendislik uzmanlarının ortak vizyonu olmaksızın böyle bir tesisin dayanıklılığının optimal olmaktan çok uzak olacağını gösteriyor.
Kaspersky Lab İş Geliştirme Müdürü Vyacheslav Borilin ise şöyle konuştu: “Kritik alt yapı sahipleri, her şeyi olduğu gibi kabul etmeyen pratik insanlardır. ‘Kaspersky Endüstriyel Koruma Simülasyonu’ bu nedenle geliştirildi, böylece teknolojik bir prosesin siber güvenliğinin yalnızca BT güvenlik personelinin iç huzuru için değil aynı zamanda tüm şirketin finansal dengesi için de çok önemli olduğunu net bir şekilde gösterebiliyoruz. ISA’nın otomasyon alanındaki önemini abartmak mümkün değil, organizasyon, standartlar, yeni bir alan olan siber güvenlik de dahil olmak üzere, otomasyonun tüm dallarında bilgi ve yeteneğin işlenmesi konusunda dünyanın her yerindeki milyonlarca mühendisi etkileyebiliyor. Bu sezon, ISA’nın ortağımız olmasından dolayı özellikle mutluyuz”
Kaspersky Endüstriyel Koruma Simülasyonu, TS12 ve TS20 gibi kurslara katılan öğrenciler için eğitim sürecinin uygulamalı bir bileşeni olacak.

Hackathon’da Logo etkisi

0

logoLogo Yazılım, ilk kez 48 saatlik bir “hackathon” etkinliği düzenledi. “Hacktime” adı verilen etkinliğe farklı şehirlerden katılan farklı teknik birikimlere sahip Logo çalışanları, 6 – 24 Temmuz 2015 tarihleri arasında Gebze ve Urla’da ileri teknik eğitim aldı. Ardından, daha önce birbirleriyle çalışmamış, farklı yeteneklere sahip 50 yazılımcının katılımıyla oluşturulan 5’er kişilik 10 takım, 29 – 31  Temmuz tarihleri arasında, en iyi yazılım ürününü geliştirmek için yarıştı. İzin sistemiyle ilgili ürün geliştiren takım 1.liği elde ederken, masraf sistemi ve kaynak planlamayla ilgili ürün geliştiren takımlar 2. ve 3. oldu.

Gebze ofisinde gerçekleştirilen etkinlik hakkında bilgi veren Logo Yazılım Yönetim Kurulu Başkanı Tuğrul Tekbulut, “Etkinlik sayesinde, şirketimizin teknik beceri ve inovasyon kapasitesinin gelişmesini, çalışanlarımız arasında dostluk, arkadaşlık ve kaynaşmanın artmasını hedefledik. Logo çalışanlarının takım ruhunu pekiştirmek, hızlı gelişen teknoloji dünyasına adapte olacak şekilde kendilerini yenilemelerini sağlamak, yaratıcılığı ve yenilikçiliği körükleyecek bir süreç başlatmak istedik. Yazılım sektöründe bu tip hackathon’lar yapılmaya başlandı, ancak şirket içi maratonlarla çok sık karşılaşmıyoruz. Aldığımız geribildirimlerden, takımların kendilerini geliştirdiği, kısa zamanda yaratıcı projelerin ortaya çıktığı oldukça keyifli bir maraton yaşandığını görüyoruz ve sonuçtan mutluyuz.” dedi.

Birinci olan takımın sözcüsü Olcay Duman ise “Logo ailesi olarak son dönemlerde meydana gelen birleşmelerle sürekli büyüyoruz. Hacktime bize, farklı şehirlerden ve farklı şirket kökenlerinden arkadaşlarımızla tanışma ve çalışma imkânının yanı sıra, eğitimini yeni aldığımız ve daha önce üzerinde çalışmadığımız teknolojileri kullanma fırsatı da sundu. 48 saat içinde yaptığımız çalışmalar her ne kadar zorlu olsa da, ekibimizle yakaladığımız takım ruhu sayesinde fark yaratarak başarıya ulaştık.” diye konuştu.

