Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 298

Otomotiv devi Stellantis’in kârı %70 düştü!

0

Hollanda merkezli otomobil devi Stellantis, 2024 yılı finansal sonuçlarını açıkladı ve şirketin kârı %70 oranında büyük bir düşüş gösterdi. 2023 yılında 18,6 milyar euro olan net kar, 2024’te yalnızca 5,5 milyar euroya gerileyerek büyük bir daralma yaşadı. Bu rakam, analistlerin beklentisi olan 6,4 milyar euronun da altında kaldı. Ayrıca, şirketin gelirleri %17 oranında azalarak 156,9 milyar euroya düştü. Bu olumsuz sonuçlar sonrasında Stellantis’in hisseleri %4 değer kaybetti.

Otomotiv devi Stellantis’in kârı 2024’te %70 azaldı

Stellantis, 2024 yılı boyunca çeşitli zorluklarla karşı karşıya kaldığını belirtti. Ancak şirket, bu zorluklara rağmen bazı önemli stratejik adımlar attığını vurguladı. Özellikle yeni çok enerjili araç platformları üzerine ürünler sunduklarını, ortaklıklarla elektrikli araç pilleri üretmeye başladıklarını ve Çinli Leapmotor ile stratejik bir ortaklık kurduklarını açıkladılar. Şirket, 2025 yılı için pazar payını artırmayı ve mali performansını iyileştirmeyi hedefliyor.

Otomotiv devi Stellantis'in kârı 2024'te %70 azaldı.
Otomotiv devi Stellantis’in kârı 2024’te %70 azaldı.

Stellantis’in karşılaştığı zorluklar arasında Avrupa’daki diğer otomobil üreticilerinin yaşadığı sıkıntılar da bulunuyor. Yüksek maliyetler, durgun talep, Çin’den gelen sert rekabet, sıkı karbon düzenlemeleri ve yeni gümrük vergileri tehdidi gibi etmenler, şirketin finansal performansını olumsuz etkileyen faktörler arasında yer alıyor.

Bu süreçte, Renault gibi bazı rakipler olumlu finansal sonuçlar elde ederken, Mercedes 2025’te kazançlarında belirgin bir düşüş bekliyor. Volkswagen ise satışlarının küçük bir oranda düştüğünü bildirdi ve finansal sonuçlarını mart ayında açıklamayı planlıyor.

OpenAI’ın en büyük AI modeli GPT-4.5 tanıtıldı!

0

OpenAI, yapay zeka dünyasını yeniden sarsacak bir adım attı. Şirket, GPT-4.5 “Orion” modelini duyurarak şimdiye kadarki en büyük AI modelini tanıttı. Ancak beyaz kitaptan silinen bir cümle, tartışmaları da beraberinde getirdi: “GPT-4.5, sınırları zorlayan bir model değildir.” Peki bu devasa sistem ne vaat ediyor?

GPT-4.5 Orion’un Gücü ve Sınırları

GPT-4.5 Orion, önceki modellere kıyasla çok daha fazla veri ve hesaplama gücüyle eğitildi. OpenAI, modelin “derin dünya bilgisi” ve “duygusal zeka” konusunda ilerleme kaydettiğini belirtiyor. ChatGPT Pro aboneleri ve geliştiriciler, modeli hemen deneyebilirken, diğer kullanıcılar için erişim haftaya açılacak.

Ancak performans beklentileri karşılamıyor. Basit sorularda GPT-4o’yu geride bırakan Orion, karmaşık matematiksel testlerde Çinli DeepSeek ve Anthropic modellerine yetişemiyor. Üstelik maliyeti de dudak uçuklatıcı: Her 1 milyon kelime girdi için 75$, çıktı için 150$ ücretlendirme yapılıyor.

İlginç Detaylar:

  • Orion, SVG formatında tek boynuzlu at çizebilen tek model oldu.
  • Duygusal desteğe ihtiyaç duyan kullanıcılara daha insancıl yanıtlar veriyor.
  • Sesli sohbet özelliği henüz desteklenmiyor.

OpenAI, Orion’u “araştırma önizlemesi” olarak sunarken, uzun vadede API’de kalıp kalmayacağı belirsiz. Şirket, geleneksel eğitim yöntemlerinin sınırlarına dikkat çekiyor: “Ölçek büyütme, artık aynı performans sıçramalarını sağlamıyor.”

Bu açıklama, AI endüstrisinde tartışılan bir teoriyi doğruluyor. OpenAI’ın kurucularından Ilya Sutskever’in “Veri zirvesine ulaştık” uyarısı, Orion’un sınırlarıyla örtüşüyor. Şirket, gelecekte GPT serisini “akıl yürütme” modelleriyle birleştirmeyi planlıyor.

Orion, tek başına bir devrim yaratmasa da AI’ın evriminde kritik bir köprü olabilir. OpenAI, GPT-5 ile hibrit bir sistem geliştirirken, bu dev modelin sunduğu veriler yol haritasını şekillendirecek. Yapay zeka, insan dilini öğrenmeye devam ederken, sınırlarını da yeniden tanımlıyor.

Xiaomi, 25.000 mAh’lik powerbank modelini duyurdu!

0

Xiaomi, 212W HyperCharge PowerBank 25000 adlı yeni taşınabilir şarj cihazını küresel pazara sunmaya hazırlanıyor. Bu cihaz, 25.000 mAh kapasiteye sahip ve ultra hızlı şarj teknolojisiyle dikkat çekiyor.

Xiaomi, 25.000 mAh’lik powerbank modelini tanıttı

Özellikle, üç çıkış portu (iki USB-C ve bir USB-A) sunarak çok çeşitli cihazlarla uyumlu çalışabiliyor. Cihaz, toplamda 212W çıkış gücüne ulaşabiliyor ve 120W giriş desteği sayesinde yalnızca 90 dakikada tam şarja ulaşabiliyor. Bu da kullanıcıların uzun bekleme sürelerinden kurtulmasını sağlıyor.

Xiaomi, 25.000 mAh’lik powerbank modelini tanıttı.
Xiaomi, 25.000 mAh’lik powerbank modelini satışa çıkarıyor.

USB-C portları, sırasıyla 140W ve 65W güç sağlayarak yüksek performanslı cihazları hızlıca şarj edebiliyor. Örneğin, 16 inç MacBook Pro’yu 30 dakikada yüzde 50 oranında şarj edebiliyor. Xiaomi 13 Pro gibi akıllı telefonlar ise yalnızca 10 dakikada yüzde 50’ye kadar şarj olabiliyor. USB-A çıkışı ise 18W güç sunarak daha eski cihazlarla da uyumluluk sağlıyor. Cihaz, PD 3.0, QC 4.0 ve Xiaomi’nin HyperCharge teknolojileriyle çalışarak Apple, Samsung, Google gibi büyük markaların cihazlarını da destekliyor.

Alüminyum gövdesi, hem şıklığı hem de dayanıklılığı birleştiriyor, 580 gramlık ağırlığı ise taşınabilirlik açısından uygun bir denge sunuyor. Ayrıca, batarya seviyesini takip edebilmek için LED ekran bulunuyor. Cihaz, Japonya’da yaklaşık 87 dolar, Hong Kong’da ise 76 dolardan satılıyor, ancak farklı pazarlarda fiyatlar vergiler ve ek ücretlerle değişebilir.

Google Gemini’nin kod yazma aracı ücretsiz oldu!

Google, kurumsal odaklı yapay zeka kodlama aracı olan Gemini Code Assist’in ücretsiz sürümünü bireysel geliştiriciler için dünya çapında erişilebilir hale getirdi. Bu araç, kullanıcıların kod parçaları oluşturmasına, hata ayıklamasına ve mevcut uygulamalarda değişiklik yapmasına olanak tanıyor. Ücretsiz sürüm, geliştiricilerin farklı pencereler arasında geçiş yapmak veya kaynaklardan bilgi kopyalamak zorunda kalmadan verimli bir şekilde kod yazmalarını sağlıyor.

