Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 1718

Masa telefonlarınız için son çağrı

0
Manish Bhardwaj Sr  Marketing Manager Middle East  Turkey at Aruba Networks (1)
Aruba Networks Kıdemli Pazarlama Müdürü Manish Bhardwaj

Sürekli hareket halindesiniz ve çalışma sürenizin çoğunu telefonunuzla bir kol boyu mesafede geçiriyorsunuz. O zaman ofiste iletişim için neden hantal masa telefonunuzu kullanıyorsunuz? Tam olarak neden ofis telefonunuz hala bulunduğunuz yere bağlı?

Yeni büyük mobil uygulama, ses. İnsanlar parmaklarını kıpırdatmadan WiFi’yı tercih ediyor, ses ise bu konuda istisna değil. 2014 yılında yapılan bir çalışmaya göre, insanların yüzde 69’u WiFi’yi 4G/LTE’ye veya kablolu bağlantılara tercih ediyor.

Müşterilerin mobil tümleşik iletişim (UC- unified communication) kullanımında çok yüksek hızda bir artış görüyoruz.  Microsoft Lync, Facetime, Skype ve Jabber veya benzeri bir araçla, kritik iş çağrılarınız için ihtiyaç duyduğunuz her şey dizüstü bilgisayarınızda, tabletinizde veya akıllı telefonunuzda var. Ayrıca video yüz yüze çalışma oturumu için hemen video konuşma yapabilir veya işbirliği oturumu başlatabilirsiniz. Artık masa telefonunuza bağlı kalmanıza veya video konferans sisteminizi konferans odanızda kullanmanıza gerek yok.

Masa telefonunun kablosunu kesmek, çalışanlarınızı mutlu etmenin ötesine geçer. Şirketinizde çalışma ortamını çalışanlarınızın günümüzde çalışmak istediği şekilde uyarlayabilmenizi sağlar. İşletmeler sıralar halinde dizilen katı kutucuklardan kurtulur ve çalışanlar daha sık ve daha spontane etkileşim kurabilir. Yaratıcılık açık, katı olmayan bir ortamda ortaya çıkar. Artı, sayıları giderek artan #GenMobile çalışanlarından yüksek düzeylerde işbirliği bekleniyor dolayısıyla onlar da daha az resmi bir ortam tercih ediyor.

Temeli atın
Yardım masasına ‘şimdi duyabiliyor musun’ şikayetlerinin gitmesini engelleyerek business sınıfında bir mobil UC deneyimini nasıl yaşatıyorsunuz? Kötü ses kalitesi, rahatsız edici ekolar ve telefon bağlantısının kesilmesi iş akışını sekteye uğratıyor ve günümüzün standartlarında kabul edilemez. İnsanlar hangi ağda olurlarsa olsunlar telefon çağrıları ve diğer mobil uygulamalardan da aynı kalitede deneyim bekliyor.

802.11ac bu yolda atılan ilk adım. Gigabit WiFi kalabalık ortamlarda kullanılıyor ve ses gibi affetmeyen uygulamaları var. Kablosuz kapasitesinin ve kapsama alanının dışında, WLAN’ınız şirket ağının tamamında ses için üstün bir servis kalitesi sağlamalı. SDN uygulamaları, daha fazla uygulama görünürlüğü sağlanmasını ve ses ve video gibi affetmeyen uygulamalar için kaliteli bir kullanımı deneyimi yaşatılmasını kolaylaştırıyor.

Ağ kavşağında
BY liderlerinin bir karar alması gerekiyor. Uygun bir bağlantı sağlayan kablosuzla mı yola devam edeceksiniz yoksa ağınızdan daha iyisini talep ediyor musunuz? Mobilitenin kucaklanması, ses gibi iş açısından kritik uygulamalara gösterilen talebi karşılamaya hazır olan ve yeni gelecek inovasyon dalgasının temelini teşkil edecek bir ağ altyapısının kurulması anlamına geliyor. Mobil kullanımını, akıllı iş yerini ve Nesnelerin İnternetini (Internet of Things) desteklemek için bağlamsal verilerden faydalanan ve bağlantıyı düzenleyen bir temelin inşa edilmesi anlamına geliyor.

Kingston’dan 512 GB’lık Küçük Dev SD Kart

0

Class+10+UHS-I+Card_+SDA10_512GB++_SDA10_512GB_s_hr_22_07_2015+17_09Kingston , 512 GB boyutundaki yeni Class 10 SD kartını duyurdu. Geniş kapasitesiyle yüksek boyutlu çekimleri başarıyla tamamlayan Class 10 UHS-I SDHC/SDXC, 90MB/s okuma ve 45MB/s yazma hızıyla performans gerektiren çalışmaların altından kolayca kalkıyor.

Fotoğrafçıların sıklıkla kullandığı seri çekim modu gibi yüksek hız gerektiren anlarda, dosyaların hızla yazılmasına imkan tanıyan Kingston Class 10 UHS-I SDHC/SDXC 512 GB kartlar, 1080p ve 3D video çekimleri için de ideal çözüm sunuyor.

Krombera Türkiye’nin en hızlı büyüyen en hızlı 100 şirketi arasında

0

Alper+Afsin+Ozdemir_22011 Mart ayında kurularak dijital pazarlama alanına adım atan yeni nesil ajans Krombera 4 yıla yakın kısa bir zamanda kendi sektörünün en önemli oyuncularından biri haline dönüştü. Kuruluşunun 9. Ayında Facebook tarafından PMD(Preferred Marketing Developer) ve 2013 yılında dünyaca ünlü Wired UK dergisi tarafından Hottest Startups of Europe listesindeki tek ajans olma başarılarına bir yenisini daha ekledi.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), merkezi Amerika’da bulunan AllWorld Network ve Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) işbirliğinde düzenlenen “Türkiye 100” yarışmasında, 2011-2013 dönemindeki satış geliri artış hızına göre yapılan sıralamada Türkiye’nin en hızlı büyüyen 100 şirketi arasına 34. sıradan giren Krombera elde ettiği bu başarı ile Türkiye ve Amerika arasındaki ekonomik ilişkilerin gelişmesine katkı sunmak amacıyla Amerika’ya düzenlenecek iş gezisine katılmaya da hak kazandı.

Konuyla ilgili açıklama yapan Krombera Ajans Başkanı Alper Afşin Özdemir; “Kuruluşumuzun asıl amacı olan Sosyal Medya Yönetimi bugün ajansımızın verdiği hizmetlerden biri olarak devam etse de Krombera evrilerek 4 sene içerisinde 360 derece tüm iletişim kanallarında hizmet veren bir yeni nesil ajansa dönüştü. Türkiye’nin en büyük 30’u aşkın firmasına hizmet veriyoruz ve Krombera bugüne kadar olduğu gibi önümüzdeki dönemde de gerek ulusal gerekse uluslararası platformlardaki başarılı çalışmalarına devam edecek. Türkiye’nin en hızlı büyüyen 100 şirketi arasında yer alarak başarılarımızın ödüllendirilmesi gurur verici.” dedi.

VeriPark, Sitecore ile anlaştı

0

Asli+Derbent+OzkanBankacılık, sigorta, perakende, telekomünikasyon, hizmet ve emeklilik sektörlerine yönelik yazılım çözümleriyle Türkiye’de ve EMEA bölgesinde saygın bir yere sahip olan ve dünya finans devleri için hayata geçirdiği başarılı projelerle küresel pazarda dikkatleri üzerine çeken VeriPark, kullanıcı deneyimleri yönetimi ve içerik yönetim sistemleri, ERP entegre e-ticaret altyapısı ve dijital müşteri deneyimi yönetimi alanlarında Microsoft’un global iş ortaklarından biri olan Sitecore ile çözüm ortaklığı anlaşması imzaladı.

VeriPark Genel Müdürü Aslı Derbent Özkan, partnerlik anlaşması hakkında şunları söyledi: “VeriPark ilk kurulduğu yıllardan itibaren büyük ölçekli web, e-ticaret ve dijital dönüşüm projelerinin içerisinde olan bir çözüm sağlayıcı ve yemeksepeti.com dahil Türkiye’de ses getiren bir çok web projesine imza atmış bir firma. Sitecore ise Microsoft çözüm ortaklığı eko sisteminde VeriPark gibi global çözüm ortaklarından bir tanesi ve içerik yönetim sistemi alanında Gartner Magic Quadrant’da 1 numara pozisyonunda olan bir firma. Bu iki uzman ve alanlarında uzmanlaşmış firmanın çözüm ortaklığının Türkiye’deki müşterilerimiz için büyük katma değer yaratacağını düşünüyoruz. Omni-Channel projelerde bankacılık alanında pazar lideri olan VeriPark olarak, Sitecore ile birlikte bankaların ve diğer sektörlerin kurumsal içerik yönetimi altyapısını da bu dijital dönüşüm içerisine dahil ederek sadece işlem yapılan “transactional” portalleri değil tüm web ve mobil dönüşümün tek adresi olmayı hedefliyoruz.”