Etkinlikte, caz müziğinin gelişimine katkıda bulunan, 1800’lerin sonunda ortaya çıkan ve piyano ağırlıklı Afro – Amerikan müzik türü olan “Ragtime” teması kullanıldı. Dönemin müziği ve sessiz filmleri, 2 gün boyunca yarışmacılara eşlik etti.

Yapay zeka bizi kandırabilir mi?

0
Yapay zekayı ele alan Ex Machina filminden bir sahne
Yapay zekayı ele alan Ex Machina filminden bir sahne

Kısa bir süre önce Elon Musk, Stephen Hawking, Steve Wozniak, Noam Chomsky gibi tanınmış isimlerin de altına imza attığı bir mektup yayınlandı. Yapay zekanın askeri amaçlarla kullanılmaması gerektiğine vurgu yapan mektup, yapay zekanın olası risklerini ortaya çıkarmak için çalışan ve kâr amacı gütmeyen Future of Life Institute tarafından yayınlandı. Kurum adını bu yılın başlarında, Elon Musk’ın yapay zekayla mücadele için 10 milyon dolar bağışlamasıyla tüm dünyaya duyurmuştu.

Mektuba imzasını atanlar arasında yalnızca üstteki ünlü isimler yok. 28 Temmuz’da yayınlanan açık mektubu imzalayanlar arasında tüm dünyadan yapay zeka üzerine araştırma yapan 2587 uzman ve 15 bin 385 tamamen olmasa uzmanlık alanı nedeniyle konu dışı sayılan isimler var. Kimler mi: Filozoflar, dilbilimciler, hukukçular, yapay zekaya henüz adım atmamış yazılım geliştirme uzmanları, Cambridge, MIT, Oxford, Stanford, Berkeley gibi üniversitelerden farklı seviyede akademisyenler. Liste uzayıp gidiyor ve sayı hızlı bir şekilde artıyor. 15 bin kişiye tek tek bakmadığım için Türkiye’den kimse var mı bilemiyorum ama bu linkteki basit formu kullanarak siz de imzalayabilirsiniz.

Peki yapay zekanın bu denli eleştiri almasının arkasında neler olabilir? Aslında iki temel sebep sayabiliriz. Birincisi; ve daha çok dile getirileni yaptığımız işi yapay zekaya sahip robotlara kaptırıp işsiz kalma endişesi. İkincisi; henüz ilk neden kadar bahsi geçmese de yapay zekanın iyice gelişip bizi kandırabilecek olması.

Akıl akıldan üstünse…

Yapay zeka çalışmalarının başlangıcı için 2. Dünya Savaşı’nı ve bir süre önce filmi de çekilen Alan Turing kabul edilmekte. Zaten en kabul gören yapay zeka testinin de adı Turing Testi. Bu test, kiminle konuştuğunu bilmeyen insanlara, yaptıkları sohbeti/yazışmayı kiminle yaptıklarının sorulmasını içeriyor. Yanıtların dağılımı ilginç. Bir insanla konuştuğunu iddia edenler arasında makineyle konuşanlar ya da bir makineyle konuştuğunda insan sananlar mevcut.

Henüz yapay zeka bu seviyedeyken, yeterince gelişmemişken bile bu yanlış tahminlerde bulunmak aslında yapay zeka çağına ne kadar yakın olduğumuzu da gösteriyor. Araştırmalar, bir insanın hepsi aynı anda paralel olarak çalışan 100 milyar nöron bağlantısının toplam hesap gücünün alt sınırı olan saniyede 10 katrilyon hesap seviyesine 2025’te ulaşılacağını öngörüyor. Tabii süper bilgisayarlar ya da ilk örnekleri yeni yeni çıkmaya başlayan kuantum bilgisayarlarla bu süreç daha da hızlanabilir.Kısa bir süre önce izlediğim Ex Machina filmini aranızda izleyenler vardır. Bu film, temel itibariyle yapay zekanın gelişebilmek için nelere ihtiyaç duyduğunu çarpıcı bir biçimde aktarmayı başarıyor. Bir anlamda film için, yapay zekanın fendi insanı yendi demek de mümkün. Eğer bu konulara ilgi duyuyorsanız tavsiye ederim.