Google Gemini’nin kod yazma aracı ücretsiz olarak sunuldu

Gemini Code Assist, rakiplerine kıyasla çok daha cömert bir kullanım sunuyor. Örneğin, GitHub Copilot’ın ücretsiz sürümü, kullanıcılarına ayda 2.000 kod tamamlaması ve 50 Copilot Chat mesajı sunarken, Google bu araca 180.000 kod tamamlama hakkı tanıyor. Bu miktarın, en yoğun çalışan profesyonel geliştiricilerin bile kolayca aşamayacağı bir sınır olduğu belirtiliyor.

Google Gemini'nin kod yazma aracı ücretsiz olarak sunuldu.
Google Gemini’nin kod yazma aracı ücretsiz olarak sunuldu.

Google’ın Gemini 2.0 yapay zeka modelinden güç alan Gemini Code Assist, kod yazarken tamamlayıcı önerilerde bulunabiliyor ve kullanıcıların yazdığı kodu düzeltebiliyor. Ayrıca, chatbot arayüzü aracılığıyla genel kodlama desteği sağlıyor. Ücretsiz sürüm, Visual Studio Code, GitHub ve JetBrains gibi popüler geliştirici ortamlarıyla entegre olabiliyor ve kamuya açık tüm programlama dillerini destekliyor. Geliştiriciler, bu araçla doğal dilde komutlar vererek daha hızlı ve verimli kod yazabiliyorlar. Örneğin, bir HTML formu oluşturmak için basit bir komut verilebilir ve aracı, verilen talimatları doğru şekilde yerine getirebilir.

Ancak, ücretsiz sürümde bazı gelişmiş iş odaklı özellikler bulunmuyor. Örneğin, üretkenlik ölçümleri, Google Cloud hizmetleriyle entegrasyon ve özel veri kaynaklarıyla yanıt özelleştirme gibi özellikler yalnızca Standart ve Kurumsal sürümlerde mevcut. Yine de ücretsiz sürüm, özellikle bireysel geliştiriciler için oldukça kapsamlı ve güçlü bir seçenek sunuyor.

Türkiye’de ilk kabin tipi enerji depolama sistemi!

Özyeğin Üniversitesi, Enerji, Çevre ve Ekonomi Merkezi (EÇEM) tarafından yürütülen LEGOFIT Projesi kapsamında enerji depolama alanında Vestel Mobilite ile iş birliği gerçekleştirdi. Avrupa Birliği Ufuk Avrupa (Horizon Europe) Programı kapsamında desteklenen proje doğrultusunda, Özyeğin Üniversitesi’nin yurt binasına entegre edilen Vestel Mobilite Enerji Depolama Sistemi (EDS), kesintisiz güç sağlamanın yanı sıra çevre dostu ve verimli enerji kullanımı sunuyor.

Bu projede, Vestel Mobilite’nin yüksek verimlilik sağlayan yerli batarya enerji depolama sistemi kullanıldı. EÇEM Direktörü Prof. Dr. M. Pınar Mengüç liderliğinde yürütülen çalışmaya, araştırmacılar Dr. Cem Keskin ve Gökçe Tomrukçu ile ÖzÜ Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölüm Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Göktürk Poyrazoğlu katkı sundu. Ayrıca, ÖzÜ Teknik Hizmetler Müdürlüğü ve Konaklama Hizmetleri Müdürlüğü de projeye destek verdi. Bu iş birliği, Özyeğin Üniversitesi’nin sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda enerji verimliliğini artırmak için atılan adımlardan biri olarak öne çıkıyor.

LEGOFIT Projesi kapsamında Çekmeköy Kampüsü’nde bir öğrenci yurduna entegre edilen 150 kWh kapasiteli Vestel Mobilite batarya enerji depolama sistemi, enerji kesintisi durumunda hızlıca devreye giriyor. 20 milisaniyenin altında tepki süresiyle çalışan sistem, ani enerji kesintilerine karşı güvenli ve kesintisiz güç kaynağı sunarak, kullanıcıların enerjiye erişimini sürekli hale getiriyor. Bu çözüm, öğrencilere güvenilir bir enerji altyapısı sağlarken, aynı zamanda enerji dönüşümüne yönelik yeni bir model oluşturuyor.

Özyeğin Üniversitesi kampüsünde hayata geçirilen Vestel Mobilite Enerji Depolama Sistemi, Türkiye’de bina ölçeğinde uygulanan ilk kabin tipi enerji depolama sistemi olma özelliği taşıyor. Kampüste enerji verimliliğini artıran bu sistem, yenilenebilir enerji kaynaklarının daha etkin kullanılmasını sağlayarak karbon salınımını azaltıyor. LEGOFIT Projesi kapsamında geliştirilen bu teknoloji, kesintisiz, düşük karbonlu ve akıllı yaşam alanlarının oluşturulmasına katkıda bulunuyor.

Vestel Mobilite Batarya Satış Genel Müdürü Yardımcısı Mert Uygun, LEGOFIT projesi kapsamında geliştirilen batarya depolama sistemlerinin enerji kesintisi anında devreye girerek binanın kesintisiz güç ihtiyacını karşıladığını belirtti. Bu iş birliği sayesinde, elde edilen bilgi birikimi ve teknik kazanımların ilerleyen dönemde farklı üniversite kampüslerinde ve ticari yapılarda uygulanabilecek model çözümler geliştirilmesine katkı sağlayacağı ifade edildi.

LEGOFIT Projesi kapsamında sağlanan 150 kWh kapasiteli enerji depolama sistemi, binanın 30 kW’lık ortalama enerji ihtiyacı düşünüldüğünde yaklaşık 5 saatlik kesintisiz enerji sağlama kapasitesine sahip. Gece saatlerinde daha düşük enerji tüketimiyle bu sürenin 7-8 saate kadar uzayabildiği belirtiliyor. Proje ile geleneksel dizel jeneratörlerin saatte 2-3 litre yakıt tüketmesiyle oluşan maliyetler ortadan kalkarken, karbon salınımı da minimum seviyeye indiriliyor. Vestel Mobilite tarafından geliştirilen batarya depolama sistemleri, kesintisiz ve çevre dostu enerji yönetimi sunarak, enerji arz güvenliğini en üst seviyeye çıkarıyor ve şebekeye bağımlılığı azaltıyor.

Google, kişisel bilgileri arama sonuçlarından silmeyi kolaylaştırıyor!

0

Google tarafından yayınlanan, telefon numarası, e-posta adresi ve fiziksel adres gibi bilgileri hızlıca kaldırmaya olanak tanıyan araç, artık daha basit bir kayıt süreci ve doğrudan Arama üzerinden başvuru imkanı sunuyor.

Yeni güncelleme ile kullanıcılar, Google Arama sonuçlarındaki herhangi bir bağlantının yanındaki üç noktaya tıklayarak doğrudan kaldırma talebinde bulunabiliyor. Eskiden bu işlemi yapmak için Google hesap ayarlarında gizli bir menüye gitmek gerekiyordu, ancak artık doğrudan Arama sonuçları üzerinden işlem yapılabiliyor.

Google ayrıca kullanıcıların bilgilerini sürekli olarak takip etmelerine ve yeni eklenen veriler için bildirim almalarına olanak tanıyor. Eğer bir kullanıcı, hakkında yer alan içeriği ilgili web sitesinden kaldırdıysa ancak Arama sonuçlarında hâlâ görünüyorsa, Googlea sayfayı yeniden taraması (recrawl) için güncelleme talebinde bulunabiliyor.

Bu özellik hangi ülkelerde kullanılabiliyor?

Google’ın yeni özelliği şu an için ABD, İngiltere, İrlanda, Avustralya, Kanada, Güney Afrika, Brezilya, Meksika, İspanya, Fransa, İsveç, Tayland, Hindistan ve Endonezya’daki kullanıcılar tarafından kullanılabiliyor.

Google, kullanıcıların bilgilerini gizliliğe uygun şekilde işleyeceğini ve bu verilerin başka hizmetlerde kişiselleştirme amacıyla kullanılmayacağını da vurguladı.

Bu güncelleme, çevrimiçi gizliliğini korumak isteyen kullanıcılar için önemli bir adım olarak görülüyor. Özellikle dolandırıcılık, kimlik avı saldırıları ve istenmeyen iletişimler gibi tehditlerin arttığı bir dönemde, kişisel bilgilerin kolayca kaldırılabilmesi büyük bir avantaj sağlıyor.