Müşteri deneyimi yönetiminde dünyanın önde gelen şirketlerinden biri olan Sitecore, yenilikçi ve esnek teknolojisi ile şirketlerin dijital kimliğini oluşturarak, yönetimini sağlıyor. Sitecore, entegre biçimdeki dijital pazarlama araçları, detaylı şekilde kişiselleştirilebilme özelliği, mobil istemci desteği ve yüzlerce modülü ile orta ve yüksek ölçekli şirketlerin ilk tercih ettiği platformların arasında yer alıyor. Microsoft’un global çözüm ortakları arasında yer alan Sitecore’un hizmet sağladığı şirketler arasında Easyjet, Jabra, Aviva, Zurich Sigorta L’Oréal, Carrefour, Kia Motors ve Canon bulunuyor.

Şirketlere 6 önemli bulut tavsiyesi

0

Tech-incubator-representationArtık bilgi işlem gücüne erişimin her zamankinden fazla olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Yakınlarımızda herhangi kafede oturan bir geliştirici, herhangi bir Fortune 500 şirketiyle aynı düzeyde bilgi işlem gücüne erişim sağlayabiliyor. Bulut sayesinde mümkün olan bu sınırsız bilgi işlem erişimi her an, her yerde ve herkes için bir hizmet olarak kullanılabiliyor.

IBM’in bulut hizmetleri ve yazılımları portföyü teknik liderliğinden sorumlu, IBM Orta Doğu ve Afrika bölgesinin Baş Bulut Danışmanı Anthony Butler, bulut teknolojilerini, kurumsal inovasyonun ve büyümenin anahtarı olarak görüyor. Butler, şirketlere bulut için şu tavsiyelerde bulunuyor:

“Bulut, girişim engellerini kaldırarak startup’larda büyük ve hızlı bir değişimin önünü açıyor. Bunu Türkiye’de inovasyon yapan ve dünya çapında rekabet eden startup’larda görebiliyoruz. Bu startup’ların arkasındaki güç büyük ölçüde bulut olarak ön plana çıkıyor. Fiziksel olarak nerede olduğunuzu kimse bilmese ve önemsemese de bulut, en küçük köydeki birinin bile dünyanın en büyük pazarlarına erişmesini sağlıyor.

Startup’lar için avantaj sunmanın yanı sıra bu değişimler, şirketler için aynı zamanda bir tehdit ve fırsat kaynağı olabiliyor. Yeni katılan şirketler, yerleşik şirketlerin işlerini bozar ve kullanıcıların kendi koşullarına göre deneyimler ve hizmetler sağlayarak yerleşik şirketlerden pay alır; bunu yapmak için de buluttan sağlanan yeni teknolojilerden yararlanırlar. Ancak şirketler, inovasyon yapmak ve rakiplerinden pay almak için de aynı teknolojilerden yararlanabilir. Bulut sayesinde artık her büyüklükteki şirket, inovasyon temelinde rekabet ediyor.

Bankacılık sektörü, ödeme ya da kredi gibi hizmetler için yenilikçi yaklaşımlar sunan yeni katılımcıların yoğun olarak görüldüğü birkaç sektörden biridir. Bunların birçoğu, bankanın hizmetlerinin alınıp uygulama olarak sunulmasıyla gerçekleşir. Citi Üst Düzey Pazarlama Yöneticisi Heather Cox’un da IBM’in bu yılki Interconnect Konferansı’nda belirttiği gibi “insanların bankalara değil, bankacılığa ihtiyacı var”.

Bu modelin aynısı, diğer sektörlerde de görülebilir. Örneğin, her ne kadar yazılı ve sesli iletişim gibi telekomünikasyon hizmetleri bir gereklilik olsa da, her zaman telekomünikasyona ihtiyaç duyulmaz. Ulaştırma hizmetleri bir gereksinim olabilir, ancak taksi bulma uygulaması Uber’in de dünya çapında kanıtlamaya çalıştığı gibi gerçekten taksi şirketlerine ihtiyacımız var mı?

Ancak binlerce dijital darbe alarak ölümle burun buruna gelmek yerine şirketlerin dönüşüm için bir fırsatı var. Kurumsal karmaşıklık ve teknik borçlardan bağımsız, startup’larla rekabet ederken şirketlerin her zaman dezavantajlı olan taraf olduğunu varsaymak bir yanılgıdır. Aksine şirketlerin, güvenlik duvarının arkasında gizlenmiş de olsa, henüz el değmemiş fırsatları temsil eden, çok büyük hacimlerde verileri, uygulamaları ve hizmetleri var. Bu değeri açığa çıkarmanın ve mobil, analitik ve bulut gücünden yararlanarak bunu cazip bir biçimde son kullanıcılara sunmanın bir yolunu bulmaları gerekiyor.

Bu sayede şirketler yeni pazarlara ulaşabilir ve mevcut pazarlardaki varlıklarını da koruyabilir. Kullanıcılarının kendi koşullarına göre deneyim ve değer sağlamaya odaklanmalı ve yalnızca farklılık yaratan noktalar üzerinde durmalılar.

Uygulamalarla sağlanan bu değerin büyük bir kısmıyla, geliştiriciler, şirketlerin dönüşümünde ve bu yeni fırsatları değerlendirme sürecinde önemli bir rol oynuyorlar. İşletmelerin, verilerin ve uygulamaların gücünü açığa çıkarmaları ve tıpkı bunun gibi, teknik topluluklarının da yenilikçi gücünü ortaya koymaları gerekiyor. Bu da, geliştiricilere daha çok teknik özgürlük tanınması anlamına geliyor. Daha fazla özgürlük birçok kurumsal BT ortamı kültürü için sorun olabilirken bu yeni çağda rekabet etmek isteyen şirketlerr için ise bir “olmazsa olmaz” haline geliyor.

Bu, aynı zamanda bir şirketin yalnızca kendi duvarları arkasında oturan geliştiricilere güvenmesi nedeniyle çok şey kaçırdığının farkına varması anlamına geliyor. Bunun yerine, dışarıdaki geliştirici topluluklarının yaratıcı enerjileri ve yeteneklerinden de yararlanmanın yollarını aramaları gerekiyor. Bunlar boş zamanlarında kod yazan, Türkiye’deki birçok üniversite öğrencisi gibi hobi olarak bu işle ilgilenen ya da profesyonel geliştiriciler olabilir.

Şirketler bunu verilerini, uygulamalarını ve hizmetlerini API’lar gibi genel kullanıma açarak, yeni uygulamalar oluşturmak ya da var olan uygulamalara yeni uygulamalar eklemek için bu API’ların kullanımını teşvik etme girişimlerini uygulayarak başarabilir. Örneğin Citi, şirket dışındaki geliştiricilerin Citi, IBM ve üçüncü kişi API’larından yararlanarak en yenilikçi uygulamaları geliştirmek için rekabet ettiği ve üretime geçiş için en iyi uygulamaların seçildiği Citi Mobile Challenge adında küresel bir rekabet ortamında IBM ile birlikte çalışıyor. NASA da uzay keşfine katkı sağlayan uygulamalar oluşturmayı hedefleyen Virtual Space App Challenge ile benzer bir yaklaşıma sahip. Bunu kitle kaynak kullanımının yapıldığı bir inovasyon gibi düşünebiliriz.

Bunu başarmak için şirketlerin dijital inovasyon platformuna gerek duyduğuna inanıyoruz. Buluttan sağlanan bu platform (Hizmet Olarak Sunulan Platform ya da PaaS) geliştiricilerin bulutta sağlanan destekleyici hizmetler, veritabanları, çalıştırma zamanları gibi diğer her şeyle birlikte yalnızca veriye ve koda odaklanabilecekleri bir ortam sağlıyor.

Hız ise artık çok önemli. Dijital rekabetçilik artık kodları devreye alma, sonuçları ölçme, pazardan dersler çıkarma ve yeni devreye alma işlemlerinde bunları dikkate alma hızıyla ilişkili bir işlev… Hizmet Olarak Sunulan Platform, şirketlerin, yeni uygulamaları birkaç saniye içinde devreye alabildiği noktaya kadar hızlanmalarını sağlıyor. Bu da, yayın çevrimlerinin haftalar ya da aylar sürebildiği geleneksel BT’den daha kısa sürede yeni pazar fırsatlarından yararlanmak için yeni işlevlerin sağlanmasını mümkün kılıyor.

Şirketlerin Hizmet Olarak Sunulan Platformun tüm dönüşüm potansiyelinden yararlanması için kritik olan altı önemli unsur var:

1. Geliştiricilere devreye alma modeli seçimi ve tercih imkanı sunan bir platform seçin

Geliştiriciler inovasyon yapabilmek için seçme özgürlüğüne ihtiyaç duyarlar. Bazı iş yükleri Hizmet Olarak Sunulan Platform çalıştırma zamanında çalışabilirken, diğerleri bir sanal makinede ya da bir Docker kapsayıcısında çalışabilir. Bir uygulama ya da işlev için ideal dil Java iken, başka biri için Ruby, Go ya da Node daha uygun olabilir. Mikro hizmetler oluşturmak isteyebilirler. Belki de bir hizmet için veri deposu olarak NoSQL kullanmak, başka biri için ilişkisel veritabanı kullanmak isteyebilirler.