Diğer yandan, yapılan sayısız eleştiri, tehlike uyarısı vb. girişime rağmen yapay zeka bugünlerde hiç olmadığı kadar hızlı ilerliyor. Evet, işimizi kolaylaştıran robotlar daha iyi bir yaşam sürmemizi sağlayabilir. Endüstri çağının başlangıcından bu yana kaybolan mesleklerin sayısı hızlı bir artışta. Fakat bu işsizlik oranlarına olumsuz bir etki yapmış değil. Eğitimle birlikte yeni iş alanları her zaman ortaya çıktı ve çıkacak. Bu yüzden bizi asıl endişelendiren işimizi robotlara kaptırmak değil, tıpkı Ex Machina’da olduğu gibi, yapay zekanın bizim sahip olduğumuz bilgilerle bizi kandırabilmesi olmalı.

Yapay zekalı pazarlama

Kandırmak derken aklınıza yalnızca yapay zekanın filmlerdeki gibi (Matrix ya da Terminator) eline silahı alıp insanlığı yok etme riskini aklınıza getirmeyin. Yapay zekaya sahip, internetin tümüne erişen, attığınız her adımı giyilebilir teknoloji ile takip eden, yine bu giyilebilir teknoloji ürünleri ile sizin duygusal halinizi algılayıp para harcamaya uygun olup olmadığınızı tespit eden, değilseniz buna yönlendiren ve sonuçta alışveriş tercihlerinize göre, aslında hiç de işinize yaramayacak bir ürünü almanıza neden olan yapay zeka örneklerini de akla getirmek gerekiyor. Bu sistemin arkasında pazarlamacılar yok mu diyebilirsiniz. Evet, var ama şunu unutmamak gerek. Bu sistemin arkasında pazarlamacılar olsa da, onlar da benzer taktiklerle yapay zekanın hedefi konumunda.
Sahi; işimizi elimizden alan, bizi öldürme riski bulunan bir yapay zeka mı; yoksa “irademizi elimizden alan” bir yapay zeka mı daha tehlikeli? Bence asıl yanıt aramamız gereken soru bu…

TeknoSA, İstanbul’da 60. mağazasını açtı

0

20150803_202215Türkiye’nin 81 ilindeki yaygın mağaza ağı ile teknoloji perakendeciliği sektörünün lideri TeknoSA, mağaza yatırımlarını hız kesmeden sürdürüyor. Açtığı mağazalar ile hizmet ağını genişletmeyedevam eden  TeknoSA, Viaport Venezia AVM ve Tuzla Viaport Marin’de açtığı 2 mağaza ile İstanbul’daki mağaza sayısını 60’a çıkardı.

TeknoSA, İstanbul’da 53 bin metrekareye ulaştı!

İstanbul’daki 59’uncu mağazasını Tuzla Viaport Marin’de açan TeknoSA, toplam 184 metrekarelik alanda en son teknoloji ürünlerini tüketicilerin beğenisine sunuyor. İstanbul Gaziosmanpaşa’daki Viaport Venezia AVM’de açılan toplam 1000 metrekarenin üzerinde satış alanına sahip TeknoSA Exxtra mağazasında ise; elektronikten bilgisayara, telekomdan küçük ev aletleri ve beyaz eşyaya kadar birçok ürün ile İstanbullu tüketicilere hizmet verilecek.

Almanlar Nokia haritalarını niçin satın aldı?

3

Q7150078_mediumMercedes, BMW, Audi, Volkswagen ve diğer Alman otomobil üreticileri, dünyaya çok sayıda otomobil satıyorlar ve kaliteleriyle de büyük beğeni topluyorlar. Almanya’nın otomobil endüstrisine büyük önem verdiğini de herkes iyi biliyor. Alman otomobil üreticilerinin bir araya gelip Nokia’nın Here haritalarını satın alması da geçtiğimiz ayın en büyük olaylarından biriydi.

Almanlar’ın şimdi kendilerine özel bir dahili navigasyon sistemi oluşturmaya çalışması aslında çok garip görünmüyor ancak zaten herkesin elinde bir cep telefonu ve haliyle navigasyon cihazı bulunuyorken, yani otomobil içi dahili navigasyon sistemleri unutulmak üzereyken Almanların bu işe 3.1 milyar dolar harcamaları akıllarda soru işaretleri doğurdu.