Google’ın bu aracı, bireylerin dijital ayak izlerini daha iyi kontrol etmelerine yardımcı olurken, yanlış veya yetkisiz paylaşılan bilgilerin kaldırılmasını da hızlandırıyor. Kullanıcı dostu arayüzü sayesinde herkes, teknik bilgiye ihtiyaç duymadan kişisel verilerini koruyabilecek.

Bu gelişme, gelecekte dijital güvenlik alanında daha fazla benzer önlemin alınmasını teşvik edebilir.

Apple’in C1 modemi, Qualcomm’a rakip olabilir mi?

0

Apple, iPhone 16e modelinde ilk kez Qualcomm yerine kendi tasarladığı C1 modemini kullanmaya başladı. Bu modem, Apple’ın mobil bağlantı dünyasında önemli bir adım attığını gösteriyor ve iPhone’lar için büyük bir yenilik anlamına geliyor. C1 modem, özellikle gelişmiş güç verimliliği ve veri kullanımını önceliklendirme gibi iki önemli özellik sunuyor.

Apple’in C1 modemi, Qualcomm’a rakip olacak

İlk özellik, Apple’ın C1 modeminin sağladığı gelişmiş güç verimliliği. Bu modem, iPhone 16e’nin pil ömrünü iPhone 16’ya kıyasla neredeyse %20 oranında iyileştiriyor. WiFi yerine hücresel bağlantıyı tercih eden kullanıcılar için bu özellik, önemli bir avantaj sağlıyor. Apple’ın bu modemle sağladığı güç verimliliği, cihazın pil ömrünü büyük ölçüde artırıyor. Ayrıca, bu teknoloji, gelecekteki iPhone modellerinde de kullanılacak. Örneğin, iPhone 17 Air modelinin de bu modemi kullanması bekleniyor, böylece ince ve uzun pil ömrüne sahip bir cihaz ortaya çıkabilir.

Apple'in C1 modemi, Qualcomm'a rakip olacak.

İkinci yenilik ise, veri kullanımını önceliklendirme özelliği. Apple’ın C1 modemi, iOS ile mükemmel bir entegrasyon sağlıyor. Bu özellik, cihazın ne yaptığınızı anlamasına olanak tanıyor ve ağ tıkanıklığı gibi durumlarda veri kullanımını akıllıca önceliklendiriyor. Qualcomm’un modemleri bu tür bir entegrasyon sunamıyordu, bu da ağda tıkanıklık olduğunda kullanıcıyı zor bir duruma sokuyordu. Apple’ın C1 modemi ise, hangi veri isteklerinin daha önemli olduğunu anlayarak daha verimli bir bağlantı sağlıyor.

Ancak, bu modemle ilgili hız testlerinin henüz yayımlanmadığı belirtiliyor. Şu an için Apple’ın C1 modeminin, Qualcomm’un en son Snapdragon X71 modemine kıyasla daha düşük hızda çalışması bekleniyor. Bununla birlikte, Apple’ın daha hızlı ve daha verimli bir modem olan C2 modelini test etmeye başladığı da biliniyor. C2 modeminin, daha hızlı 5G bağlantısı ve ek güç tasarrufu sunması bekleniyor.

Entertech İstanbul Teknokent, Yılın Enleri’ni seçti!

0

Entertech İstanbul Teknokent, Türkiye’nin en başarılı teknokentlerinden biri olarak düzenlediği “Yılın Enleri Ödül Töreni” ile girişimcilik ekosistemine katkıda bulunan isimleri onurlandırdı. Dönüşüm gücünü benimseyen, cesaretiyle fark yaratan ve tüm zorluklara rağmen büyümeye devam eden 24 girişimci, 18 farklı kategoride ödüle layık görüldü. İstanbul Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa’nın ortaklığında faaliyet gösteren Entertech İstanbul Teknokent, “Dönüşümün Anahtarını Taşıyanlar” temasıyla düzenlediği törenle akademik girişimcileri de başarılarından dolayı kutladı.

Entertech İstanbul Teknokent, Yılın Enleri’ni belirledi

Etkinliğin açılışında konuşan Entertech İstanbul Teknokent Genel Müdürü Dr. Muhammed Kasapoğlu, teknokentlerin bilim, teknoloji ve girişimciliğin iç içe geçtiği alanlar olduğunu vurgulayarak, oluşturulan ekosistemin gücü kadar başarılı olabileceklerini belirtti. İki güçlü araştırma üniversitesinin ortaklığıyla faaliyet gösterdiklerini ifade eden Kasapoğlu, İstanbul Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa bünyesinde bulunmanın, akademik bilgiye, beşeri sermayeye ve araştırma altyapısına erişim açısından önemli avantajlar sağladığını söyledi. Üniversitelerinin marka değerinden de faydalandıklarını dile getiren Kasapoğlu, teknokent olarak 160’tan fazla firmaya ve 1700’ün üzerinde Ar-Ge personeline ev sahipliği yaptıklarını, sağlık teknolojilerinden siber güvenliğe, savunma sanayisinden finans teknolojilerine kadar geniş bir yelpazede 350’den fazla yerli ve milli projenin geliştirildiğini belirtti.

Bugüne kadar 250’den fazla patentli teknoloji ürettiklerini ve toplamda 250 milyon dolar ihracat ile 20 milyar liralık ciroya ulaştıklarını aktaran Kasapoğlu, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın değerlendirmelerine göre İstanbul’da en başarılı ikinci, Türkiye genelinde ise dördüncü sırada yer aldıklarını, 2023 yılı verilerinin açıklanmasıyla birlikte ilk üçe girmeyi hedeflediklerini sözlerine ekledi. Geleceğin teknolojilerini şekillendiren bir merkez olarak, yeniliği benimsemeye, teknolojiyi yönlendirmeye ve girişimcilerle birlikte büyümeye devam edeceklerini vurgulayarak ödül kazanan tüm girişimcileri tebrik etti.

İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Rektörü Prof. Dr. Nuri Aydın ise törende yaptığı konuşmada, Entertech İstanbul Teknokent’in Türkiye’de iki araştırma üniversitesinin ortak olduğu tek teknokent olmasının önemine dikkat çekti. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın değerlendirmesi sonucunda Türkiye’deki 70’in üzerinde teknokent arasında dördüncü sıraya yükseldiklerini belirten Aydın, en kısa sürede üçüncü sıraya yükselmeyi ve teknokentin etki alanını genişleterek daha ileri bir noktaya taşımayı hedeflediklerini söyledi. Uluslararasılaşmanın bu süreçte büyük bir rol oynadığını vurgulayan Aydın, bu kapsamda Amsterdam ofisini açtıklarını ve girişimcilerin uluslararası yatırımcılar karşısında projelerini sunma fırsatı yakaladıklarını ifade etti. Yaz aylarında Londra ofisinin de açılacağını belirterek, böylece Avrupa’da hem kıta Avrupası’nda hem de İngiltere’de girişimciler için iki önemli kapının açılacağını dile getirdi. Akademi ile iş dünyasını daha da yakınlaştırmayı amaçladıklarını belirten Aydın, sektörle yürütülen iş birliklerini güçlendirmeye devam edeceklerini sözlerine ekledi.

Konuşmaların ardından, 18 farklı kategoride ödüle layık görülen 24 girişimciye ödülleri takdim edildi. Tören kapsamında yılın en başarılı teknoloji girişimleri, dijital dönüşüm projeleri, ekonomik katkı sağlayan firmalar, ihracatta başarı gösteren girişimler ve üniversite-sanayi iş birliğinde fark yaratan şirketler onurlandırıldı. Teknoloji ekosistemine önemli katkılar sağlayan girişimciler, ödüllerini alarak başarılarını taçlandırdı.

Endonezya, iPhone 16 satış yasağını kaldırdı!

0

Endonezya Sanayi Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, ABD merkezli teknoloji devinin ülkede yeniden iPhone satabileceği duyuruldu.

Endonezya, yerel içerik düzenlemelerine uymadığı gerekçesiyle iPhone 16 satışlarını beş ay boyunca durdurmuştu. Ülkede satılan tüm akıllı telefon ve tabletlerin en az %40 oranında yerli üretim bileşen içermesi gerekiyor. Apple’ın bu kriteri karşılamaması nedeniyle Kasım 2024’te 100 milyon dolarlık yatırım teklifi reddedilmiş, ancak şirket Aralık ayında 1 milyar dolarlık bir fabrika yatırımı yapmayı taahhüt ederek hükümetin onayını almıştı.