Platform, devreye alma modeli için de bir seçim fırsatı sunmalıdır. Bazı şirketler genel Hizmet Olarak Sunulan Platform kullanarak güvende hissedebilir, bazıları özel bir Hizmet Olarak Sunulan Platform isteyebilir. Öte yandan genel Hizmet Olarak Sunulan Platform ile sunulan tüm avantajları isteyen ancak kendi veri merkezlerinde güvenle devreye almak isteyenler de olabilir. Kimileri de bu üç modelin bir birleşimini kullanmak isteyebilir.

2. Platformun Açık Standart destekli olduğundan emin olun

Platform, Open Stack ve Cloud Foundry gibi açık standartları temel almalıdır. Şirketi patentli bir platformla sınırlı bırakmamalı, bunun yerine platformda geliştirdikleri varlıkları denetlemelerine ve bunların sahipliğini almalarına olanak tanımalıdır. Şirketlerin bu açık platform için kurumsal düzeyde desteğe de gereksinimi vardır.

3. Hibrit Uygulamalar sağlayan bir platform seçin.

Kurumsal sistemlerde gizli olan önemli değerler her zaman buluta taşınamaz; telekomünikasyon ya da kamu sektörü gibi düzenlenen bir alan olması veya bir ERP ya da MİY gibi taşınmaması gereken bir sistemde bulunması buna neden olabilir. Bu nedenle Hizmet Olarak Sunulan Platform, bu hizmetleri, verileri ve uygulamaları bulutta devreye alınan uygulamalarla güvenle bütünleştirme yeteneği sağlamalıdır. Bizdeki hibrit uygulamalar gibi, şirketlerin de hibrit uygulamalar oluşturması gerekir.

4. Kurumsal düzeyde güvenliği düşünün

Şirketler için güvenlik önemlidir. Bu nedenle, geliştiricinin uygulama geliştirmede güvenliği hesaba katabilmesini sağlamak üzere araçlar ve hizmetler sunarken kurumsal düzeyde güvenlik sağlayan bir Hizmet Olarak Sunulan Platform sağlayıcısı seçilmelidir.

5. Değer elde etme süresini hızlandırmak için platformun zengin API ve Hizmet Kataloğuyla birlikte geldiğinden emin olun

Hizmet Olarak Sunulan Platform zengin bir API ve hizmet kataloğu sağlamalıdır. Bu da, geliştiricilerin bu işlevleri hızla ve kolaylıkla uygulamalarına katmalarını sağlar. Örneğin, IBM’in dijital inovasyon platformu bağlamında (IBM Bluemix), algı analizi ve mobil kalite analitiği için araçlar, Watson kavramsal bilgi işlem ve Twitter verileri gibi çeşitli hizmetler sağlıyoruz. Bu sayede geliştirici önemli noktalara odaklanabilir ve pazara sunma süresi hızlandırılır. Geliştiricilerin aksi durumda ortamlarında olamayacak, son derece gelişmiş yeteneklere erişmesi sağlanır.

Bunun yanı sıra Hizmet Olarak Sunulan Platform, şirketin içindeki ve dışındaki geliştirici topluluklarının şirketlerin tesisteki sistemlerinden sağlanan mevcut hizmetlere erişim için API’ları kullanabilmesi amacıyla platformda şirketlerin kendi API’larını güvenle yayınlamasını sağlamalıdır. Bu sayede şirket, startup’ların kendi uygulamalarına eklenmesi için hizmet ve veri satışı kanalı olarak etkin bir biçimde API’yı kullanarak startup ortamına katılabilir ve hatta buradan yararlanabilir.

6. Esnek fiyatlandırma sağlayan bir platform seçin. 

Seçilen platform, büyümeyle paralel bir ödeme seçeneği sunmalı ve tüketimi ölçüt almalıdır; deney odaklı olması dikkate alındığında, yalnızca değer kanıtlanıyorsa veya kanıtlandığında ödeme kararı alınabilmesi için serbest katmanlama olanağı sunmalıdır.

Sonuç olarak doğru Hizmet Olarak Sunulan Platform, şirketlere yeni başlayanlar hızında startup’lar gibi düşünmeye ve davranmaya başlama fırsatı sunar. Yeni fırsatlara, yeni pazarlara yönelmek ve yeni yöntemlerle yeni değerler sağlamak için inovasyon yapmalarına yardımcı olabilir. Geliştiriciler, hızlı bir şekilde fikirleri test edebilir, kodları devreye alabilir ve gelişim için geribildirimler alabilirler. Tüm bunlar devrim niteliğinde bir değişimin önünü açabilir.

Platform şirket dışındaki geliştiricileri de kapsayacak şekilde genişletildiğinde avantajlar daha etkili hale gelir. Bir kafede oturan geliştiriciden korkmak yerine şirketler artık bu yaratıcılığın aynısını sürdürme fırsatına sahiptir. Yeni ve etkili uygulama yine bu geliştiricinin dizüstü bilgisayarında doğabilir, ancak şirket, bu geliştiriciye API’lar, bir teşvik ve platform sağlayarak, bu güçlerden etkilenen ancak pasif konumda olan bir taraf olmak yerine bunlardan en çok yarar sağlayan taraf olabilir.”

Google artık bildiğiniz Google değil…

0

Google_HQTakvimlerin bundan 16 yıl öncesini gösterdiği bir Eylül ayında resmen faaliyete başlayan Google için bu süre boyunca milyonlarca haber hazırlandı. Google halka arz edildi, Google’ın piyasa değeri geleneksel şirketleri geçti, Google’ın Doodle’ları ünlü ismi hatırlattı, Google Glass diye bir şey çıktı, Google otomobil üretiyor, Google balonla dünyaya internet erişimi sağlayacak, Google yapay zeka geliştiriyor, Google’ın kurucuları asteroid madenciliğine yatırım yaptı… Google, Google ve Google… Hatta arama konusunda durum öyle bir hale gelmişti ki, bir zamanlar fotokopi için kullanılan “Xeroxlamak” tanımı, internet için “Googlelamak” olarak kullanılmaya başlanmıştı.

Elbette tüm bunları tek bir marka üzerinden yönetmek işleri karıştırmıyor değildi. Belki bu karışıklığın önüne geçmek, belki de şirketin yalnızca arama motoru olmanın ötesinde bir teknoloji şirketi haline dönüştüğünü göstermek için Google yeni bir isim altında kendini yeniden yapılandırdı: Alphabet

G is for Google

Şirketin kurucularından Larry Page imzasıyla yapılan bir açıklama, G harfinin Google’ı temsil ettiğini bizlere aktarıyor. Alphabet’in internet sitesi için abc.xyz adresi açılırken sayfada şimdilik Page’in mektubu ve yatırımcılar için bir link dışında herhangi bir şey bulunmuyor. Alhabet’in CEO’luğunu Larry Page üstlenirken Sergey Brin’in de Başkan sıfatı taşıyacağı ifade edilmiş. Artık bir alt marka haline gelen Google’ın CEO’su olarak ise daha önce Chrome ve Android’de önemli işlere imza atan Sundar Puchai seçilmiş. Zaten Page de Puchai için mektubunda Google Photos ve Google Now için harika işlere imza attı diyerek yeni CEO’yu övmeyi ihmal etmemiş.

G harfi Google ise A’nın Android, C’nin ise Chrome olacağını tahmin etmek çok güç değil. Kısa süre içinde alfabedeki her bir harfi temsil eden alt şirket ve markaların listelendiğini de görebiliriz.

Google’daki bu önemli isim değişikliği, marka ismi bu denli akıllara yer etmiş bir şirket için zor bir süreç. Resmi yazışmalar ve borsadaki ismi dışında (artık Alphabet Inc. olarak anılacak) Alphabet ismini kişi ve kurumların hemen benimseyeceği şüpheli. Zaten resmi açıklamada NASDAQ’da hisseleri işlem gören şirketin sahip olduğu GOOGL ve GOOG korunmaya devam edeceği belirtilmiş, en azından şimdilik.