Avrupa Birliği’nin ve Euro’nun çökme riskini bile göze alıp Yunanistan’a 1 milyar dolar vermeyen, cimrilikleriyle ünlü Almanların, ölmek üzere olan dahili navigasyon sistemlerine 3.1 milyar dolar yatırması geçtiğimiz ayın en ilginç teknolojik gelişmeleri arasında yer aldı.

Ancak bu satın almanın arkasında, Avrupa Birliği ve ABD arasındaki gizli savaşın izlerini bulmak mümkün. ABD’nin, Google, Apple, Microsoft, Facebook ve benzer de teknoloji şirketleri üzerinden tüm dünyayı izlediği ortaya çıktığından beri Avrupa Birliği bu şirketleri Avrupa’dan kovmak için her şeyi yapıyor.

AB Komisyonu Google’a, arama motoru işleviyle reklam pazarlama işlerini ayrı şirketler üzerinden yürütmesi için ültimatom verdi, yine AB’nin liderlerinden Fransa, Google’a dayattıkları “unutulma hakkı” işlevinin, sadece AB içinde geçerli değil, tüm dünyada geçerli olması için bastırıyor ve AB ülkeleri benzer zorlayıcı isteklerle sürekli ABD teknoloji şirketlerini “taciz” ediyor. Amaç ise malum: ABD teknoloji şirketlerinin Avrupa’daki etkinliğin azaltmak, güçten düşmelerini sağlamak.

Almanlar’ın ise bu “ABD karşıtı cephede” çok özel bir yeri var çünkü Almanya tam anlamıyla ABD teknoloji şirketlerinden “nefret” ediyor.

Facebook’un Almanya’da neredeyse hiç gücü bulunmuyor, Alman basını Facebook’un CIA yöneticileri tarafından kurulup palazlandığına dair haberleri her gün manşete taşıyor, PayPal/Ebay gibi yine CIA bağlantılı olduğunu vurguladıkları teknoloji servislerini yerden yere vuruyor, Alman köşe yazarları Almanya başbakanının telefon görüşmelerini dinlemeye yardımcı olan Apple hakkında söylemediklerini bırakmıyorlar.

İşte cimri Almanların Nokia haritalarını satın almak için 3.1 milyar dolar ödemesini bu bilgiler ışığında okumak gerekiyor.

Otomobil endüstrisi hızla “akıllı/sürücüsüz otomobil” teknolojilerine doğru ilerliyor. Ve bu teknolojiler çok ağır biçimde haritalara ihtiyaç duyuyor.

Bu konuda da dünyada fazla seçenek yok. Google, Yandex, Nokia ve yavaş yavaş bu alana giren Apple dışında güvenilir harita sunan kimse yok. Yani Almanlar’ın dev otomobil endüstrisi, sadece birkaç sene sonra ya ABD’nin Google ve Apple şirketlerine ya da Rusların Yandex şirketine mecbur kalacak, Mercedesler’in, BMW’lerin çalışabilmesi için üreticilerin bu şirketlere dev lisans ücretleri ödemesi mecburiyet haline gelecekti.  Amerikalıların Microsfot aracılığıyıla Nokia’yı da ufak ufak ele geçirdiği malum, sürpriz bir hamle ile Microsoft’un Here haritalarını satın alması halinde, Almanlar tam anlamıyla çaresiz kalacaktı.

Daha da kötüsü, Almanya Başbakanı ve siyasetçileri, önemli Alman bürokratları, gizli servis üyeleri, Mercedes makam otomobilleriyle seyahat ederken, otomobildeki Google harita uygulaması CIA ajanlarına anı anına yer bildirimi yapacaktı. Avrupa Birliği’nin fiilen lideri kabul edilen ve dünya liderliğine de ufak ufak aday olan Almanya için kabul edilemez bir durum…

Dolayısıyla, cimri Almanlar hızlı bir manevra ile paraya kıydılar ve zaten teknoloji şirketleri arasında, kapalı kapılar arkasında açık arttırmada olan Nokia Here haritaları için dolgun bir rakam verip, Alman otomobillerinin geleceğini kurtardılar.

