Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 1717

Facebook ABD seçimlerinde Filtre Balonu etkisi mi yarattı?

ABD’de, beklenmedik bir oy artışı ile seçimi kazanarak yeni ABD başkanı olan Donald Trump, rakip aday Clinton’ın destekçilerini şoka soktu.

Clinton’ın kazanmasına kesin gözüyle bakan destekçiler şimdi, bu mağlubiyetin sorumlusu olarak Facebook’u ve Zuckerberg’ü gösteriyorlar.

Facebook’un, sorunlu haber gösterme algoritması nedeniyle farkında olmadan Trump’ın propaganda makinesine dönüştüğünü vurgulayan Clinton’cılar bu durumu Filtre Balonu teorisiyle açıklıyorlar.

Facebook insanları filtre balonu içine mi hapsetti?

Sosyal medya servisinin haber akış algoritmasının insanları bir filtre balonu içinde yaşamaya mecbur bıraktığını ve bu yüzden Trump hakkındaki gerçeklerin insanlara ulaşmadığını savunan Clinton’cılar, şu sıralar Facebook’a ateş püskürüyorlar.

Filte Balonu kavramı, yazar Eli Pariser’ın 2011 yılında best seller olan kitabı “Filtre Balonu: İnternet sizden ne saklıyor?” içinde ortaya atılmıştı.

Söz konusu kavram, istediklerini filtreleyen mekanizmalar nedeniyle insanların artık kendi küçük dünyaları dışında olan biteni görmekten uzaklaşarak, seçtikleri filtrelerden oluşan küçük bir balonun içinde yaşamaya başlayacaklarını anlatıyor.

Filtre balonu kavramı, insanlara online mal satmak için icat edilen bu filtreler nedeniyle insanların dış dünyada olanlardan habersiz kalacağını, yabancı kültürlerle ve etkenlerle tanışmadan yaşayacakları bir hayata itileceğini savunuyor.

Sosyal medya servisinde seçim süreci boyunca yaşananların filtre balonu oluşturduğunu anlatan Clinton’cılar, yarışı bu yüzden kaybettiklerini düşünüyorlar.

Clinton’cılar, tarafların karşı tarafın argümanlarını duymak, görmek, okumak istemedikleri için Trump’ın yanlışlarını ve tehlikelerini anlatan paylaşımları, haberleri engellediklerini, bu konuda konuşan insanları listeden çıkardıklarını veya “bu kişiden daha fazla gönderim almak istemiyorum,” gibi seçeneklerle kendilerini dışa kapadıklarını vurguluyorlar.

Suçlamaların dozu arttığında Zuckerberg’in sosyal medya servisinde yeni bir güncelleme yapması ise olası görülüyor.

Slack yöneticileri patır patır istifa ediyor

0

Hızlı bir yükseliş gösteren Kanadalı Startup Slack’in geçen hafta istifa eden bir yöneticisinden sonra şimdi de iki yöneticinin istifa etmesi gözleri bu şirkete çevirdi.

Bir anda çok popüler olan, kurumsal alana yönelik takım sohbet uygulaması Slack’in başarısı Microsoft’un da gözünden kaçmamış, yazılım devi geçen hafta Slack’e rakip olarak Teams uygulamasını duyurmuştu.

Hızla büyüyen şirkette anlaşmazlık mı var?

Slack’te istifaların neden yaşandığı bilinmiyor. 3.8 milyar dolar değer biçilen Kanadalı şirketin işten ayrılan yöneticileri en az bir senedir Slack’le çalışıyorlardı. Bugün istifa eden Anne Toth, şirketin insan kaynakları yöneticisiydi ve bu iş için Google’daki işinden ayrılmıştı.

Mark Lawson ise şirketin yaratıcı yönetmeniydi ve bu iş için sekiz ay önce, büyük bir animasyon stüdyosundaki işini bırakmıştı.

Şirketin sözcüsü ise, 700 çalışan bulunduğunu ve bazılarının işte ayrılmasının normal olduğunu dile getirse de çok kısa bir süre içinde 3 üst düzey yöneticinin ayrılması doğal görünmüyor.

Akla ilk gelen senaryolardan biri Microsoft ve Facebook gibi rakiplerin, bu yöneticileri gizlice transfer etmiş olabileceği. Diğeri ise aniden çok hızlı büyüyen şirketten pay almak isteyen yöneticilere CEO’nun olumsuz cevap vermiş olabileceği…

Kanadalı şirket bu sırada hızla büyümeye devam ediyor. Geçen 45 gün içinde çalışan sayısı %15 büyürken, önümüzdeki kısa dönem için de 100 yeni işe alım planı bulunuyor.

HPE Aruba, yeni partner programını duyurdu

0

 

18 ay önce HPE’ın bir parçası olan HPE Aruba, iş ortaklarının gelişen kurumsal mobilite pazarından yararlanmalarını sağlamak ve eski Aruba ile HP Enterprise Networking kanal programlarını tek bir yapıda birleştirmek adına Partner Ready for Networking programını tanıttı.

Her iki eski programın en iyi unsurlarını koruyan program, artık ağa odaklanıyor ve iş ortaklarına öngörülebilir kârlılık, iş yapma kolaylığı ve mobil ağın avantajlarını vadediyor.

Partner Ready for Networking neler sunuyor?

Partner Ready for Networking, üç katmanlı bir üyelik yapısını içeriyor: Platin, Altın ve Gümüş.

Bunların yanı sıra var olan programlardan, kademeli üyelik indirimleri, başarılan uzmanlık alanları için teşvikler ve düşük anlaşma boyutları ile avantajlı kayıt kolaylığı gibi hem satıcı iş ortakları hem de yöneticileri için kazançlı olacak olan bir çok özellik de programa dahil oluyor.

dsc_0166

1 Kasım’da başlayan 2017 Mali Yılı için, eski Aruba PartnerEdge ve HPE Partner Ready programlarında kazanılan üyelik katman seviyesi korunuyor.  Bir başka deyişle, 2016 Mali Yılında PartnerEdge veya Partner Ready’de Platin statüsü kazanan iş ortakları, 2017 Mali Yılında Partner Ready for Networking’de de Platin üye olarak kabul edilecekler.