Son olarak aklınıza takıldığını düşündüğümüz bir soruyu da yanıtlayalım. Alphabet için abc.xyz internet adresini tercih eden Google, alphabet.com’un sahibi değil. Bu adres, 8 Mart 1995’ten bu yana BMW’ye ait…

VMware, 2015 yılı 2. çeyrek finansal sonuçlarını açıkladı

0

LOGO1VMware, 2015 yılı ikinci çeyrek finansal sonuçlarını açıkladı:

  • İkinci çeyrek GAAP toplam gelirler, 2014 ikinci çeyreğine göre %4 ve sabit kur bazında yıllık %8 artışla 1,52 milyar dolara yükseldi.  GAAP gelirleri, ABD Adalet Bakanlığı (DOJ) ve Genel Hizmet Yönetimi (GSA) ile varılan 75,5 milyon dolarlık anlaşma nedeniyle düşük geldi. Bu miktar 2. çeyrekte nakit cinsinden ödendi.
  • İkinci çeyrek GAAP Dışı toplam gelirler, 2014 ikinci çeyreğine göre %10 ve sabit kur bazında yıllık %13 artışla 1,60 milyar dolara yükseldi.
  • İkinci çeyrek lisans gelirleri, 2014 ikinci çeyreğine göre %4 ve sabit kur bazında yıllık %9 artışla 638 milyon dolara yükseldi.
  • 2014 yılının ikinci çeyreğinde 167 milyon dolar yani seyreltilmiş hisse başına 0,38 dolar olan GAAP net gelir bu yılın ikinci çeyreğinde %5 artışla 172 milyon dolara yani seyreltilmiş hisse başına 0,40 dolara yükseldi.  2014 yılının ikinci çeyreğinde 351 milyon dolar yani seyreltilmiş hisse başına 0,81 dolar olan GAAP Dışı net gelir ise bu yılın ikinci çeyreğinde %15 artışla 396 milyon dolara yani seyreltilmiş hisse başına 0,93 dolara yükseldi.
  • İkinci çeyrek GAAP faaliyet karı, 2014 ikinci çeyreğine göre %3 artışla 206 milyon dolara yükseldi. İkinci çeyrek GAAP Dışı faaliyet karı ise 2014 ikinci çeyreğine göre %12 artışla 479 milyon dolara yükseldi.
  • İkinci çeyrekte işletme faaliyetlerinden gelen nakit akışı 316 milyon dolar oldu. Aynı çeyrekte serbest nakit akışı ise 238 milyon dolar oldu. Her iki rakam da GSA ile varılan anlaşma gereği 2. çeyrekte yapılan 75,5 milyon dolarlık ödemeden olumsuz etkilendi.
  • 30 Haziran 2015 itibariyle nakit, nakit benzerleri ve kısa vadeli yatırımlar 7,00 milyar dolar, kazanılmamış gelirler ise 4,81 milyar dolar oldu.
  • GAAP Dışı toplam gelirler artı toplam kazanılmamış gelirler içerisinde ardışık değişimler yıllık bazda yatay bir seyir izlerken sabit kur baz alındığında yıllık bazda %5’lik bir artış yaşandı.
  • Lisans gelirleri artı kazanılmamış gelirler içerisindeki ardışık değişim yıllık %3, sabit kur bazında yıllık yüzde 9 arttı.

VMware CEO’su Pat Gelsinger konuyla ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Yılın ilk çeyreğine yaptığımız sağlam giriş sonucu ikinci çeyrek sonuçlarımız da iyi geldi. Bu çeyrek dönemde endüstri analistlerinden, partnerlerden ve müşterilerimizden güçlü geri dönüşler aldık. Ayrıca Kurumsal Mobilite stratejimiz açıklarken kurumların iş süreçlerini değiştirecek önemli duyurular da yaptık.” dedi.

VMware Finans ve Operasyon Direktörü Jonathan Chadwick ise “2. çeyrekte GAAP Dışı toplam gelir artışımızın sabit kur bazında %13 artmasından memnunuz. Müşterilerimize değişim fırsatları, yeni teknolojiler ve çözümler sunmak için portföyümüzü genişletmeye devam edeceğiz.” dedi.

Nesnelerin İnterneti BT’nin geleceğini şekillendiriyor

0

IoT_GenericEMC, Nesnelerin İnterneti (IoT) iş yapış modellerinin değişerek yeni fırsatlar doğuracağını açıkladı. Araştırma şirketlerinin tahminlerine göre, dijital evrendeki toplam veri miktarı 10 kat artarak, 2013 yılında 4,4 trilyon gigabaytken 2020 yılında 44 trilyon gigabayta ulaşacak. Bu artışın temelinde ise Nesnelerin İnterneti kavramının yer alması bekleniyor.

Önümüzdeki beş yıl içerisinde sensörlerin trilyonlara ulaşması ve akıllı sistemlerle birlikte çalışarak milyonlarca uygulama aracılığıyla verilerin işlenmesiyle devasa kaynaklar oluşacak. Bulut bilişim temelli bu dünyada bağlantıda olmak büyük önem kazanarak yaşamın daha da içinde olacak.

Örneğin işe geç kaldığınız bir gün otomobilinizi bıraktığınız garajın kapısını kapamadınız. Bununla ilgili hemen bir uyarı ya otomobilinize ya da akıllı telefonunuza düşüyor ve uzaktan erişimle kapıyı kapatabileceksiniz. Bu sırada akıllı saatiniz trafikte çok vakit geçirdiğinizi hatırlatarak daha aktif olmanız gerektiği uyarısında bulunacak. Uzaktan erişim ve yönetim imkanı öyle yaygın bir hale gelecek ki arkasında bulut bilişim, IoT ya da herhangi bir teknolojik yöntem bulunup bulunmadığı sorgulanmayacak.

Yazılım ve donanım üreticisi olmanın ötesinde bir çözüm sağlayıcısı olan EMC, verinin artışıyla BT departmanlarının rolünün değiştiğine inanıyor. Ayrıca bilgi neslinin de etkisiyle uzun süreli geleneksel BT yatırımları yerini daha modern hizmetlere bırakıyor. IoT de gelecekte BT departmanlarının gelişmesine katkı sağlıyor.

Sensörler ve uygulamalar ile yepyeni süreçler hayatımıza giriyor
Peki, Nesnelerin İnterneti nasıl bir değer haline dönüştürülebilir? Şimdiden ortaya çıkan somut örneklerden bazıları şu şekilde:

  • Bir servis sağlayıcı, orta ölçekteki bir perakende müşterisine gerçek zamanlı analitikler sunarak mağazalarında tüketicilere özel hedefli kampanyalar düzenleyebiliyor
  • Bir otomobil sigorta şirketi araç sensörleriyle ve navigasyon sistemiyle kullanıcının davranışlarını izleyerek ve analiz ederek ileride ödemesi gereken primleri hesaplayabiliyor
  • Sosyal fayda sağlamak üzere faaliyet gösteren bir kuruluş elektrik santrali ve şebekedeki verileri sensörler aracılığıyla takip ve analiz eden uygulama ile enerji giderlerini yönetebiliyor ve optimize edebiliyor

EMC, tüm bu dönüşüm sürecinde müşterilerine yardımcı olmakla birlikte, IoT ile doğacak yeni iş modelleri için geleneksel BT altyapılarının ötesine geçilmesi gerektiği vizyonunu paylaşıyor. IoT sonucunda ortaya çıkan yaratıcılık ve analitik veriler gelirlerin artmasına doğrudan katkı sağlıyor.

Teknolojide yol arkadaşınız

0

Bulut, özellikle KOBİ’ler tarafında yoğun kullanılmasını önerdiğimiz başlıklardan bir tanesi. Bu konuda hizmet veren ve teknolojide yol arkadaşınız mesajıyla yola çıkan Bulutistan’ın kurucularından Begim Başlıgil ile gerçekleştirdiğimiz röportajı bu videoda izleyebilirsiniz.

Yeni işletim sistemine geçerken bu detaylara dikkat!

0

yenipcBT sektöründeki yeni çıkan bir işletim sistemi (OS) gibi önemli olaylar önemsenmeden geçilemez çünkü her türde ve boyutta işletmeyi etkilerler. Çoğu kimse kendi kendine “yeni bir sürüme geçmeli miyiz; evetse ne zaman?” diye soracaktır. Bu süreci yaşamış herkes, süreçte pek çok soru sorulması ve değerlendirme yapılması gerektiğini bilir. Konu işin bilgi güvenliği yönüne geldiğinde, ne gibi riskler var ve işletmeler özellikle nelere dikkat etmeli? Kasbersky Labs, bu konuda önemli bir rehber hazırlamış. İşte, yeni bir işletim sistemine geçerken dikkat edilmesi gereken detaylar:

Birinci adım: Planlama

Her iş planının önemli bir adımı olan maliyet ve yarar değerlendirmesiyle başlayalım. Bir işletim sisteminin yeni bir sürümünün çıkmasının kendisi, geçiş başlatmak için bir neden oluşturmaz. OS lisansının kendi fiyat etiketinden bağımsız olarak ilave maliyetler olacaktır. Bunlar donanım ve yazılım yükseltmelerini, ağ alt yapısında yapılacak değişiklikleri, danışmanları, BT kadrosu ve yardımcı kadro maaşlarını, kullanıcı eğitimini ve yönetim maliyetlerini içerir.