Sanayi Bakanı Agus Gumiwang Kartasasmita, Apple’ın şu anda yerel içerik sertifikası alma sürecinde olduğunu belirtti. Apple henüz resmi bir açıklama yapmasa da, CEO Tim Cook geçtiğimiz yıl Endonezya’ya yaptığı ziyarette ülkede üretim yapma olasılığını değerlendirdiklerini söylemişti.

Apple’ın küresel üretim stratejisi

Apple, tedarik zincirini çeşitlendirmek amacıyla son yıllarda Çin’e olan bağımlılığını azaltmaya çalışıyor. iPhone 16 modelleri halihazırda Brezilya, Hindistan ve Çin’de üretilirken, AirPods serisinin bir kısmı da Vietnam’da monte ediliyor. Şirket, bu hafta ABD’de önümüzdeki dört yıl içinde yapay zeka ve çip üretimi odaklı 500 milyar dolarlık yatırım yapacağını açıkladı.

Endonezya, yerli üretim politikalarını sıkılaştırarak teknoloji devlerine baskı yapmaya devam ediyor. Daha önce, Google’ın Pixel telefonları da aynı sebepten ülkede yasaklanmıştı. Ülkede en popüler akıllı telefon markaları arasında Oppo, Xiaomi, Transsion, Samsung ve Vivo yer alıyor.

Apple’ın Endonezya’daki yeni yatırımı, şirketin bu pazarda daha güçlü bir yer edinmesini sağlayabilir.

Yeni nesil ısı pompası, -29 derecede çalışmayı başardı!

ABD merkezli iklimlendirme şirketi Lennox, aşırı soğuk hava koşullarına dayanabilen ve yüksek verimlilikle çalışan yeni ısı pompası modelini tanıttı. SL22KLV adı verilen bu ısı pompası, -29 dereceye kadar düşük sıcaklıklarda bile etkili bir şekilde ısıtma sağlayabiliyor. Bu özellik, özellikle soğuk iklimlerde yaşayanlar için büyük bir avantaj sunuyor. Lennox, SL22KLV modelinin, geleneksel ısı pompalarına kıyasla daha düşük sıcaklıklarda yüzde 150 daha yüksek verimlilik sunduğunu belirtiyor. Yani, soğuk havalarda bile evinizi ısıtmak için daha az enerji harcanıyor.

Yeni nesil ısı pompası, -29 derecede bile çalışıyor

SL22KLV modeli, enerji verimliliği açısından oldukça güçlü bir performans sergiliyor. Cihaz, 21 SEER2 (Seasonal Energy Efficiency Ratio), 13.2 EER2 (Energy Efficiency Ratio) ve 10.5 HSPF2 (Heating Seasonal Performance Factor) gibi yüksek enerji verimliliği değerlerine sahip. Bu sayede, hem soğutma hem de ısıtma işlemleri sırasında enerji tasarrufu sağlanabiliyor. R-454B soğutucu akışkanını kullanan bu ısı pompası, çevre dostu bir özellik de taşıyor çünkü bu akışkan, daha düşük küresel ısınma potansiyeline sahip ve çevre üzerindeki etkisi diğer geleneksel soğutucu akışkanlara göre daha az.

SL22KLV, 2 tondan 5 tona kadar değişen kapasite seçenekleriyle sunuluyor. Burada “ton” terimi, cihazın ağırlığıyla değil, bir evin ihtiyaç duyduğu ısı kapasitesiyle ilgili. Soğutma kapasitesi 22.000 Btuh (British thermal unit per hour) ile 56.000 Btuh arasında değişirken, ısıtma kapasitesi ise 21.600 Btuh ile 60.000 Btuh arasında yer alıyor. Bu geniş kapasite aralığı, cihazın farklı büyüklükteki evler için uygun olmasını sağlıyor. Boyutları ise 908 mm x 1.010 mm x 1.181 mm olarak belirlenmiş, bu da cihazın yer kaplamasının oldukça uygun olduğunu gösteriyor.

Yeni ısı pompası, enerji verimliliğini artıran ve enerji maliyetlerini düşüren birkaç ileri teknolojiye sahip. Bunların başında, elektronik soğutucu enjeksiyon (ERI) teknolojisi geliyor. Bu teknoloji, cihazın dış ortam sıcaklıklarına göre enerji tüketimini dinamik bir şekilde ayarlamasını sağlıyor. Örneğin, hava ne kadar soğuk olursa, cihaz kendisini en verimli şekilde çalışacak şekilde ayarlayabiliyor, bu da enerji tasarrufu sağlıyor. Aynı zamanda, değişken hızda çalışan kompresör, cihazın verimliliğini artırarak, daha az enerji tüketimi ile daha fazla ısı üretmesini mümkün kılıyor.

Cihazın ses seviyesine de büyük önem verilmiş. Lennox, SL22KLV modelinin yalnızca 59 desibel (dB) seviyesinde çalıştığını belirtiyor. Bu, cihazın oldukça sessiz çalıştığı anlamına geliyor, bu da evin içinde gürültü kirliliğini azaltıyor ve daha konforlu bir yaşam alanı sağlıyor. Ayrıca, hassas dengelenmiş doğrudan tahrikli fan ve gelişmiş ses yalıtım sistemi sayesinde, cihaz çalışırken minimal bir gürültü seviyesi oluşturuyor. Bu da, cihazın düşük sıcaklıklarda bile sessiz ve verimli bir şekilde çalışmasını sağlıyor.

SL22KLV, hem verimli hem de çevre dostu bir çözüm sunarak, özellikle soğuk iklim koşullarında yüksek performans ve enerji tasarrufu sağlamak isteyenler için ideal bir seçenek haline geliyor. Lennox’un bu yeni modeli, ısı pompası teknolojisinde önemli bir adım olarak kabul ediliyor ve piyasada dikkat çeken bir ürün olarak öne çıkıyor.

Nomagic, AI destekli robotik kolları için 44 milyon dolar yatırım aldı!

Nomagic, 44 milyon dolarlık yeni bir yatırım turunu tamamladığını duyurdu. Bu finansman, şirketin hem teknoloji geliştirmesi hem de Avrupa dışındaki ilk pazar genişlemesi olan Kuzey Amerika açılımını destekleyecek.

Bu yatırım, yalnızca Nomagic’in büyümesi açısından değil, Avrupa ve ABD’nin endüstriyel gücünü yeniden inşa etme çabaları açısından da kritik bir adım olarak değerlendiriliyor. Özellikle fabrikaların kapanması ve üretimin Çin gibi ülkelere kaydırılmasının ardından, Batı’da sanayiyi canlandırmak için büyük yatırımlar yapılıyor. Otomasyon ve robotik çözümler, bu dönüşümün merkezinde yer alıyor.

Nomagic’in yatırım turuna Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası’nın (EBRD) girişim sermayesi kolu liderlik etti. Bu, hükümetlerin ve finans kuruluşlarının, özel sektörle iş birliği yaparak sanayiye yönelik teknolojileri teşvik etme çabasının bir göstergesi olarak görülüyor.

EBRD Yatırım Direktörü Bruno Lusic, yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Nomagic, yapay zeka ve robotik teknolojilerini başarılı bir şekilde uygulayarak büyük bir büyüme ivmesi yakaladı. Bu dinamik sektörde öncü bir rol oynuyor ve biz de bu yenilikçi şirketi desteklemekten heyecan duyuyoruz.”

Nomagic, donanım değil, yazılım odaklı bir yaklaşım sergiliyor

Nomagic, yenilikçi bir robotik donanım geliştirmek yerine, mevcut donanımlara gelişmiş yazılım entegre etmeye odaklanıyor. Şirketin CEO’su Kacper Nowicki, robotlarının çoğunun piyasada bulunan standart donanımlar üzerine kurulu olduğunu belirtiyor.

Bu robotlar, bilgisayarlı görme (computer vision), makine öğrenimi ve otomasyon teknolojileri kullanarak nesneleri algılayabiliyor, taşıyabiliyor ve paketleyebiliyor. Nomagic’in en büyük farkı, geliştirdiği geniş nesne kütüphanesi sayesinde farklı sektörlere hızlıca adapte olabilmesi. Şirketin CTO’su Marek Cygan, insan benzeri robotlar üretme fikrine sıcak bakmadıklarını, endüstriyel alanlarda tekerlekli robotların daha verimli olduğunu ifade etti.