Şeffaf ve basit yapı

Her zaman açık ve detaylı olarak açıklanan gereksinimlere sahip Partner Ready for Networking programında, iş ortakları herhangi bir sürprizle karşılaşmıyor ve önünde ne olduğunu her zaman açıkça biliyor.

HPE Aruba, bütün ağ ürünü yeniliklerine ve araçlarına kolaylıkla erişilebilmesi adına, Partner Ready portalında özel bir Partner Ready for Networking sitesi oluşturdu. Bu web sitesi, iş ortaklarına HPE’nin birleşik portal ortamında sorunsuzca dolaşabilmeleri için Single-Sign-ON (SSO) özelliği de sunuyor.

İlk Ulusal Bulut Veri Merkezi açılıyor

Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş. ve Oracle aralarındaki stratejik işbirliğinin bir parçası olarak Oracle Bulut yapısını yeni teknoloji ile donatılmış veri merkezinde açmayı planladıklarını duyurdu. 2017 yılının ortalarında açılması planlanan bu yeni veri merkezi, Oracle’ın PaaS ve IaaS bulut hizmetlerinin kurulumunu destekleyecek.

Turkcell’in Gebze Veri Merkezi’nden sunulacak olan Oracle Bulut yapısı, verinin nerede konuşlandırılması ile ilgili yerel düzenlemeleri desteklerken, Türk şirketlerinin bulut çözümleri ile maliyetlerinin azaltılmasına, esneklik ve çevikliklerinin ise artmasına olanak sağlayacak.

Data artık en büyük zenginlik

Oracle EMEA ve APAC Bölge Başkanı Loic Le Guisquet; “Türkiye, Oracle için önemli bir pazar ve yeni veri merkezi ile Türk müşterileri son teknoloji ile donatılmış tesisten her yönüyle faydalanırlarken dijital dönüşümlerini de hızlandırma imkanı elde edebilecek”. “Oracle, uygulama ve müşteri verilerinin gizliliğiyle ilgili yerel düzenlemelere uyumluluğu desteklerken yeni pazarları değerlendirmeye de devam ediyor. Oracle olarak veri merkezi konusunda iş ortağı seçiminde önceliğimiz tesis, operasyon, güvenilirlik ve güvenlik ve yüksek devamlılık sağlayarak kaliteli ve kesintisiz hizmet sunabilmek oldu.”

Datanın günümüzün en büyük verimlilik ve zenginlik kaynağı olduğuna dikkat çeken Turkcell Genel Müdürü Kaan Terzioğlu, “Türkiye’nin datası Türkiye’de kalmalı tutkumuzla bundan 6 ay önce 27 bin metrekare ile Türkiye’nin en büyük veri merkezini devreye aldık. Yıllık geliri 25 milyar dolar civarında olan küresel datacenter pazarında Türkiye’nin en büyük oyuncusuyuz. Bu kısa sürede ilk defa uluslararası bir teknoloji devi Oracle, Türkiye’nin datası Türkiye’de kalacak dedi. Bunun Turkcell veri merkezimizde host edilecek olması bizim için büyük bir gurur kaynağı. Türkiye’nin datasının Türkiye’de kalacağı ilk örneğin oluşmadında yarattığı işbirliği için Oracle’a çok teşekkür ediyorum.”

Oracle Türkiye Genel Müdürü ve Başkan Yardımcısı Filiz Doğan, “Oracle’ın Turkcell ile arasındaki stratejik işbirliği sayesinde müşterilerimiz, yeniliklerini daha hızlı geliştirebilecekleri, maliyetlerini azaltabilecekleri ve sektörde lider konumdaki güvenli bir ortamda işlerini büyütebilecekler. Yüksek performanslı bir buluta erişim imkanına sahip olacaklardır” dedi.

Sağlık Sektöründe 3 Boyutlu Yazıcılar

0

Fizikist’in Bilim Konuşmaları isimli konferans serisi tüm hızıyla devam ediyor!

Hayalleri gerçeğe dönüştüren 3 boyutlu yazıcı teknolojisi kullanımı gün geçtikçe artıyor. 3 boyutlu yazıcıların en önemli kullanım sahalarından biri sağlık sektörüdür.

Sürece bakıldığında 3 boyutlu yazıcı teknolojisi ile öncelikle eşyalar basıldı, telefon kabı, gözlük, ayakkabı, elbise, mimari modeller… ve şimdi sağlık sektöründe yapay organ basımı denemeleri, eksik kemik parçalarını tamamlama ve kişiye özel protez yapımı gibi araştırmalar ile geleceğin umut ışığı olma yolunda hızla ilerliyor. Tıp Dünyası 3 boyutlu yazıcı teknolojisi ile insanlara yeni umut ışığı yansıtıyor.

Dünyada ilk defa Caretta Carettaya takılan 3D çene protezini tasarlayan Btech Innovation firmasının CEO’su Kuntay Aktaş’ın konuşmacı olarak yer alacağı Sağlık Sektöründe 3 Boyutlu Yazıcılar konferansı, 20 Kasım 2016 Pazar günü saat 15.00’de İstanbul, Kadıköy’de bulunan Barış Manço Kültür Merkezi’nde gerçekleşecek.

TechInside’ın sponsor olduğu konferansta neler konuşulacak?

• 3 Boyutlu yazıcılar ile kişiye özel tedaviler
• Tümör cerrahisinde 2 boyutlu röntgenlerden 3 boyutlu modellere
• 3 Boyutlu teknolojiler neden veterinerlik için çok önemli?
• Çözümü olmayan bir çok vaka için kişiye özel protez üretimi?
• Kişiselleşmiş tedavi yöntemlerinin faydası nedir?
• Endüstri 4.0 da 3 Boyutlu yazıcıların yeri
• 3 Boyutlu yazıcılarda endüstriyel dünyada neler yapılıyor ?
• Kullanılan malzemeler ne kadar yeterli?
• 3 Boyutlu yazıcılar ile doku, organ ve hücre basımı
• Kompleks cerrahiler 3 boyutlu yazıcılar ile nasıl basit hale getiriliyor?
• 3 Boyutlu modeller ile planlama, cerrahların işini nasıl kolaylaştırıyor?
• Etkinliğe katılım ise tamamen ücretsiz. Kontenjanlar ise sınırlıdır.