Ayrıca, şirketin geçişten ne yarar sağlayacağının açıkça anlaşılması da önemli. Yönetim süreçlerini basitleştirecek veya işlemleri gerçekleştirme sürelerini kısaltacak mı? Güvenlik açısından, OS’nin eski bir sürümünün kullanılması daha büyük riskler ve güvenlik açıkları getirir. Örneğin, zaman geçtikçe üretici eski işletim sistemlerine verdiği desteği bitirebilir ve bu şirketin işletme süreçlerini olumsuz etkileyebilir.

Bir şirket geçiş yapılması gerektiğini gördüğünde, ikinci adım, önemli verileri kaybetme veya kullanım dışı kalma olasılığı kalmaması için BT hizmetlerini ve yazılımı yeni OS ile uyumluluk için test etmektir. Ayrıca, tüm donanımın da yeni OS’nin gereksinimlerini karşıladığından emin olmanız gerekir. Gerekirse, yapılacak ayarlamaları da (bellek arttırımı, sabit disk değiştirme ve benzeri) plana dahil edin.

Planlama aşamasının üçüncü adımı, araçları ve geçiş senaryosunu tanımlamaktır. Geçişin şirketin işletme süreçleri açısından olabildiğince sorunsuz olması için, geçiş sürecini otomatikleştirecek ve bir şeyler yolunda gitmezse senaryoyu geri alabilecek en uygun yazılımı seçmek önemlidir. Düzgün bir geçiş için önce yeni OS’nin üreticisinin sağladığı geçiş araçlarına dikkat etmeniz gerekir.

Geçiş aracı seçildikten sonra süreçleri ve takvimi baştan sona betimleyen bir senaryo oluşturun: gece mi, hafta sonu mu yapılacak; şirketin tamamı aynı anda mı, yoksa şubeler, departmanlar, katlar ayrı ayrı mı geçiş yapacak vb.?

Kullanıcıların bilgisayarlarının yedeklerinin nereye depolanacağını ve hangi verilerin kopyalanacağını belirlemek çok önemlidir. Örneğin, (bilgi güvenliği politikanıza buna izin veriyorsa) yalnızca işle ilgili bilgileri yedekletmek, çalışanlardan önceden tüm kişisel verilerini, ses ve video dosyalarını kaldırmalarını istemek iyi bir fikir olabilir. Bu, yedekleme kopyalarının boyutunu makul bir düzeyde tutmanıza yardımcı olacaktır. Ve tabii bu yedeklerin yanlış kimselerin eline geçmemesi için gereken önlemlerin alınması gerekir. Bir şeyler yolunda gitmezse, size vakitten ve nakitten tasarruf sağlayacak hızlı kurtarma prosedürünü denemeyi ihmal etmeyin.

İkinci aşama: Pilot geçiş

Bir pilot geçiş çalışması, tüm senaryonu baştan sonra uygulamanıza olanak tanır ve planlama aşamasında dikkatinizden kaçmış olabilecek tüm teknik ve kurumsal zayıf noktaların belirlenmesini ve giderilmesini sağlar. Geçiş sürecinin sonunda, sistemi alır almaz hemen iş bağlayabilmesi için her kullanıcının elinde tam olarak çalışan ve (bilgi güvenliği paketi dahil) gerekli tüm yazılımı, verileri ve ayarları içeren bir bilgisayar olmalıdır. Bu başarılamazsa, bunun işletme üzerinde yapacağı etki, BT uzmanlarının, sistemin ince ayarını yapmak için göstermesi gereken ek çaba miktarına bağlı olacaktır. Pilot geçiş sürecinde olabildiğince çok sayıda farklı yapılandırmayı: işletim sistemlerinin değişik kapasitelerini, ofis ve dil paketlerini hesaba katmak bunun için önemlidir. Donanımdaki en küçük farklılıkların bile geçiş sürecini karmaşıklaştırabileceğini akılda tutun.

Üçüncü aşama: Geçiş

Senaryonun provası yapıldıktan, karmaşıklık yaratan tüm sorunlar değerlendirildikten ve tüm açıklar giderildikten sonra nihayet ana aşamaya; yeni OS’ye geçiş aşamasına geçebilirsiniz. Geçiş işleminin yapılma zamanı geldiğinde, BT uzmanları hazırlıklıdır ve ellerinde ayrıntılı bir eylem planı vardır. Şirket için hoş olmayacak sonuçlardan kaçındığınızdan emin olmanın tek yolu budur.

Geçiş sürecinde bilgi güvenliği olayları yaşamamanıza yardımcı olacak birkaç ipucu:

·       Veri yedeklerinin nerede depolanacağına ve veri deposunun yetkisiz erişimden nasıl korunduğuna dikkat edin. Aynı şey veri aktarım kanalı için de geçerlidir.

·       Geçiş deneyiminiz yoksa, dış kaynak olarak kullanılacak uzmanlar uygun bir plan hazırlamaya ve gereksiz güçlüklerden kaçınmaya yardımcı olacaktır.

·       Teknik destek hazırlıklı olmalıdır. Çalışanlara eğitim verilmelidir. Kullanıcıların isteklerini önceliklendiren bir senaryo geliştirilmelidir.

·       Tüm çalışanlara belirtilen dönemde bazı bakım çalışmalarının yapılacağı bildirilmelidir. Özel bir acil durum senaryosu hazırlamayı sakın unutmayın.

·       Bir geçiş takvimi oluştururken yazılımını kullandığınız diğer üreticilerin yeni OS’yi desteklemek üzere yazılımlarını güncellemek için zamana ihtiyaçları olduğunu unutmayın. Güncellemeleri bekleyin ve geçiş sürecini bundan sonra başlatın. Bu, gereksiz idari ve teknik güçlüklerden kaçınmaya ve kurumsal ağlardaki yeni güvenlik açıklıkları nedeniyle sürpriz yaşamamaya yardımcı olur.

·       Kanımızca en dengeli geçiş senaryosu, geçişi, BT departmanından başlayıp en son işletme için kritik olan birimleri (finans, satış, tedarik vs.) taşıyarak departmanlar halinde yapmaktır. Bu yaklaşım seçilirse, BT uzmanları, iş için kritik olan birimlerin geçişi sırasında önemli olabilecek hatalardan kaçınmak için gerekli bilgi ve deneyimi kazanırlar.

Mobil uygulama pazarları dev fırsatlar sunuyor

0

3107-mobile appsMobil uygulama ekonomisinin yazılım dünyasında büyük bir devrim yarattığını artık kimse inkar edemiyor. Yazılım endüstrisi bir zamanlar PC’ler üzerinde çalışan yazılımlarını hazırlar, disklere basar, kullanım kılavuzlarını hazırlar, kutuyu ve kılavuzu matbaada basıp daha sonra bu kutuları depolamak ve dağıtmak için büyük lojistik operasyonlar düzenlemek zorunda kalırdı. Üstelik, yazılımı müşteriye duyurmak için büyük reklam kampanyaları da olmazsa olmaz bir pazarlama gideriydi.

Bu dev organizasyon için yazılım evlerinde sayısız insan çalışır, yüksek maliyetler nedeniyle yazılımlara yüzlerce dolarlık fiyat etiketleri yapıştırılırdı.

Mobil uygulamalar sayesinde bu dinamikler baştan aşağı değişti ve artık kodlamak için aylarca uğraşmanın gerekmediği daha basit, tek bir hedefe odaklı minik yazılımlar, çok daha az sayıda insanın ortak uğraşı sonunda, onları bekleyen hazır müşterilerin bulunduğu uygulama pazarlarında görücüye çıkarak yazılım geliştirme maliyetlerini büyük oranda düşürdüler.  Sonuçta birkaç dolara satılan minik uygulamalar, cep telefonlarımızı, tabletlerimizi akıllı hale dönüştürüyor, ihtiyacımız olan görevi yerine getirmek için yeterli oluyordu.

Bir ayda 1.7 milyar dolarlık satış

İşte bu dinmağin üzerine kurulu olan mobil uygulama ekonomisi Temmuz ayında yeni bir rekor kırdı. Sadece Apple’ın AppStore mağazasında 1.7 milyar dolarlık alışveriş gerçekleşti. Apple’ın rekorunda firmanın Çin’de artan faliyetlerinin de payı büyük ancak bu dev rakam aynı zamanda mobil uygulama geliştiricilerinin önündeki büyük potansiyelin de ispatı olarak karşımızda duruyor.

Android ve Windows cihaz kullanıcıları Apple kullanıcıları kadar para harcama potansiyeli olan bir kitle değil ancak bu platformlarda da uygulama satışlarının önemli boyutlara ulaştığını biliyoruz. Android’in mobil uygulamalarını barındıran Google Play platformu şu anda en fazla uygulamanın bulunduğu en büyük market konumunda bulunuyor. Bu arada, Türk yazılımcıların ilgi alanına girmiyor ancak Amazon’un Fire tabletleri için oluşturduğu Amazon Apps marketi de önemli boyutta ciroya ulaşıyor. Bu pazara aynı zamanda BlackBerry kullanıcıları da ulaşabiliyor.