Alman otomobil endüstrisi şimdi biraz daha rahatlamış ve nefes almış durumda. Alman otomobil üreticilerinin muhtemelen devlet destekli oluşturduğu havuzdaki dev bütçeyi arkasına alan Nokia Here haritalarının ise bundan sonra daha da güçleneceğini tahmin etmek zor değil.

Epson EB-Z11000 ile işletmeler fark yaratacak

0

EB-Z11000Dijital tabelalar için portre boyutu görüntüleri yansıtabilen EB-Z11000 esnek bir kurulum açısına, merkez dışı konumlandırma için lens kaydırma gibi birçok kalibrasyon özelliği ile birlikte isteğe bağlı WiFi ve HDBaseT bağlanabilirlik özelliklerine sahiptir.

Net görüntüler ve 3LCD teknolojisi
11.000 lümen EB-Z11000 XGA çözünürlüklü ultra parlak bir projektördür. Projektör, gün ışığında bile canlı renkler ve parlak görüntüler sunar. Eşit derecede yüksek Beyaz ve Renkli Işık Çıkışı (CLO) teknolojisi ile üç kata kadar daha parlak renklerle fark yaratır.  Epson’un 3LCD teknolojisine sahip EB-Z11000 büyük tesisler için mükemmeldir. Vitrin giydirme, fuarlarda stand ve ürün farklılaştırma, müzelerde sergi zenginleştirme gibi birçok farklı sektörde markanızı öne taşır. Ayrıca yeni ve özel LU02 kısa gösterimli lensi sayesinde ekrana daha yakın konumlandırılması mümkündür ki bu özellik üniversiteler için idealdir.

Portre projeksiyonu
Portre boyutunda görüntüler yansıtan EB-Z11000 dijital tabelalar için idealdir. Çevrenizi görmenin yepyeni yoluna hoş geldiniz; portre modu sadece yatay projeksiyon için değil, aynı zamanda moda gösterileri gibi bir etkinlik veya toplantılar için de uygundur.

Kolay kurulum
Esnek bir kurulum açısı ve merkez dışı konumlandırma için lens kaydırmanın yanı sıra EB-Z11000 kenar kaynaştırma, test şablonları ve Epson’un Süper Çözünürlük özelliklerini içerir.

Bağlanabilirlik
EB-Z11000 tek bir bağlantıda beş bağlantıya olanak tanıyan HDBaseT özelliğini içerir. Daha fazla esneklik için isteğe bağlı Wi-Fi eklenmiştir.

TEMEL ÖZELLİKLER
Yüksek parlaklık: 11.000 lümenlik ultra parlaklık
Esnek: Farklı kurulum açıları seçin
3LCD teknolojisi: Canlı renkler ve parlak görüntüler için
Bağlanabilirlik: HDBaseT ve isteğe bağlı Wi-Fi bağlantısı
Portre projeksiyonu: Yatay projeksiyon uygun olmadığında
Tavsiye edilen perakende satış fiyatı: 16.000 dolar+KDV

Apple GSM operatörü mü oluyor?

0

Apple-SIM-702x336Apple hakkında yayılan bir haber, teknoloji dünyasında heyecan yarattı. Apple’ın sanal operatörlük hizmetleri vermek üzere ABD ve Avrupa’da GSM operatörleriyle görüşmeye başladığını bildiren habere göre Apple, iPhone kullanıcıları için SIM kartları devre dışı bırakarak kendi sanal SIM kartı üzerinden, kullanıcının bulunduğu ülkedeki operatörler arasında sanal seçim yaparak ses, SMS ve veri hizmeti vermeye başlayacak.

Ancak ne var ki, Apple bu haberleri bugün yalanladı ve şirketin hiçbir GSM operatörüyle bu konuda bir görüşmesi olmadığını, sanal GSM operatörü olarak hizmet vermek üzere bir hazırlığı olmadığını duyurdu.