Etkinliğe katılmak için buradaki bağlantıdan ücretsiz kayıt olabilir, söz konusu etkinlik ve diğer Fizikist etkinlikleri detaylı bilgiyi ise [email protected] adresine e-posta atarak öğrenebilirsiniz.

Amazon gündelikçi işine giriyor!

0

Türkçe söylendiğinde kulağa komik geliyor ancak Amazon gerçekten de gündelikçi işine giriyor. Evinde temizliğe ihtiyacı olanlar artık Amazon Prime üyeliği sayesinde evlerine temizlikçi çağırabilecekler.

Amazon’un yeni girişimi hakkında henüz resmi bir açıklama yok ancak hem Amazon’dan sızan haberler hem de şirketin temizlik işçisi ilanları bu şüpheleri doğruluyor.

Aslında işin tanımı tan anlamıyla “temizlikçilik” değil. Amazon’un iş ilanlarına göre, bu kişiler ev asistanlığı yapacak. Yani temizliğin yanında yemek pişirmek, alışverişe çıkmak, çamaşırları yıkamak gibi görevleri de olacak.

Servisin şimdilik nerede geçerli olacağı kesin değil ancak iş ilanı verilen bölge ABD’de Seattle. Bu bölgede çok sayıda ev-ofis çalışan profesyonel olduğu da düşünüldüğünde, bu kişilerin ihtiyaç duyduğu asistanlık hizmetlerini sağlamak üzere Amazon’un bir girişimde bulunacağı anlaşılıyor.

İş yaparken eviniz bakımsız kalmasın

Amazon Prime servisi, aylık belli bir ücret karşılığında bazı hizmetleri ücretsiz veya çok uygun fiyatlarla almayı sağlıyor. Örneğin Stream TV yayınlarını ücretsiz alabilen Amazon Prime üyeleri, Amazon üzerinden satın aldıkları ürünleri indirimli kargı ücretleriyle ve beklemeden öncelikli olarak teslim alabiliyorlar.

Amazon’un şimdi kendi bünyesinde istihdam edip sigortasını ve maaşını ödeyeceğini asistanları, ev hizmetleri için uygun günlük, haftalık, aylık ücretlerle kiralayacağı düşünülüyor.

Hizmeti alanlarsa, maaş, sigorta, yemek, yol gibi özlük hakları ödemeleri, vergi sorumlulukları gibi bürokratik işlerle uğraşmadan Amazon’a ödeme yaparak evlerinde asistan çalıştırabilecek ve diledikleri zaman da bu hizmeti almayı durdurabilecekler. Asistan olarak hizmet veren çalışanlarsa, bir müşteri ile işleri bittiğinde bile işsiz kalmadan Amazon’un diğer müşterilerine hizmet vermeye devam edecekler.

Servisin ilgi görmesi halinde ABD’nin diğer şehirlerinde ve Avrupa’da da hizmetin yaygınlaşması kaçınılmaz gibi görünüyor.

SAP’den herkes için analiz hizmeti

0

SAP, Analytics Portfolio of Solutions ile kullanıcılar işletmelerinde ve iş yerlerinde dijital çağa çok daha iyi bir şekilde uyum sağlayabilecekler, hatta bu çağın altında yatan değerleri anlayabilecekler.

Duyurulan yeni fonksiyonlar, makine derin öğrenmesinin yardımıyla, kullanıcılara bilgiyi ulaştırma ve onu anlama konusunda yardımcı olacak. Böylece kullanıcılar yeni fırsatları kolayca ayrıştırabilecekler. Ek olarak, SAP Digital Boardroom ve Microsoft Surface Hub üzerinde bulunan veriler kullanılarak, organizasyonlar düzenlenebilecek.

SAP BusinessObjects Analytics Portfolio için bulut yenilikleri

SAP BusinessObjects bulut çözümü kullanıcılara işlerinde keşfetme, planlama ve öngörüde bulunabilme imkanı tanıyacak. Şimdilik kredi kartı ile satın alınabilen bu çözüm modeli 34 farklı ülkede erişilebilir durumda. Yeni geliştirmeler ile birlikte, SAP BusinessObjects Cloud kullancılara işlerinde efektif çalışma ve anlık analiz yapabilme imkanı tanıyacak.

Sisteme gömülü makine öğrenme avantajını kullanabilecek iş sahipleri, verilerin profilini rahat bir şekilde çizebilecek ve hataları saptayabilecekler.

SAP geniş kapsamlı ve entegre bir platform sunarak, müşterilerine ellerindeki verilerin gerçek değerini tanımlamasında yardımcı olacak. Böylece kullanıcılar verileri doğru bir şekilde tanımladıkları için daha akıllı seçimler yapabilecek, iş dünyasındaki rekabetlerinde ciddi bir avantaj elde edebilecekler.

SAP’den dijital ekonomiye destek: Mültecilere kod eğitimi

0

SAP ve BM Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin kamu sektörü, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarından iş ortakları ile başlattıkları Mülteci Kod Haftası kapsamında Türkiye, Mısır, Ürdün ve Lübnan’da 8 ile 24 yaş arasındaki 10 binden fazla gence kodlama eğitimi verilmesi hedefleniyor. İlk duyurusu İstanbul’da gerçekleşen Dünya İnsani Zirvesi’nde yapılan Mülteci Kod Haftası, mültecilerin ve göçmenlerin ekonomik ve sosyal açıdan güçlendirilmesini amaçlayan Birleşmiş Milletler New York Deklarasyonu’nu destekliyor.

Dünya, en zorlu mülteci krizlerinden birini yaşıyor. Türkiye, Mısır, Ürdün ve Lübnan ise yaklaşık 5 milyon mülteciye ev sahipliği yapıyor. Global Kurumsal Sosyal Sorumluluk vizyonu çerçevesinde “daha iyi bir dünya için topluma ve sosyal yaşama destek” ilkesiyle kurumsal sosyal sorumluluk projeleri gerçekleştiren SAP, “Mülteci Kod Haftası” kapsamındaki ücretsiz atölye ve online eğitimler ekim ayında İstanbul’da düzenledi.