Kısaca söylemek gerekirse, Temmuz ayındaki dev ciro rekoru, mobil uygulamaların çok yakın gelecekte yaratacağı dev gelir imkanlarının bir ispatı olarak okunmalıdır. Doğru amaca hizmet eden, kaliteli bir uygulama geliştiren bir yazılımcının Apple, Android ve Windows ekosistemindeki milyarlarca dolarlık talepten dolgun bir pay alacağını tahmin etmek zor değil.

Şirket verileri bulutta da güvende

0

ESET+File+Security_cardESET, şimdi ESET File Security’nin Microsoft Azure’da güvenlik çözümlerinin bir parçası olacağını açıkladı. Azure, Microsoft’un bulut bilişim platformu ve hızla hareket ederek şirketlerin daha fazlasına ulaşmasını sağlıyor..

ESET File Security, mevcut dijital güvenlik yeteneklerine ek olarak Azure için, Microsoft sanal sunucularını korumak adına antimalware çözümlerine yönelik zengin seçenekler sunuyor. Ayrıca kullanıcılar daha önceden bildikleri ve tanıdıkları bir güvenlik tedarikçisinden faydalanma imkanına da kavuşmuş oldu.

Tehditlere karşı yüksek algılama gücü

ESET Ürün Müdürü Peter Vrana, “ESET File Security, sanal dosya sunucuları için üstün koruma sağlamaktadır. Kanıtlanmış ESET NOD32 tarama motoru, yüksek algılama hızı ve pürüzsüz performansı ile sanal ortamlar için ideal bir çözüm sunmaktayız” açıklamasını yaptı.

Microsoft Azure Ürün Pazarlama Müdürü Nicole Herskowitz ise; “ESET bizim müşterilerimiz için tam olarak Azure’un doğasına uygun mükemmel güvenlik çözümleri sağlamaktadır. Azure pazarında ESET File Security ürünleri mevcut olduğu için oldukça heyecanlıyız“ diye konuştu.

ESET File Security 6

ESET File Security’nin 6’ıncı versiyonu olarak pazara sunulan ve kurumsal yapılar için tam olarak ‘ESET File Security 6 for Microsoft Windows Server VM Extension in Microsoft Azure’ adıyla tanımlanan yeni yazılım,yerli kümeleme sisteminde detaylı ve kapsamlı güvenlik günlüklerini, hayati koruma durumunu ve sistem bildirimlerini kolaylıkla sunuyor. Böylelikle, bilgi işlem uzmanlarına otomatik olarak küme ortamlarında ayarları çoğaltmaya izin veriyor. Ek olarak ESET File Security tam anlamıyla ESET Remote Administrator 6 web konsolu üzerinden yönetilebiliyor.

Çelik Motor, Anadolu Bilişim ile dijital dünyaya taşındı

0

Atakan+KaramanDoküman yönetimi sistemi, SAP’nin sertifikalı entegratörü olan Anadolu Bilişim tarafından, Çelik Motor’un mevcuttaki SAP kurumsal kaynak planlama sistemine entegre olarak geliştirildi. SAP BPM Business Process Management ile iş süreçlerinin modellenmesi, kurallarının belirlenmesi ve yönetimini hedeflendi. Projenin canlıya geçmesi ile Çelik Motor bünyesindeki teklif, finans kontrol, sipariş, sözleşme tescil, teslimat ve fatura süreçleri kağıttan dijital ortama taşındı.

Projenin analiz ve tasarım aşaması altı hafta gibi kısa bir sürede tamamlandı. Dört haftalık geliştirme periyodunun ardından iki hafta süren testlerle proje Çelik Motor için canlı kullanıma alındı. Proje boyunca kapsam belirleme ve konfigürasyonlar titizlikle belirlendi ve her bir altyapı üzerinde Anadolu Bilişim Data Center ve Çelik Motor bilgi teknolojileri ekipleri birlikte çalıştı. Çelik Motor tarafından belirlenen kritik ve acil iş uygulamalarına öncelik verilerek, detaylı plan üzerinden hizmetler proje süresince başarılı şekilde devreye alındı.

Projenin teknolojik altyapısıyla süreçlerin hızlı ve eksiksiz yürümesi hedeflendi. Bu dönüşümün Çelik Motor içindeki ana ve öncelikli hedefi süreç performanslarının izlenerek süreçlerin iyileştirilmesi ve kayıt altına alınması oldu.

Doküman Yönetim Sistemi sayesinde Çelik Motor’un iş süreçleri kağıt ortamdan dijital ortama aktarıldı. Kağıt kullanımının azalmasıyla dolaylı olarak çevreye saygılı bir operasyon sürecine adım atılmış oldu. İş süreçlerinin her birim tarafından kolayca anlaşılır olması için konsolidasyon ihtiyacı tamamlanmış oldu. Böylece Çelik Motor’un kurumsal hafızası güçlendirildi. Evrak basım ve dolaşım maliyetlerinde kazanılan tasarrufla birlikte kağıt ortamındaki onay alma eforunun da daralması mümkün oldu. İş süreçlerin kalitesi ve hızı artarken, operasyonların ölçülebilirliği arttı. Entegre çözüm mimarisi ile mobil ya da sabit tüm ekipler her an her yerden süreçlere erişebilir hale geldi.

Anadolu Bilişim Kurumsal Uygulama Hizmetleri Direktörü Atakan Karaman, şunları söyledi:

“Türkiye’de bilişim hizmetlerinin öncüsü olmak için müşterilerimizin ihtiyaçlarına uygun çözümler geliştiriyoruz. Fark yaratmak isteyen şirketlerin hızla e-dönüşümünü tamamlayarak iş uygulamalarında dijital süreçlere adım atması gerekiyor. Anadolu Bilişim olarak otomotiv sektörünün öncü markası Çelik Motor’un kurumsal kaynak planlamayla entegre süreç yönetiminde dijital dönüşümüne destek vermekten ve verimlilik hedeflerine katkı sağlamaktan gurur duyuyoruz. Çelik Motor için iki ay gibi kısa bir sürede anahtar teslim olarak projelendirdiğimiz SAP çözümü projemizi başarıyla canlı kullanıma aldık. İşini geleceğe taşımak isteyen tüm kurumları Anadolu Bilişim çözümleriyle tanışmaya davet ediyoruz.”

Çelik Motor Mali İşler Direktörü Anıl Karaca, şunları söyledi:

“Sektöründe en hızlı büyüyen filo kiralama şirketi Çelik Motor olarak, mevcut organizasyon yapımızı destekleyecek ve geliştirecek bir İş Süreçleri Yönetimi uygulamasına ihtiyaç duyuyorduk. Araç kiralamanın sürecinin başlangıcından, sürecin sonuçlandırıldığı faturalama aşamasına kadar bütün aşamaların takip ve onay işlemlerini tek yapı içinde buluşturmak istedik. Özellikle onay süreçlerimizin ölçümlenmesi, varsa aksayan süreçlerimizin hızlandırılması ve iyileştirilmesini amaçlayan bir hedefle yola çıktık. SAP BPM Business Process Management uygulamasıyla yıllık ortalama 24 bin sayfa kağıt tasarrufu sağlıyoruz. Tasarrufa paralel olarak; toner, elektrik ve döküm almak için harcanan zamandan tasarruf ediyoruz. Yazıcı için yıllık 2796 dakika iş gücü tasarrufu, arşivleme anlamında da 2,66 metreküp alan ve dolap tasarrufu sağlayacağını öngörüyoruz.”

FIT Solutions Türkiye’nin ilk ve tek e-Bilet özel entegratörü oldu

0

FIT+Solutions-logoŞirketlerin müşterilerine verdikleri hizmetlerin kalitesini artırmalarını, hem zamandan hem de maliyetlerden tasarruf etmelerini sağlayan FIT Solutions, bir süredir hem müşterilerin hem de firmaların dikkatlerini çevirdikleri e-Bilet sektöründe Türkiye’nin ilk ve tek özel entegratörü oldu. E-Bilet şimdilik kara, hava ve deniz ulaşımında kullanılıyor. Gelecekte FIT Solution ile futbol müsabakası, müzik festivali gibi spor ve eğlence amaçlı sosyal etkinliklerde kullanılması planlanıyor.

e-Bilet çözümü ile kurumlar, biletlerin ikinci nüshasını basılı olarak saklamaya veda ettiler. İlk nüsha ise e-Bilet kullanmak isteyen hem müşteriler hem de kurumlar için ortadan kalkmış oldu. Son kullanıcılar biletlerini istedikleri zaman istedikleri yerden elektronik olarak elde etme ve herhangi bir boş A4 sayfaya bastırarak bilet olarak kullanabilme avantajı yakaladılar. Şirketler eğer isterlerse müşteriye e-Bilet’i QR kod ve NFC gibi teknolojiler vasıtası ile mobil cihazlar üzerinden görüntüleme ve işleme sokma şansı da verebiliyorlar. Böylece biletleme sistemindeki hem kullanıcı hem de firma tarafındaki kağıt ve baskı masrafları sıfıra inebiliyor. FIT Solutions’ın hedeflediği nokta; Kurum – Gelir İdaresi Başkanlığı raporlama ilişkisi / imzalama şeklindeki altyapısal çözümler olarak göze çarpıyor.