Büyüme ve gelecek planları

Nomagic, son bir yılda yıllık tekrarlayan gelirlerini %220 artırdığını ve 2025’te %200 ek büyüme beklediğini duyurdu. Şirketin mevcut müşterileri arasında Apo.com, Arvato, Asos, Brack, Fiege, Komplett ve Vetlog.one gibi büyük isimler bulunuyor.

Şirketin en büyük rakiplerinden biri olan Covariant, 2024’te Amazon ile büyük bir lisans anlaşması yapmış ve kurucu ekibini Amazon’a devretmişti. Bu durum, robotik alanında büyük bir fırsat olduğunu ve dev şirketlerin bile bu teknolojiyi kendi başlarına geliştirmekte zorlandığını gösteriyor.

Gelecekte, Nvidia, SoftBank ve büyük teknoloji şirketlerinin de bu pazara daha fazla yatırım yapması bekleniyor. Avrupa, ABD ve diğer bölgelerde hükümetlerin sanayiyi güçlendirmek için artan yatırımları, robotik ve yapay zeka destekli otomasyon çözümlerinin daha da yaygınlaşmasını sağlayacak.

İtalyan devi Leonardo, Baykar ile üretim ortaklığı yapacak!

İtalya’nın savunma devi Leonardo, Türkiye’nin insansız hava aracı üreticisi Baykar ile stratejik bir ortaklık kurma yolunda önemli adımlar atıyor. Bu ortaklık, Avrupa’nın insansız hava aracı üretim kapasitesini önemli ölçüde artırma potansiyeline sahip. Leonardo ve Baykar, önümüzdeki hafta bir niyet mektubu imzalayarak işbirliklerinin temel koşullarını belirlemeyi planlıyor. Financial Times’a göre, bu işbirliği Baykar’ın yapay zeka destekli insansız hava aracı üretimindeki küresel liderliğini, Leonardo’nun teknolojisiyle birleştirerek Avrupa’da İHA üretiminde önemli bir sıçrama yaratmayı hedefliyor.

İtalyan şirketi Leonardo, Baykar ile üretim ortaklığı yapıyor

Leonardo, küresel düzeyde önemli projelerde yer alan bir şirket olarak, İngiliz BAE Systems ve Japon JAIEC ile birlikte Küresel Muharebe Hava Programı (GCAP) çerçevesinde yeni nesil savaş uçakları geliştirilmesine katılmakta. Bu bağlamda, Ekim ayında Mitsubishi ve BAE Systems, GCAP’a entegre edilebilecek insansız hava araçlarının modellerini sergilemişti.

Baykar ile Leonardo arasındaki işbirliğinin detayları henüz netleşmiş olmasa da, Leonardo’nun teknoloji altyapısı ile Baykar’ın gelişmiş platformlarının birleşimi, altıncı nesil platformlarda kullanılabilecek yüksek teknolojiye sahip insansız hava araçlarının geliştirilmesine yol açabilir. Bu ortaklık ayrıca Baykar için Avrupa pazarına erişim sağlama konusunda stratejik bir fırsat yaratıyor. Baykar, geçtiğimiz ay İtalyan Piaggio’nun hava araçları departmanını satın almış ve bu hamleyle Avrupa havacılık pazarındaki gücünü artırmayı hedeflemişti. Baykar ile Leonardo arasındaki görüşmelerin Piaggio’nun satın alımının ardından başladığı belirtiliyor.

Leonardo CEO’su Roberto Cingolani ve Baykar kurucusu Selçuk Bayraktar, son bir ay içinde karşılıklı ziyaretlerde bulunarak işbirliği konusunda fikir alışverişinde bulunmuşlardı. Ancak anlaşmanın kesin detayları hakkında henüz bir açıklama yapılmadı. Leonardo Başkanı Stefano Pontecorvo, Baykar hakkında yaptığı açıklamada, Baykar’ın sektördeki başarılarına ve mükemmel düzeydeki iş yapışına dikkat çekti. Pontecorvo, Baykar’ın 12 yıl içinde dünya lideri konumuna gelmesinin, şirketin ciddiyetini ve başarısını gösterdiğini vurguladı.

Pontecorvo, ayrıca “Türklerin satın aldığı Piaggio ile muhtemel işbirliği konusunda yakında çok güzel haberler alacağız” diyerek bu ortaklığın potansiyeline olan güvenini ifade etti. Leonardo’nun Baykar ile İHA’lar konusunda işbirliği yapma niyetinin, her iki taraf için de prestijli bir adım olacağı öngörülüyor.

Baibars, Mersin’de aylık 100 İHA üretimi yapıyor!

Baibars Mekatronik Havacılık, Türkiye’nin insansız hava aracı (İHA) üretimindeki yükselişine önemli bir katkı sağlıyor. Şirket, Mersin’de kurduğu yeni üretim tesisinde aylık 100 İHA üretim kapasitesine ulaşarak üretime başladı. Baibars, özellikle tarım, yangın söndürme ve lojistik alanlarında kullanılan döner kanatlı İHA’larıyla dikkat çekiyor ve 9 farklı ülkeye ihracat yaparak küresel pazarda kendine sağlam bir yer edinmeyi başarmış durumda. Japonya’dan aldığı yatırım ise şirketin uluslararası işbirliklerini güçlendiren önemli bir adım olmuş.

Baibars, Mersin’de aylık 100 İHA üretimine başladı

2015 yılında Çukurova’da kurulan şirket, tarımda kullanılan otonom dronlar ve yangın müdahale dronları gibi inovatif ürünlerle sektörde kendini gösteriyor. Şirket, Mersin’deki tesisinde zirai, yangın müdahale ve ikmal/kargo dronları üretmenin yanı sıra, enerji sistemleri ve itki sistemleri geliştirme çalışmalarına da devam ediyor. Baibars, Ar-Ge’ye büyük bir önem vererek mühendislik odaklı bir çalışma prensibine sahip. Şirketin çalışanlarının büyük bir kısmı mühendislerden oluşuyor ve bu da inovasyon ve gelişen teknolojilere katkı sağlıyor.

Baibars, Mersin’de aylık 100 İHA üretimine başladı.

Baibars CEO’su Çağlayan Erguvan, şirketin döner kanatlı İHA’lardaki tecrübelerine dikkat çekerek, otonom tarım dronlarında yüzde 60 yerliliğe ulaştıklarını ve bu sayede çiftçilerin girdi maliyetlerini azaltarak rekabet güçlerini artırdıklarını belirtti. Ayrıca, Cesur isimli yangın müdahale dronlarının Türkiye ve Avrupa’daki itfaiyecilere destek olduğuna da vurgu yaptı. Şirketin portföyünde Cesur’un yanı sıra Dost (kablolu aydınlatma İHA’sı), Boran (taktiksel ikmal İHA’sı) ve CT33s ile CT50s (otonom tarım dronları) gibi çeşitli İHA modelleri bulunuyor.

Baibars, ihracat odaklı sürdürülebilir bir büyüme hedefliyor ve Türk İHA’larının uluslararası alanda giderek daha fazla başarı elde ettiğini belirtiyor. Şirketin bu yeni tesisle çiftçiler ve itfaiyeciler için önemli bir destek sağlamayı sürdürmeyi planladığı ifade ediliyor.

Golf sahaları, güneş enerjisi santrallerinden daha fazla yer kaplıyor!

Bu çalışma, arazi kullanımının verimliliği konusunda önemli bir tartışma başlatıyor. Golf sahalarının, özellikle yenilenebilir enerji kapasitesine kıyasla oldukça geniş alanlar kapladığını ortaya koyan araştırma, gelecekte bu alanların daha sürdürülebilir kullanımına dair yeni fikirleri gündeme getirebilir. Dünya genelinde 38.000’den fazla golf sahası bulunurken, bunların %80’i yalnızca 10 ülkede yoğunlaşmış durumda.