Google, Project Fi isminde benzer bir projeyi hayata geçirmek için çalışıyor ve Apple’ın da Google ile rekabet için benzer bir servis hazırlığı içinde olduğu düşünülüyordu. Apple’ın yeni açıklaması, şirketin bu konuyla ilgilenmediğini ortaya koydu. Gerçi Apple sanal operatör hizmeti vermek istese bile gerekli hazırlıkların tamamlanması ve servisin kullanıma açılması 2020’den önce mümkün olamayacaktı.

 

Küçük işletmeler neden e-fatura’ya geçmeli?

0

Bu hızlı değişime uyum sağlayanlar yaşamaya ve ilerlemeye devam ederken, dijitalleşme sürecine uyum sağlayamayanlar geride kalıyor. Dijitalleşmenin getirdiği yeni araçlardan biri de e-Fatura. e-Fatura, kullanan tüm işletmelere büyük değer katıyor.

Paraşüt Kurucu Ortağı Sean X. Yu
Paraşüt Kurucu Ortağı Sean X. Yu

Paraşüt Kurucu Ortağı Sean X. Yu, konuyla ilgili olarak şu açıklamayı yaptı:
“Öncelikle en çok sorulan sorulardan biri olan e-Fatura’nın ne olduğuna açıklık getirmek isterim. e-Fatura, elektronik ortamda hazırlanan, Maliye’nin sunucuları üzerinden alıcı ve satıcıya iletilen, kağıda basılmayan bir fatura çeşididir.

e-Fatura özellikle küçük işletmelere maliyet ve zaman tasarrufu gibi önemli avantajlar sağlıyor. Bu avantajların başında kâğıt, zarf, mürekkep, matbaa, kargo/kurye masraflarını sıfıra indirmesiyle birlikte operasyonel yükü azaltması geliyor. Bu masraflar, işletmeler için küçük giderler gibi gözükse de aylık ve yıllık masraflarına bakıldığında yüksek meblağları buluyor. Örneğin; birim başı ortalama 6 TL olan kâğıt fatura maliyetleri, e-Fatura ile 50 kuruşa kadar düşüyor.

e-Fatura’nın sunduğu başka önemli bir avantaj ise faturalarınızın otomatik olarak arşivlenmesi. Yasal olarak her faturanın 10 yıl saklanması gerekiyor. Bu da işletmeler için çok ciddi bir arşivleme sorununu ortaya çıkarıyor. e-Fatura’nın sunduğu dijital arşivleme ile fatura saklamanın getirdiği iş yükü ve maliyet de ortadan kalkıyor. Dijital arşivleme sayesinde istediğiniz zaman eski faturalarınıza çok rahat ulaşabiliyorsunuz. Ayrıca, muhasebesel işlemler de hız kazanıyor.

e-Fatura’nın belki de uzun vadede en önemli faydası doğa dostu bir uygulama olması. 2014 yılsonu verilerine göre e-Fatura uygulamaları sayesinde Türkiye’de 100 bin ağaç kesilmekten kurtuldu. Bu sayede doğayı korumuş olmak da en önemli avantajları arasında yer alıyor.

Paraşüt’te Mayıs ayından beri e-Fatura hizmeti sunuyoruz. Paraşüt’te e-Fatura hizmetinden faydalanmak için teknik entegrasyon ve kurulum süreçlerinden geçmeye gerek kalmıyor. e-Fatura kullanıcısı olmak için, uygulama içindeki başvuru formunu doldurmak yeterli. Tabi, bu da işletmelere hizmeti kullanmaya başlama aşamasında çok büyük operasyonel ve maliyet avantajı sağlıyor. Ayrıca,  bir küçük işletmenin ihtiyaçlarına uygun paket ve fiyatlarla e-Fatura hizmetini sunuyoruz. Üstelik şu an çok güzel bir kampanyamız var. Paraşüt’te ilk 1000 e-Fatura kullanıcısı 2015 boyunca ücretsiz e-Fatura alıp-gönderebiliyor.

Kullanıcı dostu arayüzümüz sayesinde uzmanlığı finans ya da muhasebe olmayan işletme sahipleri Paraşüt’ü çok rahatlıkla kullanabilir, gelir gider takiplerini ve fatura yönetimlerini kolaylıkla yapabilirler.”