Maliyetler yarı yarıya azalıyor

FIT Solutions, kağıt halinde basılması ve saklanması hem zahmetli hem de maliyetli olan biletleri elektronik ortama taşıyarak şirketlere yüzde 70’e varan tasarruf sağlıyor. Firmalar, biletin ikinci nüshasını basılı olarak saklamak zorunda kalmıyor; dijital olarak saklamaları yeterli oluyor. Müşteri isterse, birinci nüshayı basıp verebiliyor ama basılma zorunluluğu bulunmuyor. Kurumların yaklaşımına ve tüketiciyi yönlendirmesine bağlı olarak, yalnızca ilk nüshalardan bile %20 civarında maliyet tasarrufu sağlamak mümkün.

Güvenlik, hizmet kalitesi ve kullanım kolaylığı artıyor

Müşteriler, biletlerini basılı olarak yanlarında taşımak zorunda değiller. Biletlerin kaybolması, buna bağlı olarak yaşanan zaman kayıpları ve gereksiz kağıt israfı gibi durumlar ortadan kalkıyor. Müşteriler yine de biletlerini basılı olarak isterlerse, talep edebiliyorlar veya kendileri de çıktı alabiliyorlar. Orijinal nüshanın kaybedilmesi gibi bir sorun söz konusu olmuyor. Biletin üzerinde bulunan elektronik imza sayesinde e-bilet dosyası online olarak doğrulanabiliyor. E-Bilet verisi değiştirilmeye çalışıldığı anda elektronik imza geçersiz kalacağı için, hem müşteri hem de firma tarafından üst düzey güvenlik ve kontrol sağlanmış oluyor.

Muhasebe süreçleri daha sorunsuz, daha masrafsız ve daha hızlı

Muhasebe süreçlerinde çapraz kontroller arasına e-Bilet raporları eklendi. Bu raporlar sayesinde muhasebe ve hesap sıkıntıların tespiti çok daha kolaylaştı. Firma, e-Bilet’i düzenlediğinde, sistem üzerinde kontrol edilebildiği için, raporlama süreçlerinde yaşanan sorunlar ve gecikmeler de ortadan kalkmış oluyor. e-Bilet ile Gelir İdaresi Başkanlığı’na yasal raporlama dijital olarak yapılabiliyor. İkinci nüshadan kaynaklı lojistik depolama maliyetleri ortadan kalkıyor.

CDO Turkey Danışma Kurulu oluşturuldu

0

CDOTurkeylogoDünya dijitalleşirken, dijital dönüşüm, tüm kurumsal şirketler için daha da önem kazanıyor.  Bu alana öncülük ve liderlik edecek yöneticiler yani CDO’ların (Chief Digital Officer-Dijital Dönüşüm Direktörleri) belirlenmesi, görev tanımlarının yapılması ve bu yeni oluşan pozisyonla ilgili farkındalık oluşturulması son derece önem taşıyor. CDO Turkey bu misyona hizmet etmek amacıyla Aralık 2014’da kurulan bir oluşum.

Kısa sürede ciddi bir katılımcı ve takipçi sayısına ulaşan CDO Turkey’nin Danışma ve İcra Kurulları atandı.Samsung Türkiye Başkan Yardımcısı Tansu Yeğen’in başkanlığını üstleneceği CDO Danışma Kurulu’nda,EuroCIO Yönetim Kurulu Üyesi ve TÜBİYAD Başkanı Ali MalazAmrop Türkiye Yönetici Ortağı Prof. Dr. Yeşim Toduk ve Mobil Anons Genel Müdürü Bülent Kutlu yer alıyor. Danışma Kurulu üyelerinden Bülent Kutlu aynı zamanda CDO Turkey İcra Kurulu Başkanı olarak görevlendirildi.

CDO Turkey Danışma Kurulu Başkanı Tansu Yeğen, CDO Turkey ile ilgili şu açıklamalarda bulundu: “CDO Turkey olarak 2020 yılına kadar Türkiye’de faaliyet gösteren her kurumsal şirkette, şirket yönetim kurulunda ya da şirket içerisinde genel müdür yardımcısı seviyesinde dijitalleşmeden sorumlu bir CDO (Chief Digital Officer / Dijital Dönüşüm Direktörü) olması misyonu ve vizyonu ile çalışmalarımızı yürüteceğiz.

CDO Turkey, Türkiye’nin Dijitalleşme yolculuğunda çok önemli bir rol üstleneceğinden, özel sektör ve kamunun desteğini alan, kamuya mal olan ve herkesi kucaklayan ortak bir platform olma hedefindeyiz. Danışma kurulundaki her bir arkadaşımız gönüllülük ilkesiyle aramızda. Samsung Türkiye olarak yapılanmaya destek veriyoruz ve tüm kurumsal şirketlerin de destek vermesini bekliyoruz. Dijitalleşme yolculuğunda destek olabilmek adına, tüm şirketlerle birebir temas kurmayı hedefliyoruz.”

CDO Turkey İcra Kurulu Başkanlığı’na getirilen Bülent Kutlu ise CDO Turkey olarak önümüzdeki dönem yapacakları çalışmalarla igili şunları söyledi:

“CDO Turkey olarak Aralık 2014’te kurulduktan sonra, kısa zamanda hızla yol aldığımızı söyleyebilirim. Şu an platformumuza 100’e yakın üst düzey yönetici katılım sağlamış durumda. İcra Kurulumuz 10 kişiden oluşuyor. Her bir İcra Kurulu üyemizin kendi üstlendikleri sorumluluk alanları bulunuyor. Zaman içerisinde etki alanlarını arttırarak genişleteceklerine inanıyorum. İK ve eğitim alanında ortak bir dil oluşturmanın yanı sıra şirket üst yönetimlerini bilgilendirme ve bilinçlendirme faaliyetleri de gerçekleştireceğiz.”

Kurumunuzun network güvenliği için 10 öneri

0

Lock-on-KeyboardSiber tehditler zaman içinde değişim gösterebiliyor, buna karşın BT güvenliği konusunda da önemli adımların atılıyor. Bilişim güvenliğini tehdit eden saldırılar iç ve dış tehditler şeklinde ikiye ayrılıyor. Ağırlıklı olarak dışarıdan gelen saldırılar dikkat çekse de aslında içeriden gelen siber saldırılar yüzdesel olarak çok daha fazla. Bu saldırıların çok azı kötü niyetli ve bilinçli olarak yapılıyor. Büyük oranda, kullanıcıların bilinçsizliği, kurumların yetersiz güvenlik politikaları ve altyapı eksikliği bu tür saldırıların önünü açıyor.

Yasaklama ve engellemeler çözüm değil

İç saldırıların önlenmesinde yasaklama ve engellemeler beklenen seviyede etkili olmayabiliyor. Günümüzde kurumların bilişim güvenliğini sosyal medya platformlarının kullanımını engellemek çözüm değil. Önemli olan her zaman, her yerden, her cihazla ama güvenli ve güvenlik politikaları kapsamında izin verilen kaynağa ve noktaya kadar network erişimidir. Güvenlik politika ve uygulamalarında güncel teknolojilere yer veren kurumların her zaman bir adım önde olacağı unutulmamalı.

İç ve dış siber saldırıları önlemek ve saldırılardan zarar görmeden kurtulmak isteyen kurumların mutlaka uzman yardımı alması gerekiyor. Güvenlik danışmanlığı alanında uzmanlaşmış sistem entegratörü firmalardan yardım alınabilir. Günümüzde birçok sistem entegratörü firma bile, temel network ve altyapılarda sağlıklı ve sürdürülebilir kalitede hizmet vermekte zorlanırken, kurumların bunu kendi bünyelerinde çözmeye çalışmaları çok da önerilen bir yöntem değil.

İç tehditlere karşı önlem almak isteyen kurumların şu 10 noktaya dikkat etmesi gerekiyor:

  • Bilişim güvenliği ile ilgili plan ve proje üretirken, network’lerin artık sadece bilgisayarlardan oluşmadığını unutmayın. Tablet ve akıllı telefon gibi her türlü cihaz, her yerden ve her zaman kurumunuzun network’üne dahil olabilir.
  • Kullanıcı bilgisayarlarındaki işletim sistemlerini her zaman güncel tutun.
  • Antivirüs yazılımı kullanın.
  • 802.1x ve üstü Network Access Control çözümü kullanın.
  • Kritik verilerin dışarıya sızmasını önlemek amaçlı Veri Kaybı Engelleme (Data Loss Prevention – DLP) çözümlerinden yararlanın.
  • E-posta güvenlik ürünleri kullanın.
  • Network’te sürekli izleme yapan, veri analizi gerçekleştiren ve trafik anormalliklerini raporlayan çözümler kullanın.
  • Kritik veri ve network’lerin soft veya fiziki izolasyonunu sağlayın.
  • Sistemsel ve network verilerini/logları toparlayıp anlamlı yorumlar üreten yazılımlar kullanın.
  • Uygulama seviyesinde güvenlik sağlayan UTM ürünler ve bunları anlamlı kılacak prosedürel süreç yönetimi ve güvenlik politika sertifikasyon programlarından yararlanın.