Türkiye ve Orta Doğu’da 10 binden fazla mülteci gence ücretsiz kodlama atölyesi

Mülteci Kod Haftası girişimi, Galway Education Center, BM Mülteciler Yüksek Komiserliği ve 25’ten fazla yerel partnerin katkılarıyla yürütülüyor. Türkiye’de ise Işık Üniversitesi, Kiron, IMC, Impact Hub, KızCode ve Hayata Destek Derneği gibi sivil toplum kuruluşları ile işbirliği içinde ve 300’ü aşkın eğitmenin desteğiyle gerçekleştirilen Mülteci Kod Haftası’nın İstanbul ayağındaki ücretsiz kodlama atölyeleri ve online eğitim atölyelerine 8-24 yaş arasındaki 950 mülteci genç katıldı.

Mülteci Kod Haftası, orta ve kısa vadede mülteci gençlerin dijital alandaki yetenek gelişimini destekleyerek, bölgedeki şirketlerin gerekli pozisyonlardaki ihtiyacına cevap vermeyi hedefliyor. IDC’ye göre, iş fırsatlarını kanıtlayan bir gösterge olarak 2016 yılı içerisinde ICT harcamalarının Türkiye, Orta Doğu ve Afrika’da 260 milyar Dolar’a ulaşacak olması gösteriliyor.

Birleşmiş Milletler (BM) Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNCHR) Dış İlişkiler Yetkilisi Gavin David White “ Suriyelilerin orta doğu bölgelerinde farklı yerlere göç etmesi çocuklar ve gençler için yıkıcı sonuçlara sebep oldu. Bu doğrultuda mültecilerin zorluklarla baş etmesine ve yaşamlarını sürdürmek için farklı seçeneklere sahip olmalarına katkıda bulunmak amacıyla hayata geçirilen ‘Mülteci Kod Haftası’, bilgisayar programlamanın temel ilkelerini öğrenme şansı sunarken pazar odaklı beceriler sunarak gelecekteki istihdama olumlu faydalar sağlıyor” dedi.

SAP sadece kurumları değil toplumları da iyileştirmeye odaklanıyor

SAP Türkiye Genel Müdürü Zeynep Keskin projeyle ilgili; “SAP, dünyayı daha yaşanır bir yer haline getirmek için birçok alanda kurumsal sosyal sorumluluk projelerini hayata geçiriyor. Mülteci Kod Haftası sayesinde, hükümetler, teknoloji şirketleri ve yerel sivil toplum kuruluşları güçlerini birleştirerek, mültecileri etkin bir şekilde yaşama dahil etmeye, yerel yeteneklere ilham vermeye, ICT (bilgi teknolojileri) alanında yetenek açığının kapatılmasına ve ülke çapındaki dijital dönüşüme destek oluyor. Bu proje de mülteci gençleri teknolojiye yaklaştırarak ve kodlamayı öğreterek bulundukları ülkelerde kendi kendilerine yetebilmelerini ve iş hayatına katılımlarını kolaylaştırmayı hedefliyor. SAP olarak, inovasyonlarımızla daha iyi bir gelecek için çalışırken, bölgedeki şirketler için de yetenek havuzu oluşturulmasına destek oluyoruz.”

Eğitim sonunda staj veya iş imkanı da sunulacak

Türkiye’deki aktiviteler için SAP, mülteci ve Türk vatandaşlarından oluşan 300’ü üzerinde kişiyi eğitmen olarak yetiştirdi.

Daha genç yaştaki katılımcılar basitleştirilmiş kod platformu Scratch’i öğrenirken, daha ileri yaştakiler ise HTML, CSS, Javascript, PHP ve SQL Business One kurumsal yazılımı hakkında da bilgi alma şansı yakaladılar. Etkinlik sonrası da online eğitimlere ulaşımının sağlanması ile etkinliğin etkisini arttırarak daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlayacak. Eğitimlerde başarı gösteren öğrenciler seçilerek 15 haftalık “Bootcamp”lere alınacak. Bootcamp eğitimlerinde başarı gösteren gençlere staj veya iş imkânı da sağlanacak.

Afrika’da 17 ülkeden 89 bin genç eğitildi

Mayıs ayında İstanbul’da gerçekleştirilen “Dünya İnsani Zirvesi’nde duyurulan Mülteci Kod Haftası kapsamında 750 gönüllü Kodlama Eğitmeni olarak Ürdün’de eğitildi. 15-23 Ekim’de ise 4 ülkenin tamamını kapsayacak mülteci toplulukları için eğitim kampı başladı. Gelecek etaplarda gönüllü eğitmen sayısının da 2.000’in üzerinde olması bekleniyor. Projenin ilham kaynağı 2015 yılında başlayan ve bu yıl da devam eden, 10 günü aşkın sürede 17 ülkeden 89 bin gencin ve binlerce öğretmenin eğitildiği Afrika Kod Haftası(Africa Code Week).

SAP HANA 2 platformu duyuruldu

0

SAP bugün, Barselona’da TechInside’ın da katıldığı bir etkinlikte, SAP HANA platformunun yeni versionunu tanıttı.

SAP HANA 2, SAP’ın kendini kanıtlamış Bellek-İçi Bilişim teknolojisinde yeni gelişmeleri barındırıyor ve dijital değişimde önemli bir rol üstleniyor. Barselona’da buna ek olarak,  “YaaS” olarak bilinen SAP Hybris as a Service (Hizmet olarak SAP Hybris) üzerinden abone olunabilecek yeni SAP HANA mikro hizmetleri de duyuruldu. Geliştiriciler bu yolla, ihtiyaçları olan modern uygulamalara kolayca erişebilecekler.

Bellek-İçi Bilişim teknolojisinde öncü

“SAP’ın 2010 yılında SAP HANA ile öncülüğünü yaptığı Bellek-İçi Bilişim teknolojisini kullanarak müşterilerimiz için çok güvenli ve stabil bir çekirdek veri platformu oluşturmada devrim yarattık,” ifadesini kullanan SAP yönetim kurulu üyesi Bernd Leukert, “SAP HANA 2’nin duyurulması da endüstride bir kilometre taşıdır,” yorumunu yaptı.