Golf sahaları, güneş enerjisi santrallerinden daha fazla alana sahip

ABD, 16.000 saha ile başı çekerken, İngiltere ve Japonya gibi ülkeler de önemli bir paya sahip. Çalışmanın en dikkat çeken noktalarından biri, bu sahaların yalnızca %25 ila %75’inin güneş enerjisi panelleriyle değerlendirilmesi halinde 281 GW ile 842 GW arasında ek kapasite sağlanabileceği. Bu rakam, mevcut kurulu güneş kapasitesinden bile daha yüksek.

Golf sahalarının çevresel etkileri de göz ardı edilemeyecek boyutta. Bu sahalar, büyük ölçekte su tüketimi ve kimyasal kullanım gerektirdiği için doğaya zarar verebiliyor. Araştırmacılar, golf sahalarının tamamen kaldırılmasını savunmasa da, bu arazilerin çok daha geniş bir kesime fayda sağlayabilecek şekilde değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyorlar. Özellikle güneş panellerinin rüzgar türbinlerine kıyasla daha az yer kaplaması ve yüksek enerji verimliliği sağlaması, arazi kullanımı açısından yenilenebilir enerji yatırımlarının daha cazip hale gelmesini sağlayabilir.

Sonuç olarak, araştırma, mevcut arazi kullanımına dair bir perspektif sunarak, enerji ihtiyacının giderek arttığı dünyamızda daha sürdürülebilir çözümler geliştirilmesi gerektiğine işaret ediyor. Golf sahalarının yalnızca küçük bir kesime hizmet ettiği göz önüne alındığında, yenilenebilir enerji yatırımları için bu tür geniş arazilerin daha etkin kullanılabileceği fikri giderek daha fazla önem kazanabilir.

İçerik üreticileri ve turizm sektörünü buluşturan yeni platform

0

İçerik üreticileri ve turizm sektöründeki markaları barter iş birliğinde bir araya getiren yerli girişim Stay Loop, Stay Influence’ın 9 yıllık tecrübesiyle hayata geçirildi. Platform, sık seyahat eden influencer’ların ulaşım, konaklama ve restoran gibi seyahat süreçlerinde ihtiyaç duyduğu hizmetleri, iş birlikleri aracılığıyla elde etmelerine imkan tanıyor.

Dijital dünyada markalar, hedef kitlelerine ulaşmak için içerik üreticileri ile iş birlikleri yapmayı tercih ediyor. Bu iş birlikleri, hem maliyet hem de zaman açısından avantaj sağlıyor.

Ancak sık seyahat eden içerik üreticileri için, genellikle kendi ülkelerindeki markalarla çalışma imkanlarıyla sınırlı kalmak bir dezavantaj oluşturuyor. Stay Loop, bu noktada devreye girerek içerik üreticilerinin seyahat ettikleri destinasyonlardaki markalarla iş birliği yapabilmelerini sağlıyor. Platform, markaların hedef kitlesi olan ülkelerden gelen influencer’ları görmesini ve doğrudan iletişime geçerek hizmetlerini tanıtmalarını mümkün kılıyor.

Stay Loop, kullanıcı dostu bir yapıya sahip. Platforma içerik üreticisi veya marka olarak kayıt olmak mümkün. İçerik üreticileri, planladıkları seyahatleri profillerine ekleyerek markaların kendileriyle iletişime geçmesini sağlayabiliyor.

Aynı şekilde markalar da platform üzerinden içerik üreticilerinin profillerini görüntüleyerek doğrudan iş birliği teklifinde bulunabiliyorlar. Ayrıca, markalar içerik üreticilerini bulundukları destinasyonlara gelmeleri için davet edebiliyor.

Test sürecini başarıyla tamamlayan Stay Loop, platforma ilk kayıt olan ve bekleme listesine alınan marka ve içerik üreticilerinin kullanımına açıldı. Barter iş modeline yeni bir yaklaşım getiren girişim, sunduğu mevcut özellikler ve gelecekte ekleyeceği yeniliklerle markalar ve içerik üreticileri için önemli bir platform olma yolunda ilerliyor.

Amazon Web Services, ilk kuantum bilgi işlem çipini geliştirdi

0

Amazon Web Services (AWS), kuantum hata düzeltme maliyetlerini yüzde 90’a kadar azaltabilen birinci nesil kuantum bilgi işlem çipi Ocelot’u tanıttı. California Teknoloji Enstitüsü AWS Kuantum Bilgi İşlem Merkezi tarafından geliştirilen bu çip, hata toleranslı kuantum bilgisayarların geliştirilmesi amacıyla üretildi.

Kuantum bilgisayarlar, klasik bilgisayarlardan farklı olarak hesaplama işlemlerini bitler yerine kuantum bitleri (kübitler) ile gerçekleştiriyor. Kübitler, aynı anda hem 1 hem de 0 değerini taşıyabilen kuantum süperpozisyon özelliğine sahip olup, karmaşık problemlerin çözümünde kullanılıyor.

Ancak kuantum bilgisayarların çevresel faktörlere karşı hassasiyeti nedeniyle hata oranları yüksek olabiliyor. AWS’in geliştirdiği Ocelot çipi, bu hataları minimize etmek için yeni nesil kuantum hata düzeltme yöntemleri kullanıyor.

Ocelot, AWS’in kuantum hata düzeltmeyi daha verimli hale getirmek amacıyla geliştirdiği bir mimariye sahip. Geleneksel yöntemlere kıyasla hata düzeltme için gereken kaynakları 5 ila 10 kat azaltabilme potansiyeline sahip olan çip, kedi kübitleri adı verilen özel bir kübit teknolojisini kullanıyor.

Kedi kübitleri, belirli hata türlerini bastırarak kuantum hata düzeltmesini basitleştiriyor ve kaynak tüketimini düşürüyor. AWS, bu teknoloji ile kuantum bilgisayarların büyük ölçekli üretimi için mikroçip entegrasyonunun mümkün olduğunu gösterdi.

Ocelot çipi, iki entegre silikon mikroçipten oluşuyor ve her biri yaklaşık 1 cm² büyüklüğünde. Çipler, kuantum devresi elemanlarını içeren süper iletken malzeme katmanlarına sahip.

14 temel bileşenden oluşan devre yapısı, 5 kedi kübiti, 5 tampon devre ve 4 hata tespit kübitini içeriyor. Ocelot’un bilgi işlemi için kullandığı osilatörler, Tantal adı verilen süper iletken ince film bir malzemeden üretildi. AWS malzeme bilimcileri, osilatörlerin performansını artırmak için özel bir üretim yöntemi geliştirdi.

AWS Kuantum Donanımı Başkanı Oskar Painter, Ocelot’un kuantum bilgisayarlar için hata düzeltme işlemlerini verimli bir şekilde gerçekleştirdiğini belirtti. Painter, “Pratik kuantum bilgisayarlar geliştirmek için hata düzeltmenin temel bir gereklilik olduğunu düşünüyoruz ve Ocelot bu konuda ilerleme sağlıyor.” dedi.

Ocelot’un hata düzeltme işlemlerini verimli bir şekilde gerçekleştirdiğini kanıtlamak amacıyla gerçekleştirilen deneylerde, çipin mantıksal kübit düzeyinde bilgiyi uzun süre saklayabildiği gözlemlendi.

AWS Uygulamalı Bilimler Direktörü Fernando Brandao, kuantum hata düzeltmenin başarılı olması için fiziksel kübitlerin sürekli olarak iyileştirilmesi gerektiğini ifade etti. Brandao, “Geleneksel üretim yöntemleriyle sınırlı kalamayız. Daha az kusurlu malzemeleri bir araya getirerek daha dayanıklı üretim süreçleri geliştirmemiz gerekiyor.” dedi.

Ocelot’un pratik kuantum bilgi işlem teknolojisine geçiş sürecinde kullanılması hedefleniyor. Ancak, AWS yetkilileri, bu çipin hala bir laboratuvar prototipi olduğunu ve tam ölçekli kuantum bilgisayarlara ulaşmadan önce birçok mühendislik zorluğunun aşılması gerektiğini belirtiyor. AWS, temel araştırmalara ve akademik iş birliklerine yatırım yaparak kuantum bilgi işlem teknolojisini geliştirmeye devam edeceğini açıkladı.

Çin’de Nvidia H20 siparişleri yükselişe geçti! Peki neden?