MasterCard ile İstanbul’da Hackathon yazılım geliştirme turnuvası başlıyor

0

MastersOfCodeMasterCard, dünyanın en iyi yazılım geliştiricilerine açık çağrı yapıyor. Kendine güvenen genç yazılımcılar, MasterCard’ın dünya çapında düzenlediği global yarışmanın bir parçası oluyor. Türkiye’deki kıvrak yazılım dehasını ortaya çıkarmak üzere turnuva için seçilen 10 şehir arasında İstanbul da yer alıyor.

MasterCard, kendine güvenen tüm yazılım geliştiricileri, 3-4 Ekim’de AngelHack tarafından İstanbul’da düzenlenen Masters of Code’a davet ediyor. Koç Üniversitesi Şişli Yerleşkesi’nde yapılacak turnuvaya katılım herkes için açıldı.

Yarışmada yazılım geliştiriciler MasterCard’ın API’larını kullanarak belirli bir süre içinde projeler geliştirecek. Ardından projeler için mentorluk ve yatırım desteği arayacak. Dünya çapındaki bu yarışmanın düzenlendiği her şehirde farklı bir konunun işlendiği etkinliğin İstanbul ayağının teması ise mağaza içi ve çevrimiçi seyahat satın alımları olarak belirlendi. Tabii işin bir de püf noktası var. Bu satın almalar oyunlaştırılmış bir uygulamada kombin edilerek en eğlenceli çözümü üretmek maratonun ana odağı olacak.

Eğlenerek yarışma deneyimini edinecek İstanbul elemelerinin şampiyonlarını ise büyük sürpriz bekliyor. Kazananlar, hacker kavramının doğuş yeri olan ve yazılım dünyasının başkenti sayılan Silikon Vadisi’nde yapılacak büyük finalde kozlarını paylaşacak. Final maratonunu kazanan ekip ise dünyanın ilk “Masters of Code” şampiyonu olarak anılacak ve 100 bin dolar para ödülüne sahip olacak.

Windows Bridge, Microsoft’a deva olabilecek mi?

0

457253-hands-on-windows-10-for-phones[1]Microsoft bugün kritik bir açıklama yaparak, iOS uygulamalarını Windows platformunda çalışacak şekilde uyarlamaya izin veren açık kaynak kodlu Windows Bridge isimli bir araç yayınladığını duyurdu.

Mobil işletim sistemlerinin başarısı büyük oranda uygulama pazarlarının büyüklüğüne dayanıyor. Kullanıcıların, uygulama seçeneği en fazla olan işletim sistemini seçmek istemesi sürpriz değil. iOS cihazları büyük oradan “fanatik” kullanıcılar tarafından satın alınsa da Android kullanıcılarının çok daha düşük fiyatlı olan Windows cihazlarına yönelmemesinin en önemli sebeplerinden biri Windows uygulamalarının yeterli olmaması.

Google Play’de 1.6 milyon uygulama bulunuyor. Bunu 1.5 milyon uygulamayla Apple App Store izliyor. Ardından 400 bin uygulamaya sahip olan Amazon AppStore geliyor , ki bu kaynağa aynı zamanda BlackBerry sahipleri de erişebiliyor. Windows Phone Store’da ise 340 bin uygulama bulunuyor.

Aslında 340 bin uygulama hiç de az bir sayı değil. Ancak Microsoft’un başını ağrıtan asıl problem bu sayının büyük oranda “çöp” uygulamalardan oluşması.

Microsoft şimdi bu soruna hızlı bir çözüm getirmek için iOS üzerinde uygulama geliştiren yazılımcılar için, Windows Bridge‘i ortaya çıkardı. Açık kaynak kodlu bu araç sayesinde, yazılım geliştiricileri, sahibi oldukları iOS uygulamalarını çok hızlı ve pratik şekilde Windows ortamına uyarlayabilecekler. Böylece iOS uygulamaları x86 ve x64 işlemci mimarisi altında Windows 10 ve Windows 8.1 ile çalışabilecek. Diğer bir deyişle iOS uygulamaları Windows mobil cihazlara hazır hale gelecek.

Windows Bridge, kısa süre içinde Windows platformundaki uygulamaların sayısının artması anlamına geliyor. Elbette geliştiriciler de kendileri için yeni bir gelir kaynağı olacak Windows pazarına kolayca ulaşabilecekleri için yeni aracı kullanmakta acele edeceklerdir. Dolayısıyla, Microsoft’un çok önemli bir startejik hamle yaptığını kabul etmek gerekiyor.

Uygulama açlığı çeken Windows kullanıcıları için, iOS’tan Windows’a çevrilecek ilk uygulamalara büyük ilgi olacağını tahmin etmek zor değil. Böylece, iOS uygulamaların Windows’a uyarlanması için bir “yarış” olacağını da öngörebiliriz.

Aslında Microsft’un aracından faydalanacak olan uygulamaların, büyük geliştiricilere değil de, henüz startup aşamasındaki yeni şirketlere ait olacağını tahmin etmek de zor değil. Büyük yazılım şirketleri zaten uygulamalarını her platforma uyarlayabilecek yazılım uzmanları istihdam edebilirken genç şirketlerin veya kişisel geliştiricilerin iOS dışında ikinci, üçüncü platfroma uyarlama yapabilmeleri için büyük para, emek ve zaman kaynağına ihtiyacı oluyordu. Dolayısıyla, şimdi kişisel bir geliştiricinin Windows ortamında yazılım geliştirmek için gerekli eğitimleri almasına gerek kalmaksızın iOS uygulamasını hızla Windows’a adapte etmesi mümkün olacak.

Gamebootcamp İstanbul, yatırım için oyun geliştiricilerini çağırıyor!

0

gamebootcamp+logoGeçtiğimiz aylarda açılan girişimcileri destekleme platformu StartersHub bünyesinde dikey hızlandırma programı olarak hayata geçen Gamebootcamp İstanbul, Türkiye oyun dünyasının önde gelen isimlerini genç oyun girişimcileri ile bir araya getirecek. 12 Ağustos akşamı saat 18.00’de StartersHub’ın Levent’teki ofisinde gerçekleşecek tanıtım ve tanışma organizasyonuna katılmak isteyen girişimcilerin 11 Ağustos tarihine kadar https://www.eventbrite.com/e/gamebootcamp-istanbul-tantm-gunu-tickets-17846442189 linki üzerinden kayıtlarını yapmaları gerekiyor.

Kendi oyununu geliştirmek isteyen tüm oyun tutkunlarının katılabileceği etkinlikte, katılımcılar program detayları hakkında bilgi sahibi olma ve ayrıca sektör profesyonelleriyle tanışma fırsatını yakalayacak. Oyun dünyasına merak duyan, fikirlerine güvenen, kendi oyununu milyonların beğenisine sunmak isteyen tüm oyun geliştiricileri ve fikir sahipleri için hızlandırılma programı sunan Gamebootcamp İstanbul, girişimcilere 250 bin Dolar’a kadar yatırım, danışmanlık ile teknik olanak ve destek sağlayacak.

Dünyanın en büyük oyun firmalarından Netmarble Türkiye desteği ile programa kabul edilecek girişimciler, 250 bin Dolar’a kadar doğrudan finansal yatırım almanın yanı sıra bedava ofis alanları, altyapı destekleri, mentor ve danışman destekleri, eğitim ve atölye çalışmaları da alarak kendi projelerine odaklanabilecek. Seçilen oyun geliştiricileri Gamebootcamp İstanbul kapsamında Netmarble Games’in bilgi birikimi ile birlikte markanın küresel ve özel oyun yayıncılığı anlaşmalarından da faydalanabilecek.

Elixir Aircraft bulutta tasarlanan ilk uçak

0

Elixir+Aircraft+in+CATIADünyanın en büyük yazılım şirketlerinden biri olan, 3DEXPERIENCE firması Dassault Systèmes, Fransız havacılık şirketi Elixir Aircraft‘ın sektörün bulut tabanlı uygulamalar kullanılarak tasarlanan ilk uçağını geliştirmek için Dassault Systèmes’in 3DEXPERIENCE platformunu seçtiğini duyurdu.

Elixir Aircraft, benzersiz bir kanat yapısı, konfor ve taşıma kapasitesine sahip. Yüksek performanslı; iki koltuklu uçağın bulut tabanlı tasarımı için Dassault Systèmes’in “Design To Fly” endüstri çözümü kullanılacak. Uçağın ilk uçuşunu 2016 yılının ortalarında yapması beklenmekte.