SAP HANA 2, 30 Kasım 2016’de erişime açılacak. Ayrıca SAP HANA 2’nin express versiyonu da yeni ürünlerin hızla geliştirilmesi için genel kullanıma açık olacak. Daha atik ve çevik bir IT yapısı sağlamak için SAP HANA 2 teknolojisi her iki yılda bir güncellenecek.

Dijital dönüşüme destek olacak SAP HANA 2 ile birlikte gelen anahtar özelikler ise şöyle:

-Veritabanı yönetimi: IT organizasyonlarının iş sürdürülebilirliğini sağlamak için ihtiyaç duyduğu yeteneklere kavuşmasını sağlayacak.

-Veri yönetimi: SARP HANA, IT organizasyonlarının kompleks veri yapılarıyla başa çıkmasını sağlayacak özellikler sunacak.

-Analitik zeka: Verilerin işlenmesi sayesinde geliştiriciler uygulamaların içine zengin analitik işlem motorları yerleştirebilecekler.

-Uygulama geliştirme: Geliştiriciler SAP HANA’nın güçlü yetenekleri sayesinde gelişmiş fonksiyonlara sahip yeni nesil uygulamalar oluşturma imkanına kavuşacaklar.

Bulut tabanlı SAP HANA mikro servislerinin kullanacıları da uygulamalarını çok gelişmiş yeteneklerle genişletebilecekler.

Müşteri karakteri B2B içerik pazarlamada yaygınlaştı

0

Online perakendenin yaygınlaşmasıyla birlikte müşteri karakteri oluşturarak hedef kitleyi tüketim alışkanlıklarına göre segmentlere ayırmak zorlaştı. Markete giren müşterinin bile 3 saniye sonra tam olarak hangi ürünü satın alacağını bilmediğimiz durumlarda, büyük veri analizi yaparak veriyi anlamlandırmak ve dinamik içgörüye dönüştürmek bu yüzden büyük önem taşıyor. Dinamik analiz müşteri karakterinin yerini almaya başlıyor.

Oysa B2B farklı

Ancak, uzun vadeli müşteri segmentasyonu kurumsal firmalar için hâlâ geçerli. Sonuç olarak bir şirketin dış kaynak kullanan satın alma departmanının rastgele harcamalar yapması mümkün değil. Her şey bütçe, planlama ve onay sürecinden geçiyor. B2B sektörü işte bu yüzden satın alma yapan müşteri karakterlerini (buyer persona) çok seviyor.

Eskiden müşteri karakteri sınıflandırması şirketlerin ideal hedef kitlesini tanımlayan hayali kategoriler olarak düşünülürdü. Artık potansiyel müşterinin müşteri yolculuğundaki hangi noktalarda satın alıcıya (buyer) dönüştürüleceği açısından ele alınmaya başladı.

Reklam ve içerik pazarlamanın gözbebeği

B2B sektöründe müşteri karakteri, perakendeden daha katı olan müşteri alışkanlıklarına göre dijital reklam hedeflemede kullanılıyor. Nitekim Pan Communications tarafından Mart 2016’da yapılan araştırmaya göre, Amerika’daki B2B şirketlerinin yüzde 64’ü içerik pazarlama planlarını müşteri karakterine göre yapıyor.

B2B içerik pazarlamada müşteri karakteri aynı zamanda kurumsal blog, bağlılık programları ve e-bülten gibi içeriklerin daha iyi hedeflenmesi için kullanılıyor. LinkedIn üzerindeki B2B Technology Marketing topluluğunun 2016 Haziranında yaptığı araştırmada, müşteri karakteri pazarlamacılarının segmentasyon için kullandığı en popüler ikinci yöntem olarak sıralanıyor.

musteri_karakteri-b2b-icerik_pazarlama-dijital_pazarlama-icerik

 

Müşteri karakteri neye göre hazırlanıyor?

Annuitas’ın Eylül 2016’da yaptığı açıklamaya göre B2B satış yapan şirketlerin yüzde 60’ı analiz ekibinin ikincil araştırmalarını veya satış ekibi tavsiyelerini dikkate alarak müşteri karakterleri oluşturuyor. Yüzde 54’ü müşteri anketlerini ve yüzde 52’si de pazarlama ekibi önerilerini kullandıklarını belirtiyor.

Müşteri karakterlerini genellikle ürün geliştirme ve kurumsal pazarlama ekipleri oluşturuyor. Özellikle ürün pazarlamacıları yüzde 40’la öne çıkarken, bunu marjinal farkla (yüzde 39) kurumsal pazarlama departmanları takip ediyor. Geriye online perakendede kişisel dijital asistanlarla dinamik persona oluşturan yapay zeka çözümleri kalıyor. Bunları da önümüzdeki 2 yılda göreceğiz.

İngiltere’de Tesco Bank güvenlik skandalı patladı

0

Kurumların dijital güvenlik konusunda ne kadar kırılgan olabildiğini gösteren ilginç bir örnek, bugün İngiltere’de, Tesco Bank’ta yaşandı.

7 milyon müşterisi bulunan İngiltirenin önemli bankalarından Tesco Bank, hacker’ların sisteme girdiğini, en az 40 bin kişinin hesap verilerine ulaştıklarını ve en az 20 bin kişinin de parasını çaldıklarını açıkladı.

20 bin kişinin banka hesabında para kalmadı!

Şu anda 20 bin banka müşterisi, banka hesaplarına ulaşamıyor ve para çekemiyor, dahası banka hesaplarında para görünmüyor.

Banka bu güvenlik açığı nedeniyle bütün para transferlerini durdurmak zorunda kaldı. İncelemeler bittikten sonraysa tüm müşterilere paralarının geri ödeneceği garantisi verildi.

Bankanın dijital güvenlik uzmanları şimdi bu açığın nasıl oluştuğunu ve hacker’ların banka sistemlerine nasıl sızdığını araştırıyorlar. Fakat henüz sonuç alınabilmiş değil.