Çin’de Nvidia’nın H20 çiplerine olan talep, DeepSeek’in düşük maliyetli yapay zeka modellerine olan ilginin artmasıyla büyük bir yükseliş gösterdi. Çinli teknoloji devleri Tencent, Alibaba ve ByteDance, DeepSeek’in gelişmiş yapay zeka modellerini desteklemek için Nvidia’nın H20 çiplerini büyük miktarlarda sipariş etmeye başladı. Bu gelişme, DeepSeek’in pazara girişiyle Nvidia’nın Çin’deki satışlarının azalacağı yönündeki endişeleri boşa çıkardı ve aksine, Nvidia’nın pazar hakimiyetini pekiştirdi.

Çin’de Nvidia H20 siparişleri yükseliş eğiliminde

DeepSeek’in yapay zeka modelleri, özellikle “çıkarım” (inference) odaklı çalıştığı için, ham işlem gücünden çok verimliliğe dayanıyor. Bu durum, yapay zeka tabanlı hizmetleri daha uygun maliyetle sunmayı mümkün kılıyor ve Çin’deki birçok teknoloji firmasının ilgisini çekiyor. Çin’de büyük şirketler yalnızca kendi yapay zeka altyapılarını güçlendirmekle kalmayıp, aynı zamanda bulut bilişim hizmetleri üzerinden daha küçük ölçekli firmalara da bu çözümleri sunuyor. Böylece, DeepSeek’in sunduğu yapay zeka teknolojileri sağlık ve eğitim gibi sektörlerde de yaygınlaşmaya başlıyor.

DeepSeek eğitim

Nvidia’nın H20 çipi, ABD’nin ihracat kısıtlamaları nedeniyle Çin’e satılabilen en güçlü yapay zeka çipi olarak öne çıkıyor. 2024 yılında Nvidia’nın 1 milyon adet H20 çipi sevk ettiği ve bu satışlardan 12 milyar doların üzerinde gelir elde ettiği tahmin ediliyor. ABD yönetiminin, Nvidia’nın Çin’e çip satışını daha da kısıtlamayı düşündüğü konuşulurken, şu an için H20 çipi Çin pazarındaki en önemli yapay zeka işlemcisi konumunda. Çinli üreticiler, DeepSeek’in geliştirdiği yapay zeka modelleriyle pazarda rekabet gücünü artırmayı hedeflese de, Nvidia’nın H20 ile liderliğini sürdürdüğü görülüyor.

DeepSeek’in piyasaya sürülmesiyle bazı analistler, bilgi işlem gücüne olan talebin azalabileceğini öne sürmüştü, ancak tam tersi bir durum yaşanıyor. Yapay zekanın günlük hayatın daha fazla alanına entegre edilmesiyle birlikte, çıkarım işlemlerine olan talep giderek artıyor. Bu da Nvidia’nın çip satışlarını güçlü bir şekilde sürdürmesine olanak tanıyor.

Türkiye, son model Eurofighter Typhoon satın alabilir!

Türkiye’nin Eurofighter Typhoon Tranche 4 modelini tedarik etmeye yönelik görüşmelerde son aşamaya gelindiğine dair haberler, ülkenin hava kuvvetleri modernizasyon stratejisi açısından büyük önem taşıyor. Eurofighter Typhoon, İngiltere, Almanya, İspanya ve İtalya ortaklığında geliştirilen ve Avrupa’nın en gelişmiş savaş uçakları arasında yer alan bir platform olarak öne çıkıyor. Türkiye’nin daha önce gündeme gelen Tranche 1 modelinden ziyade, en yeni varyant olan Tranche 4’ü almayı tercih etmesi, ülkenin hava gücünü daha ileri bir seviyeye taşımayı hedeflediğini gösteriyor. Tranche 4, gelişmiş radar sistemleri, daha güçlü aviyonikleri ve modernize edilmiş silah entegrasyonlarıyla dikkat çekerken, 5. nesil savaş uçaklarına yaklaşan kabiliyetler sunuyor. Türkiye’nin tedarik edeceği 40 adet Eurofighter Typhoon’un teslimatlarının 2028’den önce başlayabileceği belirtilirken, bu sürecin hızlandırılmasının mümkün olup olmadığı konusunda İngiltere ile temaslar sürüyor.

Türkiye, son model Eurofighter Typhoon alımı yapabilir

Türkiye’nin Eurofighter alımıyla ilgili olarak İngiltere ile yürütülen müzakereler, sadece savaş uçaklarıyla sınırlı kalmayıp daha geniş çaplı bir savunma iş birliği çerçevesinde değerlendiriliyor. Türk Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu liderliğindeki heyetin geçtiğimiz hafta İngiltere’ye yaptığı kritik ziyaret, bu sürecin önemini gösteriyor. İngiltere Kraliyet Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Sir Richard Knighton ile yapılan görüşmelerde, Eurofighter tedarik sürecinin yanı sıra Türkiye’nin yerli savaş uçağı KAAN’ın geliştirilmesi, askeri nakliye uçaklarının temini ve savunma sanayii alanındaki ortak projeler de ele alındı. Özellikle İngiltere’nin son dönemde Baykar Teknoloji ve diğer Türk savunma sanayii firmalarıyla yakın temas içinde olması, Türkiye’nin bu alandaki kabiliyetlerini Avrupa pazarına entegre etme stratejisinin bir parçası olarak görülüyor.

Türkiye’nin hava kuvvetleri modernizasyon planı, üç farklı savaş uçağı platformunun entegrasyonunu içeriyor. Eurofighter Typhoon Tranche 4’ün yanı sıra, ABD’den tedarik edilmesi planlanan 40 adet F-16 Block 70 ve yerli üretim KAAN savaş uçağı, Türkiye’nin gelecekteki hava savunma mimarisinin temel taşlarını oluşturuyor. F-16 Block 70’in tedarik sürecinde yaşanan gecikmeler, Türkiye’yi alternatif çözümler aramaya yöneltirken, Eurofighter’ın ABD üretimi F-16’lardan daha erken teslim edilme ihtimali dikkat çekiyor. Ayrıca, F-35 programından çıkarılmasına rağmen Türkiye’nin bu projeye yeniden dahil olma ihtimali de zaman zaman gündeme geliyor.

Eurofighter Typhoon Tranche 4 ile birlikte gelecek olan Meteor hava-hava füzeleri, Türkiye’nin uzun menzilli hava muharebesi kabiliyetini ciddi şekilde artıracak. Meteor füzeleri, AIM-120 AMRAAM füzelerine kıyasla daha yüksek menzil ve daha gelişmiş hedefleme sistemleri sunuyor. Bu bağlamda, ABD’den alınacak F-16 Block 70’lerle birlikte teslim edilecek AMRAAM AIM-120C-8 füzeleriyle birlikte Türk Hava Kuvvetleri, hava-hava angajmanlarında çok daha etkili bir kapasiteye sahip olacak. Aynı zamanda, ROKETSAN tarafından geliştirilen yerli mühimmat sistemlerinin Eurofighter Typhoon’a entegre edilip edilemeyeceği konusu da merak ediliyor. Bu entegrasyon gerçekleşirse, Türkiye’nin savunma sanayii ürünlerinin Avrupa pazarında daha fazla yer bulması da mümkün olabilir.

Öte yandan, Türkiye’nin İngiltere’den 12 adet Lockheed Martin üretimi C-130 Super Hercules askeri nakliye uçağı tedarik etmeye yönelik görüşmeleri de devam ediyor. C-130 Super Hercules, geniş operasyonel kabiliyetiyle öne çıkan bir platform olup, özellikle taktiksel hava taşımacılığı ve lojistik destek görevlerinde etkin şekilde kullanılıyor. Türk Hava Kuvvetleri’nin bu uçakları tedarik etmesi, lojistik kapasitesini artırarak uzun menzilli hava operasyonlarında daha güçlü bir altyapı oluşturmasını sağlayacak. Bu sürecin olumlu ilerlediği ve kısa süre içinde resmi duyuruların yapılabileceği belirtiliyor.