Türkiye’de dijital bankacılık sistemi daha güvenli işliyor. Hesap sahipleri sadece telefonla doğrulanan çifte şifre sistemiyle korunmakla kalmıyor, banka hesabında belli bir limit veya sayının üzerinde hareket gerçekleştiğinde müşterilere mesaj yoluyla haber veriliyor veya müşterinin kredi kartı, müşterinin alışıldık alışveriş düzeni dışında, başka bir şehirde, uzak bir semtte veya alışılmışın dışında yüksek miktarla kullanıldığında yine hesap sahibine uyarı bilgileri gönderiliyor.

 

Deutsche Telekom drone savunma sistemi geliştiriyor

Hızla yagınlaşan drone’ların, günlük yaşam için tehdit oluşturmaya başladığı alanlarda nasıl bir çözüm bulunacağı sorusu, teknolojinin önemli bir gündem maddesi.

Çeşitli şirketler, drone’ları havada vurup düşürecek elektromanyetik tüfekler geliştiriyorlar ancak bu çözümler insan müdahalesi ve çeviklik gerektiriyor. Oysa, drone’ların insan müdahalesinden kaçarak büyük tehdit oluşturabileceği alanlar bulunuyor.

Örneğin hava limanlarının uçsuz bucaksız arazilerinde dakika başında bir uçak inip kalkarken aniden piste giren bir drone’ı kazaya neden olmadan durdurmak insani müdahale sınırlarını aşıyor.

Drone meraklısı sorumsuz bir gencin yarattığı ölüm riskleri

Veya hızlı otomobil yarışlarında, çantasından çıkardığı drone ile aniden çekim yapmaya başlayan bir seyirci, drone’u pistin ortasına hatta araçların önüne kadar sokabiliyor ve bu durum ölümle sonuçlanabilecek kazalara neden olma riski taşıyor.

Geçtiğimiz aylarda, Avrupa’da bir maratonu izleyen seyirci grubunun üzerine kontrolden çıkmış 1 kilo ağırlığında drone düştüğünde, izleyiciler arasında yer alan yaşlı bir kadın başından yaralanmış ve beyin kanaması riskiyle bir gün hastanede tutulmuştu. Bu sırada kadın ve ailesi ertesi gün çıkacakları yaz tatili için uçağı kaçırmış ve ağır maddi kayıp da yaşamıştı. 10 metre yukarıdan düşen drone’un 10+ kiloluk profesyonel bir drone olması halinde ise seyirciler arasında ölüm yaşanması kaçınılmaz bir senaryo olacaktı.

drone-3

Avrupa’da bir konser sırasında müzisyen Enrique Iglesias’ı yakından çekmek isteyen meraklı bir gencin drone’u sahneye kadar sokması sonrasında aracın pervanelerinin sanatçının elini kestiği kaza da drone’ların tehlikesi hakkında önemli bir örnek. Enrique Iglesias’ın kanlar içinde kalmasıyla beraber konsere ara verip kanamayı durdurmaya çalıştıkları bu olay henüz unutulmuş değil.

Deutsche Telekom şimdi bu sorunlarla baş edecek kapasiteye sahip, mantıklı bir çözüm geliştirmek üzere çalışma yaptığını açıkladı.

Drone’lara karşı elektromanyetik alan çözümü

Dünyanın en büyük GSM operatörlerinden biri olan Deutsche Telekom’un bu alana el atması bir sürpriz değil. Drone’ları belli bir bölgede çalışamaz hale getirmek için geniş alanlara yayılan manyetik dalgaların oluşturulması gerekiyor. Bu da telekom operatörlerinin uzman olduğu bir konu.

Şirket eğer projeyi başarıyla geliştirebilirse bundan sonra hava limanları, özel mülkler, askeri alanlar, kritik kamu binaları, yarış-konser vs gibi sosyal olayların gerçekleştiği mekanlar, yabancı drone’ların giremeyeceği şekilde manyetik olarak korunacak. Bu alanlarda sadece gerekli donanıma ve manyetik şifreye sahip yetkili drone’lar uçabilecek.

Böylece insanlar artık bir açık hava konserinde sevdiği şarkıcıyı dinlerken, konser alanı üzerinde uçan 3-5 kg ağırlığındaki tuğla gibi yüzlerce drone’dan hangisinin kafasına düşebileceğini düşünerek endişe etmeyecek.

ABD’de elektrik otoyolu dönemi başlıyor

ABD Ulaştırma Bakanlığı, ülkedeki 48 otoyol koridorunu, elektrikli araçların ulaşımına uygun şekilde elektrik şarj istasyonları ile donatma kararı aldı.

Bu yeni kararla birlike ABD’de yaklaşık 40 bin kilometre otoyolda, elektrikli araçlar şarj tükenmesi tehlikesi yaşamadan rahatça hareket edebilecekler.

Tesla dışındaki otomobiller üvey evlat mı?

ABD’de şu anda Tesla’nın otoyollara yerleştirdiği Supercharger istasyonları bulunuyor ancak bunlar sadece Tesla sahiplerine hizmet veriyor.

Rakip markaların elektrikli otomobilleri içinse şehirler arası uzun yolculuklara çıkmak çok riskli görülüyor. Ulaştırma Bakanlığı’nın bu yeni hamlesiyle, söz konusu 48 otoyol koridorunda her 50 kilometrede bir elektrik şarj istasyonu bulunacak. Ayrıca otoyollara, sonraki şarj istasyonunun nerede olduğuna dair trafik uyarı levhaları da yerleştirilecek.

Bu gelişmeyle birlikte ABD yollarına resmen elektrik istasyonları kuran ilk ülke olurken artık elektrikli otomobillerin trafikte önemli bir sayıya ulaştığı da anlaşılmış oluyor.

Türkiye’de de Ulaştırma Bakanlığı’nın elektrikli otomobil kullanımını teşvik etmek için benzer alt yapı hazırlık planları bulunuyor ancak ülkede henüz yeterince elektrikli araç da bulunmadığından, planların hayata geçmesinin zaman alacağı da tahmin ediliyor.

Hyprloop One ne duyuracak?

Elon Musk’ın yeni çağın ulaştırma çözümü olarak tanıttığı Hyperloop teknolojisini kullanarak bütün dünyayı ray sistemleri ile döşemeyi amaçlayan Hyperloop One, 8 Kasım’da Birleşik Arap Emirlikleri’nde önemli bir duyuru yapacağını açıkladı.

Hyperloop One, Birleşik Arap Emirlikleri’nde çok uzun bir test rayı kurmuştu. Dolayısıyla bu test sürüşlerindeki sonuçların açıklanması bekleniyor.

Öte yandan Hyperloop’un yayınladığı videoda test tüplerinin 1000 km hızın üzerine çıktığı da vurgulanıyor.

İstanbul’dan Ankara’ya 10 dakika

Hyperloop, büyük şehirler arasındaki mesafeyi sadece dakikalara indirecek bir teknoloji. Örneğin hayata geçerse İstanbul Ankara arasındaki mesafe sadece 10-12 dakika içinde kat edilebilecek.

Elon Musk’ın şirketi de tüm ülkeleri bu basınçlı ulaşım tüpleri ile donatmayı insanların büyük mesafeleri dakikalar içinde almasını hedefliyor.

Birleşik Arap Emirlikleri, Hyperloop konusunan en çok ilgi gösteren ülkelerden biri. Eğer testler başarılı olursa Arap yarımadasındaki çok sayıda şehrin Hyperloop tüpleriyle hızla birbirine bağlanması bekleniyor. Böylece ulaşımın çok zor olduğu çöl şartlarında hızlı bir ulaştırma alternatifi daha hayat geçmiş olacak.

Öte yandan Hyperloop’un sosyal hayatta ve iş dünyasında da önemli değişiklikler yapması bekleniyor. Teknolojinin hayata geçmesiyle özellikle ilk aşamada büyük şirketlerin üst düzey yöneticilerinin, trafik ve kalabalık nedeniyle şikayet ettikleri büyük şehirlerden, yakındaki sakin kentlere taşınması ve işe gidip gelmek için günlük olarak Hyperloop’u kullanmaları bekleniyor.

İşte o duyuru:

 

Drone’lar güvenlik için devriye gezecek

Drone’lar yeni bir sektörde daha kendini gösterecekler.

Bir güvenlik firması, geniş araziler üzerine kurulu evlerin güvenliğini sağlamak için akıllı drone’ların kullanıldığı bir sistem geliştirdiğini duyurdu.

Sunflower Labs firmasının Home Awareness System ismini taşıyan yeni güvenlik sistemi iki farklı parçadan oluşuyor.

Dronelar ve sabit sensörlerden oluşan güvenlik sistemi

Sistemin ilk bölümünde arazinin veya bahçenin farklı bölümlerine yerleştirilen harekete duyarlı sensörler yer alıyor. Bu sensörler bölgede olağan dışı bir hareketlilik sezdiğinde hazırda bekleyen akıllı drone’ları harekete geçiriyor. Bölgeye uçan drone’lar gelişmiş kameraları ile hareketin nedenini tespit etmeye çalışıyorlar.

4 motorlu akıllı cihazlar, vahşi bir hayvan veya yabancı bir insan tespit ettiğinde alarm veriyor. Ayrıca vahşi hayvanları  kaçırmak için ses ve ışık yayarak önlem almaya çalışıyor.

Güvenlik sistemi aynı zamanda eve gelen misafirlere yol göstermek için de kullanılabiliyor.

Benzer sistemler geliştiren güvenlik firmalarının sayısında hızlı bir artış bekleniyor. Aynı zamanda bu tür sistemlerin şehir içinde büyük şirketlerde, dev iş merkezlerinin güvenliğinde veya mesai saatleri dışında boşalan dev ofis binalarının kontrolünde kullanılması da düşünülüyor.

GM, elektrikli otomobilde Tesla’dan hızlı çıktı

0

Tesla, geçen yıl duyurduğu ve yarım milyon adete yakın sipariş aldığı, makul fiyatlı elektrikli otomobili Model 3’ü henüz üretmeye başlamak için bile tarih belirtememişken, GM kendi makul fiyatlı elektrikli otomobili Chevy Bolt’u fabrikada üretim bandına koydu.

Tesla’nın 35 bin dolarlık Model 3’üne karşılık 30 bin dolarlık Chevy Bolt’u ABD’de elektrikli otomobil pazarında rekabeti kızıştıracak. Chevy Bolt’un önümüzdeki haftalarda piyasaya çıkacak olması da Tesla için önemli bir prestij kaybı olarak görülüyor.

Yarım milyon adet Tesla Model 3

Öte yandan halihazırda yarım milyon adet siparişi olan ve otomobillerine otonom sürüş teknolojilerini adapte eden Tesla’nın hala en fazla tercih edilen marka olacağı düşünülüyor.

GM de bunun farkında olacak ki, Chevy Bolt’un bir yıllık üretim adedini 30 bin seviyesinde planlıyor.

Yine de artık Tesla dışındaki üreticilerin de düşük fiyatlı elektrikli otomobiller üretmeye başlamasıyla benzinli motorların terk edilmesi ve elektrikli otomobillerin yaygınlaşması döneminin başladığını söylemek yanlış olmayacak.

Türkiye’de de sanayi ve ulaştırma bakanlıklarının, elektrikli otomobiller için alt yapı oluşturulmasına dair çalışmalar yürttüğü biliniyor. Elektrik şarj istasyonlarının ortaya çıkmasıyla birlikte Türkiye’de de elektrikli otomobillerin yaygınlaşması bekleniyor.

Uber artık şoförlerinden sorumlu

0

Uber, geçtiğimiz yıllarda şoförlerinin müşterilere saldırdığı çeşitli olaylar nedeniyle zor zamanlar yaşadı.

Mahkemeye giden bu suçlarda, şoförler ayrıca ceza aldılar ancak mağdurlar Uber’in de sorumlu olduğunu savunarak tazminat davaları açtıklarında işin boyutu değişti.

Uber, yerel otoritelerden şoförlerini daha dikkatli seçmesi konusunda uyarılar almış ve bu uyarıları yerine getirmiş olmasına rağmen, gerçekleşmiş olan saldırılarda sorumluluğunu olduğunu kabul etmiyordu. Uber’e göre, şoförler şirketin bordrolu çalışanı değil, freelance/parça başı iş yapan kontratlı çalışanlarıydı. Bu da şirketi yasal olarak sorumluluk dışında bırakıyordu.