Türkiye’nin Avrupa ile savunma sanayii alanında giderek artan iş birliği, genel stratejik denklemin önemli bir parçası haline geliyor. İngiltere’nin Eurofighter tedarik sürecine yönelik olumlu yaklaşımı, Türkiye’nin savunma sanayii alanındaki uluslararası konumunu güçlendiren bir etken olarak görülüyor. Türkiye’nin son dönemde İtalya’dan Piaggio Aerospace’i satın alması, İspanya ile savunma iş birliklerini artırması ve İngiltere ile yürüttüğü temaslar, Avrupa merkezli savunma projelerine daha fazla dahil olma niyetini gösteriyor. Airbus CEO’su Guillaume Faury’nin Avrupa’nın savunma sanayiinde ABD’ye karşı daha güçlü bir konum elde etmek için iş birliklerini artırması gerektiğine dair açıklamaları, bu sürecin daha da derinleşebileceğini işaret ediyor. Özellikle Thales ve Leonardo gibi büyük Avrupa savunma şirketleriyle yürütülen görüşmeler, Türkiye’nin uzun vadede Avrupa merkezli projelerde daha aktif bir rol oynayabileceğini gösteriyor.

Sonuç olarak, Türkiye’nin Eurofighter Typhoon Tranche 4 tedariki, yalnızca hava kuvvetlerinin güçlendirilmesi açısından değil, aynı zamanda Avrupa ile savunma sanayi iş birliklerinin derinleştirilmesi açısından da büyük önem taşıyor. Eurofighter’ın yanı sıra F-16 Block 70, KAAN ve uzun vadede F-35 gibi platformlarla birlikte şekillenecek olan yeni hava gücü konsepti, Türkiye’yi bölgesel havacılık ve savunma alanında daha stratejik bir konuma taşıyacak gibi görünüyor.

ElevenLabs, konuşmaları metne döken AI modeli Scribe’ı tanıttı!

3,3 milyar dolar değerlemeye ulaşan ElevenLabs, Scribe adını verdiği bağımsız modelini piyasaya sürdü.

ElevenLabs, 99’dan fazla dili destekleyen Scribe modeliyle, Google Gemini 2.0 Flash ve OpenAI’nin Whisper Large V3 modellerini çeşitli testlerde geride bıraktığını iddia ediyor. Şirket, özellikle 25 dilde modelin kelime hata oranını %5’in altında tutarak mükemmel doğruluk sağladığını belirtiyor. İngilizce için doğruluk oranı %97 olarak açıklanırken, Fransızca, Almanca, Hintçe, Endonezce, Japonca, Kannada, Malayalam, Lehçe, Portekizce, İspanyolca ve Vietnamca gibi diller de yüksek doğruluk kategorisinde yer alıyor.

Diğer diller ise yüksek doğruluk (5-10% hata oranı), iyi doğruluk (10-20% hata oranı) ve orta doğruluk (25-50% hata oranı) şeklinde kategorilere ayrılmış durumda.

ElevenLabs CEO’su Mati Staniszewski, bu modelin geliştirilme süreciyle ilgili şunları söyledi:

“Konuşmada ne söylendiğini daha iyi anlamak istiyoruz. Yapay zeka artık yalnızca içerik üretmekten çıkıp konuşmayı anlamalı ve doğru şekilde metne dökebilmeli. Birçok kişi konuşmadan metne dönüştürmenin artık çözüldüğünü düşünüyor, ancak pek çok dilde bu teknoloji hâlâ yetersiz. Biz, verileri kendi ekibimizle etiketleyerek ve hızlı geri bildirim alarak daha iyi modeller geliştirebiliriz.”

Scribe’ın öne çıkan özellikleri

Scribe modeli yalnızca konuşmayı metne dönüştürmekle kalmıyor, aynı zamanda akıllı konuşmacı ayrımı (diarization) yaparak kimlerin konuştuğunu belirleyebiliyor. Ayrıca, kelime bazında zaman damgaları ekleyerek altyazılar için yüksek doğruluk sağlıyor ve gülme, alkış gibi ses olaylarını otomatik olarak etiketleyebiliyor.

Şirket, bu özelliklerle video içeriklerin otomatik altyazıya çevrilmesini de kolaylaştırmayı amaçlıyor. Ancak, şu an için Scribe yalnızca önceden kaydedilmiş sesler üzerinde çalışıyor. Gerçek zamanlı konuşma algılama sürümü ise yakında piyasaya sürülecek.

Fiyatlandırma ve rekabet

ElevenLabs, Scribe için saatlik 0,40 dolar ücret belirledi. Bu rakam piyasadaki rakiplerinden bazılarına kıyasla rekabetçi olsa da, daha düşük fiyatlarla hizmet sunan alternatifler de bulunuyor. Şirket, kaliteli transkripsiyon hizmetiyle pazarda fark yaratmayı hedefliyor.

Scribe, Gladia, Speechmatics, AssemblyAI, Deepgram ve OpenAI’nin Whisper modelleriyle doğrudan rekabet edecek. Yapay zeka destekli konuşmadan metne dönüştürme alanında büyük bir yarış başlarken, ElevenLabs’ın bu pazardaki başarısı merakla bekleniyor.

Sosyal medya ile Türk saç sanatı dünya sahnesinde

0

Türk saç sanatını dünya sahnesine taşıyan Kadir Alkan ve Ahmet Çoban, sosyal medyanın etkileyici gücünü arkasına alarak Dubai’de gerçekleştirilen büyük bir etkinlikte Türkiye’yi temsil etti. Wella Professionals iş birliğiyle, Sassoon Akademisi’nin en prestijli renk ve kesim uzmanlarıyla birlikte sahneye çıkan ikili, sanatsal yetenekleri ve sosyal medyadaki etkinlikleriyle öne çıktı.

Sosyal medyada Türkiye’nin saç sanatına global ilgi!

Sanat ve moda sektörlerinde sosyal medya platformları, global ölçekte tanınırlık kazanmanın en etkili yollarından biri haline geldi. Ahmet Çoban ve Kadir Alkan, Instagram, YouTube ve TikTok gibi kanalları kullanarak saç sanatını ve mesleki deneyimlerini geniş kitlelere ulaştırıyor. Dubai’de sahneye çıkmadan önce ve etkinlik sırasında yapılan paylaşımları da sektör profesyonelleri ve saç sanatına ilgi duyan takipçiler tarafından yoğun ilgi gördü.

Türk kuaförlük sektörü geleneksel ve modern teknikleri birleştirerek farklı bir tarz sunuyor. Ahmet Çoban ve Kadir Alkan da bu bilgi birikimini dijital ortama taşıyarak uluslararası alanda adlarını duyurdu. Sosyal medya üzerinden yapılan paylaşımlar, etkinlikten önce ve sonra geniş bir kitleye ulaştı. Etkinlik sırasında yapılan yayınlar da dünyanın farklı noktalarındaki takipçileri tarafından takip edildi.

Etkinlik sonrası yaptıkları açıklamada Alkan ve Çoban, sosyal medyanın meslekleri üzerindeki etkisini vurgulayarak patentli metotlarını dünya genelindeki meslektaşlarıyla paylaştıklarını belirtti. Sosyal medyanın etkisiyle mesleki bilgi akışının daha geniş kitlelere ulaşmasını sağladıklarını ifade ettiler. Kadir Alkan ve Ahmet Çoban, Dubai’deki etkinliğin ardından yeni projeler üzerinde çalışmalarını sürdürüyor.

Kadir Alkan ve Ahmet Çoban sonrasında şu açıklamalarda bulundu:

“Türk saç sanatını global arenada sergilemek her zaman en büyük tutkularımızdan biri oldu. Şimdi, Wella Professionals iş birliğiyle Sassoon Akademisi’nin usta isimleriyle birlikte Dubai’de sahneye çıkmak, ülkemizin yeteneklerini dünyaya tanıtmak anlamına geliyor.

Bu yolculuk sadece bizim değil, Türkiye’nin yeteneklerini dünyaya tanıtma yolculuğu. Hep birlikte ülkemizi en iyi şekilde temsil etmeye devam edeceğiz. İkimiz de patentli metotlara sahip kuaförleriz.

Bu metotları dünyadaki tüm meslektaşlarımızla paylaşıp, Türk kuaförlüğünün trendleri belirleyen otorite bir ülke olmasını hayal ediyoruz. Bizi takipte kalın, çünkü bu sadece başlangıç. Yeni projeler ve uluslararası sahnelerdeki başarılar için çalışmalarımıza devam edeceğiz.