Yüksek mahkeme son sözünü söyledi

Ancak ABD’de yüksek mahkeme, şirketin şoförlerini seçerken daha dikkatli olması gerektiğini dile getirerek, şirketin sorumlu olduğu sonucuna vardı.

2015’te farklı şehirlerde iki ayrı kadına yapılan cinsel saldırı nedeniyle şirkte açılan davalar böyle kritik bir sürece girmiş oldu.

Davalarda, sorumluluğunu kabul etmeyen araç paylaşım uygulaması, mahkemenin yorumundan sonra davacı kadınlarla anlaşma yolunu seçtiğini duyurdu.

Kadınlara belli bir tazminat vererek davaları kapatan şirket böylece ağır tazminat ödeme riskindne kurtulmuşken, bundan sonra şoförlerinin suçları nedeniyle sorumlu tutulabileceği gerçeğiyle de yüzleşmiş durumda.

Bu karar ayıca paylaşım uygulamaları geliştiren tüm otomobil üreticilerini de doğrudan etkiliyor.

Facebook TV reklamları satmaya başlıyor!

Facebook, kendi sosyal medya ve mesaj platformlarında sattığı reklamlarla yetinemedi, şimdi de TV platformları için reklam satışına başlıyor.

Sosyal medya devinin planlarına göre şirket, Apple TV ve Roku platformlarında gösterilecek reklamları satarak yeni bir gelir kapısı elde edecek.

Apple TV ve Roku televizyon kutularında çalışan uygulamalarda gösterilecek reklam alanlarını pazarlayacak olan sosyal medya devi böylece dijital reklam alanında bir kaleyi daha ele geçirmiş oluyor.

Kullanıcıya uygun, hedeflenmiş reklamlar

Reklamların boyutu, uzunluğu ve formatı henüz belirlenmiş değil ancak test çalışmaları sürüyor ve testler bittiğinde Apple TV ile Roku izleyicileri, kullandıkları uygulamaların içinde Zuckerberg’ün sosyal medya devi tarafından satılmış dijital reklamlar görmeye başlayacaklar.

Facebook, kullanıcıların IP adresini, kendi sosyal medya platformundaki IP adreslerinin profilleri ile eşleştirerek hangi evde hangi reklamın görüneceğini de belirleyecek. Böylece nokta atışı reklam gösterme imkanı doğacak. Örneğin, Facebook’taki profil bilgileriyle şirketin sunucularında yaşı, ilgi alanları, yaşadığı yer, check-in yaptığı yerler gibi bilgiler zaten kayıtlı olan bir Apple TV kullanıcısı, bu profil bilgilerine uygun reklamlar görecek.

Intel havai fişek taklidi yapan drone geliştirdi

0

Intel, uzun süredir yatırım yaptığı drone teknolojisinde ilk ticari ürünün duyurdu.

Drone’ların, yeni dönemde en önemli bilişim ürünlerinden olacağının altını çizen işlemci devi şirket, şirketin ilk ticari drone sistemi olan  Intel Falcon 8+ System’i de tanıtarak artık resmen drone üreticisi konumuna geldi.

Eğlence sektörü için ışık şovu yapan drone’lar

Yüzlercesi bir araya geldiğinde, gece gökyüzünden havai fişekler gibi ışık oyunları sergileyebilen Intel drone’ları, özellikle eğlence sektöründe büyük talep görecek. Ayrıca hava fişeklerin yüksek patlama sesleri nedeniyle zarar gören hayvanları düşünen eğlence sektörü için de drone’larla gösteri yapmak çok daha çevre dostu bir çözüm olacak.

Kısaca Shooting Star ismini alacak olan yeni drone’ların ağırlığı sadece 280 gram. Dolayısıyla bu drone’ları kayıt ettirmek de gerekmiyor. Dahili LED ampülleri ile gelen drone’lar toplamda 4 trilyon ışık kombinasyonu yaratabiliyor.

Şirketin drone sistemleri, alıştığımız diğer drone’lar gibi, kişisel kullanım için değil, eğlence ve şov dünyası için paket olarak satılacak hizmetler olarak konumlandırılmış durumda. Yapay zekayla kontrol edilen drone’lar için önceden belirlenmiş düzenlerde gösteri ve şovlar yaratmak mümkün oluyor.

İşlemci devi bu drone’ları geliştirmek için geçtiğimiz yıllarda MAVinci GmbH ve Ascending Technologies şirketlerini satın almıştı. Geliştirdiği drone’ları daha önce de basına tanıtan mikro işlemci üreticisi, ilk kez drone’ların ticari sürümlerini piyasaya çıkardı.

Şirket, yeni drone’larını tanıtmak için onlarla bir ışık şovu da düzenledi.

Google, Snapchat’e yatırım yapmış

Mark Zuckerberg’in, satın almak için kapısını aşındırdığı Snapchat’in aslında Google’dan yatırım aldığı ortaya çıktı.

Google’ın çatı şirketi Alphabet’in yatırım şirketi Google Capital’in web sitesinde beliren Snapchat logosuyla ortaya çıkan yatırımın gizlice yapıldığı da ortaya çıkıyor çünkü ne Google’ın ne de Snapchat’in bu konuda ağzını bıçak açmıyor. Dolayısıyla, Alphabet’in Snapchat’in ne kadarına ortak olduğu da şu anda bilinmiyor.

Google, daha önce çok sayıda sosyal medya servisini hayata geçirmiş ancak hepsinde hüsrana uğrayarak Facebook’a karşı havlu atmıştı. Ancak bu kes Facebook’u en çok korkutan ve kullanıcılarını kaptırdığı Snapchat ile ortaklığı, Google’a sosyal medyada aradığı fırsat kapısını açmış olabilir.

Google 2013’te Evan Spiegel’e tüm servisi satması için 4 milyar dolar teklif etmişti ancak geri çevrilmişti. Bu pazarlıktan sonra Google’ın Snapchat içinde küçük bir pay satın almayı başarabildiği anlaşılıyor. Ancak ne kadarlık pay aldığı ve ne kadar para ödediği şimdilik bilinmiyor.